Çocuk Yaşamında İlk 1000 Günün Önemi

içerik

İlk 1000 gün hayatımızı şekillendiriyor

Çocuk Yaşamında İlk 1000 Günün Önemi

İnsan yaşamında ilk 1000 günün önemine dikkat çekmek ve bu hayati konuda çok daha bilinçli bir toplum yaratmak amacıyla her yıl Nisan ayında gerçekleştirilen “Geleceğin Ayak İzleri – İlk 1000 Gün Zirvesi”nin 2’ncisi düzenlendi.

Yoğun katılımla gerçekleşen zirvede, uzman konuşmacıların katılımıyla aşıların değeri, önemi ve aşı takvimi, anne sütünün önemi ve ek gıdalara geçiş süreci, anne bebek beslenmesi, bebek bakımı ve hijyen, ebeveynlerin fiziksel ve ruhsal sağlığı konularını ele alan geniş bir perspektifle anne ve bebek sağlığı mercek altına alındı.

Sosyal medyada 3 milyon etkileşim gerçekleştiren zirve, online canlı yayında 15bini aşkın kişi tarafından izlendi. Zirve Başkanı Şebnem Öğredik Çavuşoğlu, sorularımı yanıtladı.

İnsan yaşamında ilk 1000 günün önemi nedir?
Hamileliğin ilk gününden bebeğin 2 yaşına kadar olan dönemine “ilk 1000 gün” diyoruz. İlk 1000 günde bebekler hiçbir dönemde olmadığı kadar hızlı büyür ve zihinsel kapasitelerinin önemli bir kısmına ulaşır.

Hayatın ilk 1000 gününde, uzun dönemde çocuğun hatta erişkinin sağlığını etkileyen bazı durumları engellemek veya azaltmak mümkündür. Bu dönemde gebelik ve doğum sonrası bebeğin beslenmesi, bebeğin fiziksel, ruhsal, zihinsel ve motor gelişimi çok önemli.

İlk 1000 Gün konusunda özellikle ebeveynlerin son derece bilinçli ve duyarlı olması gerekiyor. Çünkü İlk 1000 gün birçok bakımdan hayati önem taşıyor.

Mottomuz ‘gelecekten sorumluyum’.

İnsan hayatının İlk 1000 gününde fayda yaratmayı misyon edinmiş olan, ulaşabildiğimiz, bize ulaşabilen her markayı, kurumu ve kuruluşu İlk 1000 Gün Zirvesi ile buluşturabilmek ve her geçen gün bu proje ile sesimizi daha çok kişiye duyurmak ve daha fazla yaşama dokunmak için çıktığımız bu yolda, amacımız İlk 1000 gün kavramının toplumsal olarak benimsenmesi. Çünkü inanıyoruz ki, daha güzel yarınlar ve sürdürülebilir sağlıklı bir gelecek için öncelikle insan hayatının bu döneminde bir bebeğin yaşamına dokunan herkesin üzerine düşen bir sorumluluğu var. Sağlıklı nesillerin geleceği için ben ‘gelecekten sorumluyum’. Hepimiz sorumluyuz.

Toplumumuzun mental ve bedensel refahı yüksek bireylerden oluşumuna katkıda bulunmak adına yola çıktığımız Gelecekten Sorumluyum Platformu olarak, çalışmalarımızı bu yönde sürdürürken, toplumun bu ihtiyacını farkeden gelecek vizyonu ve toplumsal sorumluluğu olan kişilerin, markaların, kurum ve sivil toplum kuruluşlarının ortaya koyduğu projelerin ve ayırdığı kaynakların çok ciddi bir potansiyel olduğunu keşfettik. En iyiyi ortaya koymak için bu platformda dünyadaki örneklerinden ilham aldık ve global markalar, vizyoner kişiler ve sosyal değişim bilinci olan kurumların katkılarını önemsedik ve önemsemeye devam edeceğiz.

Neden böyle bir toplantı yapıyorsunuz?

Anne olduğum ilk günden itibaren, farkında olduğum ve içimde burukluk yaratan en önemli şey, kendi küçük dünyam dışında, dokunamadığım yerlerde bir şeylerin hep ters gidiyor olduğuydu.

Görmezden gelmek, şikayet etmek, bir şeyler yapmaktan vazgeçmek ya da kabullenmek yerine, bir deniz yıldızı yaratmak ve bu deniz yıldızını denize kavuşturmak gerekliliğinin benim için bir sorumluluk olduğunu ve bu sorumluluğu hayata geçirmek için derin bir tutku duyduğumu farkettim.

Geleceğin Ayak İzleri – İlk 1000 Zirvesi böyle bir sorumluluğun tutkuya dönüşme hali aslında. Kendi iç yolculuğumda bunun yaşam amacım olduğunu keşfetmem, bu keşfimi projelendirmem ve bu projeyi hayata geçirmemle doğdu.

Bir anne olarak kendi çocuğum için en iyisini düşünür, planlar ve hayata geçirirken, kızım Alara dışında dokunabildiğim her çocuğun hayatını değiştirmek için “İlk 1000 Gün”de yaşadığı her şeyin sonraki yaşantısında etkisi olduğunu ebeveynlere, günde birden fazla bebeğe ulaşan profesyonellere ve aslında toplumun tümüne anlatarak yola çıkmaya karar verdim.

Zirveyi annelere annelik serüveninde yalnız olmadıklarını hissettirmek ve daha bilinçli bir annelik dönemi yaşamalarına destek olmak. Alanında uzman kişilerden öğrenilmesi gereken bilgilerle, bireylerin ilk 1000 günü daha güvenli yaşamalarına olanak sağlamak.

Ebeveynler, uzmanlar, markalar, kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirerek ilk 1000 gün dönemindeki anne ve bebek sağlığına dikkat çekmek. İlk 1000 günün önemi hakkında farkındalık yaratan kişi ve kurumları ödüllendirmek amacıyla düzenliyoruz.

Kimler katılıyor?

İlk 1000 Gün Zirvesi ebevenyler, meslekleri gereği anne ve bebeklerle ilgilenen profesyoneller, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri, etkileşimi yüksek sosyal medya kullanıcıları ve medya mensuplarına yönelik bilgilendirme amaçlı bir sosyal sorumluluk projesi olarak hayata geçiriliyor. Zirvenin katılımcılarını da bu kesimler oluşturuyor.

Konuşmaları ve konuları neye göre belirliyorsunuz? Her yılın farklı konsepti var mı?
İçeriği her yıl daha geliştirerek ve zenginleştirerek oluşturuyoruz.

Bu yılki zirvemizde uzman konuşmacıların katılımıyla aşıların değeri, önemi ve aşı takvimi, anne sütünün önemi ve ek gıdalara geçiş süreci, anne bebek beslenmesi, bebek bakımı ve hijyen, ebeveynlerin fiziksel ve ruhsal sağlığı konularını ele alan geniş bir perspektifle anne ve bebek sağlığı mercek altına alındı.

Toplantıda aşılar ve anne bebek beslenmesi ile ilgili özellikle dikkat çektiğiniz noktalar nelerdir?
Bu önemli konular hakkında uzmanların katılımıyla bilimsel oturumlar, paneller düzenledik. Uzmanlarımız program akışı içinde gün boyunca sunumlarını gerçekleştirerek bilgilendirme yaptılar.

Haber: Esra Öz

Источник: https://www.kidsgourmet.com.tr/ilk-1000-gun-hayatimizi-sekillendiriyor/

İlk 1000 Gün Çocuk Yaşamının Önemi

Çocuk Yaşamında İlk 1000 Günün Önemi

Hiç hareketleri duydun mu ölçeklendirmek beslenme? Ölçeklendirme beslenme Dünyadaki 57 ülke tarafından, tüm insanların iyi beslenmeyi ve iyi beslenmeyi hak ettiği ilkesine dayanarak, çeşitli yetersiz beslenme türlerini ortadan kaldırmak amacıyla yapılan bir harekettir. Bu hareket devlet, topluluk kurumları, Birleşmiş Milletler, girişimciler, bilim adamları ve çeşitli toplum katmanlarının ortak hareketidir.

Hareketin odak ölçeklendirmek beslenme yetersiz beslenme sayısını azaltmak için yaşamın ilk 1000 gününde ihtiyaçların karşılanmasıdır. Şu anda üç çocuktan biri yetersiz besleniyor. Çocuklarda ortaya çıkan yetersiz beslenmenin etkisi sadece çocukluk döneminde sürmeyecek, aynı zamanda yetişkinliğe etki etmeye devam edecektir.

Çocuğun erişkin hale gelinceye kadar çocuğu tarafından taşınmaya devam edecek malnütrisyonun etkilerinden biri bodur veya kısadır. Dublör, çocuklar ortalama yaşlarından daha kısa olduğunda meydana gelir.

Sadece fiziksel olarak bodur çocuklar üzerinde bir etkisi olmamakla birlikte, genellikle arkadaşlarıyla karşılaştırıldığında daha düşük olan zekayla da ilişkilidir.

Yetersiz beslenme sayısını azaltmak neden bu kadar önemli?

Kötü beslenmenin azaltılması çeşitli açılardan olumlu bir etkiye sahip olabilir. Yetersiz beslenen çocuklar aynı zamanda yetersiz beslenen anneler olma eğilimindedir ve daha sonra yetersiz beslenen çocukları doğurur. Bu döngü beslenme ve sağlıkta iyileşme olmadıkça gerçekleşmeye devam edecektir.

Ayrıca, yetersiz beslenen çocuklar daha kolay hastalanma eğilimindedir ve gelecekte kalp hastalığı, diyabet ve belirli kanser türleri gibi sağlık sorunları yaşarlar.

Bazı ekonomistler, sağlık açısından sadece faydalı olmakla kalmayıp, çocuklarda yetersiz beslenmenin başarıyla ortadan kaldırılması durumunda ortaya çıkacak etkileri de hesaba katarlar;

  • Çocuk ölümlerinin azaltılması, yılda ölen çocuk sayısının üçte birinden fazladır.
  • Geliri% 5-50 oranında artır.
  • İyi beslenen çocukların, yetersiz beslenen çocuklara kıyasla yoksulluk yaşamaması% 33 daha fazla

Bazı önemli hususlar da hedeflenmiştir ölçeklendirmek beslenme yani, iyi ve doğru olan özel emzirme ve tamamlayıcı gıdaları, gıda takviyesini, demir, vitamin ve mineraller gibi mikro besinlerin takviye edilmesini ve yetersiz beslenme ve yetersiz beslenmekten muzdarip olanlara etkili bakımın mobilize edilmesi.

Bir çocuğun hayatının ilk 1000 gününe neden dikkat etmek zorundayız?

Tarafından taşınan hareketlerden biri ölçeklendirmek beslenme yaşamın ilk 1000 günü boyunca çocukların ihtiyaçlarını karşılar.

Yaşamın ilk 1000 günü aynı zamanda fırsat penceresi, Neden 1000 gün olmak zorunda? Çünkü 1000 gün boyunca çocukların altın çağlarında olduklarına inanılıyordu.

Yaşamın ilk 1000 günü boyunca iyi beslenmenin sağlanması, çocuğun büyümesini ve daha iyi öğrenmesini sağlar.

Yaşamın ilk 1000 günü, ilk doğum gününden başlayarak hesaplanır ve daha sonra çocuk 2 yaşına gelene kadar embriyolar oluşur. Hamilelikte çocuğun yaşamının ilk yıllarına kadar beslenme yeterliliği, bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olmak için beyin fonksiyonlarını şekillendirmede rol oynar. Ayrıca, yaşamın ilk 1000 gününde çocuğun geleceğinin nasıl olacağı belirlendi.

Çocukların 22 aylık zeka gelişimi puanlarının incelenmesinin sonuçları, 26 yaşındaki çocuğun akademik becerilerinin nasıl olduğunu tahmin etmek için doğru bir gösterge olarak kullanılabilir.

Ayrıca, bebek doğduğunda beynin sadece% 25'i gelişir. Ancak, 3 yaşına geldiğinde bu beyin gelişimi% 80 arttı.

Yaşamın ilk 1000 günü boyunca çocukların hızlı büyümesi, doğru beslenmenin gerçekleşmesiyle desteklenmelidir.

Hamilelik sırasında

  • Çocuk gelişim bozukluklarını önlemek için, hamile kaldığınızdan beri beslenme ihtiyaçlarınızı karşılayın. Örneğin, gebeliğin ilk üç ayında, hamile kadınların yaklaşık 180 kcal, 20 gram ilave protein, 6 gram yağ ve 25 gram karbonhidrat ilave bir kaloriye ihtiyacı vardır. İkinci ve üçüncü trimesterlerde, ilave 300 kcal kaloriye, 20 grama kadar ilave bir protein, 10 gram yağ ve 40 gram karbonhidrat gerekir.
  • Hamilelikte kan tabletlerini en az 90 tablet tüketmek. Gebe kadınlarda anemi, normal anemiden daha tehlidir çünkü doğum sırasında prematüre bebeklere ve diğer komplikasyonlara neden olabilir.
  • Doğum uzmanı veya ebe ile yapılan rutin kontroller, böylece bir hamilelik problemi tespit edildiğinde derhal tedavi edilebilir.

Bir bebek 6 aya kadar doğarsa

  • Annelere, bir ebe veya doğum prosedürünü zaten bilen ve doğum sürecinde ortaya çıkabilecek komplikasyonlarla nasıl başa çıkacaklarını bilen eğitimli bir doktorda doğum işlemi yapmaları önerilir.
  • Doğumdan hemen sonra Erken Emzirme Girişiminin (IMD) yapılması önerilir.
  • Durum mümkün ise, anneye ilk 6 ay boyunca sadece anne sütü (özel emzirme) vermesi önerilir.
  • Bebeğinizin gelişimini ve gelişimini posyandu veya bir hastaneye düzenli olarak kontrol edin. Bebeği rutin olarak kontrol ederek, çocuğunuzda anormal bir beslenme durumu olup olmadığını öğrenebilir, böylece erken teşhis edilirse tedavi etmenin daha kolay olacağını görebilirsiniz.

6 aydan 2 yıla kadar bebekler

  • Bebeğin yaşı 6 ay geçtikten sonra, anne sütüyle beslenmeye ek olarak, ayrıca anne sütü veya anne sütü için tamamlayıcı yiyecek biçiminde ek yiyecekler de alınmalıdır;
  • Gelecekte çeşitli hastalıkları önlemek için çocuğunuz için aşı ve vitamin tedarikini tamamlayın.

Ayrıca OKUYUN:

  • 7 Bu Süper Yiyecekler Çocukların Beslenmesini Geliştirmede Güçlü
  • Çocuğunuz için yetersiz beslenmenin etkisi
  • 1 yaşındakiler için Yiyecek ve Beslenme ile ilgili olarak

İlk 1000 Gün Çocuk Yaşamının Önemi Rated 5/5 1608 reviews

Источник: https://tr.med-mash.ru/parenting/the-importance-of-the-first-1000-days-of-child-life-815

İlk 1000 Günün Önemi

Çocuk Yaşamında İlk 1000 Günün Önemi

Hayaller Fabrikası tarafından hayata geçirilen Bebek Konferansı'nda DORinsight tarafından Türkiye genelinde annelerle online olarak gerçekleştirilen anket çalışmasının sonuçları açıklandı.

Araştırma anne ve anne adaylarının sadece dörtte birinin “İlk 1000 gün” kavramını bildiğini ortaya koyarken, aşıların önemi, emzirme dönemi, bebeğin güvenliği ve sağlığı konularında katılımcıların tamamına yakınının bilgi sahibi olduğu belirlendi. 

İnsan yaşamının ilk 1000 gününün önemine dikkat çekmek amacıyla Hayaller Fabrikası tarafından hayata geçirilen Bebek Konferansı'nda, Türkiye’nin en büyük izinli veritabanına sahip online araştırma şirketi DORinsight tarafından gerçekleştirilen “Bebeklerde İlk 1000 Gün Araştırması”nın sonuçları açıklandı.

1-14 Mart 2016  tarihleri arasında online olarak yapılan araştırmaya; Türkiye temsili, A-B-C1-C2-D-E sosyo-ekonomik segmente mensup 1619 anne katıldı. Araştırma kapsamında katılımcı annelere ve anne adaylarına bebeklerinin gelişimlerinde hangi faktörlere dikkat ettikleri ve ilk 1000 gün hakkında sorular soruldu.

İlk 1000 gün kavramını 4 anneden biri biliyor

Araştırmada annelere ve anne aaylarına “İlk 1000 gün” kavramını bilip bilmedikleri sorulduğunda, katılımcıların sadece dörtte birinin ilk 1000 gün hakkında bilgi sahibi olduğu belirleniyor “Bilmiyorum” yanıtını veren anneler dışında, ilk 1000 günü katılımcıların %13'ü “Doğumdan sonraki ilk 1000 gün”, %10'u “0-3 yaş arası dönem”, %8'i “Bebeğin sağlıklı gelişmesi için gereken dönem”, %8'i “Anne ve bebeğin beslenmesinin önemi” olarak tanımlıyor. Annelerin sadece %4'ü ilk 1000 günü “Anne karnından iki yaşına kadar olan süre” olarak açıklıyor.

Katılımcıların yüzde 64’ü ise ilk 1000 günde gerekli tavsiyeleri doktorlardan alıyor. Geriye kalanların yüzde 22’si kendi annesi ya da kayınvalidesinden destek alırken, yüzde 14’ü arkadaş, çevre ve internetten yararlanıyor.

İlk 1000 günde günlük bebek harcaması

İlk 1000 günde anneler alışverişlerini %79 oranla mağazalardan yaparken, %19’u internetten alışveriş yapıyor.

Annelerin neredeyse yarısı ilk 1000 günde bebek için harcanan bütçenin günlük 10 TL'ye kadar olduğunu belirtiyor.

Bu bütçenin günlük 10-20 TL arasında olduğunu belirtenlerin oranı üçte bir iken, ilk 1000 gün için günlük 20 TL’den fazla bir bütçe harcandığını belirten annelerin oranı dörtte bir olarak belirleniyor.

Her 10 anneden 3’ü bebeklerini 19-24 ay arası emziriyor

Ankette bebek gelişimi için en önemli gıdanın anne sütü olduğu gerçeğiyle sorulan emzirmeyle ilgili sorunun sonucuna göre annelerin %98'inin bebeklerini emzirdiği, %2'sinin ise hiç emzirmediği ortaya çıkıyor.

Anket sonuçlarına göre %28 oranla anneler bebekleri 19-24 ay arasında emzirmeyi tercih ederken, %22’sinin 13-18 ay arasında emzirmeyi tercih ettiği görülüyor.

7-12 ay arası ve 0-6 ay arası emzirmeyi düşünen annelerin ise %21 ile aynı oranlarda olduğu ortaya çıkıyor.

Ek gıdada annelerin ilk tercihi yoğurt ve peynir

Annelere anne sütüyle birlikte ya da anne sütünü bıraktıktan sonra hangi ek gıdaları tercih ettikleri sorulduğunda, annelerin dörtte birinin ek gıda olarak yoğurt ve peyniri tercih ettiği görülüyor. Ek gıda sıralamasını %18'le çorba, %17 ile sebze ve meyve püresi, %14 ile bebek ve bisküvi maması takip ediyor.

Annelerin çoğunluğu aşıya önem veriyor

Anket çalışması %97 oranla annelerin bebek sağlığı için en önemli unsurlardan biri olan aşılara önem verdiklerini ortaya koyuyor.

Bebeklerine aşı yaptırmanın gerekli olduğunu düşünen annelere “Aşılarını nereden takip ettikleri” sorulduğunda, %45’i aile hekiminden kontrol ettiğini belirtiyor. %35’i çocuk doktorundan takip ettiğini belirtirken, yüzde 8’i kendisinin takip ettiğini dile getiriyor.

Bebeğin aşılarını internet ve aplikasyonlar gibi yöntemlerle takip ettiğini söyleyen annelerin oranı ise %12 olarak belirleniyor.

Doktor seçimi referansla, hastane seçimi donanımla

Annelere doğum öncesi bebek doktorlarını nasıl buldukları, hastane koşullarında nelere dikkat ettikleri ve nerede doğum yapmak istedikleri sorulduğunda öncelikli olarak doktor seçiminde en önemli etkenin 'referans' olduğu görülüyor.

Annelerin yüzde 84’ü doğum doktorunu çevresindekilerin tavsiyeleri ve referanslarıyla seçiyor. Hastane koşullarına bakıldığında ise annelerin %63’ünün hastanelerin yenidoğan ünitesi gibi birimlere sahip tam teşekküllü hastaneleri tercih ettikleri ortaya çıkıyor.

Seçmiş oldukları doktorun tercih ettikleri hastanede görev yapıyor olması ve hastanenin temiz, hijyenik olması da hastane seçimini belirleyen faktörler olarak öne çıkıyor.

Bununla birlikte, anket kapsamında annelerin yüzde 98’inen doğumlarını yurt içinde yapmış ya da yapmayı planlıyor oldukları belirleniyor.

Bebeğin güvenliği ve sağlığı her şeyden önemli

İlk 1000 günde annelerin %97'sine göre otomobillerde çocuk koltuğunun ve arka koltuk emniyet kemerinin zorunlu olması gerekiyor. Annelerin %96'sı bebek güvenliğinde bebek kamerası, kapı-merdiven bariyerleri ve priz aparatlarının kullanılması gerektiğini ifade ederken, %93'ü bebek sağlığı için organik gıda tercih etmenin gerekli olduğunu düşünüyor.

Источник: https://www.annebebek.com.tr/cocuk/Yenidogan/Ilk-1000-Gunun-Onemi/778

Yeni doğan bebek bakımı ve ilk 1000 gün ne yapmalıyız?

Çocuk Yaşamında İlk 1000 Günün Önemi

Çocuk Hastalıkları ve Neonatoloji Uzmanı Prof. Dr. İlknur Kılıç,  anne ve babalara zorlu ancak bir o kadar da keyifli olan bu yeni doğan bebek bakımı döneminde hayatlarını kolaylaştıracak tavsiyelerde bulunuyor.

Hamilelik döneminde dikkat edilmesi gerekenler neler? Doğum sonrası psikolojisi ve bebeğe alışma süreci… Anne sütünün kalitesi ve miktarı nasıl artırılır? 4 aylık bebekle nasıl vakit geçirilir? Çalışan annelerin bebekleri bakıcıyla mı yoksa aile büyükleriyle mi büyümeli? Ek gıdaya geçiş dönemi nasıl olmalı?

1-Aileye katılan küçük misafir ile  ebeveynler neler yaşıyor?

Prof. Dr. İlknur Kılıç, ilk 1000 gün için anne ve babalara günlük bebek bakımı konusunda kılavuz niteliği taşıyan şu bilgileri veriyor:

Bebek eve geldikten sonra anne babanın alışkın olduğu yaşama şekli tamamen değişiyor. Artık bebek odaklı bir yaşama şekli var. Bir yandan bebeğin bakımını sağlamak, diğer yandan bebekte gördükleri bulguların normal olup olmadığını anlamak gerekiyor. Ayrıca bu dönemde anneye ve babaya karışan çok kişi oluyor.

Anne baba okuduklarına mı, internete mi, yoksa büyüklerine mi inansın, şaşırıp kalıyor. Bebeğin arka arkaya hapşırması bile ailede paniğe neden olup “bebeğim hasta mı oldu ?”diye doktora gelmelerine neden olabiliyor.

Bu dönemde annenlerin ve babaların bebekleri için neyin doğru olduğu konusunda bilgilendirilmeleri bu süreci kolay, huzurlu ve mutlu geçirmelerini sağlıyor.

2-Anne ve baba bebeğe alışma sürecinde neler hissediyorlar?

Anneler, gebelik sürecinde bebeği hissettikleri için bağlanma gebelikte başlıyor. Babanın bağlanması için doğumdan sonra bebeği görmesi, kucağına alması gerekiyor.

Anne, bebek bakımını baba ile paylaştığında baba için bağlanma kolaylaşıyor.

Eğer anne bebeğin bakımını tek başına üstlenir, babayı olayın dışında bırakırsa babada bebeğe bağlanma gecikebilir hatta baba kendisini dışlanmış hissedebilir.

Bebek sahibi olmak ciddi bir sorumluluk. Sorumluluk duyguları yüksek, idealist anne babalarda bazen bu durum çok strese neden olabiliyor. Gerginlikten o dönemin keyfini yaşayamıyorlar. Bu dönemde onlara her şeyin yolunda olduğunu, bebeklerine iyi baktıklarını söyleyen bir doktora gereksinim duyulabiliyor.

3-Aile büyüklerinin anneye baskı yapması durumunda ne yapılmalı?

Bebekler ilk 5 günlük bebek bakımı döneminde doğum ağırlıklarının %5-10’unu kaybedebilirler ama sonrasında kilo alarak en geç 10. Günde doğum kilolarını yakalamaları gerekir.

Bebeklerin beklenen kilo alımı bu dönemde günde 25-30g dır. Bebeğin ağlaması aç olması anlamına gelmez.

Ağlamasının bir çok nedeni olabilir; bezinin kirlenmesi, ortamın sıcak veya soğuk olması, çok giydirilmesi, gaz ağrısı, kucak istemesi gibi.

Bebek iyi kilo alıyorsa aç değildir. Çok nadir durumlar dışında annelerin sütü bebeklerinin beslenmesine yeter. Bu dönemde annenin desteklenmesi, sütünün yeteceğine inandırılması ve stresten uzaklaştırılması sütün artması için çok önemlidir.

4-Anne yetersizlik hissi mi yaşıyor?

Annelerin bu dönemdeki en büyük endişesi “bebeğime iyi bakabiliyor muyum” dur. Evet, bu dönemde muayeneye götürdükleri doktorun bebeğin kilo alımının iyi, anne sütünün yeterli, bebeğin fizik incelemesinin normal olduğunu söylemesi anneyi rahatlatacaktır.

Annenin çok yorgun olduğu bu süreçte, annenin rahatlatılması ve dinlendirilmesi de çok önemlidir. Özellikle kolik ağrıları olan bebeklerin anneleri kendini çok mutsuz hissedebilir. Bebeğin sürekli ağlaması annede yetersizlik ve çaresizlik duygusu oluşturabilir.

Bu ağlamadan annenin sorumlu olmadığı, bebek 3-4 aylık olunca ağlamanın azalacağı, bebeğin sağlığının normal olduğu anneye anlatılmalı ve anneye kısa süreyle bile olsa bebeğin sesini duymayacağı bir ortamda dinlenmesi, yürüyüş yapması veya arkadaşları ile birlikte olma şansı verilmelidir. Annenin gerginliğinin azalmasının bebeğin huzursuzluğunu azalttığı gözlenmiştir.

5-Yeni doğan bebek bakımı nasıl olur?

Bebek bir aylıkken yüzümüze bakmaya başlar, 2 aylıkken karşısındaki konuşunca yüzünü fark eder ve güler, yatarken gözleri veya başı ile nesneleri izler, 2-3 aylıkken başını sağa ve sola eşit olarak çevirir, agulama sesleri çıkarır, seslere tepki verir, kol ve bacaklarını sağ-sol farkı olmadan eşit hareket ettirir, yüzüstü yatarken başını yerden kaldırır.

Bu süreçte anne babalara önerilerim; bebeğinizle konuşun, mimikler yapın, bebeğinizi dışarıda gezdirirken yüzü dışarıya dönük olsun, bebeğinizi uzun süre ağlatmayın, güven ve sevgi ortamını hissettirin.

6-Çalışan annelerdeki suçluluk duygusu nasıl aşılır?

Öncelikle iyi bir bakıcının bulunması aileyi rahatlatacaktır. Bakıcının önemle aranan özelliği bebeği sevmesi, sevecen olmasıdır. Bebeğin mutlu olması, gülmesi bize işlerin yolunda gittiğine dair ipucudur.

Bebeğin bakımını sağlayan kimse, bu anne de olabilir, bebeği sürekli televizyon karşısına koyup bebekle ilgilenmezse bebekte bir süre sonra iletişim sorunu oluşabilir. Çalışan annelerin eve döndüklerinde bebekleri ile “kaliteli zaman” geçirmeleri çok önemlidir.

Anne çalışma hayatında üretken ve mutlu ise, bu durum bebeğe de yansıyacak o da mutlu olacaktır.

7-Anne, bakıcı ya da aile büyüğüyle büyüyen bebekler arasındaki farklar neler?

Bu tamamen bakan kişiye bağlıdır diyebiliriz. Anne ile zaman geçirme bebekleri çok mutlu eden bir süreç ancak zamanın nasıl geçirildiği de çok önemli. Çalışan bir annenin bebeği, anne eve geldiğinde bebekle kaliteli zaman geçiriyorsa çok mutlu olabiliyor. Aile büyüklerinin bebeğe bakması aile ve bebek için çok büyük bir şans.

Ancak verilen sevgi, disiplin etme döneminde sınırı aşıp her şeye izin vermeye dönüşebiliyor. Büyükler ile anne babanın sınırları farklı olursa çocukların davranışlarında karmaşa yaşanıyor. İyi bir bakıcının da avantajları var; anne bakıcıya isteklerini, bebek için yapması gerekenleri daha rahat söyleyebiliyor.

Günlük hayatta “bebeğim bakıcıdan daha iyi yiyor” diyen birçok anne ile karşılaşıyorum. Çünkü bebekleri daha iyi disiplin ediyorlar.

8-Hazır gıdaya geçiş sürecinde nelere dikkat edilmeli?

Ek gıdalara başlanırken gıdaların günlük hazırlanması, bebeğe bekletilmeden verilmesi çok önemli. Bebeğe ek gıdalar sunulurken bebek zorlanmamalı, istediği kadar yedirilmeli. Ek gıda verilirken bebek aç olmalı, ek gıdayı denemeye heveslenmeli.

Yeni bir ek gıda denenecekse o gün başka yeni bir gıda denenmemeli. Bebeklerin bazen bir gıdaya alışmaları için 20-25 kez denenmesi gerekebiliyor. Ek gıdalara geçme bebek için keyifli bir süreç olmalı. Bebeğin ağzına zorla yiyecek verilmeye çalışılmamalı. Zorla ek gıda verilmesi bebeğin kaşığa tepki göstermesine neden oluyor ve bebeği beslemek çok zorlaşıyor.

9-Bebekle kaliteli zaman geçirmek nasıl olur?

“Kaliteli zaman” kavramı anne ve çocuğun arasındaki ilişkiyi besleyen, birlikte olmaktan keyif aldıkları zaman dilimidir. Süreden çok içerik önemlidir.

Anne isterse sabahtan akşama kadar bebekle aynı ortamda bulunsun, eğer bebekle duygusal bir paylaşım yapmıyorsa sağlıklı bir ilişkiden bahsetmek mümkün değildir.

Çalışan anneler hem çalışıp hem de eve gelince çocukla ilgilenip kaliteli zaman geçirebilirler.

Bazı anneler de çalışmaz, evde çocuğuyla birliktedir ama ilişkilerine duygusal bir yatırımı yoktur. Burada önemli olan o ilişkide var olması gereken anlayış, annenin rehberliği ve koşulsuz sevgisinin olup olmadığıdır. Bebekle kaliteli zaman geçirmek bebeğin özgüvenini artırır, hayattan keyif almasını sağlar. Çocuk sevildiğini hissettikçe kendini değerli hisseder.

10-Çocuk yaşamında ilk 1000 günün önemi nedir?

Hamileliğin ilk gününden bebeğin 2 yaşına kadar olan dönemine ilk 1000 gün diyoruz. İlk 1000 günde bebekler hiçbir dönemde olmadığı kadar hızlı büyür ve zihinsel kapasitelerinin önemli bir kısmına ulaşır.

Hayatın ilk 1000 gününde, uzun dönemde çocuğun hatta erişkinin sağlığını etkileyen bazı durumları engellemek veya azaltmak mümkündür.

Bu dönemde gebelik ve doğum sonrası bebeğin beslenmesi, bebeğin fiziksel, ruhsal, zihinsel ve motor gelişimi çok önemli.

Etiketler: bebek gelişimiilk 1000 Gün

Источник: https://www.gidahatti.com/10-soruda-bebek-bakimi-53741/

Anne ve bebek sağlığı açısından ilk 1000 günün önemi

Çocuk Yaşamında İlk 1000 Günün Önemi

Gebelik sürecinden bebeğin 2 yaşına kadar uzanan döneme ilk 1000 gün deniyor. Bu dönem, bebeğin uzun dönemde sağlığını şekillendiren en önemli süreçler arasında yer alıyor.

Gebelik ve emzirme dönemini kapsayan bu süreçte annenin beslenmesi ve doğal olarak fetus evresindeki bebeği beslemesi, doğacak olan bebeğin bağışıklığından, motor ve zekâ gelişimine, görme yetisinde, IQ seviyesine uzanan uzun bir süreci etkileyebiliyor.

270 günlük gebelik süreci ve bebeğin doğumunu takip eden 2 yılı kapsayan süreç olan ilk 1000 gün bebeklerin gelecek sağlığı için en önemli dönemler arasında yer alıyor. Bebekler bu dönemde hiçbir dönemde olmadığı kadar hızlı büyür ve zihinsel kapasitelerinin önemli bir kısmına ulaşır.

Prof Dr. Ferit Saraçoğlu, yetişkinlikte görülen diyabet, obezite ve kardiovasküler hastalıkların erken dönem beslenmeden kaynaklanabileceğini söyledi.

İlk 1000 günde omega-3 eksikliği bebeği nasıl etkiler

İlk 1000 günün bebeğin yaşamında önemli bir yer tuttuğuna dikkat çeken Prof Dr. Ferit Saraçoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Bu dönemde Omega-3 yağ asitlerinden özellikle DHA yönünden iyi beslenemeyen çocukların görmeleri, beyin fonksiyonları, motor ve zekâ gelişimleri daha geri olmakta, IQ'ları yaşıtlarından daha düşük bulunmaktadır. Bu bebekler büyüdüklerinde yaşıtlarına göre ortalama 5 sınıf daha az eğitim görmektedir.

Bu çocuklarda, ileriki yaşlarda kronik hastalıklar, kalp damar sistemi hastalıkları, şişmanlık, tip 2 diabet, kanser vb. hastalıklar daha fazla görülmektedir.

Kronik hastalıkların fazlalaşması hem kişinin ekonomisine hem de sağlık harcamalarının artmasına da yol açtığı için sadece kişisel bir sorun değil ülkenin bir halk sağlığı sorunudur.

İlk 1000 günde bebeklerin iyi beslenmesi ülke gelirine de ortalama % 10 luk bir artış getirmektedir.

İlk 1000 günlük dönemde PUFA adını verdiğimiz, doymamış, uzun zincirli yağ asitlerinin, özelliklede Omega-3'ün bebeklerin nörolojik gelişimleri, görme, zekâ ve motor fonksiyonlarının gelişmesi ve inflamatuar reaksiyonların, erken doğumlar ve prematürite komplikasyonlarının azalması, preeklampsi gibi ciddi gebelik komplikasyonlarının daha az görülmesi, lohusa depresyonunun daha az görülmesi üzerindeki faydaları nedeniyle gebe ve erken bebek beslenmesinde çok önemli hale gelmiştir.”

Tipik batı toplumu diyetleri Omega-6'dan zengin, Omega-3'den fakir

Tipik batı toplumu diyetleri Omega-6'dan zengin, Omega-3'den fakirdir. Bitkisel yağlarda bulunan Omega-6 yağ asitleri işlenmiş, kurutulmuş gıdalardan, salata soslarından kolayca alınmaktadır.

Örneğin 1 çay kaşığı mısır yağı günlük Omega-6 ihtiyacını karşılamaktadır. Batı toplumlarında normal bir insan her gün ihtiyacın 10-20 katı Omega-6 almaktadır.

Buna karşın diyetle alınan Omega-3 yağ asitleri ihtiyacın oldukça altındadır.

Batı tipi diyetlerin Omega-3 yağ asitlerinden, özelliklede DHA'dan eksik olduğu bilinmektedir. Deniz ürünleri Omega-3 yağ asitleri için iyi bir kaynak olmakla birlikte civa kontaminasyonu gebelerin balık tüketiminden çekinmelerine yol açmaktadır.

Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Birliği (ACOG) gebelerin haftada yaklaşık 325gr, civa seviyesi düşük balık tüketmelerini önermektedir. Civa seviyesi normal olduğunda (10-30 ppm veya< 0,05 ppb) bu miktada balık tüketiminin fetüse herhangi bir riski bulunmamaktadır.

Ancak yüksek civa içeren balıklar tüketildiğinde bebeklerde sinir sistemi gelişiminde anormallikler izlenmektedir.

Diyette deniz ürünlerinin tüketim oranının düşüklüğü ve omega 3 yağ asitlerinin vücut tarafından üretilemediği göz önüne alındığında gebeler bebeklerinin gelecek sağlığı için dışarıdan destek almak durumundadırlar.

Bu destek balık yağı ve krill yağı olabileceği gibi çok yeni olan alg yağı denilen gıda takviyesi ile de bu ihtiyaç tamamlanabilmektedir.

Planlı gebelik, gebelik ve laktasyon (emzirme) dönemlerinde alınan alg yağı anne karnındaki bebeğin kognitif (algı, kavrama gibi…) ve görme yeteneğini geliştirmektedir.

Alg yağlarının Omega 3 kapsamında oldukça önemli olduğunu belirten Prof. Dr Ferit Saraçoğlu; “Planlı gebelik, gebelik ve emzirme döneminde kullanılması gereken DHA'ya gebeliğin ilerleyen aylarında ihtiyaç daha da artmaktadır.

Hem annelerin DHA alımı hem de dolaşımdaki DHA konsantrasyonu, bebeğin kan DHA konsantrasyonu nu belirlemektedir. Bebeklerin santral sinir sistemi gelişimi için 18 ay olana kadar DHA ihtiyaçları bulunmaktadır.

20 yağ asidinden sadece Omega 3 ve 6 vücutta sentezlenememekte fetusun ihtiyacı olan miktar plasenta yoluyla anneden geçmektedir” şeklinde konuştu.

“Alglerden (su yosunu) gelen alg yağları bitkisel, doğal ve kokusuz Omega-3 kaynağıdır. Aynı zamanda algler vejeteryanların kullanımına da uygundur. Ağır metal, toksik içermez ve kokusuzdur”

Источник: https://www.kadinvekadin.net/anne_ve_bebek_sagligi_acisindan_ilk_1000_gunun_onemi.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.