Çocuklar Neden Sık Hastalanır?

Neden Bu Kadar Sık Hastalanıyor?

Çocuklar Neden Sık Hastalanır?

Büyüme sürecinde çocukların zaman zaman hastalanması doğal bir durumdur ama olması gerekenden daha sık hastalanmaları anne babaları endişelendirir. Öncelikle sakin olun. Çocuk bu, düşe kalka da büyüyecek hastalanarak da.

Ne zaman paniklemeli, hangi durumlarda doktora gitmeli, sık hastalanması neyin habercisi ya da habercisi mi gibi soruların cevabını Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.

Anıl Yeşildal’dan aldık ki içiniz rahat etsin.

Çocuklar neden sık hastalanırlar?

Bu sorunun en basit cevabı: Aslında çocuklar doğal olarak sık hastalanırlar. Bunu yaşa göre de sınıflandırabiliriz.

Öncelikle ilk 2 yaşa baktığımızda bağışıklık sistemi henüz tam gelişmediği, dış faktörlerle, enfeksiyon etkenleri ile henüz karşılaşmadığı için en ufak bir temasta sık hastalanırlar.

Ancak özellikle ilk 9 ay adeta bir mucize gibidir, çok kolay da iyileşirler. Çünkü hamilelik sırasında anneden geçen antikorlar bebekleri korur, ilk 6 ay sadece anne sütüyle besleniyorsa bu koruma kalkanı daha da güçlenir. 

Hastalıklar genellikle 2 yaştan sonra azalmaya başlar, fakat okula başlama ile birlikte yeniden sıklaşır. Bunun sebebi kalabalık ortamlarda özellikle de kış aylarında farklı virüslerle yoğun ve sık temas etmek ile ilgilidir. Okula giden bir çocuğun aşağı yukarı ayda bir hastalanması normal kabul edilebilir.

Ancak önemli olan hastalığın ne sıklıkta olduğundan ziyade, ne şekilde seyrettiği ve antibiyotik kullanımı gerekip gerekmediğidir.

Antibiyotik kullanım ihtiyacının göreceli bir kavram olduğu da unutulmamalıdır, bir doktora göre kızarık bir boğaza hemen antibiyotik yazılırken, başka bir doktora göre testler yapılmak şartıyla, bembeyaz iltihaplı bir boğaza 40 derece ateşte bile antibiyotik verilmeyebilir.

Ne zaman doktora gitmeli?

Kısaca cevap verirsek gerektiğinde tabii ki doktora gidilmeli, ancak hiçbir zaman paniğe kapılmamalıyız, sakinliğimizi korumalıyız. Bu sorunun cevabı çocuğun yaşına göre değişkenlik göstermektedir. İlk 6 ayda hele de ilk 3 ayda ufak şikayetlerde bile hele de hastalık 1-2 günden fazla sürüyorsa, mutlaka doktora gidilmelidir.

6 aydan hele de 1 yaştan sonra ufak nezle, hafif öksürük gibi durumlarda ateş 38,5'i geçmiyorsa kendiliğinden düşüyorsa 1-2 günden uzun sürmüyorsa evde beklenebilir. Anne babaları en çok korkutan belirtilerden biri ateştir, aslında 38,5 üzerine çıkmadıkça ateş düşürücü vermeye çok gerek yoktur.

Bu yazılanların tersi durumlarda mutlaka hemen doktora başvurulmalıdır.  Özellikle hızlı ve zor nefes alıp verme,  aşırı bir hırıltı ve 39,5'i geçen ateşlerde bir an önce doktora gitmek en doğrusudur.

Ateş çok inatçıysa, sık çıkıyor, tamamen düşürülemiyorsa veya ateş 38,5 civarı bile olsa, 3 günden hele de 4 günden uzun sürüyorsa yine mutlaka doktora gidilmelidir.

Sık hastalanması neyin habercisi olabilir?

Bir çocuğun sık hastalanması genellikle ciddi bir sorunun habercisi değildir, daha önce de söylediğim gibi yaşıyla ve bulunduğu konumla alakalı normal bir durum olma ihtimali son derece yüksektir. Ancak bunun dışında hastalıkların seyrine ve tipine göre, bu hastalıklar bazen belli durumların habercisi olabilir.

Örnek vermek gerekirse sık sık kulak iltihabı olan, kulağında sıvı biriken, işitme sorunları olan bir çocukta bu genellikle bir geniz eti, alerji veya bağışıklık sisteminde hafif de olsa bir IgA düşüklüğünün habercisi olabilir.

Her soğuk algınlığında hışıltılı bir solunum, ıslık çalar gibi bir hırıltı duyulması, solunum sıkıntısı olması, alerjik bronşiolit veya astım gibi durumların habercisi olabilir.

Bir çocuk eğer çok sık zatürre oluyorsa bir de kilo alımı yetersiz ve yağlı kakası varsa Kistik Fibrozis dediğimiz genetik bir hastalık akla gelmelidir. Sık ve çeşitli ağır enfeksiyonlar geçirilmesi ağır bir bağışıklık yetmezliği veya AİDS habercisi olabilir.

Çok sık boğaz iltihabı olan bir çocukta,  özellikle de boğaz kültüründe üreme yoksa periyodik ateş ile giden bazı genetik hastalıklardan özellikle PFAPA Sendromu’nu düşünmek gerekir, PFAPA Sendromu antibiyotik dışı tedavilerle iyileştirilir. Eğer tedaviler atakları bitirmezse, bademciklerin alınması gerekebilir.

Tekrarlayan ateş, bir de karın ağrısı ve/veya eklem ağrılarıyla birlikte seyrediyorsa FMF (Ailevi Akdeniz Ateşi) akla gelmelidir, bunlar kanında mikrop var diye ifade edilen durumla çok karışır, ancak sağlıklı bir çocuğun 1-2 ayda bir kanında mikrop olması çok da mantıklı değildir.

Bağışıklığı güçlendirmek için neler yapılmalı?

Çoğu zaman bu sorunun cevabı kısaca, normalden uzaklaşmayın başka hiçbir şey yapmanıza da gerek yok aslında. Aslında bağışıklık sitemi sadece güçlü olmamalı, dengeli olmalı, doğru zamanda doğru tepkileri verebilmeli. Çünkü kontrolsüz güç başka sorunlara yol açacaktır. 

Dengeli ve sağlıklı bir bağışıklık sitemine sahip olmak için 4 ipucu:

1. Mümkün olduğunca normal doğum yapın, hamilelik takibinizde, normal doğumu destekleyen, çoğunlukla tercih eden bir kadın doğum hekimi tercih edin.

2. İlk 6 ay sadece anne sütüyle besleyin daha sonra kademeli geçişle anne sütünü giderek azaltın,  ancak bırakmayın, 2 yaşa kadar emzirmeye devam edin.

3. İlk 2 yaş hiç değilse 1 yaşa kadar mümkün olduğunca antibiyotiklerden uzak durun. Çünkü ilk 2 yaşta ne kadar çok virüs enfeksiyonu geçirir ve bu hastalıkları antibiyotiksiz atlatırsanız, bağışıklık sisteminiz de o kadar akıllı, güçlü ve dengeli olacaktır.

4. Bunun dışında tabii ki dengeli beslenme, özellikle meyve ve sebzelerin ihmal edilmemesi, açık hava ve güneşten sıkça faydalanma bağışıklık sitemi sağlığı için faydalı diğer faktörlerdir. 

Источник: https://www.annebebek.com.tr/cocuk/Cocuk-sagligi/Neden-Bu-Kadar-Sik-Hastalaniyor-/1256

Çocuklar neden sık hastalanır?

Çocuklar Neden Sık Hastalanır?

Çocuğunuzun sık sık üşütmesinden bıkmış olabilirsiniz ama üzülmeyin bu konuda yalnız değilsiniz.

Çocukların bağışıklık sistemi yeterince gelişmemiş olduğu için yetişkinlere göre daha sık ve daha kolay hastalanırlar.

Bu nedenle soğuk algınlığı çocuklar arasında çok yaygındır, öyle ki okul öncesi çocukların, hatta bebeklerin sezon boyunca 6-10 kez soğuk algınlığı belirtisi göstermesi normal karşılanabilir.

Soğuk algınlığının en yaygın belirtileri öksürme, hapşırma ve burun tıkanmasıdır. Ancak bazı çocuklarda yüksek ateş ile enerji ve iştah kaybı da görülebilir. Soğuk algınlığının bu etkileri genellikle 1 haftada sona erer ama daha uzun sürdüğü de görülmektedir.

Her ne kadar sık rastlanılan ve basit bir rahatsızlık gibi görülse de soğuk algınlığı bazen daha ciddi sonuçlara; örneğin kulak enfeksiyonu veya zatürreye yol açabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta hastalıkla beraber ateşin ne zaman başladığıdır.

Hastalığın başlaması ile beraber gelen ateş normaldir ancak hastalık başlattıktan birkaç gün sonra gelen ateş vücutta bir enfeksiyon olduğunun belirtisidir.

Eğer çocuğunuzda enfeksiyona bağlı bir ateş yoksa ve kendini çok güçsüz hissetmiyorsa onu okula veya kreşe gitmekten alıkoymanıza gerek yoktur.

Bunun yerine çocuğunuz rahatlatmak için;

  • Okula gitse de yeterince dinlediğine emin olun
  • Bol bol sıvı almasını sağlayın
  • Bulunduğu odadaki nem oranını yükseltmeye çalışın

Burnu tıkalı bir çocuk rahat nefes alamadığı için yemek yerken kendini çok rahatsız hissedecek ve iştahı neredeyse otomatik olarak kesilecektir. Bu nedenle odanın nem oranının yüksek tutulması çocuğun rahatlaması için çok yararlı olacaktır. Piyasada bu işlevi yerine getirecek aletler satılmakla beraber bütçenizin el vermediğini düşünüyorsanız kaloriferlerin üzerine su dolu kaplar koyarak da bu sorunu çözebilirsiniz.

Bir virüs eşyaların üzerinde saatlerce yaşayabildiği için hasta bir kişinin bulunduğu ortama girmek hastalığın bulaşması için yeterli zemin hazırlar. Bu açıdan bakıldığında soğuk algınlığı diğer kişilere;

  • Hasta kişi hapşırdığında veya öksürdüğünde hava yolu ile
  • Hasta kişinin kendi ağzının veya akan burnunu temizledikten sonra başka birine dokunmasıyla
  • Hasta kişinin kendi ağzını veya akan burnunu temizledikten sonra herhangi bir oyuncağı veya eşyayı ellemesini takiben diğer kişinin de aynı eşyayı ellemesiyle bulaşır.

Her zaman olduğu gibi soğuk algınlığının bulaşmasının önlenmesinde de en önemli etken temizliktir. Hasta çocuğun ve onun bakımını yapan kişinin ellerinin her zaman temiz tutulması gerekir.

Özellikle çocuğunuzun burnunu temizledikten sonra hem kendi elinizi, hem de onun elini mutlaka sabunla yıkamaya dikkat edin. Ayrıca yemek hazırlamadan önce ellerinizi her zaman sabunla yıkayın.

Bu şekilde hastalığın ailenizin diğer üyelerine de bulaşmasına büyük ölçüde önlemiş olursunuz.

Çoğu anne, bebeğinin ilk yılında soğuk algınlığı ile karşılaştığında hemen doktorunu arar ancak hastalığı birkaç kez yaşadıktan sonra doktorundan öğrendiklerini kendi uygulamaya başlar. Ancak eğer çocuğunuzun;

  • Kulağı ağrıyorsa
  • Ateşi 40 derece veya daha fazla olmuşsa
  • Boğazı ağrıyorsa
  • Alışılmadık derecede uykulu bir hali varsa
  • Alışılmadık huysuzluklar yapıyorsa
  • Cildinde döküntüler varsa
  • Nefes alıp vermesi hızlanmışsa veya almakta güçlük çekiyorsa
  • Öksürmesi devam ediyorsa

Mutlaka doktorunuzu arayın. Zira bu belirtiler soğuk algınlığının çocukta daha ciddi sorunlara yol açtığının ilk göstergeleridir ve ne kadar çabuk önlem alınırsa tedavi süreci de o kadar kısa ve kolay olur.

Soğuk algınlığı olarak tanımladığımız nezle ve öksürük belirtilerinin olduğu durumlarda aslında en doğrusu ilaca hemen sarılmamak olmakla beraber, eğer hastalığın etkileri çocuğunuzu rahatsız edecek boyutlara çıktıysa ilaç kullanmanız gerekecektir. Böyle bir durumda en doğrusu kullanacağınız ilacı doktorunuza danışmak olacaktır.

Bununla beraber;

  • Doktorunuza ulaşamıyorsanız ve hangi ilacı kullanacağınıza karar vermeniz gerekiyorsa içinde ‘acetaminophen’ veya ‘ibuprofen’ olan ilaçları tercih edin.
  • Soğuk algınlığı küçük çocuklarda istenmeyen etkilere yol açabilir. Bu nedenle kullanacağınız ilacın içeriğinde tek bir aktif madde bulunmasına dikkat edin.
  • Burun damlaları veya spreyleri geçici bir süre için çocuğunuzu rahatlatabilir. Ancak çok kullanıldıklarında tıkanmayı daha da kötü yapabilirler.
  • Bebeklerde beslenme öncesinde fizyolojik serum kullanmak faydalı olur.
  • Eğer çocuğunuzun uykusu çok etkilenmiyorsa öksürük için bir ilaç kullanılmayabilir. Bu durumda su başta olmak üzere çocuğa verilen sıvı gıdalar arttırılmalıdır. Eğer öksürük çok rahatsız ediyorsa, öncelikle hafif bir öksürük şurubu tercih edilmelidir.
  • ‘Antihistamin’li ilaçların soğuk algınlığının tedavisinde özel durumlarda yeri olabilir.

Doğru kullanıldıklarında son derece yararlı sonuçlarını gördüğümüz antibiyotiklerin soğuk algınlığının tedavisinde hiçbir etkisi yoktur. Zira soğuk algınlığı virütik bir hastalıktır. Oysa antibiyotikler sadece bakteriyel hastalıkların iyileşmesinde yararlı olurlar. Bu nedenle soğuk algınlığına karşı antibiyotik kullanımı doğru değildir.

Etrafınızda soğuk algınlığına yakalanmış kişiler varsa ve hele bu kişiler evdeki çocuklarsa siz de bu durumdan yüksek olasılıkla etkilenebilirsiniz. Ancak telaşlanmayın, soğuk algınlığınız çok ağır da geçse bebeğinize bir zarar vermez. Tabii gebeliğin de etkisiyle kendinizi aşırı yorgun hissedebilirsiniz.

En iyi tedavi dinlenmek ve besin değeri yüksek gıdalar alarak vücudunuzu kuvvetli tutmaktır, zira gebelik sırasında mecbur kalmadıkça ilaç kullanılmaması daha doğrudur. Her şeyden önce hastalığı kendinizden uzak tutmaya çalışın.

Her ne kadar etrafınızda hasta kişiler varken bu virüsten uzak durmak zor olsa da, ellerinizi sık sık sabunla yıkayarak hastalığın size bulaşmasını büyük oranla önlemiş olursunuz. Çünkü hasta bir kişi ile temas ettikten sonra elinize gözünüze, burnunuza veya ağzınıza değdirirseniz hastalığı da kapmış olursunuz.

Eğer soğuk algınlığına yakalandıysanız, yukarıda da belirttiğimiz gibi öncelikle hastalığın etkilerini doğal yollardan gidermeye çalışın. Bu durumda ilk yapacağınız şey bol su içmek, sağlıklı beslenmek, mutlaka dinlenmek olmalıdır. Burun tıkanıklığınızı açmak için geceleri odanızın havasını nemlendirmek çok yardımcı olacaktır.

Ayrıca başınızı birçok yastık ile destekleyerek uyumayı deneyebilirsiniz. Eğer boğazınız ağrıyorsa;

  • Ilık içecekler için ve
  • Ilık tuzlu su ile gargara yapın.

Bunlar yeterli gelmiyorsa doktorunuza danışarak bir boğaz pastili de kullanabilirsiniz. Doktorunuza danışmadan en zararsız görünen ilacı bile kullanmaktan kaçının.

Источник: https://optimedhastanesi.com/tr/cocuk-sagligi-ve-hastaliklari/cocuklarda-sik-sik-hastalanmanin-nedeni-nedir/

Çocuklar neden sık hastalanır? Sık hastalanan çocuğun alerjisi olabilir!

Çocuklar Neden Sık Hastalanır?

Burun akıntısı, öksürük nöbetleri gibi rahatsız edici bir çok hastalığı sık yaşayan çocukların alerjisi olabilir.

Alerjik bünyesi olan çocuklarda belirtiler nelerdir? Yaşam şartlarında ne gibi değişiklikler yaparak alerji ataklarını hafifletebiliriz? Memorial Ataşehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Doç. Dr.

Engin Acıoğlu, çocuklarda yaşanan alerjik rahatsızlıklar ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.

2 yaşından önce fark edemeyebilirsiniz

Şehirleşme ile birlikte çocuklar doğadan uzak ve daha çok ev içinde zaman geçirmektedir. Katkı maddeleri ve kimyasallarla temas halinde olan bu çocuklar ancak 2-3 yaşından sonra sosyalleşebilmektedir. Ev dışındaki alerjen maddelerle temasın artması alerjik sorunların daha şiddetli yaşanmasına neden olabilmektedir.

Çocuğunuzun sürekli burnu mu akıyor?

  • Alerjik rahatsızlıklar farklı şekillerde belirtiler verebilmektedir.

  • Burun akıntısı veya tıkanması

  • Orta kulak iltihabı ve kulak ağrısı

  • Sabaha kadar süren öksürük nöbetleri

  • Efor halinde nefessiz kalma gibi belirtiler alerji kaynaklı olabilmektedir.

Sürekli burnu tıkalı olan, sık hastalanan çocukların alerjik rahatsızlıklar bakımından da değerlendirilmesi gerekmektedir.

Geniz eti belirtileriyle karışabilir

Bağışıklık sisteminde önemli bir görevi olan geniz eti, her çocukta bulunmaktadır. Geniz etinin çeşitli nedenlerle büyümesi sonucu ortaya çıkan sorunlar benzer belirtileri vermesi nedeniyle alerjik rahatsızlıklarla karıştırılabilmektedir. Sık hastalanan ve orta kulak iltihabı yaşayan çocuklarda hem alerji hem de geniz eti sorunu aynı anda yaşanabilmektedir

Bırakın çocuğunuzun yatağı dağınık kalsın

Gözle görülemeyecek kadar küçük böcekler yani ev tozu akarları yıl boyunca görülen alerjik hastalıkların asıl nedenini oluşturmaktadır. Nemli ortamı seven ev tozu akarları en çok yatak içinde bulunmaktadır.

Yatağa dökülen vücut epitelleri nedeniyle yatak odası ve yatağın içi ev tozu akarlarının doğal yaşam ortamına dönebilmektedir.

Alerjik çocukların odaları her gün havalandırılamıyorsa ve nevresimler her gün değiştirilemiyorsa yatağın örtülmeyerek dağınık bırakılması akarların çoğalmasını engelleyebilmektedir.

İşitme sorunları yaşayabilir

Çocuklarda alerji ve geniz eti sorunlarına zamanında müdahale edilmezse ilerieyen dönemde kulakta yaşanan sıkıntılar olarak karşımıza çıkabilir.

Okul çağı döneminde dirençli burun akıntılarına eşlik eden tekrarlayan orta kulak iltihabı yaşayan çocuklarda geniz etinin yanısıra alerjik yatkınlığında düşünülmesi gerekmektedir.

  Uygulanan medikal tedavilere rağmen dirençli orta kulak sorunları devam eden çocuklarda anti alerjik tedavi seçenekler arasındadır. Buna rağmen düzenleyen vakalarda cerrahi girişime başvurulabilir.

Sizde varsa çocuğunuzda da olabilir

Sık orta kulak iltihabı yaşamış veya halen kulak sorunları devam eden ebeveynlerin çocuklarında benzer rahatsızların ortaya çıkma olasılığı daha fazladır. Uçakta kulak ağrısı yaşayan anne babaların çocuklarında da benzer sıkıntıların yaşanabileceği unutulmamalıdır. Kronik kulak sorunları yaşayan ebebeynlerin çocuklarının %  60-70 oranınfa benzer sorunları yaşadığı bilinmektedir.

Kulak tüpü için acele etmeyin

Tek çıkışı östaki kanalı olan orta kulağı bir odaya benzetmek mümkündür. Bu kanal burnumuzun sonuna, geniz bölgesine açılır. Geniz etinin büyümesi, alerji, enfeksiyon gibi nedenlerle orta kulakta biriken sıvı dışarıya çıkamamaktadır.

Dışarı çıkamayıp içeride biriken sıvı zamanla jelleşerek daha ciddi sorunlara neden olabilmektedir. İlaç tedavisinin fayda etmediği durumlarda uygun hastalarda son çare olarak kulağa tüp yerleştirilmektedir. Bu sayede içerdeki sıvının dışarı akabildiği geçici bir yol sağlanmış olur.

Gelişme çağında olan çocuklarda nadir de olsa ikinci kez tüp takılması gerekebilmektedir.

Çocuğunuzun alerjik bir bünyesi varsa bu 10 kurala dikkat edin

Alerjinin yaratacağı sorunların en iyi tedavisi alerjen maddelerin belirlenip uzak durmaktır. Bununla birlikte; 

  1. Alerjen çocuklar kreş ve okul döneminde büyük sorunlar yaşayabilmektedir. Bu çocukların mümkün olduğunca okula geç başlaması olumlu sonuçlar vermektedir.

  2. Haftada en az 3 kez, 30-40 dakika süre ile ev süpürülmelidir.

  3. Odalar ve yataklar belirli sürelerle havalandırılmalıdır.

  4. Odaların sıcaklığı 18-19 derece ve nem derecesi % 45’i geçmemelidir

  5. Çarşaflar sık aralıklarla değiştirilerek yüksek ısıda yıkanmalıdır.

  6. Evde mümkün olduğunca yün ve yünlü eşyalar bulundurulmamalıdır.

  7. Halı kullanılacaksa akrilik halılar tercih edilmelidir.

  8. Hepa filtreli elektrik süpürgeleri kullanılmalıdır. .

  9. Temizlik yapılırken çocuklar evde bulunmamalıdır.

  10. Deterjan, parfüm ve oda kokuları yerine daha doğal malzemeler kullanılmalıdır. Mümkünse kurutma makinaları tercih edilmelidir.

Haftanın Özeti

Источник: https://www.yeniakit.com.tr/haber/cocuklar-neden-sik-hastalanir-sik-hastalanan-cocugun-alerjisi-olabilir-604350.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.