Çocuklarda Halsizlik ve İştahsızlığa Dikkat

Çocuklarda iştahsızlık Nedenleri ve Tedavisi

Çocuklarda Halsizlik ve İştahsızlığa Dikkat

İlk olarak iştah kavramını tanımlayacak olursak iştah, bir besinin isteyerek ve keyif alarak yenilmesidir. İştahsızlık ise bu yeme isteğindeki azalmaya verilen addır.

Bu duruma özellikle çocukluk döneminde oldukça sık rastlanmaktadır.

Az sonra okuyacağınız yazıda çocuklarda  iştahsızlık nedenleri ve bu durumu önlemek için neler yapabileceğimize dair önerilere değinip iştahsız çocuğa yaklaşım konusunda bilgiler vereceğiz

Çocuklarda İştahsızlık Nedenleri

Çocuklarda görülen iştahsızlığın birçok sebebi olabilir. Çocuğun yaşadığı fizyolojik ve psikolojik sağlık sorunları, ailenin çocuğa uyguladığı yanlış beslenme uygulamaları gibi  etmenler iştahsızlığın sebepleri arasında yer alır.

Bunlara ek olarak çocuğun her yemeği beğenmemesi, ailede yaşanan huzursuzluklar, gittiği okul/kreş ortamlarından duyduğu memnuniyetsizlik, ailenin yemek konusunda gösterdiği ısrarcı tutum da iştahsızlık sorununu tetikleyen diğer faktörlerdendir.

Çocukluk çağında iştahsızlık ve yeme sorunlarıyla doktora başvuran çocukların oranı %20-35 dolaylarındadır. Buna ek olarak büyüme geriliği görülen çocuklarda bu oran %33-90’a kadar çıkmaktadır.

Fizyolojik rahatsızlıklar iştahsızlık üzerinde en az psikolojik sorunlar kadar etkilidir.

Demir eksikliği anemisi, bağırsak parazitleri, ateşli enfeksiyon hastalıkları, diş çıkarma gibi durumlar da çocuklarda görülen çocuklarda iştahsızlığın sebepleri arasında yer alabilir.

Wright ve arkadaşları 455 çocuğun üzerinde yaptığı bir çalışmada incelediği çocukların %20’sinde yeme problemi olduğunu saptamıştır. Bununla birlikte üzerinde çalışma yapılan çocukların aileleri bu çocukların %42’sini seçici, %39’unu ise az yiyen şeklinde tanımlamıştır.

Çocuklarda iştahsızlık nedenleri arasında ailevi sebepler de yer alabilir. Yapılan bir çalışmada 142 aile üzerinde değerlendirme yapılmış ve bu ailelerin 5 yaşındaki çocukları değerlendirilmiştir.

Bu çocukların %85’i yemek yerken ailesi tarafından daha fazla yemeleri için zorlandığı, %83’ünün ise bu nedenle normalden daha fazla besin tükettikleri belirtilmiştir. Ekonomik düzeyi iyi olan ailelerin çocuklarını beslenmeye teşvik ederken anlatma ve ödül verme gibi yöntemler kullandığı da görülmüştür.

Bu çalışmada ebeveynlerin çocuklarla birlikte oturma oranının %78, yemek yerken televizyon izleme oranının %20 olduğu ifade edilmiştir.

Tüm bunları göz önüne aldığımızda çocuklarda iştahsızlık görülmesinin birden fazla sebebi olabilir. Bu sebepler çocuktan kaynaklandığı gibi aile ve çevre kaynaklı da olabilmektedir.

Nasıl Yaklaşılmalı

Bir çok ebevynin ortak sorusu olan çocuğun iştahını açmak için ne yapmalı sorusu çocuğun sağlıklı büyüme ve gelişimi için son derece önemli bir etkiye sahiptir.

 Çocuklarda iştahsızlık ve yeme problemi görüldüğünde ilk basamak sorunun nedenini saptamak olmalıdır. Eğer çocuk enfeksiyon, bağırsak paraziti gibi sağlık problemlerinden dolayı iştahsızlık çekiyorsa önce bu sorunun ortadan kaldırılması gerekir.

Çocuğa gerekli tedavi uygulandıktan sonra iştah takibi yapılmalı ve bu süreçte yiyecekler çocuğun ilgisini çekecek şekilde sunuma hazırlanmalıdır

Eğer sorun anne-baba boşanması, yeni bir kardeşin olması, aile bireylerinden birinin kaybı gibi psikolojik bir sebepten kaynaklanıyorsa bir psikolog/pedagogtan yardım alınmalıdır. Çocuklarda iştahsızlık nedenleri sık olmamakla beraber psikolojik kaynaklı olabilmektedir.

Çocuk iştahsızlıkla ilgili belirtiler gösterdiğinde bunun psikolojik mi yoksa fizyolojik mi olduğunun ayrım iyi yapılmalıdır.

İştahsız çocuk yemek yerken tabağıyla uzun süre oynuyor, ağzına aldığı lokmayı olması gerekenden geç yutuyor ise bu fizyolojik bir çok problemden kaynaklanıyor olabilir.

 Bir önceki paragrafta da belirttiğimiz gibi çocuklarda iştahsızlık probleminde ilk adım sorunun kaynağını belirlemektir. Bu aşamadan sonra iştahsızlık tedavisi aranmaya başlanabilir. tedavi konusunda bir sağlık profesyonelinden destek almak çok önemlidir.

En sık yapılan Hatalar

İştahsızlık sorunu olan çocuğu azarlamak, baskıcı bir tutumla yemek yemesi için ısrar etmek yanlış bir yöntemdir. Bununla birlikte çocuğun yemek yemediği için cezalandırılması da yapılan bir başka yanlıştır. Bu gibi tutumlarda çocuklarda iştahsızlık düzeyini arttıracaktır.

Aileler çocuğun ne yediğini iyi gözlemlenmelidir. Birçok aile çocuğu yeterli beslendiği halde az yeme problemi çektiğini iddia edebilmektedir.

Bu durumda ailenin çocuğun yaşına göre olması gereken yaş ve kilo aralığının iyi bilmesi ve buna göre kıyaslama yapması gerekmektedir.

Yani eğer çocuk olması gereken kilonun altında ise bu durumda bir çocuk hekimine, diyetisyene veya bir pedagoga danışılması en uygun seçenektir.

Çocuğun ilk olarak aile bireylerini kendine rol model aldığı unutulmamalı ve beslenme konusunda da bu husus akıldan çıkarılmamalıdır.

Beslenme sonradan öğrenilen bir davranıştır ve eğer anne veya baba yeme konusunda seçici ise çocuk da bu özelliği örnek alarak tadını hiç bilmediği besinlere karşı mesafeli davranabilmektedir.

Ya da aile bireylerinden herhangi biri sıklıkla fast food veya ambalajlı ürün tüketiyorsa çocuk da bu besinlere karşı olması gerekenden fazla ilgi gösterebilmektedir. Bu yüzden çocukla birlikte beslenirken sağlıklı besinlere karşı seçici davranılmamalıdır.

Çocuklarda iştahsızlığı önlemek için öneriler

Çocuklarda iştahsızlık probleminde ailelerin yapılabilecek ve iştahsızlığın temel tedavi önerilerini şu şekilde maddeleyebiliriz.

  • Öncelikle çocuğa beslenmenin gerçekten önemli olduğunu, eğer yeteri kadar beslenmezse karşılaşabileceği sorunları onun yaşına uygun bir şekilde anlatmaya çalışın. Örneğin bunu kısa hikayeler, masallar anlatarak yapabilirsiniz.
  • Çocuğun hangi besini ne kadar yiyeceği konusunda fazla ısrarcı olmak aşırı kilo alımına ya da tam tersi düşük kiloya sebep olabilir bu yüzden çocuğunuza yemek konusunda aşırı baskıcı bir tutum benimsemeyin.
  • Çocuğunuzun besleneceği saatleri iyi seçmeye çalışın. Örneğin yeni uyandığı ya da uyku saatlerinin yaklaştığı vakitlerde çocuk huysuz ve yeme konusunda isteksiz olabilir. Ona keyifli ve sizinle iletişimi yüksek olduğu saatlerde yemek yedirmeye çalışın. Çoçukların iştahını açan yiyecekler i tercih edin.
  • Öğün aralarında içireceğiniz süt, meyve suyu gibi sıvı gıdalar doygunluk hissi vereceğinden bu gibi besinleri ana öğüne yakın vakitlerde vermemeye özen gösterin aksi takdirde çocuk doygunluk hissedecek ve yemeğini yemek istemeyecektir.
  • Öğünlerde yedirdiğiniz yiyecekleri karıştırmamaya özen gösterin. Böyle bir uygulamaya giderseniz iştahsız çocuk tabakta gördüğü karışık görüntüden hoşlanmayıp hazırladığınız yemeği yemek istemeyecektir, damak zei yeterince iyi gelişmeyecektir.
  • Ana ve ara öğünleri birlikte yemeye özen gösterin. Çocuğun aileyle birlikte sofraya oturup anne, baba ve kardeşleriyle yemek yemesi çok önemlidir, ona ayrı sofrada ve ayrı vakitlerde yemek yedirmeyin. Ayrı zamanlarda ve ayrı sofralarda yemesi çocuğunuzun iştahını ve sofra kültürünü olumsuz yönde etkileyecektir. Ayrıca ellerini kullanmayı öğrendiği andan itibaren yemeğini kendi çatal-kaşığını kullanarak yemesine izin verin.
  • Çocuğunuza yemek yedirirken televizyon izletmeyin. Televizyon çocuğun yemeğe olan ilgisini azaltacaktır. Bunun yerine onunla eğlenceli sohbetler edebilirsiniz.
  • Çocuğunuzun sevmediği yemekleri/besinleri ilgi çekici sunumlar halinde hazırlamanız çocuğunuzun yemeğe/besine olan ilgisini arttıracaktır. Örneğin çocuğunuz yumurta sevmiyor ise onu bir hayvan ve ya çizgi film karakterine benzetmeniz çocuğunuzun yumurtaya bakış açısını değiştirebilir.
  • Çocuğunuzun sizinle birlikte yemek yapmasına izin verin. Çocuğunuz et yemeyi sevmiyorsa onunla birlikte küçük köfteler yapın, kendi yaptığı köfteyi yemek onu heyecanlandıracaktır.
  • Yemek konusunda çocuğunuzu diğer çocuklarla karşılaştırmayın. Bu onun hırçınlığını arttıracak ve onu daha iştahsız olmaya itecektir. Ayrıca bu gibi karşılaştırmalar çocuğunuzun ruhsal psikolojisi içim olumlu olmayacaktır.
  • Çikolata, şekerleme gibi ambalajlı ürünleri çocuğunuz her istediğinde vermeyin. Bu besinler çocuğunuzda tokluk hissi oluşturacak, ana öğünde yemek yemesini engelleyecektir.
  • Tabağı sizin ölçülerinize göre değil onun ölçülerine göre doldurun. Birden karşısında tıka basa bir tabak görmek onu korkutabilir ve yemeğe olan ilgisini azaltabilir. Çocuklarda iştahsızlığın önemli sebeplerinden birisi de tepeleme doldurulmuş tabaklardır.

Diyetisyen yorumu

İştahsızlık özellikle çocukluk döneminde anne babaların sıkça karşılaştığı bir problemdir. Uzun süreli iştahsızlık problemleri çocuğun büyüme ve gelişmesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Ailelerin çocuğundaki büyüme ve gelişmenin yeterli olup olmadığını anlayabilmeleri için çocuğun yaşına göre olması gereken boy ve kilo aralığını bilmeleri gerekir.

Bunu öğrenebilmeleri için ise mutlaka bir diyetisyen ve çocuk hekimiyle iletişim halinde olmalılardır. Eğer çocuğun iştahsızlık problemleri fizyolojik sorunlardan kaynaklanıyorsa bu durum bir çocuk doktoru yardımıyla ortadan kaldırılmalı ve bir diyetisyen ile birlikte çocuk için özel olarak hazırlanmış bir sağlıklı beslenme planı uygulanmalıdır.

Sorunun psikolojik nedenlerden kaynaklanması halinde ise bir pedagog ile iletişime geçilmeli ve psikolojik tedavi uygulanırken aynı zamanda diyetisyenin çocuk için hazırladığı beslenme programı da devreye sokulmalıdır.Unutmayınız ki çocuklar bizim geleceğimizdir ve iyi bir gelecek ancak sağlıklı çocuklarla sağlanır.

 Bu sebeple çocuklarda iştahsızlık problemi hafife alınmamalı ve en yakın sağlık kuruluşuna bu durum ile alakalı başvurulmalıdır.

Источник: https://www.beslenmerehberim.net/istahsiz-cocuk/

Ani Kilo Kaybı ve Halsizliğe Dikkat

Çocuklarda Halsizlik ve İştahsızlığa Dikkat
Doç. Dr. Kübra AYDIN
Onkoloji Merkezi
Memorial Ankara Hastanesi

Kanser son yıllarda her iki kişiden birinin hayatına kendisi ya da bir yakını nedeniyle giriyor.

Kanser türlerinin pek çoğunda ortak belirtiler; nedensiz kilo kaybı, geçmeyen halsizlik ile yorgunluk ve yüksek ateş olarak karşımıza çıkıyor ancak bu hastalık bazen sessizce de gelebiliyor. Ülkemizde her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen kanserin başarıyla tedavi edilmesinde, erken teşhis ve doğru tedavi planlaması önemli rol oynuyor.

  Memorial Ankara Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Kübra Aydın, “01-07 Nisan Kanser Haftası” öncesinde “kanser hastalığının tanı ve tedavisi ile korunma yöntemleri” hakkında bilgi verdi.

Vücudunuzun verdiği sinyallere kulak verin

Kanser, vücudun bir veya birden çok organ veya bölgesini etkileyen 200’den fazla hastalık grubunu tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Belirli bir doku veya organdaki hasarlı hücrelerin kontrolsüz bir biçimde üreyerek, bir kitle veya tümör oluşturmasıdır.

Kansere neden olan kesin bir etken olmasa da, kanser riskini artıran birçok faktör bulunmaktadır. Bu risk faktörlerinden en önemlileri; sigara, obezite, sanayileşmenin getirdiği bazı kimyasal maddeler, hareketsiz yaşam, UV ışınları ve bazı enfeksiyonlar olarak sıralanabilir.

Birçok hastalığı taklit edebilen kanserin belirtileri de farklı hastalıkların belirtileriyle benzerlik gösterebilmektedir. Çoğu kanser türü oldukça sinsi ilerlemekte ve ancak son evrede belirti vermektedir. Bazı kanserler de bulundukları organa göre bulgularla ortaya çıkmaktadır.

Bunların yanı sıra kanserin, hangi organa yerleşmiş olursa olsun, vücutta neden olduğu genel şikayetler de bulunmaktadır. Bunlar hemen her kanser tipinde görülen; halsizlik, ani kilo kaybı, iştahsızlık, ateş gibi belirtilerdir.

Düşük doz toraks tomografisi sigara içenler için hayat kurtarıcı olabilir

Kanserin erken teşhis edilmesi için yapılan taramalar sayesinde erken evrede tespit edilen çoğu kanser türü, hayati kayıplara neden olmadan tedavi edilebilmektedir.

Yaygın olarak yapılan tarama testleri; serviks yani rahim ağzı kanseri için yıllık smear testleri, meme kanseri için yıllık mamografi, kolorektal kanserler için gaitada gizli kan, endoskopi, kolonoskopi, akciğer kanseri için düşük doz toraks tomografisi ve prostat kanseri için PSA testidir.

Çok sık görülen bir kanser türü olan akciğer kanseri için yapılan düşük doz toraks tomografisi özellikle sigara içen veya akciğer kanseri açısından riskli grupta bulunan kişilere yapılması oldukça faydalı olan bir taramadır

Kanser tedavisi kişiye özel planlanmalı

Kanser birçok bölümün işbirliğiyle, multidisipliner bir yaklaşımla tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Medikal onkoloji, kanserin ilaçla tedavisi ile ilgili olsa da hastanın cerrahiye, radyoterapiye ya da başka bir bölüme yönlendirilmesinde de aktif rol almaktadır.

Cerrahi yöntemler kanser için önemli birer seçeneğidir. Bununla birlikte radyoterapi de kanser tedavisinde başarılı sonuçlar elde etmenin anahtarıdır. Sistemik tedavi kısmını oluşturan; kemoterapi, akıllı ilaçlar ve son 5 yılın öne çıkan tedavi yöntemi immunoterapil de tedavide oldukça önemlidir.

Tedavilerin kanser türüne ve evresine göre farklı uygulanması gerekmektedir. Bazı hastalarda küratif denilen tedaviler, bazı hastalarda ise sadece palyatif yani hastanın sağ kalım süresini uzatmaya ve kansere bağlı şikayetlerini azaltmaya yönelik tedaviler uygulanmaktadır.

Kanserle mücadelede en önemli nokta, tedavinin kişiye özel olarak planlanması ve uygulanmasıdır.

Tedavi başarısında psikolojik desteğin etkisi büyük

Tedavide başarılı sonuçlar elde etmek için medikal uygulamaların yanı sıra; hasta ve hasta yakınlarının olumlu düşünmeleri ve tedaviden vazgeçmemeleri de büyük önem taşımaktadır. Kemoterapi sonrası bulantı kontrolünde bile hasta psikolojisi çok önemlidir.

Örneğin; “beklenti bulantısı” oldukça sık görülmektedir. Bu durumda hasta hastaneye gelip kemoterapi aldığında midesinin bulanacağını düşündüğü anda daha hastaneye gelmeden bulantı yaşamaktadır.

Psikolojik destekle hastanın ve hasta yakınlarının tedavi sürecine olumlu yaklaşması, tedaviden vazgeçmemesi, tedavinin devamlılığına ve başarılı olmasına büyük katkı sağlamaktadır.

Kanser tedavisinde başarıyı olumlu yönde etkileyen bir diğer etken, hasta-hasta yakını ve onkoloji ekibinin iletişiminin kuvvetli olmasıdır. Doktorun hastanın merak ettiği tüm soruları cevaplandırması, tedavi süresince nelerle karşılaşacağını anlatması hastanın tedaviyi daha çok sahiplenmesini sağlamaktadır.

Akdeniz tipi beslenmeye özen gösterin

Kanser, sağlıklı yaşam kurallarına uyulduğu sürece önlenebilir bir hastalıktır. Kanserden korunmak için dikkat edilmesi gerekenlerin başında, dengeli beslenmek ve hareketli bir yaşam tarzına sahip olmak gelmektedir. Bu amaçla; Akdeniz tipi beslenme alışkanlığıın kazanılması önemlidir.

Kırmızı eti azaltıp haftada 2 porsiyonla sınırlamak, daha çok balık, zeytinyağlı yemekler ve sebze yemekleri tercih etmek, meyve, baklagiller, süt ve süt ürünlerinden zengin bir beslenme programı oluşturmak gerekmektedir.

Günde en az yarım saat hafif tempolu yürüyüş gibi egzersizlerle hayata hareket katılmalıdır. Bunların yanı sıra sigardan tamamen uzak durulmalı, alkol tüketimi ise sınırlandırılmalıdır.

Enfeksiyonlardan, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan ve güneşin zararlı etkilerinden korunmak için önlem alınmalıdır. Güneşten çok daha zararlı olan solaryumdan ise kesinlikle kaçınmak gerekmektedir.
Güncellenme Tarihi: 27 Mart 2017Yayınlanma Tarihi: 27 Mart 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/ani-kilo-kaybi-ve-halsizlige-dikkat/

Bebeklerde Halsizlik ve Durgunluk Neden Olur? Ne Yapılabilir?

Çocuklarda Halsizlik ve İştahsızlığa Dikkat

Bebekler tüm isteklerini ve şikayetlerini ağlayarak dile getirirler. Her ağlamanın karşılık geldiği eylem, anne tarafından ilk kırk gün içinde öğrenilir.

Hareketleri, ateşi, gözleri ve tüm varlığı ile anne tarafından kontrol edilen bebeğin herhangi bir problemi yok ise gayet neşeli ve hareketlidir. Bazı durumlarda ise bebek neşesiz, sakin ve durgundur. Bebeğin her halinin bir anlamı olduğu gibi neşesiz oluşunun da bir anlamı vardır.

Öyleyse bebekler neden durgunlaşır? Pek çok açıdan değerlendirilen bebek dilinin doğru bir şekilde anlaşılıp müdahale edilmesi bebek sağlığı için hayli önemlidir.

Bebekler genellikle yorgun ve uykusuz olduklarında hallerinden memnun olmazlar. Yoğun bir günün sonunda uykusuzluktan halsiz düşebilecekleri gibi daha farklı problemlere bağlı olarak da bebeklerde durgunluk gelişebilir.

Şayet bebeğim halsiz görünüyor ve ne yapmam gerektiğini bilmiyorum, diyorsanız, bebeğin size verdiği işaretleri takip edebilirsiniz.

Bu işaretler nelerdir, neye bağlı olarak gelişir doktorunuza danışabilirsiniz.

Kimi zaman yüksek ateş bile bebekte halsizliğe neden olabilir. Hastalıklar dışında durgunluk nedenleri ise psikolojik, biyolojik veya fiziksel problemlere bağlı olarak gelişebilir. Yenidoğan bebeklerde ve oyun çağı gelmiş bebeklerde halsizliğin farklı nedenleri vardır.

Yenidoğan bebekler gün içinde 2 saat bile uyanık kaldıkları zaman yorulabilirler. 9 aylık bir bebekte ise bu durum değişiklik gösterir.

Şayet yenidoğan bebek esniyor, yumruklarını kapatıyor, endişeli bakıyor, göz kapakları kızarıyor ve sarsıntılı kol-bacak hareketleri yapıyorsa yorgunluğu nedeniyle artık uyku için yollar bulmaya çalışıyor demektir. Durgunluğu uykusunu tam olarak aldıktan sonra geçecektir.

6 aydan 2 yaşına kadar yaşanan süreçte ise bebeklerde görülen halsizlik durumunda aşağıdaki nedenler sorgulanabilir:

Bebekler de kendi dünyalarına özel bir sinir sistemi ile çevrilidirler. Etrafında fazla uyaran olan bebek strese girerse normal halinden daha farklı bir ruh haline bürünerek durgunlaşabilir.

Bebeklik döneminde duyusal uyarılmalar bebek için büyük önem taşır.

Çünkü bebek sinir sisteminin geliştiği ilk evrelerde parlak ışıklar, kalabalık, gürültü ve banyo gibi beklemediği uyarılmalara karşı savunmasızdır.

2. Uykusuzluk

Bebekte görülen halsizlik, beslenme sonrası rahatlamak için uykuya ihtiyaç duyduğuna işaret edebilir.

3. Yetersiz beslenme

İhtiyaçlarını ağlayarak gideremeyen bebekler, yetersiz beslenme sonucunda da enerjisiz kalabilirler. Özellikle gündüz uykusunu alamayan bebekler geceleri uzun süreler boyunca uyuyabilirler. Beslenmek için saatinde uyanamayan bebeklerde halsizlik ve durgunluk görülür.

Bebeklerin ebeveynleri ile arasında büyük bir duygusal bağ vardır. Anne ve babası arasında geçen konuşmadan ve iletişimden olumsuz etkilenen bebek, durgunlaşabilir. Ebeveynin stresli ve agresif oluşu bebeğe yansır.

5. Kansızlık

Yeterince demir alamayan bebeklerde en sık görülen belirti halsizliktir. Zihinsel fonksiyonları direkt olarak etkileyen kansızlık baş gösterdiğinde, bebek durgunlaşır ve halsizleşir.

6. Enfeksiyonlar

Enfeksiyonlar genelde ebeveynin ve bebeğin kontrolünün dışında gelişen durumlardır ve bebeği halsizliğe sürükleyebilir. Özellikle bez döneminde olan bebeklerde idrar yolu enfeksiyonu, en fazla halsizlik ve iştahsızlık yaratan sorunlardan biri olarak göze çarpar.

7. Hormon dengesizliği

Özellikle troid hormonu yeterince üretilmezse metabolizma yavaşlayarak bebekte beslenememeye ve dolayısıyla da halsiz düşmeye neden olur. Hormonları doğru çalışmayan bebek hem hastalıklara daha açık olur, hem de tedavi edilmezse öğrenmeyi güçleştirir.

8. Kalp sorunları

Çok nadir olarak görülen bu durum erken teşhis ile ileri boyutta bebeğin hayatını etkileyen bir problemdir. Bebeğin kalbi zayıf veya delik ise bebek zayıflar, halsizleşir ve durgunlaşır.

9. Karın ağrısı

İster gaz sancısı olsun ister yeni tattığı besinler olsun beslenme sebebi ile de bebeklerde karın ağrısı nedeniyle oluşan bir durgunluk hali görülebilir. Özellikle ek gıdaya başlayan bebeklerde görülen kusma ve ishal gibi rahatsızlıkların beraberinde ortaya çıkan halsizlik, bebeğin su kaybetmesine bağlı olarak gelişebilir.

10. Susuzluk

Sıvı ihtiyacının çoğunu anneden gidermesine rağmen bebekler hareketlendikleri dönemde daha fazla sıvıya ihtiyaç duyarlar. Yeterince sıvı alamayan bebeklerde de durgunluk sezilir.

Bebeklerde Halsizliğe Ne İyi Gelir?

Pek çok yeni anne tarafında önemsenmeyen yeni doğan bebeklerde halsizlikbir problemin habercisi olabildiği gibi sadece basit bir yorgunluk veya açlık yüzünden de oluşabilir. Belli başlı bazı yöntemleri denediğiniz halde sonuç alamıyorsanız doktorunuza başvurabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken ve bebeğe faydalı olabilecek birkaç yöntem ise şöyledir:

  • Bebekte görülen halsizliği ve ilişkili semptomlarını çok dikkatli bir şekilde takip ederek ne yapacağınıza karar verebilirsiniz. Çocuğu sakin bir ortama götürerek doğru bir şekilde besledikten sonra uyutmayı deneyebilirsiniz.
  • Bebeğin beslenmesini düzenli olarak kontrol ederek gelişimini takip edebilirsiniz. Fiziksel takip bebeğin halsizliği ile ilgili ipuçları verebilir.
  • Kan ve idrar testi yaptırarak bebeğinizin herhangi bir enfeksiyon durumu yaşayıp yaşamadığını kontrol ettirebilirsiniz. Özellikle idrar yolu enfeksiyonu geçiren bebekler beslenmeyi reddettiği için hem durgunlaşır hem de uykuya meyilli olurlar. İdrar yolu enfeksiyonu ciddi bir hastalık olduğu için mutlaka takibini yaptırmanız gerekir. Eğer bebekte kansızlığa bağlı halsizlik görülüyorsa, demir takviyesi gerekebilir.
  • Bebeği ılık bir duş ve masaj ile rahatlatarak size olan güvenini artırabilirsiniz. Bulunduğu ortamdaki seslerden irkilen bir bebek korkmuş ve güveni sarsılmış olabilir. Annesinin güvenilir dokunuşları sayesinde rahatlayarak neşesine kavuşabilir.
  • Bebeklerde ateşlenme sık görülen hastalıklardan biridir. Ateş nedeni ile durgunlaşan ve halsiz düşen bebeğin rahatlamasını ve hareketlenmesini sağlamak için ateşini düşürmeniz gerekir. Aksi halde bebek hem neşesiz hem iştahsız hem de halsiz olacağı için size tepki vermekte zorlanabilir.
  • Yeni doğan bebeklerde görülen sarılık da halsizlik yaratabileceği için bebeği mutlaka düzenli aralıklarla anne sütü ile beslemek gerekir. Anne sütünün bebek için bir şifa kaynağı olduğu unutulmamalıdır. Sarılık olan bebek emme güçlüğü yaşar ve dolayısıyla halsiz düşen bebeğin doktora götürülerek bir an evvel tedavisini başlatmak gerekir.
  • Ek gıdaya geçiş döneminde yeni tadılan besinlerin azar azar ve sırayla verilmesi önemlidir. Bir anda farklı besinlerle tanıştırılan bebek, kusabilir veya alerjik reaksiyon gösterebilir. Kusma sonrası bebekte oluşan karın ağrısı nedeniyle bebek daha fazla yemek istemez ve enerjisi düşer.

Kaynaklar:

Kaynak 1

Kaynak 2

Kaynak 3

Kaynak 4

Kaynak 5

Источник: https://evdesifa.com/bebeklerde-halsizlik-ve-durgunluk/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.