Çocuklarda Korku (Fobi)

içerik

Çocukta Okul Korkusu (fobi) Neden Olur? Nasıl Geçer?

Çocuklarda Korku (Fobi)

Okulların açılmasının yaklaşması ile gündeme gelen konuların başında, özellikle okula yeni başlayacak çocuklarda sıklıkla yaşanan “okul korkusu” diğer bir deyişle “okul fobisi” gelir. Peki, nedir bu “okul fobisi”, hangi yaşlarda daha çok görülür? Nedenleri ve sonuçları nelerdir?

Büyük bir heyecan ile beklediğiniz o gün geldi çattı. Minik yavrunuz okula başlayacak… Büyük bir mutlulukla karışık gurur duyuyor olmalısınız. Ancak o da ne, miniğiniz okula gitmek istemiyor… Size sımsıkı sarılmış durmaksızın ağlıyor… Terk edilmişlik duygusu ve büyük bir korku var gözlerinde… Endişelenmeyin yalnız değilsiniz.

Her yıl yeni okullarına adım atan birçok çocuk ve ebeveyn sizinle aynı süreçleri yaşamakta. Bu süreç uzmanlarca “okul fobisi” adıyla tanımlanmakta… Peki nedir “okul fobisi”?

Okul fobisi, çocuğun küçük yaşlardan itibaren geliştirdiği korkulara bağlı olarak ortaya çıkan endişeli ruh hali nedeniyle okula gitmek istememesi diye tanımlanabilir. Bu endişe çoğunlukla anneden ayrılma kaygısı ile alakalıdır.

Doğumundan itibaren sürekli anne ile iletişimde olan çocuk, okulda geçirilecek zamanın anneden ayrı kalması olarak algılar. Bu geliştirilen korku okul çağına gelindiğinde “okul fobisi” olarak ortaya çıkar. Okul fobisi gelip geçici bir süreç olabileceği gibi bazı durum ve kişilerde çok daha uzun süreli seyredebilir.

Teh işte bu uzun süren durumlar için söz konusudur. Zira çocuk bu süreçte korkuyu fobiye dönüştürme eğilimine girer.

Okul Fobisinin Gelişmekte Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

Okula başlayan ve okula gitme konusunda isteksiz olan çocuklar birkaç güne kalmadan yeni ortamlarına adapte olabilecekleri gibi bu adaptasyon süreci zaman alabilir. Adaptasyon süreci eğer iki haftadan uzun sürmüş ise, bu durumda bir uzmana müracaat etmekte yarar vardır. Çünkü çocukta okul artık bir fobiye dönüşmeye başlamaktadır.

Süreçlerin uzaması ile birlikte çocuk, okula gitme saatlerinde sıkıntı duymaya, ağlamaya, sinirli davranışlar sergilemeye, saldırgan davranmaya ya da hastalanma eğilimi göstermeye başlar.

Özellikle okul ilk defa başlayan çocukta bu belirtilerle kendini gösteren okul fobisi tedavi edilmediği taktirde ileri dönemlerde çok daha ciddi sıkıntıları beraberinde getirebilir.

Okul Fobisi Hangi Yaş Dönemlerini Kapsar?

Okul fobisi okula yeni başlayan çocuklarda 6-8 yaş aralığında sıklıkla görülmektedir. Çocuk ne ile karşılaşacağını bilemediğinden geliştirdiği korkularla mücadele de zorlanır. Ebeveynlerin bu süreçte çocukla doğrudan iletişimde olmaları, gerekli durumlarda uzmanlardan destek almaları önemlidir.

Okul fobisinin kendini gösterdiği bir diğer durum, okul değişikliğinin söz konusu olduğu zamanlardır. Alışılageldik düzenden, öğretmen ve arkadaşlarından ayrılmak durumunda kalan çocuk, yeni düzene ve çevreye adapte olmakta zorlanabilir. Bu tip bir örnekte okul fobisi ilkokul dönemindeki çocuktan çok daha farklı seyredebilir.

Burada belirtiler daha ani ortaya çıkar ya da sinsi bir şekilde ilerler. Sinsi ilerleyiş daha çok ergenlik döneminde gözlemlenir. Burada belirtiler depresyon ile eş değerdir. Özellikle ergenlik döneminde hem kızlarda hem de erkeklerde benzer belirtiler sergileyen bu durumun gelişmesinde sadece etken okul değişikliği olmayabilir.

Aynı okulda kaldığı halde okul fobisi geliştirmekte olan pek çok örnek vardır. Bu örnekler daha ziyade kaza, hastalık, ameliyat, okul arkadaşının gidişi, bağlı olduğu akrabanın hastalığı veya ölümü, ebeveyn boşanması, maddi sorunlar, aile içi şiddet ve kardeş doğumu gibi durumların arkasından başlayabilir.

Ve sonuçta okula karşı bir fobi gelişimi ile neticelenebilir.

Okul Fobisi Ergenlik Dönemindeki Çocuklarda Nasıl Seyreder?

Özel hayatlarındaki değişiklikler ya da okulun değiştirilmesi gibi süreçlerle başlayan okul fobisi ergenlik dönemindeki çocukta, ilkokul dönemindeki çocuklara göre biraz daha farklı şekillerde kendini gösterir. Ergenlik dönemindeki çocuk, ev ortamında son derece mutlu ve huzurluyken okula gittiğinde o denli huzursuz, sıkıntılı ve kaygılı tavırlar sergiler.

Tatil dönemlerinde şikayet ve yakınmalar kaybolurken, okula gidiş söz konusu olduğunda hastalanmaya varan bir direniş sergilerler.  Bu direniş sadece okula gitmemek adınadır, diğer konularda davranışları son derece normaldir. Ayrıca okul fobisi gelişmiş olsa dahi bu çocuklar derslerinde başarılıdır, ödevlerini düzenli olarak yaparlar ve son derece de zekidirler.

Okul Fobisi Gelişen Çocukların Aileleri

Yapılan araştırmalar okul fobisi sorunu yaşayan çocukların genellikle aşırı koruyucu ailelerin bir ferdi olduğunu göstermektedir. Koruyan, kollayan, endişeli, çocuğa her istediğiniz sağlamayı görev edinmiş, net tavırlar sergilemeyen ebeveynlerin çocuklarında genellikle okul fobisi sorunu ile karşılaşılmaktadır.

Bu tip davranışların hakim olduğu bir ortamda yetişen çocuk, birey olma yolunda adımlarını atamadığı ve öz güven geliştiremediği için bir süre sonra kendi korkuları ile mücadele gücünü de geliştirememektedirler.

Okul fobisi gelişen çocukların hemen hepsinin ortak noktalarında ebeveyn davranışlarındaki bozukluk yer almaktadır.

Okul çağının gelmesi ile hayatla yalnız kalan çocuk, koruyucu ailesinin kanatlarının altından çıkar ve dolayısı ile de bocalar. Ortada bu duruma sebep bir suçlu olmalıdır, o da çocuk nezdinde onu anne babasından ayıran okuldur.

Okul Fobisi geliştiren çocukların bu psikolojiden çıkmalarında anne babanın öğretmen ile kurgulayacağı işbirliği önem taşır. Çocuğa anlayışlı ancak net tavır sergilenmeli ve bu dönemde sert cezalardan, suçlamalardan kaçınılmalıdır. Çocuğun okulu sevmesi için özendirici olunmalı ve çocuk desteklenmelidir.

  Okulun önemi anlatılmalı ve okulda geçirilecek zamanın bir ayrılık süreci olmadığı anlatılmalıdır.

Okul fobisi geliştirmiş çocuğun okula gitmemek adına geliştirdiği bahaneler bertaraf edilmeye çalışılmalı, her ağladığında ya da farklı tepkiler verdiğinde “aman canım bu sefer de gitmeyi versin” düşünce ve davranışından uzak durulmalıdır. Uzun vedalar, teneffüs ziyaretleri, okul öncesi ve sonrası okulda geçen zamana alternatif özendirici programlardan uzak durulmalıdır.

Çocuğun gelişimi ve sosyal hayata uyumlu bir birey olması önemlidir. Okul fobisinin gelişmekte olduğu fark edildiği andan itibaren bir çocuk psikiyatrisine danışılmalıdır. Erken tanı ve tedavi ileriki dönemlerde okul fobisi gelişmiş çocukta görülmesi mümkün sosyal fobi sorunun bertaraf edilmesi için de önemlidir.

Источник: https://obilir.com/okul-fobisi-okul-korkusu-okul-fobisi-tedavisi/

Okurken şaşıracağınız 15 ilginç fobi

Çocuklarda Korku (Fobi)

Fobi bir nesne veya olaya karşı mantıksızca geliştirilmiş korkudur. Bu korkuyu yaşayan insanlar korkunun nedenini düşünmeden yaşamaktadır. “Fobi” kelimesi, Yunanca Phobos kelimesinden gelir. Phobos, Yunan mitolojisinde dehşet tanrısıdır.

Fobi toplumumuzda çok sık görülmektedir. Ancak toplumuzda bu konuda hastane ve kliniklere başvuru oranı azdır. Fobisi olan insanlara fobik denir. Fobinin nedenleri farklı kuramcılar tarafından farklı şekillerde açıklanmaya çalışılmıştır. Bazı kuramcılar genetik üzerinde durmakta, kimisi çocukken yaşanan korku ve baskıların deplase edildiği üzerinde durmaktadır.

1- Jinefobi

Kadınlardan korkmaktır. Genellikle erkeklerde gözlenir. Bu korkuya sahip insanların bazıları kadınların yanına oturamazlar, onlarla konuşmaktan korkarlar. Araştırmacılar, bu korkunun nedeninin cadı hikayeleri olabileceğini söylerler.

2- Aurorafobi

Görenlerin genellikle hayranlıkla izlediği, bazı insanların hayallerini süsleyen Kuzey Işıkları’ndan korkma durumudur.

3- Klinofobi

Yatağa gitmekten korkmaktır. Bu korkuya sahip insanlar yatağa giderken çok endişe duyarlar, bunun nedenlerinden birinin kabus görme olduğu söylenir.

4- Ablütofobi

Bir kişinin banyo yapmaktan, yıkanmaktan korkması durumudur. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklerden daha fazladır. Psikolog desteğiyle bu korkudan kurtulmak diğer korkulara oranla kolaydır diyebiliriz.

5- Katoptrofobi

Aynalardan korkma durumudur. Bazı batıl inançlar ayna kırmanın kötü şans ve uğursuzluk getireceğini söyler. Bu korkuya sahip insanlar genellikle bu batıl inanca kendilerini fena halde kaptırmış insanlardır.

6- Androfobi

Erkeklerden korkmaktır. Genelde çocuklukta yaşanan travmalar bu korkunun oluşmasına neden olur. Erkek düşmalığıyla aynı anlama gelmez, bu fobiye sahip insanlar ciddi anlamda erkeklerden korkarlar.

7- Efebifobi

Ergenlik çağında olan kişilerden korkma durumudur. Dışarı çıkıldığı an yüzlerce ergenle karşılaşma ihtimali olduğundan bir psikolog eşliğinde bu korkudan kurtulmaya çalışmak, yapılacak en mantıklı harekettir.

8- Konsekotalefobi

Chopstick’ten (Çinlilerin yemek çubuğu) korkmaktır. Diğer korku türlerine nazaran kontrol altına alınması daha kolaydır çünkü Çin restoranına gidilmediği takdirde karşılaşılmaz ve oralarda da alternatif olarak çatal bıçak bulundurulur.

9- Turofobi

Peynir veya peynir çeşitlerinden korkmaktır. Bazıları tek bir çeşit peynirden korkarken bazıları peynirin tüm çeşitlerinden korkarlar. Çocukluk çağında zorla peynir yedirilmeye çalışılan çocuklarda ortaya çıkma ihtimali daha yüksektir.

10- Omfalofobi

Göbek deliğine dokunmaktan veya başkalarının göbek deliğine dokunmasından korkmaktır. Bu korkuya sahip insanlar bazen göbek deliği görünce veya göbek deliğiyle ilgili düşününce de korkarlar.

11- Genufobi

Dizlerden korkmaktır. Bu korkuya sahip insanlar tahmin edebileceğiniz gibi yazın zor zamanlar geçirirler. Dizlerden korkan insanların bazıları hem kendi dizlerinden hem de başkalarının dizlerinden korkar, bazılarıysa sadece başkalarının dizlerinden korkar.

12- Venüstrafobi

Güzel ve/veya çekici kadınlardan korkmaktır. Ortamda güzel bir kadın olduğunda bu korkuya sahip olanların kalp atışları hızlanır, terlemeler başlar ve titreme gözlenebilir. Bu fobinin de kaynağı diğer pek çoğunda olduğu gibi muhtemelen çocukluk travmalarıdır.

Güzel kadın fobisi hakkında detaylı bilgi

13- Metrofobi

Şiirlerden korkmaktır. Bu korku genelde ilkokul yıllarında ortaya çıkar. Bazıları şiirleri yazılı halde görmekten korkarken bazılarıysa şiir okunmasından korkar. İyi bir terapist yardımıyla kolayca atlatılabilir bir korkudur.

14- Menofobi

Regl olmaktan korkmaktır. Hiçbir kadın regl olmaktan hoşlanmaz fakat bu doğanın kanunudur ve aslında vücudumuzda bazı şeylerin sağlıklı gittiğini gösterir. Bu fobi genelde ergenlik çağlarında regl dönemi ile ilgili yetersiz veya yanlış bilgilendirilme sonucunda ortaya çıkar.

15- Epistaksiyofobi

Burun kanamasından korkmaktır. Çocuklarda da yetişkinlerde de yaygın sayılabilecek korkulardandır. Kişi burnunun kanamasından korkar çünkü bunu ihtimalen daha ciddi hastalıklarla ilişkilendirir. Bu korkuya sahip kişilerin burun kanaması halinde bir yere oturtulup kanama durdurulmaya çalışılırken sakinleştirilmeye çalışılması gerekir.

Uyku hakkında bilmediğiniz şaşırtıcı bilimsel gerçekler

Источник: https://indigodergisi.com/2017/11/ilginc-korku-fobi/

Okul Korkusu Okul Fobisi

Çocuklarda Korku (Fobi)

İletişim: 0312 466 38 00 

​Türkiye'nin En Büyük Çocuk Psikiyatri Sitesi….

Ayrılık kaygısında pek çok farklı belirti söz konusu olabilir. En temel belirtileri; gelişim seviyesine uygun olmayan evden veya bağlanılan kişiden ayrılmaya karşısında aşırı korku hali, endişedir. Üç temel özellik gösterir; 

  • Ayrılma zamanı öncesinde aşırı endişe ve korku
  • Ayrılma öncesinde, ayrılma sırasında veya sonrasında davranışsal ve somatik semptomlar
  • Ayrılma durumunda kaçınma davranışları

​Ayrılık kaygısı bozukluğunun tek bir nedenle ile ortaya çıktığını söylemek yanlış olacaktır. Genetik, çevresel ve çocuğa ait pek çok farklı nedenin birleşmesi ile ortaya çıkan bir durum olduğu söylenebilir.

Anne veya babada anksiyete bozukluğu olması çocukta ayrılık kaygısı görülme olasılığını arttıracaktır (genetik ve davranışsal öğrenme süreçleri ile). Yapılan genetik çalışmalarda tek yumurta ikizlerinde % 73 oranında kalıtımsallık gösterilmiştir.

Genetik yatkınlık ile ilgili yapılan diğer çalışmalarda ise genetik özelliklerin özgün bir anksiyete bozukluğundan çok birçok farklı anksiyete bozukluğu ile ilişkili olabileceğini ortaya koymuştur.

 Ebeveynler ile ilgili yapılan değerlendirmelerde ise kaygılı ebeveynler ile birlikte olan çocuklarda kaygı bozukluğu gelişme riski 5 kat artmıştır.

 ​

Ayrılık kaygısı bozukluğunda ilaç tedavi ve terapi uygulamaları faydalı mıdır?

Ayrılık kaygısı bozukluğunda hafif şiddetteki durumlarda ev okul uygulamaları sıklıkla yeterli gelebilmesine rağmen, orta ve şiddetli olgularda sıklıkla sürece terapi ve şiddetli durumlarda ilaç tedavilerinin eklenmesi gerekecektir. Yapılan bilimsel çalışmalarda terapi uygulamalarından en başarılı yöntemin Bilişsel Davranışsal Terapi uygulamaları olduğu gösterilmiştir

Ebeveynlere öneriler:

  • Çocuğunuzla empatik bir ilişki kurun
  • Çocuk kaygılandığında sakin bir duruş sergileyerek ona model oluşturun
  • Çocuğa daha öncesinde kaygılandığı ancak başedebildiği diğer durumları hatırlatın
  • Basit rahatlama tekniklerini öğretin (10 a kadar saymak gibi)
  • Kaygı oluştuğunda çocuğun uygulayabileceklerin belirten bir liste oluşturun
  • Çocuğun hızlı bir şekilde okula dönmesini sağlayın
  • Bağlanma figürü olmadan ev dışı yapılan aktivitelere yönlendirin
  • Evde kalmasına izin vermeyin (kaçınma davranışı olarak)
  • Çocuğun çabasını takdir edin

Ayrılık kaygısı bozukluğunda okulda neler yapılabilir?

  • Okula en hızlı şekilde dönmesini sağlayın
  • Okul reddinin nedenlerini araştırın (öğretmen veya arkadaş korkusu gibi)
  • Çocuğun okula gelişinde mümkünse her gün aynı kişi tarafından eşlik edilmesini sağlayın
  • Başlangıçta bağlanma figürünün çocuğa eşlik etmesine izin verin
  • Başlangıçta kısa süreli okul bulunmalar, sonrasında kademeli artırım yapılabilir
  • Çocuğun kaygısının arttığı durumlarda gidebileceği güvenli bir alan belirleyin
  • Çocuğun kaygısının arttığı durumlarda gidebileceği güvenli bir öğretmen belirleyin
  • Evde öğretilen rahatlama egzersizlerinin okulda uygulanımını teşvik edin
  • Küçük grup etkileşimine teşvik edin. Başlangıçta bu tek bir arkadaş olabilir. Sınıfta
  • arkadaş edinimini destekleyin
  • Çocuğun çabalarını ödüllendirin

Tedavi tercihleri ayrılık kaygısı bozukluğunun şiddetine, süresine, işlevsellikte oluşturduğu etkiye, çocuğun yaşına, içgörüsüne, ailesinin tedavi tercihlerine, motivasyonuna ve imkanlarına göre farklılıklar gösterecektir. Tedavi her zaman ailenin bu süreç ile ilgli eğitimi ile başlayacaktır.

Psikoeğitim adı verilen bu süreç tüm tedavi uygulamalarının temelini oluşturur. Ailenin bozuklukla ile ilgili eğitimi tedavi motivasyonunu ve iç görülerini arttıracaktır.

Kaygının doğasının öğretmen ve aile tarafından anlaşılması çocuk ile daha empatik ve suçlayıcılıktan uzak bir süreç geliştirmek konusunda fırsat sunarak kaygının tüm gelişimsel dönemlerde normal bir duygu olduğunun daha rahat anlaşılabilmesini sağlayacaktır.

Ayrılık kaygısında anne ve babalar neler yapabilir?

Boylamsal çalışmalarda ayrılık anksiyetesi bozukluğunun yetişkin yaşamda panik bozukluğu ile ilişkili olduğu gösterilmiştir.

Çocukluk döneminde ayrılık kaygısı bozukluğu tanısı alan çocukların yetişkin dönemde kaygı bozukluğu ve duygudurum bozukluğu tanısı alma riski artmıştır.

Yapılan bir çalışmada tedavi edilmeyen olguların 1/3 ü yetişkin yaşama kadar süregelen bir hal alabileceği gösterilmiştir.

Ayrılık kaygısı bozukluğunda olumlu gidişat faktörleri faktörleri:

  • Küçük yaş,
  • Anksiyete seviyesinin az olması
  • Depresyon kaygı bozukluğu gibi bozukluklarının bulunmaması
  • Sosyal fobi olmamasıdır

En sık başlangıç yaşı 7-9 yaşları arasındadır. Görülme sıklığı yaşın ilerlemesi ile birlikte azalmaktadır. Çocukluk çağında en sık görülen kaygı bozukluğu olmasına rağmen tüm yaşam değerlendirildiğinde 7. Sıradadır.

Bu durum yaşın ilerlemesi ile birlikte bu rahatsızlığın azalma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Kızlarda ve erkeklerde aynı sıklıkta görülür.

Ayrılık kaygısı 5 yaşına kadar normal olarak değerlendirilebilir ve 5 yaş öncesinde tanı nadirdir.

Ayrılık kaygısı bozukluğu ile ilgili çevresel faktörler aşağıdaki gibi sıralanabilir;

Çocuğun ailesi ile ilgili faktörler: 

  • Ebeveynlerin sevgi ve sıcaklığını yeterince gösterememeleri
  • Çocuğun otonomisini kazanmasına engel olucu anne baba tutumları (aşırı koruyucu, sınırlayıcı tutumlar)
  • Özellikle annelerin kaygılı olması
  • Anne baba arasında şiddetli çatışma
  • Boşanma
  • Ebeveynlerde fiziksel hastalık
  • Panik bozukluğu veya depresif bozukluk gibi psikiyatrik rahatsızlıkların olması
  • Babada benmerkezcil, immatür veya antisosyal davranışların olması
  • Erken dönem yaşantıları
  • Kardeş doğumu
  • Ebeveynin işini kaybetmesi
  • Aile içi şiddet

Çocuğun mizaç ve karakter özellikleri:

  • Kolay incinen,
  • Utangaç,
  • Çekingen,
  • Sosyal kaçınma davranışları olan çocuklarda tüm kaygı bozuklukları riski artmıştır

Okul ile ilişkili nedenler:

  • Okulda arkadaş zorbalığına maruz kalım
  • Akademik, sportif diğer aktivitelerde beklenen başarıyı gösterememe

Çocuk ebeveynlerinden ayrılmaya karşı yoğun kaygı içerisindedir; ailesi onu almayı unutabilir, kaybolabilir, öldürülebilir, bir daha geri dönmeyebilir. Aileden ayrılma durumunda ağlama, aileyi arama, ayrılma esnasında öfke nöbetleri görülebilir. Panik nöbetlerine benzer fiziksel sorunlar ortaya çıkabilir.

Sıklıkla pek çok çocukta baş ağrısı, karın ağrısı, uyku sorunları, bulantı kusma, çarpıntı, göğüs ağrısı, kas ağrıları saptanabilir. Fiziksel sorunlar nedeni ile okula gitmeme, hastane başvuruları oldukça sıktır. Tipik olarak sorunlar okul günlerinde ortaya çıkarken çocuğun evde kalmasına karar verildiğinde ortadan kalkacaktır.

Ayrılma ile ilgili ortaya çıkan belirtiler okula girdiğinde, okul servisine bindiğinde, yatağa gitmesi istendiğinde, bakıcı ile birlikte evde bırakılmak istendiğinde, yaz kamplarında, akraba veya arkadaşları ile geceyi geçirdiklerinde başlayabilir.

Kaygı belirtileri okul değişikliklerinde, yeni okul başlangıçlarında, uzun tatiller sonrasında (yaz tatilleri, yarı yıl tatilleri gibi), arkadaş değişikliklerinde, tıbbi bir rahatsızlık sonrasında başlayabilir.

Çocukluk döneminde en görülen kaygı bozukluklarından birisidir. Sıklığının bazı çalışmalarda % 25 kadar yüksek olabileceği ortaya konulmuştur. Diğer yönden ise hafif durumlar da bu değerlendirmelere dahil edildiğinde okul öncesi çocuklarda bu oranın % 80’lere 

ulaşabileceği tahmin edilmektedir. Bu nedenle ayrılık kaygısı 

bozukluğu okul öncesi dönemdeki çocuklar için sıklıkla kullanılmaktan kaçınılan bir tanımlamadır.

Okul fobisi veya okul korkusunun en sık nedeni ayrılık kaygısıdır. Ayrılık kaygısı çocuğun normal gelişimsel basamaklarında hemen her zaman görülebilen bir durumdur.

1 yaş civarında başlayan ayrılık kaygısı yaşayan çocuklar yalnız kalmak istemezler ve sürekli olarak bakım verenlerinin yanında olmak isterler. Bu anneden, babadan ayrılma endişesi 13. aya kadar giderek artış göstermesine rağmen 2 yaşından sonra azalarak kaybolur.

Ayrılık kaygısı bozukluğu daha sonraki gelişimsel basamaklarda daha az şiddette görülmesi gerekmesine rağmen bu endişeyi yoğun olarak yaşaması nedeni ile sosyalleşme süreçlerinin bozulması durumudur.

Diğer bir tanımlama ile ayrılık kaygısı bozukluğu; bağlanma objesinden gerçek veya hayali bir ayrılığa, günlük yaşam aktivitelerini bozacak seviyede verilen anormal düzeyde tepki durumudur.

Kısa tanımı ile çocuğun okula giderken endişe belirtilerini yoğun olarak hissetmesi durumu olarak açıklanabilir. Yapılan çalışmalarda okul yaşı çocuklarının yaklaşık yüzde 5 inde görülebilen bir sorun olduğu ortaya konulmuştur. Okul öncesi dönemde ise gelişimin bir parçası olarak çocukların çoğunda görülen bir durum olduğu ifade edilebilir.

Bu süreçte en önemli faktör tüm çocukların ilk kez anne ve babasının onun her ihtiyacını belirli bir rutin içerisinde karşıladıkları ev ortamında uzaklaşarak okul gibi bilinmez, kuralların olduğu ve ilk kez karşılaştıkları bir yapıya ilk kez geldiklerinde endişe
yaşayabilecekleridir.

Örneğin yapılan çalışmalarda okul öncesi dönemde çocukların yüzde 80’nin de bu durumun görülebileceği ifade edilmektedir

“Geçen yıl büyük kızım Ilgın ilkokul 1. Sınıfa başlamıştı. Her gün okul dönüşü yaptığımız günlük sohbetlerimizden birisini tüm kaygılı anne babalar gibi bende ondan sınıftaki durumu ile ilgili bilgi almak istiyordum. Okulun açılmasının üzerinden yaklaşık 1 hafta geçmişti. İlk başlangıçta okula gitmek istememesine rağmen 3. günden sonra ağlamaları kesilmiş ve son 2 günden bu yana okula istekle gitmek istiyordu. Ona sınıfta kaç tane arkadaşı olduğunu sorduğumda bana “ilk başta 22 tane vardı ama şimdi 21 kaldı” dedi. Diğer arkadaşına ne olduğunu sorduğumda ise “ çok ağlıyordu annesi ile babası onu sınıftan aldılar, okula gitmek istemiyormuş” dedi. “

Okul fobisi, okul korkusu veya okul reddi ifadelerinin hepsi okula gitmek istemeyen çocuklar için kullanılmasına rağmen bu duruma neden olabilecek pek çok farklı neden olabileceği unutulmamalıdır.

Sıklıkla her eğitim döneminin başında pek çok çocukta görülebilen bu durumun pek çok aile tarafından “anne ve babasından ayrılmak istememe durumu” gibi algılanma eğiliminde olmasına rağmen çocuğun okula gitmek istememesine neden olabilecek pek çok farklı durum söz konusu olduğu unutulmamalıdır.

Makalede konu ile ilgili kısaca bilgi verildikten sonrasında okul korkusu veya okul reddine neden olan durumlar ayrıca anlatılacaktır.

Источник: http://www.cocukpsikiyatri.org/okulkorkusu.html

Çocuklarda Korku Nasıl Önlenir?

Çocuklarda Korku (Fobi)

Haber güncelleme tarihi 21.07.2017 10:27

Çocukluk dönemi korkularla doludur. Özellikle hayali karakterler ve anne-babadan ayrı kalmak çocukların en büyük korkularıdır. Bu durum belli bir yaşa kadar tamamen doğal bir durumdur. Ebeveynler, çocuklarının yaşı ilerledikçe onları korkularından arındırmalı. Çocuğun ileride sağlıklı bir hayat sürebilmesi için çocukluğunda yaşadığı korkularını yenip kendine güven duyması gerekir.

Birçok anne-baba çocuklarının korkularını önemsemez. Oysa bu duruma müdahale edilmezse çocukların geriye kalan tüm hayatlarına olumsuz şekilde etki edecek çünkü korkularından arınmamış bir çocuk, gerçek hayatta karşılaşabileceği zorlukları aşamayacak kadar güvensiz olur.

Bu nedenle ebeveynler çocuklarının hangi korkularının normal, hangi korkularının da normal olmadığını tespit edip doğru şekilde müdahaleler ederek onlara doğru olanı göstermeli. Aksi takdirde çocuğun korkuları aşılmazsa sağlam bir birey olarak yetişemez.

İşte bu nedenden dolayı çocuk gelişimi için son derece önemli olan korkuyu derinlemesine bilmek gerekli.

Bu konuda anne-babaların nasıl bir yol izlemesi gerektiğini, hangi korkuların normal, hangi korkuların normal olmadığını ve korkuyla ilgili daha birçok detayı gelin beraber inceleyelim.

Korku Nedir?

Korku, gerçek veya beklenen bir teh ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb.

belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu olarak tanımlanır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere korku, her ne kadar içte yaşansa da gözle görülebilir kişide fiziksel değişimler meydana gelir.

Göz bebeklerinin büyümesi, titreme, kekeleyerek konuşma, nefes almada güçlük çekme gibi durumlar gözle görülür.

Korku duygusu aslında vücudun kendini savunması için bir mekanizmadır. Vücuttaki organizmaların korunarak hayati bir tehye karşı hazırlıklı olmak ve tedbir almak için oldukça şarttır. Ancak korku bir noktadan sonra özellikle çocuklarda büyük fiziksel ve psikolojik sorunlara neden olur. Bu sorunlar arasında en çok rastlanılanları şunlar:

  • Uykusuzluk
  • Sinir sistemi tahribatı
  • Yorgunluk
  • Beslenme düzensizliği
  • Öfke

Yaş Gruplarına Göre Çocukların Korkması Normal Olan Durumlar

Korku, insanların hayatında her daim olacak bir duygudur. Her ne kadar büyük olunursa olunsun bir şeylerden korkulur. Ancak bu korkular yaşa uygun olan korkular olmalıdır. Örneğin 3 yaşındaki çocuğun anne ve babasından ayrı kalma korkusu normaldir.

Ancak 15 yaşındaki bir çocuğun anne ve babadan ayrı kalma korkusu yaşaması normal değildir.  Bu nedenle anne-babaların çocuklarının nelerden korktuklarına dikkat etmesi gerekir.

 Çocukların yaş gruplarına göre korkması normal olan durumlar şunlar:

     Yaşı    Gruplar             Korkması Normal Durumlar                   
   2-3 Yaş Karanlık, hayvanlar, anne-babadan ayrı kalma
   4-5 Yaş Gök gürültüsü, şimşek, hayali varlıklar, acı duyma, yaralanma 
   6-7 Yaş Hayali varlıklar, yalnız kalmak, küçük düşmek
      9 +Okul sınavları, sevdiklerinin ölmesi, kıyamet, doğal afetler

Korkunun Nedenleri Nelerdir?

Korkular birçok nedene bağlı olarak meydana gelir. Özellikle çocuklardaki korkma duygusu ergenlik döneminden sonraki dönemlere göre daha çok ortaya çıkar. Çocuklarda bu korkuları meydana getiren etkenler nelerdir? İşte cevapları:

Korkuyu Öğrenme

Korkular, çevreden öğrenilip gelişen bir durumdur. Çocukların özellikle ebeveynlerinden görerek ve duyarak öğrendikleri korkulardır çünkü çocuklar her zaman ebeveynlerini takip edip izlerler. Onların tepkilerini, davranışlarını kendilerine örnek alarak öğrenirler.

Genetik ve Kişisel Yatkınlık Gereği Korku

Çocuklar, anne-babadan sadece fiziksel genetik almazlar. Onların duygusal yapıları da çocuklara geçer. Bu bakımdan korku duygusu da anne-babadan çocuğa geçer. Bu nedenle de kimi çocuklar diğer çocuklara göre korkmaya daha çok meyillidir.

Travmalar Sonucu Korku

Çocuklar bir olaydan sonra yaşadıkları travma sonucu onun etkisi altında kalır. Bu travma da bastırılması çok zor olan yeni korkuları doğurur. Anne-baba kaybı, doğal afetler, kaza, saldırı gibi travmatik durumlar çocuklar için ciddi sorunlar doğurur. Kesinlikle uzmanlardan yardım alınması gereken bir durumdur.

Çocukların Korkuları ile Başa Çıkabilmesi İçin Neler Yapılmalı?

Çocukların korkularını yenmesi için kesinlikle ailesinden bir destek görmesi gerekir. Ancak çocuğun korkusunu yenmesi için kesinlikle üzerine gitmek ya da onu korkularıyla baş başa bırakmak gibi yöntemler izlenmemeli. İşte çocukların korkularıyla baş etmesini öğretmek için anne-babaların yapması gerekenler:

  • Anne-babanın çocuğuna öncelikle korku diye bir şeyin olduğunu kabul ettirmesi gerekir. Bunun için de “Evet korku diye bir şey var. Ancak korkularınla arkadaş olabilirsin” denilebilir.
  • Ardından korkuyu nasıl kontrol etmesi gerektiği öğretilmeli.
  • Korku kontrolü kaybedilmesi durumunda bunu çocuğa yansıtmamak gerekir.
  • Çocuğun korkularla yavaş yavaş yüzleştirilmesi gerekir.
  • Çocuğun korkularına karşı ilgisiz kalınmamalı.
  • Korkulara neden olan tüm etmenleri belirlemek gerekir.

Korkuyu önlemek için öneriler;

  • Anne-babalar korkularını kesinlikle çocuklarına belli etmemeli.
  • Çocukları korkutucu öykü ve masallardan uzak tutun.
  • Çocuğa bir birey olduğunu aşılayın ve öyle yaklaşın.
  • Çocuğun kendine güvenmesi için ona karşı aşırı korumacı davranmayın.
  • Çocuğun izleyeceği filmlerin ve dizilerin içeriğine dikkat edin.
  • Çocuğa cesaretli olması için uygun örnekler verin.
  • Kabus görmüş olan çocuğun korkusunu dağıtmak için ona mutlu bir sondan söz edin.

Korkan Çocuğa Yapılmaması Gerekenler Nelerdir?

  • Korkularından dolayı ona ödlek, korkak şeklinde seslenmeyin.
  • Çocuklarınızı terk etmek ya da birilerine vermek gibi tehditler etmeyin.
  • Onun korkularını kimseye anlatmayın.
  • Çocuğun korkularıyla dalga geçip onu aşağılamayın.
  • Onu kimseyle kıyaslamayın ve kimseyi ona örnek göstermeyin.

Fobi Nedir? Çocukların Fobileri Var Mıdır?

Fobi, belirli nesneler veya durumlar karşısında duyulan olağan dışı güçlü korku demektir. Korkudan farklı olarak korkunun şiddetinin yüksek olması ve kontrol edilememesidir. Bu fobilerden bazıları çocukluk döneminden başlar.

Bilimsel araştırmalara göre çocukların %6’sı bazı durumlar karşısında olağanüstü korku yaşarlar. Bu şiddetli korku, çocuğun davranışlarına göre de şiddetli bir şekilde yansıyorsa korkular yerini fobiye bırakıyor demektir.

Çocukların yaşadıkları bu fobiler arasında en sık görülenleri şunlardır:

Okul Fobisi

Çocukların okula gitmekten her zaman kaçınmaya çalışmasıdır. Özellikle okul vakti gelince genelde hasta taklidi yapmaya çalışılması, avuç içi terlemesi, kusma gibi durumlar en büyük belirtileridir.   

Hidrofobi (Su Fobisi)

Çocuklarda en yaygın olarak görülen fobilerden biridir. Diğer fobilere göre daha küçük yaştaki çocuklarda görülür. Hidrofobi olan çocuklar sudan her zaman kaçarlar ve banyo yaptırmak çok zordur.

Sosyal Fobi

Sosyal ortamlardan her daim uzak kalmaya çalışan çocuklardır. Yeni arkadaşlar edinmekten, birileriyle iletişime geçmekten geri dururlar. Daha çok içlerine kapanık bir yaşam sürerler.

Yükseklik fobisi (Akrofobi)

Yüksek yerlerden sürekli olarak uzak durmaya çalışmaktır. Yüksekteki yer ne kadar güvenli olursa olsun yine de duramazlar. Özellikle parklarda kaydıraktan kayamazlar ve bir yere tırmanamazlar.

Klastrofobi (Kapalı Alan Fobisi)

Kapalı alanda durmaya dayanılamamasıdır. Nefes darlığı yaşama, bayılma gibi durumlarla karşılaşılabilir. Bu durum, genelde çocukların küçükken ceza olarak bir yere kapatılmasından gelişir.

NeOldu.com / Özel Haber

Источник: https://www.neoldu.com/cocuklarda-korku-nasil-onlenir-15624h.htm

Çocuklarda korku

Çocuklarda Korku (Fobi)

Korku duygusunun insanoğlunun hayatta kalabilmesini sağlayan bir işlevi vardır. Korku, tehyi algılamamızı ve kendimizi korumamız için alarmda olmamızı sağlar. Çocuklarda anlık korkular olabileceği gibi, bazı korkular belli bir dönem ortaya çıkıp bir süre devam edebilmektedir.

Şimdi bu tarz korkuların üzerinde duralım: Korkular en yoğun olarak okul öncesi dönem olan 2-6 yaşlar arasında ortaya çıkar. Bu dönemde hayali unsurlar çocukların korku konularıdır: Hayaletler, canavarlar gibi. Doğa olayları da bu yaşlarda korkutucudur. Gök gürültüsü gibi. Çocuklar doğa olaylarını bu yaşlarda birer canlı olarak algılarlar. İnsan ve hayvanlar gibidir cansız nesneler de.

Zihinsel gelişimin ilerlemesine paralel olarak, korkuların ana karakterleri de değişir. Çocuk okul çağına geldiğinde, yaşa bağlı olarak, korkulan şeyler hayali karakterler olmaktan çıkar. Bedensel zarar görme korkusu, hayvanlar, hırsızlık gibi olgular artık korkularının ana konuları olur.

Burada dikkatimizi çeken şey, korkuların artık okul öncesine nazaran daha somut ve gerçekçi bir hal almış olduğudur. Okul döneminde hayal ve gerçek, küçük çocuklara göre daha iyi ayırt edilebildiğinden, büyük çocuklar küçük çocuklarla karşılaştırıldıklarında, korkutucu rüyaları daha seyrek görürler. Çocukluk dönemine özgü bu anlattığımız korku türleri dönemseldir.

Çocuklar gelişimlerini devam ettirdikleri için, bir süre sonra bu korkular kaybolur. Ufak tefek korkular, ebeveynlerin mantıklı birtakım açıklamaları ve çocuğa destek olmaları yoluyla kolayca aşılabilir. Çocuğunuz korkusunu dile getirirken onu gerçekten dinleyin.

Çocuklarımızın korkularını küçümsemek, korkmasının anlamsız olduğunu söylemek, çocuğumuzdan korku duygusunu yok saymasını istemek ise çocuğumuz için destek değildir. Böyle bir yaklaşım çocuk psikoloğu olan uzmanlara göre tam tersine, çocuk açısından işleri zorlaştıracaktır. Fobi ve korku iki farklı kavram olarak geliyor kulağa.

Fobi dediğimizde sanki daha vahim bir şeyden bahsettiğimiz algısını yaşıyoruz. Bazı fobiler süreklilik gösterebilir. Bu durumda uzman yardımı gerekir. Bazı fobiler ise yine ebeveynin desteğiyle ortadan kalkabilir.

Bazı korkular dönemsel değil, erişkinlik yıllarına da taşınabilecek türde korkular olabilir. Uzman yardımı gerektirirler.

Çocuğun yaşadığı bir olumsuz olay sonucunda edinilen korkulardır bunlar. Örneğin çocuk gerçekten bir hırsızlık olayı yaşamış olabilir. Bir kazaya şahit olabilir. Yangın, doğal afet gibi bir takım olaylar yaşamış da olabilir. Bunlar değişik korku biçimleri ve davranış sorunları olarak dışarı yansıyabilir.

Ya da anne ve babanın çocukla baş etmek için kullandığı korkutma/yıldırma yöntemlerinin sonucu olarak çocukta bir takım korkular gelişir. Örneğin anne, “beni üzersen hastalanır ölürüm, annesiz kalırsın” ya da “seni bırakır giderim” diyor olabilir. Bu söylemler de çocuğu kaygılı yapar. Anne/babadan ayrılmak istemez. Günlük yaşam rutini sekteye uğramaya başlar. Aynı evin içinde sık sık anneyi yoklamalar, gündelik ayrılıklara büyük tepkiler gösterme gibi davranışlar başlayabilir. (Başka bir örnek de eğer uslu durmazsan doktor sana iğne yapar- doktor fobisi).

İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!

Çocukların disiplin eğitiminde en önemli unsur, şartsız sevgidir. Çocuklar eğitilirken, her şeyden önce ebeveynleri tarafından hiçbir koşula bağlı olmadan sevildiklerini hissetmelidirler. Çocukların bu sevgiyi hissetmesi, kişilik gelişimlerinde büyük bir rol oynar.

Henüz sözel becerisi gelişmemiş küçük çocuklarda da disiplin için belirgin kurallar koymak önemlidir. Her çocuğun sınırlara ihtiyacı vardır. Ebeveynler kurallar konusunda çocuklarına karşı tutarlı olmalıdır.

Eğer kurallar bazen katı bir şekilde uygulanıp, bazen de hiç uygulanmıyorsa bu tutarsızlık çocukta kafa karışıklığı yaratabilir.

Bu nedenle, ebeveynlerin kararlı bir şekilde çocuklarına karşı tutumlarını devam ettirmeleri gerekmektedir.

Çocuğa verilen disiplinde, öncelikli olarak ebeveynin çocuğa iyi bir model olması gerekir. Çocukların eğitiminde kritik olan bir öğe de ödül-ceza yöntemidir. Eğer ebeveyn çocuğun bir davranışını devam ettirmesini istiyorsa, ödül çocuğa cezadan hemen sonra verilmelidir.

Davranış ile ödül arasına zaman girerse, ödülün etkisi azalır. Bunun yanı sıra, davranışın artması için çocuk istenilen davranışı yaptığında sık sık övülmelidir. Eğer çocuk kurallara uymazsa ve ebeveyn çocuğu cezalandırırsa, çocuk bu davranışı, ebeveyninden korktuğu için yapmayı keser.

Ancak ceza yöntemiyle korku duygusu yaratıldığı için, çocuk bu davranışı neden yapmaması gerektiğini anlamaz ve hangi davranışı yapması gerektiğini öğrenemez. Korkmadığı ortamlarda da davranış tekrar ortaya çıkabilir.

Bunun yerine, çocuğa bu davranışı neden yapmaması gerektiğini anlatmaya çalışmak daha etkili bir yoldur.

Özellikle 1-2 yaşlarındaki çocuklar çevrelerini araştırmak ve keşfetmek isterler. Bu da bazen tehli durumlara yol açabilir. Eğer çocuk istenmeyen bir davranışta bulunuyorsa, örneğin elini prize sokuyorsa ebeveyn çocuğa “hayır” demeyle birlikle, çocuğa müdahale etmeli ve elini prizden çekmelidir.

Bir başka durum ise, çocuğun bazen istediği bir şeyde çok fazla ısrarcı olmasıdır. Böyle durumlarda ebeveynler çocuğun dikkatini başka bir yöne çekmeye çalışmalıdır.

Ebeveynin çocukla birlikte öfke krizine girmek yerine sakin kalmayı başarıp çocuğun dikkatini dağıtması ve başka bir şeyle ilgilenmesini sağlaması, çocuğun ısrarından vazgeçmesine yardımcı olur.

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть