Çocuklarda Reflü Sıklığı Artıyor Mu?

Çocuklarda Reflü Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri

Çocuklarda Reflü Sıklığı Artıyor Mu?

Reflü çocuklarda ve bebeklerde de görülmekte olan bir hastalık olmaktadır. Yemek yedikten sonra tükürme ya da kusma görülebilir. 18 aya kadar normal bir durum olarak değerlendirilmektedir.

Çocuklarda Reflü

Bebeklerde ve çocuklarda reflü çok sıklıkla görülen bir sorun olmaktadır. Daha çok 2 yaşına geldiği zaman düzelme görülecektir.

Yiyeceklerin bir bebeğin ya da çocuğun karnından geri dönmesi sonucunda ortaya çıkan duruma reflü adı verilmektedir. Bu durum sonucunda da bebek ya tükürecek ya da kusacaktır. Bu durum 4 aylık bir bebek olması durumunda son derece üst seviyeye çıkmış olacaktır.

Fakat buna rağmen korkutucu bir durum değildir. Genellikle 18 aylık olması durumunda olması sonucunda ise bu durum sağlık açısından bir sorun olduğuna işaret edecektir. Bu rahatsızlık sağlıklı bebeklerde de görülme ihtimali vardır.

Bebeğin sağlıklı bir şekilde beslenmeyi alması, beslenmeyi reddetmemesi ve gelişiminde bir sorun olmaması durumunda korkutucu bir durum olmayacaktır. 

Çocuklarda Reflü Belirtileri

Çocuklarda reflü oluşmaya başlaması durumunda mide asidinin ağzına gelmesi sonucunda kusma meydana gelecektir. Bunun dışında da bir takım belirtiler olaraktır. Reflü oluşması sonucunda hastanın yeterli aside sahip olmaması sonucunda belirtiler oldukça farklı olacaktır.

  • Tükürme ya da kusma;
  • Yemek yemeyi istememek;
  • Yutma zorluğu;
  • Yemek yerken sinirlenme;
  • Sürekli hıçkırık;
  • Kilo alamama;
  • Sık sık öksürük;
  • Göğüs ağrısı;
  • Mide yanması;
  • Uyku problemleri.

Bu yukarıdaki belirtilerin uzun bir süre devam etmesi genellikle görülen bir belirti olmamaktadır. Ciddi bir gastroözofegal reflü olması durumunda 18 aydan daha uzun sürecek bir dönem içerisinde görülecektir.

Mide asidinin ağza gelmesi sindirim sularını tükürmesi daha çok 4 aylık dönemde en çok görülen durum olmaktadır.

Bu durum 12 aylık ya da 18 aylık dönem içerisinde yukarıda yazmış olduğumuz belirtiler kendiliğinden yok olacaktır.

Çocuklarda Reflü Nedenleri

Mide asidinin özofagusa geri dönmesi sonucunda oluşacaktır. Bebeklik döneminde ve çocuklarda çok yaygın olarak görülmektedir. Daha çok beslenme sonrasında görülecektir. Tam olarak nedeni bilinmiyor olsa da ortaya atılmış bir kaç teori bulunmaktadır.

Alt özofageal sfinker yemek borusunun alt bölümünde bulunan ve midenin içerisine giren gıdanın izin verecek olan orada kalmasını sağlayacak olan ve geri dönmesini sağlayacak kasın tam olarak gelişmemesi sonucunda ortaya çıkacaktır. Bu durum bebeğin tükürmesine ve kusmasına neden olacaktır. Bazı kişilerde özofagus normalden daha kısa olmaktadır.

Bu durumda da dar ya da tahriş olması sonucunda ortaya çıkacak bir durum olacaktır. 

Ayrıca bebeğin çok fazla beslenmesi sonucunda asit reflüsü oluşması mümkün olacaktır. Fazla beslenen bebenin asit reflüsü oluşması ihtimali bulunmaktadır. Bebeğin sık sık beslenmesi gerekmektedir. Fakat tüketeceğinden çok yemek vermek bebeğin midesinde asit reflüsü olmasına neden olacaktır.

Bebeğin büyümesinde bir sorun olmaması durumunda pek ciddiye alınacak bir durum olmayacaktır.

Çocuklarda Reflü Tedavisi

Bebeğin sürekli olarak tükürmesi ya da kusması durumunda beslenme şeklini değiştirmeniz gerekmektedir. Özellikle de anne sütü emen bebeklerin daha sık sık emzirmeniz gerekmektedir.

Eğer biberon kullanmanız sonucunda içerisinde hava kaçağının olmamasına dikkat etmeniz gerekmektedir. Bebek istemeden emzirmek bebeğe fayda sağlamayacak aksine zarar verecektir. Bebeğin uyku pozisyonu çok önemli olmaktadır. Bebek sık sık ağzına gelenlerden dolayı uyanacaktır.

Bu durum sonucunda da kalitesiz uyku uyumasına neden olacaktır. Beşik ya da uyku alanı içerisinde kalın battaniyeler, yastıklar kullanmamanız gerekmektedir. Bebeğin uyku pozisyonu içerisinde uyurken ağzına gelmesi durumunda bebek ölümlerinin geliştiği görülmektedir.

Bu durum olmaması için uyumasına çok dikkat etmelisiniz. Emzirdikten ya da bebeğe mama verdikten sonra hemen uzanmamalıdır.

Dik bir şekilde en az 20 ile 30 dakika boyunca bebeğin dik durmasını sağlamanız gerekmektedir. Eğer dik tutmamanız sonucunda midesinden ağzına gelecek ve kusma ya da tükürmesine neden olacaktır.

Bebeğin 2 yaşına gelmesine rağmen eğer ki yaptığınız yaşam tarzı değişikliklerine rağmen bebeğin iyileşmesinde bir belirti olmaması durumunda doktor tarafından bir takım ilaçlar reçete edilmesi mide asidinin normal seviyeye inmesini sağlayacaktır.

Bu ilaçların kullanılması bebeklerde reflü oluşumuna neden olacak asidin azalmasını sağlamak olacaktır. Çok nadiren de olsa bebeğin ilaç tedavisine de yanıt vermemesi durumunda cerrahi yöntem uygulanması söz konusu olacaktır.

Bunun için mide borusunda olan kasın nadiren olsa onarılması şeklinde olacaktır. 

Kaynaklar

(Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading…

Источник: https://midemikrobu.com/cocuk-reflusu.html

Çocuklarda Vezikoüreteral Reflü Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi – Sağlık Ocağım .NET

Çocuklarda Reflü Sıklığı Artıyor Mu?

Vezikoüreteral reflü (VUR), idrarın üreterovezikal bileşim yeri yetersizliğine bağlı mesaneden üretere ve böbreklere geriye kaçışını ifade eden bir tanımdır. Pediatrik, nefroloji ve cerrahi bölümlerinin en sık karşılaştıkları hastalıklardan biridir.

Vezikoüreteral reflü ile üriner sistem enfeksiyonu (ÜSE) arasında oldukça önemli bir ilişki vardır.

Tanısı gecikmiş ve yeterli tedavi edilmeyen ve tekrarlayan üriner sistem enfeksiyonu hipertansiyon, çocuklarda gelişme geriliği ve reflü nefropatisi ve kronik böbrek yetmezliği gelişmesine neden olabilir.

Vezikoüreteral reflü neden olur?

Vezikoüreteral reflü doğumsal anomalilerden, enfeksiyonlardan, anatomik ve işlevsel nedenlerden kaynaklanabilir.

Normalde üretrovezikal bileşim yeri idrarın mesane içine girmesine izin verirken, özellikle işeme sırasında idrarın üretre geri kaçışına engel olur.

Bu şekilde böbrek hem mesane içindeki yüksek basınçtan hem de enfekte mesane idrarı ile karşı karşıya gelmekten korunmuş olur. Fakat bu işleyiş sistemi yetersiz olduğunda üriner sistem enfeksiyonu gelişme riski artar ve pyelonefrit gelişir.

Vezikoüreteral reflünün toplumda görülme sıklığı yaklaşık %1’iken, çocuklarda görülme sıklığı daha fazladır. Yaş büyüdükçe mesanenin büyümesi ile üreterin mesane duvarı içinde katettiği mesafenin artması sonucu vezikoüreteral reflü görülme sıklığı azalır.

Vezikoüreteral reflü tanısı alan çocukların kardeşlerinde bu hastalığın görülme sıklığı %25-45 oranındadır. Vezikoüreteral reflü erkek çocuklarda %70-80 oranında görülürken, kız çocuklarında %20-30 oranında görülür. Fakat üriner sistem enfeksiyonu nedeni ile araştırılan çocuklar arasında vezikoüreteral reflü kızlarda daha fazla görülmektedir.

Vezikoüreteral reflü hastalığının ailesel yatkınlığı olduğunu belirten bir çok çalışma sonucu da vardır.

Vezikoüreteral reflü tipleri

Vezikoüreteral reflü nedenine göre primer (birincil) ve sekonder (ikincil) olarak sınıflandırılır.

Primer vezikoüreteral reflü: Embriyolojik gelişim sırasında üreterotrigonal bileşimin hatalı gelişimi sonucu oluşan valvüler mekanizmanın neden olduğu reflüdür.

Sekonder vezikoüreteral reflü: Mesane tıkanması ya da artmış mesane basıncı sonucu ortaya çıkan Vezikoüreteral reflü problemidir. Tıkanmanın süresi ve şiddeti reflünün şiddetini direkt olarak etkiler. Sekonder Vezikoüreteral reflü hastalığında her iki cinste de işlevsel etkenler anatomik mesane tıkanmasından önce gelir.

Vezikoüreteral reflüde sınıflandırma

  • Brinci derece vezikoüreteral reflü: Sadece üretere kaçışın olması durumu.
  • İkinci derece vezikoüreteral reflü: Üreter ve pelvikalisiyel sisteme kaçışın olması durumu (deformite yok).
  • Üçüncü derece vezikoüreteral reflü: Üreterlerde dilatasyon ve pelvikalisiyel sisteme deformasyon olması.
  • Dödüncü derece vezikoüreteral reflü: Üreterler ve pelvikalisiyel sisteme daha ileri dilatasyon olması durumu.
  • Beşinci derece vezikoüreteral reflü: İleri derecede hidroüreteronefroz olması durumu.

Vezikoüreteral reflünün en önemli uzun dönem komplikasyonu nefropatidir.

Reflü nefropatisi, vezikoüreteral reflüye sekonder olarak gelişen ve renal parankimal skar oluşumu ve böbrek fonksiyonlarında bozulmayı ifade eden bir durumdur.

Vezikoüreteral reflü teşhisinde kullanılan yöntemler

Vezikoüreteral reflü radyolojik görüntüleme yöntemleri kullanılarak tanısı konulabilecek bir hastalıktır. Görüntüleme yöntemi olarak, işeme sistoüretrografisi (voiding cystourethrography; VCUG), miksiyonel sistoüretrografi (MSUG) gibi yöntemler kullanılır.

  • VCUG yöntemi nedir? VCUG yöntemi ile reflü varlığı, mesane boynu ve üretranın durumu, mesane cidarının özellikleri incelenir.
  • Ultrasonografik görüntüleme yöntemi nedir? Günümüzde vezikoüreteral reflü tanısı için kullanımdan çok reflü ile birlikte bulunabilecek diğer sorunları tanımada ve takipte kullanımı tercih edilir. Ultrasonografi tetkiki hidronefroz, renal anomaliler ve renal skar durumlarını tanımada ve ameliyat sonrası gelişebilecek bir tıkanma problemini araştırmada yardımcı olur.
  • İzotop renografi yöntemi nedir? İzotop renografi renal skarın değerlendirilmesi için en uygun yöntemdir. Bu yöntem renal skarların tanınmasında olduğu kadar akut pyelonefrit döneminde de kullanılır. Bu amaçla DMSA ve DMAS uygulamaları kullanılır.
  • İntravenöz ürografi yöntemi nedir? Pediatrik ürolojide giderek daha az kullanılan bu yöntem vezikoüreteral reflü tanısında yeri sınırlıdır.
  • Ürodinamik değerlendirme nedir? İdrar kaçırma veya kalıntı idrar durumunda, alt idrar yolunun anomaliliklerini ortaya çıkarmak için kullanılan bir yöntemdir.
  • Sistoskopik inceleme nedir? Eskiden sistoskopinin vezikoüreteral reflü değerlendirmesi için temel öneme sahip olduğu düşünülmekte idi. Sonraları elde edilen verilere göre sistoskopik gözlemler tedavinin sonucuna çok fazla bir katkıda bulunmadığı görülmüştür.

Vezikoüreteral reflüde uygulanan tedavi yöntemleri

Vezikoüreteral reflü tedavisinin amacı böbrekte oluşabilecek hasarı önlemektir. Tedavi planı hastalığın primer mi, yoksa sekonder bir nedene bağlı mı değerlendirilmesiyle başlar. Sekonder vezikoüreteral reflünün nedeni bulunduktan sonra nedene yönelik tedavi reflünün bir miktar iyileşmesini sağlayabilir. Tedavi seçimini aileye, hastaya ve bulunan bölgeye ait sorunlar değiştirebilir. 

Erken tanıve dikkatli gözlem tedavinin temel taşlarıdır. Antibiyotik tedavisine rağmen yineleyen ateşli enfeksiyonlarda cerrahi tedavi uygulanması gerekebilir.

0-1 yaş grubunda 1 ve 4’üncü derece reflülerin tedavisindeantibiyotik proflaksisi kontrolü altında beklemek önerilir.

1 yaş altı ve 5’inci derece skarlı vezikoüreteral reflü tedavisi ilk aşamada antibiyotik tedavisi ve gereken durumlarda cerrahi tedavi uygulanabilir.

0-1 yaş grubunda ki çocuklarda bile koruyucu antibiyotik tedavisine rağmen, tekrarlayan ya da oluşan enfeksiyonlar ve ailenin uyumsuzluğu gibi etkenler tedavi planında değişim yapılmasına sebep olabilir.

1 yaşından sonraki çocuklarda reflünün derecesi, renal skar oluşup oluşmamış olması gibi faktörler tedavi planını değiştirebilir.

Dördüncü ve beşinci derecedeki reflüde cerrahi tedavi önerilir. Tedavide en önemli amaç enfeksiyon gelişme riskini önlemektir.

Enfeksiyonu önlemek için hastanın ve ebeveynlerin eğitilmesi ve özellikle takip edilmesi, yüksek sıvı alımı, mesanenin düzenli ve tam boşaltılması (gerekirse iki kez işeme) gibi önlemler ve düşük dozlu antibiyotik tedavisi enfeksiyon ile başa çıkmak için en önemli yoldur.

Erkek çocuklarda sünnet tavsiye edilebilir. Bütün ateşli olgularda vezikoüreteral reflünün kendi kendine geçmediği durumlarda ve özellikle kızlarda cerrahi girişim gerekebilir. Erken bebeklik döneminde yapılacak cerrahi girişimin mesane işlevinde ağır hasara neden olma riski vardır.

Laparoskopik vezikoüreteral reflü düzeltimi az sayıda çocukta, yapılmaktadır. Ayrıca laparoskopik vezikoüreteral reflü tedavisi açık cerrahiden daha avantajlı değildir.

Endoskopik vezikoüreteral reflü tedavisinin, koruyucu başa çıkma tedavisi ile aynı oranda başarılı olduğunu kanıtlayan bir veri bulunmadığı gibi, endoskopik tedavi bazı sağlık merkezlerinde VUR tedavisinde ilk uygulanan yöntem olmaktadır.

Vezikoüreteral reflü tedavisi

Benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/vezikouretral-reflu-vur-nedir-idrar/

Çocuklar da reflü olur

Çocuklarda Reflü Sıklığı Artıyor Mu?

Reflü hastalığının mekanizması tam anlaşılamamış olmakla birlikte çok sayıda faktör etkilidir. Mide ile yemek borusu arasında “kapak” diye tabir edilen, gerçekte olmayan ama birçok yapı ile birlikte kapak görevi yapan yapılar, midenin asit içeriğinin yemek borusuna kaçmasını engeller.

Aksi takdirde bu asit içeriği yemek borusuna kaçarak ciddi hasarlara neden olabilir ve buna reflü hastalığı denir.

Reflüye neden olan en önemli faktörler bozulmuş yemek borusu ve mide hareketleri, artmış karın içi basıncı (şişmanlık), bozulmuş asit temizleme hareketleri, fiziksel aktivite, ilaçlar, hormonlar, çeşitli yağlı yiyecekler, sigara dumanı, mide fıtığı ve genetik faktörler olarak sayılabilir.

İlk altı ayda ortaya çıkan reflüye dikkat!

Reflü hastalığı çocuklarda da görülür ancak özellikle ilk altı ayda ortaya çıkan fizyolojik reflüyü, reflü hastalığından ayırmak gerekir. Söz konusu kapak, çocuğun büyüme basamaklarında gelişir. Ancak nasıl ki ilk doğduğunda bebek başını tutamıyor ya da yürüyemiyorsa bu kapakçık da tam çalışmaz ve reflü ortaya çıkar.

Bu durum üç aydan küçük bebeklerin yarısında, dört aylık bebeklerin yüzde 66’sında, 12 aylık bebeklerin ise yüzde 10’unda görülür ve büyüdükçe kendiliğinden geçer. Bu yaşlarda görülen kusma fizyolojik bir durumdur. Fizyolojik reflü tablosunda bebek kusuyor diye uzmana götürülen ve gereksiz ilaç tedavisine başlanan bebekler olabilir.

Fizyolojik reflü ve reflü hastalığı çocuk sağlığı ve hastalıkları ile çocuk gastroenteroloji uzmanları tarafından çok sık karıştırılır. Bir bebek ya da çocuk ancak yeterli kilo almıyorsa, sürekli kusuyorsa, yemeği reddediyorsa ve iştahsızsa reflü hastalığı olduğunun düşünülmesi ve tedavi başlanması gerekir.

Nadir hastalarda ise tedavi edilmediği için ilerleyen reflü tablosu, çocuğun gıdaları yutamıyor hale gelmesine neden olabilir. Çocuklar yemek borusunun ağzına açılan uçtaki yanma hissini doğru tarif edemedikleri için bir sağlık kuruluşuna ilk başvuru kalp hastalığı şüphesi ile olabilir.

Bazı vakalarda da reflü hastalığı, astım ile karıştırılır. Küçük bebeklerde gıdayı reddetme, kilo alamama ve kusma önemli bulgulardır ancak kusmanın ayırıcı tanısının da iyi yapılması gerekir.

Akraba evliliklerinin çok yaygın olduğu ülkemizde kusan çocuklarda genetik geçişli metabolik hastalıklarda ayırıcı tanının düşünülmesi önem taşır.

Ayrıca allerjik özofajitler, D ve A vitamini fazlalığı, kafa içi yapısal bozukluklar, enfeksiyonlar (sinüzit, otit, idrar yolu enfeksiyonları) ile kusma ayırıcı tanısının da göz önüne alınması gerekir. Bir yaşından büyük çocuklarda ise bu bulgulara ek olarak ağza gelen asit nedeniyle dişler içten çürüyebilir ve ağız kokusu oluşabilir, geçmeyen ses kısıklığı, kronik öksürük ile aşırı geğirme görülebilir.

Reflü tanısı nasıl konur?

Reflü hastalığının en önemli tanı yöntemleri arasında fizik muayene ve detaylı öykü alma bulunur. Özellikle klasik reflü hastalığında öykü ve fizik muayene ile reflü hastalığı tanısı konulabilirken, daha küçük çocuklarda, farklı şikayetlerle gelenlerde ileri incelemeye gerek duyulur.

Öyküde çocukların nasıl beslendiği, bu kapağın kapanmasını engelleyen aşırı baharatlı, yağlı, şekerli ve kakaolu gıdalarla ilişkisi, yatınca öksürüğün artıp artmadığının sorgulanması gerekir. Fizik muayenede boy ve kilo ölçümü ile büyüme değerlendirilmesi önem taşır. Ayrıca kan tahlili ile anemisi olup olmadığına bakılarak ayırıcı tanı konulur.

Çocukta alarm bulgular yoksa bir hafta kontrol tedavisine başlanır, alarm bulgular varsa hemen endoskopiye karar verilir. Endoskopide yemek borusu görüntülenerek giriş ve çıkışında anatomik bir bozukluk olup olmadığı görülür.

Gerekli durumlarda daha ayrıntılı inceleme ve tanı yöntemi olarak baryumlu grafi, sintigrafi, 24 saatlik pH möniterizasyonu, manometre, multikanal impedans möniterizasyonu ile kablosuz pH möniterizasyonunun da kullanılır.

Reflü tedavisi nasıl planlanır?

Reflü hastalığının tedavisinde anne ve babaya büyük iş düşer. Çocuğun hayat tarzının değişmesi gerekir. Reflü hastası bir çocuğun asla tıka basa tok yatmaması, ilk iki yaşta gece sütü içmemesi gerekir.

Bu çocukların dar kıyafetler giymemeyi, azar azar ve sık sık beslenmeyi öğrenmesi; acılı, baharatlı, yağlı ve kakaolu gıdalar ile asitli içecekler tüketmemesi, sigara, alkol, kahveden uzak durması önem taşır. Sol yana yatma, yatak başının yükseltilmesi, şişmanların zayıflatılması, kabızlık varsa tedavisi reflü hastalığında etkili olur.

Ayrıca ebeveynlerin uygun spor dallarını seçerek, jimnastik gibi amuda kalkmayı gerektiren sporlardan uzak durulması gerekir. Ortalama üç-altı ay kadar midedeki asit salınımını azaltan, mide yüzeyini koruyan, motiliteyi etkileyen ilaçlar kullanılır. Ancak reflü hastalığının asıl tedavisi yeme-içme alışkanlıklarını ve yaşam tarzını değiştirmekle sağlanabilir.

Cerrahi tedavi ise son aşama. Çocuk büyüdükçe söz konusu yapı da büyüyeceği için oradaki anatomiyi bozmamak gerekir. Bu çocukların reflü hastalığı ile yaşamayı öğrenmeleri önem taşır.

Reflü tedavi edilmezse ne olur?

Reflü tedavisindeki asıl sorun aşırı tedavi etmek ya da reflü hastalığını tanıyamadan ilaç tedavisi gerekenlere hiçbir tedavi uygulamamak.

Fizyolojik reflüde hiç ihtiyaç yokken bebeklere üç-dört farklı ilaç başlanabiliyorken, tipik olmayan reflü hastalığında mesela ses kısıklığı veya öksürükle gelen çocuklarda reflü olabileceği hiç düşünülmeden aylarca gereksiz antibiyotik verilebilir.

Bu durumda yemek borusu iltihabı oluşur, yemek borusunun alt kısmında anormal oluşum anlamına gelen ‘baret özofagus’a ve kansere dönebilecek dokulara yol açar. Tedavi edilmeyen reflünün diğer sonuçları ise diş çürükleri, anemi, büyüme geriliği ile yemek borusu darlığıdır.

Reflüye eşlik eden hastalıklar

  • Dirençli demir eksikliği anemisi,
  • Ses kısıklığı,
  • Aşağıdan yukarı sürekli kaçak ve tahriş nedeniyle geçmeyen larenjit, farenjit, sinüzit, otit,
  • Ameliyata rağmen geniz etinin tekrar büyümesi,
  • Tedaviye dirençli astım,
  • Diş çürükleri, ağız kokusu,
  • Sandifer Sendromu (çocuğun rahat etmek için kafasını sürekli geriye atması),
  • Uyku bozuklukları, rahat uyuyamama, gece sürekli uyanma,
  • Tekrarlayan pnömoni (zatürre).

İlginizi çekebilir

Bebeklerde reflüyü tetikleyen 6 alışkanlık

Reflüye neden olabilen beslenme hataları

Reflü ameliyatına götüren 6 neden

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/cocuklar-da-reflu-olur-

Çocuklarda reflü bulguları, teşhis ve tedavisi

Çocuklarda Reflü Sıklığı Artıyor Mu?

Çocuklarda, Gastroözofageal reflü (GÖR) en sık yemek borusu hastalığıdır. 6 aydan küçük bebeklerin %40 nda, 6-9 ayda % 40-70’inde var olduğu düşünülmektedir.

Bu sıklık giderek azalarak % 10 a düşer. Ancak yukarıda da belirtildi gibi reflü ancak yakınmaları ortaya çıkardığında Gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH) olarak adlandırılır. Bu durum bebeklerin 1/300’de ortaya çıkar. Daha büüyk çocuklar için net rakamlar yoktur.

Ancak reflünün tüm çocuklar arasında % 15 oranında bulunduğu ve reflü hastalığının ise çocukların % 3-5 nde var olduğu tahmin edilir. Ama bu bir tahmindir.

Teşhisine ait problemler, doğru olmayan teşhislerle gereksiz ilaç kullanımları bu oranın kesinliğini ortadan kaldırmaktadır.

Çocuklarda Reflü Hastalığının Bulguları

Ne zaman çocukta reflü hastalığından şüphelenelim ? Bu aile için de doktor için de bir sorundur. Çünkü ailenin yakınmasını anlatamayan bir bebek ve çocuğunda böyle bir şeyi düşünmesi pek olası değildir. Bu konuda ancak magazinel bilgilere sahiptir.

Doktor için ise ? Maalesef bebeklerde özellikle olmak üzere çocuklarda da doktor arkadaşlarımız bu teşhis için hangi aşamada düşünülmesi gerektiğine karar vermekte zorlanmaktadır. Çünkü hastalık bir mide-barsak yakınması olduğu halde bazen hiçbir bulgu olmadan direk nefes yolu yada boğaz bulguları ile çıkabilmektedir. Hatta solunum yakınmaları (astım ..

vs) da reflüye ve reflü ise solunum bulgularına neden olur. Yani “tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan ??????” denebilir buna.

Bu nedenle reflüye ait bulguları çocuklarda yaş gruplarına göre sınıflayarak göz önüne almak gerekir

1.Bebeklerde reflü hastalığı sıklıkla kusma, huzursuzluk kilo kaybı ile çıkar. Çünkü mide içeriğinin yemek borusuna geçişi özellikle yatar pozisyonda olur ve geçince orada oluşturduğu tahrişi çocuk ağlayarak belli eder.

Bazen çocuklar ağlayarak geceleri uyanır. Bazen bu reflü yutağa kadar gelerek östakiyi etkiler ve yineleyen kulak iltihapları ile de çıkabilir.

Bazen ise sadece kronik ses kısıklığı, öksürük ve hırıltılı nefes alıp verme tek bulgu olabilir.

2.Erken çocukluk dönemi dediğimiz oyun çocukluğu (okul öncesi) döneminde ise çocuklarda sıklıkla karın ağrısı, mide bulantıları, midede yanma, göğste kalp bölgesinde yada iman tahtası denen orta hatta ağrı olabilir.

Ancak bu yakınmalar hiç olmadan kronik ses kısıklığı, öksürük, sinüzit olarak çıkabilir. Hatta yalnızca yineleyen bronşit ile astım benzeri tablo ile gelebilir. Hastalar yıllarca astım teşhisi ile tedavi almış olabilir.

Yutağa kadar gelmiş mide içeriği dişlerde kalarak çürüğe neden olabilir. Bu nedenle bazen diş çürükleri bu dönemde reflü bulgusu olabilir.

3.Okul çocukluğu döneminde ise yine sıklıkla karın ağrısı, mide bulantıları, midede yanma, göğsde kalp bölgesinde yada iman tathtası denen orta hatta ağrı olabilir. Ancak burada daha yüksek orandaki çocukta ise daha çok kronik ve astım bulguları ve ayrıca ses kısıklığı, sinüzit olarak çıkabilir.

Hatta yalnızca astım tablosu olabilir. Bu nedenle tedaviye dirençli yada sürekli nüks eden tüm larenjit, kulak iltihabı, astım da hele alerjisi yoksa reflü hastalığı akla gelmelidir. Ayrıca yine yutağa kadar gelmiş mide içeriği dişlerde kalarak çürüğe neden olabilir.

Bu nedenle bazen diş çürükleri bu dönemde reflü bulgusu olabilir.

4.Daha büyük çocuklarda ise karın ağrısı, mide yanması ve ağza acı su gelmesi net tarif edilebilir. Ancak bu çocuklar sıklıkla maalesef gastrit ve ülser teşhisleri ile tedavi ve izlem alır. Geçici düzelmeler olur ama sürekli nüks eder.

Bu mide barsak bulguları yanında çok sık oranda ses kısıklığı yakınları vardır. Hatta bunların gırtlağına bakınca orada reflünün yaptığı harabiyet net bir şeklide görülür.

Bu nedenle özellikle alerjisi olmayan tedaviye dirençli yada sürekli nüks eden tüm larenjit, kulak iltihabı ve astım da reflü hastalığı akla gelmelidir. Gece mide ekşime, yanma ve göğüz ağrısı ile uyanabilirler.

Çocuklarda Reflü Hastalığının Teşhisi Nasıl Konur

Teşhisde her zaman bütün çocukluk çağı hastalıklarında olduğu gibi anne-babadan şikayetleri çok iyi bir şeklide dinledikten sonra şüphe duyuluyorsa tetkie geçilir. Ama her kusan veya kilo alamayan çocuk reflü demek değildir.

Hele bebeklerde çok sık oranda beslenme hataları kusma ve kilo alamamaya neden olabilir.
Reflü düşünülen hastada eğer yapısal bir anomallik düşünülüyorsa ilaçlı mide-barsak filmi (özafagus-mide düodenom grafisi) çekilebilir. Sintigrafik olarak nükleer tıp metodu kullanılabilir.

Ancak bu yöntemin güvenirliği ve hassasiyeti pek kabul gçrmez. Ancak bu gün için eğer gerçekte reflü düşünülüyorsa yapılacak en önemli test çocuğun yemek borusun çok ince bir kablo ucu (prob) koyarak mideden gelen asiti ölçebilen cihazla ölçüm yapmaktır. Buna “24 saatlik ph monitorizasyonu” denir.

En kıymetli testtir. Ancak yemek borusundaki basınç, kasılma ..gibi fonksiyon ve testlere bakan diğer yöntemler de vardır.

Çocuklarda Reflü Hastalığının Tedavisi

Reflü hastalığında tedavisinin temel amacı yakınmaları gidermek ve yemek borusundaki veya diğer bahsedilen bölgelerdeki yangıyı iyileştirmektir. Tedavisinde en önemli yöntem uygulanır:

i. Yaşam koşulları ve beslenmeni düzenlenmesiii. İlaç tedavisiiii. İzlem ve koruyucu önlemler.

iv. Cerrahi tedavi

Источник: http://www.populermedikal.com/2014/03/07/cocuklarda-reflu-bulgulari-teshis-ve-tedavisi/

Reflü Nedir? Reflü Belirtileri ve Tedavisi

Çocuklarda Reflü Sıklığı Artıyor Mu?

Reflü, toplumdaki sıklığı tespit edilememekle birlikte haftada 1 kez reflü sorunu yaşayan kişiler üzerinden değerlendirildiğinde, toplumun yaklaşık %20’sinde görülen bir sağlık problemidir. Avrupa’da görülme sıklığı %5-27 arasında değişmektedir.

Reflü oluşumunda, erkek ve kadın arasında belirgin bir farklılık da bulunmamaktadır. Reflü belirtileri sık sık ülser ile karıştırılsa da farklı hastalıklardır. Reflü belirtilerine sahip kişilerin en kısa zamanda uzman bir doktora görünmesi tavsiye edilir.

Memorial Gastroenteroloji Bölümü uzmanları, reflüye neden olan faktörler ve reflüden korunmak için alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.

Reflü Nedir?

Mide içeriğinin (asidinin) patolojik şekilde mideden özefagusa (yemek borusuna) doğru geri kaçışı gastroözefageal reflü’dür. Hastalar göğüs kafesinin arkasında yanma(heartburn) şikayeti ile başvurabilirler.

Reflü bazen yemek borusunun arkasındaki yanmanın yanı sıra ağza gıdaların ve acı suyun gelmesidir. Reflü, sıklıkla yemeklerden sonra olur. Gastroözefageal reflü hastalığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıkça rastlanan bir hastalıktır.

Ülkemizde yapılan bir çalışmada toplumun %20’sinde reflü hastalığı bulunmuştur.

 Reflü Belirtileri

Reflü belirtileri deyince ilk akla gelenler baharatlı, yağlı gıdalar, çikolata, alkol veya taze sıkılmış meyve suları tüketildiğinde artan şikayetlerdir. Mideden boğaza doğru yayılan ve daha ziyade yemekten sonra oluşan yanma, en sık görülen reflü belirtisidir.

Mide içeriğinin ağza gelmesi, yutma güçlüğü, görülen diğer önemli reflü belirtileri sayılır. Ağrılı yutkunma, geğirti, hıçkırık, bulantı ve kusma ise daha ender ortaya çıkar. Reflü; yemek borusu, mide ve bağırsak sistemi dışındaki sistemlerde de belirtilere yol açabilir.

 Reflü öksürüğe, ses kısıklığına, diş çürüklerine ve boğaz arısına neden olabilir.

Reflü Belirtilerini Prof. DR. Yıldıran Songür açıklıyor;

Reflü Nedenleri Nelerdir?

Gastroözefageal reflü nedenlerinin kökeninde yemek borusunun uzun bir süre, fazla miktarda mide asidik içeriği ile teması yatmaktadır. Mide asidik içeriğinin yemek borusu ile uzun süreli teması yemek borusunda hasara yol açar ve bu da yanma hissine sebep olur.

Normal olarak yemek borusunun alt ucundaki alt özefagus sfinkteri dediğimiz kastan oluşmuş kapak benzeri bir yapı vardır. Bu yapı asidin yemek borusuna geri kaçmasını önleyerek midenin içinde kalmasını sağlar. Reflü nedenleri arasında yer alan sfinkter kapağının sık aralıklar ile gevşemesi çok önemlidir.

Bu kapak sık aralıklar ile gevşer ve mide asidik içeriği yemek borusuna geri kaçar.

Reflü hastaları nasıl beslenmeli sorusunun cevabını Gastroenteroloji bölümünden Prof. Dr. Yıldıran SONGÜR veriyor.

Reflü Tedavisi Nasıl yapılır?

Reflü şikâyetleri artan kişilerin en çok merak ettiği konulardan biri de reflü tedavisi. Mide içeriğinin ağza gelmesi, yutma güçlüğü, görülen diğer reflü  belirtilerdir. Ağrılı yutkunma, geğirti, hıçkırık, bulantı ve kusma ise daha ender ortaya çıkar.

Bu belirtileri reflü tedavisine başlamak için yeterli bir sebep olarak görebiliriz. Mevcut şikayetler, hikaye ve bulgulardan yola çıkarak gastroözofagial reflü tanısı konabilir. Tanı koymak veya hastalığın şiddetini belirlemek için endoskopi, pH ölçümü, kontrastlı grafiler, manometrik çalışmalar yapılır.

Reflü tedavisinde en önemli nokta yaşam tarzında değişiklik yapmaktan geçer. Birçok insan, yaşam tarzında değişiklik yaparak veya ilaçlarla reflüyü kontrol altında tutabilirken bazı hastalarda ise cerrahi girişim gerekmektedir.

Reflü tedavisinde ilk aşama genellikle mide asidini baskılayan ilaçlar ve yaşam tarzında değişikliklerle yapılır. Obezite karın içi basıncını artırıp mideye yaptığı baskıyla reflüyü şiddetlendirir.

Bu yüzden hasta; fazla kilolarından kurtulmalı, sigarayı bırakmalı, dar elbiseler giymemeli, yağlı yemeklerden veya kızartmalardan,  domates salçasından, alkolden, çikolatadan, naneden, soğan ve sarımsaktan, kahveden uzak durmalıdır.

Reflü tedavisinde reflü testlerinin de yeri çok önemlidir. Doktorunuzun (gastroenteroloğunuzun) reflü tanısını koyarken bulguların gerçekten reflüden kaynaklanıp kaynaklanmadığını, komplikasyonların gelişip gelişmediğini anlamak için birtakım testlere ihtiyacı olabilir. Reflü testlerini şu şekilde sıralayabiliriz;

Baryum özefagus mide duedonum grafisi: Hasta baryum içerken radyoloğun floroskopide baryumun aşağıya yemek borusuna ve mideye seyahatini incelediği bir testtir.

Gasroskopi: Endoskop ucunda ışık bulunan fleksibl bir tüptür. Bu tüpün ağızdan özefagusa ve mideye doğru ilerletilmesi sırasında yemek borusu incelenebilir. Hasta sedatize edilerek bu işlem gerçekleştirilir.

Özefagus manometresi ve PH metre: Burundan çok ince fleksibl bir tüp yemek borusundan mideye gönderilerek buradaki basınçlar ve yukarı çıkan asit miktarı ölçülebilir.

Reflü ve sindirim sitemi ile ilgili pek çok soruya verilen cevaplardan oluşan canlı yayınımızı izleyebilirsiniz.

Reflü Tedavi Edilmezse…

Eğer reflü tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlarla seyredebilir. Örneğin yemek borusunda darlık, kanama ve mukozada prekanseröz (kanser öncesi ) birtakım değişikliklere (barrett özefagusu) neden olabilir. Sizi ve doktorunuzu uyarması gereken semptomlar şunlardır;

Yutma güçlüğü (disfaji)

Kanama

Boğulma hissi, öksürük, ses kısıklığı

Kilo kaybı

Reflü Ameliyatı

Günümüzde reflü ameliyatları etkili bir şekilde yaygın olarak yapılmaktadır.  Reflü ilaçlarının kullanımının işe yaramadığı durumlarda,  yıllarca süren ilaç tedavisini tercih etmeyenlerde; reflüyle birlikte ilerlemiş mide fıtığı bulunanlarda reflü ameliyatı tercih edilebilir.

En sık yapılan reflü ameliyatı ise nissen fundoplikasyon olup, bu ameliyatta yemek borusunun mideyle buluştuğu yerdeki kapak sistemi güçlendirilir. Bu sırada mide fıtığı da onarılır.

Nissen fundoplikasyon Altın standart olarak laparoskopik (kapalı)  yapılan, reflüye karşı en etkili ameliyattır.

Reflü Diyeti Nasıl Yapılır?

Reflü şikâyetlerini en aza indirmek istiyorsanız, uzman bir doktor kontrolünde reflü diyetine başlayabilirsiniz. Her insanın duyarlılığı farklı olduğundan, hastanın fark ettiği tetikleyici gıdadan uzak kalması reflü diyeti için en iyi seçenektir. Reflü diyeti sırasında küçük lokmalarla beslenmek ve yemekten hemen sonra uyunmamak ‘’reflüye ne iyi gelir’’ sorusunun da cevabıdır.

 Uzanmak veya uyumak için yemeğin üzerinden en az 3 saat geçmelidir. Reflü diyeti sırasında uyurken belden üst kısmın daha yukarda olması yerçekimi ile reflünün oluşmasını engelleyebilir. Özellikle gece reflüsü olanlar buna dikkat edilmelidir. Baş altına konan yüksek yastıkların reflüye faydası yoktur.

Bel kısmından itibaren yüksekte olacak şekilde ayarlanan yataklar da reflüye iyi gelebilir.

Reflü İlaçları

Gastroözefageal reflü hastalığının organik bir sebebi vardır. Genelde sadece yaşam tarzı değişikliği ile önlenemez gastroözefageal reflü hastalığında ilaç tedavisi çok önemli bir yer tutar. Medikal tedavide yer alan anti asit grubu reflü ilaçları yemek borusunu koruyarak ve mide asiditesini bastırarak tedaviye yardımcı olurlar.

Reflü ilaçlarının kullanımında dikkat etmeniz gereken şey ise mutlaka doktor kontrolünde alınması gerektiğidir.  Mide asidini bastıran H2 blokerleri ve proton pompa inhibitörleri gibi reflü ilaçları da doktorunuzun öngöreceği dozlarda kullanılmalıdır. İlaç tedavisi ile hastaların çoğunda gastroözefageal reflü hastalığının bulguları önlenebilir.

Reflü ilaçlarının yanı sıra asidin yemek borusundan mideye aşağı doğru geçişini kolaylaştıran Prokinetik ilaçlar da tedavide yer alırlar. Eğer reflü şikayetleri ilaç tedavisi ile azalmıyorsa ya da kanama, Barrett, darlık gibi komplikasyonlar varsa cerrahi tekniklerden faydalanılabilir.

Cerrahi teknikler asit reflüsünü önleyen yemek borusu ve mide arasındaki doğal bariyerleri düzeltirler.

Reflü Ülsere Neden Olur Mu?

Reflü bazı durumlarda ülsere neden olabilir. Klasik reflü belirtileri, hastanın reflü olma tanısını kuvvetlendirir. Daha rasyonel bulguların; endoskopik incelemeyle ve 24 saat süreyle yemek borusuna gelen mide asidinin bir cihaz yardımıyla ölçülmesi ile reflü olup olmadığı belirlenebilmektedir. Reflüye bağlı olarak kanama, ülser, yemek borusunda delinme veya darlık gelişebilmektedir.

Reflü Hastalarında Kanser Riski!

Reflü kanser yapar mı endişesinin cevabı ise yeni uzman kontrolünden geçiyor. Reflünün halk arasındaki en korkulan komplikasyonu kanser gelişimidir. “Barrettözofagus” denilen hücresel bir dönüşüm buna zemin hazırlamaktadır.

Barrettözofagus’un sıklığı reflülü hastalarda %3-20 arasında değişmektedir. Barrettözofagus’lu hastalardan yıllık kanser gelişme sıklığı ise %0,5 dolayındadır. Dolayısıyla reflü kanser yapar diyemeyiz.

Ancak kontrollerin aksatılmaması gerekir.

Reflü ve Gastrit Arasındaki Farklar!

Çoğu kişi reflü ve gastrit hastalıklarını birbiriyle karıştırabiliyor. Ancak reflü ve gastrit birbirinden ayrı rahatsızlıklar olup, kimi zaman kişide bu iki hastalığa birden de rastlanabilir. Gastrit, mide asitliğindeki artma ve mideyi asitten koruyan faktörlerin azalması sonucu ortaya çıkan mide veya oniki parmak bağırsağının iltihabıdır.

Reflü ise mide içeriğinin (asidinin) patolojik şekilde mideden özefagusa (yemek borusuna) doğru geri kaçışıdır.

Gastrit belirtileri arasında mide ağrısı, bulantı veya kusma, baş ağrısı, iştahsızlık, aniden çıkan ateş, baş dönmesi, dilde beyaz pas, yorgunluk görülürken, mideden boğaza doğru yayılan ve daha ziyade yemekten sonra oluşan yanma, reflünün en sık görülen belirtisidir.

Midenizle ilgili şikayetleriniz varsa, vakit kaybetmeden online hastane randevusu alabilir ve uzmanlara görünebilirsiniz. 
Güncellenme Tarihi: 22 Kasım 2018Yayınlanma Tarihi: 02 Eylül 2016

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/reflu/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.