Çocukları Okula Adapte Etme Yolları

içerik

Çocuklarda okul sendromunu aşma yolları – Rehberlik Portalı, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Portalı

Çocukları Okula Adapte Etme Yolları

Çocukların yaşadıkları okul sendromunu aşmanın yolu ebeveynlerin davranışlarından geçiyor. Uzman Psikolog Eda Yavaş çocukların okula adapte olma sürecinde yaşadıkları sendromu ebeveynlerin sabırlı ve ilgili tutumlarıyla aşılabileceğini söylüyor.
17 Eylül 2014 Çarşamba 10:01

 Çocukların normal hayatlarından okul hayatına geçiş sürecinde yaşadıkları okul sendromunu aşmanın yolu ebeveynlerin davranışlarından geçiyor. Uzman Psikolog Eda Yavaş çocukların okula adapte olma sürecinde yaşadıkları sendromu ebeveynlerin sabırlı ve ilgili tutumlarıyla aşılabileceğini söylüyor. 

Uzun bir yaz tatilinin ardından çocuklar, bu hafta ders başı yaptılar. Psikolog Eda Yavaş, uzun bir tatilin sonunda planlı bir hayata geçiş yapan miniklerin yaşayabileceği stresin ebeveynlerin sabırlı ve ilgili tutumuyla aşılabileceğini söylüyor ve mutlaka çocuklarını dinlemeleri gerektiğini vurguluyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi’nden Uzman Psikolog Eda Yavaş, uzun bir tatil döneminin ardından okula yeniden başlayan çocukların okul sendromunu en kolay şekilde aşması için ailelere önerilerde bulundu.

Çocuklar ne hissediyor

Üç aylık tatilin ardından çocuğu hem duygusal, hem zihinsel, hem de psikolojik olarak okula hazırlamak gerekir. Bu dönemde ailelere de birtakım görevler düşmektedir.

Öncelikle aileler, onların neler hissettiğini, korkuları kaygıları olup olmadığını anlamaları için çocuklarıyla konuşmalı, onları dinlemeli, okul ile ilgili konular konuşulurkenki davranışlarını gözlemlemeli, onlarla sağlıklı iletişim kurabilmedirler.

Kullanacağı araç gereci kendisi seçmeli

Bu dönem yumuşak bir geçiş için çok önemli. Öğretmenleri ile tanışılmalı, ders kitaplarını, araç ve gereçlerini birlikte almalı, yeni döneme, yeni deneyimlere duygusal olarak hazırlanması sağlanmalıdır. Aynı zamanda kullanacağı araç ve gereçleri de kendisinin seçmesi okula motive olması konusunda etkili bir faktör olacaktır.

Çocukların üzerine okul ve eğitimle ilgili fazladan sorumluluklar yüklenmemeli, okulun kendi gelişimi ve sosyal hayatı için gerekli olduğu sade bir biçimde anlatılmalıdır.

Bunun yanında okula gitmeye isteksiz olan çocuklarda ailelerin sabırlı olması, çocuklarına bu durumun normal olduğu ancak gitmedikleri zaman okulda kaçıracağı şeyler olacağı ve neden gitmesi gerektiği yumuşak bir dille, çocuk aşağılanmadan, yargılanmadan anlatılmalıdır.

Dönem içinde zaman zaman zorluklarla karşılaşabileceği, böyle zamanlarda aile fertlerinin ona destek olacağı, çocuğa karşı sevginin ders başarısına göre değişmeyeceği mesajı verilmelidir.

Okula uyum ile ilgili daha büyük zorluklar çeken çocuklar için, sabırlı ve kararlı olunmalı, gerektiği durumlarda uzmanlardan yardım alarak, okul korkusunu yenmesi sağlanmalıdır.

Uyku düzeni sağlanmalı

Tatilde bol bol dinlenmeye ve oyun oynamaya vakit ayıran çocukların, okulların açılmasıyla birlikte alışkanlıklarını değiştirmek durumunda olmaları oldukça zordur.

Yaz tatilinde geç vakitlere kadar uyuyan, akşamları geç yatan çocukların, okullar açılmadan birkaç gün öncesinde kendilerini okul saatlerine ayarlamaları, gerekiyorsa biraz daha erken yatarak kendilerini alıştırmaları önerilmektedir.

Oyun her zaman olmalı

Oyun çağındaki bir çocuğun yaşına uygun oyun oynaması, çocuğun fiziksel, psikolojik ve psiko-sosyal gelişimi için önemli bir unsurdur.

Bu sebeple okula başlayan çocuğun da oyun çağında olduğu göz önünde bulundurulmalı ve okula hazırlık ve ödev yapma saatlerinin dışında oyun oynaması desteklenmelidir. Hatta oyun oynamaya teşvik edilmelidir.

Yaşları küçük olan çocukların oyun saatine ayırdıkları vakit elbette yaşları daha büyük olan çocukların ayırdığı vakte göre daha fazla olacağı da unutulmamalıdır.

Sorumluluklarını ihmal etmemeli

Daha büyük sınıflarda olan çocukların, konsantrasyon sürelerinin daha fazla olabileceği, derslerinin daha zorlaştığı ve daha çok tekrara ihtiyaç duyulması sebebiyle oyuna ayrılan saatin azaltılması gerekmektedir.

Ders çalışma saatlerinin arasına oyun saatlerinin eklenmesi, ancak belirlenen sürelerin aşılmaması da önemli bir konudur.

Çocuğun oyun saatlerinin belirlenen saatlerin dışına çıkarak sorumluluklarını ihmal etmemesine dikkat edilmeli, sorumluluk bilincinin bu şekilde kazandırılması sağlanmalıdır.

Sorumluluk duygusu ödevlerle aşılanır

Ödev yapmak bir zorunluluk olmasından ötürü öğrenciler tarafından sevilmeyen, yapılması zor bir etkinlik haline gelmiştir.

Çocukların öğrendiklerinin pekiştirilmesi, sorumluluk bilincinin kazanılması, bilgi birikimleri ve problem çözme becerilerine katkısı olan ödevlerin yapılması ile ilgili isteksizlik de çocuğun ailesiyle çatışmasına, öğretmen-öğrenci ilişkisinin bozulmasına kadar gidebilmektedir.

Ödevin gerekliliği anlatılmalı

Çocuğun küçük yaşlardan edinmesi gereken sorumluluk bilincinin yerleşmesinde büyük rol oynayan ödevlerin çocuk tarafından daha istekli bir şekilde yapılması için en başta, ödevlerin neden gerekli olduğu ve kendisine neler kazandıracağı onun anlayacağı bir şekilde anlatılmalı, sonrasında çocuğun çalışma ortamının ders çalışmaya elverişli olmasına( aşırı soğuk / aşırı sıcak/ gürültülü), dikkat dağıtıcı unsurların olmamasına, çocukların yaşına, eğitimine, olgunluğuna uygun ödevler verilmesine dikkat edilmelidir. Ders çalışma aralarında kısa molalar verilmesine, ödev saatlerinin belli olması kadar çocuğun oyun oynama ve dinlenme saatlerinin de önceden belirlenmesine ve bu saatlere uyulması konusunda anlaşma yapılmasına ve ders yapmanın kendisine kazandıracakları ile ilgili motive edilmesine özen gösterilmelidir.

Sınavların yayılması kaygıyı azaltabilir

Eğitim sistemine yapılan son değişiklikle çocukları yıl içerisinde 12 sınav bekliyor olacak.

Bir yıl içinde 12 sınava girecek olan öğrenciler için yeni bir sınav sisteminin gelmesi sebebiyle kaygı düzeylerinde artış olabileceği gibi sınavın sene içine yayılmış olması da performans kaygısının azalması için etkili olacaktır. Sınav kaygısı açısından değerlendirildiğinde öğrencileri rahatlatacak bir sistem olarak görülmektedir.

Rehber öğretmenle plan yapılmalı

Öğrenciyi bir yıl boyunca ilk dönem 6 sınav, ikinci dönem 6 sınav olmak üzere 12 sınav gençleri bekliyor olacak.

Sistemin yeni olmasından kaynaklanan kaygının azaltılması için öğrencilerin sistemi doğru kaynaklardan öğrenerek, kafalarında belirsizlik kalmaması sağlanmalıdır ve öğrenci fazla vakit kaybetmeden yeni çalışma sistemlerini belirlemelidir.

Tüm seneye yayılacak olan puan sistemiyle öğrenciler gerektiğinde rehber öğretmenleriyle birlikte planlarını yapmalı, ilk günden itibaren düzenli çalışma sistemini oturtmalıdır.

Источник: http://www.rehberlikportal.com/haber/cocuk-psikolojisi/cocuklarda-okul-sendromunu-asma-yollari/14968.html

Çocuğu okula motive etmenin yolları

Çocukları Okula Adapte Etme Yolları

Uzmanlar, okula yeni başlayan çocukların motive olmasını kolaylaştıracak uyarılarda bulundu.

Uzman Klinik Psikolog Ela Reyhanlıoğlu, okula yeni başlayan çocukların motive olması ve buraya kolay uyum sağlaması için ebeveynlerin onlarla sağlıklı iletişim kurabilmesi gerektiğini belirterek, “Yeni başlayan çocuklar için okul sistemi çok yabancıdır, dolayısıyla çocuğun zihninde soru işareti kalmayacak şekilde net ve kısaca anlatılmalı” değerlendirmesinde bulundu.

Reyhanlıoğlu, henüz başlayan eğitim-öğretim dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Psikolog Reyhanlıoğlu, okula yeni başlayan çocuklarda bazı sorunlar yaşanabildiğini belirterek, bir çocuğun okula başladığında psikolojik sorun yaşayıp yaşamamasının o güne kadar anne-babasıyla kurduğu ilişkiye ve okul öncesi sosyalleşme deneyimlerine bağlı olduğunu, okula başlamanın tek başına hastalık yapıcı veya uyum bozucu bir süreç olmadığını vurguladı.

“Eğer çocuk o yaşa kadar anne babayla güvenli bağlanma geliştirmediyse, akran-arkadaş ilişkileri kuramayıp, evde izole büyüdüyse okula başladığında daha çok sorun yaşayacaktır” ifadelerini kullanan Reyhanlıoğlu, okula başlayan çocuğun hem annesinden kısa süreli uzak kaldığını hem de sınıf arkadaşlarıyla sosyalleştiğini bildirdi.

Reyhanlıoğlu, anne ile güvenli bağlanma kuramamış bir çocuğun kısa süreli ayrı kalmalara sağlıksız tepkiler vereceğini dile getirerek, “Zira güvenli bağlanma demek sağlıklı ayrışabilmek de demektir.

Çocuk anne-babadan uzaklaşınca çok içe kapanık ya da hırçın oluyorsa güvenli bağlanma geliştirmediği düşünülebilir.

Benzer şekilde, okul öncesi hiç arkadaşlık kuramadıysa, evde de kardeşi ya da akranı yoksa yeni ilişki kurmakta, sosyalleşmekte zorlanacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

“Hafif düzeyli uyum sorunu normaldir, kaygılanmayın”

Reyhanlıoğlu, okula başlamanın yeni bir ortam, yeni arkadaşlar ve yeni bir yaşam düzeni manasına geldiğini belirterek, okulun ilk döneminde her çocuğun bu yeniliklere uyum sürecine gireceğini, dolayısıyla hafif düzeyde de olsa uyum sorunu yaşanmasının normal olduğunun altını çizdi.

Ailelere bu konuda aşırı kaygılı olmamalarını, öocuklarında hafif düzeyli uyum sorunu varsa çocuğun seyrini takip etmelerini öneren Reyhanlıoğlu, çocuğun okuldaki davranışları hakkında öğretmenden de bilgi alınması ve çocuğun zaman içinde uyum düzeyine bakılması gerektiğini bildirdi.

Reyhanlıoğlu, “Süreç ilerledikçe çocuğun okuldaki davranışlarını daha sağlıklı bir hale dönüşmüyorsa bir uzmana başvurulmalı.

Fakat uyku sorunları, yeme sorunları, alt ıslatma, kaka kaçırma, tırnak yeme, sınıfta aşırı hareketlilik-yerinde duramama, aşırı hırçınlık ya da dikkat çekici düzeyde içe kapanıklık gibi durumlar oluştuysa profesyonel yardım almakta geç kalınmamalı” değerlendirmesinde bulundu.

Çocuğun okula motive edilmesi için yapılması gerekenler

Reyhanlıoğlu, çocuğun motive edilmesi ve okula daha kolay uyum sağlaması için anne babanın önce çocukla sağlıklı iletişim kurabilmesi gerektiğinin altını çizerek, şu ifadeleri kullandı:

“En başta çocuğa okul sistemi hakkında kısa bilgiler verilmeli. Mesela 5 gün gideceği, günün belli saatleri orada olup, sonra yine eve döneceği anlatılmalı.

Yeni başlayan çocuklar için okul sistemi çok yabancıdır, dolayısıyla çocuğun zihninde soru işareti kalmayacak şekilde net ve kısaca anlatılmalı.

Ayrıca okulda öğretmeniyle güvende olduğu, ama bir sorun olursa mutlaka ailenin okula gelip çocuğun yanında olacağı bilgisi verilerek çocuğun güven duygusu sağlanmalı. Okula giderek yeni arkadaşlar edinip yeni oyunlar oynayabileceği gibi onun ilgisini çekecek yönler ön plana çıkarılmalı.

Okulun bir gereklilik olduğu, çocuk tarafından kabul edilip içselleştirilecek bir bilgi değil.

Bu yüzden 'okula gitmenin zorunluluğu' hakkında uzun konuşmalar yerine, okulun onun için eğlenceli olabileceği vurgulanmalı, öğretmenler tarafından da 'öğrenme süreci' keyifli hale getirilmeli ki çocuk okula ilgi duyabilsin.

Ayrıca her gün çocuğun okulda yaptıkları sorulup heyecanla ve ilgiyle dinlenilmeli çünkü ebeveynin ilgisi çocuğa yansır, çocukta heyecan duymaya başlar. Kısacası çocuğun motive olması için ailenin de çocuğun okul sürecine ilgili olması yani ebeveynin de okul sürecine dahil olması gerekir.”

“Başarısızlık duygusu yansıtmayın”

Uzman Psikolog Reyhanlıoğlu, çocuğun kendisine verilen sözel ve sözel olmayan her mesajı aldığını kaydederek, okul başarısı takıntısı olan ebeveynin çocuğa sürekli “başarılı olmak zorundasın” mesajı verebileceğini, onu sınıf arkadaşlarıyla kıyaslayıp rekabete sokabileceğini, çocuğun yaptıklarını yetersiz bulup ona “yetersizlik” duygusu yansıtabileceğini anlattı.

Bu nedenle anne-babaların okul, başarı, yeterlilik konularında kendi tutumlarına bakması gerektiğini vurgulayan Reyhanlıoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Eğer anne-babada mükemmeliyetçi tutum, başarı takıntısı, çocuğun okuldaki güvenliği ya da çocuğun geleceği gibi konularda yüksek kaygı varsa, önce onlar ruhsal yardım almalı ki bu durumları çocuğa yansımasın.

Örneğin çocuk ödevini yaparken çocuğun eksik ve yanlışlarına karşı tahammüllü olup çocuğun eksiklerini kendinin tamamlamasına izin vermeliler.

Çocuk aynı hatayı tekrar etse de çocuğa ‘beceriksizlik, değersizlik, yetersizlik’ duyguları yansıtmamalılar.”

“Mükemmeliyetçilik yerine onunla ilgilenin”

Reyhanlıoğlu, ebveynlerden, eğitim yılında, çocuğunun ödevi kusursuz olsun diye oturup ödevi yapan ya da tüm hataları düzelten mükemmel ebeveynler yerine, çocuğu eksik ve yanlışlarla dolu bir ödev yaparken onun yanında olup, duygusal ve ruhsal olarak ilgilenen, destekleyen ebeveynler olmasını talep etti.

Bu eğitim yılında anne babaların önceliğinin “çok başarılı, kusursuz öğrenciler” yetiştirmek olmaması gerektiğini belirten Reyhanlıoğlu, açıklamalarını şöyle tamamladı:

“Hata yapmaktan korkmayan, öğrenmeyi öğrenebilen, kendini ifade edebilen, evde ve okulda mutlu olabilen çocuklar' yetiştirmek ebeveynlerin önceliği olsun.

Eğitim yılı, çocukların yeteneklerinin, hayal güçlerinin öğütüldüğü değil, olumlu duygularının, düşüncelerinin, becerilerinin zenginleştiği bir yıl olsun.

Ebeveynlere son bir hatırlatma; çocukların en büyük önceliği 'çocuk olmak', okula başladılar diye 'öğrenci' olmalarını, 'çocuk' olmanın önüne geçirmeyelim. Önce, mutlu bir çocuk olmaları için gayret edelim.”

İLİŞKİLİ HABER Ders çalışmayı sevdiren eğlenceli materyaller!

Источник: http://www.yasemin.com/annecocuk/haber/2130534-cocugu-okula-motive-etmenin-yollari

Çocuğunuzun Okula Adapte Olmasına Yardımcı Olmak için 12 İpucu

Çocukları Okula Adapte Etme Yolları

Çocuğunuz artık büyük bir çocuk gibi her sabah okula gidiyor. Fakat haftanın pek çok günü, özellikle de Pazartesileri, umduğunuz coşku yerine gözyaşlarıyla ya da belki bir karın ağrısıyla başlıyor. Numara yapmıyor.

Kaygı bedeni etkiler ve gerçek bir karın ağrısına neden olabilir, özellikle de çocuklarda. Fakat endişelenmeyin, çocukların okulun başlamasına uyum sağlamak için biraz fazladan yardıma ihtiyaç duymaları sıra dışı bir şey değildir.

1.Çocuğunuzun öğretmenle bağ kurmasını sağlayın.

Çocuklar kendilerini güvende tutacağını düşündükleri bir yetişkinle bağ hissetmek isterler. Bu yüzden ebeveynlerinin yanında değilken bağlanma odaklarını öğretmene çevirmeleri gerekir aksi halde durulmak ve öğrenmek için çok kaygılı olurlar.

Eğer çocuğunuzun okula dair iyi hisler duymadığını fark ederseniz derhal öğretmeniyle iletişime geçin. Yalnızca çocuğunuzun henüz alışmış görünmediğini ve öğretmenin çocuğunuzu evinde hissettirecek şekilde ona uzanmasını umut ettiğinizi açıklayın.

Her tecrübeli öğretmen bunu anlayacak ve ona bir miktar daha fazladan özen gösterecektir. Pek çok öğretmen çocuğu özel bir göreve atar ki çocuk kendini okula bağlı hissetsin ve her gün yerine getireceği bir rolü olsun.

2.Diğer çocuklarla bağ kurmasını sağlayın

Çocukların en azından bir tane başka çocukla bağ kurmaya ihtiyaçları vardır. Öğretmene çocuğunuzun kiminle arkadaşlık ettiğini fark edip etmediğini sorun.

Çocuğunuza hangi çocukları oyun oynamaya davet etmek isteyeceğini sorun. Eğer diğer çocuğun oyun davetine nasıl cevap vereceği konusunda rahat değilse, her zaman anneyi çocuğuyla birlikte okul çıkışında dondurma yemeye ya da tüm aileyi bir Cuma akşamı yemeğe davet edebilirsiniz.

Pizzadan daha şatafatlı bir şey hazırlamanıza gerek yok, üstelik yemeğin sonunda da çocuklar uzun zamandır ayrı kalmış eski dostlar gibi evin içinde koşturmaya başlayacaktır. Üstelik kim bilir? Belki de siz ve ebeveynler de çok iyi anlaşacaksınız.

3.Çocuğunuza gün içinde size tutunmasının bir yolunu sağlayın.

Pek çok çocuk için, en büyük zorluk size hoşça kal demektir. Bir ayrılma ritüeli geliştirin, örneğin sarılmak ve “Seni seviyorum, sen de beni seviyorsun, güzel bir gün geçir; saat 3’te seni almaya geleceğim” demek gibi. Pek çok çocuk sırt çantasında ailesinin çerçeveli bir fotoğrafını bulundurmaktan hoşlanır.

Pek çoğu da eğer yalnız hissederlerse kendilerini güvende hissetmek için tutunabilecekleri üstünde sevgi dolu bir not yazan bir kağıdı ya da birlikte sahilde gezerken bulduğunuz bir çakıl taşı gibi bir nesneyi ceplerinde bulundurmaktan hoşlanır.

4.Çocuğunuzun endişelerini dile getirmesine ve onlarla başa çıkabileceğini fark etmesine yardım edin.

Okul kaygısının çoğu ebeveynlerin akıldışı bulabileceği, okuldayken ölmek ya da ortadan kaybolmak gibi korkulardan kaynaklanır. Çocuğunuzu, onu rahatsız eden her türlü endişeyi dile getirmesi için destekleyin. Empati kurun: “En yakın arkadaşın uzağa taşındığı için endişelisin, öğle yemeğinde birlikte oturabileceğin biri olmayacak? Bu çok garip hissettirebilir öyle değil mi?”

Daha sonra asıl korkunun bir şeyle başa çıkamamak olduğunu hatırlayın. Bu yüzden yalnızca çocuğunuza güven vermek yerine, sorun çözme örnekleriyle onu güçlendirin. “Hmm… Bunu çözmek için ne yapabilirsin merak ediyorum?” Çözümler önermesine izin verin ama bütün çocukların birlikte oturmak için birini arayacağına dair gözleminizle söze katıldığınızdan da emin olun.

Sonra, çocuğunuza olur da korktuğu başına gelir ve kendisini birlikte oturacak birini ararken bulursa bununla nasıl başa çıkmayı hayal ettiğini sorun. Kendisini odanın içinde sakince tanıdık yüzler ararken yürüyüp ‘Seni gördüğüme çok sevindim’ gibi bir şey söylerken gözünde canlandırmasına izin verin.

Bu konuşmadaki amacınız onun, karşılaştığı herhangi bir sorunla baş etmek için gerekli içsel kaynaklara sahip olduğunun farkına varmasını sağlamaktır. Bu konuşmayı endişelendiği her ne varsa onunla başarıyla başa çıktığına dair zihninde olumlu bir imgeyle bitirdiğinizden emin olun.

5.Korkularını yatıştırın.

Çocuklar neyin tehli olduğu ve neyin olmadığı konusunda güven bulmak için ebeveynlere bakmaya “programlanmışlardır”.

Bu yüzden çocuğunuzun kaygılarıyla empati kurarken aynı zamanda çocuğunuzun okulda güvende ve mutlu olacağına dair güven duyduğunuzu da ifade ettiğinizden emin olun.

Yeni bir durum karşısında bir miktar kaygılı olmanın tümüyle “normal” olduğunu ama öğretmeninin ona göz kulak olacağına güvenebileceğini açıklayın.

Kendi olumlu okul anılarınızı anlatın (“İlk hafta o kadar gergindim ki okuldaki tuvaleti bile kullanmadım ama sonra en yakın arkadaşım Maria ile tanıştım ve ondan sonra birinci sınıfı çok sevdim”) ve çok yakında kendisini evinde hissedeceğine dair güven verin.

Birbirini seven insanların doğal olarak birbirlerinden ayrılmaktan hoşlanmadıklarını ama çocuğunuzun okulda çok eğleneceğini, sizin için de her şeyin yolunda gideceğini, zor bir durumda okulun her zaman sizinle iletişime geçebileceğini ve sevginizin siz onunla değilken bile onun yanında olduğunu vurgulayın. Her konuşmayı “HER ZAMAN birbirimize geri döneceğimizi biliyorsun” diye güven vererek bitirin ki çocuğunuz da endişelendiğinde bu cümleyi kendisine tekrar edebilsin.

6.Çocuğunuzun kendi kaygılarına gülmesine yardım edin ki ağlamak zorunda kalmasın.

Kıkırdamak çocuğunuzun kaygıyı tahliye etme yoludur ve zor bir okula adapte olma süreci yaşayan her çocuk içten içe korkulu ve kaygılıdır. Ona kıkırdaması için mümkün olduğunca çok fırsat verin.

Eğer her sabah evinizde kovalamaca oynayarak ya da onu kıkırdatan herhangi başka bir etkinliği yaparak biraz zaman harcayabilirseniz, okula giderken sizden ayrılmasının daha kolaylaştığını göreceksiniz.

Bunun tek istisnası gıdıklamaktır çünkü bunun beyinde farklı bir alanı işin içine kattığı ve hatta stres hormonları salgılattığı ortaya konmuştur. Bunun yerine onu evin içinde kovalayabilir ya da bir yastık savaşı yapabilirsiniz. İşte çocukların ayrılıkla başa çıkmasına özellikle yardım eden birkaç oyun:

  • “Lütfen Beni Terk Etme.” Ona okurken kucağınızdan kaçmak üzereyse onu kendinize geri çekin ve onu kucağınızda tutmayı ne kadar çok sevdiğinizi söyleyin, sizden ASLA uzaklaşmaması için yalvarın ve onu her zaman kucaklamak istediğinizi söyleyin.

Sesinizi muhtaç bir tondan ziyade, yumuşak ve oyunbaz bir tonda tutun ki kendini geri çekmekte özgür hissetsin ama onu yeniden kucaklamaya ve dramatik bir şekilde kalması için yalvarmaya devam edin.

Bunun amacı çocuğunuzun “terk eden” taraf olmasına izin vererek onun size bu kadar ihtiyaç duyduğu ve sizi yanında istediği için hissettiği korkuyu iyileştirmektir.

Her zaman olduğu gibi rolünüzü abartın ve kıkırdatmayı hedefleyin.

  • Güle Güle Oyunu.  Bu saklambacın, yeterli miktarda ayrılık kaygısını tetikleyen ve onu güldürecek basit bir versiyonudur. “Haydi Güle-Güle oynayalım” deyin. Ortamı terk etmeye başlayın ama gerçekten gidiyormuşsunuz bir kapıdan çıkarak değil, bu fazla korkutucu olurdu. Bunun yerine dolap kapağını sanki içine girmek üzereymişsiniz gibi açın ki bu kadarı bile çocuğunuzu eğlendirecektir.

Daha sonra ayrılmaya korkan sizmişsiniz gibi davranın ve çocuğunuza doğru atlayıp onu tutun ve “Seni özledim! Senden hiç ayrılmak istemiyorum!” deyin.

Son olarak cesaretinizi toplayarak “Tamam, izin ver tekrar deneyeyim! Cesur olacağım!” deyin ve yeniden ortamı terk etmeye başlayın. Fakat yine, görüş alanından bile çıkmadan geri dönün ve ona sarılın.

Bu onu kahkahalara boğacaktır özellikle de biraz şapşal ve aşırı endişeli rolü yapıyorsanız. 

7.İrtibatı koparmayın.

Çocuğunuzun gününe yatakta ya da kanepede beş dakika sarılıp uzanarak, dikkatinizin %100’ünü onu sevmeye ayırarak başlayın.

Her gün okuldan sonra yeniden bir araya geldiğinizde çocuklarınızın her biriyle günlerinin nasıl geçtiğini dinlemek için baş başa vakit geçirdiğinizden emin olun.

Işıklar söndükten sonra güvende hissetmesi için uzun bir kucaklaşmayı programınıza aldığınızdan emin olun.

8.Çocuğunuzun neden endişeli olabileceği konusundaki işaretlere dair uyanık olun.

Çoğunlukla çocuklar birkaç haftadan sonra alışırlar. Fakat bazen mutsuzlukları daha ciddi bir soruna dayanır: okulda zorbalığa maruz kalıyor, tahtayı göremiyor ya da hiçbir şey anlamıyor ve sormaya korkuyor olabilirler. Gününün nasıl geçtiğine dair sakin sorular sorun, dikkatle dinleyin ve söylediklerine yanıt verin ki anlatmaya devam etsin.

Birlikte okulla ilgili kitaplar okuyarak sohbetler başlatın; kütüphaneciniz bu konuda size yardımcı olabilir.

Doldurulmuş hayvanlarla ufak bir sembolik oyun oynayıp okula gitmek istemeyen ufak bir oyuncakla bir “kukla şovu” sergileyebilir ve çocuğunuza “Neden korkuyor merak ediyorum? Ona ne söylemeliyiz?” diye sorabilirsiniz.

Eğer altta yatan daha büyük bir meselenin varlığını hissediyorsanız öğretmenini arama zamanı gelmiştir.

9.Geçişi kolaylaştırın

Eğer hoşça kal dediğinizde çocuğunuzun gözleri doluyorsa, hoşça kal rutininizi kullanın ve ona her şeyin yolunda gideceğine ve gün sonunda evde onu bekliyor olacağınıza dair güven verin. Eğer ayrılma konusunda zorlanmaya devam ediyorsa geçişi kolaylaştırmak için öğretmenin her sabah ona özel bir görev verip veremeyeceğini öğrenin.

10.Çocuğunuzu almak için birkaç dakika erken gittiğinizden emin olun.

Bu çok önemlidir. Okuldan çıkıp hemen sizi görememek kaygılarını artıracaktır. 

11.Küçük çocukların evde sizinle geçirdiği vakti önemsiz gösterin

Eğer evde sizinle birlikte kalan daha küçük bir kardeş varsa evde olmanın ne kadar sıkıcı olduğunu ve küçük kardeşin de okula gidebilmeyi çok istediğini büyük çocuğunuzun bildiğinden emin olun.

12.Erken yatma saatleri ve huzurlu sabahlarla sakin bir ev içi rutini yaratın.

Kötü haberler için üzgünüm ama eğer sabah çocuklarınızı uyandırmak zorunda kalıyorsanız, uykularını yeterince alamıyorlar demektir.

İyi dinlenmeyen çocukların hoşça kal demekle, hele de okulda geçen bir günün zorluklarıyla başa çıkacak içsel kaynakları olmaz.

Kendiniz de erken yatma alışkanlığı edinin ki sabah telaşıyla sakince başa çıkabilesiniz ve herkesin mutlu bir başlangıç yapmasını sağlayabilesiniz.

KAYNAK:http://cocuklaringelisimi.com

Источник: https://ailevecocuk.net/cocugunuzun-okula-adapte-olmasina-yardimci-olmak-icin-12-ipucu-66/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.