Çocukluk Çağı Aşıları Sağlığa Zarar Vermiyor

içerik

Aşıların zararlı olduğunun tartışılması utanç verici (Aşı hakkında..

Çocukluk Çağı Aşıları Sağlığa Zarar Vermiyor

İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Allerji ve Klinik İmmunoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.

Haluk Çokuğraş anlattı:

“Aşılar hastalıklara karşı bağışıklama (korunma) sağlamak amacıyla insanlara ya da hayvanlara uygulanan, zayıflatılmış mikropları ya da bu mikropların değişik ürünlerini içeren tıbbi ürünlerdir.

Bunlar vücuda verildiklerinde hastalık oluşturmaksızın bağışıklık sistemini uyararak, vücutta o mikroba karşı özel savunma maddelerinin (antikorlar) üretilmesini sağlarlar. Böylelikle, o mikroorganizma ile karşılaşıldığında bu antikorlar mikropları yok ederek hastalığı önlemiş olurlar.

ÇOCUKLARI AŞILAMANIN AMACI NE?

Çocukların aşılanmalarının üç amacının olduğu söylenebilir. Her şeyden önce çocukların hastalıklardan, bu hastalıkların neden olabileceği komplikasyonlardan ve sakatlıklardan; hatta ölümden korunması öncelikli amaçtır. Aşısı bilinen bir hastalığa karşı aşılanmak ve o hastalıktan korunmak her çocuğun hakkıdır.

İkincisi kitlesel uygulamalarla toplum sağlığının korunması, iş ve okul günü kaybının önlenmesi, hastalıkların ülkeye getirdiği tedavi ile ilgili doğrudan ya da indirekt harcamaların azaltılmasıdır. Üçüncüsü ise tıpkı çiçek hastalığında olduğu gibi insanlara yüzyıllardır büyük acılar çektirmiş olan bulaşıcı hastalıkların yeryüzünden tamamen silinmesidir.

Bu onyıllar süren büyük bir mücadele sonucunda başarılmıştır.

İDEAL AŞI NEDİR?

Elbette aşıların yan etkileri olabilir ve olacaktır. Bu yan etkiler genellikle aşı yerinde şişlik ve hafif ateş gibi basit yan etkilerdir. Daha ciddi yan etkiler son derecede nadir görülürler.

Aşıların hepsinin yüzde yüz etkili olduğunu da söylemek mümkün değildir; ya da günümüzde kullanılan aşıların en “ideal” aşı olduğu da söylenemez.

En ideal aşı, tek seferde birçok hastalığa karşı bağışıklık sağlayacak olan, can yakmayan, hiç yan etkisi olmayan bir aşı olmalıdır ama bugün için böyle bir aşı henüz yoktur.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE NELER DEĞİŞTİ?

Hiç unutulmaması gereken şey, aşıların insanoğlunun enfeksiyon etkenleriyle (mikroplarla) olan savaşındaki en önemli kazanımlarıdır. Veba, çiçek, sıtma, gibi hastalıklar, orta çağdan itibaren geniş kitlesel ölümlere, savaşların kaybedilmesine, yeni toplumsal alışkanlıkların oluşmasına ve ülkelerin nüfus yapılarının değişmesine yol açmışlardır.

Çiçek hastalığı 1977 yılında dünya yüzünden silinmiştir ve 1980’lerden itibaren aşısı yapılmamaktadır. Bu çok büyük bir başarıdır. Günümüzden örnek vermek gerekirse  ülkemiz 1998’den itibaren çocuk felcinden arınmış ülke statüsündedir. Ben yaklaşık 26 yıldır Cerrahpaşa Çocuk Enfeksiyon servisinde çalışıyorum.

Servise sağlam giren çocukların felçli olarak taburcu ettiğimizde duyduğumuz hüznü hiç unutamam. Kış aylarında servislerde günde 1-2  tane kızamığa bağlı ölüm olurdu. Kızamık hastalığının kendisi de bir çocuk hekimi olan Dr. Ceyhun Atuf  Kansu’ya “Kızamık Ağıdı” şiirini yazdırdığını unutmayalım. Difterili çocukların nefes alamadıkları için çektikleri eziyeti bilirim.

Yenidoğan tetanosu çocuk hekimlerinin kabusuydu, neyse ki artık görmüyoruz. Sirozlu bir çocukta ilk düşündüğümüz hastalık Hepatit B idi. Bizler bu hastalıkları yıllardır rastlamıyoruz.
Rutin uygulamaya giren pnömokok (zatürre) ve Hemophilus influenzae tip B (menenjit) aşılarının sayesinde eğitim amaçlı öğrencilerimize gösterecek menenjit bulamıyoruz.

Yok değil tabi ama eskiden günde 1-2 menenjitli hasta servise yatırırken bu sayı ayda 1-2 taneye kadar düştü.

'TARTIŞILIYOR OLMASI BİLE UTANÇ VERİCİ'

Günümüzde bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğu bir dönem yaşıyoruz.

İnternette ve değişik medya organlarında konuyla hiç ilgisi olmayan kişilerin garip diyet önerilerine, otlarla prostat tedavileri, kansere “iyi” gelen bazı bitkisel ilaçlar ve benzeri gibi modern tıbbın kabul etmediği pek çok yanlış ve bazen de zararlı olabilecek bilgiye kolayca ulaşmak mümkündür.

Geçenlerde televizyonda pediatri ile ilgisi olmayan bir bilim insanının, anne sütünün yerine geçebilecek tek şeyin zeytinyağı olduğunu söylediğini hayretler içerisinde dinledim.

Aşılar ile ilgili hal böyle iken günümüzde aşıların gerekli olup olmadığının hatta aşıların zararlı olduklarının tartışılıyor olması bile utanç verici bir durumdur.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de aşı karşıtı gruplar bulunmaktadır. Bunların bazıları dinsel gerekçelerle, bir kısmı aşıların olası yan etkilerini abartarak, bazıları ise aşıların içerisindeki koruyucu maddelerin zarar verdiğini iddia ederek aşılara karşı çıkmaktadırlar. Tabii daha da kötüsü, tıp camiasından gelen aşı karşıtlıklarıdır.

Aşılara karşı çıkanların sayısı neyse ki çok değiL ama medyatik olmaları nedeniyle insanları olumsuz yönde etkileyebiliyorlar.

Dikkat çekmek istediğim bir başka nokta, bu kişilerin bilimsel bir platformda örneğin bir kongrede ya da yaptıkları bilimsel bir araştırmanın sonuçlarını açıklayacakları bir bilimsel dergide bu olumsuz görüşleri bildirmemeleri, bunun yerine medya araçlarını tercih etmeleri. Ayrıca aşı konusunda insanların kafalarını bulandıran bu tıp mensuplarının, güya yerleşik yanlış tıp algısını yıkmak için örneğin meme kanserinin erken tanınmasında tartışmasız yeri olan mamografiye ya da kalp uzmanlarının önerdiği kolesterol ilaçlarına ve benzeri konulara da karşı çıktıklarının altını çizmek isterim.

AŞILARIN İÇİNDE CIVA YA DA ALÜMİNYUM VAR MI?

Aşı karşıtlığı için bir başka gerekçe de aşıların içerisinde olan cıvalı ya da alüminyumlu katkı maddeleridir.  Bunlar aşıların bozulmadan saklanabilmesi ya da etkinliğininin artırabilmesi için aşılara eklenen maddelerdir. Aşılardaki civa, thiomersal formunda bulunur. Thiomersal, etil grubuna bağlanmış civadır.

Civanın zehirlenmelere sebep olan formu ise, metil grubuna bağlanmış olan ve deniz ürünlerinde bulunan metil civadır. Etil ve metil gruplarına bağlanmış civalar aynı şeyler değildir ve aynı şekilde davranmazlar. Thiomersalin aşıların içerisinde bulunmasıyla otizm gelişebileceği iddiası, sağlam temellere dayanmamaktadır.

Tartışmayı başlatan yazı ünlü tıp dergisi Lancet’te 1998'de yayımlanmış ve kızamık-kızamıkçık-kabakulak  aşısının otizme neden olabileceği ileri sürülmüştü. Ancak bu çalışmanın doğru olmadığı  ve Dr.

Andrew Wakefield'ın yaptığı araştırmanın yayımlanmamış olması gerektiğini kabul eden Lancet, yazılı açıklamasında, bu çalışmanın sonuçlarının doğru olmadığını kabul etmiştir.

'AŞILAR OTİZME YOL AÇMAZ'

ABD’de aşıların otizm yapabileceğine dair haberler, halkta ciddi endişelere neden olmuş ve bu amaçla Ulusal Aşı Sakatlık Tazminat Programı’na (National Vaccine Injury Compensation Program) binlerce başvuruda bulunulmuştur.

Birleşik Devletler Federal Suçlar Mahkemesi, bu talepler hakkındaki düşüncelerini, 12 Şubat 2009 tarihinde bir bildiri olarak yayınlamıştır. Bu mahkeme sürecinde 939 bilimsel makale ile 50 uzman raporu incelenmiş ve 28 uzman sözlü olarak dinlenmiştir.

Mahkeme sonucunda kızamık, kabakulak, kızamıkçık ve thiomersal içeren aşıların otizm oluşturmayacağına karar verilmiştir. Bunun yanı sıra etil cıvanın kan düzeyi ve yarılanma ömrünün toksik etki yapmayacak düzeyde olduğunu da hatırlamak gerekir.

Yine de halkta uyandırdığı kaygı nedeniyle pek çok aşının içerisindeki bu civalı bileşiğin kullanımından vazgeçilmiştir. Otizmi, hastalığın oluşumuna neden olan birçok faktörü (sosyal, genetik, çevre vb.) göz ardı ederek tek başına çocukluk çağında yapılan aşılara bağlamak doğru değildir.

Aşı karşıtları, bulaşıcı hastalıklarla ilgili net veriler  ve aşıların güvenli olduğunu gösteren yüzlerce hatta binlerce çalışmaya rağmen hala aşıların zararlı olduğunu iddia etmekten çekinmemektedir. Aşı karşıtı lobinin iddiaları nedeniyle aslında otizm araştırmalarına yönlendirilebilecek kaynaklar boşa harcanmakta ve sonuçta ortaya çıkan tablo hem otistik çocuklara hem halk sağlığına zarar veriyor. 

'ÇOCUĞUN HAYATINA KASTEDEN BİR DAVRANIŞ'

Buna benzer şekilde bazı aşılarda bulunan aluminyumun miktarının son derecede düşük olduğu ve bu düzeylerde sinir sistemi üzerinde herhangi bir kanıtlanmış toksik etki göstermediği kabul edilmektedir. Bunun aksini gösteren  ve büyük kitleler üzerinde yapılmış bir çalışmanın sonucu olan bir bilimsel yayın ben bilmiyorum.

Bazı ailelerin çocuklarını aşılatmamaları ile ilgili durumun hukuksal boyutu vardır ve buna karar verecek olan yargıdır. Elbette kendisinin ya da ailesinin rızası dışında kimseye tıbbi bir işlem yapılamaz. Ancak söz konusu durum toplum sağlığını ilgilendiriyorsa o zaman bu durum tartışılabilir, ki aşılar için böyle bir durum söz konusudur.

Bilinçli olarak aşı yaptırılmamış bir çocuğun o hastalık nedeniyle sakat kalması hatta ölmesi bence çocuğa karşı kötü muameleyi de aşan, çocuğun hayatına kasteden bir davranıştır. Elbette herkesin çocuğu onun en değerli varlığıdır; kimse kendi çocuğuna zarar vermek istemez.

Onun için en doğrusu çocuğuma aşı yaptırmam diyen kişilere, ayrıntılı bilgi vererek onu ikna etmektir.

'AŞILANMAMIŞ KİŞİLER HALK SAĞLIĞI İÇİN TEHDİT'

Aşılamaların temel amaçlarından birisi de sadece kişisel bir korunma değil, aynı zamanda toplumsal bir bağışıklama sağlanması ve sonunda o hastalığın eradike edilmesi yani yeryüzünden silinmesidir.

Bunun için de toplumun büyük kesiminin mümkünse tüm çocukların aşılanması şarttır. Günümüzde çevremizdeki savaşlar nedeniyle komşu bazı ülkelerde sağlık politikaları da iflas etmiş ve çocukları aşılanmamıştır.

Bu ülkelerden milyonlarca insan ülkemize göç etmekte ve bulaşıcı hastalıklar açısından tüm toplumu risk altına sokmaktadır. Bunun için Sağlık Bakanlığı ek aşılama kampanyaları ile toplumdaki bağışıklanmayı güçlü kılmaya çalışmaktadır.

Ayrıca aşılanmamış kişiler, toplum içerisindeki bağışıklığı zayıf, kanser hastası, yenidoğan, organ nakli yapılmış milyonlarca riskli kişinin sağlığını da tehye sokmaktadırlar.

'ÇOCUKLARINIZI GÜVENLE AŞILATIN'

Aşı geliştirmek on yılları alan zahmetli ve pahalı bir uğraştır. Günümüzde silah sektörü kadar ilaç ve aşı sektörünün de kazancının yüksek olduğu bilinen bir gerçektir. Bununla birlikte bazılarının iddia ettikleri gibi, aşılamaların bu aşı firmalarının etkisiyle ya da baskısıyla yapıldığını söylemek insafsızlık olur diye düşünüyorum.

Ülkelerin sağlık politikalarını organize eden ve uygulayan sağlık bakanlıklarıdır. Aşılama politikaları planlanırken de o hastalıkları ülke sağlığı için getirdiği yük ve ülke kaynaklarından koruyucu sağlık hizmetleri için ayrılan pay dikkate alınarak bir strateji geliştirilir. Aşı kampanyaları da yeni bir risk oluştuğunda uygulanır.

Örneğin Suriye’den büyük ölçekli göçler nedeniyle ülke çocuklarının sağlığının riske girmesi nedeniyle uygulanmakta olan kızamık ve çocuk felci aşılama kampanyalarının büyük aşı firmalarının zorlaması ile ilgili olduğunu söyleyebilmek bence bir akıl tutulmasıdır.

Sonuç olarak, 34 yıllık bir hekim ve konuyla doğrudan ilişkili bir tıp mensubu olarak, ailelerin yapılan olumsuz propagandalara kulak asmamalarını ve çocuklarını Sağlık Bakanlığı’nın önerdiği şekilde güvenle aşılatmalarını öneriyorum.”

Источник: https://www.posta.com.tr/asilarin-zararli-oldugunun-tartisilmasi-utanc-verici-asi-hakkinda-her-sey-1370541

Çocukluk Çağı Travmaları

Çocukluk Çağı Aşıları Sağlığa Zarar Vermiyor

Travmalar hem ruhsal hem de fiziksel etkiler bırakmaktadır. İçeriğimizin üstteki ana görseline baktığınızda: Bir yetişkin ve ruhsal travmasının zihninde hala onu etkilediği görülmektedir.

Çocuklar, anne ve babalarının kötü örnekleriyle bozulmaya devam ettikçe, yeni bir dünya kurulamaz.

Neil Alexis Carrel

Bugün önemli yerlere gelmiş ve birçok kişinin hayatına dokunan kişilerin veya bir katilin bir zamanlar küçük birer çocuk olduğunu hatırlarsak çocuklarımızı yetiştirirken daha özenli davranmamız gerektiğini anımsarız. Bireyin çocukluk çağında yaşadığı travmalar veya olumsuz deneyimler onun gelecek yaşantısındaki kişiliğini ve doğal olarak yaşamını da etkiler.

Çocukluk Çağı Travmaları Nedir?

Bireyin ruhsal yapılanmasına yönelik en ağır şiddet türü olarak düşünülen çocukluk çağı travmalarının bireylerin psikolojik ve sosyal gelişimlerini derinden etkilediği bilinmektedir.

Çocukluk çağı travması çocuklukta veya genç erişkinlikte yaşanan fiziksel istismar, duygusal istismar, cinsel istismar ve ihmal yaşantılarının genel bir ismidir.

18 yaşın altındaki çocuklara karşı aktif olarak yapılan fiziksel, duygusal, zihinsel ve toplumsal gelişimlerini zedeleyici her tür davranışın istismar; onların beslenme, bakım, gözetim, eğitim gibi ihtiyaçlarının karşılanmaması ise ihmal olarak kabul edilmektedir (Demirkapı, 2013: s.1-6).

1.Fiziksel İstismar

En yaygın rastlanan ve belirlenmesi en kolay istismar türüdür. On sekiz yaşından küçük çocuk ya da gence, bakımından sorumlu kişiler tarafından sağlığına zarar verecek ve bedeninde iz bırakacak biçimde davranılmasıdır.

Ancak, çocuk ve gencin bakımından sorumlu olmayan kişiler tarafından da sağlığına zarar verecek biçimde örselenmesi fiziksel kötüye kullanımdır.

Ülkemizde fiziksel cezanın disiplin yöntemi olarak yaygın bir kullanımı olduğu bilinmektedir. 

Fiziksel İstismarın Sebep Olduğu Olumsuz Sonuçlar:

  • Yakın ilişki kurma güçlüğü 
  • Duygusal yoğunluğu az, öfke ve kötüye kullanım davranışı içeren ilişkiler
  • Bilişsel yetilerde bozukluk 
  • Akademik başarısızlık
  • Madde kötüye kullanımı
  • Kişilik bozuklukları
  • Tehli cinsel deneyimler
  • Kaygı bozuklukları
  • Dikkat eksikliği  ve hiperaktivite bozukluğu
  • Ağır fiziksel kötüye kullanım olgularında travma sonrası stres bozukluğuna rastlanmakta ve intihar oranlarında artma gözlenmektedir.

2.Duygusal İstismar

Çocuğun kendine bakmakla yükümlü kişiler tarafından olumsuz olarak etkilendikleri tutum ve davranışlara maruz kalması, gereken ilgi, sevgi ve bakımdan yoksun bırakılmasıdır.

Dokunulma, güven duyma, sınırlarının öğretilmesi, sosyalleşme, yeterli uyaran sağlanması ve kendini değerli görebilme çocuğun sağlıklı ruhsal gelişimi için gerekli olan temel ihtiyaçlarıdır. Duygusal istismar, bu ihtiyaçlardan bir ya da birkaçının karşılanmamasıdır.

Duygusal istismar ve ihmal oldukça sık görülmekle birlikte, fark edilmesinde, tanımlanmasında, anlaşılmasında ve yasal olarak kanıtlanmasında güçlük yaşanmaktadır. 

Duygusal İstismarın Sebep Olduğu Olumsuz Sonuçlar:

  • Aileden uzaklaşma
  • Gergin olma
  • Bağımlı kişilik
  • Değersizlik duyguları geliştirme
  • Uyumsuzluk ve saldırganlık
  • Duygusal kötüye kullanım çocuğun kişiliği ve başarısının yanı sıra fiziksel gelişimini de olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

3.Cinsel İstismar

Çocuk kötüye kullanım türleri içerisinde saptanması en zor olan istismar türüdür.

Erişkinlerin kendi cinsel doyumları için çocuğu kandırarak, ikna ederek, zorlayarak ya da mecbur bırakarak yaptıkları tüm davranışlar cinsel istismar olarak kabul edilir.

 Cinsel kötüye kullanım toplumda sık rastlanan bir durum olmasına karşın, çoğunlukla gizli kalmakta, en çok yüzde 5-10’u ortaya çıkmaktadır. Bu eylemlerin yüzde 90’ı, çocuğun tanıdığı biri tarafından gerçekleştirilmektedir. 

Cinsel İstismarın Sebep Olduğu Olumsuz Sonuçlar:

  • Kaygı bozuklukları
  • Uyku bozuklukları
  • Kabuslar
  • Fobiler
  • Bedensel yakınmalar ve korku tepkileri
  • Travma sonrasında benlik algısında değişmeler
  • Duygulanım sürecinde bozulmalar

Önerilen Yazı:  Oyunun Çocuk Gelişimine Faydaları

4.İhmal

Fiziksel, duygusal, eğitimsel ve tıbbi ihmal olarak karşımıza çıkabilir. İstismar ve ihmali ayıran önemli nokta istismarın aktif, ihmalin ise pasif bir durum olmasıdır. On sekiz yaşından küçük bireyin farklı alanlardaki ihtiyaçlarının karşılanmamasıdır.

Çocuğa gereken sağlık hizmetinin verilmemesi, çocuğun yalnız bırakılması, dışlanması, evden kovulması, gereken besinin ve temizliğinin sağlanmaması fiziksel ihmal olarak kabul edilir. Çocuğun psikolojik ihtiyaçlarına cevap vermeme, duygusal olarak ilgilenmeme, sosyal gelişimi için gereken desteği sağlamama, sosyal kuralları öğretmeme ise duygusal ihmaldir.

Okula göndermeme, çocuğun sürekli okuldan kaçmasına göz yumma, denetlememe eğitimle ilgili ihmale örnek olarak gösterilebiliriz.

Benlik Saygısı ve Çocukluk Çağı Travması

Çocuklar donmamış beton gibidir, üzerlerine ne düşse iz bırakır.

Haim Jinott

Bu sözden de yola çıkarak çocukluk döneminde yaşanan travmaların benlik saygısı oluşumunu etkilediğini gösteren birkaç araştırmadan bahsetmek istiyorum ama önce benlik saygısının ne demek  olduğuna bir bakalım.

Benlik saygısı; kişinin kendini değerlendirmesi sonucunda ortaya çıkan, kendisini olduğundan aşağı ya da üstün görmeksizin kendinden memnun olma durumudur.

Arkadaşlar ve aileden alınan sosyal destekle artan benlik saygısı öğrenilen bir fenomen ve yaşam boyu devam eden bir süreçtir ve benlik saygısının gelişmeye başladığı çocukluk döneminde istismar ve ihmal edilen çocukların benlik saygıları olumsuz etkilenebilmektedir. (Onat, Dinç, Günaydın ve Uğurlu, 2016: s. 9-15).

  • Yakın zamanlı bir ulusal çalışmada ergenlerde çocukluk örselenme yaşantıları ve öfke ifade biçimleri ile benlik saygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkiler incelenmiş ve fiziksel, duygusal ve cinsel istismar yaşantısı geçiren ergenlerin geçirmeyenlere göre benlik saygısının düşük olduğunu saptanmıştır (Eroğlu ve Türk, 2013:s. 1422-1439).
  • Çocukluk çağı travması alt boyutlarının tamamı (duygusal istismar, fiziksel istismar, fiziksel ihmal, duygusal ihmal ve cinsel istismar) düşük benlik saygısı oluşumunu etkilemektedir (Güneri Yöyen, 2017).
  • Cinsel istismara uğrayanlarda, düşük benlik saygısına sahip olmanın yanı sıra depresyon veya aile fertlerinden/ arkadaşlarından uzaklaşma, tekrarlayan atipik ağrı, kendine zarar verici davranışlar, aşağılık duygusu gelişme riskinin de arttığı belirtilmektedir (Ovayolu, Uçan ve Serindağ, 2007:s.4).

Öfke Düzeyi ve Çocukluk Çağı Travması

Çocukların ve gençlerin örseleyici davranışlara maruziyet oranları arttıkça  sürekli öfke düzeylerinin arttığı ve öfkelerini daha fazla dışarı yansıttıkları bilinmektedir.

Eroğlu ve Türk (2013)’ün ergenlerle yaptıkları çalışmada benzer şekilde, fiziksel, duygusal, cinsel istismar yaşayan öğrencilerin sürekli öfke puanları yaşamayan öğrencilere göre anlamlı şekilde daha yüksek; öfke kontrol puanları ise daha düşük bulunmuştur.

Çocukluk döneminde örseleyici davranışlara maruz kalan öğrencilerin öfke puanlarının yüksek oluşu maruz kaldıkları öfke ve şiddeti model almalarının bir sonucu olabilir. Çocuklarda model alarak öğrenmenin en etkili öğrenme biçimi olduğunu unutmayalım.

Çocuklar kendilerini geliştirirken, sürekli bir öğrenme süreci içindedirler ve model alarak öğrenme çok küçük yaşlarda başlar.Bu süreçte çocuğun içinde bulunduğu çevre ve ona model olan kişiler çok önemlidir. Çocuklar ilk eğitimlerini ailelerinden alırlar. Unutmamalı ki; çocuklar öğütlere karşı kulaklarını kapatsalar da örneklere gözlerini açarlar.

Eğer çocuklarımızın gelecekte iyi birer insan olmasını istiyorsak onlara iyi bir çevre sunmalı ve en başta bizler iyi birer model olmalıyız.

Bugünün küçükleri yarının büyükleridir.

Mustafa Kemal Atatürk

Kaynaklar:

  1. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/255210
  2. https://www.ejmanager.com/mnstemps/1/1-1456412345.pdf
  3. http://www.sabriburhanoglu.com/cocuk-cagi-travmalari-ve-psikiyatrik-durumlar
  4. https://www.psychologytoday.com/gb/blog/therapy-it-s-more-just-talk/201311/adverse-childhood-experiences-aces

Paylaş Herkes OkusunTivitle Herkes Okusun

Источник: https://www.psikolojidenoku.com/cocukluk-cagi-travmalari/

HER ANNE BABANIN BİLMESİ GEREKEN ÇOCUKLUK ÇAĞI HASTALIKLARI NELERDİR?

Çocukluk Çağı Aşıları Sağlığa Zarar Vermiyor

Aşılar keşfedilmeden önce çocuklarda görülen hastalıklar hem çok daha ağır geçmekte hem de çok daha sık görülmekteydi.

Artık günümüzde aşılar sayesinde hastalıklar daha hafif atlatılmaktadır. Örneğin polio (çocuk felci) hastalığı aşılar sayesinde artık ülkemizde görülmemektedir.

Aşağıda  çocukluk çağında en sık görülen anne babaların farkında olması gereken hastalıkları bulabilirsiniz.

1-Kızamık:

Kızamık aşısı yapılan çocuklarda kızamık görülme ihtimali çok düşüktür. Enfeksiyon  ateş, burun akıntısı ve öksürük ile başlar. Bu belirtiler geçtiğinde vücutta döküntüler ortaya çıkar.

Kızamığın en önemli belirtisi ağızda Koplik lekeleridir. Bu lekeler kırmızı dilin üzerinde tuz dökülmüş görüntüsü gibi beyaz lekelerdir.

Çoğu çocuk iki haftada iyi olur ancak bazen pnömoni veya başka komplikasyonlar görülebilir.

2-Kabakulak:

Kabakulak aşısı geliştirilmeden önce çok yaygın olarak görülen başka bir çocuk hastalığıdır. Enfeksiyon genellikle semptomlara neden olmaz; ancak klasik işareti kulak ve çene arasında şişen bezlerdir. Aşılanmamış bireylerde kabakulağa yakalama oranı 9 kat daha yüksektir.

3-Kızamıkçık:

Kızamıkçık genellikle ciddi bir problem oluşturmayan hafif bir virüs enfeksiyonudur. Bununla birlikte eğer hamile bir kadın enfekte olursa bebeğe zarar verebilir. Belirtileri ateş ve döküntüdür. MMR adı verilen standart bir çocukluk çağı aşısı kızamık, kabakulak ve kızamıkçık hastalığına karşı koruyucudur.

4-Boğmaca:

Boğmaca Bordetella pertussis adlı bakterinin neden olduğu bir hastalıktır. Enfeksiyon nezle gibi başlar, daha sonra boğulur tarzda öksürük, iç çekmeler ve kusma nöbetleri ile karakterizedir. Antibiyotikler tedavide yararlı değildir. Aşılama önemlidir.

Boğmaca aşısı ne zaman yapılır?

5-Difteri:

Halk arasında kuşpalazı olarak bilinen Corynebacterium diptheria bakterisinin neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Burun, boğaz, göz ve kulakta görülebilir. Belirtileri boğaz ağrısı, yutma zorluğu, burun akıntısı olabilir. Ateş görülmeyebilir. Difteriden şüphelenildiğinde çocuk hemen doktora götürülmelidir.  Koruyucu olarak  difteri aşısı okul öncesi çocuklara yapılmalıdır.

6-Su çiçeği:

Su çiçeği varicella zoster virüsün neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. İçi su dolu kabarcıklar zamanla kabuklanır ve dökülür. Beraberinde ateş ve kaşıntı vardır.

Su çiçeği nasıl anlaşılır?

7-Kızıl:

Çocuklarda görülen bakteriyel bir enfeksiyondur ve etken A grubu streptokoklardır. Vücutta, ağız, dil ve yüzde parlak kırmızı lekeler oluşur. Ateş, halsizlik, boğaz ağrısı, bulantı ve kusma diğer bulgulardır.

8-Rotavirüs:

Etkin aşısı bulunmadan önce rotavirüs küçük çocuklarda ishale bağlı ölümlerin en büyük nedeni olmuştur. Başlıca semptomlar kusma ve bebeklerin çok çabuk dehidrate olmasına neden olabilecek sulu ishaldir. Aşı uygulamalarından sonra yeni rotavirüs vakalarında belirgin bir azalma olmuştur.

9-El ayak ağız hastalığı:

El ayak ağız hastalığı, ağız içi, avuç içi, kalçalar ve ayak tabanlarında içi su toplamış kabarcıklar ile birlikte bir ateşin görüldüğü bir hastalıktır. Kızarıklıklar ve kabarcıklar 3 ile 7 gün arasında iyileşir.

El ayak ağız hastalığı hakkında bilmeniz gereken 5 şey

10-Konjonktivit:

Gözlerde yanma,yaşarma, kızarma,kanlanma ve kaşıntı konjonktivit belirtileridir. Genellikle soğuk algınlığıyla aynı virüslerin neden olduğu konjonktivit okullarda ve kreşlerde hızla yayılır.

Alerjik konjonktivit nedenleri, belirtileri ve tedavisi

11-Beşinci hastalık:

Tokatlanmış yanak hastalığı olarak da adlandırılan beşinci hastalık yüz,kol ve bacaklarda parlak kırmızı döküntülere neden olur. Etken insan parvovirus B19 virüsüdür.

12-Kawasaki hastalığı:

Kawasaki hastalığı çoğunlukla 5 yaş altı çocuklarda görülen bir hastalıktır.  Belirtileri arasında yüksek ve uzun süreli ateş (5 günden fazla sürer),  el ve ayaklarda şişme, kızarıklık, gözlerde kanlanma mevcuttur. Tedavi edilmezse hastalık kalbe zarar verebilir.

13-Menenjit:

Menenjit beyin ve omurilik çevresindeki dokunun enfeksiyonudur. Gençlerde ve yetişkinlerde başlıca semptomlar baş ağrısı, ateş ve boyun sertliğidir.

Küçük çocuklarda grip benzeri semptomlar veya aşırı sinirlilik görülebilir. Viral menenjit genellikle hafif olmakla birlikte bakteriyel menejit hızlı bir şekilde tedavi edilmezse ciddi sonuçlar doğurabilir.

Bazı bakteriyel menenjit etkenlerini önlemek için aşılar mevcuttur.

Menenjit neden olur?

14-Beta streptokok enfeksiyonu:

Halk arasında beta mikrobu olarak adlandırılan A grubu beta hemolitik streptokok bakterisinin neden olduğu enfeksiyondur. Tedavi edilmeyen A grubu beta hemolitik streptokok enfeksiyonları ciddi komplikasyonlara neden olabilir.

Beta mikrobu nedir?

15-Reye Sendromu:

Reye sendromu su çiçeği veya grip gibi yakın zamanda viral enfeksiyon geçiren çocuklarda görülür. Böyle bir enfeksiyonu tedavi etmek için aspirin kullanmak  Reye sendromu gelişme riskini arttırır.

Reye sendromunun ilk belirtisi genellikle kusmadır. Bunu huzursuzluk veya agresif olma hali takip eder. Daha sonra çocuklarda uyku hali ve bilinç bulanıklığı görülebilir.

Takibinde nöbet veya koma görülebilir.

16-İmpetigo:

İmpetigo başka bir bakteriyel deri enfeksiyonudur. Çoğunlukla deride küçük kabarcık kümeleri ve sonrasında sarı renkte bir kabuklanma oluşturur. Lezyonlara dokunmak enfeksiyonu vücudun diğer kesimlerine veya diğer insanlara yayabilir.

Genellikle stafilokok bakterilerden kaynaklanır ancak aynı zamanda streptokok bakterileri de sebep olabilir. İmpetigo 2 ile 6 yaş arasındaki çocuklarda daha sık görülür.

Antibiyotiklerle tedavi edilirse yaralar genellikle iz bırakmadan iyileşirler.

17-RSV:

Bronşiolit ve pnömoninin başta gelen etkenlerinden biri respiratory syncytial virus kısaltması olan RSV’dir. Enfeksiyon ateş, burun akması ve öksürük gibi grip benzeri belirtilerle başlar.

RSV enfeksiyonunu ilk defa geçiren küçük çocukların % 40’ında fark edilebilir wheezing gelişir ve % 2 kadarını hastaneye yatırarak tedavi etmek gerekebilir.

RSV daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde daha hafif olma eğilimindedir.

18-Kulak enfeksiyonları:

Küçük çocuklar işitme tüplerinin küçük olmasından dolayı kulak enfeksiyonlarına eğilimlidir.  Bu tüpler kulak yolunu boğaza açılmasını sağlar ve inflamasyon nedeniyle tıkanabilir.

Bu tıkanıklıklar orta kulakta kulak zarının arkasında sıvı birikmesine ve mikropların üremesine neden olur. Semptomlar ateş, çocukta huzursuzluk ve ve kulak ağrısıdır.

Birçok kulak enfeksiyonu virüslerden kaynaklanır ve kendiliğinden iyileşir.

19-Sarılık:

Sarılığın farklı türleri mevcuttur. Yenidoğanda görülen sarılık türü fizyolojiktir ve zamanla geçer. Çocukluk döneminde en sık görülen sarılık tipi hepatit A virüsüne bağlı sarılıktır.

Hepatit A virüsü kirlenmiş sular, yiyecekler, iyi pişmemiş sebzelerle ağız yoluyla bulaşır. Belirtileri bulantı,kusma, iştahsızlık, halsizlik, göz beyazında sararma ve idrarın renginin çay renginde olmasıdır. Hepatit A hastalığından korunmanın en iyi yolu aşılanmadır.

 Bebeklere 18.ay ve 24. ayda olmak üzere 2 doz hepatit A aşısı yaptırılmalıdır.

Источник: https://doktorumnedio.com/cocuk-sagligi/her-anne-babanin-bilmesi-gereken-cocukluk-cagi-hastaliklari-nelerdir/

Çocukluk Çağı Hastalıkları

Çocukluk Çağı Aşıları Sağlığa Zarar Vermiyor

Çoğunda hastalık nedeni, virüs cinsi mikroorganizmalardır.Aile içinde,okulda hastalık çocukların birinden diğerine kolayca bulaşır.Bu hastalıkların bazılarından aşı ile korunulur.

Ateş

Normal vücut ısısı 36-37,5(derece santigrad).Ateş büyük çocuklarda ağız veya koltukaltından;bebeklerde makattan ölçülmelidir.Termometre sağlıklı bir ölçüm için en az iki dqakika bekletilmelidir.

Klasik civalı termometreler yanında,elektronik göstergeli olanları ve alna yapıştırılarak ısı ölçen bantlar bulunmaktadır.Çocuğun ateşini 38 derece ölçtüysek bunu hafif yükselmiş kabul ederiz.

Ateş,39 derece veya üstündeyse ve diğer bulgularda bir hastalığı düşündürüyorsa çocuğu mutlaka doktora götürmeliyiz.

Havale

Bazen,çocuklar ateşi yükseldiğinde havale geçirir.Burada ateşin nedeni çoğunlukla barsak iltihabı veya gribal infeksiyondur.Çocuklar bunların dışında,zehirlenmelerde,menejit,sara gibi beyin hastalıklarında da havale geçirebilir.

Havale geçiren çocuk yüzükoyun veya yan yatırılmalı;ağzı aşağıya doğru gelmelidir.Başı geriye atılmamalıdır.Havale nöbeti ateşe baglıysa,elbiseleri çıkarılıp ılık banyo yaptırılarak ateşi düşürülmeye çalışılmalıdır. En kısa zamanda doktora götürülmelidir.

Korunma

Ateş nedeniyle havale geçiren çocuğun ateşinin yükselmesi önlenmelidir.Bunun için ılık banyo ve ateş düşürücü ilaçlar uygulanır.Alkolle pansuman ,ateşin düşmesine yardımcı olmasına rağmen,yapılmamalıdır.Çünkü,deriden emilerek kan şekerinin düşmesine neden olabilir.Doktorun önerdiği ilaç varsa ihmal etmeden ve aksatmadan sürekli kullanılmalıdır.

Önemli Not

Özellikle aşağıda anlatacağımız virüslerin yol açtığı ateşli hastalıklarda,enderde olsa”Reye Sendromu” adı verilen tehli bir hastalığa yol açabileceğinden,ateş düşürücü olarak asprin verilmemelidir.

Su Çiçeği

Genellikle okul çağında görülür.Virüslerin yol açtığı ateşli-döküntülü bir hastalıktır.Ateşle başlar.Önceleri,deriden hafif kabarık,kırmızı döküntüler ortaya çıkar. Daha sonra bunların ortalarında su dolu kesecikler(veziküller) oluşur.Döküntüler ilkin saçlım deride görülür,oradan gövdeye,kola ve bacaklara yayılır.Hastalık derideki bu döküntülerden havaya karışan virüslerle bulaşır.

Döküntüler kabuklaşarak iyileşirler.İyileşe döküntünün yerinde hafif kahverengi lekeler kalır.Bu lekeler,daha sonra hiç bir iz bırakmadan kaybolur.Döküntülerin hepsi kabuklaştığında bulaştırıcılık dönemi geçmiştir.

Döküntüler,kaşındıklarında mikrop kapabilir.Bu durumda hastalık ağırlaşır ve lezyonlar iyileştiklerinde iz bırakırlar.

Tedavi

Tedavinin esasını deri bakımı oluşturur.Mikrop kapmasını önlemek içinKaşıntı giderici losyonlar ve ılık duş yararlıdır.

Kızamıkcık

Havaya öksürüklwew yayılmış kızamıkcık virüsüyle bulaşır.Çocuklarda nispeten hafif seyreder.Bu hastalığın asıl tehsi hamilelikte geçirilmesidir.Hamile anne kızamıkcık geçirdiğinde,doğacak bebekte sakatlık meydana gelebilir.

Hastalık hafif bir ateşle başlar.Hastalığın karakteristik bulgusu,kulak arkasında ve ensede büyümüş bezeciklerdir.,Hafif bir boğaz ağrısı ve gözde kızarıklıklar olabilir.

Pembe renkli küçük döküntüler önce yüzde ve boyunda ortaya çıkar.Hızla tüm gövdeye yayılır.Döküntüler 24 saat sonra ilk görüldüğü yerden başlayarak solar.

Kızamıkcık çocukluk çağında hafif geçen bir hastalık olmasına karşın doğmamış bebekte ciddi sorunlar meydana getirir.Özellikle gebeliğin ilk 4ayında kızamıkcık geçiren annenin bebeğinde ciddi sakatlıklar olabilir.Bunlar arasında sağırlık,görme bozuklukları, kalp hastalıkları zeka geriliği sayılabilir.

Bu nedenle,çocukluğundakızamıkcık geçirmemiş kadınlar gebelikten önce bu hastalığa karşı aşılanmalıdırlar.

Kabakulak

Hasta bireyin öksürmekle havaya saldığı küçük damlacıklarda taşınan virüslerin yol açtığı bir hastalıktır.En sık 5-15 yaş arasında görülür.Erişkinde daha ciddi ve ağır seyreder.

Genellikle çene kemiği köşesinin üstünde, kulağın ön ve altında yer alan tükrük bezi iltihaplanır.Bazen çene altındaki tükrük bezide tutulur.Bu bölgelerde şişlik ve hafif kızarıklık dikkati çeker.Ağzı açmak acı verir.Sert ve ekşi gıdaların çiğnenmesinde ağrı meydana gelir. bu nedenden dolayı ılık ve sulu yiyecekler cverilmelidir.7 ila 10 gün içinde bezlerdeki şişlikler geçer.

Ağır vakalarda yüksek ateş,kulak ağrısı,baş ağrısı ve boğaz ağrısı görülebilir.İltihap beyne geçerse,ense sertliği ve kusmalar ortaya çıkar.Özellikle erişkin erkeklerde testis(yumurtalık) iltihabına yol açabilir.Bu halde çok enderde olsa kısırlık gelişebilir.

Kızamık

En sık görülen çocukluk çağı hastalıklarından biridir.Küçük damlacıklarla taşınan virüslerle oluşur.

Soğuk algınlığı gibi başlar.Nezle,öksürük,gözlerde kızarıklık,sulanma,kaşıntın vardır.Bu bulguların ortaya çıkmasından 2-4 gün sonra kulak arkasından döküntüler başlar.Hızla yüze ve gövdeye yayılır.Döküntüler ortalama 5 gün sürer ve hiç bir iz bırakmadan geçer.Nezle döneminde,ağız içinde azı dişleri hizasında kızamığa özgü beyaz döküntüler görülür.

Kızamık sırasında zatürree ve kulak iltihabı da ortaya çıkabilir.

Kızıl

Streptokok adı verilen bakteri cinsi mikroorganizmaların yol açtığı bir hastalıktır.Boğaz ağrısının takiben tüm gövdede sulu boya ile boyanmış gibi pembe kırmızı döküntüler olur.

Hastalığın 4-5 gününde dilin üzerini kaplayan mukoza,kenarlardan soyulmaya başlar. Çilek dili görünümü meydana çıkar.Uygun antibiyotiklerle tedavi edilir.

Tedavi edilmemiş olgularda eklem romatizması ve böbrek iltihaplanması gelişebilir.

Boğmaca

Bakterilerin neden olduğu solunum yolları hastalığıdır.Esa bulgu öksürüktür.Önce kuru,boğulurcasına peş peşe gelen öksürük nöbetleri ve beraberinde morarma görülür.Bunu derin bir nefes alma ve ötme sesi izler Hasta kusarak veya çok oyu bir balgam çıkararak rahatlar.Öksürük sırasında çocuk havale geçirebilir.Öksürük nöbetleri 2-3 ay kadar uzun sürebilir.

Altıncı Hastalık

3 yaş altındaki çocuklarda görülür.Çok yüksek seyreden ateş vardır.Hatta çocuk ateşli dönemde havale geçirebilir.İki-üç gün süren yüksek ateş normale düşer düşmez döküntüler ortaya çıkmaya başlar. birkaç günde kendiliğinden düzelir.

Tedavi ateşi düşürmeye yöneliktir.

Menenjit

Çok ağır seyirli bir hastalıktır.Beyin zarlarının iltihaplanmasıdır.Ciddi baş ağrısı,39 dereceden yüksek ateş,ense sertliği,kusma,dalgınlık durumlarında hemen akla çocuğun menenjit geçirmekte olduğu gelmelidir.Bazı tip menenjitlerde vücutta yaygın mor-menekşe renkli döküntüler görülebilir. Bunlar cilt altında olan küçük kanama odaklarıdır.

Menenjitli çocuğun mutlaka hastaneye yatırılıp tedavi edilmesi gereklidir.

Источник: https://www.maksimumosgb.com.tr/tr/cocukluk-cagi-hastaliklari

Çocukluk çağı aşıları hakkında sık sorulan sorular ve yanıtları

Çocukluk Çağı Aşıları Sağlığa Zarar Vermiyor

Çocukluk çağı aşıları bu aşıların yaygın olarak yapılıyor olması, pek çok hastalığı ciddi oranda düşürür. Bunların başında artık dünyada görülmediği için aşılaması yapılmayan çiçek hastalığı ilk sırada gelir. Türkiye aynı zamanda çocuk felcinden arınmış ülkeler arasındadır.

Diğer hastalıklarda da çocukluk çağı aşıları günümüze kadar düzenli yapıldığından ciddi bir azalma söz konusu olmuştur.

Ancak son yıllarda aşı ile ilgili yapılan spekülatif söylemler nedeniyle aşılanmayan çocuk sayısı artmış ülkemizde bu sayı kayıtlı kişiler arasında yaklaşık 23 bine ulaşmıştır.

Bu durum da ne yazık ki aşılanan çocukları da tehye atmaktadır. Çünkü aşılar en yüksek koruyuculuğu toplumun tümü aşılandığında gösterir. Aşı ile yıllardır milyonlarca çocuk tehli hastalıklardan korunmuş ve binlerce hayat kurtarılmıştır. Çocukluk çağı aşıları hakkında  sorulan sorular genellikle her zaman aynı konulardadır.

Bugüne dek sürecin iyi işlemesi ve çocukluk çağı aşılarının düzgün uygulanması sonucu nadir görülen hastalıklar bu zincir sekteye uğradığından tekrar hastalıklara yakalanma sayısında artış olarak önümüze çıkmaktadır.

Gerçek şu ki, aşılar çocukların sağlıklı kalmasında hayati bir rol oynamaktadır. Maalesef, aşılarla ilgili yanlış bilgilendirmeler, bazı ebeveynlerin çocuklarını aşılatmamalarına dolayısıyla onları ve başkalarını hastalıklar açışından daha fazla risk altına sokmalarına hatta ölüme sebebiyet vermelerine neden olur.

Aşılar ne işe yarar?

Aşılar, hastalığa karşı savaşmak için vücudu hazır hâle getirir. Her biri, belirli bir hastalığa neden olan  ölü veya zayıflamış bir mikrop (veya bunun bir kısmı) içerir.

Vücut, o mikrobun belirli kısımlarını tanıyan antikorlar yaparak hastalıkla mücadele eder. Bu kalıcı veya uzun süren bağışıklık sistemi cevabı oluşturur. Eğer birey gerçek hastalığa maruz kalırsa, antikorlar zaten vücutta mevcuttur ve vücut bununla nasıl mücadele edeceğini bilir. Vücudun bu hastalığa hazır olma durumuna bağışıklık denir.

Aşı olan çocuğun bağışıklığı başka bir hastalığa karşı zayıflar mı?

Hayır, bağışıklık sistemi, suçiçeği virüsü gibi bir mikrop ile karşı kaşıya kaldığında, doğal olarak karşılaştığı veya bir aşı yoluyla maruz kaldığı antikorları üretir. Bir hastalığa karşı aşılanmak, başka bir hastalığa karşı bağışıklık oluşumunu zayıflatmaz.

Aşı önlemesi gereken hastalığa sebep olur mu?

Bu imkansızdır. Ancak, kanser için tedavi edilenler gibi zayıflamış bağışıklık sistemi olan çocuklar için uygulama farklıdır buna hekim karar verir.

Okuldaki diğer tüm çocuklar aşılanırsa neden sizin çocuğunuzun da aşılanması gerekir?

Herkesin aşılanması durumunda, tek bir çocuğun bir hastalığı yakalama şansının düşük olduğu doğrudur. Ama çocuğunuz okuldakilerden başka insanlarla da iletişim içindedir. Eğer bir kişi aşı yaptırmazsa, başkalarının da aynı şeyi düşünerek onların da aşılanmama ihtimalleri vardır. Bağışıklanmamış her çocuk, bulaşıcı hastalıkların yayılmasında rol oynayabilir.

Daha fazla insan, çocuklarını bir sebepten ötürü aşılamamayı tercih ettikçe, salgınlar özellikle ABD’de bir kez silinen hastalıklardan daha yaygın hale geldi. Çocuğunuzun temas ettiği herkesin aşı olup olmadığını bilmenin güvenilir bir yolu yoktur, özellikle de günümüzde birçok insan diğer ülkelere seyahat ediyor. Bu yüzden çocuklarınızı korumanın en iyi yolu aşılamadır.

Bir defada fazla aşı olmak bebeğinize zarar verebilir mi?

Bebeklerin düşündüğünüzden daha güçlü bağışıklık sistemleri vardır ve aşılardan aldıklarından çok daha fazla mikropla gün içerisinde baş edebilirler.

Bazen çocuklar hafif ateş veya döküntü gibi bir aşıya karşı reaksiyon gösterebilirler. Ancak ciddi reaksiyon riski, önledikleri ciddi hastalıklar ile karşılaştırıldığında son derece düşüktür ve bir kerede bebeğin birkaç aşı alması nedeniyle olmaz.

Çocuğuma neden aşı yaptırmalıyım?

Aşılar hastalığa karşı sahip olduğumuz en etkili silahlardan biridir. Vakaların% 85 ila% 99’unda başarılı olunmuştur. Çocuğunuzun ciddi hastalık riskini büyük ölçüde azaltırlar (özellikle daha fazla insan aşılandığında) ve hastalığa yakalanma şansı düşer.

Çocuğunuzun kısa süreli aşı yeri ağrısı gibi basit sıkıntılar çekmesi, ölümcül bir difteri, boğmaca ya da kızamıktan kaynaklanan bitmeyen acılar çekmesinden çok daha iyidir.

Sağlıklı ve iyi beslenen çocukların neden aşılanması gerekir?

Aşılar sağlıklı çocukların sağlıklı kalmasına yardımcı olmak için tasarlanmıştır. Aşılar, hastalık önce yapıldığında işe yarar. Çocuğunuz hastalanana kadar beklerseniz, aşının işe yaraması için çok geç olacaktır. Çocukları aşılamanın en iyi zamanı sağlıklı oldukları zamandır.

Aşı kötü bir yan etkiye neden olabilir mi?

Aşılara en sık rastlanan reaksiyonlar:

  • Enjeksiyonun yapıldığı yerde kızarıklık ve şişlik
  • Hafif ateş
  • Enjeksiyonun yapıldığı yerde ağrı

Nadir durumlarda ciddi alerjik reaksiyonlar gibi daha ciddi sorunları tetikleyebilir. Çocuğunuzun gıda veya ilaçlara karşı alerjisi varsa veya daha önce bir aşı ile ilgili bir sorunu varsa, herhangi bir aşı verilmeden önce doktoru bilgilendirin. Her yıl milyonlarca çocuk güvenli bir şekilde aşılanmaktadır.

Aşı veya timerosal otizme neden olur mu?

Hayır. Çok sayıda çalışma, aşılar ve otizm arasında hiçbir bağlantı bulmamıştır. Benzer şekilde, Tıp Enstitüsü’nün (IOM) çığır açan 2004 raporunda, timerosal’ın (1930’lardan beri aşılarda koruyucu olarak kullanılan organik bir cıva bileşiğidir.) otizme neden olmadığı saptanmıştır.

Özellikle, birçok bilimsel rapor, aşı ve otizm arasında bir bağlantı olduğu yönünde hiçbir kanıt bulamamasına rağmen, 1998 yılında yapılan talihsiz bir çalışma nedeniyle bu spekülatif olaylar çıkmıştır.

Tartışmayı başlatan yazı ünlü tıp dergisi Lancet’te 1998’de yayımlanmış ve kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısının otizme neden olabileceği ileri sürülmüştü. Ancak bu çalışmanın doğru olmadığı ve Dr.

Andrew Wakefield’ın yaptığı araştırmanın yayımlanmamış olması gerektiğini kabul eden Lancet, daha sonraki yazılı açıklamasında, bu çalışmanın sonuçlarının doğru olmadığını kabul etmiştir. Bu yazı daha sonra geri çekilmiş ve yayınlayan doktorun tıbbi lisansı (doktorluğu) iptal edilmiştir.

2004 IOM raporuna göre, timerosal’in otizmle bağlantılı olduğuna inanmak için de bir sebep yoktur. Yine de çocukluk çağında diğer ağır metallere maruz kalma oranını azaltmak için, timerosal çocuk aşılarından 1999 yılında kaldırılmaya başlanmıştır. Son yıllarda yapılan tıbbi çalışmalar timerosal içeren aşıları almış olabilecek bebeklerde bilişsel ve davranışsal sorunlar göstermemiştir.

Artan otizm oranlarını açıklayabilecek başka noktalar bulunmaktadır. Günümüzde sağlık çalışanlarının otizm hakkında daha bilinçli olmaları daha fazla otizm tanısı konmasına yol açmıştır.

Her ne kadar otizm tanısı konan çocuk sayısı artsa da hedef olan kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşılarının oranları değişmez. Londra’da, otistik bozuklukların tanısı 1979’dan beri artmaktadır, ancak kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşıları 1988’de başladığından beri aşı oranları artmamıştır.

Ayrıca, kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı olan ve olmayan çocuklarda otizm tanısı ortalama yaşı aynı bulunmuştur. Pek çok araştırmacının keşfettiği, otizmin sübtil semptomlarının bir çocuğun ilk doğum gününden önce (bazen erken bebeklik döneminde bile) sıklıkla mevcut olduğu, ancak belirtilerin ebeveynler için daha açık hale gelmesine kadar sıklıkla fark edilmeyeceği yönündedir.

Dünya Sağlık Örgütü Küresel Aşı Güvenliği Komitesi’nin 2002’d e yayınladığı raporda etil civanın yarılanma ömrünün bir haftadan kısa olduğu, ortalama 4-9 günde sindirim yoluyla vücuttan atıldığı sonuçta diğer cıva bileşenlerindeki gibi vücutta
birikmesi ve bir takım kronik hastalıklara yol açmasının söz konusu olmadığı bildirilmektedir.

Aşılar SIDS, multipl skleroz veya başka problemlere neden olur mu?

Birçoğu internette dolaşan, bazı aşıları multipl skleroz, ani bebek ölüm sendromu (SIDS) ve diğer problemlerle ilişkilendiren endişeler vardır. Bugüne kadar, çalışmalar bağışıklamalar ve bu koşullar arasında herhangi bir bağlantı göstermemiştir. Son yıllarda, SIDS vakalarının sayısı aslında % 50’den fazla azalırken, yıllık verilen aşı sayısı artmaya devam etmiştir.

Az görülen hastalıkların aşısı neden yapılıyor?

Bağışıklama oranlarının düşmesi durumunda, başka bir ülkeden ziyaret gelen ya da yabancı bir ülkeden eve dönen birinin getirdiği bir hastalık, korunmasız bir popülasyonda ciddi hasara yol açabilir.

Mesela, 2008 yılında, kızamık aşısı olmamış ve kızamığa yakalanmış çocuklarıyla birlikte bir Avrupa tatilinden dönen bir aile nedeniyle ABD San Diego, Kaliforniya’da kızamık salgını olmuş ve pek çok kişi hastalığa yakalanmıştır. 2011’de, düşük aşılama oranları olan California’da 50 yıl içinde görülen en büyük boğmaca salgını yaşanmıştır. 9 binden fazla insan hastalığa yakalanmış ve 10 bebek ölmüştür.

Çiçek hastalığında olduğu gibi bir hastalık ancak dünya çapında ortadan kalktığında o hastalığın aşısı da durdurulur.

Bir aşı alındıktan sonra bağışıklık ne kadar sürer?

Kızamık ya da hepatit B serisi gibi birkaç aşı, tüm yaşamınız boyunca size bağışıklık kazandırabilir. Tetanoz aşısı gibi bazı aşılar ise uzun yıllar boyunca devam eden bağışıklık sağlar. Ancak hastalığa karşı sürekli koruma için periyodik aşılama gerekir.

Aşıların kaydını tutmak önemlidir, böylelikle doktorunuz çocuklarınız için ne zaman tekrar güçlendirici aşı gerektiğini bilebilir. Ayrıca, çocuklarınızın her yıl grip aşısı olmasını sağlayın.

 Geçtiğimiz yıl aşılanmış olan bu yıl, grip virüsünün sürekli olarak değiştiği için, birisinin gripten korunmasına engel olmayacaktır.

 Aşı her yıl virüsün en güncel suşlarını içerecek şekilde güncellenir.

Grip aşısı, ortalama kişinin grip yakalama şansını% 80’e kadar azaltır. Grip benzeri semptomlara neden olabilecek tüm virüslerin neden olduğu enfeksiyonları önleyemez, bu nedenle aşılanmak, grip mevsiminde birisinin hastalanmayacağı garantisi değildir. Yine de aşılanmış olan biri grip geçirse de belirtiler genellikle daha az ve daha hafif olacaktır.

Çocuğuma nerede aşı yaptırabilirim?

Aşılar, çocukları sağlıklı tutmak için sahip olduğumuz en iyi araçlardan biridir. Birçok yerel halk sağlığı klinikleri, sağlık ocakları ve devlet hastanelerinde ücretsiz olarak çocukluk çağı aşılarını yaptırabilirsiniz.

Sağlık ocakları ve hastanelerde yer alan özel dolaplarda muhafaza edilen aşılar, çok detaylı ve iyi takip edilen bir soğuk zincir içinde transfer edilmektedir. Bu süreç T.C.

Sağlık Bakanlığı tarafından ciddiyetle takip edilmektedir.

Kaynakça:

WHO ( DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ) http://www.euro.who.int/__data/assets/pdf_file/0005/339620/Myths-and-facts.pdf

T.C. Sağlık Bakanlığı – https://asi.saglik.gov.tr/

Bu içerik, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mahir Gülcan tarafından kontrol edilmiştir.

Источник: https://www.kidsgourmet.com.tr/cocukluk-cagi-asilari-hakkinda-sorulan-sorular-ve-yanitlari/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.