Çocukluk Çağında Görülen Kanserlere Dikkat!

Çocukluk çağı kanserlerinde aileler çocuğa nasıl yaklaşmalı?

Çocukluk Çağında Görülen Kanserlere Dikkat!

Erken tanı ile çocukluk çağı kanserlerinde sağ kalım oranı %70’dir.  Kanser haftası nedeniyle kanserlerde farkındalığın arttırılması ve çocukluk çağı kanserlerinin erken bulgu ve belirtileri hakkında halkın ve anne babaların bilgilendirilmesi önem taşımaktadır.

Çocukluk çağı kanserlerinde başarı oranları artmaya devam ediyor

Bebeklik döneminde; tıbbi işlemler nedeniyle korku oluşur, anneden ayrılma,  çocuğun güven duygusunu zedeleyebilir. Çocuk o güne kadar kazanmış olduğu becerilerinde (tuvalet eğitimi, beslenme vs)  gerileme yaşayabilir. Ebeveynler için de bu dönem zor bir süreçtir. Kendi ebeveynliklerini sorgulamaya başlarlar, suçluluk ve korku hakimdir. Bu durum ebeveyn- çocuk ilişkisini de bozmaktadır.

Hastalığa verilen tepkiler yaş grubuna bağlı olarak değişiyor

Okul öncesi dönemde; çocuklar özellikle motor gelişimleri nedeniyle sürekli hareket etme ihtiyacı duymaktadırlar.

Çocuğun aktivitelerine ve sosyal deneyimlerine gelen sınırlamalar çocuğun kendini cezalandırılıyormuş gibi hissetmesine neden olur.

Anne-babalar da bu dönemde çocuklarını hastalıktan ve nükslerden korumaya yönelik aşırı korumacı bir tutum sergileyebilmektedir. Bu tutum ve davranışlar çocuğun ileride girişimcilikten uzak, pasif, bağımlı bir hale gelmesine neden olabilir.

Arkadaşlarından uzak kalan çocuklar mutsuz oluyor

Okul döneminde; çocukların zihinsel gelişimleri daha iyidir. Hastalık, nedenleri, tedavi ve gidişat ile ilgili kavramları daha iyi anlarlar.

Bu nedenle hastalığın adı, tedavi, oluşabilecek yan etkiler ve gidişat ile ilgili bilgileri bilme hakları vardır. Bu çocuklar öykülerinde kaygı, depresyon, yalnızlık duyguları, ayrılık, ölüm temalarını sıklıkla dile getirmektedir.

Çocuk; okuldan, arkadaşlarından uzak kaldıkça mutsuz, keyifsizleşerek içe kapanmaktadır.

Ergenlik döneminde; hastalığı merak eder, hastalık, nedenleri ve sonuçları ile ilgili birçok kaynaktan bilgi toplamaya başlar. Gelecek kaygıları başlar, hastalık ve kullandığı ilaçların yan etkileri nedeniyle bedeninde oluşan değişikliklerden rahatsızlık duyar. Bağımsızlığının kaybolması, akran ilişkilerinin bozulması, cinsel gelişiminin etkilenmesi nedeniyle bocalamalar yaşayabilir.

Çocuklukta maruz kalınan bu etmenler, çocukluk çağı kanserlerine zemin hazırlıyor

Uzun süreli hastalıklarda; uyku ve iştah değişiklikleri, huzursuzluk, endişe korku hali, hayattan keyif alamama, gelecek beklentisinde azalma, çaresizlik hatta hastalığı yok sayıp inkar etme görülebilir.

 Çocukluk dönemi kanserleri çok nadir görülmekte olup, semptomları diğer hastalıklar ile karışabilmektedir. Şüphe duyulan durumlarda hekiminiz zaten sizi ileri bir merkeze yönlendirecek ve gerekli ileri tetkik ve araştırmalar yapılacaktır.

Hekim kanserden şüpheleniyorsa ya da teşhis konmuşsa; durum aile ile paylaşılmalıdır. Anne-babanın bu noktada vereceği tepki çok önemlidir.

Aile hastalıkla ilgili durumu kabullenmeyip, inkar ederse, suçluluk, kızgınlık, depresyon evrelerinden geçer,  durumu kabul edip bir an önce baş etme becerilerini harekete geçirirse bu çocuğun yararına olacaktır.

Aileler kendilerini suçlamaktan kaçınmalıdır

Anne-babalar belirtileri daha önceden fark edemedikleri ve teşhis tedavinin gecikmesine sebep olduklarına dair suçluluk duyabilirler. Ancak ebeveynlerin bu konuda kendilerini suçlamamaları gerekir. Aile içinde anne babanın sağlıklı bir ilişki devam ettirmesi de önemlidir. Hastalık ve bakım konularında birbirlerini suçlamamaları aksine daha fazla birbirlerine destek olmaları gerekir.

Aile içinde sağlıklı olan çocuğun ihtiyaçlarına da kulak vermeli, ilgi ve sevgiden mahrum bırakmamalı,  onların duygu ve düşünceleri önemsenmeli, kaygıları yatıştırılmalıdır.  Bazı durumlarda aileler, çocuklarını hastalıktan koruyamadığı düşüncesine kapılmaktadır.

Yine durumun çocuğa ne şekilde söyleneceği ve çocuğa nasıl davranılacağı ile ilgili de sorunlar yaşabilirler. Hastalık kontrol altına alınsa bile yeniden nüks edeceğine dair kaygılar ve korkular görülebilir. Hastalığın son evresinde ise; çocuğun bilişsel gelişim evresine göre farklı tepkiler verilebilir.

2 yaşına kadar çocuklarda ölüm kavramı gelişmediği için daha çok güven duyduğu ve sevdiği kişiden ayrıldığında kaygı yaşar.

3-5 yaşlarında ise ölüm kavramı çocuk için geri dönüşü olan bir kavramdır. 6-10 yaşlarındaki bir çocuk ölümü geri dönülmez olarak bilir ancak kendi ölümü ile ilgili bir düşünceyi kavrayamaz. 11-13 yaş döneminde ölüm kavramı evrenseldir. Hastalık ve biyolojik yönlerini bilir. 14-18 yaşlarında ölüm kavramını her yönüyle algılamaktadır.

Kanser şüphesi ya da tanısı varlığında aile ve çocuğu zorlu bir süreç bekler.

1- Sağlıklı bilgilendirme

Böyle bir durumda öncelikli olarak,  çocuğa ve ailesine hastalık, tedavi, etki, yan etki, nüks ve süreç hakkında anlayabilecekleri bir şekilde gerçekçi ve tutarlı bilgiler vermeliyiz.

2- Duygu paylaşımı

Çocuk ve aile kaygı ve endişe hissedebilir. Bu çok normaldir. Müdahale etmeden duygularını ifade etmelerine izin vermek gerekir. Dinlemek gerekir. Daha küçük çocuklarda resim yoluyla, hikaye yoluyla duygu ve düşüncelerini ifade etmeleri için imkan sağlanmalıdır. Kendini ifade etmekten kaçınan çocuklardan duygu düşüncelerini yazmaları istenebilir.

3- Durumu kabul etme

Çocuk ve aileye bilgi verildikten, onların duygu ve düşüncelerini ifade etmesine olanak sağlandıktan sonra, durumu kabul etmeleri için cesaretlendirmek gerekir. Aile bireylerinin normal yaşama dönmesi önemlidir. Çocuklar kanser teşhisinden önceki hallerine göre davranılmasını isterler ve hayatlarının hastalıkları üzerine odaklanılmasını istemezler.

İnkâr, kızgınlık, suçluluk, üzüntü ebeveynlerde görülen ilk tepkilerdir. Bazı ebeveynler kaçmak ister, hastalığın ismini bile duymak istemez. Durumu kabul edip, yüzleşen anne-babalar ileride yaşayacakları sorun ve problemler ile daha iyi baş edebilmektedirler.

4- Tedavi

Teşhis konduktan sonra durumu kabul edip, bir an önce tedavilerin başlanması gerekir. Kanser tedavisi multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Tedavi ekibinin önerileri doğrultusunda hareket edilmelidir.

Kanserin asıl tedavisi (cerrahi, radyoterapi, kemoterapi vs) yanında spesifik tedaviler (enfeksiyon önlemleri ve tedavisi, beslenme desteği vs.) de çok önemlidir. Kanser tedavisi uzun ve zorlu bir süreçtir.

Tedavi ekibi tarafından, tedavinin her basamağında;  tedavi süresi, yöntemi, şekli, etkisi, görülmesi olası yan etkiler çocuk ve aile ile paylaşılmalıdır.

4- Sosyal destek

Çocuklar belli süreler sosyal ortamlarından, arkadaşlarından, okullarından uzak kalmaktadırlar. Bu süreçte çocukların psikolojik ve sosyal yönden de desteklenmeleri gerekir.

Çocukların ruhsal gelişimlerini desteklemek, sosyal aktivite ve etkinliklerle uyumunu arttırmak önemlidir. Aile bireylerinin hepsini içine alan sosyal destek programları uygulanmalıdır.

Durum tüm aile bireylerini etkilediği için varsa kardeşler, büyük ebeveynler vs onların da desteklenmeleri gerekir.

5- Kriz yönetimi

Düşünün ki ailenin hayatında her şey yolunda giderken bir anda rutini bozan bir durum oluşmuştur. Bu durum aile içinde bir kriz oluşturur. Bu krizle nasıl başa çıkmaları gerektiği ve nasıl bir yol izleyecekleri konusunda aile bireyleri desteklenmeli, çözüm becerileri geliştirilmeli, birbirleri ile olan iletişim becerileri kuvvetlendirmeli, sosyal destek olunmalıdır.

Çocukluk çağı lösemilerinde tedavi başarısı önemli oranda arttı

Unutmayalım ki; çocukluk çağı kanserleri bulaşıcı değildir. Çocukların hele ki bu zor döneminde sosyal desteğe daha çok ihtiyacı vardır.

Onları kardeşlerinden, okul arkadaşlarından, oyun arkadaşlarından uzak tutmayalım. Onları yeterince dinleyelim, duygularını ifade etmelerini, açığa çıkarmalarını sağlayalım.

Onlara bu zorlu süreçte yalnız olmadıklarını hissettirelim, birlikte yol arkadaşlığı yapalım.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-aileler-cocuga-nasil-yaklasmali/

Çocukluk çağı kanserlerinde psikolojik sorunlarla nasıl mücadele etmeli?

Çocukluk Çağında Görülen Kanserlere Dikkat!

Bu dönemin aileler için uzun ve yorucu bir yolculuk olduğunu belirten uzmanlar, aile içi iletişimin önemine dikkat çekerek “Kendinizi asla suçlamayın. Çocuğunuzu koruyun ama sosyalleşmesine engel olmayın” tavsiyesinde bulunuyor.

Dünya kamuoyunun dikkatini çocuklarda kanser olgusuna çekmek, hızla artan çocukluk çağı lösemisi ve diğer kanser vakaları hakkında bilinçlendirmek, deneyimleri paylaşmak, ortak çözüm yolları üretmek ve kansere yol açan olası tehlere karşı uyarmak amacıyla 15 Şubat tüm dünyada Dünya Çocukluk Çağı Kanser Günü olarak anılıyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nden Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr.

Başak Ayık, 0-18 yaş grubu arasındaki çocuklarda görülen çocukluk çağı kanserlerinin tüm kanser türleri arasında sadece % 1,2 olduğunu belirterek “Yenidoğan döneminden ergenlik dönemine kadar her yaşta görülebilmesine rağmen en sık görüldüğü dönem ilk 5 yaştır.

Her yıl Türkiye’de 3 bin, dünyada ise 175 bin kadar çocuk kanser tanısı almaktadır. Çocukluk çağı kanserlerinde, erken tanı ve doğru tedavi ile yaklaşık yüzde 60-70 oranında iyileşme sağlanabilir” dedi.

Kanserli çocuklar ile yapılan çalışmalarda genel olarak hastaların yarısından fazlasında psikososyal sorunlardan bahsedildiğini belirten Dr.

Başak Ayık, “En sık saptanan problemler; ayrılık kaygısı, okul korkusu, uyum bozuklukları, tedaviye uyumsuzluk, aile bireylerine ve tedavi ekibine yönelik karşıt gelme davranışları ve tedavi reddidir.

Tedavinin farklı evrelerinde farklı psikiyatrik sorunların oluştuğu saptanmıştır” dedi.

Her dönemde yaşanan sorunlar farklı

Çocukların kansere verdiği tepkinin yaş gruplarına göre farklılıklar gösterdiğini ifade eden Dr. Ayık, bu dönemleri ve yaşanan tepkileri şöyle sıraladı:

Bebeklik döneminde; ağrılı tıbbi işlemler nedeniyle korku yaşarlar, anneden ayrılmaya ve düzenlerinin değişmesine tepki verirler. Yeme ve uyku düzensizlikleri, ağlama, bebeklik depresyonu görülebilir. O güne kadar kazanmış olduğu tuvalet eğitimi ve beslenme gibi becerilerinde gerileme görülebilir.

Okul öncesi dönemde; büyüsel düşünce hakimdir. Çocuk hastalığı tam olarak anlayamaz ve işlediği bir suçtan dolayı cezalandırıldığını düşünür. Ancak hastalık çocuğun gelişim düzeyine uygun bir dille anlatılırsa çocuk bunu büyük oranda anlayabilir.

Okul döneminde; bu dönemde çocukların zihinsel gelişimleri daha iyidir. Hastalık, nedenleri, tedavi ve gidişat ile ilgili kavramları daha iyi anlarlar.

Bu nedenle hastalığın adı, tedavi, oluşabilecek yan etkiler ve gidişat ile ilgili bilgileri bilme hakları vardır. Bu çocuklar öykülerinde kaygı, depresyon, yalnızlık duyguları, ayrılık, ölüm temalarını sıklıkla dile getirmektedir.

Çocuk; okuldan, arkadaşlarından uzak kaldıkça mutsuzluk, keyifsizlik hissedebilir ve içine kapanabilir.

Ergenlik döneminde; çocuk bu dönemde artık hastalığı erişkin dönemdeki gibi anlayabilmektedir. Hastalığı merak eder, hastalık nedenleri ve sonuçları ile ilgili birçok kaynaktan bilgi toplamaya başlar.

Gelecek kaygıları başlar, hastalık ve kullandığı ilaçların yan etkileri nedeniyle bedeninde oluşan değişikliklerden rahatsızlık duyar.

Bağımsızlığının kaybolması, akran ilişkilerinin bozulması, cinsel gelişiminin etkilenmesi nedeniyle bocalamalar yaşayabilir.

Uzun ve zorlu yolculukta bu önerilere kulak verin

Bu dönemde ailelerin de zorlu bir dönemden geçtiğini belirten Dr. Başak Ayık, çocukluk çağı kanserlerinin tedavi süreci hem fiziksel hem de ruhsal açıdan zorluklara yol açabilen, yorucu uzun bir yolculuk olduğunu belirterek şu tavsiyelerde bulundu:

Bu yolculuğu olabildiğince iyi geçirebilmek adına ilk olarak yapılması gereken şey mevcut durumu tüm haliyle olabildiğince hızlı bir şekilde kabul etmektir.

İnkar, yas döneminde verilen duygusal tepkiler arasında ilk sıralarda yer almakla birlikte, kişinin başına gelen herhangi bir olumsuz olayın üstesinden gelebilmesi için öncelikle olayı kabullenme aşamasına gelmesi gerekmektedir.

Kabullenme aşamasından sonra ruhsal olarak taşıyabileceğiniz ölçüde hekiminizden bilgi talep ediniz ve süreç boyunca gerek duydukça bu talebinizi yineleyiniz. Doğru ve yeterli bilgi sahibi olmak bu yolda sizi belirsizlikten kaynaklanan kaygı ve korkudan uzak tutmaya yardımcı olacaktır.

Kendinizi asla suçlamayın

Kanserli çocukların ebeveynleri sıklıkla çocuklarının hastalığından kendilerini sorumlu tutarlar. Gerçek bir dayanağı olmayan bu ‘suçluluk duygusu’ sizi depresyona sürükleyerek var olan problemlerinizi daha da zorlaştırabilir. Ne kendinizi ne de eşinizi hastalığa sebep olma konusunda suçlamayınız.

Aile içi iletişim ve işbirliği önemli

Uzun süren hastane yatışları aile dinamiklerini olumsuz yönde etkilemektedir. Ev içi roller değişmekte, hasta çocukla ilgilenen ebeveyn başka hiçbir şeye vakit bulamamakta ve kendisi dahil olmak üzere diğer tüm aile bireylerini ihmal ettiğini düşünmekteyken, diğer ebeveyn hasta olan çocukla birincil ilgilenmeyen kişi olarak yoğun suçluluk duyguları yaşayabilmektedir.

Bu olumsuzlukları azaltmak veya ortadan kaldırabilmek amacıyla eşiniz ile iletişim ve işbirliği içerisinde olunuz. Birbirinize destekleyiniz.

Koruyun ama sosyalleşmesini engellemeyin

Çocuğunuzu koruyup kollama ihtiyacınız artsa bile mümkün olduğunca doktorunun enfeksiyondan korumak için önerdiği tedbirlere dikkat ederek onun sosyal hayatını sürdürmeye çalışın. Unutmayın ki kanser bulaşıcı bir hastalık değildir! Sosyal desteğe en çok ihtiyaç duyduğu bu dönemde onu arkadaşlarından, kardeşlerinden uzak tutmayın. Günlük rutinlerinde değişiklik yapmamaya çalışın.

Profesyonel destek şart

Çocuğunuzun bu süreçte verdiği tüm tepkileri ‘normal’ kabul etmek yerine, gerektiğinde hem onlar hem de kendiniz için profesyonel desteğe başvurun. Çocuklar ebeveynlerinin birer aynası gibidir. Ebeveynlerin yaşadığı depresyon ve kaygı çocuklara da yansımaktadır.

Çocuklarınızı kanser riskinden nasıl korursunuz?

Источник: https://indigodergisi.com/2017/02/cocukluk-cagi-kanserleri/

Çocuklarda Kanserin 8 Belirtisine Dikkat!

Çocukluk Çağında Görülen Kanserlere Dikkat!

Çocuklarda en sık görülen ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alan kanserin belirtileri, birçok sıradan çocuk hastalığında da görülebiliyor.

Bu durum hastalığın erken dönemde teşhis ve tedavi edilmesini engellediği için belirtiler konusunda son derece dikkatli olunması gerekiyor. Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Onkolojisi Bölümü’nden Doç. Dr.

Ahmet Demir, “1-7 Nisan Kanser Haftası” öncesinde çocukluk çağı kanserleri ve belirtileri hakkında bilgi verdi.

Tümörlerde erken tanı çok önemli

Çocuklarda en sık görülen kanserler sırası ile; lösemiler, beyin tümörleri, lenfomalar, böbrek ve böbrek üstü bezi tümörleri, yumuşak doku tümörleri, kemik tümörleri, bazı organ tümörleri ve retinoblastom yani göz tümörleridir.

Toplumda lösemilerle ilgili farkındalık daha üst düzeylerdeyken, tüm çocukluk çağı tümörlerinin %75’ini oluşturan solid tümör ve lenfomalarda farkındalık daha düşük düzeydedir.

Üstelik bu tümörlerde erken tanı çok önemlidir ve bu nedenle toplumsal farkındalığı artırmak gerekmektedir.

Bu belirtilere dikkat!

Çocukluk çağında görülen kanserler açısından uyarıcı nitelikte olan belirti ve bulgularla karşılaşıldığında geç kalınmadan doktora başvurulmalıdır. Çocuklarda kanserlerin 8 uyarıcı belirtisi şu şekilde sıralanabilir:

1)    Çürüklerin kolay oluşması, diş etleri, burun ve ciltte tekrarlayan kanamaların görülmesi

2)    Nedeni henüz tespit edilememiş yorgunluk, bitkinlik ve halsizlik

3)    Baş ağrısı ve bu ağrıya sabahları mide bulantısı olmaksızın kusmanın eşlik etmesi

4)    Nedeni açıklanamayan ve uzun süreli ateş

5)    Diyet yapmaksızın son altı ayda %10’dan fazla kilo kaybetmesi

6)    Boyun, karın veya vücudun herhangi bir yerinde şişlik ortaya çıkması

7)    Kemik ve eklemlerde uzun süren ağrılar

8)    Bebek ve çocuklarda “lökokori” denilen kedigözü görüntüsünün ortaya çıkması. Günümüzde nerdeyse bebeğin her anının fotoğraflandığı dikkate alındığında bir göz tümörü olan retinoblastomun erken tanısı daha kolay olabilir. Fotoğraflarda bebeğin göz bebeği beyaz ise bu durum önemsenmeli ve mutlaka araştırılmalıdır.

Kanser belirtilerini çocuk hastalıklarının belirtileriyle karıştırmayın

Burada dikkat edilmesi gereken nokta çocuklarda görülen bazı semptom ve bulguların, sık görülen çocukluk çağı hastalıkların belirtileriyle karıştırılmamasıdır. Örneğin; boyunda bezelerin ortaya çıkması çoğunlukla üst solunum yolları enfeksiyonun bir belirtisidir.

Ancak makul bir sürede geçmiyorsa veya antibiyotiğe yanıt vermiyorsa bu tablo lösemi, lenfoma, nöroblastom, tiroit kanseri veya yumuşak doku tümörüne de işaret edebilir. Ateş de çoğunlukla çocuklarda enfeksiyonlara bağlıyken seyrine göre lösemi, lenfoma, Ewing sarkomu veya nöroblastoma da bağlı olarak da ortaya çıkabilir.

Sık görülen ve sıradan çocuk hastalıklarının belirtileriyle karıştırılan bulgulardan bir diğeri de kemik ağrılarıdır. Bu ağrılar, çoğunlukla büyüme ağrıları olarak görülse de özelliklerine göre kemik tümörü, lösemi, lenfoma veya nöroblastoma kaynaklı da olabilirler.

Burada en önemli nokta bu sık görülen belirtilerin olağandışı özelliklerinin tespit edilerek tedaviye zamanında başlanmasıdır.

Baş ağrısı ve karın şişliğini önemseyin

Çocukluk çağı kanserlerinin sık görülen bir diğer belirtisi baş ağrılarıdır. Tekrarlayan, sabahları yatar pozisyonda ortaya çıkan, şiddeti giderek artan ve uykudan uyandırabilecek nitelikteki baş ağrıları tümör varlığına işaret etmektedir.

Karında şişlik ile birlikte ağrı, ateş, küçük ve büyük tuvaleti yapamama, kanlı idrar, karın cildinde damarların belirgin hale gelmesi çocuğun yaşına göre farklı karın içi tümörlerin belirtisi olabilir.

Çocuklar, banyo yaptırılırken, kıyafetleri giydirilirken karın şişliği açısından gözlemlenmeli ve karın bölgesine dokunulurken ele herhangi bir sertlik gelir ise derhal hekime başvurulmalıdır.

Geç kalmadan çocuk onkoloğuna başvurulmalı

Çocuklarda kanserin semptom ve bulguları birçok sıradan çocukluk çağı hastalıklarında da görülebilir. Bu nedenle hemen kaygıyla yaklaşılmamalıdır. Ancak olağandışı seyir gösteren belirtilerin olması durumunda mutlaka bir çocuk onkoloğuna başvurulması gerekmektedir.

Hastalığın erken teşhis edilmesi, daha kısa sürede ve başarılı bir şekilde tedavi edilmesini sağlayacaktır. Çocukluk çağı kanserleri teşhis edildikleri andan itibaren aile ve çocuk için uzun soluklu bir sürecin başlangıcıdır.

Bu süreç tam teşekküllü bir onkoloji merkezinde, alanında deneyimli hekimler, psikologlar, sosyal gelişim uzmanları ve diğer çocuk hastalıkları branşlarının ortak çalışması sayesinde daha başarılı ve daha kolay yönetilebilir hale gelmektedir.

Güncellenme Tarihi: 31 Mart 2015Yayınlanma Tarihi: 31 Mart 2015

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/cocuklarda-kanserin-8-belirtisine-dikkat/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть