Çok Bilinmeyen Hayati Organımız: Timüs Bezi

Timus Bezi Tümörü Nedir? | Timus Bezi Tümörü Ameliyatı Yöntemleri

Çok Bilinmeyen Hayati Organımız: Timüs Bezi

Timus bezi, iki akciğer arasında kalan bölgede bulunur ve çocukluk çağında bağışıklık sistemi gelişiminde kritik bir rol oynar. Timus bezi çocukluk döneminde büyür ve ergenlikten sonra küçülmeye başlar.

Timus, lenfoid hücrelerinden (bağışıklık hücreleri veya lenfositler) ve astar hücrelerinden (epitel hücreler) oluşur. Timoma ve timik karsinomalar timus bezinde oluşan kanser türleridir. Timik karsinomalar agresif büyüyen kanserler olup uzak organlara metastaz yapabilir.

Timik karsinomalar çok nadir olup timüs bezindeki tümörlerin yalnızca %0,06’sını oluştururlar. Timoma ise yavaş yavaş büyüyen bir kanser türüdür.

TİMOMA/TİMUS BEZİ KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Timus bezi kanseri olan kişilerin %50’sinde semptom gözlenmez ve farklı bir sebep için uygulanan görüntüleme testleri sırasında teşhis edilir. Fakat bazı durumlarda kanserin büyüklüğü nedeniyle şu belirtilere sebep olabilir:

  • Geçmeyen öksürük
  • Nefes darlığı
  • Göğüste ağrı veya basınç
  • Göz kapaklarında sarkma
  • Çift görme
  • Kol veya yüz şişmesi
  • Yutma güçlüğü
  • Anemi
  • Sık yaşanan enfeksiyonlar
  • Halsizlik
  • Baş dönmesi
  • Ateş
  • İstemsiz kilo kaybı

TİMOMA/TİMUS BEZİ KANSERİ TANISINDA HANGİ YÖNTEMLER KULLANILIR?

Timus bezi kanserinin tanısında uygulanacak testlere kanserin belirtileri, daha önce yapılan test sonuçları, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak karar verilir. Fiziksel muayeneye ek olarak kullanılabilecek testler şunlardır:

  • Bilgisayarlı Tomografi (BT): Farklı açılardan gelen x-ışınları kullanılarak vücudun iç kısmının 3 boyutlu görüntüsü oluşturulur. Elde edilen görüntüler tümörün boyutunu ölçmek için de kullanılabilir. Göğsün bilgisayarlı tomografisi timomayı teşhis edip değerlendirmek için kullanılan en yaygın testtir. Bazı durumlarda görüntüyü daha ayrıntılı elde edebilmek için taramadan önce hastanın damarına enjekte edilebilen veya hap olarak kullanılabilen bir boya verilebilir.
  • Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR): Vücudun ayrıntılı görüntüsünü sağlamak için manyetik alanların kullanıldığı bir görüntüleme tekniğidir. Tümörün boyutunu ölçmek için de kullanılabilir. Daha net bir görüntü için taramadan önce hastaya enjeksiyon yoluyla veya hap olarak bir boya maddesi verilebilir.
  • Pozitron Emisyon Tomografisi (PET): Az miktarda radyoaktif şeker hastanın vücuduna enjekte edilir. Bu şeker en fazla enerji kullanan hücreler tarafından alınır. Kanser hücreleri de enerjiyi aktif olarak kullanırlar. Böylelikle bu radyoaktif maddenin çoğu kanser hücreleri tarafından emilir ve tarayıcı bu maddenin yoğun olarak emildiği bölgelerin belirlenmesinde yardımcı olur.
  • Biyopsi: Detaylı olarak incelenmek üzere az miktarda doku örneğinin çıkarılmasıdır. Kanserin kesin teşhisi biyopsi ile konabilir. Timoma teşhisinde biyopsi ilk seçenek değildir, öncelikle görüntüleme testleri kullanılır. Yapılan biyopsi türü kanserin bulunduğu bölgeye bağlıdır. İğne biyopsisi ile yalnızca ince bir iğne kullanılarak doku örneği alınabilir. Fakat tümörün konumuna bağlı olarak yeterli doku örneğinin çıkarılması için Chamberlain adı verilen bir prosedür gerekebilir. Bu prosedürde göğüs kemiğinin yanında 4-5 cm’lik bir kesi yapılarak tümörden bir parça doku çıkarılır.

TİMOMA/TİMUS BEZİ KANSERİ EVRELERİ NELERDİR?

Evreleme kanserin boyutunu ve vücudun hangi bölgelerine yayıldığını açıklamaya yarayan bir yöntemdir. Uygulanacak tedaviye karar verilirken kanserin evresinin bilinmesi gereklidir. Kanserin evrelenmesinde de teşhisinde kullanılan görüntüleme testleri kullanılır. Timus bezi kanseri evreleri şunlardır:

Evre I: Kanser yalnızca timüs bezinde ve timüs bezinin çevresindeki kapsülde bulunur.

Evre II: Kanser, timüs bezini çevreleyen yağ dokusunun içine veya tümörün yanındaki akciğerin astarına yayılmıştır.

Evre III: Kanser, akciğer, kan damarları ve kalp çevresindeki kese gibi timus bezine yakın diğer organlara yayılmıştır.

Evre IVA: Kanser, kalp çevresindeki keseye veya akciğere daha da yayılmıştır.

Evre IVB: Kanser, timustan uzak organlara yayılmıştır veya lenf düğümlerine sıçramıştır.

TİMOMA/TİMUS BEZİ KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Timus bezi kanserinin tedavisinde izlenecek yol belirlenirken kanserin tipi, evresi, olası yan etkileri, hastanın genel sağlık durumu ve hastanın tercihleri göz önünde bulundurulur.
Tedavi yalnızca belirtileri gidermeye yönelik de olabilir. Timus bezi kanseri tedavisinde uygulanan yöntemler şunlardır:

Radyasyon Tedavisi

Radyasyon tedavisi, kanser hücrelerini yok etmek için yüksek enerjili x-ışınlarının veya başka parçacıkların kullanılmasıdır. En yaygın radyasyon tedavisi türü, vücudun dışındaki bir makineden verilen harici ışınlı radyasyon terapisidir.

Bir radyasyon terapisi genellikle belli bir süre boyunca verilen belli sayıda tedaviden oluşur.Timoma cerrahi olarak çıkarıldıktan sonra radyasyon terapisi önerilir.

Harici ışınlı radyasyon terapisi ameliyattan sonra tek tedavi olarak kullanılabilir veya kemoterapiyle kombine edilebilir.

Radyasyon terapisinden kaynaklanan yan etkiler, yorgunluk, hafif cilt reaksiyonları, yutma güçlüğü ve mide problemlerini içerebilir. Tedavi bittikten hemen sonra çoğu yan etki ortadan kalkar.

Kemoterapi

Kanser hücrelerinin bölünme ve büyüme yeteneğini durdurarak kanser hücrelerinin yok edilmesi için ilaç kullanılmasıdır. Kemoterapi ilaçları iğne yoluyla doğrudan damar yoluna veya hap şeklinde içilerek alınır.

Kemoterapi tedavisi belli aralıklarla uygulanan bir tedavidir.

Kemoterapi timoma ameliyatı öncesi tümörü küçültmek için, ameliyat için geç kalınmış evrede teşhis edilen timoma için veya ameliyat sonrası kalan kanser hücrelerini öldürmek için uygulanabilir.

Kemoterapinin yan etkileri kişiye, ilacın türüne ve kullanılan doza bağlıdır. Bu yan etkiler arasında yorgunluk, enfeksiyon, mide bulantısı ve kusma, saç dökülmesi, iştahsızlık ve diyare olabilir. Tedavi bittikten sonra bu yan etkiler genellikle kaybolur.

Hedeflenmiş Terapi

Kanserin büyümesini ve hayatta kalmasını sağlayan spesifik genlerin, proteinlerin veya doku alanının hedef alındığı tedavidir.

Bu tedavide kanser hücrelerinin büyümesi ve çoğalması engellenirken aynı zamanda sağlıklı hücrelere verilen zarar da minimumda tutulmuş olur.
Her kanser türünün spesifik genleri ve proteinleri farklı olabilir.

Bunların bilinmesi ve tedavinin planlanması için testler yapılır. Böylelikle her hastaya mümkün olan en etkili tedavinin planlanması sağlanabilir.

Timus bezi tümörleri için anti-anjiyojenez tedavisi bir seçenek olabilir. Anti-anjiyojenez tedavisi, hedefe yönelik bir terapi türüdür. Yeni kan damarları yapma işlemi olan anjiyojenezi durdurmaya odaklanmıştır. Tümör büyümek ve yayılmak için kan damarlarında dolaşan besinlere ihtiyaç duyar. Anti-anjiyojenez terapilerinin amacı tümöre giden besinleri kısıtlayarak tümörü aç bırakmaktır.

Cerrahi Tedavi

Timus bezi kanserinde cerrahi tedavinin amacı diğer tüm kanser hastalıklarında olduğu gibi kanserli dokuyu etrafındaki bir miktar sağlıklı doku ile birlikte vücuttan çıkarmaktır. Timus bezi kanseri ameliyatları genel cerrahlar tarafından gerçekleştirilir.

Cerrahi tedavi erken evre timoma için en sık uygulanan tedavi yöntemidir. Eğer tümör ameliyatta çıkarılabilecek boyutta değilse, mümkün olduğu kadar çıkartılarak belirtilerin hafifletilmesi sağlanabilir. Eğer tümör akciğerin astarına da yayılmışsa, ameliyat sırasında akciğerin astarının veya bir kısmının çıkarılması gerekebilir.

Timus bezi kanseri ameliyatında kullanılan cerrahi yöntemler şunlardır:

Источник: https://www.davincicerrahisi.com/ameliyat-yontemleri/gogus-cerrahisi/timus-bezi-tumoru/

TİMÜS BEZİ, HORMONLARI, ÖNEMİ, ÖZELLİKLERİ, SAĞLIĞI

Çok Bilinmeyen Hayati Organımız: Timüs Bezi

Görünüş yönünden parlak ve yakışık­lı olmaktan başka her şeye benzer.

Sa­rı-gri, pelte gibi, hoş olmayan, kibrit kutusuna benzer bir görünüşü vardır ve vücudun göğüs kemiğinin tam üstünde, ak­ciğerlerinin ortasında yerleşmiş bir du­rumdadır. Büyüklüğü yaşla ilgilidir.

45-50’li yaşlarda 10 gram kadar gelir. Fakat yeni doğduğu zaman 20 gram kadar bir ağırlığa sahiptir. Ergenlik çağı sonundaysa 60 gram ağırlığa sahiptir.

Gözde bir organ olarak timüs bezine bağışıklık kralı gözüyle bakılmaktadır.

Bağışıklık nedir?

Bağışıklık aslında, vü­cudun bir dert kaynağı olması muhtemel bir istilacının keşfedilmesi ve onun tah­rip edilmesinden başka bir şey değildir. Bu istilacılar da bakteriler, virüsler, yan­lış tip kan, parmağa batmış bir kıymık, mantar, kanser hücreleri, zehirler, nakledilmiş bir cilt parçası gibi akla gelebile­cek her şey olabilir.

Bir anlamda vücudun herhangi bir istilacıya karşı saldırma­ya hazır kıtalarıyla birlikte bir kaleye benzer. Timüs bezi vücudun savunma gücünün baş elemanıdır. Çalışma bakı­mından herhangi bir ülkenin savunma sisteminden daha karmaşık ve daha ileri bir durumdadır.

Timüs savunma sistemi­nin — dalak, lenf bezleri, kemik iliği, ba­demcikler, adenoid (lenf dokuları), belki kör barsak ve ince bağırsakların bir kısmı gibi— birçok elemanlarını destekler.

Timüs Bezinin Önemi

Ne kadar önemli olduğuna dair bir fikir vermek için şunu söyleyebiliriz; bebek anne karnında iken timüs bebeğin kalbinden daha büyüktür. Hatta bir ciğerinden de büyüktür.

Bebek annesinin kan dolaşımın­dan geçen bağışıklık faktörleri müstesna, hastalıklara karşı hemen hemen savun­masız olarak dünyaya gelir ve bu faktörler de kısa bir süre sonra kaybol­ur.

Eğer bebek bazı çocuklarda za­man zaman olduğu gibi, timüs bezi olmadan doğmuş olsaydı, önemsiz bir enfeksiyon bile yaşantı için büyük bir teh teşkil ederdi. O zaman cılız ve hastalıklı bir bebek olunur ve birkaç ay içinde de yaşam sona ererdi.

Buna karşılık timüs beziyle birlikte doğan bebek enfeksiyonlara karşı bizzat savunmaya hemen hazır bir durumdadır. Kemik iliğinde mikroskobik beyaz hücreler, lenfosit denen birtakım gelişme­miş hücre tohumları bulunur. Bu yavru savaşçı hücreler, timüs bezine kan dolaşı­mından geçmiştir.

Bunları hızla olgunlaş­tırmaya çalışmak ve sonra bunları nihai gelişim için dalağa, lenfatik sisteme ve­ya öteki organlara yollamak timüs bezinin göre­vidir. Timüs bu organları harekete getir­mek için, onlara hormonsal uyarılarda da bulunur. Birkaç gün içinde bebeğin bağışıklık olanağını sağlamış olur.

Bebeklik zamanından beri de sistemi çalıştırır durur.

Timüs Bezi Nasıl Çalışır

Timüsün ürettiği lenfositlerle, ince bağırsakların bir yerinde üretilen başka bir grup lenfositler kısmen dedektif ve kıs­men de öldürücü olarak, olağanüstü işler başarır.

Vücudun beyaz kan hücrelerinin dörtte birini temsil eden bu lenfositler, zararlı düşmanları keşfeder, yani karşı­sındaki bir grip virüsünü, cerahat yapan bir stafilokok (çok küçük çaplı mikrop) mu, parmağa batan bir di­ken mi olduğunu hemen anlar ve derhal bir genel alarm çağrısında bulunur.

Diyelim ki parmak kesilmiş ve küçük bir enfeksiyon bunu izlemiştir. Lenfositler için hiçbir şey küçük değildir. Bunlar hemen antikor denen ba­ğışıklık maddesi püskürtmeye başlar ve öteki hücreleri de aynı şeyi yapmaya çağırır. Her antikor belli bir saldırgana etkili olur, örneğin bir tanesi kabakulak için, başka biri boğmaca öksürüğü ve başkaları da başka hastalıklara karşı uz­mandırlar.

Vücut bunlardan milyonlarca çeşidine sahip olabilir. Antikorlar işgalci mikroplara, daha vücudun kesilen yerin­de iken saldırıp onları öldürürler. Bu sı­rada lenfosit kuvvetleri, kanda başka bir beyaz küre olan ve bakteri kalıntılarını yiyen fagosit’lerle birleşirler. Ve sonunda esik parmak iyileşir. Bu münasebetle hemen bir meydan sa­vaşı cereyan etmiş olmasına rağmen insan bundan habersizdir.

Bazen lenfositler tehyi abartır ve alınan haber karşısında fazla bir kor­kuya kapılarak, çok şiddetli bir saldırı ile karşılık verirler. Bu şekilde saldırga­na örneğin çiçek tozlarına karşı aşırı şiddette bir karşılık vermeye alerji de­nir. Başkaları gibi vücudun da bazı şeyle­re karşı alerjisi vardır ve bunları can sı­kıcı bulur.

Önce de söylendiği gibi vücudun iki bağışıklık sistemi vardır. Bunlardan biri muhtemeldir ki vücudun ince bağırsağında ka­rargâh kurmuş olup bakteriler ve virüslerle uğraşır.

Lenfositlerin bir kısım bak­terilere ve virüslere karşı aktif iseler de bunların esas düşmanları alerjenler (aler­ji uyandıran maddeler) yani çeşitli tiple mantarlar ve yabancı dokulardır. Diyelim ­ki insana bir karaciğer nakli ameliyatı ya­pılmıştır.

Baskı altında tutulmazlarsa lenfositler yeni ciğerin vücuda ait olma­dığını anlayarak antikorlar üretmeye baş­lar ve yeni ciğer hemen vücuttan atılma­ya çalışılır.

İşte bunun içindir ki organ nakli ameliyatı yapılmadan önce doktor, timüsü ve onu destekleyen organ­ları ilâçlarla ve radyasyonla çalışamaz hale getirir. Geçici bir süre için de olsa timüs bezi uyutulmazsa organ nakli yapılan hastanın ölmesi­ne veya ağır bir enfeksiyona yakalanma­sına sebep olunur.

Yaşantının sonlarında, her şeyde oldu­ğu gibi bağışıklık etkisi de yavaşlar. Yaş­lı kimselerin kansere veya diğer hastalılara karşı gençlerden daha çok duyarlı olmalarının nedeni bundadır.

Bağışıklık sistemi kadar kar­maşık bir şeyin her zaman mükemmel ça­lışması beklenemez. Bazen lenfositler şaşırır ve normal vücut dokularını, saldırılması gereken yabancı madde sanırlar. Bunlar eklem zarlarına saldırarak, şişmelere, romatizmalı eklem iltihaplarına sebep olabilirler.

Timüs Bezine Zarar Verecek Durumlar

Birçoklarında olduğu gibi timüs bezine de özellikle stres (gerilim) çok doku­nur. Gerilimin her çeşidi iç organlarda öldürücü yıkıntılara sebep olur. Bunlar devamlı gürültü, korku, yorgunluk veya hastalık olabilir. Timüs bu gibi gerilimlerin kurbanları içinde en başta gelenidir. Eğer gerilim hayli şiddetli ise birkaç gün içinde büzülür, normal büyüklüğünün üçte birine düşer.

Orta yaş üstünde vücut için eskisi kadar önemli değildir. Lenfosit üretimi kritik bir önem taşı­mamaktadır. Önceleri başka organlara dağıttığı lenfositler buralara yerleşmiş ve kök salmış olup ve tam üretim faali­yeti halindedirler.

Bununla beraber eğer timüs bir tümör tarafından tahrip edilecek olursa vücut bir sürü musibetlerle kar­şılaşır. Mantarlar parmak tırnaklarını yemeye başlar. Ağızda acı veren mantar enfeksiyonları gelişir. Kaslar iltihaplanır ve zayıflar. Ve insanı canından bezdiren daha bir sürü dertler ve kötülükler ken­dini gösterir.

Böylece de timüsün, yaşan­tının son devrelerindeki önemliliğimi gösteren hikâye uzar gider.

Timosin

Son zamanlarda keşfedilen bir timüs hormo­nu olan Timosin’in de rolü büyük önem taşır. Bunu kan dolaşımı­na bir kez boşaltmıştır.

Bu tekmil bağı­şıklık sistemini harekete geçirerek, dalağın çalışmasını hızlandırmasını, lenfa­tik sistemin yetişir sayıda lenfosit üretmesini sağlar.

Eğer insan kendi bağışıklık sistemini yere serecek dozda radyasyon alacak olursa, timüsün bu hormonu, ça­lışmalarını durdurmuş olan dalağı ve öteki organları uyararak onların yeniden üretime geçmelerini sağlar.

Hormonları hakkında garip bir şey de şudur; insan yaşlandıkça timüs de üretimi yavaşlatır ve 50 yaşına ulaştığı zaman çalışması tamamıyla durur.

Reader’s Digest

İlgili

Источник: http://bilgikapsulu.com/timus-nedir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.