D vitamini eksikliği kolon ve prostat kanserini tetikliyor.

içerik

D vitamini eksikliği kanserden MS’e kadar birçok hastalığı tetikliyor

D vitamini eksikliği kolon ve prostat kanserini tetikliyor.

Dr. Cevdet Züngün: Bu soruyu basit bir örnekle cevaplamaya çalışayım; kağıt, üretildiği günden beri haberleşmek amacıyla kullandığımız, belki de en ilkel haberleşme aracı.

Tek başına pek bir fonksiyonu olmasa da üzerine yazdığımız notları birbirimizle haberleşmek amacıyla kullandığımızda çok önemli bir iletişim aracı haline geliyor.

Varsayalım ki iş yerimizde geçen yıl şirket içi haberleşme amacıyla 500 adet kağıt kullanıldı.

Yüksek D vitamini düzeyi, kansere karşı hayatta kalma şansını arttırıyor

Bu sayede işler hiç aksamadan sürdürülebildi. Ama yeni yılda bütçe kısıtlamasına giden şirket yönetimi, tüketilen kağıt miktarının geçen yılın sadece %10’u kadarıyla işlerin sürdürülmesine, yani sadece 50 kağıtla iç iletişimin devamına karar verdi.

Ortaya çıkacak durumun kaos olacağını ön görmek zor değil. Aynı durum D vitamini için de geçerli. Çünkü vücudumuz tek başına bir fonksiyonu olmayan D vitaminini alır ve kağıdın üzerindeki yazının yaptığı görevin aynısını, yani hücreler arası iletişimin sağlanması için olması gereken aktif hale getirir.

Vücudumuzdaki hücrelerin birbirleri ile iletişiminde önemli rol oynayan bu aktif vitaminin- bu haliyle artık hormonun- eksikliğinde hücrelerin birbiri ile iletişiminin bozulması, hücrelerin ve oluşturdukları dokuların birbirlerinden habersiz, başına buyruk ve kontrolsüz hareketi ile sonuçlanacaktır. Bu kontrolsüz durumun neden olduğu en önemli hastalık ise vücudumuzdaki kaos olan kanserdir.

D vitamini eksikliğinde ortaya çıkan hastalıklar nelerdir, bu konuda bilgi verir misiniz?

Dr. Cevdet Züngün: D vitamininin gen yapımızdaki 300’ün üzerinde genle ilişkili olması onun öneminin, eksikliğinde ise birçok sistem ile bağlantılı hastalıklara dönük riskin artmasının göstergesidir.

Günümüzde D vitamini eksikliğinde meme, prostat, akciğer ve kolon kanseri riskinin arttığı, yüksek D vitamini düzeylerinin ise bu hastalıklara yakalanma riskinin azaldığını gösteren, kanıt düzeyi yüksek, güvenilir bilimsel çalışmalar mevcut.

D Vitamini takviyesi meme kanseri tedavisinde sağ-kalımı arttırıyor!

Ayrıca bağışıklık sistemindeki rolü itibariyle D vitamini eksikliğine bağlı olarak bağışıklık sistemi hastalıkları ile de ilişkisini gösteren yayınlar vardır. Örnek olarak multipl skleroz (MS) hastalığı verilebilir.

MS hastalarında, MS ile ilişkili şikayetlerin düşük D vitamini düzeylerinde arttığı, D vitamini takviyesi alanlarda ise bu şikayetlerin azaldığı randomize kontrollü çalışmalar dediğimiz, yüksek kanıt düzeyi olan çalışmalarla ortaya konulmuştur.

D vitamininin ilişkili bulunduğu düşünülen bir diğer hastalık ise, dünya üzerindeki en yaygın hastalıklardan bir tanesi olan diyabettir. D vitamini eksikliği halinde kalp damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olan diyabet riskinin arttığı iddia edilen yayınlar var.

Güneşli bir ülkede yaşamamıza rağmen neden insanların D vitamini düzeyleri düşük?

Dr. Cevdet Züngün: Evet, ülkemizin birçok bölgesinde yaz aylarında yeterince güneş görüyoruz ama önemli olan D vitamininin vücudumuzdaki üretim yeri olan cildimizin, D vitamini sentezinin olmazsa olması ultra viyole B (UVB) ışınları ile ne kadar temas ettiği.

Vücudumuzun yaz aylarında bile-deniz kenarında geçirdiğimiz tatil dönemleri hariç tutulursa-neredeyse %80’inin kıyafetle örtülü olduğunu düşünürsek, cildimiz güneşten çok az faydalanıyor diyebiliriz.

Tatil dönemlerinde bolca kullandığımız ve cildimizin güneşle temasını kesen güneş kremlerini de unutmayalım.

Güneş kremi tabii ki kullanabiliriz ama dikkat edilmesi gereken, cildimizin güneşle yeterli miktarda temasını sağladıktan sonra kullanmalıyız.

Beyaz tenli bir kişinin, yaz aylarında, güneşli bir günde, saat 10:00-14:00 saatleri arasında, vücudunun büyük bir kısmı (dirsekler ve dizler açıkta olacak şekilde) sadece 15-20 dakika güneşle direkt teması -UVB camdan geçmez- vücudumuzda yeterli miktarda D vitamini sentezlemesine yetiyor.

Bu şekilde sentezlenen D vitamini düzeyi ile Ekim-Kasım aylarına kadar idare edebiliyoruz. Çünkü D vitaminini vücudumuzdaki yağ dokularında yedekleyebiliyoruz.

Ekim-Kasım ayından itibaren güneş, D vitamini sentezlemede kullandığımız UVB ışınlarının etkisini kaybediyor. Yani D vitamini kışına giriyoruz. Yaz ayları dışında D vitamini sentezi güneşli günler bile yaşasak asla mümkün olmadığından ve yukarıda bahsettiğim şartları çoğu zaman sağlayamadığımızdan D vitamini düzeylerimiz yaklaşık yüzde 75’imizden fazlasında düşük seyrediyor.

Yeterli güneş ışığı alamayan kişiler D vitamini ihtiyaçlarını hangi yollarla karşılayabilirler?

Dr. Cevdet Züngün: Çoğu zaman, özellikle güneşle çok temas etme imkanı bulamayanlarda – yaşlılar, çocuklar, kapalı ortamlarda çalışmak zorunda olanlar vb- D vitamin takviyesi gerekiyor.

Günümüzde, beslenme kılavuzlarında önerilen günlük D vitamini miktarlarının-günlük 600 ünite- yeterli kan D vitamini seviyelerinin sağlanması için çok yetersiz kaldığını belirtmek lazım. Bu günlük alım miktarını karşılaştırabilmeniz için bir örnek verelim.

Yukarıda bahsettiğimiz şartlarda 15-20 dakika UVB ile direkt temas halinde 10 bin ünite D vitamini sentezleyebiliyoruz ki bu bile kış aylarında yeterli miktarda (30 ng/mL) kan D vitamini düzeylerinin sağlanmasına yetmiyor.

Vitamin takviyeleri ne zaman kullanılmalı? Fayda ve zararları nedir?

Son olarak iki bilimsel çalışmanın verilerinden bahsederek tamamlayalım. İlkinde yaz aylarında günlük 400 ünite D vitamini ve günlük 4000 ünite D vitamini verilen iki ayrı gruba, yaz ayı sonunda bir mutluluk anketinin soruları yöneltiliyor. Bu anket uyku kalitesi, stres durumu, halsizlik hissi ve mutluluk durumlarını sorguluyor.

Anket sonuçları günlük 4000 ünite D vitamini takviyesi alan grupta kış-depresyonu da denilen durumun neredeyse hiç yaşanmadığını gösteriyor. İkincisi ise yaşlı bir hasta grubunda D vitamini eksikliği ve kırık riski değerlendirilmesi hakkında. Çoğunluğu yaşlı erkeklerde oluşan yaklaşık 2600 kişilik bir grup üzerinde gerçekleştiriliyor.

Çalışmaya katılanlara yılda üç kez olmak üzere bir zarf postalanıyor. Zarfın içinde tek bir hap var. Katılımcıların yaklaşık yarısına içerisinde hiçbir şey içermeyen haplar gönderilirken, diğer yarısına içerisinde 100 bin ünite vitamin D içeren haplar gönderiliyor. Zaman içerisinde bu iki grupta kaç tane kalça kırığı vakası olduğu takip ediliyor. Çalışma yaklaşık 6 yıl sürdürülüyor.

Yılda 4 kez 100 bin ünite vitamin D içeren zarfın gönderildiği grupta kalça kırığı vakalarında %25’lik bir azalma olduğu görülüyor. Eğer bu osteoporoz tedavisi için patent almış bir ilaç olsaydı, belki gece gündüz reklamı yapılabilirdi. Oysa ki vitamin D belki erişimi en kolay, en ucuz bileşik.

Güneşten doğru faydalanabileceğiniz bir yaz ve hastalık riski düşük bir ömür geçirmeniz dileğiyle.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/d-vitamini-eksikligi-kanserden-mse-kadar-bircok-hastaligi-tetikliyor/

D vitamini ve kanser! Eksikliği kanser yapar mı? Yüksekliği kanseri önler mi?

D vitamini eksikliği kolon ve prostat kanserini tetikliyor.

D vitamininin kemik sağlığı için önemini bilmeyenimiz yoktur. Ancak D vitamini son yıllarda kanser, diyabet (şeker hastalığı), kalp-damar hastalıkları ile de sıkça ilişkilendirilmektedir.

D vitamininin bu hastalıklardan koruyucu etkisi üzerine birçok çalışma yapılmakta ve sunulmaktadır. Ancak bu çalışmalar birbirleriyle çelişkili sonuçlar vermekte ve bu konuda kafa karışıklıklarına neden olmaktadır.

Bu yüzden bu yazımızda D vitamini ve kanserden korunmadaki etkisine dair kanıta dayalı, güvenilir bilgileri sizlerle buluşturmak istedik.

D vitamini nedir, görevleri nelerdir?

D vitamini; bağırsaklardan kalsiyum ve fosfat minerallerinin emilimini artırarak, kemiklerde gerekli mineralleşmeyi sağlayan ve kemiklerin büyümesi, güçlenmesi, yeniden şekillenmesi için gerekli olan bir vitamindir. Kuvvetli kemik ve dişler için olmazsa olmaz bir bileşiktir. Eğer yeterli D vitamini olmazsa, kemikler ince ve kırılgan olur, şekil bozuklukları görülür. D vitamini kemik sağlığının yanında;

– bağışıklık sistemini kuvvetlendirir,

– hücre büyümesini düzenler,

– vücudu kas zayıflığına karşı korur,

– yangıyı (inflamasyon) azaltır,

– ayrıca kalp atışının düzenlenmesi, tiroit fonksiyonları ve normal kan pıhtılaşması için de gereklidir.

İnsanlar D vitaminini güneşe maruziyet ile kendi ciltlerinde üretebilir, bunun yanında bazı besinlerden veya vitamin takviyelerinden alabilir. Güneşten gelen ultraviyole ışınları cilde çarptığında D vitamini sentezini tetikler.

Günlük D vitamini gereksinimi; genel olarak kollar, bacaklar ve yüzün 20-30 dakika gün ışığına maruz kalmasıyla karşılanabilse de, D vitaminin cildimiz tarafından üretilmesi sadece güneşe kaç dakika veya günün hangi saatinde maruz kalındığı ile ilgili değildir.

Vücudumuz tarafından D vitamini üretilmesini etkileyen faktörler:

– günün ve yılın hangi zamanında olunduğu,

– kişini yaşı,

– deri rengi,

– obez olup olmadığı,

– bulunduğu cografi bölge,

– kıyafeti,

– güneş koruyucu krem kullanıp kullanmaması ve

– bağırsak emilim bozuklukları ve böbrek yetmezliği gibi diğer tıbbi sorunlarına göre değişir.

Yani D vitamini ihtiyacına, sadece kişinin yaşına bakılarak karar verilemez.

Güneş, iyi bir D vitamini kaynağı olmasının yanında, yaydığı ultraviyole ışınlarıyla (UVA ve UVB) hem cilt yanıklarına neden olmakta hem de cilt kanseri için ciddi bir risk oluşturmaktadır

Yapılan çalışmalar cilt kanserinden korunmak için güvenli güneş ışığı miktarını henüz belirleyememiştir.

Fakat güneş ışığına maruziyetin kısıtlı olması, özellikle güneş ışınlarının en dik açılarla geldiği öğle saatlerinde ve yaz aylarda dikkatli olunması gerekmektedir.

D vitamini hangi besinlerde bulunur?

D vitamini yağda çözünen bir vitamindir ve birçok hayvansal gıdada doğal olarak bulunur.

Balık ve balık yağları, büyük ve küçükbaş hayvanların karaciğeri gibi gıdalarda yüksek miktarda; yeşil yapraklı sebzeler ve yumurta sarısında da az miktarda D vitamini mevcuttur.

Bazı ülkelerde süt ve süt ürünleri, ekmek, tahıllar D vitamini ile zenginleştirilmektedir, ancak ülkemizde henüz böyle bir uygulama yoktur.

Güneşe maruziyet, yiyecekler, vitamin takviyeleriyle elde edilen D vitamini, aktif hale gelmek için vücutta 2 yerde hidroksilasyon denilen işleme uğramalıdır. Bunlardan ilki karaciğerde, diğeri böbrekte gerçekleşmektedir. Dolayısıyla bu organlarda oluşan problemlerde de – başka böbrek ve karaciğer yetmezliği – aktif D vitamini miktarı etkilenmektedir.

Not: kanda D vitamini, 25 hidroksivitamin D (25[OH]D) düzeyi ölçülerek değerlendirilmektedir.

D vitamini takviyesi günlük ne kadar alınmalıdır?

Uluslararası rehberlere göre yetişkinler için günlük gerekli D vitamini miktarı 600 IU (uluslar arası birim) iken, bu miktar 70 yaş üzeri için 800’dür. D vitaminin aşırı miktarda alımı ise, yan etkilere neden olabilir. Bu yüzden hiç kimse günlük 4000 IU’i aşmamalıdır.

D vitamini eksikliği nedenleri nelerdir?

Kanserli hastalarda D vitamini eksikliği yaygındır, fakat D vitamini eksikliği bir kanser belirtisi değildir. Aşağıdaki gibi birçok nedenden dolayı D vitamini eksikliği ortaya çıkabilir:

1. Uzun süre yeterli D vitamini alınmazsa: Katı bir vegan veya vejetaryen diyet uyguluyorsanız. Çünkü doğal D vitamini kaynaklarının çoğu hayvansal gıdalardır (balık ve balık yağları, yumurta sarısı, büyük ve küçükbaş hayvanların karaciğeri gibi).

2. Güneş ışığına maruz kalmanız sınırlı ise: Kuzey ülkeler, dini nedenlerle uzun elbiseler veya baş örtüler takıyorsanız veya güneşe maruz kalmayı önleyen bir mesleğiniz varsa, D vitamini eksikliği riski altında olabilirsiniz.

3. Koyu bir teniniz varsa: Cilde rengini veren melanin pigmenti, güneş ışığına maruz kalmaya karşı cildin D vitamini yapma kabiliyetini azaltır. Bazı çalışmalar koyu tenli kişilerde D vitamini eksikliğinin daha sık olduğunu göstermektedir.

4. Böbrek yetmezliği yaşıyorsanız: D vitamini aktif formuna dönüştüren ana organ böbreklerdir. İnsanlar yaşlandıkça böbrekleri D vitamini aktif formuna dönüştürmekte zorlanır ve bu da D vitamini eksikliği riskini artırır.

5. Sindirim sisteminizden D vitamini yeterince emilemiyorsa: Crohn hastalığı, kistik fibroz ve çölyak hastalığı dahil olmak üzere bazı tıbbi problemler, bağırsaklarınızın yediğiniz yiyeceklerden D vitamini emebilme yeteneğini etkileyebilir.

6. Obez / fazla kilolu iseniz: Obezite, D vitamininin yağ hücrelerinde hapsolmasına neden olarak, kan dolaşımına salınımını azaltabilir. Vücut kitle indeksi 30 veya daha fazla olan kişiler genellikle düşük D vitamini düzeylerine sahiptir.

D vitamininin kanser sürecinde olası etki mekanizmaları nedir?

Yapılan laboratuvar çalışmalarında; D vitamininin kanserden korunmadaki rolü üzerine güçlü biyolojik kanıtlar elde edilmiştir.

D vitamini; hücre büyümesi ve inflamasyonun sınırlanmasını düzenleyen, kanser hücrelerinin yayılmasına izin veren sinyal moleküllerini azaltan bazı genleri engelleyebilir veya aktive edebilir.

D vitaminin bu süreçlerdeki rolü, araştırmaların son derece aktif bir alanıdır.

D vitamininin kanserden koruduğu düşüncesi ilk nereden gelmiştir?

İlk olarak, ABD’de bölgelere göre çizilen kanserden ölüm oranları haritasında; güneşe maruziyetin az olduğu kuzey eyaletlerinde bazı kanser türlerinin anlamlı derecede daha fazla, güney eyaletlerinde daha az olması D vitaminin bazı kanser türlerinden korunmada etkili olduğu fikrinin doğmasına neden olmuştur. Çünkü güneş, D vitaminin ana kaynağını oluşturmaktadır. Ancak elbette ülkenin farklı bölgeleri arasındaki bu fark, o bölgelerde yaşayan insanlar arasındaki başka farklılıklardan da kaynaklanıyor olabilir. Bu yüzden bu konuyu araştırmak için çalışmalar başlatılmıştır.

D vitamininin kanserdeki etkisi üzerine yapılan çalışmalarda elde edilen sonuçlar nelerdir?

Şimdiye dek D vitamini ile kanserden korunma arasında en güçlü ilişki, kalın bağırsak (kolon) kanserinde görülmüştür.

Birçok çalışmada kanda D vitamini seviyesi yüksek olanlarda, düşük olanlara kıyasla kalın bağırsak kanseri riski anlamlı derecede düşük bulunmuştur.

• 50 yaş üzeri kolonoskopi uygulanan 3121 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada, günlük yüksek miktarda D vitamini alanlarda (>645 IU) kanserleşme ihtimali yüksek kanser öncüsü polipler anlamlı derecede daha az görülmüştür.

• 10 ayrı Avrupa ülkesinden katılımcılarla yapılan bir başka kapsamlı çalışmada da, güçlü bir ilişki gözlenmiş ve teşhis öncesi kan D vitamini düzeyleri yüksek olanlarda kalın bağırsak kanseri riski daha düşük bulunmuştur.

• Menopoz sonrası 1179 kadın üzerinde yapılan bir çalışmada da, günlük kalsiyum (1400–1500 mg) ve D vitamini (1100 IU) desteği alanlarda 4 yılda kanser gelişme oranları anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur.

• 16000 katılımcı ile yapılan bir başka çalışmada ise, D vitamini durumuyla genel olarak yaşam kaybı oranları arasında ilişki bulunmazken, kalın bağırsak kanserinde yaşam kaybı oranları yine kan D vitamini düzeyleri yüksek olanlarda daha az görülmüştür.

• Ancak yaklaşık 36 bin menopoz sonrası kadın üzerinde yapılan bir çalışmada; kadınlar bir gruba düzenli olarak günlük 400 IU D vitamini ve 1000 mg kalsiyum verilirken, diğer gruba verilmemek üzere 2 gruba ayrılıp, 7 yıl izlendiğinde gruplar arasında kalın bağırsak kanserine yakalanma oranları açısında anlamlı bir fark görülmemiştir.

D vitaminin diğer kanser türleriyle ilişkisi üzerine yapılan çalışmalarda ise, yararına ilişkin net kanıtlar sağlanamamıştır.

• 10 ayrı çalışmanın verilerinin birlikte değerlendirilip analiz edildiği bir çalışmada, teşhis öncesi kandaki D vitamini düzeyiyle lenf, böbrek, yumurtalık, rahim, mide, yemek borusu kanserleri arasında bir ilişki bulumamıştır.

• Prostat ve pankreas kanseriyle ilişkisine dair yapılan çalışmaların sonuçları ise tutarsızdır, hatta bazı çalışmalarda, D vitamininin yüksek seviyelerde bu kanser türlerinin riskini artırıyor olabileceği iddia edilmiştir.

• Yapılan bir derleme çalışmasında kandaki yüksek D vitamini değerleri, pankreas kanseri riskinde artışla ilişkili bulunmuştur.

• 10 yıldan fazla devam eden geniş çaplı bir başka araştırmada da, D vitamininin agresif meme kanserinden korunmada etkili olduğu, yetersiz D vitamini seviyesinin birçok kanser türünde riski arttırdığını göstermiştir.

• Fakat yaklaşık 5500 menapoz sonrası kadının katılımcıyla, 2013’te yapılan bir başka çalışmada da, D vitamini alımının meme kanseriyle bir ilişkisi bulunamamıştır.

Çalışmalar arasındaki bu tutarsızlığın kullanılan metodların farklı olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.

Sonuçları 2018'de yayımlanan, D vitamini ve kanser ilişkisi hakkında yapılan en güncel çalışmaların sonuçları

• Yeni Zelanda'da 5108 kişinin dahil olduğu çalışmada 4 yıla kadar yüksek dozlarda oral (ağızdan) D vitamini alan kişilerde kanser riskinde herhangi bir değişim görülmedi.

• D vitamini ve kanser ilişkisine dair bugüne kadar yapılan en kapsamlı gözlemsel çalışmada, D vitamininin, sigara kullanmayanlarda dahi, akciğer kanserinden korunmada etkili olmadığı tespit edildi.

• SUNSHINE çalışmasında ise yüksek doz D vitamini desteğinin, kemoterapi alan kolorektal (kalın bağırsak) kanserli hastalarda, progresyonsuz sağkalımı (tedavi ile hastalığı kontrol altında tutma süresini) artırdığı görüldü.

• Haziran 2018'de yayımlanan bir meta-analize göre, kanda yüksek vitamin D seviyesi (>50 ye karşı

• VIDA çalışmasında ise vitamin D takviyesinin kansere bağlı yaşam kayıplarını azaltabileceği, ancak kanser sıklığına herhangi bir etkisinin bulunmadığı tespit edildi.

Ne yapmalıyım?

Sonuç olarak; D vitamininin kanser riskiyle ilişkisi olduğu düşünülse de; hangi dozlarda yararlı, hangi dozlarda zararlı, hangi kanser türlerinde etkili olduğu net olarak bilinmemektedir.

Bununla birlikte D vitamini ile kanserden korunma arasında en güçlü kanıtlar kolorektal kanserler için mevcuttur ve ideal D vitamini düzeyleri (> 50 nmol/L), kolon kanseri riskini azaltıyor gözükmektedir. D vitamini ve kanser ilişkisine dair daha net konuşmak için iyi tasarlanmış, kapsamlı daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Yapılacak çalışmalarda hedef, bazı kanser türlerinin riskini azaltan, ancak diğerlerinin riskini artırmayan ideal D vitamini miktarının belirlenmesi olacaktır.

Bu noktada, şu an için mümkün olduğunca çok gıda çeşitliliğiyle kemik sağlığı için gerekli D vitamininin karşılandığından emin olun ve D vitamini takviyesine ihtiyaç duyup duymadığınızı doktorunuzla birlikte değerlendirin. Sağlık durumunuza göre doktorunuz kanınızdaki D vitamini seviyesini ölçerek ihtiyacınızı ve varsa D vitamini eksikliğini nasıl yönetileceğini belirleyecektir.

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.drozdogan.com/d-vitamini-hakkinda-ne-bilmeliyim-ne-yapmaliyim-d-vitamini-ve-kanser/

D vitamini eksikliği kolon ve prostat kanserini tetikliyor

D vitamini eksikliği kolon ve prostat kanserini tetikliyor.

Türkiye’de her 3 yetişkinden 2’sinin D vitamini eksikliği yaşadığına dikkat çeken Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer, şu uyarılarda bulunuyor: “D vitamininin eksikliği, özellikle ileri yaşlarda kalp hastalıklarından ölüm riskini artırıyor. D vitamini eksikliği yaşayan gençlerde ise metabolik sendrom görülme riski 4 kat fazla.”

Günümüzde birçok kişinin en büyük şikayetlerinin başında yorgunluk, stres, kas ve kemik ağrıları geliyor ama çoğu zaman bu sorunun nereden kaynaklandığı bulunamıyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr.

Bengi Başeraslında bütün bu şikayetlerin nedeninin D vitamini eksikliği olabileceğine dikkat çekiyor. Daha önceleri D vitaminine kemik sağlığı açısından önem taşıyan ve dışarıdan alınması gereken bir vitamin gözüyle bakıldığını söyleyen Prof. Dr.

Bengi Başer, “Ancak yapılan son araştırmalar, D vitamininin öneminin bugüne kadar bilinenden çok daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.

Bu vitaminin insandaki 200’den fazla geni etkilediği, bu genler arasında kanser ve bağışıklıkla ilgili hastalıklarla bağlantılı olanların da bulunduğu anlaşıldı” diyor. Prof. Dr. Bengi Başer, D vitamininin eksikliğinin yol açtığı sağlık sorunlarını şöyle anlatıyor:

Gençlik döneminde zor fark ediliyor

“Türkiye’de her üç yetişkinden ikisinin D vitamini eksik. Eksiklik genelde gençlik ve orta yaş döneminde çok fazla fark edilemiyor. Ancak kanda ölçümle saptanabiliyor. Rahatsızlık, yaş ilerledikçe ve D vitamininin eksikliği arttıkça kaslarda güçsüzlük, sık düşme ve geceleri özellikle kramplar ve yaygın vücut ağrıları gibi silik şikâyetlerle kendini gösteriyor.

Kalp hastalıklarında ölüm riskini artırıyor

ABD’deki Colorado Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan araştırmada kandaki D vitamini düzeyi ile 65 yaş üstü ölüm oranı arasındaki ilişki incelendi.

Sonuçlar D vitamini eksikliğinin özellikle ileri yaşlarda kalp hastalıklarında ölüm riskini artırdığını ortaya koydu. Düşük D vitamini seviyesinin kalp yetmezliğinde de rol oynadığı belirlendi.

Araştırmacılar, 3 bin 400 kişinin kan örneklerini analizi sonucunda, D vitamini oranı düşük olanların kalp hastalıklarından kaynaklanan ölüm riskinin diğerlerinden üç kat fazla olduğunu tespit etti.

Yüksek tansiyon riski 2 kat fazla

Yetişme çağında yeterince D vitamini almayan gençlerin, alanlara oranla yüksek tansiyon ve şeker hastalığına yakalanma olasılığının 2 kat, kalp damar hastalıklarının en önemli nedeni olan metabolik sendroma yakalanma olasılığının ise 4 kat fazla olduğu belirlendi.

Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu’ndan Dr.

Jared Reis yönetiminde 12-19 yaşlarındaki 3 bin 577 kişi üzerinde yapılan bir diğer araştırmada ise D vitamininin önemi vurgulanarak, kapalı mekanlarda zaman geçirme ve düzensiz beslenme alışkanlıklarının, gençlerin ve ergenlerin gelecekteki sağlıklarını da ipotek altına aldığına dikkat çekildi.

Sırt ağrısı çekenler dikkat!

Düşük seviyedeki D vitamini sadece kemik erimesi riskini yüzde 300 artırmakla kalmıyor, aynı zamanda açıklanamayan kemik ağrılarına da neden oluyor. Sırt ağrısı çekenlerin yüzde 80’inde de D vitamininin eksikliği gözlemleniyor.

12 Kanser türüyle ilişkisi var

D vitamini eksikliği kemik problemleri ve kalp hastalıklarının yanı sıra, kolon ve prostat kanseri gibi pek çok hastalığa neden olabiliyor. Öyle ki Cancer dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre D vitamininin eksikliği, her yıl 23 bin yeni kanser vakasına yol açabilecek potansiyele sahip ciddi bir sorun olarak tanımlanıyor.

Laboratuvar çalışmalarına göre normal D vitamini seviyelerine sahipseniz, kanser hücreleri vücudunuzda gelişmekte zorlanıyor. Vitamin açısından güçlü bir beslenme düzenine sahip kişilerde, kanserli kolon dokularının gelişme riskinin yüzde 40 azaldığı görülüyor.

NASA doktorlarından William Grant ise birkaç yıl önce yaptığı araştırmada, düşük UV seviyesi ile 12 farklı kanser türü arasında bir ilişki buldu.

Bu araştırma, ABD’nin kuzeyinde yaşayanların, güneydekilere kıyasla bir buçuk kat daha fazla kolon, prostat ya da göğüs kanserine yakalandıklarını ortaya çıkardı.

Vitamin desteğini doktora danışmadan kullanmayın

En önemli D vitamini kaynaklarından biri güneştir. Ancak güneş dışında besinler yoluyla da alınabilir. Balık yağı, süt ve süt ürünleri, morina balığı yağı, sardalye, uskumru, somon, ton balığı, yumurta sarısı, tereyağı, yulaf ezmesi gibi besinlerde bulunur. Besinlerde etkin halde bulunmaz, önce karaciğer sonra böbrek tarafından iki aşamada aktif hale dönüşür.

Sadece beslenmeyle D vitamini gereksinimini karşılamak oldukça zordur. Çünkü bir yumurta 20 IU, bir bardak süt 100 IU, bir tatlı kaşığı balık yağı 400 IU D vitamini içerir. Saat 10.00-15.00 arasında günde 10 dakika güneşlenmek, ciltten 3000 IU civarında D vitamini sentezini sağlar.

İşte bu nedenle güneşlenme imkânının olmadığı kış aylarında çeşitli desteklerden istifade edilebilir. Ancak bu besinler, kandaki D vitamininin seviyesini ölçmeden, yani doktor tavsiyesi olmadan asla alınmamalıdır.

Öyle ki, D vitamininin fazlası bebeklerde zihinsel ve fiziksel geriliğe, çocuklarda ise boy kısalığına ve zehirlenmelere bile neden olabilir. D vitamininin eksikliği ve yetersizliği tanısı, kandaki D vitamini (25OHD) düzeyleri ile konabilir.

30 ng/ml üzeri normal, 20-30 ng/ml arası vitamin yetersizliği, 20 ng/ml altı D vitamini eksikliği olarak tanımlanır.”

D vitaminin vücuttaki fonksiyonları

  • İnce bağırsaklardan kalsiyum ve fosforun emilimini düzenleyerek kemik büyümesi, sertleşmesi ve tamiri üzerinde etkili olur.
  • Bakterileri öldüren protein hücrelerinin çoğalmasına destek verir
  • Raşitizmi önler. Böbrek hastalıklarında düşük kan kalsiyumu seviyesini düzenler.
  • Postoperatif (ameliyat sonrası) kas kasılmalarını önler.
  • Kalsiyumla birlikte kemik gelişimini kontrol eder.
  • Bebekler ve çocuklarda kemik ve dişlerin normal gelişme ve büyümesini sağlar.

‘D vitamini’ eksikliği kısırlık sebebi

Doğal ‘D vitamini’: Nasıl güneşlenmek gerekiyor?

‘D vitamini’ seviyesi neden önemli?

Источник: https://indigodergisi.com/2016/11/d-vitamini-eksikligi-kanseri-tetikliyor/

D Vitamini: D Vitamini Eksikliği Kanseri ve Birçok Hastalığı Tetikliyor

D vitamini eksikliği kolon ve prostat kanserini tetikliyor.

D vitamini diyabet ve kansere karşı koruyucu olduğunu vurgulayan Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Özyaral, D Vitamini eksikliği nedeniyle kalp, metabolizma hastalıkları ve kanser gibi birçok problemin tetiklenebileceğini söyledi.

Dünyada ortalama 7’de 1 oranında görülen D vitamini eksikliğinin, Türkiye’de her 3 kişiden 2’sinde rastlandığını ifade eden Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Özyaral, D vitamini eksikliği en temel sebebinin güneşten doğru ve yeterince yararlanmamak olduğunu söyledi.

Yüksek faktörlü güneş koruyucu kullanmanın D vitamini sentezini olumsuz etkilediğini aktaran Özyaral, güneşlenme şeklinin değişmesi gerektiğine dikkati çekerek şunları söyledi:

“Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar, kabul edilen pek çok bilgiyi gözden geçirmemizi zorunlu kılıyor.

Sadece avuç içimizi ya da yüzümüzü güneşlendirmek D vitamini sentezine yetmiyor, vücudumuzun en az yüzde yirmisinin hafif pembe renk alana kadar güneşlenmesi gerekir.

Güneş altında saatlerce kalınmasını elbette önermiyoruz ancak güneşten korkup kaçtıkça D vitamini sentezi gerçekleşemiyor. Bu da kanser başta olmak üzere pek çok hastalığa zemin hazırlıyor.”

Prof. Dr. Oğuz Özyaral, D vitaminin güneş ışınlarıyla yüzde 90 oranında sentezlendiğini, vücudun güneş ışığına dik olarak maruz kaldığında derinin tabakalarında vitamini üretiminin başladığını söyledi.

D Vitamini Eksikliği Açısından Esmerler Daha Risk Altında

Özyaral, D vitamini sentezinin, cilde renk veren bir pigment olan melaninin yoğunluğuyla doğrudan ilgili olduğunu belirterek, deri altındaki melanin artmasıyla cilt renginin de daha koyu olacağını, bunun da vitamin sentezini engelleyeceğini söyledi.

“Bu durumda vücutta D vitamini sentezlenmesi için güneş ışınlarına dik olarak maruziyet gerekir” diyen Özyaral, beyaz tenli kişi için bu sürenin ortalama 5 dakikayken, buğday tenliler için 15, esmerler için ise 20 dakika olduğunu belirtti.

Cam Arkasından Güneşlenmek D Vitamini İçin Etkili Değil

Özyaral, cam arkasından güneşlenmenin D vitamini eksikliğini gidermediğini, özellikle koyu renkli kıyafetlerle dış mekanlarda yürürken maruz kalınan güneş ışınlarının da vitamin ihtiyacını karşılamaya yetmediğini aktararak, şu bilgileri verdi:

“Kapalı ve güneş ışınlarının giremediği ofis ortamlarında çalışanlarla aşırı ve sürekli makyaj malzemesi ve güneş koruyucu kullananlar D vitamini açlığı riskiyle karşı karşıya. Makyaj malzemeleri ve güneş koruyucu kremler, D vitamini sentezlenmesine izin vermeyen bir bariyer oluşturur.

D vitamini sentezi için güneşlenirken bu ürünlerin hiç birinin kullanılmaması gerekir. Bu anlamda bebeklerde yapılan en büyük yanlış da kundaklanmalarıdır. Bebeklerin özellikle mayıs-ekim ayları arasında saat 11.00 civarında kol ve bacaklar açık 10 dakika kadar güneşlenmeleri sağlanmalıdır.

D Vitamini Eksikliği Bir Çok Hastalığın Habercisi

Prof. Dr. Oğuz Özyaral, D vitamini eksikliği yaşayan insanların, sinirli ve hırçın olabileceğini, vitamin seviyesinin artmasıyla mutluluk hormonu seratonin salgısının da arttığını, bağışıklık sisteminin güçlendiğini dile getirerek konuşmasını şöyle tamamladı:

“D vitamini diyabet ve kansere karşı koruyucu bir faktördür. Eksikliği halinde kalp, alerjik, metabolizma hastalıklarıyla kanser gibi birçok hastalık tetiklenebilir. Yetişkinlerde osteoporoz, çocuklarda ise raşitizme yol açabilir.

Bilindiği üzere balık yağı, süt ve süt ürünleri, morina balığı yağı, sardalye, uskumru, somon, ton balığı, yumurta sarısı, tereyağı, yulaf ezmesi gibi besinlerin düzenli tüketilmesi halinde D vitamini ihtiyacının yüzde 10’luk bir kısmı sağlanabilir. Bu durumda beslenme yoluyla ihtiyacımız olan D vitaminin karşılanamayacağı aşikardır.

Yaz ayları boyunca depolanmış olan D vitamini ise çok kısa sürede tüketilir. Bu nedenle kış aylarında da güneşlenmek gerekir. Gerekli hallerde D vitamini ihtiyacı için hekim kontrolünde kapsül ya da damla şeklinde kullanılan ampul tipi preparatlar kullanılabilir.”

Prof. Dr. Oğuz Özyaral kimdir?

Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Özyaral, 1956 doğumludur. Üniversitesi İşletmede, Yüksek Lisansını Marmara Üniversitesi Mikrobiyolojide ve Doktorasını da yine aynı okulun aynı bölümünde yapmıştır.

Ayrıca, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Yönetimi ve OrganizasyonuBölümünde Hastane ve Sağlık Kuruluşları Yönetimi konularında yüksek lisans düzeyindeözel eğitim görmüştür.

Şimdi ise Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nde çalışmaktadır. Zaman zaman konuk olduğu televizyon programlarında sağlık beslenmeye yönelik açıklamalarda bulunan Oğuz Özyaral, verdiği mucizevi tariflerle anılmaktadır.

Sempatik tavırlarıyla dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Özyara, günlük hayatın büyük bir parçası olan temizliğin doğru kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla yola çıkan ‘Titiz misnin?” programının sunuculuğunu üstlenmiştir.

[Toplam:7    Ortalama:4.6/5]

Источник: https://www.mutluvesaglikli.com/d-vitamini-eksikligi-kanseri-tetikliyor/

D Vitamini Eksikliği: D Vitamini Nelerde Bulunur?

D vitamini eksikliği kolon ve prostat kanserini tetikliyor.

D vitamini, hem yetişkin hem çocuk sağlığı için gerekli olan vitaminler arasında yer almaktadır. D vitamini eksikliğinde hem yetişkinlerde hem de çocuklarda çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Bu nedenle vitamin seviyelerinin istenilen düzeyde olması çok önemlidir.

D vitamini nedir?

Tıp dilinde kalsiferol denilen, yağda çözünen, karaciğerde ve yağ dokuda depolanan vitamin çeşitlerinden biridir. D2 ve D3 olarak iki tipe ayrılmaktadır. Güneşten ve besinlerden alınan D vitamini, karaciğerde ve böbrekte değişime uğrayarak daha etkili bir kimyasala dönüşmektedir.

D vitamini eksikliği belirtileri nelerdir?

D vitamini eksikliği, vücudun tüm sistemlerini etkilemekte ve pek çok hastalığa davetiye çıkarmaktadır. Günümüzün yaşam koşulları, kapalı ortamlarda çalışmak, açık hava aktivitelerini yeterince gerçekleştirmemek, yetersiz beslenme D vitamini eksikliğini artırmaktadır.

D vitamini eksikliği, her yaş grubunu etkileyen ve önemli sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına sebep olan bir etkendir.
D vitamini eksikliği çeşitli belirtilerle ortaya çıkabilmektedir. Burada önemli olan detay, kişilerin kendilerini izlemesi ve gerekli önlemleri almasıdır.

D vitamini eksikliği belirtileri aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

– Genel vücut ağrısı- Yorgunluk- Yürümekte zorlanma (denge problemi) – Kemik ağrısı- Kuvvet kaybı- Saç dökülmesi- Baş ağrısı- Depresyon- Değişken ruh hali- Uykusuzluk – Eklemlerde ve parmaklarda ağrı- Gözaltı morlukları- Aşırı terleme- Kilo vermekte güçlük çekme

– Sürekli üşüme

D vitamini eksikliği hangi hastalıklara yol açar?

D vitamini eksikliği kişilerde; kanser, kronik yorgunluk, diyabet, hipertansiyon, depresyon, romatizma ve kalp hastalıkları gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. D vitamini eksikliği; kemik yoğunluğunu da olumsuz etkiler ve kemik hastalıklarına davetiye çıkarır.

  • Kemik erimesi ve kemik hastalıkları

Kemikler de tıpkı diğer dokular gibi canlı bir yapıya sahiptir ve uzun süreli D vitamini eksikliği kemik yapısında bozulmalara, kemik erimesi oluşumuna ve kas güçsüzlüğüne sebep olabilmektedir.

D vitaminine bağlı olarak çocuklarda raşitizm, erişkinlerde kemik yumuşaması, ilerleyen yaşlarda da osteoporoz oluşabilmektedir. Raşitizm, D vitamini eksikliğinden dolayı kemiklerin yumuşaması ve zayıflaması anlamına gelir.

Bu hastalık, bacaklarda eğrilik, el ve ayak bileklerinde kalınlaşma, büyüme geriliği, göğüs kemiği deformitesi gibi kemik yapısında kalıcı bozukluklara neden olabilmektedir.

D vitamini eksikliğinde kemik erimesiyle birlikte kemik ağrısı görülebilmekte ve bu tüm vücutta hissedilebilmektedir. İlerleyen zamanlarda halsizlik de bu ağrılara eşlik edebilir.

Kemiklerin güçlendirilmesi için omega-3, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve D vitamini içeren besinler tüketilmelidir. İlerleyen yaşlarda kendini gösteren kemik erimesinden korunmak için sağlıklı beslenmek ve diğer vitaminlerle birlikte D vitamini seviyesini korumak gerekmektedir.

İlerleyen yaşlarda kemik sorunun yaşanmaması için bebeklik döneminde anne sütü tüketiminin önemi büyüktür.

  • Şeker ve kalp hastalıkları

Şeker hastalığı, inme, kalbe bağlı ölüm riski, yüksek tansiyon gibi sorunlar da D vitamini eksikliğinin yol açabileceği sağlık sorunları arasında yer almaktadır.

D vitamini eksikliği kanser oluşumunu tetikleyebilir. Özellikle meme kanserinin D vitamini eksikliği ile bağlantısı olduğu düşünülmektedir.

Meme kanserine yakalanmış ve D vitamini değeri yüksek olan kadınların, bu değeri daha düşük olanlara göre yaşam süreleri daha uzundur.

Meme kanserine yakalanmış kişilerin D vitamini seviyesinin 50 ng/ml ve üzerine çıkarılması tedaviyi olumlu yönde etkilemektedir.

D vitamini, hücreler arasındaki iletişimi arttırdığı için hızlı bölünmelerini engellemektedir. Hücrelerin anormal bir şekilde çoğalmasını engelleyerek buraya kan akımını hızlandırmakta ve kanser hücrelerinin beslenmesini yavaşlatmaktadır. Zararlı hücreler de beslenemediği için bir süre sonra yok olmaktadır.

Kapalı ortamlarda yaşayan kadınların D vitamini seviyeleri 17 ng/ml civarındadır. Kansere yakalanmamış kadınlarda D vitamini seviyesi en az 30 ng/ml civarında olmalıdır. D vitamini seviyesi 50 ng/ml ve üzerine çıkınca meme kanserine yakalanma riski %50 azalmaktadır.

Yapılan araştırmalara göre D vitamini eksikliği meme kanseri dışında akciğer, kalın bağırsak ve prostat kanseri riskini de artırmaktadır.

Hamilelikte D vitamini eksikliğinin zararları nelerdir?

D vitamini eksikliği kadın hastalıkları ve doğum konusunda da kendini göstermektedir. Hamilelik döneminde anne ve çocuk sağlığı için D vitamini kullanımı son derece önemlidir.

Anne karnındaki bebek kalsiyum ihtiyacını anneden karşıladığı için annenin hamilelik ve emzirme döneminde kalsiyum dengesinin sağlanması için D vitamini düzeyinin yeterli olması gerekmektedir. D vitamini eksikliği olan annelerin bebeklerinin kemiklerinde yumuşama ve zayıflama görülebilir.

Bebeğin kaslarında zayıflık, bıngıldağının kapanması ya da kapanmaması, diş çıkmasında zayıflık da D vitamini eksikliğiyle ilişkilidir. Hamilelikte eksik D vitamini alımı, yeni doğan bebeklerde kalıcı hasar bırakabilmekte ve doğumdan sonra gerçekleştirilen vitamin takviyesi ile tam olarak düzeltilememektedir.

D vitamini eksikliğinde anne adaylarında gebelik zehirlenmesi denilen preeklamsi/eklamsi riskinde artış yaşanabilmektedir. Hamilelikte halsizlik, yetersiz kilo alımı, yorgunluk, kas ve kemik ağrılarının olması da D vitaminiyle ilgilidir.

Ayrıca gebelik şekeri ve kemik erimesi D vitamini eksikliğinde meydana gelebilecek durumlar arasındadır. D vitamini düşük olan annelerde sezaryen ile doğum daha fazla olmaktadır. Anne adaylarına 12. haftadan itibaren D vitamini takviyesine başlanmalı ve emzirme döneminin 6. ayına kadar sürdürülmelidir.

D vitamini eksikliğinde görülen hastalıklar konusunda risk altında olan kişiler:• Açık tenliler• Yaşlılar• Diyabet hastaları• Kapalı ortamlarda çalışanlar ve kapalı giyinenler• Yüksek faktörlü güneş koruyucu kullananlar• Böbrek ve karaciğer hastalıkları olanlar• Beslenme bozukluğu olanlar• Mide ameliyatı olanlar• Gebelik ve emzirme döneminde olanlar• Epilepsi ilacı kullanan kişiler• Kortizon kullananlar

• Çölyak hastalığı olanlar

D vitamini kaç olmalı:

*Fazla Düşük D Vitamini Seviyesi: 30 nmol / L'nin altında (12 ng / mL)*Hafif Düşük D Vitamini Seviyesi: 30 nmol / L (12 ng / mL) ile 50 nmol / L (20 ng / mL) arasında*Normal D Vitamini Seviyesi: 50 nmol / L (20 ng / mL) ile 125 nmol / L (50 ng / mL) arasında

*Yüksek D Vitamini Seviyesi: 125 nmol / L'den (50 ng / mL) yüksek

D vitaminin faydaları nelerdir?

  • Kasları ve kemikleri korur

Fosfor ve kalsiyum maddelerinin kan seviyelerini dengeleyen vitamin, D vitaminidir. Diş ve kemik sağlığı açısından son derece önemlidir. Kalsiyumun bağırsaklarda emilimini sağlarken böbreklerde de kalsiyum kaybını azaltmaktadır.

Kemiklerin kalsiyum birikimi ile sertleşmesi D vitamini ile gerçekleşmektedir. Kas gücünü ve kas kütlesini arttırdığı için özellikle yaşlılarda görülen düşme durumlarını azaltmaktadır. Kemik erimesine neden olan paratiroid hormonun salgılanmasını önlemektedir.

Kas ve kemik sağlığı için vitamin alımına ve beslenme düzenine özen gösterilmesi son derece önemlidir.

D vitamini diyabete karşı koruma özelliğine sahiptir. Yeterli D vitaminine sahip olan çocuklarda Tip 1 diyabetin azaldığı, düşük olanlarda ise Tip 2 diyabetin arttığı görülmektedir. Ayrıca metabolik sendrom gibi durumlar, D vitamini eksikliği görülen kişilerde ortaya çıkar.

  • Bağışıklık sistemini korur

Bağışıklık sistemini güçlendiren vitaminler arasında D vitamini de yer almaktadır. Bağışıklığı güçlendirerek hastalıklara karşı koruma sağlayan D vitamini, vücuttaki tüm hücreler için yararlıdır.

Ülseratif kolit, Crohn, Multipl Skleroz (MS) gibi bağışıklık sisteminin neden olduğu hastalıklarda düşük D vitaminine rastlanmaktadır.

Yeterli D vitamini ile bu hastalıkların önlenebildiği görülmektedir.

D vitamini kalp sağlığına ve hastalıklarına iyi gelmektedir. Yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, bazı kanser türleri ile ilgili hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır.

D vitamini nelerde bulunur?

Vücudun ihtiyacı olan D vitaminin en önemli kaynağı güneş ışınlarıdır. Yani pek çok cilt hastalığına sebep olan güneşin sağlığa zararları olduğu kadar yararları da bulunmaktadır. Vücut için gerekli olan D vitaminin %95’ini güneşte bulunan ultraviyole ışınlar, geri kalan kısmını da yiyecekler sağlamaktadır.

Bunun için cildin doğrudan güneş ışığı görmesi gerekmektedir. Kıyafetlerin üzerinden ya da camların arkasından güneş almak D vitamini eksikliğini giderme konusunda etkili değildir. Aynı şekilde güneşlenirken kullanılan 20 faktör ve üzeri güneş kremleri de ciltte D vitamini yapımına engel olmaktadır.

Kapalı ortamlar D vitamini eksikliğine sebep olduğundan daha çok açık havaya çıkmak önem kazanmaktadır. Hemen hemen her yaşta D vitamini eksikliğinin görülmesinin sebebi de yeterli şekilde güneşten faydalanamamaktır.

Özellikle sıcak yaz günlerinde öğlen güneşine uzun süre maruz kalmanın negatif etkileri olabileceği için sabah ve öğleden sonraki saatlerde gün ışığına çıkmak iyi olacaktır. Güneş ışığı gereksinimi, kişilerin ten rengine, yaşına ve güneşlenme şekline göre değişiklik gösterebilir.

Deri rengi koyu olan kişilerin yeterli D vitaminin deride oluşabilmesi için özellikle kış aylarında daha uzun süre güneş ışığına ihtiyacı vardır.

D vitamini hangi besinlerde bulunur? 

Güneşin az bulunduğu aylarda ya da bölgelerde D vitamini eksikliği yaşamamak için beslenme ve diyet düzenine D vitamini içeren besinleri eklemek gerekmektedir.

D vitamini nelerde var sorusuna yanıt olarak aşağıdaki besinler sıralanabilir:- Yağ bakımından zengin olan balık çeşitleri (somon, uskumru, ton balığı, sardalye)- Süt ve süt ürünleri- Yumurta- Portakal suyu gibi doğal meyve suları- Tavuk ciğeri- Balık yağı – Tahıl ürünleri – Yonca- Isırgan otu

– Maydanoz

D vitamini takviyesi

D vitamini takviyesi (d vitamini ilaçları) almadan önce mutlaka doktora danışılmalı ve kişiye uygun D vitamini eksikliği tedavisi yapılmalıdır. D vitamini eksikliğini öğrenmek için hemen online hastane randevusu alabilirsiniz.

D vitamini eksikliği tanısı, kandaki D vitamini seviyesi ölçülerek konmaktadır. Günlük ihtiyacı karşılayamayanlara ağızdan tedavi önerilmektedir. Daha yüksek dozlu D vitamini takviyeleri kalçadan enjeksiyonla uygulanabilmektedir.

Yapılan araştırmalara göre D vitamini hapı ya da D vitamini damlası yağlı yemeklerle alındığında vitaminin emilimi daha fazla olmaktadır.

Yüksek D vitamini seviyesinin zararları nelerdir?

Her şeyin fazlası vücut için zararlıdır. D vitamini miktarı için de aynı şey geçerlidir ve fazlası zehirlenmelere sebebiyet verebilmektedir.
Yüksek D vitamini seviyesi, organlarda ve yumuşak dokularda kalsiyum birikimlerine yol açabilmektedir. Bunun sonucunda da böbrek taşı, yüksek tansiyon atakları görülebilmektedir.

Ayrıca D vitamini fazlalığı kanda kalsiyum yükselmesine, böbrek hastalıklarına, böbrek taşlarına ve damar sorunlarına yol açabilmektedir. Fazla D vitamini zehirlenmelere yol açabilmekte ve bu zehirlenme sonucunda gelişen böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği ölüme sebep olabilmektedir.

Erken toksisite (zehirlenme) belirtileri kemik ağrıları, sersemlik, ağız kuruluğu, kabızlık, sürekli baş ağrısı, susuzluk, kas ağrısı, iştahsızlık, mide bulantısı, kusma, düzensiz kalp atışı şeklinde görülebilmektedir.

Kronik toksisite belirtileri ciltte kaşıntı, mide bulantısı, cinsel isteksizlik, şiddetli mide ağrısı, psikiyatrik problemler, kemik ağrısı, idrarda bulanıklık, gözlerin ışığa karşı hassas olması, kusma gibi durumlarla kendini belli edebilmektedir.

Not: Güneş ışınları, D vitamini fazlalığını yok ettiği için güneşlenme ile D vitamini zehirlenmesi meydana gelmemektedir.

Tıpkı D vitamini eksikliği gibi demir eksikliği de yaşam kalitesini düşürmektedir. Demir eksikliğiyle ilgili detayları görmek için tıklayın. 

Güncellenme Tarihi: 20 Aralık 2018Yayınlanma Tarihi: 19 Aralık 2018

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/d-vitamini-eksikligi-d-vitamini-nelerde-bulunur/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.