Depremde Özürlüler

Deprem Nedir? Deprem Ne demek? – Nedir.com

Depremde Özürlüler

Yer sarsılmasıdır. Yerkabuğundaki bazı jeolojik olaylar sonucu meydana gelir.

Tabii felaketlerin en büyüğü olan depremlerin pek çoğu hissedilmeyecek kadar hafif geçer. Denizlerin altında, yahut insanların oturmadığı bölgelerdeki depremler ancak özel aletlerle kaydedilir. Ama şiddetli bir deprem insanların oturduğu bir yere rastlarsa büyük can ve mal kaybına yol açar.

Depremler en çok yerkabuğunun nispeten yakın zamanlarda kıvrılmış ve kırılmış, henüz yerleşmemiş bölgelerinde olur.

Çeşitli yer altı kuvvetlerinin meydana getirdiği basınç sonunda kayaların kırılıp,  yerleşmesi depreme yol açar.

Bundan başka kaya tuzu ve gibi gibi kolay eriyen maddelerin bulunduğu yerlerdeki büyük mağaraların birden çökmesi de depreme sebep olur. Depremler en çok yerkabuğunun yüksek dağlarla kaplı bölgelerinde meydana gelmektedir.

Yeryüzündeki deprem kuşağı büyük dağ zincirlerinin bulunduğu Amerika'nın Büyük Okyanus kıyılarını, Japonya ve Güneydoğu Asya'ya Himaİayalar'ın güney eteklerini, Anadolu'yu ve Güney Avrupa'yı içine alır. Bir deprem olduğu zaman, depremin merkezinden etrafa doğru muntazam titreşimler yayılır. Buna «deprem dalgaları» denir. Deprem dalgalarının şiddeti merkezden uzaklaştıkça azalır.

Dünyada en çok deprem Japonya'da olur. Bu ülkede ortalama günde üç deprem olursa da çoğu zararsızdır. 1920'de Çin'in Kansu eyaletindeki bir depremde 200.000, 1923'te Japonya'daki depremde ise 90.000 kişi ölmüştür.

Son yüzyılın Türkiye'deki en büyük depremi 1939'da Erzincan ve çevresinde olmuş, 32.000 kişi ölmüştür.

Son yılların büyük depremleri ise sırasıyla 1957'de Fethiye, 1966 ağustosunda Varto, Hınıs ve çevresi (2477 ölü), 1967'de Adapazarı, 1968'de de Bartın, Amasra ve çevresinde geniş hasarlara sebep olan depremlerdir.

Deniz altındaki depremlerin meydana getirdiği dalgalar da çok defa büyük zararlar verir.

1755'te bir depremin meydana getirdiği dalgalar on binlerce insanı denize sürüklemiş, 1946'deki bir başka deprem sonunda da Büyük Okyanus'taki bazı adalar yok olmuştur.

Depremler genellikle fayların çatlamasıyla yerkabuğunda beklenmedik bir anda ortaya çıkan enerji sonucunda meydana gelen sismik dalgalanmalar ve bu dalgaların yeryüzünü sarsması olayıdır.

Sismik aktivite ile kastedilen meydana geldiği alandaki depremin frekansı, türü ve büyüklüğüdür. Depremler Sismometre ile ölçülür. Bu olayları inceleyen bilim dalına da Sismoloji denir.

Depremin şiddeti Moment magnitüd ölçeği (ya da eskiden kullanımda olan Richter ölçeği) ile belirlenir. Bu ölçeğe göre 3 ve altı şiddetteki depremler genelde hissedilmezken 7 ve üstü şiddetteki depremler yıkıcı olabilir.

Sarsıntının şiddeti Mercalli şiddet ölçeği ile ölçülür.

Depremin meydana geldiği noktanın derinliği de yıkım kuvvetine etkilidir ve yer yüzüne yakın noktada gerçekleşen depremler daha çok hasar vermektedir.

Dünya yüzeyinde gerçekleşen depremler kendilerini bazen sallantı bazen de yer değiştirme şeklinde göstermektedir. Bazen yeryüzüne yakın bir noktada güçlü bir deprem gerçekleştiğinde tsunamiye sebep olabilir.

Bu sarsıntılar ayrıca toprak kayması ve volkanik aktiviteleri de tetikleyebilir.

Deprem nasıl oluşur?

Depremlerin önemli bir bölümü yeryüzünden yaklaşık 12 km. derinliğe kadar uzanan elastik kısımla üst kabuk içindeoluşur.

Bu derinlikten daha aşağılarda sıcaklık 400 derecenin üzerinde olduğu için yer değiştirme hareketi depremsiz, kırip denilen yavaş plastik şekil değiştirme enerjisi şeklinde yutulur. Buna karşılık elastik üst kısımda ise her yıl birkaç cm.

lik yer değiştirme yüzyıllarca birikerek birkaç metre birden büyük bir depremle oluşmaktadır. Depremler sırasında ilk kırılma başlangıcının bu elastik alan sınırında oluştuğu anlaşılmaktadır.

Deprem, yer içinde fay olarak adlandırılan kırıklar üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin aniden boşalması sonucunda oluşan yer değiştirme hareketinin neden olduğu karmaşık elastik dalga hareketleridir. Bu yer değiştirme miktarı depremin büyüklüğü ile doğdu orantılı olup özellikle sığ depremlerde belli bir büyüklükten sonra faylanma ile ilgili kırıklar yeryüzünde de görülmektedir.

Deprem türleri nelerdir?

Depremler oluş nedenlerine göre degişik türlerde olabilir.

Dünyada olan depremlerin büyük bir bölümü yukarıda anlatılan biçimde oluşmakla birlikte az miktarda da olsa baska doğal nedenlerle de olan deprem türleri bulunmaktadır.

Yukarıda anlatılan levhaların hareketi sonucu olan depremler genellikle “Tektonik” depremler olarak nitelenir ve bu depremler çoğunlukla levhalar sınırlarında olusurlar. Yeryüzünde olan depremlerin %90’ı bu gruba girer.

Türkiye’de olan depremler de büyük çoğunlukla tektonik depremlerdir. İkinci tip depremler “Volkanik” depremlerdir. Bunlar volkanların püskürmesi sonucu oluşurlar.

 Yerin derinliklerinde ergimiş maddenin yeryüzüne çıkışı sırasındaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda oluşan gazların yapmış oldukları patlamalarla bu tür depremlerin maydana geldiği bilinmektedir. Bunlar da yanardağlarla ilgili olduklarından yereldirler ve önemli zarara neden olmazlar.

Japonya ve İtalya’da olusan depremlerin bir kısmı bu gruba girmektedir. Türkiye’de aktif yanardağ olmadığı için bu tip depremler olmamaktadır.

Bir başka tip depremler de “Çöküntü” depremlerdir. Bunlar yer altındaki boşlukların (mağara), kömür ocaklarında galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu oluşan boşlukları tavan blokunun çökmesi ile oluşurlar. Hissedilme alanları yerel olup enerjileri azdır fazla zarar getirmezler.

Büyük heyelanlar ve gökten düşen meteorların da küçük sarsıntılara neden olduğu bilinmektedir. Odağı deniz dibinde olan Derin Deniz Depremlerinden sonra, denizlerde kıyılara kadar oluşan ve bazen kıyılarda büyük hasarlara neden olan dalgalar oluşur ki bunlara (Tsunami) denir.

Deniz depremlerinin çok görüldüğü Japonya’da Tsunami’den 1896 yılında 30.000 kisi ölmüstür.

Tektonik depremler

Yeryüzünde oluşan depremlerin % 90’ı tektonik depremlerdir. Yer kabuğunu oluşturan levhaların birbirine basınç uygulamaları ve birbirlerini hareket ettirmeleri sonucu oluşan deprem türüdür. Türkiye’de oluşan depremlerin büyük bir bölümü tektonik depremler grubundadır.

Volkanik depremler

Volkan patlamaları nedeniyle oluşan depremlerdir. Yerin altında bulunan lav dediğimiz yanıcı katı ve gaz kütlelerinden oluşan sıvı yeryüzüne çıkmak istediğinde, lavların hareketinden dolayı bir gaz sıkışması olur.

Bu gaz sıkışmaları ise volkan patlamalarını meydana getirmektedir. Japonya ve İtalya’da oluşan depremlerin bir kısmı volkanik depremlerdir. Türkiye’de ise aktif bir yanardağ bulunmadığından bu tür depremlergörülmemektedir.

Çöküntü depremler

Bu tür depremler yerin altında oluşan boşlukların tavanlarında bulunan toprağın erimesi, yumuşaması ya da çökmesi sonucu oluşan depremlerdir.

Çöküntü depremlerin oluşmasında maden ocaklarında yapılan kazı çalışmalarının olumsuz etkisi olmaktadır. Ayrıca barajlar yapılırken bir fay hattına denk gelinip toprağın çökmesiyle de çöküntü depremler oluşabilir.

Bu tür depremlerin hissedilme alanı yerel olduğundan enerjileri ve etkileri diğer türlere göre daha azdır.

Tsunami

Deprem odağı denizin altında olan ve denizin içerisinde meydana gelen deprem türüdür.

Depremin meydana geldiği denizde dalgalar kıyıya doğru olur ve o kadar büyük boyutlara ulaşır ki, kıyıdaki tüm ev ve binalara zarar verir. Bu dev dalgalara ise tsunami adı verilmektedir.

Deniz depremlerinin en çok görüldüğü ülke olan Japonya’da 1896 yılında tsunamiden 30.000 kişi hayatını kaybetmiştir.

Deprem parametreleri

Herhangi bir deprem oluştuğunda, bu depremin tariflenmesi ve anlaşılabilmesi için “DEPREM PARAMETRELERİ” olarak tanımlanan bazı kavramlardan söz edilmektedir. Aşağıda kısaca bu parametrelerin açıklaması yapılacaktır.

Odak noktası (Hiposantr)

Odak noktası, yerin içinde depremin enerjisinin ortaya çıktığı noktadır. Bu noktaya odak noktası veya iç merkez de denir. Gerçekte, enerjinin çıktığı bir nokta olmayıp fay düzlemi üzerinde bir alandır. Fakat pratik uygulamalarda nokta olarak kabul edilmektedir.

Dış merkez (Episantr)

Odak noktasına en yakın olan yer üzerindeki noktadır. Burası aynı zamanda depremin en çok hasar yaptığı veya en kuvvetli olarak hissedildiği noktadır. Aslında bu, bir noktadan çok bir alandır.

Depremin dış merkez alanı depremde açığa çıkan enerjiye ve derinliğe bağlı olarak çeşitli büyüklüklerde olabilir. Bazen büyük bir depremin odak noktasının boyutları yüzlerce kilometreyle de belirlenebilir.

Bu nedenle “Episantr Bölgesi” yada “Episantr alanı” olarak tanımlama yapılması gerçeğe daha yakın bir tanımlamadır.

Odak derinliği

Depremde enerjinin açığa çiktiği noktanın yer yüzünde olan en kısa uzaklığa depremin odak derinliği olarak adlandırılır. Türkiye'de olan depremler genellikle sığ depremlerdir ve derinlikleri 0-60 km arasındadır.

Orta ve derin depremler daha çok bir levhanın bir diğer levhanın altına girdiği bölgelerde olur. Derin depremler çok geniş alanlarda hissedilir. Buna karşılık yaptıkları hasar azdır.

Sığ depremler ise dar bir alanda hissedilirken bu alan içinde çok büyük hasar yapabilirler.

Odak mekanizması çözümü

Deprem sonucu oluşan elastik dalgaların (cisim ve yüzey dalgaları) dinamik özelliklerini etkileyen en önemli faktörlerden birisi, deprem odağındaki hareketin mekanizmasıdır. Bu nedenle cisim dalgaları, hem de yüzey dalgaları depremlerin odak mekanizmasının saptanmasında kullanılır.

Şiddet

Her hangi bir derinlikte olan depremin, yer yüzündeki bir noktada hissedilen etkisinin ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir deyişle, depremin şiddeti onun yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür.

Bu etki depremin büyüklüğü, odak derinliği, uzaklığı, yapıların depreme karşı gösterdiği dayanıklılığa bağlı olarak değişik olabilmektedir.

Şiddet, depremin kaynağındaki büyüklüğü hakkında doğru bilgi vermemekte beraber, deprem dolayısıyla oluşan hasarı yukarıda belirtilen etkenlere bağlı olarak yansıtır.

Depremin şiddeti, depremlerin gözlenen etkileri sonucunda ve uzun yılların vermiş olduğu deneyimlere dayanılarak hazırlanmış olan “Şiddet Cetvelleri” ne göre değerlendirilmektedir.

Diğer bir değişle “Deprem Şiddet Cetvelleri” depremin etkisinde kalan canlı ve cansız her şeyin depreme gösterdiği tepkiyi değerlendirmektedir.

Önceden hazırlanmış olan bu cetveller, her şiddet derecesindeki depremlerin insanlar, yapılar ve arazi üzerinde meydana getireceği etkileri belirlemektedir.

Deprem şiddet cetvellerinde, şiddetler Romen rakamıyla gösterilmektedir. Şiddetin V ve daha küçük belirlendiği bölgelerde depremler genellikle yapılarda hasar oluşturmazlar. VI-XII arasındaki şiddetler ise, depremlerin yapılarda meydana getirdiği hasar ve arazide oluşturduğu kırılma, yarılma, heyelan gibi bulgulara dayanılarak değerlendirilmektedir.

Büyüklük (M, Manyitüd)

Deprem sırasında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Enerjinin doğrudan doğruya ölçülmesi imkani olamadığından, Richter tarafından 1930 yıllarında bulunan bir yöntemle depremlerin aletsel bir ölçüsü olan “Manyitüd” tanımlanmıştır.

Richter, episantrdan 100 km uzaklıkta ve sert zemine yerleştirilmiş özel bir sismografla (2800 büyütmeli, özel periyodu 0.

8 saniye ve %80 sönümü olan bir Wood-Anderson torsiyon Sismografi ile) kaydedilmiş zemin hareketinin mikron cinsinden (1 mikron = 0.

001 mm) ölçülen maksimum genliğinin 10 tabanına göre logaritmasını bir depremin “manyitüdü” olarak tanımlanmıştır. Deprem büyüklükleri 5 farklı şekilde hesaplanır:

Süreye bağlı büyüklük

Daha büyük depremlerin, sismometre üzerinde daha uzun bir süre için salınımlara yol açacağı ilkesinden hareket edilir. Depremin, sismometre üzerinde ne kadar uzun süreli titreşim oluşturduğu ölçülür ve deprem merkezının uzaklığı ile ölçeklenir. Bu yöntem daha çok küçük (M

Источник: https://www.nedir.com/deprem

Deprem Nedir? Nasıl Oluşur? Türleri Nelerdir?

Depremde Özürlüler

Dünya üzerinde sel felaketleri, kasırgalar, heyelanlar (toprak kayması) ve deprem gibi birçok doğal afet olayları yaşanmaktadır. Ciddi şekilde can ve mal kayıpları olan bu doğal afetleri ne yazık ki önlemek mümkün değildir.

Ancak alınan tedbirlerle en az düzeyde zarar görmeye çalışılmaktadır. Bu doğal afetlerden biri de zelzele olarak da adlandırılan depremlerdir.

Dünyanın oluşumundan bu yana fay hatlarında ve sismik yönden hareketli olan yerlerde depremler meydana gelmektedir.

Farklı şiddetlerde meydana gelen depremler bazen çok hafif sallantı şeklinde bazen de büyük tsunamilere sebep olacak kadar şiddetli olmaktadır. Eğer yeryüzüne yakın bir yerde çok büyük şiddette bir deprem meydana geldiyse bu tsunami, volkanik hareketler ve toprak kaymaları gibi birçok doğa olayını da tetikleyebilmektedir.

Kuraklık Nedir? Nedenleri, Sonuçları, Çeşitleri ve Önleme Yolları Nelerdir?

Dünyanın en etkin deprem kuşakları arasında yer alan ülkemizde de irili ufaklı birçok deprem meydana gelmektedir. Geçmişte yaşanılan büyük depremlerde ciddi sayıda can ve mal kaybı olmuş, birçok yer yaşanılamayacak hale gelmiştir. Yaşanan bu depremlerden ders çıkarılmalı ve gereken önlemler alınmalıdır.

Deprem Nedir?

Deprem yer kabuğu içerisinde oluşan kırılmalar nedeniyle oluşan titreşimin, dalgalar halinde yayılarak yeryüzüne yansıması olayıdır. Bu dalgalar yayılırken geçtiği ve ulaştığı her yeri etkisinde bırakarak, kırılmalara yol açar.

Diğer bir deyişle, aslında hareketsiz kabul ettiğimiz, üzerine güvenle basıp, evlerimizi yaptığımız toprağın hareket ederek üzerinde bulunan her şeye zarar vermesi olayıdır. Deprem esnasında evler ve binalar yıkılır, can kayıpları ve yaralanmalar olabilir. Depremi inceleyen bilim dalına ise sismoloji denir.

Sismoloji depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yer kabuğu içerisinde hangi yönden ne tarafa doğru hareket ettiğini, sarsıntının şiddetini ve ölçüsünü inceleyen bilim dalıdır.

Deprem Nasıl Oluşur?

Depremlerin büyük bir bölümü yeryüzünün 12 km derinliğine kadar ulaşan elastik kısımda meydana gelmektedir. Bu kısımdan daha aşağılarda sıcaklık 400 derecenin üzerinde olduğu için herhangi bir yer hareketi olmaz.

Elastik olan üst kısımda ise her yıl birkaç cm’lik bir kayma hareketi olur. Bu küçük hareketler uzun yıllar birikir ve büyük bir hal aldığında birkaç metrelik büyük kaymalara yol açar.

Bu da yeryüzünde deprem dediğimiz yer sarsıntısı olayı olarak bize yansımaktadır.

Deprem yer kabuğundaki fay adı verilen kırıklıklar üzerinde meydana gelir. Faylar kırılgan yapıda olan kayaların yüksek basınç ve gerilime maruz kalıp kırılmasıyla oluşan yapılardır. Bu gerilmeler yeryüzünün değişik kısımlarında olabilir.

Depremler ise kayalık bir alanda oluşan gerilmenin ani bir harekete yol açacak kadar yükselmesiyle oluşan yer hareketidir. Bu gerilmelerin boşalmasıyla çok büyük bir enerji ortaya çıkar.

Oluşan enerjinin çevresindeki kayalıklarda yaptığı titreşim sonucu ise depremler meydana gelmektedir.

Deprem Türleri Nelerdir?

Depremler meydana gelme sebeplerine göre farklı türlere ayrılır. Bunların yarattığı etki de kendi içerisinde değişiklik gösterir. Her deprem türüi her bölgede yaşanacak diye bir kural olamaz. Çünkü aşağıda da anlattığımız üzere yaşanan coğrafyanın jeolojik yapısı, o bölgedeki doğal afetlerin de belirleyicisidir.

Tektonik Depremler

Yeryüzünde oluşan depremlerin %90’ı tektonik depremlerdir. Yer kabuğunu oluşturan levhaların birbirine basınç uygulamaları ve birbirlerini hareket ettirmeleri sonucu oluşan deprem türüdür. Türkiye’de oluşan depremlerin büyük bir bölümü tektonik depremler grubundadır

Volkanik Depremler

Volkan patlamaları nedeniyle oluşan depremlerdir. Yerin altında bulunan lav dediğimiz yanıcı katı ve gaz kütlelerinden oluşan sıvı yeryüzüne çıkmak istediğinde, lavların hareketinden dolayı bir gaz sıkışması olur.

Bu gaz sıkışmaları ise volkan patlamalarını meydana getirmektedir. Japonya ve İtalya’da oluşan depremlerin bir kısmı volkanik depremlerdir.

Türkiye’de ise aktif bir yanardağ bulunmadığından bu tür depremler görülmemektedir.

Çöküntü Depremler

Bu tür depremler yerin altında oluşan boşlukların tavanlarında bulunan toprağın erimesi, yumuşaması ya da çökmesi sonucu oluşan depremlerdir.

Çöküntü depremlerin oluşmasında maden ocaklarında yapılan kazı çalışmalarının olumsuz etkisi olmaktadır. Ayrıca barajlar yapılırken bir fay hattına denk gelinip toprağın çökmesiyle de çöküntü depremler oluşabilir.

Bu tür depremlerin hissedilme alanı yerel olduğundan enerjileri ve etkileri diğer türlere göre daha azdır.

Tsunami

Deprem odağı denizin altında olan ve denizin içerisinde meydana gelen deprem türüdür.

Depremin meydana geldiği denizde dalgalar kıyıya doğru olur ve o kadar büyük boyutlara ulaşır ki, kıyıdaki tüm ev ve binalara zarar verir. Bu dev dalgalara ise tsunami adı verilmektedir.

Deniz depremlerinin en çok görüldüğü ülke olan Japonya’da 1896 yılında tsunamiden 30.000 kişi hayatını kaybetmiştir.

Deprem Sırasında ve Sonrasında Yapılması Gerekenler

Depremin oluşum sebepleri ve türleri hakkında genel bilgi verdikten sonra gelelim deprem anında yapılması gerekenlere. Bir defa depremin önlenmeyen bir durum olduğunu kabullenmeliyiz. Bu bilinç bizi deprem anında yapılması gerekenleri öğrenmeye ve gerekli tüm tedbirleri almaya yönlendirecektir.

Deprem sırasında yapılacak ilk iş sakin olmaktır. O panikle balkondan, pencereden atlamaya veya merdivenden koşarcasına inmeye kalkışmayın, asansörü kullanmayın. Eğer hafif şiddette bir depremse, siz bu kaçma esnasında kendi hatanız yüzünden de yaranabilirsiniz. Bu durumu her deprem olayında haberlerde sık sık duymuşsunuzdur.

Erozyon Nedir? Nedenleri, Sonuçları, Çeşitleri ve Önleme Yolları Nelerdir?

Eğer depremin olduğu sırada kapalı bir yerdeyseniz, kapı eşikliğinde veya masa gibi sert eşyaların yanında, başınızı iki elinizin arasına alarakkorunabilirsiniz.

Cam ve devrilecek eşyalardan mümkün oldukça uzak durmalısınız. Eğer dışarıdaysanız, binalardan ve ağaçlardan uzaklaşarak açıklık bir yere gelin.

Deprem olurken araçtaysanız da alt ve üst geçitleri kullanmamalı, yine açıklık bir alana gelip durmalısınız.

Sarsıntıların durup, depremin bittiğini anladığınız anda ilk olarak kendinizde ve yanınındakilerde bir yara olup olmadığına bakın, gerekiyorsa ilk müdahaleyi gerçekleştirin.

Daha sonra bulunduğunuz yerin güvenli olup olmadığını kontrol edin. Gaz, elektrik ve su ile çalışan her şeyi kapatın. Olası bir patlamaya karşı kibrit veya çakmak yakmayın.

Evden dışarı çıkıyorsanız mutlaka ayakkabılarınızı giyin.

Acil bir durum yoksa telefonları kullanmayın. Çünkü bu gibi durumlarda şebekeler kitlenir ve daha acil durumda olanlar örneğin 112'yi aramak zorunda olanlar zor durumda kalır.

Varsa bir radyoyu açarak yetkililerin duyurularını dinleyin. Araçlarınızı ambulans ve itfaiyelerin yolundan çekin,  mümkünse en tenha köşelere park edin.

Evden acilen çıkmanız gerekiyorsa, yanınıza ihtiyacınızdan fazla eşya almayın.

Источник: https://bilgihanem.com/deprem-nedir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть