Depresyon, Diyabetlilerin Kalp Sağlığını Bozuyor

içerik

Diyabetlilerin dikkat etmesi gereken 10 hastalık

Depresyon, Diyabetlilerin Kalp Sağlığını Bozuyor

Diyabet ömür boyu dikkat ve kontrol gerektiren bir hastalık. Bu süreçte doktor kontrolü aksatılmadığında ve hayat diyabetin gerekliliklerine göre düzenlendiğinde, kaliteli ve uzun bir ömür mümkün oluyor. Ancak diyabeti olanların, hastalığın kendisi kadar diğer hastalıklara karşı da dikkatli olması gerekiyor.

Çünkü diyabeti olanların kendi hastalıkları yanında diğer bazı hastalıklara karşı duyarlılıkları da artabiliyor ve bu ek rahatsızlıklar diyabet şikayetlerini artırabiliyor. Acıbadem Bağdat Caddesi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Yaser Süleymanoğlu, diyabet hakkında bilinmesi gereken önemli noktaları anlattı.

Göz hastalıkları

Diyabet kılcal damarları hedef alan bir hastalık. Kılcal damarlar da en çok göz, beyin, kalp ve böbreklerde bulunuyor. Bu nedenle diyabeti olanların göz sağlığına dikkat etmesi çok önemli.

Diyabet hastalarında kan şekeri yüksek seyir ettiği için gözün arka tabakasında bulunan kılcal damarların yapısı ve dolaşımı etkilenebiliyor ve zamanla göz kanaması ve körlük gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor.

Bununla birlikte gözün ön tarafında bulunan lenste de, şeker birikimi sonucunda katarakt meydana gelebiliyor.

Nasıl korunmalı?

Göz sağlığıyla ilgili sorun yaşamamak için diyabeti olanların açlık ve tokluk kan şekerini düzenli olarak kontrol ettirmesi gerektiğini belirten Dr. Süleymanoğlu, “Diyabetli bireylerde; açlık kan şekeri 100-110 mg ve tokluk kan şekeri 140 mg seviyesinde olmalı.

Ayrıca kan şekeri ortalamasını gösteren Hba1c seviyesi 6,2’in altına çekilmeli. Bununla birlikte diyabeti olanların 6-12 ayda bir rutin olarak detaylı göz muayenesi yaptırması da çok önemli. Muayenede arka göz, retina, lens durumu, göz tansiyonu, görme alanı ve keskinlik gözden geçirilmeli” diyor.

Göz muayenesinin diyabet konusunda uzmanlaşmış bir göz hastalıkları uzmanı tarafından yapılması gerekiyor.

Yüksek tansiyon

Diyabeti olanların yüzde 70’inde aynı zamanda tansiyon hastalığı da görülüyor. Dr. Süleymanoğlu; “Diyabetin en fazla zarar verdiği yerlerden biri damarlar olduğundan, diyabetle birlikte görülen tansiyon erken dönem organ kayıpları, inme, beyin kanaması, göz içi kanama ve kalp krizi gibi riskleri artırabiliyor” diyor.

Nasıl korunmalı?

Tansiyonu kontrol etmek için açlık kan şekerinin 100-110 mg, tokluk kan şekerinin ise 140 mg’ın altında tutulması ve sürekli kontrol edilmesi gerekiyor. Bununla birlikte kan basıncını da sürekli kontrol etmek çok önemli. Diyabette büyük tansiyon 12’in altında, küçük tansiyon ise 75’in altında olmalı. Ayrıca rutin kalp incelmesi de gizli kalp riskini ortadan kaldırıyor.

TOPLUMDA YANLIŞ BİR ALGI: DİYABET VE CİNSELLİK

Diş eti hastalıkları

Kan şekeri yüksek olan diyabetli hastalarda diş etlerinde şeker birikiyor. Bu durum diş etinin içinde birçok bakteri ve mantar oluşmasına neden oluyor ve diş eti iltihabı, diş eti çekilmesi ve erimesi gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Ek olarak diş eti iltihabı ve sorunu olan hastalarda kan şekerini kontrol altına almak zorlaşabiliyor.

Grip ve soğuk algınlığı

Diyabet, bağışıklık sistemini baskılayan bir hastalık ve kan şekeri yüksek seyir ettiğinde bu baskılanma daha da artabiliyor. Bu nedenle diyabet hastaları grip, nezle hatta zatürre gibi hastalıklara karşı diğer insanlara göre daha yatkın olabiliyor.

Kolesterol

Kontrol edilmeyen diyabet, tansiyon ve kolesterolün hayati risklere neden olabilecek bir üçgen olduğunu belirten Dr. Süleymanoğlu, “Özellikle LDL kolesterolün damar çeperini daraltarak tıkıyor. Bu nedenle diyabet hastalarında kalp krizi riski 4 kat artıyor” diyor.

Cilt hastalıkları

Cilt, vücudun diyabetten en çok etkilenen yerlerinden biri. Kılcal damarların diyabetten etkilenmesiyle dolaşımın azalması sonucunda ciltte kuruluk, egzama, mantar ve deri enfeksiyonları ortaya çıkabiliyor. Bununla birlikte özellikle ayak derisinin bozulması, diyabete bağlı ayak yarası riskini artırıyor.

Ayak yaraları

Diyabet hastalarının derisinde ve yumuşak dokularda normal insanlardan daha fazla glikoz yani şeker birikiyor. Bu şeker zamanla ayak derisinin kurumasına, his kaybına ve parmak arasında mantar meydana gelmesine neden olabiliyor. Ek olarak ayağın kemik yapısı bozulabiliyor ve farkına varılmayan yaralar oluşabiliyor.

Mide ve bağırsak hastalıkları

Uzun yıllar diyabet hastalığı olanlarda hazım sorunları ortaya çıkabiliyor. Gastroparezi olarak da adlandırılan “mide ve bağırsak tembelliği” hazım, emilim ve tuvalet alışkanlığını olumsuz etkiliyor. Buna ek olarak diyabet hastalarının çok fazla ilaç kullanması da mide ve bağırsak sorunlarına yol açabiliyor.

Obezite

Tip 2 olarak bilinen erken tip diyabet ortaya çıkmadan yıllar önce, insülin direnci nedeniyle kilo sorunlarının ortaya çıkabildiğini belirten Dr. Süleymanoğlu, “Obezite hastalarının yüzde 80’i hayatlarının devamında diyabet sorunuyla karşılaşıyor. Diyabet de sıklıkla fazla kilolu kişilerde görülüyor. Bu nedenle obezite ve diyabet birebir ilişki içindeki iki hastalık” diyor.

Depresyon ve stres

Stresli bir yaşamın hem diyabeti hem de tansiyonu olumsuz etkilediğini belirten Dr.

Süleymanoğlu, “Kan şekeri düzenli kontrol edilmediğinde ve ani düşme ve yükselmeler olduğunda hastalarda sinirlilik, uyku hali ve depresyon sorunları ortaya çıkabiliyor.

Ek olarak diyabet müzmin ve ömür boyu süren bir hastalık olduğu için hastalar bu süreci yaşamlarının ek bir yükü olarak görebiliyorlar ve bu da motivasyonlarını bozabiliyor” diyor.

Depresyon Tedavisi, Nasıl Geçer?

Depresyon, Diyabetlilerin Kalp Sağlığını Bozuyor

Depresyon, ruh halinde meydana gelen düzensizlikler olarak ifade edilebilir. Kalıcı bir üzüntü hissine ve ilgi kaybına sebep olur.

Diğer isimleri klinik depresyon veya depresif düzensizlik olup, düşüncelerinizi, nasıl hissettiğinizi ve davranışlarınızı etkileyerek, fiziksel ve duygusal sorunlar yaşamanıza neden olur.

Gündelik aktiviteleri gerçekleştirmede ve bazen de hayatın yaşamaya değer olmadığını düşünmenize neden olabilir.

Depresyon bir zayıflık değildir ve kolaylıkla atlatabileceğiniz bir durumdur. Depresyon uzun süreli bir tedavi gerektirebilir. Ancak kesinlikle cesaretinizi kaybetmeyin. Çoğu depresyon hastası çeşitli ilaçlarla ve psikolojik danışma ile kendini çok daha iyi hissedebilmektedir.

Depresyon, insanları pek çok yönden etkiler ve çok çeşitli yan etkiler oluşturabilir. Depresyon belirtileri üzüntü ve umutsuzluk yönünde olabildiği gibi ilgi kaybı ve ağlamaklı bir ruh hali içerisinde de olabilir. Çoğu insanda depresyon belirtileri sinir olma yönünde gerçekleşir.

Depresyona neden olan etmenler tam olarak bilinmemektedir. Pek çok mental sorun ile birlikte aşağıdaki durumları içeren koşullar depresyona neden olabilir.

  • Biyolojik farklılıklar: Depresyona sahip insanlarda fiziksel değişiklikler beyinde meydana gelir. Bu değişikliklerin önemi kesin olmamakla birlikte depresyonun altında yatan sebepler arasında yer almaktadır.
  • Beyin kimyası: Depresyonun oluşmasında rol oynayan beyin kimyasalları, nörotransmitter maddeden oluşmaktadır. Son araştırmalar sonucu, meydana gelen fonksiyon değişiklikleri, bu nörotransmitterleri etkiler ve nörodevre elemanlarını etkileyerek, ruh halinde sabitlik sağlar. Bu durum depresyon ve tedavisi için önemli bir role sahiptir.
  • Hormonlar: Depresyonu tetikleyen etmenler arasında vücuttaki hormon dengelerinin değişmesi de yer almaktadır. Tiroid problemleri, hamilelik hali, menopoz ve diğer birtakım durumlarda hormonal değişiklikler meydana gelmektedir. Bu durumda depresyon oluşumunu tetikler.
  • Kalıtsal özellikler: Aralarında kan bağı bulunan kişiler arasında herhangi birinin depresyon yaşaması, diğer akrabalar arasında da depresyon yaşanma riskini arttırır. Depresyona neden olan genler ise araştırmacılar tarafından bulunmaya çalışılmaktadır.

Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Depresyonun hayatınız boyunca sadece bir kez olmasının yanı sıra, depresyonun pek çok aşaması vardır. Bu aşamalar sırasında, çoğu günler belirtiler meydana gelir. Bu belirtiler ise;

  • Üzüntülü, ağlamaklı, umutsuzluk veya boşlukta hissetme,
  • Küçük meselelerde dahi olsa öfke patlamaları, sinirlilik ve hayal kırıklığı halinin oluşması,
  • Cinsellikte, hobilerde veya spor branşları gibi çoğu ve hatta tüm aktivitelerde ilgi ve ze kaybının oluşması,
  • Uykusuzluk ve çok fazla uyumak gibi çeşitli uyku düzensizliklerinin oluşması,
  • Yorgunluk ve enerji eksikliği ile birlikte en ufak işlerde bile fazladan efor sarf edilmesi,
  • İştah kaybı ve kilo kaybının oluşması. Bazı insanlarda ise tam tersi bir durumun meydana gelmesi,
  • Kaygılanma, dalgalanma ya da huzursuzluk,
  • Yavaş düşünme, konuşma ve vücut hareketlerinin oluşması,
  • Sorumlu olmadığı bir konuda bile kendini suçlama ve kendini değersiz hissetme,
  • Düşünme, konsantrasyon, karar verme ve bazı şeyleri hatırlama zorluğu,
  • Sürekli ölümü düşünme, intihar teşebbüsü veya intihar durumlarının oluşması,
  • Sırt ağrısı veya baş ağrısı gibi açıklanamayan çok çeşitli ağrılar.

Pek çok insanda depresyon belirtileri meydana gelirken, belirtiler genellikle gündelik aktiviteler arasında fark edilebilir değişimlerin oluşmasını sağlar. Örnek olarak sosyal aktiviteler, iş hayatı, okul hayatı veya diğer insanlarla ilişki kurma zorlukları oluşur. Bu sebeple kendinizi, nedenini dahi bilmeden sefil veya mutsuz hissetmenize neden olur.

Depresyon sıklıkla ergenlik döneminde, 20’li ve 30’lu yaşlarda başlamaktadır ancak herhangi bir yaşta da meydana gelebilir. Ayrıca kadınlarda depresyon olma ihtimali erkeklere göre daha fazladır, fakat bu durum bayanların sürekli tedavi aramasına bağlanabilir. Depresyonun tetiklenmesini veya gelişmesi riskini arttıran faktörler ise;

  • Kendine güvenin azlığı, çok bağımlı olmak, özeleştirel olmak veya kötümser olmak gibi birtakım kişisel özellikler,
  • Fiziksel veya cinsel istismar gibi travmatik ya da stresli olaylar, sevilen birinin ölümü veya zarar, zor bir ilişkiye sahip olmak ya da mali sorunlar,
  • Çocukken veya ergenlik döneminde meydana gelen çocukluk travması veya depresyon,
  • Kan bağı bulunan bir kişide depresyon olması, alkolik olmak veya intihar,
  • Lezbiyen, gey, biseksüel veya transseksüel gibi durumlar içerisinde bulunmak,
  • Sinir düzensizliği, yeme düzensizliği veya travma sonrası stres düzensizliği gibi mental anlamda sağlık düzensizliği geçmişine sahip olmak,
  • Alkol veya yasa dışı uyuşturucuların kullanılması,
  • Kanser, inme, kronik ağrı veya kalp hastalığı gibi ciddi veya kronik hastalıklara sahip olmak,
  • Kan basıncını düzenleyici ilaçlar veya uyku hapları gibi belirli ilaçların kullanılması depresyonun risk faktörleri arasında yer almaktadır.

Depresyonun Komplikasyonları Nelerdir?

Depresyon kişisel meselelerde ve aile içinde ciddiye alınması gereken bir düzensizliktir. Eğer tedavi edilmezse çok daha kötü hale gelebilir. Tedavi edilmeyen depresyon, duygusal, davranışsal ve sağlık problemleri açısından hayatınızın her alanını etkiler. Depresyon ile alakalı olan komplikasyonlar ise şu şekildedir:

  • Aşırı kilo veya obezite, kalp hastalıklarına ve diyabete yol açar.
  • Acı veya fiziksel hastalıklar,
  • Sinir, panik atak bozuklukları veya sosyal fobi,
  • İlişki zorlukları, aile için çatışmalar, iş veya okul hayatında problemler ile karşılaşılması,
  • İntihar girişiminde bulunmak veya intihar duyguları,
  • Alkol kullanımı,
  • Medikal şartlar gereği erken doğumda meydana gelen ölüm, depresyonun komplikasyonları arasında yer almaktadır.

Depresyon Teşhisi Nasıl Yapılır?

Birtakım testler ile belirtilere sebep olan etmenleri tespit ettirebilir, teşhis ettirebilir ve alakalı komplikasyonları kontrol ettirebilirsiniz.

  • Fiziksel test: Bu teşhis işleminde doktorunuz tarafından fiziksel bir test yapılarak ve sağlık durumunuz hakkında sorular sorularak hastalık teşhis edilmeye çalışılır. Bazı durumlarda depresyon, altında yatan fiziksel etmenler ile bağlantılıdır.
  • Laboratuvar testi: Kan testi ile kan sayınızın ölçümü veya trioidlerinizin tam olarak çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için laboratuvar testine başvurulur.
  • Psikolojik değerlendirme: Duygularınız ve davranışlarınız hakkında doktorunuz tarafından veya sağlık danışmanınız tarafından birtakım sorular sorularak yapılan bir testtir.

Depresyon Tedavisi Nasıl Yapılır?

İlaçlar ve psikolojik danışmanlık, depresyonda bulunan pek çok insanda oldukça etkili bir yöntemdir. Sizin doktorunuz veya psikiyatristiniz, belirtileri gidermek için bir reçete yazabilir. Daha ileri düzeydeki depresyon hastalarının hastanede kalarak doktor gözetimi altında bulunmaları veya bir tedavi programına katılması gerekmektedir.

1.İlaç Tedavisi

Pek çok sayıda anti-depresan ilaç bulunmaktadır. Doktorunuz veya eczacı ile alacağınız bu ilaçların olası yan etkilerini tartışmanız, sağlığınız açısından faydalı olacaktır. Bu ilaçlar ise selektif serotonin gerialım inhibitörleri, atipik antidepresanlar, triklinik antidepresanlar, SNRI’lar ve NDRI’lardır.

2.Fizikoterapi

Fizikoterapi, depresyon hastalarında durumunuz ve alakalı konularla ilgili konuşmayı içeren bir tedavi yöntemidir. Daha çok psikolojik terapi veya konuşma terapisi olarak bilinir.

Kişiler arası terapi veya bilişsel davranışçı terapi gibi pek çok fizikoterapi çeşidi bulunmaktadır.

Yaşanan kriz, davranış, problemler ile başa çıkma, hayattaki gerçek hedeflerinizi öğrenme, umutsuzluk ve sinir hallerinde bu tedavi yöntemi oldukça etkili sonuçlar vermektedir.

3.Hastane Tedavisi

Bazı insanlar depresyonu çok daha ciddi bir şekilde yaşarlar. Bu hastaların hastanede gözetim altında tutulması gerekir. Eğer kendinizi koruyamıyorsanız veya kendinize zarar verecek şekilde teh altında hissediyorsanız bu durum oldukça gerekli bir hale gelmektedir. Hastanedeki psikiyatrist tedavisi, ruh haliniz normale dönene kadar sakin ve güvende kalmanıza yardımcı olacaktır.

4.Diğer

Bazı insanlar için elektrokonvulsüf tedavi veya transkranial manyetik stimülasyon tedavileri önerilebilir. İlk yöntemde bir elektrik devresi beyin üzerinden geçirilerek yapılır. Diğer tedavi yöntemi ise adından da anlaşılacağı üzere manyetik tepkiler üzerine kurulmuş bir tedavi yöntemidir.

Источник: https://evdesifa.com/depresyon-tedavisi/

Diyabetlileri kalp hastalığından koruyacak 6 önlem

Depresyon, Diyabetlilerin Kalp Sağlığını Bozuyor

Diyabet, hayat kalitesini ve süresini tehdit eden sonuçları ile birlikte global bir sağlık sorunu olarak kabul ediliyor. Ne yazık ki, modern yaşam ve teknolojideki ilerlemelerin de etken olduğu hareket eksikliği ve beslenme bozukluklarının da tetiklediği kilo artışı, her yaşta yeni diyabet vakalarının daha sık görülmesine yol açıyor.

Ayrıca ülkemizde yaşam süresinin uzaması da erişkin nüfustaki diyabet artışının bir sebebi olarak gösteriyor. Diyabetin, yarattığı sağlık sorunlarının yanında diğer kronik hastalıklar için de risk oluşturduğunu belirten Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr.

Güliz Erdem, bunların başında da kalp hastalıklarının geldiğini söylüyor.

Diyabet kalp krizi riskini önemli oranda arttırıyor

Diyabetik erişkinlerde, diyabetik olmayanlara göre kalp hastalığından yaşam kayıpları 2 ila 4 kat artıyor. Ancak iyi haber, diyabetin kontrol altına alınması ile kalp hastalığı riskini azaltmak mümkün. Bu nedenle iyi bir kan şekeri kontrolünün kalp hastalığından korunmada çok önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Güliz Erdem, riski düşürecek önerileri anlattı.

Diyabetle yaşam süresi arttıkça risk de artıyor

Diyabet varlığında yüksek kan şekeri kan damarlarına zarar veriyor; bu nedenle kan basıncı, kolesterol yüksekliği, sigara içimi gibi kalp damar hastalıklarının önemli risk faktörlerinden birini oluşturuyor.

Ayrıca, diğer faktörlerle birlikte yaşanıyorsa, kalp hastalığı gelişim riski de katlanıyor. Doç. Dr. Güliz Erdem, diyabetin hem kalp hastalığının daha erken yaşta görülmesi, hem de daha şiddetli seyretme riskini de beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor.

Üstelik diyabetle yaşam süresi uzadıkça hastalıkla karşılaşma riski yükseliyor

Riski düşürmek için neler yapılmalı?

Kan şekerini kontrol edin: Diyabetin kısa ve uzun dönem komplikasyonlarının önüne geçebilmek için, kan şekerinin kontrol altında olması son derece önem taşıyor. Bu nedenle 3 ay içindeki ortalama kan glikoz seviyesini gösteren HbA1c değerinin %6.0’dan düşük olması gerekiyor. Ve kan şekeri kontrol altında tutulamadığı sürece HbA1c değeri de yükseliyor.

Diyabetli kadınlarda kalp krizi ve ölüm riski erkeklerden fazla…

Hipertansiyonu hedef değerlerde tutun: Hipertansiyon, kalp hastalığı için çok önemli bir risk faktörü.

Bu nedenle hipertansiyonu olan hastalarda hedef kan basıncı değerinin 140/90 mmhg olması gerektiği belirtiliyor.

Ancak, diyabetle birlikte olduğunda ortaya çıkan yüksek kardiyovasküler risk nedeni ile kan basıncının130/80 mmhg ve altında olmasının yarar sağlayacağına dikkat çekiliyor.

Kolesterol düzeylerinizi düzenli takip edin: Kötü huylu kolesterol denilen LDL yüksekliğinde, kalp damarlarının daralma riski artıyor. İyi huylu kolesterol HDL ise zararlı kolesterolün kandan uzaklaştırılması ve böylece kalp krizi riskinin azalmasını sağlanıyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr.

Güliz Erdem, diyabetli hastalarda ulaşılması gereken LDL seviyelerinin, diyabeti bulunmayanlara göre daha düşük olması, kalp hastalıkları riskinin azaltılmasında önem taşıdığını söylüyor. Tip 2 diyabeti olan bireylerde başka bir risk faktörü veya organ hasarı yoksa, LDL değerinin 100 mg/dl’nin altına düşürülmesi gerekiyor.

Bununla birlikte, kalp damar hastalığı, böbrek hastalığı bulunan, 40 yaşın üzerinde olan ve kalp hastalıklarına ilişkin diğer risk faktörleri bulunanlarda,  LDL değerinin 70 mg /dl’nin altına düşürülmesi önem taşıyor. Doç. Dr.

Güliz Erdem, diyabetli kişilerin kalp sağlığının korunması için kolesterol seviyelerini düzenli olarak kontrol ettirmeleri ve doktorları ihtiyaç duyarsa da ilaç kullanmaya başlamaları gerektiğini söylüyor.

Sigaradan uzak durun: Bilindiği üzere sigara kalp hastalığı olsun olmasın, kalp hastalıklarını artıran en önemli risk faktörlerinden biri. Nikotin kalbe ulaşan oksijen miktarını azaltıyor.

Bununla birlikte kan basıncını yükseltiyor, kalp hızını, damar sertliğini ve kalp krizine yol açan pıhtı oluşumunu artırıyor. Dolayısıyla diyabetlilerin de kesinlikle sigarayı bırakması gerekiyor.

Diyabetik kişilerde, sigara kullanımının kalp damar hastalığını arttırdığı, içilen sigara miktarının ise ölüm ve kalp hastalığı riskinde artışla ilişkili olduğu biliniyor.

Kilonuzu ideal seviyede tutun: İnsülin direnci ile bağlantılı olduğu bilinen fazla kilo ve obezite kalp damar hastalıkları riskinin artmasındaki en önemli nedenlerden birini oluşturuyor.

Dolayısıyla kilo verdikçe, insülin seviyesi ve beraberinde insülin direnci de azalıyor. Aynı zamanda kalp hastalıkları için yüksek kan basıncı ve kolesterol gibi diğer risk faktörlerinde de düzelme görülüyor.

Diyabet hastalığından ölümlerde önemli oranda düşüş var

Fiziksel aktiviteyi  günlük rutininiz haline getirin: Hareketli bir yaşam sürmenin yanında egzersizin günlük yaşamın parçası haline gelmesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr.

Güliz Erdem, “Bu sayede, kilo vermek, insülin direncinin azalmasını sağlamak, kan basıncının kontrol etmek ve stresi azaltmak gibi birçok risk faktörünün düzelmesine önemli katkı sağlanabiliyor.

Dolayısıyla özellikle diyabetli kişiler için fiziksel aktivite günlük rutinin bir parçası olmalı” diyor.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/diyabetlileri-kalp-hastaligindan-koruyacak-6-onlem/

Diyabet ve Depresyon Arasındaki Bağlantı mı? Gerçekleri Bilir

Depresyon, Diyabetlilerin Kalp Sağlığını Bozuyor
Depresyon hastalarının daha fazla olması da mümkündür Bu nedenle, depresyon öyküsü olan kişilerin diyabet taramaları yapılması önerilir.

Diyabet ve depresyon arasındaki bağlantı hakkında daha fazla bilgi için okumaya devam edin. iyon yanı sıra tanı, tedavi ve daha fazlası hakkında bilgi.

Araştırmalar Araştırmanın ne dediği

Diyabet ve depresyon arasındaki bağlantıyı tam olarak anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmasına rağmen, bir bağlantı olduğu açıktır.

Beyindeki kimyadaki değişiklikler diyabetle bağlantılı olarak depresyonun gelişimiyle ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Örneğin, diyabetik nöropatiden veya beyindeki kan damarlarından kaynaklanan hasar diyabetlilerdeki depresyonun gelişimine katkıda bulunabilir.

Diğer taraftan, depresyona bağlı beyindeki değişiklikler komplikasyonlar için artmış bir riskin oluşmasına neden olabilir. Araştırmalar, depresyon hastalarının diyabet komplikasyonları açısından daha yüksek risk altında olduğunu, ancak hangi nedenlerin belirlenmesinin zor olduğunu göstermiştir.

Depresyonun komplikasyon riskini arttırıp arttırmadığı veya tam tersi olduğu tespit edilmemiştir.

Depresyon semptomları diyabetin başarıyla idare edilmesini ve diyabetle ilgili komplikasyonları önlemeyi zorlaştırabilir.

2011 araştırması, tip 2 diyabetli ve depresyon belirtileri gören kişilerin genellikle daha yüksek kan şekeri düzeylerine sahip olduklarını ortaya koymuştur. Buna ek olarak, ayrı bir 2011 araştırmasının sonuçları, her iki şartı olan kişilerin kalp krizi geçirme olasılıklarının yüzde 82'sinin daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

Semptomlar Diyabet hastaları için depresyon semptomları farklı mı?

Sadece şeker hastalığı gibi kronik bir hastalığa yakalanmaya ve bunları düzgün bir şekilde yönetmeye çalışmak bazıları için bunaltıcı olabilir. Birkaç hafta içinde üzgün hissettiğinizde üzüntüsünüzün hafifletilmemesi durumunda, depresyon geçirmiş olabilirsiniz.

Ortak semptomlar şunları içerir:

artık tadını çıkardığınız aktivitelerde artık ze almıyor

  • uykusuzluk yaşıyor ya da fazla uyuyorsunuz
  • iştahsızlık veya aşırı yeme kaybı
  • konsantre olamıyor
  • uyuşukluk hissi < endişeli veya sinirli her zaman hissetmek
  • yalnız ve yalnız hissetmek
  • sabahı üzülme hissi
  • “hiç doğru seçmeyin” hissi
  • intihar düşüncesi yapma
  • kendinize zarar verme
  • Kötü diyabet yönetimi de semptomları depresyondakine benzer şekilde teşvik edebilir.Örneğin, kan şekeriniz çok yüksek veya çok düşükse, endişe, huzursuzluk veya düşük enerji hissi yaşayabilirsiniz. Düşük kan şekeri seviyeleri aynı zamanda endişe benzeri semptomlar olan titrek ve terli hissetmenize neden olabilir.
  • Depresyon belirtileri yaşıyorsanız, doktorunuza danışmalısınız. Gerektiğinde depresyonun belirtilerinize neden olup olmadığını belirlemenize ve teşhis koymanıza yardımcı olabilirler. İhtiyaçlarına en uygun bir tedavi planı geliştirmek için sizinle birlikte çalışabilirler.

Daha fazla bilgi: 10 diyabet diyet efsanesi “

Neden Diyabetlilerde depresyona neden olur?

Tip 2 diyabet gibi kronik bir hastalığın yönetilmesi taleplerinin depresyona yol açması olasıdır ve sonuçta zorluk çekilebilir.

Her iki hastalık da aynı risk faktörlerinden kaynaklanır ve etkilenir:

aile durumu öyküsü

obezite

  • hipertansiyon
  • hareketsizlik
  • koroner hastalık arter hastalığı
  • Ancak, depresyonunuz şeker hastalığınızı hem fiziksel hem de zihinsel olarak ve duygusal olarak yönetmenizi zorlaştırıyor olabilir Depresyon her bakım düzeyini etkileyebilir Diyet, egzersiz ve diğer yaşam biçimi seçenekleri depresyon geçirmeniz durumunda olumsuz etkilenebilir, bunun sonucunda kötü kan şekeri kontrolüne neden olabilirsiniz.
  • Diyagnoz Diyabetlilerde depresyonu kontrol etme

Depresyon belirtileri yaşıyorsanız, ile birlikte bir randevu programlamalısınız. yo doktor. Belirtilerinizin kötü diyabet yönetimi, depresyon veya başka bir sağlık endişesine bağlı olup olmadığına karar verebilirler.

Doktorunuz bir teşhis yapmak için öncelikle tıbbi profilinizi değerlendirecektir. Bir ailenin depresyon öykünüz varsa, bu sefer doktorunuza haberdar edin.

Doktorunuz daha sonra belirtileriniz, düşünceleriniz, davranışlarınız ve diğer ilgili faktörler hakkında daha fazla bilgi edinmek için psikolojik bir değerlendirme yapacaktır.

Ayrıca fizik muayene de yapabilirler. Bazı durumlarda, doktorunuz, tiroidinizle ilgili sorunlar gibi diğer temel tıbbi kaygılardan kurtulmak için kan testi yapabilir.

Tedavi Depresyonun nasıl tedavi edildiği

Depresyon tipik olarak ilaç ve tedavi kombinasyonu ile tedavi edilir. Belli yaşam tarzı değişiklikleri belirtilerinizi hafifletmenize ve genel sağlıklı yaşamı geliştirmenize yardımcı olabilir.

İlaç

Birçok antidepresan ilaç türü vardır. Selektif serotonin geri alım inhibitörü (SSRI) ve serotonin norepinefrin geri alım inhibitörü (SNRI) ilaçları en sık reçete edilir. Bu ilaçlar, mevcut olabilecek depresyon veya kaygı semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilir.

Belirtiler düzelmez veya kötüleşirse, doktorunuz farklı bir antidepresan ilaç veya kombinasyonlu bir plan önerebilir. Doktorunuzun önerdiği herhangi bir ilacın potansiyel yan etkilerini tartıştığınızdan emin olun. Bazı ilaçların daha ciddi yan etkileri olabilir.

Psikoterapi

Konuşma terapisi olarak da bilinir, psikoterapi depresyon semptomlarınızı yönetmek veya azaltmak için etkili olabilir.Bilişsel davranış terapisi ve kişilerarası terapi dahil olmak üzere çeşitli psikoterapi biçimleri mevcuttur. Doktorunuz hangi seçeneğe en uygun seçenekte olduğunu belirlemek için sizinle birlikte çalışabilir.

Genel olarak psikoterapinin amacı şudur:

potansiyel tetikleyicileri tanıma

sağlıksız davranışları tanımlama ve değiştirme

  • kendiniz ve başkaları ile pozitif bir ilişki geliştirme
  • sağlıklı sorun çözme becerilerini geliştirin
  • Depresyonunuz şiddetli ise, belirtileriniz düzelene kadar doktorunuz bir ayakta tedavi programına katılmanızı önerebilir.
  • Yaşam tarzı değişiklikleri

Düzenli egzersiz, beyninizdeki “iyi hissetmek” kimyasalları artırarak belirtilerinizi hafifletmeye yardımcı olabilir. Bunlara serotonin ve endorfinler dahildir. Ayrıca, bu aktivite antidepresan ilaçlarla aynı şekilde yeni beyin hücrelerinin büyümesini tetikler.

Fiziksel aktivite aynı zamanda kilo ve kan şekeri düzeylerini düşürerek ve enerji ve dayanıklılığı artırarak diyabet yönetimine yardımcı olabilir.

Diğer yaşam tarzı değişiklikleri şunları içerir:

dengeli bir diyet yeme

düzenli bir uyku zamanlamasını sürdürme

  • stres kaynaklarını azaltmaya veya daha iyi yönetmeye çalışmak
  • aileden ve arkadaşlardan destek aramak
  • Bir uzmana sorun Diyabetle işbirliği ve depresyon
  • S:

A:

İlk olarak, diyabetliler için depresyon yaşamasının çok yaygın olduğunu biliyoruz. Bu konuda doktorunuzla konuşmak ve tavsiye ettikleri tedavileri takip etmelerini sağlamak önemlidir.

Çoğu kimse, kendilerini sadece “çizmeleriyle kendilerini çekmelidirler” diye düşünüyorlar ve “üzgün olabilmeleri” için üzgün olduklarına inanıyorlar. Durum böyle değil. Depresyon ciddi bir tıbbi durumdur ve böyle muamele edilmesi gerekir. Doktorunuzla konuşmakta rahat hissetmezseniz, destek almak için sevdikleriyle konuşun.

Çevrimiçi olarak ve şahsen, mevcut en iyi tedavi seçeneklerini keşfetmenize yardımcı olan ve daha sonra doktorunuzla görüşebilirsiniz.

Peggy Pletcher, MS, RD, LD, CD Cevapları tıp uzmanlarımızın görüşlerini temsil eder. Tüm içerik kesinlikle bilgilendirici ve tıbbi tavsiye olarak düşünülmemelidir.

OutlookOutlook

Depresyon riskinizi kabul etmek, tedaviye başlamak için ilk adımdır. İlk olarak durumunuzu ve semptomlarınızı doktorunuzla tartışın. Gerekirse tanı koymak için sizinle birlikte çalışabilirler ve sizin için uygun bir tedavi planı geliştirirler. Tedavide genellikle psikoterapi ve bir takım antidepresan ilaçlar bulunur.

Okumaya devam edin: Depresyon için yaşam tarzı değişiklikleri “

Источник: https://tr.medic-life.com/is-there-link-between-diabetes-and-depression-9977

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.