Depresyon Hastalık Hastalarında Daha Sık Görülüyor

Depresyon Hastalığı

Depresyon Hastalık Hastalarında Daha Sık Görülüyor

İnsanlar yaşadıkları olaylar karşısında üzülürler, mutlu olurlar bazen de hayal kırıklığına uğrarlar. Bunlara bağlı olarak kişide bazı duygu değişimleri meydana gelir. Bu duygu değişimleri sonucunda bazı tepkiler görülmektedir.

Ancak kişi zaman zaman daha çok hayal kırıklığı gibi sorunlarla başbaşa kaldığı zaman aşırı üzüntülü ve hüzünlü tepkiler verir. Bu tepkiler anlık tepkiler değildir. Bu yüzden kişiler bu olayların uzun süre etkisinde de kalabilirler. Bu verdiği tepkiler depresif tepkiler olarak bilinir.

Günlük hayatta hiçbir olay yaşamamasına rağmen bile enerjisi düşük olup morali bozuk olan birçok kişi vardır. Bu aslında psikolojik bir rahatsızlık sonucu hastalığın kişiye verdiği sinyallerdir. Bazı kişilerde bu hastalıklar geçici bir süre devam eder ve kendiliğinden geçer.

Bazılarında da bu durum aylarca sürüp mutlaka destek alındıktan sonra tedavi olunabilen bir hastalık olabilir. Bu hastalıklardan en çok bilineni ise depresyondur. Depresyon insanın hayatında en az bir kere bir olay karşısında yaşadığı bir durumdur.

Kimisinde bu hastalık az belirti gösterdiği için normal bir üzüntüden farksız olarak kabul görmekte kimine göre de bu olay karşısında etkisi uzun bir zaman alarak belirtilerin yaşanması için gerekli olan zaman tanınır. Depresyon genelde çok sık duymadığımız ya da pek ciddiye alınmayan bir durumdur.

Depresyon her ne kadar fiziksel bir hastalık olarak algılanmasa da bu hastalık da diğer hastalıklar gibi biyolojik bir yapıya sahiptir. Bu biyolojik yapının bulgularından bahsedelim öncelikle. Serotonin, dopamin, noradrenalin gibi kimyasallar beyinde bulunan sinir uçları arasında haberleşmeyi sağlayan kimyasallardır.

Bu kimyasallar oldukça etkili kimyasallar olmakla beraber eksikliğinde iletişim sağlanamamaktadır. Bu maddelerin yapısı ve dengesi bozulduğu takdirde kişide depresyon hastalığı baş gösterir. Bir diğer faktör de genetik durumlardır. Diğer hastalıkların birçoğunun gen aktarımı ile görüldüğünü söylemiştik. Ancak depresyon böyle bir hastalık değildir.

Gen aktarımı sırasında hiç bir depresyon geni bulunmamaktadır. Ailesinde depresyona girmemiş bireylerin olumu kişinin de olmayacağı anlamına gelmemektedir. Ancak asıl hastalığın en çok görülen nedeni de kişinin yaşadığı duygusal değişiklikleridir.

Kişi kendini yalnız hissederse veya yalnız kalırsa ruh hali bu durumu kaldıramayabilir ve depresyon hastalığının belirtileri görülebilir.

Etrafta bulunan kişilerin bazı konularda bu kişiye destek olmaması kişinin kendini yalnız hissetmesine neden olacaktır. Aynı zamanda kişi en çok duygusal bağ yaşadığı kişilerle yaşadığı olaylardan etkilenmektedir. Bu da aile başta olmak üzere eş, sevgili pozisyonunda yaşadığı kişilerle sorunları ortadan kaldıramamak veya çözümleyememek sonucunda oluşabilir.

Depresyon Hastalığı Belirtileri

Kişi öncelikle bu durumda olduğunu anlayabilmesi için belirtilerini iyi öğrenmesi gerekmektedir. Bunun haricinde bu belirtilerin sürekliliği de önemlidir. Çünkü normal hayat akışında normal insanları da üzecek birçok olay yaşanmaktadır. Burada önemli olan tepkilerin yerli olması ve tepkilerin uzun süre aynı etkide verilmemesidir.

Depresyon hastalığının belirtisi ilk öncelikle kişinin kendini sürekli olarak mutsuz hissetmesiyle başlar. Birçok nedenden dolayı kişi bu durumla karşı karşıya kalabilir. Bunun haricinde kişi kendini etrafında ne kadar ona destek olan insan olsa bile sürekli olarak yalnız hisseder.

Bu yalnızlığın belirtileri de kimseyle görüşmek istememesi, konuşma isteğinin kalmamasıyla ortaya çıkar. Ailesinden, iş arkadaşlarından ve tüm sosyal çevresinden kendini sürekli olarak dışlar. Ancak bu dışlamanın insanlar tarafından yalnız bırakıldığını düşünerek yaptıklarını sanır.

Kişi normal hayatında bir hobiye sahip ise veya yapmaktan ze aldığı işler var ise zamanla bunlardan koparak bunları bir süre gönülsüz olarak yapar ve sonrasında tüm bu işlerden soğur. Aynı zamanda depresyonda olan kişinin normal tepkilerden çok daha aşırı tepkileri vardır.

Hiç kızılmayacak bir olay karşısında bile aşırı agresiflik gösterebilir. Bu agresiflik kendisi başta olmak üzere çevresindeki tüm insanları da bu kişiden soğutarak yalnız kalmaya kaldığı yerden devam eder. Normal insanlar 8 saat uyuyor ise bu kişi 24 saatin yirmi dördünü de uyuyarak geçirebilme potansiyeline sahiptir.

Hiçbir şeyden ze almaması onu sürekli olarak mutsuz yorgun hissedip uyumasına yol açacaktır. Bir iş karşısında dikkatini bir türlü toplayamaması da depresyon belirtilerindendir.

Bir iş karşısında konsantre olmayıp dolayısıyla başarısız olması bu kişinin depresyon batağına daha çok girmesinde yardımcı olacak ve kişi kendini hep başarısız ve değersiz hissedecektir. Gelecek hakkında yapılan konuşmalar esnasında sürekli olarak karamsar düşünenlerin de depresyonun bir parçası olduğunu hatırlatmakta fayda vardır.

Vücut tüm bu olaylardan olumsuz etkilenerek normal seyrinin dışında yavaş hareket eder ve bu da bir taraftan kişinin cinsel isteğini de azaltacaktır. Hatta partnerinden nefret etmeye bile başlayabilir. En tehli boyutunda olanlar ise sürekli olarak intihar etmeyi düşünmektedir ve buna teşebbüs eden depresyon hastaları da neredeyse hastalığı yaşayanların üçte biri kadardır

Depresyon Hastalığı Tedavisi

Bu hastalık hemen her yaşta görülse de genelde yirmili yaşlarda bulunan kişilerin kapıldığı bir hastalıktır. Bu hastalığın tedavisi için kişi kendi bildiği ilaçları kullanmamalıdır. Çünkü bu haplar kişinin beynindeki sinir uçlarına daha kalıcı hasarlar bırakarak tedavi ihtimalini de ortadan kaldırabilir.

Depresyon hastalığının tedavisi için kişi öncelikle tedaviyi kabul etmeli ve bir şeylerin ters gittiğini ve destek alması gerektiğinin bilincinde olması gerekmektedir. Kişi öncelikle bir psikoloğa gitmeli ve psikoloğun soracağı sorulara net cevaplar vermeli. Teşhis süreci iki haftayı bulabilir.

Birkaç seanstan sonra doktor depresyon teşhisi koyduğu zaman aynı zamanda bu sorunun neden olduğunu bulmada yardımcı olacaktır. Bunların doğru bir şekilde gerçekleşmesi için de kısa süreli bir antidepresan da yazabilir. Ancak yapılacak en uygun tedavi biçimi kişinin kendini iyi hissettiği aktivitelere yönelmesi olacaktır.

Bunlardan tekrar eskisi gibi ze alınabileceği unutulmamalıdır.

Источник: https://evdesifa.com/depresyon-hastaligi/

Depresyon Nedir? Depresyon Belirtileri ve Tedavsi – Sağlık Ocağım .NET

Depresyon Hastalık Hastalarında Daha Sık Görülüyor

Depresyon, toplumsal bir ruh sağlığı sorunudur ve toplum içinde son derece yaygın, çok az tanınan ve üzerinde çok fazla efsanenin döndüğü, yanlış bilgilerin çok yaygın olduğu çok kritik bir durumdur. Depresyon kelime anlamıyla duygu çöküntü hali demektir. Depresyon bir rahatsızlık, hem biyolojik, hem sosyal hem de bireyin kişisel özelliklerini ilgilendiren çok etmenli bir tablodur.

Depresyon duygu hali bir çöküntünün en önemli belirtisidir. Duygu hali çöküntüsü (ze alamama, genel isteksizlik ) şeklinde tanımlanabilir.

Aynı zamanda depresyon duygu hali çöküntüsünden başka düşünce yapısını ilgilendiren, bedensel biyolojik tabloları değiştiren ve davranışlar üzerinde etkisi olan bir rahatsızlıktır.

Depresyona en sık eşlik eden diğer bir duygu şekli de bunalımdır.

Depresyona neden olur?

Depresyontıbbi bir tablodur ve depresyon psikolojik bir görüntü, ilişkiler, yaşam ile çok bağlantılı olmakla beraber, beyin biyokimyasını ilgilendiren biyolojik bir ayağı olan da bir sorundur, bu nedenle bazı tıbbi ve kronik rahatsızlıklar, özellikle merkezi sinir sistemini ilgilendiren birçok rahatsızlık orta ve uzun dönemde depresyona neden olabilir.

Bu rahatsızlıkların içinde birçok biyokimyasal etkenler, endokrin sistemi ilgilendiren hastalıklar, ayrıca multisistem denilen vücudun birçok bölgesini tutan kronik ve sistemik hastalıklar iki boyutta depresyona sebep olabilir.

Birincisi, B12 vitamini eksikliği ya da tiroid hastalıklarına neden olarak depresyona yol açabilirler.

İkincisi ise, kronik ve zorlu hastalıklar çok ciddi işlev bozukluğu yarattığı için sosyal ve psikolojik olarak o birey üzerinde depresyonun gelişmesine neden olabilir. Bu durum çok önemli bir konudur.

Çünkü altta yatan ciddi bir hastalık eğer depresyona zemin hazırlamış ise bunlar çok iyi tespit edilmeli ve bunların da tedavisi yapılmalıdır.

Depresyon belirtileri

Depresyon toplumda sıkça kullanılan bir kelimedir. Birini moralsiz, keyifsiz gördüğümüzde depresyonda olup olmadığı sorulur fakat bahsedilen depresyon hastalık olan depresyondur. Hastalık olarak görülen depresyon en az iki hafta sürer.

Bu 2 hafta içerisinde birey umutsuz, karamsar, moralsiz ve kederli ise, hayattan ze almıyorsa, kişi eskiden sevdiği müzik dinlemeyi, eğlenmeyi, sinemayı gitmeyi, arkadaşları ile dışarı çıkmayı sevmiyorsa, çok sinirli ise, alıngan ise, yavaş yavaş herkesten uzaklaşmış ise, yalnız kalmak istiyorsa, kendisi ile ilgili suçluluk duyguları hissediyorsa, dalgın ve unutkan ise, çok kaygılıysa, intihar etmeyi düşünüyorsa bu kişinin depresyonda olduğu gözle görülür biçimde fark edilir, çünkü bu belirtiler depresyon belirtileridir.

Bunların dışında uyku bozukluğu, uykuya dalmakta zorlanma var ise, sabah kalktığında kişi kendini dinlenmiş hissetmiyor ya da çok erken uyanıyorsa, kişi kendine bakmıyorsa, koyu renk elbiseler giymeyi tercih ediyorsa, işe ve okula gitmek istemiyorsa, alkol ve madde kullanımına meyilli ise bunlarda depresyon belirtileri olabilir.

Depresyon belirtilerini sıralayacak olursak:

  • Umutsuzluk
  • Karamsarlık
  • Moralsiz ve üzüntülü olmak
  • Yaşamdan ze almamak
  • Daha önce ze alınan aktivitelerden ve hobilerden ze almamak
  • Arkadaşlarından ve çevresindeki insanlardan uzaklaşmak
  • Yalnız kalmayı istemek
  • Kendisini hep suçlu hissetmek
  • Dalgın ve unutkan olmak
  • Aşırı kaygılı olmak
  • İntihar etmeyi düşünmek
  • Uyku bozuklukları (erken uyanmak, uyandığında kişinin kendisini yorgun hissetmesi ya da uyuyamamak, uykuya dalmakta güçlük çekmek gibi)
  • Kişisel bakımı ihmal etmek
  • Genellikle koyu renk elbiseler giymeyi tercih etmek
  • İşe veya okula gitmek istememek
  • Alkol ve benzeri maddelere karşı meyilli olmak gibi belirtiler depresyon belirtileri olabilir.

Depresyon nasıl teşhis edilir?

Depresyonun diğer sıkıntılardan ayırt edilmesi oldukça önemlidir. Çünkü doğal hayatın içinde bir insanın geçici bir süre yaşamdan keyif alamaması, sıkıntılı ve isteksiz döneminin olması yaşamın bir özelliğidir. Bu durum her zaman depresyon olarak görülmemelidir.

Depresyonun diğer çöküntülerden ayrılmasında birkaç kritik özellikleri vardır. Bu özellikler, depresyon ve depresif duygu hali en az iki hafta sürer.

Ayrıca depresyonun diğer moral bozukluklarından farkı, işlevsel anlamda insanın mesleki ve sosyal ilişkiler anlamında belirgin zarar görmesi depresyon varlığını ayırt etmek için önemlidir.

Depresyon nasıl anlaşılır

Depresyonu tedavi etmek gerekir mi?

Günümüzde üzerimize düşen görevler çok fazla ve kent hayatı karmaşık ve hızlı yaşanmaktadır ve bu yaşamın içerisinde herkes birbirinden çok fazla bir şeyler beklemektedir, bu yüzden depresyonun önlenmesi ve tedavisi psikolojik, maddi ve manevi kayıpları önlemek için oldukça önemlidir.

Depresyonu çok geniş bir spektrum ile bakılmalıdır. Depresyon çok uç noktalara gider ve melankolik hale dönüşürse istenmeyen kötü sonuçlar ortaya çıkabilir, bu nedenle depresyon mutlaka tedavi edilmelidir.

Tedavi, bireyin depresyonu anlamasına engel değildir. Erken dönemde depresyon teşhisini koymak zordur. Hafif depresyonlar uzun süre devam ettiğinde bireyin yaşamını önemli ölçüde etkiler. Bu durum göz önünde bulundurularak, depresyon belirtilerini yaşayan birey ya da bunu fark eden yakınları erken dönemde iyi bir psikiyatri uzmanına başvurmalıdır.

Depresyon nasıl tedavi edilir?

Depresyon bir rahatsızlıktır. Depresyon hem sosyal, hem tıbbi, hem de bireyin kişilik özelliklerini ilgilendiren çok etmenli bir tablodur fakat mümkün olduğunca tedavisi yapılması gereken bir durumdur. Depresyonun temel olarak iki türlü tedavisi vardır. Bunlardan biri psikoterapi tedavisi, ikincisi ise biyolojik tedavidir.

  • Depresyon tedavisinde psikoterapi tedavisi nedir? Psikoterapi denilen bireysel ya da grup düzeyinde konuşma ile ve tedavi ilişkisi oluşturmaya yönelik tedavilerdir.
  • Depresyon tedavisinde biyolojik tedavi nedir? Biyolojik tedaviler ilaç tedavileri ve elektroşok tedavisidir. Sonuç olarak, depresyon tedavi edilmediği taktirde çok ciddi sosyal, mesleki ve işlevsel kayıplara yol açtığı için o birey adına geri dönüşümü olmayan daha zor tablolara sebep olabilir.

Depresyon tedavisi ne kadar sürer?

Depresyon tedavisi hem psikoterapilerle hem de ilaç tedavileri ile yapılır. İlaç tedavisi başladıktan sonra hastanın vereceği cevabın anlaşılması için 3-4 hafta kadar iyileşme için bir bekleme süresi vardır.

Depresyon tedavisinde ilaç tedavisinin süresi nedir? Depresyon ilaç tedavisi ile tamamen düzelse bile, başka zorlaştırıcı şartlar söz konusu değilse en az 6 ay kadar ilaç tedavisinin sürdürülmesi tekrar etmesini önlemek için çok önemlidir. Yani tekrar depresyon yaşanmaması ve kalıcı bir tedavi için en az 6 ay kadar ilaç tedavisi sürdürülmelidir fakat tekrarlayan tablolarda ve aile öyküsünde de bu tip sorunlar var ise bu tedavi süreci 12 ay veya 2 sene sürdürülebilir.

Depresyon tedavisinde psikoterapinin süresi nedir? Psikoterapi tedavisine gelince, psikoterapiler çok geniş bir kavramdır. Depresyonda etkinliği kanıtlanmış psikoterapi yöntemleri de vardır.

Psikoterapi tedavisi, kent insanının hızlı akan yaşamında bu hastalara çabuk etkili olabilecek bilişsel davranış terapileri denilen düşünce alışkanlıkları ve duygular üzerinde yönetim ve eğitim becerisi kazandırmaya yönelik psikoterapi tedavileri şeklinde yapılır.

Bu yöntemler terapist ile başvuran hasta arasındaki ilişkiye göre planlanır.

Depresyon tedavisinde hangi ilaçlar kullanılır?

Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar, son 20-25 yılda önemli derecede gelişme göstermiştir ve bu insanların çalışmasına, yaşamını sürdürmesine mani olmayacak, onların yaşamlarını devam ettirirken iyi işlev göstermelerine imkan sağlayacak depresyon ilaçları da geliştirilmiştir.

Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar iki ana grupta değerlendirilir. Birincisi trisiklik denilen antidepresanlar vardır ve bunlar biraz daha eski ilaçlardır fakat bu ilaçların etkinliği daha kuvvetlidir.

Depresyon tedavisinde bir de yeni kuşak prozac ile başlayan ve bundan sonra yeni molekülerin geliştirildiği bir grup antidepresan ilaçlar da vardır.

Depresyon tedavisinde verilecek olan ilaç seçimi hastanın şikayetlerine, hastanın öyküsüne, hastanın biyolojik tablosuna ve birçok faktöre bağlı olarak bir seçim yapılmasını gerektirir fakat bu ilaçların kulaktan dolma bilgilerle kullanılmaması gerekir. Bu ilaçları hastanın tanıdığı biri kullandı, bende kullanayım düşüncesiyle kullanmak hiç doğru olmaz. Depresyon ilaçları mutlaka bir psikiyatrist tarafından reçete edilmelidir.

Depresyon tedaviden sonra tekrarlar mı?

Depresyon, her zaman bir kökeni olan ve bir sebebi olan klinik bir belirti değildir. Birbirine hiç benzemeyen, hem beyin kimyasını ilgilendiren hem de sosyal hayatı, insan ilişkilerini ilgilendiren çok etmenli bir psikolojik hastalıktır. Hastalık çok etmenli olduğu için hastalığın seyri ve sonu da çok değişken olabilmektedir.

Bazı insanlar ailesel anlamda depresyona çok yatkındırlar. Depresyon bazı insanlarda genetik faktörlerden kaynaklanmaktadır. Bazı depresyon hastalarında durum beyin kimyası ile ilişkili olur iken, bazı insanlarda da direkt yaşamı ilgilendiren kayıplar, zorlanmalar ve karşısına çıkan engeller ile ortaya çıkmaktadır.

Hastanın genetik faktörü fazla ise depresyonun tekrar etme olasılığı daha fazladır. Bu durumda tedavi uzun süre devam ettirilmelidir fakat bazı depresif tablolar ise hayatın içindeki kayıplar ile ortaya çıkan ve reaktif depresyon denilen duruma bağlı ortaya çıkan depresyon şeklidir. Bu reaktif denilen depresyon tipinin tedaviden sonra tekrar etme olasılığı daha düşüktür.

Eğer hastayı zorlayıcı bir olay gelişmiş ise (ölüm, boşanma, iflas etme gibi ya da içinde yaşanan topluma bağlı tetikleyici faktörler gibi) bu etkenler düzelirse o bireyin hayatında depresyon tekrar etmeyebilir, ancak depresyonu tetikleyen beyinsel, metabolik veya genetik faktörler var ise hastalığın tekrar etme riski yüksektir. Bu tür durumlarda nasıl bir tedavi planı yapılması gerektiğini hastanın doktoru karar verecektir.

Depresyonun iş hayatına etkisi nedir?

Depresyon tedavisi gören bir bireyin tedavi gördüğünü iş yerine bildirmeli mi denildiğinde, bu durumu bireyin çalıştığı ortama, işverenin anlama biçimine, hastanın bu konuyu nasıl taşıyıp taşıyamamasına bağlı birçok faktörü göz önünde bulundurarak doktor ve hasta birlikte karar vermelidir.

Psikiyatride çok önemli damgalanma denilen bir durum söz konusudur. Türkiye’de bireyler psikiyatri uzmanına zor başvururlar, bu nedenle birey bu durumu iş yerine bildirip bildirmeyeceğini doktoru ile birlikte planlamalıdır.

Eğer iş yeri şartları çok zorlayıcı ve işveren bu durumu anlayabilecek ise, bu durum doğru bir dille iş yerine bildirildiğinde hasta açısından daha rahatlatıcı olabilir fakat hasta bu durumu taşımakta zorlanıyorsa iş yerine bildirmemesi daha doğru bir tercih olur. Bu durumda iş yerinin durumuna ve hastanın durumuna göre tercih yapılır.

Depresyon önlenebilir mi?

Depresyonda olan hastanın ve çevresindeki onu anlayabilecek kişilerin bu durumun düzelmesi için bazı önlemler almaları faydalı olur.

  • Egzersiz yapmak depresyonu atlatmada oldukça etkili yöntemdir.
  • Yaşam tarzını düzenlemek (sağlıklı beslenme, düzenli uyku, kişinin kendini kötü hissettiği çevreden ya da ortamlardan uzak durması gibi) gerekir.
  • Eğer ağır şartlarda çalışılıyor ise iş şartlarını dengelemek veya kolaylaştırmak faydalı olur.
  • Depresyonda olan bireyin alkol, madde, sigara kullanımı varsa bunlardan uzak durması ve ailesinin ya da arkadaşlarının bu konuda hastaya yardımcı olması gerekir.
  • Yalnız yaşayan bireylerin depresyon hastalığı sırasında ailelerinin onu yargılamadan, anlamaya çalışarak yanında olması gerekir.
  • Depresyon hastası olan kişilerle ailelerinin veya arkadaşlarının tartışmaya girmemesi ve onlara yardımcı olmaya çalışması önemlidir.
  • Depresyonda olan hastanın uyku düzenin sağlanması önemlidir (geç yatan ya da az uyuyan bireyler depresyona meyillidir).
  • Mümkünse kısa bir tatil yapmak depresyon riski altında olan kişilere faydalı olur.

Not: Bütün bu önlemlere rağmen bu durum aşılmaz ise mutlaka iyi bir psikiyatri uzmanına başvurmak ve gerekli tedaviyi almak hastalığın daha kötü sonuçlara varmaması için çok önemlidir.

Depresyon önlenebilir mi

Benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/depresyon-nedir-depresyon-belirtileri-ve-tedavisi/

Depresyon ömrü kısaltıyor

Depresyon Hastalık Hastalarında Daha Sık Görülüyor

Depresyon hücre ömrünü kısaltıyor, erken yaşlanmaya neden oluyor. Tedavi edilmeyen depresyon hastaları ise risk altında. Kalp hastalıkları, diyabet ve bazı kanser türleri tedavi edilmeyen depresyon hastalarında daha sık görülüyor.

İHA’nın haberine göre; US Psikiyatri Enstitüsü’nden Psikiyatrist Dr. Hakan Karaş, depresyonda olanların daha çok hastalandıklarını belirterek, “Kronik bedensel hastalıkların depresyonla ilişkisi iki yönlüdür, yani kronik hastalığı olanlar depresyona girmeye yatkın olduğu gibi depresyonu olanlarda da diyabet ve kalp hastalıkları gibi rahatsızlıklar daha fazla gözlenir.

Hücre ömrünü kısaltıyor

Yakın zamanda yapılan genetik alanındaki araştırmalar depresyonun sadece kronik hastalıklara yol açmayıp hücre ömrünün de kısalmasına yol açtığını göstermiştir.

Bu araştırma sonuçları depresyonda oluşan kronik hastalıkların da hücre ömrünün kısalmasına bağlı olabileceğini düşündürmüştür.

Aynı zamanda depresyonun insanları nasıl yaşlandırdığı ve daha çabuk hastalandırdığı daha iyi anlaşılmıştır” dedi.

Telomer nedir?

Telomer kromozomların bitişinde bulunan ve DNA'yı tehden koruyan bir noktada yer alıyor. İnsanlar yaşlandıkça telomerler kısalıyor.

Aynı yaştaki insanlardan, telomerleri daha kısa olanlarda kanser, kalp hastalığı, bunama ve ölüm riskinin daha yüksek olduğu görüldü. Dr. Okereke ve araştırmacılar yaşları 42 ile 69 arasında 5243 kadını inceledi.

Daha fazla fobisi olduğu öğrenilen kadınların daha kısa telomerlere sahip olduğu ortaya çıktı.

Depresyonda telomerler kısalıyor

Son yıllarda uzun süren ve ağır depresyonun yaşamı tehdit edici kronik hastalıklarla ilişkili olduğu ve daha erken ölümle ilişkili olduğu yönünde bazı araştırmalar yapıldığını kaydeden Karaş, “ABD’de yakın zamanda yapılan bir çalışma ise depresyonun doğrudan hücre ömrünü kısaltabildiğini ve yaşlanmayı hızlandırdığını gözler önüne serdi.

Bu çalışmada ağır ve kronik depresyonu olan kişilerde kromozomların uçlarında bulunan ve kromozomları koruyucu görev yapan “telomerler” adlı yapıların depresyonu olmayanlara göre daha kısa olduğu gösterildi. Telomerler insan hücreleri bölündükçe kısalırlar ve bir süre sonra belli bir kısalığa ulaştıkları için hücre bölünmesi durur.

Hücre bölünmesi durduğu için de hücre yaşlanmaya başlar ve hücre ölümü gerçekleşir.

Telomer ne kadar uzun ise hücre o kadar uzun yaşar

Yani telomer insan hücresi için bir çeşit biyolojik saat gibidir ve ne kadar uzun ise hücre o kadar uzun yaşayabilir. Depresyon telomerlerin kısalmasına yol açarak hücre ömrünü kısaltır.

Böylelikle depresyon geçiren kişiler kısalmış hücre ömrü nedeniyle hem daha hızlı yaşlanır hem de yaşlanma ile gelen hastalıklara daha yatkın olurlar.

Yani depresyon sadece intihara yol açtığı için değil doğrudan ‘ömürden ömür yiyor’ demek mümkündür.

Tedavi edilmeyen depresyon felç, diyabet ve kanser nedeni

Depresyonun tedavi edilmemesi kişileri; kalp hastalıkları, diyabet, bazı kanser türleri, MS hastalığı ve felç gibi hastalıklara daha yatkın hale getirir.

Depresyonun tedavi edilmesi ise kişileri hem bu hastalıklardan hem de yaşlanmadan korur.

Çünkü araştırmalar aynı zamanda şunu göstermiştir ki depresyonu olan birçok kişide tedavi başlandığı andan itibaren telomerler telomeraz enziminin aktivitesinin artması sayesinde uzamaya başlar” dedi.

“Depresyon ne kadar şiddetli olursa olsun tedavi vardır”

Ne kadar şiddetli olursa olsun depresyonun tedavisinin mümkün olduğunu kaydeden Karaş, “Kişi depresyona girdiğinde depresyonun bir parçası olan ümitsizlik nedeniyle bu kasvetli ruh halinden hiçbir zaman kurtulamayacakmış gibi gelir. Oysa depresyonun şiddeti ne kadar fazla olursa olsun tedavi seçeneği her zaman için bulunmaktadır.

Bu noktada doğru tedavi arayışı önem kazanmaktadır. Depresyondaki kişilerin önemli bir kısmı ya tedaviye başvurmamakta ya da psikiyatri dışı tedavi arayışlarına yönelmektedir.

Hafif şiddetteki depresyonlar bazen kendiliğinden, sosyal destekle ya da yaşam tarzını değiştirmekle düzelebilmekle birlikte depresyonun psikiyatrik tedavi yöntemleri dışında kanıtlanmış tedavi biçimi bulunmamaktır.

Bu sıkıntılı ruhsal durumdan bir an önce kurtulmak için kolaycı ve mucizevi çözüm yöntemlerine yönelmek kişilerde ümitsizliği artırıp tedavi arayışlarını bırakmaya yol açmaktadır. Böylece depresyonun kronikleşmesine zemin hazırlanmış olur. Psikiyatrist ile işbirliği yapan hastalarda ise depresyonun iyileşme oranları oldukça yüksektir. Hafif şiddetteki depresyonda ise tek başına psikoterapi çoğu kez yeterli olmaktadır” dedi.

Источник: https://t24.com.tr/haber/depresyon-omru-kisaltiyor,317642

HİPOTİROİD

Depresyon Hastalık Hastalarında Daha Sık Görülüyor

Tiroit bezinin normalden çok çalışarak aşırı miktarda tiroid hormonu üretmesine hipertiroidi denilir. Çeşitli nedenlerle kanda tiroid hormonunun artmasına ise tirotoksikoz denilir. Her ikisininde belirti ve bulguları aynıdır. Her iki durumda da kanda T3 ve T4 tiroid hormonlarının düzeyi artar. Kanda TSH düzeyi ise düşer.

En sık görülen nedeni Graves hastalığı denilen durumdur. Sıcak nodüller özellikle yaşlı hastalarda hipertiroidinin diğer önemli bir sebebidir. Tiroid hormonlarının kontrolsuz alımı, bazı iltahabi tiroid hastalıkları, aşırı iyot alımı ve doğum sonrası tiroid hastalığı diğer hipertiroidi ve tirotoksikoz sebepleri arasında sayılabilir.

Hipertiroidi oldukça rahatsızlık ve şikayet oluşturan, zarar verici toksik bir durumdur.

Hipotiroidizm nedir?

Kanda tiroid hormonlarının normalden az olmasına hipotiroidi denir. En önemli ve en sık görülen sebebi tiroid bezinin az çalışmasıdır. Tiroid bezinin az çalışması tiroidit denilen iltahabi tiroid hastalığına  (Hashimato) bağlı olarak gelişir.

Hashimato tiroiditi kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür ve yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. Tiroid bezinin ameliyatla çıkarılması ve radyoaktif iyot tedavisi hipotiroidinin diğer sebepleri arasında sayılabilir.

Nadiren de kullanılan bazı ilaçlara veya bazı nadir beyin hastalıklarına bağlı olarak da hipotiroidi oluşabilir.

Hipotiroidinin en sık rastlanan belirtileri neler?

Hipotiroidinin belirtileri hastalığın şiddetine bağlı olarak değişim gösterir. Hastalığın erken dönemlerinde çok belirgin olmayan şikayetler hastalığın şiddeti arttıkça çok belirgin hale gelir. Erken dönemlerde şikayetler genellikle yaşlılığa bağlanır ve tanısı zordur.. Ayrıca şikayetler çok çeşitlilik gösterir.

Bu nedenle hastalık pek akla gelmez ve başka gerekçelerle yapılan testler sonucunda tesadüfen ortaya çıkar.  En sık görülen belirtiler yorgunluk hissi, uyuşukluk, halsizlik, dikkat bozukluğu ve unutkanlıktır. Depresyon hipotiroidi hastalarında çok sık görülür.

Ses kalınlaşması, üşüme, cilt kuruluğu, terlemede azalma, saç dökülmesi, kabızlık, kilo alma, kilo vermede zorluk, tırnaklarda kırılma ve iştah kaybı sıklıkla görülür.

Hastalığın daha da ilerlediği durumlarda hareket yavaşlaması, kramplar, kalp ritminde yavaşlama, göz etrafında şişlik, el ve ayaklarda şişlikler görülmeye başlanır. Ancak her hastada bu bulgu ve belirtilerin hepsi bir arada bulunmayabilir.

Kalpte de sorunlara yol açabilir mi?

Evet, özellikle tedavi edilmeyen hastalarda önemli sorunlara yol açabilir. Hipotiroidide kalp hızında yavaşlama görülür ve tansiyon yükseliği oluşur.

Kanda kolesterolün yükselmesine bağlı olarak damar sertliği ve kalp damar hastalığı oluşur. Hastalığın ilerlemesi durumunda kalp zarlarında sıvı birikir ve kalp yetmezliği gelişebilir.

Bu nedenle hipotiroidi hastalarının düzenli olarak kalp kontrolü yaptırmalı, kan kolesterol düzeylerini ölçtürmeleri gerekir.

Sindirim sisteminde nasıl problemler yaratıyor?

Hastalarda kabızlık çok sık görülen bir şikayet olarak ortaya çıkar. Bütün sindirim sistemi hareketlerinde yavaşlama olur.. Bu durum hazımsızlık, şişkinlik ve kabızlık şikayetlerine neden olur. Ayrıca, safra kesesi hareketlerinde oluşan yavaşlama hazımsızlık şikayetlerinde artışa neden olur. Hipotiroidi mide ve barsaklarda emilim bozukluğuna da yol açar.

Demir, B vitamini ve folik asit emilimindeki azalmaya bağlı olarak kansızlık hipotiroidi hastalarında sıklıkla ortaya çıkar. Metabolizma azalmasına bağlı olarak oluşan üiüme hissi kansızlıkla beraber iyice artar.

Hipotiroidi hastalarının kan sayımı ölçümlerinin düzenli olarak yapılması ve kansızlık gelişmişse demir, B vitamini, folik asit ve selnyum gibi element ve vitaminleri almaları gerekir.

Böbrekleri de etkiliyor mu?

Evet. Hipotiroididen maalesef böbrekler de etkileniyor. Böbreklerle ilgili bulgular erken dönemde pek gözlenmezken hastalık ilerledikçe ortaya çıkıyor. Böbrek kan akımında azalma ve idrar yapımında azalma gelişiyor. İdrarın yapısında değişiklik oluşuyor.

Vücutta su ve tuz tutulumunda artış ve buna bağlı olarak tansiyon yüksekliği gelişiyor. İleri evrelerde su ve tuz tutulumundaki artışa bağlı olarak miksödem denilen ağır tablo gelişebiliyor.

Ancak günümüzde hastalığın tanısı daha erken evrelerde konulabildiği için böyle ağır durumlarla pek sık olarak karşılaşılmıyor.

Solunum sisteminde ne tür sorunlar görülür?

Hipotiroidi bütün sistemleri etkilediğinden solunum sistemi de olumsuzluklardan nasibini alır. Bu hastalarda solunum sayısında azalma ortaya çıkar.

Zaten bu hastalarda halsizlik bitkinlik gibi şikayetler varken daha az oksijen alınması hastaların daha da enerjisiz kalmalarına neden olur.

Kas hareketlerinin esnekliğinin azalmasına ve boğaz kuruluğuna bağlı bağlı olarak horlama ve uykuda apne denilen kısa süreli solunum durmaları özellikle kilolu obez hastalarda ortaya çıkabilir. Ödem ve esneklik azalmasına bağlı olarak ses kalınlaşması görülebilir.

Kramplar hipotiroidi habercisi olabilir mi?

Bazen hipotiroidinin tek belirtisi kaslarda kramplarıolabilir. Bu şikayeti olan hastalarda tiroid fonksiyonlarına bakmak gerekir. Kramp şikayetine kas güçsüzlüğü ve kas ağrıları da eşlik edebilir. Reflekslerde ve hareketlerde yavaşlama kas sertleşmesine bağlı olabilir. Eklemlerde ağrı, eklem hareketlerinde kısıtlılık ve eklemlerde şişlik görülebilir. 

Ciltte nasıl değişiklikler olur?

En önemli bulgular ciltte olur. Cilt kuru, kaba, kalın ve soğuktur. Terlemenin azalmasına, yağ bezlerinin az çalışmasına bağlı olarak cilt kurudur. Saçlar kalın ve kabadır. Saç dökülmesinde artış olur.

İleri evrelerde kaşlarda da azalma gçrülebilir. Tırnaklar kolay kırılır ve kabalaşmıştır. Tırnakların uzaması yavaşlar üzerinde yarıklar oluşabilir. Ciltteki soğukluk ve solukluk kansızlıkla iyice belirginleşir.

Yüzde sarımtırak soluk bir renk hakim olur. 

Hipotirodinin kısırlığa yol açtığı söyleniyor..

Hipotiroidi hastalarında adet düzensizliği sıklıkla görülür. Adet sayısında artma ve kanama miktarında artış görülür. İleri evrelerde adetlerde azalma izlenir. Cinsel isteksizliğe yol açtığından ve yumurtlamayı azalttığından gebe kalma zorlaşabilir.

Kısırlık tedavisi gören hastalarda hipotiroidi görülme oranı yükselmektedir. Bazı çalışmalarda hipotiroidi ile kısırlık arasında paralellik bulunmuştur.

Bu nedenle özellikle tüp bebek yapacak hastaların tiroid fonksiyonlarının incelenmesi eğer hipotiroidi var ise tedavisi gerekir.

Çocuklarda zeka geriliği yaptığı doğru mu?

Tiroid hormonları doğumdan sonra gelişme ve büyüme için mutlaka gereklidir. Yenidoğanlarda tiroid bezinin az çalışması beyin ve sinir sistemindeki gelişmeyi durduracağı için zeka geriliğine neden olur. Bu çocuklarda dil büyüktür.

Ses kaba ve kalındır. Cil kuru ve kalındır. Güçlükle beslenebilirler. Kemik yaşı geri kalır, dişler zamanında çıkmaz. Bu ağır tablo ortaya çıkmadan tanı doğumdan hemen sonra konmalı ve tedavi en kısa sürede başlamalıdır.

Aksi takdirde zeka geriliği kalıcı hale gelir.

Çok üşüme hipotiroidi belirtisi olabilir mi?

Özellikle yaşlılarda çok üşüme hipotiroidinin tek belirtisi olabilir. Metabolizmanın azalmasına bağlı olarak vücut ısısında azalma meydana gelir.

Vücut daha fazla ısı kaybını önlemek için bir savunma mekanizması olarak damarların büzülmesini ve cilt kan akımının azalmasını sağlar. Bu durum soğuğa karşı olan tahammülsüzlüğü iyice artırır.

Hipotiroidi nedeniyle gelişen kansızlık vücudun ısınmasını iyice güçleştirir. Özellikle yaşlı hastalar ellerinin ve ayaklarının sıcak havalarda bile üşüdüğünden yakınırlar.

Hipotiroidi kolesterol düzeyini de etkiliyor mu?

Hipotiroidi hastalarında lipid metabolizmasında azalma oluşur. Bu nedenle kanda lipid düzeyleri artar. Bazen hipotiroidinin tek bulgusu kanda lipid düzeyinin artması olabilir.

Yapılan ölçümlerde hipotiroidi hastalarında kan total kolesterolünde ve kötü kolesterol dediğimiz LDL’nin miktarlarında artışlar olduğu saptanmıştır. Kan kolesterol ve kötü yağların artışı kalp damar hastalıklarının hipotiroidi hastalarında daha sık gelişmesine neden olabilir.

Bu hastalarda hipotiroidi tedavisiyle kan kolesterol ve LDL düzeyleri yavaş yavaş normale döner.

Şişmanlığa yol açıyor mu?

Hipotiroidi metabolizmanın yavaşlamasına sebep olur. Metabolizmanın yavaşlamasına bağlı olarak hipotiroidi bir miktar kilo almaya sebep olabilir.

Ancak tedavi ile alınan kilolar kolaylıkla geri verilemez. Aşırı kilo alma ancak ağır hipotiroidinin olduğu durumlarda ortaya çıkabilir.

Bu durumda da kilo alma çoğunlukla su ve tuz tutulmasına yani ödeme bağlıdır ve hipotiroidinin tedavisiyle düzeltilebilir.

Bu hastalık sık görülüyor mu?

Bu hastalık oldukça sık ve yaygın görülmektedir. Tüm toplum bireylerinde yaklaşık %5 oranında görülmekle birlikte kadınlarda görülme sıklığı daha fazladır. Yaş ilerledikçe hipotiroidinin görülme sıklığı artar.

Yaşlılarda 20 kadından birinde aşikar veya gizli hipotiroidi görülebilmektedir.

Ailesinde hipotiroidi olanlar, daha önce tiroid hastalığı geçirenler, tiroid ameliyatı olanlar veya radyoaktif iyot (atom) tedavisi olanlarda hipotiroidi görülme sıklığı artmaktadır.

Peki, hipotiroidinin sebepleri neler?

Hipotiroidinin en önemli sebebi Hashimato hastalığı olarak bilinen tiroid bezinin iltahabi ahstalığıdır. Tam olarak mekanizması belli olmamakla beraber bağışıklık sistemindeki bir bozukluktan ortaya çıktığı sanılmaktadır.

Ayrıca, ameliyat ile tiroid bezinin tamamının veya bir kısmının alınması, radyoaktif iyot (atom) tedavisi, lityum gibi bazı ilaçların alınması hipotiroidi sebepleri arasında sayılabilir. Gebelik veya doğumdan sonra, iyot azlığı veya çokluğu hipotiroidinin diğer sebepleridir.

Nadir olarak bazı beyin ve sinir hastalıkları da hipotiroidi yapabilir.

Nasıl teşhis ediliyor?

Hekimin ilk önce hipotiroididen şüphelenmesi gereklidir. Daha sonra tanı koymak çok kolaydır. Kan TSH, T3 ve T4 düzeylerine bakılır. Genellikle T3 ve T4 düzeyleri normalken TSH düzeyinde artış gözlenir.

Daha ileri durumlarda TSH düzeyi çok yükselir ve o durumlarda T3 ve T4 düzeylerinde düşme gözlenir. AntiTPO ve AntiTg gibi antikor denilen kan proteinlerinin düzeyinin de ölçülmesi gereklidir.

Hashimato hastalığında bu değerlerin bazen her ikisi de bazen sadece biri yüksek bulunur. Antikor düzeyleri tedaviyle düzelmez.

Peki nasıl tedavi ediliyor?

Bir kere teşhis edildikten sonra kan TSH düzeyinin normale indirilmesi gerekir. Bunun için T4 hormonu ilaçla dışarıdan verilir. Tiroksin denilen bu hormon uygun dozlarda alınırsa hiçbir zararı yoktur, kullanılması kolaydır yan etki oluşturmaz.

İlaç düzenli olarak sabahları aç karnına alınmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki bu tedavi sadece kan değerlerini düzeltmek içindir. Hastalığın kendisini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle hastalar ömür boyu ilaç kullanmak zorundadır.

Ayrıca hastalara demir, B vitamini, folik asit ve selenyum gibi destek tedavilerinin verilmesi yararlıdır.

Источник: https://www.leventkabasakal.com/hastalik-turleri/tiroit/hipotiroit/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть