Depresyondaki Kadınlar Hamile Kalamıyor

içerik

Kadınlarda Depresyon Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Depresyondaki Kadınlar Hamile Kalamıyor

Kadınlar sadece depresyona erkeklerden daha yatkın değildirler, aynı zamanda kadınlarda Depresyonun Nedenleri ve semptomların kalıpları bile farklılık göstermektedir.

Üreme hormonlarından, strese karşı kadınsal tepkilere, sosyal baskılara kadar çoğu faktör, kadınlarda depresyonun eşsiz tablosuna eklenmektedir.

Bu faktörleri öğrenmek Depresyon riskini azaltmaya ve onu daha etkili şekilde tedavi etmeye yardım edebilir.

Kadınlarda Depresyonu Anlamak

Depresyon hayatınızın her alanını etkileyebilen ciddi bir durumdur. Sosyal hayatınızı, ilişkilerinizi, kariyerinizi, amaç ve öz-değer duygunuzu etkileyebilir. Ve Özellikle kadınlar için, depresyon yaygındır. Gerçekte, Ulusal Ruh Sağlığı Derneği’ne göre, her sekiz kadından biri, hayatı boyunca bir noktada depresyon geliştirecektir.

Eğer mutsuz, suçlu, yorgun ve genel olarak “sıkıntı çeken” bir ruh halindeyseniz, majör depresyondan muzdarip olabilirsiniz. Fakat iyi haber depresyonun tedavi edilebilmesidir ve depresyonun kadınları üzerindeki etkileri ve doğuracağı sonuçları daha fazla anlamanız ve daha donanımlı olmanız sayesinde, üzerinizdeki bu durumla daha iyi mücadele edeceksiniz.

Kadınlarda Depresyonun Belirti ve Bulguları

Kadınlarda depresyonun belirtileri majör depresyonun belirtileri ile aynıdır. Yaygın şikayetler şunlardır:

– Depresif ruh hali

– Daha önce ze alınan aktivitelere ilgi kaybı

– Suçlu, umutsuz ve değersiz hissetmek

– İntihar düşünceleri ya da tekrarlayan ölüm düşüncesi

– Uyku bozuklukları (çok uyumak ya da az uyumak)

– İştah ve kilo değişiklikleri

– Enerji eksikliği ve yorgunluk

Kadınlar ve Erkekler Arasında Depresyon Farklılıkları

Depresyonun belirti ve bulguları hem kadınlarda hem erkeklerde aynı olsa da, kadınlar bazı semptomları yaşamak konusunda, erkeklere göre daha meyillidir. Örneğin, güneş ışığının az olduğu kış aylarında depresyon, mevsimsel duygulanım bozukluğu, kadınlarda daha yaygındır. Ayrıca, kadınlar alışılmadık Depresyon Belirtileri göstermeye daha yatkındır.

Alışılmadık depresyon belirtilerinde, az uyumak, az yemek ve kilo vermektense, tam tersi görülür: aşırı uyku, çok fazla yemek (özellikle karbonhidratlar), kilo almak.

Depresyonla ilişkili suçlu hissetme duygusu, kadınlarda yaygın ve belirginidir. Kadınlarda ayrıca, tiroid problemleri insidansı yüksektir.

Hipotiroidi depresyona neden olabildiği için, bu tıbbi problem daima depresyonda olan kadınlarda bir uzman tarafından ekarte edilmelidir.
Erkek ve Kadın Depresyonu Arasındaki Farklar
Kadınların Eğilimi:Erkeklerin Eğilimi:
Kendini suçlamakBaşkalarını suçlamak
Mutsuz, değersiz, ilgisiz hissetmekÖfkeli, huzursuz ve egosu şişmiş hissetmek
Kaygı ve Korku hissetmekŞüpheli ve tetikte hissetmek
Her ne pahasına olursa olsun çatışmadan kaçmakÇatışma yaratmak
Endişeli ve moralsiz hissetmekUmursamaz ve tedirgin hissetmek
Sınır koymakta zorlanmakHer durumda kontrol etme ihtiyacı hissetmek
Kendi şüpheleri ve kaygıları ile ilgili konuşmayı kolay bulmakKendi şüphe ve kaygılarından bahsetmeyi “zayıflık” görmek
Kendini tedavi etmke için, yiyecekleri, arkadaşları ve “aşkı” kullanmakKendini tedavi etmek için, alkolü, seksi, TV’yi ve sporu kullanmak

Kadınlarda Depresyonun Nedenleri

Kadınlar, erkeklere oranla yaklaşık iki kat daha fazla depresyona girerler. Bu iki-bir farklılığı, genetik, etnik ve ekonomik ayrılıklara dayanmaktadır.

Aslında, bu depresyon oranı cinsiyet farklılığı, dünya üzerindeki çoğu ülkede bulunmuştur. Kadınlarda depresyonun daha yüksek yoğunluğunu açıklamaya çalışan bir seri teori mevcuttur.

Sosyal, psikolojik ve biyoloik etkenler dahil çoğu etken, karmaşık bulunmuştur.

Kadınlarda Depresyonun Biyolojik ve Hormonal Nedenleri

Premenstrüel Sorunlar: Adet döngüsü sırasındaki hormonal dalgalanmalar, şişkinlik, sinirlilik, yorgunluk ve duygusal reaktivite gibi premenstrüel sendroma benzer belirtilere neden olabilir. Çoğu kadın için, PMS hafiftir. Fakat bazı kadınlarda, belirtiler, premenstrüel disforik bozukluk (PMDB) tanısı konulacak ve yaşamlarını bozabilecek kadar şiddetli olabilir.

Gebelik ve Kısırlık: Hamilelik sırasında oluşan çoğu hormon değişikliği, özellikle yüksek risk altındaki kadınlarda depresyona yol açabilir. Hamilelikle ilişkili kısırlık, istenmeyen gebelik ve düşük gibi diğer konular da ayrıca depresyonda rol oynayabilir.

Doğum Sonrası Depresyonu: Birçok yeni anne “bebek stresi”ni yaşar. Bu durum birkaç hafta içinde azalan normal bir reaksiyondur. Ancak, bazı kadınlarda depresyonla sonlanacak kadar şiddetlidir. Bu durum, doğum sonrası depresyonu olarak bilinir. Doğum sonrası depresyonunun,en azından kısmen hormonal dalgalanmalar tarafından etkilendiğine inanılmaktadır.

Perimenopoz ve Menopoz: Kadınlarda üreme hormonlarının hızla dalgalanması durumunda, menopoza yol açan adım olan perimenopoz süresinde depresyon riski artabilir. Geçmiş depresyon öyküsü olan kadınlar, menopoz süresince de olmak üzere yüksek risk altındadır.

Kadınlarda Depresyonun Psikolojik Nedenleri

Olumsuz duyguları tekrarlayarak odaklanmak – Kadınlar depresyondayken düşünmeye daha meyillidirler.

Bu, duygusal gerginliği gidermek için ağlama, neden depresyonda olduğunuzu anlamaya çalışma ve arkadaşlarınızla depresyonunuz hakkında konuşma gibi durumları içerir.

Ancak, tekrarlamanın depresyonu devam ettirdiği ve hatta daha kötüye gitmesini sağladığı bulunmuştur. Diğer taraftan erkekler, depresyonda olduklarında dikkatlerini dağıtmaya meyillidirler. Tekrarlamanın aksine oyalanma depresyonu azaltabilir.

Stres- Bazı çalışmalar, az stres düzeyi altında, kadınların erkeklerden daha fazla depresyon geliştirdiğini göstermektedir. Ayrıca, stres altında kadınların psikolojik tepkileri farklıdır. Kadınlar, erkeklerden daha fazla stres hormonu üretir ve kadın cinsel hormonu progesteron, erkeklerde olduğu gibi stresin, hormon sisteminin kendisini kapatmasını sağlamasını engeller.

Beden algısı sorunları—Depresyonda cinsiyet farklılığı ergenlik çağında başlar. Ergenlik döneminde cinsiyet farklılıklarının ortaya çıkması önemli bir rol oynar. Bazı araştırmacılar, ergenlik dönemindeki cinsel gelişim süresinde kızlarda artan dış görünüş memnuniyetsizliğine dikkat çekmektedir.

Kadınlarda Depresyonun Tedavisi

Çoğu için, Depresyondan muzdarip kadınlar, başka herkes gibi aynı tedavi tiplerini almaktadır. Temel tedavi yaklaşımları, psikoterapi ve antidepresan tedavisidir. Ancak, kadınlarda depresyon için bazı özel tedavi şekilleri vardır.

Depresyon, Hormonlar ve Üreme Döngüsü

Üreme döngüsü ile ilişkili hormon dalgalanmaları, kadınların ruh hali üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Bu olasılığın ışığında, siz ve doktorunuz daima depresif belirtiler ve kadın üreme döngüsü arasındaki bağlantıya bakmalısınız. 

– Sizin depresyonunuz menstrüel dönem ve olası bir PMS etkisi ile bağlantılı mı?

– Hamile misiniz ve vücudunuzda ve sizde süregelen büyük değişikliklerle ilgili komplikasyonlarla mücadele mi ediyorsunuz?

– Son zamanlarda doğumdan sonra bebek stresi ile mücadele ediyor musunuz?

– Ya da menopozunuz yaklaşıyor mu, duygusal ve hormonal dalgalanmalar ile mi uğraşıyorsunuz?

Üreme döngüsünün tüm bu kilometre taşları depresyonu etkileyebilir ve tetikleyebilir. Bu ayrıca, hormon replasman tedavisi ya da doğum kontrol ilacının yan etkileri ile ilgili ruh halini de dikkate almak önemlidir. 

Depresyon tedavisi Kadınlar İçin Nasıl Farklılık Gösterir

Spesifik tedavi yöntemleri, genellikle kadınlar için modifiye edilmelidir. Kadınsal biyolojik farklılıklar sebebiyle, kadınlar genel olarak erkeklerden daha düşük dozlarda antidepresanlara başlatılmalıdır. Ayrıca kadınların yan etkileri yaşama olasılığı daha yüksektir, bu yüzden herhangi bir ilaç kullanımı yakından izlenmelidir.

Son olarak, kadınların, anksiyete bozuklukları ve yeme bozuklukları gibi diğer durumlar için eş zamanlı tedavi gerektirme durumu erkeklere göre daha fazladır.

Kadınlarda Depresyon İçin Kendi Kendine Yardım

Basit bir yaşam tarzı değişikliği ile depresyonunuzda büyük yıkım gerçekleştirebilirsiz: Her gün egzersiz yapmak, yalıtılma dürtüsünden kaçınmak, yararsız yiyecekler yerine sağlıklı yiyecekler yemek, rahatlamak ve ara vermek için dışarıda zaman geçirmek.

İyi hissetmek zaman alır, fakat eğer her gün kendiniz için olumlu seçimler yaparsanız ve başkalarının desteğini alırsanız, oraya varabilirsiniz.

– Güvenebileceğiniz birine duygularınızı açın. Sevdiğiniz ve güvendiğiniz insanlarla neyin içinde olduğunuzu paylaşın. İhtiyacınız olan desteği ve yardımı isteyin. Çok değer verdiğiniz ilişkilerden kendinizi geri çekmiş olabilirsiniz, fakat bu zorlu dönemde size yardım edebilirler.

– Öyle hissetmeseniz bile, sosyal aktivitelerde bulunmak için çaba gösterin. Depresyonda olduğunuzda, içinize dönmek daha rahat hissettirir. Fakat diğer insanların etrafında olmak, sizi daha az depresif hissettirir.

– Kalkın ve hareket edin. Çalışmalar, düzenli egzersiz yapmanın, yorgunluk hissini azaltmada, antidepresan ilaçlar kadar etkili olabildiğini göstermektedir. Ağır spor yapmanız gerekmez. Her gün yapılan bir 30 dakikalık yürüyüş, ihtiyaç duyulan desteği verecektir.

– 8 saat uyku hedefleyin. Depresyon genel olarak uyku problemlerine neden olur. Ruh haliniz nedeniyle, çok az ya da çok fazla uyursunuz. Sağlıklı uyku alışkanlıklarını öğrenerek, daha iyi bir uyku düzeni edinin.

– Her gün biraz güneş ışığı alın. Gün ışığı eksikliği, depresyonun daha kötüye gitmesine sebep olur. Yeterince aldığınızdan emin olun. Açık havada kısa yürüyüşler yapın, bir kahve için, açık havada yemekten keyif alın, bir bankta insanları seyredin ya da bahçede oturun.

– Rahatlama teknikleri uygulayın. Günlük rahatlama teknikleri depresyon semptomlarını hafifletmeye, stresi azaltmaya, mutluluk ve huzur duygularını arttırmaya yardım edebilir. Yogayı, derin nefes almayı, kas rahatlatma hareketlerini ya da meditasyonu deneyin.

Premenstrüel Disforik Bozukluk

Çoğu kadın, premenstrüel sendromla (PMS) çok tanışıktır. Şişkinlik, huysuzluk ve yorgunluk gibi PMS’in istenmeyen belirtiler menstrüel döngü içinde, aynı anda ve her ay tekrarlayarak ortaya çıkar. Çoğu kadın için, bu premenstrüel belirtileri, rahatsızlık vericidir, fakat kaybolmaz.

Ancak on kadın içinden biri için, belirtiler çok sıkıntı vericidir ve premenstrüel disforik bozukluk ( PMDD) teşhisi konulan bir rahatsızlıktır. PMDD, şiddetli depresyon, asabiyet ve diğer duygu-durum bozuklukları ile karakterizedir. Belirtiler regl öncesi yaklaşık 10-14.

günlerde başlar ve başlangıçtan birkaç gün içinde gelişir.

Premenstrüel Disforik Bozuklukları Belirtileri
§  Üzüntü ya da umutsuzluk hissi§  Gerginlik ve Kaygı hissi§  Panik Atak§  Ruh hali dalgalanmaları ve ağlama§  Kalıcı sinirlilik ya da öfke§  Günlük aktivitelere ve ilişkilere ilgisizlik§  Konsantrasyon güçlüğü§  Bitkinlik ve düşük enerji§  Yeme isteği ve çok fazla yeme§  Uyku bozuklukları§  Kontrolden çıkma duygusu§  Fiziksel belirtiler  (şişkinlik, göğüslerde hassasiyet, baş ağrısı, kas ağrısı)

Premenstrüel Disforik Bozukluk İçin Kendi Kendine Yardım Etme

PMDD semptomlarını iyileştirmek için, atmanız gereken çok adım vardır. Çoğu, yaşam tarzında basit değişiklikleri gerektirir.

Egzersiz- Düzenli aerobik egzersizi PMDD semptomlarını azaltabilir.

Beslenme Değişiklikleri- Beslenmenizdeki değişiklikler belirtileri azaltmaya yardımcı olabilir. Tuzu, yağlı yiyecekleri, kafeini ve alkolü kesmek tavsiye edilir. Kompleks karbonhidratlardan bolca tüketmek de ayrıca önerilmektedir.

Besin takviyeleri- B-6 vitamini, kalsiyum, magnezyum, Vitamin-E ve triptofanın PMDD’den muzdarip kadınlara yararlı olduğu görülmüştür. 

Bitkisel İlaçlar- Çuha çiçeği yağı ve hayıt ağacı meyvesinin her ikisi de PMDD tedavisinde etkili olduğu bulunan ve üzerinde çalışılan bitkisel takviyelerdir.

Stres Azaltma- Stresi azaltmak için Rahatlama teknikleri ve diğer stratejiler, PMDD semptomlarını yardım edebilir. Yoga ve Meditasyon özellikle etkilidir.

Источник: https://www.cevapsepeti.com/kadinlarda-depresyon-nedenleri-belirtileri-ve-tedavisi/

Depresyon Hamileliği Engeller mi?

Depresyondaki Kadınlar Hamile Kalamıyor

Hepimizin hayatında iniş çıkışlar, stres oluşturabilecek birtakım unsurlar vardır. Ancak karşılaşılan bu olumsuz durumlarla baş edebilmek, sadece o sorunun üstesinden gelmek ile sonuçlanmakla kalmaz, aynı zamanda sağlığımızı da daha az olumsuz etkiler.

Çünkü stres yönetimi yapamamak, zamanla kişiyi depresyona sürükleyebilir. Depresyon ise psikolojik olduğu kadar fiziksel olarak da hayat kalitesini olumsuz etkileyen bir durumdur.

Peki stresin hamile kalmak üzerinde ne gibi etkileri olabileceğini hiç düşündünüz mü? O zaman depresyonun kadın sağlığı üzerindeki etkilerini öğrenmek ve depresyon hamileliği engeller mi sorusunun cevabını öğrenmek için okumaya devam edin!

Depresyonun Kadın Üreme Sağlığı Üzerindeki Etkileri

Kadınların üreme sisteminde rol oynayan en önemli şey hormonlardır. Kadınların menstrual döngüleri birtakım hormonların belirli dönemlerde yükselip alçalması ile gerçekleşir.

Bu hormon seviyelerinin değişmesi kadınların psikolojisi üzerinde de etki yapmaktadır. Tam tersini düşünecek olursak, kadının psikolojik durumu da hormonlar üzerinde etki yapmaktadır.

Bu etkiler genellikle şu şekillerde görülmektedir;

  • Bazı kadınlarda adet döneminden bir veya iki hafta öncesinde başlayan birtakım semptomlar olur.

Şişkinlik, baş ağrısı, sinirlilik ve karamsarlık bu etkilerden bazılarıdır.

Depresyon yaşayan kişilerdeyse bu semptomlar çok daha ağır geçirilebilir. Araştırmalar, premenstruel sendrom adı verilen, kısaca PMS denilen bu adet öncesi sendromu ağır geçiren çoğu kadının depresyon gibi psikolojik problemlere sahip olduğunu göstermektedir.

  • Premenstruel disforik bozukluk, esasen PMS’in daha ağır versiyonudur ve her adet döngüsünde yaşanan sinirlilik ve depresyon hali daha üst seviyelerdedir. Bunun yanı sıra kilo alımı, yorgunluk, uyku düzensizliği gibi belirtilerin oluşmasına da neden olabilen bu durum, depresyon yaşayan kadınlarda üreme hormonları düzeylerinde oluşan farklılıklardan dolayı daha sık görülmektedir.
  • Yapılan araştırmalarda depresyon yaşayan kadınlarda adet düzensizliği yaşama olasılığının daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bu da kadınları psikolojik olarak etkilemenin yanı sıra fiziksel olarak da etkileyerek daha güç çocuk sahibi olmalarına neden olabilmektedir.

Hamile Kalmaya Fazla Odaklanmak İşi Zorlaştırıyor!

Bebek sahibi olmaya karar verdikten sonra korunmayı bırakan çoğu kadın hemen hamile kalabileceğini düşünmektedir.

Yumurtlama gününü takip eder, gerekli sıklıkta ilişkiye girer ve yapılması gereken her şeyi yapar. Ancak adet tarihi yaklaşınca yaptığı her test negatif sonuç gösterdiğinde hüsrana uğrayarak “Biz nerede yanlış yapıyoruz?” diye sorgular.

Aslında ortada yanlış yapılan bir şey yoktur. Sadece anne aday adayı, sağlıklı bir kadının gebe kalabilmesinin korunmasız ve düzenli bir ilişki ile bir yılı bulabileceği gerçeğini göz ardı etmektedir.

Hamile kalmayı planlayan kadın gününün büyük bölümünü bunun üzerine düşünmekle geçirmeye başlar. İlişkiye girmek için gün sayar, çoğu zaman ilişkiyi sadece çocuk amaçlı gerçekleştirmeye başlar. Sonrasında yine aynı döngü, gebelik testi ve negatif sonuç…

Aslında bu durumda kadın, normal olan bir şeyi “Acaba bizde bir problem mi var?” diye düşünerek problem haline getirmeye başlar. Bu durum da haliyle strese yol açar ve beraberinde pek çok sorunu daha getirir.

  • Sürekli bebek hakkında düşünmek kadında strese yol açarak hormon düzeylerinde dengesizlik yaratabilir ve bu da yumurtlamanın sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesine engel olabilir. Çünkü stres, hipotalamus adı verilen ve yumurtlamayı sağlayan hormonlarla aynı merkezde yönetilmektedir.
  • Sadece yumurtlama gününe odaklanmak esas günlerin kaçırılmasına neden olabilir. Çünkü kadınların yumurtlama günleri değişkenlik göstermektedir. Bu nedenle işi akışına bırakmakta, diğer günleri kaçırmamakta fayda vardır.
  • Gebelik planladığınızı herkesle paylaşmanız etraftan “Ee, bu ay bir şey yok mu?” gibi sorularla karşılaşmanıza neden olabilir. İnsanlar farkında olmadan üzerinizde bir baskı oluşturarak stres düzeyinizin artmasına neden olabilirler. Bu nedenle pek çok çift korunmayı bıraktıklarını sadece en yakınları ile paylaşmaktadır.

Cinsel ilişkiye girmek, haz almak için yapılan bir eylemdir. Ancak amaç hamile kalmak olunca bu ze alınan eylem bir göreve dönüşebilmektedir. Bu da çiftlerin isteksiz olmasına, çoğu zaman ilişkiye girmek istememesine ve stres oluşturarak kişinin psikolojisini ve dolayısıyla hormonlarını olumsuz etkileyebilmektedir.

Bu nedenle doktorlar çoğunlukla bu konuda çiftleri uyarmaktadır.

  • Çocuk sahibi olma konusunda duyulan endişe cinsel isteği azaltabilir. Kişiyi kötü beslenmeye itebilir ve bağışıklık sistemini zayıflatarak daha kolay hasta olmasını sağlayabilir.

Stresi Azaltmak ve Hamile Kalmayı Kolaylaştırmak İçin Ne Yapmalı?

Pek çok hastalığın ana sebeplerinden biri olan stresi yönetebilmek, hayat kalitesini yükseltmek açısından oldukça önemlidir.

Eğer siz de gebeliği stres haline getiriyorsanız veya depresyon gibi bir problemle mücadele ediyorsanız bundan kurtulmak için uygulayabileceğiniz birkaç püf nokta var:

  • Egzersiz yapmak fiziksel sağlığınızı korumakla beraber ruhsal sağlığınıza da iyi gelecektir. Bu nedenle eğer stresli bir yapıya sahipseniz ve bir bebek istiyorsanız hayatınıza biraz hareket katmanın tam zamanı! Haftada ortalama 3 kez yapacağınız ve alışkanlık haline getireceğiniz egzersiz, sizi daha mutlu bir insan yaparak olumsuz düşüncelerden arındırabilir.
  • Yoga ve meditasyonun insan psikolojisi üzerindeki etkileri yadsınamaz bir gerçek. Siz de yoga ve meditasyon yaparak kafanızdaki olumsuz düşüncelerden sıyrılabilir, hayatınızda yolunda gitmeyen şeylerin negatif etkilerinden bir nebze de olsa kurtulabilirsiniz.
  • Dengeli ve sağlıklı beslenme, fiziksel sağlığınız kadar ruhsal sağlığınız için de önemlidir.

Araştırmalar; omega-3 düzeyi düşük olan kişilerde daha çok depresyon görüldüğünü ortaya çıkarmıştır. Bunun dışında B12, B6, kolesterol, selenyum, çinko, demir, magnezyum veya D vitamini eksikliğine sahip kişilerde de depresyon görülme olasılığının çok daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Bu nedenle çok çeşitli ve sağlıklı bir beslenme, depresyonu engelleme veya çözmede oldukça etkili bir yöntemdir.

  • Eğer depresyonla tek başınıza mücadele ediyorsanız mutlaka bir uzmandan yardım almayı deneyin. Aksi takdirde durum daha da ileri seviyelere taşınarak size daha çok zarar verebilir. Eğer ilaçla tedavi görüyorsanız ve bu süreçte gebe kalmayı planlıyorsanız mutlaka bunu doktorunuzla paylaşmalısınız. Doktorunuz durumunuza göre doz veya ilaç ayarlaması yapacaktır.

Hamile kalmayı kolaylaştıracak 6 besin! Konulu makalemizi inceleyebilirsiniz. Hemen incelemek için aşağıdaki bağlantıya tıklayın.

Hamile Kalmaya Yardımcı 6 Besin!

Bu yazımızda pek çok kadının merak ettiği bir soruya cevap aradık; “Depresyon hamileliği engeller mi?”. Bu bilgiler ışığında stres ve depresyonun kadının üreme sağlığı üzerinde direkt etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Bu nedenle stres kaynaklarınızı azaltmaya, gebe kalma meselesini takıntı haline getirmemeye çalışarak ve herhangi bir psikolojik rahatsızlığınız varsa mutlaka alanında uzman birinden yardım alarak bu sorunları bertaraf etmelisiniz.

Siz kendinizi iyi hissettiğinizde her şey daha iyi olacak, minik bebeğinize kavuşacaksınızdır.

Источник: https://www.bebek.com/depresyon-hamileligi-engeller-mi/

Kadınlarda Depresyon

Depresyondaki Kadınlar Hamile Kalamıyor

Depresyon, son derece yaygın bir rahatsızlık. Bunların çoğunluğunuysa kadınlar oluşturuyor. Maalesef bu kadınların nerdeyse üçte ikilik ezici çoğunluğu, ihtiyaçları olan yardımı alamıyor.

Kadınlarda depresyon oldukça sık rastlanan bir durum. Yanı sıra, kadınların erkeklere göre klinik depresyon olma ihtimalleri iki kat daha fazla. Her dört kadından biri, hayatlarında en az bir kez majör depresyon yaşıyor. 

Depresyon nedir?

Depresyon, ciddi ve ilerleyen bir ruh hali bozukluğudur. Üzüntü, umutsuzluk, çaresizlik ve değersizlik hislerine neden olur. Uyuşukluk, iştah azlığı, uyuma zorluğu, düşük özgüven ve yorgunluk gibi belirtileriyle depresyon, şiddetli veya hafif seyredebilir.

Veya bütün gün bunalımlı bir ruh hali içinde olma, günlük faaliyetlere olan ilgi kaybı, kilo verme veya alma, uykusuzluk veya aşırı uyuma, yorgunluk, nerdeyse her gün suçluluk duyma, akıldan çıkmayan ölüm veya intihar düşüncesi gibi belirtileriyle yaşanan bir majör depresyon da olabilir.  

Kadınlarda depresyon belirtileri nelerdir?

Kadınlarda depresyon belirtileri arasında şunlar yer alır:

  • Sürekli üzgün, kaygılı veya “boşlukta” hissetme
  • Seks de dahil olmak üzere bütün faaliyetlerde ilgi veya ze kaybı
  • Huzursuzluk, asabiyet veya aşırı ağlama
  • Suçluluk, değersizlik, çaresizlik, umutsuzluk, kötümserlik hisleri
  • Çok fazla veya çok az uyuma, çok erken kalkma
  • İştah ve kilo kaybı veya aşırı yeme ve kilo alma
  • Enerji düşüklüğü, yorgunluk, “yavaşlamış” hissetme
  • Ölüm, intihar düşünceleri veya intihar etmeye teşebbüs etme
  • Yoğunlaşma, hatırlama ve karar verme güçlüğü
  • Baş ağrıları, sindirim bozuklukları ve kronik ağrı gibi tedaviye yanıt vermeyen, geçmeyen fiziksel belirtiler

Kadınlarda mani belirtileri nelerdir?

Mani, bazen bipolar bozuklukla birlikte meydana gelen, oldukça yüksek enerjili bir ruh halidir. Bipolar bozuklukta ruh hali, depresyonun diplerinden maninin zirvelerine salınabilir. Mani, yüksek enerjili bir ruh hali olmasına rağmen, durum ciddiye alınmalı ve tıbbi tedaviye başvurulmalıdır.

Maninin belirtileri arasında şunlar yer alır:

  • Anormal şekilde yüksek enerjili ruh hali
  • Asabiyet
  • Uyku ihtiyacının azalması
  • Büyük fikirler
  • Çok konuşma
  • Birbiriyle yarışan düşünceler
  • Cinsel faaliyet de dahil faaliyetlerde artış
  • Gözle görülür derecede enerji artışı
  • Risk almaya dek varan durumları, yerinde değerlendirmeme
  • Toplum içinde uygunsuz davranma

Neden kadınlarda depresyona erkeklerden daha çok rastlanır?

Ergenlikten önce depresyon, oranı kız ve erkek çocuklarda yaklaşık olarak aynıdır. Ama ergenliğin başlangıcıyla birlikte, bir kız çocuğunun depresyona girme riski, erkek çocuklara göre iki kat daha artar. 

Uzmanlar, kadınlarda artan depresyon olasılığının, bir kadının yaşamı boyunca meydana gelen hormon seviyesindeki değişikliklerle ilgili olabileceğine inanıyorlar. Bu değişiklikler ergenlik, gebelik ve menopoz sırasında olduğu gibi doğumdan, histerektomiden veya düşük yaptıktan sonra görünür hale gelir.

Ayrıca, her adet döngüsüyle birlikte meydana gelen hormonal dalgalanmalar da, adet öncesi gerginlik sendromuna (PMS) ve özellikle depresyon, kaygı, döngüsel ruh hali değişimleri ve uyuşukluk belirtileri gösteren ve ciddi bir sendrom olan adet öncesi disforik bozukluğa (PMDD) katkıda bulunabilir.

    

Kadınlarda depresyon ihtimalini neler artırır?

Konunun uzmanlarına göre, kadınlarda depresyon riskini artıran faktörler arasında üreme, genetik ve biyolojik faktörler; sosyal faktörler ve kişiye özgü psikolojik ve kişilik özellikler yer alır.

Ayrıca, çocukları ve işi arasında kalan kadınlarla çocuklarını yalnız büyüten kadınlar, depresyon belirtilerini tetikleyebilen stresi daha çok yaşarlar.

Riski artırabilen diğer faktörler arasında şunlar yer alır:

  • Ailede ruh hali bozukluklarının görülmesi
  • Üreme döneminin başlarında ruh hali bozuklukları yaşama
  • 10 yaşından önce bir ebeveynin kaybı
  • Sosyal desteğin kaybı veya bu tür bir kayıp ihtimali
  • İş kaybı, ilişki stresi, ayrılık veya boşanma gibi devam eden psikolojik ve sosyal stres
  • Çocukken fiziksel veya cinsel taciz yaşama
  • Bazı kısırlık tedavileri
  • Ağızdan alınan doğum kontrol haplarının kullanılması

Aynı zamanda kadınlar doğum sonrası depresyona da girebilirler. Bazı insanlar kışları mevsimsel duygulanım bozukluğu yaşarlar. Depresyon, bipolar bozukluğun bir parçasıdır. 

Kadınlarda depresyon aileden geçebilir mi?

Evet. Depresyon, ailelerden geçebilir. Aileden geçen depresyon, genellikle 15 ila 30 yaşları arasında başlar. Depresyonun aile bağlantısı, kadınlarda çok daha fazla görülür.

Kadınlardaki depresyon erkeklerdeki depresyondan nasıl farklıdır?

Kadınlarda depresyon, erkeklerdeki depresyondan birkaç açıdan farklıdır:

  • Kadınlarda depresyon daha erken oluşabilir, daha uzun sürebilir, tekrar oluşma olasılığı daha fazla olabilir, yaşamdaki stres veren olaylarla ilgili olma ihtimali daha yüksektir ve mevsimsel değişimlere karşı daha hassas olabilir.
  • Kadınların suçluluk duygusu yaşamaları ve erkeklerden daha az intihar etmelerine rağmen, intihara teşebbüs etme ihtimalleri daha fazladır.
  • Kadınlarda depresyonun, kaygı bozuklukları, özellikle panik ve fobi belirtileri ve yeme bozukluklarıyla ilgili olma ihtimali daha fazladır.
  • Depresyondaki kadınların alkol ve uyuşturucu kullanma ihtimali daha azdır.

PMS ve PMDD, kadınlardaki depresyonla nasıl ilgilidir?

Adet gören her dört kadından üçü, adet öncesi gerginlik sendromu (PMS) yaşar. PMS, bir adet döneminden bir sonrakine şiddeti değişebilen duygusal ve fiziksel belirtilerle ortaya çıkan bir bozukluktur. Genellikle 20’lerindeki veya 30’larındaki kadınlar, bu hastalıktan etkilenirler.

Adet gören kadınların yüzde 3 ila yüzde 5’i, adet öncesi disforik bozukluk (PMDD) yaşar. PMDD, genellikle adet dönemi başlamadan yedi ila on gün öncesinde şiddetlenen duygusal ve fiziksel belirtilerle göze çarpan PMS’nin ciddi bir şeklidir.

Son on yılda bu sorunlar, kadınlarda rahatsızlığın ve davranış değişimlerinin önemli nedenleri olarak kabul edildi. PMS, PMDD ve depresyon arasındaki bağlantı halen net değilken, beyindeki kimyasal değişimlerin ve hormonal dalgalanmaların her ikisini de etkilediği düşünülüyor.

PMS ve PMDD nasıl tedavi edilir?

PMS veya PMDD’yle birlikte depresyondan da şikayetçi birçok kadın, egzersiz veya meditasyon yaparak düzelebildiklerini söylüyorlar. Ciddi belirtileri olan kişiler için, ilaç tedavisi, bireysel psikoterapi veya grup psikoterapisi veya stres yönetimi faydalı olabilir.

Kadınlarda depresyon hamilelik sırasında oluşabilir mi?

Bir hastada manik depresif major depresyon sanrisal bozukluk donemsel olarak teshis edilebilir mi tesekkurler… devamı

Uzun zamandır hamilelik, kadınları psikiyatrik bozukluklara karşı koruyan bir sağlık süreci olarak görülüyor. Ama hamile kadınlarda depresyon, hamile olmayanlardaki kadar yaygındır. Hamilelik sırasında kadınlardaki depresyon riskini artıran etmenler şunlardır:

  • Daha önce depresyon veya PMDD geçirmiş olmak
  • Hamile kalınan yaş; örneğin, daha genç hamile kalmak, daha yüksek risktir.
  • Yalnız yaşamak
  • Kısıtlı sosyal destek
  • Evlilikte çatışma
  • Hamileliğe dair kararsızlık

Depresyonun hamilelik üzerindeki etkisi nedir?

Depresyonun hamilelik üzerindeki potansiyel etkileri şunlardır:

  • Depresyon, bir kadının hamilelik sırasında kendine iyi bakmasını kesintiye uğratabilir. Sağlık önerilerini daha az uygulayabilir, daha az uyuyabilir ve düzgün bir şekilde yemek yiyemeyebilir.
  • Depresyon, kadının bebeğine zarar verebilecek tütün, alkol veya uyuşturucu gibi maddeleri kullanmasına neden olabilir.
  • Depresyon, kadının bebekle bağ kurmasını zorlaştırabilir.

Hamilelik, kadınlardaki depresyon üzerinde aşağıdaki etkilerde bulunabilir:

  • Hamilelik stresi, depresyona veya depresyon belirtilerinin tekrarlanmasına, hatta kötüleşmesine neden olabilir.
  • Hamilelik sırasında depresyon, doğum sonrası depresyon geçirme riskini artırabilir (buna postpartum depresyonu denir).

Hamilelik sırasında depresyondaysam seçeneklerim nelerdir?

Kendinizi, yeni bir bebeğe hazırlamak, çok uğraşmak demektir. Ama sağlığınız her şeyden önce gelir. Her şeyi mükemmel yapma dürtünüze direnin.

Ev işlerini azaltın ve rahatlamanıza yardımcı olacak şeyleri tercih edin. Ayrıca, sizi endişelendiren şeyler hakkında birileriyle konuşmanız çok önemlidir. Arkadaşlarınızla, eşinizle ve ailenizle konuşun.

Destek istediğinizde, çoğu zaman o desteği alırsınız.

Hiçbir şey yolunda gitmiyorsa, moraliniz hala bozuksa ve kaygılıysanız, terapi desteği almaya çalışın. Doktorunuzdan veya ebenizden, bir ruh sağlığı uzmanı tavsiye etmesini rica edin.

Hamilelik sırasında kadınlardaki depresyon nasıl tedavi edilir?

Giderek artan sayıda kanıt, mevcut antidepresan ilaçların çoğunun hamilelik sırasında depresyonu tedavide, en azından bebek üzerindeki kısa vadeli olası etkileri açısından güvenli olduklarını ileri sürüyor. Ama uzun vadeli etkileri henüz net değil. Doktorunuzla, olası risklerini ve faydalarını görüşün.

Kadınlarda postpartum depresyon nasıl tedavi edilir?

Diğer depresyon türleri gibi postpartum depresyon veya doğumu takip eden depresyon da, tedavi edilebilir. Bu, ilaç tedavisi veya psikoterapi anlamına gelir. Bebek emziren bir kadın, antidepresan alma kararını mutlaka doktoruna danışmalıdır.

Kadınlarda depresyonun yaygın olması orta yaş döneminde artar mı?

Menopozun sekiz ila on yıl öncesinde başlayan, menopoz öncesi dönem; kadınların üreme sürecinin bir safhasıdır. Bu süreçte yumurtalıklar, aşamalı olarak daha az östrojen üretir.

Menopoz öncesi dönem, yumurtalıkların yumurta salmayı bıraktığı nokta olan menopoza dek devam eder. Menopoz öncesi dönemin son bir veya iki yılında, östrojendeki düşüş hızlanır.

Bu aşamada birçok kadın, menopoza özgü belirtiler yaşar.

Menopoz, bir kadının adet görme döneminin bittiği ve östrojen üretimi olmadığı bir zamandır. Tanımı itibarıyla bir kadın, bir yıl boyunca adet görmezse menopoza girmiş demektir.

Menopoz, yaşlanmanın doğal bir parçasıdır ve bir kadının üreme yıllarının sonunu işaret eder. Menopoz, genelde kadınlarda 40 yaşının sonlarında, 50 yaşının başlarında oluşur.

Ama yumurtalıkları ameliyatla alınan kadınlar “aniden” menopoza girebilirler.

Menopoz öncesi dönemde ve menopoz sırasında östrojen seviyelerindeki düşüş, depresyon, kaygı ve hafıza değişimleri gibi fiziksel ve duygusal değişimleri tetikler. Bir kadının hormon seviyeleriyle fiziksel ve duygusal belirtileri arasında bir ilişki vardır. Düzensiz, daha ağır veya daha hafif geçen adet dönemleri ve hararet basmalar gibi birtakım fiziksel değişiklikler olabilir.

Menopoz belirtileriyle nasıl başa çıkabilirim?

Menopoz belirtilerini hafifletebileceğiniz ve sağlığınızı koruyabileceğiniz birçok yol vardır. Aşağıdaki öneriler, ruh hali dalgalanmaları, korku ve depresyonla başa çıkmanın yollarını içeriyor:

  • Sakinleştiricilerden uzak durun.
  • Sağlıklı beslenin ve düzenli egzersiz yapın.
  • Başarma duygusunu güçlendiren yaratıcı bir hobiyle veya dışarıda yapabileceğiniz etkinliklerle kendinizi meşgul edin.
  • Yoga, meditasyon yaparak veya yavaş, derin nefes alıp vererek kendinizi sakinleştirin.
  • Gece terlemelerini ve uyku bölünmelerini önlemek için yatak odanızı serin tutun.
  • İhtiyaç duyulduğunda arkadaşlardan, aile fertlerinden veya profesyonel bir danışmandan duygusal destek alın.
  • Ailenizle ve toplumunuzla ilgilenin ve arkadaşlıklarınızı besleyin.
  • Doktorunuzun yazdığı ilaçları, vitaminleri ve mineralleri söylendiği şekilde alın.
  • Hararet basmaları sırasında, serin kalmak için rahat kıyafetler giyin.

Kadınlarda depresyon nasıl tedavi edilir?

Depresyonu tedavi etmek için kullanılan antidepresanlarla ilaç tedavisi ve psikoterapi gibi bir dizi yöntem var. Eğer aile stresi depresyonunuzu güçlendiriyorsa aile terapisi faydalı olabilir. Ruh sağlığı uzmanınız sizin için en uygun tedavi programını belirleyecektir. Depresyondayken size yardımcı olabilecek yerler ve kişiler şunlardır:

  • Ruh sağlığı merkezleri
  • Çalışan destek programları
  • Aile hekimleri
  • Aile danışmanlık hizmetleri
  • Sağlık kuruluşları
  • Hastanelerin psikiyatri bölümleri
  • Sağlık ocakları
  • Psikiyatrlar, psikologlar, sosyal hizmet görevlileri veya ruh sağlığı uzmanları
  • Özel poliklinikler
  • Tıp fakültelerinin ilgili programları

Источник: https://www.hemensaglik.com/makale/kadinlarda-depresyon

Hamilelik Depresyonu Nedir? Hamilelik Depresyonu Nasıl Önlenir? – Sağlık Ocağım .NET

Depresyondaki Kadınlar Hamile Kalamıyor

Hamilelik dönemi pek çok kadının mutluluk ve üzüntü, cesaret ve kaygı, yalnızlık ve birliktelik gibi zıt duyguların bir arada yaşandığı duygusal bir dalgalanma dönemidir. Anne adayı bir yandan heyecanlı bir bekleyiş yaşar iken, bir yandan da bu heyecana kaygılar da eşlik eder.

Anne adayı, bebeğin sağlığı, doğum, bebeğin bakımı ve emzirme gibi birçok konuda yaşanan bu kaygılar ile baş edebildiği ölçüde stressiz bir hamilelik geçirebilir. Bu durum, henüz anne karnındayken bebeğin de ruhsal sağlığını yakından ilgilendirmektedir.

Hamilelik depresyonu neden olur?

İnsan sağlığının temelihamilelik döneminde, bebek anne karnındayken başlamaktadır.

Annenin duygusal durumunun bir parçası olarak büyüyen bebek, sadece annenin yedikleri, içtikleri ve hareketlerinden değil, aynı zamanda annenin yaşadığı tüm ruhsal çalkantılardan da etkilenmektedir.

Annenin gebeliği süresince yaşadığı tüm sıkıntılar anneyi etkilediği kadar bebeği de etkilemektedir.

Hamilelik süresince çok mutlu olacağım, en güzel, en tatlı bebeğe sahip olacağım, mükemmel anne olacağım diye bir algı var ve kadınlar hamilelik sırasında bunlara ulaşmaya çalışırken yalnızlaşmaktadır.

Bu dönemde yaşanan korkuların ve kaygıların çoğu aslında normaldir. Bu kaygıların bir kısmı vücuttaki fiziksel değişimler, bir kısmı da yaşanan sıkıntılara bağlıdır.

Hamilelikte anne ve bebeği, hem annenin kendi ilişkileri hemde annenin çevresinde yaşanan olaylar olumsuz etkilenmektedir. Çünkü bu olaylar anne ve bebek için travmadır. Hamilenin içinde yaşadığı sosyal ve psikolojik sistem kadına güven vermez ve kadın kendini tehde hisseder ise bu durum kadında sürekli bir strese yol açar ve vücut daha fazla stres hormonu üretir.

Hamilelik depresyonu belirtileri

Hamilelik döneminde görülen depresyon belirtileri genellikle sürekli üzüntü hali, konsantre olamama, çok az ya da çok uzun süre uyuma, normalde hoşlanılan aktivitelerden uzak durma ve artık hoşlanmama, umutsuzluk, intihar ve ölüm gibi gibi düşüncelere kapılma, kaygı bozukluğu, aşırı sinirlilik, suçluluk ve değersizlik hissi, yeme alışkanlıklarında değişme, sosyallikten kaçınma, unutkanlık, sürekli ve aniden ağlama krizleri, cinsel isteksizlik gibi belirtilerdir.

Hamilelik depresyonu bebeği nasıl etkiler

Hamilelik döneminde annenin yaşadığı stres nedeni ile, bebeğin zor bir bebeklik dönemi geçirmesi ve çocukta ileri ki yaşlarda da depresyon ve davranış bozukluğu, dikkat eksikliği, konsantrasyon bozukluğu ve içe kapanıklık gibi sorunlar yaşadığına dair bilgiler vardır. Çocuklardaki bu tür sorunların, annelerin hamilelik döneminde geçirdiği stresli dönemler sorumlu tutulduğu bilinmektedir.

Hamilelik döneminde bebek stresten nasıl etkileniyor?

Plasenta,bebeğihamilelik süresince olabilecek her türlü kötü etkiden korumaktadır. Fakat bu koruma yüzde yüz değildir. Eğer anne adayının yaşamakta olduğu stresin derecesi çok yüksek ve bu stres kronik hale dönüşmüş ve anne evde şiddete maruz kalıyor ise plasenta bebeği bu durumdan koruyamaz.

Almanya’da yapılmış olan bir çalışmada, evde şiddete maruz kalmış üç grup bakılır ve hamilelik öncesi, hamilelik süresince ve hamilelik sonrasında şiddet görmüş kadınların çocukları 14 yaş civarında daha fazla stresli oldukları ortaya koyulmuştur. Yani kısacası stresli anneler stresli bebekler dünyaya getirmektedirler.

Ayrıca kadının hamilelik döneminde gördüğü şiddet dünyaya getirdiği bebekte de yaşam boyu devam etmektedir. Hamilelikte şiddete maruz kalan annelerin çocuklarında çatışma sırasında kaçmak veya saldırganlık gibi bulgular gözlenir iken, şiddete maruz kalmayan annelerin çocuklarında düşünüp taşınmadan hareket etmedikleri ve sakin davrandıkları görülmüştür.

Hamilelik depresyonu tedavi edilir mi?

Hamilelik döneminde yaşanan depresyonun şiddeti tedavi yöntemini de belirler. Eğer orta şiddette ve ağır şiddette bir depresyon söz konusu ise çoğunlukla ilaç tedavisi verilebilir. Bu ilaç tedavisi uzman doktor tarafından düzenlenmiş bir tedavi şeklinde planlanır. Sadece ilaç tedavisinin yeterli gelmediği durumlarda bir psikolog desteği ile terapi programı düzenlenebilir.

Tedavide amaç hamilenin kaybettiği öz güven, saygı, endişe gibi sıkıntılarını ortadan kaldırmaktır.

Anne adayının daha önceden geçirmiş olduğu depresyon öyküsü, aile içerisinde yaşadığı travmalar, hamilelik sürecinde anne adayının eşinin ve kendi ailesinin desteği gibi etkenler bu sürecin daha kolay ya da daha zor geçmesini sağlayabilir. Hamilelik döneminde dışarıdan alınacak desteklerden ziyade eşin desteği depresyonu önlemek için daha önemlidir.

Hamilelik depresyonu nasıl önlenir?

Hamilelik depresyonu nasıl önlenir

Hamilelik depresyonu engellenebilir. Hamileyi iyi bakmak denildiğinde akla ilk gelen yeme, içme hamilelik kontrolleri gelmektedir. Hamilelik döneminde bunlar kadar kadının psikolojik durumu da önemlidir. Hamilelikte gelişen depresyon doğum sonrası depresyonun en önemli nedenlerinden biridir.

Hamileler sadece bedenlerine değil duygusal durumlarını da özen göstermelidirler. Hamilelik dönemi kısa süren ama kadının kendisi için değerli bir dönemdir. Annenin yapması gereken, kaygıların ve korkuların bu dönemin bir parçası olduğunu kabullenmek ve arkasına yaslanıp hamileliğin keyfini çıkarmaya çalışmaktır.

Çocuk yetiştirmek hamileyken başlayan bir süreçtir. Anne adayı kendi duygularını doğru tanıdıkça, tanımlayıp, bebeğine daha sağlıklı anne modeli oluşturacaktır. Eğer anne adayı duygularını tanımlamaktan kaçınır, onları görmezlikten gelir ve gereken durumlarda destek almaz ise gerginlik ve stres dolu bir dönem yaşanması ve bu durumun bebeği etkilemesi kaçınılmaz olur.

Hamilelik döneminde oluşan kaygıları önlemek için ; eşin desteği, aile bireylerinin desteği, hamilelik dönemi ve doğum sonrası için bilgi edinme, gevşeme egzersizleri, günlük düzenli yürüyüş, düzenli uyku, düzenli ve dengeli, beslenme gibi yöntemler faydalı olur. Ayrıca günümüzde bazı yardımcı teknikler ile psikolojik durum test edilebilir ve buna yönelik önlemler alınabilir.

Örneğin, Edinburgh doğum sonrası depresyon ölçeği testini yaparak kendi kendilerini değerlendirebilirler. Bu bir tarama testidir. Bu test ile depresyon riski altında olup olmadığını anlamak mümkündür. Bu testin sonucu 13 puanın üzerinde çıkar ise depresyon riski oldukça fazladır ve destek almak gerekir.

Hamilelikte başlayan depresyon doğum sonrası devam eder mi?

Gebelik döneminde yaşanan depresyon, hamilelik sürecinde müdahale edilmemiş ya da depresyonu oluşturan etmenler hormonal şikayetlerin yanı sıra çevresel faktörlerde herhangi bir değişiklik yaşanmamış ise hamilelik sonrası ve doğumdan sonra da devam edebilir. Kimi zaman doğumdan sonraki yaşanan süreçler anneye biraz daha zorladığı için bu depresyonun şiddetini arttırabilir.

Anne doğum sonrası bebeği ile ilgilenmekte, kendi yaşamını sürdürmekte zorluk yaşamaya başlar ise çok fazla zaman geçirmeden bir destek alması gerekmektedir. Hamilelik dönemini daha önce geçirmiş olan anne adayları ilk hamilelik dönemlerinde çok büyük sıkıntılar yaşamayabilirler. Bu durum o dönemdeki şartlara ve var olan duruma göre değişiklik gösterir.

Fakat ikinci hamilelik süreçlerinde anne adayları daha önceki hamileliklerinde yaşamadıkları birçok duyguyu yaşarlar. Anne adayının bu sıkıntıları yaşamaya başlaması sonucu psikolojik destek almaları gerekebilir.

Hamilelik dönemi ile ilgili benzer sağlık konuları

Источник: https://www.saglikocagim.net/hamilelik-depresyonu-nedir-hamilelik/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть