Deri hastalıklarında ışık tedavisi: PUVA

içerik

PUVA Tedavisi Nedir? PUVA Tedavisi Ne İçin Yapılır? PUVA Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir? – Sağlık Ocağım .NET

Deri hastalıklarında ışık tedavisi: PUVA

PUVA, çeşitli cilt hastalıklarını ve özellikle sedef hastalığını tedavi etmekte kullanılan bir tür fototerapidir.

PUVA, çeşitli cilt hastalıklarını ve özellikle sedef hastalığını tedavi etmekte kullanılan bir tür fototerapidir. Puva psoralen ilacının tamamlayıcısıdır ve uzun dalga ultraviyole ışınlarının kontrollü dozda uygulanmasıdır.

PUVA’nın etki mekanizması henüz tam olarak bilinmemektedir. Klinik deneylerin başarılı sonuçlarının artması nedeniyle araştırmacılar, PUVA’nın bilinen antiproliferatif etkilerinin dışında başka etkilerinin mekanizmasını açıklamak için temel araştırmalara yönelmişlerdir.

Fare deneylerinde PUVA’nın alerjik kontakt dermatit gelişimini baskıladığının gösterilmesi, PUVA’nın gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonu ile ilgili olan T hücreleri ve Langerhans hücreleri üzerine baskılayıcı etkileri nedeniyle immünsüpresif etkileri ve antienflamatıvar etkileri tanımlanmıştır.

PUVA tedavisi hangi hastalıklarda uygulanır? (PUVA endikasyonları)

PUVA tedavisi bazı hastalıklarda tedavi amaçlı, bazı hastalıklarda ise profilaksi sağlamak için uygulanabilir.

PUVA’nın tedavi için uygulandığı hastalıklar;

  • Vitiligo,
  • Psoriasis (sedef hastalığı),
  • Mikozis fungoides,
  • Atopik dermatit,
  • Palmoplantar püstülozis,
  • Generalize n planus,
  • Alopesi areata,
  • Ürtikerya pigmentoza,
  • Generalize granüloma annulare,
  • Kutanöz graft versus host hastalığı,
  • Pitriazis noides,
  • Lokalize skleroderma,
  • Lenfomatoid papülozis,
  • Pitriazis rubra pilaris,
  • Pansklerotik morfea,
  • Akuajenik pruritus,
  • Akuajenik ürtiker,
  • Subkorneal püstüler dermatoz.

Hastalık profilaksisi:

  • Polimorf ışık erupsiyonu,
  • Hidroa vaksiniforme,
  • Solar ürtiker,
  • Eritropoetik protoporfiri,
  • Kronik aktinik dermatit.

PUVA tedavisi uygulanmaması gereken durumlar (PUVA kontrendikasyonları)

PUVA tedavisinde her hasta için fayda/zarar oranı göz önünde bulundurulmalıdır.

  • Hamilelerde,
  • Karaciğer ve böbrek hastalarında,
  • Diyabet hastalarında,
  • Hipertansiyonu olan hastalarda,
  • Pofirili (Eritropoetik protoporfiri hariç) hastalarda,
  • Sistemik lupus eritematozuslu hastalarda,
  • Pemfigus hastalarında,
  • Kseroderma pigmentozumlu hastalarda
  • Albinizm hastalarında,
  • 12 yaşın altındaki çocuklarda ve 60 yaş üzeri yaşlılarda,
  • Lens hastalıkları, katarakt ve alerjik konjonktivit gibi göz problemleri olanlarda,
  • Kronik aktinik harabiyet varlığında,
  • Deri kanseri öyküsü olanlarda, bunlar gibi durumlarda PUVA tedavisi uygulanmamalıdır (kontrendikedir).

PUVA tedavisinin başarı oranı nedir?

Bu tedavi ile hastalık tamamen yok edilemeyebilir, fakat var olan hastalık bulguları ve belirtileri iyileştirilir, yeni lezyonların oluşumu azaltılır ve belirgin bir düzelme elde edilip hastalık kontrol altına alınabilir. Her hastada tamamen iyileşme olmayabilir.

PUVA tedavisi ne kadar sürer?

Çoğu hastada ortalama tedavi süresi 2-3 aydır. Mikozis fungoides hastalığında tedavi süresi daha uzundur. Toplam tedavi süresi hastadan hastaya farklılık gösterebilmektedir. Doktorunuz, hastalığınızın tedavisi için gerekli ortalama süreyi size bildirecektir.

Genellikle düzelme sağlandığında tedaviye son verilir, ancak bazen sıklığı giderek azaltılarak devam tedavisi (idame tedavisi) uygulanabilir.

Hastalığın yaygınlığına, hastanın sosyal durumuna, ünitedeki hasta yoğunluğuna göre ayarlanarak haftada 2-3 veya 4 seans olacak şekilde tedavi programı yapılır.

PUVA tedavisinin yan etkileri

PUVA tedavisinin yan etkileri akut veya kronik olarak görülebilir.

Yan etkiler;

Akut olarak ortaya çıkan yan etkiler sistemik kullanılan 8-MOB intoleransı ile ilişkili olabileceği gibi, UVA’nın kombine etkileri ile ilişkili de olabilir.

  • Akut fotostatik ve güneş yanığına benzeyen reaksiyonlar,
  • Bulantı, kusma,
  • Kaşıntı,
  • Polimorf ışık reaksiyonu benzeri döküntüler,
  • Akneiform erupsiyonlar,
  • Tırnak yatağında fototoksik reaksiyonlara bağlı subungual hemorajiler,
  • Yüzde oluşan hipertrikoz,
  • Baş ağrısı, baş dönmesi.

Bu yan etkiler genellikle tolore edilebilmekte ve tedavinin devam ettirilmesini engel olmamaktadır. Göz korunduğu taktirde genellikle önemli bir göz komplikasyonu gelişmez.

PUVA tedavisi alırken nelere dikkat edilmelidir?

  • Tedavi günlerinde tıraş losyonu, kolonya, parfüm veya kokulu kozmetikler kullanılmamalıdır, çünkü bunlar cildin ışığa karşı hassasiyetini arttırabilir.
  • Tedaviden çıktıktan sonra ve tedavi uygulanmayan günlerde vücudun güneş gören bölgelerine güneşten koruyan krem (en az 30 koruma faktörlü) sürülmeli, şapka ve benzeri giyeceklerle vücudun açıkta kalan kısımları korunmalıdır.
  • Tedavi günlerinde mümkün olduğunca güneş altında durulmamalı,hastaneye gidip gelme dışında güneşe maruz kalınmamalıdır.
  • Tedavi süresince yapay (solaryum) veya doğal (güneş banyosu) gibi uygulamalar yapılmamalıdır.
  • Tedavi sürecinde hamile kalmamaya dikkat edilmelidir, hamilelik şüphesi durumunda hemen ilgili hekime bildirilmelidir.
  • Yüzünüzde tedavi alması gereken bir problem yok ise tedavi sırasında yüz bölgesi beyaz bir havlu ile kapatılmalıdır.
  • Eğer cildinizin sadece belli alanları tedavi gerektiriyorsa, her defasında buna uygun kıyafetler giyilmelidir (örn. tedavi almayacak cilt bölgelerini kapatacak, tedavi alacak cilt bölgelerini açık bırakacak kıyafetler seçilmelidir).
  • Saçları uzun olan bireyler saçlarını toplayarak tedavi kabinine girmelidir.
  • Sık sık uçuk çıkaran bireyler tedavi öncesi dudaklarına güneşten koruyan kremler sürmelidir.
  • Alkol kullanmak normal süreçten daha fazla zarar vereceği için, PUVA tedavisi boyunca alkol kullanımından kaçınılmalıdır.
  • Katarakt ve deri kanseri (melanom dahil) olan hastalar sorumlu hekime bu durumları hakkında bilgi vermelidir.
  • Hastalığın düzelmesi, tedavinin düzenli sürdürülmesiyle yakından ilişkilidir, bu nedenle tedavi mümkün olduğunca aksatılmamalıdır.

Tedavi süresince belirli aralıklarla sorumlu hekim tarafından hastalığın seyri, tedaviye verilen cevap, PUVA tedavisinin yan etkileri değerlendirilir. Ayrıca tedavinin başlangıcında yapılan göz muayenesi 6 ayda bir, kan testleri 2-3 ayda bir tekrarlanır.

 Benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/puva-tedavisi-nedir-puva-tedavisi-ne-icin-yapilir-puva-tedavisinin-yan-etkileri-nelerdir/

Güneş ışığının tedavi amaçlı kullanımları

Deri hastalıklarında ışık tedavisi: PUVA

Güneş ışığının çeşitli deri hastalıklarının tedavisinde kullanımı binlerce yıllık bir geçmişe sahiptir.

Eski Mısırlılar ve Hintliler' in deriyi güneşe karşı duyarlı yapan çeşitli bitkisel karışımlar ve gün ışığı kullanarak bazı deri hastalıklarını tedavi etmeye çalıştıkları bilinmektedir.

Günümüzde ise modern tıp ve teknolojinin sağladığı olanaklarla ultraviyole (UV) ışığı, sedef hastalığı (psoriazis) başta olmak üzere birçok deri hastalığının tedavisinde önemli bir yer tutmaktadır.

Fototerapi ve fotokemoterapi nedir?

Deri hastalıklarının sadece ultraviyole ışığı kullanılarak tedavisi “fototerapi”, ultraviyole ışığının deriyi ışığa karşı duyarlandırıcı bir takım ilaçlarla birlikte kullanılması ise “fotokemoterapi” olarak adlandırılmaktadır.

Fotokemoterapi ile eş anlamlı olarak kullanılan PUVA sözcüğü ise ışığa duyarlandırıcı bir madde olan psoralen (P) ve ultraviyole A (UVA) sözcüklerinin baş harflerinden oluşmaktadır.

Bu noktada kafa karışıklığına yol açmamak için bazı kavramlara açıklık getirmekte fayda olabilir: fototerapi halk arasında “ışın tedavisi” olarak da adlandırılan ve kanser tedavisinde kullanılan radyoterapiden tamamen farklı bir tedavi yöntemidir.

Yine fotokemoterapi için kullanılan ışığa duyarlandırıcı ilaçların da kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçları ile hiçbir ilgisi yoktur.

Fototerapi ve fotokemoterapi nasıl uygulanır?

Günümüzde ışık tedavisinde, özel olarak üretilmiş, belli ışık türlerini yayan lambalarla donatılmış kabinler kullanılmaktadır. Tedavi esnasında hastalar, tüm hastalıklı deri bölgeleri ışık görecek şekilde soyulmuş olarak bu kabinlere girerek ayakta dururlar.

Kabin içerisindeki hastaya kabin duvarına yerleştirilmiş özel lambalarla ortalama 1-10 dakika süre ile ışık verilir. Tedavi süresi her seansta yavaş yavaş artırılır. Tedavi esnasında gözler özel gözlüklerle, genital bölge ise özel çamaşırlar veya kapatıcılar kullanılarak korunur.

Yüz ve eller, günlük yaşamda sürekli güneş ışığına maruz kalan, bunun sonucunda da uzun dönemde güneşe bağlı yaşlanma belirtilerinin en sık görüldüğü ve deri kanseri gelişme riski en yüksek vücut bölgeleridir.

Bu nedenle hastalık belirtileri göstermedikleri durumlarda yüz ve ellerin de ışık tedavisi sırasında korunmaları tercih edilmektedir.

Fotokemoterapi alan hastaların bunlara ek olarak; ışık tedavisinden 1-2 saat önce ışığa duyarlandırıcı ilacı almış olmaları ve bu tedavi seansı sonrası 24 saat süreyle gözleri koruyucu özel gözlükler kullanmaları gereklidir.

Foto(kemo)terapi hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır?

Deride kırmızı, üzerleri beyaz kepekli döküntülerle seyreden ve halk arasında “sedef” hastalığı olarak bilinen psoriazis, foto(kemo)terapinin en sık kullanıldığı deri hastalığıdır.

Günümüzde foto(kemo)terapi, dıştan deriye uygulan krem, merhem gibi ilaçlarla kontrol altına alınamayan, yaygın sedef hastalığının tedavisinde ilk seçeneği oluşturmaktadır.

Özellikle ilaçsız uygulanan fototerapinin gebelerde ve çocuklarda da kullanılabilmesi önemli bir avantaj oluşturmaktadır.

Sedef hastalığı (psoriazis) dışında fototerapi ve fotokemoterapinin tedavide kullanıldığı diğer deri hastalıkları arasında;

  • Vitiligo (deride renk kaybı ve beyaz lekeler oluşumu ile seyreden deri hastalığı),
  • Atopik dermatit (genellikle bebeklik/çocukluk çağlarında başlayan, şiddetli kaşıntı ve vücudun çeşitli bölgelerinde tekrarlayan egzema oluşumu ile karakterize bir hastalık),
  • Alopesi areata (saçlı deri ve vücudun diğer bölgelerinde sınırlı veya yaygın kıl dökülmesine yol açan deri hastalığı),
  • Güneş ışığına karşı duyarlılıkla seyreden çeşitli deri hastalıkları,
  • Mikozis fungoides (bir çeşit deri lenfoması),
  • Kronik böbrek yetmezliği olan ve diyalize giren hastalardaki inatçı kaşıntılar sayılabilir.

Işık tedavisinde tedavi sıklığı ve süresi ne olmalıdır?

Tedavi sıklığı ve süresi tedavi edilen hastalığa ve söz konusu hastalığın şiddetine göre değişmektedir. Genellikle haftada 3 seans olacak şekilde tedaviye başlanmakta hastalık kontrol altına alındıktan sonra haftalık seans sayısı azaltabilmektedir. Tedavi süresi her hastalık için farklı olup yaygın sedef hastalığında 2-3 aylık tedavi gerekebilmektedir.

Işık tedavisi almakta olan bir hastanın nelere dikkat etmesi gerekir?

Işık tedavisi gerekliliği mutlaka deri hastalıkları uzmanı bir doktor tarafından belirlenmiş olmalı ve tedavi yine uzman doktor tarafından planlanmalı ve yürütülmelidir.

Bazı ilaçlar deriyi ışığa karşı duyarlı hale getirdiklerinden hasta doktorunu başka sağlık problemleri nedeniyle kullanmakta olduğu veya ışık tedavisi esnasında kullanmaya başladığı ilaçlar konusunda bilgilendirmelidir.

Yine aynı sebeple, ışık tedavisi sırasında, hekim tarafından önerilenler dışında deriye herhangi bir ilaç ya da kozmetik ürün sürülmemelidir.

Fototerapi ve fotokemoterapinin ne gibi yan etkileri olabilir?

Uzun süreli ve kontrolsüz ultraviyole ışığı veya güneş ışığı maruziyetinin deride yaşlanmaya, gözde zararlı etkilere ve deri kanserine yol açabildiği bilinmektedir.

Ancak doktor kontrolünde uygulanan ışık tedavisi güvenli ve etkili bir tedavi yöntemidir. Işık tedavisine bağlı olarak ortaya çıkan yan etkiler çoğunlukla hafif ve geçici olup tedaviyi kesmeyi gerektirmemektedir.

Deride renk koyulaşması (bronzlaşma) ışık tedavisi alan hastaların tümünde gözlenen bir etkidir.

Bunun yanında;

  • Deride batma iğnelenme hissi,
  • Kaşıntı,
  • Deride kızarıklık,
  • Bulantı (fotokemoterapi alan hastalarda ilaç kullanımına bağlı),
  • Yanık,
  • Baş ağrısı ve sersemlik gibi yan etkiler görülebilir.

Çok uzun süre ışık tedavisi almış hastaların uzun dönem yan etkiler açısından bir dermatolog tarafından düzenli olarak takibi önerilmektedir.

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/gunes-isiginin-tedavi-amacli-kullanimlari

Puva Tedavisi

Deri hastalıklarında ışık tedavisi: PUVA

Puva Tedavisi, ağız yoluyla veya cilde uygulanacak şekilde psörolen alınmasını takiben ultraviyole ışınlara maruz bırakılma yoluyla oluşturulmuş bir kombinasyon tedavisine verilen isimdir. Dermatolojik hastalıkların bazılarında kullanılmaktadır ve oldukça faydalıdır.

Psörolen cildi geçici olarak ultraviyole ışınlara karşı hassas hale getirme özelliğine sahiptir. Bu tedavi ayaktan veya evde uygulanamaz.

Puva tedavisi (PUVA Terapisi) ultraviyole ışınlara maruz bırakılma şeklinde uygulanan bir ışın tedavisidir.

Doğru bir şekilde uygulanabilmesi için hastane ortamı şarttır. Dermatolojik hastalığın şiddetine ve türüne göre bir ya da daha fazla kez tekrarlanabilir.

Puva Tedavisi Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

Puva tedavisi ya da farklı bir deyişle puva terapisi, sedef hastalığı, atopik dermatit, T hücreli lenfoma, egzamalar ve vitiligo gibi cilt hastalıklarında fayda sağlanan bir yöntemdir. Normal prosedürde öncelikle uygulanabilen diğer tedaviler uygulanır ve yeterince fayda görülmezse puva tedavisi önerilir.

Puva Tedavisi Nasıl Uygulanır?

Puva tedavileri hem tüm vücut için hemde ayrı ayrı el ve ayaklar için uygulanabilmektedir. İlk başta psörolen adını verdiğimiz ilaç ağız yoluyla veya deriye uygulama yoluyla alınır. Psörolen alımından yaklaşık olarak 2 saat sonra UVA (Ultraviyole A) ışınları verilir.

Tüm vücut için uygulanacağı durumlarda hasta giysilerini çıkararak özel kabinlere alınır. Bu kabinlerde gözleri korunacak şekilde özel bantlarla bantlandıktan sonra dört bir yandan ışınlar gönderilir. Bu sırada göz ve cinsel organlar hassas bölgeler olduğundan dolayı korunmalıdır. Aksi takdirde olumsuz bazı sonuçlara yol açabilir.

Puva Tedavisi Nerede Yapılıyor?

Bir önceki başlıkta da belirttiğimiz üzere bu tedaviler hastane ortamlarında yapılmaktadır. Evden veya farklı bir şekilde uzaktan tedavi söz konusu değildir. Bireyler hastanede özel oluşturulmuş odalarda ya da kabinlerde bu tedaviyi alırlar.

Puva Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Çoğunlukla hastalar puva tedavisinin kaç gün süreceğini ve bir seansın ne kadar sürdüğünü merak etmektedirler. Bu konuya şu şekilde açıklık getirelim.

Yaklaşık olarak bir puva tedavisi 60 ile 90 gün aralığında sürmektedir. Bu sürenin azalması ya da artması altta yatan hastalığa bağlıdır. Mukozis fungoides gibi hastalıklarda 3 aydan daha uzun süre puva terapisi alınması gerekebilir. Yine hastalığa bağlı olarak 3 veya 4 seans uzunluğunda olabilir.

Seanslarınız ayarlanırken sıklıkla hekimleriniz hastanenin hasta yoğunluğunu göz önünde bulundurarak en uygun ayarlamaları yapacaktır.

Puva Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir?

Birçok faydalı tedavi biçiminde olduğu gibi PUVA terapisininde bazı istenmeyen etkileri olacaktır. Sıklıkla karşımıza çıkan PUVA yan etkilerini başlıklar halinde inceleyelim.

Yanıklar

Aşırı dozlarda uygulanan PUVA tedavileri fototoksik eritem olarak adlandırılan güneş yanığına benzer lezyonların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilir. Güneş yanıklarına yatkın cildi olan insanlarda görülme olasılığı çok daha fazladır. Bu yanıklar genellikle 2 veya 3. tedaviden sonra olur.

Yanıkların oluşumunu kolaylaştırmamak adına puva terapisinin olacağı gün parfüm, doedorant veya benzer maddelerin derinizle temasından kaçınmalısınız. Üzülerek belirtmeliyim ki eğer fototoksik eritem ortaya çıktıysa normal güneş yanıklarına göre daha uzun süreli ve daha ağrılıdır.

Kaşıntılar

Puva tedavisi sonrasında bazı bireylerin ciltlerinde priritus yani kaşıntı gözlemlenebilir. Tedavi sonrası cilt oldukça kuru olacaktır. Nemlendirici kremler uygulayabilirsiniz. Az da olsa rahatlama sağlayacaktır.

Mide Bulantısı

Psörolen alan her 4 hastanın 1 tanesinde mide bulantısı şikayeti ortaya çıkar. Bu durumda mutlaka hekiminizi bu durumdan haberdar etmelisiniz. Hekiminiz bu durumu kontrol altına alabilmek maksadıyla bazı anti emetik ilaçları reçete edebilir. Anti emetik ilaçlar kusma önleyici özellikleri ile bilinirler.

Deride Renk Değişimi veya Bronzlaşma

Genellikle bir kaç ay boyunca uygulanan bu tedaviler hastaların bronzlaşmalarını kolaylaştıracaktır. Bu açıdan dikkatli olmakta fayda vardır.

İstenmeyen Göz Hasarları

UV ışınların uygulanması sırasında gözler özel bantlarla kapatılmazsa geri dönüşü olmayan hasarlar alabilir. Gözler mutlaka korunmalıdır.

Cilt Yaşlanması

Düzenli olarak birkaç ay boyunca uygulanan puva tedavisi cildin erken yaşlanmasına sebebiyet verir. Erken yaşlanan ciltte deri kanserlerinin oluşması daha kolay olacaktır. Sküamoz hücreli karsinom, bazal hücreli karsinom ve melanom tarzında tümörler açısından dikkatli olunmalıdır.

Puva tedavisinin yan etkileri ile ilişkili görsel.

Özellikle açık tenli ve daha önce güneş ışığına yoğun bir şekilde maruz kalmış kişiler risk altındadır. Bu açıdan uzun süre puva tedavisi alan hastaların 6 ayda bir dermatoloji uzman hekimi tarafından muayene edilmesi faydalı ve gerekli bir prosedürdür.

Bunların dışında birkaç husustan daha bahsetmek isterim. PUVA tedavisinden çıkan hastaların güneş ışığından bir süre korunmaları önlem olarak uygulanmalıdır. Bu tedaviyi alırken ağrı kesiciler, nemlendiriciler, anti histaminikler ve anti emetik ilaçlar gerekebilecektir. Duruma göre hekiminiz tarafından önerilere kullanmanız sağlanacaktır.

Puva Tedavisi Zararları

Bir önceki başlıkta bahsettiğimiz yanıklar, kaşıntı, mide bulantısı, bronzlaşma, göz hasarları ve cilt yaşlanması temel zararlardır. Bunların dışında bazı zararların ortaya çıkmasını engellemek adına mutlaka şunlara dikkat edilmelidir:

  1. Hekiminizin size önerdiği ilaçlar dışında hiçbir ilaç ya da krem kullanmayınız.
  2. Hekiminizin reçete ettiği ilaçlar dışında bir ilacı kullanmanız gerekiyorsa mutlaka hekimizi bu konuda bilgilendiriniz.
  3. Psörolen kapsülü aldıktan sonra geçen süreyi hep aynı tutmaya özen gösteriniz.
  4. Tedavi sırasında alkol tüketiminden kaçınınız.
  5. Kendinizi çok iyi hissetseniz bile düzenli olarak cildiye bölümüne giderek kontrollerinizi yaptırın.

Puva Tedavisi Kimlere Uygulanır? ( Puva Tedavisi Faydaları)

Sıklıkla dermatolojik hastalıkları olan bireyler puva tedavisi için adaydırlar. Puva terapisi şunlara uygulanır:

  1. Sedef (psöriyazis) hastalığı olan bireylere
  2. Vitiligo hastalığına sahip bireylere
  3. Mikozis Fungoides hastalığına sahip bireylere
  4. Lenfoması olan bireylere
  5. Atopik dermatit ve bazı diğer egzama çeşitleri olan bireylere

Puva Tedavisi Yapan Hastaneler

Puva tedavisi uygulayan hastaneler ile ilgili araştırma yapmadan önce bulunduğunuz ilin üniversite veya devlet hastanesi dermatoloji bölümlerine giderek muayene olup puva tedavisi yapan hastaneler konusunda öneriler isteyebilirsiniz.

Hastane seçimi yaparken hekiminizin önerilerine kulak vermelisiniz. Şimdi hastalıklar puva ilişkisini başlıklar halinde inceleyelim.

Sedef Hastalığında Puva Tedavisi

Sedef hastalığı ya da farklı bir deyişle psöriyazis, şiddeti kişiden kişiye değişiklik gösteren bir cilt hastalığıdır. Ne ilaç tedavileri ne de fototerapi kalıcı bir çözüm sağlamayacaktır.

Sedef hastalığı puva tedavisi, sedef hastalığında uygulanan standart tedavilere yanıt vermeyen vakalarda ve yaşlı psöriyazis vakalarında uygulanır.

Tedaviler sayesinde yüksek oranlarda fayda sağlanır ve ataklar kontrol altına alınmaya çalışılır.

Hassas bölgeler olarak nitelendirdiğimiz kıvrım bölgeleri ve diğer bölgeler puva terapisine tam maruz kalmadıkları için yeterli fayda göremezler.

İlk etapta haftada iki veya üç kez yapılır. Başlarda 5 dakikadan daha az süren seanslar ilerleyen süreçte 30 dakikaya kadar çıkarılabilir. Çoğu vakada 10 ile 20 kez uygulanan bu terapiler sonrasında gözle görülür iyileşmeler sağlanır ancak unutulmamalıdır ki sedef hastalığı tekrar alevlenebilir.

Egzama’da Puva Tedavisi

Puva terapileri bazı durumlarda şiddetli egzama vakaları için oldukça faydalıdır. Sıklık ve doz olarak sedef hastalığında kullanılan şekline benzer. Kullanım süresi sedef hastalığına göre daha uzun sürebilir.

Mikozis Fungoides’te Puva Tedavisi

Uzun süreli puva tedavileri gerektirebilen bir hastalıktır. İlk etapta belirli dozlarda verilir ve daha sonra duruma göre artırılır veya azaltılır.

Vitiligoda Puva Tedavisi

Vitiligo hastalığında puva tedavisi, çok dikkat edilmesi gereken bir süreçtir. Bu hastalarda sıklıkla iki yılda bir haftada iki kez olacak şekilde uygulanır ve durum gözlenir. Gözlem sonuçlarına göre gerekli müdahaleler yapılır.

Bu konu hakkında merak ettiklerinizi ve eklemek istediklerinizi konu altındaki yorum bölümüne yazabilirsiniz. cevap vermekten mutluluk duyacağım.

Источник: https://doktordanhaberler.com/puva-tedavisi/

Sedef hastalığı nedir? tedavi yöntemleri nelerdir? » e-kütüphane

Deri hastalıklarında ışık tedavisi: PUVA

Sedef hastalığının sebebi henüz bilinmemektedir. Stresin tetiklediği, genetik faktörlerin etkili olduğu söylenmektedir ama henüz ıspatlanamamıştır. Her yaşta ve her mevsimde görülebilir. Ağrı, kaşıntı yapmayan fakat hastayı çok huzursuz eden bir deri döküntüsüdür.

Yaz mevsiminde bol bol deniz ve güneşten faydalanmaları sedefe çok iyi gelmektedir. Sedef hastalığını güneş ışığı tedavi ederken bazı hastaları da ters tepki vermektedir.

Uğraştırıcı bir hastalık ama çok korkunç hastalık değildir, hastaların psikolojisini bozmaktadır. Ağrısı ve kaşıntısı olmayan bir döküntüdür.

Sedef hastalığının tetikleyici sebepler:

  • Anne – çocuk ilişkisi bozuklukları önemli tetikleyici faktörler olup; hastalığı başlatabilir veya alevlendirebilir.
  • İdrar yolları iltihabı gibi mikrobik odaklar ve sürtme,
  • Kaşıma gibi zedelemeler de tetikleyici etki yapabilir.
  • Bunların dışında bilinen ciddi bir tetikleyici yoktur.

    Hastalığın karaciğer veya başka bir organla ilgisi olmadığı gibi, yenilen yiyeceklerle de hiçbir ilgisi yoktur, fakat çok canı çekip de yenilemeyen yiyeceklerin etkili olma olasılığı daha fazladır.

  • Sedef hastalığının tedavisinde, hastalığın nedeni bilinmediği ve neden yönelik tedavi yapılmadığı için köklü çözüm getirip hastalığı ortadan kaldıracak bir yöntem ve olanak yoktur. Fakat var olan belirtiler tedavi edilir ve yenilerin çıkmasını önlemek için gereken önlemler yeterince alınırsa, uzun süre belirtisiz kalınan dönemler sağlanabilir.

    Tedavide amaç en az yan etki ile olabilecek en iyi iyileşmeleri elde etmek ve iyilik halini uzun süre sürdürebilmektir. Hastalığın , her hastaya uyabilen tedavi şekilleri yoktur. Hekim, her hasta için uygun olan tedaviyi ayrı ayrı belirleyecektir. Önemli olan hastayla hekimin karşılıklı güven ve uyumlarıdır.

  • Hastanın her şeyden önce iyileşmeyi istemesi ve tedaviye uyum göstermesi gerekir. Tedaviler hakkındaki tereddütlerini de hekimine danışmalı, kulaktan dolma bilgi veya komşu önerileriyle yorum yapmamalı ve tedaviyi bırakmamalıdır.

    Var olan belirtileri tedavi etmek için yan etkileri daha az olan, yerel uygulanan (deriye dıştan sürülen) ilaçlardan başlanılır. Bu uygulamalarda önce kepek dökücü ilaçlarla yüzey temizlenir ve diğer ilaçların etkinliği arttırılır. Değişik 4 – 5 çeşit yerel uygulama vardır ve genellikle 20 -30 gün içerisinde güzel sonuçlar alınır.

  • Belirtilerin çok yaygın olduğu durumlarda ultraviyole ışını ile özel tedaviler uygulanır (UVB, PUVA, vb.). Bu tedavilerde de bir aydan sonra sonuç görülmeye başlanır ve ülkemizde en az 15 yıldır uygulanmaktadır. Doğal gün ışığı da değişik şekillerde yararlı olmaktadır.

    Çok inatçı ve ağır tiplerinde yan etkiler göze alınarak çok iyi bir takiple ağız yolu veya iğne şeklinde tedaviler devreye sokulur.

  • Hangi tedavi uygulanırsa uygulansın tetikleyici etkenler de aradan çıkartılmaya çalışılır. Tedavinin başlangıcından itibaren hastanın bir psikiyatrist denetimine alınması, sonucu çok etkiler ve tekrarları azaltır.

    Banyolardan sonra sürekli nemlendiriciler kullanılıp, derinin kuruma, kaşıntı ve zedelenmesi, dolayısıyla yinelemeler önlenmeye çalışılır. Sedef hastalığı sık tekrarlama eğiliminde olduğu için, hastaların da arayışları çok olacaktır. Tıp dışı tedaviler, kutsal ve şifalı sayılan yerler bu seçenekler arasındadır.

  • Sedef hastalığı, psikolojik kökeni nedeniyle telkine çok yatkın bir hastalıktır ve hasta yapılan işleme inanmasına paralel olarak bu tür işlemlerden etkilenebilir. Bu yönüyle hastaların sömürülmesine de çok yatkındır. Belli bölgelerde sedef tedavisi konusunda ünlü yerler ve buralara sedef turizmi de vardır.

    İsrail’de Lut Gölü, ülkemizde Kangal Balıklı kaplıcası bu tip alanlardandır. Bu gibi alanların hiçbir tedavi edici özellikleri yoktur.

  • Buradaki etkilenmeler önemli ölçüde psikolojiktir. Kişiler, şöhretini duydukları bir yere etkilenmeye hazır giderler, burada ortamlarından ve stresten uzak kalırlar, ayrıca aynı soruna sahip kişilerle oluşan dertleşme ortamı da doğal bir grup tedavisi oluşturacaktır. Güneş ışığı ve mineralli sular ise hemen hemen her yerde aynıdır. Hele hele içinde ne olduğu bilinmeyen halk işi tedavilere hiç yönelinmemeli; çözüm bir deri hastalıkları uzmanında aranmalıdır.

Sedef hastalığı tedavisi

Sedef Hastalığının tedavisinde amaç hastalığın belirtileri olabildiğince yok etmek veya azaltmak, hastalığın neden olabileceği dahili sorunları önlemek ve yarattığı psikolojik rahatsızlığı gidermektir.

Bu amaçla kullanılan birçok farklı yöntem vardır. Ayrıca hastalık üzerinde yoğun araştırmaların yürütüldüğü ve sürekli yeni tedavilerin geliştirildiği bir hastalıktır.

Mevcut tedavi yöntemleri hastalığı kökten yok edemese de belirtileri etkili bir şekilde azaltabilir ya da kaybedebilirler.

Klasik tıbbi tedavide öncelikle alevlenmeler engellenmeye çalışılır. Altın kural kızarıklığın azaltılması ve kabuklanmanın kontrol altına alınmasıdır. Özel diyetler çok nadir vakalar hariç faydalı bulunmamıştır. Derisinin kuruması engellemek için nemlendirici krem ve losyonlar kullanılabilir. Tedaviler sedef hastalığının şiddeti, yaşam stili, yaş ve kişinin sağlık durumuna göre değişir.

Sedef hastalığında tedavinin belirlenmesinde hastalığın vücutta yaygınlığı yani tutulum alanıda son derece önemlidir.

Topikal Tedaviler

Hafif ve orta şiddette psoriasiste krem yada pomat formunda topikal ilaçlar tek başlarına etkilidir. Kliniğin şiddetli olduğu durumlarda sistemik tedaviler yanında yardımcı tedaviler olarak ta kullanılmaktadır.

Topikal kortikosteroidler: Kortizonlu kremler, merhemler ve losyonlar pek çok hastada hastalığı kontrol altına alır ve deride geçici olarak düzelme sağlar. Hafif etkili olanlar genital bölge, yüz ve büklüm yerleri gibi hassas bölgelerde kullanılır. Daha güçlü olanlar ise saçlı deri, dirsek, diz, avuç içi ve ayak tabanında kullanılırlar.

Ayrıca bu bölgelerde bir örtü ile sarılması da gerekebilir. Bütün bu uygulamalarda dikkatli olunmalı ve bir dermatoloğun kontrolü altında olunmalıdır. Güçlü kortizonlu ürünlerin yan etkileri deride incelme, kılcal damar belirmesi, çürüme ve deri rengi değişiklikleridir. Bu ilaçların ani kesilmesi hastalığın alevlenmesine neden olabilir.

Dermatologlar dirençli sedef lezyonlarına iğne ile direk kortizon enjekte edebilirler. Bu enjeksiyonlar yan etki yapmayacak kadar küçük dozlardadır.

  • Saçlı deri tedavileri: Saçlı derideki sedef tedavisi hastalığın şiddetine, saç uzunluğuna ve hastanın yaşam stiline göre değişir. Pek çok reçeteli veya reçetesiz şampuan, yağlar, solüsyonlar ve spreyler mevcuttur. En çok kortizon ve katranlı ürünler kullanılır. Hastalar aşırı şampuanlamadan ve saçın derisini tahrişten kaçınmalıdırlar.
  • Anthralin: Bu ilaç psoriasiste deride hücrelerin DNA aktivitesini normal hale getirmektedir. Kalın sedef lezyonlarının üzerine sürülerek kullanılır. Özellikle kalın kepekli yaralarda kullanıldığında kepeklerin hızla kaybolmasını sağlamaktadır. Hafif bir tahriş, deride ve örtülerde geçici boyama yapabilir. Teknolojik yeni ürünler ve metotlar bu yan etkileri azaltmıştır.
  • Vitamin D: Sentetik vitamin D yani “calcipotriene ve calcitriol” deri tırnakta büyüme hızını düşürmektedir. Lokalize sedef hastalığında tek veya diğer ilaçlarla birlikte kullanılabilir. Deride tedavi sırasında kolay iritasyon yapabilirler. Klasik D vitaminin sedef tedavisinde yeri yoktur.
  • Retinoidler – Vitamin A: Retinoidler sıklıkla akne ve güneş hasarında kullanılmaktadır. Ancak tazarotene psoriasis için geliştirilmiştir. Retinoidler psoriasiste deride hücrelerin DNA aktivitesini normal hale getirmektedir. Tek başına veya kortizonlu kremlerle birlikte kullanılabilir. Hamile olan kişilerin bu ürünleri kullanmamaları gerekir.
  • Katran: Katranlı ilaçlar çok eski yıllardan beridir sedef tedavisinde kullanılmaktadır. Petrol ve kömürden elde edilen katran deride kaşıntı, inflamasyonu azaltmaktadır. Giyisileri boyaması ve kötü kokusu en önemli olumsuzluklarıdır. Katranlı ilaçlar dirençli sedef alanlarında kullanılabilir.
  • Salisilik asit: Kalın kepeklerin deride ve saçlı deriden uzaklaştırılması için kullanılmaktadır. Tek başlarına yada diğer topikal ilaçlar ile kombine kullanılmaktadır.
  • Calcineurin inhibitörleri: Bu ilaçlardan tacrolimus ve pimecrolimus atopik dermatitiste ve psoriasiste kullanılmaktadır. İmmün sistemde T lenfosit kan hücreleri üzerindeki etkileri ile sedefteki inflamasyonu düzenlemektedir.
  • Nemlendiriciler: Sedefte tedavi edici etkileri yoktur ancak kaşıntı ve kepeklenmeyi azaltmaktadır.

Yapılan bir çalışmaya göre dermatologların çoğu geçen yıl içinde psoriasis tedavisinde özellikle orta düzey vakalarda biyolojik ilaçları daha fazla kullanmıştır. “Etanersept” bu tür ilaçlar arasında en sık kullanılan olsa da, ”adalimumab” nın payı da geçen yıl belirgin olarak artmıştır.

Adalimumab (Humira), infliksimab ve etanercept’in ardından FDA tarafından onaylanmış bir TNF inhibitörüdür. Adalimumab üretiminde insan monoklonal antikoru kullanılmıştır.

2008 yılında FDA adalimumab’ın Romatoid Artrit, Psoriatik Artrit, Ankilozan Spondilit, Crohn Hastalığı, Sedef hastalığı ve Juvenil idiopatik Artrit tedavisini onaylamıştır.

Biyolojik temelli tedavilerin ortaya çıkışı büyük ölçüde psoriasis tedavisini de geliştirmiştir. Son on yılda yalnızca sedef için bile pek çok biyolojik tedavi ortaya çıkmıştır.

Daha önce alefasept ve efalizumab gibi ajanlar T-hücrelerinin aktivasyonunu ve göçünü bozarken daha sonra ortaya çıkan infliximab, etanercept, ve adalimumab gibi ajanlar TNF-α yı hedef almıştır.

Son zamanlarda, Ustekinumab ve Briakinumab gibi yeni biyolojik ajanlar IL-12 ve IL-23 tarafından paylaşılan p40 alt birimini hedef almaktadır.

Ancak bu grup ilaçların savunma sistemini baskılayıcı ve tümör oluşturucu etkileri yönünden dikkatli ve kontrollü kullanılması gerekmektedir.

Psikolojik Destek Bilimsel araştırmalar, sedef hastalarında psikolojik destek sağlanmasının yaşam kalitesini arttırdığını ve hastalığın iyileşmesine katkıda bulunduğunu göstermiştir. Bu nedenle, gerekli durumlarda uygun ilaçlar ya da ilaç olmaksızın çeşitli psikoterapi yöntemleri kullanılabilir.

Bitkisel İlaçlar Sedef hastalığını kökten yok eden hiçbir ilaç yoktur. İlaçlar kullanıldıkları süre içinde ve kesildikten sonraki bir süre hastalığı kontrol altında tutarlar. Benzer şekilde bitkisel tedaviler, doğal ilaçlar da uzun süreli iyilik sağlayamamaktadır.

Ağızdan alınan bitkisel ve doğal ilaçların ağır iç organ (ör:karaciğer) toksisiteleri, önemli yan etkileri ve ilaç etkileşimleri olabilmektedir. Bu nedenle bir deri hastalığı olan sedef hastalığının tedavisi , dermatoloji uzmanınca, etkinliğinin yanı sıra emniyetli oldukları da kanıtlanmış onaylanmış ilaçlarla yapılmalıdır.

Hekiminiz yeni geliştirilen ilaçlar ya da diğer tedavi yöntemleri konusunda en sağlıklı ve doğru bilgilere ulaşacağınız kaynaktır.

Источник: https://www.e-kutuphane.com.tr/sedef-hastaligi-nedir-tedavi-yontemleri-nelerdir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.