Dirençli Hipertansiyon Tedavisi

Dirençli Hipertansiyon Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Dirençli Hipertansiyon Tedavisi

Hipertansiyon hastalarına 3 tane ilacının reçete edilmesine rağmen, hastanın bir türlü tansiyonunun normal değerlere düşmemesi sonucunda hastanın geçmeyen yüksek tansiyona sahip olurlar.

Dirençli Hipertansiyon

Hipertansiyon hastalarında sistolik kan basıncının hastalarda en düşük 140 mmHg olması durumunda ve diyastolik denilen küçük kan basıncının ise 90 mmHg üzerinde olması durumunda hipertansiyon tanısı konulmaktadır. Ülkemizde milyonlarca insanın hipertansiyon tanısı konularak tedavi gördüğü bilinmektedir.

Bu hastaların genetik ya da bazı hastalıklar sonucunda yaşamaktadır. Hastaların özellikle de tuz ya da tansiyonu yükseltecek gıdalar tüketmesi, stres altında kalmaları sonucunda tansiyonlarında yükselme meydana gelecektir.

Hipertansiyon hastalarının doktor tarafından yapılan tetkikler sonucunda kullanacak oldukları ilaçlar sonucunda kan basınçlarını düşmesi hedeflenmektedir.

Belirtileri arasında hasta dinlenmesine rağmen geçmeyen yorgunluk, baş ağrısı, kulaklarında çınlama, yüksek tansiyona bağlı burun kanaması, çok sık idrara çıkma, bacaklarda ödem sonucunda şişme görülmektedir.

Dirençli Hipertansiyon Nedenleri

Hipertansiyon hastalarının tek bir ilaç aldıkları zaman kan basınçları normale düşecektir. Bazı hastaların ise diüretik olmak üzere 3 tane tansiyon ilacı almalarına rağmen kan basıncının normal seviye olan 120 / 80 mmHg olmaması durumuna ise dirençli hipertansiyon adı verilmektedir.

Bu durumda şeker hastalarının ya da uzun vadeli böbrek yetersizliği yaşamakta olan hastaların 130/80 mmHg tansiyon değerlerinde olması gerekiyor. Diğer hastalıklara bağlı olarak ise tansiyonun 140/90 mmHg’den daha küçük olması hedeflenecektir.

 Dirençli hipertansiyon yaşamakta olan hastaların tam olarak nedeni bilinmemektedir. Fakat yapılan çalışmalar gösteriyor ki hastaların sol ventrikül yetersizliği olması durumunda, plak oluşumu sonucunda ve albuminürü gibi durumlarda kan basıncında artma ve düşmeme görüldüğü de görülmektedir.

Ayrıca bu rahatsızlıkları yaşamakta olan kişilerde şeker hastalığı, kronik böbrek hastalığı ve uyku apnesinin olması ile de bilinmektedir. 

  • Kullanmakta oldukları antiinflamatuar ilaçlar;
  • Zayıflatıcı ilaçlar;
  • Kullandıkları kokain gibi uyarıcılar;
  • Meyan kökü;
  • Alkol.

Kronik böbrek hastalığı yaşamakta olan kişilerin glomeruler filtrasyon değerlerinde azalma olması görülmektedir. Böbrek yetersizliği gidişinin azalması durumunda kalp damar hastalıklarının riskinin olduğu da görülmektedir.

Yalancı Direnç

Dirençli hipertansiyon hastalarının muayene sırasında doktor tarafından ilk olarak hastalığının yalancı direnç olup olmadığı anlaşılması gerekmektedir.

Yalancı direnç olduğu anlaşılması durumunda hastaya gereksiz yere ilaçlar reçete edilmeyecektir. Tanısının konulabilmesi için hasta gözetim altında tutulmalıdır.

Yapılan tansiyon ölçümü sırasında her iki kolundan da ölçüm alınmalı ve çıkan sonuçlarda yüksek olan sonuç alınmalıdır. Yalancı direnç olmasına neden olan durumlar ise şunlardır:

  • Yaşlı hastaların ileri derecede damarlarının kalsifiye aterosklerotik sonuçlar yüzünden tam olarak komprese edilmediği zamanlarda;
  • Hasta uyum sağlayamaması;
  • Kullanmakta olduğu ilaçların istenmeyen yan etkileri;
  • Hastanın kullanmakta olduğu ilaçlar sonucunda oluşan unutkanlık;
  • Panik atak;
  • Kullanılan ilaçların doz alımının azlığı.

Hastanın 24 saat boyunca kan basıncının ölçümü yapılarak hastanın izlenmesi gerekmektedir.

Bazı kişilerde duygu durum bozukluğu sonucunda ya da hastanın yaşayacak olduğu panik atak neticesinde var olan yalancı direnç görülmesi söz konusu olabilir.

Panik atak hastalarının geçirecek olduğu panik atak sırasında antihipertansif ilaç kullanımı söz konusu olacaktır. Bu durumlarda tedavinin yetersiz olması ile sonuçlanacaktır.

Dirençli Hipertansiyon Tedavisi

Dirençli hipertansiyonun tedavisinde her zaman için neden ortaya çıktığını anlamak çok önemli olmaktadır. Hastalığın nedeni belirlenmesi durumunda eğer ki kullanmakta olduğu ilaçlardan kaynaklanıyorsa bu kullandığı ilaçların kesilmesi ve başka ilaçların reçete edilmesi gerekmektedir.

Hastanın uzman bir diyetisyen kontrolünde diyet yapmaları gerekiyor. Tuz tansiyonun bir anda yükselmesine neden olacak bir durumdur. Hastanın fazla kilolarını vermesi, hastanın sağlıklı bir yaşam sürmesi için beslenmesini diyetisyen kontrolünde sağlaması gerekmektedir.

Hastanın temiz havada yürüyüş yapması, hastanın egzersiz yapması sağlıklı kalması için çok önemliyken, alkol tüketiminden ve sigarayı bırakması hayatı içerisinde yaşam biçiminde oluşan değişiklikler sonucunda sağlıklı kalacaktır.

Hastaya reçete edilmekte olan Antihipertansif ilaçların dozu tekrardan ayarlanmalıdır. Hastanın tedaviye yanıt vermesi için uygun olan tedavi yollarından bir tanesi de doksazosin kullanımı olacaktır.

Bunları doktor tarafından uygun olan ilaç hastaya reçete edilecek, hastanın hayatı içerisinde düzenli olarak mümkünse her gün aynı saatte alınması tavsiye edilmektedir. Bazı hastalara uygulanacak olan tedavi yöntemi kateter uygulaması yapılacaktır.

Bu durum sempatik renal denervasyon uygulaması yapılacaktır. Bunun sonucunda hastanın dirençli hipertansiyonu normal tansiyona dönmesi mümkün olacaktır. 

(Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading…

Источник: https://kalpritmi.com/direncli-hipertansiyon.html

Dirençli Hipertansiyon

Dirençli Hipertansiyon Tedavisi

Tansiyonum yüksek. İlaç da alıyorum, bir düzelme yok. Neden? Bu ilaçları hep mi alacağım? Ayrıca bu ilaçlar böbreğimi, karaciğerimi yormaz mı? Alışkanlık yapmaz mı?

Kardiyoloji Uzmanı  Uzm. Dr. Sinan Coşkun Turan, hipertansiyon hastalarının tedavi sürecinde gerçekleştirdiği hataları açıklıyor.

“Yüksek Tansiyon” tabirinin de kullanıldığı hipertansiyon, kalbin pompalama yaptığı atardamarlar içindeki kan basıncının, yani tazyiğinin yüksek olması demektir.

  Bu yükseklik, içinde bulunduğu kalp ve damar sistemini yıpratmakla yola başlar ve sonrasında, damarları bozulan organların bizzat kendilerini de iflasa sürükleyerek yoluna devam eder.

  Bu organlardan öncelikle sayılacak olanlar göz, böbrekler ve beyin olmakla beraber, zaman içinde tüm dokular ve organlar etkilenebilir.

NORMAL TANSİYON DEĞERİ KAÇTIR?

“Tıbbi kılavuzlara göre hipertansiyon teşhisi, yapılan ölçümlerin çoğunda büyük tansiyonun 140 mmHg ve/veya küçük tansiyonun 90 mmHg üzerinde ölçülmesi ile konur” denilse de, ideal tansiyon değeri 120/80 mmHg'dır.  Yaş kaç olursa olsun, bu böyledir.

  Yani ileride felç, kalp krizi, kalp yetersizliği, böbrek yetersizliği, beyin kanaması gibi hastalıklara uğrama riski bakımından, ideal sayılan 120/80 mmHg ile “idare eder denilen” 140/90 mmHg arasında bile epeyce fark vardır.

  Hatta biraz daha aşağıya doğru gidelim; rahatsız etmeyen, baş dönmesi veya halsizlik gibi belirtilere yol açmayan en düşük tansiyonun en iyi tansiyon olduğunu söylemek lazım.

Bu itibarla ideal tansiyon konusu hakkında kısaca şunu söyleyebiliriz; (Düşük tansiyon belirtilerine yol açmadığı sürece) en düşük tansiyon, en iyi tansiyondur.

Mesela tansiyonu 90/60 mmHg (yani 9/6) ölçülen ama kendini iyi hisseden birini, durduk yerde düşük tansiyon hastası kabul edip tuzlu ayranlar içmeye teşvik etmek vahim bir hatadır.  Böyle bir kişiye yapılması gereken şey, sadece böyle mükemmel bir tansiyon değerine sahip olmasından dolayı tebrik etmektir.

  Ama buradaki kastettiğimizin çeşitli hastalık hallerindeki tansiyon düşmeleri olmadığını, tansiyonun hep düşük seyrettiği sağlıklı ve yakınmasız kişilerle ilgili olduğunu özenle vurgulayalım.

ALGILAMA

Tansiyon yüksekliğinin genellikle baş ağrısı, ense veya tepe ağrısı-zonklaması, baş dönmesi, kulaklarda uğultu, çarpıntı hissi, bulantı gibi yakınmalarla seyrettiği iyi bilinir.

  Buradan yola çıkan birçok hastanın, aslında tansiyonunu hiç ölçtürmediği halde “Tansiyonum iyi, bir sıkıntım yok.” demesine öyle çok rastlıyoruz ki.  Tansiyon vücutta ne kadar uzun süredir yer edinmişse, vücut bunun belirtilerine karşı o kadar alışıyor ve bir nevi körleşiyor.

200 mmHg veya daha üzerindeki tansiyon değerlerinin bile farkında olmayabiliyor hastalar.

Tansiyon yüksek olduğu halde hiçbir şikayetin olmaması ve kendini iyi hissetmek, ne yazık ki tansiyonun size zarar vermemesi, vücudun artık tansiyona alışması ve ondan etkilenmemesi anlamına gelmiyor.  Tüm damar sistemi, kalp ve diğer organlar, o sırada hissetmeseniz de içten içe ve sessiz sedasız iflasa sürükleniyor.

Algılama sorununun diğer bir yüzü de, tansiyon yüksekliğinin sadece o sıradaki açlığa, tokluğa, üzüntüye, sinirlenmeye, iş yapmaya veya yürümüş olmaya bağlı olduğunu sanıp ana problemi görmezden gelmek şeklinde karşımıza çıkıyor.

Sanıldığının aksine; o sabah henüz kahvaltı yapmamış olmanızın, ilacınızı henüz almamış veya yarım saat önce yürümüş ya da birkaç merdiven çıkmış olmanızın, şu andaki tansiyon yüksekliğinizi izah etme konusunda bir anlamı olamaz. Tansiyonun sadece rahat olunan durum ve saatlerde ölçülmesi de sorunun gizlenmesine neden olmaktadır.

  Mesela evde sabah-akşam yapılan ölçümlerin gayet iyi olması, buna karşın dışarıda tansiyonun yüksek seyrediyor olması hiç de nadir bir durum değildir.  Ayrıca önceden 9/6 veya 10/7 gibi düşük tansiyon değerleri olan kişilerde günün birinde aniden tansiyonun sadece 13-14'e çıkması bile gayet rahatsız edici olabilir.

  Bu hastaların pek çoğu bir türü iyileşmeyen baş ve ense ağrısı, kulak uğultusu, yorgunluk gibi yakınmalarla, ellerinde bir çuval dolusu migren, sinüzit ve depresyon ilaçlarıyla ve MR filmleriyle hastane hastane gezerler.

TANSİYON İLAÇLARINA BAKIŞ AÇISI

Hipertansiyon tedavisinde hekimler olarak en sık yaşadığımız sıkıntının bu olduğunu söylemek sanırım hata olmaz.

  Elbette tuz azaltılacak, elbette kilo verilecek, elbette düzenli yürüyüş yapılacak ve elbette stresten kaçınılacak.  Bunlar temel.  Ama ciddi bir hipertansiyonla sadece bu önlemleri kullanarak baş etmek mümkün değildir.

  Sarımsak, limon, kekik yağı, keten tohumu gibi yöntemler ise genellikle teselliden öte bir değer taşımazlar.

“Genç yaşta vücut ilaca alışmasın diye tansiyon ilacı almamak” felaketine çok sık şahit oluyorum.  Düşünün; yaş 16, tansiyon 16.  Tamam hemen ilaç başlamayalım, tuzu azaltalım, yürüyüş yaptıralım ve kilo fazlalığı varsa verdirelim. Gönlünü de hoş tutalım.

  Peki yine de olmuyorsa ve tansiyon inmiyorsa? “İnmiyorsa inmesin, yeter ki bu yaşta ilaç vermeyelim.” demek, bu çocuğu kanserden farksız bir durumun kucağına göz göre göre terk etmek demektir.  Bu çocuğun geleceğinde daha 30-40 yaşında böbrek yetersizliği, kalp krizi, felç gibi durumlar aklıma sadece ilk gelen senaryolar.

  Yani sıradan bir hipertansiyon hastasının 70-80 yaşındaki akıbetini daha 30-40 yaşındayken yaşamak…

Çoğu hasta, bu ilaçları hep almanın böbrekleri veya karaciğeri yorduğu, hep ilaç almanın vücutta alışkanlık yapacağı ve ilaçlara bağımlı olmak istemedikleri gibi tezler ileri sürmekteler.

  Organlarınız bu ilaçları aldınız diye değil, almadınız ve hipertansiyonunuz gereği gibi tedavi edilmedi diye zarar görür.  Uygun şekilde tedavi edilmeyen bir hipertansiyonun kanserden farkı yoktur.

  Kanser nasıl organ sistemlerini bozar ve iflasa sürüklerse, tedavisiz bir hipertansiyon da aynısını yapar.

DURUMU KABULLENMEK

Aldığınız ilaç veya doz yetersiz geliyor olabilir.  Bu arada diğer bir yanılgı da ilacın dozunu rakamsal olarak ele alıp abartmaktır.  “Komşumun ilacı sadece 2.5 mg, benimki ise 150 mg yani çok fazla.  Yine de tansiyonum düzelmiyor.

  150 mg'ı daha ne kadar artırabilirim ki?” sorusu artık bir klasik haline gelmiş durumda.  Her ilacın etkin dozu farklıdır.  Ne bir ilacın sadece 1 mg olması onu daha tehsiz kılar, ne de başka bir ilacın 1000 mg oluşu onu diğerinden daha tehli yapar.

  Bir ilacın 1 mg'ı başka bir ilacın 1000 mg'ı ile eşit etkide olabilir. Onun için bu rakamlara takılmamak lazım.  Belli dozda bir ilaç alıyor olabilirsiniz ve tansiyonunuz hala düzelmemiş olabilir.  Yapılması gereken durumu böyle kabullenmek değil, tedavinin daha da artırılmasıdır.

  Öncelikle ilaç dozu olarak, bu da yetmezse ilaç adedi olarak.  Ta ki tansiyon konusunda hedefe ulaşalım.

TANSİYON İLAÇLARININ BÖBREKLERİ BOZACAĞI YANILGISI

Tansiyon ilaçları böbrekleri bozmaz.  Tam aksine böbrekleri korurlar, yani yüksek tansiyon nedeniyle bozulmaların başladığı ve iflasa sürüklenen böbrekleri kurtarırlar.

  Özellikle şeker hastalığı varsa, hipertansiyon olmasa bile bazı tür tansiyon ilaçlarını böbrekleri korumak adına tatbik ederiz, tekrar söylüyorum hipertansiyon olmasa bile!  Yani hipertansiyon ve/veya şeker hastalığınız varsa, eğer gerçekten böbreklerinizi düşünüyorsanız ve eğer ileride diyalize mahkum ve kendisine nakil için böbrek aranan biri haline gelmek istemiyorsanız bu ilaçları ALMANIZ gerekir.  Bir başka deyişle yine söylüyorum, biz hekimler bu ilaçları böbrekleri bozmak için değil kurtarmak için kullanırız.  Çünkü böbreklerde tansiyona bağlı bozulma başlamışsa böbrekleri kurtarmanın da yine bu ilaçlardan başka çaresi yoktur.  Sadece, böbreklerde zaten çok ağır bir yetersizlik varsa, bu hastalarda dikkatli olmak gerekiyor.  Hassas kararları vermek doktorunuzun işidir.  Lütfen bu konulara hakim olmayan birtakım insanların etrafınızda bilir bilmez ve cahilce konuşmaları aklınızı çelmesin.  Gerçek buradaki gibidir.

HİPERTANSİYON HASTALARININ UNUTMAMASI GEREKENLER

  • Tansiyon ilaçları, ihtiyaç oldukça alınacak ilaçlar değildir.  Sürekli alınmalıdırlar.  Evet, tansiyon normal olsa bile alınmalıdırlar.  Peki tansiyon normalken almak tansiyonu daha çok düşürmez mi?  Hayır, düşürmez ve yükselmenin önüne geçer. Peki ne zamana kadar alınmalıdırlar?  Ömür boyu alınmalıdırlar.  Tabii ki ilacın dozu, türü, alınış şekli değişik zamanlarda doktorunuz tarafından ihtiyaca göre değiştirilebilir.   Size düşen, bunlarla kendi kendinize oynamamaktır.
  • Bazı hastalar tansiyonun çok değişken olmasından şikayet ediyorlar.  Tansiyon hep sabit kalan bir şey değildir.  İdeal tansiyonun 120/80 mmHg olduğunu belirtmiştim.  Ama tansiyon ölçümleriniz bu rakamın tam üzerinde kalacak diye bir şey yoktur.  Ölçümlerinizin çoğu bu değerde veya daha aşağısında ise, ölçümlerdeki değişiklikler gayet olağandır.  Bazen stres ve yorgunluğa bağlı olarak hafif üzerine de çıkabilir.  Yani 120/80 mmHg etrafında dolaşıyor olabilir.
  • Bazen vücudunuz başka problemlerin etkisi ile güçsüz, yorgun veya hastaysa, uykusuz veya iyi dinlenememiş iseniz, arada bir özellikle ayağa kalktığınızda hafif tansiyon düşüklüğü veya halsizlik yaşayabilirsiniz.  Bazen de aşırı stres, üzüntü veya yoğun tempo nedeniyle yine arada bir daha yukarı değerlere, hatta bazen yüksek sayılabilecek tansiyon değerlerine rastlayabilirsiniz.  Böyle olağandışı sebeplerle açıklanabilecek hafif tansiyon düşmeleri veya yükselmeleri eğer sadece arada bir oluyorsa, paniğe kapılıp tüm tedaviyi kesmeyi veya toptan değiştirmeyi gerektirmez.  Bu olanlardan tedavinin yetersiz olduğu veya ağır gelip azaltılması gerektiği anlamı çıkarılamaz.  Her ikisinde de yapmak gereken, olağandışı durumun geçmesini beklemek ve biraz istirahat etmektir.  Stres, üzüntü, grip, aşırı stres veya her ne sorun varsa, bunun geçmesini bekleyecek, istirahat edecek, bol su içecek ve tansiyonunuzu biraz daha sık izleyeceksiniz. Yine de böyle durumlarda doktorunuzla bağlantı kurun, belki tedavinizde geçici bir düzenleme gerekli olabilir.
  • Tansiyon ilaçları alışkanlık veya bağımlılık yapmaz.  Bu ilaçları sürekli almak zorunda olmanız, siz bu ilaçlar yüzünden bağımlılık kazandınız diye değildir. Hipertansiyon dediğimiz hastalık idrar yolu iltihabı, bademcik iltihabı, zatürre veya tüberküloz gibi bir müddet ilaç almakla iyileşen bir hastalık değildir.  Genellikle sürekli bir hastalıktır.  Böyle bir hastalığın tedavisi de genellikle sürekli olur. İlacınız bittiği veya başka bir yerde unutmuş olmanızdan dolayı birkaç gün-hafta ilaç alamadığınız dönemlerdeki geçici iyilik hali sizi aldatmamalı.
  • Peki ilaçları gerçekten de sürekli mi almak lazım?  Günün birinde kesmek hiç mi mümkün değil?  Bunlar çok soruluyor.  Ben hep şöyle cevap veririm:  “Bu ilaçlar için şimdilik bir süre biçmiyoruz.  Büyük bir ihtimalle hep almanız gerekecek.  Ama eğer kilo verirseniz, eğer düzenli egzersiz yaparsanız, eğer stresle baş etme, olaylara tepkilerinizi değiştirme, zihinsel ve bedensel gevşeme teknikleri konusunda eğitim alır ve kendinizi geliştirirseniz bu mümkün.”  Çünkü stres ve olaylara abartılı tepki verme konusundaki yanlış zihinsel alışkanlıklar çarpıntı ve hipertansiyonda çok ama çok etkin bir rol oynuyor.  Değerlendirme sırasında çarpıntı ve hipertansiyon ataklarının altında böyle bir faktörün varlığı tespit edilmişse, tedaviye mutlaka bu yönden de yaklaşmak gerekir ve değişmeyi samimi olarak isteyen hastalarda çok güzel sonuçlar alınabilir.  Tabii ki anında değil, kısa da olsa bir süreç içinde.  Sonuçta hipertansiyon ilaçlarına hiç ihtiyaç kalmayabilir veya sorun daha az sayıda-daha az dozda ilaçla baş edilebilir bir seviyeye geriletilebilir.  Ama bazen yanlış zihinsel alışkanlıklarından, olaylara abartılı tepki vermekten memnun ve bu konuda değişmek istemeyen insanlar da olabilmektedir.  İşin bu yönü ile de uğraşan bir hekim olarak bu gözlemimin hiç de nadir olmadığını söyleyeyim.  Geçmişte olup bitmiş işleri hala kafasında tartışarak içindeki öfkeyi kızgınlığı kamçılamaya devam etme, içinde doğan kötü duyguları silme gayreti yerine ısrarla onların peşine takılıp hayalden hayale sürüklenme, duyduğu gördüğü her şeye gerekenin çok üzerinde tepki verme halini değiştirmek istemeyen ve kendini gururla böyle tarif eden insanlar da vardır.  Değişmeyi kendisi istemeyen bir insan dışarıdan müdahale ile değiştirilemez ve bunlarda sürekli ilaç tedavisi dışında yapacak hiçbir şey yoktur.
  • Sık alınan ağrı kesici ve romatizma ilaçları, soğuk algınlığı ilaçları ve zayıflatma ilaçları başta olmak üzere pek çok ilaç da hipertansiyonun tedaviye direnç göstermesine sebep olabilir.  Çok gerekli olmadıkça ve doktorunuz öyle istemedikçe ağrı kesici ilaçları almamaya çalışın.  Mümkünse ağrıya yönelik başka tedaviler konusunda doktorunuzla konuşun.
  • İlaç kutularında yazan ve yan etkilere dair bilgileri okumak genellikle hastaları yanlış yönlendirmekte.  Birçok hasta, “Doktor bey, ben bu ilacın içindeki prospektüsü okudum, bunun çok yan etkisi varmış.  O yüzden almadım.” diyerek karşımıza gelmekte.  Şu bilinmeli ki, en nadir yan etkiler bile prospektüslerde bildirilmek zorundadır, yani bunlar her kullananda olacak demek değildir.  Zaten yan etki yapacağı kesin olan bir ilacın da, yan etki oluşacağını bile bile bunu yazacak bir doktorun da var olması mümkün değildir.  Yan etkiler nadirdir. Oluşsa bile, genellikle doz veya ilaç değişikliği yapmakla kolayca toparlanan yan etkilerdir.  Bazı tansiyon ilaçlarının öksürük, bazılarının bacaklarda şişme, bazıların kabızlık, halsizlik, ayağa kalkınca göz kararması gibi çok klasikleşmiş yan etkileri olabilir.  Özellikle bu tip şikayetleriniz varsa, doktor doktor hastane hastane gezmeden ve sayısız tetkiklerin birinden çıkıp diğerine girmeden önce, size bu ilaçları yazmış olan hekimle bağlantı kurmayı deneyin.

Источник: http://centralhospital.com/haberler/direncli-hipertansiyon/

Hipertansiyon Tedavisi, Nasıl Geçer?

Dirençli Hipertansiyon Tedavisi

Bu yazımızda sizlere hemen hemen herkeste görülmekte olan hipertansiyon sağlık sorunu hakkında bilgiler vereceğiz. Yazımızın devamında sizlere verecek olduğumuz bu bilgiler kapsamında sizler de tedavi yöntemleri ile daha sağlıklı bir yaşama kavuşabilirsiniz.

Hipertansiyon, yüksek tansiyon anlamına gelmektedir. Kimi zamanda arteriyel hipertansiyon olarak anılmaktadır. Atardamarlardaki kan basıncının yüksek olmasından kaynaklı, kronik bir hastalıktır. Yüksek kan basıncı, kalp rahatsızlıkları gibi birçok ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Hipertansiyon oldukça yaygın olan bir sağlık sorunudur.

Kan basıncı, kalbin kan pompalama miktarı ve arterlerdeki kan akışı direnç miktarı ile belirlenir. Kalbin daha çok kan pompalaması ile dar alterler sebebiyle sizlerde yüksek tansiyon meydana gelecektir.

 Ancak yıllarca hiçbir belirti olmadan sizlerde yüksek kan basıncına sahip olabilir ve bunu farketmemiş olabilirsiniz. Hatta belirti olmadan, kalp ve damarlarınız büyük çoğunlukta zarar görebilir.

 Kontrolsüz yüksek tansiyon, kalp krizi ve felç gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.

Yüksek kan basıncı, genellikle uzun yıllar boyunca gelişir. Neyse ki, yüksek kan basıncı, kolayca tespit edilebilir. Yazımızın devamında bu konu hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olabilirsiniz.

Hipertansiyon Belirtileri Nelerdir?

Hipertansiyon çoğu zaman herhangi bir belirti göstermeksizin varlığını sürdürmektedir. Çoğu zaman yaşamı tehdit eden düzeye gelinceye kadar çoğu kişi tarafından fark edilmemektedir. Ancak nadir olarak görülse de, yüksek tansiyon olan kişilerde aşağıdaki belirtiler görülmektedir;

  • Kalıcı baş ağrısı
  • Bulanık yada çift görme
  • Burun kanaması
  • Nefes darlığı

Eğer hamile iseniz, yüksek olmasa bile, kan basıncı düzenli olarak kontrol olması önemlidir. Olası durumlarda ise, plasenta (anne bebeğin kan akımını bağlayan organı) konusunda sorunlar yaşanabilmektedir.

Eğer 40 yaşının üstünde iseniz, her 2 yılda bir düzenli olarak tansiyon kontrollerinizi yaptırmanız gerekmektedir. Bu sağlık sorununda risk altında iseniz, doktorunuz sizden daha sık kontrollere gelmenizi isteyecektir.

Eğer düzenli olarak doktora görünmüyorsanız, toplumda bir sağlık kaynağı fuarı ya da diğer yerlerde ücretsiz tansiyon taraması yaptırmanız mümkün olacaktır. Ayrıca ücretsiz olarak kan basıncını ölçecek bazı makinaları mağazalarda bulabilirsiniz. Ayrıca eczanelerden de bu konu hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Hipertansiyon Testleri ve Tanısı

Kan basıncını ölçmek için, doktorunuz ya da bir uzman genellikle kol etrafında yapacak olduğu ölçümler ile birlikte sizlerin kan basıncını ölçebilmektedirler. Kan basıncı ölçümleri dört genel kategoriye ayrılır;

  • Normal kan basıncı: Kan basıncı 120/80 mm Hg ise kan basıncı normaldir.
  • Prehipertansiyon: Prehipertansiyon 120 139 mm Hg veya 80 89 mm Hg arasında değişen bir diastolik basınç ise, Prehipertansiyon zamanla kötüleşen eğilimindedir.
  • Aşama 1 hipertansiyon: Aşama 1 hipertansiyon 140 159 mm Hg veya 90 99 mm Hg arasında değişen bir değerde yer almaktadır. 
  • Aşama 2 hipertansiyon: Daha şiddetli hipertansiyon, evre 2 hipertansiyon olarak bilinmekte ve 160 mm Hg veya daha yüksek bir sistolik basınç veya 100 mm Hg derecesindedir.

60 yaşından sonra, sistolik okuma daha önemlidir. Doktorunuz büyük olasılıkla yüksek tansiyon teşhisi öncesinde üç veya daha fazla randevu ile kan basıncı okumalarının sonuçlarını alacaktır. 3 veya daha çok sayıda randevu şeklinde yapılmasındaki amaç, kişilerin kan basıncının gün içerisinde değişmesinden kaynaklanmaktadır.

Doktorunuz ambulatuvar kan basıncı izleme denilen bir 24 saatlik kan basıncı izlemi testi önerebilir. Bu test için kullanılan aygıt 24 saatlik bir süre içinde düzenli aralıklarla kan basıncını ölçer ve ortalama bir gün ve gece boyunca kan basıncı değişiklikleri açısından daha doğru bir sonuç sağlar. Ancak, bu cihazlar tüm tıp merkezlerinde mevcut değildir.

Eğer yüksek tansiyon, her türlü teste göre var olduğu biliniyor ise, doktorunuz tıbbi geçmişinizi gözden geçirecek ve fizik muayene yapacaktır.

 Doktorunuz ayrıca, idrar testi (idrar analizi), kan testleri, kolesterol testi ve bir elektrokardiyogram gibi rutin testler önerebilir.

 Ayrıca evinize alacak olduğunuz ekipmanlar sayesinde de kan basıncınızı takip etmekte aynı zamanda mümkün olacaktır.

Hipertansiyon Tedavisi Nasıl Yapılır?

Yaşam tarzınızı değiştirerek yüksek kan basıncı kontrol konusunda bir aşama kaydedebilirsiniz. Doktorunuz bu kapsamda sizlere sigarayı bırakmak, düzenli egzersiz ya da bir diyet programı önerebilir. Ama bazen yaşam tarzı değişiklikleri yeterli değildir.

1.İlaçlar

Diyet ve egzersiz ek olarak, doktorunuz kan basıncı düşürmek için ilaç önerebilir.

Diüretikler, bazen su hapları olarak adlandırılan, vücudun kan hacmini azaltarak, sodyum ve suyu ortadan kaldıran ve böbrekler üzerinde hareketlere yardımcı olan ilaçlardır. Bu tarz ilaçlar genellikle ilk tercih olarak kullanılmaktadır.

Bu ilaçlar kalbinizin üzerindeki sorumluluğu alarak, damarların açılmasına yardımcı olmaktadır. Beta blokerler asebutolol (Sectral), atenolol (Tenormin) ve diğerleri. Tek başına reçete edildiğinde, beta blokerler özellikle yaşlılarda işe yaramazsa, ancak diğer tansiyon ilaçları ile birlikte kullanıldığında etkili olabilir.

Bu ilaçlar – örneğin lisinopril olarak (Zestril), benazepril (Lotensin), kaptopril (Capoten) ve diğerleri – kan damarlarını daraltır ve doğal kimyasal oluşumunu engelleyerek kan damarlarının dinlenmesine yardımcı olur. Kronik böbrek hastalığı olan kişiler, ACE inhibitöründen yararlanabilir.

  • Anjiotensin II Reseptör Blokerleri (ARB)

Bu ilaçlar kan damarlarını daraltır, doğal bir kimyasal ile oluşumu engelleyerek kan damarları rahatmaya yardımcı olur. ARB (Atacand), losartan (Cozaar) ve diğerleri sayılabilir. Kronik böbrek hastalığı olan kişiler, ARB kullanabilirler.

  • Kalsiyum kanal blokerleri: Amlodipin (Norvasc), diltiazem de dahil olmak üzere (Cardizem, Tiazac, diğerleri) ve diğerleri – Bu ilaçlar kan damarlarındaki kasların gevşemesine yardımcı olur.
  • Renin inhibitörleri: Aliskiren (Tekturna) renin üretimini ile kan basıncı artar ve kimyasal adımlar zinciri başlar. Böbrekler tarafından üretilen enzimler yavaşlatılır.

2.Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Ne olursa olsun doktorunuz yüksek kan basıncını tedavi etmek için reçeteli ilaçlar vermiş olsa da, sizlerin kan basıncını düşürmek için yaşam tarzı değişiklikleri yapmak gerekir. Doktorunuz, birçok yaşam tarzı değişikliklerini tavsiye edebilir. Bunlar;

  • Daha az tuz içeren sağlıklı bir diyet programı (Diyet Hipertansiyon veya DASH diyet Stop Yaklaşımlar)
  • Düzenli egzersiz
  • Sigarayı bırakma
  • İçtiğiniz alkol miktarını sınırlamak
  • Sağlıklı bir kiloyu korumak veya aşırı kilolu ya da obez iseniz kilo vermeye çalışmak
  • Daha az kahve, çay ya da kola gibi diğer kafeini zengin olan içeceklerden uzak durun.
  • Mümkün olduğunca stresi azaltın.
  • Gebelik sırasında mutlaka kan basıncınızı kontrol edin.
  • Derin nefes alma tekniklerini deneyin.

3.Alternatif Tıp

Diyet ve egzersiz kan basıncını düşürmek için en uygun taktik olmasına rağmen, bazı ek takviyeler de bunu düşürmeye yardımcı olabilir. Bunlar ise şöyle sıralanmaktadır;

  • Psyllium ve buğday kepeği gibi lif destekleri
  • Magnezyum, kalsiyum ve potasyum gibi mineraller,
  • Folik asit
  • Yağlı balık, balık yağı takviyeleri ya da keten tohumu bulunan Omega-3 yağ asitleri

Bunlara ek olarak meditasyon gibi alternatif tıp seçeneklerinden yararlanabilirsiniz.

Hipertansiyon Nedenleri Nelerdir?

Yüksek kan basıncının iki türü vardır;

Bu tür, kademeli olarak yıllarca geliştirme eğilimindedir.

Bazı insanlar altta yatan bir durum sonucu oluşan yüksek kan basıncına sahiptirler. Bu tip, aniden ortaya çıkar. Çeşitli durumlar ve ilaçlar sekonder hipertansiyon da dahil olmak bazı sağlık sorununa neden olmaktadır;

  • Obstrüktif uyku apnesi
  • Böbrek problemleri
  • Böbreküstü bezi tümörleri
  • Tiroid problemleri
  • Kan damarlarında bazı kusurlar (konjenital)
  • Doğum kontrol hapları, soğuk ilaçları, dekonjestanlar, reçetesiz ağrı kesiciler ve bazı reçeteli ilaçlar
  • Kokain ve amfetamin gibi yasadışı ilaçlar
  • Alkol kötüye kullanımı ya da kronik alkol kullanımı

Risk Faktörleri Nelerdir?

Yüksek kan basıncı, dahil olmak üzere birçok risk faktörüne sahiptir;

  • Yaş: Yaşınız arttıkça riskiniz de artmaktadır. Özellikle 45 yaş ve üzerinde iseniz, risk altındasınız. 
  • Aile geçmişi
  • Fazla kilolu veya obez olmak;
  • Fiziksel olarak aktif olmamak
  • Tütün kullanma
  • Çok fazla tuz içeren diyet
  • Çok az potasyum içeren diyet
  • Çok az D vitamini içeren diyet
  • Çok fazla alkol içme
  • Stres
  • Bazı kronik durumlar. Bazı kronik durumlar aynı zamanda böbrek hastalığı, diyabet ve uyku apnesi gibi, yüksek tansiyon riskini artırabilir.
  • Bazen gebelik, yüksek tansiyona sebep olabilmektedir.

Hipertansiyon Komplikasyonları Nelerdir?

  • Kalp krizi veya inme
  • Anevrizma
  • Kalp yetmezliği
  • Böbreklerdeki kan damarları daralmış
  • Metabolik sendrom
  • Bellek veya anlayış ile sorunlar

Источник: https://evdesifa.com/hipertansiyon-tedavisi/

Hipertansiyon Nedir? Hipertansiyon Belirtileri ve Tedavisi

Dirençli Hipertansiyon Tedavisi

Hipertansiyon birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkan kan basıncı yüksekliğidir. Hipertansiyon hastalığı, ülkemizde yaklaşık 15 milyon kişide görülmektedir. Bu hastaların sadece %5-6’sı etkin bir tedavi ile tedavi edilmekte ve hastalar sağlığına kavuşmaktadır.

Hipertansiyonun ortaya çıkış nedenleri arasında genetik yatkınlık ve aşırı tuz tüketimi ilk sıralarda yer alır. Ancak hastaların %95’inde yüksek tansiyon nedeni belli değildir. Mutlaka kontrol altına alınması gereken hipertansiyon, ani tansiyon yükselmelerinde beyin kanaması ve felce neden olabilmektedir.

  Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölümü uzmanları, hipertansiyon belirtileri ve tedavisi hakkında bilgi veriyor.

Hipertansiyon Nedir?

Damarın içindeki kanın damar duvarına yaptığı yüksek basınca hipertansiyon denir. Uzun dönemde kanın damar duvarlarındaki etkisi damarın iç yüzeyinde hasara yol açar. Yüksek tansiyon nedeniyle organları besleyen damarlarda tıkanma, genişleme veya yırtılma meydana gelebilir. Hipertansiyon organlara giden kan akışını bozarak organ yetmezliklerine neden olabilir.

Yüksek kan basıncı adıyla da bilinen hipertansiyon, uzun süre belirti vermeden böbrek, beyin, kalp ve damar sistemine verebileceği hasar nedeniyle “sessiz düşman” olarak da anılmaktadır.

Kan dolaşımı için gereken basıncın normalden fazla olması anlamına gelen ‘yüksek tansiyon’, mutlaka uzman kontrolünde takip edilmelidir.

Büyük ve küçük tansiyonun normalden fazla olması durumuna hipertansiyon denilmektedir.

Hipertansiyon Belirtileri

‘’Sessiz düşman’’ terimi hipertansiyon için sıklıkla kullanılan bir terim. Nedeni ise hipertansiyonun yıllarca hiç belirti vermeden böbrek, beyin, kalp ve damar sistemine hasar verebilme olasılığıdır.

Bu nedenle belli aralıklarla kan basıncınızı ölçtürmeniz gerekir. En belirgin hipertansiyon belirtileri arasında aşırı yüksek kan basıncına bağlı olarak baş ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, görmede bozukluk oluşabilir.

Ayrıca hipertansiyon belirtileri arasında;

  • halsizlik,
  • yorgunluk,
  • burun kanaması,
  • kulaklarda çınlama,
  • yürüme ve merdiven çıkmada zorlanma,
  • bazen çok sık idrara çıkma,
  • gece uykudan uyanıp idrar yapma
  • bacaklarda şişlik olabilir.

Hipertansiyon belirtilerinden biri ya da birkaçı hissedildiğinde mutlaka bir doktora başvurulmalıdır.

Her yüz kişinden birinde bulunan çok yüksek kan basıncı (malign hipertansiyon) adı verilen durumda ise zonklayıcı baş ağrısı, bulantı, kusma, görme bozukluğu, baş dönmesi bazen de böbrek yetersizliği görülebilir.

Bu acil bir durumdur ve organ hasarından korunmak için mutlaka hastaneye başvurulmalıdır. Kan basıncının çok yükseldiği durumlarda da, çift görme, dilde peltekleşme, yüzde veya vücutta karıncalanma da hipertansiyon belirtisi olarak kendini hissettirir.

Hipertansiyon Nedenleri

Hipertansiyon nedenleri arasında günlük yüksek tuz alımı, stres, obezite, ailede hipertansiyon öyküsünün bulunması gibi genetik faktörler, şeker hastalığı, hareketsiz yaşam tarzı, kalsiyum, potasyum, magnezyum gibi elementler içeren besinlerin günlük olarak yetersiz tüketilmesini sıralayabiliriz. Ayrıca tiroit hastalıkları, böbrek üstü bezi tümörleri, böbreğe giden damarlarda daralma, aort darlıkları, genetik bozukluklar da hipertansiyonu tetikleyici faktörlerle ortaya çıkabilmektedir. Doğum kontrol hapları, bazı ağrı kesici türleri de kan basıncını yükseltip, hipertansiyona neden olmaktadır. Hastaların büyük bir kısmında nedeni belirlenemese de yüksek kan basıncı mutlaka kontrol altına alınmalı ve hipertansiyon nedenleri iyi araştırılmalı ve kan basıncı ideal düzeye düşürülmelidir.Uz. Dr. Özgür Mollaoğlu, tansiyonun yükselme ve düşme nedenlerini bu videoda anlatıyor;

Hipertansiyon Tanısı Nasıl Konulur?

Hipertansiyon teşhisi hipertansiyon hastalığını tedavi etmek için en önemli aşamalardan biri. Uzman kontrolünde yapılan hipertansiyon tanısı hastalığınızın derecesini ve tedavi süreçlerini de belirler. Kan basıncının 140/90 mm hg üzerinde olması hipertansiyon hastası olabileceğinizi gösterir.

Hipertansiyon tanısı koyarken  detaylı bir fizik muayene, elektrokardiyogram, ekokardiyografi, 24 saatlik kan basıncı izlemi ve laboratuvar testleri yapılır. Kan basıncı birçok faktörden etkilenir. Sağlıklı bir hipertansiyon tanısı için tansiyon ölçümü öncesi bir saat içerisinde bir şey yememek, istirahat halinde olmak, sigara ve kahve içmemek gerekir. Uz. Dr.

Özgür Mollaoğlu'nun Tansiyon düştüğünde ilk müdahale nasıl olmalıdır? isimli videsunu izleyebilirsiniz.

Hipertansiyon Tedavisi

Hipertansiyon tedavisinde amaç kan basıncını 140/90 mm hg altına düşürmektir.  Eğer hastada şeker hastalığı, böbrek yetersizliği ve organ hasarı var ise kan basıncının daha düşük olması hedeflenir. Hipertansiyon tedavisinin temelinde yaşam tarzı değişiklikleri yatar.

  Aynı zamanda hipertansiyon tedavisinin önemli bir bölümünü ilaç tedavisi oluşturur. Hipertansiyon tedavisi sırasında yaşam tarzı değişiklikleri, düzenli egzersiz, kilo kontrolü, tuz alımının kısıtlanması çok önemlidir.

Tüm tedavilere dirençli hipertansiyon durumunda ise böbrek atardamarlarına işlem yapılarak kan basıncı kontrol altına alınabilir. İnme, kalp krizi, böbrek yetmezliği gibi hipertansiyonun yarattığı ciddi durumlardan korunmak için erken tanı çok önemlidir.

Erken tanı koyulan ve kontrol altına alınan hipertansiyon yaşam kalitesini etkilemez.

Diğer tüm tedaviler gibi hipertansiyon tedavisi de kişiye özel olmalıdır. Hipertansiyon tedavisinde kullanılan tansiyon ilaçlarının bağımlılık yaptığı ya da zararlı olduğunu düşünmek, sürekli ve uzun dönem ilaç kullanmanın getirdiği yan etkilere dayanarak bundan kaçınmak doğru değildir.

Günümüzde kullanılan ilaçlar, tansiyonu düzenlerken, kalp-damar sistemini korur ve  böbreklerin  bozulmasını da engeller. İlaç tedavisinde, sadece tansiyonun kontrol altına alınması değil, diğer organların da korunması amaçlanmaktadır. Tedaviye uyum çok önemli olmakla birlikte hastaya uygun ilaç seçimi de çok önemlidir.

Ayrıca hastanın tam kontrolü sağlandıktan ve tansiyonu düzenlendikten sonra ilaçların bırakılabileceği de unutulmamalıdır.

Tansiyon Nasıl Ölçülür?

Tansiyon ölçümü, hipertansiyon tanısı için en önemli aşamalardan biridir. Bu nedenle doğru yapılması gerekir. Tansiyon ölçümleri tansiyon aleti ile yapılır. Üst koldan yani omuz ile dirsek arasından ölçülen manuel tansiyon aletleri en doğru sonucu verir. El bileğinden otomatik aletlerle ölçüm yapan cihazlar da kullanılabilir.

Tansiyonunuz mutlaka her iki koldan ölçmelisiniz. Eğer kol damarınızda darlık var ise tansiyonunuz düşük çıkabilir.  İki kolunuzdan ölçüm yaptığınızda iki tarafta da aynı ölçüme sahipse tek bir koldan ölçüm yapılmaya devam edilebilirsiniz. Eğer kollarınızda fark varsa yüksek olan kolunuzdaki ölçümü dikkate alınmalısınız.

Tansiyon ölçümü esnasında , 5 dakikalık istirahat süresi boyunca oturur pozisyonda olmalı ve kolunuzu bir yere dayandırılmalısınız. Evde, el bileğinden tansiyon ölçümü yapılıyorsa iki defa üst üste ölçüm yapmalısınız. Anormal bir değer çıkarsa normal bir tansiyon aletiyle tekrar ölçüm yapmayı deneyebilirsiniz.

Ancak mutlaka bir hekim tarafından normal tansiyon aletiyle ölçülen sonuçlar birbiriyle karşılaştırılmalıdır.

Hipertansiyon İlaçları

Hipertansiyonun tedavisinde en etkin yöntem hipertansiyon ilaçlarıdır. Günümüzde hipertansiyon ilaçları hipertansiyon tedavisi için oldukça etkin rol oynar. Ancak yine de hipertansiyon ilaçlarının kullanım oranları %50'nin altında seyretmektedir. Hipertansiyon ilacı kullanan hastalarda kan basıncının etkin kontrolü ancak her 2 hastadan 1’inde sağlanabilmektedir.

Hipertansiyon ilaçlarının doktor kontrolünde düzenli olarak alınması çok önemlidir. Günümüzde, hasta için en etkili tedaviyi sağlayan ve en az yan etkiye sahip farklı hipertansiyon ilaç seçenekleri bulunmaktadır.

Hipertansiyon hastaları kullandıkları ilaçların yan etkileri konusunda doktorunu mutlaka bilgilendirmeli ve mutlaka belirlenen dozlarda devam etmeye özen göstermelidir.

Hipertansiyon ilaçları doktorun bilgisi dışında kesilmemeli ve herhangi bir sorun yaşandığında yine doktora danışılmalıdır.

Tansiyon ilaçları ile ilgili doğru bilinen yanlışlar!

  • Sarımsak ve limonun tansiyonu düşürmeye ya da yükseltmeye etkisi yoktur. Hipertansiyon tedavisinde sarımsak ve limonun yeri yoktur. Hipertansiyon hastaları sadece ilaçlarını düzenli olarak kullanmalı ve sağlıklı beslenme kuralları içinde bu besinleri tüketmelidir.
  • Hipertansiyon ilaçları bağımlılığa neden olmaz.

    Hipertansiyon tedavisi süreklilik gerektirir.

  • Halk arasında tansiyon ilaçlarının böbrek ve karaciğeri olumsuz yönde etkilediğine dair yanlış bir inanış vardır. Tam tersine tansiyon ilaçlarının bu organlara olumsuz etkisi yok denecek kadar azdır.

    Ayrıca böbrek ve birçok organ, yüksek kan basıncı ilaç ile tedavi edilmediğinde çok zarar görebilir.

Hipertansiyon Hakkında Merak Edilenler

Vücut, kan basıncı yüksekliğine alışır mı? Bunun vücuda bir zararı olur mu?

Hastanın bir yakınması olmaması, hipertansiyonun vücuduna zarar vermediği anlamına gelmez. Zaman içinde olumsuzlukların ortaya çıkmaması için hastanın şikayeti yoksa bile kan basıncının normal değerlere çekilmesi gerekli.

Hipertansiyon tedavisi ne kadar sürer? İlaçlar bağımlılık yapar mı?

Hipertansiyon tedavisi yaşam boyu sürer. Organlarda bir hasar oluşmadıysa ve kan basıncı yüksekliği hafifse, hastalık ilaçsız tedavi yöntemleri kontrol altına alınmaya çalışılır. Aksi durumda ise ilaç tedavisi uygulanır. Hipertansiyon ilaçları bağımlılık yapmaz.

Sarımsak ve limon suyu ilaç alma ihtiyacını ortadan kaldırır mı?

Bazı doğal maddelerin kan basıncında kısıtlı düşmeler yarattığı bilinen bir gerçektir. Ancak bunlar hastalığı tedavi etme ve yarattığı etkileri ortadan kaldırma yeterliliğine sahip değildir. Ancak ilaçlara destek olurlar.

Hipertansiyon ilaçları cinsel aktiviteyi azaltır mı?

Tüm ilaçların yan etkileri vardır. Doktor hastaya en uygun olan, yan etki profili en düşük ilacı önerecektir. Eğer herhangi bir yan etki meydana gelirse, hasta rahatlıkla başka bir seçeneğe yöneltilebilir. İlaçlardan kaynaklanan yan etkiler de ilacın kesilmesinden sonra ortadan kalkar.

“Hipertansiyon” tanısı konulabilmesi için birkaç kez tansiyon çıkması yeterli midir?

Hipertansiyon tanısı için seri ölçümler gerekir. Özellikle ısdırap, heyecan, korku gibi durumlarda her sağlıklı kişide kan basıncının yükselmesi doğaldır. Bu münferit yükselmeler kişinin hipertansiyon hastası olduğunu göstermez.

Hipertansiyon hastasının yaşam şekli nasıl olmalı?

Hipertansiyon hastalarının diyetinde tuz kısıtlaması büyük önem taşır. Potasyum ve magnezyumdan zengin beslenmek de önemlidir. Aynı zamanda kişinin ideal kilosuna erişip kilosunu koruyabilmesi için diyet yapması gerekir.

Sigara ve alkol kullanımın da, özellikle kalp ve damar sistemi ile hipertansiyona direkt etkisi bulunduğundan bu alışkanlıkların sonlandırılması da tedavinin bir parçasıdır.

Hipertansiyon tedavisinde stresten kaçınılması da maksimun önem taşır.

Tansiyon doktora gelince yükselir mi?

“Beyaz önlük hipertansiyonu” denen olgu, hipertansiyonla ile ilgili bilinenlerin en eskisidir. Bu nedenle kişinin günlük hayatta aldığı kan basıncı ölçümleri, hastane ve muayenehane ortamlarında alınan ölçümlerden daha değerlidir.

Yüksek tansiyonun çocuklardaki etkisini anlatan makalemiz için tıklayınız!

Yüksek Tansiyon Hastalarına Ramazan Uyarısı isimli makalemiz için tıklayınız!

Güncellenme Tarihi: 15 Mayıs 2017Yayınlanma Tarihi: 21 Eylül 2016

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/hipertansiyon-ve-tedavisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.