Diş Eksikliğinin Yol Açtığı Sorunlar ve Tedavisi

içerik

Dikkat Eksikliği Belirtileri ve Tedavisi

Diş Eksikliğinin Yol Açtığı Sorunlar ve Tedavisi

Haber güncelleme tarihi 05.10.2018 09:30

Özellikle çocuklarda daha sık görülen dikkat eksikliği problemi günümüzde yetişkinlerde de görülmektedir. Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde sıkça rastlanılan dikkat bozukluğu ve hiperaktivite tedavi edilmemesi durumunda bireyin ileriki yaşlarında bazı sorunlar olarak karşısına çıkmasına neden olabiliyor.

Dikkat eksikliği, gerek okul hayatını gerekse iş hayatını olumsuz yönde etkiliyor. Kişinin okul ve iş hayatında çeşitli başarısızlıklar yaşamasının başlıca nedenlerinden biri de dikkat eksikliğidir. Bireyin, dikkat eksikliği nedeniyle yaşadığı başarısızlıklar sonucunda kendine olan güveni azalır.

Dikkat sabit değildir. Çeşitli çevresel faktörler nedeniyle dikkat dağınıklığı yaşanabilir. Ancak dikkat bozukluğu yaşayan kişiler, hemen toparlanma ve kısa sürede işine geri dönmede zorluk yaşarlar. Dikkat bozukluğu ve hiperaktivite kendiliğinden geçen bir durum olmadığından mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivitenin Farkları

Hiperaktiviteyi dikkat eksikliğinden ayırmanın en temel yolu çocukta gözlemlenen sürekli hareketlilik hali ve yerinde duramama gibi durumlar hiperaktivite sorunu olarak nitelendirilmektedir. Ancak bu durum çocuğun dikkatini ve konsantrasyonunu büyük oranda etkilese de başlı başına bir dikkat eksikliği problemi değildir.

Dikkat eksikliği problemini ayırt etmek için öncelikle çocuğun neler yapabildiğini gözlemlemek gerekir. Birçok çocuk yapabilecek kapasitesi ve yeteneği olduğu halde dikkat eksikliği nedeniyle çeşitli başarısızlıklara maruz kalmaktadır. Öncelikle çocuğun neler yapabildiği gözlemlenmelidir.

Dikkat Eksikliği Belirtileri

  • Dış etkenler nedeniyle dikkati çabucak bozulur.
  • Görev ve sorumluluklarını tamamlamakta güçlük çeker.
  • Verilen iş ve görevlerde dikkatsizlik nedeniyle basit hatalar yapar.
  • Zihinsel çaba gerektiren işlerden kaçınır.
  • İlgi alanlarında çok çabuk değişkenlik gözlemlenir.
  • Kendisi ile konuşulduğunda dinliyormuş gibi görünür. Ancak söylenilenlerin birçoğunu anlamamıştır.
  • Düzenli ve programlı ders çalışamama
  • Günlük olarak yerine getirmesi gereken iş ve görevlerini uygulamayı unutur.

HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU BELİRTİLERİ

  • Yerinde duramaz ve sürekli hareket halinde olmak ister.
  • Sıra beklerken sabırsızlanır.
  • Hareketlerini sınırlayıcı iş ve hareketlerden kaçınır.
  • Teh ve risk içeren görevlere atılır.
  • Hareketli iş ve oyunları tercih eder.
  • Kendisine yöneltilen soru daha tam bitmeden cevap verir.

OKUL ÇAĞINDA DİKKAT EKSİKLİĞİ

Çocuklarda görülen dikkat eksikliği genellikle okul döneminde sıklıkla görülmektedir. Çocuk verilen görevleri yerine getirirken çeşitli sorunlarla karşılaşır.

Dikkatleri çok çabuk dağılır ve planlı bir şekilde hareket edemezler.

Sınavlarda dikkat eksikliğine bağlı olarak soruları yanlış okumaları ve soruları okurken dikkatsiz davranmaları sonucunda başarısızlık görülebilir.

Özellikle sınavlarda uzun paragraflı soruları okurken zorluk çekerler. Sorunun sonuna doğru dikkatleri çok çabuk dağılır ve bu nedenle soruya konsantre olamazlar. Bazı çocuklar yeteneği ve kapasitesi olduğu halde kendisinden istenilen başarıyı gösteremez. Bir sınavdan yüksek not alırken başka bir sınavda düşük not alabilirler.

Dikkat Eksikliği Problemi Olan Çocukların Evdeki Ders Çalışma Ortamları Nasıl Olmalıdır?

  • Sessiz bir ortam olmalıdır.
  • Televizyon, bilgisayar ve telefon gibi dikkatini dağıtacak nesnelerden uzak bir ortam sağlanmalıdır.
  • Verilen görevleri yerine getirmek için bir sıra düzeni oluşturmalı ve planlı çalışmalıdır. Gerekirse bu konuda ebeveynlerinden yardım almalıdır.
  • Verilen ödevlerin yapılması durumunda ertesi gün gerekli olan malzemeler hazırlanmalıdır.
  • Dikkat eksiliği yaşayan çocuklarda sıklıkla unutkanlık görülmesi nedeniyle sınav günleri, ödevler ve sorumluluklarının yer aldığı bir pano hazırlanmalıdır.
  • Mümkün olduğunca planlı bir çalışma programı hazırlanmalı ve bu konuda ebeveynlerden destek alınmalıdır.

Dikkat Eksikliği Tedavisi

Dikkat eksikliği zamanla ve kendiliğinden düzelen bir durum değildir. Mutlaka bir uzman kontrolü gerektiren ve tedavi uygulanması gereken bir durumdur. Dikkat eksikliğinde tedavi amaçlı ilaçlar kullanılmaktadır. Ancak bu ilaçlar kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle mutlaka doktor onayı ve kontrolünde kullanılmalıdır.

Dikkat eksiliği ilaçlarının bazıları 3 yaş sonrası için uygunken bazı ilaçlar ise 6 yaş sonrası için uygun görülmektedir.

Ancak hiperaktivite ve dikkat bozukluğu olan çocukların tedavisinde kullanılan ilaçlar kişiden kişiye değişmektedir.

Buna bağlı olarak bazı çocuklarda uyku düzeninde bozukluk, iştahsızlık, kilo kaybı, baş ağrısı ve sinirlilik gibi yan etkiler gözlemlenebilir. 

Источник: https://www.neoldu.com/dikkat-eksikligi-belirtileri-ve-tedavisi-5369h.htm

Diş Eksikliği – Eksik Dişlerin Tamamlanması

Diş Eksikliğinin Yol Açtığı Sorunlar ve Tedavisi

En büyük diş sorunlarından bir tanesi diş eksikliğidir. Dişlerin değişik sebeplerle kaybedildiği hastalarda çiğneme konuşma ve estetik problemler ortaya çıkar. Bu sorunları gidermek amacı ile eksik diş yerine diş köprüsü veya implant uygulamaları yapılır.

6 yaşında çıkmaya başlayan sürekli dişler çeşitli nedenler ile kaybedilebilir.

En çok rastlanılan diş çekim nedenleri

  • Dolgu veya protez yapılamayacak kadar madde kaybedilmiş dişlerin çekimi
  • Kanal tedavisi yapmanın mümkün olmadığı akut enfeksiyonlu dişlerin çekimi
  • Dişlerin çene kemiği desteklerini aşırı ölçüde kaybettiği diş eti hastalığı bulunan dişlerin çekimi.
  • Kök ucunda enfeksiyon bulunan dişlere uygulanan rezeksiyon ameliyatına rağmen olumlu yanıt alınamayan dişlerin çekimi,
  • Çocuk veya travma nedeni ile ağızda sadece kök olarak kalmış dişlerin çekimi
  • Ortodonti tedavisi için çekilmesi gereken dişlerin çekimi
  • Fazla dişlerin çekimi
  • Üst çenede sinüs iltihabına yol açan sinüs boşlukları ile bağlantılı dişlerin çekimi
  • Enfeksiyona(mikroorganizmaların enfeksiyon odağından yani dişten kan veya lenf yolu ile başka organ ve dokularda enfeksiyona yol açması) neden olacak dişlerin çekimi gerekebilir.

Diş Çekimi

Aslında ne diş hekiminin ne de hastanın hiç de istemediği bir işlem olan diş çekimi ancak çok mecbur kalındığında uygulanmak zorunda kalınır.

Diş Eksikliği Öncesi Tedaviler 

Günümüzde kanal tedavisi ve diş kaplamaları gibi uygulamalar dişlerin aşırı madde kaybetmesine rağmen ağızda kalmasına yardımcı olan diş hekimliği uygulamalarıdır. Bütün çalışmalara rağmen çekimi gereken dişler için artık eksik diş boşluğuna yapılması gereken tedaviler düşünülmeli ve en uygun plan dahilinde dişsizlik sorunu ortadan kaldırılmalıdır.

Diş Eksikliği Nelere Yol Açar

Çekilen diş boşluğuna diş yapılmadığında kapanışta olan karşı çene dişi boşluğa doğru uzama yapar. Çekim boşluğunun ön ve arkasındaki dişler de eksik olan bölgeye doğru devrilme hareketi yaparlar. Dişçekimini takiben bir yıl içerisinde başlayan bu diş hareketleri daha sonra yapılacak olan köprü veya implant içinde zorluk çıkarırlar.

Diş çekimini takiben mümkün olan en kısa süre içerisinde insan veya köprü tedavisine karar vermeli ve diğer dişler çekimden etkilenmeden eksik diş bölgesine uygulama yapılmalıdır.

Çekilen dişin olduğu bölgede yeterli kemik var ise implant son yıllarda daha çok tercih edilen bir yöntemdir.

Çekilen dişin ön ve arkabölgesindeki dişler üzerine hiçbir işlem yapmaya gerek kalmadan sadece çekimbölgesindeki çene kemiği içerisinde silindirik vida yerleştirilerek çekimboşluğunun kapatılması implant diş uygulaması sayesinde mümkünolmaktadır.

Diş eksikliğinin olduğu bölgede kemik yeterli değilse, yani implant vidasını koymak için yeterli hacimde kemik bulunmuyor ise alışılmış yöntemler ile uygulanan kuron köprü tedavisi yapılır.

Tek diş eksikliği Tedavi önerileri:

Bir dişin çekilmesi ağızda diğer dişlerin sağlam olması durumunda uygulanabilecek en iyi alternatiflerden bir tanesi implant yapımıdır. Çünkü eksik dişin her iki yanında bulunan diş üzerinde hiçbir işlem yapmaya gerek kalmaz.

İmplant uygulaması çekilen diş boşluğu bölgesinde bulunan kemik içerisine yapılır. Özellikle tek diş eksikliğinde çekim bölgesine vakit kaybetmeden implant uygulaması planlanır ve yapılır ise kemik kaybı yaşanmayacağı için uzun ömürlü ve sağlıklı estetik bir implant uygulanmış olacaktır.

Çekim sonrası uzun zaman beklenmiş olan tek diş eksikliği vakalarında dişler çekim boşluğuna doğru devrilme hareketli yapacakları için implant uygulaması mümkün olmayabilir. Çekilen diş boşluğu nerede ise yarı yarıya kapanır.

Diğer taraftan karşı çenedeki dişin kapanış sırasında temas sağlayamaması nedeniyle uzadığı görülür.

Bu durumda karşı çenedeki dişe ve devrilmiş dişlere ortodonti tedavisi uyguladıktan sonra o bölge için eksik diş tedavisi amacı ile implant veya köprü uygulanması mümkün olabilir.

Çoklu diş eksikliği > Tedavi önerileri:

Ağızda birden fazla dişin çekilmiş ya da kaybedilmiş olduğu durumlarda değişik tedavi planları yapmak mümkündür.

Hekimin yaklaşımı ve hastanın istek beklentileri doğrultusunda implantlar eksik diş boşluklarını en uygun çiğneme ve estetik ihtiyacı giderecek şekilde yerleştirilirler. Çekilen her diş için bir implant yapmaya çoğu zaman gerek olmaz.

Örneğin 3 diş eksik olan bir bölgede iki implant yapılır.Araya bir tane gövde uygulanır ve bu sayede 3 diş boşluğu iki implant yardımı ile kapatılmış olur.

Tüm dişlerin kaybedilmesi Tedavi önerileri

Bütün dişlerini kaybetmiş hastalar için implant neredeyse hayat kurtarıcı bir öneme sahiptir. Ağzında hiç diş bulunmayan hastalar alışılmış total protezler yapıldıktan sonra bunlara alışmakta büyük sorun yaşarlar. Çünkü protezi ağızda tutmak için destek ve dayanak bulunmaz.

Çiğneme sırasında gelen kuvvetler protezi hareket ettirirler. Tam bu noktada implantlar devreye girer.

Ağzında yeterli kemik bulunmayan vakalarda implant proteze destek olacak şekilde 2 veya 4 tane yerleştirilir ve kuvvet geldiğinde dayanak olan implantlar sayesinde protezin hareket etmesini engeller.

Mümkünse sabit protezler değilde implant destekli hareketli protezler uygulanır.

Size uygulanacak en iyi implant alternatifini değerlendirebilmemiz için ücretsiz ilk randevu alınız.

Источник: http://www.istanbuldent.com.tr/dis-eksikligi.html

Diş Sıkma ve Diş Gıcırdatma – Bruksizm Nedenleri ve Tedavisi – Sağlık Ocağım .NET

Diş Eksikliğinin Yol Açtığı Sorunlar ve Tedavisi

Bruksizm, gün boyunca veya uyku sırasında istem dışı, fonksiyonel olmayan, ağız içi yumuşak ve sert dokularda çeşitli olumsuz değişikliklere yol açan diş gıcırdatma ve/veya diş sıkma biçimindeki çiğneme sistemi rahatsızlığıdır. Buruksizm oldukça sık görülen bir rahatsızlık olmakla birlikte, çoğu insan bu alışkanlığının farkında bile değildir. Bu durum her yaşta görülebilir. Son yıllarda bruksizm şikayetiyle başvuran hasta sayısında artış görülmektedir.

Bruksizm tipleri ve sınıflandırma

Bruksizm çeşitli kriterlere göre kategorize edilebilir.

Etyolojiye göre bruksizm:

  • Temel birincil idiopatik bruksizm; bilinen herhangi bir neden bulunmamaktadır.
  • İkincil bruksizm; koma, nöbet, serebral palsy gibi hastalıklarda ikincil olarak, tıbbi ürünlere bağlı (antipsikotik ilaçlar, kardiyoaktif ilaçlar gibi) ikincil olarak, yasa dışı ilaçlara bağlı (amfetamin, kokain, extacy gibi) ikincil olarak gelişir.

Gerçekleştiği zamana göre bruksizm:

  • Diurnal bruksizm; dişlerin istem dışı gündüzleri gıcırdatılması ve/veya sıkılması durumudur.
  • Nokturnal bruksizm; bruksizmin gece uyurken gerçekleştiği şeklidir. Bruksizm tipleri arasında en sık gözleneni ”nokturnal bruksizm’dir.

Motor aktivite tipine göre bruksizm:

  • Tonik bruksizm; kasların kasılması 2 saniyeden fazla sürmüştür.
  • Fiziksel bruksizm; çiğneme kaslarının tekrarlayan kasılmalarının sinirsel aktiviteleri sonucu oluşur.
  • Kombine bruksizm; tonik ve fizik atakların alternatif şeklidir.

Bruksizm – diş gıcırdatma ve diş sıkma nedenleri

Bruksizmin nedeni halen tam olarak bilinmemektedir.

Bruksizm etyolojisi ile ilgili yapılan çalışmaların çoğu, bilimsel araştırmalarla güvenilir bir tanı konulabilmesi açısından daha uygun olan ve özellikle geceleri meydana gelen nokturnal bruksizm üzerine odaklanmıştır, ancak nokturnal bruksizmin etyolojisi tartışmalıdır. Bruksizmin tanımı ve tanı yöntemleri ile ilgili bir fikir birliğinin olmaması da bruksizme neden olan faktörün veya faktörlerin ortaya konmasını güçleştirmektedir.

Araştırmacılar, bruksizme dental, sistemik ve psikolojik faktörlerin yol açtığı üzerinde durmaktadırlar. Son yıllarda bruksizmin anksiyete ve strese bir yanıt olarak geliştiği daha fazla kabul görmektedir.

Bruksizme neden olan sistemik faktörler:

  • Karakteristik yapı
  • Kullanılan bazı maddeler (alkol, sigara, uyuşturucu ve benzeri)
  • Kullanılan bazı ilaçlar (benzodiazepinler, dopaminerjik ilaçlar ve benzeri)
  • Nörofizyolojik etkenler (uyku yapısı, otonom sinir sistemi, merkezi nörotransmitter)
  • Daha ender görülen nedenler (amfetamin, L-Dopa) kullanımı.

Bruksizme neden olan psikolojik faktörler:

  • Anksiyete bozuklukları
  • Majör depresyon
  • Şizofreni ve daha birçok psikolojik problem
  • Stres.

Bruksizm – diş sıkma ve uyku ilişkisi

Bruksizmli kişilerin uykunun hangi safhasında dişlerini daha çok gıcırdattıkları konusunda yapılan araştırmalarda farklı bulgular elde edilmiştir.

Bazı araştırmacılar, bruksizmin uykunun REM safhasında olduğunu bildirirken diğerleri ise non-REM safhasında olduğunu bildirmektedirler. Yapılan araştırmalar, uykunun REM safhasında oluşan bruksizmin daha yıkıcı etkisinin olduğunu göstermektedir.

Proprioseptif ve koruyucu reflekslerin uykunun bu safhasında bastırılmış olmasının bu duruma neden olduğu ileri sürülmektedir.

Yatış pozisyonlarının bruksizmle olan ilişkisi konusunda yapılan araştırmalar, sırt ve yüz üstü yatmanın yan yatma pozisyonuna göre daha çok veya eşit bruksizm oluşturduğunu göstermiştir.

Bruksizm – diş gıcırdatma ve diş sıkma ne tür sorunlara yol açar?

Bruksizm, diş bütünlüğünün kaybı, periodontal hastalık, geri dönüşümü olmayan temporomandibuler eklem hasarı, ciddi baş ve yüz ağrısı, çene ve kaslarında ağrılar gibi yıkıcı nitelikte sağlık sorunlarına yol açabilir, fakat hastaların çoğu bu rahatsızlıkları diş sıkmadan dolayı yaşadıklarını bilmez çünkü bu alışkanlık çoğunlukla geceleri ortaya çıkar.

Bruksizm – diş gıcırdatma ve diş sıkma dişleri nasıl etkiler?

Dişlerde ve dolgularda kırılma: Dişleri sıkmak ve gıcırdatmak ön dişlerin köşelerinde, arka dişlerin ise çıkıntılı kısımlarında mikro çatlaklara neden olur. Röntgen filmiyle her zaman teşhis edilemeyen bu çatlaklar zamanla büyüyerek dişlerin kırılmasına neden olur.

Dişlerde aşırı hassasiyet: Genellikle soğuğa karşı hassasiyet gelişir.

Diş eti çekilmesi ve genellikle buna bağlı oluşan dişeti hizasında çentik şeklinde aşınmalar: Bu durumun oluşmasına neden olarak yaşın ilerlemesine bağlı dişeti çekilmesi ya da aşırı baskı gösterilebilir.

Dişlerde sallanma ve aralanmalar: Dişlerin yıllarca gıcırdatılması sonucu dişler gevşer ve sallanmaya başlar. Aşırı basınç dişleri saran kemik desteğinin kaybolmasına neden olur. Bu durumu dengelemek için dişlerin kökleri hizasında ekstra kemik çıkıntıları oluşur.

Yanaklarda irritasyon: Özellikle dişlerin birbirlerine temas ettikleri kapanış hizasında yanağın iç kısmında çizgi ya da kabartı şeklinde fibröz bir oluşum meydana gelir. Bu oluşum nedeniyle sık sık yanak ısırma olayı ile karşılaşılır.

Bruksizm – diş gıcırdatma ve diş sıkma periodontal dokuları nasıl etkiler?

Bruksizmin periodontal dokuları nasıl etkilediği hakkında araştırmacılar bir görüş birliğine varamamıştır. Bazı araştırmacılar bruksizm ile periodontal hastalık arasında bir ilişki olmadığını, bazı araştırmacılar ise periodontal hastalığın en önemli nedeninin bruksizm olduğunu belirtmişlerdir.

Periodontal hastalığın ortaya çıkmasından iki ayrı lezyon sorumludur; bu lezyonlardan birinin gingival kısımda, ikincisinin ise ataşman kısmında olması gerekir. Bruksizm sadece ataşman kısmını etkileyerek periodontal hastalığa zemin hazırlar. Alveol kemiğinin rezorbsiyonu bruksizmin yaygın bulgusu olarak düşünülür.

Periodontal hastalıklar, dişeti kenarında ve dişeti kenarı altında  yerleşen patojen mikroorganizmaların neden olduğu çok faktörlü, enfeksiyöz karakterli hastalıklardır. Bu mikroorganizmaların neden olduğu enfeksiyon, periodontal iltihaba yol açmakta ve bu olaylar da dişlerin destek dokularının kaybı ile sonuçlanmaktadır.

Bruksizm – diş gıcırdatma ve diş sıkma çiğneme kaslarını nasıl etkiler?

Çiğneme kaslarının hipertrofisinin asıl nedeni olarak kronik bruksizm gösterilmektedir. Özellikle masseter kasları şişkin görünür ve mandibula köşeleri özel görünümdedir. Bu bireylerin çiğneme kasları iki kat güçle çiğneme fonksiyonuna katılmaktadır. Kas biyopsisi yapılan kasların lif çapının normal büyüklüğünden iki kat fazla olduğu saptanmıştır.

Çene hareketleri değerlendirildiğinde, alışılmış ve yönlendirilmiş kapanış yolları arasında farklılık olduğu, bir diğer deyişle bruksizmli bireylerin alt çenelerinin daha posteriorda konumlandığı görülmüştür. Bruksizmli bireylerin ağız ve yüz görünümleri arasında belirgin farklar oluşmaktadır.

Bruksizm – diş gıcırdatma ve diş sıkma temporomandibuler eklemi nasıl etkiler?

Birçok araştırmacı oral parafonksiyonel alışkanlıkların temporomandibuler eklem rahatsızlıklarının olası nedeni olduğunu belirtmiştir. Yetişkin bireyler üzerinde yapılan çalışmalar parafonksiyonlar (bruksizm, tırnak yeme, dudak ısırma ve benzeri) kas ve temporomandibuler eklem rahatsızlıkları arasında pozitif ilişki olduğunu göstermiştir.

Bruksizm – diş gıcırdatma ve diş sıkma baş ağrısına neden olur mu?

Bruksizm, alt çene hareketlerinden kaynaklanan yüz ve baş ağrılarına neden olabilir. Genellikle kişinin kendisinin fark edeceği tek belirti çiğneme ve öğütme basınçlarından meydana gelen ağrıdır.

Bruksizm sıkıntısı olan çoğu kişi uyanırken çenelerinde yorgunluk ve ağzı normalken bile dişlerinde hassasiyet hisseder.

Bazı araştırmacılar tam olarak yeri belli olmayan baş ağrılarını bruksizme, diğerleri ağrıyı çiğneme kaslarına ve temporomandibuler ekleme bağlamaktadır. Ağrı üst çene kemiği ve alt çene kemiğinden boyuna ve kulağa yayılmaktadır.

Ağrı değişkendir; ağrının değişim sırası kısa süreli künt ağrıdan orta ve şiddetliye doğru değişkenlik gösterebilir. Ağrı aralıklı veya devamlı olabilir. Ağrı çiğnerken, ısırırken, konuşurken esnerken ortaya çıkabilir.

Bruksizm – diş gıcırdatma ve diş sıkma nasıl teşhis edilir?

Bruksizm teşhisinde dişlerdeki aşınmalar, eklemden gelen sesler, geceleri gıcırdatmaya bağlı oluşan sesler, çiğneme kaslarındaki hacimsel artış ve bucco-fasiyal ağrılar tanı koymada oldukça yardımcıdır.

Kronik ve ciddi bruksizm varlığında laboratuvar şartlarında bireyin uyutulması (polisomnografi) ile tanı doğrulanabilir.

Bruksizm teşhisinde ev video sistemleri de sesli gıcırdatmanın olup olmadığını ayırt etmede yararlıdır.

Bruksizm – diş gıcırdatma ve diş sıkma nasıl tedavi edilir?

Bruksizmin tedavisi için birçok yöntem olsa da, ağırlıklı olarak bilişsel-davranışsal tedavi, farmakolojik tedaviler ve okluzal düzenleme ve splintler gibi yöntemler uygulanmaktadır.

Bruksizmde bilişsel-davranışsal tedavi: Bu tedavi yönteminde düşünceler değiştirilerek davranışlar yeniden şekillendirilir.

Bu yöntem ile olaylara ve stres kaynaklarına karşı alışılmış davranışları, olayların yorumlanış şeklini değiştirerek bruksizmi tetikleyen veya arttıran olası etkenler ortadan kaldırılmaya çalışılır.

Bu yöntemler; biofeedback, meditasyon ve gevşeme teknikleri ve hipnozu içerir, fakat bu yöntemlerin faydaları kontrollü çalışmalarla doğrulanmamıştır.

Bruksizmde farmakolojik tedavi: Bruksizmin tedavisi için ilaç kullanımı son yıllarda artarak çalışılmış bir konudur.

Genel olarak, uyku sırasında oluşan bruksizm üzerinde etkili bir ilaç tedavisi yoktur.

Bruksizm tedavisinde kullanılan ilaçlar arasında kas gevşeticiler, dopamin içeren ilaçlar, antikonvülsanlar, trisiklik antidepresanlar, sempatolitik ilaçlar, botulinum toksini gibi ilaçlar sayılabilir.

Bruksizmde okluzal düzenleme: Okluzal yüzeyler arası uyumun sağlanması amacıyla uygulanan okluzal dengelemeler, okluzal rehabilitasyon ve ortodontik tedavileri içermektedir.

Bu tip tedaviler daha çok geçmişteki çalışmalarda uygulanmıştır.

Güncel düşünce, okluzal düzenlemelerin terapötik değerlerinin olmadığını, sadece okluzal travma varlığında periodontal tedavi planının bir parçası olarak uygulanmasını doğru bulmaktadır.

Bruksizmde okluzal splintler: Yıllardır kullanılan ve günümüzde halen yaygın olarak kullanılan okluzal splintler (diğer isimleriyle ısırma plağı, gece plağı, deprogrammer), üst veya alt çene dişlerin tamamen veya kısmen okluzal yüzeylerini kaplayan çıkarılabilir apreylerdir. Bu apreyler bruksizmi tedavi etmekten çok okluzal kuvvetlerin dengeli dağılımı, dişlerde oluşan aşınmaların önlenmesi, aşırı mekanik kuvvetlerin orofasiyal bölgedeki yıkıcılığının önlenmesi ve doğru maksillomandibuler ilişkinin sağlanması amacıyla uygulanır.

Diş Sıkma Tedavisinde Uygulanan Yöntemler

Benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/bruksizm-nedir/

Demir Eksikliği Belirtileri Nelerdir? Demir Eksikliğine Ne İyi Gelir?

Diş Eksikliğinin Yol Açtığı Sorunlar ve Tedavisi

Demik eksikliği dünyada en çok görülen anemi yani kansızlık türüdür. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde demir eksikliğine bağlı anemi oranı yüksektir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre; hemoglobin değerlerinin hamile olmayan kadınlarda 12 gr/dl, erkeklerde 14 gr/dl’nin altına düşmesi durumu “anemi” olarak adlandırılmaktadır. Hemoglobin, kırmızı kan hücrelerine rengini veren oksijenin kanda taşınmasını sağlayan bir proteindir.

Demir de hemoglobinin temel yapısına giren bir elementtir ve akciğerden alınan oksijenin hemoglabine bağlanarak dokulara aktarılmasında büyük önem taşır.  Demirin eksik olduğu durumlarda anemi oluşur ve buna bağlı olarak da ‘’demir eksikliği anemisi’’ tanısı konur.

  İstatistiklere göre dünyada kadınların % 35'inde, erkeklerin % 20'sinde ve hamilelerin %50’sinde demir eksikliği anemisi (kansızlık) görülür. Memorial Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü Uzmanları demir eksikliği ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Demir eksikliği nedir?

Toplumda kansızlık olarak bilinen demir eksikliği anemisi, kandaki kırmızı kan hücrelerinin yapısında oksijenin taşınması ve bu hücrelerin kırmızı olmasını sağlayan hemoglobin miktarının azalmasıdır. Demir eksikliği, öncelikle mide ve bağırsak kanseri olmak üzere pek çok önemli hastalığın da belirtisi olabilir.

Demir eksikliği belirtileri nelerdir?

Demir eksikliğine bağlı kansızlık bazı durumlarda belirti göstermez. Demir eksikliği rutin sağlık kontrollerinde yapılan kan tahlillerinde teşhis edilebilir.Demir eksikliğinin belirtileri arasında;

  • Cilt solgunluğu,
  • Vücutta güçsüzlük, yorgunluk,
  • Konsantrasyon bozukluğu,
  • Baş ağrısı,
  • Ellerde ve ayaklarda uyuşma,
  • Sinirlilik hali,
  • Kulakların uğuldaması,
  • Dudaklarda çatlaklar ve ağız kenarında yaralar,
  • Tırnakların çabuk kırılması,
  • Saçlarda dökülme sayılabilir.

Demir eksikliğinin ileri derece belirtileri arasında; çarpıntı, toprak veya buz yeme, yavaşlayan tiroit fonksiyonları ve huzursuz bacak sendromu gibi durumlar da görülür. Çocuklarda demir eksikliği belirtilerinde ise karşımıza çocuklarda yürüme-oturma-konuşmasında gecikme, öğrenmede güçlük  ortaya çıkabilir.

Demir eksikliği neden olur?

Demir eksikliğinin birçok nedeni vardır. Kansızlık, demir, folik asit ve B12 vitamıni eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkar ve tedavi edilmediğinde büyük sorunlara neden olabilir. Demir eksikliğinin nedenlerinden biri  olan demirin yetersiz alımı, yanlış diyet programları nedeniyle yetersiz kalabilir.

Ayrıca  gebelik, emzirme, büyüme çağındaki çocuklar, düşük doğum tartılı ve erken doğan bebeklerde de demire olan ihtiyaç fazladır.  Çocukların anne sütü yerine demir desteği olmayan mamalarla beslenmesi, inek sütünde 1 yaşından önce geçilmesi, hazır gıdalarla beslenme ve hayvansal gıdaların yeterli alınmaması demir eksikliğine neden olabilir.

Yetişkinlerde demir eksikliğinin en belirgin sebepleri ise; çay, kahve tüketiminin fazla olması, etin kavrularak ya da fırında fazla pişirilmesi ile sosis, salam gibi işlenmiş besinlerin sık tüketilmesidir. Bazı kişilerde demir bağırsak tarafından yeterince emilemez. Bu da demir eksikliğine neden olan bir başka etkendir.

  Kadınlardaki aşırı adet kanaması, sık ve fazla sayıda doğum, düşükler, kürtaj yaptırmış olmak, mide-bağırsak sistemindeki iyi ya da kötü huylu tümörler de demir eksikliğinin sebeplerindendir.

Demir eksikliğine ne iyi gelir? Demir eksikliği nasıl tedavi edilir?

Demir eksikliği tedavisinde doğru tanı çok önemlidir. Doğru tanı için hastanın şikayetleri ve demir eksikliği belirtilerinin nasıl ilerlediği konusu iyi bilinmelidir.

Değerlendirme sırasında özellikle hastanın daha önce yaşadığı önemli sağlık sorunları, aile öyküsü, kullanmış olduğu ilaçlar ve  mevcut hastalıkları da ele alınır. Gerekli tetkikler ile demir eksikliğine bağlı aneminin neden oluştuğu belirlenir.

Demir eksikliği tedavisinde  aneminin türüne göre kemik iliği naklinden, kan veremeye kadar pek çok yöntem bulunmaktadır. Tedavinin en etkili kısmında demir eksikliğine neden olan etkenin tedavi edilmesi yer alır.

Eğer hastanın ülseri var ise, bunun tedavi edilmesi  kanamayı durduracağı için aneminin tekrar etmesini engeller. Adet sürecinin kontrol altına alınması da demir eksikliği tedavisinde çok önemlidir. Adet kanaması yoğun olan kadınların hormonal destek alıp, adet dönemlerin düzenlemeleri önerilir.

Aynı zamanda kanda eksik olan maddeler ve mineraller de takviye edilmelidir. Demir eksikliğinde demir, vitamin B12 eksikliğinde vitamin B12, folik asit eksikliğinde folik asit, kronik börek yetmezliğinde eritropoietin verilir.

Eğer demir eksikliğine bağlı anemi yaşam kalitenizi düşürecek kadar ciddi bir boyutta ise kan nakli de tedavinin diğer seçeneklerinden biridir.  Demir eksikliği tedavisinde bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar da kullanılır. Özellikle bağışıklık sisteminin alyuvarlar yapımı nı durduruğu ya da parçaladığı durumlarda bu ilaçlara başvurulur. Ayrıca kemik iliğinin hastalıklarına bağlı kansızlıklarda kemik iliği nakli de seçenekler arasındadır.

Demir eksikliği ilaçları nelerdir?

Demir eksikliği tedavisinde dengeli ve sağlıklı beslenmenin yanı sıra düzenli ilaç kullanımı başarı şansını arttırmaktadır. Demir eksikliği ilaçları aç karnına kullanılmalı ve kesinlikle süt ve süt ürünleri ile birlikte tüketilmemelidir.

Vücutta yeterli demir depolanabilmesi için en az 6 ay boyunca ilaç kullanımına devam edilmelidir. Demir ilaçları doktor önderliğinde kullanılmalı ve yine doktora danışılmadan bırakılmamalıdır.

Demir eksikliğinden korunmak için alınacak ilaçlarınyanı sıra sakatat, kırmızı et, pekmez gibi gıdalar ve C vitamini içeren besinler tüketmek de faydalıdır.

Demir eksikliğinde ne yemeli, ne yememeli?

“Demir eksikliği için ne yemeliyiz?” sorusu toplumda en çok merak edilen konulardan biridir. Demir eksikliğinden korunmak için kayısı, kuru baklagiller, taze sebze ve meyve bolca tüketilmelidir. Demir eksikliğinde ne yenmeli konusunda yapılabilecek en doğru davranışlardan biri de C vitaminini sık tüketmektir.

Çünkü  C vitamini demirin bağırsaklardan emilimini artırır. Demir eksikliğinde ne yenmemeli sorusu da oldukça önemlidir. Kafeinli içecekler, süt ve kepek demir emilimini azalttığı için sık tüketilmemelidir. Ayrıca B 12 vitamini alımı da demir eksikliğinde oldukça önemlidir.

Çünkü B12 kırmızı kan hücrelerinin kemik iliğinde üretilmesini sağlar ve kansızlığa yol açabilir.

Demir eksikliğine ne iyi gelir;

  • C vitamini demirin emilimini artırır. Bu nedenle yumurtayı portakal suyu veya domatesle, köftenin yeşil salata ile tüketilmesi demirim emilimin artırmak açısından önemlidir.
  • Mayalı ekmekteki demir mayasız ekmeğe göre daha çok emilir.
  • İyi pişmemiş kuru baklagiller ya da kepek ekmeği demirin emilimin azaltır.
  • Posalı gıdalarla beslenme demirin emilimini azaltır.
  • Gıdaları saklamakta kullandığımız alüminyum, paslanmaz çelik ve teneke de demirin emilimin azaltır.

Yemeklerle çay ve kahve Tüketmeyin!

Demir eksikliğini önelemenin bir yolu da çay ve kahveyi yemek sırasında ya da  hemen sonrasından tüketmemekten geçiyor. Çay ve kahveyi mümkün olduğunca ara öğünlerde tüketmeye özen gösterin. Ayrıca çayı açık ve limonla birlikte tüketmekte fayda vardır.

Demir eksikliğine iyi gelen besinler!

  • Kuru kayısı, kuru üzüm, kuru dut gibi kuru meyveler
  • Yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, pazı)
  • Fındık, fıstık ve susam
  • Karaciğer, kırmızı et, tavuk ve balık eti
  • Yumurta
  • Pekmez ve üzüm
  • Kuru baklagiller
  • Yumurtayı portakal suyu ile tüketin
  • Baklagilleri etle pişirin
  • Her öğünde mutlaka bol yeşillik tüketin.
  • Demir emilimini artırmanın önemli bir yolu bu besinleri C vitamini ile birlikte tüketmektir!
  • Yumurta haşlama yerine kimi zaman menemen gibi pişirilip; yeşil, kırmızıbiber, domates ve soğanla C vitamini kazandırıldığında, demirin alımını artırılmış olur.
  • Ispanak yanına yoğurt ile tüketildiğinde demir emilimi azalmaktadır. Ispanağın yumurta ile pişirilmesi ise biyoyararlılığını artırır.
  • Kurubaklagil ve tahıllı yemekler; yanında mutlaka bol maydanozlu, marullu, domates ve limonlu salata ile tüketildiğinde, tahıl ve baklagillerin içindeki demir daha fazla emilir. Ayrıca bu besinler kıyma, parça et ya da tavukla pişirildiğinde demir alımı artmaktadır.
  • Demir eksikliği ileri boyutta olan kişiler; süt, yoğurt ve ayran gibi kalsiyum içeren gıdaları yemeklerin yanına değil, ara öğünlerde tüketmelidir. Çünkü kalsiyumun demirin emilimini yavaşlatma özelliği vardır.
  • Kahvaltılarda 1- 2 tatlı kaşığı kadar pekmez günlük demir ihtiyacının çoğunu karşılamaktadır. Özellikle keçiboynuzu pekmezi demir yüksek demir içerir.
  • Ara öğünlerde; kuru meyvelerden kayısı, dut ve kuru üzüm, günlük demir alımına katkıda bulunur.

Gözleriniz şişiyor, tırnaklarınız sararıyor veya istemsiz kilo kayıpları yaşıyorsanız, bu belirtileri göz ardı etmemeniz gerekiyor. Vücudunuz ile ilgili bu sinyaller, böbrek hastalığından kalp yetmezliğine kadar pek…

Kadınlarda demir eksikliği

Demir eksikliği erkeklere oranla kadınlarda daha çok görülür. Özellikle doğurganlık çağında olanlar, demir ihtiyacı artmış olan hamile ve emziren anneler ilk sırayı alır. Demir eksikliği kadınlardan sonra en çok çocukları ve uzun dönem asprin ve ağrı kesici kullanan kişilerde de görülür.

Kansızlığın %90 oranında en sık nedeni demir eksikliği olsa da kadınları ve çocukları daha fazla etkilediği görülmektedir. Dünyada demir eksiklği kadınlarda %30-40, erkeklerde ise yaklaşık %20 gibi bir oranda rastlanmaktadır. Kansızlık bazı durumlarda kadınlarda rahim kanserinin de belirtisi olarak kabul edilir.

Bu nedenle kansızlık önemsenmeli ve mutlaka altındaki nedenler araştırılmalıdır. Erişkin erkeklerde 13gr/dl, kadınlarda 12gr/dl, 6ay-6yaş arası çocuklarda 11gr/dl ve 6-14 yaş arası çocuklarda 12gr/dl’nin altındaki hemoglobin değerleri anemiye işaret etmektedir. Kadınların kullandığı spiral de de demir eksikliğine neden olan bir başka etkendir.

  Doğum kontrol hapları ise adet kanamalarında kaybedilen kan ve demiri %50-60 oranında azaltır. Bu nedenle demir eksikliğine karşı uzman bir jinekolog önderliğinde kullanılabilir.

Hamilelikte demir eksikliği

Demir eksikliği hamilelerin yüzde 50’sinde görülür. Demir eksikliği gebelerde halsizliki çarpıntı, nefes darlığı, uykuya meyillilik gibi şikayetler yaratabilir. Hamile kalmadan önce demir eksikliği tedavisi olunması gebelik sürecinin çok daha sorunsuz geçmesini sağlar.

Aynı zamanda demir eksikliğine karşı “kan yapıcı’’ ve demirden zengin  gıdalar tüketmeleri de tavsiye edilmektedir. 4. aydan itibaren folik asit kullanımı da olukça önemlidir. Çünkü bu aydan itibaren demir eksikliğine bağlı kansızlığa rastlanabilir.

Eğer demir eksikliği ileri seviyelerdeyse hamileliğin erken dönemlerinde demir ilaçlarına başlanabilir. Demir ilaçlarının kesinlikle sütle veya çayla birlikte içilmemelidir. Çünkü bu ürünler  demirin emilimini azaltarak etkisizleştirmektedir. C vitamini ile alınması emilimini artıracaktır.

Hamilelikte demir ilacı kullanımı mutlaka doktor kontrolünde olmalıdır.

Demir eksikliğiniz olup olmadığını öğrenmek için hemen online hastane ranevusu oluşturun. 
Güncellenme Tarihi: 08 Temmuz 2019Yayınlanma Tarihi: 01 Kasım 2016

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/demir-eksikligi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.