Dispepsi (Şişkinlik-Gaz)

içerik

Dispepsi (Hazımsızlık) Belirtileri

Dispepsi (Şişkinlik-Gaz)

Dispepsi yaşayan yani hazımsızlığı olan çoğu insan mide veya göğüs bölgesinde ağrı ve rahatsızlık hissetmektedir. Bu hassasiyet genellikle yiyecek veya içecek tükettikten sonra ortaya çıkmaktadır. Bazı durumlarda belirtiler yemekten bir süre sonra yaşanabilmektedir. Bazı kişiler, fazla yemek yemedikleri halde fazla yemek yemiş gibi dolu olduklarını hissedebilmektedir.

Mide yanması ve hazımsızlık iki ayrı koşuldur. Mide yanması, genellikle yemek yedikten sonra göğüs kemiğinin arkasında oluşan bir yanma hissidir. (1)

Dispepsi Başlangıcı Belirtileri

Dispepsi nasıl anlaşılır? Dispepsi durumunda yaşanan en yaygın belirtiler şunlardır:

  • Mide bulantısı
  • Geğirme
  • Çok fazla yemiş gibi şiş hissetmek

Çok nadir durumlarda dispepsi mide kanseri belirtilerinden biri olabilmektedir. (2)

İlerleyen Dispepsi Belirtileri

Hafif dispepsi çoğu zaman endişe edilecek bir sorun olarak görülmemektedir. Belirtiler iki haftadan uzun sürerse bir doktora başvurmakta fayda vardır. Ağrı şiddetli ise ve aşağıdaki belirtilerden bazıları da yaşanıyorsa, hemen bir doktora danışmalısınız:

  • İştah kaybı veya kilo kaybı
  • Kusma
  • Siyah renk dışkılar
  • Sarılık (özellikle gözlerde fark edilen sarılık belirtileri)
  • Göğüs ağrısı
  • Nefes darlığı
  • Terlemek
  • Göğüs ağrısının kol ya da boyna vurması (3)

Hamilelikte Dispepsi Belirtileri

Hamilelik durumunda dispepsinin başlıca belirtileri göğüste veya midede ağrı ya da rahatsızlık hissidir. Bu belirtiler, genellikle yiyecek ve içecek tükettikten sonra ortaya çıkmaktadır, ancak bazen yemek yeme ile hazımsızlık geliştirme arasında zaman farkı olabilmektedir.

Belirtileriniz üçüncü trimesterde (yani hamileliğin son üç aylık bölümü) daha sık ve şiddetli olsa bile, hamileliğin herhangi bir döneminde hazımsızlık yaşayabilirsiniz.

Dispepsi ağrı dışında şu belirtilere de neden olabilmektedir:

  • Yanma hissi
  • Rahatsız edici derecede dolu veya ağır hissetmek
  • Geğirmek
  • Mideden geri gelen gıda
  • Şişkinlik
  • Mide bulantısı
  • Kusma (hasta olma) (4)

Çocuklarda Dispepsi Belirtileri

Çocuklarda en belirgin dispepsi belirtileri üst karında oluşan rahatsızlıktır. Şiddetli durumlarda, çocuğun normal ve günlük işlerini yapmasını engelleyen bir ağrı yaşanabilmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, belirtilerin çoğunun yemeklerden hemen sonra ortaya çıkmasıdır. Bununla birlikte, yiyecek ve içecek tüketimi ile hazımsızlık belirtilerini yaşama arasında zaman farkı olabilir. Çoğu çocuğun yaşadığı dispepsi durumunda mide ekşimesi kaçınılmaz olsa da, yaşanabilecek diğer belirtiler şunlar olabilmektedir:

  • Şişkinlik hissi (karnında dolgunluk hissi)
  • Sık sık geğirme ya da gaz çıkarma
  • Çocuğunuzun karnından ağzına geri besin veya sıvı getirmesine neden olan asit reflü artışı
  • Aşırı bulantı
  • Sık kusma (5)

Dispepsi (Hazımsızlık) Nedir?

Hazımsızlık veya mide rahatsızlığı olarak da bilinen dispepsi, üst karındaki rahatsızlığı veya ağrıyı anlatan bir terimdir. Dispepsi bir hastalık olarak değerlendirilmektedir. Dispepsi genellikle şişkinlik, mide bulantısı ve geğirme gibi belirtileri içeren bir rahatsızlıktır.

Dispepsi genellikle sindirim sisteminin mukozasına (sindirim sisteminin hassas koruyucu astarı) temas eden mide asidi sonucu oluşmaktadır. Mide asitleri mukozayı parçalayıp tahriş etmekte ve iltihaplanmaya neden olarak hazımsızlık belirtilerini tetiklemektedir.

Çoğu dispepsi vakasında hazımsızlık beslenme veya içki ile bağlantılıdır. Bazen enfeksiyon veya bazı ilaçlar da bu duruma neden olabilmektedir. (6)

Dispepsi (Hazımsızlık) nedir? hakkında daha fazla bilgi almak için tıklayınız.

Dispepsi (Hazımsızlık) Nedenleri

Dispepsi neden olur? Dispepsi nedenleri şöyle sıralanabilir:

  • Çok fazla alkol içmek
  • Baharatlı, yağlı veya kalorili yiyecekler yemek
  • Çok fazla yemek
  • Çok hızlı yemek
  • Stres veya sinirlilik
  • Yüksek lifli yiyecekler yemek
  • Sigara kullanmak
  • Çok fazla kafeinli içecek içmek

Diğer hazımsızlık nedenleri şunlardır:

  • Safra taşları
  • Gastrit (midenin astarının iltihaplanması ve şişmesi durumu)
  • Pankreasın şişmesi (pankreatit)
  • Ülserler (mide veya bağırsak ülseri)
  • Antibiyotikler, aspirin ve reçetesiz ağrı kesici ilaçlar (NSAID’ler) gibi belirli ilaçların kullanımı (7)

Dispepsi (Hazımsızlık) nedenleri daha fazlası için

Dispepsi (Hazımsızlık) Tedavisi

Dispepsi nasıl geçer? Yaşam tarzı değişiklikleri dispepsiyi hafifletmeye yardımcı olabilmektedir. Doktorunuz şunları tavsiye edebilir:

  • Dispepsiyi tetikleyen gıdalardan kaçınma
  • Üç büyük öğün yemek yerine günde beş ya da altı küçük öğün yemek
  • Alkol ve kafein kullanımını azaltmak veya tamamen bırakmak
  • Aspirin, ibuprofen (Advil, Motrin IB, diğerleri) ve naproksen sodyum (Aleve) gibi bazı ağrı kesicilerden kaçınmak
  • Hazımsızlığa neden olan ilaçlar için alternatifler bulmak
  • Stres ve kaygıyı kontrol altına almak

Dispepsi belirtilerinin devam etmesi durumunda, ilaçlar yardımcı olabilmektedir. Genelde, antrasitler ilk seçenektir. (8)

Dispepsi Ameliyatı

Dispepsinin bir belirti olduğu bazı sağlık problemleri durumunda eğer ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri yardımcı olmuyorsa doktor ameliyatı önerebilmektedir.

Her ameliyatta risk bulunduğu için asit reflüsü veya gastroözofageal reflü hastalığı cerrahisini ancak diğer tedaviler sonuç vermedikten sonra düşünmelisiniz. (9)

Dispepsi İçin Hangi Doktora Gidilir?

Dispepsi tanısı ve tedavisi için bir sindirim sistemi hastalıkları uzmanına (gastroenterolog) başvurabilirsiniz. (10)

Dispepsi (Hazımsızlık) tedavisi fazlası için tıklayınız

Источник: https://www.acil.net/dispepsi-hazimsizlik-belirtileri/

Dispepsi ve Hazımsızlık: Belirtileri, Nedenleri, Tanısı ve Tedavisi

Dispepsi (Şişkinlik-Gaz)

Dispepsi nedir?” Hazımsızlık veya mide küsmesi olarak da bilinen dispepsi, üst karındaki rahatsızlığı veya ağrıyı anlatan bir terimdir. Bu bir hastalık değildir. Dispepsi genellikle şişkinlik, mide bulantısı ve geğirme gibi semptomlardan oluşan bir gruptur.

Hazımsızlık genellikle sindirim sisteminin mukozasıyla temas eden mide asidi (sindirim sisteminin hassas koruyucu astarı nedeniyle oluşur. Mide asitleri mukozayı parçalayıp, tahriş ve iltihaplanma yaratarak hazımsızlık semptomlarını tetikler.

Çoğu vakada hazımsızlık, beslenme ya da içki ile bağlantılıdır. Bazen enfeksiyon veya bazı ilaçlar da neden olabilir.

Dispepsi ve Hazımsızlık Belirtileri Nelerdir?

Hazımsızlığı olan çoğu insan mide veya göğüs bölgesinde ağrı ve rahatsızlık hisseder. Bu his genellikle yiyecek veya içecek tükettikten sonra ortaya çıkar. Bazı durumlarda semptomlar yemekten bir süre sonra ortaya çıkabilir. Fazla yemek yenilmediği halde tokluk, şişlik olabilir.

Mide yanması ve hazımsızlık iki ayrı rahatsızlıktır. Mide yanması, genellikle yemek yedikten sonra göğüs kemiği arkasında yanma hissidir.

Dispepsi rahatsızlığının aşağıdaki belirtileri de yaygındır:

  • Mide bulantısı
  • Geğirme
  • Şişkinlik

Çok nadir durumlarda hazımsızlık mide kanseri semptomları olabilir.

Hafif hazımsızlık nadiren endişelenilecek bir şey değildir. Semptomlar iki haftadan uzun sürerse, doktora görünmelidir. Ağrı şiddetli ise ve derhal aşağıda belirtilen durumlarda doktorunuza danışınız:

Dispepsi ve Hazımsızlık Sebepleri Nelerdir?

Hazımsızlık neden olur?” Hazımsızlık genellikle yaşam biçimiyle ve ne yediğimiz ve içtiğimizle ilgilidir. Ayrıca enfeksiyon veya diğer bazı sindirim rahatsızlıkları sebep olabilir.

Sıklıkla görülen hazımsızlık nedenleri şunları içerir:

  • Fazla yemek
  • Çok hızlı yemek
  • Yağlı yiyecekler yemek
  • Baharatlı gıdaları tüketmek
  • Çok fazla kafein tüketmek
  • Çok fazla alkol içmek
  • Çok fazla çikolata tüketmek
  • Çok fazla gazlı içecek tüketmek
  • Duygusal travma
  • Safra kesesi taşları
  • Gastrit (mide iltihabı)
  • Hiatus herni
  • Enfeksiyon, özellikle “Helicobacter pylori” olarak bilinen bakteriler
  • Sinirlilik
  • Obezite (karın içindeki daha fazla basıncın neden olması)
  • Pankreatit (pankreas iltihabı)
  • Peptik ülser
  • Sigara içmek
  • Bazı ilaçlar, örneğin antibiyotikler ve NSAID’ler (non-steroid anti-inflamatuvar ilaçlar)
  • Mide kanseri

Hazımsızlığın nedeni bulunamazsa, fonksiyonel dispepsi olabilir. Bu, midenin gıdayı kabul etme ve sindirme kabiliyetine zarar verecek bir hazımsızlık türüdür ve daha sonra bu gıdayı ince bağırsakta geçirme özelliği hasar görmektedir.

Hazımsızlık Teşhisi ve Tanı Testleri

Hastaların çoğunda hazımsızlık hafiftir ve çok sık ortaya çıkmaz. Bu gibi durumlarda genellikle tedavi gerekmez. Hazımsızlığı düzenli olarak hisseden kişiler doktora görünmelidir. Ağrı ya da şiddetli rahatsızlık duyarsanız, doktorunuza danışmalısınız.

Hastaya semptomlar, tıbbi durumu ve muhtemelen ailenizin geçmişi hakkında bilgi istenir ve göğüs ve mide kontrol edilir. Bu, hassas veya duyarlı olup olmadığını anlamak için karnın farklı bölgelerine baskı uygulamak olabilir.

  • Kan testi: Eğer hastada anemi belirtisi varsa, doktor kan testi isteyebilir.
  • Endoskopi: Tedaviye cevap vermeyen ya da belli bulgu ve semptomları olan hastaların karın bölgesi daha detaylı incelenebilir. Bunun için endoskopi yapılabilir.
  • Helicobacter pylori enfeksiyonu teşhisi için testler: Buna üre nefes testi, dışkı antijen testi ve kan testi dahildir. Peptik ülserler genellikle bu bakteri nedeniyle olur.
  • Karaciğer fonksiyon testi: Doktor, hastanın karaciğerindeki safra kanallarını etkileyen safra hastalığına sahip olabileceğini düşünürse, bu test istenebilir.
  • Röntgen: Genellikle bir üst gastrointestinal ve ince bağırsak görüntülemesi içerir. X-ışınları ile özofagus, mide ve ince bağırsaklar kontrol edilir.
  • Abdominal ultrason: Karın iç kısımları detaylı olarak incelenir.
  • Abdominal BT (bilgisayarlı tomografi) taraması: Herhangi bir anormallik olup olmadığına bakılır.

Dispepsi ve Hazımsızlık Tedavisi

Hazımsızlığa ne iyi gelir?” Hazımsızlık tedavisi, altında yatan nedenlere ve semptomların şiddet derecesine bağlı olarak planlanır.

  • Beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri: Semptomlar hafifse ve hazımsızlık sık görülmüyorsa, bazı yaşam tarzı değişiklikleri muhtemelen belirtileri hafifletecektir. Bu genellikle daha az yağlı yiyecekler yemek, daha az kafein, alkol ve çikolata tüketmek, her gece en az 7 saat uyumak ve baharatlı yiyeceklerden kaçınmayı içerir.

Yukarıdaki tavsiyelerin yanı sıra, nedenlerine ve belirtilerine bağlı olarak ilaç tedavisi uygulanabilir.

Hazımsızlık Komplikasyonları Nelerdir?

Olguların büyük çoğunluğunda hazımsızlık hafiftir ve sık görülmez. Şiddetli hazımsızlık zaman zaman aşağıdaki komplikasyonlara neden olabilir:

  1. Özofagus striktürü: Eğer hazımsızlık asit reflüden kaynaklanıyorsa, mide asidi yemek borusuna geri sızarsa ve mukozayı tahriş ederse, yemek borusu yaralanabilir. Yemek borusu nihayetinde daralmış olabilir. Özofageal darlıkları olan hastalarda yutkunma güçlüğü olabilir. Yiyecekler göğüs ağrısına neden olan boğazdan sıkışabilir. Yemek borusunu genişletmek için bazen ameliyat gereklidir.
  2. Pilor stenoz: Bunun nedeni, mide asidinden sindirim sisteminin astarının uzun süreli tahriş edilmesidir. Pilorus (mide ile ince bağırsak arasında geçiş) yara izi bırakılmış ve daralmıştır. Besinler düzgün sindirilemiyordur. Pilorun genişlemesi cerrahi gerektirebilir.
  3. Peritonit: Periton iltihabı (karın ve pelvisin iç duvarını örten hücrelerin doku tabakası). Ameliyat, peritondaki hasarı onarabilir ve antibiyotikler bazen enfeksiyonla başa çıkmak için reçete edilir.

Web sitemiz, ziyaretçilerimize online reklamlar sunmaktadır. Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bize destek olunuz.

Источник: https://www.hastalopedi.com/dispepsi-ve-hazimsizlik/

Mide Gazı – Geğirme

Dispepsi (Şişkinlik-Gaz)

Geğirme kadar insanı toplum içinde zor duruma düşüren, rahatsız eden bir sağlık problemi az bulunur. Hele bir de yüksek sesli ve gürültülü olduğunda, çevreden rahatsız edici bakışlar çevrilmeye başladığında, işler iyice kontrolden çıkabilir.

İyi ama nasıl oluyorda küçük bir organdan bu kadar çok gaz çıkartılabiliyor.

Sürekli gaz mı üretiliyor, midede bu kadar çok gaz olabilir mi? Hastalar bu konuda çevrelerinden eleştiri almaya başladıklarında ve kendilerine biraz hakim olmaları istenildiğinde verdikleri cevap çoğunlukla “…ama elimde değil…” şeklindedir.

Geğirme hastayı ve çevresini ciddi olarak rahatsız etmeye başlayınca çareler aranır. Komşunun, akrabanın önerdiği mide ilaçları denenir, olmaz. Bitkisel ilaçlar konusunda şöhretli ilim sahiplerinin (!) formülleri uygulanır, fayda etmez.

Doktora gidilir, endoskopiyapılır, gastrittanısı konur, yoğun antibiyotik tedavileri uygulanır yine de işe yaramaz. Hatta bazılarında geğirme daha da şiddetlenir. Gazlı içecekler kesilir fayda etmez.

Düzelmeyince tekrar tekrar endoskopiyapılır, en sonunda da bir türlü iyileştirilemeyen (daha doğrusu iyileşmediği sanılan) gastrit suçlu ilan edilir. Artık o iflah olmaz bir gastrit hastasıdır.

Bu sefer de gastrit konusunda iyi bir doktor aranmaya başlanır, sonunda bir kaç tane de bulunur ancak onların verdiği antibiyotik tedavisi de öncekilerden pek farklı değildir.

Midede gaz, şişkinlik ve geğirme problemi olan hastalar bir türlü kendini anlatamaz, çektikleri sıkıntılar anlaşılmaz. Ev halkı anlamaz, komşular anlamaz, arkadaşlar anlamaz, doktorlar bile anlamaz. Doktorların çoğu bu konuda yeterli eğitim almamıştır.

Kanser, ülser, infeksiyon gibi tehli hastalıkların teşhisinde çok iyi olan doktorlar bu konuya gelince bir şey yapamamaktadırlar, çoğu zaman dinlemek bile istememektedirler, bazıları da hastayı suçlamakta, sorunun psikolojik olduğunu ileri sürmektedir.

Gerçekten de tıp eğitiminde kanser, ülser, enfeksiyon gibi ciddi hastalıklara verilen önem, dispepsi, irritabl barsak sendromu gibi fonksiyonel hastalıklara verilmemektedir.

Sayıları az da olsa konuyu bilen, hastayı anlayan doktorlar yine de vardır ama bu seferde hastalar bu doktorların problemi anladığını anlamaz, teşhislerini kabullenmek istemez. Çünkü bu sefer de doktorlar önemli bir problem olmadığını, hastaların kendilerinin isteyerek hava yutup-çıkardıklarını söylemektedirler.

Hastalar bunu kesinlikle kabullenmek istemez, ciddi bir hastalıktan kaynaklandığını iddia etmeye devam ederler. Karşılıklı anlaşılamama problemi had safhadadır.

Yakınları baskı yapıp, “…defalarca endoskopi yapıldı, bir çok doktora gittin önemli bir şeyin yokmuş…” dediklerinde daha çok strese girer, geğirmeleri çok daha gürültülü bir hal almaya başlar, “…bak ne kadar zor durumdayım, ama siz beni hiç anlamıyorsunuz…” der gibidirler. Dışa kapalı ve çaresiz görünürler.

Gaz, Şişkinlik ve Geğirme mekanizması

İşin aslı nedir, gerçekten bu insanların midesinde çok fazla gaz mı var, şimdi bunu biraz açıklamaya çalışalım:

Mide gerilmeye, içerisindeki basınçtaki artışına karşı çok duyarlıdır. Gerildiği zaman, basınç düzeyi belirli seviyelerin üzerine çıktığı zaman rahatsızlık hissedilir. Mide içi basınç belirli sınırları aşmayacak şekilde ve hassas bir şekilde kontrol edilir. Midenin girişinde ve çıkışında giriş ve çıkışları kontrol eden iki kapağı vardır.

Giriş tarafındaki kapaktan yutulan besinler mideye girer. Çıkış tarafındaki kapaktan ise sindirilmiş besinler emilmek üzere ince barsaklara gönderilir. Mide içi basınç belirli sınırları aşarsa içerideki besinler ve salgılar ya yemek borusuna yada ince barsaklara doğru kontrolsüz bir şekilde püskürtülür.

Bunun olmamasını sağlayan iki önemli mekanizma vardır:

  1. Mide gevşemesi ve esneklik: Normalde mide açken içi boşken kasılarak küçülür. Hacmi azalır. Böylece içinde birikinti kalmaz, temiz olarak durur. Yemek yerken besinler ve sıvılar geldikçe gevşeyerek, genişler. Hacmi artar, yeni gelenlere yer açılır. İçi doldukça gevşer, genişler, böylece basıncın artması önlenir. Doldukça gevşeyerek genişler, boşaldıkça kasılarak küçülür. Bunun sayesinde basınç hep sabit düzeyde ve düşük olarak kalır. Gevşeyip genişleyemezse gerginlik, şişkinlik, rahatsızlık ve ağrı hissedilebilir.  Erken doyma, acıkmama gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Boşaldıkça kasılıp küçülemezse, mide aşağıya kasıklara doğru sarkar ve içindekiler ince barsağa geçemez, midede birikir ve kokuşma olabilir. Bu şekilde midenin genişleyip sarkmasına gastroparezi denir.
  2. Geğirme : Normalde her insan lokmaları yutarken elinde olmadan bir miktar da hava yutar. Yutulan bu hava midenin en yüksek noktası olan kubbe şeklindeki fundus bölgesinde birikir. Bu havanın miktarı arttıkça mide içindeki basınç ta artar. Basınç belirli bir düzeyi aşınca fundustaki algılayıcılar (sensörler) tarafından tetiklenen bir refleks ile mide ile yemek borusu arasındaki kapak açılır ve hava ağız yoluyla çıkarılır. Geğirme dediğimiz bu refleks yoluyla fazla hava çıkarılarak basınç tekrar düşürülür.

İnsan midesi gerilmeye, yüksek basınca karşı çok duyarlıdır. Midede çok etkin çalışan basınç, gerilme algılayıcılar (sensörler) vardır. Mide içi basıncın belli sınırları aşacak şekilde artması sindirimi bozucu yönde etki gösterir. Basınç arttığında basınç algılayıcıları uyarılır ve gerekli tepkiler (refleksler) başlar.

Yukarda da bahsedildiği şekilde midede gevşeme yoluyla midenin esnekliği artırılabilir; böylece genişliği ve kapasitesi artar. Bu şekilde mide içi basınç düşürülmüş olur, buna komplians (esneklik) artışı denir.

İkinci basınç düşürme yolu ise yukarda anlatıldığı gibi mide ile yemek borusu arasındaki kapağın kısa bir süre açılarak fazla havanın atılmasıdır.

Normalde lokmaları yutarken her insan lokma ile beraber bir miktar da hava yutar demiştik. Bu hava midenin fundus adı verilen kubbe şeklindeki üst bölümünde toplanır.

Basınç algılayıcılar uyarılınca, uyarının şiddetine göre, insanda tokluk, dolgunluk, gerginlik, rahatsızlık, şişkinlik, sertlik ve ağrı gibi hisler oluşur.

Geğirme yolu ile hava çıkarılıp basınç düşürülünce de bir rahatlama hissi oluşur. Bu her insanın yemeklerden sonra yaşadığı, bildiği, tanıdık bir histir.

Midede doluluk, gerginlik, rahatsızlık, şişkinlik, sürekli tokluk hissi ve ağrı gibi belirtiler dispepsi, ülser, gastrit, kanser, aşırı yeme, midenin gerilmesi veya aşırı duyarlılık gibi bir çok farklı durumlarda oluşabilir. Yani bu belirtiler sadece basınç artışına özel değildir.

Geğirme ile rahatlama olduğunu daha önceden bilen, o hissi tanıyan hasta bu farklı rahatsızlıkların her hangi birinde  hava çıkararak rahatlamaya uğraşabilir. Farklı farklı nedenlerle oluşmuş rahatsızlıkların geğirme yolu ile rahatlayacağını zannedebilir.

Çünkü belirtileri benzerlik göstermektedir.

Lokmalarla birlikte yutulan ve midenin fundus bölümünde toplanarak biriken gaz.

Ama işler her zaman hastanın düşündüğü gibi olmaz. Yandaki resimde görüldüğü gibi o kadar da fazla hava yoktur. Bir veya iki kez çıkarınca midedeki gaz biter. Bu sırada hissedilen rahatlama hastaya yetmez. Rahatlama hissi çabucak geçer.

Rahatlama peşinde koşan hasta eninde sonunda daha fazla gaz çıkarmanın bir yolunu bulur. Yani hava yutmayı öğrenir. Önce hava yutar, sonra da geğirerek geri çıkarır. Böylece kısa süren, geçici rahatlamalar yaşamaya devam eder.

Sonuçta bunu tekrar tekrar yapmayı alışkanlık haline getirir.

Aşırı geğirme bir taraftan kısa süreli, anlık rahatlama hissi yaşatırken bir taraftan da mide ile yemek borusu arasındaki kapağın sık sık açılması nedeniyle, reflüye neden olarak, yeni problemlere yol açar.

Bazı hastalar midede ciddi bir rahatsızlık olmasa da bu rahatlama hissini yaşamak için gaz çıkarmayı alışkanlık haline getirebilir. Stresli olunan zamanlarda da, geğirme bir rahatlama yöntemine dönüşür, kronikleşir. Sinir krizi geçirenlerde iyice şiddetlenebilir.

Basınç Algılayıcıların Aşırı Duyarlılığı

Basıncı beynimize ileten sensörler (algılayıcılar) her zaman mükemmel çalışmayabilir. Midede gerilme ve basınç duyusunu hissetmemizi sağlayan algılayıcılar yanıltılabilir, beynimize yanlış uyarı gönderebilir. Aslında basınç artışı yokken gerginlik, şişkinlik hissine neden olabilir.

Bilimsel çalışmalarda bu algılayıcıların rahatsız edici bir uyarı ile bir süre  tekrar tekrar uyarılması sonucunda çalışmasının bozulduğu, hassasiyetlerinin arttığı ispatlanmıştır.

Midede oluşan iltihaplar, asit ve safra gibi tahriş edici kimyasal maddeler,  enfeksiyonlar, mideye dokunan  ilaçlar ve kimyasal maddeler ile psikolojik stresin basınç algılayıcılarının hassasiyetini artırdığı bilinmektedir. Hassasiyeti artan sensörler normal durumlarda bile basıncın arttığı algısı oluşturabilir, gerilme, şişkinlik olduğu hissini verebilir.

Bu hastalar rahatlamak için, aslında olmayan mide gazını çıkarmaya, geğirmeye çalışırlar. Bu duruma aşırı duyarlılık (hipersensitivite) adı verilmektedir. Böyle hastalar midelerinin hassas olduğunu, pek çok şeyin dokunduğunu ifade ederler.

Gastroparezi

Mide içinde basınç anormalliklerine neden olan bir durum da gastroparezidir. Gastroparezide mide felç olmuş gibidir.  Midenin pompalama, öğütme hareketleri yeterince iyi yapılamaz, sindirilemeyen gıdalar midede normalden daha uzun süre kalır ve mide içi basıncı artabilir. Midede pompalama ve öğütme yeterince yapılamadığı için birikme ve buna bağlı gerilme olur.

Dispepsi

Midenin aşırı duyarlılığı (hipersensitivite), çalışma bozukluğu (gastroparezi), midenin kronik iltihapları (gastrit), stres gibi faktörlerin ayrı ayrı veya birlikte, bir birleriyle etkileşerek oluşturdukları klinik tabloya Dispepsi diyoruz. Dispepsiye hazımsızlık ta denmektedir.

Dispepsi olan hastalar midelerinde şişkinlikten rahatsızdır. Erken doyarlar,  yemekten sonra uzun süre tokluk hissi devam eder. “Mideme taş oturmuş gibi hissediyorum” derler genellikle. Mide ağrısı ve bulantı olabilir.

Dispepsi olan hastalarda midede gaz şikayetine ve geğirme problemine sık rastlıyoruz.

Bütün bu durumlarda hasta çözümü geğirerek rahatlamakta arayabilir. Ama doğru bir yaklaşım değildir. Rahatlatacağına daha da kötüleştirebilir. Asıl çözüm şişkinlik, yalancı tokluk hissi, gerginlik ve gaz gibi hislerin oluşma nedenlerinin saptanması ve bu nedenlerin tedavi ile ortadan kaldırılmasıdır.

Mesela dokunan bir ilaç veya besin varsa ondan uzaklaşmak, kesmek doğru bir yaklaşım olacaktır. Mide hareketleri bozulmuşsa, gastroparezi oluşmuşsa yemeklerin daha fazla ve iyi çiğnenerek yenmesi, hazmı güç olan besinlerden kaçınılması gerekir. Gastropareziye uygun bir diyet tedavisi yapılabilir.

Algılayıcılarda hassasiyet artışı yani aşırı duyarlılık (hipersensitivite) varsa bunu normale çevirmeye yönelik tedaviler uygulanabilir.

Geğirme Tedavisi

Tedavide başarının ilk şartı hastanın neler olduğunu anlamasına bağlıdır. Havayı rahatlamak için ve kendisinin, isteyerek yutup çıkardığını anlamalıdır. Çoğu zaman midede fazla gaz olduğu hissi bir yanılgıdan ibarettir. Hastalar midede normalden fazla gaz olduğuna ve geğirmekle bundan kurtulmaya çalıştıklarına inanırlar. Aslında yutup, yutup çıkarmaktadırlar.

Hava yutmayı bir tedavi yöntemi gibi uyguladıklarını anlamaları gerekir. Gaz çıkarırken videoya kaydedilip izlettirilirse hava yuttuklarını anlamaları kolaylaşabilir. Bu sırada bazı tipik hava yutma hareketleri yaparlar. Önce yutkunur, sonra gaz çıkarırlar. Bazıları da göğüs kafesini genişleterek havayı içeri çeker, sonrada çıkarırlar.

Baş, boyun ve göğüs hareketleri tipiktir.

Hastalar havayı rahatlamak için kendilerinin bizzat yuttuklarını anladıktan sonra gerisi kolaylaşır. İkinci adım olarak midede gerginlik hissi oluşturan asıl problemin tedavisi gereklidir.

Yukarda bahsedildiği gibi pek çok farklı mide hastalığı bunun nedeni olabilir. Bunlar uygun şekilde araştırılmalı ve tedavi edilmelidir.

Bazı durumlarda mide boşalma zamanı, pHmetri, impedans gibi ileri tetkikler gerekebilir.

Pek çok hastada aşırı uyarlılık yani hassasiyet artışı vardır. Bu durumda doğrudan basınç algılayıcıların hassasiyet düzeyini ayarlayıcı tedaviler uygulanır. Burada bazı özel antidepresan ilaçlar işimize yarayabilir. Hastada depresyon veya stres olmasa da sensör duyarlılığını düzenleyerek yararlı olurlar.

Hastaların bir kısmı antidepresan kullanmaya karşı ön yargılıdır. Bu tür ilaçlar verildiğinde doktorun bir hastalık olduğuna inanmadığını düşünebilmektedirler. Mide ve barsakların kendi sinir sistemleri vardır. Antidepresanların bu sinir sistemi üzerinde de etkileri vardır.

Burada çoğu zaman amaç depresyon tedavisi değil enterik sinir sistemi adı verilen bu sinirlerin ve sensörlerin çalışmasının düzenlenmesidir. Hastalar iyi bilgilendirildiklerinde genellikle tedaviye uyumlu oluyorlar. Tabi bu yararlı etki tüm  antidepresanlarda aynı düzeyde mevcut değildir. Her antidepresan umulan faydayı sağlayamaz.

Sindirim sistemindeki sinir hücrelerine daha iyi etki eden, daha özel antidepresanlar vardır.

Hassasiyet artışı strese bağlı ise buna yönelik psikiyatrik tedavi de yardımcı olabilir. Bazı hastalarda ise geğirme bir davranış bozukluğu halini almış kronikleşmiştir.  Bir davranış biçimi olmuştur ve düzeltilmesi zor olabilir. Bu amaçla da psikiyatri desteği gerekebilir.

Özet olarak midede gaz, şişkinlik ve geğirme olanların tedavisinde yapılabilecekleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Yeme içme alışkanlıklarının düzeltilmesi gereklidir
    • Yemekler yavaş yenmeli ve çok iyi çiğnenmelidir. Bu hastaların mideleri genellikle iyi çalışmaz, hazmetmez. Yemekler iyi çiğnenirse hazmı çok daha kolay olur, şişkinlik ve geğirti yapmaz.
    • Çok fazla lif içeren besinlerden kaçınılmalıdır. Bu hastaların sebze ve meyve kabuklarını yemesi uygun değildir, eritilemeyebilir.
    • Yeterli su tüketilmelidir. Özellikle yemeklerden 1-2 saat sonra, yudum yudum ve bol miktarda su tüketilmelidir.
    • En çok rahatsızlık veren yemek, akşam yemeğidir. Akşam yemekleri çok hafif olmalıdır ve kesinlikle geç saatlere bırakılmamalıdır. Yatarken mide tamamen boşalmış olmalıdır. Kesinlikle geç saatte veya gece kalkıp atıştırma yapılmamalıdır.
    • Çok yağlı yada kızartılmış besinlerden uzak durulmalıdır.
    • Dışarda yemek yerken çok seçici olunmalıdır. Hazır gıdalarda sindirimi çok zor, çok düşük kaliteli bileşenler kullanılabiliyor.
  • Midede şişkinlik ve geğirmeye ek olarak mide yanması ve ağrısı da varsa, öncelikle reflü araştırması yapılmalı, gerekirse tedavi edilmelidir. Reflü ile ilgili olarak web sitemizde aşağıdaki yazılarımız yardımcı olabilir:
  • Mide çalışma bozukluğu açısından yararlı olabilecek yazılar:
  • Çözüm bulunamayan hastalara psikiyatrik değerlendirme ve gastrointestinal motilite incelemeleri yararlı olabilir.

Источник: https://dribrahimdogan.com/mide-gazi-gegirme/

Fonksiyonel Dispepside Tedavi

Dispepsi (Şişkinlik-Gaz)

Prof.Dr.Ahmet Dobrucalı

Dispepsi karnın üst ksımlarıda (Karın göbek deliğinden çizilecek  enine bir çizgi ile ikiye ayrıldığında üstte kalan kısım üst karın olarak adlandırlır, epigastrium) hissedilen, tekrarlayıcı veya devamlı karakterde ağrı veya rahatsızlık hissi şeklinde tanımlanabilir. Ağrı dışında mideyi hissetmek, şişkinlik, yanma-ekşime hissi (heartburn),yemekten sonra hissedilen dolgunluk hissi ve  bulantı diğer semptomlar arasında sayılabilir. Dispeptik semptomların ciddi bir hastalığın ilk belirtileri olabileceği de unutulmamalıdır.

Fonksiyonel dispepside görülebilecek belirtiler

Kronik dispepsili hastaların yaklaşık ¾ ünde fizik muayene, laboratuar tetkikleri, endoskopi ve ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerinde anlamlı bir organik lezyon saptanamaz ve bu durum fonksiyonel dispepsi veya non-ülser dispepsi (NÜD) olarak adlandırılır.

Kronik dispepsi erişkin popülasyonun %25 ini etkilemekte ve bunların hemen yarısına yakın bir kısmı da bu semptomlar nedeniyle tıbi tedaviye ihtiyaç duymaktadır.

ABD de fonksiyonel dispepsili hastaların tetkik ve tedavisi için harcanan yıllık miktar 2 milyon dolar civarında olmakla birlikte üretim ve iş gücü kaybı göz önüne alındığında bu miktarın daha fazla olabileceği düşünülebilir. NÜD li hastaların yaşam kalitesinde sağlıklı kontrollere göre anlamlı şekilde kötüleşme olabildiği gösterilmiştir.

Tıp literatüründe fonksiyonel dispepsi; en az 3 ay dan beri var olan, tipik olarak gündüzleri görülen ve gece uykudan uyandırmayan, daha çok karnın üst kısmında hissedilen tekrarlayıcı veye devamlı karakterde ağrı veya rahatsızlık hissi (discomfort) olarak tanımlanır. Dispepsi, hakim olan semptomlarına göre şu şekilde sınıflandırılabilir;

Ülser benzeri dispepsiDismotilite benzeri dispepsiReflü benzeri dispepsi

Sınıflandırılamayan dispepsi

Ülser benzeri dispepsi:
Genellikle gıda veya antasit alımı ile geçen veya hafifleyen, yemek öncesinde veya açlıkla artan, nadir de olsa bazen gece uykudan uyandırabilen, sıklıkla üst karında  hissedilen ağrı veya rahatsızlık hissi olarak tanımlanabilir. Bazen bulgular mensimsel karakter gösterebilir.

Dismotilite benzeri dispepsi:
Gıda alımı ile artan şişkinlik, erken doyma, yemek sonrası (postprandial)  dolgunluk hissi, iştahsızlık, bulantı ve/veya kusma ile birlikte olabilen, daha çok üst batında olmak üzere  daha nadir olarak tüm batında hissedilebilen ağrı veya rahatsızlık hissi olarak tanımlanabilir. İrritabl barsak hastalığı ile karışabilir ancak bu hastalıkta semptomlar dispepsinin aksine üst değil alt gastrointestinal sisteme aittir.

Reflü benzeri dispepsi:
Çok belirgin olmayan midede yanma ve ekşime hissi birlikte olan, üst batın veya epigastriumda (karında göbek ve göğüs kemiğinin alt ucu arasında kalan kısım) hissedilen rahatsızlık hissi veya ağrı şeklinde tanımlanabilir. Özellikle yağlı gıdaların alımı ve alkol kullanımı sonrasında şiddetlenir.

Fonksiyonel dispepside birden fazla belirti bir arada bulunabilir
(IBS:Irritabl barsak sendromu, GÖRH: Gastroözofagial reflü hastalığı)

NÜD li hastalarda bir sıra patofizyolojik anormallik saptanmış olmasına rağmen bu mekanizmalarla semptomlar arasındaki ilişkiler tam olarak anlaşılmış değildir.

Helikobakter pylori infeksiyonu, gecikmiş mide boşalımı, bozulmuş postprandial akomodasyon ve viseral hipersensitivite (aşırı duyarlılık) bunlar arasında sayılabilir.

Fonksiyonel dispepsili bir hastada bir semptom türünün ön planda olması altta yatan patofizyolojik defekti göstermesi bakımından bazen yol gösterici olabilir fakat klinik olarak bu tür bir yaklaşımın herzaman yeterli  olamayacağı anlaşılmıştır.

Gecikmiş mide boşalımı…………………………..Postprandial (yemek sonrası) dolgunluk, bulantı ve kusma
Bozulmuş mide akomodasyonu (uyumu) …..Erken doyma, şişkinlik ve gaz hissi ve kilo kaybı
Viseral hipersensitivite……………………………Postprandial ağrı ve dolgunluk hissi

Fonksiyonel dispepside patofizyolojik mekanizmaların anlaşılmasına yönelik sintigrafi ve gastrik barostat gibi testler genelde invaziv ve pahalı testlerdir.

Mide boşalımı ölçümü için geliştirilen C13 oktanoik asit solunum testi, radyoaktif maddeler kullanılarak yapılan mide boşalım zamanı  ölçümleri ve gastrik akomodasyon için kullanılan su yükleme testi gibi daha az invaziv testler gerektiğinde kullanılabilir.

Bununla birlikte patofizyolojik defektlerin düzeltilmesine yönelik etkin tedavi yöntemleri henüz bulunmadığından bu testlerin klinik pratikte rutin olarak kullanılması gerekmez.

Fonksiyonel dispepside tedavi

Tedavinin en önemli kısmını hasta ve hekim arasında kurulacak iyi bir diyalog oluşturmaktadır. Hastanın özellikle kanser konusundaki korku ve endişeleri giderilmeli ve semptomları ortaya çıkarabilecek özellikle aile, iş ve arkadaş ortamındaki ilişkiler ve yaşamla ilgili stres faktörleri ortaya çıkarılmalıdır.

Gastrointestinal semptomların depresyon, anksiete veya psikoz gibi ciddi psikiatrik hastalıkların somatik belirtileri olabileceği akılda tutulmalı ve hastanın psikolojik durumu da göz önünde bulundurularak gerektiğinde psikiatri konsültasyonu istenmelidir. Hastaya NUD hakkında açıklayıcı dökümanlar ve eğitim imkanı sağlanabilir.

Öğün miktarında ve yağ ve kafein kullanımında azaltma yapmak şeklinde bazı diyet değişiklikleri semptomların azaltılmasında yardımcı olabilir.

Konservatif tedaviye cevap vermeyen hastalarda farmakolojik tedaviye başlanması uygun bir yaklaşım olabilir ancak günümüzde NÜD nin tedavisinde etkili olduğu kesin olarak gösterilmiş bir tedavi yöntemi olmadığı da akılda tutulmalıdır.

Helikobakter pilori (HP) eradikasyonu
HP nin (Midede bulunabilen bir bakteri, bkz. Helicobacter pylori ) NÜD ye sebep olabileceği kesin olarak gösterilmiş değildir.

Epidemiyolojik çalışmalar NÜD li hastalardaki HP sıklığının kontrol gurubundakinden fazla olmadığını göstermiştir. Ayrıca HP nin gastrik akomodasyonu, gastrik boşalımı veya viseral hipersensitiviteyi etkileyip etkilemediği konusundaki bulgular tutarsızdır.

HP eradikasyonunun NÜD tedavisindeki sonuçları çelişkili olmakla birlikte  HP tedavisiyle (eradikasyon tedavisi) hastaların %10-15 inde semptomlarda uzun süreli bir düzelme elde edilebileceği anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte fonksiyonel dispepside HP eradikasyonundan sağlanacak faydanın antibiyotik tedavisine bağlı allerji vb olası risklerden fazla olduğu söylenebilir.

Asit sekresyonunu baskılayıcı tedavi
Fonksiyonel dispepsili hastalarda mide asit sekresyonunun uyarılmasıyla dispeptik yakınmalar oluşturulabilmektedir. Bu hastalarda duodenal asiditede artış bulantı semptomu oluşturmaktadır.

Ülser benzeri fonksiyonel dispepsisi olan hastaların yarısında mide asit sekresyonu normal sınırlarda olsada  hastaların bir kısmında asite aşırı duyarlılık veya reflü benzeri semptomlar bulunabilir.

Bu nedenle fonksiyonel dispepsili hastalarda mide asit salgısını baskılayan H2 reseptör blokerleri (Ranitidin, famotidin) veya proton pompası inhibitörleri (PPI) (Omeprazol, lansoprazol, esemeprazol, pantoprazol, rabeprazol vb.) gibi ilaçlarla yapılacak bir tedavi genelde çoğu hekim tarafından denenen bir tedavi yöntemidir.

Pratikte ampirik tedavide genellikle daha etkin bir asit supresyonu sağladıkları için PPI leri tercih edilir ama gerçekte bu ajanların NÜD tedavisinde H2 reseptör blokerlerine üstün oldukları gösterilmiş değildir.

Genel olarak değerlendirildiğinde PPI ile tedavi edilen NÜD li hastaların 1/4-1/2 sinde semtomlarda tam düzelme elde edilirken plasebo verilen gurupta bu oran 1/5-1/3 civarında düzelme elde edilmektedir ki bu da belirgin bir terapötik fayda sağlanabildiğini göstermektedir. 2 hafta içinde yeterli / etkin  dozda  yapılacak tedaviye yanıt alınmayan vakalarda  daha ayrıntılı incelemelerin yapılması gerekebilir.

Prokinetikler
Katı gıdaların mideden boşalımında gecikme ve postprandial hipomotilite gibi gastrik motor fonksiyon bozuklukları fonksiyonel dispepsili hastaların ortalama %40 ında (%25-60) görülmektedir. Günümüzde NÜD tedavisinde kesin olarak etkili olduğu gösterilmiş bir prokinetik ajan (sindirim sisteminde perirtaltik aktiviteyi artıran ilaçlar) yoktur.

Plasebo kontrollü çalışmaların meta analizleri cisapride (5-HT-4 agonisti) ve domperidone (Dopamin D2 antagonisti) gibi prokinetik ajanların NÜD li hastalarda semptomların giderilmesinde orta derecede etkili olduğu gösterilmiştir.

NÜD semptomları ile mide boşalımındaki düzelme arasındaki ilişki tam olarak gösterilmiş değildir ve semptomlardaki düzelmeden başka mekanizmaların sorumlu olabileceği de düşünülmüştür. Bir diğer prokinetik ajan olan metoclopramide in NÜD deki kullanımı konusundaki tecrübeler yetersizdir ve uzun süreli kullanımı yan etkileri nedeniyle sınırlıdır.

5HT-4 agonisti olan tegaserod’un (Zelmac) NÜD de kullanımı konusundaki klinik çalışmalar halen devam etmektedir. Diğer bir 5HT-4 agonisti olan Mosapride in etkili olmadığı gösterilmiştir.

Bir deneysel motilin agonisti ve makrolid olan ABT-229 (Alemcinal) un bir çalışmada plasebo ile karşılaştırıldığında 20mg/gün dozda semptomların azalmasını sağladığı gösterilmiştir ancak bazı yayınlarda etkili olmadığı bildirilmektedir.  Son yıllarda üzerinde durulan ve hem kolinesteraz inhibitörü ve hem de motilin agonisti şeklinde dual etkiye sahip olan itopride ümit verici bir prokinetik ajan olarak görünmektedir.

Bozulmuş mide akomodasyonunu (Gastrik akomodasyon) düzeltmeye yönelik tedaviler
NÜD li hastaların yaklaşık %40 ında postprandial gastrik akomodasyon bozulmuştur. Gastrik akomodasyon (uyum) kısaca yemek sonrasında midenin genişleyerek hacmini artırması olarak açıklanabilir.

Vagotomi (mide sinirinin kesilmesi), fundoplikasyon (Mideye yöneli bir çeşit cerrahi girişim) ve diabetik nöropatide de (şeker hastalığının ileri evrelerinde ortaya çıkan sinir harabiyeti )  gastrik akomodasyon bozulmuştur.

Gastrik akomodasyonu kontrol eden nöral yollar ve mediatörlerin anlaşılmasına yönelik çalışmalar sürmektedir.

(Vagus, midede nitrik oksit (NO) ve vasoaktif intestinal peptit (VIP) aracılığıyla gastrik relaksasyonu sağlayan inhibitör nöronları stimüle eder. Bu inhibitör nöronlar beklide 5HT-1 ve muhtemelen 5HT-4 tarafından stimüle edilebilirler. Normal gönüllülerde ve NÜD li hastalarda NO oluşturan nitrogliserinle ve sumatriptan veya buspiron gibi 5HT-1 agonistleriyle yapılan klinik çalışmalar bu ilaçların gastrik tonüsde azalma ve gastrik akomodasyonda düzelme sağladığını göstermiştir. NÜD li hastalarda 5HT-1 agonistleri ile yapılacak kontrollü klinik çalışmalara ihtiyaç vardır. Ciddi olabilen yan etkileri nedeniyle nitratlar veya sumatriptan şu anda NÜD tedavisinde tavsiye edilebilecek ilaçlar değidir.)

Viseral duyarlılığı azaltmaya yönelik tedaviler
Fonksiyonel dispepsili (NÜD) hastaların yaklaşık yarısında deneysel olarak mide içi basıncın artırılmasına viseral hipersensitivite gösterdikleri bilinmektedir (Viseral hipersensitivite veya viseral duyarlılık, iç organlara yönelik algılamanın artışı veya iç organlara yönelik ağrı algılama eşiğinde düşme olarak açıklanabilir). NÜD deki  hipersensitivite,  midenin gerilmesine,  kasılmasına (kontraksiyon), gıda veya asitin oluşturduğu kimyasal irritasyona veya H.pylorinin yol açtığı kronik inflamasyona bağlı olabilir.

Normal insanlarda ve NÜD si olanlarda viseral duyarlılığı kontrol eden nöral mekanizmalar bugün için tam olarak bilinmemektedir. Viseral duyarlılık artışı periferal aferent reseptörler, omurilik veya MSS deki bir defekte bağlı olabilir.Serotonin, 5HT (5-hihroksitriptofan) reseptörleri aracılığıyla hem MSS de hem de periferal aferent reseptörlerde viseral duyarlılığın önemli bir mediatörü olabilir. 5HT-3 antagonistlerinin (Alonsetron, Ondansetron vb.) irritabl barsak hastalığında viseral duyarlılığın azaltılmasında etkili olduğu gösterilmiştir. Fakat bu ajanların aynı zamanda NUD de de etkili olamayabileceğini düşündüren veriler bulunmaktadır ve bu konuda başka çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Düşük dozda trisiklik antidepresanlar uzun yıllar boyunca  irritabl bağırsak sendromu  tedavisinde kullanılmıştır. Bu ajanların etki mekanizmaları ve etki yerleri tam olarak bilinmemekle birlikte viseral sensitiviteyi azalttıklarına inanılmaktadır. NUD de trisiklik antidepresanların kullanıldığı bir meta analiz orta derecede fayda sağlandığı şeklinde sonuç bildirmektedir

Psikolojik tedavi
Bir çok NUD li hastada psikososyal faktörlerin varlığı gösterilebilir.

Psikososyal faktörler ve stres, sentral veya periferik seviyede viseral duyarlılığı değişikliğe uğratabilir, semptomların kronikleşme olasılığını artırabilir. Hipnoterapi, kognitif davranış tedavileri veya psikoterapi denenebilir.

Yeni kontrollü çalışmalar bu tür tedavilerin uygulamasıyla dispeptik semtomların azaldığını, yaşam kalitesinin yükseldiğini göstermiştir.

Alternatif tedavi yöntemleri
Etkili tedavi yöntemlerinin olmaması nedeniyle NUD li hastalar alternatif tedavi yöntemleri arayışına girebilirler. Nane yağı ekstraktı, çörek otu, kırmızı biber (kapasaisin ihtiva eder) ve uzak doğu /Çin bitkisel tedavi yöntemleri gibi yöntemlerin bazı küçük çalışmalarda etkili oldukları bildirilmiştir.

KAYNAKLAR

1- Wee EW.Evidence-based approach to dyspepsia: from Helicobacter pylori to functional disease.Postgrad Med. 2013;125:169-80.2- Fukudo S, Kuwano H, Miwa H.Management and pathophysiology of functional gastrointestinal disorders.Digestion. 2012;85:85-9.3- Loyd RA, McClellan DA.Update on the evaluation and management of functional dyspepsia. Am Fam Physician. 2011;83:547-52.

4- Saad RJ, Chey WD.Review article: current and emerging therapies for functional dyspepsia.Aliment Pharmacol Ther.2006;24:475-92.

Источник: https://drahmetdobrucali.com/fonksiyonel-dispepside-tedavi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть