Diyabet Bağlı Kaşıntı, Vitiligo, Mantar ve Yaralar

içerik

Bacaklarda Kızarıklık ve Kaşıntı Görülme Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri

Diyabet Bağlı Kaşıntı, Vitiligo, Mantar ve Yaralar

Bacaklarda görülen kızarıklık ve kaşıntı fark etmediğiniz bir çarpma sonucu ortaya çıkabileceği gibi ülser gibi tehli bir hastalığın ilk belirtilerinden biri olabilir.

Bacaklarda Kızarıklık ve Kaşıntı Görülme Nedenleri 

Bacakta Kızarıklık ve Kaşıntı Nedenleri 

Birçok insan bacaklarda kızarıklık ve kaşıntı şikayetini dönemsel olarak yaşamıştır. Bazen küçük bir böcek ısırığı, bazen fark etmediğimiz bir çarpma sonucu, bazen enfeksiyonlardan kaynaklanan bir iritasyon ve bazen ise ciddi cerrahi operasyon gerektiren bir damar hastalığı bacaklarda kızarıklık ve kaşıntıya yol açabilir.

Bazı durumlarda bu şikayetler tek bacak üzerinde görülse de ciddi sistemik hastalıklar sonucu gelişen kızarıklık ve kaşıntı şikayeti her iki bacağı da etkileyebilir. Bununla birlikte bu semptomlara eşlik eden şişlik, morarma, yanma, cilt tahrişi gibi diğer belirtiler sorunumuz hakkında daha net bilgi sahibi olmamızı sağlayacaktır.

Bacaklarda kızarıklık ve kaşıntı şikayetine yol açan durumlardan bazıları, nedenleri ve belirtileri şöyledir; 

Alerjiler; Kıyafetlerin içerisinde bulunan sentetik kumaşlar, keten, keçe, yün gibi bazı malzemeler ile bazı sabun türleri bacaklarda alerjik reaksiyona neden olabilir. 

Böcek ısırıkları; Sivrisinek, kene, pire, bitler ve uyuz hastalığının nedeni olan bazı akar türlerinin ısırıkları ısırılan bölgede sertlik, kızarıklık, yanma ve kaşıntı şikayetlerine yol açmaktadır.  

Diyabet; Kan şekerinde yükselme ile birlikte özellikle bacaklarda şişkinlik, cilt kuruması, döküntü, kızarıklık, yanma ve kaşıntı şikayetleri ortaya çıkabilir. Hastalığa erken müdahale edilmedi ve hastalığın ilerlediği durumlarda iyileşmeyen bacak yaraları ve kangren görülme ihtimali artar. 

Enfeksiyon; Kıl köklerinde iltihap görülmesi, çarpmaya bağlı yaralanmalar ve diyabet gibi bazı hastalıklar bacaklarda enfeksiyon görülmesine neden olabilir. Enfeksiyona bağlı durumlarda ayrıca iltihaplı yapılar görülme ihtimali yüksektir. 

Egzama; Bozuk para büyüklüğünde ya da daha geniş alanlarda döküntü, kaşıntı, kızarıklık gibi şikayetlere yol açan ve nedeni tam olarak bilinmeyen hastalıklardan biridir. Lezyonlu bölgede içi su dolu kabarcıklar da görülebilir. Dönemsel olarak yenilenen hastalık sadece bacaklarda ortaya çıkabileceği gibi vücudun farklı bölgelerini de tutabilir. 

Keratosis pilaris; Bacakların kıllı bölgelerinde keratin birikmesi sonucu kırmızı noktalar halinde kızarıklıklar ve kaşıntı şikayetinin görüldüğü genetik bir hastalıktır.

Kıl kökü iltihabı; Kıl köklerinde tıkanma olması ya da bakteri ve mantar bulaşması sonucu ortaya çıkan ve bölgede sertlik, şişlik, ağrı hissi gibi diğer belirtilerin eşlik ettiği hastalıklardan biridir. Bazen kıl dönmesi sonucu ikincil bir enfeksiyon olarak ortaya çıkar. 

Varis ülseri; Damar genişlemesi sonucu bacaklarda ortaya çıkan hastalıklardan biridir. Hastalığın ilk belirtisi kızarıklık ve kaşıntı olmakla birlikte ilerleyen dönemlerde cilt renginde ciddi değişiklikler, kramplar ve yaralara neden olur. Erken müdahale edilmeyen durumlarda iyileşmeyen enfeksiyonlar ve damar yırtılmaları kangrene sebebiyet verebilir.  

Wells sendromu; İlk bakışta görüntüsü selülite benzemekle birlikte bölgede kaşıntı, kızarıklık ve eritemli yapıların da görüldüğü herediter hastalıklardan biridir. 

Tedavi Yöntemleri

4 haftadan uzun süren kızarıklık ve kaşıntı şikayetinde uzman bir doktor tarafından gerekli tahlil ve testler yapılarak şikayetlerin altta yatan nedenleri araştırılmalıdır. Kıl kökü iltihabı ve enfeksiyonlarda iltihaplı bölgenin boşaltılması ve ölü dokuların temizlenmesi gerekebilir. Ayrıca antibiyotik ilaçlar ile tedavi tamamlanabilir.

Diyabet, varis ülseri ve wells sendromu gibi hastalıklarda ilaçlı tedavinin yanı sıra diyet uygulamaları, yaşam şeklinde değişiklikler ve günlük egzersizler tavsiye edilmekte, ayrıca lazerle tedavi gibi alternatif yöntemler de duruma bağlı olarak söz konusu olabilmektedir.

Alerji ve böcek ısırıklarına bağlı kızarıklık ve kaşıntıyı azaltmak için antihistaminik ilaçlar kullanılırken egzama gibi hastalıklarda kortikostreoid tedavi yöntemleri benimsenmektedir. 

Erken müdahale edilmeyen enfeksiyonlar, diyabet ve varis ülseri gibi hastalıklarda iltihaplı doku ciddi sağlık sorunlarının yanı sıra kangrene ve bacağınızı kaybetmenize neden olabilir. Doktor kontrollerinizi ihmal etmeyin. 

Dikkat Edilmesi Gerekenler 

  • Sert sabun ve şampuanları şikayet görülen bölgelerde kullanmayın. 
  • Lezyonlu bölgeyi tahrip etmeyin. 
  • Bacaklarınızı gün içinde havalandırmaya özen gösterin. 
  • Akşamları kan dolaşımını arttırmak için ayaklarınızı yüksek bir yastık üzerinde dinlendirin. 
  • Kuruluk, kızarıklık ve kaşıntı görülen bölgelere nemlendirici krem uygulayın. 
  • Varis ülseri ve wells sendromunda hastalığın yapısına uygun üretilmiş çorapları tercih için. 
  • Aşırı şeker tüketimi ve alerjen olabilecek maddelerden uzak durun. 
  • Kortizol türü ilaç kullanırken ilaçların dönüşümlü olarak kullanılmasına özen gösterin. 
  • Aşırı sıcak banyo suları kullanmaktan kaçının. 

Источник: https://ciltte.com/bacaklarda-kasinti-ve-kizariklik.html

Mantar Tedavisi, Nasıl Geçer?

Diyabet Bağlı Kaşıntı, Vitiligo, Mantar ve Yaralar

Hem insan hem de hayvanları etkisi altına alabilen mantar hastalığı, cildin mantar enfeksiyonu sonucu tepki vermesinden dolayı oluşmaktadır.

Başlangıçta, cilt üzerinde küçük kırmızı lekeler ile ortaya çıkan mantar, daha sonradan vücudun diğer kısımlarına da yayılabilmektedir.

Bu durumda mantar enfeksiyonu, kafa derisi, ayaklar, kasık, sakal ve diğer kısımlara yayılım gösterebilmektedir.

Mantar enfeksiyonu temelde üç farklı tür mantar nedeniyle oluşmaktadır. Bunlar; Trikofiton, Mikrosporum ve Epidermophyton. Bunlardan, Trikofiton mantar enfeksiyonu, yüzeysel deri mantarı şeklindeyken, Mikrosporum hayvanlarda gözlenen ve hayvanlardan insanlara bulaşabilen mantar enfeksiyonudur.

Epidermophyton ise, kasık bölgesinde meydana gelen mantar enfeksiyonu türüdür. Ayrıca bu üç tür mantarın ve diğer mantar türlerinin toprak üzerinde uzun süreler boyunca yaşaması da mümkündür.

Bundan dolayı, insanlar ve hayvanlar direkt olarak toprakla temas haline geçtiklerinde mantar enfeksiyonu kapma ihtimalleri her zaman bulunmaktadır. Ayrıca mantar, mantar enfeksiyonu taşıyan hayvanlardan, temas yoluyla insanlara da bulaşabilmektedir.

Fakat mantar enfeksiyonu ya da mantar hastalığı en fazla, küçük çocuklar arasında yaygındır ve temiz olmayan kişisel eşyaların paylaşılması yoluyla bulaşmaktadır.

Doktor, cildi görüntülemek, mantar enfeksiyonu tanısını koyabilmek ve varsa yerini tespit edebilmek için, siyah bir ışık kullanmaktadır. Çünkü mantarlar, siyah ışık altında parlamaktadırlar.

Bundan dolayı eğer kişide mantar enfeksiyonu varsa, araştırılan bölgeye siyah ışık tutulduğunda, parlayacaktır.

Bu ışık testinin yanı sıra doktor, diğer bazı testlerin yapılmasını da uygun görebilmektedir;

Biyopsi: Doktor, hastada mantar enfeksiyonundan şüphelendiği bölgeden ince bir iğne yardımıyla doku örneği almaktadır ve bu örneği incelenmek üzere laboratuara göndermektedir.

Potasyum hidroksit testi (KOH): Bu testte doktor, hastanın mantar enfeksiyonu olduğundan şüphelendiği dokusunun üzerini kazır ve bu bölgeye bir miktar potasyum hidroksit damlatır.

Daha sonra bu bölgedeki normal sağlıklı dokular hasar görmeye başlarken, mantar enfeksiyonu olan bölgeye potasyum hidroksit bileşiği zarar veremez.

Bu durum mikroskop altında incelenir ve böylece mantar enfeksiyonu olup olmadığı tespit edilmiş olunur.

Mantar Tedavisi Nasıl Yapılır?

Mantar hastalığında evsel çaresel etkili olmamaktadır. Bundan dolayı mantar tedavisinde mutlaka anti-fungal ilaçlar kullanılmalıdır. Mantar hastalığı, lokal olarak (harici uygulamalar ile) ya da sistemik (ağızdan alınan ilaçlar ile) tedavi edilmektedir.

Mantar hastalığı cilt veya kasık bölgesini etkisi altına almaktadır ve anti-fungal ilaçların iki hafta boyunca kullanılmasıyla tedavi edilmektedir.

Lokal yani harici tedavi yönteminde kullanılan bu anti-fungal ilaçlar ise şu şekildedir; klotrimazol (Cruex krem, Desenex krem, Lotrimin krem, losyon ve çözelti), mikonazol (Monistat-Derm krem), ketokonazol (Nizoral krem), ekonazol (Spectazole), Naftifine (Naftin) ve terbinafin (Lamisil krem çözeltisi).

Bu tedavi yöntemleri aynı zamanda ayak mantarını da iyileştirmeye yardımcıdır. Anti-fungal kremlerin çoğuna, reçetesiz olarak ulaşmak mümkündür. Genellikle bu ilaçların en az iki hafta boyunca kullanılmasıyla tedavi uygulanmaktadır.

2.Sistemik Tedavi

Bazı mantar enfeksiyonları lokal tedavi yani oral ilaç tedavi yöntemiyle uygulanmaktadır. Kafa derisi ve tırnaklarda oluşan mantarlar da dahil olmak üzere, ağızdan ilaç alınması yoluyla tedavi mümkündür. Sistemik tedavi, mantar hastalığı şiddetli ve geniş kapsamlı şekilde seyrediyorsa ve lokal tedavi yeterli olmadıysa uygulanmaktadır.

Uzun bir süredir mantar hastalığında tek etkili anti-fungal tablet, griseofulvin (Fulvicin, Grifulvin ve Gris-PEG) ilacıydı. Günümüzde ise, diğer bazı ilaçların daha etkili daha güvenli olduğu düşünülmektedir. Bu ilaçlar; terbinafin, itrakonazol (Sporanox) ve flukonazol (Diflucan) ilaçlardır. Ağızdan alınan ilaçlar genellikle üç aylık süreç için kullanılmaktadırlar.

3.Cilt Mantarı Tedavisi

Cilt üzerinde meydana gelen mantar hastalığının tedavisi genellikle reçeteli olmayan anti-fungal krem ilaçlar yardımıyla ve ev bakımı desteği ile uygulanmaktadır. Mantar hastalığında yaşanan kaşıntı ve döküntü genellikle 2 hafta içinde gelişir, fakat mantarın ortadan kalkması için anti-fungal ilaçların 2 ile 4 hafta süreyle kullanılması gerekmektedir.

Eğer anti-fungal kremlerin kullanılmasına rağmen, kaşıntı ve döküntülerde düzelme yaşanmazsa ya da mantar daha da şiddetlenirse, doktor bu defa reçeteli ilaç kullanılmasını uygun görebilmektedir. Mantar tedavisinde, belirtiler ortadan kalksa dahi, reçeteli ilaç kullanım süresi bitene kadar tedaviye devam etmek önemlidir.

4.Kafa Derisi Mantarı Tedavisi

Anti-fungal ilaçlar, kafa derisinde meydana gelen mantarın giderilmesini sağlamaktadırlar. Bu reçeteli ilaçlar şu şekildedir; griseofulvin (Grifulvin V, Gris-Peg) ve terbinafin (Lamisil). Çocuklarda bu ilaçların kullanım süresi, altı hafta ya da daha fazla sürmektedir.

5.Tırnak Mantarı Tedavisi

Eğelenmiş ve düzeltilmiş tırnak bakımı, tırnaklarda mantar oluşumunu azaltmaya yardımcı olmaktadır. Bir podiatrist (ayak hastalıkları uzmanı) ya da dermatolog, tırnağın üst kısmını tıraşlayarak ya da tırnağın bir kısmını kaldırarak tedavi uygulayabilmektedir.

Tırnak mantarına karşı alınan ilaçlardan, kremler ve diğer lokal ilaçlar, ağızdan alınan ilaçlara göre daha az etkilidir. Çünkü, tırnağın yapısı harici uygulamalar için çok sert bir yapıya sahiptir.

Ama bir tırnak cilası olan siklopiroks (Penlac) % 8 bölgesel solüsyonu, parmak veya tırnak mantarı tedavisi için onaylanmıştır. Normal bağışıklık sistemine sahip olan insanların tırnaklarının beyaz kısmı (lunula) tırnak mantarı içermez.

Diğer tırnak mantarı ilaçları ise; efinaconazole (Jublia) ve tavarborole (Kerydin) şeklindedir.

Ağız yoluyla (oral) alınan tırnak mantarı ilaçları ise yaklaşık % 50 oranında tedavide etkilidir. Bu ilaçlar ise; griseofulvin (Fulvicin, Griseofulvin, Gris-Peg), terbinafin (lamisil), itrakonazol (Sporanox), flukonazol (Diflucan) şeklindedir.

Belirtileri

Mantar enfeksiyonunda gözlenen belirtiler, mantarın oluştuğu bölgeye bağlı olarak farklılıklar göstermektedir. Eğer cilt üzerinde mantar enfeksiyonu meydana gelmiş ise, kişide yaşanan belirtiler aşağıdaki gibidir;

  • Kırmızı, kaşıntılı, pullu ya da kabarmış yamalar,
  • Kabarcıklar şeklinde ya da patlamış yaralar,
  • Dış kenarları kırmızı renkli olan halka şekilli yamalar,
  • Kenarları kabarmış şekilde oluşan yamalar.

Eğer, tırnaklarda mantar enfeksiyonu meydana gelmiş ise, bu durumda tırnaklar kalınlaşır, rengi değişir ya da tırnaklarda çatlama ve kırılmalar meydana gelir. Fakat eğer mantar enfeksiyonu kafa derisinde oluşmuş ise, bu defa kafa derisinde kellikler meydana gelebilmektedir.

Risk Faktörleri

Mantar enfeksiyonu herhangi bir kişide gerçekleşebilmektedir. Fakat mantar enfeksiyonun en yaygın olarak gözlendiği grup, küçük çocuklar ve evde evcil hayvan bulunduran insanlardır.

Ayrıca, uzun süre nemli ve ıslak şekilde kalınması ya da cilt üzerinde oluşan küçük yara ve sıyrıklardan mantar bulaşması yoluyla mantar enfeksiyonu oluşabilmesi riski daha yüksektir. Bunlara ek olarak, özellikle spor salonlarında ya da plajlarda herkesin kullanımına açık olan duşlardan ya da havuzlardan, mantar enfeksiyonu bulaşması riski oldukça yüksektir.

Bir de, sürekli yalın ayak dolaşan kişilerde ayak mantarı oluşması riski artmaktadır. Sıklıkla tarak ve fırçaların ortak kullanılması ve temiz olmayan çamaşır ve giysiler ile dolaşılması da mantar hastalığının oluşmasına zemin hazırlamaktadır.

Komplikasyonlar

Normalde mantar enfeksiyonu derinin sadece en dış katmanını yani yüzeyini etkisi altına almaktadır. Mantar enfeksiyonun derinin altına işleyerek, dokulara ulaşması ise daha nadiren gözlenen bir durumdur. Fakat böyle bir durum meydana geliğinde, mantar hastalığından çok daha ciddi sağlık sorunları yaşanmaktadır.

Diğer yandan, normalde bağışıklık sistemi dayanıksız olan kişilerde, mantar enfeksiyonu oluşması halinde, iyileşme süreci daha uzun olacaktır. Örneğin; AIDS hastalığı olan kişilerde, mantar enfeksiyonu gerçekleştiğinde, bu kişiler daha da güçsüz hale gelebilmektedirler.

 Alınacak Önlemler

Mantar enfeksiyonunu önlemek için birkaç  pratik sağlıklı ve hijyenik noktalara dikkat etmek yeterli olacaktır.

Enfeksiyonların çoğu, hayvanlardan bulaşmaktadır ya da yetersiz hijyenik koşullara bağlı olarak gelişmektedir.

Bundan dolayı, hayvanlara temas ettikten sonra elleri iyice yıkamak ve eğer evde evcil hayvan varsa, evi uygun şekilde temizlemek, alınacak önlemlerden birkaçını oluşturacaktır.

Ayrıca, mantar enfeksiyonu riskini azaltan ve hastalık gelişmesini engelleyen diğer bazı önlemleri ise şu şekilde sıralamak mümkündür;

  • Hem insanlardan hem de hayvanlardan mantar enfeksiyonu bulaşabileceğinin bilincinde olmak ve ona göre dikkatli davranmak,
  • Küçük çocukları özellikle dışarıda oynarken takip etmek,
  • Çok dar ve çok kalın giysiler giymek yerine daha bol ve rahat giyinmeyi tercih etmek,
  • Aşırı nem ve rutubetli ortamlardan olabildiğince kaçınmak,
  • Aşırı terlemeden mümkün derece kaçınmak,
  • Elleri düzenli olarak sık sık yıkamaya özen göstermek,
  • Spor salonları, soyunma odaları, plaj ve spor salonlarındaki duş kabinleri ya da havuzları tedbirli kullanmak,
  • Mantar enfeksiyonu şüphesi olan hayvanlardan uzak durmak, eğer temas durumu gerçekleşmiş ise elleri iyice yıkamak,
  • Sokak hayvanları ile temas ettikten sonra derhal elleri uygun şekilde dezenfekte etmek,
  • Tarak, saç fırçası, tırnak makası ve havlu gibi kişisel eşyaları başkalarıyla paylaşmamaya özen göstermek,
  • Evdeki çarşaf, nevresim ve yastık gibi eşyaların hijyenine özen göstermek ve bu eşyaları sık sık havalandırmak,
  • Aynı giysi ve çamaşırı uzun süre boyunca kullanmamaya özen göstermek, sıklıkla değiştirmek ve terli giysiler ile durmamaya özen göstermek.

Источник: https://evdesifa.com/mantar-tedavisi/

Alerjik Kaşıntı Çeşitleri, Nedenleri ve Çözümleri

Diyabet Bağlı Kaşıntı, Vitiligo, Mantar ve Yaralar

Günümüzde alerjiye bağlı birçok kaşıntı görülebilmektedir. Kaşıntının neden olduğu şey bulunursa tedavi süreci de hızlı olur. Kaşıntının tedavisi için doğal tedavi yöntemleri deneyebilir ve uzman bir hekime de başvuru yapabilirsiniz.

Alerjik Kaşıntıya Ne İyi Gelir

Deri üzerinde oluşmuş kızarıklık ve sivilce yapılı izlerin kaşıntı oluşumu genellikle farklı alerji maddelerine hassas yapılı kişiler de bu alerji maddelerine temas edilmesi veya solunması sonucunda meydana gelmektedir.

Kızarıklık ve kaşıntı probleminde görülen belirtiler arasında bazen şişlik ve döküntü yaralarda  görülebilmektedir. Genellikle alerji maddelerine temas edilmesinden sonra ortalama 1 ve 3 gün arasında kendini göstermesi beklenmektedir.

Bu süre zarfından sonra kızarıklık ve kaşıntı belirgin bir görünüm göstermektedir. Bununla beraber oluşan bazı kaşıntı ve kızarıklıklar hiçbir müdahale gerekmeden kendiliğinden iyileşme gösterirken bazıları da belli başlı müdahaleler gerektirmektedir. Kaşıntı ve kızarıklıkların başladığı günden itibaren cildi daha fazla tahriş etmemek için çok fazla kaşımak engellenmelidir.

Kızarıklığın ve şişliklerin daha fazla artmaması için çok sıcak veya çok soğuk duş alınması önerilmemektedir. Ayrıca kaşıntı oluşan bölgeye buz ile müdahale etmek alerjik reaksiyonları en aza indirecektir.

Alerjiye bağlı olarak gelişen kaşıntı ve kızarıklıklar da genellikle kullanılan deterjanların bilinçsiz kullanılması, fazla tozla temas, polen ve kirli ortam gibi etkenler neden olmaktadır.

Günümüzde yapılan alerji testleri bu alerjik kızarıklıklara bir önlem şeklinde yapılmaktadır.

Alerjik Kaşıntı Çeşitleri Nelerdir

Bu alerji kaşıntılarına neden olan rahatsızlıkların başında mantar mikropları gelmektedir. Özellikle sık sık rastlanan ayak mantarı enfeksiyonları fazla kaşıntıya sebep olan hastalıkların başında gelmektedir.  Ayrıca bu kaşıntı zamanla farklı büyüklükte yara ve şişliklere de sebep olmaktadır. Kaşıntılara sebep olan hastalıkların bir diğeri ise sedef hastalığıdır.

Genellikle cildin çok fazla tahrişine yol açan bu hastalık geceleri daha fazla kendini göstermektedir. Vücudun en çok görüldüğü yerlerin başında kollar ve diz arkaları gelmektedir. Kronik hastalıklardan biri olan n Planus, bileklerin iç kısımları ile  kollarda alerji kaynaklı kızarık ve kaşıntı oluşmasına sebep olan hastalıklardan biridir.

Bunların dışında kızarıklık, kaşıntı ve su toplanmasına sebep olan Kontak Dermatit, geçmiş zamanlarda su çiçeği hastalığı geçiren kişilerde bu virüsün tekrar kendini göstermesiyle  oluşan zona hastalığı ve kollarda ciddi kaşıntılara yol açan Brakiyoradyal Prurituz hastalığını da gösterebiliriz. Ayrıca aşırı kuru ciltlerde de kaşıntı ve kızarıklık problemleri sık sık görülebilmekte ve seboreik dermatit hastalığı olan kişilerde de kızarıklık ve kaşıntılar  kendini göstermektedir.

Alerjiye İyi Gelen Şifalı Bitkiler

Her alerjik kaşıntı ve şişlikler için her zaman alerjik kaşıntı şikayetlerine iyi gelen ilaç isimleriyle piyasaya sürülen kimyasal ürünler kullanılmasına gerek olmayabilir.

Alerjide şikayetçi olan kişiler sürekli alerjik kaşıntıya ne iyi gelir? sorusuna cevap aramaktadırlar. Çeşitli nedenlerle birlikte oluşan kızarıklık ve şişlik yaraları için şifalı bitkiler de bu çözümler arasında gelmektedir.

İşte alerjik kaşıntılara iyi gelen şifalı bitkiler:

Isırgan otu: Bu doğal bitki iltihap sökücü özelliğinin yanı sıra alerjiye karşı içeriğe de sahiptir. Bu alerjik reaksiyonlara iyi gelmesinin nedeni içeriğinde bulunan ve alerjiye neden olan histamin salgısını en aza indirmesidir. Bu bitkiyi bitki çayı olarak tüketebilirsiniz.

Veba Otu: Mukus oluşumunu engelleyerek toz alerji veya mevsimsel alerjilere iyi gelecek bir bitkidir.

Meyan kökü: Alerji belirtilerini hafifletmek amacıyla kullanılabilecek bitkilerin başında gelmektedir içeriğinde bulunan gliserin solunum yollarında ve mukus üretimini azaltarak oluşan balgamı incelemektedir. 

Gümüşdüğme: Alerji de dahil astım, baş ağrısı, baş dönmesi, migren gibi pek çok rahatsızlık için önerilmektedir. Erken doğum veya düşük ihtimalini arttırdığından hamile kadınların kullanımı önerilmemektedir.

Oregano: Et ve sebze yemekleri için tat katmak amacıyla kullanılan lezzetli ve güzel kokulu bir baharat olan bu bitki aynı zamanda alerji de önlemektedir. Oregano yağı çeşitli alerji türlerine mantar enfeksiyonlarına ve kronik rahatsızlıklara karşı etkili bir bitki türüdür. Bu yüzden yemeklerde kullanılması daha uygun olacaktır.

Loading…

Источник: https://alerjisebebi.com/kasintili-alerji-cesitleri

Cilt kaşıntısı neden olur? Hangi hastalıkların belirtisi olabilir?

Diyabet Bağlı Kaşıntı, Vitiligo, Mantar ve Yaralar
Cilt kaşıntısı neden olur? Hangi hastalıkların belirtisi olabilir?

Çoğu zaman insanı çileden çıkarıcı bir hal alan kaşıntının şiddeti bir süre sonra ise söner ve haliyle unuturuz, taa ki bir yenisine kadar.

Ancak, bazı kaşıntılar var ki onlar sivrisinek ya da böcek ısırmasının aksine kişinin günlük hayatını oldukça zorlaştırabiliyor.

Üstelik kişi cilt kaşıntılarına önemli hastalıkların yol açabildiğini bilmiyorsa çok da önemsemeyip üzerinde durmuyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Sedat Akdeniz, kaşıntının altında deri hastalıklarından diyabete, karaciğer hastalıklarından psikiyatrik hastalıklara dek önemli nedenler yatabildiğini belirtti.

Kaşıntının en şiddetli olduğu zaman dilimi, yeri ve eşlik eden bulgular kaşıntının nedeni ile ilgili önemli ipuçları verebilir. Kaşıntıyla başvuran hastayı ayrıntılı değerlendirmek gerekir. Kaşıntının ne zaman başladığı oldukça önemlidir. Çevresel faktörlerdeki değişim, kullanılan ilaçlar, gıdalar, deterjanlar ve alerjenlerle ilişkili olup olmadığı araştırılmalıdır.

Cilt kaşıntısı hangi hastalıkların belirtisi olabilir?

Prof. Dr. Sedat Akdeniz cilt kaşıntılarının 9 nedenini anlattı, ipuçlarına yönelik bilgiler verdi.

Deri hastalıkları

Çocukluk döneminde başlayan ve yıllarca devam edebilen atopik egzama kaşıntılı, tekrarlayan bir deri hastalığı. Bu nedenle küçükken ‘geçti’ diye bakılan atopik egzama, yetişkinlik ve yaşlılık döneminde de sık sık kişinin karşısına çıkabiliyor.

Deriye temas eden alerjenler, deterjanlar, mantar hastalıkları ve uyuz kaşıntıya neden olabilirken, derinin kuruması da kaşıntı gelişiminde önemli bir neden.

Kuru hava ve aşırı banyo yapma alışkanlığı deride kurumaya neden olabilen faktörler arasında yer alıyor.

Karaciğer hastalıkları

Karaciğer hastalıkları, safra kesesi tıkanıklığı, siroz, hepatit ve pankreas hastalıkları kaşıntıya neden olabiliyor. Kronik karaciğer hastalıklarında inatçı kaşıntı yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Karaciğer hastalıklarına bağlı gelişen kaşıntıda sırt, en sık kaşınan bölge.

Kaşıntınınşiddeti gündüz, geceye göre daha fazla olurken, kış aylarında artıyor. Kaşıntı giderici ilaçlar etkili olamıyor. Kolestatik karaciğer hastalığında ise kaşıntı akşam saatlerinde en üst seviyeye ulaşıyor.

El içi ve ayak tabanında kaşıntı temel bulgu olup, bazen tüm vücutta yaygın görülebiliyor.

Diyabet

Diyabet hastalarının önemli bir kısmı kaşıntıdan muzdarip. Çünkü diyabet deriyi kuruturken kaşıntıya neden oluyor. Bazı olgularda kaşıntı diyabet tanısı konulmadan önce başlayabiliyor. Kan şeker düzeylerinin normal sınırlara gelmesi ile kaşıntı azalıyor ya da kayboluyor. Tekrarlayan ve tedaviye dirençli mantar enfeksiyonlarında mutlaka diyabetin araştırılması gerekiyor.

Tiroit hastalıkları

Prof. Dr. Sedat Akdeniz “Tiroit antikorları kaşıntının önemli bir nedeni olduğu için, tiroit hastalığı da kaşıntıya neden olmaktadır. İster hipertiroidi ister hipotiroidi olsun tiroit hastalıklarının tedavi edilmesi ile olguların çoğunda belirgin iyileşme sağlanır” diyor.

Böbrek hastalıkları

Kronik böbrek hastalığı ve diyaliz olgularının yüzde 90’ında kaşıntı gelişiyor. Diyaliz hastalarında en önemli neden; deri kuruluğu ile birlikte kalsiyum, magnezyum ve fosfor dengesinin bozulması. Kan üre düzeyindeki artış kaşıntının önemli nedenlerinden birini oluşturuyor.

Sinir sitemi hastalıkları

Sinir lifleri ve beyin hücrelerinde meydana gelen hasar deride kızarıklık olmadan kaşıntıya neden oluyor. Kaşıntı birden fazla sinirsel hasara neden olan hastalıklarla ilişkili olabiliyor. Bazen MS (Multiple Skleroz) ve beyin tümörü de kaşıntı oluşturabiliyor. Felç veya inme denilen beyin kanamalarından sonra nörojenik kaşıntı gelişebiliyor.

Psikiyatrik nedenler

Kaşıntı birden fazla psikiyatrik hastalıkla birlikte görülüyor. Kronik kaşıntılı hastaların yüzde 70’inde demans (bunama), şizofreni, kişisel bozukluklar, primer depresif hastalık ve davranış bozuklukları gibi en az bir hastalık ile birliktelik gözleniyor. Ancak kaşıntının bu hastalıkların nedeni ya da sonucu olup olmadığı tartışılıyor.

Kanser

Bazı kan hastalıklarının ilk bulgularından biri kaşıntı olabilirken, deri lenfomasının en önemli bulgularından birini oluşturuyor. Kanser hastalıkları ile ilişkili kaşıntı tedaviye dirençli oluyor veya yeterli yanıt vermiyor. Erişkin dönemde başlayan egzamalar löseminin başlangıç bulguları olabiliyor.

İlaçlara bağlı gelişen kaşıntı

Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Sedat Akdeniz “Kullanılan bazı ilaçlar karaciğer, böbrek fonksiyonlarını bozarak dolaylı olarak kaşıntıya neden olurlar. Hipertansiyon tedavisinde, kalp ritim bozukluğu tedavisinde kullanılan bazı ilaçların yanı sıra, bazı antibiyotikler, pıhtılaşmayı önleyici ilaçlar ve bazı antidepresanlar da kaşıntıya neden olabilmektedir.” diyor.

Cilt kaşıntısı konusunda 8 ipucu:

  • Gece artan kaşıntı; deri ve parazit enfeksiyonları, yatak ve örtülerin tahriş edici etkisine bağlı gelişebilir.
  • Kaşıntıya; çok su içme ve çok idrara çıkma eşlik ediyorsa diyabetin habercisi olabilir.
  • Kasıkta başlayan ve kızarıklığın eşlik ettiği kaşıntılarda mantar hastalığı düşünülmeli.
  • Anal bölgede daha yoğun hissedilen kaşıntıda parazit ve hemoroit araştırılmalı.
  • Kaşıntıya anksiyete, çarpıntı veya saçlarda seyrelme eşlik ediyorsa hipertiroidi bulgusu olabilir.
  • Kaşıntıya eşlik eden halsizlik ve yorgunluk hipotiroidi bulgusu olabilir.
  • Kaşıntı ile birlikte deride ve gözlerde sararma, karın ağrısı ve şişkinlik, idrar renginde koyulaşma karaciğer hastalığına bağlı olabilir.
  • Kilo kaybı, deri renginin koyulaşmasına eşlik eden kaşıntılarda kanser araştırılmalı.

Kaşıntı neden oluşur? Kaşıntılara karşı ne yapmalı?

Источник: https://indigodergisi.com/2018/05/cilt-kasintisi-hastalik-belirtisi/

Hangi Hastalıklar Ciltte Leke Yapar ?

Diyabet Bağlı Kaşıntı, Vitiligo, Mantar ve Yaralar

Cildinde oluşan lekelerden şikayetçi olan pek çok okurumuz mevcut. Bu lekelerin bir kısmı, hamilelik sırasında ve doğum sonrası hormonların etkisi ile meydana gelirken, bir kısmı güneş nedeni ile meydana gelebilmekte.

Fakat bazı cilt lekeleri var ki, bu cilt lekeleri bazı hastalıklar nedeni ile meydana geliyor ve vücudun hastalık sinyali olarak kabul ediliyor. Yani bazı cilt lekeleri hastalık habercisi olabiliyor.

Peki hangi cilt lekeleri hastalık habercisi? Hangi hastalıklar ciltte leke yapar? Hangi renk leke hangi hastalığın habercisidir? Gelin Bu soruların cevabını hep birlikte görelim.

Hangi Hastalıklar Ciltte Leke Yapar-Hangi Cilt Lekeleri Hastalık Habercisi-Hangi Renk Leke Hangi Hastalığın Habercisi?

Ciltte oluşan lekeler cildin normal bileşenlerinden kaynaklanabileceği gibi bazı hastalıkların da habercisi olarak bizlere uyarı gönderir.

Özellikle troid bezi hastalıkları, karaciğer hastalıkları, böbrek yetmezliği ve börek üstü bezi hastalıkları,kan değerlerinde meydana gelen değişiklikler, mantar ve vitiligo gibi cilt hastalıkları ciltteki lekelerde artış meydana getirebilir. Şimdi hangi renk leke hangi hastalıkların habercisidir tek tek görelim.

Vücutta Beyaz Lekeler Neden Olur ?

  • Vücutta beyaz lekeler neden olur sorusuna en çok verilen yanıtlardan bir tanesi vücut mantarıdır. Ciltte sınırlı beyazlama ve kaşınınca pul pul dökülme var ise vücutta oluşan beyaz lekelerin sebebi vücut mantarı olabilir. Vücutta beyaz lekeler vücut mantarı ise, genellikle sırt ve göğüs bölgelerinde, karın ve kollarda meydana gelir.
  • Vücutta oluşan beyaz lekelerin bir diğer nedeni de vitiligo denilen ve halk arasında ala hastalığı olarak bilinen bir cilt hastalığıdır. Vitiligo hastalığı deriye rengini veren pigmentlerin tümüyle belirli bölgelerde yok olması nedeni ile meydana gelir. Vücudun bir yerinde olabileceği gibi, farklı pek çok bölgelerde de meydana gelebilir. Özellikle diyabet,  pernisiyöz anemi, tiroidit ve addison hastalığı gibi hastalıklarla birliktelik görülmektedir.

Vücutta Sarı Lekeler Neden Olur ?

Vücutta sarı lekeler oluşması, sarılık olabileceği gibi, bazı nedenlerden dolayı, safra kesesinden safra akışının önlenmesi veya enfeksiyon sonucunda karaciğerin zarar görmesi nedeni ile meydana gelir. Biluribin seviyesini kanda artması nedeni ile cilt sarı renge dönüşür. Bazı durumlarda ciltte sarı lekeler yan sıra kaşıntı ve buna bağlı olarak kabuklu yaralar oluşabilir.

Ciltte Pembe Kırmızı Lekeler Neden Olur ?

  • Ciltte meydana gelen pembe ve kırmızı lekeler 24 saat süre içerisinde kaybolup yeniden başlıyor ise, ve bu lekelere kaşıntı ile kabarıklık eşilik ediyor ise, halk arasında kurdeşen olarak bilinen ürtiker hastalığının habercisidir. Vücutta bulunan kabarıklık ve kızarıklık damar çevrelerinden dokulara geçici olarak plazma sızdırması sonucunda meydana gelir.
  • Vücutta meydana gelen kırmızı lekelerin bir diğer nedeni de, vücut mantarı olabilir. Erişkinlerde, vücutta kırmızı leke oluşmasının en yaygın sebebidir. Bu mantar türü, hastalıklı birisi ile temas, hayvanlar ya da toprak yolu ile bulaşabilir. Keskin sınırlı kırmızı lekeler çevreye doğru genişlerken orta bölge normal bir görünümdedir. Bu tür kırmızı lekelerde genellikle kaşıntı da görülebilir. Bazı kişilerde bu kırmızı cilt lekeleri iç içe geçmiş halka olaraka da gözlenebilir.

Gül Hastalığı Nedir Neden Olur ?

Pek çok kişide görülen bir cilt hastalığı olan gül hastalığı nedir neden olur sorusunun yanıtını verelim bu bölümde. Gül hastalığı özellikle bahar aylarında ortaya çıkan, deri çizgilerine paralel yerleşim gösteren, pembemsi renkte lekeler şeklinde ortaya çıkan bir cilt hastalığıdır.

İlk leke haberci leke olarak adlandırılır ve yaygın döküntünün ardından bir kaç gün veya bir kaç hafta sonra çıkar. Diğer lezyonlara göre daha büyük bir görünüme sahiptir. Ardından çevre dokularda kepeklenme ile başlayan diğer lezyonlar ortaya çıkmaya başlar. Gül hastalığı bulaşıcı değildir.

Genelde 6-12 hafta arasında kendini sınırlar.

Sedef Hastalığının Belirtileri

Vücutta gümüş ya da sedef beyazı renklerde lekeler ile ortaya çıkan sedef hastalığı bazı kişilerde biftek kırmızısı renkte kendisini gösterir. En çok diz, dirsek, saçlı deri,ense gibi bölgelerde meydana gelir. Hastalık bazı kişilerde oldukça şiddetli seyredebilir ve geniş alanları kaplayabilir.

Vücutta Mavi Mor Lekeler Neden Olur ?

  • Vücutta oluşan mavi mor lekeler hangi hastalığın habercisidir? Vücuttaki mavi mor lekeler genellikle kalp hastalığının habercisi olarak görülür. Özellikle arteryal ve venöz damarlardaki kanın karışmasına neden olan doğumsal kalp hastalıklarında dudak, burun ucu, dil, parmak uçları gibi vücudun farklı bölgelerinde mavi mor lekelere neden olmaktadır. Kalp yetmezliği nedeniyle dolaşım bozukluğu meydana geldiğinden cilt terli, soluk, gri-mavi renk alabilmektedir.
  • Vücutta mavi mor renkli lekelerin bir diğer nedeni de, KOAH hastalığıdır. Kandaki oksijenin azalması ve bozulması sonucunda, KOAH hastalığının derecesine göre, özellikle dudaklarda ve çevresinde mor renk gözlenmektedir.
  • Vücutta oluşan mor lekelerin bir diğer nedeni de travma sonrasında damarların içeriden kanama yapması ve bunun dışarıya mor renk olarak yansımasıdır.
  • Vücutta Mor lekeler oluşmasının bilinen bir diğer nedeni C ve K vitamini eksikliğidir. Bu vitaminlerin eksikliğinde deri altında mikro kanamalar olur ve bu kanamalar vücuda mor lekeler olarak yansır.

Vücutta Kırmızı Mor Lekeler Neden Olur ?

  • Vücutta kırmızı mor lekeler oluşmasının en çok bilinen nedenlerinden bir tanesi vaskülit hastalığıdır. Vaskülit hastalığı kan damarlarının çeşitli nedenlerden dolayı hasar görmesi nedeni ile ortaya çıkar. Vaskülit hastalığında görülen kırmızı lekeler deriden kabarık ve ödemli bir görünüme sahip olabilir.
  • Vücutta görülen kırmızı mor lekelerin bir diğer nedeni de bazı kanser hastalıkları olabilir. Özellikle lösemi ve lenfoma türü kanserlede vücutta kırmızı mor lekeler görülmektedir.

Vücutta Kahverengi Lekeler Neden Olur ?

Vücutta kahverengi lekeler oluşmasının en önemli nedeni böbrek yetmezliği olarak bilinmektedir. Böbrek yetmezliğinde ayrıca kahverengi lekelere  ciltte kuruluk, kaşıntı, pullanma ve şiddetli kaşıntı da eşilik edebilir.

Источник: https://www.dogadansifaya.com/hangi-hastaliklar-ciltte-leke-yapar.html

Mantar Tedavisi

Diyabet Bağlı Kaşıntı, Vitiligo, Mantar ve Yaralar

Antifungal ilaçlar mantarları tedavi etmek için kullanılır. Enfeksiyonun doğasına bağlı olarak, topikal veya oral ilaçlar kullanılabilir.

Antifungallerin örnekleri şunları içerir: tezgah üstü antifungal tedavilerin temelini oluşturan flukonazol . Bir başka örnek amfoterisin B’dir ve daha güçlüdür ve diğer tedavi şekillerine karşı direnç gösteren ve güçlü mantar enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır ve intravenöz olarak uygulanır .

Deri enfeksiyonlarını tedavi etmek için kullanılan ilaçlar azollerdir : ketokonazol , itrakonazol , terbinafin diğerleri arasında.

Candida albicans’ın neden olduğu vajinadaki maya enfeksiyonları, tioconazole ve pesaryalar gibi ilaçlı süpozituvarlarla tedavi edilebilirken deri mayası enfeksiyonları ilaçlı merhemlerle ve kremlerle tedavi edilebilir

Mantar İlacı

Mantar enfeksiyonu özellikle yaz aylarında karşılaşılan bir enfeksiyon türüdür. Bunun nedeni yazları daha sıcak olması ve mantarların daha kolay üreyebilmesidir.Mantar enfeksiyonları sıklıkla başarılı bir şekilde tedavi edilseler de nüks etme ihtimalleri yüksektir.

Mantar enfeksiyonu mutlaka ilaç tedavisi gerektiren bir hastalıktır. Doğru ilaç kullanımına ne kadar erken başlanırsa tedavinin başarısı o denli yüksek olur. Hastalık çok fazla yayılmadan, ilerlemeden tedavi edilir.

İlaç tedavisinin başarılı olabilmesi için ilaçların doğru ve düzenli şekilde kullanılması büyük önem taşır. İlaçların her gün aynı saatte / saatlerde alınmasına / uygulanmasına özellikle dikkat edilmelidir. Ayrıca mantar tedavisinde bitkisel kürler de destek olarak ilacın yanında kullanılabilinir. İbrahim Saraçoğlu’nun soğan kürü oldukça etkilidir.

Eğer kullanılan ilaçların içerisinde krem, merhem veya sprey formda ilaçlar varsa, bu ilaçların ilgili cilt bölgesi tarafından iyice emildiğinden emin olunmalıdır.

Ayak Mantarı İlacı

ayak mantarı ilacı

Ayak derisinde soyulma, beyazlaşma, kaşıntı vb. belirtiler ile kendini belli eden ayak mantarının ilacı ise Travazoldur.

Hastalıklı deri bölgesine yani ayakta bulunan mantara sürülmesi gereken Travazol; ayak tabanındaki sertleşmeleri bile zaman içerisinde yumuşatmaktadır.

2 hafta gibi bir süre içerisinde ayakta mantarı tedavisi konusunda yardımcı olan Travazol, aynı zamanda kasık bölgesinde ve genital bölgede de kullanılabiliyor. Travazolden önce Ferudun Kunak’ın Ayak banyosu ayaklarınızı temizlemeniz için idealdir.

Kasık Mantar İlacı

Kasık mantar ilaçları genelde krem şeklindedir ve antifungal yapıdadırlar. Eğer vajinal bölgede kaşıntılarınız varsa, ev ilaçlarına cevap vermiyorsa, doktorunuz daha güçlü bir şeyler reçete edebilir. Olası ilaçlar şunları içerir:

Topikal bir ilaç olan ekonazolOksikonazol (Oxistat), topikal bir ilaçtırAğızdan alınan bir ilaç olan itrakonazol (Sporanox)Oral bir ilaç olan flukonazol (Diflucan)

Mantar genelde tedavisi zor bir hastalıktır. Şimdi size ayakbakimi.blogspot.com sitesinden bir alıntı yapacağım.

Mantar rahatsızlığına; pişikler, ayakkabı vurması, su, deterjan, sentetik giysi ve çoraplara ve ayakkabılara bağlı tahrişler de ayaklarda mantar hastalığı gelişmesi için uygun zemin hazırlar. Ayak mantar hastalığı tedavi edilmediğinde tırnaklara bulaşabilir.

Tırnak mantarı genellikle basit bir yaralanma ile başlar. Örneğin, el ve ayak tırnaklarının kırılması, tırnakların çok kısa kesilmesi, dar ayakkabının tırnağı sıkıştırması gibi.

Islaklık, terleme, ayakların yetersiz havalanması, ayak ve tırnak mantarı gelişmesi için uygun koşullardır.

Mantar rahatsızlığı, bazı kişilerde sadece ayak parmakları arasında, özellikle son iki ayak parmağı arasında, soyulma, kepeklenme ve çatlamalar şeklinde görülürken bazı kişilerde ise ayak tabanında ve yanlarında kızarıklık, kepeklenme ve su toplayan yaralar görülebilmektedir. Ayak mantarı aynı zamanda ayakta kaşıntı ve yanma hissine neden olabilir.

Tedavi edilmemiş ayak mantarı, hoş olmayan bir kişisel görünüm sunumuyla beraber, pisikolojik sorunlarla birlikte, ciltte çatlamalara, su toplayan yaraların çıkmasına ve ikincil bakteriyel enfeksiyonlara sebep olacaktır.

Ayak Mantarının Türleri Nelerdir

1- Ayağınızın altında kepeklenme, kızarma ve kuruma gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

2- Ayağınızda aşırı bir şekilde kaşıntı, kızarma ve su toplama sonucu yaralar oluşabilir.

3- Küçük ayak parmağınızın arasında soyulma, yarılma ve beyaz nemli bir görüntü meydana gelir.

4- Ayak tırnağınız kalınlaşır ve renk değiştirir.Bunun yanı sıra tırnak soyulması veya tırnağınızın kaybolması da bunun çeşitlerindendir.

Mantar Hastalıklarının Tedavisi

Mantar hastalığının tedavisinde hastanın ailesinin yada ev arkadaşlarının temizliği oldukça önemlidir. Gerekli durumlarda tedaviye onlarda dahil edilmelidir. Mantar tedavisinde diğer bir aşama ise antifungal (mantar karşıtı), antimikotik ilaçların kullanımıdır.

Bu amaçla topikal deriden uygulanan kremler ve yaygın, dirençli vakalarda ve tırnak mantarlarında ağız yoluyla alınan tabletler, kapsüller doktor kontrolünde kullanılabilir. Son yıllarda ağız yoluyla alınan mantar ilaçlarında ciddi gelişmeler yaşanmıştır. Avustralya’da, Avrupa’da ve A.B.D.

’n de yaygınlıkla kullanılan, mantarları ve virüsleri öldürebilme gücüne sahip bitkisel bir yağ olan çay ağacı yağı mantar hastalığına karşı kullanılan bitkisel tedavilerin başında gelmektedir.

Mantar hastalığına karşı çözüm olarak çok yaygın kullanım şekli olan bir diğer alternatifte, cildin canlandırılması, gençleştirilmesi ve yenilenmesi için uygulanan, bir kimyasal solüsyon olan Trikloroasetik Asit, kısaca ” TCA ” asiti güçlü soyucu etkisi ile yüksek konsantransyonlarda deride oluşmuş ve lejyon bölgelerde derinin kendini işlevsel kılan ve kendini yenileyebilir kısmını baskı altına alan bakterilerin deride yerleştikleri lokal bölgeden sökülüp atılması dolayısıyla da derinin kendisini yenileyebilir hale getirilmesini sağlamak amacı ilede TCA Asiti Mantar hastası olan kişinin derisindeki muhtevaya göre % 25′ lik, % 30′ luk genellikle de % 40′ lık, kullanım dozajlarıyla TCA Asiti Mantar hastalığına karşı sık kullanım tercihleri arasında yer almaktadır. Mantar Rahatsızlığında tedavi amaçlı gerekli kimyasal solüsyonları Doa Kimyadan temin edebilirsiniz, incelemek isterseniz bkz. link

https://doakimya.com/kategori/tca

Mantar Hastalıklarından Korunma

Mantar hastalıklarından korunmada kişisel temizlik oldukça önemlidir ancak tabi ki bu yeterli değildir. Başkalarıyla kullanmak sorunda olduğumuz ortak alanlar, ortak kullanıma sahip eşyalar mantar hastalıklarının bulaşması için önemli neden teşkil ederler. Bu konuda genel olarak dikkat edilmesi gereken hususlar:

Havuz ve plaj gibi alanların kullanımından sonra mutlaka ayaklar iyice yıkanmalı ve kurulanmalıdır. Ailede mantar hastalığı geçiren kişiler varsa kişisel eşyalar mutlaka ayrılmalıdır.

Her zaman bulaşmaya neden olabilecek eşyalar kişisel kullanımda olmalıdır.

Derinin ph dengesini bozacak aşırı terleme durumlarını ortadan kaldırılmalıdır.

Vücudun aşırı terleme gösteren bölgeleri her zaman temiz tutulmalı ve gerekli durumlarda pudra kullanılmalıdır.

Ayakkabılar temiz tutulmalı ve kullanılmadığı zamanlarda pudralanarak saklanmalıdır.

Kendi ayak ölçülerine uygun ayakkabı üreten firmaları, ayakkabı alımında tercih etmeleri de bir o kadar önem arz eden bir konudur. Mantar beslenebildiği sürece yayılma göstermektedir. Ancak diyabet gibi kronik bir hastalık olması durumunda mantar enfeksiyonu başka enfeksiyonlara da yol açabilir. Bu nedenle diyabetik ayak bakımı önemlidir.

Mantar Hastalığı Tedavi Edilmezse Ne Olur

Deri bütünlüğü bozulduğundan diğer mikroplar çatlak ve yarıklardan girerek yılancık denen hastalığa yol açabilirler. Niçin tekrarlar ? Tedavi ile döküntü geçse bile mantarlar deride yaşamaya devam eder. Ve uygun şartlarda tekrar hastalığa yol açarlar.

Tekrarlamaması için alınabilecek tedbirler

– Her gün ayağınızı yıkayın Ayağınızı, özellikle ayak parmak aralarınızı sürekli kuru tutun,

– Özellikle yazın kapalı ayakkabılar giymeyin.

– 2–3 çift ayakkabıyı dönüşümlü olarak kullanın, ayakkabı kurumadan tekrar giymeyin.

– Pamuklu çoraplar giyin ve günlük olarak değiştirin.

– Başkalarının havlu ve ayakkabılarını kullanmayın.

– Mümkünse evde çıplak ayakla gezin.

– Yazın ayakkabılarınıza mantar önleyici pudralar serpin

– Kendi ayak ölçülerine uygun ayakkabı üreten firmaları, ayakkabı alımında tercih etmeleri de bir o kadar önem arz eden bir konudur.

Kaynak: https://ayakbakimi.blogspot.com.tr/2014/11/blog-post.html

Gördüğünüz gibi en çok karşılaşılan mantar hastalığı olan ayak mantarı tedavisi oldukça zor ve çaba isteyen bir tedavidir.

“,”author”:”Tırnak Mantarı”,”date_published”:”2017-08-17T15:34:17.027Z”,”lead_image_url”:”https://miro.medium.com/max/1200/1*Jsggr65kXZvMDF0R2xPEQA.jpeg”,”dek”:null,”next_page_url”:null,”url”:”https://medium.com/@tirnakmantari/mantar-tedavisi-a807457df602″,”domain”:”medium.com”,”excerpt”:”Mantar tedavisi hakkında hazırladığımız bu yazımızda mantar ilaçlarından ayak mantarı ilacından ve kasık mantarı ilacından bahsedeceğiz…”,”word_count”:1011,”direction”:”ltr”,”total_pages”:1,”rendered_pages”:1}

Источник: https://medium.com/@tirnakmantari/mantar-tedavisi-a807457df602

Vitiligo nedir?: Kimlerde görülür, belirtileri,seyri, niçin ortaya çıkar,tanısı ve tedavisi

Diyabet Bağlı Kaşıntı, Vitiligo, Mantar ve Yaralar

Derimizde pigment üreten, dolayısıyla derimize rengini veren melanosit hücreleri vardır. Çeşitli sebeplerden dolayı, bu melanositlerin hasar görmesi sonucu, pigment üretilemez.

Pigment yetersizliği sonucu deride, dağınık ve yama şeklinde sınırları belli olan beyaz alanlar (leke) oluşur. Süt kadar belirgin bir beyazlıktır.Bu lekelerin büyüklükleri değişiktir; nokta kadar ya da 2-3 madeni para büyüklüğünde olabilir.

bu şekilde deride ortaya çıkan hastalığa vitiligo denir. Vücutta en çok etkilenen yerler el, kol, bacak, yüzdür. Genital bölgede de görülme sıklığı fazladır.

Toplumda her yüz kişiden ortalama 1.5’inde vitiligo ortaya çıkar. Kalıtsal faktörlerin (ailesinde bu hastalığa yakalanmış olanların olması) bu hastalığın ortaya çıkmasında etkili olduğunu söylemek mümkün.

Yapılan araştırmalar, ailesinde bu hastalık görülen kişilerin yüzde 25’inde vitiligonun görüldüğünü göstermiştir. Deride beyazlık şeklinde kendini gösteren bir hastalık olduğundan, koyu renkli kişilerde daha belirgindir. Ortaya çıkma yaşı değişkendir.

Hastaların yarısı 20 yaşından önce hastalığa yakalanmıştır.

VİTİLİGO NİÇİN ORTAYA ÇIKAR?

Vitiligonun ortaya çıkış sebebi, deriye rengini veren melanosit hücrelerin azalması sonucu pigment üretilememesidir. Bu hücrelerin niçin azaldığı kesin olarak bilinmese de bazı teoriler üretilmiştir.

Genlerde ortaya çıkan bazı bozukluklar, bağışıklık sisteminin bozulması sonucu vücudun melanositleri yıkması, bu hücrelerin kendi kendini yok etmesi gibi nedenler yüzünden melanositlerin azaldığı düşünülmektedir.

Ayrıca hastalığın ortaya çıkmasında ya da daha da şiddetlenmesinde etkili olan bazı faktörler vardır. Güneş yanması, stres, bazı hastalıklar ve çarpma gibi faktörler bu hastalıkta etkin rol oynar. Tabiki kalıtsal faktörleri de unutmamak gerekir. Aile öyküsünde bu hastalığın olması da bir risk faktörüdür.

VİTİLİGONUN BELİRTİLERİ VE SEYRİ

Vitiligonun belirtisi, deride yama şeklinde görülen beyaz lekelerdir. Süt beyazı gibidir. Bazı olgularda, vücudun tamamı beyazlar. Bu beyaz alanlardaki kıllarda da beyazlaşma olabilir.

Koyu tenli kişilerin rahatlıkla farkettiği bu durum, açık tenlilerin de güneşte bronzlaşması sonucu dikkat çekecek düzeydedir. Hastalığın şiddeti ve seyri herkeste aynı değildir. Lekelerin olduğu yerde bazı esmerlikler olabilir.

Bunun nedeni hala o bölgede bir miktar pigment olmasıdır.

Vitiligolu kişilerde pigment kaybı, hastalık ortaya çıktıktan bir süre sonra durur. Yani pigment miktarı sabit kalır. Sonra tekrar pigment kaybı ortaya çıkabilir ve bu şekilde devam eder. Hastalık ilerler ve hasta eski rengine kavuşamaz. Derinin renginin tamamen değişmesi yani vücudun tek renk olması hastalığın geçtiği anlamına gelmez. Vitiligo devam etmektedir.

Vitiligonun tanısını koymak zor değildir. Hastadan alınan bilgiler ve yapılan fiziki muayene sonucu vitiligo tanısı konabilir. Bunun için cildiye uzmanına başvurmanız gerekir. Fakat çok açık tenli kişilerde tanı koymak bazen zor olabilir. Bu durumda kullanılan ışıklı bir cihazla tanı konur. Yine bu da kolay ve ucuz bir yöntemdir.

Vitiligo için herhangi bir kan ya da idrar tahlili gerekmez. Fakat vitiligoyla beraber bazı hastalıklar görülebileceğinden bu durumun araştırılması için bazı tetkiklerin yapılmasında fayda vardır.

VİTİLİGO TEDAVİSİ

Vitiligonun tedavisinde doktor tarafından uygulanan tedavi ile hastanın dikkat etmesi gereken bazı durumlar vardır. Amaç; melanosit hücrelerinin çalışmasını normale döndürmektir. Bunun için bazı ilaç ve kremler kullanılmaktadır. Fakat son zamanlarda uygulanan en etkili yöntem lokal ultraviyole B (UVB) ışık tedavisidir.

Yeni ve gelişmiş bir yöntemdir. B u ışık tedavisi sadece lekelerin olduğu bölgelere uygulanır. Böylece vücudun diğer bölgelerinin oluşacak yan etkilerden korunması amaçlanır. Bu tedavi için bir kaç seans yeterli olmamaktadır. En az 10 seansta hastalığa cevap alınmaktadır. Bu seanslardan sonra hasta normal yaşamını sürdürebilmektedir.

Haftada 2-3 seans uygulanır.

Bunun dışında krem tedavisi uygulanmaktadır. Fakat yüze uygulandığında dikkat edilmesi gerekir. Çeşitli yan etkileri olabilir. Ayrıca bazı ilaçlarla hastalığın ilerlediği durumlarda, lekelerin olmadığı bölgelerin de renginin açılarak, hastanın derisinin görünümü normal hale getirilmeye çalışılır.

Vitiligo hastalarının güneşe dikkat etmesi gerekir. Güneşe çıkarken yüksek koruyucu faktörlere ( en az 15 faktör ) sahip krem kullanılmalıdır. Çünkü vitiligolu kişilerde güneşe karşı savunma mekanizması azalmıştır. Sonuçta ortaya çıkacak güneş yanıkları, hastalığın şiddetlenmesine neden olur.

Bu tedavilerin hepsi hastanın yaşı, maddi durumu, hastalığın şiddeti göz önüne alınarak yapılır. Her hastaya aynı tedavi şekli uygulanmaz.

Tedavi sonucu elde edilen başarı genellikle yüz bölgesindeki lekeler içindir. Eller ve ayaklar tedaviye geç yanıt vermekte ve düzelmesi gecikmektedir.

Zaten hastayı da en çok rahatsız eden yüz bölgesi olduğundan, tedaviyle sevindirici sonuçlar alınmaktadır.

Источник: https://xn--salk-1wa3i.net/vitiligo.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.