Diyabet Bu Hastalıkları Tetikliyor!

Diyabet Birçok Hastalığı Tetikleyebilir

Diyabet Bu Hastalıkları Tetikliyor!

Diyabet yani şeker hastalığı, günümüzde hızla artış göstererek, beraberinde başka hastalıkları da tetikleyebiliyor. Diyabet özellikle meme, kolon, pankreas, karaciğer ve rahim kanseri riskinin artmasına sebep oluyor.

Yapılan araştırmalara göre kanser, diyabet hastalarında 2 kat daha fazla görülüyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Rafet Yiğitbaşı diyabet hastalığı ve önemi hakkında bilgiler veriyor.

DİYABET VE KANSER İLİŞKİSİ

Diyabet; günümüzde giderek artan kronik bir hastalıktır. Diyabet hastalığındaki bu hızlı artış pek çok komplikasyona neden olduğu gibi, beraberinde başka hastalıkları da tetikleyebiliyor.

Özellikle diyabet hastalığı ile kanser arasındaki ilişki uzun zamandan beri tıp dünyasının ilgisini çeken bir konu. Nedenleri hakkında pek çok çalışma yapılıyor.

Yapılan araştırmalarda diyabet hastalarında kansere yakalanma riskinin, diyabet hastası olmayan kişilere oranla daha fazla olduğu görülmüştür.

KANSER RİSKİ DAHA YÜKSEK

Diyabet hastalarında kanser görülme sıklığında artış olduğu bilinmektedir. Diyabet hastalığı; özellikle meme ve kolon kanseri riskini artırırken, var olan kanserlerin iyileşme seyrini de olumsuz yönde etkiliyor.

Ayrıca karaciğer, pankreas ve rahim kanserlerinde de bu risk artışı, diyabet hastası olan kişilerde yaklaşık 2 kat kadar fazladır. Araştırma sonuçlarına göre kontrol grubundaki bireylere diyabet tanısı konulmadığı dikkate alınırsa, kanser riskinin daha yüksek olduğu tahmin edilebilir.

Bilinen diyabeti olan hastalarda ise, kansere bağlı ölüm riskinin yüzde 40’dan daha fazla olduğu görülmüştür.

EN SIK RASTLANAN KARACİĞER VE PANKREAS KANSERİ

Diyabet hastalarında en sık rastlanılan kanser tipi, karaciğer kanseridir. Diyabetli hastalarda karaciğer yağlanması sık olarak görülür ve böylece karaciğer kanserine eğilim artar. Çünkü karaciğer yağlanması hastalığın bir sürecidir. İlerlediğinde önce hepatit yani karaciğerin kronik iltihabı, sonrasında da siroz ile sonuçlanabilir. Sirozda karaciğer kanseri görülme ihtimali yüksektir.

Pankreas kanseri diyabet hastalarında sık rastlanılan diğer bir kanser türüdür. Risk grubuna girmeyen bir hastada yeni konulan diyabet tanısı, yüzde 15 olguda gizli bir pankreas kanserinin habercisi olabilmektedir. Ayrıca pankreasın nadir tümörlerinden olan glukagonoma, yüksek kan şekeri düzeylerine (diyabet) neden olan bir endokrin doku tümörüdür.

PROSTAT KANSERİ GÖRÜLME RİSKİ DAHA AZ

Prostat kanserindeki durum ise karaciğer kanserinin tam tersi yönündedir. Diyabetli olan hastalarda prostat kanseri görülme riski normale göre daha az saptanmıştır.

Prostat kanserinin gelişimi testosteron hormonuna bağlıdır. Diyabet hastalarındaki erkeklik hormonunda düşüklük olması prostat kanserine yakalanma riskini azaltmaktadır.

Ayrıca diyabet hastalarının kullandığı ilaçlar da bu duruma katkıda bulunuyor.

İNSÜLİN DÜZEYİNİN YÜKSELMESİ KANSER OLUŞUMUNU BAŞLATABİLİR

Diyabet hastalarında kanserin daha fazla görülmesi ve risk faktörü oluşturmasının birçok sebebi vardır. Bunlardan biri, kan şekerinin kronik olarak yüksek seyrederek, kandaki insülin düzeyinin yükselmesidir.

Ve bu yükselme tüm dokularda kanser oluşumunu başlatabilir ya da ilerlemesine katkıda bulunabilir.

Belli bir doku ya da organa özgü olarak şeker metabolizmasında oluşan değişiklikler de kansere yatkınlığa sebep olmaktadır.

KİLO FAZLALIĞI VE OBEZİTE EN ÖNEMLİ NEDENLER ARASINDA

Diyabetli hastalarda metabolize edilemeyen glikoz fazlalığı depo edileceğinden, kilo fazlalığı ve obezite ortaya çıkmaktadır. Tıp literatürü de, obezite ile kanser gelişimi arasındaki ilişkiye dikkat çeken bilgilerle doludur.

Diyabetli hastalarda genellikle çok fazla tıbbi sorun bir arada olduğundan, bu sorunlara yoğunlaşılıp, kanser taramaları aksayabiliyor.

Ayrıca insülin direnci ve diyabet tedavisinde kullanılan yüksek doz insülinin  de kanser riski artışına katkıda bulunabileceği gözlenmiştir.

RUTİN KANSER TARAMALARI ÖZENLE YAPILMALI

Olası kanserlerin engellenmesi için insülin direncinin önlenmesi, bunun için kilo kontrolü, sağlıklı beslenme ve egzersize mutlaka önem verilmelidir. Bu durum diyabetin seyrini olumlu etkilemekle birlikte diyabete bağlı gelişen diğer organ hasarlarını da önler. Bununla birlikte, diyabetin tedavisinde kullanılan birtakım ilaçların kanser gelişim riskini azalttığı da görülmüştür.

Ayrıca tüm diyabet hastaları, uygun erken tanı yöntemleriyle yakından takip edilmeli ve kanseri olan hastaların diyabet tedavisi, mutlaka bu durum göz önüne alınarak tekrar düzenlenmelidir. İleri yaşlarda ortaya çıkan yeni diyabet durumunda ise, ilk 5 yıl içerisinde rutin kanser taramalarının daha özenle yapılması önerilir.

Источник: http://ftp.centralhospital.com/Haberler/diyabet-bircok-hastaligi-tetikleyebilir/

Diyabet: Kendini 20 yıl gizleyebilen teh

Diyabet Bu Hastalıkları Tetikliyor!

Çağın en sinsi kronik hastalıklarından diyabetin teşhis ve tedavisindeki yenilikleri, nedenleri, risk oranlarını, ön belirtileri ve dikkat edilmesi gerekenleri araştırdık. Alanında uzman 7 hekim, kendisini 20 yıla kadar gizleyebilen bu hastalıkla ilgili tıbbın geldiği son aşamayı anlattı.

Diyabet üzüntü ve depresyon ile tetiklenen bir hastalık

Prof. Dr. Metin Özata: Diyabet, stres ve üzüntü ile tetiklenen bir hastalık. Stres sırasında salgılanan kortizol hormonu insülini baskılayarak insülin direncini arttırıyor. Çünkü beden stres sırasında kişiyi ‘kaç ya da savaş’ durumuna getiriyor.

O nedenle insülini baskılıyor ki kandaki şeker yükselsin ve bir tehdit altında kalan insan kaçacak ya da savaşacak enerjiyi bulabilsin. İnsan bedeni enerjiyi hep depolamaya kodludur, enerji kaybına engel olmaya çalışır.

Ancak hareketsiz modern hayat şartlarına, bir de çok fazla şekerli ve karbonhidratlı yiyeceklerle beslenmemizi eklediğimizde, kandaki şeker miktarı yükseldiğiyle kalıyor. Stressiz bir yaşam sürmek, sağlıklı beslenmek, hareket etmek, yürüyüş ve spor yapmak çok önemli.

Kortizol hormonu iç sıkıntısı gibi ruhsal rahatsızlıklara da sebep oluyor. Huzursuzluk, halsizlik hissedenler mutlaka şeker ve tiroid testi yaptırmalı. Diyabet ayrıca depresyon ve panik atağı da tetikliyor. Depresyondaki kişilerin çoğunda ya hipoglisemi ya da tiroid hastalıkları çıkıyor.

Ama hangisi hangisini tetikliyor henüz tam olarak bilemiyoruz. Tavuk-yumurta gibi. Kendindeki diyabet ve hormonal hastalığın farkında olmadan yıllarca psikolog psikolog gezen hastalar var.

Prof. Metin Özata: “Depresyondaki kişilerin çoğunda ya hipoglisemi ya da tiroid hastalıkları çıkıyor.”

Tip 1 diyabetin sebebi henüz bilinmiyor

Doç. Dr. Selçuk Can: Tip 1 diyabet, çocuklukta veya gençlikte ortaya çıkan ve pankreasta insülin salgılayan beta hücrelerinin bağışıklık sistemi tarafından zedelenmesine bağlı olarak gelişen bir diyabet türü. Diyabet vakalarının yüzde 10’u tip 1.

Vücudun bağışıklık sisteminin kendi hücrelerine neden saldırdığı henüz bilinmiyor ancak çocuklukta alınan bir virüsün otoimmün sistemi bozduğu tahmin ediliyor. Tip 1 diyabette insülin salınımı ya çok az ya da hiç yok.

Tedavisinde yoğun insülin tedavisi ve insülin pompası kullanılıyor.

Tip 2 diyabet ise erişkinlikte görülen ve yaşam tarzı bozukluklarından, yanlış beslenme ve hareketsizlikten ortaya çıkıyor. Yaşam tarzı düzenlendiğinde hastalık kontrol altına alınabiliyor.

En sık görülen belirtileri, sık idrara çıkma, çok su içme, aşırı yemek yeme, hızlı kilo kaybı, şişmanlık, cinsel sorunlar, ağız kuruluğu, yorgunluk, yaraların geç iyileşmesi, kuru kaşıntılı cilt, enfeksiyonlara karşı açık olma, bulanık görme, el ve ayaklarda uyuşma ve karıncalanmadır.

Diyabet kalp ve damar hastalıkları, böbrek yetmezliği, körlük ve iyileşmeyen ayak yaraları gibi komplikasyonları da beraberinde getiriyor.

Prof. Temel Yılmaz: “Gizli şekerde sinirlilik, soğuk terleme, fenalık hissi,
bazı kişilerde baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu gibi bulgular görülür.”

Şeker 15-20 yıl gizlenebilir

Prof. Dr. M. Temel Yılmaz: Toplumda gizli şeker en çok ihmal edilen hastalıklardan biri ve sinsice ilerliyor. Diyabet klasik belirtilerini vermeden 15-20 yıl boyunca ilerleyebilir. Bu dönem gizli şeker olarak isimlendirilir. Gizli şeker aslında 20 yıl öncesinden kendine özgü birtakım semptomlar veriyor. Ama bu bulgular büyük çoğunlukla ihmal edilir, atlanır.

İlk ortaya çıkan bulgu reaktif hipoglisemi adını verdiğimiz şeker düşme ataklarıdır. Reaktif hipogliseminin en önemli özelliği; açken değil, kişi yemek yedikten sonra hipoglisemi atakları olmasıdır.

Buna tokluk hipoglisemileri adını veriyoruz Bu kişiler sabah uyandıklarında fazla acıkmazlar, genellikle kahvaltı yapmazlar, öğle yemeğini hafif geçiştirirler, ama ilk yemeği yedikten itibaren gece uyuyuncaya kadar sürekli hipoglisemi atakları olur ve sürekli yemek yerler.

Kan şekerinin düşüklüğü, sinirlilik, soğuk terleme, fenalık hissi, bazı kişilerde baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu gibi bulgular görülür. Akşam üstüne doğru tatlı krizi, çikolata isteği baş gösterir. Bir bölüm hastada ise gece uykudan uyanıp yemek yeme görülür.

Bu dönemde glikoz yükleme testinde genellikle tokluk ( 2 saat) kan şekeri açlık kan şekerinden düşüktür.

Daha ileri dönemlerinde glikoz intoleransı ismini verdiğimiz, insülin direncinin giderek arttığı dönemde tokluk kan şekeri yükselmeye başlar. Glikoz yükleme testinde tokluk (2 saat kan şekeri) 140-199 mg/dl arasındadır.

Kişi daha fazla şişmanlamaya başlar. Şişmanladıkça acıkma atakları şiddetlenir. Şişmanlık özellikle karın bölgesinde yağların toplanması şeklinde olur.

Diğer bir özellik, yemekten sonra uykunun gelmesi, yorgunluk hissi, çalışma performansının azalması ve kilo alma hızının artmasıdır.

Üçüncü, preklinik dönemde tokluk kan şekeri artık 200 mg/dl’nin üzerine çıkar, kan yağları yükselir, bu hastaların yarısında hipertansiyon vardır, şişmanlık oturmuştur, acıkma atakları öğleden sonradan sabah saatlerine çekilir.

Hastalar sabahları yorgun kalkarlar ve zaman zaman ağır yemekten sonra ağız kuruluğu, çok su içme, çok idrara çıkma bulguları oluşur. Bu dönemden itibaren artık diyabetin erken dönemidir.

Gizli şeker döneminde hastaların yüzde 40’ında hipertansiyon, yüzde 50-80’inde kan yağlarında yükseklik, yüzde 40’ında yüksek tansiyon, yüzde 20-30’unda göz bozuklukları, yüzde 10-20’sinde böbrek problemleri ve yüzde 80’inden fazlasında iki veya çok damar hasarı vardır.

Prof. Şükrü Hatun: “Türkiye’de bugün 15–20 bin diyabetli çocuk var ve
bu sayıya her yıl ortalama bin 700 yeni vaka ekleniyor.”

Türkiye’de diyabetli çocuk sayısında artış var

Prof. Dr. Şükrü Hatun: Ülkemizde 6–16 yaş grubunda obezite sıklığı son 10 yılda yüzde 5’den yüzde 10’a yükseldi. Bu oran ekonomik durumu iyi olan kesimde yüzde 16’larda seyrediyor. Bu çocukların en az üçte biri erişkin dönemde obezite ve diyabet riski taşıyor.

Türkiye’de bugün 15–20 bin diyabetli çocuk var ve bu sayıya her yıl ortalama bin 700 yeni vaka ekleniyor. Bu çocukların çoğu okullarında sorun yaşıyorlar. Diyabetli çocukların ders sırasında ara öğün almalarına ve tuvalete gitmelerine izin verilmeli. Okullarda kan şekeri ölçümü ve insülin yapılması için mekanlar oluşturulmalı.

Yatılı okullarda diyabete uygun beslenme için kolaylık sağlanmalı.

Kök hücre ve adacık nakli çalışmaları

Doç. Dr. Adnan Gökçel: Dünyada diyabetin tedavisiyle ilgili umut vaad eden iki çalışma mevcut. İlki adacık nakli yani pankreas beta hücre nakli. Hastaya kadavranın pankreasından alınan ve insan bedeninde insülin salgılamadan sorumlu olan dokular yerleştiriliyor. Tip 1 diyabetlilerin tedavisi için yapılıyor bu çalışmalar.

Ancak çok az ilerleme kaydedilebildi. Esas sorun bağışıklık sisteminin insülin sağlayan beta hücrelerini düşman olarak görüp onlara saldırması olduğu için, nakil edilen adacık hücreleri de bağışıklık sisteminin saldırısı tehdidiyle karşı karşıya kalıyor.

Bağışıklık sistemini baskılamak için kullanılan kortikosteroidler ise insülin direncini arttırıyor. Pankreas beta hücre nakillerinin yaklaşık yüzde 8’i başarılı sonuç veriyor şimdilik. Bununla beraber pankreas hücre nakli ile karşılaştırıldığında daha güvenilirdir, basit bir işlem gerektirir ve maliyeti daha ucuzdur.

Bu hücreleri bağışıklık sisteminden korumak için yeni yöntemler deneniyor. Bu yöntemler başarılı olursa kullanım şansı çok artacaktır.

Diyabetin tedavisindeki diğer bir umut ışığı da kök hücre çalışmalarıdır. Pankreas hücrelerini elde etmek için kullanılacak hücrelerin bazı özelliklere sahip olması gerekir. Bunların istenilen hücre türüne dönüştürülmesi ve kendilerini yenileyebilmeleri gerekiyor. Embriyonik kök hücreler istenilen her hücre türüne dönüştürülebiliyor.

Gerekli sinyaller verildiği taktirde bu hücrelerden adacık hücreleri elde etmek mümkün. Üretilen adacık hücreleri bağışıklık sistemini uyarmayacak şekilde düzenlenebiliyor, böylece vücuda verildiğinde yabancı olarak tanımlanıp reddedilmiyorlar. Deneylerde bu şekilde tedavi edilen fareler hastalıktan ölmüyor ve çok uzun süreler yaşatılabiliyor.

Ancak bu çalışmaların kullanılabilmesi için zamana ihtiyaç var.

Umut hücresel check-up mı?

Dr. Serdar Savaş: Tip 1 ve Tip 2 diyabetin tedavisinde kan şekerinin düzenli takibi büyük önem taşıyor. Yakın gelecekte cilt altına yerleştirilen sensörler ile gün boyunca kan şekerinin takip edilmesi mümkün olacak.

Tip 1 diyabette kök hücre tedavisindeki en önemli sıkıntı, hastalığın vücudun kendi kendine yaptığı bir hasardan kaynaklanmasıdır.

Yani, kök hücreden insülin salgılayan hücre geliştirilse bile, vücudun bağışıklık sisteminin yine bu hücrelere zarar verme ihtimali vardır.

Bu açıdan kök hücrelerin genetik mühendislik yolu ile düzenlenerek bağışıklık sisteminin tespit edip hasar veremeyeceği özelliklere kavuşturulması gibi farklı fikirler geliştiriliyor.

Tıbbi araştırmaların yöneldiği bir diğer alan ise ‘sistem biyolojisi’dir. Böylece hastalık belirtileri henüz ortaya çıkmadan hastalığın başladığına dair ilk ipuçları yakalanabilecek. Buna bir tür hücresel erken check-up da diyebiliriz.

Gelecekte kan şekeri yükselmeden önce diyabet hücresel düzeyde tespit edilebilecek. Hangi hücresel mekanizmalar ve hangi gen ağları diyabete gidişi başlattıysa ona yönelik olarak ilaç verilecek.

Bu yöndeki çalışmaların 10 yıl içerisinde artması bekleniyor.

Diyabet tedavisinde bunlar haricinde ağızdan insülin spreyi, cilde yapıştırılan insülin, parmak delmeden kan şekeri ölçümü, 24 saat kan şekeri takibi yapan mobil cihaz, kansız şeker ölçümü yapan alet, amilin hormonu ile zayıflatma gibi deneysel çalışmalar da bulunuyor.

Köyden şehre göçen köylüler risk grubunda

Dünyada Tip 2 diyabete genetik olarak çok yatkın bazı topluluklar var. Örneğin Meksika’daki Pima yerlileri. Kabilenin birkaç kuşak önce ABD’ye göç etmiş olan her iki üyesinden biri diyabet. Çünkü beslenme alışkanlıkları artık doğal değil ve köydeyken olduğu gibi genlerine uygun bir yaşam süremiyorlar.

Tip 1 diyabetin görülme sıklığı ekvatordan uzaklaştıkca artar. En sık görüldüğü ülkelerden biri Finlandiya’dır. En az Venezuella’da görülür. Ancak coğrafi olarak kuzeyde kalmamasına rağmen Sardunya adasında da Tip 1 diyabet görülme oranı yüksektir. Ada olması sebebiyle kapalı bir genetik havuz içinde kalmaları bunun nedeni olabilir.

Tip 1 diyabetli bir babanın çocuğunun da Tip 1 diyabetli olma ihtimali yüzde 6’dır.

Tip 1 diyabetli bir anne ise çocuğu doğurduğunda 25 yaşın altındaysa risk yüzde 4,24 olur, 25’in üzerindeyse risk yüzde 1 civarındadır.

Eğer Tip 1 diyabetli ebeveyn hastalığa 11 yaşından önce yakalandıysa çocuğun riski 2 katına çıkar. Her iki ebeveyn de Tip 1 diyabetli ise çocuğun Tip 1 diyabetli olma riski yüzde 10-25 arasındadır.

Tip 2 diyabetli bir kişinin çocuğunda hastalığın gelişme riski hastalığın başlama yaşı ile ilgilidir. Diyabet tanısı 50 yaşın altında konduysa çocuğun riski yüzde 14, 50 yaşından sonra konduysa yüzde 8’dir. Her iki ebeveyn de Tip 2 diyabetliyse çocuğun riski yüzde 50’ye çıkar.

İlaç etkileşimine dikkat

Dr. Tahir Haytoğlu: Diyabet hastalığı özellikle de Tip 2 diyabet, farklı evreleri olan bir hastalık.

İlk dönemlerinde hasta diyabeti hiç ilaç kullanmadan, yaşam tarzı değişiklikleri ve sağlıklı beslenme ile kontrol altında tutabilirken; zaman içerisinde bu yeterli olmayıp, hastanın ağızdan alınan bir ilaç kullanması gerekebilir.

Tek ilaç ile diyabetin bir süre daha kontrol altında tutulması mümkün olabilir, bunun da bir süre sonra yetersiz kalması durumunda ikinci hatta üçüncü ilaç eklemesi gerekebilir. Kompleks bir hastalık olan diyabetin kontrol altında olması demek, sadece şeker kontrolünün sağlanması demek değildir.

Kan yağlarının ve tansiyonun da kontrol altında tutulması gerekir. Bu da kişinin, şeker kontrolü için gerekli ilaçlarının yanında düzenli olarak tansiyon ilaçları ve bazen de kolesterol ilaçları kullanmasını gerektirebilir. Kişi bir anda kendini 4-5 ilaç alırken bulabilir.

Bu nedenle diyabet hastalarının düzenli olarak doktorları ile ilaç kullanımı konusunu gözden geçirmeleri, aldıkları bütün ilaçları doktorlarına söylemeleri ve gerekli laboratuvar takiplerini düzenli aralıklarla yaptırmaları gerekir. Soğuk algınlığı gibi nedenlerle kısa süreli alınan ilaçlar dahi ilaç etkileşimi sebebiyle mutlaka doktoru tarafından bilinmelidir.

Şekere yol açan hastalık ve ilaçlar

Şeker hastalığı nedenleri arasında, hormon hastalıkları, polikistik over sendromu (yumurtalık kisti), pankreas bezi iltihabı ve tümörleri, kullanılan tansiyon ilaçları, lipid düşürücü ilaçlar, psikiyatrik ilaçlar, HIV ilaçları, hormon ilaçları ve sempatomimetikler tipi ilaçlar bulunuyor.

Gebelik diyabeti

Gebe kalan kadınların yüzde 4-7’sinde şeker hastalığı ortaya çıkıyor. Genellikle gebeliğin 24 ile 28. Haftaları arasında ortaya çıkan bu tip şeker hastalığı bazen şişman bayanlarda ilk aylarda da görülebilir.

Bu tip diyabet gebelikten sonra yok olur ancak gebelik süresince kontrol edilmesi gerekir ve bu kişilerin yaklaşık yüzde 50’sinde ileriki yıllarda Tip 2 diyabet oluşur.

Doğumdan sonra 6 ayda bir açlık ve tokluk kan şekerine bakmak gerekir.

Источник: https://sonmucid.wordpress.com/2015/07/31/diyabet-kendini-20-yil-gizleyebilen-tehlike/

Diyabetiniz varsa bu hastalıklara dikkat!

Diyabet Bu Hastalıkları Tetikliyor!

Kronik bir hastalığınız var mı? Peki onunla yaşamaya ne kadar alıştınız? Kronik hastalığınızı gözeterek bir yaşam sürmeniz gerekiyor. Bu hastalıklardan diyabet de ömür boyu dikkat ve kontrol gerektiren bir hastalıktır. Doktor kontrolü asla aksatılmamalı ve tüm hayat diyabetin gerekliliklerine göre düzenlenmelidir.

Diyabette dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var ki onlar da diyabetin duyarlı olduğu hastalıkladır. Bu hastalıklar diyabet şikayetlerini de artırabiliyor. Acıbadem Bağdat Caddesi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzm. Dr.

Yaser Süleymanoğlu, diyabet hastalığı olanların dikkat etmesi gereken hastalıklarını anlattı ve önemli uyarılarda bulundu.

Diyabet tansiyonu ve kalp krizini getiriyor

Diyabeti olanların yüzde 70’inde aynı zamanda tansiyon hastalığı da görülüyor. Diyabetin en fazla zarar verdiği yerlerden biri damarlar olduğundan, diyabetle birlikte görülen yüksek tansiyon erken dönem organ kayıpları, inme, beyin kanaması, göz içi kanama ve kalp krizi gibi riskleri artırabiliyor.

 
Büyük tansiyon 12, küçük 7,5 altına düşmemeli: Tansiyonu kontrol etmek için açlık kan şekerinin 100-110 mg, tokluk kan şekerinin ise 140 mg’ın altında tutulması ve sürekli kontrol edilmesi gerekiyor.

Bununla birlikte kan basıncını da sürekli kontrol etmek çok önemli. Diyabette büyük tansiyon 12’in altında, küçük tansiyon ise 7,5’in altında olmalı. Ayrıca rutin kalp incelmesi de gizli kalp riskini ortadan kaldırıyor.

Kötü kolesterol damarları daraltıyor

Kontrol edilmeyen diyabet, tansiyon ve kolesterol hayati risklere neden olabiliyor. Özellikle LDL kolesterol (kötü kolesterol), damar çeperini daraltarak tıkıyor. Bu nedenle diyabet hastalarında kalp krizi riski 4 kat artıyor.

 
100’ün altına düşürün: 
Diyabet ve tansiyon kontrol altında tutulmalı ve LDL seviyesi 100’ün altına çekilmeli. Bu şekilde hayati riskler en aza indirilebiliyor. Ek olarak diyabetle birlikte yüksek kolesterolü olan kişilerin, mide ya da kan hastalığı yoksa, ömür boyu aspirin kullanması önemli.

Obezite sonrasında diyabet tip 2 gelişebiliyor

Tip 2 olarak bilinen erken tip diyabet ortaya çıkmadan yıllar önce, insülin direnci nedeniyle kilo sorunları ortaya çıkabiliyor. Obezite hastalığı olanların yüzde 80’i hayatlarının devamında diyabet sorunuyla karşılaşıyor. Diyabet de sıklıkla fazla kilolu kişilerde görülüyor. Bu nedenle obezite ve diyabet birebir ilişki içindeki iki hastalık.

 
Tansiyon ve kolesterol ilaçlarını bırakmak mümkün: Sağlıklı beslenme obeziteden kaçınmanın en önemli koşulu.

Bu sayede fazla kilolu kişiler için erken dönemde diyabeti önlemek de mümkün olabiliyor. Diyabeti olan kilolu kişiler, zayıfladıktan sonra tansiyon ve kolesterol ilaçlarını bırakabiliyor.

Kilo veren kişilerde kan şekeri düzeldiği için insülin dozu bile azaltılabiliyor.

Körlüğe bile götürebiliyor

Diyabet kılcal damarları hedef alan bir hastalıktır. Kılcal damarlar da en çok göz, beyin, kalp ve böbreklerde bulunuyor. Bu nedenle diyabeti olanların göz sağlığına dikkat etmesi çok önemli.

Diyabeti olanların kan şekeri yüksek seyrettiği için gözün arka tabakasında bulunan kılcal damarların yapısı ve dolaşımı etkilenebiliyor. Bu da zamanla göz kanaması ve körlük gibi ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden oluyor.

Bununla birlikte gözün ön tarafında bulunan lenste de, şeker birikimi sonucunda katarakt meydana gelebiliyor.

 
Açlık ve tokluk kan şekeri kaç olmalı?: 
Göz sağlığıyla ilgili sorun yaşamamak için diyabeti olanların açlık ve tokluk kan şekerini düzenli olarak kontrol ettirmesi gerekiyor. Diyabetli bireylerde; açlık kan şekeri 100-110 mg ve tokluk kan şekeri 140 mg seviyesinde olmalı.

Ayrıca kan şekeri ortalamasını gösteren Hba1c seviyesi 6,2’in altına çekilmeli. Bununla birlikte diyabeti olanların 6-12 ayda bir rutin olarak detaylı göz muayenesi yaptırması da çok önemli. Muayenede arka göz, retina, lens durumu, göz tansiyonu, görme alanı ve keskinlik gözden geçirilmeli.

Göz muayenesinin diyabet konusunda uzmanlaşmış bir göz hastalıkları uzmanı tarafından yapılması gerekiyor.

Stres yüklenmeyin

Stresli bir yaşam, hem diyabeti hem de tansiyonu olumsuz etkiliyor.

Kan şekeri düzenli kontrol edilmediğinde ve ani düşme-yükselmeler olduğunda kişilerde sinirlilik, uyku hali ve depresyon sorunları ortaya çıkabiliyor.

Ek olarak diyabet müzmin ve ömür boyu süren bir hastalık olduğu için kişiler bu süreci yaşamlarının ek bir yükü olarak görebiliyorlar ve bu da motivasyonlarını bozabiliyor.

 
Psikiyatrik tedavi gerekebiliyor: Kan şekeri doğru şekilde kontrol edilmediğinde sürekli değişen seviyeler kişileri olumsuz etkiliyor. Bu nedenle kan şekerini kontrol altında tutmak çok önemli. Diyabet tedavisinde disiplin ve huzurun bir arada olması gerekiyor. Diyabeti olanlarda psikolojik sorunlar kontrol edilemezse psikiyatrik destek alınmalı.

Diş etlerinde şeker birikiyor

Kan şekeri yüksek olan diyabetli kişilerde diş etlerinde şeker birikiyor. Bu durum diş etinin içinde birçok bakteri ve mantar oluşmasına neden oluyor ve diş eti iltihabı, diş eti çekilmesi ve erimesi gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Ek olarak diş eti iltihabı ve sorunu olan kişilerde kan şekerini kontrol altına almak zorlaşabiliyor.

 
Diş fırçası seçerken dikkat!: Diyabeti olanların kan şekerini sıklıkla kontrol ettirmesine ek olarak diş eti bakımını düzenli yapması ve dişlerini fırçalamayı kesinlikle aksatmaması çok önemli. Diyabeti olanların diş fırçası seçimine de dikkat etmesi gerekiyor.

Dişler yumuşak veya orta sertlikte bir diş fırçası ile temizlenmeli. Ayrıca kaliteli ve koruyucu florid içeren diş macunu kullanılmalı.

Diyabet hastalarında periyodik diş eti kontrolünün de diyabet konusunda uzmanlaşmış bir diş hekimi (periodendist) tarafından yapılması son derece önemli” diyor.

Daha kolay grip yapıyor

Diyabet, bağışıklık sistemini baskılayan bir hastalıktır ve kan şekeri yüksek seyrettiğinde bu baskılanma daha da artabiliyor. Bu nedenle diyabeti olanlar grip, nezle hatta zatürre gibi hastalıklara karşı diğer insanlara göre daha yatkın olabiliyor.

Grip aşısını aksatmayın: Diyabeti olanların kış aylarında sağlıklı beslenerek bağışıklık sistemlerini korumaları gerekiyor. Diyabeti olanlar, mutlaka her yıl periyodik olarak grip aşısı yaptırmalı. Ayrıca son yıllarda gelişen zatürre aşısı da iyi bir koruma sağlayabiliyor.

Bağırsak tembelliğine neden olabiliyor

Uzun yıllar diyabet hastalığı olanlarda hazım sorunları ortaya çıkabiliyor. Gastroparezi olarak da adlandırılan “mide ve bağırsak tembelliği”; hazım, emilim ve tuvalet alışkanlığını olumsuz etkiliyor. Buna ek olarak diyabeti olanların çok fazla ilaç kullanması da mide ve bağırsak sorunlarına yol açabiliyor.

 
Midenizi önemseyin: Sağlıklı beslenme ve kan şekerini kontrol altında tutma, mide ve bağırsak sorunları açısından çok önemli.

Diyabetlilerin mide sorunlarını dikkate alması gerekiyor. Herhangi bir rahatsızlıkta, mide koruyucu ve sindirim sistemini düzenleyici hazım ilaçları ile şikayetleri azaltmak mümkün.

Ancak bu ilaçlar hastalığın seyrine göre doktor kontrolünde alınmalı.

Diyabet egzama ve mantar nedeni

Cilt, vücudun diyabetten en çok etkilenen yerlerinden biri. Kılcal damarların diyabetten etkilenmesiyle dolaşımın azalması sonucunda ciltte kuruluk, egzama, mantar ve deri enfeksiyonları ortaya çıkabiliyor. Bununla birlikte özellikle ayak derisinin bozulması, diyabete bağlı ayak yarası riskini artırıyor.

 
Yara küçük olsa bile doktora gidin: 
Diyabetlilerin ciltlerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Cildin tüm bölgelerine düzenli bakım yapılmalı ve cilt nemli tutulmalı.

Bununla beraber yaraların önüne geçebilmek için uygun giysiler ve ayakkabılar seçilmeli. Diyabeti olanların en ufak bir cilt sorununda bile mutlaka uzman bir dermatoloğa gitmesi çok önemli.

Çünkü diyabette dikkate alınmayan cilt yaraları ileride daha büyük sorunlara neden olabiliyor.

Ayak yaralarına dikkat!

Diyabeti olanların derisinde ve yumuşak dokularda sağlıklı kişilerden daha fazla glikoz; yani şeker birikiyor. Bu şeker zamanla ayak derisinin kurumasına, his kaybına ve parmak arasında mantar meydana gelmesine neden olabiliyor. Ek olarak ayağın kemik yapısı bozulabiliyor ve farkına varılmayan yaralar oluşabiliyor.

 
Nemi dengede tutun: Ayakların sürekli kontrol edilmesi ve nemli tutulması gerekiyor. Ancak ayakların gerekli miktarda nemli tutulması çok önemli. Çünkü gereğinden fazla nemli tutmak da yara riskini artırabiliyor. Bununla birlikte uygun ayakkabı ve terlik seçimi de yara oluşumunu önemli ölçüde engelleyebiliyor.

Video: Diyabet nedir?

İlginizi çekebilir

Diyabeti olanlar için 10 altın besin

Diyabetin 7 önemli sinyali

Diyabetlilere 7 kritik uyarı

Diyabette kışa özel öneriler

Diyabeti doğru tanıyın!

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/diyabetiniz-varsa-bu-hastaliklara-dikkat

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.