Diyabet Hastalarının Ayak Bakımı

Diyabet hastalarının ayakları özel bakım istiyor

Diyabet Hastalarının Ayak Bakımı

Diyabet sizin hayatınızın da bir gerçeği haline geldiyse, onunla yaşamayı öğreniyorsunuz demektir. Ancak bunun için doğru beslenmenin yeterli olmadığını, ayak sağlığınıza da aynı şekilde önem vermeniz gerektiğini unutmayın.

Diyabet dünyada bir salgın gibi yayılıyor. Milyonlarca insan çeşitli aşamalarda ilaç ya da insülin tedavisi görerek, beslenmesine dikkat edip egzersiz yaparak diyabete uygun yaşamaya gayret ediyor.

Bu, gittikçe daha çok insanı etkileyen tablonun bir de hiç konuşulmayan bölümü var; diyabet nedeniyle özellikle ayaklarda oluşan yaralar ve her yaştan ve cinsiyetten insanın ayaklarını kaybetme korkusu… İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Periferik Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof.Dr.

Selçuk Baktıroğlu, hem hastaların hayatını kökünden değiştiren, onların hayatlarını riske atan hem de topluma büyük bir maddi yük getiren “diyabetik ayak”ın, sağlık uzmanlarının ve hastaların iyi eğitilmesi ile bu alanda özelleşmiş merkezlerin kurulması sayesinde engellenebileceğini söylüyor. İlerlemiş vakalarda ise birçok tedavi şansı var.

Bu konuda son gelişme ise Küba’da geliştirilen “epidermal büyüme faktörü” tedavisi… Türkiye’de henüz birkaç aydır uygulanan tedavi sayesinde diyabetik ayak yarası olan hastalar organ kaybından kurtulabiliyor. Prof. Dr. Baktıroğlu, yeni tedavi yöntemiyle ilgili sorularımızı yanıtladı.

Türkiye’de diyabetli hasta sayısının artışı ne durumda?
Dünyada hızlı bir artış olsa da özellikle Ortadoğu’da, Arap ülkelerinde ve Türkiye’de hasta sayısı daha hızlı çoğalıyor.

1998 yılında yapılan TURDEP 1 (Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans Çalışması) sonuçlarına göre 20 yaş üzerindeki nüfusta diyabet görülme sıklığı yüzde 7,7 iken, 2010 yılında yapılan TURDEP 2’de bu sıklığın yüzde 13,7’ye çıktığı görüldü.

Bu rakam, 2020 yılında yüzde 20’nin üzerine çıkabilir. Bir salgınla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz.

Diyabetin en fazla komplikasyon oluşturduğu organlar hangileri?
Aslında bu hastaların ciltlerinden iç organlarına kadar bütün organlarında sorun var. Ancak hayati açıdan bakıldığında üç organ öne çıkıyor; gözler, böbrekler ve ayaklar.

Dünyadaki körlüklerin bir numaralı nedeni diyabet… Gelişmiş ülkelerde diyalize giren hastaların yüzde 40-50’sinin diyabet yüzünden böbrek fonksiyonlarının bozulduğu görülüyor. Ülkemizde de bu rakam yüzde 34 civarında. Üçüncüsü ise ayaklardaki yaralar.

Ayağı kesilen insanların yüzde 50 ile 70’inin diyabet hastası olduğunu görüyoruz.

Bu sorunların ortaya çıkmasında yaş faktörü önemli mi?
Diyabetli hastaların hemen hepsinde, her yaşta ayaklarında sorun oluyor ancak çoğu bunun farkında olmuyor. Ayakta sorun yaşanmasının nedeni ise nöropati… Yani hastalarda diyabete bağlı sinir hasarı oluşuyor.

Bunun sonucunda ağrı duymayan hasta ayağında sorun olduğunu fark etmiyor, yanma, darbe gibi durumları hissetmiyor. Dünyada yapılan araştırmalar tüm diyabetlilerin yüzde 10-15’inin ayaklarında halen mevcut yara olduğunu gösteriyor.

Yüzde 25’inden fazlasının da hayatının bir döneminde yara açılacağını biliyoruz.

Devamı diğer sayfada

Türkiye’de diyabetik ayak tablosu hangi oranda görülüyor?
Ülkemizde diyabetli sayısı 6,5-10 milyon arasında değişiyor. En düşük rakamı göz önüne aldığımız zaman 6,5 milyon kişinin yüzde 10’unun ayağında yara olduğunu düşünürsek, 650 bin kişi çıkar karşımıza. Ve bu durumu kimse bilmiyor, değerlendirmiyor.

Aslında çok ciddi bir sorun ve basit önlemlerle çözülebilir ancak bunun bir ülke politikası olması gerekiyor. Çünkü ayakta başlayan küçük bir yara sonunda ampütasyona (ayağın kesilmesi) ve hastanın ölümüne gidiyor. Bir insanın ayağı niye kesilmiş diye bakıldığında yüzde 85’inin ayağında yara olduğu görülüyor.

Bir ayak kesildiğinde, üç yıl içinde yüzde 50’nin üzerinde ihtimalle öbür ayak da kesiliyor.

Tüm bunlar bilindiği halde neden hala bu aşamalara geliniyor?
Çünkü hastalar kadar doktorlar da diyabetik ayak konusunu bilmiyor, kimse bu sorunun üzerinde durmuyor, uğraşmak istemiyor.

Diyabet olduğunu bildiği halde ayaklarındaki yaraları ihmal edenler olabiliyor.

Örneğin Tip 1 diyabeti olan genç bir kız, ayağında yara olduğu halde “Bu yaşta giymeyeceksem ne zaman giyeceğim?” diyerek ayağında travma oluşturan topuklu ayakkabıları giymeye devam edebiliyor.

Neden özellikle ayaklara dikkat etmek gerekiyor?
Aslında ellerde de oluyor ama ayaklarda daha fazla görülüyor çünkü ayaklar daha çok ağırlık taşıyor, devamlı yere bastığı için daha çok travma ile karşılaşıyor. Ayaklar daha uzun ve bir damar tıkandığında en az kan en uca gidiyor.

Bacağın uzun olması, bir damar tıkanması durumunda ayakların ucunun daha çok zarar görmesine neden oluyor. Hatta uzun boylu insanlarda diyabetik ayak komplikasyonlarının daha fazla ve ciddi görüldüğüne dair yayınlar var.

Öte yandan eldeki yaralar herkes tarafından görülebilirken ayaklar kapalı olduğu için fark edilmeyebiliyor ve ihmal etmek kolaylaşıyor.

AŞAMA AŞAMA TEDAVİ
Diyabetik ayakta tedavinin birinci şartının enfeksiyonu ortadan kaldırmak olduğunu belirten Prof. Dr. Selçuk Baktıroğlu, bunun için gerekli basamakların ölü dokuyu uzaklaştırmak ve yarayı basıdan arındırmak olduğunu söylüyor.

Diyabetik ayak tedavisinde son yıllarda en çok fayda sağlanan VAC cihazı ile ölü dokular temizlendikten sonra kalan ödem, şişlik ve kötü dokular tıpkı bir elektrik süpürgesi yöntemi gibi vakumlanıyor.

Ayağında yara olan kişinin üzerine basarak yürümeye ya da ayağını vuran ayakkabıyı giymeye devam ederek iyileşemeyeceğini belirten Prof. Dr. Baktıroğlu, “Hastalar sık sık yaranın üzerine ne konulacağını soruyor.

Aslında pansuman malzemelerinin birbirlerine üstünlüğü söz konusu değil. Yeterli dozda ve bilerek kullanılınca hepsi aynı etkiyi veriyor” diyor.

Ne zaman ameliyat?
Prof. Dr. Selçuk Baktıroğlu, bazı vakalarda yarayı kanlandırmak için damar ameliyatları yapmak gerektiğini ancak kanlanmayı sağladıktan sonra yaranın iyileştiğini düşünmemek gerektiğini söylüyor. Prof. Dr.

Baktıroğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor; “Tedavi yöntemi olarak çeşitli plastik cerrahi operasyonlar ya da cerrahi ameliyatlar yapılabilir ancak diyabetik ayak yarası üç ana yöntemle iyi edilebilir; bilgi, göz, el… Çok okuyup bilmek, hastayı düzenli izlemek ve o yarayı uzaktan bakmadan, dokunarak incelemek…”

Prof. Dr. Baktıroğlu, hastaların eğitiminin sağlanması ile bugün 650 bin olduğu tahmin edilen ayak yaralarının 300-400 bininin yara olmamasının sağlanabileceğini, olanların da yine doktor ve hastanın yeterli eğitimi ile tedavi edilebileceğini söylüyor.

Devamı diğer sayfada

Page 3

Ayaklar konusunda diyabetli bireyi diğerlerinden ayıran nedir?
Başlıca iki unsur var. Birincisi nöropati. Hemen her diyabetik hastayı nöropatik olarak kabul etmekte yarar var. Başlıca üç sinir türü var. Biri motor sinirler; hareketlenmemizi sağlıyor. Motor nöropatide uçlardan başlayarak adaleler erimeye başlıyor ve ayaklar deforme oluyor.

Bunun sonucunda da ayak tabanındaki basınçlar farklı yerlerde artıyor ve aşırı nasırlaşma oluşuyor. İkincisi otonom nöropati… Ter ve yağ bezlerini kontrol eden otonom sinirler hasar görünce ayaklar aşırı kuruyor ve çatlaklar oluşuyor. Bu çatlaklardan mikrop girmesi sonucunda ise enfeksiyon oluşuyor.

Bugün tüm diyabetiklere ayaklarını her gün nemlendirmeyi, pamuklu çorap ve rahat ayakkabı giymeyi öğretebilsek karşımıza çıkan problemlerin yarısından çoğundan kurtulabiliriz. Üçüncüsü ise ağrı duymama… Diyabetik hastalarda genellikle ağrısızlık görülüyor ve akademik eğitim düzeyi en yüksek olan hasta dahi ağrı duymadığını fark etmeyebiliyor.

Dar ayakkabı giyerek, soğuk havada ayağını kalorifere uzatıp orada uyuyakalarak ya da plajda saatlerce çıplak ayak dolaşarak ayaklarında yara oluşumuna neden olan insanlar var.

Diyabet hastalarında damar tıkanıklığı yaraları nasıl etkiliyor?
Geçmiş yıllarda diyabetli hastaların yüzde 20’sinde görürken, bugün kötü beslenme ve hareketsizlik nedeniyle yüzde 45-50’sinde damar tıkanıklığına rastlanıyor.

Karşımızda ya sadece nöropatik hastalar ya da nöropati ile damar problemlerinin beraber olduğu nöroiskemik hastalar var. Bu nedenle nöropatik hastaları, nöroiskemik hale gelmekten korumak gerekiyor.

Mahşerin dört atlısı dediğimiz risk faktörleri var; tütün kullanmak ya da pasif içici olmak, hipertansiyon, kan yağlarının yüksek olması ve diyabet. Bu dördü bizi ölüme taşıyor. Her tıkalı damarın açılması gerekmiyor.

Ancak yara çok kötüyse, damar problemi ciddiyse kanlanma yeterli olmuyor, mutlaka radyolojik veya cerrahi girişimde bulunmak gerekiyor.

Enfeksiyonlar da bir başka faktör mü?
Aslında enfeksiyonlar başlı başına bir etken değil, nöropatinin ve damar tıkanıklığının yarattığı sorunlar sonucunda ortaya çıkıyor.

Çok basit bir yara gibi başlıyor, hasta önemsemiyor, korkuyor ya da ağrı duymuyor ve doktora gitmiyor, sonucunda yaralar büyüyor ve enfeksiyon dirençli hale geliyor. Bu aşamada yardım etmek daha zor olduğu için bu insanları eğitmek gerekiyor.

Koruyucu hekimlik ile yüzde 90 oranında yaraları önlemek mümkün.

Yaprak ÇETİNKAYA

Formsanté Dergisi Mart 2013 Sayısı

Источник: https://www.formsante.com.tr/diyabet-hastalarinin-ayaklari-ozel-bakim-istiyor/

Şeker Hastalığında Ayak Yarası Bakımı

Diyabet Hastalarının Ayak Bakımı

Sistemik bir hastalık olan şeker hastalığı tıp literatüründe Diyabet olarak tanımlanmaktadır. Şeker hastalığı, kişinin genel sağlık durumunu etkilemekle birlikte birçok ciddi şikayete yol açarak hastanın yaşam kalitesini de önemli derecede düşürmektedir. Kronik bir hastalık olan diyabet probleminin mutlaka hastaya uygun tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınması gerekmektedir. 

Şeker hastalığı bulunan hastaların yaklaşık 'inde yaşamlarının bir dönemlerinde ayak tabanlarında şeker yaralarının açıldığı tespit edilmiştir.  Bununla birlikte şeker yarası bulunan hastaların %6'sı oluşan yaranın enfeksiyona maruz kalması ve benzeri nedenler ile hastaneye yatırılmaktadır. 

Son yıllarda şeker hastalığı nedeni ile birçok hastada bacak kesilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Amputasyon olarak adlandırılan bu durum; şeker yarası oluşan hastaların yaklaşık %24'ünde uygulanmaktadır.

Bu nedenle şeker hastalığının kontrol altına alınmasının yanı sıra şeker yaraarının nitelikli bir şekilde tedavi edilmesi de hastanın genel sağlık durumunun korunmasında büyük önem taşımaktadır.

Aksi halde şeker yaraları hayati önem taşıyabilmektedir. 

Kimlerde Ayak Yarası Gelişir?

Şeker hastalığı bulunan kişilerin birçoğunda ayaklarda ve ayak bileklerinde yara açılmaları yaşanabilmektedir.

Özellikle ileri yaşlardaki erkek hastalarda, inüslin kullanan hastalarda ve şeker hastalığı sonucunda böbrek, göz ve kalp hastalıkları yaşayan hastalarda şeker yarası oluşum riski daha fazladır.

Bunlarla birlikte alkol ve sigara tüketen hastalarda da şeker yarası oluşum riski bulunmaktadır. 

Şeker Hastalarında Ayak Yarası Nasıl oluşur?

Şeker hastalığı bulunan hastaların sinirleri uzun süreçte zarar görmektedir. Yüksek kan şekerinin açığa çıkardığı bu problem nöropati olarak tanımlanmakta ve bunun sonucunda ayakta dokunma hissinde azalmakta ve kaybolmaktadır. Bu nedenle ayaklarındaki ağrı ve acı hissedilmemektedir.

Şeker yarası ise uzun süreçte birden fazla durumun açığa çıkması sonucunda oluşmaktadır.

Ayakta duyunun  azalmasının yanı sıra dolaşım bozukluğu yaşanması, ayakta şekil bozukluklarının bulunması ve ayaklarda aynı bölgelerde tekrarlayan tahrişlerin yaşanması şeker yarasının açılmasına neden olmaktadır. 

Şeker hastalarının büyük çoğunluğunda ayağa ulaşan damarlarda damar tıkanıklıkları bulunmaktadır. Damar tıkanıklığının yanı sıra şeker hastalığının da etkisi ile ayaklarda açılan yaraların kendiliğinden iyileşme oldukça zor olmaktadır. Bununla birlikte uzun süre açık kalan yaralarda enfeksiyon oluşumu gözlemlenmekte ve bu durum iyileşme sürecini çok dahaz zorlu bir hale sokmaktadır. 

Şeker hastalığı; görme problemlerine de yol açmaktadır. Bu nedenle diyabet nedeni ile açılan yaraları hastaların fark etmesi uzun sürmektedir. Bu durumda ise şeker yaralarının tedavisi için çoğunlukla geç kalınmaktadır. 

Niçin Yara Tedavi Edilmelidir?

Şeker yarası oluşumu sonrasında ayak bakımının profesyonel bir şekilde uzman kontrolünde sağlanması gerekmektedir. Bu süreci podiatri uzmanları yürütmektedir. Enfeksiyon oluşumunun engellenmesinin yanı sıra ayak bakımı amputasyon işleminin de engellenmesini sağlamaktadır. 

Gerek hastanın yaşam kalitesinin yükselmesi gerekse de ayak fonksiyonunun sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini sağlamak amacı ile şeker yarasının mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir. 

Şeker hastalarının pek çoğunda görülen ayak yarası probleminde tedavi sürecindeki temel amaç yaranın kısa sürede iyileşmesinin sağlanmasıdır.

Erken dönemde şeker yarasının iyileştirilmesi; enfeskyion oluşumunun önüne geçebileceği gibi gangren gibi problemlerin de oluşumunu engelleyebilecek niteliktedir.

Şeker yarasının tedavi sürecinde gerekli olan bazı koşullar bulunmaktadır. Bunlar aşağıdaki şekilde sıralanabilmektedir; 

  • Enfeksiyonun engellenmesi ve tedavi edilmesi
  • Yara bölgelerinde baskı ve ağırlığın önüne geçilmesi ve engellenmesi
  • Ölü dokuların temizlenmesi (debridman), Depridman uygulaması ile ölü dokuların temizlenmesi
  • Uygun pansuman ve bakım yapılması, Nitelikli bakım ve pansumunan uygulanması
  • Kan şekerinin kontrol altında tutulması
  • Dolaşım bozukluğu problemlerinin tedavisi 

Şeker yaralarının tamamı enfekte olmayabilmektedir. Enfeksiyon durumunun olup olmadığı nitelikli bir tanı süreci ile belirlenmesi ve nitelikli bir şekilde tedavi planlamasının yapılması gerekmektedir. 

  • Kan şekerinin kontrol altına alınması
  • Yaranın sterilizasyonunun tamamlanması
  • Yaranın nitelikli bir şekilde pansumanının uygulanması
  • Ayaklar çıplakken yürünmemesi

Yara olan bacağın üzerine aşırı yük bindirilmemeli ve bu bölge baslı altında tutulmamalıdır. Aynı zamanda özel olarak tasarlanan ayakkabılar ile yaranın büyümesi enfekte olması engellenebilmektedir. Kısacası yaranın herhangi bir materyal ile temasından kaçınılmalıdır. 

Yara bakımı için son yıllarda çeşitli ürünler geliştirilmiştir. Bu ürünler arasında en sık tercih edileni izotonik sodyum klorür içeren steril tuzlu sudur. Bu ürünlerin reçeteye uygun bir şekilde doktor kontrolünde kullanılması önerilmektedir. Aynı zamanda kapalı ve nemli ortamlarda saklanması da gerekmektedir. Şeker yarasının bakımı uzman doktorlar tarafından yapılmalıdır. 

Kan Şekerinin Kontrolü

Şeker yaralarının iyileşmesi ve yeni yaralar açığa çıkmaması için kan şekerinin kontrol altına alınması gerekmektedir. Kan şekeri endokrinoloji uzmanları tarafından tedavi süreçleri ile kontrol altında tutulabilmektedir. 

Enfeksiyona maruz kalmamış birçok yara cerrahi uygulamalara ihtiyaç duyulmadan tedavi edilebilmektedir. Ancak tüm cerrahi dışı yöntemlerin uygulanmasına rağmen yarada iyileşme gözlemlenmiyorsa cerrahi işlem uygulanması gerekebilmektedir.

Cerrahi tedavi yönteminde yaranın iyileşmesine engel olan dokular ve kemikler çıkarılmakta, bölge enfeksiyondan arındırılmakta ve deformasyonların pdüzeltilerek deri parçaları kullanılarak yaranın kapatılması işlemleri gerçekleştirilmektedir.

 

İyileşmeye Etkiyen Faktörler

Yara iyileşme sürecinde pek çok faktör etkili olmaktadır. Bunlar; yaranın kapladığı alan ve ne kadar derin olduğu ile yaranın bulunduğu konumdur. Aynı zamanda yaranın iyileşme sürecinde yara bölgesinde dolaşım bozukluğu olup olmadığı, hastanın kan şekeri oranı da büyük önem taşımaktadır. 

Yara Oluşumu Nasıl Engellenebilir?

Şeker hastalarının özellikle ayak ve bacak bölgelerini yara açılmalarına karşı ve travmatik olaylara karşı maksimum derecede koruması gerekmektedir. Bu süreç oldukça basit ve ucuz yöntemler ile uygulanabilmektedir. 

Şeker hastalarının çoğunda yaşanan yara açılmalarında risk faktörleri aşağıdaki şekilde sıralanabilmektedir; 

  • Dolaşım bozukluğu yaşanması
  • Ayak hijyeninin sağlanamaması
  • Ayakta şekil bozukluğu olması
  • Nöropatik durum yaşanması
  • Kan şekerinin kontrol altında tutulamaması
  • Yanlış ayakkabı ve çoraplar tercih edilmesi

Yara açılması riskine karşın hasta alkol ve sigara tüketmemeli, doğru ve sağlıklı ayakkabılar ve çoraplar tercih etmelidir.

Aynı zamanda kan şekerinin ve kötü kolesterol oranının da kontrol altında tutularak tedavi edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Doktor kontrollerinin aksatılmaması ve herhangi bir problem yaşandığında doğru ve nitelikli şekilde müdahale edilmesi de şeker yaralarının oluşmasının önüne geçilmesinde etkili rol oynamaktadır. 

Источник: https://www.cuneytkoksoy.com/seker-hastaliginda-ayak-yarasi-bakimi

Diyabet hastalarına yaşam kalitesini artıran öneriler

Diyabet Hastalarının Ayak Bakımı

Sinsi bir şekilde ilerleyen diyabet iyi kontrol edilmediğinde, özellikle kalp, böbrek, ayak ve gözler için ciddi bir tehdide dönüşebiliyor.

Toplumda her 10 kişiden 1’inde görülen diyabetin zararlı etkilerinden korunmak için ise kan şekerini kontrol altında tutmak büyük önem taşıyor. Memorial Antalya Hastanesi Endokrinoloji Bölümü’nden Uz. Dr.

Gökhan Yazıcıoğlu, diyabet hastalarına yaşam kalitesini yükselten 5 altın kuralı anlattı.

Erken belirtilere dikkat edilmeli!

Diyabet genetik geçişli bir hastalıktır. Doğru yöntemler ve yaşam tarzı değişiklikleri ile önlenebilir. Çok su içme, sık idrara çıkma, ağızda kuruluk ve cilt yaralarında geç iyileşme gibi belirtiler, diyabete işaret edebilir.

Bunların erken dönemde fark edilmesi ve gerekli önlemler alınarak yaşam tarzı değişikliklerinin yapılması önemlidir.

Ancak buna rağmen diyabetin ortaya çıktığı durumlarda, yaşam kalitesinin düşmemesi için hastaların bazı kurallara uyması gerekmektedir.

1 – İdeal kilo için sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz

İdeal kilo, hem diyabetin önlenmesi hem de diyabet hastalarının yaşam kalitesi açısından oldukça önemlidir.

Toplumda Tip 2 diyabet riski olan kişilerde belirtilerin erken dönemde saptanması ve doğru bir şekilde yönetilmesi, diyabetin önlenmesi açısından gereklidir.

Tip 2 diyabet riski taşıyan kişilerin vücut ağırlıklarından %5-7 kilo kaybı sağlanması, %56 oranında hastalığın önlenmesine yardımcı olacaktır.

Kilolu olan diyabet hastalarının ise üç aylık bir dönemde %7 oranında kilo vermesi iyi bir başlangıç kabul edilir. Hastaların doğru beslenme ve günlük egzersiz düzeni ile kilo kontrolü hedeflenmektedir.

Sağlıklı beslenmeye önem verilmeli ve özellikle katkı maddeli gıdalardan uzak durulmalıdır.

Düzenli egzersiz, günlük fiziksel aktiviteleri artırmak ve sağlıklı beslenme diyabetten korunmak için de önemli faktörlerdir.

2- Düzenli kalp, kolesterol ve tansiyon kontrolü

Diyabet hastalarında kalple ilgili sorunların görülme sıklığı, diyabeti olmayanlara göre 2-4 kat daha fazladır. Özellikle kandaki şeker yüksekliğine bağlı olarak kalp damar yapısı bozulmakta ve damar sertliği nedeniyle de damar tıkanıklıkları oluşmaktadır.

Şeker hastalarının, olası bir kalp hastalığı riskine karşı tansiyon ve kolesterol değerlerini düzenli olarak kontrol ettirmeleri de ayrı bir önem taşımaktadır. Çünkü hipertansiyon ve yüksek kolesterol, özellikle diyabetliler için sık görülen kardiyak sorunların başında gelmektedir.

Sigara kullanımı kalp hastalıklarından ölüm riskini en az 4 kat artırmaktadır. Bu nedenle sigaraya hiç başlamamak eğer içiliyorsa da bırakmak, özellikle diyabet hastaları için ayrı bir önem taşımaktadır.

3- Şeker ve böbrek fonksiyonu takibi

Diyabet, uzun dönemde böbrek sağlığını olumsuz etkileyen ve kişiyi böbrek yetmezliğine götürebilen önemli bir süreçtir.

Diyaliz tedavisi gören hastaların % 30-40’ında böbrek yetmezliğinin nedeni diyabete bağlı böbrek hasarıdır.

Uygun ilaç tedavisi, diyet ve egzersiz programı, kan şekeri düzeyi ile kan basıncı normal sınırlarda tutularak böbrekler diyabetin olumsuz etkilerinden korunabilmektedir.

Diyabet hastaları, böbrek fonksiyonlarını düzenli olarak takip ettirmeli ve kan şekeri seviyelerinin de uygun sıklıkla kontrolünü sağlamalıdır. Ayrıca kilo fazlalığı olan, az hareket eden, ailesinde diyabet bulunan gibi diyabet gelişimi riskine sahip kişilerin yılda bir kez kan şekeri ölçümü yaptırmaları, diyabetin erken tanısı ve etkin olarak tedavisi için önemlidir.

4 – Diyabetik ayak riskine karşı düzenli ayak bakımı

Diyabet hastalarında ayak bakımı çok önemlidir. Diyabetik ayak oluşması, uzuv kaybını da beraberinde getirebilir. Bu nedenle ayak bakımında bu kurallara mutlaka dikkat edilmeli:

  • Ayna yardımıyla her gün ayak parmak araları ve tabanı kontrol edilmelidir.
  • Ayaklar her gün yıkanmalı ve yumuşak bir havlu ile kurulanmalıdır.
  • Ayak yıkama suyunun ısısı ölçülmelidir. Çünkü ayaklarda olan his kaybı, şiddetli yanıklara sebep olabilir.
  • Ayak uzun süre sabun gibi kimyasala maruz bırakılmamalıdır. Bu durum çatlamaya yol açarak enfeksiyon riskini artırır.
  • Banyodan sonra kuru ciltlerde krem kullanılabilir ancak parmak aralarına krem sürülmemelidir.
  • Pedikür diyabetik hastalarda çok riskli olduğundan yapılmamalıdır. Pedikür yapılacaksa da mutlaka deneyimli bir elde ve hastanın kendi malzemeleriyle yapılmalıdır.
  • Tırnak batığına yol açmamak için tırnaklar küt bir şekilde kesilmeli, kenar uçları törpü ile düzeltilmelidir. Tırnak batık problemi varsa da kesme işlemini profesyonel bir kişinin yapması gerekir.
  • Evde bile mutlaka pamuklu çorap giyilmelidir. Çorabın çok sıkı olmaması, dikişsiz olması gerekir. Dikişler zamanla kronik temasla ayakta yaraya yol açabilir.
  • Ayakkabıyı giymeden önce içi kontrol edilmelidir. Ayakkabı içinde ufak bir cisim veya tabanın kalkması gibi durumlar deriye hasar verebilir. Ayakkabıların içi ılık bir bezle temizlenmeli ve mutlaka kurutulmalıdır.

5 – Görme kusurları oluşmadan düzenli göz taraması

Diyabetin hasar verdiği organlardan biri de gözlerdir. İyi kontrol edilemeyen diyabet, gözle ilgili bazı sorunları da beraberinde getirebilir.

Örneğin, katarakt oluşumuna sebep olmak veya kataraktın oluşumunu hızlandırmak, göz içi basınç artışı, lenste değişikliklere sebep vererek kırma kusurlarında değişiklikler/dalgalanmalar, retinadaki görme merkezinde ödem yaratarak görme kaybı, retinada yaygın hasar yaparak göz içi kanamaları/bant oluşumu ve hatta retina ayrışması gibi rahatsızlıklara neden olabilir. Bu yüzden hasar görmeden önce göz sağlığını denetim altına almak ve düzenli olarak taramalara gitmek çok önemlidir.

Gizli şekeriniz olduğunu nasıl anlarsınız?

Источник: https://indigodergisi.com/2017/12/diyabet-seker-hastaligi-oneriler/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.