Diyabet Nasıl Kontrol Altına Alınır?

içerik

Diyabet yönetimi: Yaşam tarzı ve günlük rutin kan şekerini nasıl etkiler?

Diyabet Nasıl Kontrol Altına Alınır?

Diyabet yönetiminin temeli denildiğinde genellikle ilk olarak kan şekeri kontrolü faktörü akla gelmektedir. Sonuçta diyabetle uzun bir hayat yaşamanız için kan şeker seviyesini belirtilen aralıklarda korumanız gerekmektedir. Ancak kan şekeri seviyenizde ki düşüş ve yükselişlerin sizi nasıl etkileyeceğini biliyor musunuz? Liste bazen şaşırtıcı olabilir.

Gıda

Diyabet yönetim planın bir köşe taşı da sağlıklı beslenmedir. Ancak kan şekeri düzeyinizi etkileyen şey tek başına yemek değildir. Ne kadar çok yediğiniz ve ne zaman yediğiniz de önemlidir.

Ne yapmalısınız:

  • Program yapın. Yemekten sonra yüksek olan kan şekeri seviyeniz bir veya iki saat sonrasında düşmeye başlar. Bu durumu lehinize kullanabilirsiniz. Her gün aynı saatlerde yemek ve öğünler arasında küçük atıştırmalıklar tüketmek kan şekeri düzeyindeki değişim miktarlarını azaltmaya yardımcı olabilir.
  • Her öğünde dengeli beslenmek. Her öğünde mümkünse nişasta, meyve, sebze, protein ve yemeklik yağ karışımlarını kullanmalısınız. Her yemek ve aperatifte karbonhidrat miktarının eşit olmasına dikkat etmelisiniz çünkü kan şekeri düzeyleri üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır.kan şekeri düzeyinizi dengede tutmak için beslenme tercihlerinizle ilgili doktorunuzla, hemşire ya da diyetisyenle görüşebilirsiniz.
  • Gıdaları doğru miktarlarda tüketin. Her gıda türü için uygun olan miktarı öğrenin. Sık tükettiğiniz gıdaların porsiyonlarını yazmak yemek planı oluşturmanıza yardımcı olabilir. Porsiyon büyüklüklerini ayarlayabilmek için ölçme bardağı veya ölçek kullanabilirsiniz.
  • Yemek ve ilaç düzenlemesi. Diyabet ilaçları ile karşılaştırdığınızda (özellikle insülin) çok az yiyecek türü tehli düşük kan şekerine (hipoglisemi) neden olabilir. Çok fazla yemek yemek kan şekeri seviyesinin aşırı yükselmesine (hiperglisemi) neden olabilir. Yemek ve ilaç koordinasyonunu nasıl sağlayabileceğiniz hakkında diyabet sağlık ekibiniz ile konuşmalısınız.

Spor

Fiziksel aktivite de diyabet yönetim planının önemli parçalarından bir tanesidir. Spor yaptığınız sürece kaslarınız enerji için şeker (glikoz) kullanacaktır.

Düzenli olarak yapılan fiziksel aktivite insülin düzeyini iyileştirmeye yardımcıdır. Yorucu egzersizlerin etkisi uzun süreli olurken, ev işleri, bahçe işleri ya da bir süre ayakta yapılacak işler gibi hafif aktivitelerin etkisi daha azdır.

Bu faktörler kan şekeri seviyenizi düşürmek için önem taşımaktadırlar.

Ne yapmalısınız:

  • Egzersiz planı oluşturmak için doktorunuzla görüşün. Sizin için hangi spor türünün uygun olduğunu doktorunuza danışın. Uzun bir süredir rahatsızsanız doktorunuz önce kalp ve ayak durumlarınızı kontrol etmeyi tercih edecektir. Kaslarınızı güçlendirmek ve dengeyi kurmak için egzersiz tavsiye edilebilir.
  • Egzersiz programı yapın. Rutin yemek ve ilaç programlarınızla uyumlu bir egzersiz programı yapabilirsiniz. Gün içerisinde egzersiz yapabileceğiniz en uygun zaman için doktorunuza danışın.
  • Rakamlarınızı bilin. Egzersize başlamadan önce hangi kan şekeri seviyelerinin sizin için uygun olacağını doktorunuzla konuşun.
  • Kan şekeri seviyesini kontrol edin. Kan şekeri seviyesini düşürmek için insülin veya ilaç kullanıyorsanız, egzersiz öncesi ve sonrasında kan şekeri seviyesini kontrol edin. Titreme, sersemleşme, sinirlilik, endişeli olmak, yorgun ya da aç hissetmek gibi uyarıların farkında olun.
  • Bol sıvı tüketin. Egzersiz yaparken bol su içmelisiniz çünkü dehidrasyon (vücudun susuz kalması)kan şekeri düzeyini etkileyebilir.
  • Hazırlıklı olun. Kan şeker seviyenizin düşmesine karşı, egzersiz sırasında her zaman yanınızda küçük bir aperatif ya da damla halinde glikoz hap bulunmalıdır. Egzersiz yaparken tıbbi kimlik bileziği takabilirsiniz.
  • İhtiyaçlarınıza göre bir diyabet tedavi planı ayarlayın. İnsülin kullanıyorsanız egzersizden önce dozunu ayarlamanız gerekecek ya da insülinden sonra egzersiz için birkaç saat beklemek gerekebilir. Doktorunuz uygun ilaç değişiklikleri konusunda size tavsiyelerde bulunabilir. Egzersizi rutinden biraz daha arttırmak isterseniz tedaviye göre ayarlama yapmanız gerekmektedir.

İlaç

Diyet ve egzersiz tek başına şeker hastalığının idaresinde yeterli olmadığı zamanlarda kan şeker seviyesini düşürmek için insülin ve diğer diyabet ilaçları tasarlanmıştır. Bu ilaçların etkinliği dozuna ve zamanlamasına göre değişmektedir. Diyabet harici bir durum için aldığınız ilaçlarda kan şeker düzeyinizi etkileyebilir.

Ne yapmalısınız:

  • İnsülini düzenli bir şekilde saklayın. Son kullanma tarihi geçmiş ya da yanlış yerleştirilmiş insülinin etkisi olmayabilir.
  • Doktorunuza sorunlarınızı bildirin. Kullanmakta olduğunuz diyabet ilaçları kan şeker seviyenizi aşırı derecede düşürüyorsa doz ve zamanlama ayarlaması yapılması gerekli olabilir.
  • Yeni bir ilaç alırken dikkatli olun. reçetesiz bir ilaç alacaksanız veya doktorunuz yüksek kolesterol ya da yüksek tansiyon gibi farklı bir hastalığın tedavisi için ilaç yazacaksa kan şeker seviyenizi nasıl etkileyebileceği konusunda doktorunuzla yada eczacınızla konuşun. Bazen alternatif ilaçlar sunabilirler.

Hastalık

Hastalandığınız zaman vücudunuz hastalıkla savaşmak için strese bağlı hormonlar üretebilir. Bu hormonlarda kan şekeri seviyenizi arttırabilir. İştah ve günlük aktivitelerinizde diyabet yönetiminizi güçleştirebilir.

Ne yapmalısınız:

  • Önceden plan yapın. Hastalık durumunda sağlık ekibinizle çalışarak günlük bir plan yapın. Kan şekeri ve idrar da ki keton seviyelerinizi hangi sıklıkla ölçtürmeniz gerektiğini, ilaçların doz ve zaman ayarlamalarını ve doktorunuza ne zaman gitmeniz gerektiğini planlayın.
  • Diyabet ilacınızı almayı bırakmayın. Sadece yemek yiyemeyecek kadar kusma ve bulantınız varsa doktorunuzu arayın. Hipoglisemi nedeniyle ilacınızı almayı bir süreliğine durdurabilir.
  • Diyabet yemek planınıza sadık kalın. Mümkünse her zamanki düzeninizde yemek yemelisiniz ki bu durum kan şekeri seviyenizi kontrol etmenize yardımcı olsun. Çorba, elma, kraker gibi sindirimi kolay gıdalar tüketin. Sıvı düzeyiniz için bol su veya çay gibi kalori içermeyen sıvılar tüketin.

Alkol

Karaciğeriniz normalde düşen kan şeker seviyesini dengelemek için şeker depolamaktadır. Alkol aldığınızda karaciğeriniz metabolizması yoğun bir şekilde çalışacağından kan şekeri seviyesi için ihtiyacınız olan desteği sağlayamayabilir. Alkollü içeceklerin bir çoğu alındıktan 8-12 saat sonrasında düşük kan şekerine sebep olabilir.

Ne yapmalısınız:

  • Alkol almak için doktorunuzun onayını alın. Alkol diyabet hastalığının komplikasyonları olan göz hastalıkları ve sinir hasarlarını daha da kötüleştirebilir. Diyabeti kontrol altına tutacak şekilde yemek sırasında alınabilecek bir alkole doktorunuzda onay verirse kullanabilirsiniz.
  • İçeceklerinizi dikkatli seçin. Light bira, şarap ve diğer alkollü içeceklerde daha az kalori ve karbonhidrat bulunmaktadır. Karışık içecekler tercih edecekseniz diyet soda, diyet tonik, soda ve maden suyu gibi şekersiz içeceklerle tüketebilirsiniz.
  • Kalorilerinizi sayın. Günlük kalori sayımınızda her alkolden aldığınız kalori miktarını da saymalısınız. Doktorunuza veya diyetisyeninize alkolü diyet planınızın içerisine nasıl dahil edebileceğinizi danışın.

Adet ve menopoz

Adetten bir hafta öncesinde ve adet sırasında hormon düzeyinde olan değişiklikler kan şekeri düzeylerinde önemli dalgalanmalara sebep olabilir.

Ayrıca menopoz döneminden birkaç yıl öncesinde başlayan hormon değişiklikleri kan şekeri düzeylerinde diyabet yönetimini zorlaştıracak değişimlere sebep olabilir.

Menopoz ve düşük kan şekerinin bazı belirtileri benzerlik gösterebileceği için tüketeceğiniz gıdaları düzenlememek hatalara neden olabilir.

Ne yapmalısınız:

  • Belirtileri izleyin. Aydan aya kan şekeri düzeyinizi dikkatli bir şekilde takip edin. Adet döngüsü ile ilgili dalgalanmaları tahmin etmek mümkün olabilir.
  • İhtiyaçlarınıza göre bir diyabet tedavi planı ayarlayın. Doktorunuz kan şekeri seviyesindeki değişiklikler için yeni bir yemek planı, aktivite düzeyi ve yeni diyabet ilaçları önerebilir.
  • Kan şeker seviyenizi daha sık kontrol edin. Menopoz döneminde ya da menopoza yaklaştıysanız kan şekeri düzeylerini takip etmek konusunda doktorunuzla tekrar görüşün. Ölçümleri daha sık yapmak gerekebilir ya da belirtileri taşıyorsanız doktorunuz düşük kan şekerini bu konuda değerlendirebilir.

Stres

Stresli olduğunuzda diyabet yönetim planını bırakmanız daha kolaydır. Bu dönemlerinizde daha az egzersiz, daha az sağlıklı besin tüketimi ya da daha az sıklıkla kan şeker ölçümü yaptırabilirsiniz ki bu da kan şekeri kontrolünü kaybetmek anlamına gelecektir.

Ne yapmalısınız:

  • Belirtileri izleyin. Kan şekeri seviyenizi ve stres düzeyinizi 1 den 10 a kadar numaralandırın ve not alın. Bu size belli bir fikir edinmenizde yardımcı olabilir.
  • Kan şekeri seviyenizi kontrol altına alın. Stresin kan şekeri seviyenizi nasıl etkilediğiniz öğrenmek için geriye dönüp seviyelerinize bakın. Rahatlama teknikleri öğrenin. Görevleri önceliklerine göre sıralayın. Mümkün olduğunda ortak stres faktörlerinden kaçının.
  • Yardım alın. Stresle başa çıkmak amacıyla yeni teknikler öğrenin. Stresin sebebini belirlemek, strese neden olan sorunları çözmek veya yeni başa çıkma teknikleri öğrenmek için psikolog veya sosyal hizmetler uzmanı ile çalışın.

Kan şeker düzeyinizi etkileyen faktörler hakkında daha fazla bilgi almak istiyorsanız sizi etkileyen konuları tahmin edebilir ve bunlara göre bir planlama yapabilirsiniz. Hedef aralığındaki kan şeker seviyesini koruyorsanız ve hala sorun varsa diyabet sağlık ekibinden yardım alabilirsiniz.

Источник: https://www.saglikveyasam.com/diyabet-yonetimi-yasam-tarzi-ve-gunluk-rutin-kan-sekerini-nasil-etkiler

Kalbi, diyabetten nasıl korumalı?

Diyabet Nasıl Kontrol Altına Alınır?

Milliyet yazarı Prof. Murat Tuzcu diyabet hastalarının kalp rahatsızlıklarından korunmak için izlemeleri gereken yolu yazdı. Diyabette yüksek tansiyonun kontrol altına alınması gerektiğini vurgulayan Murat Tuzcu’nun Milliyet gazetesinde “Diyabette kalbi nasıl korumalı?” başlığıyla yayımlanan (16 Ağustos 2015) yazısı şöyle:

***

Modern yaşamın yaygınlaştırdığı diyabet hastalığı, kalp krizi ve inmeye yol açarak birçok yaşamı karartıyor. Yeni yayımlanan bir bilimsel bildiri diyabeti olan bir kişi kalp damar hastalıklarından korunmak için ne yapmalı sorusuna cevap veriyor…

Sevda Hanım çalıştığı şirketin kuralları gereği 60 yaşına bastığı için sağlık kontrolünden geçti. Yıllardır doktor görmemişti. Açlık kan şekeri iki farklı ölçümde yüksek bulundu. Bunun üzerine kan şekerinin 3 aylık ortalama değerini gösteren bir test yapıldı. Bu testin sonucu da yüksek çıkınca tip 2 diyabet teşhisi kondu.

Doktor, tansiyonun da yüksek olduğundan dolayı mutlaka sağlıklı beslenerek ve düzenli spor yaparak kilo vermesi gerektiğini söyledi. 3 ile 6 ay içinde durumunda iyiye gidiş olmazsa ilaç tedavisine başlamak gerekeceğini ekledi.

Sevda Hanım, ilaç almayı hiç sevmezdi, yarardan çok zarar vereceklerini düşünüyordu. Beslenmesine dikkat ederek sorunu ilaçsız çözebileceğini söyleyerek doktorun muayenehanesinden ayrıldı. Sekiz ay sonra kontrole geldiğinde durumunda bir iyiye gidiş yoktu. Aksine tansiyonu da kan şekeri de daha yüksekti.

Zaten fazla olan kiloları biraz daha artmıştı. Doktora tekrar gelmesinin asıl nedeni bir arkadaşının diyabetik olan kocasının 55 yaşında ağır bir kalp krizi geçirmesiydi.

‘Benim de başıma aynı dert gelebilir’ diyerek ilaç alma fikrine kendini alıştırmaya çalışıyor, yeter ki kalp krizi ve inme gibi hastalıklardan  korunayım diye düşünüyordu.

Amerikan Kalp Birliği ve Amerikan Diyabet Derneği bu ay yayımladıkları ortak bir bilimsel makaleyle Sevda Hanım durumunda olan kişilerin kalp damar hastalıklarından korumak için ne yapmalı sorusuna cevap veriyorlar.

Alanlarında haklı bir şöhrete sahip, saygın birçok uzmanın katkılarıyla son halini alan makalede diyabeti olan bir kişinin kalp damar hastası olma riskinin aynı yaştan ve cinsten birine göre 2 – 4 kata daha fazla olduğu belirtiliyor. Bu riski düşürmek için ilk atılacak adımın sağlıklı beslenme ve düzenli sporla kilo vermek olduğunun altı çiziliyor.

Sağlıklı beslenme derken Akdeniz diyeti veya benzer bir beslenme tarzının benimsenmesi, şekerli besinlerin azaltılması, trans ve doymuş yağların yerine bitki kaynaklı doymamış yağların tercih edilmesi öneriliyor. Düzenli  egzersizin, kan şekeri kontrolunu kolaylaştırdığı, ciddi bazı komplikasyonları önlediği kanıtlarıyla anlatılıyor.

Üstünde önemle durulan bir nokta da şişmanlık sorunu. Fazla kilolu olan diyabetiklerin zayıflayıp ideal kiloya inmesinin önemi vurgulanıyor.

Çok şişman olanlarda mide küçültülmesi gibi cerrahi yöntemlerin işe yaradığını gösteren karşılaştırmalı araştırmalar sıralanıyor.

Gerekirse, ehil ellerde riski çok düşük olan bu ameliyatlarla diyabetik olan çok şişman kişilerin başarıyla tedavi edildiği belirtiliyor.

Kanda şeker çok yükselmemeli

Diyabetteki ana sorun, glikozun kullanımı için olmazsa olmaz insulinin az olması ya da hücrelerin var olan insüline direnç göstermeleridir.  Her 2 durumda da glikoz hücrelerin içine rahatça giremez, kanda dolaşmaya devam eder ve kan şekeri yükselir.

Hastalara ya ağızdan hap vererek ya da insulin iğnesi yaparak, bazen iki tedaviyi birlikte kullanarak kanda yükselmiş olan şeker normal sınırlara çekilir.  Kan şekerinin kontrol altında tutulması hayat kurtarıcıdır.

  Diyabet, küçük damarları tahrip ederek özellikle böbrekte, gözde ve sinirlerde ciddi sorunlara yol açar. Böbrek yetersizliğine, körlüğe ve “nöropati” denilen sinir hastalığına neden olur.

Kan şekerini kontrol altında tutmak küçük damar hasarını azaltarak bu dertleri önler.

Kan şekerini belli sınırlarda tutmanın kalp ve damarlara da yararı vardır. Kan şekeri kontrolünün büyük damarlar üstündeki etkisi küçük damarlarda olduğu kadar olumlu değildir.

Yapılan araştırmalar kan şekerini çok sıkı bir biçimde kontrol etmenin kalp krizi ve inmeden korunmada çok yararlı olmadığını düşündürüyor.

Uzmanlar, bu şaşırtıcı sonucun bir nedeninin kan şekerinin çok düşürülmesi olabileceğini söylüyor.

Hipoglisemi: İlaçlarla kan şekerini normal sınırlara çekeyim derken kandaki glikoz miktarını çok düşmesine yol açılabilir. Buna tıpta “hipoglisemi” denir. Kanda şekerinin yüksek olması kadar çok düşük olması da iyi değildir.

Doktor, Sevda Hanım’a diyet ve egzersiz tavsiyesinin yanı sıra metformin adlı bir ilaç verdi. Bu ilacın diğer bazı diyabet ilaçlarının aksine kilo aldırmadığını, kan şekerini aşırı düşürmediğini söyledi.

Yüksek tansiyon riski katlıyor

Diyabet çoğu zaman yüksek tansiyonla el ele giden bir derttir. Araştırmalar, her 4 şeker hastasından üçünde yüksek tansiyon olduğunu gösteriyor. İki kronik hastalığın ittifakı kalbe, böbreklere, beyne büyük tehdit oluşturur.

Bu tehyi çok iyi bilen doktorlar diyabeti olan hastaların kan basıncını mutlaka kontrolda tutmak isterler. Ama aynı kan şekerinde olduğu gibi tansiyonun aşırı düşürmesini de istemezler. Çünkü kan basıncının çok düşmesi bir dizi ciddi soruna yol açabilir. Hedeflenen tansiyon düzeyi hastadan hastaya az da olsa değişir.

Elde olan araştırmalara bakan birçok uzman, diyabetiklerde büyük tansiyonun 135 mmHg üstüne çıkmamasını tavsiye ediyor.

Tansiyonu 155/90 mmHg olan Sevda Hanım’a doktoru, şeker hastalarında böbrekleri koruyucu etkisi de olan, kısaca ACE baskılayıcı denilen gruptan bir ilaç verdi. Bir otomatik tansiyon ölçme aleti almasını ve evde kan basıncını ölçüp kaydetmesini istedi.

Diyabette statin almak önemli

Şeker hastalarına kan tahlili yapılınca çoğunda kan yağlarının anormal olduğu görülür. Trigliserid denilen yağ düzeyi yüksek, iyi kolesterol (HDL) ise düşük bulunur. Kötü kolesterol (LDL) düzeyi ise çoğu zaman çok yüksek değildir.

Bu değerleri gören doktorlar, ilaç verip trigliserid düzeyini düşürürsek,  HDL kolesterolü yükseltirsek hastaları kalp damar hastalıklarından koruruz diye düşündüler.

Bilim insanları bu hipotezleri sınamak için bir dizi araştırma yaptılar. Sonuçlar bu hedefler için geliştirilen ilaçların bir yarar sağlamadığını, hatta zararlı bile olabileceğinin gösterdi.

Buna karşılık statin verilen diyabetiklerde inme ve kalp krizi gibi sorunlara daha az rastlandığı ortaya çıktı.

Bilimsel veriler ne diyor?

Bu bilimsel verilere dayanarak diyabetik olan ama bilinen bir kalp damar hastalığı olmayan bir kişi için çok genç veya çok yaşlı değilse statin tedavisi tavsiye ediliyor. Yayınlanan ortak bildiride, kötü kolesterol düzeyi çok düşük olmadıktan sonra statinin bu hastaların hepsinde koruyucu olduğu belirtililiyor.

Statin ilaçlarının küçük de olsa kan şekerini yükselterek diyabete yol açtığı biliniyor. Bu yan etki hesaba katıldıktan sonra da statinlerin net etkisinin zarar değil yarar olduğunu belirten uzmanlar diyabetiklerde kalp krizi, inme ve ölümlerin azaltılması için statinlerin yararlı olduğunu vurguluyor.

Bu kanıtları göz önüne alan doktor Sevda Hanım’ın kötü kolesterolü 107 mg/dl olmasına rağmen her gün statin ilacı almasını tavsiye etti.

SON SÖZ: Sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, ideal kiloyu korumak diyabet olmamamızı sağlar, eğer diyabet varsa komplikasyonlardan korur. İlaçlar hastalığın yapacağı tahribatı daha da azaltır.

Источник: https://t24.com.tr/haber/kalbi-diyabetten-nasil-korumali,306475

Diyabetlilerin dikkat etmesi gereken 10 hastalık

Diyabet Nasıl Kontrol Altına Alınır?

Diyabet ömür boyu dikkat ve kontrol gerektiren bir hastalık. Bu süreçte doktor kontrolü aksatılmadığında ve hayat diyabetin gerekliliklerine göre düzenlendiğinde, kaliteli ve uzun bir ömür mümkün oluyor. Ancak diyabeti olanların, hastalığın kendisi kadar diğer hastalıklara karşı da dikkatli olması gerekiyor.

Çünkü diyabeti olanların kendi hastalıkları yanında diğer bazı hastalıklara karşı duyarlılıkları da artabiliyor ve bu ek rahatsızlıklar diyabet şikayetlerini artırabiliyor. Acıbadem Bağdat Caddesi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Yaser Süleymanoğlu, diyabet hakkında bilinmesi gereken önemli noktaları anlattı.

Göz hastalıkları

Diyabet kılcal damarları hedef alan bir hastalık. Kılcal damarlar da en çok göz, beyin, kalp ve böbreklerde bulunuyor. Bu nedenle diyabeti olanların göz sağlığına dikkat etmesi çok önemli.

Diyabet hastalarında kan şekeri yüksek seyir ettiği için gözün arka tabakasında bulunan kılcal damarların yapısı ve dolaşımı etkilenebiliyor ve zamanla göz kanaması ve körlük gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor.

Bununla birlikte gözün ön tarafında bulunan lenste de, şeker birikimi sonucunda katarakt meydana gelebiliyor.

Nasıl korunmalı?

Göz sağlığıyla ilgili sorun yaşamamak için diyabeti olanların açlık ve tokluk kan şekerini düzenli olarak kontrol ettirmesi gerektiğini belirten Dr. Süleymanoğlu, “Diyabetli bireylerde; açlık kan şekeri 100-110 mg ve tokluk kan şekeri 140 mg seviyesinde olmalı.

Ayrıca kan şekeri ortalamasını gösteren Hba1c seviyesi 6,2’in altına çekilmeli. Bununla birlikte diyabeti olanların 6-12 ayda bir rutin olarak detaylı göz muayenesi yaptırması da çok önemli. Muayenede arka göz, retina, lens durumu, göz tansiyonu, görme alanı ve keskinlik gözden geçirilmeli” diyor.

Göz muayenesinin diyabet konusunda uzmanlaşmış bir göz hastalıkları uzmanı tarafından yapılması gerekiyor.

Yüksek tansiyon

Diyabeti olanların yüzde 70’inde aynı zamanda tansiyon hastalığı da görülüyor. Dr. Süleymanoğlu; “Diyabetin en fazla zarar verdiği yerlerden biri damarlar olduğundan, diyabetle birlikte görülen tansiyon erken dönem organ kayıpları, inme, beyin kanaması, göz içi kanama ve kalp krizi gibi riskleri artırabiliyor” diyor.

Nasıl korunmalı?

Tansiyonu kontrol etmek için açlık kan şekerinin 100-110 mg, tokluk kan şekerinin ise 140 mg’ın altında tutulması ve sürekli kontrol edilmesi gerekiyor. Bununla birlikte kan basıncını da sürekli kontrol etmek çok önemli. Diyabette büyük tansiyon 12’in altında, küçük tansiyon ise 75’in altında olmalı. Ayrıca rutin kalp incelmesi de gizli kalp riskini ortadan kaldırıyor.

TOPLUMDA YANLIŞ BİR ALGI: DİYABET VE CİNSELLİK

Diş eti hastalıkları

Kan şekeri yüksek olan diyabetli hastalarda diş etlerinde şeker birikiyor. Bu durum diş etinin içinde birçok bakteri ve mantar oluşmasına neden oluyor ve diş eti iltihabı, diş eti çekilmesi ve erimesi gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Ek olarak diş eti iltihabı ve sorunu olan hastalarda kan şekerini kontrol altına almak zorlaşabiliyor.

Grip ve soğuk algınlığı

Diyabet, bağışıklık sistemini baskılayan bir hastalık ve kan şekeri yüksek seyir ettiğinde bu baskılanma daha da artabiliyor. Bu nedenle diyabet hastaları grip, nezle hatta zatürre gibi hastalıklara karşı diğer insanlara göre daha yatkın olabiliyor.

Kolesterol

Kontrol edilmeyen diyabet, tansiyon ve kolesterolün hayati risklere neden olabilecek bir üçgen olduğunu belirten Dr. Süleymanoğlu, “Özellikle LDL kolesterolün damar çeperini daraltarak tıkıyor. Bu nedenle diyabet hastalarında kalp krizi riski 4 kat artıyor” diyor.

Cilt hastalıkları

Cilt, vücudun diyabetten en çok etkilenen yerlerinden biri. Kılcal damarların diyabetten etkilenmesiyle dolaşımın azalması sonucunda ciltte kuruluk, egzama, mantar ve deri enfeksiyonları ortaya çıkabiliyor. Bununla birlikte özellikle ayak derisinin bozulması, diyabete bağlı ayak yarası riskini artırıyor.

Ayak yaraları

Diyabet hastalarının derisinde ve yumuşak dokularda normal insanlardan daha fazla glikoz yani şeker birikiyor. Bu şeker zamanla ayak derisinin kurumasına, his kaybına ve parmak arasında mantar meydana gelmesine neden olabiliyor. Ek olarak ayağın kemik yapısı bozulabiliyor ve farkına varılmayan yaralar oluşabiliyor.

Mide ve bağırsak hastalıkları

Uzun yıllar diyabet hastalığı olanlarda hazım sorunları ortaya çıkabiliyor. Gastroparezi olarak da adlandırılan “mide ve bağırsak tembelliği” hazım, emilim ve tuvalet alışkanlığını olumsuz etkiliyor. Buna ek olarak diyabet hastalarının çok fazla ilaç kullanması da mide ve bağırsak sorunlarına yol açabiliyor.

Obezite

Tip 2 olarak bilinen erken tip diyabet ortaya çıkmadan yıllar önce, insülin direnci nedeniyle kilo sorunlarının ortaya çıkabildiğini belirten Dr. Süleymanoğlu, “Obezite hastalarının yüzde 80’i hayatlarının devamında diyabet sorunuyla karşılaşıyor. Diyabet de sıklıkla fazla kilolu kişilerde görülüyor. Bu nedenle obezite ve diyabet birebir ilişki içindeki iki hastalık” diyor.

Depresyon ve stres

Stresli bir yaşamın hem diyabeti hem de tansiyonu olumsuz etkilediğini belirten Dr.

Süleymanoğlu, “Kan şekeri düzenli kontrol edilmediğinde ve ani düşme ve yükselmeler olduğunda hastalarda sinirlilik, uyku hali ve depresyon sorunları ortaya çıkabiliyor.

Ek olarak diyabet müzmin ve ömür boyu süren bir hastalık olduğu için hastalar bu süreci yaşamlarının ek bir yükü olarak görebiliyorlar ve bu da motivasyonlarını bozabiliyor” diyor.

Tip 1 Diyabet ve Tip 2 Diyabet Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey

Diyabet Nasıl Kontrol Altına Alınır?
Woman outdoors looking at camera

Diyabet 2 türdür, tip 1 diyabetinsüline bağımlı diyabettir.

Burada söz konusu olan genelde doğuştan, nadiren de daha ileri yaşlarda bağışıklık sisteminin pankreasa saldırarak insülin hormonu üreten hücreleri baskılaması sonucu ortaya çıkan bir sağlık sorunudur.

Bir Tip 1 diyabet hastası yaşamsal metabolik faaliyetlerinin devamlılığı için insülin enjeksiyonlarına mahkûmdur.

Tip 2 diyabet ise genetik eğilim rol oynasa da, esas sorumlu yanlış beslenme ve hareketsiz bir yaşamdır. Adeta çağın vebası haline gelen tip 2 diyabet, beslenme yanlışları ortadan kalktığında tam şifayla iyileşen bir hastalıktır.

Tüm diyabet hastalarının % 95’i tip 2 diyabet hastasıdır. Tıp dünyasının -aslen çok iyi bildiği- bu gerçeği unutması ve diyabeti ilaçla tedavi etmeye çalışmasının sonucunda, tamamen iyileşebilecek bir hasta, Tip 1 diyabette olduğu gibi insülin enjeksiyonlarına bağımlı bir hale gelmektir.

Şekeri yüksek olanların, kilo vermek için düşük kalorili diyet uygulaması doğru mu?

Doğru bir adım atmışsınız ama ilerlediğiniz yol yanlış. Doğru bir adım, çünkü şekerinizin yüksek çıkması beslenme düzeninizde bir değişiklik yapmanız gerektiği yolunda vücudunuzun size verdiği bir sinyaldir. Ama yol yanlış. Çünkü şekerinizi kontrol altına almak için düşük kalorili değil düşük glisemik indeksli bir diyet yapmanız gerekiyor.

Yani kaloriye falan takmayın, önemli olan yediğiniz yiyeceklerin vücutta şeker dalgalanmalarına yol açıp açmadığıdır. Bunu da yiyeceklerin glisemik indeksi belirler. Mesela yumurta, et, tavuk, sakatat, peynir, tereyağı yediğinizde hem kendinizi saatlerce tok hissedersiniz hem de kan şekeriniz dengeli seyreder. Neden? Çünkü bu yiyeceklerin glisemik indeksi sıfırdır.

Bunların yanına yine düşük glisemik indeksli sebzeler, salatalar eklediğinizde ise kan şekerinizin de, sağlığınızın da kontrolünü elinize almış olursunuz.

Seneler boyu tereyağı, zeytinyağı gibi sağlıklı yağlardan bucak bucak kaçmamızın ardında da kalori kısıtlaması saçmalığı yatıyor.

Vücudun günlük kalori ihtiyacını belirleyip, ‘bu sınırın içinde kal da ne yersin ye’ diyen bir sistem tamamen saçmalıktır.

Son derece önemli besin maddeleri içeren 70 kalori değerindeki bir yumurtayı, içi boyalar, katkı maddeleriyle dolu 70 kalorilik bir şekerlemeyle bir tutmak tam bir fiyaskodur. Düşünün hala bu yaklaşımla hastalarına beslenme önerileri veren diyetisyenler var!

Diyabet hastasıyım, kullandığım ilaçlar bir süre iyi gelmişti ama birkaç aydır, kan şekeri değerlerim yüksek seyrediyor. Doktorum daha yüksek bir doza geçilmesi gerektiğini söyledi. Ne yapmalıyım?

İşte diyabet ilaçları ile ilgili en önemli sorunlardan biriyle karşı karşıyasınız. Bu ilaçlar hastalığı tedavi etmez sadece maskeler. Bir süre sonra aldığınız doz şekerinizi dengelemeye yetmez daha yüksek bir doza başlamak zorunda kalırsınız.

Bu insülin iğnesine kadar giden bir yolculuktur. İğneye başladığınızda da bir süre sonra yine dozu artırmak zorunda kalırsınız.

Üstelik kan şekeriniz ilaçlar sayesinde düzgün seyrediyor gibi görünse de, Tip 2 diyabet vücuda hasar vermeye devam eder. Diyetinizden, egzersiz yapıp yapmadığınızdan bahsetmemişsiniz.

Doktorunuzun ilaçların mutlak tedavi olduğu şeklinde bir yaklaşımı olduğunu tahmin ediyorum.

Hatta bu mutlak tedaviyi verirken “Biraz da yediğinize içtiğinize dikkat ederseniz iyi olur” tavsiyesinde bulunmuştur. Tip 2 diyabet söz konusu olduğunda genel eğilim budur ve kesinlikle hatalıdır! Klinik tecrübelerime ve bilimsel kanıtlara dayanarak Tip2 diyabetin tam şifa ile iyileşebilen bir hastalık olduğunu, ilaçların ise hastalığı tedavi etmek bir yana derinleştirdiğini biliyorum.

Bir an önce bu kısır döngüden kurtulmanız gerekiyor.

Tip 2 diyabet (Şeker Hastalığı) ilaçsız tedavi olur mu?

Olur. Bunu tıp eğitimi alan herkes bilir –ya da bilmesi gerekir. Neden? Çünkü tüm ders kitaplarında yer alan bir bilgidir bu. Doğru bir beslenme modeli ve egzersiz diyabetin tam şifa ile iyileşebilmesinde altın standartlardır.

Daha ilk kontrolde hastasına diyabet ilacı veren doktor büyük bir yanlış yapıyordur. Neden? Çünkü ilaçlar diyabeti tedavi falan etmez, aksine daha vahim bir tablonun oluşmasına zemin hazırlar. Şekeriniz normal değerlerin biraz üstünde seyrediyor diye doktora gidersiniz, doktor hemen ilaç verir ve bir de bakmışsınız birkaç sene sonra kendinize insülin iğnesi yapmaya başlamışsınız.

Hastalığı kendi seyrine bıraksanız dahi bu kadar karanlık bir tabloyla karşılaşmazsınız! Sorunuza geri dönüyorum: Evet Tip 2 Diyabet tedavi edilebilen bir sağlık sorunudur, hem de % 95 başarı şansı vardır.

Yani bu ne demek? Hastaların sadece % 5’i ilaç kullanmak zorundadır.

Ama gelin bunu “Ne yiyorsun, nasıl besleniyorsun?” diye sormaya tenezzül bile etmeden önüne gelene diyabet ilacı yazan ‘uzmanlara’ anlatın!

Şeker hastasıyım nasıl bir diyet uygulamam gerekiyor?

Öncelikle buğdayı ve tüm buğday ürünlerini hayatınızdan çıkaracaksınız. Bu yelpazenin içine makarna, kurabiye, pasta, her çeşit ekmek, börek gibi yiyecekler giriyor. Özellikle genetiğine müdahale edilmiş buğday, hem gluten hassasiyetini hem de diyabet hastalığını tetikleyen önemli bir tehdittir.

Kan şekerinin bir anda fırlatan glisemik indeksi yüksek pilavdan, patatesten uzak durmalı, meyvelerle aranıza mesafe koymalısınız. Paketlerde satılan, katkı maddeleriyle dolu kalorisi bol besleyici değeri sıfır yiyeceklerden, sadece diyabetle savaşan değil sağlıklı yaşamak isteyen herkes bucak bucak kaçmalı.

Süt bol miktarda laktoz içerir ve diyetinizde yer almamalı. Daha detaylı bir beslenme rehberi için Tip 2 Diyabet İyileşir yazımı okumanızı tavsiye ediyorum.

Ailemdeki herkes şeker hastası, ben de ihtiyatlı olmak adına sabahları mutlaka kan şekerimi kontrol ediyorum ve şekerim normal çıkıyor. Başka dikkat etmem gereken bir husus var mı?

İhtiyatlı olmanız son derece akıllıca. Genetik miras önemli ama yaşam seçimlerinin çok daha önemli olduğunu sakın unutmayın. Genetiğinizde yazılı olan bir hastalık, siz doğru beslenir, hareket ederseniz yeşerecek toprak bulamaz. Ama şu hususa dikkatinizi çekmek isterim;

sadece açlık şekerini ölçmek size kan şekerinizin dengeli olup olmadığını göstermek için yeterli veri sağlayamaz. Mutlaka tokluk şekerinizi de ölçmeniz gerekiyor.

Akşam yemeğinde ağzınıza attığınız ilk lokmadan tam iki saat sonra, yaptığınız ölçüm tokluk şekerinizi gösterir. Çoğu hastada açlık şekeri kabul edilebilir değerlerde iken tokluk şekeri çok yüksek olabiliyor.

Kan şekerinizin nasıl seyrettiğini gösteren son derece önemli bir test daha var: HbA1c.

Kan şekerine bağlı olarak alyuvarlarda oluşan bir proteini ölçen bu test üç aylık ortalama kan şekeri hakkında bilgi verir. Ayrıca açlık insülin seviyesi de mutlaka ölçülmesi gereken bir değerdir. Açlık insülin seviyesinin 5’in altında olmasını tavsiye ediyorum. Ölçümleriniz dışında yediklerinize, içtiklerinize dikkat etmeyi, hareketli bir yaşam sürmeyi de ihmal etmeyin lütfen.

Doktorum Tip 2 Diyabet hastası olduğumu söyledi. İlaç ve kilo fazlam olmadığı halde egzersiz önerdi? Yoğun bir iş tempo var, zayıfım da, sadece ilaç alsam, egzersiz yapmasam olur mu?

Olmaz, mutlaka egzersiz yapmalısınız. Çünkü egzersiz diyabete karşı en etkili silahlarınızdan biridir. Düzenli egzersiz kan şekerini kontrol altında tutar. Bunun arkasındaki mekanizmayı basit bir şekilde anlatmak gerekirse; egzersiz sırasında kandaki şeker kaslar tarafından kullanılır, dolayısıyla da kan şekeri seviyesi dengelenmiş olur.

Doktorunuz egzersiz önermekte haklı ama diyetinize müdahale etmemiş olması yanlış. Hele hele “diyet ve egzersizle kontrol altına alınabilecek bir sağlık sorunu” için hemen ilaca başlaması daha da yanlış. Tırnak içindekileri ben değil tüm ders kitapları söylüyor. Kendisini ve tüm hekimleri tıp ders kitaplarında yazılı bu temel bilgiyi hatırlamaya davet ediyorum!

İlaç tedavisi, sorunu tedavi etmez sadece baskılar ve zaman içinde giderek daha yüksek dozda ilaca, en sonunda da insülin iğnesine bağımlı hale gelirsiniz. Zayıf olmanız tabii ki lehinize bir durum, ama bu doğru beslendiğiniz anlamına gelmiyor! Zaten Tip 2 diyabet teşhisi konmuş olması da beslenme modelinizin yanlış olduğunun en iyi göstergesi.

Makarnayı, ekmeği, böreği, çöreği kısacası tüm buğday ürünlerini, pirinci, pilavı, tatlıyı, işlenmiş gıdaları hayatınızdan çıkarın.

Et, balık, tavuk, ciğer, yumurta gibi hayvansal protein kaynakları, zeytinyağı, tereyağı gibi sağlıklı yağlar ve mevsim sebzelerinden bir diyet kan şekerinizi dengelemeye yardımcı olacaktır -tabii egzersizle birlikte. Egzersiz kelimesini duyup da korkmayın lütfen.

Her gün düzenli olarak yürümeye gayret edin ve bir saati hedefleyin.

Ayrıca hemen ilaç yazmak yerine, hayatınızdaki olumlu değişikliklerin kan şekerinizi dengelemeye yeterli olup olmadığını görmeye hevesli bir doktorla yola devam etmenizi öneriyorum.

Çünkü Tip 2 diyabet hastalarının neredeyse tamamı doğru bir beslenme ve hareketli bir yaşam ile tam şifa ile tedavi olur. Hemen diyabet ilacı reçete eden bir doktor, dersini iyi çalışmamıştır.

Şeker hastalığının böbrekleri, gözleri vurduğunu hatta bunamaya neden olduğunu duydum, doğru mu?

Hepsi doğru. Kalp krizinin en önemli nedenlerinden biri diyabettir. Alzheimer ve diyabet arasında da yakın bir ilişki olduğunu gösteren önemli bulgular var. Böbrek yetmezliği, gözlerde körlüğe kadar giden harabiyet, iyileşmeyen ayak yaraları, sinirlerdeki hasar yüzünden meydana gelen vücut ağrıları da diyabetle el ele yürüyen ciddi sağlık sorunlarıdır.

Kısacası karşınızda tüm sistemi sinsice iflas noktasına getiren ölümcül bir hastalık var.

Источник: https://www.mutluvesaglikli.com/tip1-tip2-diyabet-hakkinda-her-sey/

Tip 2 Diyabet: Nedir? Kimlerde Gelişir? Nasıl Kontrol Altına Alınır?

Diyabet Nasıl Kontrol Altına Alınır?

  • tweet 
  • paylaş 
  • paylaş 
  • save 
  • paylaş 
  • paylaş 
  • paylaş 
  • paylaş 
  • e-posta 

Ülkemizde şeker hastalığı olarak da bilinen diyabet, kan şekeri olarak da adlandırılan kandaki glikoz miktarı çok yüksek olduğunda oluşan bir hastalıktır. Kan şekeri vücudun ana enerji kaynağıdır ve yediğiniz gıdalardan gelir.

Pankreas tarafından üretilen bir hormon olan insülin, gıdalardan enerji üretmek için glikozun hücrelerinize girmesine yardımcı olur. Tip 2 diyabet türünde vücudunuz yeterli insülin üretemez ya da insülini iyi kullanmaz.

Yeterli insülin olmadığı için glikoz kanınızda kalır ve hücrelerinize ulaşmaz.

İyi haber ise, tip 2 diyabetin gelişimini engelleyebilir veya geciktirebilirsiniz.

Tip 2 Diyabet Daha Çok Kimlerde Görülür?

Tip 2 diyabet her yaşta ortaya çıkabilir. Ancak daha çok orta yaşlı ve yaşlı insanlarda görülür. 45 yaş ve üzerindeyseniz, ailenizde diyabet öyküsü varsa veya aşırı kilolu veya obez olmanız durumunda tip 2 diyabet geliştirme riskiniz de artar.

Fiziksel hareketsizlik ve yüksek tansiyon gibi bazı sağlık sorunları, tip 2 diyabet geliştirme riskinizi arttırır. Prediyabetiniz varsa veya hamile kaldığınızda gebelik diyabetiniz olduysa, tip 2 diyabet geliştirmek olasılığınız daha yüksektir.

Diyabetin Belirtileri Nedir?

  • Aşırı susama ve idrara çıkma
  • Fazla acıkma
  • Yorgunluk
  • Bulanık görüş
  • El ve ayaklarda uyuşma ve karıncalanma
  • Geç iyileşen yaralar
  • Açıklanamayan kilo kaybı

Tip 2 diyabet belirtileri genellikle birkaç yıl içerisinde yavaş yavaş gelişir ve hafif olabileceğinden bunları fark etmeme ihtimaliniz vardır. Çoğu insan belirti dahi göstermez. Bazı insanlar bulanık görme veya kalp rahatsızlığı gibi şeker hastalığıyla ilgili sağlık sorunları ortaya çıkana kadar hastalığa yakalandıklarını farkedemeyebilirler. O yüzden düzenli aralıklarla hekim kontrolünde kan şekeri testi yaptırmak çok önemlidir.

Tip 2 Diyabet Neden Olur?

Tip 2 diyabetin olası sebepleri şunlardır:

  • Fazla kilo ve obezite – fazla kilolar ve özellikle de bel çevresindeki yağ oranının yüksek olması
  • Fiziksel olarak aktif olmamak
  • İnsülin direnci – kaslar, karaciğer ve yağ hücrelerinin de insülini kullanamaması ve dolayısıyla vücudun daha çok insüline ihtiyaç duyması
  • Genetik faktörler

Tip 2 Diyabet Nasıl Teşhis Edilir?

Tip 2 diyabet kan testleri baz alınarak teşhis edilir. Bu testlerin başında açlık kan şekeri ölçümü, genel kan şekeri ölçümü ve son 3 aydaki kan şekeri seviyesini ölçen A1C testi gelir.

Tip 2 Diyabet İçin Hangi İlaçları Kullanmak Gerekir?

Doktorunuz tarafından belirlenecek diyabet tedavi programı çerçevesinde, insülin gibi cildinizin altına enjekte ettiğiniz ilaçları içerebilecek diyabet ilaçlarına ihtiyacınız olabilir.

Zamanla, kan şekerinizi düzenlemek için birden fazla ilaç kullanmanız gerekebilir.

Ayrıca yüksek tansiyon, yüksek kolesterol veya diğer koşulları kontrol altında tutmak için de ilaçlara ihtiyacınız olabilir.

Tip 2 Diyabetten Korunmak İçin Ne Yapmak Gerekir?

Yapılan araştırmalar, hastalık için risk faktörleri mevcut ise tip 2 diyabet geliştirme riskinizi azaltmak için alabileceğiniz önlemler olduğunu göstermiştir. Riskinizi azaltmak için yapabileceğiniz bazı şeyler:

  • Fazla kilolarınız varsa kilo verin ve kilonuzu koruyun. Mevcut kilonuzun yüzde 5-7’sini kaybederek şeker hastalığını önleyebilir veya geciktirebilirsiniz.
  • Daha fazla hareket edin. Haftada en az 5 gün yürüyüş gibi en az 30 dakikalık fiziksel aktivite yapın. Yavaş başlayın ve düzenli olarak fiziksel aktivite yapmayı ihmal etmeyin.
  • Sağlıklı beslenin. Her gün yediğiniz kaloriyi azaltmak için porsiyonlarınızı azaltın. Az yağlı gıdalar seçmek, kaloriyi azaltmanın başka bir yoludur. Tatlandırılmış içecekler yerine su içmeyi tercih edin.

Tip 2 Diyabet Geri Çevrilebilir Mi?

Bu sorunun cevabı şimdiye kadar hayır idi ancak son yapılan araştırmalarda kontrollü kilo verme ile hastaların tip 2 diyabet hastalığını önemli ölçüde geri çevirebildikleri ortaya çıktı.

Diyabet konusunda “dönüm noktası” olarak kabul edilen çalışmaya göre, kilo vermeyi tetiklemesi amacıyla 17 hafta boyunca sıvı karışımlar ile beslenen fazla kilolu tip 2 diyabet hastalarından 15 kilo ve daha fazla verenlerin %86’sında kayda değer bir gerileme görüldü.

» Devamını okuyun: “Tip 2 Diyabette Dönüm Noktası: Newcastle Araştırması ve Geri Çevrilebilir Diyabet”

  • tweet 
  • paylaş 
  • paylaş 
  • save 
  • paylaş 
  • paylaş 
  • paylaş 
  • paylaş 
  • e-posta 

Yazının içeriğini faydalı buldunuz mu?

Источник: https://sariserum.com/tip-2-diyabet-nedir-kimlerde-gelisir-nasil-kontrol-altina-alinir/

Gebelik Diyabetinden Korunmak İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler

Diyabet Nasıl Kontrol Altına Alınır?

Memorial Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Cihat Şen, gebelik diyabeti ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.

Yaklaşık 40 haftalık heyecanlı bekleyişte ortaya çıkabilen gestasyonel diyabet yani gebelik diyabeti, pek çok anne adayını endişelendiriyor. Daha önce kan şekeri hiç yükselmemiş kadınlarda da gebelik diyabeti görülebiliyor.

Ancak düzenli beslenme ve egzersizin yanı sıra gerekli hallerde ilaç desteğiyle kontrol altına alınabilen bu tabloyla hem anne hem de bebekte herhangi bir sorun ortaya çıkmıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü, Perinatal Tanı ve Tedavi Merkezi’nden Prof. Dr.

Cihat Şen, gebelik diyabeti ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.

Açlık kan şekerine göre yapılıyor

Sıklıkla doğumun ardından normale dönse de, gebelik diyabeti yaşayan kadınların yüzde 40’ında 20 yıl içinde diyabet gelişebilmektedir. Bu nedenle düzenli egzersiz yapmaya, sağlıklı beslenmeye ve pankreası idareli kullanmaya özen gösterilmelidir. Gebelik diyabeti kontrolü, bebek bekleyen her kadına uygulanan rutin bir testle yapılmaktadır.

Şeker yükleme testi olarak adlandırılan taramanın öncesinde açlık kan şekeri kontrol edilmektedir. Açlık kan şekeri 125’in üzerinde olan kişiler diyabetiktir. Ölçüm sonucu 95-125 arası olanların da önemli bölümü diyabet hastası olabilmektedir. Bu gruba yükleme testi uygulanmaz ancak günlük kan şekeri takibine alınarak, kontrol edilir.

Kan şekeri seviyesi 95’in altında olan kadınlarda ise diyabet olmaz ve 75 gram glikoz içirilerek genel durumu kontrol edilir. Verilen içecek bağırsaktan emilerek karaciğere gider, orada işlenerek de kana geçer. Kan şekeri seviyesi 95’in altında olan ve şeker yükleme testi yapılan anne adaylarında seviye artsa da, bu düzey asla 200-300’e çıkmaz.

Öte yandan toplumda yanlış bilinenin aksine glikoz yüklemesinin bebeğe hiçbir zararı yoktur. Çünkü vücuda giren glikoz, gündelik yaşamda tüketilen şekerden hayli farklı bir yapıdır.

Daha önce iri bebek dünyaya getiren, ailesinde diyabet hastalığı ya da gebelik diyabeti olan kişiler ile 35 yaşın üzerindeki obez kadınlarda gebelik diyabeti görülme oranı daha yüksektir.

Amaç, şeker düzeyini dengelemek

Hamile kadınların, şekeri işleme mekanizması iyi çalışmayabilir. Bu sürecin bozulması ve şekerin hücre içine sokulamaması ise hücrenin bunu kullanamaması anlamına gelir. Sonuçta da kan şekeri yükselerek, diyabet hastalığı ortaya çıkar.

Diyabet tedavisinde kullanılan ilacın görevi, glikozun hücre içine girmesini sağlamaktır. Tedavinin öncelikli amacı, kandaki şeker düzeyini normale döndürmek; ikincisi de iyi çalışması için hücrenin içinde kullandırılmasıdır. Bu durum hamilelik dışında bir sorun yaratmaz.

Ancak plasentanın büyümesine bağlı olarak gebelik hormonları çok yükselir. Bu hormonlar da glikozun hücre içine girmesini zorlaştırmaktadır.

Test bebeğe zarar vermiyor

Enerji için hem anne, hem de onun vücudunda hızla büyüyen bebek şekere ihtiyaç duyar. Dolayısıyla glikoz, plasentadan öncelikli geçer. Ancak gebelik öncesi sınırda olan bu sistem, özellikle önceden diyabete eğilimi olan kadınlarda üst sınıra çıkabilmektedir.

Bu durumda glikoz anneye zarar verebilir ama fetüsün organlarında herhangi bir sorun yaratmaz. Çünkü plasentadan ne kadar şeker geçerse geçsin, fetüsün sonsuz ayarlama kapasitesine sahip pankreasında insülin yapımı o kadar çok olur.

Ancak insülin aynı zamanda büyüme hormonu da olduğundan bebeklerin iri ve kilolu doğmasına yol açabilir. Buradaki bir diğer önemli nokta da glikoz alımına alışkın olan bu bebekler, dünyaya geldikten sonra buna uygun beslenmese de insülin salgılanmaya devam eder.

Dolayısıyla diğer bebeklere göre daha çok şeker vermek gerekebilir. Aksi takdirde kan şekeri oranları hızla düşer. Yenidoğanda bebek hipoglisemisi büyük önem taşımaktadır.

Çünkü bu gruptaki bebeklerin 30-40 yaşına geldiğinde diyabet hastası olma ihtimali yüzde 20 seviyesindeyken, annesi ya da kardeşlerinde diyabet varlığı halinde bu oran daha da artmaktadır. Bu bebeklerin sağlığını koruyabilmesi için yaşam boyu egzersiz ve diyet yapması gerekmektedir.

Günlük kalori alımını 250-300 kalori artırmak yetiyor

Gebeliğin belli döneminde doyma çıtası yukarı çıkar ve bu da anne adayının aç kalmamasını sağlar. Öğün aralarının altı saatten çok olması kan şekerinin düşmesine yol açar ki düşük kan şekeri, bebeğe şekerin yükselmesinden daha çok zarar verir. Bunun için de iştah artışı oluşur.

Doyma sınırı yükseldiği için daha çok yemek yenir. Ancak bebek bekleyen kadınların gebelik öncesine göre fiziksel aktivitesi kısıtlandığından, aldığı kaloriyi yakması zorlaşır. Beslenmeyi normale döndürme konusunda anne adayları 10 güne ihtiyaç duyar. Beyin, ortalama 10 günde terbiye edilebilmektedir.

Anne adayının gebe değilken tükettiği porsiyonun aynısını gebelikte de tüketmesi önerilmektedir. Gerekirse masadan aç kalkılmalıdır. Bu sayede doyma merkezi olması gereken sınıra iner. Örneğin; 1.70 metre boyunda, 70 kilo ağırlığında bir kişinin ihtiyacı günlük 1800-2000 kaloridir.

Gebeliğin ikinci döneminde buna ortalama 250-300 kalori eklemek gerekir. Bir kutu kolanın 250 kalori olduğunu düşünülürse, bu içeceğin tüketilmesi halinde alınması gereken günlük miktar tamamlanmış olur.

Oysa bunun yerine kahvaltıdan bir parçanın ayrılıp kuşlukta, öğle yemeğinden bir parça ayırarak ikindide, akşam yemeğinde de yoğurt, meyve gibi bir bölümü ayırarak yatsı zamanında tüketmek gerekir. Böylece dört saati aşan açlıklarla da karşılaşılmaz.

Dengeli ve düzenli beslenmenin yanı sıra sisli, rüzgarlı olmayan havalarda 15-20 dakikayı aşmayan yürüyüş ya da egzersiz yapmak da gerekmektedir. Diyabetle mücadelede en önemli koruyucu egzersizdir. Her türlü önleme karşılık kan şekeri seviyesi yine de yüksek çıkan gebelerde üçüncü aydan sonra ilaç desteğine başlanmaktadır.

Gebelik diyabetinden korunmak için bu önerilere kulak verin

Bebek bekleyen anne adaylarına gebelik diyabetine karşı beslenme önerileri şöyle sıralanmaktadır:• Tatlı, tadımlık olmak kaydıyla yasak değildir.• Kahvaltıda birkaç ince dilim ekmek tüketilebilir.• Kalori normal sınırlardaysa, diğer öğünlerde ekmek kaldırılmalıdır.

• Gebelik öncesindeki porsiyon oranları artırmadan devam etmelidir.• Bir öğünde ekmek tüketildiyse beraberinde pilav, börek, makarna veya tatlı tüketilmemelidir.• Bir öğünde börek tüketip, aynı gün başka bir öğünde makarna tüketildiyse o gün pilav veya ekmek tüketilmemelidir.

• Günde 15-20 dakikayı aşmayan yürüyüş ya da egzersizler atlanmamalıdır.

Источник: https://hamileyim.net/gebelik-diyabetini-kontrol-altina-alin/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.