Diyabet Tedavisi Yaşam Boyu Sürüyor

Diyabet Tedavisi, Nasıl Geçer?

Diyabet Tedavisi Yaşam Boyu Sürüyor

Diyabet günümüzün en yaygın sağlık sorunlarından biri olarak görülmektedir. Diyabet genellikle kalıtımsal ve çevresel etkenler nedeniyle oluşan, kan glikoz seviyesinin aşırı derece çok yükselmesi ile oluşan bir sağlık sorunudur diyebiliriz. Vücudunuzun metabolizmasını da etkilemektedir. Diyabet, normal glikoz seviyesini korumak için yeterli insülin üretimi yapamamaktadır.

Diyabet genellikle yetişkinleri etkileyen bir sağlık sorunudur. Ancak çocukluk çağında obezite sorunu olan çocuklarda da diyabet görülmektedir. Diyabetin tam olarak bir tedavisi bulunmamaktadır.

Ancak yapacak olduğunuz birkaç yaşam değişikleri ile bu hastalığın belirtilerini en aza indirebilirsiniz. Yapacak olduğunuz bu yaşam değişikleri genellikle yemek düzeni ve egzersizleri kapsamaktadır.

Bunların yetersiz olduğu noktalarda ise, diyabet ilaçları veya insülin tedavisi gerekebilir.

Diyabetin belirtileri genellikle yavaş yavaş kendini belli etmektedir. Kimi kişilerde yıllarca bu hastalık bulunmakta ancak farketmemektedir. Bu belirtiler ise şöyle sıralanmaktadır;

  • Artan susuzluk ve sık idrara çıkma: Kanınızda bulunan aşırı şeker, dokulardan çekilecek olan sıvı miktarını etkiler. Bu da sizi susuz bırakabilir. Sonuç olarak, bu sizleri daha çok su içmeye itebilir ve bu nedenle idrarınız normalden fazla olabilir.
  • Çok acıkmaya başlama: Yeterli insülin olmadan hücre içine şeker taşımak için, kaslarınız ve organlarınız enerji tüketmiş olur. Bu da sizlerin yoğun bir şekilde aç olmanıza neden olur.
  • Kilo kaybı: Her zamankinden daha fazla yemek yemenize rağmen kilo verebilirsiniz. Glikozu metabolize etme kabiliyeti olmadan, vücut kas ve yağ depolamadan alternatif yakıtlar kullanmaktadır.
  • Yorgunluk: Hücreleriniz şeker yoksunu ise, yorgun ve sinirli hale gelebilirsiniz.
  • Bulanık görme. Kan şekeri çok yüksek ise, sıvı gözlerinizden çekilmiş olabilir. Bu odaklanma yeteneğini etkileyebilir.
  • Yaralar ya da yavaş iyileşen yaralarınız: Diyabet iyileşmenizi ve enfeksiyonları karşı korunma yeteneğinizi etkiler.
  • Kararmış deri alanları: Genellikle koltuk altı ve boyun gibi bölgelerde bazı kişilerde buruşma ve kararmalar meydana gelmektedir. Akantozis nigrikans denilen bu durum, insülinin direncinin bir belirtisi olabilir.

Yukarıda sizlere vermiş olduğumuz bu belirtilere sahipseniz, vakit kaybetmeden doktora görünmeniz gerekmektedir.

Diyabet Nedenleri Nelerdir?

Diyabetin tam olarak nedeni bilinmemektedir ancak genetik ve aşırı kilo, hareketsizlik gibi çevresel faktörlerin neden olduğu düşünülmektedir. Bu kapsamda diyabet oluşumunda, insülin ve glikozun büyük önemi bulunmaktadır. İnsülin kanda şeker miktarını düşürür. Kanda şeker seviyesi düştükçe, pankreas insülin salgılanmasını yapar.

Glikoz – şeker – kas ve diğer dokuları oluşturan hücrelerin ana enerji kaynağıdır. Glikozun iki önemli kaynağı; gıdalar ve karaciğerdir. Karaciğer glikoz yapar ve depolar.

  1. Fazla kilolar, diyabet için birincil risk faktörüdür.
  2. Vücudunuzda bulunan yağ dağılımı da diyabeti tetiklemektedir.
  3. Hareketsizlik. Ne kadar az hareket ederseniz, diyabet riskiniz daha da artar. Fiziksel aktivite, kilonuzu kontrol etmenize yardımcı olur.
  4. Aile geçmişiniz. Eğer ailenizde diyabet hastası varsa, sizlerde risk altında olmaktasınız.
  5. Yaş. Özellikle 45 yaş üzeri kişiler risk altındadır, ancak diyabet gençler ve genç yetişkinler arasında önemli ölçüde artmaktadır.
  6. Prediyabet. Kan şekeri seviyesi normalden daha yüksek olduğu durumdur, ancak diyabet gibi yeterince yüksek değildir. Tedavi edilmediğinde prediyabet, diyabet olarak karşımıza çıkar.
  7. Polikistik over sendromu. Kadınlar için, polikistik over sendromu olan – düzensiz adet dönemleri, aşırı saç dökülmesi ve obezite – diyabet riskini artırır.

Diyabet tanısı için yapılacak olan testler şunlardır;

  • Glikozile hemoglobin (A1C) testi: Bu kan testi son iki üç ay boyunca ortalama kan şekeri seviyesini gösterir.
  • Rastgele kan şekeri testi: Bir kan örneği rastgele bir zamanda alınacaktır.
  • Aç kan şekeri testi: Kan örneği bir gece aç kaldıktan sonra alınacaktır. Açlık kan şekeri seviyesi en az 100 mg / dL (5.6 mmol / L) normaldir.
  • Oral glukoz tolerans testi: Bu test için, bir gecede hızlı bir test ve açlık kan şekeri düzeyi ölçülür.

Diyabet Tedavisi Nasıl Yapılır?

Diyabet tedavisi yönetimi için yapmanız gerekenler şöyle sıralanmaktadır;

1.Sağlıklı Beslenme

Popüler anlayışın aksine, belirli bir diyabet diyeti var. Ancak yüksek lif, düşük yağlı gıdalar ile diyeti ortalamak önemlidir.

  • Meyve
  • Sebze
  • Kepekli tahıllar

Ayrıca daha az hayvansal ürünler, rafine karbonhidrat ve tatlılar tüketmek gerekir. Düşük glisemik indeks gıdalar da yararlı olabilir. Diyetisyen ile birlikte sağlık hedeflerinizi, yiyecek tercihlerinizi ve yaşam tarzınıza uygun bir yemek planınızı yapabilirsiniz.

2.Fiziksel Aktivite

Diyabeti olan kişiler düzenli olarak egzersiz yapmalıdırlar. Yürüyüş, yüzme ve bisiklete binme sizlere bu konuda yardımcı olan aktivitelerdendir. En önemli şey günlük rutin fiziksel aktivitelerinizi yapmanızdır.

Günlük egzersizlerinizi en az 30 dakika halinde yapmaya özen gösterin. Egzersizlerinizin süresini yavaş ve kademeli olarak artırın. Halter ya da yoga haftada iki kez olarak direnç eğitimi ile kombine edilebilir. Fiziksel aktivitelerin kan şekerini düşürdüğünü unutmayın.

Herhangi bir faaliyet öncesinde kan şekeri seviyesini kontrol edin.

3.Kan Şekeri Takibi

Tedavi planına bağlı olarak, insülin seviyeniz normalin dışında ise, bir gün içerisinde birkaç kez kan şekeri takibini yapmanız gerekecektir. Bazen, kan şekeri düzeyleri öngörülemeyen seviyelerde çıkabilir. Bunları, diyabet tedavi ekibi yardımıyla, gıda, egzersiz, alkol, hastalık ve tedaviye yanıt kapsamında yeniden planlamanız gerekmektedir.

4.Diyabet İlaçları ve İnsülin Tedavisi

Diyabeti olan bazı insanlar yalnız diyet ve egzersiz ile hedeflenen kan şekeri düzeylerini elde edebilir. Ancak birçoğunda da diyabet ilaçları veya insülin tedavisi gerekir. İlaçların hangisinin en iyi olacağına karar verilmesi kan şekeri seviyesine ve sahip olduğunuz herhangi başka bir sağlık sorunları dahil olmak üzere birçok faktöre bağlıdır. İlaçlar ise şunlardır;

  • Metformin (Glucophage, Glumetza, diğerleri)
  • Sülfonilüreler
  • Meglitinidlerin
  • Tiazolidinedionlar
  • DPP-4 inhibitörleri
  • GLP-1 reseptör agonistleri
  • SGLT2 inhibitörleri

İnsülin Tedavisi

Diyabeti olan bazı insanlarda insülin tedavisi gerekir. Bu kapsamda alınabilecek olan ilaçlar şunlardır;

  • İnsülin glulisin (Apidra)
  • İnsülin lispro (HUMALOG)
  • İnsülin aspart (NOVOLOG)
  • İnsülin glargin (Lantus)
  • İnsülin detemir (Levemir)
  • İnsülin isophane (Humilin N, Novolin H)

5.Obezite Cerrahisi

Eğer diyabet hastasıysanız ve vücut kitle indeksi (İ) 35’den büyükse, kilo kaybı cerrahisi (obezite cerrahisi) bir çözüm olabilir.

Kan şekeri düzeyleri gerçekleştirilen prosedüre bağlı olarak, kişilerin yüzde 95’i ile 55’i arasında iyileşme sonucu vermektedir. Cerrahinin dezavantajları, yüksek maliyetli olması ve ölüm riskidir.

 Buna ek olarak, köklü yaşam tarzı değişiklikleri, gerekli ve uzun vadeli komplikasyonlar, beslenme eksiklikleri ve osteoporozda olabilmektedir.

6.Hamileler İçin

Diyabeti olan kadınların gebelik sırasında tedavilerini değiştirmeleri gerekmektedir. Birçok kadın hamilelik sırasında insülin tedavisine ihtiyaç duyacaktır. Kolesterol düşürücü ilaçlar ve bazı tansiyon ilaçları gebelik sırasında kullanılamaz. Eğer diyabetik retinopati belirtileri varsa, gebelik sırasında kötüleşebilir. Bunun için ayrıca doktorunuz ile görüşün.

7.Alternatif Tıp

Genellikle alternatif tıp diyabet konusunda başarısızlıklara yol açmaktadır. Eğer her şeye rağmen alternatif tıp imkanlarından yararlanmak istiyorsanız, doktorunuz ile konuşarak yan etkileri hakkında bilgi sahibi olunuz.

Diyabet Komplikasyonları Nelerdir?

Diyabet, kalp, kan damarları, sinirler, göz ve böbrekler olmak üzere birçok önemli organı etkiler. Kan şekeri düzeylerini kontrol altına almanız ile birlikte bu komplikasyonları önlemeye yardımcı olabilirsiniz.

  • Kalp ve damar hastalığı
  • Sinir hasarı (nöropati)
  • Böbrek hasarı (nefropati)
  • Göz hasarı
  • Ayakların zarar görmesi
  • İşitme bozukluğu
  • Cilt hastalıkları
  • Alzheimer hastalığı

Yaşam Tarzı Ve Ev İlaçları Nelerdir?

Hayati teh içeren diyabetin etkilerini ve komplikasyonlarını azaltmak için aşağıdaki ipuçlarını gerçekleştirebilirsiniz.

  1. Düzenli diyabet kontrollerinizi ve göz kontrollerinizi yaptırmanız gerekmektedir. Diyabet 1’in retina hasarı, katarakt ve glokom sorunlarına neden olduğunu unutmayınız.
  2. Yüksek kan şekeri bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir. Bu kapsamda gripten korunmak için pnömoni aşısı yaptırabilirsiniz.
  3. Günde en az iki kez dişlerinizi fırçalayın, günde bir kez diş ipi ve düzenli diş kontrollerine gidin.
  4. Ayaklarınızın dikkat edin. Ilık suda ayaklarınızı her gün yıkayın. Özellikle parmak aralarının temiz olduğundan emin olarak ayağınızı nemli tutun. Ayaklarınızın kabarcıklar, kesikler, yaralar, kızarıklık ve şişlik durumları için her gün kontrol edin.
  5. Sağlıklı gıdalar ve düzenli egzersiz, yüksek kan basıncını ve kolesterolü kontrol altında tutmanıza yardımcı olabilir. Bunun için ilaçlar kullanabilirsiniz.
  6. Sigara, çeşitli diyabet komplikasyonlarının riskini artırır. Sigarayı bırakmak veya tütün diğer türlerinin kullanımını durdurmak konusunda doktorunuzla konuşun.
  7. Mümkün olduğunca alkol tüketmeyin.
  8. Sağlıklı bir kiloya ulaşmak için sağlıklı beslenin ve diyet yapın. Kendinizi bu konuda motive etmeyi de unutmayın.

Источник: https://evdesifa.com/diyabet-tedavisi/

Diyabetle ilgili doğru bilinen yanlışlar -Diyabet tedavisinde egzersiz ve diyetin yaşam biçimi haline gelmesi ve ömür boyu sürmesi gerektiğini belirten uzmanlar, tedavide kullanılan insülinin bağımlılık yapmayac

Diyabet Tedavisi Yaşam Boyu Sürüyor

ANKARA Yeşim Sert Karaaslan – Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabette, egzersiz ve diyet tedavinin ömür boyu sürecek ayrılmaz bir parçası olurken; insülinin bağımlılık yapabildiği ve hastalığın kısırlığa yol açabildiği bilgileri gerçeği yansıtmıyor.

Uzmanlar, stresin kan şekerinde etkili olabildiğini, ancak yüksek rakamların bununla açıklanamayacağını, altta yatan nedenlerin tespit edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ani kan şekeri düşüklüğünde de “sinirlilik” halinin etkili olabildiğini ifade eden uzmanlar, kan şekeri yüksekliğinde ise bir etkisinin bulunmadığına dikkati çekiyorlar.

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Berrin Demirbaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şeker hastalığı olarak bilinen diyabetin, pankreasın yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insülin hormonunun etkili şekilde kullanılamaması durumunda geliştiğini söyledi.

Demirbaş, diyabet hastalarının vücudunun, yediği besinlerden kana geçen şekeri kullanamadığını ve kan şekerinin yükseldiğini, gün içinde çok su içme, sık idrara çıkma, yorgunluk ve açıklanamayan kilo kaybının, hastalığın öne çıkan belirtileri olduğunu ifade etti.

Demirbaş, diyabetin yaklaşık yüzde 90'ının erişkinlerde görülen Tip 2, yüzde 5-10'unun ise çocuklarda görülen Tip 1 şeklinde olduğunu, halk arasında diyabetle ilgili doğru bilinen birçok bilginin yanlış olduğunu söyledi.

-Tip 2 diyabet yaşlı hastalığı mıdır–

Tip 2 diyabetin erken tanı konulduğunda ve düzenli ilaç kullanımı halinde tedavi edilebileceğini belirten Demirbaş, bu hastalarda egzersiz ve diyetin yaşam boyu devam etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Demirbaş, son yıllarda özellikle şişman ve hareketsiz çocuk sayısının artışına bağlı çocuk ve genç yaş grubunda da Tip 2 diyabetin görülmeye başladığına işaret etti.

-Diyabet hastaları “stresten”şikayetçi-

Stresin kan şekeri üzerinde etkili olduğunu anlatan Demirbaş, genellikle hastalarının stresten şikayetçi olduklarını dile getirdi. Demirbaş, şöyle devam etti:

“Hastalar, stres sonrasında kan şekerlerinin yükseldiğini ifade ediyorlar. Bu, bir bakıma doğrudur. Örneğin; kan şekeri 100 mg/dl olan birinin, stres sonrası 160 ve 170 mg/dl çıkması stresle açıklanabilir. Ama 300-400 mg/dl gibi yüksek rakamlar, kesinlikle stres ile açıklanamaz.

Stresin, şekeri bu kadar da yükseltmeyeceğini bilmeli, hasta önlemini buna göre almalıdır. Stres belki hastanın diyet düzenini bozmasına, ilaçlarını aksatmasına neden olup şekerini yükseltebilir. Bu anlamda da kan şekeri yüksekliğine katkısı olabilir. Ancak hastanın stresten öte başka nedenleri araştırması ve bunlara ait önlemleri alması gerekir.”

Ani kan şekeri düşüklüğü sinirlilik yapabilir”-

Diyabetik hastaların, kan şekeri düzenli seyrettiği sürece sinirli olmayacaklarını vurgulayan Demirbaş, “Diyabette ani kan şekeri düşüklüğü olursa sinirlilik olabilir. Kan şekeri yüksekliği sinirlilik yapmaz” dedi.

Şeker hastalarına ara öğünlerde meyve yemesi önerildiğini ve bunların porsiyon şeklinde olduğunu anlatan Demirbaş, bir bardak meyve suyu elde edilmesi için birkaç meyvenin sıkıldığını, bunun da hasta için arzu edilen ölçünün üstünde olduğunu söyledi.

Demirbaş, sıvı gıdaların çok hızlı emildiğinden kan şekerini hızla yükselttiğini ifade ederek, şeker hastalarına hem sindirim sisteminin iyi çalışması hem de kan şekerinin iyi seyretmesi için meyve suyu içilmesi yönündeki önerilerin doğru olmadığını, bunun yerine meyvenin olduğu gibi tüketilmesi gerektiğini bildirdi.

Diyabetlinin kısır olacağına ilişkin bilgi yanlış”-

Demirbaş, diyete bağlı kalmayan hastalarda şişmanlık görülebileceğini işaret ederek, diyabet hastalarının kısırlık sorunu yaşayacağına ilişkin bilginin yanlış olduğunu aktardı.

Gebelik planlamasından 3 ay önce diyabet hastası anne adayına insülin tedavisi başlanacağını ve kan şekeri ayarlandıktan sonra hamile kalınabilineceğini anlatan Demirbaş, şeker hastası olan erkeğin de kan şekeri kontrol altındayken cinsel fonksiyonunda problem yaşanmayacağını belirtti.

İnsülin bağımlılık yapmaz”-

Demirbaş, insülinin bağımlılık yapan bir madde olmadığını ve istenildiği zaman bırakılıp hap tedavisine geçilebileceğini dile getirdi.

Sadece şekerli gıdaları tüketmeyerek kan şekerinin kontrol altına alınamayacağına dikkati çeken Demirbaş, “Diyabetik kişinin alması gereken kalorinin yüzde 50'si karbonhidrat, yüzde 30'u yağ, ve yüzde 15-20'si protein olmalıdır.

Yağın içeriğinde yüzde 7'den azı doymuş yağ (tereyağı), yüzde 7 oranında çoklu doymamış yağ (ayçiçek yağı, soya yağı ve mısır özü yağı), yüzde 10-15'i tekli doymamış yağ (zeytinyağı) olmalıdır. Karbonhidrat alırken özellikle lifli gıdalar tercih edilmelidir.

Diyabetik diyette tatlı gıdaların tüketilmesi yasaktır. Ayrıca bal direk glukoz içerdiğinden diyabetik bireyler için yasaktır.”

Yayıncı: Şükran Yücel

Источник: https://www.haber3.com/guncel/diyabetle-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar-diyabet-tedavisinde-haberi-1898685

Diyabet Belirtileri

Diyabet Tedavisi Yaşam Boyu Sürüyor

Son yıllarda etkisini artıran diyabet hastalığı tedavi edilmediği takdirde ciddi sonuçları olan bir rahatsızlıktır ve herkes için farklı belirtiler gösterir.

Bu nedenle her bireyin diyabet hakkında bilgi sahibi olması, diyabetin belirtilerine vakıf olup vücudundaki göstergelere karşı uyanık olması gerekir. Ciddi bir hastalık olan diyabet, beslenme düzeninin değiştirilmesi, medikal tedaviler ve spor ile kontrol altına alınabilir.

Yaşam tarzlarında yapacakları değişikliklerle diyabet hastalarının uzun yıllar sağlıklı bir yaşam sürmeleri mümkündür.

DİYABET NEDİR?

Pankreas insülin hormonu üretmekle görevli organdır. Diyabet ise bu organdan yeteri kadar insülin hormonu üretilmediği veya üretilen insülin hormonunun etkili kullanılmamasıyla ortaya çıkan hastalıktır. Vücuda alınan besinler, özellikle karbonhidrat grubu besinler, enerji elde etmek üzere glukoza dönüştürülür.

Pankreas, glukozun dokular tarafından kandan alınmasını ve enerji olarak kullanılmasını sağlayan insülin hormonunu üretir. İnsülin hormonu glukozu hücrelere yönlendirir. Hücreler ise glukozu yakıt gibi kullanırlar. Glukoz miktarı ihtiyaç olan orandan fazlaysa karaciğerde, yağ dokusunda depolanır.

Diyabeti olan kişilerde bu hormon bozukluğu nedeniyle glukoz hücrelere yeteri kadar taşınmaz ve kanda yükselir. Sağlıklı bir bireyde kan şekeri düzeyi açlık halinde 120 mg/dl, tokluk halinde (yemekten iki saat sonra) 140 mg/dl’nin üstünde olmaz.

Diyabet varlığından söz etmek için açlık ve tokluk kan şekeri ölçümlerinin bu miktarın üzerinde olması gerekir.

Tip 1 Diyabet: Genellikle 30 yaş öncesi ortaya çıkar. Bağışıklık sistemi pankreasta bulunan ve insülin üreten beta hücrelerine saldırır. Bu hücreler yok edildiği için pankreasta insülin üretimi gerçekleşmez.

Bu hastalığın tek çözümü ömür boyu dışarıdan insülin hormonu almaktır. Beslenme programları tip 1 diyabetin kontrol altına alınması için yeterli değildir. Ülkemizde diyabet hastalarının %10'u tip 1 diyabet etkisi altındadır.

Tip 2 Diyabet: Diyabet hastalığının en çok görülen biçimidir. Bütün diyabet tipleri arasında %90'lık bir orana sahiptir. Çoğunlukla 40 yaş üzerindeki bireylerde görülür. İnsülin üretimi mevcuttur ama hücreler insülini kullanamaz. Kandaki şeker seviyesi yükselir. İlerleyen vakalarda pankreasta insülin üretimi de sekteye uğrar.

Tedavinin ilk aşamasını beslenme düzenini değiştirmek ve egzersiz programına başlamak oluşturur. Bunlara rağmen kan şekeri istenilen düzeyde tutulamazsa şeker düşüren haplarla tedaviye devam edilir. Bazı durumlarda ise insüline ihtiyaç duyulabilir. İlaç tedavisi gören Tip 2 diyabet hastalarının düzenli olarak kan şekeri ölçümü yaptırmaları önemlidir.

Gizli Şeker (Pre-Diyabet): Kan şekeri düzeyi normalden yüksek ancak diyabet tanısı koymaya yeterli değilse bu durum pre-diyabet olarak adlandırılır. Bu kişilerin çoğunda daha sonraki evrelerde Tip 2 diyabet gelişimi oluşur. Ayırca pre-diyabet hastalarının kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riskleri daha fazladır. Yaşam tarzında yapılan değişikliklerle tedaviye başlanır.

Gestasyonel Diyabet: İlk defa gebelik sırasında ortaya çıkan kan şekeri yüksekliğidir. Bu durum, Tip 2 diyabet gelişimi için risk yaratır. Bebeğin gelişimi için normalden fazla salgılanan hormonlar kan şekerinin yükselmesine neden olur. Gestasyonel diyabet genellikle gebeliğin 24.

haftasından sonra artarak devam eder. Bebek anneden aldığı besinlerle beslenir. Annede diyabet olması durumunda bebeğin de kan şekeri yükselir ve bebek insülin salgısını artırır. İnsülin salgısının artması büyümeyi uyarır. Yüksek doğum ağırlığı doğum sırasında risk oluşturur.

Tedavi ile gestasyonel diyabeti kontrol altına almak mümkündür.

Diyabetin kişilere göre farklı nedenleri olabilir. Genetik yatkınlıktan düzensiz yaşama kadar diyabeti tetikleyen farklı unsurlar vardır.

1. Obezite
Tip 2 diyabet hastalığının en önemli nedeni obezitedir. Vücutta insülin direnci oluşur ve kan şekerini depolayamaz. Obezite, insülin direncine neden olur. Obezite sorunu olan kişilerde diyabet tedavisi ve kan şekeri kontrolü de zorlaşır. Bu nedenle tedavinin bir parçası fazla kiloların verilmesi üzerinedir.

2. Otoimmün tepki
Pankreasta bulunan beta hücrelerine bağışıklık sisteminin saldırması sonucu insülin üretiminin gerçekleşmemesidir. Bu saldırının nedeni tam olarak bilinmese de genlerden dolayı ortaya çıktığı düşünülmektedir. Çok sayıda Tip 2 diyabetli yakını olanlar, birinci derece akrabalarında Tip 1 diyabet olan kişiler bu bozukluk için risk altındadırlar.

3. Virüsler
Pankerasa zarar veren virüsler de bu organın görevini yapmasını engeller. Bu nedenle insülin salgılanmasında sorun oluşur. Rota virüsü, kızamıkçık, kabakulak, konjenital rubella gibi virüsler bu sınıftadır.

4. Gebelik şekeri
Gebelikte şeker sorunu yaşanması, gebelik öncesi diyabet sıkıntısı olmayan kadınlarda da görülebilir. Gebelik şekeri doğum sonrası normale döner. Ancak ilerleyen yıllarda diyabet hastası olma riskini artırır.

5. Hareketsiz yaşam
Son yılların en büyük sorunu olan hareketsizlik diyabet oluşturan nedenlerden biri. Hareket miktarının azalmasıyla birlikte kilo artışı ve vücutta yağ birikimi artarak diyabete zemin oluşturur.

DİYABET BELİRTİLERİ

Diyabetin belirlenen belirtilerinin bir ya da birden fazlası aynı anda görülebilir.

1. Sık idrara çıkma
Diyabetin en önemli belirtileri arasında normalden fazla idrara çıkma isteği gelir. Kandaki şeker hücrelere giremediği için kan şekeri yükselir. Vücut bu şekeri idrar yoluyla atmaya çalışır. Bu döngü sırasında idrara çıkma sıklaşır.

2. Sürekli su içme
Vücut kandaki şekeri atmak için idrar mekanizmasını devreye sokar. Diyabet hastaları fazla şekeri idrar yoluyla atarlar. Bu esnada vücutta su kaybı oluşur. Böylece susuzluk hissi artar.

3. Kronik halsizlik
İnsülin eksikliğinden dolayı hücrelere kandaki şeker alınamaz. Enerji üretimi durur. Enerji üretiminin olmadığı durumlarda da sürekli bir yorgunluk hissi yaşanır.

4. Yaraların geç iyileşmesi
Diyabet hastalarının en büyük sorunlarından biri de vücutta oluşan yaraların geç iyileşmesidir. Normal sürecinden daha uzun süren iyileşme dönemi diyabet habercisi olabilir.

5. Diğer belirtiler
Diyabetin diğer belirtileri arasında kilo ve kas kütlesinde kayıp, genital bölge mantarları, görme sorunları, cilt kuruluğu, aşırı yemek yeme isteği gibi durumlar da vardır.

DİYABET TEDAVİSİ

Diyabet tedavisi hastalığın tipine göre planlanır. Amaç kan şekerini belirli bir seviyede tutarak vücuda zarar vermesini engellemektir. Bu seviye düzenlenemediği zaman daha riskli hastalıkların da oluşma ihtimali artar. Doktorunuz diyabet tipinize ve vücudunuza göre size en uygun tedavi sürecini ayarlar.

1. İnsülin tedavisi
Tip 1 diyabet hastalığının tek tedavisi dışarıdan insülin alımı sağlamaktır. Bu hastalarda insülin şırınga yoluyla alınır.

Oral olarak alınan insülin sindirim sisteminden kana karışmaz. Alınacak insülin dozu doktor tarafından belirlenir. İnsülin dışarıdan verilerek kandaki şeker miktarının vücut tarafından kullanılarak yükselmesi önlenir.

Bu yöntem, Tip 2 diyabet hastalarının bazılarında da kullanılır.

2. Beslenme
Özellikle Tip 2 diyabet hastalarında beslenmenin önemi büyüktür. Kan şekerinin aniden yükselmesine neden olan şekerli gıdalar diyetten çıkartılır. Öğünlerdeki porsiyon miktarı kısıtlanır.

Şarküteri ürünleri, margarinler, sağlıksız yağlar yemekten kaçınılır. Daha çok sebze ve ızgara ağırlıklı bir beslenme düzeni oluşturulur. Beslenme düzeni oluşturmakta zorlananlar bir diyetisyenden yardım alabilirler.

3. Egzersiz yapmakKısa süren ve gittikçe artan egzersiz programı ile başlanır. Egzersiz sırasında kan şekerinin düşmemesine dikkat edilir. Bu program doktor tarafından oluşturulur.

Egzersizin amacı kilo kaybı sağlayarak yağlanmanın önüne geçmek ve kan şekerini kontrol altına almaktır. Diyabet hastalarının egzersiz yapmaları için en uygun zaman dilimi kahvaltıdan iki saat sonrasıdır.

Başta kimse ne olduğunu anlayamıyor! Yaklaşınca…Boyun Fıtığı BelirtileriMenopoz Belirtileri

Источник: https://www.mynet.com/diyabet-belirtileri-1220429-mykadin

Diyabet nedir?

Diyabet Tedavisi Yaşam Boyu Sürüyor

Diyabet, insülin hormonunun yokluğu, eksikliği ya da etkisizliği sonucu ortaya çıkan yaşam boyu süren kan şekeri yüksekliği ile karakterize bir metabolizma hastalığıdır.

Normal koşullarda besinlerden sağlanan glukoz (şeker) pankreas tarafından salgılanan insülin hormonunun yardımıyla hücre içine girer ve enerji gereksinimini karşılamak üzere kullanır.

İnsülin yokluğu ya da insülin etkisinin yetersizliği sonucunda kandaki şeker hücre içine giremez, kanda şeker yükselir (hiperglisemi). Kan şekerinin yükselmesi ile birlikte sık idrara çıkma, ağız kuruması, çok su içme, halsizlik, çabuk yorulma, kilo kaybı gibi bulgular görülür.

Diyabet, ülkemizde 10 milyonun üzerinde insanı doğrudan ilgilendiren, her yaşta ortaya çıkabilen, yaşam boyu süren ve iyi tedavi edilmediği zaman toplumsal olarak çok önemli sorunlara yol açan, buna karşın iyi tedavi edildiğinde, sağlıklı ve uzun bir yaşamın sürdürülebildiği bir hastalıktır. Diyabet tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla yayılan önemli bir sağlık sorunudur.

Ülkemizde her üç hastadan biri diyabetli olduğundan habersiz yaşamaktadır. Yaklaşık beş milyon kişi ise, diyabet gelişme riski normale göre yüksek olan, halk arasındaki tabiriyle gizli şeker hastasıdır. Sonuç olarak, diyabet, ülkemizde yirmi yaş üstü grupta toplumun yaklaşık %15’ini yakından ilgilendiren bir hastalıktır.

Tip 1 diyabet nedir? Tip 1 diyabetin belirtileri nelerdir?

Tip 1 diyabet, genellikle çocuk ve ergenlerde ortaya çıkan diyabet tipidir. Diyabetli vakaların %5 – 10 ‘unu oluşturur. Tip 1 diyabetlilerde insülin üretmediği için insülin, enjeksiyon veya pompa yolu ile vücuda verilir. İnsülin tedavisi, vücutta var olan bir eksikliğin yerine koyulmasını sağlar.

Tip 2 diyabet nedir? Tip 2 diyabet belirtileri nelerdir?

Tip 2 diyabet oluşumunda iki önemli mekanizma yol oynar. Birincisi pankreastan salgılanan insülin hücre üzerindeki etkisini göstermemesi, ikincisi ise pankreasın insülin üretiminde azalması.

Tip 2 diyabette insülinin hücre içine girememesi insülin direnci olarak isimlendirilir. İnsülin hücre üzerindeki etkisini gösterememesi sonucunda, hücrenin enerji kaynağı olan glukoz (şeker) hücre içine giremez. Kanda birikir ve kan şekeri yükselir.

Bir süre sonra pankreastan insülin salgısı azalmaya başlar ve diyabet tablosu daha ilerler.

Tip 2 diyabet, Tip 1 diyabete kıyasla daha sık görülür; diyabetli kişilerin %90’ı Tip 2 diyabetlidir. Tip 2 diyabet esas olarak yetişkinlerde görülmekteyse de son yirmi yıldan bu yana çocukluk ve ergenlik çağında da önemli bir sorun olmaya başlamıştır.

Tip 2 diyabetin ortaya çıkışı Tip 1 diyabete kıyasla daha yavaştır ve yüzden erken tanısı daha yavaştır. Tip 2 diyabet bulguları henüz başlamadan 10 – 15 yıl süre öncesinden gizli şeker olarak adlandırılan (glukoz intoleransı) dönemi vardır. Bu dönemde açlık şekerleri normal olmasına rağmen tokluk şekerleri yükselir.

Sık acıkma, açlığa tahammülsüzlük, tatlı krizleri, yemekten sonra yorgunluk, halsizlik gizli diyabetin en sık görülen bulgularıdır. Bu dönemde tanı tokluk kan şekeri ve glukoz yükleme testi (OGTT) ile konur. Bu süreçte diyabete bağlı organ hasarları görülebilir.

Bu nedenle diyabet riski taşıyan kişiler, tanı için mutlaka bir sağlık kurumuna başvurmalıdır.

Diyabette tanı nasıl konur?

Kan şekeri ölçümü tanı koymak için en kolay yoldur. Normalde açlık kan şekeri 100 mg/dl’nin altındadır. Eğer açlık kan şekeri 100 – 125 mg/dl arasında ise bozulmuş açlık glukozu vardır. Bu durumda glukoz yükleme testi (OGTT) yapılması gerekir. Eğer açlık kan şekeri 126 mg/dl veya daha yüksekse birey diyabetlidir.

Şeker yükleme testi için 8 saat açlıktan sonra, 75 gr glukoz suda eritilir ve içilir. Kan şekerleri 2 saat izlenir. Normal kan şekeri ikinci saatte 140 – 199 mg/dl arasında ise prediyabet (gizli şeker) vardır, bu değerler kişinin diyabete aday olduğunu gösterir.

İkinci saat kan şekeri 200 mg/dl’nin üstünde ise diyabet tanısı konur.

Kimler diyabet riski taşır?

45 yaş ve üzerindeki herkes, özellikle fazla kilosu olan kişiler kan şekeri değerleri normal çıksa dahi, mutlaka 3 yılda bir şeker yükleme testi ile veya tokluk kan şekeri ile incelenmelidir. 45 yaş altındaki kişiler aşağıdaki ek risk faktörlerinden en an birine sahipse diyabet açısından daha erken yaşta tetkik yaptırmalıdır.

Risk Faktörleri;

  • Fazla kilolu olma
  • Birinci dereceden akrabalarda diyabet öyküsünün olması
  • Kan yağlarında yükseklik
  • Kan basıncı yüksekliği
  • 4 kg ve üzerinde çocuk doğumu yapmış olma veya hamilelik (gestasyonel) diyabeti varlığı
  • Vasküler hastalık hikayesi olanlar
  • İnsülin direnci ile ilgili bir klinik tablo olması (polikistik over gibi)
  • Daha önce gizli şeker tanısının olması.

Gizli şeker (Prediyabet) nedir?

Eğer bir kişide kan şekeri değeri normalden yüksek olmasına karşın diyabet tanısı koymaya yeterli yükseklikte değilse (şeker yükleme testi sonucunda ikinci saat kan şekeri 140/199 mg/dl arasında ise) prediyabet (gizli şeker) vardır, bu değerler kişinin diyabete aday olduğunu gösterir.

Gizli şekerli bireylerde kardiyovasküler hastalık riski kan şekeri normal olan bireylere kıyasla 1.5 kat, diyabetli bireylerde ise 2- 4 kat daha fazladır. Diyabete aday kişiler beslenme alışkanlıklarını değiştirerek ve fiziksel aktivite düzeylerini arttırarak yaşamın ilerleyen yıllarında diyabetin gelişmesini önleyebilirler.

Diyabet gelişmesi önlenebilir bir hastalıktır.

Diyabet nasıl tedavi edilir?

Diyabet tedavisinde amaç kan şekeri ayarını sağlamak diğer bir ifade ile kan şekeri yükselmelerini ve kan şekeri düşmelerini önlemektir.

Bu ayarın sağlanması komplikasyonların gelişimini önlemek veya gelişmiş komplikasyonların seyrini yavaşlatmak için son derece önemlidir.

İyi bir diyabet kontrolü, kan şekeri seviyesini mümkün olduğunca normale en yakın düzeylerde tutmak anlamına gelir.

Tıbbi Beslenme Tedavisi:

Kan şekeri kontrolünün sağlanmasında diyabetli bireye özgü beslenme tedavisinin verilmesi önemlidir. Üç ana öğün, üç ara öğüne bölünmüş, kan şekerini ani yükseltecek hızlı emilen karbonhidratlı gıdalar sınırlandırılmış, ideal kiloya dönmeyi hedefleyen bir beslenme programı ile diyabetin gelişimi durdurulabilir.

Egzersiz: Egzersiz, vücudun glukozu etkili bir şekilde kullanmasını ve kan şekeri kontrolünü sağlar. İnsülin direncini önler. Ayrıca, şişman Tip 2 diyabetli kişilerin vücut ağırlıklarını kontrol etmelerine yardımcı olur.

İlaç / İnsülin Tedavisi:

Tip 2 diyabetli kişilerin diyet ve egzersizle kontrol altına alınamayan kan şekeri ayarını sağlamak için ağızdan alınan insülin direncini önleyici ya da insülin salgılatıcı ilaçlara veya vücudun kendi insülini yetersiz ise insüline gereksinimleri olabilir.

Tip 1 diyabetli kişilerin yaşamak için insüline gereksinimi vardır. İnsülin bağımlılık, alışkanlık yapacak bir madde değildir. İnsülin yaşam için elzemdir. Vücut insülin yapmıyor ise dışarıdan enjeksiyon veya pompa yolu ile vücuttaki eksikliği yerine koymak gerekir.

Gestasyonel diyabetliler oral antidiyabetik kullanamaz. Kan şekeri kontrolü sağlamak annenin ve bebeğin sağlığı için son derece önemlidir. Gestasyonel diyabetli bir kadına gerek görüldüğünde insülin tedavisi başlanır.

Gebelik sonlandığında tedavi planı tekrar düzenlenebilir.

Diyabet Eğitimi:

Diyabetli birey kan şekerini kontrol altına alma sorumluluğunu üstlenmelidir. Diyabeti tanımalı, nasıl beslenmesi gerektiğini, kan şekeri ölçümlerini nasıl yapacağını öğrenmeli, ölçüm sonuçlarını değerlendirebilmelidir.

Ayrıca hipoglisemiyi önlemeli ve tedavi edebilmeli, gerekli durumlarda ilaç veya insülin tedavisinde değişiklik yapacak bilgi ve beceriye sahip olmalıdır.

Bunu için diyabet konusunda hekim, diyetisyen, hemşireden oluşan sağlık ekibinden gerekli eğitimi almalı, eğitim programlarına katılmalı, yazılı eğitim materyallerini okumalıdır.

Источник: https://optimedhastanesi.com/tr/ic-hastaliklari-dahiliye/diyabet-nedir/

Diyabetle Yaşam

Diyabet Tedavisi Yaşam Boyu Sürüyor

Hiperglisemi, kan şekerinin belli bir seviyenin üzerinde olması haline denir. Kısa süre için kan şekerinin yüksek kalması, hemen düzeltilirse ciddi bir problem oluşturmaz.

Hangi nedenlerle kan şekeriniz yükselir?

  • Doktorun önerdiği dozun altında insülin alınması
  • Fazla miktarda yemek yenmesi
  • Ateşli bir hastalık geçiriliyor olunması
  • Her zamankinden az egzersiz yapılması
  • İnsülin enjeksiyonu yapılan bölgedeki kasları çalıştıran bir egzersiz yapılması
  • Aşırı stres altında olunması durumlarında kan şekeriniz yükselebilir.

Kan şekeriniz yükselirse neler hissedersiniz?

  • Aşırı susama ve sık idrara çıkma
  • Her zamankinden fazla açlık hissi
  • Daha fazla yorgunluk ve uyku hali
  • Bulanık görme
  • Bacaklarda kramp

Bu belirtiler, diyabet hastalığı başlangıcındaki belirtilere fazlasıyla benzemektedir. Bu belirtileri hissettiğinizde kan şekerinizi kontrol edin.  

Ateşli hastalık durumlarında insülin almayı bırakmayın ve sık sık kan şekerinizi kontrol edin. İnsülin almanıza rağmen kan şekeriniz gittikçe yükseliyorsa mutlaka doktorunuza haber verin ve en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.


Hipoglisemi nedir?

Kan şekerinizin belli bir değerin altında olmasına hipoglisemi veya kısaca hipo denir.

Kan şekeriniz ne zaman düşer?

  • Ana veya ara öğününüzü atlar veya geciktirirseniz
  • Her zamankinden fazla egzersiz yaparsanız
  • Çok fazla miktarda insülin veya kan şekeri düşürücü hap alırsanız
  • Önerilenden fazla alkol kullanırsanız kan şekeriniz düşebilir.

Bunların yanı sıra farklı bir insülin kullanılması veya insülin enjeksiyon yerinin değiştirilmesi de hipoglisemiye yol açabilir.

Hipoglisemi durumunda hangi belirtiler görülür?

  • Terleme ve titreme
  • Heyecan, gerginlik ve baş dönmesi
  • Konsantrasyon kaybı
  • Soluk yüz rengi

Kan şekeri düşüklüğü farklı kişilerde değişik şekillerde algılanabilir. Önemli olan düşük kan şekeri belirtilerini algılamayı öğrenmektir.

Kan şekeriniz düştüğünde neler yapmanız gerekir?

Eğer kan şekeriniz doktorunuzun belirttiği alt sınırın altında ise şeker içeren herhangi bir şey yemeli veya içmelisiniz (3-4 tane kesme şeker veya bir bardak meyve suyu gibi). Takip eden yemeğiniz bir saat sonra ise bir sandviç veya bisküvi yemelisiniz.

15-30 dakika içinde kendinizi iyi hissetmezseniz kan şekerinizi tekrar kontrol edin. Eğer hala çok düşükse, şekerli gıda almaktan çekinmeyin. Kan şekerinin çok düşük düzeylerde kalmasına izin vermek yüksek kalmasından daha tehlidir.

Bazen kan şekeriniz çok fazla ve aniden düşebilir ve şuurunuzu kaybedebilirsiniz. Bu durumda çevrenizde bulunanların size nasıl yardım edeceğini onlara anlatmalısınız.

Eğer şuurunuzu tamamen kaybetmişseniz size ağızdan bir şey vermemelidirler. Kan şekerini hemen yükselten glukagon enjekte edilmelidir. Kendinize geldikten sonra bir iki bisküvi yiyerek kan şekerinizi yükseltebilirsiniz.

Eğer glukagon enjekte edildiği halde kendinize gelmezseniz derhal hastaneye götürülmelisiniz.

Hipoglisemi, aslında bir yanıyla kan şekerini normal seviyeye yakın tutma çabasının bir sonucudur. “Daha düşük” kan şekeri seviyesine ulaşmak için uğraşanlar hipoglisemi ile daha sık karşı karşıya kalabilirler. Önemli olan hipoglisemi belirtilerini ve hipoglisemi durumunda neler yapılacağını sizin ve çevrenizdeki kişilerin bilmesidir.

Diyabetin izlenmesi

Diyabet tedavisinde amaç, tıbbi beslenme tedavisi, egzersiz, oral antidiyabetik ve/veya insülinle kan şekerini normal düzeylerde tutmaya çalışmaktır.

Açlık kan şekeri

Gece 8-12 saatlik açlıktan sonra yapılan kan şekeri ölçümüdür.

Tokluk kan şekeri

Yemekte ilk lokmayı aldıktan tam 2 saat sonra yapılan ölçümdür.

Diyabetli bir hastanın kan şekerinin yemeklerden önce 90-130 mg/dL arasında olması, tokluk kan şekerinin de 180 mg/dL’nin altında olması hedeflenir. Yine de tedavi hedeflerinizi kişisel olarak doktorunuz belirleyecektir.

Kan şekerinin nasıl gittiğini anlamak ancak ölçümle mümkün olacağından tüm diyabetliler kan şekerlerini ölçerek ve kaydederek kendi tedavilerinin ve hayat kalitelerinin takipçisi olmalıdır.

Doktorunuz size uygun tedaviyi belirlemek için sizin yapacağınız ölçümlere de ihtiyaç duyar.

Kan şekerinizi nasıl ölçeceksiniz?

Kan şekeri ölçümü için ihtiyacınız olan tek şey parmak ucunuzdan alacağınız bir damla kandır. Ölçümler ile ilgili olarak kullanabileceğiniz pek çok çeşitte cihaz vardır. İlgili eğitimi doktorunuz, hemşireniz veya bu konu ile ilgili sağlık görevlisi çok kısa zamanda verebilir.

Kan şekerinizi ne zaman ölçmelisiniz?

Kan şekerinin kaç kez ölçüleceği gibi ne zaman ölçüleceği de kişisel olarak değişiklik gösteren bir durumdur. Ancak yine de belirli standart ölçüm zamanları vardır. Bunlar:

  • Kahvaltı, öğlen ve akşam yemeği öncesi veya yenilecek ara öğün öncesi
  • Yatma saatinde
  • Kahvaltı, öğle ve akşam yemeğinden 2 saat sonra (tokluk kan şekeri)
  • Gece yarısından sonra 02.00-03.00 sıralarında

Bunun dışında, olağandışı ölçümler veya daha sıkı takip şu zamanlarda yapılabilir:

  • Hastalandığınızda
  • Kan şekerinizin düşük olduğundan şüphelendiğinizde
  • Uzun yolda otomobil kullanmadan önce ve yolculuk sırasında
  • Fiziksel aktivitenizin fazla olduğu zamanlarda
  • Kan şekerinizde oynamalar olduğunda
  • İlaç, diyet ve egzersiz planlarınızı değiştirdiğinizde
  • Hızlı ve fazla miktarda kilo alıp verme durumlarında
  • Gebelikte veya gebelik planlanıyorsa
  • Düşük kan şekeri belirtilerini algılamada problem yaşandığında
  • İklim değişikliklerinde

Kan şekerini ölçtükten sonra

Kan şekerinizi düzenli olarak tarih, saat, açlık ve tokluk durumunu belirterek kaydediniz.

Oral antidiyabetik veya insülin kullanan hastalar hiperglisemi ve hipoglisemi riski altındadır. Düzenli ölçümle kan şekeri kontrolü kolaylaşır ve diyabete bağlı sorun oluşma riski de azalır.


Diyabette beslenme ve egzersiz

Sağlıklı beslenme nedir?

Sağlıklı beslenme sebze, meyve, yağsız kırmızı etler, tavuk eti ve balık gibi pek çok çeşit yiyeceği doğru miktar ve biçimde tüketmek anlamına gelir. Sağlıklı beslenmenin kilonuzu korumanıza ve diyabetin yol açacağı başka hastalıklardan korunmanıza yardımcı olacağını aklınızdan çıkarmayınız.

Herkese uygun ve tüm gereksinimleri karşılayan tek bir yiyecek ve beslenme planı olmadığından size özel beslenme düzeninizi diyetisyen ve doktorunuzla karşılıklı konuşarak belirlemeniz gerekir. Beslenmeniz düzenlenirken yaşınız, cinsiyetiniz, o anki sağlık durumunuz, fiziksel aktivite miktarınız, kullandığınız ilaç ve insülin tipi göz önünde bulundurulacaktır.

Glisemik indeks nedir?

Karbonhidratlı gıdaların kan şekerini yükseltme etkisine glisemik indeks denir.

Glukoz, bal ve sofra şekeri kan şekerini yükseltme etkisi en fazla olan gıda maddeleridir. Hipoglisemi durumlarında glisemik indeksi yüksek olan bu gıdaları tercih etmelisiniz.

Beslenirken nelere dikkat etmelisiniz?

Sebze, meyve ve lifli gıdalar

Taze meyve, yeşil veya sarı renkli sebzeler, kepekli ekmek, kuru baklagil ve patates karbonhidrat kaynağı olarak düşünülmelidir. Sebze ve meyve ayrıca içerdikleri lif miktarı ve vitaminler nedeniyle de tercih edilmelidir.

Tuz

Yemeklerinizde tuz kısıtlaması yapmak için doktorunuzun önerisine başvurunuz.

Yağlar

Tüm yağlar yüksek kalori verir. Yağları azaltarak şişmanlık riskini azaltmış olursunuz. Doymuş yağlardan zengin yağların kısılması, damar sertliği ve kalp krizi riskini de azaltacaktır.

Doymuş yağları oda sıcaklığında katı olmalarıyla ayırt edebilirsiniz. Ette, süt ürünlerinde ve bitkisel yağlardan yapılan katı margarinlerde bulunurlar.

Yağlı kırmızı et yerine balık, derisiz tavuk eti ve yağlı süt ürünlerini seçmeniz aldığınız doymuş yağları azaltacaktır. Zeytinyağını tercih etmeniz yine damar sertliği riskini azaltır.

Tatlandırıcı nedir?

Tatlandırıcılar şeker tadı veren ancak şekerin verdiği enerjiyi vermeyen (kalorisi olmayan) maddelerdir.

Tatlandırıcıları kullanırken doktorunuza ve diyetisyeninize danışınız. Kullanım miktarı ve türü size uygun biçimde ayarlanmalıdır.

Diyet ve diyabetik gıdalar

Üzerinde “Diyet veya diyabetikler için uygundur” yazılı olması bu yiyecekleri istediğiniz kadar tüketebileceğiniz anlamına gelmediğini unutmayınız. Bu konuda doktorunuzdan ve diyetisyeninizden bilgi alını


Diyabette egzersiz

Egzersiz diyabet tedavisinin önemli bir öğesidir. Fiziksel aktivite, yiyeceklerin parçalanması ile oluşan şekerin emilerek kana geçişinden sonra hücreler tarafından kullanılmasını hızlandırır ve kan şekerini düşürür.

Fiziksel aktivitenin yararları:

  • Vücut ağırlığınızı azaltır.
  • Vücut ağırlığınızı korumanıza yardım eder.
  • İnsülin ve şeker düşürücü hap ihtiyacınızı azaltır.
  • Kan şekerinizi ve kan basıncınızı (tansiyonu) azaltır.
  • Kan dolaşımınızı iyileştirir.
  • Stresin üzerinizdeki etkisini azaltır.
  • Kendinizi daha dinç ve daha iyi hissetmenizi sağlar.

Farkında olmadığınız bir kalp-damar veya böbrek hastalığı, sürekli ve ağır bir egzersiz programı esnasında size sorun çıkarabileceğinden egzersiz programına başlamadan her diyabetli öncelikle bir doktor kontrolünden geçmelidir. Egzersiz esnasında kan şekeri değişiklikleri göz içi kanamaya neden olabileceğinden bir göz doktoru (oftalmolog) tarafından değerlendirilmeniz yararlı olacaktır.

Fiziksel aktivitenizi artırmak için şunları yapabilirsiniz:

  • Asansör yerine merdiven kullanınız.
  • Arabanızı gideceğiniz yerden uzağa park ederek yürüyünüz.
  • Yürüyerek gidebileceğiniz mesafelerde araba kullanmayınız.
  • Otobüse bir durak sonra bininiz veya bir durak önce inerek yürüyünüz.
  • Birlikte yürüyüş veya egzersiz yapabileceğiniz gruplara katılınız.
  • Dışarıda egzersiz yapamayacağınız zamanlar için evde egzersiz yapmak için düzenlemeler yapınız.
  • Egzersizi eğlenceli hale getirmek için müzikle, sevdiğiniz başka bir uğraşla birlikte hareketli olmaya gayret ediniz.
  • Tam yarım saat yapamayacağınızı düşünerek o gün egzersiz yapmaktan vazgeçmeyiniz, daha kısa süreli de olsa egzersizinizi aksatmayınız.


Diyabet ve günlük yaşam

Diyabet ve ayak bakımı

Kan şekeri düzensiz ve çok yüksek seyreden diyabet hastalarında ayak problemleri daha fazla görülmektedir. Bu nedenle diyabetlilerin ayaklarını her gün kontrol edip, gerekli özeni göstermesi ve özel ayak bakımı uygulaması gerekir.

Kan şekeriniz iyi bir şekilde kontrol altına alınmadıysa ayaklarınızdaki ve bacaklarınızdaki sinirlere zarar verebilir.

Sinir hasarı gelişti ise ayaklarınızda yanma, karıncalanma, batma, sıcak ve soğuğu fark edememe, hissizlik ve ağrı gibi bulgular olabilir. Yüksek kan şekeri aynı zamanda atardamarları tıkayarak kan dolaşımınızın bozulmasına neden olabilir.
İyi bir kan dolaşımının olmaması yaraların iyileşmesinde gecikmeye ve iltihaplanmaya neden olabilir.

Sinirleriniz ağrı duyusunu iletemediği için küçük yaralar siz fark etmeden büyüyebilir, iltihaplanabilir. Bu nedenle, ayaklarınızda şişlik, kızarıklık, nasır, çatlak, yara veya yüzeysel kesik olup olmadığını her gün kontrol ediniz.

  • Nasırlar oluşuyorsa hekiminizle konuşarak tedavisine başlayınız.
  • Göremediğiniz yerler için ayna kullanınız veya yakınlarınızdan yardım alınız.
  • Her gün ayaklarınızı ılık su ve sabunla yıkayınız. Asla sıcak su kullanmayınız. Sinirleriniz sıcaklık duyusunu iyi iletemiyor olabilir ve oluşabilecek yanıkları fark etmeyebilirsiniz.
  • Ayaklarınızı, özellikle parmak aralarınızı yumuşak bir havlu ile kurulayınız.
  • Topuklarınızdaki kurulukları topuk taşı ile sürterek inceltiniz.
  • Cildiniziyumuşak ve nemli tutmak için nemlendirici bir losyon kullanınız (parmak araları hariç).
  • Tırnak batması olup olmadığını ve tırnaklarınızın uzunluğunu kontrol ediniz.

Diyabet ve sigara

Nikotin, kılcal damarların daralmasını hızlandırır ve dolaşımı bozar. Diyabet de damar yapısını bozduğundan zararlı etkiler daha da artmış olur. Sigara içerek böbrek rahatsızlıkları, göz ve sinir bozuklukları riskini daha da artırmış olursunuz.

Diyabet ve diş sağlığı

Şeker içeren ortamlar bakterilerin çoğalmasına neden olur. Özellikle kan şekeri kontrolsüz seyreden diyabetlilerde tükürükte bulunan yüksek şeker miktarı bakterileri davet eder ve kolaylıkla diş eti iltihabı ve çürükler ortaya çıkar.

Diş eti hastalıklarının ve diş kayıplarının önlenmesi için her şeyden önce iyi bir şeker kontrolünün sağlanması ve düzenli ağız bakımı gereklidir.

Diyabet ve obezite

Türkiye’deki insanların %7’si diyabetlidir ve diyabetlilerin %80’i fazla kilolu kişilerdir.

Diyabetle obezite arasında çok belirgin bir bağlantı bulunur.

Obezite, insülin etkisinin azalmasına ve insüline karşı bir direnç gelişmesine neden olur. Zamanla pankreas bu dirence karşı koymakta zorlanır ve insülin yapımında çeşitli bozukluklar ortaya çıkar. Bu durum giderek ilerler, kan şekeri yükselir ve diyabet ortaya çıkar.

Diyabet ve yolculuk

Yolculuk planlarınızdan doktorunuza bahsediniz. Genel bir muayene yaptırarak seyahat için herhangi bir engelinizin bulunmadığından emin olunuz. Eğer yurtdışına gitmeyi planlıyorsanız yanınızda yeteri kadar insülin ve iğne ucu bulunduğundan emin olunuz.

Doktorunuzdan diyabet hastalığınızı ve insülin tedavisi gördüğünüzü anlatan bir mektup hazırlamasını isteyiniz. Bu size yolculuğunuzda tıbbi yardım gerektiğinde, gümrüklerde veya güvenlik geçişlerinde problem yaşanmaması konusunda yardımcı olacaktır.

Kaynakça:

  • Diyabet ve Sağlıklı Beslenme;2000. Emel Özer; İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları A.B.D. Diyabet Bilim Dalı ve Türk Diyabet Vakfı
  • İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hasta Okulu Yayınları
  • Standards of medical care in diabetes, 2006. Diabetes care: vol.29, suppl 1; January 2006
  • Çocuklarda, adolesanlarda ve genç erişkinlerde tip 1 diyabet. Dr. Ragnar Hanas; Türkiye Diyabet Vakfı Yayınları; 2-2001.
  • www.diabetes.org
  • www.turkdiab.org

Источник: https://www.novonordisk.com.tr/hastalara-ozel/diyabet/diyabetle-yasam.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.