Diyabet Ve Göz Sağlığı

Diyabet (Şeker Hastalığı) Ve Göz

Diyabet Ve Göz Sağlığı
Göz Hastalıkları
Memorial Ataşehir Hastanesi

Şeker hastalığının süresi arttıkça gözde hasar yapma riski de artar. Şeker hastalığı iyi kontrol edilmemiş hastalar ise daha yüksek risk altında bulunur.

Şeker hastalığının göz sağlığı üzerindeki Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Bölümü Uzmanları anlattı. Diyabet, insulin eksikliğine veya etkinliğinin azalmasına bağlı kan şekerinin yükselmesiyle (hiperglisemi) karakterize bir hastalıktır.

Göz de dahil olmak üzere birçok organımızda hasar yapabilmektedir. 20 ile 65 yaş arasındaki insanlarda görülen en sık körlük nedenidir.

Kaç çeşit diyabet vardır?

İki çeşit: * İnsuline bağlı diyabet, tip 1 olarak da bilinmektedir. Sıklıkla 10 ile 20 yaşları arasındaki insanlarda gelişmesine rağmen, daha yaşlı insanlarda da ortaya çıkabilir. * İnsuline bağlı olmayan diyabet, tip 2 olarak da bilinmektedir ve sıklıkla 50 ile 70 yaş arasındaki insanlarda gelişir.

Hangi hastalar göz açısından risk altındadır?

Şeker hastalığının süresi arttıkça gözde hasar yapma riski artmaktadır. Şeker hastalığı iyi kontrol edilmemiş hastalar daha yüksek risk altındadır. Bununla birlikte, iyi bir metabolik kontrol gözde hasar yapma riskini ortadan kaldırmamaktadır. Ayrıca, hamilelik, hipertansiyon, böbrek hastalığı ve anemi varlığı şeker hastalarında göz tutulumunu kötü yönde etkileyebilmektedir.

Gözde ne gibi hasar yapmaktadır?

Katarakt, diyabeti olanlarda olmayanlara oranla daha sıklıkla ve daha genç yaşlarda oluşmaktadır. Ayrıca, görme sinirini etkileyebilir ve göz kaslarında felçlere yol açarak paralitik göz kaymasına (şaşılık) yol açabilmektedir. Diyabetin en önemli komplikasyonu retina tutulumudur.

Retinada ödem (su tutulması), kanama odakları ve yeni damarlanmaya yol açabilmektedir. Bu yeni oluşan hassas damarlar da kanayarak göz içi kanama ve retina dekolmanı oluşturabilmaktedir. Hastalığın daha ileri evrelerinde de glokom (göz içi basıncının artması) oluşabilmektedir.

Hastalık ve komplikasyonları tedavi edilmezse körlükle sonuçlanabilmektedir.

Hastalar hangi şikayetlerle doktora başvurur?

Hastalarda, genelde yavaşca ilerleyen görme azalması olabileceği gibi ani görme kayıpları da olabilir. Bununla birlikte, hastaların gözlerinde hasar başlamasına karşın görmeyle ilgili hiçbir şikayetleri olmayabilir.

Bu da, şeker hastalarının muayenelerinin, diyabet uzmani ile birlikte göz doktoru tarafından yapılmasının önemini göstermektedir.

Erken teşhis ve tedavi ve sık kontrollerle birçok diyabetli hastada ciddi görme kayıpları engellenebilmektedir.

Teşhis için yapılan tetkikler nelerdir?

Retinadaki hasarın belirlenmesi ve tedavinin planlanması için fluorescein anjiografisi yapılmaktadır.

Burada, hastanın kolundaki bir damardan boyayıcı bir madde verilerek göz filmleri çekilmektedir. Bu tetkikin göze hiçbir zararı yoktur.

Nadir durumlarda, hastalarda kusma, bulantı ve kaşıntı olabilmektedir. Yan etki olarak, deri ve idrar bir gün boyunca sarıya boyanır ve kendiliğinden geçer.

Retina tutulumunda tedavi nedir?

Tedavi, çoğunlukla lazerle yapılmakta ve ana hatlarıyla ikiye ayrılmaktadır. Birincisi, retinada yeni oluşan damarların gerilemesini sağlayacak şekilde lazer yapılarak göz içine kanama, retina dekolmanı ve glokom oluşması engellenir.

Çoğu hastada istenilen sonuc elde edilmekle birlikte, bazen yapılan etkin lazer tedavisine rağmen bu komplikasyonlar oluşabilmektedir. İkincisi, maküla denilen görme merkezinde ödem (su toplanması) olan hastalarda ödemi azaltmak veya yok etmek için yapılan lazer tedavisidir.

Tedaviyi takiben ödem kaybolsa veya azalsa bile görme artmayabilmektedir. Bunun için, bu lezyonlar ne kadar erken tedavi edilirse, görme o kadar iyi düzeyde kalmaktadır. Bununla birlikte, tedavi sonrası görmenin daha iyileştiği veya daha kötüleştiği de olmaktadır.

Lazer tedavisine rağmen göz içine kanama, retina dekolmanı ve glokom olan veya makula ödeminin devam ettiği durumlarda vitrektomi ameliyatı yapılmaktadır. Günümüzde vitrektomi ameliyatlarıyla başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

Neye dikkat etmeliyiz?

Diyabetik hastalar görmelerinde azalma olmasını beklemeden göz doktoruna muayane olmaları gerekmektedir. Erken evrede tespit edilen lezyonlar daha etkin ve güvenli bir sekilde tedavi edilebilmektedir. Kan şekeri düzeyi, hipertansiyon, kolesterol düzeyi ve diğer önemli tetkiklerin de şeker hastalığınızla ilgilenen doktor tarafından kontrol altında tutulması gerekmektedir

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/diyabet-seker-hastaligi-ve-goz/

Diyabet ve Göz Sağlığı

Diyabet Ve Göz Sağlığı

Diyabet  vücut ta glukoz metobolizması  bozulması sonucu ortaya çıkan bir hastalık tablosu dur.

“Glukozu”  vücut tarafından kullanılır hale getirmeye  yarayan insulin hormonu, pankreas da bulunan beta hücreleri  tahribatı sonucunda daha az salgılanmaya başlar, insülinin hücreler ce kullanımı bozulduğu için  kanda dolaşan glukoz hücreler tarafından kullanılmaz duruma gelir.  Hücreler glükoz emilimini yapamaz ve kanda glukoz seviyesi yükselir.

Bunu sonucunda, vücut damarlarında bozukluklar başlar. Başta göz, böbrekler, kalp ve damar sistemi olmak üzere organda hasarlar gelişebilir.

İki tip diabet vardır: İnsüline bağımlı (Tip 1), ve insüline bağımlı olmayan (Tip 2). Her iki tip diabette de hasar, kan glükoz seviyelerinin kontrolüne ve diabetin süresine bağlıdır.

DİABETTE GÖZ

Diabette gözde katarakt, glokom ve en önemlisi diabetik retina hastalığına sebep olarak görme azalmasına yol açabilir. Diabetlerde görme kaybı gelişme ihtimali normalden 25 kez daha fazladır. 20-65 yaş arasındaki görme kaybının en sık sebeplerinden biri olarak ortaya çıkar.

Diabetik hastalarda göz hasarı gelişme ihtimali 10 yıllık diabetiklerde %20, 30 yıllık diabetiklerde %80 civarındadır.

Fakat hastalığın teşhis ve tedavisindeki gelişmeler sayesinde , zamanında yapılan girişimlerle görmeyi ciddi şekilde etkileyen hasarlara günümüzde daha düşük oranlarda rastlanmaktadır.

DİABETİK RETİNA HASTALIĞI (Diyabetik Retinopati)

Gözün içindeki retina denilen sinir tabakasının damarlarını tutan bir bozukluktur. Damarlarda tıkanmalar ve sızıntılar oluşarak retina tabakasının beslenmesi ve yapısı bozulmaya başlar. Üç aşamada sınıflandırılır :

Başlangıç dönemi Proliferasyon (yeni damar oluşumları) İleri diabetik göz hastalığı

BAŞLANGIÇ DÖNEMİ
Yapısı bozulmaya başlayan retina damarlarının bir kısmı yer yer daralmalar gösterirken, bir kısmı da genişleyip baloncuklar (mikroanevrizma) oluştururlar. Bu bozulmuş damarlardan kan ve sıvı sızmaya başlar. Böylece retinada ödem ve eksuda denilen birikintiler oluşur.

Bu dönemde görme genellikle etkilenmemiştir, fakat görmeyi engelleyecek olayların öncüsü olarak kabul edilir. Bazı durumlarda sızıntılar makülada (gözün detay görme merkezi) toplanarak özellikle yakın görmeyi bozabilir. bu durum maküla ödemi olarak adlandırılır.

15 yıllık diabetiklerin %80’inde başlangıç dönem hastalarına rastlanır.

PROLİFERASYON DÖNEMİ
İyice daralıp tıkanan damarların besleyemediği sahalar oksijen ve kansız kaldığı için bozulmaya başlar. Bu sahalarda yelpaze şeklinde yani damar oluşumları (neovaskülarizasyon) ve fibrotik zar oluşumları (fibröz proliferasyon) ortaya çıkar.

Yani damarların kenarları çok incedir, kolay kanayabilirler. Fibrotik zar ise maküla üstünü örterek veya çekintiler yaparak görmeyi bozablir. Görme kanamalarının ve çekintilerin makülayı etkilediği oranda azalır.

Diabetiklerin %20’sinde proliferasyon dönemi belirtileri izlenir.

İLERİ DİABETİK GÖZ HASTALIĞI

Gözün içini dolduran vitreus denilen yapının hareketleri veya büzülmesi, yeni damar ve fibrotik zar oluşumlarını çekmeye başlar. Zaten ince olan damarlar kanama yapar ve göz içini doldurur (Vitre içi kanama).

Çekilen fibrotik zarlar da retina dokusunun yırtılmasına ve hasarına neden olurlar (traksiyonlu retina dekolmanı).

Ayrıca yeni damarlar göz sıvısının dışarı aktığı yolları etkileyerek göz tansiyonunu yükseltebilirler (Neovasküler glokom)

BELİRTİLER VE TEŞHİS
Diabetik retina hastalığında şikayetler makülanın etkilenmesi, yani görmenin azalmasıyla başlar. Bazen çok ilerlemiş diabetik göz hastalığı yıllarca belirti vermeyebilir. Hamilelik, yüksek tansiyon ve ağır enfeksiyonların diabetik retina hastalığını arttırdığı kabul edilmektedir.

Diabetik retina hastalığından en iyi korunma yolu düzenli göz muayenelerinden geçmektedir. Dizbatik retina hastalığı göz doktoru tarafından basit yöntemlerle tesbit edilebilir. Her diabetinin en az yılda 1 kez göz muayenesinden geçmesi önerilir.

Diabetik retina hastalığı bulguları tasbit edilen hastalarda gözdibi anjiosu yapılarak retinada damar düzeyindeki hasarlar görüntülenir.

GÖZDİBİ ANJİOSU (FFA) Fundus Flourescin Anjiografisi (FFA) denilen gözdibi anjiosu da son derece kolay bir muayene yöntemidir. Göz bebekleri damlalarla genişletilir. Kol damarlarından floresan bir boya maddesi verilerek boyanın göziçi damarlarında dolaşımı gözlenir ve fotoğrafları çekilir.

Böylelikle damarlardan sızıntılar, kanamalar, birikintiler, beslenmeyen sahalar, yeni damarlar, zar oluşumları ce diğer hasarlar tesbit edilir. Bu sayede tedavi edilecek sahalar belirlenmiş olur.

Göz dibi anjiosunun diabetik retina hastalığı başlamamışlarda kontrol amacıyla yılda bir kez, retina hastalığı belirtileri başlamış olanlarda, 6 ayda bir yapılması tavsiye edilmektedir.

LASER FOTOKOGÜLASYON

Göz içinde kullanılan laserlerde, kuvvetli bir elektrik akımı, argo ya da kripton gazlarından geçer ve enerji oluşur. Laser bu enerjiyi dar ve düzgün bir ışık demeti şeklinde yönlendirir. Bu demet göz içine mikroskop ve mercekler ile odaklanır ve sonuçta bu enerji, diabetik göz hastalığında retina tabakasındaki bozuklukları ve hastalıkları düzeltmek amacıyla kullanılır. Laser tedavisi ağrısız bir işlemdir: Göz bebekleri damlalarla genişletilir. Göze bir muayene merceği takılır. Laser yapılırken, hastanın tek hissettiği mavi-yeşil renkte flaşlardır (ışık parlamaları). Diabette retinaya laser 2 şekilde uygulanır. Sadece lokal bir hasar veya ödem varsa, yalnız o bölgeye laser uygulaması yapılır. Diabetik hasar sadece bir sahaysa sınırşı değilse, maküla bölgesi hariç tüm retinaya birkaç seans boyunca laser uygulanır. Bu işlem panretinal laser fotokoagülasyon olarak adlandırırlır ve proliferasyon safhasındaki diabetik retina hastalıklarında uygulanır.

TEDAVİBaşlangıç dönemi safhasında görmeyi etkileyen ödem yoksa, tedavi yapılmaz. Hasta 6 aylık aralarla muayene edilir.

Görmeyi etkileyen makula ödemi gelişmişse veya proliferasyon safhasında sızdıran damarlar, beslenemeyen sahalar ve yeni damar oluşumları varlığında, retina dokusuna laser uygulanır.

Göz içine kanamalar, fibrotik zarların yarattığı çekintiler ve dekolman gibi ileri diabetik göz hastalığı safhasında, vitrektomi denilen çok hassas bir göz içi ameliyatı yapılması gereklidir.

Источник: http://www.gozkusurlari.com/diyabet-ve-goz-sagligi/

Diyabetik Göz Hastalıkları

Diyabetten kaynaklanan kronik olarak yüksek seyreden kan şekeri, retinadaki küçük kan damarlarına hasar vermeye başlar. Göz dibindeki damarlar sertleşir, genişler. Yeni damarlar oluşmaya başlar.

Diyabetik retinopati olarak adlandırılan bu durum diyabetli kişilerde görme kaybının en yaygın nedeni ve çalışma yaşındaki yetişkinler arasında görme bozukluğunun ve körlüğün önde gelen nedenidir.

Diyabetik retinopatisi olan hastaların yaklaşık yarısında Diyabetik maküla ödemi (DME) gelişir. Diyabetik retinopatinin bir sonucu olarak, makula adı verilen retina bölgesinde ödem oluşur.

Diyabet ve göz sağlığı denilince akla gelen diğer bozukluklar katarakt ve glokomdur.

Katarakt, göz merceğinin bulanıklaşmasıdır. Diyabetli yetişkinlerde katarakt gelişme olasılığı diyabetli olmayanlardan  2-5 kat daha yüksektir. Diyabetli kişilerde katarakt daha erken yaşta gelişir.

Glokom, gözün optik sinirine (gözü beyne bağlayan sinir lifleri demeti) zarar veren bir grup hastalıktır. Yetişkinlerde diyabet, glokom riskini neredeyse iki katına çıkarır.

Tüm diyabetik göz hastalıkları, ciddi görme kaybı ve körlüğe neden olma potansiyeline sahiptir.

Diyabetik Retinopati

Retinopati retinayı (gözün arka kısmında ışığın üzerine düştüğü dokular)besleyen ince kan damarlarının zarar görmesi demektir. Damarlara zarar gelmesi

kan sızıntısına (hemoraji) neden olur.

Diyabette kronik olarak yüksek seyreden kan şekeri, retinadaki küçük kan damarlarına hasar vermeye başlar. Göz dibindeki damarlar sertleşir, genişler. Diyabetik retinopatinin bir başka özelliği de retina yüzeyinde yeni kan damarlarının oluşmasına neden olabilmesidir. Bu yeni damarlar kolayca kanar.

Diyabetik retinopati dört aşamada görülebilir:

  1. Hafif proliferatif retinopati. Hastalığın bu ilk aşamasında retinadaki minik kan damarlarında mikroanevrizmalar olarak adlandırılan küçük balon benzeri şişlikler ortaya çıkar. Bu mikroanevrizmalar, retinaya sıvı sızdırabilir.
  2. Orta derecede proliferatif retinopati. Hastalık ilerledikçe, retinayı besleyen kan damarları şişebilir ve deforme olabilir. Ayrıca kan taşıma yeteneklerini de kaybedebilirler. Her iki durum da retinanın görünümünde karakteristik değişikliklere neden olur ve diyabetik maküla ödemi oluşumuna katkıda bulunurlar.
  3. Şiddetli proliferatif retinopati. Çok daha fazla kan damarı tıkanmış, retinanın birçok bölgesi kan akışından mahrum bırakılmıştır. Bu alanlar yeni kan damarları oluşumu için büyüme faktörlerini salgılar.
  4. Proliferatif diyabetik retinopati (PDR). Bu ileri aşamada, retina tarafından salgılanan büyüme faktörleri, retinanın iç yüzeyi boyunca ilerleyen yeni kan damarlarını oluşturur. Oluşan bu yeni kan damarları kırılgandır, bu da onları sızdırma ve kanama olasılığını artırır. Genellikle aniden görme kaybına da neden olabilen şiddetli kanama nedeniyle görüş bulanıklaşmaya başlar. Eşlik eden skar dokusu, retina dekolmanına neden olabilir . Retinayı duvardan soyulmuş duvar kağıdı gibi altta yatan dokudan çeker. Retina dekolmanı kalıcı görme kaybına yol açabilir.

Risk Faktörler:

Her tür diyabetli (ister tip 1, ister tip 2 , isterse gebelik diyabeti) kişiler diyabetik retinopati açısından risk altındadır. Diyabetin uzun süresi riski arttırır. Aslında diyabet teşhisi konan kişilerin yüzde 40 ila 45’inde diyabetik retinopatinin bir evresi vardır, ancak yaklaşık yarısı bunun farkındadır. Gebelik diyabetinde, diyabetik retinopatinin hızlı başlangıçlı olabilir.

Belirtiler:

Diyabetik retinopatinin erken evrelerinde genellikle hiçbir semptom görülmez. Hastalık genellikle görme yeteneğini etkileyene kadar fark edilmeden ilerler. Retinal kan damarlarındaki kanama “yüzen” lekelerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu noktalar bazen kendi başlarına düzelir. Ancak  tedavi edilmezse kanama sıklıkla tekrar eder ve kalıcı görme kaybı riskini artırır.

Diyabetik retinopati tamamen ağrısız olmakla birlikte genellikle ani körlüğe nedenolur. Ani körlük kan damarları gözün vitröz jelininin (gözü dolduran jel madde) içine

kanadığı için meydana gelir. Kanama gözün içinde görüşü engelleyen koyu renkli bir perde olarak ortaya çıkar.

Bazen haftalar, bazen aylar sonra sızan kan abzorbe edilebilir ve görüş düzelebilir.

Diyabetik retinopatinin diğer belirtileri arasında küçük benekler, çizgiler, bulanıkgörme, gece iyi görememe ve parlak ya da loş ışığa uyum sağlamakta güçlük

çekme sayılabilir.

Vitröz jel içine doğru meydana gelen şiddetli kanama yeni kan damarlarının vefibröz liflerinin meydana gelmesine neden olabilir. Bu çok ciddi bir durumdur çünkübu fibröz lifler büzülerek retinayı yerinden çıkarabilir – bu da düzeltmesi oldukçazor bir retina dekolmanı türüdür. Tedavi bazen hasarı engelleyebilmekle birlikte,

bazı durumlarda körlük kalıcı olabilir.

Diyabetik maküla ödemi oluşursa, bulanık görme neden olabilir.

Tanı

Diyabetik retinopati tanısı bir oftalmolog (göz doktoru) tarafından bir oftalmoskopla(gözünüzün içini incelemekte kullanılan, ucunda bir ışık olan cihaz) retinanın arka

kısmına bakılarak konur.

Diyabetliyseniz, kanama ve anormal kan damarı oluşumu olup olmadığını görmek
için düzenli olarak (en az yılda bir defa) gözlerinizi kontrol ettirmeniz gerekir.

Diyabetik retinopati tanısı ne kadar erken konursa, tedavinin etkili olma ihtimali deo kadar artar. Ardından daha başka testler için bir oftalmoloğa (göz doktoru) se

edilirsiniz.

Oftalmolog size floresan anjiyogrofi adı verilen bir işlem uygulayabilir. Kolunuzdanbir boyar madde enjekte edilir ve boyar madde gözünüze ulaşır. Bu sayederetinanızdaki kan damarlarının görülmesi kolaylaşır ve ayrıca yırtılmış damarların

ya da sıvı sızıntısının olup olmadığı da kontrol edilir. Ayrıca aşağıdaki testlerde yapılabilir:

  • Görme keskinliği testi. Bu göz testi testi, bir kişinin çeşitli mesafelerde görme yeteneğini ölçer.
  • Tonometri. Bu test, göz içindeki basıncı ölçer.
  • Pupil dilatasyonu. Gözün yüzeyine damlatılan damlalar pupili genişletir. Bu da retina ve optik sinirlerin incelenmesine sebep olur.
  • Optik koherens tomografi (OCT). Bu teknik ultrasona benzer, ancak vücut içindeki dokuların görüntülerini yakalamak için ses dalgaları yerine ışık dalgaları kullanır. OCT, göz gibi ışığın girebileceği dokuların ayrıntılı görüntülerini sağlar.

Tüm bu tetkiklerle kan damarlarındaki değişiklikler, kan sızıntısı, makula ödemi, lensteki değişiklikler, sinir dokusundaki hasar tesbit edilebilir.

Diyabet hastaları görme yeteneklerini  nasıl koruyabilir?

Diyabetik retinopati nedeniyle kaybedilen görme bazen geri döndürülemez. Bununla birlikte, erken teşhis ve tedavi körlük riskini yüzde 95 oranında azaltabilir.

Diyabetik retinopati de genellikle erken belirtiler olmadığı için, diyabetli kişiler yılda en az bir kez kapsamlı bir göz muayenesi yaptırmalıdır. Diyabetik retinopatisi olan kişilerde ise daha sık göz muayenesi gerekebilir.

Hamile olan diyabetli kadınlar, mümkün olan en kısa zamanda kapsamlı bir  göz muayenesi yaptırmalıdır.. Hamilelik sırasında ek muayeneler gerekebilir.

Diyabet kontrol altına alınırsa diyabetik retinopatinin başlangıcı ve kötüleşmesi yavaşlar.

Kan şekeri değerleri  olabildiğince normale yakın tutulmalı, kontrol altına
alınmalıdır. İdeal olan kan şekeri seviyesi yemek öncesinde 90-130 mg/dL, yemek sonrasında ise 180 mg/dL olmasıdır. Bunu sağlamak için,binsulin gibi ilaçlar alınması gerekebilir. Ayrıca sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü de önemlidir.

Özellikle diyabetliler sigarayı bırakmalıdır. Sigara kan damarlarını daraltarakkomplikasyon yaşama riskini artırır. Ayrıca alkol tüketimini de sınırlandırmak

gerekir çünkü çok fazla alkol almak tansiyonu yükseltir .

Tedavi

Diyabetik retinopati tedavisi hastalığın hangi aşamada olduğuna bağlı olarak değişiklik
gösterir.

Genellikle proliferatif diyabetik retinopati (PDR) veya diyabetik makula ödemi gelişinceye kadar tedavi gerekmez.  Ancak yine de hastalığın ilerlemesi halinde erken fark edilebilmesi için düzenli olarak göz muayenesi yapılmalıdır.

Ağır derecede proliferatif olmayan diyabetik retinopatisi olan kişilerde PDR gelişme riski yüksektir ve her 2-4 ayda bir kapsamlı bir  göz muayenesi gerekebilir.

Diyabetik makula ödemi (DME) nasıl tedavi edilir?

DME, tek başına veya kombinasyon şeklinde tedavi edilebilir.

  • Anti-VEGF Enjeksiyon Terapisi.  Anti-VEGF ilaçları, vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF) adı verilen bir proteini bloke etmek için vitreus jeli içine enjekte edilir. Bu da yeni anormal damar gelişimini ve makulada ödem oluşmasını engeller. VEGF’yi bloke etmek, anormal kan damarı büyümesini tersine çevirebilir ve retinadaki sıvıyı azaltabilir. Mevcut anti-VEGF ilaçları Avastin (bevacizumab), Lucentis (ranibizumab)  Eylea (aflibercept) ve Macugen (pegaptanib)dır. Çoğu kişide tedavinin ilk altı ayı boyunca aylık anti-VEGF enjeksiyonları gerekir. Daha sonra enjeksiyonlara daha az sıklıkta ihtiyaç duyulur.
  • Kortikosteroidler. Göze enjekte edilen veya implante edilen kortikosteroidler, tek başına veya DME’yi tedavi etmek için başka ilaçlarla veya lazer cerrahisiyle kombinasyon halinde kullanılabilir. Ozurdex (deksametazon) implantı kısa süreli kullanım içindir, Iluvien (fluosinolon asetonid) implant ise daha uzun ömürlüdür. Her ikisi de biyolojik olarak parçalanabilir ve DME’yi baskılamak için sürekli bir doz kortikosteroid salgılar. Gözde kortikosteroid kullanımı katarakt ve glokom riskini artırır. Kortikosteroid kullanan DME hastaları, göz ve glokomda artan basınç için izlenmelidir.

Proliferatif diyabetik retinopati (PDR) nasıl tedavi edilir?

PDR, bazen panretinal lazer cerrahisi veya panretinal fotokoagülasyon olarak adlandırılan  lazer cerrahisi ile tedavi edilir.

Proliferatif retinopati de , anormal kan damarlarının daha fazla büyümelerini engellemek üzere yakmak için lazer tedavisi kullanılabilir. Lazer tedavisi kan damarlarını doğrudan hedef almaz, retinanın etrafında oksijensiz kalmış olan damarları yakar. Görüş kaybı varsa bunu iyileştiremez ancak görüşün daha da kötüleşmesini engelleyebilir.

Tedavi bir seansta tamamlanabilse de, bazen iki veya daha fazla seans gerekebilir. Merkezi görüşü koruyabilse de,  bazı yan (çevresel), renk ve gece görüşü kaybına neden olabilir.

Yakın zamandaki çalışmalar, anti-VEGF tedavisinin sadece DME’nin tedavisi için etkili olmadığını, aynı zamanda PDR dahil olmak üzere diyabetik retinopatinin ilerlemesini yavaşlatmak için de etkili olduğunu, dolayısıyla anti-VEGF’nin PDR için birinci basamak tedavi olarak gittikçe arttığını göstermiştir.

Vitrektomi nedir?

Vitrektomi, gözün merkezinde vitreus jelin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. İşlem, vitreus içine şiddetli kanamayı tedavi etmek için kullanılır ve lokal veya genel anestezi altında gerçekleştirilir.

Kaynaklar:

Источник: http://www.populermedikal.com/2018/05/12/diabet-ve-goz-sagligi/

Diyabet gözleri vuruyor!

Diyabet Ve Göz Sağlığı

Her 10 kişiden birinde görülüyor. Gün geçtikçe görülme sıklığı artıyor. Genç yaşa bile görülüyor. Yaygın olan diyabetgözleri de etkiliyor.

Öyle ki en az 20 yıldır diyabet hastalığı olanların yüzde 85’inde de diyabetik retinopati mevcut. Diyabetin süresi uzadıkça ve kan şekeri kontrol altına alınmadıkça kalp, damarlar, böbrekler, sinir ve gözleri vuruyor.

Diyabetin en çok etkilediği organların başında gözler geliyor. Diyabet görme kaybına bile yol açabiliyor. Diyabeti olanların olmayanlara göre görme kaybı yaşaması ihtimali 25 kat daha fazla. Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr.

Altan Göktaş, diyabetin neden olduğu göz hastalıklarını anlattı ve önemli uyarılarda bulundu.

Tip 1 ve tip 2 diyabet retinaya zarar veriyor

Diyabetin mikrovasküler yani küçük kan damarları ile ilgili komplikasyonlarından biri olan retinopati, diyabeti olanlarda en sık rastlanan göz sorunlarının başında yer alıyor. Görme sinirleri ve hücrelerinin yer aldığı retinanın hasar gömesiyle ortaya çıtan retinopati, tip 1 ve tip 2 tüm diyabetlilerde ortaya çıkabiliyor.

Diyabetli yaşam süresine bağlı olarak hastalığa yakalanma riski de artıyor. Bu nedenle düzenli kan şekeri kontrolü riski azaltıyor. Başlangıç evresinde kişiye hiçbir şikayet yaratmayan retinopati birçok kişide ileri evrelere kadar aynı şekilde devam ediyor.

Bulanık görme ya da ani görme kaybıyla doktora başvuran kişi, retinopati teşhisi alıyor.

Diyabet tanısı alır almaz göz muayenesine gidin
Diyabetik retinopati iki evreden oluşuyor. Birinci evrede, retinada küçük damar genişlemeleri (mikroanevrizma) ve bozulmaları, noktasal ve yüzeyel küçük kanamalar, sıvı birikmesi (ödem) görülüyor. Bu evrede görme hafif ve orta derecede azalıyor.

Bu kişiler en az altı ay aralıklarla takip edilerek, gerekli durumlarda lazer veya göz içi ilaç enjeksiyonları uygulanarak tedavi ediliyor. Diyabetik retinopatinin ikinci evresinde, retinada damar büyümeleri ve çekilmeleri, göz içine kanamalar meydana gelir.

Bu evrede görme ileri derecede azaldığı ve kişide kısmi körlükler oluştuğu için göz arkası ameliyatı (vitrektomi) yapılması gerekiyor. Son yıllarda diyabetik retinopatinin tedavisinde önemli gelişmeler yaşanıyor. Erken tanıda ve görüşün hala normal olduğu dönemde tedaviden elde edilen başarı da artıyor.

Erken tanının sağlanabilmesi amacıyla diyabet tanısı alan bir kişinin zaman kaybetmeden göz dibi muayenesi yaptırması gerekiyor.

Diyabet katarakt riskini artırıyor
Göz merceğinin bulanıklaşması ve görme netliğinin azalması olarak tanımlanabilecek katarakt da diyabetin gözde yarattığı sorunlardan biri.

Nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte diyabeti olanlarda katarakt gelişme riski yüzde 60 oranında daha fazla. Bununla birlikte, katarakt çok daha erken yaşlarda ortaya çıkıyor ve çok hızlı ilerliyor.

İyi kan şekeri kontrolü hem bu riski azaltıyor, hem de kataraktın ilerlemesini yavaşlatıyor.

Diyabet glokoma davetiye çıkarıyor

Diyabet varlığının risk oluşturduğu bir diğer önemli göz problemi ise glokom.

Göz tansiyonu olarak da bilinen ve göz sinirlerinin farklı nedenlerle hasar görmesi sonucu oluşan glokom, diyabeti olanlarda hem daha sık hem de daha erken yaşta görülüyor.

Diyabetli kişilerde glokom gelişme ihtimali, diyabetli olmayanlara göre iki kat daha fazla. Bu nedenle kan şekeri kontrolü ve düzenli göz muayenesi önemli.

Gözlük alırken şeker seviyenize dikkat edin
Kan şekeri düzensiz olan ve yükselme-düşme şeklinde dalgalanma yaşayan diyabetlilerde geçici görme bozuklukları görülebiliyor.

Buna bağlı olarak gözlük numaralarında geçici değişiklikler oluşabiliyor. Bu şikayetler kan şekerinin normal seviyelerine geldiğinde düzeliyor.

Kan şekeri değişken olan kişiler gözlük alırken kan şekeri seviyelerine dikkat etmeli ve mutlaka bir doktora danışmalı.

Yılda en az bir kez muayene
Diyabeti olanlarda görme düzeyinde gerileme olmasa bile zaman zaman göz damarlarında kanama ve sızıntılar başlayabiliyor. Bu tür durumlarda diyabet geç teşhis edilirken, tedavi de gecikiyor.

Yılda en az bir kez diyabete bağlı göz hastalıkları konusunda uzman bir hekim tarafından göz muayenesinden geçmek, kan şekerini kontrol altında tutmak, kan basıncı ve kolesterol seviyelerini normalde tutmak, sigara kullanılıyorsa sigaranın bırakılması ve düzenli egzersiz yapılması gibi önlemlerle diyabetin neden olacağı göz hastalıkları önlenebiliyor.

Video: Diyabetik retinopati nasıl belirti verir?

İlginizi çekebilir

Diyabeti olanlara 7 kritik uyarı

Diyabetin 7 önemli sinyali

Glokom riskini artıran 9 neden

Sağlıklı gözler için 10 öneri

Yazın gözleri korumanın yolları

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/diyabet-gozleri-vuruyor

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.