Diyabete Bağlı Ayak Yaralarında Hiperbarik Oksijen Tedavisi

Oksijen tedavisi kapanmayan yaralara çare oluyor

Diyabete Bağlı Ayak Yaralarında Hiperbarik Oksijen Tedavisi

Hastanın çelik bir kabin içerisinde, deniz seviyesinde atmosferik basınçtan daha fazla bir basınca maruz bırakılarak yüzde 100 oksijen solumasına dayanan “hiperbarik oksijen tedavisi“, kapanmayan yaralara çare oluyor.

Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Su Altı Hekimliğinde oluşturulan hiperbarik oksijen tedavisi ünitesi, Türkiye'nin dört bir yanından gelen hastaların umudu oluyor.

Özellikle diyabete bağlı kapanmayan ayak yaraları, iyileşmeyen yaralar, kemik iltihapları, yanık, ani işitme ve görme kaybı, damar tıkanıklığına bağlı yaralar, soba ve tüp gaz zehirlenmeleri, vurgun, hava gaz embolisi ve yumuşak doku enfeksiyonu yaşayan hasta grupları, hiperbarik oksijen tedavisinden yararlanabiliyor.

Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yöneticisi Prof. Dr. Mehmet Ali Gülçelik, 2001'de kurulan Su Altı Hekimliğinin, Türkiye'nin alanında ilk ve önde gelen kliniklerinden birisi olduğunu söyledi.

Merkezin, kurulduğunda 2 oda ve tek kişilik bir kabinde hizmet verdiğini aktaran Gülçelik, “Dünyanın en modern kliniklerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Şu anda tek kişilik bir kabin ve 12 kişilik ayrı bir kabinde günde 8 saat hizmet veriyoruz. Merkezde kullanılan teknolojinin tamamı da yerli teknolojidir.” dedi.

Türkiye'nin her yerinden hasta kabul ettiklerini belirten Prof. Dr. Gülçelik, “Hiperbarik oksijen tedavisi, kronik yaralar, diyabetik ayak yaraları ve iyileşmeyen yaraların yanında, işitme kayıplarında, vurgun tedavisinde oldukça etkin ve olumlu sonuçlar veriyor.” ifadelerini kullandı.

“Basınç operatörü yetiştiriyoruz”

Su Altı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Kemal Şimşek ise oksijen tedavisini 17 hastalık grubu üzerinde uyguladıklarını bildirdi.

Özellikle kış aylarında karbonmonoksit zehirlenmelerine maruz kalanların kendilerine başvurduğunu ifade eden Şimşek, “Hastanemizin aynı zamanda akademik bir yönü de var. Basınç odası operatörü yetiştirme gibi Bakanlığın bize verdiği görevi de yerine getiriyoruz. Tek kişilik ve 12 kişilik kabinlerin olduğu makinelerimizle 24 saat hizmet veren bir merkeziz.” diye konuştu.

Kemal Şimşek, her yaş grubundan hasta kabul ettiklerini dile getirerek, şöyle konuştu:

“Bebekler, çocuklar, yaşlılar, hatta anne karnındaki bebeklerimize bile hizmet veriyoruz. Anne adayının yaşadığı bir zehirlenme, fetüsü de etkiliyor. Doğum sonrası nörolojik hasarların oluşmaması için anne karnında da tedavi gerekiyor.

Biz her hastaya belli bir saatte randevu veriyoruz. Yarası varsa onun öncesinde pansumanını yapıyoruz. Tedavilerimiz genelde çok kişilik ünitelerde, 2 saate yakın sürüyor. Bütün hastalarımızın ayrı bir maskesi var. Her hastanın oksijeni de ayrı bir üniteden geliyor.

Hastaların birbirlerine nefeslerinin bulaşması söz konusu değil.” 

Deniz altında 10-15 metre derinliğe eş basınç

Oksijen tedavisinde hastalar kabin içine alındıktan sonra koltuklarına yerleştiriliyor ve dalış denilen işleme başlanıyor. Basıncı artırmak anlamına gelen dalışta istenen seviyeye ulaşıldığında, hastalar içeride bulunan oksijen dağıtım sistemini maske yardımıyla yüzde 100 oksijen alarak soluyor.

Hiperbarik oksijen tedavisi uygulamalarında hastaların büyük çoğunluğu normalde atmosferik basıncın 2-2,5 katı, yani deniz altında 10-15 metre derinliğe eş basınç altında oksijen soluyor.

7 yaşındaki Nisan, hiperbariğin en küçük hastası

Hiperbarik oksijen ünitesinin en küçük hastalarından biri, ani işitme kaybı yaşayan 7 yaşındaki Nisan Demir.

Demir, 12 kişilik hiperbarik ünitesinde kendisinden yaşça büyük hastalarla birlikte tedavi görüyor. Annesi ile haftanın belirli günlerinde Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesine gelen ilkokul 2'nci sınıf öğrencisi Nisan Demir, 2 saatlik seansta sıkılmaması için film de izleyebiliyor.

25 yıldır diyabet hastası olan ve bir bacağını kaybeden Dudu Erikli, diğer bacağını da kaybetme tehsini ortadan kaldırabilmek için hiperbarik tedavisinden yararlanıyor.

Kızı Döndü Erikli, “Bir ayağında yara vardı, onu kurtaramadık geç kaldık. Annemin öbür ayağını kurtarmak için buraya tedaviye geldik. Hekimlerimizden ve personelden çok memnunuz. 9 gün tedavi aldık, çok olumlu gelişmeler gördük.” sözleriyle uygulamadan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Источник: https://www.oncevatan.com.tr/saglik/oksijen-tedavisi-kapanmayan-yaralara-care-oluyor-h114306.html

Hiperbarik Oksijen Tedavisi Nedir?

Diyabete Bağlı Ayak Yaralarında Hiperbarik Oksijen Tedavisi

HBOT, yani Hiperbarik Oksijen Tedavisi, hasta kişisinin tıbbi açıdan yeterli donanıma sahip sterilize bir ortamda %100 oksijen basıncı ile tedavi edilmesi olarak tanımlanmaktadır.

Üzerine birçok farklı çalışma yapılmış ve medikal tedaviler arasında en popüleri olan Hiperbarik Oksijen Tedavisi, medikal tedavi gereksinimi doğuran birçok hastalıkta başvurulan bir yöntemdir.

24 Genel olarak tek kişilik basınç odalarında uygulanan oksijen basıncı, çok kişili basınç odalarında da işlevsel olarak kullanılmaktadır. Fakat bu iki yöntem arasındaki fark maske yöntemidir.

Hiperbarik oksijen tedavisi nedir ile ilişkili görsel.

Tek kişilik odalarda hasta kişilere verilecek olan oksijen basıncı direkt olarak uygulanırken, çok kişili basınç odalarında hasta kişilere maske takılmaktadır. Uluslararası standartlar gereği Hiperbarik Oksijen Tedavisi uygulanan basınç odaları bazı tıbbi yeterlilik ölçütlerine sahiptir.

Basınç odalarının sterilize edilmesinden medikal araçlara, oksijen basıncını sağlayan cihazlardan maskelere kadar bütün ekipmanlar belirli hijyen kuralları gereği kontrol edilmektedir.

Solunan oksijenin %100 saf olması nedeniyle bünyede bazı komplikasyonlar meydana gelebileceği için belli bir periyoda sahip olmakla birlikte “hava molaları” verilir.

Tedaviye gereksinim duyan kişilerin hastalığına bağlı olarak bu durum değişkenlik gösterir. Gün içinde solunuma maruz kalınan ortamlardaki oksijen seviyesinin yaklaşık olarak 2,5 katı olması nedeniyle baş dönmesi, baş ağrısı, kusma isteği gibi belirtiler saptansa da, bu gibi belirtiler geçicidir.

Hiperbarik Oksijen Tedavisi hastalığın türüne ya da medikal açıdan duyulan gereksinime bağlı olarak çeşitli belirtiler ve hissiyat yaratsa da, belirli aşamaları mevcuttur. Bunlardan ilki tıbbi literatürde “dalış” olarak adlandırılan ilk aşamadır.

Tıpkı uçak kalkışı ya da ani bir yokuş inişi sırasında hissedilen boşluk hissi ve duyu tıkanıklığı gibi belirtiler gösterir. Saf oksijen nedeniyle bu gibi belirtiler gayet normal ve sağlıklı olarak tanımlanmakta ve geçici bir belirti olarak kabul edilmektedir.

Hiperbarik oksijen tedavisinin faydaları nelerdir ile ilişkili görsel.

Tedavinin ilk aşaması olması nedeniyle geçicidir ve kısa süreli bir belirti olarak kabul edilir. Farklı yaş gruplarından hastalara uygulanması nedeniyle belirtiler farklılık gösterse de, geçici belirtiler genel yapısı itibariyle benzerlik gösterir.

Basınç odasındaki oksijen miktarı arttıkça oda ısısında da paralel bir şekilde artış gözlemlenmektedir. Bu aşama ikinci seviye olarak kabul edilmektedir.

Zira oda ısısının artmasıyla birlikte özellikle panik atak yatkınlığı olan ya da kapalı mekân korkusu bulunan kişiler bir buhran geçiriyormuş hissine kapılırlar.

Yaşanan bu kısa süreli nöbetler kişide tahammülsüzlük ve daralma hissiyatı yaratır. İkinci aşamadan sonra Hiperbarik Oksijen Tedavisi tam anlamıyla başlamış olup yaklaşık olarak 2 ila 3 saat arası sürmektedir. Bu süre hastalığın türüne, hastanın yaş, cinsiyet ve varsa alerjik durumlarına göre farklılık gösterir.

Hiperbarik Oksijen Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir?

Göz: Tedavi sonrası miyop riski vardır. Bu durum her ne kadar korkutucu görünse de, uzak görme yetisi yalnızca kısa bir süreliğine hayatınızı etkiler. Tedavinin ardından sonraki gün ve ilerleyen günlerde görme yetiniz eski hâline döner.

Beyin: Basınç odalarındaki oksijen seviyesinin yüksek olması nedeniyle beyin hücreleri kısmi olarak zarar görebilir. Merkezi sinir sisteminin aşırı oksijene maruz kalması, kişinin sinir harbinin yükselmesine, huzursuzluk göstermesine ve tahammül eşiğinin düşmesine yol açar. Geçici bir durum olması nedeniyle önemsiz olarak kabul edilebilir.

Akciğer: Yaklaşık 3 saat süren HBOT tedavisi nedeniyle özellikle solunum yollarında kısa süreli bir tahriş meydana gelebilir.

Bu tahriş solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabildiği gibi, beraberinde solunum yollarında ve akciğerlerde bir yanma hissi de yaratabilir.

Fakat günümüz teknolojik ve tıbbi imkânları gereği alınan önlemler, söz konusu yan etkileri en alt seviyeye indirmiş durumdadır.

Kulak ve Sinüs: Oksijen seviyesinin yarattığı basınç nedeniyle kulaklarda tıkanma, sinüslerde akıntı ve yanma hissi oluşabilir. Genelde hava molaları ile çözülen bu durum, şayet hasta tek kişilik basınç odasında tedavi görüyor ise basınç seviyesinin kısa süreli düşürülmesi ya da basıncın kapatılması ile çözüm üretilebilir.

Klostrofobi: Özellikle kapalı mekân korkusu olan ya da panik atak yatkınlığı bulunan hastalar, basınç odalarında yaşadıkları korku nedeniyle zorluk yaşayabilirler. Bu durumun önüne donanımlı sağlık ekiplerinin telkinleri ve gerek görülmesi durumunda düşük doz sakinleştirici verilmesi ile geçilebilmektedir.

Hiperbarik Oksijen Tedavisinin Faydaları Nelerdir?

  • Fibroblastik proliferasyonun artmasını sağlar
  • Antibiyotiklerin etkisini güçlendirir
  • Birçok farklı GF üretimini ve etkinliklerin artışını sağlar
  • Doku hipoksisini gidermeye yardımcı olur
  • Epitelizasyonu destekler
  • İnflamatuar sitokinlerin üretimini azaltmaya fayda sağlar
  • Halk arasında “vurgun” olarak bilinen dokompresyon hastalığını tedavi eder
  • Embolisi hastalığını tedavi eder
  • Varsa kan dolaşımında veya dokulardaki kabarcıkların küçülmesini, tedavi edilmesini sağlar

Hiperbarik oksijen tedavisi başlıklı konumuzu bitirmiş bulunuyoruz. Merak ettiklerinizi ve eklemek istediklerinizi konu altındaki yorum bölümüne yazabilirsiniz. cevap vermekten mutluluk duyacağız.

Источник: https://doktordanhaberler.com/hiperbarik-oksijen-tedavisi-nedir/

Hiperbarik Oksijen Tedavisi

Diyabete Bağlı Ayak Yaralarında Hiperbarik Oksijen Tedavisi

Hiperbarik oksijen tedavisi, basınçlı bir odada saf oksijen solunmasını içerir. Hiperbarik oksijen tedavisi, genellikle dekompresyon hastalığının, ciddi enfeksiyonların, kan damarlarında hava kabarcıklarının, diyabet veya radyasyon hasarı sonucu iyileşmeyen yaraların tedavisi için kullanılır. 

Hiperbarik oksijen tedavisi odasında hava basıncı, normal hava basıncından üç kat fazladır. Bu koşullar altında, ciğerleriniz normal hava basıncında mümkün olandan üç kat daha fazla saf oksijen alır.

Hiperbarik oksijen tedavisi sırasında, yüksek miktarda oksijen kanınızda çözünür ve vücudunuzda dolaşır. Oksijen açısından zengin kan, vücudunuzu; büyüme faktörleri ve kök hücreleri denilen ve iyileşmeye katkıda bulunan maddeleri üretmesi için uyarır.

Neden Yapılır?

Vücut dokularınızın, işlevlerini yerine getirmesi için yeterli oksijen alması gerekir. Doku hasar gördüğündeyse hayatta kalabilmek için daha fazla oksijene ihtiyaç duyar.

Hiperbarik oksijen tedavisi, kanınızın taşıyabileceği oksijen miktarını artırır.

Kan oksijeninde artış, iyileşmeyi ya da enfeksiyonla savaşmayı sağlamak için kandaki gazların ve doku fonksiyonlarının geçici olarak normal düzeye ulaşmasını sağlar.

Hiperbarik oksijen tedavisi, çeşitli sağlık sorunlarının tedavisi için kullanılır ve çeşitli sağlık kurumları bu tedaviyi farklı yöntemlerle uygular. Aşağıdaki durumlardan biri varsa doktorunuz hiperbarik oksijen tedavisi önerebilir: 

  • Kan damarlarınızda hava kabarcıkları (arteryel gaz embolisi)
  • Dekompresyon hastalığı (vurgun)
  • Karbon monoksit zehirlenmesi
  • İyileşmeyen yara
  • Ezilme yaralanması
  • Kangren
  • Beyin apsesi
  • Doku ölümüne neden olan deri veya kemik enfeksiyonu
  • Radyasyon yaralanmaları
  • Yanıklar
  • Doku ölümü riski olan deri greftleri veya deri flepleri
  • Şiddetli anemi

Hiperbarik oksijen tedavisiyle ilgili araştırmalar sürüyor olsa da hiperbarik oksijen tedavisinin aşağıdaki rahatsızlıkları etkin biçimde tedavi ettiğini destekleyecek yeterli bilimsel kanıt vardır:

  • Alerjiler
  • Artrit
  • Otizm
  • Kanser
  • Serebral palsi
  • Kronik yorgunluk sendromu
  • Siroz
  • Fibromiyalji
  • Gastrointestinal ülser
  • İnme

Riskler 

Hiperbarik oksijen tedavisi genellikle güvenli bir yöntemdir ve nadiren komplikasyon meydana gelir. Ama herhangi bir tıbbi işlemde olduğu gibi, komplikasyon riski de taşır. 

Olası komplikasyonları şunlardır:

  • Kan oksijen seviyesi artışından kaynaklanan geçici uzağı görememe (miyopi)
  • Artan hava basıncından kaynaklanan kulak zarı yırtılması ve kulaktan sıvı akması da dahil orta kulak ve iç kulak hasarı 
  • Hava basıncı değişikliklerinden kaynaklanan organ hasarı (barotravma)
  • Santral sinir sisteminde çok fazla oksijen olması sonucu nöbetler (oksijen zehirlenmesi)

Hazırlık

Kıvılcım veya alev ya da yeterli miktarda yakıt gibi bir ateşleme kaynağı varsa, saf oksijen yangın çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle, çakmak ya da pille çalışan cihazlar gibi alev alabilecek nesneleri hiperbarik oksijen tedavisi odasına sokamazsınız.

Ayrıca, yakıt kaynaklarını sınırlamak için, petrolyum bazlı saç bakım ve yara bakım ürünleriyle yanıcı olabilecek diğer ürünlerin tedaviden önce kullanılmaması gerekir. İlk hiperbarik oksijen terapi seansınızdan önce, sağlık ekibinizden özel talimatları öğrenin.

akciger rahatsızlığında dolayı yedikule göğüs hastenesine gitim rötgen ve kan tahlilerimden sonra intertisyel ac tanısını koydular sonra evde oksije… devamı

Hiperbarik oksijen tedavisi esnasında

Hiperbarik oksijen tedavisi, genellikle ayakta tedavi yöntemi olarak uygulanır ve yatış gerektirmez. Zaten hastanede yatıyorsanız ve hiperbarik oksijen tedavisi almanız gerekiyorsa, hiperbarik oksijen tedavi seansları esnasında hastanede kalabilir ya da tedavinin ardından yeniden hastaneye nakledilebilirsiniz.

Gittiğiniz sağlık kurumunun türüne ve tedavinin nedenine bağlı olarak, hiperbarik oksijen tedavisi aşağıdaki yerlerden birinde gerçekleştirilir.

  • Tek kişi için tasarlanmış ünite. Birey (tek kişilik) ünitesinde, yaklaşık 2,5 metre uzunluğundaki saydam bir plastik tüpün içine girecek olan bir masaya yatarsınız.
  • Birkaç kişiyi almak üzere tasarlanmış oda. Genellikle hastane bekleme odasına benzeyen çok kişilik hiperbarik oksijen odasında oturabilir ya da uzanabilirsiniz. Size oksijen verilmesi için hafif olan, saydam bir başlık giyebilir ya da oksijeni almak için yüzünüze bir maske takabilirsiniz. 

Hiperbarik oksijen tedavisi odasındaki hava basıncı, normal hava basıncından yaklaşık iki ila üç kat fazladır. Yüksek hava basıncı, bir uçakta veya yüksek irtifada hissettiğinize benzer biçimde kulaklarınızda geçici olarak doluluk hissine neden olabilir ve esnemek gibi kulaklarınızı rahatlatıcı önlemlerle bu durum hafifletilebilir.

Bir tedavi seansı 1 ila 2 saat sürebilir. Sağlık ekibi üyeleri, tedaviniz süresince sizi ve tedavi ünitesini izleyecektir.

Hiperbarik oksijen tedavisinin ardından

Tedavinin ardından baş dönmesi hissedebilirsiniz. Genellikle bu duygu birkaç dakika içinde geçer ve normal faaliyetlerinizi kısıtlamaz.

Sonuçlar

Hiperbarik oksijen tedavisinin etkili olabilmesi için birden fazla seans gereklidir. Gerekli olan hiperbarik oksijen tedavisi seans sayısı, sağlık durumunuza bağlıdır. Karbon monoksit zehirlenmesi gibi bazı durumlar üç seansta tedavi edilebilir. İyileşmeyen yaralar gibi diğer durumlar için 25 ila 30 tedavi seansı gerekebilir. 

Hiperbarik oksijen tedavisi, genellikle dekompresyon hastalığı (vurgun), arteryel gaz embolisi ve şiddetli karbon monoksit zehirlenmesi gibi durumları tek başına etkin biçimde tedavi edebilir.

Diğer rahatsızlıkları etkin biçimde tedavi etmek için hiperbarik oksijen tedavisi kapsamlı bir tedavi planının bir parçası olarak kullanılır. İlave tedavilerle bireysel ihtiyaçlarınıza uygun ilaç tedavileriyle birlikte uygulanır.

Источник: https://www.hemensaglik.com/makale/hiperbarik-oksijen-tedavisi

DİYABETİK AYAK YARALARI

Diyabete Bağlı Ayak Yaralarında Hiperbarik Oksijen Tedavisi

DİYABETES MELLİTUS (ŞEKER HASTALIĞI)

Diyabetes Mellitus (DM) vücutta glukoz (şeker) metabolizmasını düzenleyen ve insülin adı verilen hormonun eksikliği, tam yokluğu ya da vücutta insüline karşı gelişen direnç nedeniyle karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasının bozulması ile sonuçlanan kronik (süreğen – uzun süreli)  bir endokrin hastalıktır. Glukoz metabolizmasının bozulması, kanda şeker değerlerinin yükselmesine yol açmakta ve yüksek kan şekeri de uzun dönemde çeşitli mekanizmalar aracılığıyla birçok doku ve organda hasar oluşturmaktadır.           

Diyabet Hastalığının Komplikasyonları  (İstenmeyen Etkileri):

DM’in komplikasyonları başlıca ikiye ayrılmaktadır:

  1. Akut (erken dönem – hızlı ortaya çıkan) komplikasyonlar: Bu etkiler ani şeker düşüklüğü ve yükselmeleriyle oluşmaktadır.
    1. Hipoglisemi koması (şeker düşmesine bağlı) 
    2. Diyabetik ketoasidoz (şeker yükselmesine bağlı)
    3. Hiperosmolar non-ketotik koma (şeker yükselmesine bağlı)
  2. Kronik (uzun dönemde ortaya çıkan) komplikasyonlar 

                 A. Makrovasküler komplikasyonlar: Bu etkiler büyük damarlarda oluşan etkileri ifade eder.

                     i. Koroner arter hastalığı (kalp etkileri)

                     ii. Periferik vasküler hastalık (kol ve bacak damarları üzerine etkiler)

                     iii. Serebrovasküler hastalık (beyin etkileri)

                 B. Mikrovasküler komplikasyonlar: Bu etkiler küçük kılcal damarlarlar üzerindeki olumsuz etkilerdir.

                     i. Göz

                        a. Retinopati (proliferatif/non-proliferatif)

                        b. Makuler ödem

                    ii. Nefropati (böbrek etkileri)

                    iii. Nöropati (sinirler üzerine etkiler)

                       a. Sensöriyel ve motor (mono/polinöropati)

                       b. Otonom

Diyabete genel bir bakışın ardından Hiperbarik Oksijen Tedavisi'nin ilgi alanına giren ve hastaların parmak, ayak ve bacaklarını kaybetmeleriyle sonuçlanabilen Diyabetik Ayak konusunu ele almakta fayda vardır. Hatta daha nadir olmak üzere bazı hastaların ellerinde görülen yaralar ne yazık ki  ayaklarda olduğu gibi ellerde de parmak kaybına neden olabilmektedir.

DİYABETİK AYAK

Diyabeti olan hastalarda yaşam boyu diyabetik ayak yarası oluşma riski %15 olarak tahmin edilmektedir.

Ayağa Bağlı Risk Faktörleri:

Ayağın yapısını incelediğimizde 26 kemik, 29 eklem, 42 kas ve birçok tendon ve ligamentten oluşan son derece özel bir yapı görürüz. Bu özel yapının, hayat boyunca dünya çevresini 3-4 kez dolaşacak kadar yol yaptığı tahmin edilmektedir. Ayaklar, atılan her adımda ciddi basınca maruz kalmaktadır.

Bu eşsiz yapı, çok sayıda eklem aralığı ve bacağa uzanan tendonlar nedeniyle ciddi bir enfeksiyon durumunda bir o kadar da savunmasızdır.

Enfekte diyabetik ayağı olan hastalarda enfeksiyon, söz edilen potansiyel boşluklar aracılığıyla ayak içi ve bacağa yayılarak baş edilmesi zor problemlere neden olabilmektedir.

Ayağa ait risk faktörleri şöyle sıralanabilir:

1.Periferik Nöropati (sinir hasarı)

Birçok faktörün bir araya gelmesiyle oluşur. Damarsal ve metabolik faktörler etkilidir.Sebep ne olursa olsun, sıklıkla ayak lezyonlarının başlaması ve sonunda amputasyonla (uzvun kesilmesi) devam eden sürecin esas başlatıcı faktörü, diyabetik nöropatidir. Oluşma riski hipergliseminin süresi ve şiddetiyle paralellik gösterir.

 Glisemi (kan şekeri) düzeylerinin sıkı kontrolü, nöropatinin ilerlemesini yavaşlatmakta ya da durdurmaktadır.

Hiperglisemi yanında modifiye edilebilir diğer risk faktörleri, hipertansiyon, total kolestrol seviyeleri, vücut kitle indeksi, sigara kullanımı, mikroalbuminüri ve kardiyovasküler hastalık varlığı ve aşırı alkol tüketimidir.

Periferik otonomik nöropatide atrofik (ince) cilt, tırnak kaybı ve terleme fonksiyonunun bozulması nedeniyle kuru ve çatlak bir ciltle karşılaşırız. Ayağın basınca maruz kalan bölgelerinde oluşan kallus (nasır), nöropati varlığı için bir göstergedir.

İleri derecede nöropatisi olan hastalarda ayakta yapısal değişiklikler oluşur. Ayak ülserine yatkınlığı ileri derecede arttıran metatars (ayak tarak kemikleri) başlarının basınç noktaları oluşturması, parmakların şekil bozuklukları (pençe parmak deformitesi vb.

), tarsal ve metatarsal kemiklerin luksasyon ve subluksasyonları (çıkıkları) görülebilir.

Diyabetik nöropatinin diyabetik ayak yaralarının oluşumundaki rolü düşünüldüğünde üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konu olduğu son derece açıktır.    

2.Periferik Damar Hastalığı:

Düşük plazma HDL (yüksek dansiteli lipoprotein), yüksek trigliserid, kolestrol, VLDL (çok düşük dansiteli lipoprotein) ve LDL (düşük dansiteli lipoprotein) seviyelerinin periferik damar hastalığı riski ile ilişkili olduğu çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir. Diyabet, aterosklerozu kolaylaştırmaktadır.

3. Ayak Deformiteleri:

Ayağın küçük kaslarının zayıflaması, çekiç parmak bozukluğu, pençe parmak bozukluğu, ayak kemiklerinin çıkıntı şeklinde oluşturduğu basınç noktaları, metatars başlarının oluşturduğu çıkıntılar, Charcot artropatisi ve eklem hareketlerinin sınırlı hale gelmesi, diyabetik ayak ülseri oluşmasında rol almaktadır.

Genel Parametreler ve Sağlık Geçmişine Bağlı Faktörler:

Hastanın diyabet süresinin uzun olması, HbA1C seviyelerinin yüksek olması, daha önce geçirilmiş ayak ülseri hikayesi, diyabetik yaraya bağlı amputasyon hikayesi olması artmış ülser riskinin göstergeleridir.

Diyabetik Ayak Hastalarında Hiperbarik Oksijen Tedavisinin Yeri:

Diyabetik ayak hastalarının tedavisi birçok tıp branşının birlikte çalışmasıyla mümkündür. Hastaların tedavisindeki temel konular:

  1. Kan şekerinin Endokrinoloji veya Dahiliye Uzmanlarınca düzenlenerek normal sınırlar içerisinde tutulması,
  2. Damar daralması veya tıkanıklığı olan hastalarda uzuvlara giden kan dolaşımının yeniden sağlanması için yapılacak cerrahi veya ilaç tedavilerinin Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanınca planlanması,
  3. Kemik enfeksiyonlarının değerlendirilmesi, gerektiğinde enfekte kemiklerin ve ölü dokuların çıkarılması, parmak amputasyonu, düzeltici cerrahi gibi cerrahi uygulamalar açısından Ortopedi Uzmanı değerlendirmesi,
  4. Ölü dokuların temizlenmesi ve doku kayıplarının çeşitli yöntemlerle kapatılması gibi konularda gerekli cerrahi işlemler açısından Plastik Cerrahi Uzmanı değerlendirmesi,
  5. Enfeksiyonla mücadelede gerekli antibiyotik tedavisinin planlanması ve uygulanması için Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı değerlendirmesi,
  6. Yaranın iyileşmesi için gereken oksijenin dokulara sağlanabilmesi, yeni kılcal damar oluşumunun sağlanması, antibiyotiklerin mikroplar üzerindeki etkilerinin arttırılması, yara çevresindeki ödemin azaltılması, kemiğin yeniden yapımının iyileştirilmesi ve yara pansumanları konularında diğer branşlara destek olmak için Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Oksijen Tedavisi Uzmanı.

Bu branşlarla birlikte tabii ki Şeker Hastalığı olan bireyin Kardiyolojik (kalple ilgili), Nefrolojik (böbrekle ilgili), Göz Hastalıkları kontrollerini ve tedavilerini yaptırması ve gerektiğinde diğer branşlardan hekimlerce de değerlendirilmesi gerektir.

SGK Sağlık Ödeme Tebliği’ne göre, “Diyabetik Ayak” tanısı konan hastaların Hiperbarik Oksijen Tedavileri ödeme kapsamındadır.

Источник: http://www.hiperbarikankara.com/destek-hbot_ve_kanser-f4292d348adf845a

Hiperbarik oksijen tedavisi hangi hastalıkları tedavi eder?

Diyabete Bağlı Ayak Yaralarında Hiperbarik Oksijen Tedavisi

Hiperbarik oksijen tedavisi, kapalı bir basınç odası içinde tümüyle basınç altına alınan hastaya 1 ATA’dan yani deniz seviyesinden daha yüksek basınçlarda aralıklı olarak %100 oksijen solutulmasına dayanan, bilimsel olarak etkinliği birçok çalışma ile gösterilmiş kanıta dayalı bir tedavi şeklidir. Tek kişilik veya çok kişilik basınç odalarında hastanın klinik durumu ve ihtiyaçlarına göre maske, başlık veya endotrakeal tüp (soluk borusuna takılı tüp) ile uygulanıyor.

Hiberbarik Oksijen Tedavisi ani işitme kaybı, ani görme kaybı, kemik enfeksiyonu, kemik ölümü, diyabetik ayak yarası gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılabiliyor.

Ani İşitme Kaybı:      

Hiperbarik oksijen tedavisi ani işitme kaybı tanısı konulan hastalarda iç kulakta oksijen seviyesini artırarak iyileşmeyi hızlandırıyor. Hastalar hiperbarik oksijen tedavisine erken dönemde başlamalıdır. En iyi sonuçlar hiperbarik oksijen tedavisinin ilk 72 saat içinde başladığı hastalarda alınabiliyor. Hastaların ihtiyaçlarına göre günde birden fazla seans tedavi uygulanabiliyor.

Ani Görme Kaybı:

Ani görme kaybı gözün retina tabakasını besleyen damarların tıkanması sonucu ortaya çıkan acil bir durumdur. Hiperbarik oksijen tedavisi retina damarlarında tıkanma olsa dahi oksijenlenmeyi devam ettirebiliyor.

Ani görme kaybı gelişen hastalarda hiperbarik oksijen tedavisi mümkün olan en erken saatte başlaması gerekirken hastalar zaman kaybetmeksizin hiperbarik oksijen tedavi merkezlerine yönlendirilmelidir.

Seans sayısı ve seans sıklığı hastaların tedaviye verdiği yanıta göre Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp uzmanları tarafından planlanmalıdır.

Kemik Enfeksiyonu:

Enfeksiyon gelişen kemiklerde kısmi oksijen basıncı 17-23 mmHg olup, bu değer sağlıklı kemiklerin yaklaşık olarak yarısı kadardır.

Hiperbarik oksijen tedavisi kemik enfeksiyonlarında kısmi oksijen basıncını 1000-1200 mmHg gibi değerlere yükselterek enfeksiyonun iyileşmesine yardımcı olur.

Toplam seans sayısı hastanın tedaviye verdiği yanıta göre belirlenirken kemik enfeksiyonlarında hiperbarik oksijen tedavi seanslarının süresi 90-120 dakikadır.

Kemik Ölümü:

Kemik ölümü, kemiklerin kanlanmasında bozulma sonucu ortaya çıkan, yaşam kalitesini azaltan, ağrı ve hareket kısıtlılığı ile seyreden bir kemik hastalığıdır.

Hiperbarik oksijen tedavisi erken dönemde uygulandığında ödemi azaltmakta, yeni damar oluşumunu desteklemekte ve kemiğin yeniden yapılandırılmasına katkıda bulunabilir.

Hastalar hiperbarik oksijen tedavisi süresince ağrı ve hareket kısıtlılığı açısından takip edilerek toplam seans sayısı belirlenebiliyor.

Diyabetik Ayak Yarası:

Hiperbarik oksijen tedavisi diyabetik ayak yaralarında kandaki ve iyileşmeyen yara bölgesindeki oksijen seviyesini artırıyor. Böylece, enfeksiyonu azaltarak ve yarayı küçülterek iyileşme sürecini hızlandırıyor. Bu nedenle hiperbarik oksijen tedavisi, diyabet hastalarının ayak yaralarında amputasyon yani uzuv kaybının önlenmesinde yardımcı bir tedavi yöntemi olarak uygulanıyor.

Her hastanın tedaviye vereceği yanıt farklı olabilirken hastalar tedaviye uygunluk durumu için Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

Hiperbarik oksijen tedavisi nasıl uygulanmaktadır?

Hiperbarik oksijen tedavisi uygulanan hastalar genellikle 90-120 dakika süresince kapalı bir basınç odası içerisinde takmış oldukları maskeler aracılığıyla %100 oksijen soluyor.

Tedavi sırasında hastalar belirli zaman aralıkları ile maskelerini çıkararak hava molaları veriyor.

Hastalar tedavi saatlerinin aksamaması adına basınç odası içine su ve doktor tarafından uygun görülen ilaçlarını da alabiliyor.

Tedavi sırasında hastanın herhangi bir şikayeti veya zorunlu ihtiyacı gelişmesi durumunda tedavi birkaç dakika içinde sonlandırılabiliyor. Uygulanması gereken toplam seans sayısı hastalığa göre değişiklik gösterirken gerekli görülen durumlarda günde bir seanstan daha fazla da uygulanabiliyor.

Hastalar tedavi sırasında neler hisseder?

Hiperbarik oksijen tedavisi sırasında basınç odası içindeki hava basıncı artarken uçak yolculuğunda inişe benzer şekilde kulaklarda dolgunluk hissediliyor. Hastalar bu esnada yutkunma gibi bazı hareketlerle kulaktaki basıncı eşitleyebiliyor. Hastalar orta kulak basıncını dış ortam basıncına kolaylıkla nasıl eşitleyebileceklerine ilişkin olarak detaylı şekilde bilgilendiriliyor.

Tedavi sırasında hastayla iletişim kurmak mümkün müdür?

Koç Üniversitesi Hastanesi’nde basınç odaları semiakrilik yani yaklaşık 1 metrelik bölümü saydam, basınca dayanıklı akrilik malzemeden yapılmış olup, hastalarımız tüm tedavi seansı boyunca görsel olarak ve cihaza monte edilmiş ses sistemi ile işitsel olarak da takip edilebilmektedir. Tüm tedavi süresince basınç odası operatörü tarafından hastalarımız otomatik uyarı sistemi ile de birebir takip edilmektedir.

Hiperbarik oksijen tedavisinin hastalıklar üzerindeki etkileri nelerdir?

Yüksek basınç altında %100 oksijen solunması hem kırmızı kan hücrelerinde hemoglobin aracılığı ile dokulara taşınan oksijeni artırmakta hem de kanda çözünmüş serbest oksijeni çok yüksek değerlere ulaştırarak yetersiz oksijenlenme nedeniyle oluşan doku hasarlarını ve patolojilerini iyileştirici etki göstermektedir. Buna ek olarak;

  • Yara iyileşmesini sağlayan maddelerin üretimi artmakta,
  • Vücut savunmasında görev alan hücreler desteklenmekte,
  • Ödem azaltıcı etki göstermekte,
  • Yeni damar gelişimi desteklenmekte,
  • Oksijensiz ortamda üreyen bakterilerin üremesi engellenmekte,
  • Bakteriler tarafından salınan bazı toksinlerin etkinliği azalmakta,
  • Bazı antibiyotiklerin etkisi artmakta,
  • Hava ve gaz kabarcıklarına bağlı doku hasarları ortadan kalkmaktadır.

Bu yazı Dr. Aslıcan Çakkalkurt tarafından hazırlanmıştır. 

Daha ayrıntılı bilgi için Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi ile iletişime geçebilirsiniz.

Источник: http://saglikguncem.com/hiperbarik-oksijen-tedavisi-hangi-hastaliklari-tedavi-eder/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.