Diyabete Bağlı Cilt Sorunları

içerik

Diyabet ve Sistemik Yan Etkileri

Diyabete Bağlı Cilt Sorunları

Memorial Hastanesi Diyabet, Hipertansiyon ve Kardiyoloji Merkezi doktorları diyabetin sistemik yan etkileri hakkında da bilgiler verdi. Diyabet, diğer bilinen adıyla Şeker hastalığı, ömür boyu devam eden bir hastalıktır.

Eğer diyabetiniz varsa vücudunuz, yediğiniz besinlerdeki enerjiyi gereken şekilde kullanamıyor demektir.Oysa sağlığınız açısından besinlerdeki enerjinin kullanılması önemlidir.Diyabet hastalığı komplikasyonlara neden olabileceği için çok önemli bir hastalıktır.

Diyabet hastalığı tedavisinde amaç; hem günlük iyilik halini oluşturmak hem de uzun dönem komplikasyonların gelişimini engellemektir.Diyabet hastası olarak uzun yıllar yaşadıktan sonra bazı insanların gözlerinde, böbreklerinde, sinirlerinde ve ayaklarında bazı problemler ortaya çıkabilir.

Kalp ve damar hastalıkları ve yüksek tansiyon riski diyabet hastalarında atmaktadır.Diyabet hastalığı ilerledikçe vücudun bazı organlarında tahribata neden olabilirler,

Küçük kan damarlarının hasar görmesi:

Diyabet el ve ayak parmaklarına, deriye ve vücudun diğer yerlerine kan taşıyan küçük damarlarda hasar meydana getirebilir.

Yüksek kan şekeri, özellikle tansiyon da yüksekse küçük kan damarlarını zayıflatabilir.

Ayrıca yüksek kan şekeri, alyuvarların esneklik kaybetmesine neden olur ve bu hücreler, içlerinden geçtikleri çok küçük kan damarlarına zarar verir.Zayıflayan, hasara uğrayan damar çoğu zaman çatlar.

Gözlerin hasar görmesi:

Hemen her diyabetik hastada zaman içinde diyabete bağlı gelip geçici veya ilerleyici göz hastalıkları olmaktadır.

Bu rahatsızlar, kan şekerindeki oynamalara bağlı geçici göz kırıcılığı, diğer bir deyişle gözlük numarası değişiklikleri yanında; göz merceği, ağ tabaka, görme siniri, görme organımızın çeşitli yönlere hareketini sağlayan kaslar, gözün içine yerleştiği göz çukuru, yani orbita gibi göz çevresindeki dokuların etkilenmesi şeklinde olabilir.Bütün bunlar diyabetik hastalarda basit bir gözlük numarası farklılığından, ciddi görme azlığına kadar değişik şikayetlere sebep olurlar. Diyabetin görmeyi tehdit eden en önemli komplikasyonu; göz küresinin arka bölümünde yer alan ve retina adı verilen ağ tabakasına neden olduğu hasardır.Diyabet tanısı konulduğunda, hasta tam bir göz dibi muayenesinden geçirilmelidir. Beş yıldan daha uzun süredir Tip 1 diyabeti olanlar, gözlerini yılda en az bir defa kontrol ettirmelidirler.Tip 2 diyabeti olanlarda ise bu kontrol, hastalık öğrenilir öğrenilmez başlamak üzere, yine yılda en az bir defa yapılmalıdır. Göz sorunları erkenden fark edildiğinde, bunların hastanın yaşamını etkileyebilen boyutlara ulaşmalarını önleyecek önlemler ve tedaviler vardır. Örneğin; diyabetik retinopatide zamanında yapılan lazer tedavisi ciddi görme kaybı riskini yaklaşık %60 oranında azaltabilmektedir.

Böbreklerin hasar görmesi:

Diyabetin kronik komplikasyonlarından biri de “nefropati” adı verilen böbrek hastalığıdır. On yılı aşkın Tip 1 diyabetlilerin %35’inde bu hastalık görülmektedir.

Böbrek işlevinde azalma olan nefropatinin, erken dönemde tanısı konulursa yoğun insülin ve sıkı kontrol ile ilerlemesi durdurulmakta ve geriye döndürülmektedir.

Bu komplikasyonun tanısı için, mikroalbüminüri testini yapmak gerekecektir.

Damar sertliği ve kalp hastalıklarına neden olması, büyük kan damarlarının zarar görmesi:

Diyabet, “ateroskleroz” adı da verilen damar sertliği gelişmesini hızlandırmakta ve koroner damar hastalığının ortaya çıkma sıklığını arttırmaktadır. Ateroskleroza bağlı olarak ortaya çıkabilecek diğer büyük damar hastalıklarının (beyin damarlarındaki tıkanmalar) oluşması riskini de arttırmaktadır.

Çok yüksek kan şekeri ve kan yağının yüksekliği, şişmanlık, tütün kullanma gibi kardiovasküler risk faktörleri, kalp ve damar hastalıkları oluşumunu hızlandırır. Bu nedenle, diyabetli hastalar, kan yağları ( total kolesterol, HDL, LDL, VLDL ve triglisrid) düzeylerini 3-6 aylık aralıklarla ölçtürmelidirler.Kolesterol,diyabeti etkileyen önemli faktörlerden biridir.

Diyabet aynı zamanda kalbi çevreleyen damarlarla, kollara, bacaklara ve kalbe kan götüren damarlara da hasar verebilir.Damarların iç yüzünde gelişen hasar, esneklik kaybına neden olur. Kandaki kolesterol, hasar gören yerlerde tutulur ve zamanla damar tıkanır. Sonuç olarak kalp, kanı gittikçe tıkanan damarlardan geçirebilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır.

Bu durum kalp krizlerinin, inmelerin/felçlerin gelişmesine, tansiyonun yükselmesine, kollara, bacaklara ve başa yetersiz kan gitmesine neden olabilir. Kalp ve kan damarları,diyabeti olmayan insanlarda da hasar görebilir ama diyabetli hastalarda daha yüksektir.

Hastalarda kesik ve yaraların daha yavaş iyileşmesi, bazı hastaların bacaklarında, istirahat edildiğinde geçen krampların ortaya çıkması, bazı hastalarda kısa süreli bayılmaların görülmesi diyabetli hastaların büyük kan damarlarının hasar gördüğüne birer işarettir. Bu yakınmalar, damar hastalıkları dışındaki nedenlere de bağlı olabilir.

Gerçek nedeni bulabilmek için, bu belirtileri doktorunuza bildirmeniz gereklidir. Göğüs arası veya baskı hissi, soğul terleme, baş dönmesi gibi acil durumları da hemen doktorunuzla paylaşmanız gereklidir.

Sinirlerin hasar görmesi:

Diyabet ayrıca, sinir hücrelerine de zarar verebilir. Bunun tıptaki adı “nöropati” dir. Kan şekeri yüksek olduğunda sinir hücreleri şişer ve bozunuma uğrar. Zamanla bunlar, vücutta organlara sinyaller taşımak şeklindeki temel görevlerini yerine getiremez olurlar.

Bazı sinirlerin hasar görmesi ayaklarda ve bacakların aşağı kısımlarında karıncalanma, uyuşma, yanma, sızı veya zonklama hislerine neden olur. Nöropati semptomları zaman zaman ortaya çıkıp zaman zaman kaybolabilir.

Birçok hasta ağrılarının, kan şekeri normale yakın olduğu zaman daha azaldığını bildirir.

Cinsel sorunlara neden olması:

Sinirlerin hasar görmesine bağlı olarak, cinsel sağlığı da olumsuz yönde etkileyebilir. Örneğin; erkeklerde ereksiyon bozuklukları( iktidarsızlık), kadınlarda ise orgazma ulaşma yeteneğinde azalma olabilir.

İnfeksiyonlarla savaş yeteneğinin azalması:

Küçük kan damarlarındaki hasar, deriye de yeterince kan gitmesini engeller. Kan şekerinin yüksek olması, vücudun mikroplara savaş sistemini yavaşlatır.Bu ikisi beraberce, diyabet hastalarındaki infeksiyon riskini artırmaktadır. İnfeksiyonlar ağızda, ayaklarda, akciğerde, mesanede, kadınlık organlarında veya deride görülebilir. Cilt ve mukozada mantar oluşumuna eğilim artar.

Özellikle ayak ve kasıkta sık sık infeksiyonları meydana gelebilir. Ağızdaki infeksiyon, dişeti hastalıklarına ve diğer diş sorunlarına neden olabilir. Sinirler zarar gördüğünde, yaralanmalar ve kesikler herhangi bir ağrıya neden olmayabilir.Yaralanma ya da kesiğin meydana geldiğini fark edemeyen hasta, yaranın mikrop kapmasına yol açabilir.

Kan miktarının yetersiz ve kan şekerinin yüksek olması nedeniyle vücudun, infeksiyonlarla savaşıp yarayı iyileştirme yeteneği zayıflamış olabilir. Bu durum, deri dokularının ve diğer dokuların ölmesiyle sonuçlanabilir. Böyle bir gelişme karşısında ölü kısımların ameliyatla alınması ve temizlenmesi gerekir. Diyabetli, mikrobik hastalıklara karşı gerekirse aşılanmalıdır.

Özellikle tüberküloz yönünden gerekli tedbirler, doktorun tavsiyesine göre alınmalıdır.

Ayrıntılı Bilgi İçin: 444 7 888

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/diyabet-ve-sistemik-yan-etkileri/

Şeker Hastalığına Bağlı Sinir Hasarları – Diyabetik Nöropati Neden Olur? – Sağlık Ocağım .NET

Diyabete Bağlı Cilt Sorunları

Diyabetik nöropati, uzun süreli ya da yeterli kontrol altına alınamamış diyabetis mellitustan kaynaklanan çeşitli nöropati (sinirlerde oluşan hastalık veya hasar) tiplerinden herhangi birisidir.

En yaygın rastlanan diyabetik nöropati tipi çevresel (periferik) duyusal nöropati olarak adlandırılır. Bu bozukluğun erken evrelerinde ektremitelerde (uzuvlarda), özellikle de ayaklarda ara ara ağrı ve karıncalanmalar olur. Ağrı zamanla kötüleşerek, sonunda bir bölgedeki ağrı duyusunun kaybolmasına sebep olur.

Duyusal nöropati bulunan hastalar hissetmedikleri için ilerleyen dönemlerde ayaklarındaki kesiklerin, sıyrıkların, yanıkların farkında olmazlar ve ciddi yaralar (diyabetik ayak) durumu meydana gelir. Eğer tedavisi yapılmaz ise bu tür yaralanmalar nedeni ile uzvun kesilmesine kadar gidebilecek doku ölümleri (kangren) oluşur. Diyabet hastalarının  ayak bakımı oldukça önemlidir.

Diyabetik nöropati nedenleri

Diyabetik nöropati, diyabetin uzun süren komplikasyonlarından biridir. Diyabetin sinirlere verdiği zararın nedenleri tam olarak anlaşılmamıştır fakat yüksek kan şekeri, düşük kan şekeri ve yüksek kan yağları seviyelerinin, sinirlerin sinyal göndermesine ayrıca sinirlere oksijen ve besin taşıyan kan damarlarına zarar verdiği bilinmektedir.

Bunların dışında bağışıklık sistemi organizmasının kendisine saldırısı olarak sinir hasarı, karpal tünel sendromu gibi mekanik nedenler, sinir dokusundaki hasara kalıtsal yatkınlık, genetik faktörler, ilerlemiş yaş, alkol ve sigara kullanımı gibi etkenler de diyabetik nöropatiye neden olabilir. Şeker hastalığını kontrol altında tutmak sinirlerin çok fazla hasar görmemesi için çok önemlidir.

Nöropati nedir?

Nöropati sinir hasarıdır. Sinirler, beyin ile vücudun her bölümü arasında mesaj göndererek görmemeyi, duymamayı, hissetmeyi ve hareket etmeyi sağlarlar.

Sinirler aynı zamanda kişi farkında olmadan çalışan kalbin atması, akciğerlerin nefes alması için de sinyal gönderirler.

Nöropati şeker hastalarında oldukça fazla görülen bir durum olmasına rağmen diyabetli hastaların geneli bu durumun farkında olmayabilir.

Diyabetik nöropati (şeker hastalığında sinir hasarı) belirtileri

Diyabetik nöropatinin belirtileri etkilenen sinirlere, etkilenme şiddetine ve hastalığın süresine göre farklılık gösterir. İlk dönemlerde genellikle belirti vermeyebilir. Sinirleri hasar görmeye başlayan bir çok diyabet hastası şikayetlerden rahatsızlık duymayabilir.

Belirti vermeye başladığında hafif belirtiler ile kendini gösterir. Genellikle ilk görülen belirtiler ciltte başlar. Diyabetik sinir hasarının nasıl belirti göstereceği tutulan sinire ya da organlara göre farklılık gösterir.

  1. Diyabetik nöropatinin cilt belirtileri : Ellerde, ayaklarda ve bacaklarda ağrı, uyuşma veya karıncalanma başlayabilir ve sıcak, soğuk ve acıyı hissetmeme gibi belirtiler görülür.
  2. Diyabetik nöropatinin kaslarda gösterdiği belirtiler : Kaslarda güç kaybı, güçsüzlük, ağrı ve uykuda kas erimesi, bu duruma bağlı ayaklarda veya bacaklarda kemik kırılmaları, ayak şekil bozuklukları (diyabetik ayak) oluşabilir.
  3. Diyabetik nöropatinin mide ve bağırsaklarda gösterdiği belirtiler : Çok uzun aç kalındığında yiyeceklerin bağırsaklara geçişi yavaşlar ve gastroparezi denilen durum meydana gelir. Bu durum, mide bulantısına, karın gerginliğine, kusmaya, ishale, kabızlığa, genel rahatsızlığa ve istenmeyen kilo kaybına sebep olabilir.
  4. Diyabetik nöropatinin mesanede gösterdiği belirtiler : İdrar yapma problemi olabilir ya da mesaneyi tamamen boşaltamama gibi bir his oluşması, tedavisi yapılmaz ise idrar kaçırma problemi, idrar yapma yeteneğinin tamamen kaybolması gibi şikayetlere yol açabilir.
  5. Diyabetik nöropatinin cinsel yaşama etkisi nedir? : Bu durum erkeklerde ereksiyon işlev bozukluğuna ya da iktidarsızlığa, kadınlarda cinsel disfonksiyona yol açabilir.
  6. Diyabetik nöropatinin kan damarlarına olan etkisi nedir? : Ayağa kalkıldığında veya yataktan kalkarken tansiyonun düşmesi nedeni ile baş dönmesi, halsizlik hissedilir. Göğüs ağrısı (anjina) ya da kalp krizi geçirme belirtilerini hissetmek zorlaşabilir.
  7. Diyabetik nöropatinin ter bezlerine etkisi nedir? : Vücut kendi ısısını düzenlemede zorlanabilir. Alt bacaklarda terleme olamadığı için, ayak derilerinin kurumasına ve çatlamasına sebebiyet verebilir. Yemek yerken terleme, çiğnedikten hemen sonra başlayabilir ve terleme sadece bazı yiyeceklerde olur. Terleme genellikle alında başlayıp, yüzde, kafa derisinde, boyun bölgesinde ve bazende vücudun üst kısmında oluşabilir.
  8. Diyabetik nöropatinin göz belirtileri : Göz kaslarını besleyen sinirlerin hasarlanması sonucu görme bozukluğu, çift görme, kalıcı görme kaybı ve göz ağrısına neden olur.

Diyabetik nöropati teşhisi

Diyabetik nöropati tanısı genellikle ağrı polikliniklerinde yapılacak fizik muayene, beyin cerrahisi uzmanlığında yapılan muayene ve tetkikler ve hastada görülen belirtiler ile konulabilir. Muayene sırasında kan basıncı, kalp atış hızı, kas gücü, hastanın vereceği refleksler, titreşim, sıcaklık ve hafif dokunmaya duyarlılık düzeyi kontrolü yapılır.

Şeker hastalarının her yıl düzenli olarak nöropatik ayak muayenesi olmaları gereklidir. Kapsamlı bir ayak muayenesinde cilt, kaslar, kemikler, dolaşım ve ayak hissi değerlendirilir. Saç fırçasının bir teli kalınlığındaki bir naylon monofilament ile ayak altına dokunarak duyu ve duygu durumu değerlendirilir.

Ayrıca sıcaklık algısı kontrolü için titreşimli bir çatal kullanılarak dokunma basıncından daha duyarlı olan vibrasyon algısı değerlendirilir. Bunların yanı sıra, sinir ileti çalışmaları ya da elktromiyografi testi, kalp hızı değişikliklerinin nabız ölçümü ile kontrol edilmesi ve diğer organ hasarları için ultrasonografi gibi tetkikler de yapılır.

Diyabetik nöropati teşhisi

Diyabetik nöropati (şeker hastalığında sinir hasarı) tedavisi

Diyabetik nöropati tedavisi tutulan sinirlere ya da organlara, tutulum derecesine göre farklılık gösterir. Ciltte gelişen hasarın şiddetine ve farkına göre farklı ilaç tedavileri uygulanır. Hasta doktorunun verdiği ağrı kesicinin faydası olup olmadığını not etmelidir, bu sayede hastanın doktoru, ilacın dozunu ya da tedavi yöntemini değiştirebilir.

Hastanın, özel tedavi yöntemleri için ağrı polikliniklerine se edilmesi gerekebilir.

  1. Kaslarda oluşan sinir hasarı tedavisi nasıl yapılır? : Hastanın diyabetik ayak sorunu var ise hassas kemikler üzerindeki baskının azaltılması için, özel yapım ayakkabılar veya ayağın şeklini alan tabanlıklar verilebilir. Ayakta başka rahatsızlıklar oluşmaması için dinlenmek önemlidir. Ayak için alçı ya da atel tedavisi gerekebilir. Bu durumda koltuk değneği veya tekerlekli sandalye kullanılmasına ihtiyaç duyulabilir. Ayakta şekil bozukluğu oluşmuş ise (çekiç parmak, pençe parmak, baş parmak çıkıntısı gibi) ameliyat ile düzeltilmesi gerekebilir.
  2. Mide ve bağırsaklarda oluşan sinir hasarı tedavisi nasıl yapılır? : Sindirimi hızlandırma amaçlı ilaç tedavisi ya da diğer bulguları hafifletmeye yönelik tedaviler uygulanabilir.
  3. Mesanede oluşan sinir hasarı tedavisi nasıl yapılır? : İdrar yolu enfeksiyonları nedeni ile antibiyotik tedavisi uygulanabilir. Hastaya idrarı olmasa bile her üç saatte bir tuvalete gitmesi önerilir.
  4. Cinsel problemlere neden olan sinir hasarı tedavisi nasıl yapılır? : Erkeklerde ve kadınlarda farklı tedaviler uygulanır. İlaç tedavileri, enjeksiyon tedavileri, vakum pompası, implantasyon gibi farklı tedavi yöntemleri uygulanabilir.
  5. Kan damarları sorunlarına neden olan sinir hasarı tedavisi nasıl yapılır? : Kompresyon çorapları hızlı bir şekilde ayağa kalkmaktan dolayı meydana gelen baş dönmesi tedavisinde faydalı olabilir ve hastanın ayağa kalkarken sakin kalkması, yataktan kalkarken önce oturup sonra kalkması ve başını döndüren ani hareketlerden kaçınması tavsiye edilir.
  6. Ter bezlerinde oluşan sinir hasarı tedavisi nasıl yapılır? : Kuruyan cilt için nemlendirici kremler kullanılabilir fakat ayaklarda veya bacaklarda ciddi çatlaklar, yaralar olur ise enfeksiyon riski nedeni ile hasta kesinlikle doktoruna gitmeli ve şikayetlerini bildirmelidir.
  7. Gözlerde oluşan sinir hasarı tedavisi nasıl yapılır? : Diyabetik göz hasarlarında (diyabetik retinopati) damar bozukluklarını iyileştirmeye yönelik ilaç tedavileri bulunmamaktadır. Diyabetik retinopati önlenemese de, buna bağlı ortaya çıkacak görme kaybı erken tanı ve zamanında müdahale ile önlenebilir. Bu nedenle düzenli göz muayenesi önemlidir.

Şeker hastaları kendini nasıl korumalı

Şeker hastalığı ile ilgili benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/seker-hastalg-ve-sinir-hasarlar/

Cilt Sorunları

Diyabete Bağlı Cilt Sorunları

Cildimiz bizlerin sahip olduğu doğal miraslardan biridir. Bu doğal miras sayesinde de cildimizde meydana gelen en ufak sorunlara bile hemen çözüm bulmamız gerekir. Cildimizi koruyabilmemiz için oluşturulması gereken birtakım yöntemler vardır.

Bu yöntemler sayesinde de cilt sorunları kolayca giderilebilir. Sık sık cildimizin dış etkenlerden nasıl korunabileceğine dair sorular sorulmakta ve de bu soruların yanıtları birer birer alınmaya başlanmaktadır. Dolayısıyla da cildimiz bizlerin en değerli varlığıdır.

Bu nedenle de çok iyi şekilde cildimizin korunması gerekir. En ufak dış etmenlere karşı bile cilt korunmasının sağlanması önemlidir. Cilt sorunları ile karşılaşmamak için doğal ve şifalı yöntemler kullanılabilir.

Doğal ve şifalı bitkiler ile evde basit şekillerde hazırlayabilecek olduğunuz maskeler sayesinde cilt sağlığınızı koruyabilirsiniz.

İnsanların her biri farklı cilt türlerine sahiptir. Yağlı cilt, karma cilt, kuru cilt, normal cilt ve de hassas cilt olarak beş tane cilt çeşidi vardır. Herkes sahip olduğu cilt tipine göre cilt korumalarını sağlayabilir.

Yağlı cilde sahip olanlar ile kuru cilde sahip olanların kullanmaları gereken farklı ürünler vardır. Kuru ciltler nemlendirici ürünler kullanırken yağlı ciltler yağlanmayı giderici ürünler kullanmalıdır. Ancak bu şekilde karşılaştıkları cilt sorunlarına çözüm bulabilirler.

İşte bu nedenle öncelikle cildinizde bulunan cilt sorununun nedeni araştırılmalıdır.

Özellikle de yağlı ciltlerin karşılaştığı en büyük problemlerden biri de siyah noktalardır. Siyah noktalar yağlı ciltlerin deri altında beslenir. Yüzün temizlenmemesi ve sürekli olarak cildin yağ üretmesi sonucunda cilt üzerinde siyah noktalar oluşur.

Oluşan siyah noktalar cilt üzerinde sıkılmaya başlaması durumunda cildinizde sivilce yapar. Bu nedenle siyah noktaların temizlenmesi önemlidir. Yüzünüzde meydana gelen bu siyah nokta sorununu gidermek için de güvenilir ürünlerin kozmetiklerini kullanabilirsiniz.

Ya da evde kendinizin hazırladığı şifalı ürünlerle pratik şekillerde oluşturacak olduğunuz temizleyici ile siyah noktalardan uzaklaşabilirsiniz.

Siyah Nokta Sorununa Doğal Tedavi Yöntemi

Pek çok kadının pratik yöntemlerle hazırlayacak olduğu kürler ile siyah noktalar basit şekilde cilt üzerinden uzaklşatırılabilir. Çünkü evde yapımı kolay ürünler sayesinde siyah noktalarınızı temizleyebilirsiniz. Siyah nokta temizleme işlemi için öncelikle çok hassas olmanız gerekir.

Aksi halde zararlı olarak cildinize uygulayacak olduğunuz bir yöntem ile siyah noktanın hemen sivilceye döndüğünü görebilirsiniz. Bu nedenle de evde kendi hazırlayacak olduğunuz ürünler ile de siyah noktalarından kurtulabilirsiniz. Burun, çene bölgelerinde daha çok oluşan siyah noktanın evde tedavisi için yüzünüzü iyi bir şekilde temizlemeniz gerekir.

Kozmetik ürünlerini kullanmaya ihtiyaç duymadan artık çok daha yararlı şekilde kendiniz temizleyici yapabilirsiniz.

Bu siyah nokta maskesi için ihtiyaç duyacak olduğunuz malzemeler ise sadece yarım kase yoğurt ve de limondur. Öncelikle kasenin içerisinde bulunan yoğurdun içerisinde bol miktarda limonun suyunu sıkınız.

Bu sıktığınız limon suyu sayesinde ikisini bir arada güzel bir şekilde karıştırarak yüzünüze bu kürü güzel bir şekilde yedirmelisiniz. Göz altı bölgenize dikkat ederek yüzünüze iyice yedirilen bu maskeyi beş dakika yüzünüzde bekletin.

Bu beş dakikanın sonrasında da ılık su ile yüzünüzü temizleyebilirsiniz. Böylece cildinizin içerisinde oluşmuş ya da oluşabilecek olan siyah noktaları engellemiş olursunuz. Evde hazırladığınız maske ile de daha sağlıklı cilde sahip olabilirsiniz.

Bu maske sizlerin cildinizde siyah noktaların oluşumunu engellemesinin yanında aynı zamanda cildinizin siyah nokta oluşumunu önleyebilirsiniz.

12- 21 yaş aralığında bireylerin vücutlarında meydana gelen bazı değişimler olmaktadır. Bu değişimlerin yaşandığı en önemli bir yer de yüzdür. Kızlar ve erkekler de ergenlik döneminde yaşanan bazı değişmeler vardır.

Gerçekleşen bu değişimler cilt tiplerinin oluşumuna göre bazı cilt sorunlarını da ortaya koymaktadır. Cilt sorunlarından birincisi olan sivilce problemi pek çok kişinin yaşadığı sorundur. Sivilce cildin yağından beslenir. Yani yağlı cilde sahip olan çocuklarda bu sivilceler daha da çok olur.

Sivilceler çok rahatsızlık veren bir cilt sorunudur. Bu cilt sorunundan korunmak içinde çeşitli önlemlerin alınması gerekir. Sivilce sorunun ortadan kalkması için elbette ilk olarak ergenlik çağın bitmiş olması gerekmektedir.

Ancak bunun yanında da bireylerin kendilerinin yapacak olduğu bazı ufak çaplı çalışmalar da sivilcelerinden kısa sürede korunmalarını sağlayabilirler.

Sivilce Oluşumu Nasıl Engellenebilir?

Cilt sorunlarından biri olan sivilce sorununun ortadan kalkması için doğal yöntemler kullanılabilir. Dışarıdan kullanılacak olan ürünler de fazlasıyla kimyasal maddeler içerdiği için bu ürünlerin kullanılmasının yanında bazı yan etkileri de olabilir. Cilt tipleri birbirlerinden farklıdır.

Bu farklılık sonucunda da insanlar sivilce sorununa çözüm ararken diğer farklı sorunlar ile karşılaşabilirler. Sivilcelerden kurutlmak için örneğin kişiler gül suyunu kullanabilirler. Doğal gül suyu kullanımı cildin yağ oluşumunu dengeler. Yağ oluşumunun engellenmesi ve dengenin korunması için de sivilce oluşumu önlenebilir.

Sivilceler de işte bu şekilde ciltte oluşumu engellenebilir. Bunun dışında doğal yollardan bir diğeri olan bal ve tarçın maskesidir. Bal ve tarçının bir arada iyice öğütülerek karıştırılmasından sonra sivilcelerin üzerine bu maske olarak uygulanabilir. On beş yirmi dakika boyunca bu karışım sivilce üzerinde tutulmalıdır.

Ardından da artık kişiler ılık su yardımı ile yüzlerini temizleyebilirler. Böylece sivilcelerinin biraz da olsa geçtiğini ya da kuruduğunu görebilirler.

3. Ciltte Akne

Cilt üzerinde oluşumu en sorunlu olan aknedir. Çünkü akne iltihaplı sivilce demektir. İltihap kapan sivilcelerin ciltte daha kalıcı bir iz bıraktığı bilinmektedir. Bu nedenle kişiler de ciltlerinde oluşan bu akne oluşumundan her zaman korkmuşlardır.

Akneli cildin korunması için de mutlaka çok iyi tedavi yöntemleri kullanılmalıdır. Normal bir sivilcenin yüzden geçme izi iki ile üç gün arasında iken akne yüzde belkide dört ya da beş gün kalabilir. Bunun yanında da akne geçtikten sonra ciltte iz de bırakabilir.

Kişilerin akne ile oynalamaları, sıkmaları da ne yazık ki onların ciltlerinde kalıcı hasar meydana gelmesine neden olmaktadır. Bu nedenle aknenin en kısa zamanda ciltten uzak tutulması gerekmektedir.

Ciltte oluşan aknenin tedavi yöntemlerinden biri de aknenin meydana geldiği bölümün iyi bir temizleme işleminin uygulanması gerekir. Çünkü akne sıkıldığında içerisinde bulunan iltihap yüzde farklı alanlara eğer sıçrarsa o bölgede de hemen yeni bir akne oluşumu başlayacaktır.

Bu nedenle de akne oluşumunun engelenebilmesi için öncelikle kişisel temizlik oldukça önemlidir. Kişisel temizliğin yapılmasının ardından kendi yüz temizliğini en doğal ürünler ile yapmaları gerekir. Çünkü kimyasal ürünlerin kullanımı akne sayısını arttırabilir. Bu nedenle çok hassas olunması gerekmektedir.

Ciltte akne sorunu yaşayan insanların öncelikle bu akne olan bölgeyi temizlemesi gerekir. Bunun için de salatalık kullanılabilir. Salatalık içerdiği besin değerleri ile akne oluşumunu ve ciltte olan yağlılık oranını düşürür. Bu nedenle salatalık akneli cilt tedavisi için kullanılabilir.

Oluşan sivilceler için kullanılması gereken bir diğer doğal yöntem ise elma sirkesidir. Elma sirkesi içerisinde akne kurutucu özellikler taşır. Aknelerin üzeri pamuk yardımı ile silindiğinde aknelerin kuruduğu gözlemlenir.

Bu nedenle de cilt sorunlarından en büyüğü akneden korunma yolları işte bu şekilde basit bazı işlemlerdir. Aynı zamanda diş macununun da akneler üzerinde elma sirkesi gibi bir etkisi görülmektedir. Aknenin üzerine sürülen macun akneli olan bölgenin kurumasını sağlar.

Diğer yandan da akne oluşumuna başlangıç gibi görünen alanlara da diş macunu yöntemi uygulanabilir.

Источник: https://evdesifa.com/cilt-sorunlari/

Diyabetin vücut ve organlara etkileri

Diyabete Bağlı Cilt Sorunları

Zamanla, diyabet sonucu ortaya çıkan kan şekeri seviyeleri, çok çeşitli ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Fakat bu sağlık sorunları neler içeriyor ve vücudun organları nasıl etkileniyor? Bu etkiler en aza indirilebilir mi?

İnsanlar diyabetli olduğunda, vücut ya yeterli insülin yapmaz ya da etkili olanı kullanamaz. Sonuç olarak, kandaki şeker miktarı olması gerekenden daha fazla olur.

Glikoz veya kan şekeri, insan vücudunun ana güç kaynağıdır. Yemek yediği insanlardan geliyor. Hormon insülini, vücuttaki hücrelerin glikozu yakıta dönüştürmesine yardımcı olur.

Neyse ki, bu kronik hastalığa tıbbi bakım, yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç yoluyla proaktif bir yaklaşım gösterilmesi, etkilerini sınırlandırabilir.

Sistemler ve organlar üzerindeki etkisi

Diyabetin etkileri vücuttaki sistemlerde görülebilir:

Dolaşım sistemi

Diyabet, büyük kan damarlarına zarar vererek makrovasküler hastalığa neden olabilir. Ayrıca mikrovasküler hastalık denen küçük kan damarlarına da zarar verebilir.

Makrovasküler hastalıktan kaynaklanan komplikasyonlar arasında kalp krizi ve inme bulunur. Bununla birlikte, makrovasküler hastalık önlenebilir:

  • sigarayı bırakmak
  • kan basıncını ve lipitleri kontrol etmek
  • aspirin almak
  • reçeteli ilaçlar kullanarak

Mikrovasküler hastalık göz, böbrek ve sinir sorunlarına neden olabilir, ancak diyabetin iyi kontrolü bu komplikasyonların önlenmesine yardımcı olabilir.

Kardiyovasküler sistem

Aşırı kan şekeri kan damarlarının elastikiyetini azaltır ve kan akışını engelleyerek daralmasına neden olur.

Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü diyabetin, kalp hastalığı veya yüksek kolesterol olarak kalp hastalığı için büyük bir risk faktörü olduğunu söylüyor.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine (CDC) göre, diyabetli yetişkinler için kalp hastalığının inme veya ölme riski yüzde 200-400 artar.

Sinir sistemi

İnsanlar diyabet olduğunda, nöropati veya sinir hasarı geliştirebilirler. Bu, tekrar yeterli oksijen vermeyen kan damarlarına bağlı.

CDC’ye göre, diyabet teşhisi konan iki kişiden yaklaşık birinde bir miktar sinir hasarı vardır. Başka bir yerde, Ulusal Diyabet ve Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü, sinir problemlerinin diyabetli insanların yüzde 60-70’ini etkilediğini söylüyor.

Sinir hasarı genellikle tanıdan sonra 25 yıl veya daha fazla olur. En yaygın biçim, ağrı ve uyuşukluğa neden olan periferik nöropatidir:

  • ayak parmakları
  • ayaklar
  • bacaklar
  • silâh

Diğer nöropati formları otonomik (istemsiz) sinir sistemini ve iç organları veya kalçaları ve üst bacakları etkiler.

Idrar sistemi

Zamanla, yüksek kan şekeri seviyeleri böbreklerdeki kan damarlarına zarar verir. Bu hasar, böbreklerin atıklardan kanı filtrelemesini önler.

Ulusal Diyabet ve Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü’ne göre diyabet, böbrek hastalığının başlıca nedenlerinden biridir.

Benzer şekilde, Amerikan Diyabet Derneği, diyabetin 2011’deki yeni böbrek yetmezliği vakalarının yüzde 44’ünün temel nedeni olduğunu söylüyor.

Diyabetin bedensel süreçler üzerindeki etkileri

Diyabetin bedensel işlevler üzerindeki etkisi şunları içerir:

görme

Amerikan Diyabet Derneği, 40 yaş ve üzeri diyabetli yetişkinlerin yüzde 28,5’inin görme kaybına neden olabilecek retinaya zarar verdiğini bildirmektedir.

Sindirim

Diyabet, gastroparezi en sık tanımlanan nedenidir. Bu, midenin yiyeceklerin hareketini ince bağırsakta yavaşlatmasına neden olan bir durumdur.

Gastroparezi neden olabilir:

  • mide bulantısı
  • kusma
  • asit reflü
  • şişkinlik
  • karın ağrısı
  • şiddetli kilo kaybı

Cinsel işlev

Diyabete bağlı kan damarlarına ve otonom sinir sistemine verilen hasar, cinsel fonksiyon üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabilir. Bunun nedeni, diyabetin vücudun cinsel uyaranlara cevap verme ve uygulama yeteneğini etkilemesidir.

Diyabetli erkekler, diyabet olmayan erkeklere göre erektil disfonksiyon yaşamak için üç kat daha fazladır. Durumu daha da geliştirmeye eğilimlidirler.

şifa

Diyabetli insanlar, diğerleri kadar çabuk iyileşmez. Bu, yine de, dolaşımını azaltan zayıf dolaşımdan dolayı:

Bu, beyaz kan hücrelerinin enfeksiyonla savaşma yeteneğini engeller.

Diyabet vücudun diğer kısımlarını nasıl etkiler?

Diyabetin etkileri vücudun aşağıdaki kısımları için önemlidir:

Kan damarları

Diyabetin yaptığı zararın bu kadar çok olduğu yer burası.

Yüksek kan glikoz seviyeleri kan damarlarının daralmasına ve arterlerin daha az esnek olmasına neden olur. Bu, kan ve oksijen akışını sınırlandırır ve yukarıda belirtildiği gibi bedensel süreçlere ve organlara daha fazla zarar verir.

Ayaklar

Diyabetli bireylerin ayakları ile çok dikkatli olması gerekir, çünkü hastalığın birçok yönü onlara zarar verebilir. Çok şiddetli ise, bu amputasyona yol açabilir.

Ayakları etkileyen nöropati, insanların bir blister gibi yaygın rahatsızlık hissetmelerini engelleyebilir. Bir blister göz ardı edilirse, zayıf dolaşım iyileşmeyi yavaşlatabilir ve enfeksiyonları teşvik edebilir ki bu çok ciddi olabilir.

Nasır, ayak yaraları ve kuru ciltler diyabetli insanlar için de problem olabilir.

gözler

Yüksek kan şekeri seviyeleri, retinanın kan damarlarına zarar verir. Zamanla bu, bulanık görme, azalan görüş ve hatta körlüğe yol açabilir.

Ek olarak, CDC, diyabetli kişilerin katarakt geliştirme olasılığından daha fazla olduğuna işaret etmektedir.

cilt

Diyabetin cilt üzerindeki etkisi, hafif ila daha şiddetli arasında değişir.

Hafif cilt problemleri arasında şunlar olabilir:

  • kuru cilt
  • cilt meseleye
  • cilt koyu lekeler (akantoz nigrikans)

Diyabetli kişiler de dahil olmak üzere yaygın cilt sorunlarından muzdarip olma olasılığı daha yüksektir:

  • styes veya kaynar gibi bakteriyel enfeksiyonlar
  • atlet ayağı gibi mantar enfeksiyonları
  • kaşıntı

Diabetik dermopati olarak bilinen zararsız cilt durumundaki yuvarlak, kahverengi, pullu lekeler gelişir.

Daha ciddi cilt problemleri diyabetik ülser içerebilir. İyileşmesi çok yavaş olan açık yaralar vardır.

Necrobiosis lipoidica diabeticorum (NLD), kabarık bir bölge olarak başlar ve menekşeleri açabilir, kaşıntılı ve acı verici olabilir. Bu nadir durum, yaralar açıksa tedavi gerektirebilir.

Son olarak, diyabetik kabarcıklar kontrolsüz kan şekeri seviyelerine bağlanır. Çok yüksek şekerlerle görülebilen çok yüksek trigliseritler nedeniyle, elastif ksantotoz ortaya çıkabilir.

kalp

Diyabetli insanlar, daha önce yaşta daha ciddi kalp problemleri yaşamaktansa, durumları olmayan insanlardan daha fazladır.

Amerikan Diyabet Birliği’ne göre, 2010 yılında, 20 yaş ve üstü diyabetli bireylerin kalp hastalığı nedeniyle hastaneye kaldırılma olasılığı en az 1,8 kat daha fazladır.

Ayrıca, diyabet sık sık, obezite gibi kalbi vurgulayan diğer koşullar gibi gelişir.

Diğer koşullara linkler

Diyabet, aşağıdaki durumlarda katkıda bulunan bir faktördür:

Yüksek tansiyon

Yüksek tansiyon, kalp hastalığı için bir risk faktörüdür. CDC’ye göre, diyabetli 10 yetişkinin 7’si hipertansiyona sahiptir.

Ketoasidoz (DKA)

Bu genellikle sadece tip 1 diyabetli kişileri etkileyen çok ciddi bir durumdur. Yüksek kan şekeri seviyeleri tedavi edilmediğinde, vücut enerji için keton adı verilen zehirli kimyasalları kullanır.

Bu ketonlar kanda birikerek ağız kuruluğuna, mide bulantısına, mide ağrılarına, nefes darlığına ve hatta diyabetik komaya ve ölüme neden olurlar.

Kan şekeri çok yüksek olduğunda hiperosmolar hiperglisemik bir durum (HHS) oluşur. Bu tip 2 diyabette daha sık görülür. Bir kişi bir süre boyunca HHS geliştirir ve çok susuz hale gelebilir. Ayrıca kafası karışmış ve hatta komaya girebilir.

Metabolik sendrom

Birisi aşağıdaki beş semptomdan üç tanesine sahipse metabolik sendromu olabilir:

  • yüksek oruç kan şekeri
  • düşük HDL veya “iyi” kolesterol
  • hipertansiyon
  • büyük bel
  • yüksek trigliserit seviyeleri

Metabolik sendrom, hareketsizliğe veya aşırı kiloluğa bağlıdır ve kalp hastalıkları ve felç riskini artırır.

Kısa ve uzun vadeli etkiler

Hemen hemen tüm diyabet hastalıkları, insan vücudunun uzun vadede daha da kötüleşmesine neden olur.

Kısa vadede diyabetin en belirgin etkilerinden biri kan şekeri seviyelerinde iniş ve çıkışlar olarak tanımlanmaktadır.

Uzun vadede, kandaki yüksek şeker seviyesi kan damarlarına ve sinirlere zarar verir. Uzun zamandır diyabet geçiren kişilerin kalp hastalığı geliştirmesi daha olasıdır.

Göz problemleri ve görme kaybı aynı zamanda uzun yıllar diyabet hastası kişilerde daha sık görülür. Böbrek hasarı da bireyin diyabetin daha uzun sürmesine neden olur.

Durum çok ciddi olmasına rağmen, diyabetli birçok birey aktif, mutlu ve tatmin edici hayatlar geçirir. Bu büyük ölçüde, yaptıkları yaşam tarzı değişiklikleri ve etkili tıbbi bakımdan kaynaklanmaktadır.

Aşağıdaki kılavuzlar diyabet hastalarının sağlıklı kalmasına yardımcı olabilir:

  • ortalama glikoz seviyelerini izlemek için A1C kan testini düzenli olarak alın
  • kan basıncını sağlıklı bir aralıkta tutun
  • kolesterol seviyelerini yönet
  • diyabet eğitimi ile güncel kalmak
  • düzenli göz kontrolleri al
  • ayakları düzenli olarak incelemek
  • sürekli glikoz seviyelerini izlemek
  • sağlık hizmeti sağlayıcılarıyla yakın çalışmak

Источник: https://trmedbook.com/diyabetin-vucut-ve-organlara-etkileri/

Diyabetlilerin dikkat etmesi gereken 10 hastalık

Diyabete Bağlı Cilt Sorunları

Diyabet ömür boyu dikkat ve kontrol gerektiren bir hastalık. Bu süreçte doktor kontrolü aksatılmadığında ve hayat diyabetin gerekliliklerine göre düzenlendiğinde, kaliteli ve uzun bir ömür mümkün oluyor. Ancak diyabeti olanların, hastalığın kendisi kadar diğer hastalıklara karşı da dikkatli olması gerekiyor.

Çünkü diyabeti olanların kendi hastalıkları yanında diğer bazı hastalıklara karşı duyarlılıkları da artabiliyor ve bu ek rahatsızlıklar diyabet şikayetlerini artırabiliyor. Acıbadem Bağdat Caddesi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Yaser Süleymanoğlu, diyabet hakkında bilinmesi gereken önemli noktaları anlattı.

Göz hastalıkları

Diyabet kılcal damarları hedef alan bir hastalık. Kılcal damarlar da en çok göz, beyin, kalp ve böbreklerde bulunuyor. Bu nedenle diyabeti olanların göz sağlığına dikkat etmesi çok önemli.

Diyabet hastalarında kan şekeri yüksek seyir ettiği için gözün arka tabakasında bulunan kılcal damarların yapısı ve dolaşımı etkilenebiliyor ve zamanla göz kanaması ve körlük gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor.

Bununla birlikte gözün ön tarafında bulunan lenste de, şeker birikimi sonucunda katarakt meydana gelebiliyor.

Nasıl korunmalı?

Göz sağlığıyla ilgili sorun yaşamamak için diyabeti olanların açlık ve tokluk kan şekerini düzenli olarak kontrol ettirmesi gerektiğini belirten Dr. Süleymanoğlu, “Diyabetli bireylerde; açlık kan şekeri 100-110 mg ve tokluk kan şekeri 140 mg seviyesinde olmalı.

Ayrıca kan şekeri ortalamasını gösteren Hba1c seviyesi 6,2’in altına çekilmeli. Bununla birlikte diyabeti olanların 6-12 ayda bir rutin olarak detaylı göz muayenesi yaptırması da çok önemli. Muayenede arka göz, retina, lens durumu, göz tansiyonu, görme alanı ve keskinlik gözden geçirilmeli” diyor.

Göz muayenesinin diyabet konusunda uzmanlaşmış bir göz hastalıkları uzmanı tarafından yapılması gerekiyor.

Yüksek tansiyon

Diyabeti olanların yüzde 70’inde aynı zamanda tansiyon hastalığı da görülüyor. Dr. Süleymanoğlu; “Diyabetin en fazla zarar verdiği yerlerden biri damarlar olduğundan, diyabetle birlikte görülen tansiyon erken dönem organ kayıpları, inme, beyin kanaması, göz içi kanama ve kalp krizi gibi riskleri artırabiliyor” diyor.

Nasıl korunmalı?

Tansiyonu kontrol etmek için açlık kan şekerinin 100-110 mg, tokluk kan şekerinin ise 140 mg’ın altında tutulması ve sürekli kontrol edilmesi gerekiyor. Bununla birlikte kan basıncını da sürekli kontrol etmek çok önemli. Diyabette büyük tansiyon 12’in altında, küçük tansiyon ise 75’in altında olmalı. Ayrıca rutin kalp incelmesi de gizli kalp riskini ortadan kaldırıyor.

TOPLUMDA YANLIŞ BİR ALGI: DİYABET VE CİNSELLİK

Diş eti hastalıkları

Kan şekeri yüksek olan diyabetli hastalarda diş etlerinde şeker birikiyor. Bu durum diş etinin içinde birçok bakteri ve mantar oluşmasına neden oluyor ve diş eti iltihabı, diş eti çekilmesi ve erimesi gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Ek olarak diş eti iltihabı ve sorunu olan hastalarda kan şekerini kontrol altına almak zorlaşabiliyor.

Grip ve soğuk algınlığı

Diyabet, bağışıklık sistemini baskılayan bir hastalık ve kan şekeri yüksek seyir ettiğinde bu baskılanma daha da artabiliyor. Bu nedenle diyabet hastaları grip, nezle hatta zatürre gibi hastalıklara karşı diğer insanlara göre daha yatkın olabiliyor.

Kolesterol

Kontrol edilmeyen diyabet, tansiyon ve kolesterolün hayati risklere neden olabilecek bir üçgen olduğunu belirten Dr. Süleymanoğlu, “Özellikle LDL kolesterolün damar çeperini daraltarak tıkıyor. Bu nedenle diyabet hastalarında kalp krizi riski 4 kat artıyor” diyor.

Cilt hastalıkları

Cilt, vücudun diyabetten en çok etkilenen yerlerinden biri. Kılcal damarların diyabetten etkilenmesiyle dolaşımın azalması sonucunda ciltte kuruluk, egzama, mantar ve deri enfeksiyonları ortaya çıkabiliyor. Bununla birlikte özellikle ayak derisinin bozulması, diyabete bağlı ayak yarası riskini artırıyor.

Ayak yaraları

Diyabet hastalarının derisinde ve yumuşak dokularda normal insanlardan daha fazla glikoz yani şeker birikiyor. Bu şeker zamanla ayak derisinin kurumasına, his kaybına ve parmak arasında mantar meydana gelmesine neden olabiliyor. Ek olarak ayağın kemik yapısı bozulabiliyor ve farkına varılmayan yaralar oluşabiliyor.

Mide ve bağırsak hastalıkları

Uzun yıllar diyabet hastalığı olanlarda hazım sorunları ortaya çıkabiliyor. Gastroparezi olarak da adlandırılan “mide ve bağırsak tembelliği” hazım, emilim ve tuvalet alışkanlığını olumsuz etkiliyor. Buna ek olarak diyabet hastalarının çok fazla ilaç kullanması da mide ve bağırsak sorunlarına yol açabiliyor.

Obezite

Tip 2 olarak bilinen erken tip diyabet ortaya çıkmadan yıllar önce, insülin direnci nedeniyle kilo sorunlarının ortaya çıkabildiğini belirten Dr. Süleymanoğlu, “Obezite hastalarının yüzde 80’i hayatlarının devamında diyabet sorunuyla karşılaşıyor. Diyabet de sıklıkla fazla kilolu kişilerde görülüyor. Bu nedenle obezite ve diyabet birebir ilişki içindeki iki hastalık” diyor.

Depresyon ve stres

Stresli bir yaşamın hem diyabeti hem de tansiyonu olumsuz etkilediğini belirten Dr.

Süleymanoğlu, “Kan şekeri düzenli kontrol edilmediğinde ve ani düşme ve yükselmeler olduğunda hastalarda sinirlilik, uyku hali ve depresyon sorunları ortaya çıkabiliyor.

Ek olarak diyabet müzmin ve ömür boyu süren bir hastalık olduğu için hastalar bu süreci yaşamlarının ek bir yükü olarak görebiliyorlar ve bu da motivasyonlarını bozabiliyor” diyor.

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.