Diyabete (Şeker hastalığı) bağlı romatolojik sorunlar nelerdir?

içerik

Şeker Hastalığına Bağlı Sinir Hasarları – Diyabetik Nöropati Neden Olur? – Sağlık Ocağım .NET

Diyabete (Şeker hastalığı) bağlı romatolojik sorunlar nelerdir?

Diyabetik nöropati, uzun süreli ya da yeterli kontrol altına alınamamış diyabetis mellitustan kaynaklanan çeşitli nöropati (sinirlerde oluşan hastalık veya hasar) tiplerinden herhangi birisidir.

En yaygın rastlanan diyabetik nöropati tipi çevresel (periferik) duyusal nöropati olarak adlandırılır. Bu bozukluğun erken evrelerinde ektremitelerde (uzuvlarda), özellikle de ayaklarda ara ara ağrı ve karıncalanmalar olur. Ağrı zamanla kötüleşerek, sonunda bir bölgedeki ağrı duyusunun kaybolmasına sebep olur.

Duyusal nöropati bulunan hastalar hissetmedikleri için ilerleyen dönemlerde ayaklarındaki kesiklerin, sıyrıkların, yanıkların farkında olmazlar ve ciddi yaralar (diyabetik ayak) durumu meydana gelir. Eğer tedavisi yapılmaz ise bu tür yaralanmalar nedeni ile uzvun kesilmesine kadar gidebilecek doku ölümleri (kangren) oluşur. Diyabet hastalarının  ayak bakımı oldukça önemlidir.

Diyabetik nöropati nedenleri

Diyabetik nöropati, diyabetin uzun süren komplikasyonlarından biridir. Diyabetin sinirlere verdiği zararın nedenleri tam olarak anlaşılmamıştır fakat yüksek kan şekeri, düşük kan şekeri ve yüksek kan yağları seviyelerinin, sinirlerin sinyal göndermesine ayrıca sinirlere oksijen ve besin taşıyan kan damarlarına zarar verdiği bilinmektedir.

Bunların dışında bağışıklık sistemi organizmasının kendisine saldırısı olarak sinir hasarı, karpal tünel sendromu gibi mekanik nedenler, sinir dokusundaki hasara kalıtsal yatkınlık, genetik faktörler, ilerlemiş yaş, alkol ve sigara kullanımı gibi etkenler de diyabetik nöropatiye neden olabilir. Şeker hastalığını kontrol altında tutmak sinirlerin çok fazla hasar görmemesi için çok önemlidir.

Nöropati nedir?

Nöropati sinir hasarıdır. Sinirler, beyin ile vücudun her bölümü arasında mesaj göndererek görmemeyi, duymamayı, hissetmeyi ve hareket etmeyi sağlarlar.

Sinirler aynı zamanda kişi farkında olmadan çalışan kalbin atması, akciğerlerin nefes alması için de sinyal gönderirler.

Nöropati şeker hastalarında oldukça fazla görülen bir durum olmasına rağmen diyabetli hastaların geneli bu durumun farkında olmayabilir.

Diyabetik nöropati (şeker hastalığında sinir hasarı) belirtileri

Diyabetik nöropatinin belirtileri etkilenen sinirlere, etkilenme şiddetine ve hastalığın süresine göre farklılık gösterir. İlk dönemlerde genellikle belirti vermeyebilir. Sinirleri hasar görmeye başlayan bir çok diyabet hastası şikayetlerden rahatsızlık duymayabilir.

Belirti vermeye başladığında hafif belirtiler ile kendini gösterir. Genellikle ilk görülen belirtiler ciltte başlar. Diyabetik sinir hasarının nasıl belirti göstereceği tutulan sinire ya da organlara göre farklılık gösterir.

  1. Diyabetik nöropatinin cilt belirtileri : Ellerde, ayaklarda ve bacaklarda ağrı, uyuşma veya karıncalanma başlayabilir ve sıcak, soğuk ve acıyı hissetmeme gibi belirtiler görülür.
  2. Diyabetik nöropatinin kaslarda gösterdiği belirtiler : Kaslarda güç kaybı, güçsüzlük, ağrı ve uykuda kas erimesi, bu duruma bağlı ayaklarda veya bacaklarda kemik kırılmaları, ayak şekil bozuklukları (diyabetik ayak) oluşabilir.
  3. Diyabetik nöropatinin mide ve bağırsaklarda gösterdiği belirtiler : Çok uzun aç kalındığında yiyeceklerin bağırsaklara geçişi yavaşlar ve gastroparezi denilen durum meydana gelir. Bu durum, mide bulantısına, karın gerginliğine, kusmaya, ishale, kabızlığa, genel rahatsızlığa ve istenmeyen kilo kaybına sebep olabilir.
  4. Diyabetik nöropatinin mesanede gösterdiği belirtiler : İdrar yapma problemi olabilir ya da mesaneyi tamamen boşaltamama gibi bir his oluşması, tedavisi yapılmaz ise idrar kaçırma problemi, idrar yapma yeteneğinin tamamen kaybolması gibi şikayetlere yol açabilir.
  5. Diyabetik nöropatinin cinsel yaşama etkisi nedir? : Bu durum erkeklerde ereksiyon işlev bozukluğuna ya da iktidarsızlığa, kadınlarda cinsel disfonksiyona yol açabilir.
  6. Diyabetik nöropatinin kan damarlarına olan etkisi nedir? : Ayağa kalkıldığında veya yataktan kalkarken tansiyonun düşmesi nedeni ile baş dönmesi, halsizlik hissedilir. Göğüs ağrısı (anjina) ya da kalp krizi geçirme belirtilerini hissetmek zorlaşabilir.
  7. Diyabetik nöropatinin ter bezlerine etkisi nedir? : Vücut kendi ısısını düzenlemede zorlanabilir. Alt bacaklarda terleme olamadığı için, ayak derilerinin kurumasına ve çatlamasına sebebiyet verebilir. Yemek yerken terleme, çiğnedikten hemen sonra başlayabilir ve terleme sadece bazı yiyeceklerde olur. Terleme genellikle alında başlayıp, yüzde, kafa derisinde, boyun bölgesinde ve bazende vücudun üst kısmında oluşabilir.
  8. Diyabetik nöropatinin göz belirtileri : Göz kaslarını besleyen sinirlerin hasarlanması sonucu görme bozukluğu, çift görme, kalıcı görme kaybı ve göz ağrısına neden olur.

Diyabetik nöropati teşhisi

Diyabetik nöropati tanısı genellikle ağrı polikliniklerinde yapılacak fizik muayene, beyin cerrahisi uzmanlığında yapılan muayene ve tetkikler ve hastada görülen belirtiler ile konulabilir. Muayene sırasında kan basıncı, kalp atış hızı, kas gücü, hastanın vereceği refleksler, titreşim, sıcaklık ve hafif dokunmaya duyarlılık düzeyi kontrolü yapılır.

Şeker hastalarının her yıl düzenli olarak nöropatik ayak muayenesi olmaları gereklidir. Kapsamlı bir ayak muayenesinde cilt, kaslar, kemikler, dolaşım ve ayak hissi değerlendirilir. Saç fırçasının bir teli kalınlığındaki bir naylon monofilament ile ayak altına dokunarak duyu ve duygu durumu değerlendirilir.

Ayrıca sıcaklık algısı kontrolü için titreşimli bir çatal kullanılarak dokunma basıncından daha duyarlı olan vibrasyon algısı değerlendirilir. Bunların yanı sıra, sinir ileti çalışmaları ya da elktromiyografi testi, kalp hızı değişikliklerinin nabız ölçümü ile kontrol edilmesi ve diğer organ hasarları için ultrasonografi gibi tetkikler de yapılır.

Diyabetik nöropati teşhisi

Diyabetik nöropati (şeker hastalığında sinir hasarı) tedavisi

Diyabetik nöropati tedavisi tutulan sinirlere ya da organlara, tutulum derecesine göre farklılık gösterir. Ciltte gelişen hasarın şiddetine ve farkına göre farklı ilaç tedavileri uygulanır. Hasta doktorunun verdiği ağrı kesicinin faydası olup olmadığını not etmelidir, bu sayede hastanın doktoru, ilacın dozunu ya da tedavi yöntemini değiştirebilir.

Hastanın, özel tedavi yöntemleri için ağrı polikliniklerine se edilmesi gerekebilir.

  1. Kaslarda oluşan sinir hasarı tedavisi nasıl yapılır? : Hastanın diyabetik ayak sorunu var ise hassas kemikler üzerindeki baskının azaltılması için, özel yapım ayakkabılar veya ayağın şeklini alan tabanlıklar verilebilir. Ayakta başka rahatsızlıklar oluşmaması için dinlenmek önemlidir. Ayak için alçı ya da atel tedavisi gerekebilir. Bu durumda koltuk değneği veya tekerlekli sandalye kullanılmasına ihtiyaç duyulabilir. Ayakta şekil bozukluğu oluşmuş ise (çekiç parmak, pençe parmak, baş parmak çıkıntısı gibi) ameliyat ile düzeltilmesi gerekebilir.
  2. Mide ve bağırsaklarda oluşan sinir hasarı tedavisi nasıl yapılır? : Sindirimi hızlandırma amaçlı ilaç tedavisi ya da diğer bulguları hafifletmeye yönelik tedaviler uygulanabilir.
  3. Mesanede oluşan sinir hasarı tedavisi nasıl yapılır? : İdrar yolu enfeksiyonları nedeni ile antibiyotik tedavisi uygulanabilir. Hastaya idrarı olmasa bile her üç saatte bir tuvalete gitmesi önerilir.
  4. Cinsel problemlere neden olan sinir hasarı tedavisi nasıl yapılır? : Erkeklerde ve kadınlarda farklı tedaviler uygulanır. İlaç tedavileri, enjeksiyon tedavileri, vakum pompası, implantasyon gibi farklı tedavi yöntemleri uygulanabilir.
  5. Kan damarları sorunlarına neden olan sinir hasarı tedavisi nasıl yapılır? : Kompresyon çorapları hızlı bir şekilde ayağa kalkmaktan dolayı meydana gelen baş dönmesi tedavisinde faydalı olabilir ve hastanın ayağa kalkarken sakin kalkması, yataktan kalkarken önce oturup sonra kalkması ve başını döndüren ani hareketlerden kaçınması tavsiye edilir.
  6. Ter bezlerinde oluşan sinir hasarı tedavisi nasıl yapılır? : Kuruyan cilt için nemlendirici kremler kullanılabilir fakat ayaklarda veya bacaklarda ciddi çatlaklar, yaralar olur ise enfeksiyon riski nedeni ile hasta kesinlikle doktoruna gitmeli ve şikayetlerini bildirmelidir.
  7. Gözlerde oluşan sinir hasarı tedavisi nasıl yapılır? : Diyabetik göz hasarlarında (diyabetik retinopati) damar bozukluklarını iyileştirmeye yönelik ilaç tedavileri bulunmamaktadır. Diyabetik retinopati önlenemese de, buna bağlı ortaya çıkacak görme kaybı erken tanı ve zamanında müdahale ile önlenebilir. Bu nedenle düzenli göz muayenesi önemlidir.

Şeker hastaları kendini nasıl korumalı

Şeker hastalığı ile ilgili benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/seker-hastalg-ve-sinir-hasarlar/

ŞEKER HASTALIĞI BELİRTİLERİ NELERDİR?

Diyabete (Şeker hastalığı) bağlı romatolojik sorunlar nelerdir?

Milyonlarca kişi şeker hastası ve birçoğu farkında değil. Belirtiler çok hafif olduğu için pek çok insan diyabetli olduğunu bilmeden yaşıyor.

İlk görülen belirtiler yüksek kan glikoz düzeylerine doğrudan bağlıdır. Ancak, hastaların bir kısmında yüksek kan şekerine bağlı belirtilerden ziyade, direk organ hasarı (örneğin görme kaybı) bulguları ile diyabet tanısı konulduğu da bilinen bir gerçektir.

Prof. Dr. Alper Çelik, şeker hastalığının erken belirtileri hakkında şu bilgileri verdi:

SIK İDRARA ÇIKMA

Normalde böbreklerimiz kan şekeri düzeyi belli bir seviyeye gelinceye kadar bunu filtreleyip tutar. Ancak, kandaki glikoz düzeyi 160 mg/dl’yi geçtiğinde, glikoz idrara geçmeye başlar.

Kandaki şeker miktarı daha da yükselirse, böbrekler kandaki şeker miktarını azaltmaya çalıştığı için su atılımını artırırlar.

Böbreklerden çok fazla idrar atıldığı için, diyabeti olan kişilerde idrar hacmi artar (sık ve çok miktarda idrar çıkarma).

Çok fazla idrara çıktığınızı ve bunun için mantıklı bir neden olmadığını ve özellikle de gecede birden fazla tuvalete kalktığınızı fark ederseniz, doktora gitme zamanı gelmiş demektir.

AŞIRI SUSAMA

Aşırı ve yoğunluğu artmış idrar çıkarma aşırı susamaya neden olur.

Bu kadar idrara çıkınca, vücudun dehidrate (sıvı kaybı) olması kaçınılmazdır. İşin kötüsü diyabeti olduğunu bilmeyen kişiler, susuzluklarını şeker içeren soda, meyve suyu gibi kan şekerini artıracak içeceklerle gidermeye çalışırlar!

BEKLENMEDİK KİLO KAYBI VE AÇLIK HİSSETME

İdrarla aşırı kalori atıldığı için kişi kilo kaybedebilir.

Buna ilaveten, kan şekerinin kontrolsüz yüksekliği keton cisimcikleri adı verilen ve özellikle yağ moleküllerinin yıkımı ile ortaya çıkan maddeler nedeniyle kas yıkımı yaşarlar.

Bu durumu telafi etme ihtiyacı ile kişi genellikle açlık hisseder. Sersemlik, halsizlik, bulantı, egzersize tahammülün azalması gibi diğer belirtiler de görülebilir.

Açıklanamayan kilo kaybı pek çok neden yüzünden ortaya çıkabilir ve diyabet bu nedenlerden birisidir. Kilo kaybı kimi zaman 5 – 10 kilo arasında olabilmektedir. Genellikle altı ay içinde isteminiz dışında vücut ağırlığınızın yüzde 5 ile 10’u arasında kilo kaybı yaşadıysanız doktora görünmelisiniz.

BULANIK GÖRME

Kandaki glikoz seviyesi çok yüksek ise vücudun tüm dokularından su çekilir. Bu işlem göz merceğinde de gerçekleşir. Bu sebeple bakılan objelere odaklanılması güçleşir, bulanık ve puslu bir görme ortaya çıkar.

Kandaki aşırı şeker gözlerdeki kılcal damarlara hasar verir bu da görmede bulanıklığa yol açar. Diyabet hastası bir kişi tedavi olmazsa kan damarlarındaki bu hasar daha da ciddileşebilir ve kalıcı görme kaybına kadar götürür.

DİYABETİK KETOASİDOZ

Tip 1 diyabeti olan kişilerde insülin üreten pankreas hücrelerinin yüzde 90’ından fazlası kalıcı olarak kaybedilmiştir. Belirtiler genellikle ani ve dikkat çekici şekilde başlar. Diyabetik ketoasidoz denilen durum hızla gelişebilir. İnsülin olmadığından birçok hücre kandaki glikozu kullanamaz.

Ne var ki, hücrelerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için enerjiye ihtiyaçları vardır ve şeker kullanılamadığında enerji elde etmek için yedek mekanizmalar harekete geçirilir. Bu amaçla yağ hücreleri yıkılır ve keton cisimleri oluşur. Ketonlar hücrelere enerji sağlar; ancak kanın asitlik düzeyini de artırırlar.

Bu duruma da ketoasidoz adı verilir.

Diyabetik ketoasidozun ilk belirtileri; aşırı susama ve aşırı idrar çıkarma, kilo kaybı, bulantı, kusma, halsizlik ve özellikle çocuklarda karın ağrısıdır. Solunumun derinliği ve hızı artar. Keton bileşikleri nefese de geçtiği için nefeste aseton kokusu ortaya çıkar. Tedavi edilmediğinde koma ve ölüm gelişebilir.

Tip 2 diyabette vücutta insülin üretimi vardır; ancak glikoz kontrolü için yeterli değildir ya da vücutta insüline karşı direnç gelişmiştir. Hastalar uzun yıllar tanı almayabilirler. Belirtiler hafif olup, zaman içinde yavaş bir şekilde ortaya çıkabilir. İdrar çıkışının ve susama hissinin artışı başlangıçta hafiftir. Yavaş bir şekilde belirginleşir.

KAN ŞEKERİNİN DÜŞTÜĞÜ DÖNEMLER

Diyabetin erken evrelerinde bazen kan şekerinin normalden daha düşük olduğu dönemler görülebildiği gibi; yanlış ilaç ve insülin tedavisinden kaynaklanan nedenlerle de ani kan şekeri düşmesi (hipoglisemi) görülebilir.

KETONLARA BAĞLI OLMAYAN AŞIRI KAN ŞEKERİ YÜKSEKLİĞİ

Tip 2 diyabette vücutta insülin var olduğu için uzun süre tedavi edilmediğinde bile genellikle ketoasidoz gelişmez.

Öte yandan özellikle stres, enfeksiyon ya da ilaç kullanımı gibi bazı durumlarla karşılaşıldığında, kan şekeri aşırı düzeyde yükselebilir.

Vücutta şiddetli su kaybı nedeniyle bilinç bulanıklığı, sersemlik ve nöbetler görülebilir. Genellikle bu aşamaya gelmeden tanı konmuş olur.

ENFEKSİYONLARA EĞİLİM

Diyabet çeşitli enfeksiyonlara eğilimi artırmaktadır.

Deri, derialtı dokular, kasa yayılan enfeksiyonlar görülebilir. Küçük yaralar ve ülserler, enfeksiyon nedeniyle daha karmaşık ve iyileşmesi zor bir duruma gelebilir. Özellikle ayakta görülen enfeksiyonlar önemlidir.

İdrar yolu enfeksiyonlarına da sık rastlanmaktadır. Bunların başında mesane iltihabı (sistit) gelmektedir. Böbrek iltihabının gelişmesi özellikle önem taşır; çünkü diyabet kontrolünü daha da zorlaştırabilir.

Kandaki şekerin yüksek oluşu, vajinada mantar enfeksiyonu için elverişli bir ortam yaratır. Şeker mantar için enerji kaynağıdır. Etrafta ne kadar çok şeker varsa mantar da o kadar artar.

Birkaç ayda bir iki ya da üç mantar enfeksiyonu yaşıyorsanız ya da standart tedaviler işe yaradıysa doktora görünme zamanı gelmiş demektir.

Kan şekeri kontrol altına alındıktan sonra mantar da ortadan kalkacaktır.

Mantar enfeksiyonu deride de görülebilir. Kuru cilt ya da zayıf dolaşıma bağlı olarak diyabetliler sık sık kaşıntı hissederler. Zayıf dolaşım nedeniyle bacaklar en çok kaşınan yerledir. Daha az banyo yaparak, nemlendirici bir sabun kullanarak ve yıkandıktan sonra losyon kullanarak kaşıntıyı azaltabilirsiniz.

KAŞINTILI DERİ

Kaşıntı, derinin kuru olmasına, mantar enfeksiyonuna ya da kan dolaşımındaki bir azalmaya bağlı olabilir.

NEFESİNİZ KÖTÜ KOKUYORSA

Diyabete bağlı dehidratasyon ağız kuruluğu yapar ve buna kötü bir koku eşlik eder. Üstelik, kuru bir ağız bakterilerin yeterince uzaklaştırılmamasına ve ağızdaki pH dengesinin bozulmasına yol açar.

SÜREKLİ AÇ HİSSETMEK

Sürekli açlık ya da susuzluk Tip 2 diyabetin erken işaretlerindendir. Diyabet hastası kişiler yedikleri yemeklerden yeterli enerji alamazlar.

Sindirim sistemi besinleri glikoz adı verilen basit şekerle parçalar ve vücut bunları yakıt olarak kullanır. Diyabeti olan hastalarda kan dolaşımındaki bu glikoz vücut hücrelerine yeterince taşınamaz.

Sonuç olarak Tip 2 diyabet hastası kişiler ne kadar süre önce yemek yemiş olurlarsa olsunlar sürekli açlık hissederler.

EL VE AYAKLARDA KARINCALANMA, UYUŞMA VE AĞRI

Tip 2 diyabet hastalarının yarısından fazlasında kollar, bacaklar, eller ve ayaklarda iğne batması gibi bir his yaratan ya da uyuşukluğa neden olan bir durum ortaya çıkar.

Yüksek kan şekeri seviyesi kan dolaşımını etkiler ve vücuttaki sinirlere zarar verir. Tip 2 diyabeti olan kişilerde bu el ve ayaklarda ağrı, karıncalanma ya da hissizliğe yol açar. Bu durum zamanla kötüleşir kişi diyabet hastalığını tedavi ettirmezse çok daha ciddi komplikasyonlara yol açar.

KESİK VE YARALARIN YAVAŞ İYİLEŞMESİ

Kandaki yüksek seviyede şeker vücuttaki sinirleri ve kan damarlarını tahrip eder bu da kan dolaşımında bozulmaya yol açar. Sonuç olarak küçük kesik ya da yaraların bile iyileşmesi haftalar hatta aylar sürebilir.

Hassasiyetinizin azalması, daha kolay yaralanmanıza yol açar. Bir yerinizin kesildiğini fark etmezsiniz. Yaraların yavaş iyileşmesi enfeksiyon riskini de artırır.

Kandaki yüksek şeker oranı bakterilerin üremesi için iyi bir ortam yaratır.

ÇOK YORGUN HİSSETMEK

Tip 2 diyabet kişinin enerji seviyelerini etkiler ve son derece yorgun ve bitkin hissetmesine neden olabilir. Bu yorgunluk kan dolaşımından vücut hücrelerine şeker iletiminin yetersiz olması sonucunda ortaya çıkar. Aşırı yorgunluk ve düşük enerji için diğer diyabet belirtilerinin yanı sıra başka iyi bir neden bulamıyorsanız kontrole gitmeniz iyi olacaktır.

CİLDİNİZDEKİ TUHAF KOYU LEKELER

Boyun, koltuk altı veya kasık kıvrımlarında koyu renkli cilt lekeleri de yüksek diyabet riskini gösterebilir. Bu lekeler çok yumuşak ve kadifemsi bir his verir.

Bu durum -çikolata kisti- Polikistik Over Sendromu (PCOS) olan kadınlarda daha sık görülür. PCOS olan kadınlar insülin konusunda daha fazla risk taşıyor. Cildinizde yeni koyu lekeler oluştuğunu fark ederseniz bunları doktora göstermelisiniz.

ADETTEN KESİLME

Tip 1 diyabette ergenliğin gecikmesi ve adet görememe durumları görülebilir. Tip 2 diyabette rastlanan insülin direnci de adet düzensizlikleri ile bağlantılıdır.

Источник: https://www.metabolikcerrahi.com/seker-hastaligi-belirtileri

Şeker hastalığı belirtisi ve Şeker Hastalığı Türleri Hakkında Genel Bilgiler

Diyabete (Şeker hastalığı) bağlı romatolojik sorunlar nelerdir?

Şeker hastalığı nedir? Şeker hastalığı (diyabet), kan şekeri (glukoz) çok yüksek (hiperglisemi) olduğunda ortaya çıkan metabolik bir hastalıktır. Şeker hastalığı belirtisi erkeklerde ve kadınlarda nelerdir.

Erkekleri kadınlardan farklı olarak nasıl etkiler? ikoz vücudun enerji için kullandığı bir besindir ve glikozu yediğiniz gıdalardan enerjiye dönüştürmenize yardımcı olan insülin pankreas tarafından üretilir.

Vücut yeterince insülin üretemediğinde veya vücudunuz insüline dirençli hale geldiğinde; glikoz, hücrelerinize enerji için kullanılmak üzere ulaşamaz. Bu da diyabet denilen sağlık sorununa yol açar.

şeker hastalığı belirtisi

İki çeşit şeker hastalığı (Diyabet) vardır türü vardır: Tip 1 ve tip 2.

Genellikle çocukluk döneminde görülen Tip 1 diyabet önceden çocuksu diyabet olarak adlandırılırdı. Tip 1 diyabet vücudun insülin üretmediği bağışıklık sisteminden kaynaklı doğuştan gelen bir durumdur. Tip 1 diyabet insülin ilacı kullanılarak tedavi edilir.

Tip 2 diyabet, hücrelerin kan şekerini (glikoz) enerji için verimli şekilde kullanamadığı bir durumdur. Kan şekeri seviyeleri zamanla çok yükseldiğinde ve hücreler duyarsızlaştığında veya insüline karşı dirençli hale geldiğinde(insülin direnci olarak adlandırılır) meydana gelir.Tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan birçok ilaç vardır.

Erkeklerde ve kadınlarda hangi şeker hastalığı belirtisi aynıdır?

Erkeklerde ve kadınlarda hangi şeker hastalığı belirtisi

Örneğin, hem kadınların hem de erkeklerin ortak noktası olan şeker hastalığı belirtisi, işaretleri ve semptomları vardır:

  • Aşırı susuzluk ve açlık
  • Sık idrara çıkma (idrar yolu enfeksiyonları veya böbrek problemlerinden)
  • Kilo kaybı veya aşırı kilo
  • Yorgunluk
  • Sinirlilik
  • Bulanık görme
  • Yavaş iyileşen yaralar
  • Mide bulantısı
  • Cilt enfeksiyonları
  • Derinin vücut kırışıklıkları bulunan bölgelerinde koyulaşması(akantisis hastası)
  • Meyveli, tatlı veya aseton kokan nefes kokusu
  • Ellerde-ayaklarda karıncalanma veya uyuşma

Prediyabet nedir?

Prediyabet, kan şekeri seviyelerinin normalden yüksek olduğu ancak bu kişinin henüz diyabeti olmadığı bir durumdur. Prediyabet ve yüksek kan şekeri düzeyleri diyabet, kalp hastalığı ve diğer sağlık problemleri için risk faktörüdür. Prediyabet için diğer belirtiler; idrar miktarında ve susuzluk hissinde artış, daha sık idrara çıkma ihtiyacıdır.

Hangi uyarı işaretleri ve diyabet belirtileri erkeklere özgüdür?

Erkeklere özgü diyabetin belirti ve semptomları:

  • Ereksiyon olamama (iktidarsızlık)
  • Düşük testosteron
  • Azalmış cinsel dürtü (azalmış libido) ve cinsel işlev bozukluğu

Erkeklerde diyabet için risk faktörleri nelerdir?

Erkeklerde tip 2 diyabet hastalığı kadınlara göre daha hızlı ilerleme gösterir. Hem erkeklerde hem de kadınlarda diyabetin ilerlemesine yol açan faktörler şunlardır:

  • Genetik olması: diyabetli kişiyle birinci derece akraba olmak
  • Etnik köken: Asyalılar, İspanyollar ve Afrika kökenli Amerikalılar daha fazla risk taşır
  • Obezite
  • Yağ dağılımı: karın bölgesinde yağlanma
  • Yüksek tansiyon
  • Yüksek kolestorol
  • Hareketsiz yaşam tarzı (egzersiz eksikliği)
  • Sigara kullanımı
  • Aşırı alkol alımı
  • Uyku eksikliği
  • Erkeklerde düşük testosteron
  • Şeker içeren yüksek kalorili yiyecekler tüketme (sağlıksız beslenme)

Şeker Hastalığı (Diyabet), erkekleri kadınlardan farklı olarak nasıl etkiler?

Şeker Hastalığı (Diyabet), erkekleri kadınlardan farklı olarak nasıl etkiler?

Tip 2 diyabeti olan erkeklerin, diyabeti olmayan erkeklere oranla iki kat daha düşük testosteron hormonu olduğu görüldü. Testosteron hormonu düşüklüğünden dolayı diyabetli erkeklerin diyabetli kadınlarda görülmeyen bazı sağlık sorunları olabilir.

Düşük testosteron; cinsel dürtü, depresyon, enerji eksikliği ve vücudun kas oranının azalmasına neden olabilir.Ayrıca erkeklere özgü cinsel ve ürolojik sorunlara da yol açabilir. Erektildisfonksiyon (iktidarsızlık), erkeklerde yaygın bir şeker hastalığı belirtisidir.

Diyabetik erkekler, diyabet olmayan erkeklerden daha erken yaşlarda erektildisfonksiyon yaşarlar.

Erkeklerde diyabete bağlı cinsel işlev bozukluğu semptomları ejekülasyon (boşalma) miktarında azalma olarak ortaya çıkar.

Retrograd (tersine gitme) ejakülasyon, spermin üretra yoluyla vücuttan atılmasından ziyade mesaneye geri gittiği bir durumdur.

Diyabet ve kan damarlarındaki hasar, mesaneyi ve üretrayı kontrol eden kaslarda sinir hasarına neden olur ve bu da bu soruna yol açar.

Şeker Hastalığının uzun vadeli sağlık komplikasyonları nelerdir?

Uzun süreli diyabetle ilgili komplikasyonlar:

  • Yüksek tansiyon
  • Kalp hastalığı
  • Sinir hasarı ve hastalığı
  • Böbrek hastalığı
  • Retinopati(gözdeki sinir hasarı veya körlük)
  • İnme
  • Cilt enfeksiyonları
  • Periferikvasküler hastalık(damardaki bozulmalar)
  • Maya enfeksiyonları

Tip 1 ve tip 2 diyabet teşhisi için bir test var mı?

İdrar ve kan testleriyle şeker hastalığınızın olup olmadığı öğrenilebilir. Diyabeti teşhis etmek için kullanılan birkaç farklı kan testi türü vardır.

  • Açlık kan şekeri testi: 12 saat boyunca aç kaldıktan sonra kanınızdaki glikoz seviyesi kontrol edilir. Eğer yüksekse şeker hastalığı belirtisidir.
  • Hemoglobin A1C testi: Bu test doktorunuza ortalama kan şekeri düzeyinizin son 2-3 ayda nasıl olduğunu gösterir.
  • HbA1c için referans aralığı yüzde 4 ila yüzde 5,6’dır.
  • yüzde 5.7 ila yüzde 6.4 arasında değişen HbA1c seviyeleri diyabet riskinin arttığını gösterir.
  • yüzde 6,5’ten yüksek olan HbA1c seviyeleri diyabet belirtisidir. Daha yüksek değerler hastalığın kötüye gittiğini veya tedavilere cevap vermediğini gösterir.
  • Rastgele kan şekeri testi: kanınız alındığı andaki kan şekerinizi ölçen bir testtir, ancak bu değer en son ne zaman yemek yediğinize bağlı olarak büyük ölçüde değişiklik gösterebilir.
  • Oral glukoz tolerans testi: Bu test erkeklerde nadiren kullanılır, vücudunuzun fazla miktarda glikoza ne tepki vereceğini ölçer.

İlginizi çekebilir: [Östrojenin Tip2 Diyabetin Kontrolündeki Rolü]

Çeviri: Muhammad Ragıb ÇALIK

Kaynak: https://www.medicinenet.com/diabetes_symptoms_in_men/article.htm

Источник: https://beyinsizler.net/seker-hastaligi-belirtisi-ve-seker-hastaligi-turleri-hakkinda-genel-bilgiler/

Şeker Hastalığı: Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Diyabete (Şeker hastalığı) bağlı romatolojik sorunlar nelerdir?
86 / 100SEO Score

Şeker hastalığı, vücudun kan şekeri dengesini sağlayamadığı ve şekerin dokulara zarar verebilecek seviyelere yükseldiği metabolik bir hastalıktır. Özellikle hareketsiz yaşam tarzının benimsendiği çağımızda önemli bir sağlık sorunudur.

Kandaki şekerin temel olarak iki kaynağı vardır; birincisi yediğimiz besinler ikinci ise karaciğerde depo halinde bulunan glikoz(şeker). Uzayan açlık durumunda karaciğerden kana şeker salınırken, yemek sonrası ise kandan karaciğer ve dokulara glikoz (şeker) geçişi olur. Kan şekeri başta insülin hormonu olmak üzere birçok hormonun etkisi altında hassas bir şekilde kontrol edilir.

Şeker Hastalığı Nedir?

Şeker hastalığı tıp dilindeki ismiyle “diyabet” , adından da anlaşılacağı üzere kan şekeri seviyelerinin yüksekliği ile seyreden bir hastalıktır. Şeker (glikoz) vücudumuz için önemli bir enerji kaynağı olmakla birlikte beyin için temel enerji kaynağıdır. Yaşamın devamı için kan şekeri belli seviyelerde tutulur.  Eğer bu seviyelerin üzerine çıkmaya başlarsa dokulara zarar verir.

Bu Hastalık Temelde 2 Mekanizma İle oluşur:

  1. İnsülin hormonunun yetersizliği: Vücutta yeterince insülin üretilemez.
  2. İnsülin hormonuna direnç: Yeterli insülin olduğu halde dokularda bu insüline karşı direnç vardır. Yani insülinin etkisini gösterememesi.

Peki insülin nedir?

İnsülin pankreastan salgılanan, kanda bulunan şekerin dokularımız tarafından kullanılmasını sağlayan bir hormondur. Birçok görevi olmasına rağmen temel olarak kan şekerini düzenler.

Yemek yediğimizde kana geçen glikoza (şekere) karşılık salgılanan bu hormon, şekerin hem dokularımız tarafından kullanılmasını hem de depolanmasını sağlar.

Sonuç olarak kan şekerinin yükselmesini engelleyen bir hormondur.

Yüksek şeker neden tehlidir?

Yüksek şeker, dokular üzerinde toksik etki yapar. Başta damarlar olmak üzere dokular ile etkileşime geçerek bunların yapısını bozar. Bu da uzun süreçte farklı organlarda, farklı derecelerde hasarlara yol açar. Özellikle damar yapısını bozuyor olması kalp, böbrek, göz, sinir gibi önemli yapıların beslenmesini bozar.

Şeker hastalığının temelde 3 türü vardır:

  • Tip 1 Diyabet,
  • Tip 2 Diyabet,
  • Gestasyonel Diyabet(Gebelik şekeri).

Not: Günümüzde birçok şeker hastalığı alt tipi bulunmaktadır. 

Şeker Hastalığının Nedenleri

Vücuttaki iki mekanizmanın bozukluğu şeker hastalığına neden olur.

  • Birincisi pankreastan yeterince insülin üretilememesi,
  • İkincisi ise insülin miktarı normal olduğu halde vücudumuzda buna karşı direnç olması ve olan insülinin kullanılamamasıdır.

Şeker hastalığının şeker tüketmek ile direkt bir ilişkisi yoktur. Yani kişi şeker yediği için şeker hastası olmaz.

Tip 1 Şeker Hastalığı Nedenleri (Tip 1 Diyabet)

Genetik yatkınlığı olan kişilerde çevresel faktörlerin (bazı virüsler, toksinler, stres) etkisi ile ortaya çıkar. Tip 1 diabette kandaki insülin hormonu ya yoktur yada çok azdır.

Oluşma şekli büyük oranda otoümminiteye bağlıdır.

Yani normalde zararlı etmenlere (virüs,bakteri,yabancı maddeler…) karşı savaşan ve onları öldüren savunma hücrelerinin, kendi pankreas hücrelerine saldırıp onları yok etmesi sonucu oluşur.

Sonuç olarak pankrestan insülin salgılayan hücreler ya yok olmuştur yada çok az kalmışlardır. Bu da şeker hastalığının gelişmesine neden olur.

Daha çok 30 yaş öncesinde başlayan tip 1 diyabette şikayetler aniden başlar.  Bu hastalığı olanlar genellikle zayıf veya normal kilodadırlar. Mutlak insülin eksikliği olduğu için tedavide insülin verilir.

Tip 2 Diyabet

Tip 2 diyabette asıl sorun kandaki insüline karşı vücutta direnç gelişmesidir. İnsülin direnci sonucu dokular kandaki şekeri kullanamaz. Yani kabaca insülin var ama yeterince etki etmiyor denilebilir. Bu durum şekerin yükselmesine neden olur. Tip 2 diyabet hastalığının ilerleyen dönemlerinde insülin miktarında da düşme olur.

Tip 2 diyabette genetik yatkınlık çok önemlidir. Bu hastalığa yakalananların çoğu obez veya fazla kiloludurlar. Genellikle sinsi seyreder ve başlangıçta hiçbir belirti vermeyebilir.

Gestasyonel Diyabet (Gebelik şekeri)

Gebelik şekeri olarak bilinen gestasyonel diyabet hastalığının tetikleyicisi gebeliğin devamı için salgılanan hormonlardır. Gebelikle artan hormonlar insüline karşı direnç oluştururlar. Normalde insan vücudu bu direnci daha fazla insülin salgılayarak yener. Ancak gebelik şekeri bulunan kişilerin pankreas hücreleri bu yanıtı oluşturamaz. Sonuç olarak kan şekeri yükselir.

Gebelikte vücut daha fazla insüline ihtiyaç duyar. Ancak bazı kişilerde insülin üreten hücreler sınırlıdır. Üretilen insülin miktarı normal şartlarda yeterli olsa da gebelikte yetersiz kalır.

Genellikle doğum sonrası düzelen gebelik şekeri diğer gebeliklerde de tekrarlar. Gebelik şekerinde de genetik yatkınlık söz konusudur.

Gebeliğin şekeri olan kişiler doğum sonrası normale dönerler. Ancak bu kişilerim ilerleyen dönemlerde tip 2 diyabet olma riskleri yüksektir.

Şeker Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Belirtiler kan şekerinin yüksekliği ile ilişkili olarak değişir. Hiçbir belirti vermemesinden komaya kadar değişen bir tabloya neden olabilir.

Şeker hastalığının en sık görülen belirtileri:

  1. Ağız kuruluğu
  2. Çok su içme
  3. Sık idrara çıkma
  4. Çok acıkma, çok yemek yeme veya iştahsızlık
  5. Artan ve açıklanamayan halsizlik
  6. Çabuk yorulma
  7. Sinirlilik
  8. Açıklanamayan kilo kaybı (genelde  tip 1 diyabette görülür)
  9. Bulanık görme (kan şekerindeki dalgalanmalar sonucu)
  10. Yavaş iyileşen yaralar
  11. Sık enfeksiyon geçirme ve tekrarlayan mantar enfeksiyonları
  12. Diş etlerinde ağrı, kızarıklık ve hassasiyet
  13. Erkeklerde cinsel fonksiyon bozukluğu
  14. Ellerde ayaklarda yanma, uyuşma, karıncalanma

Kimler Şeker Hastalığı Açısından Risk Altındadır?

Tip 1 diyabet için en önemli risk faktörü ailede şeker hastası bireyin olmasıdır. Bebekleri 4 ayından önce inek sütüyle beslemek ve D vitamini eksikliğinin riski arttırdığı söylenmektedir.

Tip 2 diyabet için birçok risk faktörü bulunmaktadır. Bunlardan bazıları:

  • Obez veya fazla kilolu olmak
  • Yüksek tansiyon hastalığı
  • Kötü kolesterolün yüksek olup iyi kolesterolün düşük olması
  • Hareketsiz yaşam tarzı, egzersiz yapmama
  • Ailede şeker hastalığı öyküsü olması
  • Polikistik over sendromu olması
  • Gebelik şekeri (gestasyonel diyabet) geçirmiş olmak
  • İleri yaş
  • İnsülin direnci veya bozulmuş glikoz toleransının olması.

Yukarıdaki faktörlerin birine veya birkaçına sahip olanlar şeker hastalığı için risk taşımaktadır. Bu durum şeker hastası olacakları anlamına gelmez ancak şeker hastalığı belirtileri için daha dikkatli olmalarını gerektirir.

 Şeker Hastalığının Vücuda Verdiği Zararlar (Komplikasyonlar)

Uzun süreli kan şekeri yüksekliği vücuttaki birçok dokuyu ve organı olumsuz etkileler. Zamanla dokuların ve organların fonksiyonunu bozar.

Kişinin kan şekeri ne kadar kontrolsüzse risk de o kadar yüksektir. Yani şekeri sürekli yüksek olan ve düzenli tedavi almayan birinde istenmeyen etkiler daha kısa sürede başlar.

Şeker Hastalığının Vücuda Verdiği Zararlar

  • Kalp hastalığına yakalanma ve kalp krizi geçirme riskini arttırır.
  • Görme problemlerine neden olur . Gözün ışığa duyarlı bölgesinin kan akımının azalması sonucu diyabetik retinopati adı verilen durum gelişir. Görme bulanıklığından tam görme kaybına kadar değişebilen sorunlara neden olur.
  • Böbreklerin fonksiyonlarında bozulma veya böbrek yetmezliğine neden olabilir. Diyabetik nefropati adı verilen bu durum, idrarda protein kaçağı ile kendini gösterebilir.
  • Vücuttaki sinirlere hasar verebilir(nöropati). Sinir hücrelerini besleyen küçük kan damarlarında daralma veya tıkanıklık yaparak çeşitli sinirsel belirtilere neden olur. Ellerde, ayaklarda uyuşma ve duyu kaybı gibi…
  • Ayaklarda gelişen hissizlik sonucunda küçük yaralar gelişir.  Bu yaralar bazen mikrop kapabilir. Bu enfeksiyonlu yaralar çok yavaş iyileşir ve ciddi sorunlara neden olabilir. Bu durumun ilerlemiş haline diyabetik ayak adı verilir.
  • Kan dolaşımını bozduğu için cinsel fonksiyon bozukluğu yapabilir.

Şeker hastalığı bunların dışında birçok dokuyu etkileyerek fonksiyon bozukluğu yapabilir.

Kan şekerini sıkı bir şekilde kontrol altına almak, yukarıdaki durumlara yakalanma riskini düşürür. Ayrıca sigara içme, yüksek tansiyon, yüksek kolestrol, fazla kilolu olmak, hareketsiz yaşam tarı gibi faktörler yukarıdaki durumların gelişme riskini arttırır.

Şeker Hastalığı Teşhisi

Şeker hastalığı kanınızdaki şeker değerinin belli seviyelerin üzerinde olması ile anlaşılır.

Şeker hastalığı belirtileri olan kişide teşhis için:

  • Açlık (8 saat hiçbirşey yememe) kan şekerinin 126 mg/dl üzerinde olduğu iki ayrı testle onaylanması.
  • Herhangi bir dönemde rastgele bakılan şeker seviyesinin 200 mg/dl üzerinde olması. Bu yükseklik 2 ayrı testte onaylanmış olmalıdır.
  • HbA1c değerinin 6.5 mg/dl üzerinde olması. (Bkz: HbA1c nedir?)
  • Şeker yükleme testi (OGTT) sonrası 2. saat şeker seviyelerinin 200 mg/dl üzerinde olması.

Belirtileri olan kişide yukarıdaki dört testten herhangi birinin pozitif çıkması teşhisi için yeterlidir. Şeker hastalığından şüpheleniyorsanız lütfen beklemeden doktorunuza başvurunuz.

Gizli Şeker Nedir? Nasıl Anlaşılır?

Gizli şeker olarak bilinen durum şu isimlerle de anılır; prediabetik, bozulmuş glikoz toleransı, bozulmuş açlık glikozu…

Gizli şekerde, kan testlerinde kişinin şeker hastası olmadığı belirlenmiştir. Ancak test sonuçları ileride şeker hastalığı gelişebileceğini düşündürecek seviyededir.

  • Açlık şekeri 100-125mg/dl arasında olması,
  • Şeker yükleme testi sonrası 2. saat şekerinin 140-199 mg/dl arası olması,
  • HbA1c (3 aylık şeker) seviyesinin 5.7 ile 6.4 arasında olması.

Yapılan testlerde sonuçlar yukarıdaki gibi çıkarsa kişide gizli şeker olduğu söylenir.

Gizli Şeker, kişinin şu anda şeker hastası olmadığını ancak şeker testlerinin sınırda geldiğini ifade eder. Bu durumun ilerde şeker hastalığına ilerleyebileceğini gösterir. Bir anlamda şeker hastalığının habercisidir.

Gizli şekeriniz varsa hızlıca yaşam tarzınızı ve beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz gerekir. Hareketli yaşam tarzı(egzersiz) ve fazla kiloların verilmesi, gizli şekeri olan hastaların şeker hastalığına yakalanma ihtimalini %58 oranında engeller veya geciktirir.

Şeker Hastalığının Tedavisi

Şeker hastalığının tipine göre tedavi değişmektedir.

Tip 1 diyabet tedavisi

Tip 1 diyabet hastalarının ömür boyu insülin kullanmaları gerekir. Yaşam tarzı değişiklikleri, egzersiz ve beslenme alışkanlıkları tedavinin bir parçasıdır.

Pankreas nakli (adacık hücre nakli), tip 1 diyabet hastaları için insülin kullanımını ortadan kaldıran bir seçenek olarak görülmektedir. Ancak her zaman başarılı olmaması ve başarılı olsa bile nakil sonucu ömür boyu farklı ilaçlar kullanmak zorunda kalınması bu tedavinin dezavantajıdır. Bu dezavantaj kimi zaman şeker hastalığından daha tehli sonuçlar doğurabilir.

Tip 2 diyabet (şeker) hastalarının tedavisi

Tip 2 diyabetin tedavisi, daha geniş seçenekler içermektedir. İlaç tedavisi, ağızdan alınan haplardan insülin kullanımına kadar değişir. Bu hastalar ilk dönemlerde yaşam tarzı değişikliği ve hap tedavisi ile şekerlerini kontrol altına alabilirler. İlerleyen dönemlerde ise insülin ihtiyaçları ortaya çıkar ve insülin kullanmak zorunda kalırlar.

Ağızdan alınan şeker ilaçlarının üç farklı etki mekanizmaları vardır:

  • Pankreastan insülin salınımını arttıranlar,
  • Vücudun insülin direncini azaltıp dokuların şeker kullanımını arttıranlar,
  • Mide barsak sisteminden şeker emilimini azaltanlar.

Tip 2 diyabet(şeker) hastalarına yukarıdaki mekanizmalara sahip ilaçlardan biri veya birkaçı birlikte verilebilir.  Aşırı kilo önemli bir risk faktörü olduğundan, obez hastalarda zayıflama ameliyatları (bariatrik cerrahi) yapılmakta ve kan şekerleri düşürülmektedir. Bu ameliyatlar her hastaya uygun değildir.

Şeker Hastalarında Egzersizin Önemi

Düzenli egzersiz kandaki şekerin hücreler tarafından alınıp kullanılmasını arttırarak kan şekeri seviyelerinin düşmesine yardımcı olur. Vücuttaki insülin direncini azaltıp, insülin duyarlılığını arttırır. Böylece şeker hastaları daha düşük seviyelerde insüline ihtiyaç duyarlar.

Şeker hastaları nasıl beslenmeli?

Egzersiz, özellikle tip 2 diyabet hastalığının gelişmesini engellemeye yardımcı olur. Ayrıca gizli şeker teşhisi almış kişiler egzersiz yaparak şeker hastalığına yakalanma riskini önemli derecede azaltmış olurlar. Şeker hastalığı dahiliye veya endokrinoloji doktoru tarafından takip edilir.

Источник: https://www.saglikbilgi.net/seker-hastaligi-belirtileri-nedenleri/

Diyabet ve Sistemik Yan Etkileri

Diyabete (Şeker hastalığı) bağlı romatolojik sorunlar nelerdir?

Memorial Hastanesi Diyabet, Hipertansiyon ve Kardiyoloji Merkezi doktorları diyabetin sistemik yan etkileri hakkında da bilgiler verdi. Diyabet, diğer bilinen adıyla Şeker hastalığı, ömür boyu devam eden bir hastalıktır.

Eğer diyabetiniz varsa vücudunuz, yediğiniz besinlerdeki enerjiyi gereken şekilde kullanamıyor demektir.Oysa sağlığınız açısından besinlerdeki enerjinin kullanılması önemlidir.Diyabet hastalığı komplikasyonlara neden olabileceği için çok önemli bir hastalıktır.

Diyabet hastalığı tedavisinde amaç; hem günlük iyilik halini oluşturmak hem de uzun dönem komplikasyonların gelişimini engellemektir.Diyabet hastası olarak uzun yıllar yaşadıktan sonra bazı insanların gözlerinde, böbreklerinde, sinirlerinde ve ayaklarında bazı problemler ortaya çıkabilir.

Kalp ve damar hastalıkları ve yüksek tansiyon riski diyabet hastalarında atmaktadır.Diyabet hastalığı ilerledikçe vücudun bazı organlarında tahribata neden olabilirler,

Küçük kan damarlarının hasar görmesi:

Diyabet el ve ayak parmaklarına, deriye ve vücudun diğer yerlerine kan taşıyan küçük damarlarda hasar meydana getirebilir.

Yüksek kan şekeri, özellikle tansiyon da yüksekse küçük kan damarlarını zayıflatabilir.

Ayrıca yüksek kan şekeri, alyuvarların esneklik kaybetmesine neden olur ve bu hücreler, içlerinden geçtikleri çok küçük kan damarlarına zarar verir.Zayıflayan, hasara uğrayan damar çoğu zaman çatlar.

Gözlerin hasar görmesi:

Hemen her diyabetik hastada zaman içinde diyabete bağlı gelip geçici veya ilerleyici göz hastalıkları olmaktadır.

Bu rahatsızlar, kan şekerindeki oynamalara bağlı geçici göz kırıcılığı, diğer bir deyişle gözlük numarası değişiklikleri yanında; göz merceği, ağ tabaka, görme siniri, görme organımızın çeşitli yönlere hareketini sağlayan kaslar, gözün içine yerleştiği göz çukuru, yani orbita gibi göz çevresindeki dokuların etkilenmesi şeklinde olabilir.Bütün bunlar diyabetik hastalarda basit bir gözlük numarası farklılığından, ciddi görme azlığına kadar değişik şikayetlere sebep olurlar. Diyabetin görmeyi tehdit eden en önemli komplikasyonu; göz küresinin arka bölümünde yer alan ve retina adı verilen ağ tabakasına neden olduğu hasardır.Diyabet tanısı konulduğunda, hasta tam bir göz dibi muayenesinden geçirilmelidir. Beş yıldan daha uzun süredir Tip 1 diyabeti olanlar, gözlerini yılda en az bir defa kontrol ettirmelidirler.Tip 2 diyabeti olanlarda ise bu kontrol, hastalık öğrenilir öğrenilmez başlamak üzere, yine yılda en az bir defa yapılmalıdır. Göz sorunları erkenden fark edildiğinde, bunların hastanın yaşamını etkileyebilen boyutlara ulaşmalarını önleyecek önlemler ve tedaviler vardır. Örneğin; diyabetik retinopatide zamanında yapılan lazer tedavisi ciddi görme kaybı riskini yaklaşık %60 oranında azaltabilmektedir.

Böbreklerin hasar görmesi:

Diyabetin kronik komplikasyonlarından biri de “nefropati” adı verilen böbrek hastalığıdır. On yılı aşkın Tip 1 diyabetlilerin %35’inde bu hastalık görülmektedir.

Böbrek işlevinde azalma olan nefropatinin, erken dönemde tanısı konulursa yoğun insülin ve sıkı kontrol ile ilerlemesi durdurulmakta ve geriye döndürülmektedir.

Bu komplikasyonun tanısı için, mikroalbüminüri testini yapmak gerekecektir.

Damar sertliği ve kalp hastalıklarına neden olması, büyük kan damarlarının zarar görmesi:

Diyabet, “ateroskleroz” adı da verilen damar sertliği gelişmesini hızlandırmakta ve koroner damar hastalığının ortaya çıkma sıklığını arttırmaktadır. Ateroskleroza bağlı olarak ortaya çıkabilecek diğer büyük damar hastalıklarının (beyin damarlarındaki tıkanmalar) oluşması riskini de arttırmaktadır.

Çok yüksek kan şekeri ve kan yağının yüksekliği, şişmanlık, tütün kullanma gibi kardiovasküler risk faktörleri, kalp ve damar hastalıkları oluşumunu hızlandırır. Bu nedenle, diyabetli hastalar, kan yağları ( total kolesterol, HDL, LDL, VLDL ve triglisrid) düzeylerini 3-6 aylık aralıklarla ölçtürmelidirler.Kolesterol,diyabeti etkileyen önemli faktörlerden biridir.

Diyabet aynı zamanda kalbi çevreleyen damarlarla, kollara, bacaklara ve kalbe kan götüren damarlara da hasar verebilir.Damarların iç yüzünde gelişen hasar, esneklik kaybına neden olur. Kandaki kolesterol, hasar gören yerlerde tutulur ve zamanla damar tıkanır. Sonuç olarak kalp, kanı gittikçe tıkanan damarlardan geçirebilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır.

Bu durum kalp krizlerinin, inmelerin/felçlerin gelişmesine, tansiyonun yükselmesine, kollara, bacaklara ve başa yetersiz kan gitmesine neden olabilir. Kalp ve kan damarları,diyabeti olmayan insanlarda da hasar görebilir ama diyabetli hastalarda daha yüksektir.

Hastalarda kesik ve yaraların daha yavaş iyileşmesi, bazı hastaların bacaklarında, istirahat edildiğinde geçen krampların ortaya çıkması, bazı hastalarda kısa süreli bayılmaların görülmesi diyabetli hastaların büyük kan damarlarının hasar gördüğüne birer işarettir. Bu yakınmalar, damar hastalıkları dışındaki nedenlere de bağlı olabilir.

Gerçek nedeni bulabilmek için, bu belirtileri doktorunuza bildirmeniz gereklidir. Göğüs arası veya baskı hissi, soğul terleme, baş dönmesi gibi acil durumları da hemen doktorunuzla paylaşmanız gereklidir.

Sinirlerin hasar görmesi:

Diyabet ayrıca, sinir hücrelerine de zarar verebilir. Bunun tıptaki adı “nöropati” dir. Kan şekeri yüksek olduğunda sinir hücreleri şişer ve bozunuma uğrar. Zamanla bunlar, vücutta organlara sinyaller taşımak şeklindeki temel görevlerini yerine getiremez olurlar.

Bazı sinirlerin hasar görmesi ayaklarda ve bacakların aşağı kısımlarında karıncalanma, uyuşma, yanma, sızı veya zonklama hislerine neden olur. Nöropati semptomları zaman zaman ortaya çıkıp zaman zaman kaybolabilir.

Birçok hasta ağrılarının, kan şekeri normale yakın olduğu zaman daha azaldığını bildirir.

Cinsel sorunlara neden olması:

Sinirlerin hasar görmesine bağlı olarak, cinsel sağlığı da olumsuz yönde etkileyebilir. Örneğin; erkeklerde ereksiyon bozuklukları( iktidarsızlık), kadınlarda ise orgazma ulaşma yeteneğinde azalma olabilir.

İnfeksiyonlarla savaş yeteneğinin azalması:

Küçük kan damarlarındaki hasar, deriye de yeterince kan gitmesini engeller. Kan şekerinin yüksek olması, vücudun mikroplara savaş sistemini yavaşlatır.Bu ikisi beraberce, diyabet hastalarındaki infeksiyon riskini artırmaktadır. İnfeksiyonlar ağızda, ayaklarda, akciğerde, mesanede, kadınlık organlarında veya deride görülebilir. Cilt ve mukozada mantar oluşumuna eğilim artar.

Özellikle ayak ve kasıkta sık sık infeksiyonları meydana gelebilir. Ağızdaki infeksiyon, dişeti hastalıklarına ve diğer diş sorunlarına neden olabilir. Sinirler zarar gördüğünde, yaralanmalar ve kesikler herhangi bir ağrıya neden olmayabilir.Yaralanma ya da kesiğin meydana geldiğini fark edemeyen hasta, yaranın mikrop kapmasına yol açabilir.

Kan miktarının yetersiz ve kan şekerinin yüksek olması nedeniyle vücudun, infeksiyonlarla savaşıp yarayı iyileştirme yeteneği zayıflamış olabilir. Bu durum, deri dokularının ve diğer dokuların ölmesiyle sonuçlanabilir. Böyle bir gelişme karşısında ölü kısımların ameliyatla alınması ve temizlenmesi gerekir. Diyabetli, mikrobik hastalıklara karşı gerekirse aşılanmalıdır.

Özellikle tüberküloz yönünden gerekli tedbirler, doktorun tavsiyesine göre alınmalıdır.

Ayrıntılı Bilgi İçin: 444 7 888

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/diyabet-ve-sistemik-yan-etkileri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть