Diyabeti Kontrol Altına Almak İçin Beslenme Tüyoları!

Diyabet Belirtileri

Diyabeti Kontrol Altına Almak İçin Beslenme Tüyoları!

Son yıllarda etkisini artıran diyabet hastalığı tedavi edilmediği takdirde ciddi sonuçları olan bir rahatsızlıktır ve herkes için farklı belirtiler gösterir.

Bu nedenle her bireyin diyabet hakkında bilgi sahibi olması, diyabetin belirtilerine vakıf olup vücudundaki göstergelere karşı uyanık olması gerekir. Ciddi bir hastalık olan diyabet, beslenme düzeninin değiştirilmesi, medikal tedaviler ve spor ile kontrol altına alınabilir.

Yaşam tarzlarında yapacakları değişikliklerle diyabet hastalarının uzun yıllar sağlıklı bir yaşam sürmeleri mümkündür.

DİYABET NEDİR?

Pankreas insülin hormonu üretmekle görevli organdır. Diyabet ise bu organdan yeteri kadar insülin hormonu üretilmediği veya üretilen insülin hormonunun etkili kullanılmamasıyla ortaya çıkan hastalıktır. Vücuda alınan besinler, özellikle karbonhidrat grubu besinler, enerji elde etmek üzere glukoza dönüştürülür.

Pankreas, glukozun dokular tarafından kandan alınmasını ve enerji olarak kullanılmasını sağlayan insülin hormonunu üretir. İnsülin hormonu glukozu hücrelere yönlendirir. Hücreler ise glukozu yakıt gibi kullanırlar. Glukoz miktarı ihtiyaç olan orandan fazlaysa karaciğerde, yağ dokusunda depolanır.

Diyabeti olan kişilerde bu hormon bozukluğu nedeniyle glukoz hücrelere yeteri kadar taşınmaz ve kanda yükselir. Sağlıklı bir bireyde kan şekeri düzeyi açlık halinde 120 mg/dl, tokluk halinde (yemekten iki saat sonra) 140 mg/dl’nin üstünde olmaz.

Diyabet varlığından söz etmek için açlık ve tokluk kan şekeri ölçümlerinin bu miktarın üzerinde olması gerekir.

Tip 1 Diyabet: Genellikle 30 yaş öncesi ortaya çıkar. Bağışıklık sistemi pankreasta bulunan ve insülin üreten beta hücrelerine saldırır. Bu hücreler yok edildiği için pankreasta insülin üretimi gerçekleşmez.

Bu hastalığın tek çözümü ömür boyu dışarıdan insülin hormonu almaktır. Beslenme programları tip 1 diyabetin kontrol altına alınması için yeterli değildir. Ülkemizde diyabet hastalarının %10'u tip 1 diyabet etkisi altındadır.

Tip 2 Diyabet: Diyabet hastalığının en çok görülen biçimidir. Bütün diyabet tipleri arasında %90'lık bir orana sahiptir. Çoğunlukla 40 yaş üzerindeki bireylerde görülür. İnsülin üretimi mevcuttur ama hücreler insülini kullanamaz. Kandaki şeker seviyesi yükselir. İlerleyen vakalarda pankreasta insülin üretimi de sekteye uğrar.

Tedavinin ilk aşamasını beslenme düzenini değiştirmek ve egzersiz programına başlamak oluşturur. Bunlara rağmen kan şekeri istenilen düzeyde tutulamazsa şeker düşüren haplarla tedaviye devam edilir. Bazı durumlarda ise insüline ihtiyaç duyulabilir. İlaç tedavisi gören Tip 2 diyabet hastalarının düzenli olarak kan şekeri ölçümü yaptırmaları önemlidir.

Gizli Şeker (Pre-Diyabet): Kan şekeri düzeyi normalden yüksek ancak diyabet tanısı koymaya yeterli değilse bu durum pre-diyabet olarak adlandırılır. Bu kişilerin çoğunda daha sonraki evrelerde Tip 2 diyabet gelişimi oluşur. Ayırca pre-diyabet hastalarının kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riskleri daha fazladır. Yaşam tarzında yapılan değişikliklerle tedaviye başlanır.

Gestasyonel Diyabet: İlk defa gebelik sırasında ortaya çıkan kan şekeri yüksekliğidir. Bu durum, Tip 2 diyabet gelişimi için risk yaratır. Bebeğin gelişimi için normalden fazla salgılanan hormonlar kan şekerinin yükselmesine neden olur. Gestasyonel diyabet genellikle gebeliğin 24.

haftasından sonra artarak devam eder. Bebek anneden aldığı besinlerle beslenir. Annede diyabet olması durumunda bebeğin de kan şekeri yükselir ve bebek insülin salgısını artırır. İnsülin salgısının artması büyümeyi uyarır. Yüksek doğum ağırlığı doğum sırasında risk oluşturur.

Tedavi ile gestasyonel diyabeti kontrol altına almak mümkündür.

Diyabetin kişilere göre farklı nedenleri olabilir. Genetik yatkınlıktan düzensiz yaşama kadar diyabeti tetikleyen farklı unsurlar vardır.

1. Obezite
Tip 2 diyabet hastalığının en önemli nedeni obezitedir. Vücutta insülin direnci oluşur ve kan şekerini depolayamaz. Obezite, insülin direncine neden olur. Obezite sorunu olan kişilerde diyabet tedavisi ve kan şekeri kontrolü de zorlaşır. Bu nedenle tedavinin bir parçası fazla kiloların verilmesi üzerinedir.

2. Otoimmün tepki
Pankreasta bulunan beta hücrelerine bağışıklık sisteminin saldırması sonucu insülin üretiminin gerçekleşmemesidir. Bu saldırının nedeni tam olarak bilinmese de genlerden dolayı ortaya çıktığı düşünülmektedir. Çok sayıda Tip 2 diyabetli yakını olanlar, birinci derece akrabalarında Tip 1 diyabet olan kişiler bu bozukluk için risk altındadırlar.

3. Virüsler
Pankerasa zarar veren virüsler de bu organın görevini yapmasını engeller. Bu nedenle insülin salgılanmasında sorun oluşur. Rota virüsü, kızamıkçık, kabakulak, konjenital rubella gibi virüsler bu sınıftadır.

4. Gebelik şekeri
Gebelikte şeker sorunu yaşanması, gebelik öncesi diyabet sıkıntısı olmayan kadınlarda da görülebilir. Gebelik şekeri doğum sonrası normale döner. Ancak ilerleyen yıllarda diyabet hastası olma riskini artırır.

5. Hareketsiz yaşam
Son yılların en büyük sorunu olan hareketsizlik diyabet oluşturan nedenlerden biri. Hareket miktarının azalmasıyla birlikte kilo artışı ve vücutta yağ birikimi artarak diyabete zemin oluşturur.

DİYABET BELİRTİLERİ

Diyabetin belirlenen belirtilerinin bir ya da birden fazlası aynı anda görülebilir.

1. Sık idrara çıkma
Diyabetin en önemli belirtileri arasında normalden fazla idrara çıkma isteği gelir. Kandaki şeker hücrelere giremediği için kan şekeri yükselir. Vücut bu şekeri idrar yoluyla atmaya çalışır. Bu döngü sırasında idrara çıkma sıklaşır.

2. Sürekli su içme
Vücut kandaki şekeri atmak için idrar mekanizmasını devreye sokar. Diyabet hastaları fazla şekeri idrar yoluyla atarlar. Bu esnada vücutta su kaybı oluşur. Böylece susuzluk hissi artar.

3. Kronik halsizlik
İnsülin eksikliğinden dolayı hücrelere kandaki şeker alınamaz. Enerji üretimi durur. Enerji üretiminin olmadığı durumlarda da sürekli bir yorgunluk hissi yaşanır.

4. Yaraların geç iyileşmesi
Diyabet hastalarının en büyük sorunlarından biri de vücutta oluşan yaraların geç iyileşmesidir. Normal sürecinden daha uzun süren iyileşme dönemi diyabet habercisi olabilir.

5. Diğer belirtiler
Diyabetin diğer belirtileri arasında kilo ve kas kütlesinde kayıp, genital bölge mantarları, görme sorunları, cilt kuruluğu, aşırı yemek yeme isteği gibi durumlar da vardır.

DİYABET TEDAVİSİ

Diyabet tedavisi hastalığın tipine göre planlanır. Amaç kan şekerini belirli bir seviyede tutarak vücuda zarar vermesini engellemektir. Bu seviye düzenlenemediği zaman daha riskli hastalıkların da oluşma ihtimali artar. Doktorunuz diyabet tipinize ve vücudunuza göre size en uygun tedavi sürecini ayarlar.

1. İnsülin tedavisi
Tip 1 diyabet hastalığının tek tedavisi dışarıdan insülin alımı sağlamaktır. Bu hastalarda insülin şırınga yoluyla alınır.

Oral olarak alınan insülin sindirim sisteminden kana karışmaz. Alınacak insülin dozu doktor tarafından belirlenir. İnsülin dışarıdan verilerek kandaki şeker miktarının vücut tarafından kullanılarak yükselmesi önlenir.

Bu yöntem, Tip 2 diyabet hastalarının bazılarında da kullanılır.

2. Beslenme
Özellikle Tip 2 diyabet hastalarında beslenmenin önemi büyüktür. Kan şekerinin aniden yükselmesine neden olan şekerli gıdalar diyetten çıkartılır. Öğünlerdeki porsiyon miktarı kısıtlanır.

Şarküteri ürünleri, margarinler, sağlıksız yağlar yemekten kaçınılır. Daha çok sebze ve ızgara ağırlıklı bir beslenme düzeni oluşturulur. Beslenme düzeni oluşturmakta zorlananlar bir diyetisyenden yardım alabilirler.

3. Egzersiz yapmakKısa süren ve gittikçe artan egzersiz programı ile başlanır. Egzersiz sırasında kan şekerinin düşmemesine dikkat edilir. Bu program doktor tarafından oluşturulur.

Egzersizin amacı kilo kaybı sağlayarak yağlanmanın önüne geçmek ve kan şekerini kontrol altına almaktır. Diyabet hastalarının egzersiz yapmaları için en uygun zaman dilimi kahvaltıdan iki saat sonrasıdır.

Dededen kalma yöntemlerle yapıyorlar! 37 derece sıcakta…Boyun Fıtığı BelirtileriMenopoz Belirtileri

Источник: https://www.mynet.com/diyabet-belirtileri-1220429-mykadin

Diyabetlilerin dikkat etmesi gereken 10 hastalık

Diyabeti Kontrol Altına Almak İçin Beslenme Tüyoları!

Diyabet ömür boyu dikkat ve kontrol gerektiren bir hastalık. Bu süreçte doktor kontrolü aksatılmadığında ve hayat diyabetin gerekliliklerine göre düzenlendiğinde, kaliteli ve uzun bir ömür mümkün oluyor. Ancak diyabeti olanların, hastalığın kendisi kadar diğer hastalıklara karşı da dikkatli olması gerekiyor.

Çünkü diyabeti olanların kendi hastalıkları yanında diğer bazı hastalıklara karşı duyarlılıkları da artabiliyor ve bu ek rahatsızlıklar diyabet şikayetlerini artırabiliyor. Acıbadem Bağdat Caddesi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Yaser Süleymanoğlu, diyabet hakkında bilinmesi gereken önemli noktaları anlattı.

Göz hastalıkları

Diyabet kılcal damarları hedef alan bir hastalık. Kılcal damarlar da en çok göz, beyin, kalp ve böbreklerde bulunuyor. Bu nedenle diyabeti olanların göz sağlığına dikkat etmesi çok önemli.

Diyabet hastalarında kan şekeri yüksek seyir ettiği için gözün arka tabakasında bulunan kılcal damarların yapısı ve dolaşımı etkilenebiliyor ve zamanla göz kanaması ve körlük gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor.

Bununla birlikte gözün ön tarafında bulunan lenste de, şeker birikimi sonucunda katarakt meydana gelebiliyor.

Nasıl korunmalı?

Göz sağlığıyla ilgili sorun yaşamamak için diyabeti olanların açlık ve tokluk kan şekerini düzenli olarak kontrol ettirmesi gerektiğini belirten Dr. Süleymanoğlu, “Diyabetli bireylerde; açlık kan şekeri 100-110 mg ve tokluk kan şekeri 140 mg seviyesinde olmalı.

Ayrıca kan şekeri ortalamasını gösteren Hba1c seviyesi 6,2’in altına çekilmeli. Bununla birlikte diyabeti olanların 6-12 ayda bir rutin olarak detaylı göz muayenesi yaptırması da çok önemli. Muayenede arka göz, retina, lens durumu, göz tansiyonu, görme alanı ve keskinlik gözden geçirilmeli” diyor.

Göz muayenesinin diyabet konusunda uzmanlaşmış bir göz hastalıkları uzmanı tarafından yapılması gerekiyor.

Yüksek tansiyon

Diyabeti olanların yüzde 70’inde aynı zamanda tansiyon hastalığı da görülüyor. Dr. Süleymanoğlu; “Diyabetin en fazla zarar verdiği yerlerden biri damarlar olduğundan, diyabetle birlikte görülen tansiyon erken dönem organ kayıpları, inme, beyin kanaması, göz içi kanama ve kalp krizi gibi riskleri artırabiliyor” diyor.

Nasıl korunmalı?

Tansiyonu kontrol etmek için açlık kan şekerinin 100-110 mg, tokluk kan şekerinin ise 140 mg’ın altında tutulması ve sürekli kontrol edilmesi gerekiyor. Bununla birlikte kan basıncını da sürekli kontrol etmek çok önemli. Diyabette büyük tansiyon 12’in altında, küçük tansiyon ise 75’in altında olmalı. Ayrıca rutin kalp incelmesi de gizli kalp riskini ortadan kaldırıyor.

TOPLUMDA YANLIŞ BİR ALGI: DİYABET VE CİNSELLİK

Diş eti hastalıkları

Kan şekeri yüksek olan diyabetli hastalarda diş etlerinde şeker birikiyor. Bu durum diş etinin içinde birçok bakteri ve mantar oluşmasına neden oluyor ve diş eti iltihabı, diş eti çekilmesi ve erimesi gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Ek olarak diş eti iltihabı ve sorunu olan hastalarda kan şekerini kontrol altına almak zorlaşabiliyor.

Grip ve soğuk algınlığı

Diyabet, bağışıklık sistemini baskılayan bir hastalık ve kan şekeri yüksek seyir ettiğinde bu baskılanma daha da artabiliyor. Bu nedenle diyabet hastaları grip, nezle hatta zatürre gibi hastalıklara karşı diğer insanlara göre daha yatkın olabiliyor.

Kolesterol

Kontrol edilmeyen diyabet, tansiyon ve kolesterolün hayati risklere neden olabilecek bir üçgen olduğunu belirten Dr. Süleymanoğlu, “Özellikle LDL kolesterolün damar çeperini daraltarak tıkıyor. Bu nedenle diyabet hastalarında kalp krizi riski 4 kat artıyor” diyor.

Cilt hastalıkları

Cilt, vücudun diyabetten en çok etkilenen yerlerinden biri. Kılcal damarların diyabetten etkilenmesiyle dolaşımın azalması sonucunda ciltte kuruluk, egzama, mantar ve deri enfeksiyonları ortaya çıkabiliyor. Bununla birlikte özellikle ayak derisinin bozulması, diyabete bağlı ayak yarası riskini artırıyor.

Ayak yaraları

Diyabet hastalarının derisinde ve yumuşak dokularda normal insanlardan daha fazla glikoz yani şeker birikiyor. Bu şeker zamanla ayak derisinin kurumasına, his kaybına ve parmak arasında mantar meydana gelmesine neden olabiliyor. Ek olarak ayağın kemik yapısı bozulabiliyor ve farkına varılmayan yaralar oluşabiliyor.

Mide ve bağırsak hastalıkları

Uzun yıllar diyabet hastalığı olanlarda hazım sorunları ortaya çıkabiliyor. Gastroparezi olarak da adlandırılan “mide ve bağırsak tembelliği” hazım, emilim ve tuvalet alışkanlığını olumsuz etkiliyor. Buna ek olarak diyabet hastalarının çok fazla ilaç kullanması da mide ve bağırsak sorunlarına yol açabiliyor.

Obezite

Tip 2 olarak bilinen erken tip diyabet ortaya çıkmadan yıllar önce, insülin direnci nedeniyle kilo sorunlarının ortaya çıkabildiğini belirten Dr. Süleymanoğlu, “Obezite hastalarının yüzde 80’i hayatlarının devamında diyabet sorunuyla karşılaşıyor. Diyabet de sıklıkla fazla kilolu kişilerde görülüyor. Bu nedenle obezite ve diyabet birebir ilişki içindeki iki hastalık” diyor.

Depresyon ve stres

Stresli bir yaşamın hem diyabeti hem de tansiyonu olumsuz etkilediğini belirten Dr.

Süleymanoğlu, “Kan şekeri düzenli kontrol edilmediğinde ve ani düşme ve yükselmeler olduğunda hastalarda sinirlilik, uyku hali ve depresyon sorunları ortaya çıkabiliyor.

Ek olarak diyabet müzmin ve ömür boyu süren bir hastalık olduğu için hastalar bu süreci yaşamlarının ek bir yükü olarak görebiliyorlar ve bu da motivasyonlarını bozabiliyor” diyor.

Diyabet Hakkında Unutmanız Gereken Yanlışlar

Diyabeti Kontrol Altına Almak İçin Beslenme Tüyoları!

Ferde diyabet teşhisi konduğunda, kabul etmeleri en efor olan şey yapmaları gereken fedakarlıklardır.

Artık ekmek veya tahıl içeren diğer yiyecekleri yemek yok. Dahası, bu insanlar sizin de netlikle dinlemiş olduğunuz diyabet efsanelerinde adı geçen binlerce şeyi feda etmek zorundalar.

İşte bu surattan bu kişilerin sinirleri bozulabilir çünkü ağızlarında gün içinde koydukları her şeyi kontrol altında tutmaları gerekmektedir. 

Diyabet olduklarını keşfedeli daha beş dakika olmuş, ama şimdiden fiziksel sağlık için çok dikkatli olunması gereken bu hastalığın onların hayatına getireceği eforlukları düşünüyorlar.

Ancak, diyabeti olmayan insanlar, hayatları müddetince yedikleri şeker miktarını kontrol altına almaya çalışıyor, böylece bu tür karışıklıklara karşı koruma sağlıyorlar.

Diyabet, dünya yetişkin popülasyonun % 8.5’ini etkileyen  kronik tıbbi bir hastalık olsa da, bu hastalık hakkında unutmanız gereken binlerce efsane etrafta dolaşıyor. Şimdi bu efsanelerin birkaçını sizlerle paylaşacağız. 

Tip-1 ve tip-2 diyabet benzerdir

Bu efsane, insanların hangi diyabet için hangi rehabilitasyonu uygulayacakları konusunda kafa karışıklığı yaşamasına neden oluyor, ve bu da ciddi sağlık problemlerine yol açabiliyor. Örnek vermek gerekirse; düşünün, tip 2 diyabet teşhisi aldınız ama aileniz size tip 1 diyabeti kontrol altına almak için gerekli ilaçları satın alıyor.

Elbette aile bireylerinizin amacı iyi, ama onların bu tavrı sizin durumunuzu tertip etmekten ziyade daha da kötüleştiriyor.

Dahası önemli olan, hangi tür diyabete sahip olduğunuzu bilmek, bu ilk efsanenin yaratabileceği sorunlara karşı çok dikkatli olmak ve bu iki diyabet arasındaki farklardan haberdar olmaktır.

  • Bir insan tip 1 diyabet teşhisi aldığı zaman bu, onların vücudunun insülin üretmediği anlamına hasılat. 

İnsülin pankreasın ürettiği ve herkesin ihtiyacı olan önemli bir hormondur. Dahası, insulin vücudun hücrelerine glükoz formunda enerji sağlar.

Tip 1 diyabet vücudun insülin üreten hücrelere saldırdığı bir bağışıklık hastalığıdır.

  • Tam tersti olarak, tip 2 diyabet ise beden insülin üretiyor ama bunu etkin şekilde kullanmıyorken oluşur. Bir fert bu tip diyabet teşhisi gördüyse bu, onların vücudunun insülin mukavemeti gösterdiği anlamına hasılat.

Eğer bu tip diyabetlerden birine sahipseniz, daha iyi  hissetmeniz için biraz daha insüline gereksinim dinliyor olabilirsiniz.

Diyabeti olan insanlar insülin kullanmalıdır

Bu yazıda anlatacağımız diyabet hakkındaki efsanelerin arasından bu, yukarıyadaki efsaneyle bağlantılıdır. Bir çok insan diyabeti olan kişilerin kendilerine insülin iğnesi vurmak zorunda olduğunu düşünür.

İşin aslı, bu gidişatın sadece diyabet tip 1 hastaları için geçerli olmasıdır. Ancak, tip 2 diyabet hastalarının sadece % 30’u insülin kullanmaktadır.

Bunun sebebi, tip 2 diyabetin kandaki şeker miktarını azaltmak için ağızdan alınan ilaçlarla kontrol edilebiliyor olması ve bunun aynı zamanda vücutta insülin imalini arttırmasıdır.

Her iki tür diyabet de kumpaslı egzersizler, yüksek şekerden uzak ve kan tazyikini balanslı tutan sağlıklı bir beslenme programı ile kontrol edilebilir.

Tip 2 diyabet vaziyetinde, eğer sağlığınız yerinde ise daha az ilaç kullanma ünsünüz vardır. Ancak, yukarıyada da belirttiğimiz gibi, tip 1 diyabet hastalığı olanlar her zaman insülin kullanmak zorunda olacaklar ve aynı zamanda alttaki önerileri de takip etmeleri gerekecek. 

Eğer diyabet hastalığınız varsa karbonhidratlı yiyecekler yiyemezsiniz

Elbette karbonhidratlı yiyecekler yiyebilirsiniz! Ancak, eğer diyabet hastalığınız varsa, emin ki düşük miktarda karbonhidrat yemeniz gerekecektir, ama bu netlikle bunları tamamen beslenme programınızdan çıkarmanız anlamına gelmiyor.

Diyabet hakkındaki bu üçüncü efsaneyi alaşağı etmek için bir beslenme uzmanını ziyaret etmelisiniz, böylece beslenme uzmanınız size ne kadar karbonhidrat tüketmeniz gerektiğini söyleyecektir. 

İnsanın canının çekmesi kötü bir şey değildir, ama arada sırada kendinizi şımartmak istiyorsanız, vücudunuza ve sağlığınıza çok iyi bakmalısınız. Eğer bu atıştırmalık, günlük bir alışkanlığa dönüşüyor ise sağlığınızı ve hatta çok daha ciddi şekilde hayatınızı teh altına sokuyor olabilirsiniz.

Aşağıda sıralayacağımız karbonhidrat içeren besinleri beslenme programınızdan çıkarmanız gerek. Çünkü bunlar hem sentetiktir, hem de çok düşük gıda değerlerine sahiptir:

  • Ekmek
  • Şeker
  • Tatlandırıcılar
  • Gazlı içecekler
  • Tatlılar

Yukarıda sıraladığımız örneklerin aksine, mercimek, börülce, fasulye, kabak ve patates gibi sebzelerde yer alan karbonhidrat lif açısından zengindir Bunlar sindirimi yavaşlatır ve kumpaslı kan şekerini korumaya destekçi olurlar.

Fazla şeker tüketmek diyabete neden olur

Bu diyabet hakkındaki en yaygın efsanedir. Reelinda, bir çok bilimsel çalışma fazla şeker tüketmenin diyabete yol açmadığını ortaya koymuştur. 

Bunun yerine, diyabet karbonhidratlar ve şekerler arasında gerçekleşen karmaşık ilişkiye verilen bir tepki olarak değerlendirilmelidir.

Aile sağlık geçmişinizde olduğu için, fazla kilolu olduğunuz için veya vücudunuz daha evvel belirttiğimiz etkenlere alışmaya çalıştığı için diyabet olabilirsiniz.

Dahası, her zaman hatırlamalısınız ki her şeker birbirinin eşsi değildir. Örneğin, meyvelerde bulunan fruktoz, tatlandırıcılar veya tatlılardaki şekere oranla vücuda çok daha az zarar verir.

Diyabet ciddi bir hastalık değildir

Bu hastalık oldukça ciddi bir hastalıktır. Diyabetin kişiyi öldürmediği, bu hastalığın karışıklıklara yol açmayacağı anlamına gelmez. Eğer bu problemi kontrol altına almak için uygun temkinler almazsanız, alttaki riskleri taşıyor olabilirsiniz:

  • Kalp hastalıkları geliştirme,
  • beyinde ödem oluşması,
  • uzuvlardan birinin kesilmesi
  • kör olma
  • böbrek hastalıklarının gelişimi.

Diyabet hastalığı olan kişilerin, bu hastalığın onları öldürmeyeceğini düşündükleri için kendileriyle ilgilenmediklerini görmek çok üzücüdür. Bu doğru da olsa, bu fertler bu hastalıkla beraber gelebilecek karışıklıkların ciddiyetinin farkında olmalıdır. Ancak bu şekilde vücutlarına ve sağlıklarına ihtiyacı olan şeyleri vermek ve korumayı sağlamak için çalışırlar.

Источник: http://drsaglik.net/diyabet-hakkinda-unutmaniz-gereken-yanlislar/

Diyetinizde yapacağınız basit değişikliklerle diyabeti kontrol altına alabilirsiniz

Diyabeti Kontrol Altına Almak İçin Beslenme Tüyoları!

Diyabetli birini sadece diğer bir diyabetli anlayabilir. Bunu bildiğimiz için bugün diyabet tanısı konduktan sonra diyetini ve dolayısıyla birçok alışkanlığını yeniden düzenleyen birinin kişisel tecrübelerine yer veriyoruz.

Virginia’da büyüyen Kinnaird ve ailesinin en sevdiği yiyecekler arasında ev yapımı kızarmış tavuk ve şekerli tatlılar yer alıyordu. Sevmediği bir karbonhidrat çeşidi olmadığını söyleyen Kinnaird’ın beslenme programı her zaman bol kalorili ve bol yağlı yemeklerden oluşuyordu. Ta ki kendisine 1999 yılında Tip-2 diyabet teşhisi konulana dek.

Kinnaird o dönem sık seyahat etmesini gerektiren ve onu çok kalorili restoran yemeklerine yönlendiren stresli bir işte çalışıyordu. Bu yaşam şekli 45 kilo almasına sebep oldu. Diyabet tanısı ona bir nevi sağlığını ciddiye alması için bir alarmdı. Ve bunu yapmanın yolu elbette diyetini baştan aşağı yeniden düzenlemekten geçiyordu.

Beslenme alışkanlıklarını tamamen değiştirdi

Kinnaird hemen harekete geçti.

 Kan şekerini düzenleyecek yiyecek seçimleri yapmak için bir uzmanla çalışmaya başladı ve daha çok sebze yemeye, karbonhidratları daha ölçülü, proteinleri ise daha az yağlı olacak şekilde tüketmeye başladı.

Tereyağı ve kremadan uzaklaşıp bunların yerine zeytinyağını koydu. Sonuçta diyetini yeniden düzenledikten sonraki 9 ay içerisinde 35 kilo vermeyi başardı ve kan şekerini ilaç kullanmadan kontrol altında tutabilecek hale geldi.

Oldum olası yemek yemeyi ve seyahatleri sırasında yeni tatları denemeyi sevse de, sağlık söz konusu olduğunda restoranlara daha az güvenmesi gerektiğini artık biliyordu.

Bu yüzden yemeklerinin çoğunu evde pişirmeye gayret etti ve ıspanak, brokoli gibi su oranı yüksek sebzelere, yağsız proteinlere ve bulgur, yulaf ve diğer lifli besinlere diyetinde daha sık yer verdi.

Restoranlarda yemek yediğinde ise genellikle yağsız proteinlerden oluşan salataları tercih etti.

Öğünlerini önceden planlamaya başladı

Kinnaird bugün hem sağlıklı hem de lezzetli yemek tarifleri paylaştığı  bir blog yayınlıyor. Fakat her zaman ev yapımı yemekler yemenin hiç de kolay olmadığını dürüstlükle ifade ediyor.

Kinnaird  bunun için yemek düzenini anlık kararlarla oluşturmak yerine planlı bir şekilde sağlıklı menüler hazırladı. Bir hafta ya da daha fazla süre için öğünlerini planladı ve gerekli tüm malzemeleri satın alıp günbegün programına uydu.

Böylece son dakika verilen sağlıksız yemek siparişlerini sonlandırmış oldu. Kinnaird için kilit nokta beslenme düzenini bu şekilde planlamaktı.

Öğünlerinde yediklerine örnekler

Kinnaird mutfağa girmeyi, blogu ve yakında çıkacak yemek kitabı için yeni tarifler hazırlamayı çok seviyor. Bunlar genellikle insanların ilgisini çekecek değişik tarifler olsa da elbette gün içinde öğünlerinin çoğu gurmelere özgü farklı yemeklerden  oluşmuyor.

Örneğin kahvaltıda haşlanmış yumurta, yeşillikler ve meyve ya da meyveli ve yulaflı yoğurt ile fındık yiyor. Öğle yemeğinde çoğu kez ızgara tavuk gibi protein içeriği yüksek salatalara yer veriyor.

Akşam yemeğindeyse Kinnaird ve kocası genellikle kuru baklagil ya da tavuk, balık, karides karides gibi protein kaynakları ile brokoli veya karnabahar gibi yüksek miktarda lif içeren sebzelere, bazense kahverengi pirinç gibi kaliteli karbonhidratlara yöneliyorlar.

Ev yemeklerine ilişkin tavsiyeleri

Kinnaird’ın çoğunlukla ev yapımı yemeklerden oluşan diyeti diyabetini daha kolay yönetebileceği bir hale getiriyor. Araştırmalar da yemeklerinizi evde pişirmenizin kan şekerinizi ve kilonuzu kontrol altında tutmak için en iyi yol olduğunu kanıtlıyor. Kinnaird’ın ev yemeklerinizi daha pratik, daha sağlıklı ve daha lezzetli hale getirmeniz ilişkin bazı ipuçları var.

Bu ipuçlarının ilki şu: Dondurucunuzla barışın. Sevdiğiniz ve diyetinizde yer verdiğiniz sebze, meyve ve baklagilleri fazla miktarda satın alın ve yoğun günler için uygun kaplara paylaştırarak dondurucunuzda muhafaza edin.

Böylece alışveriş yapmaya fırsat bulamadığınızda ve hızlı bir şekilde yemek hazırlamanız gerektiğinde her zaman ulaşabileceğiniz gerekli malzemeler elinizin altına olacak.

Ancak bir kere dondurucudan indirip çözdüğünüz besinleri bir daha dondurucuya koymamaya dikkat etmelisiniz.

Yemek pişirmek yorgun olduğunuzda çok zor ve üşenilen bir uğraş olabiliyor. Bunun için birinden yardım almayı deneyebilirsiniz. Eğer yalnız yaşamıyorsanız birlikte yaşadığınız kişi ya da kişilerle birlikte yemek yapmak iyi bir fikir olabilir.

Yeni tarifler denemek de yemek yapma konusunda en motive edici adımlardan biri. Diyabet destek gruplarında, yemek tarifi kitaplarında ve pek çok sosyal medya hesabında ilgi çekici yemek tarifleri sizi bekliyor.  

Kaynak

Источник: https://www.diyetkolik.com/diyetinizde-yapacaginiz-basit-degisikliklerle-diyabeti-kontrol-altina-alabilirsiniz/

Diyabetin kontrolünde beslenme nasıl olmalıdır? Diyabetli bireylerin beslenme tedavileri hastalığın başka organları etkilememesi için gerçekten hassas bir sağlık konusudur.

Diyabet için Beslenme Tedavisi, hasta için Diyabetin kontrolünde temel yapı taşlarından biri beslenme tedavisidir. Diyabet Beslenmesinde amaç öncelikle metabolik değerlerin korunması ve ileri dönemde yeni hastalıklara davetiye çıkarmamaktır.

Aşağıdaki değerler gibi arzu edilen metabolik kontrolü sağlamak, beslenme tedavisinin amacıdır.

  • Açlık kan şekeri (AKŞ)     : 70 ile 120 mg/dl değerleri arasında olmalıdır.
  • Tokluk kan şekeri (TKŞ) : 140 mg/dl değerinden küçük olmalıdır.
  • HbA1c                                 : %6.5 degerinden küçük olmalıdır.
  • Total kolesterol                 : 200 mg/dl’den küçük olmalıdır.
  • LDL kolesterol                  : 100 mg/dl’den küçük olmalıdır.
  • Trigliserit                           : 150 mg/dl’den küçük olmalıdır.

Diyabetin ileri seviyelere ulaşıp aynı zamanda kronik komplikasyonların oluşmasını engellemek ve diyabetin tedavisinde beslenme çok önemlidir. Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazanmak, aynı zamanda uzun hayat süreleri ve yaşam kalitesini yükseltmektir.

Diyabetli bireylerin beslenme tedavisi kişiye özeldir. Yaş, boy, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite durumu, sosyo-ekonomik durumu göz önüne alınarak, uzmanlarca yeni bir beslenme alışkanlığı kazandırılmaya çalışılmaktadır.

Diyabetli bireyler uzman kişilerin desteği ile, yeterli ve dengeli beslenerek alabileceği enerji ve tüm besin ögelerini tüketirken kontrollü alınması gerekmektedir. Örneğin alınacak yüksek karbonidrat ellerde ve ayaklarda böbreklerin iflasına kadar gidebilecek süreç tüm yaşamınızı zora sokabilir.

Diyabetli Hastaların Enerji ihtiyacını kontrol etmesi gerekmektedir

Uygun vücut ağırlığının sağlanması ve sürdürülmesi diyabetin kontrolünde büyük önem taşımaktadır. Enerji dengesi, vücut ağırlığının korunmasını sağlar. Vücut Kitle İndeksine göre şişman konumunda olmamalıyız.

Tip 2 diyabetik bireylerin % 80’i obezdir. Enerji alımının azaltılması ile ağırlık kaybı metabolik kontrolü olumlu yönde etkiler. Diyabetik bireylerin enerji gereksinmeleri uzman kişilerle hesaplanarak, hastaya özel enerji diyetiyle yani kalori hesaplama ile verilen özel beslenme modeli ile, beden kitle yada vücut kitle ağırlığına inilmesi gerekmektedir.

Diyabet Enerji Bankası, Karbonhidratlardır. En önemli enerji kaynağıdır. Günlük diyetle mutlaka alınmalıdır. Aldığımız besinlerin içerisindeki karbonhidratlar lif yada posa, şekerler ve nişasta olarak bulunmaktadır. İnsülin kullanan Diyabetik hastalar, yemeklerinden alacakları karbonhidrat miktarına bağlı değişmektedir.

Karışım insülin kullanan hastaların karbonhidrat miktarının hesaplanıp, günlük tutarlılığıda olması gerekir. Diyabetli bir kişi özellikle verilen ölçülerde karbonhidrat kaynağı tüketmesi ve bu kaynakların tam taneli tahıllar, ekmek, kuru baklagiller, sebzeler, meyveler, süt ve süt ürünleri haricinde doğal olmayan işlenmiş gıda ve içeceklerden uzak kalması mutlaka gerekmektedir.

Posa yada diğer adıyla lif yiyeceklerin sindirilemeyen kısmıdır. Diyabet Beslenme diyetinde posa yada lifin vücuttaki etkileri;

  • Kan şekerini yavaş yükseltir,
  • İnsülin ihtiyacını azaltır,
  • Tokluk hissinin oluşmasını sağlayarak ağırlık kontrolüne yardımcı olur,
  • Bağırsak çalışmasını düzenler, kabızlığı önler,
  • Kanda yağların yükselmesini önler.

Diyabet Beslenmesinde diyetteki posa yada lif miktarını arttırmak için;

  • Beyaz ekmek yerine kepekli ekmek tercih edilmeli,
  • Pirinç yerine bulgur tercih edilmeli,
  • Meyve suyu yerine meyve yenilmeli, kabuklu yenebilen meyveler iyice yıkandıktan sonra kabukları soyulmadan yenmeli,
  • Günde en az 5 porsiyon sebze/meyve yenmeli,
  • Öğünlerde salata yenmeli,
  • Kurubakalgiller sıklıkla tüketilmelidir (haftada 2-3 kez).

Fakat alınacak lif miktarı doktor kontolünün dışına çıkılmaması gerekmektedir. Özellikle bazı diyabet hastalarında alınan liflerin tedavide negatif etki yaptığı Avusturya Hastanesinde çalışan uzman doktorlarca gözlemlenmiştir. (Diyabet hastalarının özellikle Avusturya Hastanesine gitmelerini önerebiliriz.)

Diyabet Beslenmesinde Vitaminler ve Mineraller, yeterli ve dengeli beslenen diyabetikler günlük vitamin ve mineral gereksinmelerini uygulayacakları diyetle karşılayabilirler.

Proteinler ise özellikle kas gruplarının onarımı, yıpranmış doku tedavisi, vücudun büyüme ve gelişmesinin yanında, onarımında da etkilidir. Diyabet hastalarında vücudun protein ihtiyacı bu durumdan etkilenmez. Protein miktarı, önerilen miktarlarda alınması gerekmektedir. Ancak diyabete bağlı böbrek problemleri gelişmiş ise diyetle protein alımının sınırlandırılması gerekir.

Yağlar, yüksek enerji veren besin ögeleridir. Besinlerde içerikte bulunan yağ ve kolesterol miktarı günlük alınması gereken enerji yada kalori hesabından fazla olduğu zaman şişmanlığa yada obeziteye ve bunun doğurduğu kalp-damar hastalıklarına neden olmaktadır.

Diyabet Beslenmesindeki diyetle alınan toplam yağ miktarı, görünmez yağ (yiyeceklerin yapısında bulunan yağlardan), görünür yağ (yemeklere dışarıdan eklenen yağlardan) ile meydana gelmektedir.

Yağların miktarı ve cinsi kalp-damar hastalıklarının oluşumunda büyük önem taşır. Yağların içeriğindeki temel madde yağ asitlerine bakıldığında kendi içinde çeşitlenerek gruplara ayrılabilir. Yağların türlerine göre çeşitliliğini 2 ana grup altında inceleyebiliriz.

  1. Doymuş yağlar, tereyağı, içyağı, kuyruk yağı, katı yağlar, et, süt, peynirde bulunan yağların büyük bir kısmı,
  2. Doymamış yağlar ise ikiye ayrılır. Tekli doymamış yağlara zeytinyağı, fındık yağı, çoklu doymamış yağlara ise ayçiçek, mısırözü, soya, pamuk yağı ve balık yağı örnek verilebilir.

Sağlığın korunmasında diyetle alınan yağ türlerinin belirli bir dengede olması önerilmektedir. Bu dengenin bozulmaması için;

  • Kırmızı et yerine, tavuk, balık, hindi eti tercih edilmeli,
  • Haftada 1-2 porsiyon balık tüketilmeli,
  • Etli yemeklere ayrıca yağ eklenmemeli,
  • Yemek yapımında katı yağlar yerine sıvı yağların ( zeytinyağı/fındık yağı ve ayçi-çek/ mısırözü/soya yağı) kullanılması ve düşebilecek en az yağ miktarına kadar azaltılmalı,
  • Haftada 2 kez yumurta yenilmeli,
  • Doymuş yağlar ve kolestrol içerikli, glisemik indeksi yüksek besinlerden kaçılmalı, içerisinde yüksek doymuş yağ olan Sakatatlar (karaciğer, beyin, böbrek vb.) tüketilmemeli,
  • Sosis, salam, pastırma, sucuk gibi et ürünleri tüketilmemeli,
  • Hayvansal yağlardan Kuyruk yağı, iç yağı, tereyağ ve katı yağlar tüketilmesinden kaçınmalı,
  • Yemekler pişirilirken kızartma ve kavurma yerine ızgara, haşlama veya fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.

Diyabet hastaların yedikleri yemekler ne kadar önemi var ise, yeme zamanlamada da dikkat etmesi gerekir. Düzgün bir diyetle, öğün saatlerinin bozulmaması hipo ve hiperglisemiyi önlemede çok önemlidir. Tip 2 Diyabet hastalığına kapılmamak ve tedavi süreçlerinde diyetlere uyulmalı öğün sıklığı zamanları ciddi seviyede önemlidir.

Diyabetli Beslenmesinde Yapay Tatlandırıcılar ve Diyet Ürünleri

Diyabet beslenmesinde enerji içeren ve enerji içermeyeneler olarak 2 tip yapay tatlandırıcı sınıf bulunmaktadır.

  • Enerji içerenler: fruktoz, sorbitol, mannitol, ksilitol,
  • Enerji içermeyenler: sakkarin, siklamat, asesülfam-K, aspartam.

İdeal öğün aralığı ve miktarı bireysel kan glikoz takibine yardımcı olur. 3 ana, 2-3 ara öğün tüketilmesi uygundur.

Enerji içeren tatlandırıcılar belirli miktarların üzerinde tüketilmesi halinde kan şekerini yükseltebilirler. Sorbitol fazla alındığında ishale neden olabilir.

Enerji içerikli tatlandırıcıların bulunduğu yiyeceklerin alınması doktor kontrolünde, danışılmadan tüketme yapılmamalıdır.

Yapay tatlandırıcılarda dikkat edilmeli ve doktor kontrolsüz kullanılmamalıdır. Hangi tatlandırıcı ne kadar kullanılacığına dair doktor haricinde bilgilere önem verilmemelidir. Çünkü her tatlandırının miktarındaki günlük kalori değeri aynı değildir.

Diyet ürünleri bazen işlenmiş halde marketlerde satılmaktadır. Fakat bu onların yenilebileceği anlamına gelmez. Diyet programı içinde bu tip gıdaların içeriğine bakılmalı ve danışılmadan tüketimi yapılmamalıdır.

Her diyet ürünü kullanılabilecek özelliklere sahip olmayabilir. En önemli ayrıntı ise diyet gıdaların içeriğindeki enerjisi ve kullanılan tatlandırıcı cinsidir. Çoğu diyet ürününün karbonhidrat içeriği düşük, yağ içeriği fazladır.

Diyabet Beslenme Tedavisi uzman eşliğinde yapılan bir beslenme modelidir. Kişiye göre değişebilir.Bunun için doktorunuza danışınız.

Diyabetik Beslenme Diyeti için Öneriler

  • Yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmeli,
  • Bireye uygun vücut ağırlığı sağlanmalı ve sürdürülmeli,
  • Öğün atlanılmamalı,
  • İnsülin ve/veya ilaç zamanlarına ve dozlarına dikkat edilmeli,
  • Önerilen fiziksel aktivitelere (yürüyüş gibi) özen gösterilmeli,
  • Sigaradan uzak durulmalıdır.

Kaynaklar ve Dış Bağlantılar

  1. Erge SA, Mercanlıgil S, Akal E, ve ark. Şeker hastalığı ve beslenme, HÜ Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Ankara,
  2. Powers AM. Handbook of Diabetes Medical Nutririton Therapy, An Apsen Publication, Maryland, 1996.
  3. ADA. Nutrition principles and recommendations in diabetes.

    Diab Care 27(Suppl 1): S36-46, 2004.

  4. Franz M, et al. Evidence-based nutrition principles and recommen-dations for the treatment and prevention of diabetes and related complications. Diab Care 25: 148-98,
  5. Nutrition Sub-Comittee of the Diabtes Care Advisory Committee od Diabetes UK.

    The dietitians challange: the implementation of nutriti-onal advice for people with diabetes. J Hum Nutr Dietet 16: 421-52, 2003

  6. Coulston AM, Rock CL, Monsen ER. Nutrition in the Prevention and Treatment of Disease.

    A Harcout and Technology Company, USA

  7. Hacettepe Üniversitesi-Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü | Yrd. Doç. Dr. Emine YILDIZ

  8. Türkiye Diyabet Programı
  9. WHO(Dünya Sağlık Örgütü)

Источник: https://www.gelgez.net/diyabetin-kontrolu-beslenmesi-tedavisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.