Diyabetik Hastaların Ayaklarında Ölümcül Risk!

DİYABETİK AYAK YARALARI

Diyabetik Hastaların Ayaklarında Ölümcül Risk!

DİYABETES MELLİTUS (ŞEKER HASTALIĞI)

Diyabetes Mellitus (DM) vücutta glukoz (şeker) metabolizmasını düzenleyen ve insülin adı verilen hormonun eksikliği, tam yokluğu ya da vücutta insüline karşı gelişen direnç nedeniyle karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasının bozulması ile sonuçlanan kronik (süreğen – uzun süreli)  bir endokrin hastalıktır. Glukoz metabolizmasının bozulması, kanda şeker değerlerinin yükselmesine yol açmakta ve yüksek kan şekeri de uzun dönemde çeşitli mekanizmalar aracılığıyla birçok doku ve organda hasar oluşturmaktadır.           

Diyabet Hastalığının Komplikasyonları  (İstenmeyen Etkileri):

DM’in komplikasyonları başlıca ikiye ayrılmaktadır:

  1. Akut (erken dönem – hızlı ortaya çıkan) komplikasyonlar: Bu etkiler ani şeker düşüklüğü ve yükselmeleriyle oluşmaktadır.
    1. Hipoglisemi koması (şeker düşmesine bağlı) 
    2. Diyabetik ketoasidoz (şeker yükselmesine bağlı)
    3. Hiperosmolar non-ketotik koma (şeker yükselmesine bağlı)
  2. Kronik (uzun dönemde ortaya çıkan) komplikasyonlar 

                 A. Makrovasküler komplikasyonlar: Bu etkiler büyük damarlarda oluşan etkileri ifade eder.

                     i. Koroner arter hastalığı (kalp etkileri)

                     ii. Periferik vasküler hastalık (kol ve bacak damarları üzerine etkiler)

                     iii. Serebrovasküler hastalık (beyin etkileri)

                 B. Mikrovasküler komplikasyonlar: Bu etkiler küçük kılcal damarlarlar üzerindeki olumsuz etkilerdir.

                     i. Göz

                        a. Retinopati (proliferatif/non-proliferatif)

                        b. Makuler ödem

                    ii. Nefropati (böbrek etkileri)

                    iii. Nöropati (sinirler üzerine etkiler)

                       a. Sensöriyel ve motor (mono/polinöropati)

                       b. Otonom

Diyabete genel bir bakışın ardından Hiperbarik Oksijen Tedavisi'nin ilgi alanına giren ve hastaların parmak, ayak ve bacaklarını kaybetmeleriyle sonuçlanabilen Diyabetik Ayak konusunu ele almakta fayda vardır. Hatta daha nadir olmak üzere bazı hastaların ellerinde görülen yaralar ne yazık ki  ayaklarda olduğu gibi ellerde de parmak kaybına neden olabilmektedir.

DİYABETİK AYAK

Diyabeti olan hastalarda yaşam boyu diyabetik ayak yarası oluşma riski %15 olarak tahmin edilmektedir.

Ayağa Bağlı Risk Faktörleri:

Ayağın yapısını incelediğimizde 26 kemik, 29 eklem, 42 kas ve birçok tendon ve ligamentten oluşan son derece özel bir yapı görürüz. Bu özel yapının, hayat boyunca dünya çevresini 3-4 kez dolaşacak kadar yol yaptığı tahmin edilmektedir. Ayaklar, atılan her adımda ciddi basınca maruz kalmaktadır.

Bu eşsiz yapı, çok sayıda eklem aralığı ve bacağa uzanan tendonlar nedeniyle ciddi bir enfeksiyon durumunda bir o kadar da savunmasızdır.

Enfekte diyabetik ayağı olan hastalarda enfeksiyon, söz edilen potansiyel boşluklar aracılığıyla ayak içi ve bacağa yayılarak baş edilmesi zor problemlere neden olabilmektedir.

Ayağa ait risk faktörleri şöyle sıralanabilir:

1.Periferik Nöropati (sinir hasarı)

Birçok faktörün bir araya gelmesiyle oluşur. Damarsal ve metabolik faktörler etkilidir.Sebep ne olursa olsun, sıklıkla ayak lezyonlarının başlaması ve sonunda amputasyonla (uzvun kesilmesi) devam eden sürecin esas başlatıcı faktörü, diyabetik nöropatidir. Oluşma riski hipergliseminin süresi ve şiddetiyle paralellik gösterir.

 Glisemi (kan şekeri) düzeylerinin sıkı kontrolü, nöropatinin ilerlemesini yavaşlatmakta ya da durdurmaktadır.

Hiperglisemi yanında modifiye edilebilir diğer risk faktörleri, hipertansiyon, total kolestrol seviyeleri, vücut kitle indeksi, sigara kullanımı, mikroalbuminüri ve kardiyovasküler hastalık varlığı ve aşırı alkol tüketimidir.

Periferik otonomik nöropatide atrofik (ince) cilt, tırnak kaybı ve terleme fonksiyonunun bozulması nedeniyle kuru ve çatlak bir ciltle karşılaşırız. Ayağın basınca maruz kalan bölgelerinde oluşan kallus (nasır), nöropati varlığı için bir göstergedir.

İleri derecede nöropatisi olan hastalarda ayakta yapısal değişiklikler oluşur. Ayak ülserine yatkınlığı ileri derecede arttıran metatars (ayak tarak kemikleri) başlarının basınç noktaları oluşturması, parmakların şekil bozuklukları (pençe parmak deformitesi vb.

), tarsal ve metatarsal kemiklerin luksasyon ve subluksasyonları (çıkıkları) görülebilir.

Diyabetik nöropatinin diyabetik ayak yaralarının oluşumundaki rolü düşünüldüğünde üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konu olduğu son derece açıktır.    

2.Periferik Damar Hastalığı:

Düşük plazma HDL (yüksek dansiteli lipoprotein), yüksek trigliserid, kolestrol, VLDL (çok düşük dansiteli lipoprotein) ve LDL (düşük dansiteli lipoprotein) seviyelerinin periferik damar hastalığı riski ile ilişkili olduğu çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir. Diyabet, aterosklerozu kolaylaştırmaktadır.

3. Ayak Deformiteleri:

Ayağın küçük kaslarının zayıflaması, çekiç parmak bozukluğu, pençe parmak bozukluğu, ayak kemiklerinin çıkıntı şeklinde oluşturduğu basınç noktaları, metatars başlarının oluşturduğu çıkıntılar, Charcot artropatisi ve eklem hareketlerinin sınırlı hale gelmesi, diyabetik ayak ülseri oluşmasında rol almaktadır.

Genel Parametreler ve Sağlık Geçmişine Bağlı Faktörler:

Hastanın diyabet süresinin uzun olması, HbA1C seviyelerinin yüksek olması, daha önce geçirilmiş ayak ülseri hikayesi, diyabetik yaraya bağlı amputasyon hikayesi olması artmış ülser riskinin göstergeleridir.

Diyabetik Ayak Hastalarında Hiperbarik Oksijen Tedavisinin Yeri:

Diyabetik ayak hastalarının tedavisi birçok tıp branşının birlikte çalışmasıyla mümkündür. Hastaların tedavisindeki temel konular:

  1. Kan şekerinin Endokrinoloji veya Dahiliye Uzmanlarınca düzenlenerek normal sınırlar içerisinde tutulması,
  2. Damar daralması veya tıkanıklığı olan hastalarda uzuvlara giden kan dolaşımının yeniden sağlanması için yapılacak cerrahi veya ilaç tedavilerinin Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanınca planlanması,
  3. Kemik enfeksiyonlarının değerlendirilmesi, gerektiğinde enfekte kemiklerin ve ölü dokuların çıkarılması, parmak amputasyonu, düzeltici cerrahi gibi cerrahi uygulamalar açısından Ortopedi Uzmanı değerlendirmesi,
  4. Ölü dokuların temizlenmesi ve doku kayıplarının çeşitli yöntemlerle kapatılması gibi konularda gerekli cerrahi işlemler açısından Plastik Cerrahi Uzmanı değerlendirmesi,
  5. Enfeksiyonla mücadelede gerekli antibiyotik tedavisinin planlanması ve uygulanması için Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı değerlendirmesi,
  6. Yaranın iyileşmesi için gereken oksijenin dokulara sağlanabilmesi, yeni kılcal damar oluşumunun sağlanması, antibiyotiklerin mikroplar üzerindeki etkilerinin arttırılması, yara çevresindeki ödemin azaltılması, kemiğin yeniden yapımının iyileştirilmesi ve yara pansumanları konularında diğer branşlara destek olmak için Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Oksijen Tedavisi Uzmanı.

Bu branşlarla birlikte tabii ki Şeker Hastalığı olan bireyin Kardiyolojik (kalple ilgili), Nefrolojik (böbrekle ilgili), Göz Hastalıkları kontrollerini ve tedavilerini yaptırması ve gerektiğinde diğer branşlardan hekimlerce de değerlendirilmesi gerektir.

SGK Sağlık Ödeme Tebliği’ne göre, “Diyabetik Ayak” tanısı konan hastaların Hiperbarik Oksijen Tedavileri ödeme kapsamındadır.

Источник: http://www.hiperbarikankara.com/destek-hbot_ve_kanser-f4292d348adf845a

Şeker hastalarını bekleyen risk: Diyabetik ayak yarası

Diyabetik Hastaların Ayaklarında Ölümcül Risk!

Diyabetik ayak yarası, diyabet hastalığının en önemli risklerinden biri. Diyabetik hastadaki ayak kızarıklığının önemli olduğuna dikkat çeken uzmanlar, diyabet hastaların ayakta kızarıklık görülmesi halinde enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurması gerektiği uyarısında bulundular.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada her 11 kişiden 1’i diyabet hastası.

Türkiye’de ise yaklaşık 11 milyon hasta, kan şekeri düzeninin bozulması ve yüksek olması anlamına gelen diyabet hastalığına sahip. Diyabet hastalığının en önemli risklerinden biri ise diyabetik ayak yarası.

Ayağın ya da bacağın ampütasyonuna (iyileşmesi olanaksız görülen bir organı kesme) kadar ilerleyebilen diyabetik ayak yarasında en ufak bir kızarıklık bile önemli ve hastaların yara gelişmemesi için gereken bütün önlemleri almaları; geliştiği takdirde ise hızla bir enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurmaları gerekiyor.

Şeker hastalarında diyabetik ayak yarası riski yüksek!

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Diyabetik Ayak Çalışma Grubu Üyesi Doç. Dr. Alper Şener, şeker hastalarının diyabetik ayak yarası geçirme risklerinin yüzde 34 olduğunu belirterek, dikkat edilmesi gereken konuları paylaştı.

Küçük yaralar bile çok önemli!

Diyabetik ayak yarasına sebep olan iki mekanizma olduğunu belirten Doç. Dr. Şener, bu iki mekanizmayı şöyle açıkladı:

“Sinirsel mekanizmada diyabetik hastaların şekerlerinin yüksek olması sonucu oluşan sinir hasarı ile motor sinirler etkilenir ve cilt nemlenmesi bozulur, kurur veya çatlar ve bakteriler buradan daha rahat girer. Diğer yandan da duyu sinir hasarı ile sıcak/soğuk ve ağrı hissi azalır.

Damarsal mekanizmada ise şeker hastalarının kan yağları zaten yüksektir ve bu yağlar damar duvarında birikerek büyük ya da küçük damar tıkanıklıklarına sebep olur. Diğer taraftan ayağın damarsal beslenmesinin büyük kısmı küçük damarlardan olur.

Sinir hasarı sebebiyle bu damarların etrafındaki kasılma ve gevşeme hareketleri yapılamaz ve dolaşım bozulur. Ayağın kas ve deri altı yağ dokusu çok azdır. Ayak tüm vücudu taşıyan yegane uzuvdur.

Bu yüzden ciltte oluşan küçük yaralar dahi çok kısa sürede cilt altına ve kemiğe ulaşabilir ve diyabetik ayak riski oluşturabilir.”

Şeker hastalarının diyabetik ayak ülseri geçirme riski yüzde 34

Diyabet ülser görülme sıklığının yılda yüzde 2,2-6 arasında olduğunu belirten Doç. Dr. Alper Şener, başka bir deyişle, her şeker hastasının hayatı boyunca diyabetik ayak ülseri geçirme riskinin yüzde 34 olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bunların üçte ikisi enfektedir. Bu sebeple hastaların tamamı aslında diyabetik ayak yarası riski altındadır, sadece bunun zamanı değişir. Türkiye’de yapılan çalışmalara göre, sinir hasarı ile oluşan hissizlik yüzde 60’lara kadar çıkmaktadır. Bu sadece duyu kaybı gibi değil, aynı zamanda yanma, batma ve ağrı gibi bulgulara da sebep olabilir.

Bunlar yaygın olabilecekleri gibi sadece bir sinir boyunca belli bir bölgede de olabilir. Sinir hasarı ayrıca kalp, mide gibi iç organlara giden sinirlerde de olur; çarpıntı, ritim bozukluğu, ani tansiyon düşmesi, çabuk doyma veya erken acıkma, şişkinlik ve karında gaz şikayeti, kabızlık, sertleşme sorunları gibi durumlar görülebilir.

Tüm bunların en önemli sebebi ise kontrolsüz yüksek seyreden kan şekeridir.”

Dünyada her 30 saniyede bir diyabetik ayak ampütasyonu yapılıyor

Diyabetik ayak yarası sonucu ayak kesilmesinin mümkün olabileceği uyarısında bulunan Doç. Dr. Alper Şener, erken müdahale, iyi yara ve hasta bakımı ile bunu önlenebileceğini ekledi:

“Türkiye’de kaç kişinin bu hastalık sebebiyle ayağını kaybettiği konusunda tam bir rakam vermek ne yazık ki mümkün değil, ama yıllar içinde arttığını biliyoruz. Çünkü şeker hastası sayısı artıyor, aynı oranda da diyabetik ayak yarası ve kesilen ayak sayısı artıyor. Dünyada ise her 30 saniyede bir diyabetik ayak ampütasyonu yapıldığını biliyoruz.

Türkiye’de herhangi bir yaralanma olmadan yapılan ayak kesilmesi işlemlerinin yüzde 40-60’ı, ayaktaki şeker yarasına bağlıdır. Takip eden 1-3 yıl içinde ise yaklaşık yine yüzde 30-50 gibi oranlarda yeniden kesilme ihtiyacı doğar. Diyabetik ayak kesilmelerinde 5 yıllık ölüm yüzde 70’lerdedir.

Eğer hastada kronik böbrek yetmezliği var ise bu oran 2 yılda yüzde 75 olmaktadır.”

Ayakkabı içindeki taş bile diyabetik ayak yarasına sebep olabiliyor

Diyabetik hastadaki ayakta her türlü kızarıklığın önemli olduğunu dile getiren Şener, şu bilgileri verdi:

“Bazen ayakkabı içindeki hissedilmeyen küçük bir taş bile buna sebep olabilir. Ayakta görülen his kaybı nedeniyle hastaların hemen tamamı küçük veya hatta bazen büyük travmalardan habersiz yaşamlarına devam eder. Bunun sonucunda ciltte yaralanma-açılma meydana gelir. Bakteri bu bölgeden girerek ayakta enfeksiyon ve yaraya sebep olabilir.

Çoğunlukla ilk bulgu kızarıklıktır ve ayakta görülen en ufacık kızarıklık dahi bazen hiç beklenmedik sonuçlar doğurur.

Bu nedenle vakit kaybetmeden bunun bir enfeksiyon olup olmadığının ayrımı ve antibiyotik ihtiyacı olup olmadığının tespiti için enfeksiyon hastalıkları uzmanına baş vurmak gereklidir, çünkü yara açılmadan ya da açılmış yara kemiğe kadar ilerlemeden yapılacak doğru tıbbi müdahale ile ayak kurtulabilir”

Diyabet hastaları sıkı ayakkabılardan uzak durmalı!

Diyabetik ayak yarasından korunmanın en önemli yolu diyabet olmamaktan geçiyor. Yoğun şeker, yağ ve alkol tüketimi gibi diyabeti tetikleyen gıdaları beslenme zincirimizden çıkararak, egzersiz ile ideal kiloya ulaşarak ve bunu bir yaşam biçimi haline getirerek diyabetten korunabiliriz.

Doç. Dr. Alper Şener, diyabet olmuş hastalar için yara oluşumunu veya oluşmuş yaranın derinleşmesini engelleyecek çok basit önlemler paylaştı:

“Öncelikle bu hastalar sıkı ayakkabıdan uzak durmalı; rahat ve ayak şekline uygun ayakkabı seçimi yapmalıdır. Kızarıklık olup olmadığını görmek için ayak her gün kontrol edilmelidir. Bakteri yükünü azaltmak adına yıkama iyi bir yöntemdir.

Ardından kurulama ve nemlendirmek için krem kullanımı, topuk çatlaklarına koruyucu krem uygulanması da önemli noktalardır. Pamuklu çorap giyilmesi, sıkı olmayan, ayak şekline uygun ayakkabı seçimi de diğer unutulmaması gereken noktalardandır.

Özellikle tırnak kesimine dikkat edilmedir.”

Diyabetik ayak yarasının tedavisi; antibiyotik kullanımı

Şener, diyabetik ayak yarasının tedavisi konusunda da şunları söyledi:

“Yaradaki bakteri yükü azalmadıkça savunma hücreleri burada birikip iltihabı artırabilir. Artan iltihap, doku ödemi ile damarlara baskı yaparak halihazırda yetersiz olan damarsal beslenmeyi geri dönüşümsüz hale getirip nekrozu yaygınlaştırır.

Bu hastalarda kaçınılmaz son ise bacağa ya da ayağa belli bir yerden ampütasyon yapılmasıdır. Bu sebeple hastaların hızla mutlaka bir enfeksiyon hastalığı uzmanının olduğu bir hastaneye başvurmaları gereklidir. Tedavi sürecinde en kritik yaklaşım dokuda bakteri yükünün azaltılmasıdır.

Temel tedavi yaklaşımı ise antibiyotik verilmesidir. Antibiyotiksiz diyabetik ayak tedavisi yapmaya çalışmak ise tıbbi bir hatadır. Antibiyotik tedavi süresine hastadaki enfeksiyonun yaygınlığına ve derinliğine göre karar verilir. Kemiğe kadar ulaşanlarda 6 haftanın üstüne çıkılabilir.

Yüzeysel olanlarda ise 3 haftanın altında olması uygundur.”

Şener, ampütasyondan kurtulan çok fazla hastası olduğunu da kaydetti.

Etiketler: diyabetdiyabetik ayak yarasıDoç. Dr. Alper Şener

Источник: https://www.gidahatti.com/seker-hastalarini-bekleyen-risk-diyabetik-ayak-yarasi-151772/

Diyabetik hastaların ayaklarında ölümcül risk! | NPİSTANBUL Beyin Hastanesi

Diyabetik Hastaların Ayaklarında Ölümcül Risk!

Tedaviye rağmen 4-6 hafta içerisinde iyileşmeyen yaralar, tedavi edilmezse ayağın kaybına kadar uzanan sonuçlara yol açabiliyor.

Diyabet hastalarında ayak bakımının önemini vurgulayan uzmanlar, şeker düzeyinin kontrol altında tutulmasını, ayakların her gün sabunlu suyla yıkanmasını, yumuşak ayakkabı kullanılmasını tavsiye ediyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Uzm. Dr.

Abdullah Şarlak, diyabet hastalarında ortaya çıkan kronik ayak yaralarının tedavisinin önemli olduğunu vurguladı.

Karamuk dikeni diyabete çare olacak mı?

“Kronik yara, geç ya da güç iyileşen ya da iyileşmeyen tüm yaralara verilen isimdir” diyen Uzm. Dr. Abdullah Şarlak, “Bir yara tedaviye rağmen 4-6 hafta içinde iyileşmiyorsa bu isimi alır.

Altta yatan hastalıklar diyabet, damar tıkanıklığı, yatak bası yaralarıdır. Eşlik eden faktörler ise obezite, sigara kullanımı, genel durum bozukluğu, ileri yaş, kanser ve kullanılan bazı ilaçlardır.

Ayrıca uygun olmayan ayakkabı ve ayak şekil bozukluğu artırıcı nedenlerdir” diye konuştu.

Ayaktaki küçük kızarıklık bile çok önemli!

Diyabet hastalarında başlayan küçük bir kızarıklık ve yaranın çok önemli olduğunu belirten Uzm. Dr. Abdullah Şarlak, “Dokunun yeterince beslenmemesine bağlı olarak iyileşmeyen bölgeye ayrıca enfeksiyon yerleşmesi sonucu yaranın tedavisi daha da güçleşir.

Diyabet hastalarında bacak sinirlerinin bozulması (nöropati), damarların tıkanması ve savunma sisteminin zayıflaması sonucu yaraların iyileşme sorunu artar. Diyabetik hastalarda başlayan küçük bir kızarıklık, başlayan yara bile çok önemlidir. Dikkatli bir takip ve tedavi gerektirir. Bu durumdaki hastaların çoğunda ayakta kronik yaralar oluşur.

Kronik yara oluşan hastaların yarısında yeterli tedavi yapılmazsa amputasyona kadar ulaşan kötü sonuçlar görülür” uyarısında bulundu.

 Uzm. Dr. Abdullah Şarlak, diyabet hastalarının, kronik yara oluşmasından korunmak için alması gereken önlemleri de şöyle sıraladı: – Şekerini kontrol altında tutmaları gerekir. 2.

   Bu hastalarda koruyucu his duygusu kaybolacağı için her gün dikkatli ayaklarında yara kontrolü yapılmalı (Ayna yardımı ve yakınlarının yardımı ile) Ayaklar her gün yıkanmalı, beyaz havlu ile kurulanmalı! – Her gün ayak ılık su ve sabunla yıkanıp, yumuşak beyaz havlu ile kurulanıp, yumuşatıcı krem ile bakımı yapılması gerekir.

Havlunun beyaz olması ufak bir kanamayı fark ettirecektir. – Tırnaklar dikkatli ve düz kesilmeli, lastiksiz pamuklu dikişsiz çoraplar günlük değiştirilmeli. Yumuşak ayakkabı giyilmeli – Ayakkabıları yumuşak, yuvarlak ve kapalı burunlu, sıkmayan modelde olmalı. Parmak arası terlik, yüksek topuklu, dar önü açık ayakkabı giyilmemelidir.

Mutlaka çorapla (en az iki ayakkabı dönüşümlü) giyilmelidir. – Oluşan nasır, tırnak batığı, mantar hastalıklarını kendisi tedavi etmemeli, uzman hekim yardımı almalı.

– Kesinlikle çıplak ayakla dolaşılmamalı. Isıtıcılara, sıcak su torbalarına temas etmemeli.

Uzun yürüyüş ve uzun süre oturma sakıncalı

– Uzun süre oturmalarda ayak yukarı kaldırılmalıdır (iki üç saatte bir), istirahat ve egzersiz dengesi iyi sağlanmalıdır. (Uzun yürüme ve uzun oturma süreleri uygun değildir.)
– Antibiyotikli kremler kontrolsüz uygulanmamalı. Kesinlikle flaster, yara bandı ile kapatma yapılmamalıdır.” 

Kronik yara tedavisi hastanede yapılmalı

Uzm. Dr. Abdullah Şarlak, bu hastalarda yara oluşunca multidisipliner bir yaklaşımla tedavi edilmesi gerektiğini vurgulayarak ilerleyen kronik yara hastalarının tedavilerinin hastanede yatarak yapıldığına dikkat çekti. Uzm. Dr.

Abdullah Şarlak, “Bu kronik yara hastalarında öncelikle şeker düzeltilir, yara tedavisi yapılır. Kültür sonucuna göre antibiyotiğe başlanır. Yara bakımında günlük pansuman ve debritmana ek olarak vakum tedavisi, hiperbarik oksijen tedavisi gibi ek tedaviler uygulanır.

Hastaların damar yapısı gerekli tetkiklerle USG, BT, anjiyografi gibi girişimler yapılıp araştırmalıdır. Bu konuda girişimsel radyolojik işlem yapılır. Gerekirse damar cerrahı uzmanı müdahale eder. Daha sonra kontrol altına alınan yara gerekirse greftler ile kapatılır.

5 yıl içinde %75 tekrar yaraların oluşma riski bulunmaktadır. Bu nedenle çok sıkı takip edilmeli” diye konuştu.

Kategori : Genel Sağlık 05 Kasım 2018, 16:42

  Tedavi Ekibimiz

Prof.Dr. Ahmet Fatih PARMAKSIZOĞLU

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

Prof.Dr. Mehmet Kerem CANBORA

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

Uzm. Dr. Abdullah ŞARLAK

Tıbbi Direktör Yardımcısı / Ortopedi Uzmanı

Randevu Al

Источник: https://npistanbul.com/diyabetik-hastalarin-ayaklarinda-olumcul-risk

Diyabetik ayak

Diyabetik Hastaların Ayaklarında Ölümcül Risk!

Şeker hastalığı yani diyabet tarih boyunca toplumların en önemli sağlık sorunlarından birisi olmuştur. Yeni tedavi yaklaşımları ve geliştirilen ilaçlar sayesinde kan şeker seviyesi kontrol altında tutulabildiği için diyabetin ölümcül olan sonuçları; ketoasidoz ve hipoglisemi artık çok daha nadir görülmektedir.

Diyabet, tedavisi olmayan ancak iyi bir bakımla kontrol altında tutulabilen uzun süreli bir hastalıktır. Kan şeker seviyesi ne kadar iyi kontrol altında tutulsa da uzun dönemde meydana gelen sorunlar genelde kaçınılmazdır. Hangi sorunun daha belirgin ve öncelikli olarak ortaya çıkacağı kişiler arasında farklılık gösterir. Bunların çoğu kan dolaşımı ile ilgilidir.

Damarlar adeta kolalanmış gibi sertleşmiş, kan içerisindeki hücrelerin işlevsel kabiliyetleri azalmıştır. Etkilenen organa göre farklı hastalıklar ortaya çıkar. Böbreklerde nefropati, gözlerde retinopati, el ve ayaklarda nöropati veya diyabetik ayak bunlardandır.

''Ortopedi polikliniğine bir gün bir hasta geldi.

Yaşı 60'larda, eğitimli, bir kurumdan şube müdürü emeklisi. Hastam 30 yıldır diyabet hastası olduğunu ve ayaklarında birkaç gün önce yaralar meydana geldiğini söyledi. Muayene için ayaklarını açtı. Aman Allah'ım! O ne?… 1. ve 2. parmakların cildi paramparça olmuş, tırnakları cilde batmış ve çevresi kanamalı. ''Nasıl oldu?'' dedim.

Ayaklarını çığnatmış. Çiğnetmemiş. Öyle derlermiş. Ayaklarında uyuşma, karıncalanma şikayeti olunca, o da iyi geleceğini düşünerek ayaklarını çığnatmış''

DİYABETİK AYAK

Diyabetik ayak; diyabet hastalığının neden olduğu, tedavi edilmesi gereken ve tedavi başarısı kan şekeri kontrolü ile direkt bağlantılı olan ciddi bir hastalıktır. Diyabet hastalığı olan kişilerde ciddi sakatlıkların en önemli nedenidir.

Ayakta meydana gelen bu hastalık hastaların yaşam kalitesini belirgin olarak değiştirir ve bu değişiklikler yaş ilerledikçe artar.

Diyabet hastalarında kan şekerinin aşırı yükselmesi (hiperglisemi) ile ketoasidoz denilen kriz, aşırı düşmesi (hipoglisemi) ile baygınlık, bilinç kaybı gibi belirtiler ve hatta iki durum nedeni ile ölüm görülebilmektedir.

Bu ciddi iki durum dışında meydana gelen en önemli hastalık bacaklardaki büyük damarların tıkanması ve sinirlerde meydana gelen hasar nedeni ile oluşan, ayaklarda basit ülser tarzı yaralar ile başlayan, önlenmez veya iyi bir şekilde tedavi edilemezse ilerleyici ve yaygın kangren ile seyreden DİYABETİK AYAK'tır.

Tedavi, küçük ülser tarzında bir yaranın pansumanından, amputasyon (bacak veya kolun uygun yerden kesilmesi) ameliyatı gerekliliğine kadar giden yelpazeyi içerir.

Bu durum dışında; tırnak şekil bozuklukları, tırnak ve cilt enfeksiyonları, ayak cildinde kalınlaşma veya incelme, nasır, uyuşukluk, üşüme, sıcaklık hissi, aşırı duyarlılık, hissizlik, güçsüzlük, ağrı ve ayak şekil bozuklukları gibi pek çok ayak problemleri meydana gelebilir. Diyabet hastalarında meydana gelen bu ayak problemleri hastaların hastaneye en sık yatış nedenidir. Daha da önemlisi bir diyabet hastasının ayağında görülen en basit hastalık daha sonra meydana gelecek olan göz, kalp, böbrek ve sinir hastalıklarının habercisidir. Aynı zamanda diyabetik ayak; bakımı ve tedavisi güç, pahalı bir durumdur.
SİNİRLER VE DAMARLARIN DÜŞMANI; DİYABET…

Diyabet nedeni ile ayak sinirleri zamanla zarar görür veya tamamen tahrip olur. Bunun sonucunda ayakta ağrı duyusu azalır. Zamanla ayak tamamen duyarsız hale gelir. Duyu algılayan sinirlerde meydana gelen bu duruma nöropati denir. Diyabet hastası yaralanmaların farkına bile varamaz. Yaralanma sonrasında bazen kırıklar ve buna bağlı olarak ayak şekil bozuklukları ortaya çıkar.

Ayak şekil bozuklukları yaralanmayı kolaylaştırır. Nöropatinin derecesi yaşla, diyabetin süresi ile ve kan şeker kontrolünün kötülüğü ile paralel olarak artmaktadır. Nöropati nedeniyle ayak derisi kurudur ve kolayca yırtılır. Deride çatlaklar ve nasırlaşmalar ortaya çıkar. Ayakları soğuk olan ve üşüyen hastalar özellikle geceleri ayaklarını ısıtma ihtiyacı duyarlar.

Isıtıcı cihazlara ayaklarını fazlası ile yaklaştırırlarsa ağır yanıklar ortaya çıkabilir. Eskiden diyabetli hastaların kılcal damarlarında bozulma olduğu ve bu nedenle ayaklarında yara geliştiği, gelişen yaraların ve kesiklerin bu nedenle iyileşmediği düşünülürdü.

Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalarda, ayağa ve bacağa kan götüren büyük çaplı atardamarlarda daralma veya tıkanıklık olduğu gösterilmiştir. Bu yüzden ayağa giden kan akımı azalır ve ayaktaki küçük büyük her türlü yaranın iyileşmesi zorlaşır. Sinirleri ve damarları hasar görmüş bir ayakta yarayı başlatan pek çok tetikleyici etken vardır.

Bunlar arasında en sık görülenler; uygun olmayan ayakkabı, yanıklar, çakıl, çivi ve raptiye gibi sivri cisimler, tırnak bozuklukları ve deri çatlaklarıdır.

RİSKİNİZİ BİLMELİSİNİZ…

Bazı diyabet hastalarının ayakları diyabetik ayak gelişmesi yönünden ne yazık ki diğerlerine göre daha fazla risk altındadır. Bu hastalar;

1. Daha önce diyabetik ayak veya ayak ülseri öyküsü, karşı tarafta ayak ülseri olanlar.

2. Sinir hasarı veya iskemik (tıkanmaya bağlı) damar hastalığı şikayetleri ve bulguları olanlar. 3. Ayaklarında şekil bozukluğu olanlar. 4. Ciddi görme bozukluğu olanlar. 5. Kötü şeker kontrolü olanlar. 6. Ayak bakımı kötü olanlar. 7.

Diyabete bağlı uzun süreli diğer (kalp, böbrek, göz veya sinir hastalığı) sorunları olanlar. 8. Alkol ve sigara alışkanlığı olanlar. 9. Yaşlı hastalar. 10. Diyabet eğitimi almayan hastalar.

Yüksek risk grubunda olan hastalarda daha sık görülen iyileşmesi güç yaralar sonunda hastanın ayağını kaybetmesine sebep olabilmektedir. Genel olarak değerlendirildiğinde kazalar hariç ayağını kaybeden insanların yarıdan fazlası diyabet hastalarıdır.

Bu kayıpların en az yarısının doğru bir eğitim ve hastanın kendi ayaklarına iyi bakması ile önlenebileceği düşünülmektedir. Ayak problemlerinin erken tanı ve tedavisi gelecekteki ayak ülseri ve amputasyon riskini azaltacaktır.

ÖNLEM ALINMALI…

Her zaman bahsettiğimiz gibi; halk sağlığı açısından en önemli konu, mevcut hastalıkların tedavisinden önce hastalıkların ortaya çıkmasının önlenmesidir. Diyabetik ayak yaralarının oluşmadan önce önlenmesi çok önemlidir ve özenli bir bakımla bu yaraların önlenmesi mümkündür.

Diyabet hastalarının uyması gereken kurallar ve ayak bakımı için yapması gerekenler şu şekilde sıralanabilir.

1. Ayaklar her gün 37°C su ile yıkanıp yumuşak bir havlu ile kurulanmalı, parmak aralarının iyice kurulanmasına dikkat edilmelidir.

Kurulama sürtme şeklinde değil dokunma şeklinde yapılmalıdır.

2. Parmak araları hariç ayağın diğer kısımlarına nemlendirici losyon veya krem sürülmeli, özellikle topukların çatlaması iyi bir bakım ile önlenmelidir. 3. Ayaklar her gün kesik, sıyrık, mantar veya olası kabarcıkların varlığı açısından kontrol edilmelidir. Ayak tabanını görmek için gerektiğinde ayna kullanılmalıdır. 4.

Ayaklar üşüdüğü takdirde mutlaka çorap giyilmelidir. Tuğla, sıcak su şişesi, elektrikli ısıtıcı veya soba bu amaçla kullanılmamalıdır. Hastanın yattığı yere yakın soba ve kalorifer peteği gibi ısıtıcı bulundurulmamalıdır. 5. Tırnaklar kavisli değil düz kesilmelidir. Kenarlarının yuvarlak kesilmesi tırnak batmasını kolaylaştırmaktadır. 6.

Nasır ve ölü dokular kesilmemelidir. Nasırlar için kesinlikle nasır ilacı, yakı ve asitler kullanılmamalıdır. Bu konuda doktor önerisi mutlaka alınmalıdır. 7. Çıplak ayakla kesinlikle yürünmemelidir. Ev içinde giyilen terlikler yumuşak olmalı, ayaklara zarar vermemelidir. 8.

Deniz kıyısı, havuz kenarı gibi sıcak ve sert zeminli yerlerde çıplak ayakla dolaşılmamalıdır. Ayak ağrılarını gidermek amacıyla kızgın kum veya kaplıca sularına temasın sakıncalı olduğu unutulmamalıdır. 9. Ayakkabıların içi giymeden önce her zaman yabancı cisim, batıcı madde, pürüzlü yüzey, yırtık açısından kontrol edilmelidir. 10.

Pamuklu ve yünlü çorap giyilmeli, sıkı çoraplardan kaçınılmalıdır. Çoraplar her gün değiştirilmelidir. Çorap bağı kullanılmamalıdır. 11. Ayakkabılar yumuşak deri mamulü, ayağa uygun ve rahat, tabanları kalın olmalıdır. Bayanların yazlık ayakkabı seçiminde açık burunlu ayakkabıları tercih etmemesi önerilir. 12. Çorapsız ayakkabı giyilmemelidir. 13.

Parmak aralarına bağları giren sandaletler giyilmemelidir. 14. Kışın yün çorap giyilmeli, içi yün muflonlu botlar giyilmelidir. 15. Sigara kesinlikle kullanılmamalıdır. 16. Ayakkabı satın almadan evvelki akşam her iki ayağın şekli bir karton üstüne çizilip kesilmeli, bu kalıplar alınacak ayakkabılarda denenmelidir. 17.

Görmesi bozuk olan hastaların aileleri ayak bakımı açısından eğitim almalıdır. 18. Ayaklar her muayenede düzenli olarak kontrol edilmelidir.

19. Hasta kendi günlük kontrolünde olağan dışı bir durumla karşılaşır ise doktoruna bu durumu mutlaka söylemelidir.

AYAKKABI SEÇİMİ ÖNEMLİ…

Ayakkabı seçimi konusunda günlük hayatta çok dikkatli davranılmamaktadır. Diyabetik ayak oluşumunda ve yaraların kötüleşmesinde bu konu çok önemlidir Ayağa uygun ayakkabılar giyilmeli, yüksek topuklu ayakkabılar, ucu açık veya dar ayakkabılar giyilmemelidir. Çorapsız ayakkabı giyilmemelidir. Bağcıklı ayakkabı genişleyebilmesi nedeni ile tercih edilmelidir.

Ayakkabı günün ikinci yarısında, yani öğleden sonra alınmalı ve mümkünse günün ikinci yarısında giymek üzere bir numara daha büyük ikinci bir ayakkabı alınmalıdır. Çünkü gün içerisinde ayakların hacmi artmaktadır. Ayrıca uzun süre kullanılmış, yıpranmış ayakkabılar rahatlılığını yitirir ve sorunlara neden olur.

Eğer ayaklarda şekil bozukluğu varsa mutlaka özel yapım ayakkabı tercih edilmelidir.

AYAKLARINIZI ÇIĞNATMAYIN ! ! !

Özellikle diyabetik nöropatisi olan hastalar ayaklarında sürekli bir üşüme hissinden ve ısıtamadıklarından yakınırlar. Ayaklarını ısıtmak için kullandıkları radyatör ya da elektrikli ısıtıcı gibi ısı kaynakları nedeni ile yanıklar oluşabilir. Bu hastalar ısıyı ve ağrıyı algılayan sinirleri bozuk olduğundan ayaklarının yandığını geç fark ederler ya da hiç fark etmeyebilirler.

Ayak tırnaklarının kesilmesi ve bakımı da diyabetik ayak gelişiminde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Ayak ve tırnak bakımı düzenli olarak yapılmalı ve eğer hasta iyi göremiyorsa mutlaka yakınlarından yardım almalıdır. Tırnak batmalarından korunabilmek amacıyla ayak tırnakları düz olarak kesilmeli ve mutlaka tırnak makası kullanılmalıdır.

Ayak cildinin olası her türlü travmadan korunması gerekmektedir.

EĞİTİM ÇOK ÖNEMLİ…

Diyabetik ayak tedavisinde büyük önem arz eden noktalardan birisi de hasta eğitimi ve kan şekerinin iyi kontrol edilmesini sağlamaktır.

Kan şekeri kontrolü kötü olan hastaların ayaklarının daha büyük bir risk altında olduğu akılda tutulmalıdır. Hasta ile hekim işbirliği içinde olmalı, kan şekeri normal sınırlar içinde tutulmaya çalışılmalıdır.

Diyabet hastalarında ortaya çıkan sorunların tedavisinde en önemli noktanın iyi eğitim olduğu unutulmamalıdır.

SONUÇ

Diyabet hastasının ayakta kalma yeteneği ve hareket kabiliyeti direkt ayak sağlığı ile ilişkilidir.

Diyabet hastalarının kan şekeri kontrolü için uygulaması gereken beslenme kuralları ve insülin gibi ilaçların kullanımı yanında ayak bakımı konusunda da iyi eğitilmeleri gerekmektedir.

Maalesef birçok hastalık için geçerli olan ve halk arasındaki bazı geleneksel davranışların terk edilememesi nedeniyle ortaya çıkan kötü durumların planlı hasta eğitimi programları ile engellenmesi, diyabet hastalarının gelecek günlerinin daha aydınlık olmasını sağlayacaktır.

Aydın Ortopedi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!

Her diyabet hastasında ayak problemleri oluşmaz. Ancak her diyabet hastası enfeksiyona ve ayak problemlerine daha yatkındır.

Bacaklarda sinir iletiminde bozukluk, his kaybı (nöropati) ya da damar hastalığının (arterial hastalık-damar tıkanıklığı) ortaya çıkmasıyla ayaklarda yaralar oluşabilir.

Bu yaralar önemsenmez, tedavisi iyi yapılmazsa zamanla tedavi edilemez sonuçlar ortaya çıkabilir ve bacak kaybı kaçınılmaz olur.

DİYABETİK AYAK PROBLEMLERİ NASIL ÖNLENİR?

Eğer şekeriniz iyi kontrol edilirse ayak problemleri de önlenebilir.

Ancak iyi bir diyabet kontrolü her zaman mümkün olamayacağından, sinir hasarı, damar tıkanıklığı ayak problemlerini ortaya çıkarabilir. Ayağınızın bakımı çok önemlidir.

Ayak temizliği, giydiğiniz ayakkabıların rahatlığı birçok problemi baştan engelleyebilir. Ayağınızda gelişen en küçük bir çatlak, yara doktor takibini gerektirebilir.

Ankara Plastik Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!

Bu makaleye oy verin :

Puan : 4.5 / Oy veren : 2 kişi

Источник: https://www.doktorsitesi.com/makale/diyabetik-ayak

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть