Diyabetik Retinopati ve Sarı Nokta Hastalığı

Diyabetik retinopati: Nedenleri, belirtileri ve tedavileri

Diyabetik Retinopati ve Sarı Nokta Hastalığı

Diyabetik retinopati, diabetes mellitus komplikasyonlarının neden olduğu retinada hasardır.

Tedavi edilmediği takdirde durum körlüğe yol açabilir. Diyabetik retinopatiye (DR) bağlı erken körlük genellikle rutin kontroller ve altta yatan diyabetin etkin tedavisi ile önlenebilir.

Diyabetik retinopati ile ilgili hızlı gerçekler

  • Diyabete bağlı olarak retinada diyabetik retinopati (DR) kan damarı hasarıdır.
  • Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) körlüğün önde gelen nedenidir.
  • Semptomlar bulanık görme, renkleri görme güçlüğü, yüzdürücü ve hatta toplam görme kaybını içerir.
  • Diyabetli bireyler, en az bir kez DR’yi dışlamak için görüşlerini kontrol etmelidir.
  • Semptomları rahatlatabilecek, ancak diyabetin kontrol altına alındığı ve erken belirtileri yöneten retinal ameliyatlar vardır.

Diyabetik retinopati nedir?

DR, diyabetin bir komplikasyonu ve ABD’de önde gelen körlük nedenidir (ABD).

Retina, gözün arkasını örten zardır. Işığa çok hassastır.

Göze çarpan herhangi bir ışığı, beyin tarafından yorumlanabilen sinyallere dönüştürür. Bu süreç görsel görüntüler üretir ve bu, insan gözünde görme fonksiyonudur.

Diyabetik retinopati, retinal dokudaki kan damarlarına zarar verir, bu da sıvı akmasına ve görüşü bozmasına neden olur.

İki tür DR vardır:

  • Non-proliferatif diyabetik retinopati (NPDR): Bu diyabetik retinopatinin daha hafif formudur ve genellikle semptomsuzdur.
  • Proliferatif diyabetik retinopati (PDR): PDR, diyabetik retinopatinin en ileri aşamasıdır ve retinada yeni, anormal kan damarlarının oluşumuna işaret eder.

ABD’de 40 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık yüzde 5,4’ü DR.

Dünya genelinde, diyabetli 285 milyon insanın üçte biri DR belirtileri gösteriyor.

belirtiler

Diyabetik retinopati genellikle erken dönemlerde hiçbir belirti göstermez.

Semptomlar belirginleştiğinde durum genellikle ileri evrede görülür. Zaman zaman, tek tespit edilebilir semptom ani ve tam bir görme kaybıdır.

Diyabetik retinopatinin belirtileri ve semptomları şunları içerebilir:

  • bulanık görüş
  • renk görme bozukluğu
  • Hastanın görüş alanında yüzen floatörler veya saydam ve renksiz lekeler ve karanlık teller
  • kişinin görüşünü engelleyen yamalar veya çizgiler
  • zayıf gece görüşü
  • ani ve toplam görme kaybı

DR genellikle her iki gözü de etkiler. Görme kaybı riskinin en aza indirgenmesi önemlidir. Diyabetli kişilerin tek yolla DR’yi engelleyebilmeleri, doktorları tarafından planlanan her göz muayenesine katılmaktır.

Komplikasyonlar

Diyabetik retinopatiyle ilişkili olası komplikasyonlar arasında şunlar vardır:

Vitröz kanama: Yeni oluşan bir kan damarı, gözü dolduran ve retinaya ulaşmasını engelleyen vitröz jele sızar. Semptomlar, görme kaybını ve ışığa duyarlılığı veya daha hafif vakalardaki yüzücüleri içerir. Retinanın hasar görmemiş olması durumunda bu komplikasyon kendini çözebilir.

Müstakil retina: Yara dokusu retinayı gözün arkasından uzağa çekebilir. Bu genellikle bireyin görme alanı, ışığın yanıp sönmesi ve şiddetli görme kaybında yüzen noktaların ortaya çıkmasına neden olur. Ayrılmış bir retinanın tedavi edilmediği takdirde toplam görme kaybı riski vardır.

Glokom: Gözdeki normal sıvı akışı yeni kan damarları oluştuğundan tıkanabilir. Tıkanma, gözdeki basıncın artmasına veya gözdeki basınca neden olarak, optik sinir hasarı ve görme kaybı riskini artırır.

Nedenleri ve risk faktörleri

Diyabet hastası olan herkes diyabetik retinopati geliştirme riski altındadır. Ancak, kişi daha büyük bir risk var:

  • kan şekeri seviyesini doğru şekilde kontrol etmez
  • yüksek tansiyonu yaşar
  • yüksek kolesterol
  • hamile
  • düzenli olarak sigara içiyor
  • uzun zamandır diyabet geçirdi

Retinayı besleyen kan damarları ağındaki hasar, diyabetik retinopatinin temel nedenidir.

Yüksek glukoz seviyeleri bu damarlara zarar verir ve kan akışını retinaya sınırlar. Kan damarları ile ilgili problemler, damar duvarında, görmeyi etkilemeden zaman zaman kan sızdıran küçük şişkinlikler kadar yumuşak olabilir.

Bununla birlikte, durumun ilerleyen aşamalarında, bu kan damarları tamamen bloke olabilir. Göz daha sonra yeni, daha az stabil kan damarları üretir. Yeni damarlar kolayca kırılır ve gözün camsı jeline sızar. Kanama, retinayı daha fazla bloke ederek bulanık ve düzensiz görmeye neden olur.

Bu kanama, zaman zaman, retinayı ve gözü ayırabilen ve ayrı bir retinaya yol açan izler oluşturur. Semptomlar geliştikçe, DR olan bir kişinin görme kaybının tam olarak görülme olasılığı artar.

Teşhis

Diyabetik retinopati genellikle vizyonda belirgin bir değişiklik olmaksızın başlar. Ancak, bir göz doktoru veya göz uzmanı, işaretleri tespit edebilir.

Diyabetli bireyler için yılda en az bir kez veya iki kez veya bir doktor tarafından önerildiğinde göz muayenesi yapılması çok önemlidir.

Diyabetik retinopatinin teşhisi için aşağıdaki yöntemler yaygın olarak kullanılmaktadır:

Dilate göz muayenesi

Doktor, hastanın gözlerine düşer. Bu damlalar öğrencileri genişletir ve doktorun gözün içini daha ayrıntılı bir şekilde görmesini sağlar.

Fotoğraflar gözün iç kısmından alınır. Göz muayenesi sırasında doktor aşağıdakilerin varlığını tespit edebilir:

  • kan damarlarında, optik sinirde veya retinada anormallikler
  • katarakt
  • göz tansiyonu veya genel görüşte değişiklikler
  • yeni kan damarları
  • retina dekolmanı
  • yara dokusu

Bu damlalar acı verebilir ve fotoğrafların parlak ışıkları, testi alan kişiyi berbat edebilir. Yüksek riskli bireylerde göz damlaları oküler basıncın artmasına neden olabilir.

Fluorescein anjiyografisi

Damlalar, öğrencileri dilate etmek için kullanılır ve hastanın kolundaki bir damar içine fluoresein adı verilen özel bir boya enjekte edilir. Boyalar gözlerden dolaştığı için resimler çekilir. Boya, kan damarları anormal ise retinaya sızabilir veya kan damarlarını boyayabilir.

Bu test hangi kan damarlarının tıkandığını, sızdıran sıvının ya da kırıldığını belirleyebilir. Herhangi bir lazer tedavisi daha sonra doğru bir şekilde yönlendirilebilir. Testten yaklaşık 24 saat sonra cilt sararma yapabilir ve boya vücuttan çıkarken koyu turuncu renkte idrar yapabilir.

Optik koherens tomografi (OCT)

Bu invaziv olmayan görüntüleme taraması, retina’nın yüksek çözünürlüklü kesit görüntülerini sunarak, kalınlığını ortaya çıkarır. Herhangi bir tedaviden sonra, tedavinin ne kadar etkili olduğunu kontrol etmek için taramalar daha sonra kullanılabilir.

OCT, ultrason testine benzer, ancak görüntü üretmek için ses yerine ışık kullanır. Tarama ayrıca optik sinir hastalıklarını da tespit edebilir.

Tedavi seçenekleri

DR tedavisi DR’nin şiddeti ve türü ve DR olan kişinin önceki tedavilere nasıl yanıt verdiği gibi çeşitli faktörlere bağlıdır.

NPDR ile bir doktor müdahalede bulunmadan kişinin gözlerini yakından takip etmeye karar verebilir. Bu beklemede beklemek olarak bilinir.

Bireylerin diyabet kontrolü için doktorlarıyla birlikte çalışması gerekecektir. İyi kan şekeri kontrolü DR’nin gelişimini önemli ölçüde yavaşlatabilir.

Çoğu PDR olgusunda hasta derhal cerrahi tedavi gerektirir. Aşağıdaki seçenekler kullanılabilir:

Odak lazer tedavisi veya fotokoagülasyon

Prosedür doktorun ofisinde veya göz kliniğinde yapılır. Hedeflenen lazer yanıkları anormal kan damarlarından sızıntıları kapatır. Fotokoagülasyon, kan sızıntısını durdurabilir veya yavaşlatabilir ve gözdeki sıvı birikmesini engelleyebilir.

Fokal lazer tedavisinden sonra insanlar genellikle 24 saat boyunca bulanık görme yaşayacaktır. İşlemden birkaç hafta sonra görsel alanda küçük noktalar görünebilir.

Saçılma lazer tedavisi veya pan-retinal fotokoagülasyon

Dağınık lazer yanıkları, normalde iki veya üç seans boyunca, makuladan retinanın bölgelerine uygulanır. Makula, görmenin en güçlü olduğu retinanın merkezidir.

Lazer yanıkları, küçülecek ve yaralanacak anormal yeni kan damarlarına neden olur. Çoğu hasta en iyi sonuç için iki veya üç seans gerektirir.

Bireyler, prosedürü takip eden 24 saat boyunca bulanık görüşe sahip olabilir ve gece görüşü veya periferik görme kaybı olabilir.

Vitrektomi

Bu, göz küresinin içinden vitrözün bir kısmının çıkarılmasını içerir. Cerrah, bulutlu jelin yerini temiz bir sıvı veya gazla değiştirir. Vücut sonunda gaz veya sıvıyı emecektir. Bu, çıkarılmış olan bulutlu jelin yerini alacak yeni vitrifiye yaratacaktır.

Retinada çekilebilecek vitröz ve skar dokusunda herhangi bir kan alınır. Bu prosedür genel veya lokal anestezi altında bir hastanede yapılır.

Retina da güçlendirilebilir ve küçük kelepçeler ile yerinde tutulabilir.

Ameliyattan sonra, hastanın gözlerini yavaşça kullanabilmesi için bir göz bandı takması gerekebilir, bu da vitrektomi sonrası patlayabilir.

Sökülen jelin değiştirilmesi için gaz kullanılmışsa, hasta tüm gaz vücut içine emilene kadar düzlemde hareket etmemelidir. Cerrah, hastaya bunun ne kadar süreceğini söyleyecektir. Çoğu hasta, ameliyattan birkaç hafta sonra bulanık görüşe sahip olacaktır. Normal görüşün geri gelmesi birkaç ay alabilir.

Cerrahi diyabetik retinopati için bir tedavi değildir. Bununla birlikte, semptomların ilerlemesini durdurabilir veya yavaşlatabilir. Diyabet uzun süreli bir durumdur ve tedaviye rağmen takip eden retina hasarı ve görme kaybı meydana gelebilir.

önleme

Diyabetli kişilerin çoğunluğu için DR kaçınılmaz bir sonuçtur.

Bununla birlikte, kan şekeri düzeylerini başarılı bir şekilde yöneten diyabetli hastalar, ciddi bir DR formunun başlamasının önlenmesine yardımcı olacaktır.

Yüksek tansiyon veya hipertansiyon, başka bir katkı faktörüdür.

Diyabetli hastaların kan basıncını kontrol etmesi gerekir:

  • sağlıklı ve dengeli bir diyet yeme
  • düzenli egzersiz
  • sağlıklı bir vücut ağırlığını korumak
  • sigara bırakma
  • kesinlikle alkol alımını kontrol etmek
  • herhangi bir antihipertansif tedbiri doktorun talimatlarına göre almak
  • Düzenli gösterimlere katılmak

Semptomların erken saptanması tedavinin etkinliğini artırır.

Christian Nordqvist tarafından yazıldı.

Источник: https://trmedbook.com/diyabetik-retinopati-nedenleri-belirtileri-ve-tedavileri/

Diyabetik Retinopati Tedavisi

Diyabetik Retinopati ve Sarı Nokta Hastalığı

Diabet (şeker hastalığı) olan kişilerde diabetin komplikasyonu olarak ortaya çıkabilecek olan göz problemlerine diabetik göz hastalığı denir.
Diabetik göz hastalığında görülebilecek sorunlar:

– Diabetik retinopati: Retina denilen ağ tabakasında yer alan kan damarlarında gelişen hasarlanmadır.

– Katarakt: Gözün merceğinin buğulanması ve şeffaflığını kaybetmesidir. Diabet hastalarında katarakt daha erken yaşlarda ortaya çıkar.

– Glokom: Göz içi basıncının artması ve bunun sonucunda görme sinirine zarar vererek görmeyi azaltmasıdır. Diabetli bir kişi diğer kişilerden iki kat daha fazla glokoma yakalanma riskine sahiptir.

DİABETİK RETİNOPATİ NEDİR?

Diabetik retinopati, günümüzde en önemli körlük sebeplerinin başında gelmektedir. Retina kan damarlarındaki değişiklikler sonucunda meydana gelir. Retina (ağ tabakası) ışığa duyarlı tabakadır ve görme fonksiyonu için sağlıklı olmak zorundadır.

Diabetik retinopatide farklı türde hasarlar meydana gelir. Kan damarlarının yapısı bozularak küçük baloncuklar meydana gelir ve kanamalara ve damar içindeki sıvının etraf dokulara sızmasına neden olur.

İlerleyen evrelerde ise retina üzerinde istenmeyen yeni damar tomurcukları oluşur ve ani göziçi kanamaya sebep olur.

Diabetik retinopatide ilk başlarda görme kaybı gelişmez, zamanla hastalık ilerledikçe görmede zayıflık başgösterir.

Bu yüzden görmesinde herhangi şikayeti olmayan bir diabet hastasının diabetik retinopatisi olmayacak diye bir şey yoktur, düzenli aralarla göz kontrolü gerekir.  Diabet genellikle iki gözü birden etkiler.

Diabetik retinopatinin evreleri nggbelerdir?

1- Hafif non-proliferatif diabetik retinopati: Bu erken evrede, retina damarlarında mikroanevrizma denilen baloncuklar oluşur.

2- Orta non-proliferatif diabetik retinopati: Retina damarlarında baloncuklar artmış ve damarlarda tıkanmalar başgöstermiştir.

3- Şiddetli non-proliferatif diabetik retinopati: Damar tıkanıklıkları ve kanamalar artmış, retinada oksijen eksikliği belirgin hale gelmiştir.

4- Proliferatif diabetik retinopati: Retinadaki oksijen eksikliği ve beslenememe artmış ve beyne teh sinyalleri gönderilerek retinada yeni ve sağlıksız damar oluşumu başlamıştır. Oluşan bu yeni damarlar çok narindir, her an kanamaya ve ani görme kaybına yol açabilir.

Diabetik retinopati nasıl görme kaybı yapar?

Diabetik retinopati iki yolla görme kaybı yapar:

1- Zayıflayan damarlardan sızan sıvı, makula denilen görme merkezinde toplanır ve makula ödemi denilen su toplaması oluşur. Bu durum görmeyi zaman içinde yavaş yavaş azaltır.

2- İleri evrede sağlıklı olmayan, zayıf yeni damar oluşumlarından ani kanamalar meydana gelebilir ve ani görme kaybına yol açar.

Solda, sağlıklı bir kişinin gördüğü görüntü, sağda ise ileri diabetik retinopatili bir hastanın gördüğü görüntü izlenmekte

Kimler diabetik retinopati için risk taşır?

Tip 1 ve Tip 2 diabeti olan tüm kişiler diabetik retinopati riski taşır. Her diabet hastası, yılda en az bir defa gözbebği büyültülerek ayrıntılı retina taramasından geçmelidir.

Ne kadar uzun süredir diabet hatası ise, diabetik retinopati gelişme riski o kadar artmaktadır.
Gebelik, diabeti olan kadınlar için bir diğer risktir.

Gebelik sırasında ayrıntılı retina muayenesi sıklığı artırılmalıdır.

Görmemi korumak için ne yapmalıyım?

Diabet hastalığınız varsa en az senede bir kez ayrıntılı retina mayenesi olmalısınız. Diabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Diabetli bir kişide görmede herhangi bir hasar olmadan yıllar içinde ileri evre diabetik retinopati gelişebilir.

Görmede şikayetiniz olsun ya da olmasın, doktorunuz size diabetik retinopati için tedavi önerebilir. Erken teşhis ve zamanında tedavi, görme kaybını büyük oranda engelleyebilir Eğer diabetik retinopati gelişmişse, daha sık aralarla retina muayenesi gerekir.

İleri (proliferative) diabetik retinopati varlığında uygun ve zamanında tedavi ile görme kaybı riski %95 oranında önlenebilmektedir.

Kan şekerinin düzene sokulması, diabetik retinopati gelişimini ve ilerlemesini büyük ölçüde engellemekte ya da yavaşlatmaktadır.

Bunun dışında böbrek ve uç sinir hasarlanmasını da önlemekte ya da yavaşlatmaktadır.

Diabetik Retinopatinin Belirtileri Nelerdir?

Diabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Hastalığın erken dönemlerinde, herhangi bir belirti yoktur, ayrıca  diabetik retinopati ağrısız bir hastalıktır. Muayene için belirti vermesini beklememek ve senede bir retina muayenesi olmak gerekir.

Makula denilen görme merkezinde makula ödemi denilen sıvı birikimi meydana gelirse görmede bulanma başlar. İleri evrede retinada istenmeyen yeni ve hastalıklı damarlanma başlarsa bu damarlar aniden kanayabilir ve görme aniden kaybedilebilir.

Kanama Varlığında Proliferatif Retinopatinin Bulguları Nelerdir?

Ani kanama durumunda, ilk belirti olarak sıklıkla uçuşan cisimler görülür. Bir sure sonra görme tamamen kapanabilir. Uçuşan cisimler görülürse, vakit geçirmeden ayrıntılı retina muayenesinden geçmek ve gerekli tedaviyi olmak gerekir, aksi takdirde kanama şiddetlenir ve görme tamamen kapanabilir. Ani kanamaların çoğu sabaha karşı uykuda meydana gelir.

Bazen, tedavi olmadan da kanama kendiliğinden geçebilir ve görme yeniden açılabilir. Ancak bu yanıltıcı bir durumdur ve kanamanın tekrarlama olasılığı çok yüksektir. Bu yüzden kanamanın geçmesini beklemeden doktora başvurmak gerekir.

Tedavi edilmediği takdirde, diabetik retinopati şiddetli görme kaybıyla sonuçlanır.

Aynı şekilde erken tedavi ile de görme kazanımı daha fazla olur.

Diabetik Retinopati ve Makula Ödemi Nasıl Saptanır?

Ayrıntılı bir retina muayenesi aşağıdaki testleri içerir;

  1. Görme keskinliği ölçümü: Belli bir uzaklıktan ne kadar bir görme olduğu ölçülür.
  2. Retina muayenesi: Gözbebekleri çeşitli damlalar damlatılarak büyütülür. Çeşitli mercekler kullanılarak ayrıntılı retina muayenesi yapılır.
  3. Göz tansiyonu ölçümü.
  4. Fluoresein anjiografi: Ayrıntılı retina muayenesinde, gerekli gördüğü takdirde doktorunuz fluorescein anjiografi çekilmesini önerebilir. Kol damarlarından bir boyar madde enjekte edilerek her iki gözden de ard arda retina fotoğrafları alınır. Bu sayede gözün retinasının damar yapısı hakkında bilgi edinilir. Buna göre tedavi yönlendirilir.
  5. Optik koherens tomografi: Makula ödeminin saptanmasında ve takip edilmesinde son yıllarda optik koherens tomografi (OCT) denilen bir cihaz da kullanılmaktadır. Hastaya herhangi bir girişim yapılmadan, kısa bir süre içinde makula bölgesinin gerçeğe yakın kesitleri elde edilir. Bunun için diod laser ışık ışını kullanılır. OCT bize makula ödemi hakkında ayrıntılı bilgi verir.

DİABETİK RETİNOPATİ  NASIL TEDAVİ EDİLİR? Özellikle erken evrelerde, makula ödemi yoksa tedaviye gerek yoktur. yalnızcai diabetik retinopatinin ilerlemesini önlemek için kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol değerleri kontrol altında tutulmalıdır.

Retinada istenmeyen yeni damarlar oluşmuşsa (proliferatif diabetik retinopati) tüm retinaya (görme merkezi dışında) laser tedavisi uygulanmalıdır. Bu tedavi genellikle iki ya da üç seans sürer. Göz içine kanama başlamadan bu laser tedavisi yapılmalıdır.

Şiddetli kanama varlığında laser tedavisi mümkün olmamaktadır.

Kanama çok yoğun ise, vitrektomi denilen, kanamanın cerrahi olarak temizlenmesi ameliyatı gerekli olmaktadır.

Vitrektomi ile, gözün içindeki kanama tamamen temizlenir ve aynı ameliyatta gerekli laser tedavisi uygulanır.

Makula Ödemi Nasıl Tedavi Edilir?

Diabetik makula ödemi laser ile tedavi edilir. Genellikle tek seans yeterli olmakla birlikte inatçı durumlarda birden fazla seans gerekebilir. Eğer iki gözde birden makula ödemi varsa, önce bir göz, birkaç hafta içinde diğer göz tedavi edilmelidir. Genelleyecek olursak, laser tedavisi diabetten dolayı körlük riskini %90 oranında önlemektedir.

Bununla birlikte, laser tedavisi, zaten kayıp olan görmeyi sıklıkla yerine getiremez. Bu yüzden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Son yıllarda, özellikle diabete bağlı gelişen makula ödeminde laser dışında birtakım yeni tedaviler de kullanılmaya başlanmıştır.

Anti-VEGF denilen bu yeni ilaçlar, hastalıklı yeni damar oluşumunu önleyerek, ayrıca makula ödemine yol açan damar sızıntılarını önleyerek diabetik retinopatide belli bir iyileşme sağlamaktadır.

Gözün içine enjekte etmek suretiyle verilen bu ilaçlar, laser ile birlikte ya da tek başına kullanılabilmekte, laserlere göre belli bir görme artışına da imkan vermektedir. Ancak unutmamak gerekir ki anti-VEGF tedavisi cerrahi bir tedavidir ve göze yapılan bir iğnedir.

Dolayısıyla enfeksiyon, retinada yırtık gibi bazı riskleri de ister istemez birlikte getirir. Bu yüzden ameliyathane ortamında, son derece steril koşullarda, konunun uzmanı deneyimli hekimlerce uygulanması gereken bir tedavidir. Ayrıca hangi durumlarda yapılması gerektiği ve ne sıklıkta uygulanması gerektiği retina uzmanı hekimler tarafından karar verilmelidir.

Vitrektomi Nedir? Gözün içinde diabetik reetinopatiye bağlı kanama geliştiyse, vitrektomi ameliyatı uygulanmaktadır.

Vitrektomi, lokal ya da genel anestezi altında uygulanabilir. Anestezi şekline, hastanın ve hekimin ortak kararı ile belirlenir.

Vitrektomide, gözün duvarına küçük delikler açılır ve çok ince aletlerle bu deliklerden girilerek gözün içindeki vitreus denilen sıvı ve kanama temizlenir. Temizlenen sıvı, dengeli tuz solusyonu denilen tıbbi bir sıvı ile değiştirilir. Aynı ameliyatta sıklıkla retinanın laser tedavisi de tamamlanır.

Ameliyattan sonra ortalama bir ay boyunca koruyucu göz damlaları damlatılır.

Unutmamak gerekir ki diabet sistemik bir hastalıktır. Gözün sağlığı, başta kan şekeri olmak üzere, kol tansiyonu ve kolesterol oranları ile doğrudan orantılıdır.

Diabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Görme kaybı oluşmadan da retinada ağır hasarlar oluşur. Bu yüzden düzenli kontrol, erken teşhis, doğru tedavi çok önemlidir.

Diabetik retinopatinin tam tedavisi mümkün değildir. Oluşturduğu belli hasarlar kalıcıdır. Uygulanan tedaviler diabetik retinopatinin yol açtığı komplikasyonları sınırlı bir şekilde düzeltebilir. Bu yüzden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Источник: https://www.ekolgoz.com/diyabetik-retinopati-tedavisi

Diyabetik Göz Hastalığı (Retinopati)

Diyabetik Retinopati ve Sarı Nokta Hastalığı

Diyabetik retinopati şeker hastalığının, gözün arka kısmındaki ışığa hassas dokudaki (retina) kan damarlarında meydana gelen hasarın neden olduğu bir komplikasyonudur. Diyabetik retinopati ilk zamanlarda hiç belirti göstermeyebilir ya da sadece hafif görme sorunlarına yol açabilir. Ama diyabetik retinopati nihayetinde körlüğe neden olabilir.

Diyabetik retinopati tip 1 ya da tip 2 diyabet olan herkeste meydana gelebilir. Ne kadar uzun süredir diyabet hastasıysanız ve kan şekerinizi ne kadar az kontrol ederseniz, sizde diyabetik retinopati meydana gelme riski o denli artar.

Görüşünüzü korumak için ciddi biçimde önlem almanız gereklidir. Kanınızdaki şeker seviyesini düzenli olarak kontrol etmekle işe başlayın ve yıllık göz kontrollerinizi düzenli olarak yaptırın.

Belirtiler

Sizde diyabetik retinopati olmasına rağmen bunun farkına varmayabilirsiniz. Aslında, diyabetik retinopatinin erken evrelerinde nadiren belirti görülür.

Hastalık ilerledikçe aşağıdaki belirtiler görülebilir:

  • Görüşünüzde lekeler ya da koyu çizgiler
  • Bulanık görüş
  • Dalgalı görüş
  • Görüşünüzde koyu renkli ya da boş alanlar
  • Zayıf gece görüşü
  • Renk görüşünde bozulma
  • Görme kaybı

Diyabetik retinopati genellikle her iki gözü de etkiler.

Doktora ne zaman gitmeli

Dikkatli diyabet yönetimi görme kaybını engellemenin en iyi yoludur. Eğer şeker hastasıysanız, yıllık göz muayeneleriniz için görüşünüz iyi olsa da düzenli olarak doktorunuza gidin.

Çünkü diyabetik retinopatinin erken evrelerde fark edilmesi çok önemlidir.

Eğer hamile kalırsanız, göz doktorunuz hamileliğiniz boyunca daha sık olarak göz muayenesi yaptırmanızı önerebilir, çünkü bazen gebelik diyabetik retinopatiyi kötüleştirebilir.

Eğer görüşünüzde ani değişiklikler gerçekleşirse veya görüşünüz bulanık, benekli ya da puslu hale gelirse, derhal doktorunuza başvurun.

Sebepler

Kanda yüksek oranda şeker bulunması retinayı besleyen ince kan damarlarına (kılcal damarlar) zarar verebilir. Bu da, diyabetik retinopatiye ve görme kaybına neden olabilir. Yükselen kan şekeri göz merceğini de etkileyebilir. Uzun süre kandaki şeker oranının yüksek olması durumunda, göz mercekleri şişebilir ve bu da bulanık görmeye neden olabilir.

Diyabetik retinopati genellikle erken ya da ileri olarak sınıflandırılır:

  • Erken diyabetik retinopati: Proliferatif olmayan diyabetik retinopati, diyabetik retinopatinin en yaygın türüdür. Hafif, orta ya da şiddetli olabilir. Proliferatif olmayan diyabetik retinopati olduğunda, retinadaki damar duvarları zayıflayabilir. Damar duvarlarında çıkıntı yapan küçük şişliklerden retinaya bazen sıvı ya da kan sızabilir. Bu şişliklere mikro-anevrizma denir. Hastalık ilerledikçe küçük damarlar tıkanabilir ve daha büyük retinal damarlar genişlemeye başlayabilir ve bu damarların çapında eğrilik ya da çarpıklık oluşabilir. Retinadaki sinir lifleri şişmeye başlayabilir. Bazen retinanın ortasındaki bölüm de (makula) şişmeye başlar. Bu makula ödemi olarak bilinir.
  • İleri diyabetik retinopati: Proliferatif diyabetik retinopati, diyabetik retinopatinin en şiddetli tipidir. Proliferatif diyabetik retinopatide, retinada anormal kan damarları meydana gelir. Bazen yeni kan damarları oluşabilir ve gözün merkezini oluşturan jölemsi ve şeffaf maddenin (göz içi) içine sızdırma yapabilir. Sonunda yeni kan damarlarının gelişmesi nedeniyle kabuk doku oluşabilir ve bu da retinanın gözün arkasından ayrılmasına neden olabilir. Eğer yeni kan damarları gözdeki normal sıvı akışına engel olursa, göz küresindeki basınç artabilir ve bu da glokoma neden olur. Glokom, gözlerinizden beyninize görüntüyü ulaştıran sinirlere (görme siniri) zarar verebilir.

Risk Faktörleri

Diyabetik retinopati şeker hastası olan herkeste görülebilir. Aşağıdaki durumlarda risk artabilir:

  • Kan şekerinizi yeterli derecede kontrol etmemek
  • Yüksek kan basıncı
  • Yüksek kolesterol
  • Hamilelik
  • Siyahi ya da İspanyol olmak
  • Sigara içmek

Uzun süredir şeker hastası olmak, sizde diyabetik retinopati gelişme riskini artırır.

Testler ve Teşhis

Gözümde cone hastalığı çıktı bu anne ve babanin akraba oldugundan meydana geliyormus ve tedavisi yok diyorlar doktorlar beni cok rahatsiz ediyor beni … devamı

Diyabetik retinopati detaylı bir göz muayenesiyle teşhis edilebilir. Bu muayene için, göz doktorunuz gözünüze, göz bebeğinizi birkaç saatliğine genişletecek göz damlaları damlatır. Bu, doktorunuzun gözünüzün içini daha iyi görmesine yardımcı olur. Bu damlanın etkisi geçene kadar görüşünüz bulanıklaşabilir.

Muayene esnasında doktorunuz aşağıdakileri durumların olup olmadığını kontrol eder:

  • Katarakt belirtisi
  • Anormal kan damarları
  • Retinada şişme veya kan ya da yağ birikintisi
  • Yeni kan damarları ya da skar doku oluşumu
  • Gözün merkezini dolduran şeffaf ve jölemsi tabakaya kan sızıntısı
  • Retina dekolmanı
  • Görme sinirlerinde anormallikler

Bunlara ek olarak göz doktorunuz:

  • Görüşünüzü test edebilir
  • Glokom olup olmadığını anlamak için göz basıncınızı ölçebilir

Fluoresein anjiyografi

Göz muayenesinde doktorunuz fluoresein anjiyografi denilen retinal fotoğraf testini uygulayabilir. Öncelikle doktorunuz göz bebeğinizi genişletir ve gözünüzün içinin resmini çeker.

Daha sonra doktorunuz kolunuzdan özel bir boya enjekte edebilir. Bu boya gözlerinizin içinde dolaşırken daha fazla fotoğraf çekilebilir.

Kapanmış, kırılmış ya da sıvı sızdıran kan damarlarını belirlemek için bu görüntüleri kullanabilir.

Optik koherens (evre uyumluluk) tomografisi:

Doktorunuz optik koherens (evre uyumluluk) tomografisi (OKT) muayenesi isteyebilir. Bu görüntüleme testi, retinanın kalınlığını göstererek retinanın kesitsel görüntülerini verir. Bu da retinal dokuya sızan sıvı olup olmadığını saptamaya yardımcı olur. OKT muayenesi, tedavinin işe yarayıp yaramadığını takip etmek için daha sonra da kullanılabilir.

Tedavi ve İlaçlar

Diyabetik retinopatinin tedavisi, diyabetik retinopatinin türüne, şiddetine ve hastanın mevcut tedaviye ne oranda yanıt verdiğine göre belirlenir.

Erken diyabetik retinopati:

Eğer proliferatif olmayan diyabetik retinopati söz konusuysa hemen tedaviye ihtiyacınız olmayabilir. Ama göz doktorunuz tedaviye ihtiyacınız olup olmadığını anlamak için sizi yakından takip edecektir.

Eğer kan şekerinizi kontrol altında tutamadıysanız, diyabetinizi kontrol altında tutmak için almanız gereken ek önlemleri öğrenmek için bir diyabet doktoruna (endokrinolog) başvurmanız gerekebilir. Eğer diyabetik retinopati hafif ya da orta şiddetliyse, kan şekeri kontrolü diyabetik retinopatinin ilerleyişini durdurabilir.

İleri diyabetik retinopati:

Proliferatif diyabetik retinopatide, acilen cerrahi tedavi gerekecektir. Bazen ameliyat, şiddetli proliferatif olmayan diyabetik retinopatide de önerilebilir. Retinadaki özel sorunlara bağlı olarak aşağıdaki seçeneklerden biri uygulanabilir:

  • Fokal (odaksal) lazer tedavisi. Fotokoagülasyon olarak bilinen bu lazer tedavisi, gözün içine sıvı ve kan akışını yavaşlatabilir ya da durdurabilir. Bu, doktorunuzun muayenehanesinde ya da bir göz kliniğinde uygulanabilir. İşlem esnasında, sızıntı yapan anormal kan damarları lazer yanıklarıyla tedavi edilir. Fokal lazer tedavisi genellikle tek seans yapılır. İşlemden sonra yaklaşık bir gün kadar görüşünüz bulanık olabilir. Bazen lazer tedavisine bağlı olarak görüş alanınızda küçük benekler fark edebilirsiniz. Ama bunlar genellikle birkaç hafta içinde yok olur. Ama ameliyattan önce merkezi makulada şişmeden kaynaklanan bulanık görüş söz konusuysa, görüşünüz tam iyileşmeyebilir.
  • Dağınık lazer tedavisi: Panretinal fotokoagülasyon diye de bilinen bu lazer tedavisi anormal kan damarlarını küçültebilir. Bu, doktorunuzun muayenehanesinde ya da bir göz kliniğinde uygulanabilir. İşlem esnasında, makula dışındaki retina bölgeleri dağınık lazer yanıklarıyla tedavi edilir. Bu yanıklar anormal kan damarlarının küçülmesine ve skarlaşmasına neden olur. Dağınık lazer tedavisi genellikle iki veya daha fazla seans olarak yapılır. İşlemden sonra yaklaşık bir gün kadar görüşünüz bulanık olabilir. İşlemden sonra çevresel görmede ve gece görüşünde bir miktar azalma olabilir.
  • Vitrektomi: Bu işlem gözün ortasındaki (göz içi) kan damarını ya da retinadaki skar dokuyu çıkarmak için kullanılabilir. Bu, bir hastanede lokal ya da genel anestezi altında yapılan bir işlemdir. İşlem esnasında gözünüzde ince bir kesik oluşturulur. Gözdeki kabuk doku ya da damar, hassas aletler yardımıyla çıkarılacak ve yerine göze normal şeklini verebilmek için tuz çözeltisi yerleştirilir. Bazen retinayı yeniden birleştirmek için göz boşluğuna bir gaz balonu yerleştirilmesi gerekebilir. Eğer gözünüze bir gaz balonu yerleştirilirse bu gaz balonu yok olana kadar, genellikle birkaç gün, yüzüstü pozisyonda kalmanız gerekebilir. Birkaç gün ya da birkaç hafta bir göz bandı takabilir ve göz damlaları kullanabilirsiniz. Vitrektomiden sonra ya da vitrektomiyle birlikte lazer tedavisi uygulanmalıdır.

Ameliyat genellikle diyabetik retinopatinin ilerleyişini yavaşlatır ya da durdurur ama tam anlamıyla iyileştirmez. Çünkü diyabet hayat boyu süren bir hastalıktır, gelecekte retinal hasar ve görme kaybı gelişme ihtimali vardır. Diyabetik retinopati tedavisinden sonra da düzenli göz muayenelerine devam etmeniz gerekir. Bazı durumlarda ek tedaviler önerilebilir.

Diyabetik retinopatide, anormal kan damarlarının oluşumu engellemek için ilaç tedavisi gibi yeni tedavi yöntemleri üzerine çalışılıyor. Bu ilaçlardan bazıları mevcut şişliği ya da anormal kan damarlarını tedavi etmek için doğrudan göze enjekte edilen ilaçlardır.

Источник: https://www.hemensaglik.com/makale/diyabetik-goz-hastaligi-retinopati

Şeker Hastalarında Göz Hastalığı (Diyabetik Retinopati) Nedir?

Diyabetik Retinopati ve Sarı Nokta Hastalığı

Haber güncelleme tarihi 31.01.2019 10:33

Diyabetik Retinopati Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Diyabetik retinopati şeker hastalığına bağlı göz hastalıkları içerisinde en sık görülenidir ve yetişkinlerde önemli bir görme kaybı sebebidir.

Retina tabakasındaki damar yapısının bozulmasıyla ortaya çıkar bunun sonucu olarak diyabetik retinopatili bazı insanlarda damar içerisindeki kanın sıvı kısmı dışarı sızabilmektedir.

Hastalık ilerledikçe, retina yüzeyinde anormal yeni damar oluşumları meydana gelmektedir. Şeker hastaları bu hastalıkla beraber birçok sağlık sorunuyla daha yüzleşmektedirler. Bu sağlık sorunlarının başında gözle ilgili problemler yer almaktadır.

Gözün ışığı alan 'retina' kısmı şeker hastalığı ile paralel olarak zedelenir. Bu hastalık tıpta 'diyabetik retinopati' olarak adlandırılır. 

Diyabetik Retinopati Belirtileri Nelerdir?

  • Birden veya belirli bir süreç içerisinde görme yeteneğinin kaybedilmesi
  • Görüntüyü tam seçememe durumu
  • Gözde ara ara ışık çakma etkisi
  • Zaman zaman etrafta kara noktalar görmek
  • Bakılan alanlarda karanlıkların belirmesi

Diyabetik Retinopati Hastalığının İlerleyişi

Diyabet hastalığı tüm vücudu etkilediği için vücudun her yerinde, her bir organda belirtilerini hissettirmektedir. En fazla da sinir hücrelerini, kalp, böbrek ve gözü aşındırmaktadır. Gidişatına göre I. tip (kendisini sık göstermektedir) ve II.

tip (kendini geç gösterir) şeker hastalığı olur. I. tip şeker hastalığı teşhisi konulan şahısta 5 yıl içinde gözde problemler ortaya çıkar. Ancak II. tip şeker hastalığı tanısı konmuş kişiler için artık gözde bozulma belirtileri başlamıştır.

Bu nedenle bu hastaların yılda en az iki defa gözlerini kontrol ettirmeleri gerekmektedir. 

Hafif Proliferatif Olmayan Retinopati

Bu en erken evredir ve mikroanevrizmalar oluşur. Bunlar retinanın küçük kan damarlarının duvarlarındaki baloncuklardır.

Orta Proliferatif Olmayan Retinopati

Hastalık ilerledikçe retinayı besleyen bazı damarlar tıkanır.

Şiddetli Proliferatif Olmayan Retinopati

Bu evrede tıkanan damar sayısının artmasıyla birlikte retinada beslenemeyen alanlar ortaya çıkar. Bu beslenmesi bozulan alanlardan bazı sinyaller gönderilerek yeni damar oluşumu uyarılır.

Proliferatif Diyabetik Retinopati

Bu en ileri evredir. Retinanın damar oluşumu için gönderdiği sinyallerin sonucunda yeni damarlar oluşur. Bu durum proliferatif diyabetik retinopati olarak adlandırılmaktadır.

Bu yeni damarlar anormal yapıda olup çok kolay kanayabilirler. Bunlar, retina yüzeyi veya gözün içini dolduran saydam vitreus jeline doğru büyüyebilirler.

Bu damarlar kanadığında ciddi görme kaybı hatta körlük meydana gelebilmektedir.

Göz Damarlarında Zedelenme

Diyabetin tipinden asılı olmayarak bu hastalık esnasında göz damarlarında deformasyonlar meydana gelir. Bu damarların şekil bozukluğu, tıkanma gibi sorunlarla karşılaşmasına da neden olmaktadır.

Göz bu yüzden beslenme sorunu yaşar ve retina bölümünde yağ ve su depolanır. Ardından damarlarda yırtılma ve kanama ortaya çıkar. Retina, beslenmesini sürdürmek için diğer damarlara yönelir ve bu durum görme yetisinin daha da bozulmasına neden olur.

Bu süreçte hasta dayanılması güç ağrılarla karşı karşıya kalır.  

Diyabetik Retinopati Tedavi Yöntemleri

  • Endokrinolog gözetiminde kan şekerinin stabil tutulması
  • Retinaya birikmiş su ve yağ tabakalarının temizlenmesi 
  • Yeni damarların oluşumunu engellemek için lazer kullanımı
  • Tıkanan damarları açmak için göze gerekli ilaçların enjekte edilmesi
  • Gözde oluşan perdenin ve göz içinin eski haline getirilmesi için vitreoretinal işlem 

Önerilen İçerik;

► Şeker Hastalığı (Diyabet)

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com

Источник: https://www.neoldu.com/seker-hastalarinda-goz-hastaligi-diyabetik-retinopati-7476h.htm

Diyabetik Retinopati Belirtileri, Evreleri ve Tedavi Yöntemleri

Diyabetik Retinopati ve Sarı Nokta Hastalığı

Diyabet hastalığına bağlı olarak gelişen diyabetik retinopati hastalığı erken teşhis edilip en doğru şekilde tedavi edilmediğinde kalıcı körlüğe yol açabilir.

Diyabetik Retinopati

Modern toplumlarda her geçen gün artan sağlıksız beslenme ve fast foot yiyeceklerin sıkça tüketilmesi sonucunda orta çıkan diyabet hastalığındaki artış birçok kişide görme kaybına neden olmaktadır. Diyabet hastalığının erken teşhis edilip tedavi edilmemesi halinde gözde ciddi hasarlara yol açar.

Diyabete bağlı olarak görme kaybı adı verilen Diyabetik Retinopati (DR) hastalığının görülme olasılığı ülkemizde 10 yıl öncesinde %20 iken günümüzde bu oran %85’e ulaşmıştır.

 Maküla ödemi ve maküla istemisi olmak üzere 2 farklı antiteten oluşan diyabetik makülapati retinanın kalınlaşarak görme keskinliğini kaybetmesine sebep olur.

İleri yaştaki kişilerde, erkeklerde, yüksek glikolize hemoglobin seviyesi olanlar ve Tip 1 diyabet hastalarında daha fazla görülen bu rahatsızlık önceden teşhis edilerek kan basıncı normal seviyede tutulmayı başarılırsa görme kabı önlenebilir. Kan damarlarında yapısal ve fonksiyonel bozukluklara yol açan kronik sistemik bir hastalıktır.

 Vücudun yağ, protein ve karbonhidrat seviyelerindeki bozukluklar insülin yetmezliğini ortaya çıkaran en önemli etkendir. Diyabet hastalarında hastalığın başlama evresinde belirli bir süre geçmesi halinde görülen diyabetik retibopati teşhisi için açlık kan testi yapılarak tanı konulur.

Diyabet Hastalarında Görme Kaybının Oluşum Süresi

Konjonktiva, Göz kapakları, retina, iris, lens, kornea ve ekstraoküler kasların olumsuz etkilenmesine yol açan Diyabetik retinopati genellikle gözün retina bölümünde %84 oranında komplikasyona neden olur.

Tip 1 diyabet hastalarında hastalığın başlamasından 20 yıl sonrasında ortaya çıkan Diyabetik retinopati  Tip 2 diyabet hastalarının ise erken evrelerinin çoğunda rastlanan bir hastalıktır. Orta yaşlardaki hastalarda kataraktın görülme olasılığını arttırdığı gibi yaşlılığa bağlı kataraktın ise daha erken yaşlarda görülmesinde rol oynar.

Gözde görülen komplikasyonlar vitreus ve retina içinde kanamalara, neovasküler glokom ve maküla ödeminin oluşması sonucunda kalıcı körlük ortaya çıkar.

Diyanetik Retinopati Çeşitleri

Tip 1 diyabet hastalarında görülen sorunların başında proliferatif diyabetik retinopati ve geçici papilla ödemi yer alır. Tip 2 diyabet hastalarında ise kalıcı optik atrofi ve maküla ödemi görülür.

Eğer diyabet hastaları uzun süredir insülin kullanıyorsa proliferatif diyabetik retinopati hastalığı daha hızlı ilerler. Proliferatif ve Non- proliferatif olmak üzere iki türü bulunan bu hastalık hafif, orta ve ağır evrelere sahiptir. Maküla ödemi yoğun insülin tedavisi gören kişilerde oldukça fazladır. Bu oran zamanla azalır.

Konveksiyonel tedavi gören kişilerde yoğun insülin gören kişilere göre çok daha fazla retinal kayıplar görülür.

Diyabetik Retinopati’nin En Erken Görülme Yaşı

Diyabet hastalığının ilk başlama süresinin üzerinden geçen zaman ne kadar fazla ise görülme riski de o kadar fazladır. İleriki yaşlarda çok daha fazla görülen bu hastalık Tip 1 diyabet hastalarında ilk 5-6. Yıllarda görülmeye başlar.

Diyabetin kontrol altına alınması Retinopatinin ortaya çıkış süresini geçiktirir. Ancak yoğun insülin tedavisi gören kişilerde  çok daha erken yaşlarda görülebilir.

Ayrıca sürekli alkol vesigara kullanan kişilerde çok daha erken yaşlarda görme kayıplarına rastlanır.

Hipertansiyon ile Diyabetik retinopati hastalığı arasındaki bağ oldukça fazladır. Yüksek tansiyon retinopati oluşumunu hızlandırır. Erkeklere oranla 50 yaşın altındaki kadınlarda daha sık rastlanan bu hastalık erken tedavi edilerek önlenmediği taktirde kalıcı görme kaybına neden olur.

Diyabetin  Gözlere Etkisi ve Tanısı

Diyabetik retinopati hastanın her iki gözünde eşit oranda olumsuz etkiler. İki göz arasında asimetrinin bulunması nedeniyle görme kayıpları her iki göz içinde geçerlidir. Ancak istisna durumlarda sadece tek göz olumsuz etkilenebilir. Ancak bu durumun görüle olasılığı sadece %10’dur.

Tip 2 hastalarında kişiye diyabet hastalığının teşhisinin konulduğu anda retinopati tanısı da eş zamanlı olarak konulabilir. Oysa Tip 1 diyabet hastalarında tanı ancak 5. Yıldan sonra konulabiliyor.

Retinit ve üveit gibi gözde hasara neden olan hastalıkların diyabet öncesinde görülmesi diyabet sonrasında bu hastalığı tetikler.

Genektik faktörler göz önünde tutulmalı ve 40 yaşından sonra daha sık göz muayenesi yapılması retinopatinin görülmesinin önlenmesini veya geciktirilmesini sağlar.

Diyabetik Retinopati Tedavisi

Günümüzde diyabetik retinopati tedavisi lazer ile yapılır. Ancak bazı durumlarda hastaya cerrahi yöntem, tüp implantasyonu ve krio tedavisi yapılır.

Körlüğe neden olan komplikasyonların ortadan kaldırılmasını sağlayan bu tedavi yöntemleri traksiyona bağlı maküla ödeminin görülmesi, pre-retinal hemoraji, vitreus hemorajisi ve aktif gerilemeyen diyabetik retinopati durumlarında yapılmasına karar verilir.

Kaynaklar

(1 votes, average: 5,00 5)
Loading…

Источник: https://gozebak.com/retinopati.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.