Diyabetli Hastalarda Bariatrik Cerrahi İle Tedavi

Post Bariatrik Cerrahi Hakkında Her şey

Diyabetli Hastalarda Bariatrik Cerrahi İle Tedavi

Obezite günümüzün en ciddi sağlık problemleri arasında olup, tüm dünyayı sarmış durumdadır. Yapılan araştırmalara göre obezite olan kişilerin sayısı dünyada açlık çeken insanlardan daha fazladır.

Obez olan hastalara uygulanan Bariatrik cerrahinin başarı sayısı ülkemizde oldukça artış göstermiştir.

Bariatrik cerrahi ardından meydana gelen sarkmaları gidermek için Postbariatrik cerrahiye başvurulmaktadır.

Post Bariatrik Cerrahi Nedir?

Bariatrik Cerrahi, ciddi  kilo problemi yaşayan  kişilere uygulanan obezite cerrahisi  sonrası bedende oluşan sarkma,  ve deformasyonları düzeltmek için  uygulanan vücut şekillendirme ameliyatlarıdır. Zira bu operasyon sonrası kişi 30 ile 90 kg arası bir kilo kaybı yaşar. Bu da vücutta ciddi oranda sarkma ve deformelere yol açar.

Bariatrik ise aşırı kilolu olma durumu yani obeziteyi önleme, yol açan nedenlerle mücadele etme ve bu amaçla uygulanan tedavi planlarına verilen genel bir addır. Post Bariatrik Cerrahi plastik cerrahların uzmanlık alanlarıdır.

Body Lifting (Vücut Germe)

Body Lifting (Vücut Germe)

Operasyonu yapacak olan cerrahın deneyimli ve uzman  bir plastik cerrahi uzmanı olması gerekir.

Olası riskler, operasyona hazırlık süreci, operasyon öncesi gerekli olan hususlar, estetik beklentileriniz ve sonrasında uyulması gereken koruyucu, sağlıklı yaşam önerilerini kendisinden sormalı, bedeninizi ve sağlığınızı bu anlamda çok iyi izlemelisiniz.Operasyon sonrasında da doktorunuzun tavsiye ve önerilerine muhakkak uymanız gerekmektedir.

  • Vücut germe , fazla kilolu vücutta  hızlı kilo verme ile meydana gelen sarkma ve  deformasyona neden olan fazla dokuların vücuda yeniden şekil için cerrahi olarak çıkarılması ile sonuçlanan bir operasyondur. Birçok plastik cerrah  body lift uygulamasında  kalçanın gerilmesi ile beraber karın germe operasyonunuda bir arada yapar.
  • Bu operasyona  aday kişiler genellikle obezite cerrahi uygulaması geçiren  hastalardır. Uygulanan işlemde  sadece yağ dokuları değil sarkmış fazla sarkan deri  alınır.
  • Body lift işlemi öncesinde kişinin ideal kilosunu bulması gerekmetedir.Zira bu operasyonda amaç sarkan dokuların ve derinin bedeni küçülterek yeniden şekil vermektir. Ameliyat sonrası alınan veya verilen kilolar sağlanan estetik görünümünü değiştirebilir.
  • Vücut germe  cerrahisi ile aynı seansta veya başka bir seansta  yüz, meme, sırt, gıdı, kol  bölgelerin de gerilmesi ile genel vücut şekillendirmesi yapılabilir.
  • Operasyon süresi genel olarak 4-6 saattir.
  • Operasyon öncesi detaylı bir check-up yapılması zorunludur. Ağır sigara içenler, psikiyatrik rahatsızlığı olanlar veya  diyabet tansiyon gibi yüksek cerrahi risk taşıyan hastalar operasyona alınmaz.
  • Fazla kilolardan radikal bir şekilde   kısa sürede kurtulmak için cerrahi  operasyonları geçirmiş kişiler, eski sağlık durumlarına kavuşmaları biraz zaman alacağından  bu yöntemler sonrasında uzun süren  uyumlanma ve sağlığa kavuşma sürecini tamamlamadan bu şekillendirme operasyonlarına girmemelidirler. Bu süreç bazı araştırmacılara göre 30 yaş altında en az 2 yıldır. Yine bu gruptaki  için operasyon öncesi vücut sağlığı  ve psikolojik değerlendirme özellikle gerekmektedir.
  • Uzun süren bu operasyonlardan sonra günlük aktivitelere tam olarak 2 hafta sonra, işe 4. haftada ağır egzersizlere ise 2. ay sonunda dönülebilinir. Operasyon sonrasında hastanın, sağlıklı ve sürdürülebilir bir beslenme ve egzersiz programını içeren bir yaşam tarzını benimsemesi gerekmektedir.Bu operasyonun kalıcı ve etkili olabilmesi için özellikle önemli bir süreçtir..

Post Bariatrik Cerrahi Kimlere Uygulanır?

Post Bariatrik Cerrahi Kimlere Uygulanır?

Bariatrik cerrahi, obezite teşhisi konulan hastalara, vücut kitle indeksi normali fazlasıyla aşmış ve kesinlikle diyet ve egzersiz programlarından sonuç alamayan kişilere genel cerrahi uzmanlarıtarafından yapılan cerrahi girişime verilen isimdir. Bu girişimlerde tüp mide, mideye kelepçe veya balon uygulaması, mide bypassı gibi farklı işlemler uygulanabilir. Bu işlemlerden hangisi uygulanmasında hastanın kişisel faktörleri büyük rol oynar.

Kişinin fiziksel durumu da göz önünde bulundurularak doktor tarafından planlanan bu uygulamalar kişinin istediği görüntüye kavuşması için oldukça önemlidir. Bu operasyonlar sonrasında hastalar ciddi anlamda ve hızlı bir şekilde kilo kaybı yaşarlar.

Bu ameliyatlar ile sadece zayıflama sağlanmaz, kişilerdeki metabolik sorunlarda bu tedavi sürecinde çözümlenir. Bariatrik cerrahi işlemleri ile hastalar istedikleri zayıflığa ulaşırlar, ancak bu gibi işlemler sonrasında pek çok sarkma sıkıntıları oluşabilir. Bariatrik cerrahi öncesi yaşanacak olan bu sıkıntılar doktor tarafından hastalara anlatılır.

Tüm detayları ile gerekli bilgilendirme yapılır, hasta bilinçlendirilir ve daha sonra operasyona geçilir.

Bariatrik Cerrahi Sonrası

Bariatrik Cerrahi Sonrası

Bariatrik cerrahi sonrasında hastalar çok hızlı kilo kaybı yaşarlar ve istenmeyen deri sarkmaları yaşanır. Bu sarkmaların giderilmesi için bir veya birden fazla seans olacak şekilde ameliyatlar uygulanır. Bu ameliyatlara Postbariatrik cerrahisi ismi verilir. Postbariatrik cerrahisi, mide ameliyatı geçirmiş obez hastalarına uygulanır.

Bu hastalar Bariatrik cerrahi sonrasında hızlı kilo kaybı yaşadıkları için vücutlarında bazı deformiteler oluşur. Kol ve bacaklarda sarkmalar, göbek, bel, bacak iç kısımlarında, bazen de sırt bölgesinde oluşabilen bu sarkmalar birkaç seansla düzeltilebilir veya tek ameliyat kombine edilebilir.

Vücuttaki sarkmalar gerdirme işlemi ile düzeltilir.

Postbariatrik cerrahi sonrası hastalar en fazla iki gün hastanede kalırlar, ancak bu süre hastanın ve uygulanan ameliyatın durumuna göre değişir. Ameliyat sonrası bir ay süre ile korse giyilmesi gereklidir. Hastaların ameliyat sonrasında düzenli olarak takibe alınması ve vücut kitle indeksinin sürekli kontrol edilmesi gereklidir.

Bariatrik cerrahi sonrasında hastaların hızlı kilo kaybetmesi ve istedikleri kiloya ulaşmaları tedavinin sonu anlamına gelmez. Postbariatrik cerrahi işleminin kalıcı ve sağlıklı olabilmesi için bir yıl süre ile hastaların beklemesi ve sağlıklı beslenmeye özen göstermeleri gereklidir.

Tüp mide ameliyatı gibi Bariatrik cerrahi işlemleri sonrasında hastalarda yaşanan sarkmaların en aza inmesi için düzenli egzersiz uygulamaları gereklidir. Bariatrik cerrahi sonrasında katı gıdaların kesilmesi sonucunda yoğun medikal tedavi gerekli görülebilir. Bu durum vücut dengesini sarsan bir durumdur.

Hastanın bu süreçlerde iyi takip edilmesi gereklidir.

Obezite Cerrahi Sonrası Kol Sarkması

Obezite Cerrahi Sonrası Kol Sarkması

Obezite cerrahisi son dönemlerde kilo oranı yüksek, tıbbi olarak obezite teşhisi konmuş hastalara uygulanan bir çeşit ameliyattır. Operasyon sonrası vücutta ciddi oranda kilo kayıpları meydana gelir.

Bunun ile birlikte vücudun yağ kaybetmesi sonucu deri vücudun bu yeni durumuna hemen uyum sağlayamaz. Bu nedenler bir çok bölge de deforme ve sarkmalar meydana gelir. Bu bölgelerden biri de kol bölgesidir.

Kol bölgesinde oluşan kilo kaybı ile deri de bir sarkma meydana gelir. Bu görünüm olarak rahatsız edici olmakla birlikte aktiviteleri yaparken de engel teşkil edebilecek durum da olabilir.

Bu gibi bir durumda kişi istirahat sonrası doktorunun izin vermesi halinde (normal süreçte 6 hafta sonra müsaade edilmektedir) hafif egzersizlerle bu sarkmaları gidermeye çalışabilir.

Fakat bu bölge de ki sarkmaların ve deformelerin düzelmesi için uygulanacak egzersiz sıkıntılara sebep olabilir.

Egzersiz ve beslenme ile düzelmesi mümkün olmaması halinde ise plastik cerrahi uygulanabilir.Bu daha etkili ve hızlı bir yöntemdir.

Zira egzersiz ile bazı durumlarda bu sarkmaların giderilmesi mümkün ise de cerrahi operasyon sonrasında ki hassas süreçte bu egzersizleri yapmak mümkün olmayabilir.

Bu gibi durumlarda uzman bir cerrah ile beraber estetik cerrahi operasyonu tedavisi uygulanmalıdır.

Mide Küçültme Ameliyatları Sonrası Deri Sarkması

Mide Küçültme Ameliyatları Sonrası Deri Sarkması

Kilo kaybının  ardından  meydana gelen deformasyonlar da vücut bölgelerinin estetik girişimlerle tekrar biçimlendirilmesi artık yaygın olarak uygulanan operasyonlardır.Bu operasyonlar sırf görsel bir girişim olarak anlaşılmamalıdır.. Hayatın sağlıklı şekilde devam etmesi için uygulanan elzem uygulamalardır.

Genç yaşta ki olan cerrahi operasyon sonrasında ki kilo kaybının ardından oluşan sarkmalar uygun egzersiz ve diyetle giderilebilinir. Bir çok bölgeye plastik cerrahi operasyonunun uygulanmasına gereksinim duyulmayabilir.

Kimi zaman çeşitli bölgelerde ki kalmış yağ dokusu birikimleri vakumlu yağ alma tekniği ya da benzer tekniklerle azaltılabilir. Fakat deri fazlalığı var ise, bunun için plastik cerrahi girişimler uygulanır.

Kilo kaybının ardından uygulanacak plastik cerrahi vücut şekillendirme ameliyatları, alttaki yağlı doku ve deriyi destekleyen fasya gibi dokularında şeklini ve düzeltir. Aşırı derecede kalın, sarkık yağlı doku ve fazla deriyi ortadan kaldırır.

Genel olarak, fazla kilo kaybının ardından plastik cerrahi tekniklerle uygulanan vücut şekillendirme girişimleri, vücudun pek çok bölgesinde kalan aşırı yağlı doku ve deriyi azaltır. Bu şekilde bir kilo kaybının ardından estetik cerrahi ile sağlanan vücut şekillendirme hem daha sağlıklı hem de, daha form da bir vücuda sahip olmak anlamına gelir.

Fazla kilolu halden normal kiloya ulaşan kişilerin verdiği kilolar, vücudun her bölgesinde eşit oranda benzer bir eksilme ve görünüm değişikliği meydana getirmeyebilir.

Bu uygulamalar fazla  kilolu kişilerin hayatının belli bir dönemini ayırdığı zayıflama mücadelesinin en önemli periyodu olmaktadır.

Bu son dönemi de sabırla ve dikkatle geçirmeleri durumunda ameliyat öncesine göre büyük oranda tatmin edici bir değişim ve dönüşüm yaşarlar.

Post Bariatrik Cerrahi – Video

Obezite cerrahileri sonrası estetik operasyonlar ve obezite ameliyatlarıyla ilgili tüm soru ve önerilerinizi yorum olarak bırakabilirsiniz.

Источник: https://www.obezitehaber.com/post-bariatrik-cerrahi-hakkinda-hersey/

Obezite Tedavisinde Metabolik Cerrahi Yöntemi

Diyabetli Hastalarda Bariatrik Cerrahi İle Tedavi

Obeziteye bağlı hastalıkların eşlik ettiği kişilerde etkili kilo kaybını sağlayan çeşitli cerrahi operasyonlar uygulanmaktadır. Bu ameliyatlar yüksek kilo verdirme başarısına sahip olduğu için, sağlık otoriteleri obezitenin en etkin tedavisinin cerrahi olduğunu kabul etmiştir.

Vücutta aşırı yağ dokusu depo edilmesi durumuna obezite denmektedir.

Vücut ağırlığının metre cinsinden boyun karesine bölünmesi ile hesap edilen ‘Vücut Kitle İndeksi’ (İ) ölçüt alındığında, 25 – 30 değerleri arası ‘fazla kilolu’,  30 değerinin üstü ise ‘obezite’ olarak kabul edilmektedir.

Başka yöntemlerle kilo vermeyi başaramayan veya kilo verse de tekrar alan, Vücut Kitle İndeksi 40 kg/m2’nin üzerinde olan kişiler ‘MorbidObez’ olarak adlandırılır. Bu grup kişiler obezite kaynaklı çeşitli hastalıklara sahip veya adaydırlar.

Obezite modern ülkelerde daha fazla olmakla birlikte tüm ülkelerde son yıllarda görülme sıklığı hızla artan bir sağlık sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ABD’de insanların %60 – 65’i fazla kilolu, her 4 kişiden biri ise obez grubuna girmektedir. Ülkemizdeki oranlar da bu değerlere yakındır.

UYGULANAN CERRAHİ OPERASYONLAR

MorbidObez (İ >40) veya İ 35 – 40 arasında olup obeziteye bağlı hastalıkların eşlik ettiği kişilerde etkili kilo kaybını sağlayan çeşitli cerrahi operasyonlar uygulanmaktadır. Bunlar ‘Bariatrik Cerrahi’ diye adlandırılmaktadır.

Bu operasyonlarda mide kapasitesi sınırlandırılmakta ve/veya bir miktar barsak segmenti bypass edilerek sindirim dışı bırakılmaktadır. Böylece bir yandan alınan gıda miktarı kısıtlanırken, diğer yandan gıdaların emilimi azaltılmış olmaktadır.

Bu ameliyatlar yüksek kilo verdirme başarısına sahip olduğu için, sağlık otoriteleri obezitenin en etkin tedavisinin cerrahi olduğunu kabul etmiştir.

OBEZİTE BİRÇOK HASTALIĞA ZEMİN HAZIRLIYOR

Obezite, kanser dâhil birçok hastalığa zemin hazırlamakta veya eşlik etmektedir. Hastalarda birçok organ ve sistemi tehdit eden, diyabet (Tip2) – hipertansiyon –  kan yağları yüksekliği ile karakterize olan en önemli sağlık sorunlarından biri de ‘metabolik sendrom’dur.

Bariatrik cerrahi uygulanan hastalarda etkili kilo vermenin yanında, gerek Tip2 diyabet hastalığında gerek hipertansiyonda, literatür verilerine göre %80 – 90’lara varan oranlarda düzelmeler olduğu gözlenmiş ve bildirilmiştir.

Özellikle Tip2 diyabet durumunda gözlenen iyileşmenin ameliyat sonrası erken dönemlerde başlaması, kilo vermeden bağımsız farklı mekanizmaların etkisini akla getirmiş ve konu ile ilgili çok fazla bilimsel çalışma yapılmıştır.

Gıdanın barsaklara geçiş yolunun ve/veya geçiş hızının değişmesi sonucu, barsak kökenli hormonal aktivitelerde oluşan değişimin insülin direncini düzelterek diyabetin kontrolüne yardımcı olduğu düşünülmektedir. Bir diğer deyişle etkin mekanizma salt kilo verme değil, barsak hormonları üzerinden gelişen bir metabolizma farklılığıdır.

DİYABET CERRAHİ MÜDAHALE İLE ÖNLENEBİLİYOR

ABD’de uzun yıllardır en çok uygulanan ‘Gastrik Bypass’ operasyonlarında diyabetin düzelme oranının en yüksek olduğu bildirilmekle birlikte, son yıllarda giderek daha çok uygulanmaya başlanan ‘Tüp Mide (SleeveGastrektomi)’ operasyonlarında da benzer sonuçların alındığı kabul edilmektedir. 5 – 6 yıl izlenen hastaların çoğunda diyabette tam düzelme gözlenirken, tam düzelmeyen hastalarda ise diyabetin daha kolay kontrol edilebilir hale geldiği bildirilmiştir. Bizim obezite ameliyatı uyguladığımız hastalarımızdan insüline bağımlı Tip2 diyabetli olup, ameliyattan sonra hiçbir tedaviye gereksinim duymadan normal şeker düzeyi ile yaşayanlar mevcuttur. Diyabet geçmişi çok uzun olmayan ve kolay regüle edilebilen hastalarda, uzun yıllar ve inatçı diyabetlilere kıyasla daha iyi sonuçlar alındığı bildirilmektedir.

METABOLİK CERRAHİ UYGULAMASI GİDEREK ARTIYOR

Tip 2 diyabetin düzeltilmesini hedefleyen Bariatrik cerrahi operasyonları artık ‘Metabolik Cerrahi’ diye anılmaktadır.

Bariatrik cerrahinin bu metabolik kazanımı düşünülerek, Vücut Kitle İndeksi 35 – 40 arasında olmakla birlikte Tip2 diyabet hastası olan kişilerde de, Bariatrik cerrahinin önerilmesi konusunda bilim çevreleri fikir birliğine varmıştır. Buna paralel olarak da dünyada giderek daha çok sayıda Metabolik Cerrahi uygulanmaktadır.

Son zamanlarda obez olmayan Tip2 diyabetli hastaların da bu operasyonlarla diyabetik durumdan kurtarılmalarının uygun olup olmadığı konusu uzmanlarca araştırılmaktadır. Bu konuda henüz bilimsel bir konsensüse varılamamıştır.

Источник: http://centralhospital.com/haberler/obezite-tedavisinde-metabolik-cerrahi-yontemi/egitimler/baba-egitimi/kasim---baba-egitimi-53/

Bariatrik cerrahi (obezite ameliyatı) nedir, kimlere uygulanır?

Diyabetli Hastalarda Bariatrik Cerrahi İle Tedavi

Gastrik bypass kilo kaybı için en yaygın uygulanan operasyondur.

 Vücut kitle endeksi (BMI) 40 kg/m2’den büyük olan hastalar ve obezite ile ilgili hastalıkları olanlar için ameliyat tedavide bir seçenek olarak düşünülebilir.

 Ameliyat ayrıca, obezite birden fazla ilişikli hastalık ile bağlantılı ise ya da sadece şiddetli diyabet varsa BMI 35-40 kg/m2arasında olan hastalar için de düşünülmelidir.

Mide küçültme ameliyatı nasıl yapılır? Avantajları ve riskleri nelerdir?

Gastrik bypass bariatrik ameliyat prosedürü içinde eğer başka bir prosedürü seçmek için nedenler yoksa ilk seçenektir. Nerdeyse bütün mide, duodenum ve proksimal ince bağırsağın yaklaşık 1m bypass edilir. Yiyecek midenin üst tarafından, ince bağırsağın komünal kısmında safra ve pankreatik sularla karıştığı ince bağırsağa doğru ilerler.

Obezite nedir? Kimlere morbid obez denebilir? Tedavisi mümkün mü?

Gastrik bypass bir laparoskopik prosedür olarak sürdürülür ve ameliyat deneyimli bir cerrah için yaklaşık 1.5 saat sürer.

 Normal endoskopik prosedürler ya da akse karşılaştırma çalışmaları ya da mide, duodenum ya da safra veya pankreas yolunu görüntüleme ameliyattan sonra yapılamaz.

 Gastrik bypass ameliyatı geri döndürülemez ve üst sindirim sisteminin normal anatomisini yeniden yapılandırmak mümkün değildir.

Şişirilebilir sıvı içeren bir silikon bant (yaklaşık bir parmak genişliğinde) midenin üst kısmının etrafına yerleştirilir.

Bantın, abdominal boşluk duvarına eklenmiş bir enjeksiyon kanalına (rezervuar) birleştiği bir bağlantı tüpü vardır. Bantın sıkılığı rezervuardaki sıvının azaltıp artırılmasıyla ayarlanabilir.

 Mideyi de içine alan diğer cerrahi seçeneklere göre uzun vadede elde edilen kilo kaybı oldukça düşüktür.

Tüp mide ameliyatı nedir, nasıl yapılır?

Prosedür laparoskopik olarak gerçekleşir ve midenin geniş bölümü alınır. Açık durumdaki dikey kenarlar boru şeklindeki tüp bırakılarak birleştirilir. Yiyecek normal olarak midenin içinden duodenuma doğru ilerler.

 Kalan gastrik tüpün 100–200 ml arasında bir hacmi vardır yani sadece tüketilebilen gıdanın miktarı ameliyattan etkilenecektir. Uzun vadeli sonuçlar henüz belli değildir.

Birkaç yıl boyunca yapılan takipler sırasında kilo kaybı sonuçları nerdeyse gastrik bypass ameliyatı sonuçları kadar başarılı olmuştur.

Diğer cerrahi seçenekler

Gastroplasti mideye dikey olarak yerleştirilen cerrahi zımbalarla ufak bir çıkışla boşalan küçük eğrilik boyunca ufak bir torba yaratılarak gerçekleşir, Ameliyat bugün nadiren yapılmaktadır.

 Ameliyat verisi: Hastalar deneyimli cerrahların bulunduğu yüksek volümlü merkezlere se edilmelidir. Hasta sayısı ileriki yıllarda artmaya devam edecek görünüyor.  Komplikasyon oluşmadığı durumlarda hasta ameliyattan 3-4 gün sonra taburcu edilir.

 Muhtemel komplikasyonların tedavisi kadar ameliyat öncesi ve sonrası uzman kliniklere yapılan viziteler, çeşitli incelemeler de ameliyat maliyetine eklenir.

Bir kişi için ameliyat olmadan eşit miktarda kilo kaybı mümkün olsa da uzun vadede kilo kaybı düşünüldüğünde bariatrik ameliyat konvansiyonel yöntemlerden önemli derecede daha etkilidir. Ameliyatla elde edilen kilo kaybı ölüm oranını az miktarda azaltır.

En büyük faydaları arasında obezite ilişikli hastalıkların azalması ve fark edilecek biçimde yaşam kalitesinin artması sayılabilir.

 Diyabeti olan hastaların büyük çoğunluğunda kilo kaybının kan şekeri değerleri üzerinde normalize edici bir etkisi olur ve ameliyat edilmiş hastaların, aynı kilodaki kontrol grubuyla karşılaştırıldığında yalnızca küçük bir bölümünde yeni diyabet vakası teşhis edilir.

 Bariatrik ameliyat sonrasındaki kilo kaybı vakaların %50’sinde lipid değerlerin normalize olması, uyku apnesi kürü, antihipertansif maddelere ve astım ilaçlarına ihtiyaçta azalma ve ruh halinde düzelmeyle sonuçlanır.
Doğurganlık genç kadınlarda artabilir.

Bariatrik ameliyatı komplikasyonlar

Ameliyat sırasında ölüm oranı %0.5’in altındadır ama oran şiddetli obez ve yaşlı hastalarda daha yüksektir.

 Karın boşluğunu etkileyen her türlü cerrahi işlem sonrasında fazla kilolu hastalarda, normal kilolu hastalara göre alt ekstremite venöz tromboz ve ardından akciğer embolisinin yanı sıra yara ve akciğer enfeksiyonu ihtimali daha yüksektir. %3 oranında dikiş yerlerinde kanama veya sızıntı sebebiyle ameliyatın hemen tekrarı gerekebilir.

Bununla beraber hastaların büyük bölümü ameliyat sonrası periyot sırasında kanamanın kontrol altına alınması için endoskopik yapıştırma ya da dikişe ihtiyaç duyabilir. İyileşmede gecikmeye sebep olan çeşitli anlık cerrahi komplikasyonlar hastaların yaklaşık %10-20’sinde görülür.

 Hastaların yaklaşık %10-20’si daha sonraki aşamalarda cerrahi müdahaleye gerek duyabilir (örneğin dikiş hattı stenoz dilitasyonu ya da kanal alanında fıtık tedavisi).

 Son olarak hastaların yaklaşık %10’unda sonuçlar komplikasyon ya da yetersiz kilo kaybı sebebiyle tatmin edici değildir.

Obezite süresi 5 yıldan fazla olmalıdır. Hasta yaşı 20 ile 60 (65’e kadar) arasında olmalı. Bariatrik ameliyata ilişkin genelde bu yaş grubuyla ilgili konular incelenir.

Üst yaş limiti esnektir ve hastanın genel sağlık durumuna bağlıdır.

 BMI 40 kg/m2 üstünde, obezite özellikle diyabet, CPAP terapisi gerektiren uyku apnesi, ilaçla tedavi edilen hipertansiyon ya da şiddetli lower limb osteoartrit gibi ilgili hastalıklarla bağlantılı ise.

Obezite sadece şiddetli diyabet ya da birden fazla ilgili hastalık ile bağlantılı ise ameliyat ayrıca BMI 35–40 kg/m2arasındaki hastalar için de düşünülebilir.

 Ameliyat öncesinde profesyonel, konvansiyonel obezite tedavileri uygulanmalıdır (genellikle bir kilo yönetimi grubunda en az 10 seans) ve bu yöntemlerin etkili olmadığından emin olunmalıdır.

 Hasta ayrıca ameliyatın gerektirdiği yeme alışkanlıklarını değiştirebilmeli ve mental olarak yeni, değişmiş imajına adapte olabilmelidir.

Bariatrik ameliyatı için genel uygunluk

  • Kontrendikasyonlar
  • Şiddetli yeme bozukluğu
  • Obezitenin aşırı alkol alımıyla devamı.
  • Ciddi sistemik hastalıklar (örneğin karaciğer sirozu, renal bozukluk, kanama ya da enfeksiyon riskini artıran hastalıklar ve ciddi kalp hastalıkları)
  • Üst sindirim borusunu etkileyen hastalıklar
  • İstikrarsız psikiyatrik durum
  • Antienflamatuar ilaçların düzenli kullanımına ihtiyaç duyma
  • Sıkı bir tedavi ile geçici olarak da olsa hasta kilo kaybedemiyorsa.

Bariatrik ameliyatı için hazırlık

Bir hastanın bir kilo kaybı prosedürüne uygunluğu genellikle bir bariatrik doktor ya da özel bir bariatri takımı tarafından değerlendirilmelidir.

 Eğer hasta ameliyat kriterlerini karşılıyorsa ve kontrendikasyonlar yoksa, üst sindirim borusunun durumunu incelemek için gastrokopi yapılır. Bazı durumlarda karaciğerin büyüklüğünü anlamak için ultrason incelemesi yapılır.

 Eğer helikobakteri pilori enfeksiyonu gözlenmişse eradikasyon terapisi uygulanmalıdır. Terapinin başarısı kontrol edilmelidir.

Ameliyat öncesi kilo kaybı karaciğerin yağ oranını ve büyüklüğünü azaltır. Çok düşük kalorili diyetler (VLCD) genelde ameliyat öncesi kilo kaybı için uygulanır. En uygun cerrahi seçeneğin hangisi olduğu genelde tedavi eden doktor ile operatör arasında karar verilir.

Ameliyat sonrası anastomotik sızıntı olmadığı bir kontrast çalışma ile teyit edilirse hasta berrak sıvılar alabilir. Eğer komplikasyon oluşmazsa ameliyattan üç dört gün sonrasında hasta taburcu edilebilir.

 Hali hazırda devam eden terapilerin (antidiyabetik ilaçlar, antihipertansif ilaçlar, diyüretikler) değişmesi gerekir. En büyük ve en hızlı değişiklik antidiyabetik yönetim ile ilgilidir, özellikle ameliyattan sonraki azalan insülin ihtiyacından dolayı.

 İlk iki hafta içinde hasta, yarı sıvı bir diyet uygular (örneğin: meyve suyu, çorba, meyve püresi, püre çorba püresi, yoğurt).

Yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır (2 000 ml/gün).

İki haftanın ardından hasta yarı katı ve yumuşak yiyecekler yemeye başlayabilir (örneğin: lapa, muz, fırında balık, kıyma), ameliyatın üzerinden 4 hafta geçtikten sonra ise dengeli, sağlıklı bir diyete geçilmelidir.

Hastadan her zaman iyi çiğnemesi ve yavaş yemesi istenmelidir. Yemesi zor yiyecekler arasında taze ekmek ve hamur işleri, makarna, ızgara tavuk, ton balığı, haşlanmış yumurta, tahıllar, sebzeler ve meyve kabuğu yer alır.

Bunlar ilk aşamada kesinlikle tüketilmemeli, diyete geçtikten sonra ise iyi çiğnenmelidirler. Ameliyat sonrasında yeterli protein alınmalıdır; tavsiye edilen minimum günlük miktar 60–120 g’dir.

 Ameliyat sonrasında uygulanan diyette yeterli vitamin ve koruyucu besinler absorbe edilemeyecektir.

Ayrıca gastrik baypas, kalsiyum ve demirin yanı sıra D ve B12 vitaminlerinin absorpsiyonunu etkileyecektir.

Ameliyattan sonra kalsiyum ve D vitamini içeren karışımlar kadar multivitaminler de almalıdır. Bu karışımlar için ihtiyaç yaşam boyudur.

Eğer B12 vitamini yetmezliği görülmüşse tabletlerle (gün 1 mg) ya da intramüsküler enjeksiyonlarla (her 3–4 ayda bir 1 mg).

 Eğer bariatrik ameliyat geçirmiş hasta kusuyorsa tiyamin (B1 vitamini) yemezliği olasılığı düşünülmeli ve eğer varsa intravenöz takviye verilmelidir (gün50-100 mg).

Operatör doktor genelde hastayı ameliyattan bir ay sonra ayakta tedavi veren bir klinikte ameliyat sonuçlarını değerlendirmek için görür. Bunu daha sonra bariatrik doktorunun 12 ila 24 ay arasında yapacağı kontroller takip eder.

 Kilo kaybı, sıvı dengesi ve vitamin takviye terapisinin yeterliliği bu kontroller sırasında değerlendirilir.

 Hasta kilo kaybetmeye devam ettikçe alt abdomeninde, kasık ve üst kollarda sarkma ve deride katlanma gerçekleşir ve bunların yok edilmesi için mümkün olan plastik cerrahi ameliyattan 12-24 ay sonra değerlendirilmelidir.

Bariatrik ameliyatı: Temel sağlık bakımında takip

Ameliyattan 12 ila 24 ay sonra takip aşağıdaki değerlendirmelerin yıllık olarak yapılacağı temel sağlık bakımına devredilebilir:

  • kilo gelişimi ve ilgili ek hastalıkların üstesinden gelmek için ilaca ihtiyaçkan tablosu
  • plazma elektrolitler
  • serum B12 vitamini konsantrasyonu
  • serum D vitamini konsantrasyonu
  • alyuvar folat konsantrasyonu
  • glisemik kontrol (plazma glükoz, HbA1ceğer belirtilmişse)
  • eğer ameliyat öncesi anormallikler varsa, lipid profil
  • eğer gerekli görülürse karaciğer fonksiyonları testi ve serum kreatinin
  • kilo azalımının önemli ölçüde olduğu durumlarda prealbumin (albumin).

Özellikle gastrik bypass ameliyatından sonra eğer hasta çok kilo kaybettiyse ya da ameliyattan sonra serum D vitamini konsantrasyonu azalmışsa, kemik yoğunluğu ayrıca ölçülmelidir.

 Abdominal ağrı ile yiyeceğin geçişi ile ilgili problemler daima karın bölgesine işaret eder ve burası da ameliyatın gerçekleştiği kısımdır.

 Demir eksikliği anemisinin artması besinsel demirin yetersiz alımından olabilir ama bu ayrıca anastomoz kaçağın sebebi olabilir ve üst sindirim borusunda endoskopik inceleme öngörülür.Kaynak:KDTRehberi

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/bariatrik-cerrahi-obezite-ameliyati-nedir-kimlere-uygulanir/

Diyabet (şeker hastalığı) belirtileri neler? Bariatrik cerrahi nedir?

Diyabetli Hastalarda Bariatrik Cerrahi İle Tedavi
Diyabet (şeker hastalığı) belirtileri neler? Bariatrik cerrahi nedir?

Bezmialem Vakıf Üniversitesi Endokrinoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Taşan, “Ülkemizde her 9 kişiden biri diyabet hastası. Kontrol altına alınmayan diyabet bacak ampütasyonu, böbrek yetmezliği ve körlüğün başlıca nedenleri arasında yer alıyor” dedi.

Diyabetin oluşumu ve ortaya çıkmasında genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ertuğrul Taşan şunları söyledi:

Tip 2 diyabet tip 1 diyabete göre daha sık görülüyor ve oluşturduğu kardiyovasküler komplikasyonlar ile büyük sorun oluşturuyor. Her 10 tip 2 diyabet hastasından 8’i kalp krizi ve inme gibi bu makrovasküler komplikasyonlardan ölüyor. Yine tüm dünyada travmatik olmayan bacak ampütasyonlarının, diyaliz gerektiren son dönem böbrek hastalığının ve körlüğün başlıca sebebi diyabet hastalığıdır.

Görme bulanıklığı diyabetin habercisi

Halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı, çok su içme, çok idrara çıkma, vücutta sıvı kaybı, görmede bulanıklık diyabetin sık görülen belirtileri arasında. Ancak kan şekerinde yükselmenin bulguları her zaman belirgin olmayabilir ve hastalık sinsi bir seyir izleyerek bazen yukarda bahsedilen komplikasyonlar ile hasta ilk defa hastaneye başvurabilir.

Diyabet tedavisinde sigarayı bırakmak şart!

Diyabetin tedavisinde kan şekerinin ayarlanması çok önemli ancak yeterli değil. Özellikle tip 2 diyabette tansiyon yüksekliği ve diyabetik dislipideminin de (diyabete bağlı kolesterol) tedavisi şart. Sigara kullanımı varsa mutlaka bırakılması ve obez ise kilo verilmesi gerekiyor. Böylece kardiyovasküler komplikasyonların şiddeti daha etkin olarak azaltılabiliyor.

Tip 1 diyabetin tedavisinde insülin, tip 2 diyabetin tedavisinde ise oral antidiyabetik ilaçlar öncelikli olarak kullanılıyor. Tedavide önemli olan, erken teşhis sonrası ilaç tedavisine hemen başlamak ve 3 aylık şeker ortalamasını gösteren hemoglobin A1c düzeylerinin hasta için belirlenen hedefe 3 aylık ölçümlerle en kısa sürede düşürerek tekrar yükselmesini engellemek.

Bariatrik cerrahi ile kan şekeri regülasyonu mümkün!

Tip 2 diyabeti ve morbid obezitesi olan hastalarda bariatrik cerrahi olarak adlandırılan operasyonlar yapılarak hastanın hem kilo vermesi hem de kan şekerinin regülasyonu mümkün olabilir.

Ancak bu operasyonlarla ilgili risk ve komplikasyonların azaltılabilmesi ve diyabet tedavisinde etkin olabilmesi için, olguların mutlaka bir endokrinoloji uzmanı tarafından önceden değerlendirilmesi gerekir.

Bariatrik cerrahi, uluslararası ölçütlere uygun hastalarda başvurulması gereken bir yöntemdir.

Diyabetlerde uzuv kaybı 25 kat daha fazla!

Basit çarpmalar sonucunda oluşan yaraların tedavisi kolay olsa da şeker hastaları için bu durum farklı. Şeker hastalığının neden olduğu yaralar uzuv kayıpları ve ölümlere yol açıyor.

Uzmanlar, diyabetik ayak yarası ve ayak bakımı hakkında önemli uyarılarda bulunarak, şeker hastası olan insanların, şeker hastası olmayan ve yarası olan insanlara göre 25 kat daha fazla uzuvlarını kaybettiğini vurguluyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Ortopedi Uzmanı Dr. Abdullah Şarlak ise diyabetik ayak yaraları ve ayak bakımı konusunda önerilerde bulundu.

Yaralar; basit çarpmalar, vurmalar sonucu herkeste oluşabilir ve tedavisi de oldukça kolaydır. Ancak şeker hastasıysanız ve şekeriniz kontrol altında değilse bu yaralar uzuv kayıplarına, ölümlere neden olabiliyor” diyen Uzm. Dr.

Abdullah Şarlak, “Bu konu ile ilgili yapılan araştırmalara göre şeker hastası olan insanlar, şeker hastası olmayan ve yarası olan insanlara göre 25 kat daha fazla uzuvlarını kaybetmektedir.

Basit önlemler ile uzuv kayıplarının, ölümlerin önüne geçilebilir.

Ayaklarınızı her gün ılık su ile yıkayın

Her gün ayakların ılık su ile yıkanması gerekir. Suyun sıcaklığı kontrol edilmeli; çok sıcak ya da çok soğuk olmamalıdır. Ayaklar yıkanma sonrası bir bebeğin ayaklarını kuruluyor gibi nazikçe kurulanmalıdır. Kurulama işlemi ayağınızda bir yara, kanama oluşmuş ise bunu görebilmek adına beyaz bir havlu ile gerçekleştirilmelidir.

Ev içinde de mutlaka terlik veya ayakkabı giyin

Çıplak ayak ile yerlere basmamak ve ayakların ıslak olmamasına özen göstermek gerekir. Mutlaka ev içinde dahi ayağı koruyacak terlik, ayakkabı olmalı. Abdest aldıktan sonra ayağın tüm parmak aralarını kibar bir şekilde kurutmalısınız. Ayağınızdaki çorap naylon olmamalı, ayağı hava aldıracak, dikişli olmayacak, sıkmayan pamuklu çoraplar tercih edilmeli.

Tırnaklarınızı keserken dikkatli olun

Tırnaklar kesilirken dikkatli olunması gerekir. Şeker hastaları görme problemi yaşayabiliyor. Şayet görme problemi yaşıyorsa, yakınından tırnak kesimi için yardım alması gerekir. Tırnaklar düz kesilmeli, kenarları törpü ile oval hale getirilmeli.

Her gün ayna ile ayaklar muayene edilmeli. Ayağımızı aynaya tutup göremediğimiz yerlerini de görmemiz, kontrol etmemiz gerekiyor. Ayağın hava alması, temiz kalması sağlanmalı. Gün içerisinde sürekli olarak ısı artışı, renk değişimi, kanama, şişme gibi durumlar için ayaklarımızı muayene etmeliyiz.

Yumuşak ve ayağınızın hava almasını sağlayan ayakkabılar kullanın

Ayakkabılarımızın yumuşak olması gerekiyor; sivri uçlu, topuklu ayakkabılar kullanılmamalı. Ayağımızın hava almasını sağlayan deri ayakkabılar ve tabanının koruyucu olduğu kalın tabanlı ayakkabılar kullanılmalı.

Ayağımızın hava almasını sağlamak için 2-3 ayakkabımız olmalı. Bir ayakkabıyı en az 24, en fazla 48 saat havalandırdıktan sonra giymemiz gerekiyor. Evde her gün yapılması gerekenler dışında yılda bir kez ayak sağlığı için ayak sağlığı merkezlerine, cildiyeye gidilmesi gerekmektedir.”

Diyabetliler için Sürekli Glukoz Monitorizasyon (CSGM) ile kan şekeri ölçümü

Источник: https://indigodergisi.com/2019/01/diyabet-belirtileri-bariatrik-cerrahi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.