Diyabetlilerde Depresyon ve Alzheimer Riski Yüksek!

içerik

Diyabetlilerin dikkat etmesi gereken 10 hastalık

Diyabetlilerde Depresyon ve Alzheimer Riski Yüksek!

Diyabet ömür boyu dikkat ve kontrol gerektiren bir hastalık. Bu süreçte doktor kontrolü aksatılmadığında ve hayat diyabetin gerekliliklerine göre düzenlendiğinde, kaliteli ve uzun bir ömür mümkün oluyor. Ancak diyabeti olanların, hastalığın kendisi kadar diğer hastalıklara karşı da dikkatli olması gerekiyor.

Çünkü diyabeti olanların kendi hastalıkları yanında diğer bazı hastalıklara karşı duyarlılıkları da artabiliyor ve bu ek rahatsızlıklar diyabet şikayetlerini artırabiliyor. Acıbadem Bağdat Caddesi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Yaser Süleymanoğlu, diyabet hakkında bilinmesi gereken önemli noktaları anlattı.

Göz hastalıkları

Diyabet kılcal damarları hedef alan bir hastalık. Kılcal damarlar da en çok göz, beyin, kalp ve böbreklerde bulunuyor. Bu nedenle diyabeti olanların göz sağlığına dikkat etmesi çok önemli.

Diyabet hastalarında kan şekeri yüksek seyir ettiği için gözün arka tabakasında bulunan kılcal damarların yapısı ve dolaşımı etkilenebiliyor ve zamanla göz kanaması ve körlük gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor.

Bununla birlikte gözün ön tarafında bulunan lenste de, şeker birikimi sonucunda katarakt meydana gelebiliyor.

Nasıl korunmalı?

Göz sağlığıyla ilgili sorun yaşamamak için diyabeti olanların açlık ve tokluk kan şekerini düzenli olarak kontrol ettirmesi gerektiğini belirten Dr. Süleymanoğlu, “Diyabetli bireylerde; açlık kan şekeri 100-110 mg ve tokluk kan şekeri 140 mg seviyesinde olmalı.

Ayrıca kan şekeri ortalamasını gösteren Hba1c seviyesi 6,2’in altına çekilmeli. Bununla birlikte diyabeti olanların 6-12 ayda bir rutin olarak detaylı göz muayenesi yaptırması da çok önemli. Muayenede arka göz, retina, lens durumu, göz tansiyonu, görme alanı ve keskinlik gözden geçirilmeli” diyor.

Göz muayenesinin diyabet konusunda uzmanlaşmış bir göz hastalıkları uzmanı tarafından yapılması gerekiyor.

Yüksek tansiyon

Diyabeti olanların yüzde 70’inde aynı zamanda tansiyon hastalığı da görülüyor. Dr. Süleymanoğlu; “Diyabetin en fazla zarar verdiği yerlerden biri damarlar olduğundan, diyabetle birlikte görülen tansiyon erken dönem organ kayıpları, inme, beyin kanaması, göz içi kanama ve kalp krizi gibi riskleri artırabiliyor” diyor.

Nasıl korunmalı?

Tansiyonu kontrol etmek için açlık kan şekerinin 100-110 mg, tokluk kan şekerinin ise 140 mg’ın altında tutulması ve sürekli kontrol edilmesi gerekiyor. Bununla birlikte kan basıncını da sürekli kontrol etmek çok önemli. Diyabette büyük tansiyon 12’in altında, küçük tansiyon ise 75’in altında olmalı. Ayrıca rutin kalp incelmesi de gizli kalp riskini ortadan kaldırıyor.

TOPLUMDA YANLIŞ BİR ALGI: DİYABET VE CİNSELLİK

Diş eti hastalıkları

Kan şekeri yüksek olan diyabetli hastalarda diş etlerinde şeker birikiyor. Bu durum diş etinin içinde birçok bakteri ve mantar oluşmasına neden oluyor ve diş eti iltihabı, diş eti çekilmesi ve erimesi gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Ek olarak diş eti iltihabı ve sorunu olan hastalarda kan şekerini kontrol altına almak zorlaşabiliyor.

Grip ve soğuk algınlığı

Diyabet, bağışıklık sistemini baskılayan bir hastalık ve kan şekeri yüksek seyir ettiğinde bu baskılanma daha da artabiliyor. Bu nedenle diyabet hastaları grip, nezle hatta zatürre gibi hastalıklara karşı diğer insanlara göre daha yatkın olabiliyor.

Kolesterol

Kontrol edilmeyen diyabet, tansiyon ve kolesterolün hayati risklere neden olabilecek bir üçgen olduğunu belirten Dr. Süleymanoğlu, “Özellikle LDL kolesterolün damar çeperini daraltarak tıkıyor. Bu nedenle diyabet hastalarında kalp krizi riski 4 kat artıyor” diyor.

Cilt hastalıkları

Cilt, vücudun diyabetten en çok etkilenen yerlerinden biri. Kılcal damarların diyabetten etkilenmesiyle dolaşımın azalması sonucunda ciltte kuruluk, egzama, mantar ve deri enfeksiyonları ortaya çıkabiliyor. Bununla birlikte özellikle ayak derisinin bozulması, diyabete bağlı ayak yarası riskini artırıyor.

Ayak yaraları

Diyabet hastalarının derisinde ve yumuşak dokularda normal insanlardan daha fazla glikoz yani şeker birikiyor. Bu şeker zamanla ayak derisinin kurumasına, his kaybına ve parmak arasında mantar meydana gelmesine neden olabiliyor. Ek olarak ayağın kemik yapısı bozulabiliyor ve farkına varılmayan yaralar oluşabiliyor.

Mide ve bağırsak hastalıkları

Uzun yıllar diyabet hastalığı olanlarda hazım sorunları ortaya çıkabiliyor. Gastroparezi olarak da adlandırılan “mide ve bağırsak tembelliği” hazım, emilim ve tuvalet alışkanlığını olumsuz etkiliyor. Buna ek olarak diyabet hastalarının çok fazla ilaç kullanması da mide ve bağırsak sorunlarına yol açabiliyor.

Obezite

Tip 2 olarak bilinen erken tip diyabet ortaya çıkmadan yıllar önce, insülin direnci nedeniyle kilo sorunlarının ortaya çıkabildiğini belirten Dr. Süleymanoğlu, “Obezite hastalarının yüzde 80’i hayatlarının devamında diyabet sorunuyla karşılaşıyor. Diyabet de sıklıkla fazla kilolu kişilerde görülüyor. Bu nedenle obezite ve diyabet birebir ilişki içindeki iki hastalık” diyor.

Depresyon ve stres

Stresli bir yaşamın hem diyabeti hem de tansiyonu olumsuz etkilediğini belirten Dr.

Süleymanoğlu, “Kan şekeri düzenli kontrol edilmediğinde ve ani düşme ve yükselmeler olduğunda hastalarda sinirlilik, uyku hali ve depresyon sorunları ortaya çıkabiliyor.

Ek olarak diyabet müzmin ve ömür boyu süren bir hastalık olduğu için hastalar bu süreci yaşamlarının ek bir yükü olarak görebiliyorlar ve bu da motivasyonlarını bozabiliyor” diyor.

Diyabet ve Alzheimer ilişkisi

Diyabetlilerde Depresyon ve Alzheimer Riski Yüksek!

Diyabet ve Alzheimer tam olarak anlaşılamayan şekilde ilişkilidir. Tüm araştırmalar bu bağlantıları onaylamamış olsa da, çalışmaların çoğu diğer akıl hastalıkların veya Alzheimer hastalığının gelişme riskinin özellikle tip 2 diyabet olan diyabetli kişilerde daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Diyabeti kontrol veya önlemek için adımlar atmak Alzheimer hastalığı ve diğer komplikasyonların riskini azaltmaya yardımcı olabilmektedir.

Bağlantıyı öğrenin

Diyabet kan damarlarına hasar vermek gbi birçok komplikasyonlara neden olabilmektedir. Diyabet vasküler demans için bir risk faktörü olarak düşünülmektedir. Bu tip demans (bunama) genellikle beyine giden kan akışının engellenmesi veya azalması ile meydana gelen beyin hasarlarından dolayı meydana gelmektedir.

Diyabeti olan kişilerin çoğunda hem Alzheimer hastalığı hem de vasküler demansta olduğu gibi beyinde olan özellikler değişir. Bazı araştırmacılar her durum diğerinin verdiği hasardan faydalandığını düşünmekteir.

Devam eden araştırmalar Alzheimer ve diyabet arasındaki bağlantıyı onaylamaya odaklanmaktadır ve neden ortaya çıktığını anlamaktadır. Tip 2 diyabetler ve Alzheimer arasındaki bağlantı insüline karşılık olan tepki ve kan şekeri (glikoz) için diğer vücut dokuları ve beynin yeteneklerini etkileyen tip 2 diyabetin kompleks yollarının sonuçları olarak ortaya çıkabilmektedir.

Bununla birlikte diyabet hafif kognitif bozukluklarının meydana gelme riskini arttırabilmektedir. Hafif kognitif bozuklukları, daha fazla düşünme (kognitif) ve normal yaşlanmada olan bellek problemlerinden daha fazla problemlere neden olan bir durumdur. Hafif kognitif bozukluklar Alzheimer hastalığına ve diğer demans (bunama) tiplerine neden olabilmektedir.

Araştırmacılar diyabet ve Alzheimer arasındaki bağlantı ile ilgili çalışmalarına ve Alzheimer ve diyabetin tedavisi veya önlenmesi için potansiyel yollar ile ilgili çalışmalarına devam etmektedirler.

Örneğin, bir çalışma hafif Alzheimer hastalığı olan kişilerden kognitif fonksiyonları geliştiren bir ilacın olup olmadığını belirlemek için tip 2 diyabet tedavisi için kullanılan bir ilaç üzerinde çalışmıştır.

Sonuçlar kognitif fonksiyonlarda pozitif bir değişiklik olduğunu göstermiştir.

Alzheimer riskinizin azalması

Araştırmalarda, sağlık bakım ekibiniz ile diyabeti önlemek veya diyabetinizi kontrol altına alabilmek için birlikte çalışma komplikasyonları azaltmak veya önlemek için etkili bir strateji olduğnu göstermiştir. Diyabetinizin kontrol altında olması veya diyabetin önlenmesi Alzheimer hastalığı ve diğer demansların önlenmesine yardımcı olabilmektedir.

Diyabeti önleme veya başarılı bir şekilde yönetmek aşağıda belirtilen diğer komplikasyonların önlenmesine yardımcı olabilir :

  • Kalp hastalıkları
  • Felç
  • Göz hasarı
  • Böbrek hastalıkları
  • Ellerinizde veya ayaklarınızda ağrıya neden olabilecek sinirlerinize zarar vermek (diyabetik nöropati)
  • Sindirim problemleri
  • Diş eti problemleri
  • Karpal tünel sendromu

Diyabeti önlemek veya yönetmek için ve potansiyel komplikasyonları önleyebilmek için aşağıda belirtilen adımları uygulayın :

  • Sağlık bakım ekibinin kan şekerinizi, kolesterol seviyenizi ve kan basıncızı izlemek için en uygun plan ile ilgili önerilerini izleyin.
  • Meyveleri, sebzeleri, tam tahıllı gıdaları, yağsız etler, ve az yağlı süt ve peynirleri de içeren sağlıklı besinler tüketin.
  • Aşırı kiloluysanız, sağlıklı bir diyet yapın ve kilo vermek için egzersiz yapın. Obezite diyabete ve diğer sağlık problemlerine neden olabilmektedir.
  • Haftanın birçok gününde en az 30 dakika egzersiz yapın.
  • Dişlerinizi günlük olarak fırçaların ve aralarını diş ipi ile temizleyin.
  • Ayaklarınızı günlük olarak yaralar için inceleyin.
  • Herhangi bir reçeteli ilacı zamanında alın.

Küçük adımlar büyük farklar yaratabilmektedir. Ulusal Diyabet ve Sindirim ve Böbrak Rahatsızlıkları Ulusal Enstitüsü tarafından yürütülen büyük bir çalışmada, az miktarda normal kan şekeri seviyesinin üzerinde kan şekeri olan katılımcılar (prediyabet) yüzde 50 ile tip 2 diyabeti olma riskini azaltmaktadır.

Katılımcılar vücut ağırlıklarının yüzde 5 ile 7 arasında veren ve haftada beş defa 30 dakika için egzersiz yapan katılımcılar tip 2 diyabet riskini azaltmaktadırlar. Bu kilo verme 200 pound ağırlığındaki bir kişi için 10 ile 14 pound arasındadır.

Источник: //www.saglikveyasam.com/diyabet-ve-alzheimer-iliskisi

Depresyon ve Alzheimer Hastalığı

Diyabetlilerde Depresyon ve Alzheimer Riski Yüksek!

Doktorlar depresyondan bahsederken, bunlar majör depresyon olarak adlandırılan tıbbi hastalıktır. Büyük majör depresyon geçiren birisi, neredeyse her gün, bütün gün, 2 hafta veya daha uzun bir süre boyunca belirtiler gösterir. Bu semptomlar şunları içerebilir:

  • üzgün hissi veya uyuşma
  • kolayca ağlama veya herhangi bir nedenle ağlama
  • yavaşlama hissi
  • huzursuz ve sinirli hissi
  • değersiz veya suçlu hissi
  • sorun hatırlama, odaklanma veya odaklama
  • baş ağrısı, sırt ağrısı veya sindirim problemleri
  • planlanmamış kilo kaybı veya kazanç
  • çok fazla uyku veya uyku problemi var
  • her zaman yorgun hissetme
  • kullandığınız şeylerde ilgi veya ze yok cinsel ilişki de dahil olmak üzere,
  • ölüm ya da intihar hakkında düşünceler.

Daha az şiddetli semptomlara neden olan küçük bir depresyon biçimi vardır. Her ikisinin de aynı sebepleri ve tedavileri vardır. Depresyon yaşı büyük olan bir kişi şaşkın ya da basit istekleri anlamada zorluk çekebilir.

Alzheimer hastalığı nedir?

Alzheimer hastalığı demansın en yaygın türüdür. Demans beyin hasarından kaynaklanabilen bir grup semptomdur. Alzheimer hastalığı, insanların hatırlama, öğrenme ve iletişim kurmasını zorlaştırır. Bu değişiklikler sonunda insanların kendileri için bakım yapmasını zorlaştırıyor. Aynı zamanda duygudurum ve kişilik değişikliklerine neden olabilir.

Depresyon, Alzheimer hastalığı olan insanlar arasında çok yaygındır. Çoğu durumda, bellek ve yetenek işlevlerinin kötüleştiğini fark ettiklerinde depresyona geçer. Birlikte, depresyon ve Alzheimer diğer belirtilere neden olabilir. Yerlere gitmek veya insanlarla artık görüşmek istemeyebilirsiniz. Görünümünüz ve yaşam kaliteniz acı çekebilir.

Sağlıklı yaşamın yolu

Aile üyenizin depresif olup olmadığını bilmeniz zor olabilir. Depresyonun tipik belirtilerinden bazılarını arayabilirsiniz. Sevdikleriniz öfkeli, heyecanlı veya kayıp ve karışık olabilir. Giyinip almak ya da ilaç almak gibi kişisel bakımla yardım reddedebilirler.

Alzheimer hastalığı ve depresyonun benzer birçok belirtisi var. Aralarındaki farkı söylemek zor olabilir. Depresyonun Alzheimer hastalığı olan sevdikleriniz için bir sorun olduğunu düşünüyorsanız, doktorlarıyla konuşun.

Dikkate alınacak hususlar

Alzheimer hastalığı ve depresyonu olan birine yardımcı olmak için yapabileceğiniz birçok şey var.

  • Hoş bir ortam yaratın. Aşina oldukları insanları ve eşyaları ekleyin. Bu, onların ruhunu aydınlatabilir ve herhangi bir korku ya da endişeyi hafifletebilir.
  • Yapabilecekleri şeylerin gerçekçi beklentilerini belirleyin. Onlara yalnız yapamayacakları görevlerle yardımcı olun. Çok fazla beklemek demeyin, hayal kırıklığına uğrarlar veya üzgün olurlar.
  • Basit, eğlenceli görevler için onlara yardım edelim. Bunlar yemek hazırlama, bahçe işleri yapma veya el işleri yapıyor olabilir.
  • Yüksek sesler, kalabalık yerler veya fazla uyarılma yapmaktan kaçının. Bu onları küçülterek dışarı çıkmalarına neden olabilir.
  • Olumlu ol. Sıkça övgüler onlara yardımcı olacaktır – ve kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

Alzheimer hastalığı olan bir kişinin bakım verene olarak, kendinize de dikkat etmeniz gerekir. Çok yorgun ve sinirli olursanız, size daha az yardımcı olursunuz. Aile, arkadaşlar ve yerel topluluk kuruluşlarından yardım isteyin.

Bakım hizmeti, yerel yaşlılar grubunuzdan veya bir sosyal hizmet kuruluşundan edinilebilir. Bu, bakıcıyı rahatlatmak için Alzheimer hastalığı olan bir hastaya verilen kısa vadeli bakımtır.

Bakıcı ya da bakıcı destek grupları için doktordan isteyin.

Aynı problemlerle uğraşan diğer insanlar nasıl baş edileceği konusunda iyi fikirlere sahip olabilirler. Yetişkin günlük bakım merkezleri yardımcı olabilir. Aile üyelerine tutarlı bir çevre ve sosyalleşme şansını verebilirler. En yaşlı yaşam tesislerinin çoğunda Alzheimer hastalarına özgü programlar bulunur.

Doktor ne zaman görünecek?

Alzheimer ve / veya depresyon semptomlarını kendiniz ya da sevdiğiniz bir kişide tanıyorsanız doktorunuzla iletişime geçin. Tedavi seçenekleri ile size ve ailenize yardımcı olacaklardır. Şu anda, Amerikan Aile Hekimleri Akademisi (AAFP) yetişkinlerin depresyondan arındırılmasını öneriyor.

Doktor, bazı belirtileri tedavi etmek için ilaç reçetesi verebilir. Antidepresan ilaçlar yararlı olabilir. Bu ilaçlar duygusal ve zihinsel belirtilerin iyileştirilmesine yardımcı olur. Yeme ve / veya uyku problemlerine de yardımcı olabilirler. Antidepresan ilaçlar alışkanlık yaratmazlar.

Doktorunuza sormanız gereken sorular

  • Depresyon ve Alzheimer hastalığı ailelerde koşar mı? Ben risk altında mıyım?
  • Depresyon ve Alzheimer tedavisinde hangi ilaç türleri kullanılır? Yan etkisi var mı?
  • Depresyon kaybolacak mı?
  • Semptomları iyileştiren herhangi bir yaşam tarzı değişikliği var mı?
  • Bu koşulları olan insanlara ve bakıcılarına bir destek grubu önerebilir misiniz?

Kaynaklar

U. S. Sağlık ve İnsan Hizmetleri Departmanı, Yaşlı Bakıcısı Konumlandırıcı

Источник: //tur.doctorsask.com/depression-and-alzheimer-s-disease-4553

KOLESTEROL HAPLARININ DİYABETLİLERDE FAYDASI YOK

Diyabetlilerde Depresyon ve Alzheimer Riski Yüksek!
9 bin 331 kişi üzerinde gerçekleştirilen ve kısaca ARIC adıyla bilinen “Atherosclerosis Risk in Communities” çalışmasında, diyabet dışında bir sağlık problemi olmayanlarda kalp yetersizliği riskinin kolesterol seviyeleri ne olursa olsun 6 misli, kalp krizi riskinin ise 4 misli yüksek olduğu belirlendi.

Araştırmada, diyabeti olanların yaklaşık yüzde 50’ sinde çok hassas bir test sayesinde kalp hücreleri öldüğünde kana geçen troponin isimli proteinin çok düşük seviyeleri ölçülebildi. 6 sene sonra, troponin seviyelerinin yüksek olma ihtimali, diyabeti olanlarda olmayanlara göre iki buçuk misli fazla idi.

14 sene sonra troponin seviyeleri yüksek olanlarda kalp yetersizliği ihtimali 6 misli ve kalp krizi ihtimali ise 4 misli fazla bulundu. Bu risklerin, pre-diyabeti olan yani diyabet gelişme ihtimali yüksek olanlarda da mevcut olduğu görüldü.

Sonuçlar, “diyabeti olanlarda muhtemelen yükselmiş olan kan şekerlerinin tesiriyle, klinik olarak farkına varılamayan fakat potansiyel olarak çok tehli kalp kası hasarı olduğunu” gösteriyor.

Bildiklerimiz altüst olduCirculation isimli tıp dergisinde yayınlanan araştırma, diyabeti olanların önemli bir kısmında kolesterol ve aterosklerozla alâkası olmayan kalp yetersizliği ve kalpten ölüm risklerinin yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmanın başı olan Elizabeth Selvin “Diyabetiklerde kalp hasarı hakkında bildiklerimiz baş aşağı oldu” diyor ve ekliyor: “Sonuçlarımıza göre, diyabet kalp kasını daha önce hiç düşünmediğimiz şekillerde yavaş yavaş öldürüyor.

Sadece kalp kası öldüğünde kana geçen troponin isimli proteinin çok az yükselmiş seviyelerini bile gösteren bir test ileride kronik kalp hasarının anlaşılması için kullanılabilir.

Diyabet ve kardiyo-vasküler hastalıklar arasındaki bağlantıdan dolayı diyabet teşhis edilen her hastaya hemen kolesterol hapı (statin) yazılıyor ancak çalışmamız bazı diyabetlilerde kalp hastalığı riskinin kolesterolle bir ilişkisinin olmadığını gösteriyor. Diyabetiklerde kalp kası hasarını önlemek için statin tedavisi yeterli olmayabilir.

Hiçbir belirtisi olmasa bile diyabet, kalp kasında yetersizliğe ve hatta ölüme sebep olan mikrovasküler hasarlara yol açabiliyor. Diyabetin kalp kasında yaptığı hasarın mekanizmasının araştırılması icap ediyor ama diyabeti önlemenin ne kadar mühim olduğunu anlıyoruz.

Bu araştırmadan çıkan sonuçları bir özetleyelim: BİR:Diyabet ve hatta pre-diyabet, kalp yetersizliği, kalp krizi ve bunlara bağlı ölüm risklerini ciddi şekilde artırıyor. İKİ: Hastaların bir kısmında bu risk artışının kolesterol seviyeleri ile hiçbir ilişkisi yok.

ÜÇ: Buna göre diyabeti olanların bazılarına kalp-damar hastalıklarının komplikasyonlarını önlemek maksadıyla statin verilmesinin de hiçbir faydası bulunmuyor.

DÖRT: Statinlerin faydasız olmaları da bir tarafa, diyabet riskini ve pre-diyabetin bile kalp krizi ve kalp yetersizliği risklerini artırdıkları hesaba katıldığında şeker hastalarına statin vermenin riskli olduğu ortaya çıkıyor.

Şekerin azıcık yükselişi bile tehli Aynı grubun daha önce “Journal of the American College of Cardiology” dergisinde yayınlanan araştırmasında kan şekeri ve glikozillenmiş hemoglobindeki “birazcıkartışın” bile ne kadar önemli olduğu gösterilmişti.

Klinik olarak aşikâr koroner kalp hastalığı olmayan kişilerde kan şekeri yüksekliği ile subklinik miyokart hasarı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmada koroner kalp hastalığı veya kalp yetersizliği olmayan 9.661 kişinin bazal glikozillenmiş hemoglobin (HbA1c) ve yüksek duyarlıklı kardiyak troponin (hs-cTnT) değerlerine bakıldı.

HbA1c’ nin üç klinik kategorisi (5.7’ den küçük; 5.7-6.4 arası ve 6.5’ den büyük) ve birincil sonlanım kriteri olan hs-cTnT’ nin 14 ng/l’ den büyük olması arasındaki ilişkinin araştırıldığı çalışmada, bazal HbA1c yüksekliğinin derecesi ile hs-cTnT yükselmesinin ilişkili olduğu tespit edildi. Bu araştırmayı sizlere “Kolesterol haplarının şekeri azıcık yükseltmesi bile zararlı” başlıklı yazımda duyurmuştum. Gelelim neticeyeBİR: Statin lobisi, kolesterol haplarının diyabete yol açma riskini “ilaçlarına toz kondurmamak için” hafife alıyor. “Şeker çok seyrek olarak bazı hastalarda birazcık yükseliyor; o kadar da dert değil bu” diyorlar; diyabet lafını ağızlarına bile almıyorlar ama araştırmalar bunun tam aksini ispatlıyor. Kadın Sağlığı Girişimi araştırmasına göre kolesterol haplarının diyabet yapma riski yüzde 48; risk Asyalılarda yüzde 78’ e kadar çıkıyor. İKİ: Statinlerin yol açtıkları diyabet, aşikâr koroner kalp hastalığı olmayan kişilerde kalp-damar hastalığı riskini artırmakla kalmıyor aynı zamanda miyokartta yani kalp kasında hasara da sebep olabiliyor. ÜÇ: Sağlıklı insanlara ve diyabeti veya pre-diyabeti olanlara statin yazmak gerçekten mantıksız bir iş. KAYNAKLAR

//circ.ahajournals.org/content/early/2014/08/22/CIRCULATIONAHA.114.010815.abstract

//medicalxpress.com/print329577212.html

KOLESTEROL HAPLARININ ŞEKERİ AZICIK YÜKSELTMESİ BİLE ZARARLI

Her eve lâzım bilgiler: Göğüs ağrısı ile acillere başvuran hastaların standart olarak troponin değerlerine bakılır ve bunun yüksek olması kalp krizi lehine yorumlanır. Bu çalışmada kullanılan test ise bu standart teste göre 10 defa daha hassastır ve kalp kasında belirti vermeyen ve başka bir şekilde teşhis edilemeyen çok düşük troponin seviyelerini bile ortaya koyabiliyor. Bu test henüz ticari olarak satılmıyor. ARIC çalışması özeti: Diyabet ve pre-diyabeti (diyabet öncesi) olanlarda kalp-damar hastalıklarının ve bunların kalp krizi, felç gibi komplikasyonlarının daha fazla olduğu bilinir ama diyabet ile belirti vermeyen kalp kası hasarı gelişimi arasındaki ilişki belli değildir. Kısa adı ARIC olan “Atherosclerosis Risk in Communities” çalışmasında da 9 bin 331 katılımcının kalp troponin seviyeleri 6 sene arayla çok hassas testlerle (hs-cTnT) ölçüldü. Bu katılımcıların diyabet, pre-diyabeti yoktu veya diyabeti olanların EKG ile sessiz kalp krizi dahil kardiyo-vasküler hastalıkları bulunmuyordu. Önce, 6 senelik takipte 14 ng/L’ den yüksek hs-cTnT ensidansına bakıldı. İkincisi, müteakip 14 senede hs-cTnT seviyeleri yüksek veya normal olanlarda klinik sonlanımlar incelendi. 6 sene sonra hs-cTnT yüksekliğinin kümülatif ihtimali diyabeti olmayanlarda yüzde 3.7, pre-diyabetlilerde yüzde 6.4 ve diyabetiklerde yüzde 10.8 olarak bulundu. hs-cTnT yüksekliği için düzeltilmiş rölatif riskler kan şekerleri normal olanlara göre pre-diyabetikler için 1.38 ve diyabetikler için 2.46 idi. Diyabeti ve hs-cTnT yüksekliği olanlarda kalp yetersizliği, ölüm ve koroner kalp hastalığı riskleri diyabeti olmayan ve hs-cTnT seviyeleri yüksek olmayanlara nazaran sırasıyla 6 misli, 4 misli ve 4 misli yüksekti. Netice: Diyabet ve pre-diyabet, bağımsız olarak hs-cTnT ile tespit edilen, subklinik kalp kası hasarı gelişimi ile ilişkili bulundu ve subklinik hasara ait deliller olanlarda klinik olay riski yüksek çıktı. Bu sonuçlar, kan şekeri yüksekliğinin myokart üzerine zararlı tesirlerinin olduğunu ve bunun da muhtemelen mikrovasküler bir etyolojisinin olduğunu destekliyor.

Siz de yorumunuzu paylaşın:

Источник: //ahmetrasimkucukusta.com/2014/10/05/yazilar/tip-yazilari/kolesterol/kolesterol-haplari-diyabetlilerde/

Depresyon Sıklıkla Worsens Kalp Hastalığı, Alzheimer ve Diyabet

Diyabetlilerde Depresyon ve Alzheimer Riski Yüksek!

Salı, Mart 19, 2013 – Depresyon bazen tamamen akli bir hastalık olarak görülür, ancak depresyon ve kalp hastalığı gibi fiziksel rahatsızlıklar arasında güçlü bağlantılar vardır ve kombinasyon ölüm riskini büyük ölçüde artırabilir.

Journal of the American Heart Association'da yayınlanan yeni bir çalışma, kalp hastalığı, depresyon ve anksiyete hissi olanların ölüm riskini üç katına çıkardığını buldu.

Depresyon ve anksiyete olmayan kalp hastalığı hastaları.

Araştırmanın baş yazarı ve Duke Üniversitesi Tıp Merkezi'ndeki psikiyatri ve davranış bilimlerinde doçent olan Lana Watkins, doktorun tavsiyesini almayan hastalara yönelik artan riske atıfta bulundu.

“Depresyon yokluğunda depresyon Tıbbi tavsiye ve tedavilere bağlı kalmak, sigara içmek ve hareketsiz olmak gibi davranışlarla birlikte “dedi. “Anksiyete ve depresyonu olan hastalar, daha sık ayakta tedavi izlemeyi ve bağlılığı arttırmaya yönelik teşvikleri içeren daha güçlü bir müdahaleye ihtiyaç duyabilirler.”

Cleveland Kliniği'ne göre, kalp hastalığı olan kişilerin yüzde 15'ine kadar majör depresyon yaşanıyor. Sıklıkla depresyona eşlik eden yorgunluk ve umutsuzluk, kalp hastalarının ilaç tedavisine devam etmesine ve kalp krizi riskini artırmasına neden olabilir.

New York Üniversitesi'nden Joan H. Tisch Kadın Sağlığı Merkezi'nin sağlık direktörü Nieca Goldberg, MD Langone Tıp Merkezi, depresif hastaların sıklıkla kendi kendine bakımını ihmal ettikleri konusunda fikir birliğine varmışlardır, bu da depresyonu yenmek ve kalp krizinden kaçınmak için güçlü bir destek ağıdır.

“Çoğu zaman, depresif insanlar kendilerini izole eder ve sosyal izolasyon ile hayatta kalma arasında bir bağ vardır. Goldberg, “kalp hastalığı olan insanların oranı” dedi. “Hastalarımın kimlerle yaşadıklarını ve ne zaman dışarı çıktıklarını sormak için bir noktaya değiniyorum.”

“Son 10-15 yılda, hastaların psikososyal yönlerine gerçekten ulaşmada daha agresif davrandık. “Sağlık” diye ekledi: Birçok doktor artık kalp hastalığı gibi kronik bir durumun teşhisi konulan kişilerde rutin olarak depresyon için tarama yapıyor.

Ama Goldberg ayrıca, tıbbi tavsiyeye bağlı kalmanın depresyonun daha da kötüye gitmesinin tek nedeni olmadığını da belirtti. Depresyon ve kötüleşen kalp sorunları arasında da fizyolojik bir bağ olabilir.

“Depresyon aynı zamanda trombositlerin reaktivitesini artırabilir ve daha fazla toparlayabilir.” “Bir araya geldiklerinde kan pıhtıları oluşturabilirler. Kalp krizlerine neden oluyor. ”

Kronik Hastalıklı Depresyonda Bir Parçanın Parası Nasıl Oynuyor

Doktorlar ayrıca ilaçlarını nasıl ödeyeceklerini anlamalarına yardımcı olarak hastalarının depresyondan kaçmalarına ya da bunlardan kaçmalarına yardımcı olabilir.

“ Birçok hasta kons ilaçları için ödeme yapamayacaklarını ve bunun depresyona yol açabileceğini söyledi ”dedi. “Paranın yönü çok streslidir.”

Ayrıca, hastaları rehabilitasyon tesislerine göndermek, onları dışarı çıkmaya ve diğer insanlarla etkileşime girmeye zorlayabilir ve bu da depresyonun hafifletilmesine yardımcı olabilir.

“Rehabilitasyonun harika bir yer olduğunu düşünüyorum. Goldberg, “uygun olan kişileri yolla” dedi. “Orada benzer koşullara sahip insanlarla bir odadasınız. Alzheimer'de Depresyonun Etkisi

Alzheimer Dergisi'nde Ocak ayında yayınlanan bir çalışma [LINK?], Alzheimer hastalarının depresyonda bulunanların günlük görevleri yerine getirme becerilerinde daha hızlı bir düşüş yaşadıklarını buldu. Alzheimer'ın depresyonu olmayan hastalarından daha fazla.

New York'taki Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi'nde Nöroloji Bölümünde bilişsel sinirbilim bölümünde yer alan yazar ve doktora sonrası araştırmacılarından Laura B. Zahodne, bulguların tarama ihtiyacını gösterdiğini belirtti. Alzheimer hastaları depresyon için.

“Alzheimer hastalığı için prognoz yapmak oldukça zor çünkü hastalar böyle farklı oranlarda ilerliyor” dedi. Bu sonuçlar, sadece hastanın hafızasını ve düşünme kabiliyetlerini ölçmememiz gerektiğini değil, aynı zamanda depresyon ve anksiyetelerini de değerlendirmemiz gerektiğini gösteriyor. ve prognozunu etkileyebilecek diğer psikolojik belirtiler. “

Alzheimer Derneği'nin kurucu hizmetleri başkan yardımcısı MSK, Beth Kallmyer, depresyonun Alzheimer hastaları için büyük bir sorun olduğunu söyledi.

“ Bildiğimiz şeylerden biri. Alzheimer'ın erken dönemlerinde insanların depresyondan muzdarip olması için çok yaygındır “dedi.” Bu konuyla ilgili olan, hastalığa yakalanan insanlar için önemlidir, ancak depresyon onları çekilmelerine neden olur. “

En azından, Kallmyer, depresyonun tedavi edilmesinin Alzheimer hastalarının aktif kalmasını sağlayacağını söyledi.

” Her zaman, eğer kişi meşgul ve aktif kalırsa, daha iyi bir yaşam sürdüğünü görürüz. ” dedim. “Eğer depresyon tedavi edilirse, bu onların diğer aktivitelere katılmasına izin verecektir.”

Diyabet ve Depresyon

Diyabetliler de Amerikan Diyabet Birliği'ne göre depresyon için yüksek risk altındadırlar. Organizasyon tüm diyabet hastalarını, enerji kaybını, uyku düzenindeki değişimi ve dertleşmeyi içeren depresyon belirtileri için uyanık olma konusunda uyarıyor. Kalp hastalığında olduğu gibi, depresif diyabet hastaları genellikle kendilerine bakmayı ihmal ederler.

“Eğer depresyondaysanız ve enerjiniz yoksa, düzenli kan şekeri testi gibi görevleri çok fazla bulabilirsiniz” dedi. Web sitesi. “Düz düşünemeyeceğiniz kadar endişeli hissediyorsanız, iyi bir diyete ayak uydurmak zor olacaktır. Hiç yemek istemeyebilirsin. Tabii ki, bu kan şekeri seviyenizi etkileyecektir. ”

Danışmanlık ve diğer depresyon tedavileri diyabetin kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir, dedi.

Ancak en önemli şey doktorlar, aile üyeleri ve arkadaşlar için. Hastanın yalnız olmadıklarını bilmesini sağlayın.

“Kendi başınıza bir şeyler yapmak için depresyonda olduğunuz zaman,” dedi Goldberg. “Depresyonun bir parçası, kendiniz için bir şeyler yapmak istemediğiniz gibi hissetmek. Onların destek ekibinin bunu hastaya getirmesi ve onlara yardım etmek için bir plan yapması gerekiyor. ”

Источник: //tr.healthliveit.com/depression-often-worsens-heart-disease-alzheimer-s-and-diabetes-13384

Alzheimer hakkında bilinmesi gerekenler

Diyabetlilerde Depresyon ve Alzheimer Riski Yüksek!

Gündelik hayatta bazen iş temposu bazen de duygusal yoğunluklar nedeniyle unutkanlıklar yaşayabiliriz. İlerleyen yaşlarda bu unutkanlıkların sayısı ve sıklığı artabilir; ama basit unutkanlıklar bile bazı hastalıkların habercisi olabilir. Alzheimer da bunlardan biridir.

Türkiye’de yaklaşık 400 bin, dünyada 10 milyon kişide teşhis edilen Alzheimer genellikle ileri yaşlarda görülür. 30-40’lı yaşlardan itibaren çoğunlukla unutkanlıkla kendisini gösteren Alzheimer’ın 65 yaşında görülme sıklığı yüzde 1 iken, bu oran 80’li yaşlarda yüzde 30’a yükselir ve yaş ilerledikçe risk artar.

Alzheimer nedir?

Alzheimer; hafızayı kontrol eden nöronlar başta olmak üzere, beyindeki tüm nöronları etkileyen protein plaklarının oluşmasıdır. Sonrasında da kişi günlük işlerini kendi başına yapamaz, zaman mekan algısını kuramaz hale gelir. Hatta zaman içerisinde konuşma yetisini dahi kaybedebilir.

Nedeni hala tespit edilebilmiş değil
Alzheimer’ın nedeni tam olarak saptanamamıştır. Beyinde patolojik olarak gösterilen amiloid plaklar ve nörofibriler yumaklar sıklıkla Alzheimer ile ilişkilidir ve hastalığın seyri ile bağlantısı vardır.

Ancak bu patolojik belirleyiciler sadece Alzheimer’a özgü değildir. Alzheimer için çok sayıda risk faktörü vardır. En güçlü etken ilerlemiş yaştır. Bu hastalığa yakalanma riski normal popülasyona kıyasla ailesinde bunama sorunu yaşayan kişilerde 3-4 kat fazla görülür.

Düşük eğitim düzeyi, uzun süreli alkol kullanımı ve Down Sendromu da diğer risk faktörlerindendir.

Genler önemli bir etken
Genetik miras nedeniyle erken yaşlarda Alzheimer tanısı konan kişilerde rahatsızlık süreci daha hızlı ilerler.

65 yaşında Alzheimer’a yakalanan kişilerde ise, hastalığın genel olarak 10 yıl içinde ilerlemesi beklenir.

Bu süreçler kişiye ve o kişinin taşıdığı diğer hastalık faktörlerine (diyabet hastalığı, kalp ve beyin damar hastalıkları gibi sistemik hastalıklar süreci hızlandırır) göre değişkenlik gösterir.

Alzheimer belirtileri hastalığı ele veriyor

Alzheimer'in etkenlerinden biri yaştır. Ancak yaşa bağlı olmadan karşılaşılan basit diyebileceğimiz unutkanlıklar, uzun dönemde ilerleyen Alzheimer belirtilerinden biri olabilir. Bu belirtilerden bir veya birkaçını kendinizde ya da yakınınızda fark ettiyseniz, zaman geçirmeden bir doktora başvurmalısınız. Alzheimer’ın kişiler üzerindeki seyri genel olarak şöyledir:

  • Günlük yaşamı etkileyecek düzeyde unutkanlık (Özellikle yakın zamana ait olayları ve insan isimlerini hatırlayamama),
  • Günlük işleri yerine getirmekte (Örneğin; alışveriş yapma, yemek pişirme ya da bir ev aletini çalıştırma) güçlük çekme,
  • Kelime bulmakta güçlük çekme,
  • Tarihleri unutma veya bildiği yolları bulamama,
  • Karar vermekte (Giysi seçimi gibi) güçlük çekme,
  • Pratik düşünme (Hesap yapabilme ya da planlama) becerisinin azalması,
  • Sık kullanılan eşyaları yanlış yere koyma (Örneğin; gözlüğünü ayakkabı dolabına koyma),
  • Kişilik değişiklikleri (Örneğin; çevresindeki insanlardan kuşkulanma ve suçlama, içe dönük olma),
  • Ruh hali veya davranışlarda değişiklik (Örneğin; çok çabuk ağlama ve sinirlenme),
  • Sorumluluktan kaçınma,
  • Takip etme ve takip edildiği şüphesi taşıma,
  • Amaçsız gezinme ve uygunsuz cinsel davranışlar,
  • Aşırı yemek yeme ya da hiç yememek, uykusuzluk ve halüsinasyonlar, görülür.

Alzheimer nasıl teşhis ediliyor?

Tanı sürecinde ilk adım, kişi ve yakınlarıyla detaylı bir görüşme yapılarak, hastalık öyküsünün alınması, detaylı bir fizik ve nörolojik muayene yapılmasıdır. Muayene sırasında kısa süreli hafızayı ölçen standart testler yapılır.

Alzheimer ile karışan diğer tıbbi durumları ayırt edebilmek için biyokimyasal testler, hormon testleri, karaciğer fonksiyonları incelenir, B12 vitamin düzeyine bakılır. Alzheimer, depresif duygu durumu ile çok sık karıştırıldığından gerektiğinde psikometrik testler de yapılmalıdır.

Alzheimer tanısını desteklemek için hastadan son bir yıl içerisinde yapılmamışsa, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme istenebilir. Doktor, tüm bu testlerin sonucunu değerlendirerek tanı koyabilir.

Erken teşhis Alzheimer’da da önemli
Alzheimer’ın şu an için tam anlamıyla bir tedavisi mevcut değildir. Günümüzde uygulanan medikal (ilaç) tedaviler hastalığın mümkünse durdurulması ya da ilerleme hızının azaltılmasına yöneliktir.

Tedavilerin etkili olabilmesi amacıyla bu ilaçların Alzheimer’ın erken ve orta evrelerinde başlanması önerilir. Bu nedenle erken tanı çok önemlidir.

Alzheimer ile birlikte ortaya çıkan depresyon, uyku bozukluğu, saldırganlık ve davranış değişikliği gibi ruhsal bozuklukların tedavisi için de birçok etkili ilaç mevcut.

Alzheimer tedavisinde insülin spreyi gibi yeni tedaviler umut veriyor
Alzheimer için kesin bir tedaviden söz etmek henüz mümkün olmazken tedavinin saptanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.

Yürütülen bu çalışmalarda beyin ve insülin hormonu arasındaki ilişki araştırılıyor. Beynin hafıza ile ilgili bölümlerindeki düşük değerlerin aynı zamanda düşük glikoz anlamına geldiği ifade ediliyor.

Bazı uzmanların buradan hareketle yayımladıkları bir araştırmada, insülin burun spreyinin özellikle insülin direnci olan hastalarda Alzheimer sürecini dikkat çekici bir şekilde yavaşlatabildiği iddia ediliyor.

Küçük bir grup üzerinde yapılan araştırma sonucunda insülin burun spreyi alan kişilerin bilişsel yeteneklerinde bir düzelme görüldü. Alzheimer’ın tamamen durdurulabileceği düşüncesiyle söz konusu çalışmaya devam ediliyor.

Yaşam tarzı değişikliğiyle geciktirmek mümkün
Alzheimer hastalığını engellemeye yönelik bir takım yaşam tarzı önerileri de mevcut. Bunlardan biri günde 30 dakika yürüyüş.

Sigara kullanmamak, fazla kilolu olmaktan kaçınmak, bisiklet kullanmak ve egzersiz de yararlı olabilir. Beslenme ise Alzheimer süreci için son derece önemli.

Akdeniz diyeti Alzheimer için en çok önerilen beslenme şekli.

Video: Alzheimer hastalığı nedir?

İlginizi çekebilir

Alzheimer hastalığının evreleri nelerdir?

Hangi unutkanlık Alzheimer belirtisi?

Beyni 'genç' unutmanın püf noktaları

Hafızaya pusu kuran değişimler

Balık yağının beyin sağlığına yararı var mı?

Paylaş

Источник: //www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/alzheimer-hakkinda-bilinmesi-gerekenler

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть