Diyabette Kimler Risk Grubunda?

Diyabette risk faktörleri nelerdir? Doğru egzersiz nasıl yapılır?

Diyabette Kimler Risk Grubunda?

Dünyada her 10 saniyede 3 insanda diyabet gelişirken, her 6 saniyede 1 kişi diyabet nedeniyle hayatını kaybediyor.

5 kişiden 1’nin diyabet hastası olduğu ülkemizde de hasta sayısı her yıl katlanarak artıyor. Memorial Şişli Hastanesi Endokrinoloji Bölümü’nden Prof. Dr.

Ayşe Çıkım Sertkaya, “14 Kasım Dünya Diyabet Günü” öncesinde, diyabet hastalığı ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Diyabet tüm vücudu etkiliyor

Diyabet, insülin eksikliği ya da insülinin etkisini gösterirken oluşan yetersizlikler nedeniyle vücudun karbonhidrat, yağ ve proteinlerden yeterince yararlanamadığı kronik bir metabolizma hastalığıdır. Tüm hücrelerin ve dokuların dolayısıyla bütün sistemlerin etkilendiği diyabet hastalığında, düzenli tıbbi bakım gerekmektedir.

En tipik şikayetler; çok su içme, sık idrara çıkma ve iştah artışı olarak bilinmektedir.

Ancak belirtiler; kilo kaybı, bulanık görme, idrar yolu enfeksiyonları, mantar enfeksiyonları, kadınlarda genital organların tekrarlayan ya da dirençli enfeksiyonları; erkeklerde cinsel işlev bozuklukları, kaşıntı, ciltte kuruma, yorgunluk, ayaklar ile ellerde uyuşma ve yanmalar gibi çok geniş bir yelpazede yer alabilmektedir.

2035 yılında dünyada 592 milyon kişi diyabet hastası olabilir

Dünyada ve Türkiye’de çok yaygın bir hastalık olan diyabetin sıklığı neredeyse salgın halinde artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre; 2013 yılında dünyada tahmini diyabetli sayısı 382 milyon ve tanı konmamış hasta sayısı 175 milyondur.

Bu rakamın 2035 yılında 592 milyon olacağı tahmin edilmektedir. Türkiye’de 1997 ile 2010 verileri karşılaştırıldığında diyabet sıklığının %90 arttığı görülmektedir.

2010 itibarıyla Türkiye nüfusunun %13,7’sinin diyabetli olduğu; sıklığın erkeklerde %12,4 iken kadınlarda biraz daha yüksek olup %14,6’ya ulaştığı görülmektedir. Bazı bölgelerde bu sıklık oranı %20’leri bulmaktadır.

Kan şekerinizi kontrol ettirmeyi ihmal etmeyin

Kan şekeri ölçümleri ve şeker yüklemesi ile diyabet tanısı konulabilmektedir. En az 8 saatlik açlıktan sonra bakılan açlık kan şekeri (AKŞ) ya da yemek sonrası ikinci saat bakılan tokluk kan şekeri (TKŞ) diyabet teşhisi için fikir vermektedir. Gün içinde aç tok dikkate alınmadan rastlantısal olarak bakılan kan şekeri değeri de diyabet teşhisinde kullanılmaktadır.

Diyabet teşhisi koyabilmek için alınan bu değerlerin birkaç ölçüm ile teyit edilmesi gerekmektedir. Kan glikozunun 1-3 ay arası değerlerinin ölçümünü yapan HbA1c denilen tetkikle de diyabet tanısı koyulabilmektedir.

Bilinen diyabeti olmayan ancak diyabet riski taşıyan kişilerde genellikle 75 gram glikoz kullanılarak şeker yükleme testi (OGTT; oral glikoz tolerans testi) yapılabilir.

Kilo kontrolünüzü kaybetmeyin

Diyabette en önemli risk faktörü şişmanlık yani obezitedir. Bu durum dünyada genel olarak kabul gören “beden kitle indeksine” göre kategorize edilmektedir.

Buna göre özellikle santral obezitesi yani bel çevresi belirlenen oranların üzerinde olan kişilerde, 40 yaşından itibaren; başka herhangi bir risk faktörü aranmaksızın 3 yılda bir diyabet taraması yapılmalıdır.

Ancak fazla kilolu ancak şişman olmayan kişilerin, aşağıdaki risk gruplarından birinde yer almaları halinde, daha genç yaşlardan itibaren ve daha sık araştırılmaları gerekir.

Kişi şişman ise 40 yaşından itibaren diyabet için rutin tarama testleri yaptırmalı; biraz fazla kilolu ise aşağıdaki sorulardan birinin bile cevabı evet ise yine diyabet hastalığı için araştırılıp takibe alınmalıdır.

  • Birinci ve ikinci derece yakınlarınızda diyabet var mı?
  • İri bebek (doğum tartısı 4000 gr ve üzerinde bebek) doğurdunuz mu?
  • Daha önceki gebeliklerinizde “gebelik diyabeti” tanısı aldınız mı?
  • Hipertansiyonunuz (kan basıncı: KB ≥140/90 mmHg) var mı?
  • Dislipideminiz (HDL-kolesterol ≤35 mg/dl veya trigliserid ≥250 mg/dl) var mı?
  • Daha önce şeker yükleme testi yaptırdınız ve değerlerinizin çok iyi olmadığı belirtildi mi?
  • Polikistik over sendromunuz var mı?
  • Herhangi bir damar hastalığınız var mı?
  • Doğduğunuzda doğum tartınız 2500 gramın altında mıymış?
  • Sedanter yani fiziksel aktivitenin minimum seviyede olduğu, hareketsiz bir yaşam tarzınız mı var?
  • Doymuş yağlardan zengin ve posa miktarı düşük gıdalardan oluşan “sağlıksız” bir beslenme alışkanlığınız mı var?
  • Psikiyatrik bir hastalığınız var ve bunun için ilaç kullanıyor musunuz?

Diyabet için kuşkusuz en etkin ilaçlardan biri egzersiz

Tempolu bir yürüyüş, vücuttaki insülin seviyesini düzenlemeye yardım ederken, kalbi ve kemikleri güçlendir, stresi azaltır, kan dolaşımını geliştirir, glukoz seviyesi ve kan basıncını düşürür, kolesterol seviyesini düzenler. Ancak uzmanlar, sağlığa bu kadar faydası olan yürüyüş konusunda diyabetlileri uyarıyor ve yüksek tempo yerine orta şiddetli egzersizi öneriyor.

Kan şekeri seviyesi %12 düşüyor

Peki, bu 30 dakika bir anda mı yürünmeli? Doç. Dr. Defne Kaya, son yapılan araştırma bulgularına göre bu 30 dakikanın her yemekten sonra olacak şekilde 10 dakikaya bölünmesinin diyabeti çok daha iyi bir şekilde kontrol altına aldığını kaydediyor. Kaya, araştırmayla ilgili sonuçların ayrıntılarını ise şöyle aktarıyor:

“Ortalama 10 yıldır Tip II diyabet tanısı alan, 60’lı yaşlarında olan 41 erişkin üzerinde yapılan çalışmanın iki çarpıcı sonucu ortaya çıktı.

Bunlardan biri günde bir kez 30 dakika yürümek yerine her yemekten sonra 10 dakika yürüyen kişilerin kan şekeri seviyesi %12 düşmüş.

Diğer sonuç ise özellikle akşam yemeğinden sonra olmak üzere yemekten 10 dakika sonra yürüyüş karbonhidrat (yakımı) harcanmasını %22 artırmış. Bu da bu kişileri gün içinde daha aktif hale getirmiş.”

Nefes nefese kalınmamalı

“Her gün, her yemekten sonra 10 dakika tempolu yürüyüş yapın” diyen Doç. Dr. Defne Kaya, tempolu yürüyüş ile ilgili de diyabetlilere şu önerilerde bulunuyor:

“Tempolu yürüyüşten kastım, yürürken konuşabilecek ama şarkı söyleyemeyecek kadar yorulmalı ama asla nefes nefese kalınmamalı.

Şiddetli aktivitelerden, aktivite sırasında nefesin yetmediği, birkaç sözcükten fazla söylenilemeyecek kadar yorgunluktan kaçınılmalı. Tempolu yürüyüş programına yeni başlanıyorsa, günlük en fazla bin adım atılmalı.

Bu da her yemek sonrası 10 dakika içinde 330-340 adıma karşılık geliyor. Adım sayı düzenli olarak artırılarak ancak üçüncü ayın sonunda günlük en fazla 7 bin adıma ulaşılmalı.”

Kan şekeri seviyesi düzenli kontrol edilmeli

Tempolu yürüyüş öncesinde ve sırasında kan şekeri seviyenin mutlaka takip edilmesi yönünde de diyabetlileri uyaran Kaya, “Yürüyüşe başlamadan önceki ideal kan şekeri seviyesi 120–180 mg/dL arasında olmalı.

Kan şekeri seviyesi 100 mg/ dL’den düşükse yürüyüşe başlamadan önce karbonhidrat veya küçük şekerler alınmalı. 250 mg/dL’nin üzerinde ise yürüyüş yapılması ertelenmeli.

Tüm bunların yanı sıra yürüyüşten sonra da kan şekeri seviyesi düzenli olarak kontrol edilmeli” diyor.

Diyabet hastalığı tanısı doktor muayenesi ve kan şekeri ölçümü ile konulmaktadır. Diyabet takibi uzman doktorlar eşliğinde yapılmakta ve yaşam boyu sürmektedir.

Diyabet tedavisinde altın öneriler nelerdir?

Источник: https://indigodergisi.com/2016/11/diyabet-risk-faktorleri-dogru-egzersiz-nasil-yapilir/

Hamilelik döneminde başlayan diyabetin riskleri ciddi

Diyabette Kimler Risk Grubunda?

Daha önceden diyabeti bulunmayan kadınların yaklaşık yüzde 3-5’inde gebelik sırasında diyabet gelişebiliyor.

Diyabet, genellikle bebeğin doğumuyla birlikte ortadan kalkmasına rağmen hem anne hem de bebeğin sağlığını etkileyebildiği için gebelikte dikkat edilmesi gereken sorunların başında geliyor. Acıbadem Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr.

Kıvanç Şahin, gebelik diyabetinin yaratabileceği olası komplikasyonların önüne geçmek için, gebelik boyunca alınan kiloya dikkat edilmesi gerektiğine işaret ederek gebelik diyabeti hakkında bilgi verdi.

Gebelik vücut yapısında önemli değişimlerin yaşandığı bir dönem. Özellikle hormon dengesindeki farklılıklar birçok hastalığın tetiklenmesine ya da ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Genellikle gebeliğin 24. haftasında görülen gebelik diyabeti (gestasyonel diyabet) de bunlardan biri.

Doğumla birlikte ortadan kalktığı için geçici diyabet olarak tanımlanıyor. Özellikle birinci derece yakınlarında tip 2 diyabet bulunan kişiler, vücut kitle indeksi 25’in üzerinde olan fazla kilolu kadınlar ve önceki gebeliklerinde diyabet tanısı alanlarda gebelik diyabetine daha sık rastlanıyor.

Ancak, gebelikte diyabet saptanan kadınların bir kısmında hastalık doğum sonrası da devam edebiliyor. Bu gruptaki kadınların doğum sonrası da sıkı takip edilmesi gerekiyor. Bu nedenle hem sıkıntısız bir gebelik sürmek, hem de hastalığın doğum sonrası da devam etmesinin önüne geçmek için çok iyi kontrol edilmesi gerekiyor.

Problemin tedavisinde öncelikle diyet ve egzersizden yararlanılıyor. İhtiyaç duyulduğunda insülin tedavisine de başvuruluyor.

 

Diyabet hastalığı olmayan tüm gebelere, 24-28. haftalar arasında 50 gram glikoz ile tarama testi ile tanı konuyor. Sonrasında gerekirse 100 gr şeker yüklemesi yapılarak gebelik tanısı kesinleşiyor.

Bazı kişilerde ise tek seferde 75 gr yükleme testi ile tanıya ulaşılabiliyor.

Tanı konulduktan sonraki hedef ise açlık kan şekerini 95 mg/dL’nin, tokluk birinci saat kan şekerini ise 130 mg/dL’nin altında tutmayı sağlamak oluyor.

Tedavi planı kişiye özel geliştiriliyor
Gebelik diyabeti konan kişilerde düzenli takipler, ara öğünlerin sayısının artırıldığı yeni bir beslenme düzeni ve günlük düzenli egzersizlerle kan şekeri kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Tedavi, her gebenin durumuna ve kan şekeri düzenine göre planlanıyor.

Düzenli takibin önemi büyük

Kişinin 3 haftalık periyodlarla gebelik muayeneleri ve ultrason takibiyle izlenmesi gerekiyor. Kontrolsüz diyabette zamanla bebekte irileşme ve annenin suyunda artma gözlenebilir. Kontrollerde eş zamanlı olarak NST ve tansiyon takipleri de yapılmalı.

Bununla birlikte, annenin suyunda artış olması durumunda bebeğin hareketleri da azaldığı için, evde bebek hareketlerinin takip edilmesi de önem taşıyor. Bu nedenle, akşam yemeğinden sonra bebeğin 2 saat içinde en az 10 defa hareket edip etmediğine dikkat edilmeli.

Aynı zamanda HbA1 c değerlerinin de takibe alınması, günlük kan şekeri değerlerinin glikometri ile ölçülerek kayıt altına alınması gerekiyor.

Egzersiz şart

Gebelik diyabeti olan anne adaylarının ara öğünden 30 dakika ve ana yemekten 60 dakika sonra egzersiz yapması önem taşıyor. Özellikle gebeliğe uygun olan yürüme, hafif bel ve kalça kaslarını çalıştıracak egzersizlere başlanması gerekiyor. Egzersizle birlikte fazla kilo alımının da önüne geçilebileceği için diyabeti kontrol etmede son derece önem taşıyor.

Diyet ve egzersize cevap alınamayan ve kan şekeri yüksekliği devam eden hastalarda insülin tedavisine geçiliyor. Kişinin kilosuna göre günde 4 kez kısa veya uzun etkili insülinlere başlanıyor. Ağızdan diyabet ilaçları gebelikte kullanılmıyor. Doğumdan sonra ise tedavi sonlanıyor.

Ancak doğum sonrası kontrollerde diyabetin devam ettiği belirlenirse ilaç veya insülin tedavisine başlanabiliyor.

Beslenme tedavisi
Diyabet tanısı alan gebelerde beslenme son derece önemli taşıyor. Ana öğünlere iki ara öğün daha ekleniyor. Yağsız bir bardak süt ve bir elma ara öğünlerde tercih edilebilir. Gebelik boyunca, kompleks karbonhidratlardan da uzak durmak önem taşıyor.

Bu nedenle çikolata, pasta, kek, tatlı, şekerleme, börek gibi karbonhidrat ve şeker oranı yüksek gıdaları tüketmemek gerekiyor.

Ayrıca, üzüm, incir, muz, kavun, karpuz, dut, hurma gibi şeker oranı yüksek meyveler belli miktarda tüketilmeli ve kişiler bu konuda daha ayrıntılı bilgiyi mutlaka hekimlerden öğrenmeliler.

Kimler risk grubunda?

  • 25 yaş üstündeki gebe kadınlar
  • Normalden fazla kilolu olan anne adayları (vücut kitle endeksi 25’in üstünde olanlar)
  • Birinci derece akrabalarında gebelik diyabeti olan veya Tip 2 diyabeti olanlar
  • Daha önceki gebeliklerinde gebelik diyabeti tanısı alanlar
  • Tansiyon hastaları
  • Daha önceki gebeliklerinde 4000 gramdan ağır bebek dünyaya getiren kadınlar

Video: İnsülin direnci diyabete dönüşür mü?

İlginizi çekebilir

İnsülin direncine karşı koymanın yolları

Doğru beslenerek diyabetle savaşın

Diyabetiniz varsa bu hastalıklara dikkat

Diyabete eğiliminizi 5 soruda öğrenin

Diyabetle ilgili doğru bilinen 5 yanlış

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/hamilelik-doneminde-baslayan-diyabetin-riskleri-ciddi

25 Yaşın Üzerindeki Gebelerde Diyabet Riski!

Diyabette Kimler Risk Grubunda?

Anne adaylarının gebelik döneminde karşılaştığı en önemli sağlık sorunlarından biri olan “gebelikte şeker hastalığı” kontrol altına alınmadığında anne ve bebek sağlığını tehdit edebiliyor.

Tüm gebeliklerin %6-7’sinde diyabet oluşabiliyor ve bunların %90’ının daha önce şeker hastalığı bulunmayan kadınlarda, gebelik sırasında ortaya çıktığı düşünülüyor. Gebelik diyabetine neden olarak, hareketsiz yaşam biçimi ve obezitenin artışı gösteriliyor. Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op.

Dr. Gülbin Destici İşgören, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde, gebelik şekeri ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Diyabet, anne ve bebek için hayati risk oluşturabilir

Kan şekeri yani glukoz, vücudun temel enerji kaynağı olan bir şekerdir ve kandaki değeri, başta insülin hormonu olmak üzere vücuttaki bazı hormonlar tarafından belli seviyelerde tutulmaktadır.

Kandaki şeker düzeyinin yüksek olması, diyabet hastalığıdır ve bazı kişilerde bu gebelik döneminde ortaya çıkmaktadır.

Gebelik şekeri kontrol altına alınmadığında; sezaryen gereksinimi, anne karnında ani bebek ölümü, doğumdan sonra bebekte solunum problemleri ve kan şekeri düşüklüğü, yenidoğan sarılığı gibi sorunlar yaşanabilir. Annede de tansiyon yüksekliği ve tansiyona bağlı gebelik zehirlenmesi riski oluşabilir.

Kimler risk altında?

  • 25 yaşın üstünde olmak
  • Gebelik öncesi kilonun normalden fazla olması
  • Önceki gebelikte de diyabet sorunu yaşanması
  • İri bebek veya ölü doğum öyküsünün bulunması
  • Yakın akrabalarında diyabet varlığı
  • Diyabetin sık görüldüğü bazı ırklara mensup olmak
  • Daha önceden bilinen insülin direnci, glukoz intoleransı ve idrarda şeker saptanması

Risk yüksekse zamanından önce tarama gerekli

Gebelik diyabeti zamanında belirlenip gerekli önlemler alındığında yaşanabilecek tüm olumsuzlukların riski de minimum düzeye inmektedir. Bu nedenle gebelikte şeker kontrolü önemlidir. Eğer kişi 25 yaşın atındaysa ve herhangi bir disk faktörü bulunmuyorsa, bu testler gerekli olmayabilir.

Gebelerin diyabet açısından ilk değerlendirilmesi, genellikle ilk kontrolde açlık kan şekeri bakılarak yapılır. Buradaki amaç daha önceden diyabeti olan ancak tanı konmamış olan kişilerin belirlenmesidir. Gebelik diyabeti taraması ise 24-28’inci haftalar arasında şeker yükleme testleri ile yapılmaktadır.

Ancak yüksek risk grubundaki gebelerde daha erken dönemde yükleme testi gerekebilir.

Gebelik planlayan şeker hastaları daha dikkatli olmalı

Kan şeker düzeyleri kontrol altında olmayan diyabetli kişilerin bebeklerinde doğumsal anomali riski oldukça yüksektir. Gebeliğin ilk 3 ayındaki organ gelişimi döneminde yüksek kan şekerine maruz kalan bebekte başta kalp ve sinir sistemi ile ilgili olmak üzere birçok organda gelişim bozuklukları oluşabilir.

Bu kişilerin gebelik öncesi takipleri yapılarak kan şekerleri normal düzeye çekilmeli ve gebelik daha sonra planlanmalıdır. Gebe kalmadan bir ay önce folik asit alınmalı ve gebelik sırasında da diyetisyen kontrolünde beslenme programı oluşturulmalıdır.

Bu gruptaki anne adaylarının kullandıkları tedavilerin dozları ayarlanmalı ve kan şekerleri hedeflenen düzeylerde tutulmalıdır.

Diyet yeterli olmazsa insülin tedavisi gerekebilir

Gebelik diyabetinde, uygun diyet ve egzersiz ile günde birkaç kez evde parmaktan kan şekeri ölçülen cihazlarla, açlık ve tokluk kan şekeri takibi planlanır.

Bu şekildeki takipte kan şekeri değerleri hedeflenen düzeylerde seyrederse, gebelik haftasına uygun diyetle, kan şekeri ölçüm aralıkları belirlenerek takibe devam edilir. Yaşam tarzı değişiklikleri ile hedeflenen kan şekeri düzeylerine ulaşılamazsa insülin tedavisine başlanır.

Son yıllarda ağızdan alınan diyabet ilaçlarının gebelikte kullanımının güvenli olduğuna dair yayınlar olsa da, bu konuda hala tartışmalar mevcuttur.

Doğum sonrası çocukların da takibi önemli  

Doğumdan sonra çoğunlukla kan şekeri normale döner. Ancak gebelik şekeri tespit edilmiş kadınların yaşam boyu diyabet olma riski %40’lara kadar çıkmaktadır. Bu kişilerin çocuklarında da uzun dönemde diyabet ve obezite görülme riski arttığı için çocukları da yakın takip edilmelidir. Ayrıca gebelikte diyabet saptanan kişilerin çoğunda sonraki gebelikte de diyabet gelişmektedir.

Doğumdan sonra sağlıklı beslenmeye devam edilmeli

Doğumdan hemen sonra kontrol edilen kan şekerleri normal veya normale yakınsa, doğumdan 6-12 hafta sonra şeker yükleme testi yapılmalıdır. Değerler normalse 3 yılda bir diyabet için tetkiklere devam edilmelidir. Doğumdan sonra sağlıklı beslenmek, ideal kiloda kalmak ve düzenli egzersiz yapmak, ileri dönemde ve sonraki gebeliklerde diyabet görülme riskini azaltmaktadır.

Güncellenme Tarihi: 13 Kasım 2017Yayınlanma Tarihi: 13 Kasım 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/25-yasin-uzerindeki-gebelerde-diyabet-riski/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.