Doğru Embriyo ile Gebelikte Yaş Sınırı Kalkıyor

Dondurulmuş Embriyo Transferinden Sonra Hamilelik Belirtileri

Doğru Embriyo ile Gebelikte Yaş Sınırı Kalkıyor

Dondurulmuş embriyo tedavisi gören kişilerin bu aşamadan sonra en çok merak ettikleri konu hamile kalınmışsa buna yönelik belirtilerin neler olduğu, yaptırılacak testler ve kullanılacak ilaçlardır.

IVF Embriyo Transferinden Sonra Gebelikte İlk İşaretler

Bir çift bir çocuk sahibi olmakta güçlük yaşarsa, başarılı bir hamilelik elde etmek için çeşitli yardımcı üreme teknolojileri mevcuttur.

Bu yöntemlerden yapılması yaygın olan biri, bir kadının yumurtasının laboratuvardaki eşinin spermiyle döllenmesi ve in vitro fertilizasyon (IVF) olarak adlandırılan embriyonun uterusuna implant edilmesini içeren iki aşamalı bir işlemdir.

Başarılı implantasyonun ilk işaretleri ve erken gebelik genellikle işlemden yaklaşık iki hafta sonrasına kadar ortaya çıkar.

En Önemli İşaretler

Embriyo rahim duvarı içerisine yerleştirildiğinde, astarındaki küçük kılcal damarların hasar görmesi sonrasi kanama ortaya çıkabilir. Bu kanama; embriyo transferi sonrasında gözlenemeyecek veya kanama bulunamamasına rağmen lekelenmeye veya az miktarda kanama oluşmasına neden olabilir.

Bir kadın, embriyo implante ederken kanama dışında bazı küçük kramplar yaşayabilir. Öte yandan, birçok kadın ne kanama, ne de kramp yaşamaktadır.

Yardımcı teknolojiden ya da doğal olarak ortaya çıkan bir gebelik olsun, gebeliğin diğer erken belirtilerinden biri de kanama yaşamadan es geçilmiş bir adet dönemidir.

Diğer İşaretler

Adayın göğüsleri şişebilir veya yumuşatılabilir veya dokunduğunda ağrıtabilir. Bazen, hassasiyet birkaç hafta sonra azalır, ancak göğüsler büyüdükçe ve destekleyen bağlarda baskı uygularken hamilelikte daha sonra normale döner.

Birçok kadının bu belirtiye sahip olmamasına rağmen, hormonlardaki ani yükselme de ilk haftalarda baş ağrısına neden olabilir.

Bazı kadınlar da mide bulantısı ya da sabah bulantısı yaşayabilir, ancak bu işaret hamileliğin ilerleyen zamanlarında hiç bir şekilde ortaya çıkmayabilir de.

Hafif Değişiklikler

Embriyo transferinin başarılı olduğuna dair bazı işaretler son derece ince olabilir. Örneğin, aday kendisini biraz yorgun hissedebilir, ilk hafta veya ikinci haftada bu belirtiler ortaya çıkabilir.

Başarılı bir embriyo transferi sonrasında adayın vücudunda özel bir şeylerin olup olmadığının açık bir belirtisi yoktur.

Özellikle embriyo uterus duvarında yüksekten yukarıya yerleştirilirse ve başka gebelik bulguları gelişene kadar kramp veya lekelenme ihtimali bulunmayabilir, bu daha sonra gebe olduğunu doğrulamak için test beklerken potansiyel olarak stresli bir durum ortaya çıkarabilir.

Yapılan Testler

Genel olarak, IVF uygulanan ve embriyo transferi yapılmış bir çift, tamamlandıktan yaklaşık bir veya iki hafta sonrasına kadar prosedürün başarısından emin değildir.

İmplantasyonun gerçekleşip gerçekleşmediğini belirleyen ilk test, embriyo çevreleyen hücreler tarafından üretilen insan koryonik gonadotropin veya HCG denilen bir hormonun ölçümünü içerir.

Bu ölçüm genellikle ilk hafta veya iki ayda idrar ve kan testi yoluyla yapılır, ancak sonraki aşamaya kadar sonuçsuz kalabilir ve her birkaç günde bir tekrarlanabilir ve ultrason muayenesi gibi diğer testler eşlik edebilir.

Kan Testi

Embriyo transferinden on iki gün sonra hamile olunup olunmadığını öğrenmek için kan gebelik testi yapmalıdır. Eğer embriyo implantasyonu meydana gelirsebu durumda annenin kanında beta-hCG hormonu saptanabilir. Bu hormon, gebelik testinde aranan şeyin ta kendisidir.

İdrar Testi

IVF tedavisi sonrası idrar gebelik testi yapılması önerilmez. İdrar testinde, idrar değerlendirilmesinde hatalı olumsuz sonuçların çok olmasıdır. En hassas gebelik testi, idrar yerine idrar testinden daha duyarlı olan embriyo tarafından üretilen beta hCG (beta insan koryonik sentetik folikül uyarıcı hormon) varlığı için yapılan bir kan testidir.

Ultrason

Bazı normal gebeliklerde hCG seviyesi oldukça düşüktür ancak buna rağmen sorunsuz biçimde bebek doğurur. Yapılması gerekenler içerisindeki bir diğer unsur da ultrasondur. Ultrason bulguları hamilelik sonuçlarının hCG düzeylerine kıyasla çok daha fazla kestirimcidir. İlk ultrason taraması gebelik kesesi ve yolk kesesi varlığını doğrulamak için yaklaşık 2 hafta sonra yapılır.

Kullanılan İlaçlar

Dondurulmuş embriyo transferi sonrası kullanılan ilaçlar;

Doğum kontrol hapı ile çakıştığında verilen GnRH agonisti (Lupron gibi) veya midluteal (gün 21) vb ilaçlar.

Günde iki kez oral yoldan kullanılan ilaçlar içerisinde etkin olan Estradiol valerat 2 mg başlatılır. Uterin astar kalınlığının izlenmesinden sonra bu dozun arttırılması gerekebilir.

Endometriyum yeterli bir kalınlığa sahip olduğunda, kullanılan ilaçlar içerisine progesteron içeren ilaçlar da eklenir.

Источник: https://tupbebekte.com/dondurulmus-embriyo-transferi-sonrasi-hamilelik-belirtileri

Tüp bebekte yaş sınırı var mıdır?

Doğru Embriyo ile Gebelikte Yaş Sınırı Kalkıyor
Makalelerimiz > Tüp Bebek Makaleler > Laparoskopi-Histeroskopi Makaleler > Jinekoloji Makaleler > Gebelik-Doğum Makaleler > Vajinismus Makaleler

Tüp bebek tedavisi kadınlardan tüp bebek ilaçları ile uyarılan yumurtalıklardan toplanan yumurtaların laboratuvar ortamında döllenmesi sonrası rahim içine yerleştirilmesidir. Tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen en önemli faktör kadının yaşıdır.

Doğumda kadınların yumurtalıklarında 2 milyon yumurta vardır. Ergenlik dönemine kadar azalarak 250 bin seviyelerine kadar iner. Bu dönemden sonra her adet döneminde 1-2 yumurta atılırken, pek çok yumurtada büyümesi sonlanarak kaybolur.

35 yaşına kadar gittikçe yumurta sayısı azalır. Ancak 35 yaşından sonra yumurta azalma hızı oldukça hızlanır ve kadınlarda hızlı bir yumurta kaybı yaşanır. Bu nedenle özellikle 35 yaşından sonra kadınların gebeliği geciktirmemeleri önerilir.

Menopoza doğru yumurta sayısı iyice azalır ve menopozla birlikte yumurtalıkta yumurta kalmaz. Türkiye’de ortalama menopoz yaşı 47’dir. Ancak bazı kadınlar 40 yaşından önce menopoza girebilir (erken menopoz).

Tüp bebek tedavisinde kadın yaşı başarıyı etliler mi?

Kadınlarda doğurganlık oranının en yüksek olduğu dönemler 24-34 yaşlar arasıdır. 35 yaşından itibaren ise gebe kalma potansiyeli gittikçe azalır.35-40 yaş arası gebelik ihtimali %30 iken, 40-45 yaş arası %10-20, 45 yaşında tüp bebek yaptıranlarda ise %5’ten azdır.

Tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen faktörler kadınlarda gelişen yumurta sayısı ve yumurta kalitesidir. Maalesef kadınlarda yaşla birlikte kadınlarda hem yumurta sayısı azalmakta, hem de yumurta kalitesi düşmektedir.

Yumurta sayısının azalması ve kalitesinin düşmesi demek, gebelik potansiyelinin azalması demektir. Yaşı ilerleyen bayanlarda daha yüksek doz ilaç kullanmaya rağmen bazen yumurta geliştirilememektedir. Yine yaş ilerledikçe döllenme oranı, embriyonun rahme tutunma oranları azalır.

Ayrıca yaşa bağlı gelişen değişik rahim anomalileri (miyom, polip, endometriozis, vb) yada hastalıklar da gebelik şansını azaltacaktır.

Özellikle 40 yaşının üzerindeki kadınlarda yumurta kalitesinin düşmesine bağlı olarak geliştirilen embriyo kalitesi de düşmektedir. Embriyo kalitesinin düşmesi gebe kalma şansını azaltırken, aynı zamanda gebe kalanlarda düşük riskinin artmasına da neden olur.

Bu nedenle 40 yaş üzerindeki kadınlarda preimplantasyon genetik tanı (PGD) yöntemi ile en kaliteli embriyolar seçilerek tüp bebekte kullanılması gebelik şansını arttırırken, bebekteki anomali riski ve düşük riskini azaltacaktır. Ancak 40 yaşının üzerindeki her hastaya PGD uygulaması halen tartışmalıdır.

Erkeklerde ise belirlenmiş bir yaş sınırı yoktur. Sperm üretimi erkeklerde hiçbir zaman sona ermez.

Tüp bebek tedavisi için başvuran kadınlarda adetin 3. günü yapılan ultrason ve hormon testleriyle yumurtalık rezervleri belirlenir. Tüm bu veriler kadın yaşı ile de beraber değerlendirilerek uygulanacak tedavi belirlenir.

Bu bilgiler ışığında kadınların gebeliği geciktirmemeleri önerilir. 35 yaşından sonra yumurtalıklardaki yumurta sayısının hızla azaldığı unutulmamalıdır.

40 yaş üstü tüp bebek yaptıranlarda gebelik ihtimali azalmaktadır. 45 yaşından sonra ise %5’in altındadır.

Değişik nedenlere gebeliğinizi geciktirecek olursanız daha sonra uzun ve zorlu süreçlerle uğraşmak zorunda kalabilirsiniz.

Etiketler

Aşağıdaki makalelerimizi de okuyabilirsiniz Nedir?

>>>İnfertilite (kısırlık) hakkında merak edilenler
>>>Yumurtlama Tedavisi (Ovulasyon İndüksiyonu)
>>>Aşılama (IUI) Nedir?
>>>Yumurta (Osit) dondurma hakkında bilmek istedikleriniz
>>>İnfertilite (Kısırlık) Nedenleri ve Tedavisi
>>>Tüp bebek fiyatları ne kadardır? Tüp bebek merkezi tavsiyesinde önemli noktalar nelerdir?
>>>Tüp Bebek Nedir? Tüp bebek tedavisinde neler yapılıyor?
>>>Aşılama Nedir? Aşılama Nasıl Yapılır?
>>>Tüp bebek uzmanı kimdir?
>>>Tüp bebek tedavisinde cinsel ilişki yasak mıdır?
>>>Tüp bebekte gebelik haftası hesaplama nasıl yapılır?
>>>Tüp bebek kaç defa denenebilir?
>>>Tüp bebek öncesi her hastaya histeroskopi yapılmalı mıdır?

Kliniğimizde tüp bebek uygulamaları anlaşmalı olduğumuz hastanelerde Doç. Dr. Nermin Köşüş tarafından yapılmaktadır. Tüp bebek fiyatları 2019 için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Tüp Bebek Uzmanı Ankara, Tüp Bebek Tedavisi Ankara, Jinekolog Ankara, Doç. Dr. Nermin Köşüş

Kliniğimizde

Tarafmızdan tüp bebek tedavisi uygulanmaktadır. Yumurtalıkların uyarılması ve folikül takibi kliniğimizde yapılmaktadır. Gelişen yumurtalar daha sonra sedasyon ile toplandıktan sonra döllenmekte ve büyümeleri takip edilmektedir. Uygun zamanda rahim içine yerleştirilmektedir.

Источник: https://www.drnerminkosus.com/tup-bebekte-yas-siniri-varmidir.htm

İleri Yaşlarda Hamilelik ve Ortaya Çıkabilen Sorunlar

Doğru Embriyo ile Gebelikte Yaş Sınırı Kalkıyor

Son on yıl içinde başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm dünyada ilk gebeliğini ileri yaşlarda yaşayan anne adaylarının sayısında önemli artışlar gözlenmektedir.

Kadınların eğitimlerini daha ileri aşamalara kadar götürmeleri ve iş yaşamında erkeklerle aynı alanlarda çalışmaları, etkin doğum kontrol yöntemlerinin geliştirilmesi, yasal tahliyenin serbest bırakılması ve infertilite (kısırlık) tedavi yöntemlerinin ilerlemiş olması bu duruma önemli katkılarda bulunmaktadır.

Elbette yukarıdaki olgu oldukça ender rastlanan bir durumdur. 5 yaşında bir gebelik oluşabilmesi için bu kızın ergenlik çağına oldukça erken bir yaşta girmiş olması gerekir. Prekoks puberte (“çok erken yaşta oluşan ergenlik”) adı verilen bu durum çok ender görülmese de tarihte buna benzer bir olgu bir daha bildirilmemiştir.

Tüp bebek teknolojisinin ilerlemesi ve donör oositi (yumurta bağışı) ile oluşan hamileliklerin sayısında artış ileri anne yaşının daha farklı bir perspektif kazanmasına yol açmıştır.

Yumurta bağışı hamileliklerinde anneyle ilgili oluşması muhtemel riskler bebeği taşıyan kadının yaşıyla ilgiliyken doğacak bebekle ilgili kromozom kusuru oluşma riski donör (yumurtayı veren) kişinin yaşıyla ilgilidir.

Amerika'dan alınan bir istatistik bilgisine göre 1982'de tüm doğumlar arasında 35 yaş üzerinde doğum oranı %5 iken, 2001 yılında bu oranın %9 olacağı öngörülmektedir. Aynı bilgilerde 1970 yılında 35 yaşında kadınların %9'unun çocuğu yokken, 1989da bu oran %20 bulunmuştur.

İlk gebelik yaşını geciktiren kadınların çoğu ileri eğitimliler arasında yeralan ve kariyerlerini devam ettiren, eşiyle birlikte ailenin geçimine katkıda bulunan kadınlardır.

Bu haliyle önceleri “tuhaf” kabul edilen bu durum artık çağımızın bir gerçeği haline gelmiştir.

Tıbbi açıdan ileri anne yaşı:

Tıpta “İleri Anne Yaşı” terimi, 35 yaş ve sonrasında gebelik yaşayan anne adaylarını tarif etmek için kullanılmaktadır. Anne adayının ilk ya da sonraki gebelikleri olup olmadığı tanım içinde yer almaz.

Yaş sınırı olarak özellikle 35 yaşın seçilmesi tıbben herhangi bir sınır temsil ettiği için değildir.

Yaklaşık 30 yıl önce FIGO adı verilen uluslararası kadın hastalıkları ve doğum uzmanları birliğinin “keyfi” sayılabilecek bir şekilde verdiği bir karardır.

Ancak tıp uygulamalarının standardize edilmesi ve tedavi protokolleri oluşturulabilmesi açısından bir yaş sınırı oluşturulması bir gerekliliktir ve seçilen sınır konunun uzmanı çoğu doktor tarafından benimsenmiş durumdadır.

Hatırda tutulması gereken nokta, 35 yaş sınırını geçtikten sonra anne adayı ve bebek açısından istenmeyen durumların artışında aniden keskin bir yükselme olmadığıdır. Aksine anne yaşı ilerledikçe genellikle lineer (doğrusal) bir risk artışı söz konusudur.

Anne adayını ilgilendiren durumlar:

Yaş ilerledikçe insanlarda diabet ya da hipertansiyon gibi hastalıkların ortaya çıkma olasılığının arttığı bilinen bir tıbbi gerçektir.

Anne adayının ileri yaşlarda bir gebelik yaşaması durumunda kendisiyle ilgili risk artışı yaşın sayısal özelliğiyle değil, gebeliğe başladığı anda kendisinde kronik hastalıkların varlığı ya da yokluğu ile çok daha yakın ilişkidedir. Bebekte kromozomal anomali (Down sendromu gibi) ortaya çıkma olasılığı ise yaşla direkt ilişki göstermektedir.

Bu yüzden anne adayını ileri yaşlarda daha büyük tehlerin beklediğini söylemek genel anlamda mümkün olup, her birey için aynı risk artışının söz konusu olduğunu söylemek mümkün değildir.

Kronik hastalığın vücuda verdiği zarar, hastalığın vücutta varolduğu süreyle direkt olarak ilişkilidir.

Bu yüzden kronik hastalığı olan kişinin gebe kalma yaşı geciktikçe gebelik esnasında istenmeyen durumların ortaya çıkma olasılığı da artar. Bu duruma en güzel örnek Tip II diabettir.

Özellikle 40 yaşından sonra daha sık ortaya çıkan bu hastalıkta hastalık süresi uzadıkça kontrolsüz şeker yükselmesinin damarlara verdiği hasar da artmaktadır.

İleri anne yaşı olanlarda sıklıkla görülen hastalıklar:

Hipertansiyon:

35 yaşın üzerinde gebeliklerde kronik hipertansiyon erken yaştaki gebeliklere göre 2-4 kat daha sık gözlenir ve yaklaşık görülme oranı %10'dur.

Gebeliğin son dönemlerinde ileri yaş gebelerde gözlenen gestasyonel (gebeliğe bağlı) hipertansiyon genellikle kronik hipertansiyon bulgusu olarak değerlendirilir.

 Preeklampsi gelişmediği sürece gebeliğin sonlarındaki bu tansiyon yüksekliğinin anne adayı ve bebek için çok büyük bir risk oluşturması beklenmez.

Ancak gebeliğin bitiminde tansiyon yüksekliğinin kaybolup kaybolmadığı mutlaka tetkik edilmelidir.

Özellikle uzun süreden beri varolan ve damarsal hasara yolaçmış kronik hipertansiyon hem anne adayı hem de bebek için teh oluşturabilir. Esas teh kronik hipertansiyonlu anne adaylarında ortaya çıkması muhtemel süperempoze (kronik hipertansiyon zemininde gelişmiş) preeklampsidir.

İleri yaşlarda gebe kalan anne adaylarında kronik hipertansiyon yoksa, preeklampsi gelişme olasılığı daha erken yaşta gebe kalanlarla aynıdır. Yani hipertansiyonu olmayan bir anne adayında yaş, gebeliğin kendisine bağlı preeklampsi riskini artırmaz.

Diabet (şeker hastalığı):

Yaşla beraber Tip II diabet sıklığı artar. Buna bağlı olarak ileri yaşlardaki gebeliklerde Tip II diabet ve hastalığa bağlı istenmeyen durumların görülme sıklığında genç yaş gebelere göre 2-3 kat artış gözlenir.

Gestasyonel diabet de (gebelik esnasında ortaya çıkan diabet) ileri yaşlardaki gebeliklerde yaşla doğru orantılı olarak artan sıklıkta gözlenir.

Uzun süreden beri varolan ve kontrolsüz seyreden diabet anne adayı ve özellikle de bebek için teh oluşturabilir.

Diğer hastalıklar:

Yaşla beraber kalp-damar hastalıkları, nörolojik hastalıklar, böbrek, karaciğer, akciğer ve bağdokusu hastalıkları ve kanserlerin sıklığında artış gözlenir. İleri yaşlardaki gebeliklerde bu hastalıkların varlığı gebeliğin seyrini olumsuz yönde etkileyebilir.

Derin ven trombozu, akciğer ödemi gibi anne hayatını tehdit eden durumlar özellikle kronik hastalığı bulunan ileri yaştaki anne adaylarında daha sık gözlenir.

İleri yaşlardaki anne adaylarında gebelik ve doğumla ilgili istenmeyen durumlar:

Oluşan gebeliğin düşükle sonuçlanma riski yaşla birlikte doğrusal bir artış gösterir. 35 yaş üstü gebelerde daha genç olanlara göre yaklaşık 4 kat artmış bir düşük riski söz konusudur. Bunun en önemli nedeni gebelik ürününde kromozomal anomali olma olasılığının yaşla birlikte artmasıdır. Kromozomal anomaliler ise düşüklerin en önemli nedenleri arasında yer almaktadır.

İleri yaşlarda dış gebelik ortaya çıkma riski daha erken yaştaki gebeliklere göre 2-3 kat daha yüksektir. Bu durum yaşın kendisine bağlı olarak tüp hareketliliğindeki bir yavaşlamadan kaynaklanabilir. Önceden geçirilmiş çok sayıda pelvik enfeksiyonun tüplerde bıraktığı hasar da önemli bir etken olabilir.

Bebekte anomali ortaya çıkması:

İleri anne yaşı bebekte kromozomal anomali ortaya çıkma riskini artırır.

 Down sendromu gibi yaşla direkt ilişkili olan anomaliler özellikle 30 yaşından sonra doğrusal değil eksponansiyel (yani yaş artışından daha çok artış gösteren) artış gösterirler.

 Yapısal anomalilerin (bebeğin vücut şeklini ya da organlarını ilgilendiren anomaliler) ortaya çıkma riski ise tüm yaş gruplarında muhtemelen aynıdır.

İleri yaşlardaki gebeliklerde erken doğum daha sık gözlenmektedir.

 Yaş hem kendiliğinden ortaya çıkan erken doğum eylemi ve erken doğum için bir risk faktörü, hem de anne hayatını tehdit eden durumların varlığı nedeniyle yapılan indüksiyon (doğum eyleminin doktor tarafından başlatılması) için önemli bir risk faktörüdür. Bu yüzden erken doğum ileri yaşlardaki gebeliklerde 4 kat daha sık gözlenir.

İleri yaşlardaki gebeliklerde intrauterin gelişme geriliği (İUGG) ortaya çıkma riski 2-3 kat daha yüksektir. Özellikle hipertansiyon ve/ veya diabeti olan anne adaylarında İUGG gelişme riski yükselir.

İleri yaştaki gebeliklerde placenta previa (önde gelen plasenta) ve ablatio placenta'ya (plasentanın erken ayrılması) bağlı özelllikle gebeliğin geç dönemlerinde kanama ortaya çıkma riski artmıştır.

Bu iki durumun da yanlızca yaş faktörü ile ilgili olarak artmadığı düşünülmektedir. Zira ablatio placenta genellikle hipertansiyonu olan gebelerde gözlenen bir durumdur ve kronik hipertansiyon sıklığı ileri yaş gebeliklerde daha yüksektir. Bu nedenle gebelikte 200'de bir sıklıkla gözlenen ablatio özellikle 40 yaş üstü gebelerde %3 oranında gözlenmektedir.

Placenta previa da gebelik ve doğum sayısı ile direkt ilişkili bir durum olduğundan muhtemelen yaş faktöründen bağımsız olarak özellikle çok sayıda gebelik yaşamış ileri yaş anne adaylarında daha sık gözlenmektedir.

Fetus ve yenidoğanla ilgili problemler:

Rahim içi gelişme geriliği, preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) ve anne adayında diabet gibi durumlar plasental yetmezlik ve buna bağlı olarak, gerekli önlemler alınmadığında, bebekte nörolojik sekellerden bebeğin ölümüne kadar gidebilen durumların oluşmasına neden olabilir.

Erken doğum ve rahim içi gelişme geriliği yenidoğan döneminde bebeğe yoğun bakım tedavisi gerektiren ve ağır durumlarda bebeğin ölmesiyle sonuçlanan en önemli iki durumdur.

Doğumla ilgili problemler:

Özellikle ilk gebeliğini yaşayan ileri yaşlı anne adaylarında doğum eyleminin tüm evreleri daha uzun sürer. İri bebek taşıyan bir anne adayının bebeğinde doğum esnasında omuz takılması ortaya çıkabilir.

Yukarıda sayılan tüm nedenler anne hayatı ya da bebek hayatının tehde olması nedeniyle ileri yaşlardaki gebeliklerde sezaryen ile doğum oranının yaklaşık iki kat artmasına neden olurlar.

Gebelik esnasında hastanede yatma gerekliliği:

İleri yaşlardaki gebeliklerde hem hipertansiyon ya da diabet gibi önceden varolan hastalıkların tetkik ve tedavisi için, hem de gebelikte istenmeyen durumların ortaya çıkma olasılığı (kanama ya da erken doğum tehdidi gibi) artmış olduğu için diğer gebeliklere göre antenatal dönemde (doğumdan önce) hastaneye yatırılma gerekliliği 2-3 kat daha yüksektir.

Anne ve bebek ölümleri:

Gebelik, doğum ya da lohusalıkta anne ölümü günümüzde giderek azalmaktadır. Önceleri “kara talih” olarak değerlendirilen ölüm olguları tıp bilimi ve tıp teknolojisinin gelişmesiyle her geçen gün azalmaktadır.

Gebeliğe bağlı ölüm olguları ne kadar azalsa ve sıfıra yaklaşsa da muhtemelen uygarlığın hiç bir aşamasında sıfır olmayacaktır.

İleri yaşlardaki gebeliklerde gebeliğe bağlı ya da annenin gebeliğe taşıdığı hastalıkların kötü seyir göstermesi neticesinde anne adayının doğum eyleminde ya da lohusalıkta ölme olasılığı genç yaş gebeliklere göre dört kat yüksektir.

Böylece ileri yaştaki 10.000 gebelikten altısında çeşitli nedenlere bağlı olarak ölümler meydana gelmektedir.

Bilim ve teknolojinin ilerlemesine bağlı olarak anne ölümlerinde ortaya çıkan azalma tüm gebelik yaşı gruplarına eşit olarak yansıdığından ileri yaş ile genç yaş anne ölümleri arasındaki dört katlık risk fazlalığı sabit seyretmektedir.

İleri yaş anne adaylarının bebeklerinin herhangi bir nedene bağlı olarak ölme riski ise genç anne adaylarından yanlızca 1.5 kat daha yüksektir. Aradaki farkın bu kadar az olmasının nedeni geçmiş yıllarda yenidoğan yoğunbakım ünitelerinin teknolojik ve bilimsel imkanlarının patlama yaparcasına gelişmiş olmasıdır.

Buna karşın 35 yaş üzeri annelerin bebeklerinin yenidoğan (doğumdan sonraki ilk 30 gün) ve sütçocukluğu (doğumdan sonraki ilk yıl) döneminde ölme riski bariz bir şekilde artar. Bu durumun sayısal oranı ve nedenleri tam olarak bilinmemektedir.

İleri anne yaşının ekonomik yönü:

İleri anne yaşı olan bir gebeye, gebeliğe taşıdığı hiçbir hastalığı olmasa bile genç yaş gebeliklere göre daha fazla sayıda antenatal kontrol muayenesi ve daha çok tetkik yapılır.

Gebeliğin seyri esnasında istenmeyen durumların oluşması, doğumun sezeryanla gerçekleşmesi ve daha da ileri durumlarda doğan bebeğe erken doğum ya da başka nedenlerle uzun süre yoğun bakım şartlarında bakım gerekmesi tetkik ve tedavi maliyetini belirgin bir şekilde artırır.

Источник: https://gebelik.org/tr/tibbi-bilgiler-normal-disi-durumlar-ileri-yaslarda-hamilelik-ve-ortaya-cikabilen-sorunlar.html

İleri Yaşta Hamilelik Riskleri Nelerdir?

Doğru Embriyo ile Gebelikte Yaş Sınırı Kalkıyor

Günümüzde hamilelik konusu hakkında en fazla merak edilen ayrıntılardan biri de kadınlar kaç yaşına kadar hamile kalabilir sorusudur. Özellikle 35 yaşından sonra hamilelik ve risklerinin neler olabileceği önemli bir ayrıntıdır. Bu konuda uzmanlardan da derlediğimiz bilgiler doğrultusunda sizlere ve merak edenlere hemen bilgiler sunalım.

Uzmanlar ileri yaşlarda olan hamileliğin normal doğuma göre 2 kat daha fazla risk taşıdığının altını çizmektedirler.

35 yaş ve üzeri gebelikler, tıpta “ileri yaş gebelik” olarak adlandırılır. Anne adayının yaşının ilerlemesiyle birlikte, hamile kalma olasılığı azalır ve annede bazı kronik hastalıkların görülme riski artar.

İleri yaşlarda görülen gebelikler hem anne hem de bebek açısından bir takım riskler taşır.

İleri yaşlarda hamile kalan birçok kadın bebeğini sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmesine rağmen, bir takım hastalıkların görülme riski genç annelere kıyasla daha yüksektir.

Yaşın ilerlemesiyle birlikte, bütün insanlarda birtakım hastalıkların görülme sıklığı artar. İleri yaştaki gebeliklerde en yaygın görülen hastalıklar ise; yüksek tansiyon (hipertansiyon) ve şeker hastalığıdır. İlerleyen yaşla birlikte, anne adayında şeker hastalığının (diyabet) görülme oranı artar.

Şeker hastalığı bulunan anne adaylarında preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) görülme olasılığı daha fazladır. Ayrıca, diyabetik anne adaylarında plasenta problemleri, düşük ve erken doğuma daha fazla rastlanır. İlerleyen yaşlarda sık görülen diğer sağlık problemi ise yüksek tansiyondur.

Yüksek tansiyon (hipertansiyon) ilerleyen yaşlarda, erken yaştaki annelere oranla yaklaşık 3 kat daha fazla görülür. Gebelik döneminde görülen yüksek tansiyon ya da hipertansiyon hem annenin hem de bebeğin hayatını tehye atabilir. Anne adayında yüksek tansiyon görülmesi, preeklampsi ve ani bebek ölümlerine neden olabilir.

Bunun yanında anne adayının yaşının ilerlemesine bağlı olarak görülen nörolojik hastalıklar, kalp damar hastalıkları, karaciğer, böbrek hastalıkları ve kanser riskinin artması da hamileliğin seyrini olumsuz etkileyebilir.

35 Yaş ve Üstü Hamilelik Anne ve Bebek Açısından Riskli Midir?

İleri yaşlarda hamilelikte görülebilen olumsuz durumlar şunlardır;

  • Bebekte down sendromu görülebilme oranı yüksektir: 40 yaşından sonra hamilelikte görülen en belirgin olumsuz durumlardan biri anne karnındaki bebekte down sendromu adını alan bir hastalığın meydana gelmesidir. Bebeği ilgilendiren kromozon anormallilikleri bu durumla birlikte ortaya çıkabilmektedir. Yapılan araştırmalara göre; 20’li yaşlardaki kadınlarda düşük riski yüzde 10-15 iken; bu risk 45 yaş ve üzerinde yüzde 50’ye kadar yükselebilir. Düşük doğumların en önemli nedenlerinden biri de kromozal anomalilerdir.
  • Erken doğum riski yüksektir: Olgun yaştaki annelerde, fetüste görülen gelişme geriliği gibi çeşitli nedenlerden dolayı erken doğuma rastlanma sıklığı da artar.35 yaşından sonrasında hamilelikte görülen risklerden biri de erken doğum riskidir. Normal doğuma oranla ileri yaşlarda hamilelikte erken doğum riski daha yüksektir.
  • Düşük yapma riski yüksektir: 35-37 yaşından sonra hamilelikte oluşabilen risklerden biri de erken düşük yapma ihtimalinin normal doğuma oranla daha yüksek olmasıdır. Bu önemli detay gebe kalma yaşının doktor tarafından tayin edilmesi gerektiğinin en büyük göstergesidir.
  • Miyomların oluşma riski yüksektir: 35 yaşından sonra hamilelikte görülen risklerden biri de miyomların yani rahim içi iyi huylu tümörlerin ortaya çıkabilme riskidir. Genellikle etkilerini kısa sürede kendiliğinden kaybedebilen miyomlar nadiren de olsa 30 yaş üzeri anne adaylarının huzursuzluk duymasına neden olabilmektedir. (Bknz: Gebelikte Miyom Dejenerasyonu Bilmeniz Gerekenler)
  • Hemoroid ve idrar tutamama durumu oluşabilir: İleri yaşlarda görülen hamilelikte görülen risklerden biri de hemoroid ve idrar tutamama durumudur. Özellikle de idrar tutamama sorunu 35 yaş üzeri anne adaylarında sıkça görülebilen bir durumdur.
  • Doğumun normalden uzun sürmesi söz konusu olabilir: 30 yaş sonrası hamilelikte görülebilen risklerden biri de doğum eyleminin normal doğum eylemine göre biraz daha uzun sürebilmesidir.
  • Sezaryen: İlerleyen yaşlarda hamile kalan bayanlarda doğum sırasında komplikasyon görülme riski artar. Hem anne hem de bebek sağlığı açısından sezaryen doğuma 2 yada 3 kat daha fazla gereksinim duyulur.
  • Çoğul gebelik: Genç yaştaki annelere oranla, ileri yaşlardaki anne adaylarında çoğul gebelik daha fazla görülür.
  • Dış gebelik: İlerleyen yaşlarda tüpteki hareketlilik azalır, aynı zamanda geçirilen her pelvik enfeksiyon da tüplerde bir miktar hasara neden olur. Bu nedenlerden dolayı, ileri yaşlardaki anne adaylarında dış gebelik daha fazla görülür.
  • Gelişme geriliği: İleri yaşlardaki anne adaylarında şeker ve tansiyon hastalıkları daha sık görüldüğü için bebekte görülen gelişim bozukluklarına daha sık rastlanır.

İleri yaşta gebelik planlıyorsanız;

  • 35 yaşından sonra gebelik planlanıyorsa; öncelikle fazla kilolar verilmelidir. Fazla kiloların hem bebek hem de anne üzerinde olumsuz etkileri vardır. Bu yüzden aşırı kilolu anne adaylarına, vücut kitle indeksine göre normal değer aralığına geldikten sonra hamile kalmaları önerilir.
  • Anne adayında şeker hastalığı ya da yüksek tansiyon gibi sağlık problemleri varsa hamile kalmadan önce bu sağlık problemlerinin kontrol altına alındığından emin olunması gerekmektedir. Aksi halde, hem bebek hem de anne açısından tehli sonuçlar oluşabilir.
  • Hamilelikte ise prenatal testlerin yapılması ve bebeğin sağlık durumunun kontrol edilmesi hayati önem taşır.

Kaç yaşından sonra hamile kalmamalıyım

Kadınlar kaç yaşına kadar hamile kalabilir sorusunu ise tamamen fizyolojik durumlar ile ilişkili olduğundan net bir şekilde cevap verilemeyebilir.

Ülkemizde ve dünyada ileri yaşlarda hamilelik yaşayan kadın sayısı bir hayli fazladır ancak bu gebeliklerde yukarıda saydığımız risklerden bir veya birkaçı görülmektedir. Uzmanlar 40 yaşından sonra hamile kalma oranının çok düşük olduğunu bildirmektedir.

45 yaşından sonra bu oran binde birin altındadır. Şuana kadar en yaşlı hamilelik 66 yaşında gerçekleşmiştir.

Okuyucularımızdan gelen sorular arasında 45 – 46 -47 -50  yaşında hamile kalınırmı sorularına malesef net yanıt vermek mümkün değildir. Her yaşta hamilelik görülebilir ancak bu oran yaş ilerledikçe bir hayli düşmektedir.

Gebeliğe müsait olup olmadığınızı yada fizyolojik durumunuzun hamileliğe elverişli olup olmadığı ancak bir hekim tarafından cevaplanabilir. Şu yaşta hamile kalınır mı tarzı sorulara net cevap almak imkan dahilinde değildir.

Gelen bir diğer soru olan menopozdan sonra hamile kalınır mı sorusuna uzmanların yanıtı normal süreçte mümkün olmayacağıdır. Ancak gelişen teknoloji ile yumurta dondurma gibi teknolojik işlemlerin yapılabileceği de uzmanlar tarafından belirtilmektedir. Ancak sıklıkla uygulanan bir yöntem değildir.

İleri yaşlarda planlanan gebelik beraberinde bir takım riskleri getirse de, 35 yaş ve üzeri birçok annenin bebeği hiçbir sağlık problemi olmadan dünyaya gelmiştir.

Ayrıca, olgun anne adaylarının geç yaştaki annelere göre daha tecrübeli ve daha bilinçli olmaları, dolayısıyla 20’li yaşlardaki annelere kıyasla bebeğe daha iyi bakmaları söz konusudur.

35 yaş sonrasında anne olmak isteyenlerin ilk olarak doktorlarına başvurmalı ve oluşabilecek olumsuzluklar hakkında doktorlarından detaylı olarak bilgi almalıdırlar. Aşağıda yer alan yorum bölümünden diğer okuyucularımızla kendi görüş ve önerilerinizi paylaşabilirsiniz.

Bu konuda daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki yorum bölümüne aklınıza takılanları yazınız!

Yorum yaptıktan sonra dilerseniz Hamilelik Belirtileri editörleri tarafından derlenmiş Bebeğim Hareket Etmiyor Ne Yapmalıyım? başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Источник: https://www.hamilelikbelirtileri.co/ileri-yasta-hamilelik/

İleri Yaşta Hamilelik

Doğru Embriyo ile Gebelikte Yaş Sınırı Kalkıyor

35 yaşından büyükseniz ve hamile kalmayı umuyorsanız, “ileri yaşta gebelik” için organize olmalısınız. Pek çok kadın hamileliğini, 30’lu yaşlara ve sonlarına kadar geciktiriyor ve sağlıklı bebekler doğuruyor. Özel bakım almak, bebeğiniz için en iyi başlangıcı yapmanıza yardımcı olabilir.

Riskleri anlayın

Biyolojik saat bir yaşam gerçeğidir, ancak 35 yaşına kadar her şey yolunda gitmektedir. 35 yaşından sonrası, çeşitli risklerin devreye girdiği ve hamileliğin daha fazla tartışmaya değer olduğu bir çağdır. Örneğin:

  • Hamile kalmak daha uzun sürebilir: Kadınlar sınırlı sayıda yumurtayla doğar. 30’lu yaşların ortalarına kadar, yumurtalarınız miktar ve kalite bakımından azalır. Ayrıca, daha yaşlı kadınların yumurtaları, daha genç kadınların yumurtaları kadar kolay döllenmez. 35 yaşından büyükseniz ve düzenli cinsel ilişkiye rağmen, altı aydan beri gebe kalmadıysanız, doktorunuzdan tavsiye isteyin.
  • Çoğul gebelik yaşama olasılığınız daha yüksektir: Aynı anda birden fazla yumurtanın salınmasına neden olabilecek hormonal değişikliklere bağlı olarak ikiz gebelik yaşanma şansı artar. Yardımcı üreme teknolojilerinin kullanımı da (tüp bebek gibi) bir rol oynayabilir.
  • Gestasyonel diyabet geliştirme olasılığınız daha yüksektir: Sadece hamilelikte ortaya çıkan bu tip diyabet, kadınlar yaşlandıkça daha yaygındır. Kan şekerinin diyet ve fiziksel aktivite ile sıkı kontrolü şarttır. Bazen ilaç da gereklidir. Tedavi edilmediği takdirde, gestasyonel diyabet, bebeğin ortalamadan anlamlı ölçüde daha büyük doğmasına neden olabilir ve bu da, doğum sırasında yaralanma riskini artırır. Gestasyonel diyabet aynı zamanda erken (prematüre) doğum, hamilelik sırasında yüksek tansiyon ve doğum sonrası gelişebilecek bebek komplikasyonlarının riskini de artırabilir.
  • Hamilelik sırasında yüksek tansiyon geliştirmeniz daha olasıdır: Araştırma, hamilelik sırasında gelişen yüksek tansiyonun yaşlı kadınlarda daha yaygın olduğunu düşündürmektedir. Sağlık uzmanınız tansiyonunuzu ve bebeğinizin büyümesini ve gelişimini dikkatlice izleyecektir. Daha sık doğum öncesi kontrollerine ihtiyacınız olacaktır ve komplikasyonları önlemek için erken doğum yapmanız gerekebilir.
  • Düşük doğum ağırlıklı bir bebek sahibi olma ve erken doğum olasılığınız daha yüksektir: Prematüre bebekler, özellikle çok erken doğanlar, genellikle karmaşık tıbbi problemlere sahiptir.
  • Sezaryen doğum yapmanız gerekebilir: Yaşlı anneler, sezaryen doğuma yol açabilecek, gebelikle ilgili komplikasyonlar açısından daha yüksek risk taşırlar. Bir komplikasyon örneği olarak; plasenta serviksi (plasenta previa) bloke edebilir.
  • Kromozom anormallikleri riski daha yüksektir: Yaşlı annelerden doğan bebeklerde Down sendromu gibi bazı kromozom problemleri riski daha yüksektir.
  • Gebelik kaybı riski daha yüksektir: Hamilelik kaybı riski (düşük ve ölü doğum ile) yaşlandıkça artar, ayrıca önceden var olan tıbbi durumlar veya fetal kromozomal anormallikler nedeniyle de artış yaşanabilir. Araştırmalar, yumurtalarınızın kalitesindeki düşüşün, yüksek tansiyon ve diyabet gibi kronik sağlık sorunlarının artmasıyla birlikte, düşük yapma riskinizi de artırabileceğini göstermektedir. Hamileliğinizin son haftalarında bebeğinizin refahını kontrol etmesi konusunda doktorunuza danışın.
  • Daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmakla beraber, araştırmalar, yaşlanma dönemindeki baba adaylarının, çocukları için sağlık riskleri oluşturabileceğini göstermektedir.

Sağlıklı seçimler yapın

Kendinize iyi bakmanız, bebeğinize bakmanın en iyi yoludur. Temel bilgilere özellikle dikkat edin:

  • Bir ön-hazırlık randevusu alın: Genel sağlığınız hakkında sağlık uzmanınızla konuşun ve sağlıklı bir hamilelik ve bebeğinizin sağlıklı doğma ihtimalini artırabilecek yaşam tarzı değişikliklerini öğrenin. Doğurganlık veya hamilelik hakkında yaşadığınız endişeleri belirtin. Gebe kalma ihtimalini nasıl artıracağınızı ve gebe kalma konusunda sorun yaşamanız halinde size sunulacak seçenekleri öğrenin.
  • Düzenli doğum öncesi randevusu talep edin: Düzenli doğum öncesi muayenesi, doktorunuzun sağlığınızı ve bebeğinizin sağlığını izlemesine yardımcı olur. Sizi ilgilendiren herhangi bir belirti veya semptomdan doktorunuza bahsedin. Ayrıca onunla konuşmak, zihninizi rahatlatır.
  • Sağlıklı beslenin: Hamilelik sırasında daha fazla folik asit, kalsiyum, demir, D vitamini ve diğer gerekli besin maddelerine ihtiyacınız olacaktır. Zaten sağlıklı bir diyet yapıyorsanız, devam edin. Günlük olarak doğum öncesi bir vitamin almak, herhangi bir vitamin veya mineral eksikliğinin açığını kapatmaya yardımcı olabilir.
  • Yavaşça kilo alın: Doğru miktarda kilo almak bebeğinizin sağlığını koruyabilir ve doğumdan sonra kilo vermenizi kolaylaştırır. Sizin için doğru olanı belirlemek amacıyla doktorunuzla birlikte hareket edin.
  • Aktif kalın: Düzenli fiziksel aktivite, rahatsızlığı hafifletmeye, hatta önlemeye, enerji düzeyinizi yükseltmeye ve genel sağlığınızı iyileştirmeye yardımcı olabilir. Ayrıca, dayanıklılığınızı ve kas gücünü artırarak doğuma ve doğum sancısına hazırlamanıza yardımcı olabilir. Özellikle altta yatan bir sorununuz varsa, bir egzersiz programına başlamadan ya da devam etmeden önce sağlık uzmanınıza danışınız.
  • Riskli maddelerden kaçının: Hamilelik sırasında alkol, tütün ve yasa dışı uyuşturucular yasaktır. Kullandığınız herhangi bir ilaç veya takviyeyi doktorunuza önceden bildirin.
  • Kromozomal anormallikler için yapılan doğum öncesi test hakkında bilgi edinin: Gelişmekte olan bir bebekte belirli kromozomal anormallikleri taramak için kullanılan bir yöntem olan prenatal hücre içermeyen DNA (cfDNA) taraması hakkında doktorunuza danışın. Prenatal hücre içermeyen DNA taraması sırasında, anne ve fetüsten alınan DNA, Down sendromu, trizomi 13 ve trizomi 18 gibi spesifik kromozom problemleri için riskinizi belirlemek amacıyla taranır. Koryon villus örneklemesi gibi tanı testleri ve amniyosentez de bebeğinizin kromozomları hakkında bilgi sağlamanıza yardımcı olabilir veya spesifik kromozom anormallikleri riskini öğrenebilirsiniz. Doktorunuz bu işlemlerin riskleri ve faydalarını tartmanıza yardımcı olabilir.

Geleceğe güvenle bakın ve doğru adım atın

Şimdi yaptığınız seçimler (embriyo oluşmadan önce bile) bebeğinizde kalıcı bir etki yaratabilir. Hamileliği, bebeğinizi beslemek için bir fırsat olarak düşünün ve heyecan verici değişiklikler için hazır olun.

Источник: https://www.bulenttiras.com/ileri-yasta-hamilelik

Embriyo Transferi Sonrası Gebelik Ne Zaman Belli Olur?

Doğru Embriyo ile Gebelikte Yaş Sınırı Kalkıyor

Op. Dr. Niyazi Emre Turgut
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Doktora Sorun

Tüp bebek tedavisinde en çok merak edilen konulardan biri de gebelik haberinin ne zaman alınacağı sorusudur. Anne adayına embriyo transferi yapıldıktan sonra merakla ve sabırsızlıkla beklenen bir süreç başlar. Acaba hamile miyim ve sonucu ne zaman öğreneceğim? Merak ettiğiniz soruların cevabını yazımızda bulabilirsiniz.

Tüp Bebek Kaç Günde Belli Olur?

Tüp bebek tedavisi tahliller, muayenelerle başlayan, yumurta takipleri, yumurta toplama ve embriyo transferi ile son bulan bir süreci kapsar. Tedavinin başlayışı ve transfer günü dahil süre aralığı yaklaşık 1-2 ay kadar sürer.

Bazı durumlarda rahim dinlendirme yöntemi uygulandığı için embriyolar dondurulup 1-2 ay sonra transfer edilebilir.
Embriyo transferinden sonra gebelik sürecini öğrenmek için 10-12 günlük bir süreç yeterlidir.

Kandan yapılan b-hCG testi ile anne adayımızın hamile olup olmadığını öğrenebiliriz.

Embriyo Transferi Nedir?

Tüp bebek tedavilerinde en son aşama embriyo transferidir. Embriyo, yumurta toplama işleminde toplanan yumurtaların laboratuvarda sperm ile birleştirilmesi yani suni yollarla döllenmesi sonucunda elde edilir. Laboratuvarda döllenen embriyolar bir kateter yardımı ile anne adayının rahmine yerleştirilir. Bu yerleştirme işlemine embriyo transferi denir.

Embriyo Transferi Kaçıncı Gün Yapılır?

Embriyo transferi, embriyo oluştuktan yani yumurta toplanıp döllendikten sonra genel olarak üçüncü veya beşinci günde yapılır. İdeali, beşinci günde yani blastokist dediğimiz aşamada yapılmasıdır.

Çünkü bu dönemde en iyi kalitede ve gebelik potansiyeli yüksek olan embriyoyu seçmek daha kolaydır. Amacımız embriyo transferini beşinci günde yapmaktır ama kadının yaşına, gelişen embriyo sayısına ve embriyo kalitesine göre üçüncü günde de transfer yapılabilir.

Embriyo Transferinden Kaç Gün Sonra Gebelik Belli Olur?

Embriyo transferi 5. gün yani blastosist dediğimiz embriyo aşamasında yapılmış ise ve şartlar yeterli ise aslında o gün veya bir sonraki gün embriyonun rahim duvarına tutunması ile gebelik gerçekleşir.

Ancak gebelik tanısı konması amacı ile ölçülen hormon değerinin kandaki artışı 10-12 sonra olduğu için gebelik testini yapmak için en doğru zaman da transfer işleminden sonraki 10-12. Gündür.

Bu dönemde yapılan b-hCG testi ile gebelik durumunuzu öğrenebilirsiniz.

Bu test sonucuna göre gebelik oluşup oluşmadığı ve kesin olmamakla birlikte sonuçtaki değere göre de aslında gebeliğin ilerleyip ilerlemeyeceği anlaşılır.

İlerleyen günlerde tekrarı yapılan bu testteki hormon değerlerinin artışına bakılarak gebeliğin ilk aşaması hakkında bir yorum yapılabilir. Bununla birlikte tüp bebek merkezleri için daha önemli olan sonuç, gebeliğin 8.

haftasında yapılan ultrasonografik değerlendirme sonucu kese veya kalp atışının görülüp görülmemesidir.

5. Gün Embriyosu Ne Zaman Tutunur?

Erken dönemde transfer edilen fazla sayıda embriyo beraberinde çoğul gebelik (ikiz, üçüz) riskini de getiriyordu.

Embriyo sayısının sınırlanması ile özellikle belirli sayıda embriyosu olan çiftlerde embriyo transferi embriyoların rahme tutunma aşaması olan blastokist (5. gün embriyosu) döneminde yapılıyor.

Böylece gelişim seviyesine göre de seçilebilen en iyi kalite embriyolarla gebelik elde etme şansı en üst seviyede tutulmaya çalışılıyor.

Embriyo transferi sonrası yaklaşık 12. günde gebelik testi yapılır. 12. güne kadar gebelikle ilgili bir hormon salınımı beklemediğimiz için gebelikle ilgili bulgular ve belirtiler görmeyiz. Gebelikle ilgili sıkıntılar hisseden hastaların mide bulantısı, kasık ağrısı, memelerde şişkinlik ve hassasiyet gibi şikayetlerinin nedeni aslında kullandıkları hormonal tedavidir.

Embriyo transferi sonrası özellikle erken dönemde kadınlarımızın en sık yaşadığı problemlerden biri kasık ve bel ağrısıdır. Kasık ve bel ağrısı, gebelikte de çok sık görülür.

Genellikle, embriyo transferinden sonra eğer 5. gün embriyo transferi olmuşsa 48. saat içinde implantasyon gerçekleşmektedir.

İmplantasyondan sonra kanda Beta HCG hormonu artmaya başlar ve kandan gebelik testi ile gebelik sonucu öğrenilebilir.

Bu dönemde net bir hamilelik belirtisinden bahsetmek doğru olmaz ancak transfer sonrası kahverengi, açık renkte kanama olursa bu bir implantasyon kanaması yani gebelik kanaması olabilir. O zaman yapılan bir hamilelik testi bunu doğruluğunu gösterecektir.

Çok erken dönemde bulantı, kusma, tansiyon düşüklüğü gibi belirtiler pek görülmez. Çok düşük Beta HCG değerlerinde çok yüksek değerlere çıkıldıkça bu belirtiler aşikar olmaya başlar fakat erken dönemlerde böyle belirtilerle de çok karşılaşılmaz. Erken dönemde embriyo transferi sonrasında çok bariz çok belirgin “işte budur” diyebileceğimiz bir gebelik belirtisi görülmez.

Kasık ağrısı, bel ağrısı, insanın psikolojik olarak kendini hamile gibi hissetmesi gibi durumlar gerçek hamilelikle alakalı olmayabilir. Gebelikle ilgili net sonucu aslında 12. günde yaptığımız kanda beta HCG değeri yani kanda gebelik testi verir.

Kanda gebelik testi pozitif olan bir hastanın belli bir süre içerisinde gebelik hormonu giderek yükselir ve gebelikle ilgili semptomlar bulgular gösterir.

Источник: https://bahceci.com/blog/embriyo-transferi-sonrasi-gebelik-ne-zaman-belli-olur/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть