Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler

içerik

Dünyada 17,1 milyon kişi HIV virüsü taşıdıklarının farkında değil

Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler
Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler

HIV infeksiyonu saptanan kişilerin isimleri gizli kalıyor. HIV infeksiyonu artık tedavisi olan kronik bir hastalıktır ve bu infeksiyona yakalanmış olanların yaşamlarını önemli ölçüde bir kısıtlama olmaksızın sürdürebildikleri noktaya gelindi.

Bunun ilk koşulu erken tanı ve tıbbi bakım altına girmek. Bu nedenle doğru bilgiye ulaşın, bilgilenin, bilgilendirin. Mutlaka korunma yollarını öğrenin ve korunun. Test yaptırmaktan ve test öncesi danışmanlık almaktan çekinmeyin.

Birleşmiş Milletler ’in AIDS ile mücadele kuruluşu UNAIDS, HIV virüsü taşıyan 17,1 milyon kişinin bunun farkında dahi olmadığını tahmin ettiklerini kaydetti!!!

HIV ile mücadelede en önemli konulardan biri de toplumu bilgilendirerek, HIV ile infekte kişilerin zaman zaman maruz kalabildikleri ayrımcılık ve dışlayıcı tutumların önüne geçilmesidir.

Bu infeksiyon çağımızın yaygın infeksiyonlarından birisi olup infeksiyon ve bulaşma yolları konusunda bilgi sahibi olmayan ve dolayısı ile korunma önlemleri almayan herkesin başına gelebilir.

Virüsün bulaşma yolları bellidir: Korunmasız riskli cinsel ilişki, infekte kan/kan ürünleri ya da gebelik ya da doğumdan önce fark edilmezse de infekte annelerden bebeklerine doğum sırasında ya da süt ile bulaşabilir.

Virüsün sosyal ilişkilerle, sarılma, aynı ortamda bulunma, havlu, bardak, çatal-bıçak vs.nin ortak kullanımı ile bulaşmayacağı da bilinmelidir.

[attention type=red]
İnfekte kişiler tedaviye zamanında başlayarak hem AIDS’ten korunmuş olacaktır hem de başkalarına bulaştırıcılıkları azalacaktır.
[/attention]

Gebelik takipleri sırasında ya da en azında doğumdan öncesi/sırasında yapılacak testlerle annenin durumu belirlenerek, bebeğini koruyacak önlemler alınabilmektedir.

HIV/AIDS’in farkında olunmalı ve erken tanı için test yaptırmaktan çekinilmemelidir

Virüsün kişiye bulaşmasını takiben ilk 3 ila 6 hafta içeresinde, yeni infekte olan kişilerin yüzde 40-80’ninde genellikle 7-14 gün süren geçici belirtiler görülebilmektedir.

[attention type=green]
Bu belirtiler: ateş, deride döküntü, ağızda yara, lenf bezi şişliği, yorgunluk, kilo kaybı, farenjit ve/veya gece terlemeleri şeklinde olabilir.
[/attention]

Bu dönemin öncesinden başlayarak HIV infeksiyonlarının erken dönemlerinde virüsün yüksek bir hızla çoğalması ve dolayısı ile kanda yüksek düzeylerde bulunması nedeni ile bulaştırıcılık son derece yüksektir.

İnsan Bağışıklık Yetmezlik Sendromu (AIDS) 33 yıl önce 1982 yılında tanımlandı ve nasıl bir küresel salgına yol açabileceği kısa süre içinde anlaşılarak infeksiyonun yayılımını engellemek amacıyla büyük çaplı girişimler başlatıldı.

Dünya Sağlık Örgütü, 1994 yılında İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü (HIV) infeksiyonları ve AIDS’e, bunlara karşı yürütülen çabalara olan destek, katılım ve işbirliğine küresel çapta dikkat çekmek amacıyla 1 Aralık gününü Dünya AIDS Günü ilan etti.

HIV ve AIDS’e karşı mücadelede özellikle başlarda zaman zaman karamsarlıklar yaşanmış olsa da, bugün HIV infeksiyonlarının kronik bir hastalık olarak sınıflandırıldığı ve bu infeksiyona yakalanmış olanların yaşamlarını önemli ölçüde bir kısıtlama olmaksızın sürdürebildikleri noktadayız.

Dünya Sağlık Örgütü 2020 yılı için infekte olanların %90’ına tanı konmasını, tanı konanların %90’ına tedavi başlanmasını ve tedaviye başlananların %90’ınında virüsün baskılanmasını öngören 90-90-90 hedefini benimsemiştir ve 2030 yılı için de yeni HIV infeksiyonlarının 0’a indirilmesini hedeflemektedir.

Ancak 2014 yılında hala;

  • 2000 yılına kıyasla HIV infeksiyonlarında %35 oranında düşüş sağlanmış olmakla birlikte dünyada 36,9 milyon kişi HIV ile infekte
  • 2000 yılında 3,4 milyon olsa da 2014 yılında yeni HIV infeksiyonu sayısı 2 milyon
  • 2000 yılına kıyasla %56’lık bir düşüş sağlanmış olsa da yeni infekte olan çocuk sayısı 220 000
  • AIDS’e bağlı ölümlerde 2004’e göre %42’lik bir düşüşe rağmen yaşamını kaybeden kişi sayısı 1,2 milyon kişi
  • İnfekte kişilerin 20 milyonundan fazlası tedaviye erişimden yoksun: İnfekte kişilerin %41’i, infekte çocukların %32’si ve infekte gebelerin %73’ü tedavi alabiliyor
  • Yüksek gelir düzeyinde olan ülkelerde bile HIV ile infekte olanların 1/5’i durumlarından habersiz
  • Orta Doğu, Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Orta Asya’da yeni infeksiyon sayısı hızla artmaktadır

Türkiye halen uluslararası değerlendirmelerde düşük prevalanslı ülkeler arasında yer almakla birlikte özellikle 2010 sonrası yeni tanı konan infeksiyon sayılarında belirgin bir artış dikkati çekmektedir. Geçtiğimiz yıla (2014) ait HIV infeksiyonu tanısı konan kişi sayısı toplam 9.191; aynı yıl içinde bildirilen yeni infeksiyon sayısı 1585’tir. İnfekte kişilerin % 80 kadarı erkek olup olguların % 90’ından fazlası 20-59 yaş arasındadır ve %43.91’le cinsel temas en önde gelen bulaşma yoludur. 2015 yılına ait ön veriler de benzer bir eğilim olduğuna işaret etmektedir.

HIV infeksiyonlarına yönelik bilgilendirme ve farkındalık yaratma çabalarına rağmen, gelişmiş ülkelerde bile damgalanma ve ayrımcılık ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaya devam etmektedir. Damgalanma ve ayrımcılığa maruz kalma kaygısı da insanları HIV testleri yaptırmaktan alıkoymaktadır.

Bu nedenle de HIV infeksiyonlarının daha sık görüldüğü risk gruplarında bile gönüllü test yaptırma oranları düşük kalmaktadır. Oysa HIV infeksiyonlarının önlenmesine yönelik girişimlerin başarılı olmasında erken tanı ve tedavi kilit rol oynamaktadır.

[attention type=green]
Nitekim son zamanlarda HIV’i önlemeye yönelik stratejilerde de yaklaşımlar değişmiştir ve klasik sürveyans yöntemlerinin yerine özellikle risk altındaki grupların belirlenerek bu gruplar üzerinde odaklanılması önerilmektedir.
[/attention]

Genellikle ulaşılması da güç olan risk gruplarının biyodavranışsal özelliklerinin izlenerek bu grupların korunma ve test yaptırma alışkanlıklarında olumlu değişikler oluşturmaya yönelik girişimlerin etkinliği giderek daha iyi anlaşılmaktadır.

HIV’e karşı yürütülen kampanyaların başarısı için Dünya Sağlık Örgütü testlere ve bilgiye erişimin kolaylaştırılarak yaygınlaştırılmasına koşut olarak risk gruplarına ulaşmak için gönüllüğe dayalı sivil girişimlerin aktivitelerinin desteklenmesini ve daha ağırlıklı bir rol üstlenmelerini önermektedir.

Bazı öncü uygulamalarda elde edilen başarılar üzerine HIV ile ilgili laboratuvar, tıbbi bakım ve bilgilendirme işlemlerinde merkeziyetçi anlayışın terk edilmesine ek olarak testlerin yaygınlaşması için gerçek sağlık profesyonellerinin yanı sıra destekleyici sağlık personelinin test ve bilgilendirmede aktif rol aldığı programların uygulamaya sokulmasına Dünya Sağlık Örgütü de yeni önerileri arasında yer vermektedir.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/dunyada-171-milyon-kisi-hiv-virusu-tasidiklarinin-farkinda-degil/

Dünya AIDS günü: Kendin için 1 Ara’lık ver!

Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler

Kampanya, HIV’in tokalaşarak, sarılarak, dokunarak bulaşmadığına vurgu yapmak amacıyla “dokun” temasına odaklanıyor. Gerçek hikayelerden yola çıkarak hazırlanan 15 kurgu videonun bulunduğu www.kendinicin1aralik.

org online platformunu ziyaret edenler, HIV pozitif bireylerin ve yakınlarının hayatına dokunabiliyor. Hikayelerin sonunda yer alan manifestoya “katılıyorum” seçeneğini işaretleyerek HIV ile yaşayanların yanında olduklarını belirtebiliyor.

Sosyal ağlarda ise kampanya simgesi olan “dokun”hareketinin yer aldığı fotoğrafını, #dokun etiketiyle sosyal paylaşarak da kampanyaya destek olmak mümkün.

GSK Türkiye ev sahipliğinde düzenlenen bir basın toplantısıyla tanıtılan kampanya bu alanda çalışan hekimlerden de destek gördü. Toplantı, HIV/AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezi (HATAM) Başkanı ve HIV/AIDS Korunma ve Eğitim Derneği (HAKED) Genel Sekreteri Prof. Dr.

Serhat Ünal, Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Başkanı Prof. Dr. Hürrem Bodur, HIV Enfeksiyon Derneği (HIVEND) Başkanı Prof. Dr. Fehmi Tabak ve Ege Üniversitesi HIV/AIDS Araştırma ve Uygulama Merkezi (EGEHAUM) Müdürü Prof. Dr.

Deniz Gökengin’in katılımıyla gerçekleşti.

“Biz sağlık ve iyilik temsilcileriyiz”

GSK Türkiye Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı Dr. Emin Fadıllıoğlu Kendin için 1 Ara’lık projesi konusunda bilgi verdi. Dr. Fadıllıoğlu; “GSK bu sene de 5. defa ilaca erişim şampiyonu seçildi.

Bu da ilaç ve sağlık hizmetlerinin yanı sıra toplumun her kesimine sosyal sorumluluk projeleriyle de dokunduğu için gelen bir başarı.

Biz de sadece sunduğumuz yenilikçi tedavi çözümlerimizle değil bu anlamlı günde hayata geçirdiğimiz bu proje ile HIV pozitif bireylerin yanında olduğumuzu bir kez daha göstermek istiyoruz.

[attention type=yellow]
2020 vizyonumuz kapsamında hayatı sağlık ve iyilikle buluşturmak hedefimize giderken bu önemli işbirliği ile milyonların hayatına dokunacağımız için çok heyecanlıyız. Bu kampanya ile insanların birbirlerinin hikayelerine dokunmalarını hedefliyoruz. Bir yılın sonunda 3 milyon kişinin HIV pozitif hikayelere dokunmasını sağlamayı hayal ediyoruz” dedi
[/attention]

Prof. Dr. Serhat Ünal “Dünyada HIV ile yaşayan insan sayısı 36,7 milyon. Bu sayının 34,9 milyonu yetişkin iken, 1,8 milyonu ise çocuk. 2015 yılı itibariyle 1,1 milyon kişinin ise bu virüs sebebiyle hayatını kaybettiği görülüyor. Bugüne kadar ise tüm dünyada 35 milyon kişi bu virüs sebebiyle hayatını kaybetti.

Bu çarpıcı rakamlar HIV’nin nasıl büyük bir sağlık sorunu olduğunu gözler önüne seriyor. Türkiye’ye döndüğümüzde ise 12.541 HIV vakasının olduğunu ve bu vakaların her yıl arttığını görüyoruz. Yapılacak her farkındalık çalışmasının hayati önem taşıdığı HIV’ye ilişkin bilinç seviyesinin hala yetersiz olduğunu görüyoruz.

Bu kampanyanın, HIV pozitif birey veya birey yakını olsun olmasın, toplumun her kesimine ulaşarak, güçlü bir farkındalık yaratacağını umuyoruz” şeklinde konuştu.

Kendin için 1 Aralık: Dünya AIDS günü

HIV’in viral bir durum olduğunu belirten Prof. Dr. Fehmi Tabak ise HIV’in; Hepatit B, Hepatit C, diyabet gibi kronik bir durum olduğunu vurguladı. HIV tedavisinin mümkün olduğuna ve tedavi ile bulaşın engellendiğine değinen Prof. Tabak günümüzde 20 yaşında tanı alan bir hastanın 53 yıl yaşam beklentisi olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Hürrem Bodur; HIV’in genellikle korunmasız cinsel ilişki ve damar içi madde kullanımı ile bulaştığını söyledi. HIV pozitif kişilerin yüzde 40’a yakınının virüsü taşıdığının farkında olmadığını belirten Prof. Dr. Bodur “Şüphe taşıyan kişilerin mutlaka test yaptırması gerekiyor” dedi.

[attention type=yellow]
Prof. Dr. Deniz Gökengin ise bu alanda yapılacak bir farkındalık kampanyasının son derece önemli olduğuna değinerek, HIV ile yaşayan kişilerin sağlıklı, kaliteli ve uzun yaşamasının mümkün olduğunun altını çizdi.
[/attention]

Basın toplantısına Kırmızı Kurdele İstanbul Derneği, Kırmızı Şemsiye Derneği ve Toplum Gönüllüler Vakfı (TOG) katılımlarıyla destek verdi.

HIV Enfeksiyonu nedir?

HIV (Human Immunodeficiency Virus – İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) enfeksiyonu, etken virüsün etkisiyle bağışıklık sisteminin giderek baskılandığı kronik bir enfeksiyon hastalığıdır.

HIV vücudun savunma gücünü zayıflatır, hatta yıkar ve normal koşullarda tedavi edilebilen hastalıklar, savunma gücü yetersiz kaldığından tedavi edilemez hale gelebilir. AIDS ise edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromudur. HIVenfeksiyonunun en ileri safhasını oluşturur.

HIV, HIV Pozitif bireyin belirli bedensel sıvılarının temasıyla; cinsel yolla, kan ve kan ürünleriyle veya anneden bebeğe bulaşabilmektedir. 

HIV’den korunmak mümkün mü?

HIV enfeksiyonu riskini azaltmak için cinsel ilişkide doğru ve düzenli bir biçimde korunma, cinsel partnerlerin sayısının sınırlanması ve ilaç enjeksiyon ekipmalarının asla paylaşılmaması önerilir.

Anneden çocuğa HIV bulaşması HIV’nin çocuklara bulaşmasında en yaygın yoldur. Hamilelik sürecinde kadınlara ve doğumdan sonra bebeklere verilen HIV ilaçları, bulaşma riskini azaltmaktadır.

HIV, HIV’li bireylerle tokalaşarak veya onlara sarılarak bulaşmaz. Bunun yanı sıra, HIV’li bireylerin tabakları, klozet kapakları veya kapı kolu gibi eşyalarına dokunarak geçmez. HIV hava yoluyla veya kene, sivrisinek gibi böcek ısırıklarıyla da bulaşmaz. 

Belirtileri nelerdir?

HIV bulaşmasının akabinde bazı insanlarda ateş, baş ağrısı ya da ciltte kızarıklık gibi grip belirtileri görülebilir. Belirtiler bir ya da iki ay süresince zaman zaman görülüp, zaman zaman da kaybolabilir. HIV enfeksiyonunun bu ilk evresi sonrası, HIV çok düşük seviyelerde artmaya devam eder.

Kronik ishal, hızlı kilo kaybı ve fırsatçı enfeksiyonlar (zayıf bağışıklık sistemine sahip insanlarda güçlü bağışıklık sistemine sahip insanlardan daha sık veya daha ciddi olarak görülen enfeksiyonlar ve enfeksiyona bağlı kanser türleri) gibi daha ciddi belirtiler genelde yıllarca görülmez. Tedavi edilmediği takdirde HIV, AIDS’e ilerleyebilir. HIV’nin AIDS’e ilerlemesinin süresi değişkendir, ancak bu 10 yıl ya daha fazla sürebilir. 

HIV testleri oldukça etkili olsa da, hiçbir test virüsü, bulaşmasının hemen akabinde tespit edememektedir. Testin enfeksiyonu ne kadar sürede ortaya çıkaracağı, kullanılan test tipi gibi faktörlere bağlı olarak değişir. HIV teşhisinde, antikor testi, kombinasyon veya dördüncü-nesil testleri, ve nükleik asit testi (NATs) olmak üzere üç tip test kullanılır.

HIV nasıl bulaşır?

  • Cinsel ilişki yoluyla
  • Kan yoluyla
  • Anneden bebeğe

HIV nasıl bulaşmaz?

  • Aile yaşantısı, toplumsal yaşam ile BULAŞMAZ!
  • El sıkışma, kucaklaşma, cilt teması ile BULAŞMAZ!
  • Sosyal öpüşme ile BULAŞMAZ!
  • Yemek ve içki, tabak, kaşık, bardak ile BULAŞMAZ!
  • Yüzme havuzu ile BULAŞMAZ!
  • Banyo, tuvalet ile BULAŞMAZ!
  • Giysi ve çamaşır ile BULAŞMAZ!
  • Böcek ve sinek sokmaları ile BULAŞMAZ!
  • HIV günlük yaşamda aynı odada bulunmakla BULAŞMAZ!
  • Aynı havayı solumakla BULAŞMAZ!

HIV’e sahip hastalar evlenevbilir çocuk sahibi olabilir

HIV virüsü olan kişiler evlenebilir ve çocuk sahibi olabilir. HIV pozitiflerin birbirleri ile evlenmeleri gerekmiyor; korunmaya dikkat ederek HIV pozitif kişi virüsü taşımayan kişi ile evlenebilir.

Türkiye’de evlilik öncesi sağlık kontrollerinde HIV testi de yapılıyor. Bu testin amacı, eşleri birbirlerine karşı korumak ve sağlıklı çocuk doğmasını sağlamaktır; evlenmeyi engellemek değil.

HIV pozitif kişinin, gebeliği sırasında özel önlemler alınarak, bebeğine virüsü geçirmeden doğum yapması artık sağlanabiliyor.

Korunmak için neler yapılmalı?

  • Cinsel ilişki ile bulaşmayı engellemenin en önemli yolu güvenli cinsel davranışları benimsemek. Çok sayıda partner sahibi olmak riski artırır. Ancak tek eşlilik durumunda dahi kondom kullanılmasında fayda var. Kondom, aynı zamanda cinsel yol ile bulaşan diğer mikroorganizmalar için de korunma sağlar
  • Ortak kullanılan enjektörler bulaşıcı hastalık için yaygın bir yoldur. Uyuşturucudan, kanla bulaşma ihtimali olan araç gereçlerin kullanılabileceği kulak deldirmeden, dövme yapılan kontrolsüz yerlerden uzak durulmalı, hiçbir koşulda ortak enjektör ve kontrolsüz kan ile kan ürünleri kullanılmamalı.
  • Riskli durum varsa hamile kalmadan önce mutlaka test yaptırılmalı. Türkiye’de genellikle hamile iken kontrollerde HIV taraması da yapılıyor.

Bağışıklık sistemini güçlendiren 10 besin

Источник: https://indigodergisi.com/2016/12/dunya-aids-gunu/

HIV / AIDS

Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler

İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü veya daha bilinen adıyla HIV, bağışıklık sistem hücrelerini hedef alarak enfeksiyon oluşturan ve enfeksiyonun ilerlemesi durumunda Edinilmiş İmmün Yetmezlik Sendromuna (AIDS) neden olabilen bir virüstür.

HIV; cinsel yolla, kan ve kan ürünleriyle veya anneden bebeğe bulaşmaktadır. HIV, enfeksiyonlara karşı savaşan bağışıklık sistemi hücrelerine saldırır.

Bu hücrelerin kaybı bedenin enfeksiyonlara ve belirli kanser türlerine karşı savunmasız kalmasına neden olur.

HIV enfeksiyonu öncesi kendiliğinden iyileşen veya tedavi edilebilen hastalıklar, savunma gücü yetersiz kaldığı için tedavi edilemez hale gelebilmektedir.

HIV enfeksiyonu ne kadar yaygındır?

80’li yıllarla beraber artışa geçen ve salgınlara yol açan HIV’in; geçmişten günümüze toplam 76 milyon kişinin enfeksiyonuna, 35 milyon kişinin AIDS’e bağlı hastalıklar nedeniyle ölümüne yol açtığı tahmin edilmektedir. 2016 yılı itibariyle dünya üzerinde 36 milyon HIV (+) hasta yaşamaktadır.

Bu sayının 2 milyonunun 15 yaş altı çocuklardan oluştuğu bilinmektedir. 2016 yılı içerisinde dünya çapında 1.8 milyon yeni teşhis HIV (+) vakası mevcuttur. Türkiye’de ise 2016 yılına kadar doğrulaması yapılmış 13.518 HIV (+), 1.537 AIDS vakası bildirilmiştir. Sadece 2016 yılı içerisinde 2.

470 yeni tanı almış hasta mevcuttur.

Özel test metodlarıyla yapılan değerlendirme sonuçlarına göre kişinin HIV ile enfekte olduğu anlamına gelir. Tedavi olunmadığı durumlarda, HIV bağışıklık sistemini tamamen yokedebilir ve enfeksiyon AIDS safhasına geçebilir.

HIV nasıl bulaşır?

HIV, HIV ile enfekte olmuş bir bireyin vücut sıvılarına temas edilmesi yoluyla bulaşır. Virüs, enfeksiyonun her aşamasında hatta enfekte olmuş; ama hiçbir şikayeti bulunmayan kişilerden de bulaşabilmektedir.

  • Kan
  • Semen (meni, ersuyu)
  • Pre-seminal sıvılar (meni gelmeden önceki berrak sıvı)
  • Vajinal sıvılar
  • Makat sıvıları
  • Anne sütü
  • HIV’in hamilelik sürecinde, doğum esnasında ya da emzirme döneminde kan ve diğer sıvılar yoluyla anneden-bebeğe geçişi virüsün bulaşma yollarındandır.

HIV’den nasıl korunulur?

HIV’in bulaşmasından korunmak için, cinsel ilişki boyunca doğru ve düzenli bir biçimde kondom (prezervatif/kılıf/kaput) kullanmak, cinsel partnerlerin sayısını sınırlamak ve ilaç enjeksiyon ekipmalarını asla paylaşmamak gerekmektedir.

Anneden çocuğa HIV bulaşması HIV’in çocuklara bulaşmasının en yaygın yoludur. Hamilelik sürecinde kadınlara ve doğumdan sonra bebeklere verilen HIV ilaçları, anneden çocuğa bulaşma riskini azaltmaktadır.

HIV, HIV (+) insanlarla tokalaşarak veya onlara sarılarak, HIV (+) bireylerin kullandıkları tabakları, klozet kapakları veya kapı kolu gibi eşyalarına dokunarak da bulaşmaz. HIV, hava yoluyla, kene, sivrisinek ya da diğer böcek ısırıklarıyla da bulaşmamaktadır.

HIV(+) bireylerde belirtiler nelerdir?

Kişinin HIV ile karşılaşmasından iki ila dört hafta içerisinde ateş, üşüme, ciltte döküntü ve grip benzeri semptomlar görülebilir. Belirtiler enfeksiyondan sonra birkaç hafta boyunca devam edebilir.

HIV enfeksiyonunun en erken evresi sonrası, HIV çok düşük seviyelerde artmaya devam etmektedir, bu yüzden kronik ishal, hızlı kilo kaybı ve fırsatçı enfeksiyonlar gibi daha ciddi belirtiler yıllarca görülmeyebilir.

(Fırsatçı enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi zayıflması sonrasında, sağlıklı bağışıklık sistemine sahip insanlardan daha sık veya daha ciddi olarak görülen enfeksiyonlar ve enfeksiyona bağlı kanser türleridir.)Tedavi edilmediği takdirde HIV, genellikle 10 yıl veya daha uzun bir süre sonrasında AIDS’e ilerlemektedir. Bu süre bazı bireylerde daha kısa olabilmektedir.

AIDS’te belirtiler nelerdir?

HIV(+) bir kişinin tedavisizlik dönemi sonucunda AIDS olup olmadığını değerlendirmek üzere bazı kriterler mevcuttur.

  • Sağlıklı bir insanda bağışıklık sisteminin durumunu gösteren CD4 hücre sayısı milimetreküpte 500 ila 1,600 hücre arasında değişiklik göstermektedir. Bu seviyenin 200 hücre’den az olması,
  • Bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan CD4+ T hücrelerinin lenfosit olarak adlandırılan diğer bağışıklık sistemi elemanlarına oranının %14 ün altına düşmesi,
  • Bakteri, parazit, mantar ve virüsler bağlı fırsatçı enfeksiyonların görülmesi,

AIDS hastalarında görülen ve tanı koydurucu durumlardır. Bu belirtilere dil üzerinde beyaz tabakalaşma, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kuru öksürük, nefes darlığı, ağız, burun, makat veya vajinadan kanama olması, ellerde veya ayaklarda hissizlik, ishal, ateş, gece terlemeleri, kontrolsüz kilo kaybı gibi durumlar eşlik edebilir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün HIV ve AIDS klinik sınıflandırması, hastalığın klinik evreleri ve eşlik eden klinik durumlar ile/ belirtilerin değerlendirilmesiyle yapılmaktadır.

Bir bireye HIV bulaşmasını takip eden dönemde meydana gelen enfeksiyon ve devamında hastalığın ilerlemiş 4 klinik evresi olmak üzere toplam 5 evre mevcuttur.

HIV enfeksiyonu, erken dönemde sıklıkla belirti vermeden veya “viral sendrom” adı verilen bir tıbbidurumla seyretmektedir.

  • Klinik evre 1’de bireylerde belirti olmayabilir veya süreklilik gösteren yaygın lenf bezi şişkinliği görülebilir
  • Klinik evre 2’de açıklanamayan kilo kaybı, tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları, uçuk, ağız içinde yaralar, tırnaklarda mantar enfeksiyonlarına rastlanmaktadır. 
  • Klinik evre 3’te açıklanamayan şiddetli kilo kaybı, açıklanamayan uzun süreli ishal ve ateş, ağızda kandida (bir tür mantar) enfeksiyonu, akciğer tüberkülozu (verem), açıklanamayan anemi (kansızlık), şiddetli bakteriyel enfeksiyonlar, kronik trombositopeni (kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücrelerin azlığı) görülmektedir
  • Son klinik evre olan 4’te bakteri, parazit, mantar ve virüs kaynaklı fırsatçı enfeksiyonlar ve sistemik enfeksiyonlar HIV/AIDS ile beraber görülürler ve bunlar hastalığın sınıflandırılmasında da kullanılmakta olan klinik durumlardır.

HIV/AIDS teşhisi nasıl konur?

Kan tetkikleri HIV teşhisi için en yaygın test yöntemidir. Bu tetkiklerin temelinde enfekte kişinin kanında virüse karşı oluşturulmuş antikor adı verilen yapıların tespiti bulunmaktadır. HIV’de erken test ve teşhis hayati bir yere sahiptir.

Erken teşhis ve ardından doktor gözetiminde kullanılacak olan tedavi ile hastalığın kontrol altına alınması, başkalarına bulaştırılmasının önlenmesi açısından çok önemlidir.

Vücudun virüse karşı oluşturacağı antikorların (savaşçı hücreler) 6 haftadan 6 aya kadar bir süre içerisinde oluşmaya başlaması nedeniyle risk altında olduğu düşünülen hastalar takip edilmelidir.
HIV/AIDS teşhisinde,

  • Elisa
  • Salgı Testi
  • Virüs Yükü Testi
  • Western Blot testi yer almaktadır.

HIV’e karşı oluşturulmuş antikorlardaki enzim aktivitesini ölçerek enfeksiyonu tespit eden Elisa testi, teşhiste öncelikle kullanılmakta olan yöntemdir. Elisa testi pozitif olan bir bireyin Western Blot testiyle HIV teşhisi teyit edilmelidir. Elisa testi negatif olan bir bireyde ise HIV enfeksiyonu düşünülüyorsa bir ila üç ay içerisinde test tekrarlanmalıdır.

Tükürük testi, kulak temizleme çubuğuna benzer pamuk bir materyalle, yanağın içerisinden sürüntü örneği alınıp, yetkin bir laboratuvar aracılığıyla test edilmesiyle gerçekleştirilir. Virüs yükü testi, genellikle tedavi durum takibi ve HIV enfeksiyonunun erken teşhisi amacıyla kandaki virüs miktarını ölçümleyen yöntemdir.

Western Blot, Elisa testi sonrasında teşhisin kesinleştirilmesi amacıyla yapılan doğrulama testidir.

Kimler HIV/AIDS testi yaptırmalıdır?

Korunmasız cinsel ilişki hikayesi olan, – Damar içi ilaç bağımlılığı ve ortak enjektör kullanımı olan, – HIV (+) kişinin partneri olan, – HIV görülme sıklığının yüksek olduğu ülkede doğmuş ya da yaşamış olan, – Yüksek görülme sıklığı olan bölgelere seyahat etmiş ya da orada yaşamış olan, – Gebeler (en erken dönemde), – Cinsel saldırıya maruz kalanlar, – Evlilik öncesi (gönüllülük esasına dayalı),

– Tüberküloz (verem), cinsel yolla bulaşan enfeksiyon tanısı almış olan kişiler kontrol amacıyla hekime başvurmalıdırlar.

HIV enfeksiyonun tedavisinde virüsün çoğalmasını kontrol eden, antiretroviral tedavi (ART) olarak adlandırılan ilaçlar kullanılmaktadır. ART, HIV’in çoğalmasını önler ve vücuttaki virüs miktarını azaltır.

[attention type=red]
Vücutta daha az virüs yükünün bulunması bağışıklık sisteminin etkinliğinin kuvvetlenmesini ve hastalığın AIDS’e ilerleyişinin önlenmesini sağlar.
[/attention]

HIV (+) olan bireylerin mümkün olan en kısa sürede tedaviye başlamaları gerekmektedir.

HIV (+) kadınlarda gebelik

Gebe olan veya gebe kalmayı planlayan bir kadın; gebelikte, doğumda veya emzirme döneminde bebeğe bulaşma ihtimali olması dolayısıyla HIV enfeksiyonu açısından test edilmelidir.

Antiretroviraller adı verilen HIV ilaçlarının kullanılması, enfeksiyonun anneden çocuğa geçişini önleyebilmektedir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, bulaşma o kadar etkili şekilde önlemektedir.

Bununla beraber HIV (+) bir annenin tedavisinin, doğum döneminde veya doğum sonrasında dahi mümkün olan en erken zamanda başlanmasının bulaşıcılığı önlemede büyük önemi vardır.

[attention type=red]
Antiretroviral tedavi, HIV (+) bireylerin daha uzun ve sağlıklı yaşamalarına yardım eden ve yaşam boyu süren bir tedavidir.
[/attention]

Ancak antiretroviral tedavinin etkili olması; ilaç uyumuna, ilaçların her gün ve belirtilen şekilde kullanımına bağlıdır.

HIV tedavi rejimine uyum, virüsün çoğalmasını ve bağışıklık sisteminde çöküşü önlemektedir. HIV ilaçlarının her gün kullanımı HIV’in bulaşma riskini de azaltmaktadır.

Referanslar:

  • https://aidsinfo.nih.gov/understanding-hiv-aids/fact-sheets/19/45/hiv-aids–the-basics ET:09.01.2018
  • http://www.unaids.org/en/resources/fact-sheet ET:09.01.2018
  • http://www.thsk.gov.tr/component/k2/353-istatiksel-veriler/bulasici-hastaliklar-daire-baskanligi-istatiksel-veriler.html ET:09.01.2018
  • https://www.ucsfhealth.org/conditions/aids/diagnosis.html ET:09.01.2018
  • https://aidsetc.org/guide/hiv-classification-cdc-and-who-staging-systems ET:09.01.2018
  • https://www.cdc.gov/hiv/basics/testing.html ET:09.01.2018
  • https://www.cdc.gov/hiv/basics/livingwithhiv/index.html ET:09.01.2018
  • https://aidsinfo.nih.gov/understanding-hiv-aids/fact-sheets/20/50/preventing-mother-to-child-transmission-of-hiv ET:09.01.2018
  • https://www.plannedparenthood.org/learn/stds-hiv-safer-sex/hiv-aids/what-are-symptoms-hivaids ET:09.01.2018

Источник: https://gskpro.com/tr-tr/tedavi-alanlari/tr/hiv/hiv-aids/

Dünyada 17,1 milyon kişi HIV virüsü taşıdıklarının farkında değil

Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler
Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler

HIV infeksiyonu saptanan kişilerin isimleri gizli kalıyor. HIV infeksiyonu artık tedavisi olan kronik bir hastalıktır ve bu infeksiyona yakalanmış olanların yaşamlarını önemli ölçüde bir kısıtlama olmaksızın sürdürebildikleri noktaya gelindi.

Bunun ilk koşulu erken tanı ve tıbbi bakım altına girmek. Bu nedenle doğru bilgiye ulaşın, bilgilenin, bilgilendirin. Mutlaka korunma yollarını öğrenin ve korunun. Test yaptırmaktan ve test öncesi danışmanlık almaktan çekinmeyin.

Birleşmiş Milletler ’in AIDS ile mücadele kuruluşu UNAIDS, HIV virüsü taşıyan 17,1 milyon kişinin bunun farkında dahi olmadığını tahmin ettiklerini kaydetti!!!

HIV ile mücadelede en önemli konulardan biri de toplumu bilgilendirerek, HIV ile infekte kişilerin zaman zaman maruz kalabildikleri ayrımcılık ve dışlayıcı tutumların önüne geçilmesidir.

Bu infeksiyon çağımızın yaygın infeksiyonlarından birisi olup infeksiyon ve bulaşma yolları konusunda bilgi sahibi olmayan ve dolayısı ile korunma önlemleri almayan herkesin başına gelebilir.

Virüsün bulaşma yolları bellidir: Korunmasız riskli cinsel ilişki, infekte kan/kan ürünleri ya da gebelik ya da doğumdan önce fark edilmezse de infekte annelerden bebeklerine doğum sırasında ya da süt ile bulaşabilir.

Virüsün sosyal ilişkilerle, sarılma, aynı ortamda bulunma, havlu, bardak, çatal-bıçak vs.nin ortak kullanımı ile bulaşmayacağı da bilinmelidir.

[attention type=red]
İnfekte kişiler tedaviye zamanında başlayarak hem AIDS’ten korunmuş olacaktır hem de başkalarına bulaştırıcılıkları azalacaktır.
[/attention]

Gebelik takipleri sırasında ya da en azında doğumdan öncesi/sırasında yapılacak testlerle annenin durumu belirlenerek, bebeğini koruyacak önlemler alınabilmektedir.

HIV/AIDS’in farkında olunmalı ve erken tanı için test yaptırmaktan çekinilmemelidir

Virüsün kişiye bulaşmasını takiben ilk 3 ila 6 hafta içeresinde, yeni infekte olan kişilerin yüzde 40-80’ninde genellikle 7-14 gün süren geçici belirtiler görülebilmektedir.

[attention type=green]
Bu belirtiler: ateş, deride döküntü, ağızda yara, lenf bezi şişliği, yorgunluk, kilo kaybı, farenjit ve/veya gece terlemeleri şeklinde olabilir.
[/attention]

Bu dönemin öncesinden başlayarak HIV infeksiyonlarının erken dönemlerinde virüsün yüksek bir hızla çoğalması ve dolayısı ile kanda yüksek düzeylerde bulunması nedeni ile bulaştırıcılık son derece yüksektir.

İnsan Bağışıklık Yetmezlik Sendromu (AIDS) 33 yıl önce 1982 yılında tanımlandı ve nasıl bir küresel salgına yol açabileceği kısa süre içinde anlaşılarak infeksiyonun yayılımını engellemek amacıyla büyük çaplı girişimler başlatıldı.

Dünya Sağlık Örgütü, 1994 yılında İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü (HIV) infeksiyonları ve AIDS’e, bunlara karşı yürütülen çabalara olan destek, katılım ve işbirliğine küresel çapta dikkat çekmek amacıyla 1 Aralık gününü Dünya AIDS Günü ilan etti.

HIV ve AIDS’e karşı mücadelede özellikle başlarda zaman zaman karamsarlıklar yaşanmış olsa da, bugün HIV infeksiyonlarının kronik bir hastalık olarak sınıflandırıldığı ve bu infeksiyona yakalanmış olanların yaşamlarını önemli ölçüde bir kısıtlama olmaksızın sürdürebildikleri noktadayız.

Dünya Sağlık Örgütü 2020 yılı için infekte olanların %90’ına tanı konmasını, tanı konanların %90’ına tedavi başlanmasını ve tedaviye başlananların %90’ınında virüsün baskılanmasını öngören 90-90-90 hedefini benimsemiştir ve 2030 yılı için de yeni HIV infeksiyonlarının 0’a indirilmesini hedeflemektedir.

Ancak 2014 yılında hala;

  • 2000 yılına kıyasla HIV infeksiyonlarında %35 oranında düşüş sağlanmış olmakla birlikte dünyada 36,9 milyon kişi HIV ile infekte
  • 2000 yılında 3,4 milyon olsa da 2014 yılında yeni HIV infeksiyonu sayısı 2 milyon
  • 2000 yılına kıyasla %56’lık bir düşüş sağlanmış olsa da yeni infekte olan çocuk sayısı 220 000
  • AIDS’e bağlı ölümlerde 2004’e göre %42’lik bir düşüşe rağmen yaşamını kaybeden kişi sayısı 1,2 milyon kişi
  • İnfekte kişilerin 20 milyonundan fazlası tedaviye erişimden yoksun: İnfekte kişilerin %41’i, infekte çocukların %32’si ve infekte gebelerin %73’ü tedavi alabiliyor
  • Yüksek gelir düzeyinde olan ülkelerde bile HIV ile infekte olanların 1/5’i durumlarından habersiz
  • Orta Doğu, Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Orta Asya’da yeni infeksiyon sayısı hızla artmaktadır

Türkiye halen uluslararası değerlendirmelerde düşük prevalanslı ülkeler arasında yer almakla birlikte özellikle 2010 sonrası yeni tanı konan infeksiyon sayılarında belirgin bir artış dikkati çekmektedir. Geçtiğimiz yıla (2014) ait HIV infeksiyonu tanısı konan kişi sayısı toplam 9.191; aynı yıl içinde bildirilen yeni infeksiyon sayısı 1585’tir. İnfekte kişilerin % 80 kadarı erkek olup olguların % 90’ından fazlası 20-59 yaş arasındadır ve %43.91’le cinsel temas en önde gelen bulaşma yoludur. 2015 yılına ait ön veriler de benzer bir eğilim olduğuna işaret etmektedir.

HIV infeksiyonlarına yönelik bilgilendirme ve farkındalık yaratma çabalarına rağmen, gelişmiş ülkelerde bile damgalanma ve ayrımcılık ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaya devam etmektedir. Damgalanma ve ayrımcılığa maruz kalma kaygısı da insanları HIV testleri yaptırmaktan alıkoymaktadır.

Bu nedenle de HIV infeksiyonlarının daha sık görüldüğü risk gruplarında bile gönüllü test yaptırma oranları düşük kalmaktadır. Oysa HIV infeksiyonlarının önlenmesine yönelik girişimlerin başarılı olmasında erken tanı ve tedavi kilit rol oynamaktadır.

[attention type=green]
Nitekim son zamanlarda HIV’i önlemeye yönelik stratejilerde de yaklaşımlar değişmiştir ve klasik sürveyans yöntemlerinin yerine özellikle risk altındaki grupların belirlenerek bu gruplar üzerinde odaklanılması önerilmektedir.
[/attention]

Genellikle ulaşılması da güç olan risk gruplarının biyodavranışsal özelliklerinin izlenerek bu grupların korunma ve test yaptırma alışkanlıklarında olumlu değişikler oluşturmaya yönelik girişimlerin etkinliği giderek daha iyi anlaşılmaktadır.

HIV’e karşı yürütülen kampanyaların başarısı için Dünya Sağlık Örgütü testlere ve bilgiye erişimin kolaylaştırılarak yaygınlaştırılmasına koşut olarak risk gruplarına ulaşmak için gönüllüğe dayalı sivil girişimlerin aktivitelerinin desteklenmesini ve daha ağırlıklı bir rol üstlenmelerini önermektedir.

Bazı öncü uygulamalarda elde edilen başarılar üzerine HIV ile ilgili laboratuvar, tıbbi bakım ve bilgilendirme işlemlerinde merkeziyetçi anlayışın terk edilmesine ek olarak testlerin yaygınlaşması için gerçek sağlık profesyonellerinin yanı sıra destekleyici sağlık personelinin test ve bilgilendirmede aktif rol aldığı programların uygulamaya sokulmasına Dünya Sağlık Örgütü de yeni önerileri arasında yer vermektedir.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/dunyada-171-milyon-kisi-hiv-virusu-tasidiklarinin-farkinda-degil/

Dünya AIDS günü: Kendin için 1 Ara’lık ver!

Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler

Kampanya, HIV’in tokalaşarak, sarılarak, dokunarak bulaşmadığına vurgu yapmak amacıyla “dokun” temasına odaklanıyor. Gerçek hikayelerden yola çıkarak hazırlanan 15 kurgu videonun bulunduğu www.kendinicin1aralik.

org online platformunu ziyaret edenler, HIV pozitif bireylerin ve yakınlarının hayatına dokunabiliyor. Hikayelerin sonunda yer alan manifestoya “katılıyorum” seçeneğini işaretleyerek HIV ile yaşayanların yanında olduklarını belirtebiliyor.

Sosyal ağlarda ise kampanya simgesi olan “dokun”hareketinin yer aldığı fotoğrafını, #dokun etiketiyle sosyal paylaşarak da kampanyaya destek olmak mümkün.

GSK Türkiye ev sahipliğinde düzenlenen bir basın toplantısıyla tanıtılan kampanya bu alanda çalışan hekimlerden de destek gördü. Toplantı, HIV/AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezi (HATAM) Başkanı ve HIV/AIDS Korunma ve Eğitim Derneği (HAKED) Genel Sekreteri Prof. Dr.

Serhat Ünal, Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Başkanı Prof. Dr. Hürrem Bodur, HIV Enfeksiyon Derneği (HIVEND) Başkanı Prof. Dr. Fehmi Tabak ve Ege Üniversitesi HIV/AIDS Araştırma ve Uygulama Merkezi (EGEHAUM) Müdürü Prof. Dr.

Deniz Gökengin’in katılımıyla gerçekleşti.

“Biz sağlık ve iyilik temsilcileriyiz”

GSK Türkiye Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı Dr. Emin Fadıllıoğlu Kendin için 1 Ara’lık projesi konusunda bilgi verdi. Dr. Fadıllıoğlu; “GSK bu sene de 5. defa ilaca erişim şampiyonu seçildi.

Bu da ilaç ve sağlık hizmetlerinin yanı sıra toplumun her kesimine sosyal sorumluluk projeleriyle de dokunduğu için gelen bir başarı.

Biz de sadece sunduğumuz yenilikçi tedavi çözümlerimizle değil bu anlamlı günde hayata geçirdiğimiz bu proje ile HIV pozitif bireylerin yanında olduğumuzu bir kez daha göstermek istiyoruz.

[attention type=yellow]
2020 vizyonumuz kapsamında hayatı sağlık ve iyilikle buluşturmak hedefimize giderken bu önemli işbirliği ile milyonların hayatına dokunacağımız için çok heyecanlıyız. Bu kampanya ile insanların birbirlerinin hikayelerine dokunmalarını hedefliyoruz. Bir yılın sonunda 3 milyon kişinin HIV pozitif hikayelere dokunmasını sağlamayı hayal ediyoruz” dedi
[/attention]

Prof. Dr. Serhat Ünal “Dünyada HIV ile yaşayan insan sayısı 36,7 milyon. Bu sayının 34,9 milyonu yetişkin iken, 1,8 milyonu ise çocuk. 2015 yılı itibariyle 1,1 milyon kişinin ise bu virüs sebebiyle hayatını kaybettiği görülüyor. Bugüne kadar ise tüm dünyada 35 milyon kişi bu virüs sebebiyle hayatını kaybetti.

Bu çarpıcı rakamlar HIV’nin nasıl büyük bir sağlık sorunu olduğunu gözler önüne seriyor. Türkiye’ye döndüğümüzde ise 12.541 HIV vakasının olduğunu ve bu vakaların her yıl arttığını görüyoruz. Yapılacak her farkındalık çalışmasının hayati önem taşıdığı HIV’ye ilişkin bilinç seviyesinin hala yetersiz olduğunu görüyoruz.

Bu kampanyanın, HIV pozitif birey veya birey yakını olsun olmasın, toplumun her kesimine ulaşarak, güçlü bir farkındalık yaratacağını umuyoruz” şeklinde konuştu.

Kendin için 1 Aralık: Dünya AIDS günü

HIV’in viral bir durum olduğunu belirten Prof. Dr. Fehmi Tabak ise HIV’in; Hepatit B, Hepatit C, diyabet gibi kronik bir durum olduğunu vurguladı. HIV tedavisinin mümkün olduğuna ve tedavi ile bulaşın engellendiğine değinen Prof. Tabak günümüzde 20 yaşında tanı alan bir hastanın 53 yıl yaşam beklentisi olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Hürrem Bodur; HIV’in genellikle korunmasız cinsel ilişki ve damar içi madde kullanımı ile bulaştığını söyledi. HIV pozitif kişilerin yüzde 40’a yakınının virüsü taşıdığının farkında olmadığını belirten Prof. Dr. Bodur “Şüphe taşıyan kişilerin mutlaka test yaptırması gerekiyor” dedi.

[attention type=yellow]
Prof. Dr. Deniz Gökengin ise bu alanda yapılacak bir farkındalık kampanyasının son derece önemli olduğuna değinerek, HIV ile yaşayan kişilerin sağlıklı, kaliteli ve uzun yaşamasının mümkün olduğunun altını çizdi.
[/attention]

Basın toplantısına Kırmızı Kurdele İstanbul Derneği, Kırmızı Şemsiye Derneği ve Toplum Gönüllüler Vakfı (TOG) katılımlarıyla destek verdi.

HIV Enfeksiyonu nedir?

HIV (Human Immunodeficiency Virus – İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) enfeksiyonu, etken virüsün etkisiyle bağışıklık sisteminin giderek baskılandığı kronik bir enfeksiyon hastalığıdır.

HIV vücudun savunma gücünü zayıflatır, hatta yıkar ve normal koşullarda tedavi edilebilen hastalıklar, savunma gücü yetersiz kaldığından tedavi edilemez hale gelebilir. AIDS ise edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromudur. HIVenfeksiyonunun en ileri safhasını oluşturur.

HIV, HIV Pozitif bireyin belirli bedensel sıvılarının temasıyla; cinsel yolla, kan ve kan ürünleriyle veya anneden bebeğe bulaşabilmektedir. 

HIV’den korunmak mümkün mü?

HIV enfeksiyonu riskini azaltmak için cinsel ilişkide doğru ve düzenli bir biçimde korunma, cinsel partnerlerin sayısının sınırlanması ve ilaç enjeksiyon ekipmalarının asla paylaşılmaması önerilir.

Anneden çocuğa HIV bulaşması HIV’nin çocuklara bulaşmasında en yaygın yoldur. Hamilelik sürecinde kadınlara ve doğumdan sonra bebeklere verilen HIV ilaçları, bulaşma riskini azaltmaktadır.

HIV, HIV’li bireylerle tokalaşarak veya onlara sarılarak bulaşmaz. Bunun yanı sıra, HIV’li bireylerin tabakları, klozet kapakları veya kapı kolu gibi eşyalarına dokunarak geçmez. HIV hava yoluyla veya kene, sivrisinek gibi böcek ısırıklarıyla da bulaşmaz. 

Belirtileri nelerdir?

HIV bulaşmasının akabinde bazı insanlarda ateş, baş ağrısı ya da ciltte kızarıklık gibi grip belirtileri görülebilir. Belirtiler bir ya da iki ay süresince zaman zaman görülüp, zaman zaman da kaybolabilir. HIV enfeksiyonunun bu ilk evresi sonrası, HIV çok düşük seviyelerde artmaya devam eder.

Kronik ishal, hızlı kilo kaybı ve fırsatçı enfeksiyonlar (zayıf bağışıklık sistemine sahip insanlarda güçlü bağışıklık sistemine sahip insanlardan daha sık veya daha ciddi olarak görülen enfeksiyonlar ve enfeksiyona bağlı kanser türleri) gibi daha ciddi belirtiler genelde yıllarca görülmez. Tedavi edilmediği takdirde HIV, AIDS’e ilerleyebilir. HIV’nin AIDS’e ilerlemesinin süresi değişkendir, ancak bu 10 yıl ya daha fazla sürebilir. 

HIV testleri oldukça etkili olsa da, hiçbir test virüsü, bulaşmasının hemen akabinde tespit edememektedir. Testin enfeksiyonu ne kadar sürede ortaya çıkaracağı, kullanılan test tipi gibi faktörlere bağlı olarak değişir. HIV teşhisinde, antikor testi, kombinasyon veya dördüncü-nesil testleri, ve nükleik asit testi (NATs) olmak üzere üç tip test kullanılır.

HIV nasıl bulaşır?

  • Cinsel ilişki yoluyla
  • Kan yoluyla
  • Anneden bebeğe

HIV nasıl bulaşmaz?

  • Aile yaşantısı, toplumsal yaşam ile BULAŞMAZ!
  • El sıkışma, kucaklaşma, cilt teması ile BULAŞMAZ!
  • Sosyal öpüşme ile BULAŞMAZ!
  • Yemek ve içki, tabak, kaşık, bardak ile BULAŞMAZ!
  • Yüzme havuzu ile BULAŞMAZ!
  • Banyo, tuvalet ile BULAŞMAZ!
  • Giysi ve çamaşır ile BULAŞMAZ!
  • Böcek ve sinek sokmaları ile BULAŞMAZ!
  • HIV günlük yaşamda aynı odada bulunmakla BULAŞMAZ!
  • Aynı havayı solumakla BULAŞMAZ!

HIV’e sahip hastalar evlenevbilir çocuk sahibi olabilir

HIV virüsü olan kişiler evlenebilir ve çocuk sahibi olabilir. HIV pozitiflerin birbirleri ile evlenmeleri gerekmiyor; korunmaya dikkat ederek HIV pozitif kişi virüsü taşımayan kişi ile evlenebilir.

Türkiye’de evlilik öncesi sağlık kontrollerinde HIV testi de yapılıyor. Bu testin amacı, eşleri birbirlerine karşı korumak ve sağlıklı çocuk doğmasını sağlamaktır; evlenmeyi engellemek değil.

HIV pozitif kişinin, gebeliği sırasında özel önlemler alınarak, bebeğine virüsü geçirmeden doğum yapması artık sağlanabiliyor.

Korunmak için neler yapılmalı?

  • Cinsel ilişki ile bulaşmayı engellemenin en önemli yolu güvenli cinsel davranışları benimsemek. Çok sayıda partner sahibi olmak riski artırır. Ancak tek eşlilik durumunda dahi kondom kullanılmasında fayda var. Kondom, aynı zamanda cinsel yol ile bulaşan diğer mikroorganizmalar için de korunma sağlar
  • Ortak kullanılan enjektörler bulaşıcı hastalık için yaygın bir yoldur. Uyuşturucudan, kanla bulaşma ihtimali olan araç gereçlerin kullanılabileceği kulak deldirmeden, dövme yapılan kontrolsüz yerlerden uzak durulmalı, hiçbir koşulda ortak enjektör ve kontrolsüz kan ile kan ürünleri kullanılmamalı.
  • Riskli durum varsa hamile kalmadan önce mutlaka test yaptırılmalı. Türkiye’de genellikle hamile iken kontrollerde HIV taraması da yapılıyor.

Bağışıklık sistemini güçlendiren 10 besin

Источник: https://indigodergisi.com/2016/12/dunya-aids-gunu/

HIV / AIDS

Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler

İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü veya daha bilinen adıyla HIV, bağışıklık sistem hücrelerini hedef alarak enfeksiyon oluşturan ve enfeksiyonun ilerlemesi durumunda Edinilmiş İmmün Yetmezlik Sendromuna (AIDS) neden olabilen bir virüstür.

HIV; cinsel yolla, kan ve kan ürünleriyle veya anneden bebeğe bulaşmaktadır. HIV, enfeksiyonlara karşı savaşan bağışıklık sistemi hücrelerine saldırır.

Bu hücrelerin kaybı bedenin enfeksiyonlara ve belirli kanser türlerine karşı savunmasız kalmasına neden olur.

HIV enfeksiyonu öncesi kendiliğinden iyileşen veya tedavi edilebilen hastalıklar, savunma gücü yetersiz kaldığı için tedavi edilemez hale gelebilmektedir.

HIV enfeksiyonu ne kadar yaygındır?

80’li yıllarla beraber artışa geçen ve salgınlara yol açan HIV’in; geçmişten günümüze toplam 76 milyon kişinin enfeksiyonuna, 35 milyon kişinin AIDS’e bağlı hastalıklar nedeniyle ölümüne yol açtığı tahmin edilmektedir. 2016 yılı itibariyle dünya üzerinde 36 milyon HIV (+) hasta yaşamaktadır.

Bu sayının 2 milyonunun 15 yaş altı çocuklardan oluştuğu bilinmektedir. 2016 yılı içerisinde dünya çapında 1.8 milyon yeni teşhis HIV (+) vakası mevcuttur. Türkiye’de ise 2016 yılına kadar doğrulaması yapılmış 13.518 HIV (+), 1.537 AIDS vakası bildirilmiştir. Sadece 2016 yılı içerisinde 2.

470 yeni tanı almış hasta mevcuttur.

Özel test metodlarıyla yapılan değerlendirme sonuçlarına göre kişinin HIV ile enfekte olduğu anlamına gelir. Tedavi olunmadığı durumlarda, HIV bağışıklık sistemini tamamen yokedebilir ve enfeksiyon AIDS safhasına geçebilir.

HIV nasıl bulaşır?

HIV, HIV ile enfekte olmuş bir bireyin vücut sıvılarına temas edilmesi yoluyla bulaşır. Virüs, enfeksiyonun her aşamasında hatta enfekte olmuş; ama hiçbir şikayeti bulunmayan kişilerden de bulaşabilmektedir.

  • Kan
  • Semen (meni, ersuyu)
  • Pre-seminal sıvılar (meni gelmeden önceki berrak sıvı)
  • Vajinal sıvılar
  • Makat sıvıları
  • Anne sütü
  • HIV’in hamilelik sürecinde, doğum esnasında ya da emzirme döneminde kan ve diğer sıvılar yoluyla anneden-bebeğe geçişi virüsün bulaşma yollarındandır.

HIV’den nasıl korunulur?

HIV’in bulaşmasından korunmak için, cinsel ilişki boyunca doğru ve düzenli bir biçimde kondom (prezervatif/kılıf/kaput) kullanmak, cinsel partnerlerin sayısını sınırlamak ve ilaç enjeksiyon ekipmalarını asla paylaşmamak gerekmektedir.

Anneden çocuğa HIV bulaşması HIV’in çocuklara bulaşmasının en yaygın yoludur. Hamilelik sürecinde kadınlara ve doğumdan sonra bebeklere verilen HIV ilaçları, anneden çocuğa bulaşma riskini azaltmaktadır.

HIV, HIV (+) insanlarla tokalaşarak veya onlara sarılarak, HIV (+) bireylerin kullandıkları tabakları, klozet kapakları veya kapı kolu gibi eşyalarına dokunarak da bulaşmaz. HIV, hava yoluyla, kene, sivrisinek ya da diğer böcek ısırıklarıyla da bulaşmamaktadır.

HIV(+) bireylerde belirtiler nelerdir?

Kişinin HIV ile karşılaşmasından iki ila dört hafta içerisinde ateş, üşüme, ciltte döküntü ve grip benzeri semptomlar görülebilir. Belirtiler enfeksiyondan sonra birkaç hafta boyunca devam edebilir.

HIV enfeksiyonunun en erken evresi sonrası, HIV çok düşük seviyelerde artmaya devam etmektedir, bu yüzden kronik ishal, hızlı kilo kaybı ve fırsatçı enfeksiyonlar gibi daha ciddi belirtiler yıllarca görülmeyebilir.

(Fırsatçı enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi zayıflması sonrasında, sağlıklı bağışıklık sistemine sahip insanlardan daha sık veya daha ciddi olarak görülen enfeksiyonlar ve enfeksiyona bağlı kanser türleridir.)Tedavi edilmediği takdirde HIV, genellikle 10 yıl veya daha uzun bir süre sonrasında AIDS’e ilerlemektedir. Bu süre bazı bireylerde daha kısa olabilmektedir.

AIDS’te belirtiler nelerdir?

HIV(+) bir kişinin tedavisizlik dönemi sonucunda AIDS olup olmadığını değerlendirmek üzere bazı kriterler mevcuttur.

  • Sağlıklı bir insanda bağışıklık sisteminin durumunu gösteren CD4 hücre sayısı milimetreküpte 500 ila 1,600 hücre arasında değişiklik göstermektedir. Bu seviyenin 200 hücre’den az olması,
  • Bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan CD4+ T hücrelerinin lenfosit olarak adlandırılan diğer bağışıklık sistemi elemanlarına oranının %14 ün altına düşmesi,
  • Bakteri, parazit, mantar ve virüsler bağlı fırsatçı enfeksiyonların görülmesi,

AIDS hastalarında görülen ve tanı koydurucu durumlardır. Bu belirtilere dil üzerinde beyaz tabakalaşma, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kuru öksürük, nefes darlığı, ağız, burun, makat veya vajinadan kanama olması, ellerde veya ayaklarda hissizlik, ishal, ateş, gece terlemeleri, kontrolsüz kilo kaybı gibi durumlar eşlik edebilir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün HIV ve AIDS klinik sınıflandırması, hastalığın klinik evreleri ve eşlik eden klinik durumlar ile/ belirtilerin değerlendirilmesiyle yapılmaktadır.

Bir bireye HIV bulaşmasını takip eden dönemde meydana gelen enfeksiyon ve devamında hastalığın ilerlemiş 4 klinik evresi olmak üzere toplam 5 evre mevcuttur.

HIV enfeksiyonu, erken dönemde sıklıkla belirti vermeden veya “viral sendrom” adı verilen bir tıbbidurumla seyretmektedir.

  • Klinik evre 1’de bireylerde belirti olmayabilir veya süreklilik gösteren yaygın lenf bezi şişkinliği görülebilir
  • Klinik evre 2’de açıklanamayan kilo kaybı, tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları, uçuk, ağız içinde yaralar, tırnaklarda mantar enfeksiyonlarına rastlanmaktadır. 
  • Klinik evre 3’te açıklanamayan şiddetli kilo kaybı, açıklanamayan uzun süreli ishal ve ateş, ağızda kandida (bir tür mantar) enfeksiyonu, akciğer tüberkülozu (verem), açıklanamayan anemi (kansızlık), şiddetli bakteriyel enfeksiyonlar, kronik trombositopeni (kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücrelerin azlığı) görülmektedir
  • Son klinik evre olan 4’te bakteri, parazit, mantar ve virüs kaynaklı fırsatçı enfeksiyonlar ve sistemik enfeksiyonlar HIV/AIDS ile beraber görülürler ve bunlar hastalığın sınıflandırılmasında da kullanılmakta olan klinik durumlardır.

HIV/AIDS teşhisi nasıl konur?

Kan tetkikleri HIV teşhisi için en yaygın test yöntemidir. Bu tetkiklerin temelinde enfekte kişinin kanında virüse karşı oluşturulmuş antikor adı verilen yapıların tespiti bulunmaktadır. HIV’de erken test ve teşhis hayati bir yere sahiptir.

Erken teşhis ve ardından doktor gözetiminde kullanılacak olan tedavi ile hastalığın kontrol altına alınması, başkalarına bulaştırılmasının önlenmesi açısından çok önemlidir.

Vücudun virüse karşı oluşturacağı antikorların (savaşçı hücreler) 6 haftadan 6 aya kadar bir süre içerisinde oluşmaya başlaması nedeniyle risk altında olduğu düşünülen hastalar takip edilmelidir.
HIV/AIDS teşhisinde,

  • Elisa
  • Salgı Testi
  • Virüs Yükü Testi
  • Western Blot testi yer almaktadır.

HIV’e karşı oluşturulmuş antikorlardaki enzim aktivitesini ölçerek enfeksiyonu tespit eden Elisa testi, teşhiste öncelikle kullanılmakta olan yöntemdir. Elisa testi pozitif olan bir bireyin Western Blot testiyle HIV teşhisi teyit edilmelidir. Elisa testi negatif olan bir bireyde ise HIV enfeksiyonu düşünülüyorsa bir ila üç ay içerisinde test tekrarlanmalıdır.

Tükürük testi, kulak temizleme çubuğuna benzer pamuk bir materyalle, yanağın içerisinden sürüntü örneği alınıp, yetkin bir laboratuvar aracılığıyla test edilmesiyle gerçekleştirilir. Virüs yükü testi, genellikle tedavi durum takibi ve HIV enfeksiyonunun erken teşhisi amacıyla kandaki virüs miktarını ölçümleyen yöntemdir.

Western Blot, Elisa testi sonrasında teşhisin kesinleştirilmesi amacıyla yapılan doğrulama testidir.

Kimler HIV/AIDS testi yaptırmalıdır?

Korunmasız cinsel ilişki hikayesi olan, – Damar içi ilaç bağımlılığı ve ortak enjektör kullanımı olan, – HIV (+) kişinin partneri olan, – HIV görülme sıklığının yüksek olduğu ülkede doğmuş ya da yaşamış olan, – Yüksek görülme sıklığı olan bölgelere seyahat etmiş ya da orada yaşamış olan, – Gebeler (en erken dönemde), – Cinsel saldırıya maruz kalanlar, – Evlilik öncesi (gönüllülük esasına dayalı),

– Tüberküloz (verem), cinsel yolla bulaşan enfeksiyon tanısı almış olan kişiler kontrol amacıyla hekime başvurmalıdırlar.

HIV enfeksiyonun tedavisinde virüsün çoğalmasını kontrol eden, antiretroviral tedavi (ART) olarak adlandırılan ilaçlar kullanılmaktadır. ART, HIV’in çoğalmasını önler ve vücuttaki virüs miktarını azaltır.

[attention type=red]
Vücutta daha az virüs yükünün bulunması bağışıklık sisteminin etkinliğinin kuvvetlenmesini ve hastalığın AIDS’e ilerleyişinin önlenmesini sağlar.
[/attention]

HIV (+) olan bireylerin mümkün olan en kısa sürede tedaviye başlamaları gerekmektedir.

HIV (+) kadınlarda gebelik

Gebe olan veya gebe kalmayı planlayan bir kadın; gebelikte, doğumda veya emzirme döneminde bebeğe bulaşma ihtimali olması dolayısıyla HIV enfeksiyonu açısından test edilmelidir.

Antiretroviraller adı verilen HIV ilaçlarının kullanılması, enfeksiyonun anneden çocuğa geçişini önleyebilmektedir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, bulaşma o kadar etkili şekilde önlemektedir.

Bununla beraber HIV (+) bir annenin tedavisinin, doğum döneminde veya doğum sonrasında dahi mümkün olan en erken zamanda başlanmasının bulaşıcılığı önlemede büyük önemi vardır.

[attention type=red]
Antiretroviral tedavi, HIV (+) bireylerin daha uzun ve sağlıklı yaşamalarına yardım eden ve yaşam boyu süren bir tedavidir.
[/attention]

Ancak antiretroviral tedavinin etkili olması; ilaç uyumuna, ilaçların her gün ve belirtilen şekilde kullanımına bağlıdır.

HIV tedavi rejimine uyum, virüsün çoğalmasını ve bağışıklık sisteminde çöküşü önlemektedir. HIV ilaçlarının her gün kullanımı HIV’in bulaşma riskini de azaltmaktadır.

Referanslar:

  • https://aidsinfo.nih.gov/understanding-hiv-aids/fact-sheets/19/45/hiv-aids–the-basics ET:09.01.2018
  • http://www.unaids.org/en/resources/fact-sheet ET:09.01.2018
  • http://www.thsk.gov.tr/component/k2/353-istatiksel-veriler/bulasici-hastaliklar-daire-baskanligi-istatiksel-veriler.html ET:09.01.2018
  • https://www.ucsfhealth.org/conditions/aids/diagnosis.html ET:09.01.2018
  • https://aidsetc.org/guide/hiv-classification-cdc-and-who-staging-systems ET:09.01.2018
  • https://www.cdc.gov/hiv/basics/testing.html ET:09.01.2018
  • https://www.cdc.gov/hiv/basics/livingwithhiv/index.html ET:09.01.2018
  • https://aidsinfo.nih.gov/understanding-hiv-aids/fact-sheets/20/50/preventing-mother-to-child-transmission-of-hiv ET:09.01.2018
  • https://www.plannedparenthood.org/learn/stds-hiv-safer-sex/hiv-aids/what-are-symptoms-hivaids ET:09.01.2018

Источник: https://gskpro.com/tr-tr/tedavi-alanlari/tr/hiv/hiv-aids/

Dünyada 17,1 milyon kişi HIV virüsü taşıdıklarının farkında değil

Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler
Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler

HIV infeksiyonu saptanan kişilerin isimleri gizli kalıyor. HIV infeksiyonu artık tedavisi olan kronik bir hastalıktır ve bu infeksiyona yakalanmış olanların yaşamlarını önemli ölçüde bir kısıtlama olmaksızın sürdürebildikleri noktaya gelindi.

Bunun ilk koşulu erken tanı ve tıbbi bakım altına girmek. Bu nedenle doğru bilgiye ulaşın, bilgilenin, bilgilendirin. Mutlaka korunma yollarını öğrenin ve korunun. Test yaptırmaktan ve test öncesi danışmanlık almaktan çekinmeyin.

Birleşmiş Milletler ’in AIDS ile mücadele kuruluşu UNAIDS, HIV virüsü taşıyan 17,1 milyon kişinin bunun farkında dahi olmadığını tahmin ettiklerini kaydetti!!!

HIV ile mücadelede en önemli konulardan biri de toplumu bilgilendirerek, HIV ile infekte kişilerin zaman zaman maruz kalabildikleri ayrımcılık ve dışlayıcı tutumların önüne geçilmesidir.

Bu infeksiyon çağımızın yaygın infeksiyonlarından birisi olup infeksiyon ve bulaşma yolları konusunda bilgi sahibi olmayan ve dolayısı ile korunma önlemleri almayan herkesin başına gelebilir.

Virüsün bulaşma yolları bellidir: Korunmasız riskli cinsel ilişki, infekte kan/kan ürünleri ya da gebelik ya da doğumdan önce fark edilmezse de infekte annelerden bebeklerine doğum sırasında ya da süt ile bulaşabilir.

Virüsün sosyal ilişkilerle, sarılma, aynı ortamda bulunma, havlu, bardak, çatal-bıçak vs.nin ortak kullanımı ile bulaşmayacağı da bilinmelidir.

[attention type=red]
İnfekte kişiler tedaviye zamanında başlayarak hem AIDS’ten korunmuş olacaktır hem de başkalarına bulaştırıcılıkları azalacaktır.
[/attention]

Gebelik takipleri sırasında ya da en azında doğumdan öncesi/sırasında yapılacak testlerle annenin durumu belirlenerek, bebeğini koruyacak önlemler alınabilmektedir.

HIV/AIDS’in farkında olunmalı ve erken tanı için test yaptırmaktan çekinilmemelidir

Virüsün kişiye bulaşmasını takiben ilk 3 ila 6 hafta içeresinde, yeni infekte olan kişilerin yüzde 40-80’ninde genellikle 7-14 gün süren geçici belirtiler görülebilmektedir.

[attention type=green]
Bu belirtiler: ateş, deride döküntü, ağızda yara, lenf bezi şişliği, yorgunluk, kilo kaybı, farenjit ve/veya gece terlemeleri şeklinde olabilir.
[/attention]

Bu dönemin öncesinden başlayarak HIV infeksiyonlarının erken dönemlerinde virüsün yüksek bir hızla çoğalması ve dolayısı ile kanda yüksek düzeylerde bulunması nedeni ile bulaştırıcılık son derece yüksektir.

İnsan Bağışıklık Yetmezlik Sendromu (AIDS) 33 yıl önce 1982 yılında tanımlandı ve nasıl bir küresel salgına yol açabileceği kısa süre içinde anlaşılarak infeksiyonun yayılımını engellemek amacıyla büyük çaplı girişimler başlatıldı.

Dünya Sağlık Örgütü, 1994 yılında İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü (HIV) infeksiyonları ve AIDS’e, bunlara karşı yürütülen çabalara olan destek, katılım ve işbirliğine küresel çapta dikkat çekmek amacıyla 1 Aralık gününü Dünya AIDS Günü ilan etti.

HIV ve AIDS’e karşı mücadelede özellikle başlarda zaman zaman karamsarlıklar yaşanmış olsa da, bugün HIV infeksiyonlarının kronik bir hastalık olarak sınıflandırıldığı ve bu infeksiyona yakalanmış olanların yaşamlarını önemli ölçüde bir kısıtlama olmaksızın sürdürebildikleri noktadayız.

Dünya Sağlık Örgütü 2020 yılı için infekte olanların %90’ına tanı konmasını, tanı konanların %90’ına tedavi başlanmasını ve tedaviye başlananların %90’ınında virüsün baskılanmasını öngören 90-90-90 hedefini benimsemiştir ve 2030 yılı için de yeni HIV infeksiyonlarının 0’a indirilmesini hedeflemektedir.

Ancak 2014 yılında hala;

  • 2000 yılına kıyasla HIV infeksiyonlarında %35 oranında düşüş sağlanmış olmakla birlikte dünyada 36,9 milyon kişi HIV ile infekte
  • 2000 yılında 3,4 milyon olsa da 2014 yılında yeni HIV infeksiyonu sayısı 2 milyon
  • 2000 yılına kıyasla %56’lık bir düşüş sağlanmış olsa da yeni infekte olan çocuk sayısı 220 000
  • AIDS’e bağlı ölümlerde 2004’e göre %42’lik bir düşüşe rağmen yaşamını kaybeden kişi sayısı 1,2 milyon kişi
  • İnfekte kişilerin 20 milyonundan fazlası tedaviye erişimden yoksun: İnfekte kişilerin %41’i, infekte çocukların %32’si ve infekte gebelerin %73’ü tedavi alabiliyor
  • Yüksek gelir düzeyinde olan ülkelerde bile HIV ile infekte olanların 1/5’i durumlarından habersiz
  • Orta Doğu, Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Orta Asya’da yeni infeksiyon sayısı hızla artmaktadır

Türkiye halen uluslararası değerlendirmelerde düşük prevalanslı ülkeler arasında yer almakla birlikte özellikle 2010 sonrası yeni tanı konan infeksiyon sayılarında belirgin bir artış dikkati çekmektedir. Geçtiğimiz yıla (2014) ait HIV infeksiyonu tanısı konan kişi sayısı toplam 9.191; aynı yıl içinde bildirilen yeni infeksiyon sayısı 1585’tir. İnfekte kişilerin % 80 kadarı erkek olup olguların % 90’ından fazlası 20-59 yaş arasındadır ve %43.91’le cinsel temas en önde gelen bulaşma yoludur. 2015 yılına ait ön veriler de benzer bir eğilim olduğuna işaret etmektedir.

HIV infeksiyonlarına yönelik bilgilendirme ve farkındalık yaratma çabalarına rağmen, gelişmiş ülkelerde bile damgalanma ve ayrımcılık ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaya devam etmektedir. Damgalanma ve ayrımcılığa maruz kalma kaygısı da insanları HIV testleri yaptırmaktan alıkoymaktadır.

Bu nedenle de HIV infeksiyonlarının daha sık görüldüğü risk gruplarında bile gönüllü test yaptırma oranları düşük kalmaktadır. Oysa HIV infeksiyonlarının önlenmesine yönelik girişimlerin başarılı olmasında erken tanı ve tedavi kilit rol oynamaktadır.

[attention type=green]
Nitekim son zamanlarda HIV’i önlemeye yönelik stratejilerde de yaklaşımlar değişmiştir ve klasik sürveyans yöntemlerinin yerine özellikle risk altındaki grupların belirlenerek bu gruplar üzerinde odaklanılması önerilmektedir.
[/attention]

Genellikle ulaşılması da güç olan risk gruplarının biyodavranışsal özelliklerinin izlenerek bu grupların korunma ve test yaptırma alışkanlıklarında olumlu değişikler oluşturmaya yönelik girişimlerin etkinliği giderek daha iyi anlaşılmaktadır.

HIV’e karşı yürütülen kampanyaların başarısı için Dünya Sağlık Örgütü testlere ve bilgiye erişimin kolaylaştırılarak yaygınlaştırılmasına koşut olarak risk gruplarına ulaşmak için gönüllüğe dayalı sivil girişimlerin aktivitelerinin desteklenmesini ve daha ağırlıklı bir rol üstlenmelerini önermektedir.

Bazı öncü uygulamalarda elde edilen başarılar üzerine HIV ile ilgili laboratuvar, tıbbi bakım ve bilgilendirme işlemlerinde merkeziyetçi anlayışın terk edilmesine ek olarak testlerin yaygınlaşması için gerçek sağlık profesyonellerinin yanı sıra destekleyici sağlık personelinin test ve bilgilendirmede aktif rol aldığı programların uygulamaya sokulmasına Dünya Sağlık Örgütü de yeni önerileri arasında yer vermektedir.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/dunyada-171-milyon-kisi-hiv-virusu-tasidiklarinin-farkinda-degil/

Dünya AIDS günü: Kendin için 1 Ara’lık ver!

Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler

Kampanya, HIV’in tokalaşarak, sarılarak, dokunarak bulaşmadığına vurgu yapmak amacıyla “dokun” temasına odaklanıyor. Gerçek hikayelerden yola çıkarak hazırlanan 15 kurgu videonun bulunduğu www.kendinicin1aralik.

org online platformunu ziyaret edenler, HIV pozitif bireylerin ve yakınlarının hayatına dokunabiliyor. Hikayelerin sonunda yer alan manifestoya “katılıyorum” seçeneğini işaretleyerek HIV ile yaşayanların yanında olduklarını belirtebiliyor.

Sosyal ağlarda ise kampanya simgesi olan “dokun”hareketinin yer aldığı fotoğrafını, #dokun etiketiyle sosyal paylaşarak da kampanyaya destek olmak mümkün.

GSK Türkiye ev sahipliğinde düzenlenen bir basın toplantısıyla tanıtılan kampanya bu alanda çalışan hekimlerden de destek gördü. Toplantı, HIV/AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezi (HATAM) Başkanı ve HIV/AIDS Korunma ve Eğitim Derneği (HAKED) Genel Sekreteri Prof. Dr.

Serhat Ünal, Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Başkanı Prof. Dr. Hürrem Bodur, HIV Enfeksiyon Derneği (HIVEND) Başkanı Prof. Dr. Fehmi Tabak ve Ege Üniversitesi HIV/AIDS Araştırma ve Uygulama Merkezi (EGEHAUM) Müdürü Prof. Dr.

Deniz Gökengin’in katılımıyla gerçekleşti.

“Biz sağlık ve iyilik temsilcileriyiz”

GSK Türkiye Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı Dr. Emin Fadıllıoğlu Kendin için 1 Ara’lık projesi konusunda bilgi verdi. Dr. Fadıllıoğlu; “GSK bu sene de 5. defa ilaca erişim şampiyonu seçildi.

Bu da ilaç ve sağlık hizmetlerinin yanı sıra toplumun her kesimine sosyal sorumluluk projeleriyle de dokunduğu için gelen bir başarı.

Biz de sadece sunduğumuz yenilikçi tedavi çözümlerimizle değil bu anlamlı günde hayata geçirdiğimiz bu proje ile HIV pozitif bireylerin yanında olduğumuzu bir kez daha göstermek istiyoruz.

[attention type=yellow]
2020 vizyonumuz kapsamında hayatı sağlık ve iyilikle buluşturmak hedefimize giderken bu önemli işbirliği ile milyonların hayatına dokunacağımız için çok heyecanlıyız. Bu kampanya ile insanların birbirlerinin hikayelerine dokunmalarını hedefliyoruz. Bir yılın sonunda 3 milyon kişinin HIV pozitif hikayelere dokunmasını sağlamayı hayal ediyoruz” dedi
[/attention]

Prof. Dr. Serhat Ünal “Dünyada HIV ile yaşayan insan sayısı 36,7 milyon. Bu sayının 34,9 milyonu yetişkin iken, 1,8 milyonu ise çocuk. 2015 yılı itibariyle 1,1 milyon kişinin ise bu virüs sebebiyle hayatını kaybettiği görülüyor. Bugüne kadar ise tüm dünyada 35 milyon kişi bu virüs sebebiyle hayatını kaybetti.

Bu çarpıcı rakamlar HIV’nin nasıl büyük bir sağlık sorunu olduğunu gözler önüne seriyor. Türkiye’ye döndüğümüzde ise 12.541 HIV vakasının olduğunu ve bu vakaların her yıl arttığını görüyoruz. Yapılacak her farkındalık çalışmasının hayati önem taşıdığı HIV’ye ilişkin bilinç seviyesinin hala yetersiz olduğunu görüyoruz.

Bu kampanyanın, HIV pozitif birey veya birey yakını olsun olmasın, toplumun her kesimine ulaşarak, güçlü bir farkındalık yaratacağını umuyoruz” şeklinde konuştu.

Kendin için 1 Aralık: Dünya AIDS günü

HIV’in viral bir durum olduğunu belirten Prof. Dr. Fehmi Tabak ise HIV’in; Hepatit B, Hepatit C, diyabet gibi kronik bir durum olduğunu vurguladı. HIV tedavisinin mümkün olduğuna ve tedavi ile bulaşın engellendiğine değinen Prof. Tabak günümüzde 20 yaşında tanı alan bir hastanın 53 yıl yaşam beklentisi olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Hürrem Bodur; HIV’in genellikle korunmasız cinsel ilişki ve damar içi madde kullanımı ile bulaştığını söyledi. HIV pozitif kişilerin yüzde 40’a yakınının virüsü taşıdığının farkında olmadığını belirten Prof. Dr. Bodur “Şüphe taşıyan kişilerin mutlaka test yaptırması gerekiyor” dedi.

[attention type=yellow]
Prof. Dr. Deniz Gökengin ise bu alanda yapılacak bir farkındalık kampanyasının son derece önemli olduğuna değinerek, HIV ile yaşayan kişilerin sağlıklı, kaliteli ve uzun yaşamasının mümkün olduğunun altını çizdi.
[/attention]

Basın toplantısına Kırmızı Kurdele İstanbul Derneği, Kırmızı Şemsiye Derneği ve Toplum Gönüllüler Vakfı (TOG) katılımlarıyla destek verdi.

HIV Enfeksiyonu nedir?

HIV (Human Immunodeficiency Virus – İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) enfeksiyonu, etken virüsün etkisiyle bağışıklık sisteminin giderek baskılandığı kronik bir enfeksiyon hastalığıdır.

HIV vücudun savunma gücünü zayıflatır, hatta yıkar ve normal koşullarda tedavi edilebilen hastalıklar, savunma gücü yetersiz kaldığından tedavi edilemez hale gelebilir. AIDS ise edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromudur. HIVenfeksiyonunun en ileri safhasını oluşturur.

HIV, HIV Pozitif bireyin belirli bedensel sıvılarının temasıyla; cinsel yolla, kan ve kan ürünleriyle veya anneden bebeğe bulaşabilmektedir. 

HIV’den korunmak mümkün mü?

HIV enfeksiyonu riskini azaltmak için cinsel ilişkide doğru ve düzenli bir biçimde korunma, cinsel partnerlerin sayısının sınırlanması ve ilaç enjeksiyon ekipmalarının asla paylaşılmaması önerilir.

Anneden çocuğa HIV bulaşması HIV’nin çocuklara bulaşmasında en yaygın yoldur. Hamilelik sürecinde kadınlara ve doğumdan sonra bebeklere verilen HIV ilaçları, bulaşma riskini azaltmaktadır.

HIV, HIV’li bireylerle tokalaşarak veya onlara sarılarak bulaşmaz. Bunun yanı sıra, HIV’li bireylerin tabakları, klozet kapakları veya kapı kolu gibi eşyalarına dokunarak geçmez. HIV hava yoluyla veya kene, sivrisinek gibi böcek ısırıklarıyla da bulaşmaz. 

Belirtileri nelerdir?

HIV bulaşmasının akabinde bazı insanlarda ateş, baş ağrısı ya da ciltte kızarıklık gibi grip belirtileri görülebilir. Belirtiler bir ya da iki ay süresince zaman zaman görülüp, zaman zaman da kaybolabilir. HIV enfeksiyonunun bu ilk evresi sonrası, HIV çok düşük seviyelerde artmaya devam eder.

Kronik ishal, hızlı kilo kaybı ve fırsatçı enfeksiyonlar (zayıf bağışıklık sistemine sahip insanlarda güçlü bağışıklık sistemine sahip insanlardan daha sık veya daha ciddi olarak görülen enfeksiyonlar ve enfeksiyona bağlı kanser türleri) gibi daha ciddi belirtiler genelde yıllarca görülmez. Tedavi edilmediği takdirde HIV, AIDS’e ilerleyebilir. HIV’nin AIDS’e ilerlemesinin süresi değişkendir, ancak bu 10 yıl ya daha fazla sürebilir. 

HIV testleri oldukça etkili olsa da, hiçbir test virüsü, bulaşmasının hemen akabinde tespit edememektedir. Testin enfeksiyonu ne kadar sürede ortaya çıkaracağı, kullanılan test tipi gibi faktörlere bağlı olarak değişir. HIV teşhisinde, antikor testi, kombinasyon veya dördüncü-nesil testleri, ve nükleik asit testi (NATs) olmak üzere üç tip test kullanılır.

HIV nasıl bulaşır?

  • Cinsel ilişki yoluyla
  • Kan yoluyla
  • Anneden bebeğe

HIV nasıl bulaşmaz?

  • Aile yaşantısı, toplumsal yaşam ile BULAŞMAZ!
  • El sıkışma, kucaklaşma, cilt teması ile BULAŞMAZ!
  • Sosyal öpüşme ile BULAŞMAZ!
  • Yemek ve içki, tabak, kaşık, bardak ile BULAŞMAZ!
  • Yüzme havuzu ile BULAŞMAZ!
  • Banyo, tuvalet ile BULAŞMAZ!
  • Giysi ve çamaşır ile BULAŞMAZ!
  • Böcek ve sinek sokmaları ile BULAŞMAZ!
  • HIV günlük yaşamda aynı odada bulunmakla BULAŞMAZ!
  • Aynı havayı solumakla BULAŞMAZ!

HIV’e sahip hastalar evlenevbilir çocuk sahibi olabilir

HIV virüsü olan kişiler evlenebilir ve çocuk sahibi olabilir. HIV pozitiflerin birbirleri ile evlenmeleri gerekmiyor; korunmaya dikkat ederek HIV pozitif kişi virüsü taşımayan kişi ile evlenebilir.

Türkiye’de evlilik öncesi sağlık kontrollerinde HIV testi de yapılıyor. Bu testin amacı, eşleri birbirlerine karşı korumak ve sağlıklı çocuk doğmasını sağlamaktır; evlenmeyi engellemek değil.

HIV pozitif kişinin, gebeliği sırasında özel önlemler alınarak, bebeğine virüsü geçirmeden doğum yapması artık sağlanabiliyor.

Korunmak için neler yapılmalı?

  • Cinsel ilişki ile bulaşmayı engellemenin en önemli yolu güvenli cinsel davranışları benimsemek. Çok sayıda partner sahibi olmak riski artırır. Ancak tek eşlilik durumunda dahi kondom kullanılmasında fayda var. Kondom, aynı zamanda cinsel yol ile bulaşan diğer mikroorganizmalar için de korunma sağlar
  • Ortak kullanılan enjektörler bulaşıcı hastalık için yaygın bir yoldur. Uyuşturucudan, kanla bulaşma ihtimali olan araç gereçlerin kullanılabileceği kulak deldirmeden, dövme yapılan kontrolsüz yerlerden uzak durulmalı, hiçbir koşulda ortak enjektör ve kontrolsüz kan ile kan ürünleri kullanılmamalı.
  • Riskli durum varsa hamile kalmadan önce mutlaka test yaptırılmalı. Türkiye’de genellikle hamile iken kontrollerde HIV taraması da yapılıyor.

Bağışıklık sistemini güçlendiren 10 besin

Источник: https://indigodergisi.com/2016/12/dunya-aids-gunu/

HIV / AIDS

Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler

İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü veya daha bilinen adıyla HIV, bağışıklık sistem hücrelerini hedef alarak enfeksiyon oluşturan ve enfeksiyonun ilerlemesi durumunda Edinilmiş İmmün Yetmezlik Sendromuna (AIDS) neden olabilen bir virüstür.

HIV; cinsel yolla, kan ve kan ürünleriyle veya anneden bebeğe bulaşmaktadır. HIV, enfeksiyonlara karşı savaşan bağışıklık sistemi hücrelerine saldırır.

Bu hücrelerin kaybı bedenin enfeksiyonlara ve belirli kanser türlerine karşı savunmasız kalmasına neden olur.

HIV enfeksiyonu öncesi kendiliğinden iyileşen veya tedavi edilebilen hastalıklar, savunma gücü yetersiz kaldığı için tedavi edilemez hale gelebilmektedir.

HIV enfeksiyonu ne kadar yaygındır?

80’li yıllarla beraber artışa geçen ve salgınlara yol açan HIV’in; geçmişten günümüze toplam 76 milyon kişinin enfeksiyonuna, 35 milyon kişinin AIDS’e bağlı hastalıklar nedeniyle ölümüne yol açtığı tahmin edilmektedir. 2016 yılı itibariyle dünya üzerinde 36 milyon HIV (+) hasta yaşamaktadır.

Bu sayının 2 milyonunun 15 yaş altı çocuklardan oluştuğu bilinmektedir. 2016 yılı içerisinde dünya çapında 1.8 milyon yeni teşhis HIV (+) vakası mevcuttur. Türkiye’de ise 2016 yılına kadar doğrulaması yapılmış 13.518 HIV (+), 1.537 AIDS vakası bildirilmiştir. Sadece 2016 yılı içerisinde 2.

470 yeni tanı almış hasta mevcuttur.

Özel test metodlarıyla yapılan değerlendirme sonuçlarına göre kişinin HIV ile enfekte olduğu anlamına gelir. Tedavi olunmadığı durumlarda, HIV bağışıklık sistemini tamamen yokedebilir ve enfeksiyon AIDS safhasına geçebilir.

HIV nasıl bulaşır?

HIV, HIV ile enfekte olmuş bir bireyin vücut sıvılarına temas edilmesi yoluyla bulaşır. Virüs, enfeksiyonun her aşamasında hatta enfekte olmuş; ama hiçbir şikayeti bulunmayan kişilerden de bulaşabilmektedir.

  • Kan
  • Semen (meni, ersuyu)
  • Pre-seminal sıvılar (meni gelmeden önceki berrak sıvı)
  • Vajinal sıvılar
  • Makat sıvıları
  • Anne sütü
  • HIV’in hamilelik sürecinde, doğum esnasında ya da emzirme döneminde kan ve diğer sıvılar yoluyla anneden-bebeğe geçişi virüsün bulaşma yollarındandır.

HIV’den nasıl korunulur?

HIV’in bulaşmasından korunmak için, cinsel ilişki boyunca doğru ve düzenli bir biçimde kondom (prezervatif/kılıf/kaput) kullanmak, cinsel partnerlerin sayısını sınırlamak ve ilaç enjeksiyon ekipmalarını asla paylaşmamak gerekmektedir.

Anneden çocuğa HIV bulaşması HIV’in çocuklara bulaşmasının en yaygın yoludur. Hamilelik sürecinde kadınlara ve doğumdan sonra bebeklere verilen HIV ilaçları, anneden çocuğa bulaşma riskini azaltmaktadır.

HIV, HIV (+) insanlarla tokalaşarak veya onlara sarılarak, HIV (+) bireylerin kullandıkları tabakları, klozet kapakları veya kapı kolu gibi eşyalarına dokunarak da bulaşmaz. HIV, hava yoluyla, kene, sivrisinek ya da diğer böcek ısırıklarıyla da bulaşmamaktadır.

HIV(+) bireylerde belirtiler nelerdir?

Kişinin HIV ile karşılaşmasından iki ila dört hafta içerisinde ateş, üşüme, ciltte döküntü ve grip benzeri semptomlar görülebilir. Belirtiler enfeksiyondan sonra birkaç hafta boyunca devam edebilir.

HIV enfeksiyonunun en erken evresi sonrası, HIV çok düşük seviyelerde artmaya devam etmektedir, bu yüzden kronik ishal, hızlı kilo kaybı ve fırsatçı enfeksiyonlar gibi daha ciddi belirtiler yıllarca görülmeyebilir.

(Fırsatçı enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi zayıflması sonrasında, sağlıklı bağışıklık sistemine sahip insanlardan daha sık veya daha ciddi olarak görülen enfeksiyonlar ve enfeksiyona bağlı kanser türleridir.)Tedavi edilmediği takdirde HIV, genellikle 10 yıl veya daha uzun bir süre sonrasında AIDS’e ilerlemektedir. Bu süre bazı bireylerde daha kısa olabilmektedir.

AIDS’te belirtiler nelerdir?

HIV(+) bir kişinin tedavisizlik dönemi sonucunda AIDS olup olmadığını değerlendirmek üzere bazı kriterler mevcuttur.

  • Sağlıklı bir insanda bağışıklık sisteminin durumunu gösteren CD4 hücre sayısı milimetreküpte 500 ila 1,600 hücre arasında değişiklik göstermektedir. Bu seviyenin 200 hücre’den az olması,
  • Bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan CD4+ T hücrelerinin lenfosit olarak adlandırılan diğer bağışıklık sistemi elemanlarına oranının %14 ün altına düşmesi,
  • Bakteri, parazit, mantar ve virüsler bağlı fırsatçı enfeksiyonların görülmesi,

AIDS hastalarında görülen ve tanı koydurucu durumlardır. Bu belirtilere dil üzerinde beyaz tabakalaşma, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kuru öksürük, nefes darlığı, ağız, burun, makat veya vajinadan kanama olması, ellerde veya ayaklarda hissizlik, ishal, ateş, gece terlemeleri, kontrolsüz kilo kaybı gibi durumlar eşlik edebilir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün HIV ve AIDS klinik sınıflandırması, hastalığın klinik evreleri ve eşlik eden klinik durumlar ile/ belirtilerin değerlendirilmesiyle yapılmaktadır.

Bir bireye HIV bulaşmasını takip eden dönemde meydana gelen enfeksiyon ve devamında hastalığın ilerlemiş 4 klinik evresi olmak üzere toplam 5 evre mevcuttur.

HIV enfeksiyonu, erken dönemde sıklıkla belirti vermeden veya “viral sendrom” adı verilen bir tıbbidurumla seyretmektedir.

  • Klinik evre 1’de bireylerde belirti olmayabilir veya süreklilik gösteren yaygın lenf bezi şişkinliği görülebilir
  • Klinik evre 2’de açıklanamayan kilo kaybı, tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları, uçuk, ağız içinde yaralar, tırnaklarda mantar enfeksiyonlarına rastlanmaktadır. 
  • Klinik evre 3’te açıklanamayan şiddetli kilo kaybı, açıklanamayan uzun süreli ishal ve ateş, ağızda kandida (bir tür mantar) enfeksiyonu, akciğer tüberkülozu (verem), açıklanamayan anemi (kansızlık), şiddetli bakteriyel enfeksiyonlar, kronik trombositopeni (kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücrelerin azlığı) görülmektedir
  • Son klinik evre olan 4’te bakteri, parazit, mantar ve virüs kaynaklı fırsatçı enfeksiyonlar ve sistemik enfeksiyonlar HIV/AIDS ile beraber görülürler ve bunlar hastalığın sınıflandırılmasında da kullanılmakta olan klinik durumlardır.

HIV/AIDS teşhisi nasıl konur?

Kan tetkikleri HIV teşhisi için en yaygın test yöntemidir. Bu tetkiklerin temelinde enfekte kişinin kanında virüse karşı oluşturulmuş antikor adı verilen yapıların tespiti bulunmaktadır. HIV’de erken test ve teşhis hayati bir yere sahiptir.

Erken teşhis ve ardından doktor gözetiminde kullanılacak olan tedavi ile hastalığın kontrol altına alınması, başkalarına bulaştırılmasının önlenmesi açısından çok önemlidir.

Vücudun virüse karşı oluşturacağı antikorların (savaşçı hücreler) 6 haftadan 6 aya kadar bir süre içerisinde oluşmaya başlaması nedeniyle risk altında olduğu düşünülen hastalar takip edilmelidir.
HIV/AIDS teşhisinde,

  • Elisa
  • Salgı Testi
  • Virüs Yükü Testi
  • Western Blot testi yer almaktadır.

HIV’e karşı oluşturulmuş antikorlardaki enzim aktivitesini ölçerek enfeksiyonu tespit eden Elisa testi, teşhiste öncelikle kullanılmakta olan yöntemdir. Elisa testi pozitif olan bir bireyin Western Blot testiyle HIV teşhisi teyit edilmelidir. Elisa testi negatif olan bir bireyde ise HIV enfeksiyonu düşünülüyorsa bir ila üç ay içerisinde test tekrarlanmalıdır.

Tükürük testi, kulak temizleme çubuğuna benzer pamuk bir materyalle, yanağın içerisinden sürüntü örneği alınıp, yetkin bir laboratuvar aracılığıyla test edilmesiyle gerçekleştirilir. Virüs yükü testi, genellikle tedavi durum takibi ve HIV enfeksiyonunun erken teşhisi amacıyla kandaki virüs miktarını ölçümleyen yöntemdir.

Western Blot, Elisa testi sonrasında teşhisin kesinleştirilmesi amacıyla yapılan doğrulama testidir.

Kimler HIV/AIDS testi yaptırmalıdır?

Korunmasız cinsel ilişki hikayesi olan, – Damar içi ilaç bağımlılığı ve ortak enjektör kullanımı olan, – HIV (+) kişinin partneri olan, – HIV görülme sıklığının yüksek olduğu ülkede doğmuş ya da yaşamış olan, – Yüksek görülme sıklığı olan bölgelere seyahat etmiş ya da orada yaşamış olan, – Gebeler (en erken dönemde), – Cinsel saldırıya maruz kalanlar, – Evlilik öncesi (gönüllülük esasına dayalı),

– Tüberküloz (verem), cinsel yolla bulaşan enfeksiyon tanısı almış olan kişiler kontrol amacıyla hekime başvurmalıdırlar.

HIV enfeksiyonun tedavisinde virüsün çoğalmasını kontrol eden, antiretroviral tedavi (ART) olarak adlandırılan ilaçlar kullanılmaktadır. ART, HIV’in çoğalmasını önler ve vücuttaki virüs miktarını azaltır.

[attention type=red]
Vücutta daha az virüs yükünün bulunması bağışıklık sisteminin etkinliğinin kuvvetlenmesini ve hastalığın AIDS’e ilerleyişinin önlenmesini sağlar.
[/attention]

HIV (+) olan bireylerin mümkün olan en kısa sürede tedaviye başlamaları gerekmektedir.

HIV (+) kadınlarda gebelik

Gebe olan veya gebe kalmayı planlayan bir kadın; gebelikte, doğumda veya emzirme döneminde bebeğe bulaşma ihtimali olması dolayısıyla HIV enfeksiyonu açısından test edilmelidir.

Antiretroviraller adı verilen HIV ilaçlarının kullanılması, enfeksiyonun anneden çocuğa geçişini önleyebilmektedir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, bulaşma o kadar etkili şekilde önlemektedir.

Bununla beraber HIV (+) bir annenin tedavisinin, doğum döneminde veya doğum sonrasında dahi mümkün olan en erken zamanda başlanmasının bulaşıcılığı önlemede büyük önemi vardır.

[attention type=red]
Antiretroviral tedavi, HIV (+) bireylerin daha uzun ve sağlıklı yaşamalarına yardım eden ve yaşam boyu süren bir tedavidir.
[/attention]

Ancak antiretroviral tedavinin etkili olması; ilaç uyumuna, ilaçların her gün ve belirtilen şekilde kullanımına bağlıdır.

HIV tedavi rejimine uyum, virüsün çoğalmasını ve bağışıklık sisteminde çöküşü önlemektedir. HIV ilaçlarının her gün kullanımı HIV’in bulaşma riskini de azaltmaktadır.

Referanslar:

  • https://aidsinfo.nih.gov/understanding-hiv-aids/fact-sheets/19/45/hiv-aids–the-basics ET:09.01.2018
  • http://www.unaids.org/en/resources/fact-sheet ET:09.01.2018
  • http://www.thsk.gov.tr/component/k2/353-istatiksel-veriler/bulasici-hastaliklar-daire-baskanligi-istatiksel-veriler.html ET:09.01.2018
  • https://www.ucsfhealth.org/conditions/aids/diagnosis.html ET:09.01.2018
  • https://aidsetc.org/guide/hiv-classification-cdc-and-who-staging-systems ET:09.01.2018
  • https://www.cdc.gov/hiv/basics/testing.html ET:09.01.2018
  • https://www.cdc.gov/hiv/basics/livingwithhiv/index.html ET:09.01.2018
  • https://aidsinfo.nih.gov/understanding-hiv-aids/fact-sheets/20/50/preventing-mother-to-child-transmission-of-hiv ET:09.01.2018
  • https://www.plannedparenthood.org/learn/stds-hiv-safer-sex/hiv-aids/what-are-symptoms-hivaids ET:09.01.2018

Источник: https://gskpro.com/tr-tr/tedavi-alanlari/tr/hiv/hiv-aids/

Dünyada 17,1 milyon kişi HIV virüsü taşıdıklarının farkında değil

Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler
Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler

HIV infeksiyonu saptanan kişilerin isimleri gizli kalıyor. HIV infeksiyonu artık tedavisi olan kronik bir hastalıktır ve bu infeksiyona yakalanmış olanların yaşamlarını önemli ölçüde bir kısıtlama olmaksızın sürdürebildikleri noktaya gelindi.

Bunun ilk koşulu erken tanı ve tıbbi bakım altına girmek. Bu nedenle doğru bilgiye ulaşın, bilgilenin, bilgilendirin. Mutlaka korunma yollarını öğrenin ve korunun. Test yaptırmaktan ve test öncesi danışmanlık almaktan çekinmeyin.

Birleşmiş Milletler ’in AIDS ile mücadele kuruluşu UNAIDS, HIV virüsü taşıyan 17,1 milyon kişinin bunun farkında dahi olmadığını tahmin ettiklerini kaydetti!!!

HIV ile mücadelede en önemli konulardan biri de toplumu bilgilendirerek, HIV ile infekte kişilerin zaman zaman maruz kalabildikleri ayrımcılık ve dışlayıcı tutumların önüne geçilmesidir.

Bu infeksiyon çağımızın yaygın infeksiyonlarından birisi olup infeksiyon ve bulaşma yolları konusunda bilgi sahibi olmayan ve dolayısı ile korunma önlemleri almayan herkesin başına gelebilir.

Virüsün bulaşma yolları bellidir: Korunmasız riskli cinsel ilişki, infekte kan/kan ürünleri ya da gebelik ya da doğumdan önce fark edilmezse de infekte annelerden bebeklerine doğum sırasında ya da süt ile bulaşabilir.

Virüsün sosyal ilişkilerle, sarılma, aynı ortamda bulunma, havlu, bardak, çatal-bıçak vs.nin ortak kullanımı ile bulaşmayacağı da bilinmelidir.

[attention type=red]
İnfekte kişiler tedaviye zamanında başlayarak hem AIDS’ten korunmuş olacaktır hem de başkalarına bulaştırıcılıkları azalacaktır.
[/attention]

Gebelik takipleri sırasında ya da en azında doğumdan öncesi/sırasında yapılacak testlerle annenin durumu belirlenerek, bebeğini koruyacak önlemler alınabilmektedir.

HIV/AIDS’in farkında olunmalı ve erken tanı için test yaptırmaktan çekinilmemelidir

Virüsün kişiye bulaşmasını takiben ilk 3 ila 6 hafta içeresinde, yeni infekte olan kişilerin yüzde 40-80’ninde genellikle 7-14 gün süren geçici belirtiler görülebilmektedir.

[attention type=green]
Bu belirtiler: ateş, deride döküntü, ağızda yara, lenf bezi şişliği, yorgunluk, kilo kaybı, farenjit ve/veya gece terlemeleri şeklinde olabilir.
[/attention]

Bu dönemin öncesinden başlayarak HIV infeksiyonlarının erken dönemlerinde virüsün yüksek bir hızla çoğalması ve dolayısı ile kanda yüksek düzeylerde bulunması nedeni ile bulaştırıcılık son derece yüksektir.

İnsan Bağışıklık Yetmezlik Sendromu (AIDS) 33 yıl önce 1982 yılında tanımlandı ve nasıl bir küresel salgına yol açabileceği kısa süre içinde anlaşılarak infeksiyonun yayılımını engellemek amacıyla büyük çaplı girişimler başlatıldı.

Dünya Sağlık Örgütü, 1994 yılında İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü (HIV) infeksiyonları ve AIDS’e, bunlara karşı yürütülen çabalara olan destek, katılım ve işbirliğine küresel çapta dikkat çekmek amacıyla 1 Aralık gününü Dünya AIDS Günü ilan etti.

HIV ve AIDS’e karşı mücadelede özellikle başlarda zaman zaman karamsarlıklar yaşanmış olsa da, bugün HIV infeksiyonlarının kronik bir hastalık olarak sınıflandırıldığı ve bu infeksiyona yakalanmış olanların yaşamlarını önemli ölçüde bir kısıtlama olmaksızın sürdürebildikleri noktadayız.

Dünya Sağlık Örgütü 2020 yılı için infekte olanların %90’ına tanı konmasını, tanı konanların %90’ına tedavi başlanmasını ve tedaviye başlananların %90’ınında virüsün baskılanmasını öngören 90-90-90 hedefini benimsemiştir ve 2030 yılı için de yeni HIV infeksiyonlarının 0’a indirilmesini hedeflemektedir.

Ancak 2014 yılında hala;

  • 2000 yılına kıyasla HIV infeksiyonlarında %35 oranında düşüş sağlanmış olmakla birlikte dünyada 36,9 milyon kişi HIV ile infekte
  • 2000 yılında 3,4 milyon olsa da 2014 yılında yeni HIV infeksiyonu sayısı 2 milyon
  • 2000 yılına kıyasla %56’lık bir düşüş sağlanmış olsa da yeni infekte olan çocuk sayısı 220 000
  • AIDS’e bağlı ölümlerde 2004’e göre %42’lik bir düşüşe rağmen yaşamını kaybeden kişi sayısı 1,2 milyon kişi
  • İnfekte kişilerin 20 milyonundan fazlası tedaviye erişimden yoksun: İnfekte kişilerin %41’i, infekte çocukların %32’si ve infekte gebelerin %73’ü tedavi alabiliyor
  • Yüksek gelir düzeyinde olan ülkelerde bile HIV ile infekte olanların 1/5’i durumlarından habersiz
  • Orta Doğu, Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Orta Asya’da yeni infeksiyon sayısı hızla artmaktadır

Türkiye halen uluslararası değerlendirmelerde düşük prevalanslı ülkeler arasında yer almakla birlikte özellikle 2010 sonrası yeni tanı konan infeksiyon sayılarında belirgin bir artış dikkati çekmektedir. Geçtiğimiz yıla (2014) ait HIV infeksiyonu tanısı konan kişi sayısı toplam 9.191; aynı yıl içinde bildirilen yeni infeksiyon sayısı 1585’tir. İnfekte kişilerin % 80 kadarı erkek olup olguların % 90’ından fazlası 20-59 yaş arasındadır ve %43.91’le cinsel temas en önde gelen bulaşma yoludur. 2015 yılına ait ön veriler de benzer bir eğilim olduğuna işaret etmektedir.

HIV infeksiyonlarına yönelik bilgilendirme ve farkındalık yaratma çabalarına rağmen, gelişmiş ülkelerde bile damgalanma ve ayrımcılık ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaya devam etmektedir. Damgalanma ve ayrımcılığa maruz kalma kaygısı da insanları HIV testleri yaptırmaktan alıkoymaktadır.

Bu nedenle de HIV infeksiyonlarının daha sık görüldüğü risk gruplarında bile gönüllü test yaptırma oranları düşük kalmaktadır. Oysa HIV infeksiyonlarının önlenmesine yönelik girişimlerin başarılı olmasında erken tanı ve tedavi kilit rol oynamaktadır.

[attention type=green]
Nitekim son zamanlarda HIV’i önlemeye yönelik stratejilerde de yaklaşımlar değişmiştir ve klasik sürveyans yöntemlerinin yerine özellikle risk altındaki grupların belirlenerek bu gruplar üzerinde odaklanılması önerilmektedir.
[/attention]

Genellikle ulaşılması da güç olan risk gruplarının biyodavranışsal özelliklerinin izlenerek bu grupların korunma ve test yaptırma alışkanlıklarında olumlu değişikler oluşturmaya yönelik girişimlerin etkinliği giderek daha iyi anlaşılmaktadır.

HIV’e karşı yürütülen kampanyaların başarısı için Dünya Sağlık Örgütü testlere ve bilgiye erişimin kolaylaştırılarak yaygınlaştırılmasına koşut olarak risk gruplarına ulaşmak için gönüllüğe dayalı sivil girişimlerin aktivitelerinin desteklenmesini ve daha ağırlıklı bir rol üstlenmelerini önermektedir.

Bazı öncü uygulamalarda elde edilen başarılar üzerine HIV ile ilgili laboratuvar, tıbbi bakım ve bilgilendirme işlemlerinde merkeziyetçi anlayışın terk edilmesine ek olarak testlerin yaygınlaşması için gerçek sağlık profesyonellerinin yanı sıra destekleyici sağlık personelinin test ve bilgilendirmede aktif rol aldığı programların uygulamaya sokulmasına Dünya Sağlık Örgütü de yeni önerileri arasında yer vermektedir.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/dunyada-171-milyon-kisi-hiv-virusu-tasidiklarinin-farkinda-degil/

Dünya AIDS günü: Kendin için 1 Ara’lık ver!

Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler

Kampanya, HIV’in tokalaşarak, sarılarak, dokunarak bulaşmadığına vurgu yapmak amacıyla “dokun” temasına odaklanıyor. Gerçek hikayelerden yola çıkarak hazırlanan 15 kurgu videonun bulunduğu www.kendinicin1aralik.

org online platformunu ziyaret edenler, HIV pozitif bireylerin ve yakınlarının hayatına dokunabiliyor. Hikayelerin sonunda yer alan manifestoya “katılıyorum” seçeneğini işaretleyerek HIV ile yaşayanların yanında olduklarını belirtebiliyor.

Sosyal ağlarda ise kampanya simgesi olan “dokun”hareketinin yer aldığı fotoğrafını, #dokun etiketiyle sosyal paylaşarak da kampanyaya destek olmak mümkün.

GSK Türkiye ev sahipliğinde düzenlenen bir basın toplantısıyla tanıtılan kampanya bu alanda çalışan hekimlerden de destek gördü. Toplantı, HIV/AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezi (HATAM) Başkanı ve HIV/AIDS Korunma ve Eğitim Derneği (HAKED) Genel Sekreteri Prof. Dr.

Serhat Ünal, Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Başkanı Prof. Dr. Hürrem Bodur, HIV Enfeksiyon Derneği (HIVEND) Başkanı Prof. Dr. Fehmi Tabak ve Ege Üniversitesi HIV/AIDS Araştırma ve Uygulama Merkezi (EGEHAUM) Müdürü Prof. Dr.

Deniz Gökengin’in katılımıyla gerçekleşti.

“Biz sağlık ve iyilik temsilcileriyiz”

GSK Türkiye Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı Dr. Emin Fadıllıoğlu Kendin için 1 Ara’lık projesi konusunda bilgi verdi. Dr. Fadıllıoğlu; “GSK bu sene de 5. defa ilaca erişim şampiyonu seçildi.

Bu da ilaç ve sağlık hizmetlerinin yanı sıra toplumun her kesimine sosyal sorumluluk projeleriyle de dokunduğu için gelen bir başarı.

Biz de sadece sunduğumuz yenilikçi tedavi çözümlerimizle değil bu anlamlı günde hayata geçirdiğimiz bu proje ile HIV pozitif bireylerin yanında olduğumuzu bir kez daha göstermek istiyoruz.

[attention type=yellow]
2020 vizyonumuz kapsamında hayatı sağlık ve iyilikle buluşturmak hedefimize giderken bu önemli işbirliği ile milyonların hayatına dokunacağımız için çok heyecanlıyız. Bu kampanya ile insanların birbirlerinin hikayelerine dokunmalarını hedefliyoruz. Bir yılın sonunda 3 milyon kişinin HIV pozitif hikayelere dokunmasını sağlamayı hayal ediyoruz” dedi
[/attention]

Prof. Dr. Serhat Ünal “Dünyada HIV ile yaşayan insan sayısı 36,7 milyon. Bu sayının 34,9 milyonu yetişkin iken, 1,8 milyonu ise çocuk. 2015 yılı itibariyle 1,1 milyon kişinin ise bu virüs sebebiyle hayatını kaybettiği görülüyor. Bugüne kadar ise tüm dünyada 35 milyon kişi bu virüs sebebiyle hayatını kaybetti.

Bu çarpıcı rakamlar HIV’nin nasıl büyük bir sağlık sorunu olduğunu gözler önüne seriyor. Türkiye’ye döndüğümüzde ise 12.541 HIV vakasının olduğunu ve bu vakaların her yıl arttığını görüyoruz. Yapılacak her farkındalık çalışmasının hayati önem taşıdığı HIV’ye ilişkin bilinç seviyesinin hala yetersiz olduğunu görüyoruz.

Bu kampanyanın, HIV pozitif birey veya birey yakını olsun olmasın, toplumun her kesimine ulaşarak, güçlü bir farkındalık yaratacağını umuyoruz” şeklinde konuştu.

Kendin için 1 Aralık: Dünya AIDS günü

HIV’in viral bir durum olduğunu belirten Prof. Dr. Fehmi Tabak ise HIV’in; Hepatit B, Hepatit C, diyabet gibi kronik bir durum olduğunu vurguladı. HIV tedavisinin mümkün olduğuna ve tedavi ile bulaşın engellendiğine değinen Prof. Tabak günümüzde 20 yaşında tanı alan bir hastanın 53 yıl yaşam beklentisi olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Hürrem Bodur; HIV’in genellikle korunmasız cinsel ilişki ve damar içi madde kullanımı ile bulaştığını söyledi. HIV pozitif kişilerin yüzde 40’a yakınının virüsü taşıdığının farkında olmadığını belirten Prof. Dr. Bodur “Şüphe taşıyan kişilerin mutlaka test yaptırması gerekiyor” dedi.

[attention type=yellow]
Prof. Dr. Deniz Gökengin ise bu alanda yapılacak bir farkındalık kampanyasının son derece önemli olduğuna değinerek, HIV ile yaşayan kişilerin sağlıklı, kaliteli ve uzun yaşamasının mümkün olduğunun altını çizdi.
[/attention]

Basın toplantısına Kırmızı Kurdele İstanbul Derneği, Kırmızı Şemsiye Derneği ve Toplum Gönüllüler Vakfı (TOG) katılımlarıyla destek verdi.

HIV Enfeksiyonu nedir?

HIV (Human Immunodeficiency Virus – İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) enfeksiyonu, etken virüsün etkisiyle bağışıklık sisteminin giderek baskılandığı kronik bir enfeksiyon hastalığıdır.

HIV vücudun savunma gücünü zayıflatır, hatta yıkar ve normal koşullarda tedavi edilebilen hastalıklar, savunma gücü yetersiz kaldığından tedavi edilemez hale gelebilir. AIDS ise edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromudur. HIVenfeksiyonunun en ileri safhasını oluşturur.

HIV, HIV Pozitif bireyin belirli bedensel sıvılarının temasıyla; cinsel yolla, kan ve kan ürünleriyle veya anneden bebeğe bulaşabilmektedir. 

HIV’den korunmak mümkün mü?

HIV enfeksiyonu riskini azaltmak için cinsel ilişkide doğru ve düzenli bir biçimde korunma, cinsel partnerlerin sayısının sınırlanması ve ilaç enjeksiyon ekipmalarının asla paylaşılmaması önerilir.

Anneden çocuğa HIV bulaşması HIV’nin çocuklara bulaşmasında en yaygın yoldur. Hamilelik sürecinde kadınlara ve doğumdan sonra bebeklere verilen HIV ilaçları, bulaşma riskini azaltmaktadır.

HIV, HIV’li bireylerle tokalaşarak veya onlara sarılarak bulaşmaz. Bunun yanı sıra, HIV’li bireylerin tabakları, klozet kapakları veya kapı kolu gibi eşyalarına dokunarak geçmez. HIV hava yoluyla veya kene, sivrisinek gibi böcek ısırıklarıyla da bulaşmaz. 

Belirtileri nelerdir?

HIV bulaşmasının akabinde bazı insanlarda ateş, baş ağrısı ya da ciltte kızarıklık gibi grip belirtileri görülebilir. Belirtiler bir ya da iki ay süresince zaman zaman görülüp, zaman zaman da kaybolabilir. HIV enfeksiyonunun bu ilk evresi sonrası, HIV çok düşük seviyelerde artmaya devam eder.

Kronik ishal, hızlı kilo kaybı ve fırsatçı enfeksiyonlar (zayıf bağışıklık sistemine sahip insanlarda güçlü bağışıklık sistemine sahip insanlardan daha sık veya daha ciddi olarak görülen enfeksiyonlar ve enfeksiyona bağlı kanser türleri) gibi daha ciddi belirtiler genelde yıllarca görülmez. Tedavi edilmediği takdirde HIV, AIDS’e ilerleyebilir. HIV’nin AIDS’e ilerlemesinin süresi değişkendir, ancak bu 10 yıl ya daha fazla sürebilir. 

HIV testleri oldukça etkili olsa da, hiçbir test virüsü, bulaşmasının hemen akabinde tespit edememektedir. Testin enfeksiyonu ne kadar sürede ortaya çıkaracağı, kullanılan test tipi gibi faktörlere bağlı olarak değişir. HIV teşhisinde, antikor testi, kombinasyon veya dördüncü-nesil testleri, ve nükleik asit testi (NATs) olmak üzere üç tip test kullanılır.

HIV nasıl bulaşır?

  • Cinsel ilişki yoluyla
  • Kan yoluyla
  • Anneden bebeğe

HIV nasıl bulaşmaz?

  • Aile yaşantısı, toplumsal yaşam ile BULAŞMAZ!
  • El sıkışma, kucaklaşma, cilt teması ile BULAŞMAZ!
  • Sosyal öpüşme ile BULAŞMAZ!
  • Yemek ve içki, tabak, kaşık, bardak ile BULAŞMAZ!
  • Yüzme havuzu ile BULAŞMAZ!
  • Banyo, tuvalet ile BULAŞMAZ!
  • Giysi ve çamaşır ile BULAŞMAZ!
  • Böcek ve sinek sokmaları ile BULAŞMAZ!
  • HIV günlük yaşamda aynı odada bulunmakla BULAŞMAZ!
  • Aynı havayı solumakla BULAŞMAZ!

HIV’e sahip hastalar evlenevbilir çocuk sahibi olabilir

HIV virüsü olan kişiler evlenebilir ve çocuk sahibi olabilir. HIV pozitiflerin birbirleri ile evlenmeleri gerekmiyor; korunmaya dikkat ederek HIV pozitif kişi virüsü taşımayan kişi ile evlenebilir.

Türkiye’de evlilik öncesi sağlık kontrollerinde HIV testi de yapılıyor. Bu testin amacı, eşleri birbirlerine karşı korumak ve sağlıklı çocuk doğmasını sağlamaktır; evlenmeyi engellemek değil.

HIV pozitif kişinin, gebeliği sırasında özel önlemler alınarak, bebeğine virüsü geçirmeden doğum yapması artık sağlanabiliyor.

Korunmak için neler yapılmalı?

  • Cinsel ilişki ile bulaşmayı engellemenin en önemli yolu güvenli cinsel davranışları benimsemek. Çok sayıda partner sahibi olmak riski artırır. Ancak tek eşlilik durumunda dahi kondom kullanılmasında fayda var. Kondom, aynı zamanda cinsel yol ile bulaşan diğer mikroorganizmalar için de korunma sağlar
  • Ortak kullanılan enjektörler bulaşıcı hastalık için yaygın bir yoldur. Uyuşturucudan, kanla bulaşma ihtimali olan araç gereçlerin kullanılabileceği kulak deldirmeden, dövme yapılan kontrolsüz yerlerden uzak durulmalı, hiçbir koşulda ortak enjektör ve kontrolsüz kan ile kan ürünleri kullanılmamalı.
  • Riskli durum varsa hamile kalmadan önce mutlaka test yaptırılmalı. Türkiye’de genellikle hamile iken kontrollerde HIV taraması da yapılıyor.

Bağışıklık sistemini güçlendiren 10 besin

Источник: https://indigodergisi.com/2016/12/dunya-aids-gunu/

HIV / AIDS

Dünya HIV/AIDS Günü İçin Bir Araya Geldiler

İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü veya daha bilinen adıyla HIV, bağışıklık sistem hücrelerini hedef alarak enfeksiyon oluşturan ve enfeksiyonun ilerlemesi durumunda Edinilmiş İmmün Yetmezlik Sendromuna (AIDS) neden olabilen bir virüstür.

HIV; cinsel yolla, kan ve kan ürünleriyle veya anneden bebeğe bulaşmaktadır. HIV, enfeksiyonlara karşı savaşan bağışıklık sistemi hücrelerine saldırır.

Bu hücrelerin kaybı bedenin enfeksiyonlara ve belirli kanser türlerine karşı savunmasız kalmasına neden olur.

HIV enfeksiyonu öncesi kendiliğinden iyileşen veya tedavi edilebilen hastalıklar, savunma gücü yetersiz kaldığı için tedavi edilemez hale gelebilmektedir.

HIV enfeksiyonu ne kadar yaygındır?

80’li yıllarla beraber artışa geçen ve salgınlara yol açan HIV’in; geçmişten günümüze toplam 76 milyon kişinin enfeksiyonuna, 35 milyon kişinin AIDS’e bağlı hastalıklar nedeniyle ölümüne yol açtığı tahmin edilmektedir. 2016 yılı itibariyle dünya üzerinde 36 milyon HIV (+) hasta yaşamaktadır.

Bu sayının 2 milyonunun 15 yaş altı çocuklardan oluştuğu bilinmektedir. 2016 yılı içerisinde dünya çapında 1.8 milyon yeni teşhis HIV (+) vakası mevcuttur. Türkiye’de ise 2016 yılına kadar doğrulaması yapılmış 13.518 HIV (+), 1.537 AIDS vakası bildirilmiştir. Sadece 2016 yılı içerisinde 2.

470 yeni tanı almış hasta mevcuttur.

Özel test metodlarıyla yapılan değerlendirme sonuçlarına göre kişinin HIV ile enfekte olduğu anlamına gelir. Tedavi olunmadığı durumlarda, HIV bağışıklık sistemini tamamen yokedebilir ve enfeksiyon AIDS safhasına geçebilir.

HIV nasıl bulaşır?

HIV, HIV ile enfekte olmuş bir bireyin vücut sıvılarına temas edilmesi yoluyla bulaşır. Virüs, enfeksiyonun her aşamasında hatta enfekte olmuş; ama hiçbir şikayeti bulunmayan kişilerden de bulaşabilmektedir.

  • Kan
  • Semen (meni, ersuyu)
  • Pre-seminal sıvılar (meni gelmeden önceki berrak sıvı)
  • Vajinal sıvılar
  • Makat sıvıları
  • Anne sütü
  • HIV’in hamilelik sürecinde, doğum esnasında ya da emzirme döneminde kan ve diğer sıvılar yoluyla anneden-bebeğe geçişi virüsün bulaşma yollarındandır.

HIV’den nasıl korunulur?

HIV’in bulaşmasından korunmak için, cinsel ilişki boyunca doğru ve düzenli bir biçimde kondom (prezervatif/kılıf/kaput) kullanmak, cinsel partnerlerin sayısını sınırlamak ve ilaç enjeksiyon ekipmalarını asla paylaşmamak gerekmektedir.

Anneden çocuğa HIV bulaşması HIV’in çocuklara bulaşmasının en yaygın yoludur. Hamilelik sürecinde kadınlara ve doğumdan sonra bebeklere verilen HIV ilaçları, anneden çocuğa bulaşma riskini azaltmaktadır.

HIV, HIV (+) insanlarla tokalaşarak veya onlara sarılarak, HIV (+) bireylerin kullandıkları tabakları, klozet kapakları veya kapı kolu gibi eşyalarına dokunarak da bulaşmaz. HIV, hava yoluyla, kene, sivrisinek ya da diğer böcek ısırıklarıyla da bulaşmamaktadır.

HIV(+) bireylerde belirtiler nelerdir?

Kişinin HIV ile karşılaşmasından iki ila dört hafta içerisinde ateş, üşüme, ciltte döküntü ve grip benzeri semptomlar görülebilir. Belirtiler enfeksiyondan sonra birkaç hafta boyunca devam edebilir.

HIV enfeksiyonunun en erken evresi sonrası, HIV çok düşük seviyelerde artmaya devam etmektedir, bu yüzden kronik ishal, hızlı kilo kaybı ve fırsatçı enfeksiyonlar gibi daha ciddi belirtiler yıllarca görülmeyebilir.

(Fırsatçı enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi zayıflması sonrasında, sağlıklı bağışıklık sistemine sahip insanlardan daha sık veya daha ciddi olarak görülen enfeksiyonlar ve enfeksiyona bağlı kanser türleridir.)Tedavi edilmediği takdirde HIV, genellikle 10 yıl veya daha uzun bir süre sonrasında AIDS’e ilerlemektedir. Bu süre bazı bireylerde daha kısa olabilmektedir.

AIDS’te belirtiler nelerdir?

HIV(+) bir kişinin tedavisizlik dönemi sonucunda AIDS olup olmadığını değerlendirmek üzere bazı kriterler mevcuttur.

  • Sağlıklı bir insanda bağışıklık sisteminin durumunu gösteren CD4 hücre sayısı milimetreküpte 500 ila 1,600 hücre arasında değişiklik göstermektedir. Bu seviyenin 200 hücre’den az olması,
  • Bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan CD4+ T hücrelerinin lenfosit olarak adlandırılan diğer bağışıklık sistemi elemanlarına oranının %14 ün altına düşmesi,
  • Bakteri, parazit, mantar ve virüsler bağlı fırsatçı enfeksiyonların görülmesi,

AIDS hastalarında görülen ve tanı koydurucu durumlardır. Bu belirtilere dil üzerinde beyaz tabakalaşma, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kuru öksürük, nefes darlığı, ağız, burun, makat veya vajinadan kanama olması, ellerde veya ayaklarda hissizlik, ishal, ateş, gece terlemeleri, kontrolsüz kilo kaybı gibi durumlar eşlik edebilir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün HIV ve AIDS klinik sınıflandırması, hastalığın klinik evreleri ve eşlik eden klinik durumlar ile/ belirtilerin değerlendirilmesiyle yapılmaktadır.

Bir bireye HIV bulaşmasını takip eden dönemde meydana gelen enfeksiyon ve devamında hastalığın ilerlemiş 4 klinik evresi olmak üzere toplam 5 evre mevcuttur.

HIV enfeksiyonu, erken dönemde sıklıkla belirti vermeden veya “viral sendrom” adı verilen bir tıbbidurumla seyretmektedir.

  • Klinik evre 1’de bireylerde belirti olmayabilir veya süreklilik gösteren yaygın lenf bezi şişkinliği görülebilir
  • Klinik evre 2’de açıklanamayan kilo kaybı, tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları, uçuk, ağız içinde yaralar, tırnaklarda mantar enfeksiyonlarına rastlanmaktadır. 
  • Klinik evre 3’te açıklanamayan şiddetli kilo kaybı, açıklanamayan uzun süreli ishal ve ateş, ağızda kandida (bir tür mantar) enfeksiyonu, akciğer tüberkülozu (verem), açıklanamayan anemi (kansızlık), şiddetli bakteriyel enfeksiyonlar, kronik trombositopeni (kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücrelerin azlığı) görülmektedir
  • Son klinik evre olan 4’te bakteri, parazit, mantar ve virüs kaynaklı fırsatçı enfeksiyonlar ve sistemik enfeksiyonlar HIV/AIDS ile beraber görülürler ve bunlar hastalığın sınıflandırılmasında da kullanılmakta olan klinik durumlardır.

HIV/AIDS teşhisi nasıl konur?

Kan tetkikleri HIV teşhisi için en yaygın test yöntemidir. Bu tetkiklerin temelinde enfekte kişinin kanında virüse karşı oluşturulmuş antikor adı verilen yapıların tespiti bulunmaktadır. HIV’de erken test ve teşhis hayati bir yere sahiptir.

Erken teşhis ve ardından doktor gözetiminde kullanılacak olan tedavi ile hastalığın kontrol altına alınması, başkalarına bulaştırılmasının önlenmesi açısından çok önemlidir.

Vücudun virüse karşı oluşturacağı antikorların (savaşçı hücreler) 6 haftadan 6 aya kadar bir süre içerisinde oluşmaya başlaması nedeniyle risk altında olduğu düşünülen hastalar takip edilmelidir.
HIV/AIDS teşhisinde,

  • Elisa
  • Salgı Testi
  • Virüs Yükü Testi
  • Western Blot testi yer almaktadır.

HIV’e karşı oluşturulmuş antikorlardaki enzim aktivitesini ölçerek enfeksiyonu tespit eden Elisa testi, teşhiste öncelikle kullanılmakta olan yöntemdir. Elisa testi pozitif olan bir bireyin Western Blot testiyle HIV teşhisi teyit edilmelidir. Elisa testi negatif olan bir bireyde ise HIV enfeksiyonu düşünülüyorsa bir ila üç ay içerisinde test tekrarlanmalıdır.

Tükürük testi, kulak temizleme çubuğuna benzer pamuk bir materyalle, yanağın içerisinden sürüntü örneği alınıp, yetkin bir laboratuvar aracılığıyla test edilmesiyle gerçekleştirilir. Virüs yükü testi, genellikle tedavi durum takibi ve HIV enfeksiyonunun erken teşhisi amacıyla kandaki virüs miktarını ölçümleyen yöntemdir.

Western Blot, Elisa testi sonrasında teşhisin kesinleştirilmesi amacıyla yapılan doğrulama testidir.

Kimler HIV/AIDS testi yaptırmalıdır?

Korunmasız cinsel ilişki hikayesi olan, – Damar içi ilaç bağımlılığı ve ortak enjektör kullanımı olan, – HIV (+) kişinin partneri olan, – HIV görülme sıklığının yüksek olduğu ülkede doğmuş ya da yaşamış olan, – Yüksek görülme sıklığı olan bölgelere seyahat etmiş ya da orada yaşamış olan, – Gebeler (en erken dönemde), – Cinsel saldırıya maruz kalanlar, – Evlilik öncesi (gönüllülük esasına dayalı),

– Tüberküloz (verem), cinsel yolla bulaşan enfeksiyon tanısı almış olan kişiler kontrol amacıyla hekime başvurmalıdırlar.

HIV enfeksiyonun tedavisinde virüsün çoğalmasını kontrol eden, antiretroviral tedavi (ART) olarak adlandırılan ilaçlar kullanılmaktadır. ART, HIV’in çoğalmasını önler ve vücuttaki virüs miktarını azaltır.

[attention type=red]
Vücutta daha az virüs yükünün bulunması bağışıklık sisteminin etkinliğinin kuvvetlenmesini ve hastalığın AIDS’e ilerleyişinin önlenmesini sağlar.
[/attention]

HIV (+) olan bireylerin mümkün olan en kısa sürede tedaviye başlamaları gerekmektedir.

HIV (+) kadınlarda gebelik

Gebe olan veya gebe kalmayı planlayan bir kadın; gebelikte, doğumda veya emzirme döneminde bebeğe bulaşma ihtimali olması dolayısıyla HIV enfeksiyonu açısından test edilmelidir.

Antiretroviraller adı verilen HIV ilaçlarının kullanılması, enfeksiyonun anneden çocuğa geçişini önleyebilmektedir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, bulaşma o kadar etkili şekilde önlemektedir.

Bununla beraber HIV (+) bir annenin tedavisinin, doğum döneminde veya doğum sonrasında dahi mümkün olan en erken zamanda başlanmasının bulaşıcılığı önlemede büyük önemi vardır.

[attention type=red]
Antiretroviral tedavi, HIV (+) bireylerin daha uzun ve sağlıklı yaşamalarına yardım eden ve yaşam boyu süren bir tedavidir.
[/attention]

Ancak antiretroviral tedavinin etkili olması; ilaç uyumuna, ilaçların her gün ve belirtilen şekilde kullanımına bağlıdır.

HIV tedavi rejimine uyum, virüsün çoğalmasını ve bağışıklık sisteminde çöküşü önlemektedir. HIV ilaçlarının her gün kullanımı HIV’in bulaşma riskini de azaltmaktadır.

Referanslar:

  • https://aidsinfo.nih.gov/understanding-hiv-aids/fact-sheets/19/45/hiv-aids–the-basics ET:09.01.2018
  • http://www.unaids.org/en/resources/fact-sheet ET:09.01.2018
  • http://www.thsk.gov.tr/component/k2/353-istatiksel-veriler/bulasici-hastaliklar-daire-baskanligi-istatiksel-veriler.html ET:09.01.2018
  • https://www.ucsfhealth.org/conditions/aids/diagnosis.html ET:09.01.2018
  • https://aidsetc.org/guide/hiv-classification-cdc-and-who-staging-systems ET:09.01.2018
  • https://www.cdc.gov/hiv/basics/testing.html ET:09.01.2018
  • https://www.cdc.gov/hiv/basics/livingwithhiv/index.html ET:09.01.2018
  • https://aidsinfo.nih.gov/understanding-hiv-aids/fact-sheets/20/50/preventing-mother-to-child-transmission-of-hiv ET:09.01.2018
  • https://www.plannedparenthood.org/learn/stds-hiv-safer-sex/hiv-aids/what-are-symptoms-hivaids ET:09.01.2018

Источник: https://gskpro.com/tr-tr/tedavi-alanlari/tr/hiv/hiv-aids/

HIV ile Yaşam: Röportajlar ve 5 Güncel Bilgi

Источник: https://veganlik.org/hiv/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.