Dünyada 1 Yılda 3 Milyondan Fazla Kişi Tromboz Nedeniyle Hayatını Kaybediyor

Her yıl 1.3 milyon kişi o hastalıktan ölüyor! Doç. Dr. Müjdat Zeybel

Dünyada 1 Yılda 3 Milyondan Fazla Kişi Tromboz Nedeniyle Hayatını Kaybediyor

Dünyada 325 milyon hepatit hastası var ve her yıl 1 milyondan fazla kişi hepatit nedeniyle hayatını kaybediyor. Ülkemizde ise 3,5 milyon kişinin hepatit B ve 700 bin kişinin hepatit C ile enfekte olduğu bildirildi.

Toplumda farkındalık yaratmak, hepatit hastalıklarının önlenmesi ve tedavisinde başarının artırılmasının hedeflendiği 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü öncesinde açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Müjdat Zeybel, hastalığa dair genel bilgileri, hastalığın türleri, hastalıktan korunma ve tedavi yöntemlerini anlattı.

Koç Üniversitesi Hastanesi Gastroenteroloji ve Hepatoloji Bölümü Doç. Dr. Müjdat Zeybel

5 farklı virüs yol açıyor

Hepatitin 5 farklı virüse bağlı olarak değişkenlik gösterdiğini belirten Zeybel, “Hepatit A, B, C, D, E olmak üzere sık görülen bir sağlık sorunudur.

Dünyada viral hepatitler 300 milyondan fazla bireyi etkilemekte olup, her yıl 1,3 milyon kişi hayatını bu nedenle yitirmektedir. Viral hepatitler ölüme neden olan en sık 7. sağlık sorunudur.

Ülkemizde toplumun yaklaşık yüzde 4’ü hepatit B virüsü taşımaktadır. Toplumun yüzde 1’i ise hepatit C ile enfektedir” dedi.

Hepatit B ve C’nin kronik yani uzun süreli enfeksiyon oluşturabileceğini aktaran Doç. Dr. Müjdat Zeybel, A ve E virüslerinin akut enfeksiyon oluşturmakla birlikte hepatit E’nin nadiren kronik enfeksiyon oluşturabildiğinin altını çizdi. Zeybel, şöyle devam etti:

Hepatit nasıl bulaşır?

“Hepatit A daha önceden enfeksiyon geçirmeyen ve aşılanmayan bireylerin, virüs içeren besin ve suyu tüketmesi ile bulaşır. Hepatit E özellikle su ile bulaşır.

Hepatit B, enfekte kan veya vücut sıvılarına temas ile bulaşır. Hepatit B taşıyan annelerden çocuklarına doğum sırasında geçebilir veya cinsel yolla da bulaşabilir. Cerrahi işlemler, dövme ve piercing sırasında sterilize edilmemiş alet kullanımı ile hepatit B bulaşabilir.

Hepatit B akut veya kronik enfeksiyon oluşturabilir. Hepatit D, hepatit B ile infekte bireylerin D virüsü içeren kan ile temasıyla bulaşır. Hepatit C ise kan nakli, iğnelerin ortak kullanılması ve diyaliz gibi yollarla geçer. Anneden çocuğa geçiş hepatit B’ye göre daha az olmakla birlikte mümkündür.

Hepatit C de akut ve kronik enfeksiyona neden olabilmektedir.”

Kronik hepatit şikayete yol açmıyor

Dr. Müjdat Zeybel, B,C,D gibi kronik hepatiti bulunan bireylerin genellikle şikâyetlerinin olmadığını belirterek, “Birçok kişi farkında olmadan virüsü kapmış olabilir. İleri derecede karaciğer hastalığı ve siroz geliştiğinde bile hastaların herhangi bir şikayeti olmayabilir.

Sıklıkla siroza komplikasyonlar eklendiğinde belirti vermeye veya muayene sırasında fark edilmeye başlar. Bunun dışında kronik hepatit olgularında karaciğer kanseri gelişme riski de bulunur.

Bu nedenlerle birçok hepatitli birey teşhis edilmeden yaşamlarına devam etmekte veya hastalık ciddi boyuta ulaştıktan sonra tanı almaktadır” dedi.

Hepatitten korunmada aşının önemi

Hepatit A ve B gibi kronik hepatitlerden korunmak için enfeksiyon öncesinde aşının önemine dikkat çeken Zeybel, “Hepatit A ve B için oldukça etkili olan aşılar mevcut olup, yeni doğan ve risk gruplarının aşılanması öneriliyor. Hepatit C için ise etkili bir aşı bulunmuyor.

Cerrahi girişim, diş müdahaleleri, dövme gibi işlemlerde sterilizasyona dikkat edilmesi önemlidir. Hepatit virüsü ile enfekte annelerin gebelik döneminde kontrollerinin yapılması gerekir.

Bu kontrollerin sonucunda gerekli görülürse hem anneye hem de bebeğe yapılacak tedaviler ile bebeğin hepatit B virüsünden korunması sağlanabilmektedir” diye konuştu.

Hepatit tedavisi

Akut hepatitlerde tedavi gerekmeyebileceğini belirten Müjdat Zeybel, şu bilgileri verdi:

“Hepatit A ve E virüsleri bağışıklık sistemi tarafından kontrol altına alınır. Akut hepatit B ve C enfeksiyonunda ise tedavi gerekebilir. Kronik hepatit B için oldukça başarılı tedavi yöntemleri bulunuyor. Bu tedavilerle direnç oranı çok düşüktür.

Kronik hepatit C tedavisinde ise son yıllarda önemli aşama kaydedildi. Bu tedavilerle hastaların yüzde 95 ve üzerinde tam kür sağlanabilmektedir. 3-6 aylık bu tedaviler sırasında yan etkiler de eski tip tedavilere göre yok denecek kadar az görülüyor.

Hastalığın erken evrelerinde yapılan tedavi daha etkili olmaktadır. Bu nedenle risk grubundaki ve ailesinde hepatit bulunan bireylerin hepatit B ve C taramalarını yaptırmaları son derece önemlidir.

Bunların dışında hepatit B ve C’li bireylerin düzenli karaciğer görüntülemesi yaptırması gerekmektedir.”

Источник: https://www.gidahatti.com/her-yil-1-3-milyon-kisi-o-hastaliktan-oluyor-83773/

THD uyardı! Tromboz, ölümcüldür ama önlenmesi mümkün bir hastalıktır

Dünyada 1 Yılda 3 Milyondan Fazla Kişi Tromboz Nedeniyle Hayatını Kaybediyor

Dünyada Kalp Damar Hastalıkları ile İlişkili Ölümlerde Üçüncü Sırada Yer Alan Bacak Ve Akciğerlerdeki Kan Pıhtılarının (VTE) Hastanelerde Erken Ölüm ve Sakatlık Nedenlerinin Başında Geldiği Yeni Bir Bilimsel Bir Çalışmada Açıklandı.  Dünya Tromboz Günü, kapsamlı bilimsel inceleme ve kamuoyu araştırması sonrası büyük ölçüde önlenebilir olan bu hastalığın farkındalığını oluşturmak ve halkı bilgilendirmek  amacı ile oluşturulmuştur.

Dünyanın en büyük iki kalp damar hastalıkları ile ilişkili  ölüm nedeni olan kalp krizi ve inmenin  (felç) küresel sağlık öncelikleri olduğu halde üçüncü neden olan venöz tromboembolizm (VTE) veya bacak ve akciğerlerde oluşan kan pıhtıları, büyük ölçüde geri planda kalmıştır.

Bu boşluğu gidermek üzere Uluslararası Tromboz ve Hemostaz Derneği (ISTH) dünya genelinde 175’den fazla sağlık / tıp ve hasta örgütleri ile birlikte Dünya Tromboz Günü (WTD) kampanyasını başlatmıştır.

  Bu projenin amacı halkı ve hekimleri bacakta ve akciğerde oluşan kan pıhtısının ölümcül olduğu, risk faktörleri ve önlenmesi  konusunda bilgilendirmektir.

Tromboz’da ihmal öldürüyor

ISTH Dünya Tromboz Günü Yönlendirme Komitesi “Bu büyük ölçüde önlenebilir hastalık yıllarca dikkatlerden uzak kalmıştır ve bu krizi çözmek için hastalık bilincinin acilen arttırıması gerekmektedir.

” diye duyuru yapmıştır ve “Yaptığımız çalışmada VTE’nin dünya hastalık yükünde önemli bir katkısı olduğu görüşmüştür.

Her düzeyde farkındalığı artırmak ve önlenmesini sağlamak için kişisel olduğu kadar hasta, hekim ve sağlık otoriteleri ile birlikte çalışmak zorundayız”

BİLİMSEL YAYININ ÖZETİ

Dünya çapında aynı anda Journal of Thrombosis and Haemostasis (JTH)[1] ve dört diğer önde gelen tromboz dergilerinde yayınlanan derlemelerden başlıca bilgiler:

  • VTE’nin küresel hastalık yükünde büyük katkısı vardır: Yüksek, orta ve düşük gelirli bölgelerde her 1.000 kişinin 0.75 ile 2.7’sinde VTE’ye rastlanmaktadır.
  • VTE’ye küresel hastalık sıralamasında öncelik verilmelidir. VTE Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Bankası’nın “Global Burden of Disease, Injuries, and Risk Factors” Çalışmasına (GBD Çalışması) dahil edilmelidir. 2010 GBD çalışması arteriyel trombozun (atar damar içinde kan pıhtılaşması) başlıca nedenlerini kalp krizi ve inme olarak belgelemektedir. Ancak VTE ölüm ve sakatlık için özel bir neden olarak gösterilmemektedir.
  • VTE: DSÖ hasta güvenliği programı incelendiğinde hastane ilişkili advers olayların nedenleri arasında VTE erken ölüm ve sakatlığın önde gelen nedenlerinden biridir.[2]
  • VTE’nin önlenmesi küresel bir sağlık önceliği olmalıdır. VTE’ye karşı kanıta dayalı önleyici tedbirlerin özellikle sistematik ve tutarlı bir şekilde kullanılması gerekmektedir. VTE’nin büyük ölçüde önlenebilir olduğu hekimler ve sağlık otoritereleri tarafından kabul edilebilir olmalıdır.

Tromboz, atar ve toplar damar içinde kan pıhtısının oluşması ve kan akışını engellemesi durumuna verilen isimdir. Damar tıkanmasına bağlı olarak organ yetersizlikleri, sakatlıklar ve ölüm meydana gelebilmektedir.

 Dünyada ölüm nedenlerinin ilk sırasında tromboza yol açan kalp-damar hastalıkları gelmektedir.

Akut koroner sendrom (kalp krizi ve benzeri olaylar) ve inmeler toplum tarafından iyi bilinen kalp-damar hastalıklarıyken, toplardamar tıkanıklığı (venöz tromboembolizm-VTE) konusunda yeterli bilgi birikimi ve farkındalık mevcut değildir.

VTE hem bacak derin damarlarında (derin ven trombozu-DVT) hem de akciğer damarlarında (pulmoner emboli-PE) ortaya çıkabilmektedir. VTE de sakatlığa ve ölüme yol açabilir.

Özellikle hastanede yatan hastaların en önemli ölüm nedenlerinin başında pulmoner emboli gelmektedir.

 ABD ve Avrupa’da, VTE ilgili olaylar yüzünden AIDS, meme kanseri, prostat kanseri ve motorlu araç kaza ölümleri toplamından daha çok insan hayatını kaybetmektedir.

Kimlerde ve hangi yaş grubunda daha çok görülüyor?

Derin ven trombozu yıllık görülme sıklığı binde 15 iken, pulmoner embolinin ise binde 9’dur. Görülme sıklığında en önemli etken yaştır. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artmaktadır.

Altmış beş yaşından önce toplumdaki genel sıklık binde 2.3 iken, 65 yaş ve üstünde ise binde 13.8’e kadar çıkmaktadır. Erkeklerde kadınlara göre biraz daha fazla görülmektedir.

Batılı toplumlarda görülme sıklığı benzer oranlarda iken Asya kökenli toplumlarda görülme sıklığı biraz daha düşüktür.

VTE oluşumunu kolaylaştırıcı risk faktörlerini geçici ve kalıcı risk faktörleri olarak iki ana başlıkta incelemek gerekir. Yaşamın herhangi bir zaman diliminde ve bir nedene bağlı olarak ortaya çıkan ama daha sonra tekrarlamayan risk faktörleri geçici risk faktörleridir.

Gebelik, lohusalık dönemi, doğum kontrol haplarının kullanımı, şişmanlık, hastaneye yatış, uzun süre hareketsiz yatmak, uzun süreli seyahatler, ortopedik ve genel cerrahinin büyük ameliyatları ve sigara kullanımı gibi durumlar geçici risk faktörlerindendir. Bu sayılanların yanında kanser, kalp yetersizliği, hastaneye yatış gerektiren dahili hastalıklar, felç ve böbrek- karaciğer gibi organ yetersizliği de VTE için risk faktörü olarak sayılmaktadır.

Kalıcı risk faktörleri ise çoğunlukla ailesel olup, aile bireylerinde var olan bir genetik bozukluğun kişiye geçmesi ile VTE oluşumuna yatkınlık sağlamaktadır.

Vücudumuzda pıhtılaşmayı engelleyen sistemin bozukluklarında (antitrombin, protein C ve protein S eksikliği gibi) veya pıhtılaşmanın aşırı artmasına bağlı (Faktör V Leiden gibi) olarak ortaya çıkmaktadır.

Ailesel trombozlar daha çok gençlerde ortaya çıkmaktadır. Yaşlı grupta bu risk faktörlerini aramak için özel çaba harcamamak gerekmektedir.

Toplum bu hastalık konusunda yeterli bilgi sahibi mi?

Uluslararası Tromboz ve Hemostaz Derneği Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa ve Uzak Doğu’yu kapsayan dokuz ülkede VTE’nin bilinirliliği konusunda bir çalışma yaptı.

Anket çalışmasına katılan erişkinlerin sadece %50’si PE’yi duymuşken, DVT terimini duyanlar ise %44’de kalmıştır. Katılanların dörtte bir VTE oluşumuna yola açan risklerden haberdarmış. VTE belirtilerini ise sadece %28 oranındaki katılımcı bilmiş.

VTE’nin önlenebilir bir hastalık olduğunu ise katılımcıların %45’i bilmiş.

Dünya Tromboz Günü başlangıcı 13 Ekim 2014’tür. Misyonu global kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden olan tromboz hakkındaki bilinci artırmak ve nedenleri, risk faktörleri, belirtileri ve bulguları hakkında farkındalık oluşturarak tromboembolik hastalık nedeniyle ölümleri ve sakatlıkları azaltmaktır.

Ölümlerin önüne geçmek amacıyla nelere dikkat edilmeli?

Bacak ve akciğerlerde kan pıhtısı oluşumu önlenebilir. Öncellikle bireylerin kendi taşıdıkları risk faktörlerini bilmeleri gerekmektedir. Ailesinde VTE öyküsü olanların veya geçici risk faktörlerini taşıyan kişilerin VTE hakkında bilgi sahibi olması gerekmektedir. Uzun süreli yolculuklar venöz tromboz oluşma riskini 2-4 kat arttırır.

Altı-sekiz saatten uzun süreli hava yolculukları başta olmak üzere tüm yolculuklar için her 1-2 saatte bir ayağa kalkılması ve yürünmesi, seyahat esnasında sigara kullanmaktan kaçınılması, baskı oluşturmayan rahat giysilerin tercih edilmesi, bacakların sık olarak kasılıp gevşetilmesi, oturma pozisyonunun sık değiştirilmesi, sıvı kaybının önlenmesi ve bu amaçla tercihen alkol içermeyen sıvıların içilmesi, varis çoraplarının kullanımı ve uzun süreli hareketsizliğe yol açabilecek yatıştırıcılar ile alkol kullanımından kaçınılması önerilir.

Olguların çoğunluğu hastaneden taburcu edildikten 90 gün içinde ortaya çıkar. Aslında kan pıhtıları önlenebilir, hastane yatışı sonrası ortaya çıkan önde gelen ölüm nedenidir. Hastaneye yattıktan sonra bireyler, kan pıhtısı gelişme risklerine yönelik değerlendirilmeli ve koruyucu tedavi uygulanmalıdır.

Hastanede iken, hastalar hareketli olmalı ve riski azaltmak için mümkün olduğunca sık yürümelidirler. Ayrıca, en önemlisi, bazı hastalar taburcu olduktan sonra profilaksinin devam etme ihtiyacı değerlendirilerek antiembolik çorap kullanımı devam edilmelidir.

Gerekirse hasta evde bakımı için talimatlar verilmelidir.

Hastalığın işaretleri, bacakta pıhtı nedeniyle oluşan derin ven trombozu (DVT) ile akciğerlere oluşan pulmoner emboli (PE), birbirinden farklıdır. DVT bacak ağrısı, hassasiyet ve şişlik yaparken, PE nefes darlığı, göğüs ağrısı nefes almada güçlük ve öksürük ve bazen kanlı balgam yapabilir.

Pıhtı oluşması nasıl anlaşılabilir, erken teşhis söz konusu mu yani önlenebilir mi?

Yukarıda da belirtildiği gibi bacak ve akciğerlerde anormal kan pıhtısı oluşumu önlenebilir.  Tıbbi testler tanıyı doğrulamak için gerekmektedir. İlgili testler aşağıda yer almaktadır. Kan damarlarını görüntülemek için yüksek frekanslı ses dalgaları kullanan ultrason (doppler ultrasonografi) kullanılabilir.

Venografi: Boyar madde ile damarı boyayarak bacak damarlarının içindeki pıhtı gösterilebilir. D-Dimer testi; kan pıhtılaşmasında kanda düzeyi yükselen bir kan testidir. Bilgisayarlı tomografi (BT) veya magnetik rezonans (MR) ile akciğer damarlarının boyar madde ile gösterilmesi ile akciğer embolisi tanısı konulabilir.

Tedavisi nasıldır?

DVT ve/veya PE şüphesi olan hastalarda tanıyı doğrulamak için acilen yapılması gereken testler istenir ve hastalar kanama riski açısından hızlıca değerlendirilir. Kanama riski yüksek değil ise, sonuçlar çıkıncaya kadar kan sulandırıcı iğne veya haplarla tedaviye başlanır. Teşhis doğrulandıktan sonra en az 3 ay, genellikle 3-6 ay boyunca ilaçlar kullanılır.

Daha önceki standart tedavide 3-6 ay boyunca pıhtılaşma önleyici heparin ya da düşük moleküler ağırlıklı heparinler sonrası varfarin ile tablet olarak devam ediliyordu. Ancak yeni gelişimlerle hedefe yönelik tedaviler bulundu.

Yeni grup kan sulandırıcılar olarak adlandırılan bu grup ilaçlar (dabigatranın, rivaroksaban ve apixaban) ülkemizde de mevcuttur.

Yaşamı tehye sokan akciğer embolilerinde ise hızlıca pıhtıyı eritmek için bazı özel hazırlanmış pıhtı eritici (trombolitik tedavi) ilaçlar da kullanılabilmektedir.

Gençlerde görülen pıhtı gelişimi neden kaynaklı ve ölümcül mü?

Kan pıhtılarının oluşumu çevresel veya yaşam şekline bağlı ortaya çıkabilir. Hastanede uzun süre yatış, östrojen kullanımı, gebelik, uzun menzilli uçuşlar bu hastalığa neden olduğu bilinirken nedeni bilinmeyen olaylar ve ailesel faktörlerde oluşumda yer alabilir.

Bacak ve akciğerlerdeki kan pıhtılarının hastanelerde erken ölüm ve sakatlık nedenlerinin başında geldiğine ilişkin bilimsel çalışmanın değerlendirilmesi:

Dünya çapında aynı anda Journal of Thrombosis and Haemostasis (JTH) ve dört diğer önde gelen tromboz dergilerinde yayınlanan derlemelerden başlıca bilgiler şu şekildedir:

  • Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Bankasının oluşturduğu Küresel Hastalık Yükü listesinde VTE yer almamaktadır. Yapılmış epidemiyolojik çalışmalardan elde edilen verilere göre VTE’ye küresel hastalık sıralamasında öncelik verilmelidir. Halbuki ölüm ve sakatlığa yol açan diğer iki kalp ve damar hastalığı listeye alınmıştır.
  • VTE’nin önlenmesi küresel bir sağlık önceliği olmalıdır. VTE’ye karşı kanıta dayalı önleyici tedbirlerin özellikle sistematik ve tutarlı bir şekilde kullanılması gerekmektedir. VTE’nin büyük ölçüde önlenebilir olduğunun bilinmesi hekimler ve sağlık otoriterleri için bir öncelik olmalıdır.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/thd-uyardi-tromboz-oluemcuelduer-ama-onlenmesi-muemkuen-bir-hastaliktir/

1 milyar yıl sonra Dünya gezegenine ne olacak? – Kozan Demircan

Dünyada 1 Yılda 3 Milyondan Fazla Kişi Tromboz Nedeniyle Hayatını Kaybediyor

İnsanlık 200 bin yılda Dünya’ya yayıldı ve hızını alamayıp Ay’a gitti. Oysa bu arada Nüfus 7,4 milyar oldu, küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği, çevre kirliliği ve kaçak avlanmayla yüz binlerce canlı türünün soyu tükendi. Peki insan olsun olmasın, önümüzdeki 1 milyar yılda Dünya gezegenine ne olacak?

50 yıl sonra

Küresel ısınma nedeniyle deniz seviyesi en az 1,5 metre yükselecek ve 100 yıl sonra 3 metre yükselmiş olacak. 2050’de evlerini kaybeden insanlar nedeniyle 192 milyon iklim mültecisi ortaya çıkacak.

10 bin yıl sonra

İnsanlar, özellikle de bilgisayarlar 10 bin yıl sonra varlığını sürdürürse 2000 yılında yaşadığımıza benzer bir BIOS problemiyle karşılaşacağız; yani bilgisayarlar tekrar tarih hatası verip kilitlenecek. Bunu önlemek için de anakartı güncellememiz gerekecek.

Sonuçta bugünkü yazılımlar 9999’a kadar sayabiliyor ve bu da takvimler 10 bini gösterdiğinde bilgisayarların çökmesi anlamına geliyor.

İlgili yazı: Dünya’daki En Eski Fosil Bulundu

Yine 10 bin yıl sonra

İnsanların saç ve ten rengi gibi fenotip özellikleri Dünya çapında eşit ölçüde karışacak; yani saçını boyatmayan sarışın zenciler, esmer Türkler ve beyaz tenli Hintliler sıradan olacak.

20 bin yıl sonra

Bugün konuşulan bütün diller birbirine karışacak ve uzak gelecekte bugün kullanılan her 100 kelimeden sadece biri kullanımda kalacak. Kısacası 20 bin yıl sonra güncel diller tümüyle ortadan kalkacak ve yepyeni bir global dil ortaya çıkacak.

İlgili yazı: Dünyanın Düz Olduğu Teorisini Çürüten 12 Kanıt

50 bin yıl sonra

Buz Devri 5 filmini naklen çekebileceğiz; çünkü Dünya yeni bir buzul çağına girecek (tabii bugün insanların yol açtığı küresel ısınma gezegenimizi 300 yıl içinde Venüs gibi fırın sıcaklığında bir düdüklü tencere dünyasına dönüştürmezse).

Göllerin sonu

Bu sürede Niagara şelaleleri tümüyle aşınıp yok olacak ve erozyon ile buzullanma sebebiyle Erie gölü dahil, Kanada’daki yüzlerce göl ortadan kalkacak. Bu sırada Dünya’nın kendi çevresinde dönüşü de Ay’a uyguladığı gelgit etkisine bağlı enerji kaybı nedeniyle yavaşlayacak ve günler tam 1 saniye uzayacak.

100 bin yıl sonra

Gökyüzündeki yıldızlar ve dolayısıyla Burçlar Kuşağı tanımayacağımız kadar değişecek (ne de olsa yıldızlarla Dünyamız uzayda sürekli hareket ediyor). Ayrıca 100 bin yıl içinde bugünkü ilkel teknolojiyle Mars’ı tümüyle Dünyalaştırmış ve yaşanabilir bir gezegen haline getirmiş olacağız.

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Modem

250 bin yıl sonra

Lo-ihi yanardağı tümüyle yüzeye çıkacak ve Hawaii takımadalarına yeni bir ada olarak eklenecek.

500 bin yıl sonra

Dünya’ya 1 km genişliğinde bir asteroit çarpacak. O sırada insanlar hayattaysa bu çarpışmayı yerçekimi çapasıyla önleyebilecekler. Ayrıca Güney Dakota’daki Badlands ulusal parkı erozyonla tümüyle aşınacak.

950 bin yıl sonra

Arizona’da bulunan ve dünyanın en iyi korunmuş krateri olan Meteor Krateri tümüyle aşınarak düzleşecek.

İlgili yazı: İnternette teknik takip ve gözetimi önleme rehberi

Büyütmek için tıklayın.

1 milyon yıl sonra

Dünya’da nadir bir süper yanardağ püskürmesi yaşanacak ve bu sırada atmosfere 3200 kilometreküp hacminde kül karışacak. Bu patlama 70 bin yıl önce Endonezya’nın en büyük adası Sumatra’da yaşanan Toba volkanik püskürmesi kadar şiddetli olacak.

O zamanlar Toba patlaması Hindistan’ın çölleşmesi ve Doğu Afrika’nın kuraklaşmasına yol açmıştı. Öyle ki aç kalan Homo erectusların soyu tükenmiş ve Homo sapiens sapiens’in soyu da tükenmenin eşiğine gelmişti (sayımız bir ara 3000’e düştü). Yaşanacak felaketin boyutuna örnek vermek için, 1815 Tambora ve 1883 Krakatau püskürmelerinin Avrupa’yı küçük buzul çağına soktuğunu söyleyebiliriz.

Süpernova

Ancak, 1 milyon yıl sonra astronomlar için çok ilginç bir olay da yaşayacağız: Betelgeuse (İkizlerevi) adlı süper kırmızı dev yıldız süpernova halinde patlayacak ve bu süpernova gündüz gözüyle görülecek kadar parlak olacak.

İlgili yazı: Elon Musk Neuralink ile İnsan Beyni ve Bilgisayarları Birleştirecek

2 milyon yıl sonra

Büyük Kanyon iyice aşınarak geniş ve sığ bir vadiye dönüşecek. Bu arada galaksiyi de robotlarla 30 bin yılda keşfedeceğimizi ve 100 bin yılda insanların ışık hızı sınırını aşmadan binlerce gezegene yayılacağını düşünürsek yepyeni canlı türlerinin ortaya çıkacağını da söyleyebiliriz:

Farklı gezegenlerdeki insanlar birbiriyle temas kurmazsa 2 milyon yılda evrim geçirip başka canlılara dönüşecekler. Bunlar kendi gezegenlerine uyum sağlayacak ve uzak geçmişte bu dünyaları kolonileştiren atalarıyla diğer gezegenlerdeki komşularını unutmuş olacaklar.

Sonuçta komşu yıldızlara 300 ila 1000 yıl süren yolculuklar yaparsak ve yolda insanları uyutursak bu koloniler diğer göçmenlerden tümüyle kopuk olacaklar. Dünya’ya asla geri dönmedikleri için de yeni birer uygarlık kuracaklar.

İlgili yazı: Dünya’daki hayatın kökeni Mars mı?

10 milyon yıl sonra

Doğu Afrika kıtaların kaymasıyla anakaradan kopup Hindistan gibi yeni bir alt kıtaya dönüşecek. Tam da atalarımızın ortaya çıktığı Yarık Vadisi hizasından kopan Doğu Afrika ile Batı Afrika arasında ise büyük bir deniz doğacak.

50 milyon yıl sonra

Mars’ın asteroitten bozma uydusu Phobos kızıl gezegene çok yaklaşmış olacak. Mars’ın gelgit etkisiyle hız kaybeden ve gezegene çok yaklaşan uydu parçalanarak Mars’ın etrafında Satürn gibi bir halka oluşturacak.

Uydunun gelgit etkisiyle şimdiden ufalandığını gösteren son araştırmaların tersine, Phobos kayası Mars’a parçalanmadan yaklaşırsa kızıl gezegene büyük bir güçle çarpacak.

Akdeniz kapanıyor

50 milyon yıl sonra Afrika kıtası Avrupa ile çarpışarak Akdeniz’i yok edecek ve Avrupa-Afrika hattında Himalaya sıradağlarını benzeyen yeni bir dağ zinciri oluşacak (belki de Everest’ten daha yüksek bir dağ oluşacak).

İlgili yazı: Evren Bir Simülasyon mu?

60 milyon yıl sonra

Kanada’daki Kayalık Dağlar tümüyle aşınacak.

100 milyon yıl sonra

65 milyon yıl önce dinozorları yok eden asteroit kadar büyük bir uzay kayası Dünya’ya çarpacak. Bu süre zarfında Satürn’ün çevresindeki halkaları oluşturan buz parçaları da uyduların çarpışması gibi sebeplerle yenilenmezse tümüyle gezegene düşüp yok olacak.

İlgili yazı: Mobil İnternette Video İzleme Rehberi

240 milyon yıl sonra

Güneş Sistemi Samanyolu galaksisinin çevresinde bir tam turunu tamamlamış olacak.

250 milyon yıl sonra

Dünya karaları kıtaların kaymasıyla tekrar birleşip Pangea Ultima adlı süper kıtayı oluşturacak. Bu da Dünya’nın son süper kıtası olacak ve sebebini aşağıda yazdım.

500-600 milyon yıl sonra

Dünya’ya 6500 ışık yılı uzakta kara delik veya nötron yıldızı çarpışması ya da süpernovadan kaynaklanan ölümcül bir gama ışını patlaması Dünya’yı vuracak. Gama ışınları bizi ıskalamazsa Dünya’nın ozon tabakası yok olacak ve büyük çaplı kitlesel yok oluş görülecek.

İlgili yazı: AIDS’e Kesin Çare >> Amerikalı doktorlar HIV virüsünü insan DNA’sından sildi

600 milyon yıl sonra

Felaketler çağı başlayacak: Öncelikle Ay gelgit etkisi nedeniyle Dünya’dan tam güneş tutulmasına izin vermeyecek kadar uzaklaşmış olacak. Ayrıca Dünya’nın çekirdeği soğumaya başladığı için kıtaların kayması duracak.

Bu da yanardağların sönmesine ve atmosferdeki karbondioksitin volkanik püskürmelerle tazelenmediği için hızla azalmasına yol açacak. Kısacası C3 fotosentez artık mümkün olmadığı için bitkilerin yüzde 99’u ölecek. Sonuçta Dünya’da besin zinciri çökecek ve hayvanlar yok olacak.

Yetişkinlik evresine giren Güneş’in de sıcaklık ve parlaklığı artacak. Bu da okyanusların buharlaşmasını tetikleyecek.

İlgili yazı: Başka Evrenlerden Gelen İlk Kanıt: Soğuk Leke

800 milyon yıl sonra

Karbondioksit miktarı iyice azaldığı için C4 fotosentez de mümkün olmayacak ve bitkilerin ölmesiyle birlikte atmosferdeki serbest oksijen 60 milyon yıl içinde kayalarla suya karışacak. Böylece Interstellar filminde olduğu gibi, Dünya’da oksijenle nefes almak da mümkün olmayacak.

Ozon tabakasını oluşturan oksijenin ortadan kakmasıyla Yeryüzü Güneş’in morötesi ışınlarına maruz kalan ve kansere yol açan radyoaktif bir gezegene dönüşecek. Böylece Dünya’daki çok hücreli canlıların soyu tükenecek.

İlgili yazı: Bizden İlkel Uzaylı Uygarlığı Bulursak Ne Yaparız?

1 milyar yıl sonra Dünya

Güneş’in merkezinde sentezlenen helyumun artması ve Güneş’in azar azar helyum yakmaya başlaması neticesinde, yıldızın parlaklığı yüzde 10 artacak. Böylece Dünya’nın okyanusları buharlaşacak ve bu da Venüs benzeri küresel ısınmayı tetikleyecek. Gezegenin ortalama sıcaklığının bugünkü 15 derece yerine 47 dereceye çıkmasıyla birlikte sadece kutuplarda sığ denizler kalacak.

Gezegenin soğuması sebebiyle çekirdeğin dönmesi de durunca Dünya’nın manyetik alanı ortadan kalkacak ve güneş rüzgarının etkisiyle Yeryüzü atmosferini tıpkı Mars gibi kaybedecek. Bu da son kalan suyun düşük basınçta buharlaşıp yüksek irtifada morötesi ışınlarla parçalanmasına yol açacak.

Böylece sıcak Dünya kutuplardaki az miktarda buz dışında Mars’tan çok daha kurak olan, Ay gibi ölü bir gökcismine dönüşecek. Ancak, insanlık bu süreçten çok daha önce, sadece 50 yıl içinde tamamlanacak olan tekillik sürecinde post human (insan sonrası) döneme girmiş olacak.

İlgili yazı: Elon Musk Neuralink ile İnsan Beyni ve Bilgisayarları Birleştirecek

Kısacası 50 yıl sonra

Türümüz çoktan evren simülasyonları yapan, başka evrenleri ziyaret eden veya teknolojik olarak ererek (?) başka boyutlara geçen bir canlıya dönüşmüş olacak. Elbette bu bilimkurgu hayallerinin dünya için hiç gerçekleşmeme olasılığı var:

Özellikle de küresel ısınma ve savaşlara yol açmaya devam edersek soyumuz 100 yılda tükenebilir. Demek ki Dünya’nın ve insanlığın 1 milyar yıl sonraki geleceği bugün bizim elimizde. Bizim de geleceği kurtarmak için aşkın insan olmayı öğrenmemiz gerekiyor. Bakalım başarabilecek miyiz?

Источник: https://khosann.com/1-milyar-yil-sonra-dunya-gezegenine-ne-olacak/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.