Dünyanın en büyük araştırmasına göre HIV / AIDS cahiliyiz!

içerik

AIDS Nasıl Bulaşır ?

Dünyanın en büyük araştırmasına göre HIV / AIDS cahiliyiz!

AIDS en sık görülen bulaşma yolu cinsel ilişkidir, AIDS' e yol açan HIV virüsünün 2 tipi vardır.

HIV-1 dünyada en yaygın,
HIV-2 ise nadir görülen AIDS hastalığına yol açan virüsüdür.

AIDS, bulaştığı vücutta, vücudu hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sistemini zayıflatır ve hatta yok eder. Mikroplara karşı bağışıklığı yani direnci azalan vücutta, HIV'in yanında, çeşitli fırsatçı enfeksiyonlarda hastalıklara neden olurlar. Zatürree, cilt kanseri, bunama bunlardan bazılarıdır.

Hiv virüsü taşıyan partnerle cinsel ilişki kuran kişi başka cinsel hastalık taşıyorsa (Bel soğukluğu, frengi, hepatit herpes vs.) doku hasarı nedeniyle bulaşma riski katlanarak artar.

Ayrıca partnerin yaşı, hastalığın evresi, ilişkinin şekli ile risk değişir. Kadınlarda menstrüal kanama zamanındaki ilişkide risk yüksektir.

Ne kadar farklı kişi ile cinsel ilişki kurulursa HIV kapma olasılığı o denli artar.

HIV/AIDS Cinsel Yolla Nasıl Bulaşır ?

Korunmasız yapılan tek bir cinsel temasda bulaşma riski tam bilinmemekle birlikte, HIV'in erkekten kadına ve kadından erkeğe geçtiği kesin olarak bilinmektedir. Erkekten kadına geçiş mekanizması, kadından erkeğe geçiş mekanizmasına göre daha iyi bilinmektedir.

infekte erkeğin menisinin HIV içerdiği, bunun da büyük olasılıkla zaten meninin içinde bulunan lenfositlerin infekte hale gelmesi şeklinde olduğu yolundadır. Vajenin içine giren HIV'in viral çoğalmayı başlatabilmesi için kan dolaşımına girmesi gerekmektedir.

Vajenin çeperindeki ufak yarıkların virüsün kan dolaşımına girmesindeki esas yol olduğu tahmin edilmektedir. Bazı çalışmalar göstermektedir ki; kadınlar tek bir cinsel temas sonrası infekte olmaya erkeklerden daha yatkındırlar.

Bu fark, vajen mukozasındaki potansiyel virüs giriş yerlerinin, penis yüzeyindekine oranla çok daha fazla olması ve dolayısı ile vajenin penise göre daha büyük miktarda infeksiyöz materyale maruz kalması ile açıklanmaktadır.

Afrika'da yapılan bazı çalışmalar, erkeklerde HIV infeksiyonu ile genital ülser varlığı arasındaki bağlantıyı göstermektedir. Hekimler, erkeklerdeki genital ülserlerin varlığının tıpkı vajen çeperlerindeki yarıklar gibi virüsün kan dolaşımına girmesini sağladıklarını ileri sürmektedirler. Ancak, HIV'in geçişi için mutlaka genital ülser bulunması gerekmemektedir.

Şüphesiz yukarıda sayılan faktörlerin dışında bazı faktörler de, heteroseksüel temas yolu ile virüsün bulaşmasında rol oynamaktadır.

Menstrüasyonun olması, aynı zamanda başka mikroorganizmalarla kişinin infekte olması, derinin durumu, cinsel temas öncesi deri bütünlüğünü bozan kimyasal iritanlara maruz kalma gibi faktörler HIV'in geçişi için rol oynamaktadır.

Bu faktörlerin her birinin HIV infeksiyon riskini ne kadar artırdığını kanıtlamak ise oldukça güçtür.

Sperm İlk Olarak Ne Zaman HIV İçerir ?

Primer infeksiyondan sonra belli aralıklarla meninin incelendiği ufak bir araştırma yapılmıştır.

Araştırma kapsamındaki üç hastanın spermlerinde, infeksiyonun ilk klinik belirtileri ortaya çıktıktan sonra dört hafta süresince, zidovudin kullanımından bağımsız olarak, birden fazla laboratuvar tekniği ile inceleme sonucu HIV saptanmıştır.

Yeni infekte olmuş bir kişinin HIV'i başka bir kişiye sperm yolu ile ne zaman bulaştırabileceği bilinmemekle birlikte, HIV infekte her erkek her an HIV'i bulaştırabilir diye kabul edilmektedir.

Primer infeksiyon sırasında HIV'in vücutta yaygın olarak bulunması ve infeksiyonu takip eden haftalar içinde spermde HIV'in varlığı, büyük olasılıkla kişilerin HIV infeksiyonunun kaptıkları andan itibaren bulaştırıcı olduklarını göstermektedir.

Spermin içinde virüs bulunması infekte erkeklerden hamile kalmayı isteyen HIV negatif kadınlar için ciddi riskleri beraberinde getirmektedir.

İnfekte menideki virüsün inaktive edilmesi, kadının yapay olarak döllenmesi ve bu yolla hem annenin hem bebeğin infeksiyondan korunmasının mümkün olduğu çok az sayıda araştırma ile gösterilmiştir.

Hekimler, bu yolla ancak birkaç gebelik sağlayabilmişlerdir. Sonuç olarak bu bir araştırma yöntemidir ve uygulanabilirliği çok çok düşüktür.

HIV infekte eşten ayrı, başka bir erkek tarafından verilen sperm ile yapılan yapay döllenme işlemi de HIV infeksiyon riskini tamamen yok etmemektedir. infekte olduğu başlangıçta bilinmeyen vericilerden alınan menilerle yapılan yapay döllenme işlemlerinde anneye HIV bulaştığı pek çok araştırmada gösterilmiştir.

Son yıllarda, sperm vericilerinde HIV taraması yapay döllenme öncesi şart olmuştur. HIV antikorları negatif olan vericilerin spermleri, 2-4 ay sonra yapılan ikinci antikor testine kadar dondurularak saklanmaktadır.

Yapılan bu iki testin de negatif çıkması durumunda, spermlerin HIV içermediği kabul edilerek kullanılabilmektedir.

HIV Pozitif Bir Partnerle Girilen İlişkide HIV/AIDS Bulaşma Riski Nedir ?

HIV pozitif bir partnerle girilen her bir vajinal ilişkide HIV kapma riskinin tam olarak ölçülmesi imkansız olmakla birlikte, Avrupa'da yapılan geniş çaplı bir araştırmanın sonucuna göre tahminler yapılabilmektedir.

Bu araştırma kapsamında 304 HIV negatif kişi ve partnerleri değerlendirildi. Bu kişilerin tek risk faktörleri HIV pozitif partnerleri ile cinsel temasa girmeleri idi. Bu kişilerin 196'ı kadın ve 108'i erkekti.

Bu çiftler ortalama 20 ay boyunca izlendiler ve HIV varlığı açısından test edildiler.

İnfekte partnerlerin hastalıkları veya ölümleri nedeniyle araştırma kapsamına dahil olan çiftlerden %40'ı cinsel temaslarına son vermelerine rağmen, 256 çift çalışma süresince en az üç ay süre ile cinsel aktivitelerine devam ettiler. Araştırma boyunca çiftler toplam 15 000 kez cinsel temas üzerinden incelendiler.

Çiftlerin %48'i düzenli olarak kondom kullanırken, diğerleri ya düzensiz kullandılar ya da hiç kullanmadılar. Düzenli kondom kullanan çiftlerden hiçbirinin eşine HIV infeksiyonu bulaşmadı. Kondomu düzensiz olarak kullananlar incelendiğinde, HIV infeksiyonu bulaşma oranı yaklaşık olarak her 1000 ilişkide 1 olarak saptandı.

Bu risk oranı, eğer partner AIDS basamağında ise 4 katına çıkıyor, partner asemptomatik dönemde ise 1000'de 0.7'e iniyordu. Bu araştırmanın en büyük eksikliği erkekten kadına bulaşma oranı ile kadından erkeğe bulaşma oranı arasındaki farkı belirtmemesidir.

Ancak, diğer araştırmalar göstermektedir ki; her cinsel temasta erkeğin kadını infekte etme riski, kadının erkeği infekte etme riskine göre iki kat daha fazladır.

Bu araştırma sonucuna göre HIV infeksiyonu için bulunan başka bir risk faktörü de genital ülserlerdir. Genital ülserlerin varlığı, genital ülseri olmayanlara göre HIV infeksiyon riskini 5 kat artırmaktadır. Genital ülserlilerin oluşturduğu bu grupta, 24 ay sonunda toplam serokonversiyon oranı çok yüksek bir oran olan %40 olarak tespit edilmiştir.

Kondom kullanmadan yapılan anal ilişki, kondom kullanılarak yapılan anal ilişkilere oranla ek bir risk taşımaktadır; ancak korunmasız olarak anal ilişkiye giren çift sayısının çok az olması bizi yanlış risk tahminlerine götürebilmektedir. Kondom kullanmadan anal temasa giren çiftlerin 24 ay sonunda serokonversiyon oranı yaklaşık %28 olarak bulunmuştur.

Ayrıca, 39 çift vajinal temas sırasında kondom kullanmalarına rağmen, korunmasız oral ilişkiye de girdiklerini belirttiler. Bu grupta hiç serokonversiyon saptanmadı. Bununla beraber, korunmasız yapılan oral ilişkinin HIV infeksiyon riski taşımadığı söylenememektedir. Çünkü araştırma kapsamına dahil olan çift sayısı bir sonuca gitmek için yeterli değildir.

Bu araştırmanın sonuçları, uzun bir süre boyunca aynı partnerle cinsel temasta bulunan kişilere dayanmaktadır. Birden fazla değişik partnerle korunmasız cinsel temasa giren kişilerin değişik infeksiyon riski altında oldukları çok açıktır. Sonuç olarak, kondom kullanımının cinsel temas sırasında virüsün bulaşmasını önlediği çeşitli kanıtlarla desteklenmektedir.

AIDS Nasıl Bulaşmaz ?

HIV virüsü vücudun dışında yaşayamayacağından aslında bulaşması zordur.

HIV/AIDS Bulaşmaz.

HIV Virüsünün Dezenfeksiyonu Nasıl Yapılır?

HIV / AIDS tüm dünyada hızla yayılmaktadır.

Hastalığa ait özellikler ;

Merkezimizde tüm yöntemlerle AIDS testi yapılabilmektedir. Virüs kişiye bulaştığı ilk aşamada birçok hastalığa benzer belirtiler ortaya çıkmaktadır.

Devamını Oku

Источник: https://www.mavilab.com.tr/aids-nasil-bulasir.html

Dünyanın en büyük HIV/AIDS araştırması çarpıcı sonuçları

Dünyanın en büyük araştırmasına göre HIV / AIDS cahiliyiz!

Araştırmayı yürüten Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Simten Malhan, sonuçları Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal ile birlikte açıkladı. Dünyada bugüne kadar yapılan en büyük HIV/AİDS Farkındalık Araştırması, toplumun yüzde 77.3’ünün HIV/AİDS konusunda bilgi sahibi olmadığını ortaya koydu.

Sonuçları değerlendiren Prof. Dr. Malhan ve Prof. Dr. Ünal, Türkiye’de giderek artan HIV/AIDS’in yaygınlaşmasının önüne ancak eğitimle geçilebileceğine dikkat çekti.

Toplumun % 77.3’ü HIV/AIDS’den habersiz!

Başkent Üniversitesi’nin, Hacettepe Üniversitesi HIV/AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezi (HATAM) ve Gilead Sciences’ın desteği ile yürüttüğü ve bugüne kadar dünyada yapılan en büyük HIV/AIDS Farkındalık Araştırması‘nın çarpıcı sonuçları düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı. Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Simten Malhan ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal‘ın katılımıyla açıklanan araştırma sonuçlarına göre, toplumun yüzde 77.3’ü hastalığa dair bilgiye sahip değil.

Araştırma sonuçlarının açıklandığı toplantıda konuşan Prof. Dr. Serhat Ünal, Türkiye’de giderek yaygınlaşan bir teh olan HIV/AIDS’in toplumun karşısına çıkacak sessiz bir düşman olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Ünal, “HIV/AIDS’in manevi yükü oldukça ağır, maddi yükü de azımsanmayacak kadar önemli” dedi.

Prof. Dr.

Ünal, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2016 verilerine göre, dünyada ortalama 36,7 milyon HIV hastası bulunduğunu, bu hastaların 1,8 milyonunun yeni hastalardan oluştuğunu ve 2016’da 1 milyon hastanın hayatını kaybettiğini belirtti.

Türkiye’de ilk kez 1985 yılında ortaya çıkan ve o yıl 3 olan HIV/AIDS vaka sayısının her yıl giderek arttığını, 2016 yılında bu sayının 14 bini aştığını söyleyen Prof. Dr.

Ünal, bu artışın devam etmesi durumunda 2022’de toplam HIV/AIDS’li hasta sayısının 39 bini aşacağına işaret etti.

Prof. Dr.

Ünal, “Önemli bir teh olarak görünen HIV/AIDS’in topluma anlatılabilmesi için örgün eğitimden başlanarak, bilinçlendirmeye yönelik eylem planları oluşturulması, korunma olanaklarının kolaylaştırılması ve artırılması, anonim test/teşhis olanaklarının yaygınlaştırılması ve tüm bu eylemleri kapsayıcı bir ulusal mücadele planı oluşturulması gerekmektedir. Özellikle HIV/AIDS hastalarının toplumdan dışlanması ve damgalanmalarının engellenmesi adına eylem planları geliştirilmelidir. Hastalık yokmuş gibi davranmanın veya üstünü örtmenin hasta bireylerin uzun dönemli sağlık durumları ve halk sağlığı açısından çok daha ağır sonuçlar doğuracağı unutulmamalıdır” dedi.

Dünyanın en büyük HIV/AIDS farkındalık araştırması

Sonuçları açıklanan araştırmanın dünyada bugüne kadar, bu konuda yapılanların en büyüğü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Malhan da “HIV hastalığının toplumda ne kadar bilindiğine yönelik 2013-2015 yılları arasında dünyadaki en geniş katılımlı araştırmaya 10.000 kişi katılmıştı.

2010 yılında Çin’de yapılan araştırmaya ise 1353 kişi katılım göstermişti. Bu konuda, Türkiye’de de 2010 -2017 arasında 500 üniversite öğrencisine kadar ulaşan araştırmalar yapılmıştı.

Ancak 21 binin üzerinde kişinin katıldığı bizim çalışmamız, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük araştırması” açıklamasını yaptı.

“Amacımız çok daha geniş kapsamlı bir araştırmayla toplumun HIV/AIDS konusu hakkındaki farkındalığını/bilgi düzeyini ölçmekti” diyen Prof. Dr. Malhan, araştırmaya ilişkin şu bilgileri verdi:

“Toplumu temsil edebilir geniş kapsamlı bir araştırma yapabilmek için, kolay ulaşabilmek ve cevap alabilmek adına bir HIV/AIDS bilgi düzeyi anketi hazırlandı. Yüz yüze görüşme yöntemiyle, hazırlanan araştırma soruları 18 yaş üstü bireylere soruldu.

Araştırmada, eğitim, yaş ve cinsiyet tespitinden sonra HIV hakkında bilgisinin olup olmadığı, bulaşma yolları, HIV hastalarının normal bir yaşam sürüp süremeyeceği, bireylerin HIV testini nerelerde yaptırabileceği, HIV testi yaptırılırken kimliklerinin gizli tutulup tutulmaması konusu sorgulandı. Amaç, toplumdaki bilgi düzeyini ortaya koymaktı. 21.

347 kişiyle yapılan araştırmanın sonuçlarına göre toplumun yüzde 77.3’ünün HIV/AIDS konusundaki bilgisiz olduğu ortaya kondu.”

Araştırmanın özet bulguları:

Toplam 21.347 kişinin katıldığı araştırmada çıkan sonuçlar ise şöyle:

  • Araştırmada 21.347 kişiye ulaşılmıştır.
  • Katılımcıların % 52’si kadın ve %48’i erkek olup, ortalama yaş 32,9’dur.
  • Katılımcıların %77,3’ü HIV hakkında hiçbir bilgiye sahip değilken, %22,7’si iyi düzeyde bilgisinin olduğunu belirtmiştir.
  • Hastalığın bulaşma yolları konusunda katılımcıların %25,7’si kan yolu ve %22,5’i korunmasız cinsel ilişki ile bulaşabileceğini bilmezken, %34,8’si el sıkışma/sarılma ve %59,1’i öpüşme ile bulaşabileceğini ifade etmiştir.
  • Katılımcıların %75’i tedavi altındaki hastaların normal bir yaşam sürdürebileceğini bilmemektedir.
  • Ayrıca katılımcıların %49,8’i HIV testi yaptırırken kimliklerini ibraz etmeleri gerektiği düşüncesindedir.
  • Katılımcıların, HIV testinin nerelerde yaptırabileceği konusunda da bilgi yoksunluğu tespit edilmiştir.

SONUÇ OLARAK

  • Geniş popülasyonlu bu HIV/AIDS farkındalık araştırmasında toplumun önemli bir kesiminin hastalık hakkında herhangi bir bilgisinin olmadığı tespit edilmiştir.
  • Önemli bir teh olarak görünen HIV/AIDS’in topluma anlatılabilmesi için örgün eğitimden başlanarak bilinçlendirmeye yönelik eylem planları oluşturulması, korunma olanaklarının kolaylaştırılması ve artırılması, anonim test/teşhis olanaklarının yaygınlaştırılması ve tüm bu eylemleri kapsayıcı bir ulusal bir mücadele planı oluşturulması gerekmektedir.
  • Planın içinde özellikle HIV/AIDS hastalarının toplumdan dışlanması ve damgalanmalarının engellenmesi adına eylem planları geliştirilmelidir.

Hastalık yokmuş gibi davranmanın veya üstünü örtmenin hasta bireylerin uzun dönemli sağlık durumları ve halk sağlığı açısından çok daha ağır sonuçlar doğuracağı unutulmamalıdır.

‘HIV, dünya nüfusunu kontrol altına almak için BM tarafından yayılan bir komplo muydu?’

Источник: https://indigodergisi.com/2017/11/hiv-aids-arastirmasi/

AIDS İlk İlişkide Bulaşır mı?

Dünyanın en büyük araştırmasına göre HIV / AIDS cahiliyiz!

AIDS ilk ilişkide bulaşır mı, AIDS nasıl bulaşır, AIDS’e hangi virüs sebep olur gibi soruları sormadan önce AIDS’in ne olduğunu bilmemiz gerekmektedir. “AIDS nedir” sorusu ile başlayalım.

AIDS bulaşıcı bir hastalığın adıdır. Bu hastalık HIV adı verilen bir virüs ile insandan insana bulaşır. HIV virüsü, insan bağışıklık sistemindeki hücreleri öldürerek insan bağışıklık sistemini çökertir ve vücudun dışarıdaki başka mikroplara karşı direnç gösterme yeteneğini ortadan kaldırır. Yani kısacası HIV virüsü vücudun bağışıklık sistemini yok eder.

Böylece vücut artık dışarıdaki mikroplara karşı koyamayacak, ve en basit bir grip hastalığı bile ölümcül olabilecektir. AIDS olan kişilerin vücutlarında HIV adı verilen virüs bulunduğundan dolayı bu kişilerin kanları HIV pozitiftir, yani kişilerde HIV virüsü bulunmaktadır. HIV, bağışıklık sistemini ortadan kaldırdığı için çok tehli ve ölümcül bir virüstür.

İstatistiklere bakacak olursak HIV virüsüne dünyada 33 milyondan daha fazla insan yakalanmış ve HIV virüsü yüzünden 14 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Dünyada ölüm nedenleri sırasında AIDS hastalığı dördüncü sırada gelmektedir. Afrika’da ise HIV’in neden olduğu AIDS hastalığı ölüm nedenleri arasında birinci sıradadır.

Bu acı gerçek AIDS’in ne kadar ölümcül ve ciddiye alınması gerektiğini gözler önüne sermektedir.

Detaylı AIDS Rehberimizi İçin İncelemeyi Unutmayın…

HIV virüsü insandan insana üç farklı yolla bulaşabilmektedir. Bu yollar aşağıdaki gibidir:

  • Cinsel ilişki yoluyla bulaş,
  • Kan yoluyla bulaş,
  • Anneden bebeğe bulaş

şeklinde sayabileceğimiz üç yolla bulaşmaktadır. Bunları ayrıntılı ele alacak olursak:

Cinsel Yolla

HIV virüsü cinsel yolla korunmasız ilişki sonucu bulaşabilir. Dünya genelindeki tüm HIV virüsü bulaşmalarının yüzde seksen ile seksen beşi bu yolla gerçekleşmektedir. HIV virüsü cinsel salgılarda bulunur: HIV virüsü kanda bulunduğu gibi erkeğin sperm sıvısında ve kadının vajina salgısında bulunur.

 Cinsel ilişki sırasında HIV virüsü vajina, penis, anüs mukozası veya ağızdaki zedelenmiş doku ve çatlaklardan vücuda girerek; erkekten kadına, kadından erkeğe, erkekten erkeğe veya kadından kadına bulaşabilir. Cinsel ilişki yoluyla insandan insana bulaşan başka hastalıklar da mevcuttur.

Bunlar bel soğukluğu (gonore), frengi (sifiliz) ve bulaşıcı sarılık (viral hepatit) bunlara birer örnektir. HIV virüsü yani AIDS veya bel soğukluğu, frengi, bulaşıcı sarılık gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için çeşitli yollar mevcuttur. Cinsel ilişki HIV virüsünün en çok bulaştığı yoldur.

Bu yüzden gerekli önlemler alınarak ve güvenli yaşam kurallarına uyularak HIV virüsü bulaşmasından korunulabilir. HIV virüsü bulaşmasından korunmak için mutlaka cinsel ilişki sırasında uygun bir yöntemle (kondom, prezervatif, kaput) korunun.

Cinsel ilişkide bulunduğunuz kişinin ve cinsel ilişkinin tehli olmayacağını düşünseniz bile her ihtimale karşı mutlaka uygun ve güvenli bir yöntemle korunmalısınız. Çoğu kişi bilinçsizce ve yanlış olarak AIDS hastalığının hayat kadınlarında, uyuşturucu kullananlarda, eşcinsellerde bulunduğunu ve kendilerine bulaşmayacağını zanneder.

Halbuki AIDS hastalığı, cinsiyet, yaş, dil, din, ırk, sosyal sınıf gözetmeksizin bulaş koşullarının sağlandığı her türlü durumda her kişiye bulaşabilen bir hastalıktır.

Eğer eşiniz HIV pozitif biriyle korunma koşullarına dikkat etmeden cinsel ilişkiye girdiyse size ve eşinize HIV virüsünün yani AIDS hastalığının bulaşma ihtimali çok yüksektir. HIV virüsüne sahip yani HIV pozitif olan birey kendisini ve eşini korumak adına mutlaka uygun bir korunma yöntemi kullanmalıdır. Bu gereken güvenlik koşulları sağlanırsa HIV virüsü yani AIDS hastalığı bulaşma oranı düşecektir.

HIV virüsü bulaşmasının yüzde onu ile on beşi arasındaki bulaşma oranları kan yolu ile gerçekleşir. AIDS hastalarının ve AIDS hastalığı taşıyıcılarının kanlarında HIV virüsü bulunur. Kişinin bilinçsizliği veya kontrolsüzlük HIV virüsünün başka insanlara bulaşmasına sebebiyet verir.

Bu yüzden yapılan kan nakilleri kontrollü olmalıdır. Alınan kan mutlaka uygun testlerden geçirilip HIV pozitif olup olmadığına bakılmalıdır. HIV pozitif hastalar derhal sağlık bakanlığına bildirilmelidir. Kan nakillerinin yanı sıra kanın bulaştığı tüm aletlerden de HIV virüsü başka insanlara geçebilir.

Bunlara örnek olarak kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş, şırınga, iğne, cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, akupunktur iğneleri, jilet, makas gibi tüm kesici ve delici aletleri örnek verebiliriz.

Yine kan yoluyla bulaşa örnek olarak cinsel ilişki dışında HIV virüsü HIV’li erkek veya kadının cinsel organlarındaki kanamaların veya adet kanının penise, vajinaya veya ağıza teması ile karşı tarafa bulaş gerçekleşebilir.

Benzer şekilde damar içi uyuşturucu kullananların paylaştıkları iğne, enjektör ve uyuşturucu madde eritilen kaşıklar ile bulaşma olabilir. Aynı şekilde HIV pozitif kişilerin organ, doku ve sperm nakli yapması ile karşı tarafa bulaşma olasılığı vardır. HIV virüsü bulaşmasından güvenlik kurallarına uyarak korunabilirsiniz.

Çevrenin olduğu kadar sizin de korunmaya dair sorumluluğunuz vardır. HIV virüsünden korunmak için kontrolsüz kan nakillerine ve steril olmayan kan bulaşmış aletlerin üzerinizde kullanılmasına izin vermeyin. HIV pozitif olup olmadığına emin olmadığınız kişilerle cinsel ilişki kurmaktan kaçının.

Anneden Bebeğe

HIV virüsü bulaşmalarının yüzde beşi ile onu arasındaki bulaşmalar anneden bebeğe gerçekleşen bulaşmalardır. HIV pozitif olan gebe bireyden bebeğe bulaş, doğum esnasında veya emzirme esnasında olabilir. HIV pozitif olan bir annenin bebeğine HIV virüsü geçirme ihtimali %30 civarındadır.

Eğer gebe anne tedavi edilirse bu oran %7ye kadar düşmektedir. Eğer bebeğe HIV virüsü geçmemiş ise, anne sütü ile bulaşma ihtimali düşük olmasına rağmen hasta annenin bebeği emzirmesi tavsiye edilmez.

Eğer gebeyseniz ve HIV pozitifseniz mutlaka bir sağlık kuruluşundan yardım almalı veya uzman bir hekime başvurup tedaviye başlamalısınız.

AIDS hastalığına sahip biriyle girilen korunmasız ilişkide HIV virüsü bulaşma ihtimali nedir, AIDS hastalığına sebep olan HIV virüsü ilk ilişkide bulaşır mı, HIV virüsü bulaşmasını önlemek için ilk ilişkide neler yapılmalıdır gibi soruların cevaplarını evdesifa.com ekibi olarak sizler için araştırıp derledik.

Öncelikle sizlere AIDS hastalığına sebep olan HIV virüsünün bulaşmasının kolay olup olmadığından bahsedelim. AIDS hastalığının sorumlusu HIV virüsü ölüm saçan bir virüs olmasına değin bulaşması çok zor olan bir virüstür.

HIV virüsünün şüpheli veya korunmasız ilişki sonrası bulaşma olasılığı hepatit B gibi diğer virüslere göre veya diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklara göre daha düşüktür.

Hepatit B’li bir birey ve AIDS’li bir bireyle girilen cinsel ilişkide hepatit B hastalığının bulaşma ihtimali AIDS’e göre daha yüksektir. Fakat yine de her zaman HIV virüsünün yani AIDS hastalığının bulaşma ihtimali vardır. Korunmasız bir ilişkide ilk seferde HIV virüsünün bulaşması mümkündür ve görülmektedir.

Bu yüzden HIV virüsünden korunmak için mutlaka HIV pozitif olmadığını düşündüğünüz biriyle cinsel ilişkiye girseniz bile güvenli bir korunma yöntemine başvurun. HIV pozitif olup olmadığından emin olmadığınız bir ilişkide de mutlaka dikkatli olun. Unutmayın HIV virüsü en çok cinsel ilişki yoluyla bulaşan bir virüstür. İlk ilişkide bulaşma ihtimalinin düşük olması, hiç olmaması anlamına gelmez.

Bu yüzden mutlaka uygun bir yolla HIV virüsüne karşı kendinizi korumalısınız.

Источник: https://evdesifa.com/aids-ilk-iliskide-bulasir-mi/

AIDS / HIV nedir, nasıl bulaşır? Belirtileri, testi ve tedavisi

Dünyanın en büyük araştırmasına göre HIV / AIDS cahiliyiz!

AIDS ise (Acquired Immuno Deficiency Sendrom) yani, Kazanılmış-Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu olarak adlandırılan bir hastalık sistemidir. AIDS; HIV pozitif bir kişide, bağışıklık sistemi yetersizliği nedeniyle ciddi-fırsatçı enfeksiyonlar ve fırsatçı kanserlerden bir veya birkaçının geliştiği bir hastalık halidir.

AIDS, Sağlık Bakanlığı ‘na bildirilmesi zorunlu bir hastalıktır. Ama bildirim isimle yapılmaz. İsmin baş harfleri ve doğum tarihi kodlanarak yapılır.

Eğer riskli bir durum veya ilişki yaşadıysanız, herhangi bir belirtiye rastlamasanız dahi hemen bir AIDS testi yaptırın.

Alacağınız test sonucuna göre hayatınızda değişiklik yapabilir, ailenizi koruyabilir ve içinizdeki kuşkuyu yok edebilirsiniz.

 Test sonucunuz negatif çıktıysa, davranışlarınıza dikkat ederek hep temiz kalmaya özen gösterin. Korunmadan cinsel ilişkiye girmeyin. Kontrolsüz kan transferi yaptırmayın.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için ne yapmalı, nasıl beslenmeli?

HIV Pozitif Nedir?

Kanında HIV virüsü bulunan kişilere HIV pozitif denir. Bu kişiler aynı zamanda kanında antikor bulunan seropozitif (Anti-HIV testi = ELISA testi pozitif) kişilerdir.

HIV virüsün nasıl bulaşır?

  • Korunmadan cinsel ilişki yoluyla bulaşabilir
  • Kan yoluyla bulaşabilir
  • Kan veya kan ürünlerinin transfüzyonu (nakli)
  • İğne batması ve açık yaradan HIV ile temas
  • İntravenöz (damar içi) ilaç kullanıcıları, uyuşturucu bağımlıları.
  • Perinatal geçiş (Anne karnında bebeğine)
  • Hasta veya taşıyıcı anneden bebeğe hamilelik döneminde
  • Hasta veya taşıyıcı anneden bebeğe doğum emzirme ile

Aids hangi yol bulaşmaz

HIV virüsü vücudun dışında yaşayamayacağından aslında bulaşması zordur.

  • Tükürükle,
  • Terleme ile,
  • Deriye dokunma ile,
  • Başkasının havlusu ile,
  • El sıkışma ile,
  • Kucaklama ile,
  • Yanaktan öpüşme ile,
  • Yiyecek içecekten,
  • Ortak tabak çanak kullanımı ile,
  • Havuz ve tuvalet kullanımı ile,
  • Aynı evi paylaşmakla
  • Başkasının giysisini giyme ile bulaşmaz.

HİV virüsü taşıyan partnerle cinsel ilişki kuran kişi başka cinsel hastalık taşıyorsa (Bel soğukluğu, frengi, hepatit vs.) doku hasarı nedeniyle bulaşma riski katlanarak artar. Ayrıca partnerin yaşı, hastalığın evresi, ilişkinin şekli ile riski arttırabilir. Kadınlarda menstrüal kanama zamanındaki ilişkide bulaşma riski yüksektir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve teşhis yöntemleri

HIV virüsü bulaştıktan sonra ne olur

HIV, vücuda girdikten sonra 2 ila 4 hafta kuluçka dönemi yaşar ardından enfeksiyon bulguları ortaya çıkar. Bu dönemde görülen belirtiler, gribe benzerdir ve genellikle 2 haftadan kısa sürer.

 Bu dönemde sıklıkla ateş, lenf bezlerinde büyüme, farenjit, deride döküntü, kas-eklem ağrıları, baş ağrısı, bulantı-kusma, nadiren de karaciğer-dalak büyümesi, ağızda pamukçuk ve nörolojik sorunlar görülmektedir. Bu ilk aşamadan sonra genellikle 8-10 yıl süren kronik semptomsuz bir dönem başlar.

Ardından hastalığın son dönemi olan aşikar AIDS dönemi ortaya başlar. Bu dönemde enfeksiyonlara ve kansere yakalanma riski çok artar. AIDS gelişen ve tedavi edilmeyen kişiler birkaç yıl içinde ölür.

HIV belirtileri

  • Ateş, baş ağrısı ve halsizlik gibi gribi andıran belirtiler
  • Ense, koltuk altı ve kasıklarda lenf nodüllerinin şişmesi
  • Sık sık hastalanma ve enfeksiyon geçirmeye başlamak
  • Zatürre, tüberküloz ve hepatit C gibi hastalıklara yakalanmak
  • Grip gibi hastalıkların tedavisinin uzun sürmesi yada geçmemesi
  • Sıkça ateş ve gece terlemeleri görülür
  • HIV bulaşmış kadınların üreme sisteminde sorunlar görülebilir
  • Kadınlarda adet döngüsü bozulabilir veya tamamen durabilir
  • Cinsel organlarda bakteri ve mantar enfeksiyonlarında artış olabilir
  • Diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyon riski de artar

Aids Belirtileri

  • AIDS belirtileri genellikle virüs bulaşmasından 5-10 yıl sonra ortaya çıkar
  • Vücut direnci zayıflar, basit enfeksiyonları bile çok ağır geçirir
  • Lenf bezlerinde büyümeler olabilir
  • Ağız ve deride tekrarlayan uçuk, yara ve lekeler çıkabilir
  • Nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri olur
  • Kilo kaybı ve sık tekrarlayan ishal olabilir
  • Dönem dönem öksürük görülebilir
  • Verem ve zatürre gibi hastalıklara yakalanma riski artar
  • Pamukçuk, diğer bakteri ve mantar hastalıkları görülebilir
  • Normal insanlarda nadir görülen enfeksiyonlar görülebilir
  • Kaposi sarkomu, beyin lenfoması gibi bazı özel tür kanser görülebilir
  • Hastalığın ileri evresinde gözde sitomegalovirüs (CMV) retiniti görülebilir,
  • Bir kişide bu belirtilerin birkaç tanesi birden varsa AIDS düşünülebilir

Hepatit C nedir? Nasıl bulaşır? Belirtileri ve tedavisi

HIV enfeksiyonlarının tanısında, laboratuvar teknikleri kullanılır. Bu virüse karşı oluşan spesifik ANTİ-HIV antikorlarının ELISA tekniği ile gösterilmesidir. Eliza diye bilinen testle kanda, hastalığa sebep olan virüse karşı gelişmiş olan antikor olup olmadığına bakılır.

Şüpheli temastan 3 ay sonra test yaptırılması daha doğru sonuçlar verir. Herşeye rağmen çeşitli nedenlere bağlı olarak “yalancı pozitif” sonuç alınması söz konusudur. İki kez yinelenen ve ELISA ile pozitif bulunan kan örneklerinde, “ilave testler” ile durumun kesinleştirilmesi gereklidir.

Başvurulan test “Western Blot” doğrulama tekniğidir.

HIV virüsüyle ilgili laboratuvar testleri

HIV virüsünü saptamaya yönelik laboratuvar testleri virüsün vücuda giriş zamanına göre değişiklik göstermektedir. Bu testler aşağıdaki gibi sıralanmaktadır;

1. HIV PCR (viral DNA/RNA) (9-11 günden sonra)2. p24 antijen testi (3 hafta-3 aylık dönem arasında)

3. ELISA (Anti-HIV) testi (3-6 aydan sonra)

HIV PCR Testi nedir? Ne zaman yapılmalıdır?

HIV PCR testi, virüs genetik materyalinin PCR tekniği ile çoğaltılarak ölçülecek ve tanımlanabilecek duruma getirilmesidir. Enfekte olmuş bir kişinin kanında virüs bulunmasına rağmen erken dönemde virüse karşı antikor oluşmamaktadır.

Bu nedenle PCR testi erken evrede HIV virüsünün kanda tespitinde kullanılmaktadır. Şüpheli temastan 9-11 gün sonra HIV PCR testi ile virüs varlığı saptanabilmektedir. PCR testinin virüsü saptama duyarlılığı 28.

günden itibaren ~%98-100 olarak belirtilmektedir.

HIV şüphesi taşıyan herkes tarafından yaptırılabilir. Özellikle şüpheli ilişkiden sonra ve yenidoğanlarda HIV araştırmasının PCR tekniği ile yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. PCR testi ayrıca HIV pozitif kişilerde virüs miktarının ölçülmesi ve AIDS hastalarının tedaviye verdikleri yanıtın takibinde de kullanılmaktadır.

P24 Antijen Testi nedir? Ne zaman yapılmalıdır?

P24, HIV virüsüne özgü viral bir proteindir. Bu proteinin vücutta saptanması virüs varlığını göstermektedir. Testin virüs bulaşmasından sonra geçen 21. günden 90. güne kadar yapılması uygun bulunmaktadır

ELISA Testi Nedir? Anti-HIV Ne zaman yapılmalıdır?

HIV virüsü ile enfekte kişilerin savunma sisteminde bu virüsle savaşmak için HIV’e karşı özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir. HIV antikorlarının ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süre geçmesi gerekmektedir.

Bu nedenle test, bulaşma gerçekleştikten 3 ay sonra yapılmalıdır. Anti-HIV test sonucunun pozitif olması kanda HIV virüsüne karşı antikorların oluştuğunu gösterir.

Bu nedenle Anti-HIV testinin tam pozitif olduğunu söyleyebilmek için Westernblot testi adlı doğrulama testinin de yapılıp sonucunun pozitif bulunması gerekir.

Bel soğukluğu nedir? Belirtileri, tedavisi ve korunma yolları

Aids hastalığının tam tedavisi henüz yoktur ana kullanıma giren yeni ilaçlar hastaların normal insanlara yakın bir hayat standardında uzun yıllar hayatta kalmasını sağlamaktadır.

Son yıllarda aids tedavisinde büyük gelişmeler sağlanmıştır ve yeni tedavi seçenekleri sayesinde yaşam süresi ve kalitesinde belirgin bir artış olmuştur.

Mevcut ilaçlarla yapılan tedavinin amacı HIV virüsünün çoğalmasını durdurmak, ortaya çıkabilecek belirti ve bulguları önlemek; hastanın başka hastalıklar kapmasını önlemek ve tüm bunların sonucu olarak hasta yaşam süresini uzatmaktır.

HIV’i baskılayan, antiretroviral tedavi ve bu tedavide kullanılan ilaçlar sosyal güvenlik sistemine kayıtlı bireyler için ücretsiz sağlanıyor. Ancak ilaç kullanımının kesintiye uğraması tedaviyi olumsuz etkiliyor. Böyle bir durumda ilaca direnç geliştirebiliyor ve tedavinin etkinliği tehye girebiliyor.

Tedaviye engel olan faktörlerin başında bilgisizlik ve önyargı geliyor.

Halen birçok insan HIV’in etkin ilaçlarla baskılandığını, kronik bir sağlık sorunu olduğunu, HIV ile yaşayanların sağlıklı ve kaliteli bir şekilde günlük yaşantılarına, eğitimlerine, çalışma ve aile yaşamlarına devam edebileceğini bilmiyor.

HIV Pozitif kişilerle evlenilebilir ve çocuk sahibi olabilir

HIV pozitifliğini, kronik bir hastalık gibi değerlendirmek mümkündür. Kişi, ilaç kullandığı sürece, normal hayatına devam edebilmektedir. HIV pozitif bireylerin, eş adayına gerekli bilgilendirme yapılarak, önleyici korunma yöntemleri kullanarak ve önleyici tedavi almak koşuluyla evlenmesi ve çocuk sahibi olması mümkündür, ancak riskleri vardır.

Aids erkekten kadına mı, kadından erkeğe mi daha kolay bulaşır?

Korunmasız yapılan tek bir cinsel temasda bulaşma riski tam bilinmese de yüksektir. Vajina içine giren HIV’in viral çoğalmayı başlatabilmesi için kan dolaşımına girmesi gerekir. Bilimsel çalışmalara göre; kadınlara HIV bulaşma riski daha yüksektir.

Aids olan biri ne zaman başkalarına hastalık bulaştırmaya başlar?

Primer infeksiyondan sonra belli aralıklarla meninin incelendiği araştırmalara göre, bulaştırma oranları arasında farklılık bulunsa da bir erkek ilk bulaşmadan hemen sonra HIV virüsünü başkalarına bulaştırabilir.

Aids’li erkekten hastalık kapmadan hamile kalınabilir mi?

Meninin içinde virüs bulunması infekte erkeklerden hamile kalmayı isteyen HIV negatif kadınlar için ciddi riskleri beraberinde getirmektedir.

İnfekte menideki virüsün inaktive edilmesi, kadının yapay olarak döllenmesi ve bu yolla hem annenin hem bebeğin infeksiyondan korunmasının mümkün olduğu bazı araştırma ile gösterilmiştir.

Hekimler, bu yolla ancak birkaç gebelik sağlayabilmişlerdir.

HIV infekte eşten ayrı, başka bir erkek tarafından verilen meni ile yapılan yapay döllenme işlemi de HIV infeksiyon riskini tamamen yok etmez.

İnfekte olduğu bilinmeyen vericilerden alınan menilerle yapılan yapay döllenme ile anneye HIV bulaştığı pek çok araştırmada gösterilmiştir. Son yıllarda, sperm vericilerinde HIV taraması yapay döllenme öncesi şart olmuştur.

HIV antikorları negatif olan vericilerin spermleri, 2-4 ay sonra yapılan ikinci antikor testine kadar dondurularak saklanmaktadır.

Aids olan biriyle tek bir cinsel ilişki bulaşma için yeterli mi?

HIV infekte bir partnerle girilen her bir vajinal ilişkide HIV infeksiyonu kapma riskinin tam olarak ölçülmesi imkansız olmakla birlikte, Avrupa’da yapılan geniş çaplı bir araştırmanın sonucuna göre tahminler yapılabilmektedir.

Bu araştırma kapsamında 304 HIV negatif kişi ve partnerleri değerlendirildi. Bu kişilerin tek risk faktörleri HIV infekte partnerleri ile cinsel temasa girmeleri idi. Bu kişilerin 196’ı kadın ve 108’i erkekti.

Bu çiftler ortalama 20 ay boyunca izlendiler ve HIV infeksiyon varlığı açısından test edildiler.

Frengi nedir? Sifiliz hastalığı nasıl bulaşır? Belirtileri ve tedavisi

Araştırma boyunca çiftler toplam 15 bin kez cinsel temas üzerinden incelendi. Çiftlerin %48’i düzenli olarak kondom kullanırken, diğerleri ya düzensiz kullandılar ya da hiç kullanmadılar. Düzenli kondom kullanan çiftlerden hiçbirinin eşine HIV infeksiyonu bulaşmamıştır. Kondomu düzensiz kullananlar incelendiğinde, HIV infeksiyonu bulaşma oranı oldukça yüksek bulunmuştur.

Araştırma sonucuna göre HIV için başka bir risk faktörü de genital ülserlerdir. Genital ülserlerin varlığı, genital ülseri olmayanlara göre HIV infeksiyon riskini 5 kat artırmaktadır.

Araştırmada ayrıca boşalma öncesinde geri çekmenin, önemli bir koruyucu etkisi olduğu görülmüştür. Tüm ilişkilerinin en az %50’inde geri çekme metodunu uygulayan çiftlerde, bunu yapmayanlara riskin 5 kat daha az olduğu saptanmıştır.

 Sonuç olarak, kondom kullanımının cinsel temas sırasında virüsün bulaşmasını önlediği kanıtlanmıştır.

Aids’in aşısı var mı ?

Referanslar: 1- What is HIV / AIDS? 2- Guide for HIV and AIDS 3- Explaining HIV and AIDS

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/aids-hiv-nedir-aids-nasil-bulasir-belirtileri-nelerdir-testi-ve-tedavisi/

AIDS Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Dünyanın en büyük araştırmasına göre HIV / AIDS cahiliyiz!

Bağışıklık sistemi insan vücudunu ayakta tutan, hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlayan bir sistemdir.

Başka bir ifadeyle bir canlıda oluşabilecek hastalıklara karşı koruma yapan, patojenleri ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok etmeye çalışan işlemlerin bütünüdür.

Bu olağanüstü dengenin herhangi bir nedenle bozulması, zayıflaması, direncinin azalması gibi durumlar birçok hastalığın vücudumuza gelip yerleşmesi için en uygun zamanlardır.

Zaten zayıf olan vücut direnci gelen bu hastalık karşısında mücadele edemez. Vücuda girdiğinde bağışıklık sistemini yerle bir eden virüslerden biri HIV’dir. HIV ise insanlık tarihinde bu güne kadar birçok insanın hayatını kaybetmesine neden olan AIDS gibi ciddi bir hastalığın oluşma sebebidir.

Haşimato Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır ve genellikle ölümle seyreden tehli bir hastalıktır. HIV virüsünün en kötü yanı kana bulaşıktan sonra uzun yıllar belirti vermemesidir. Kişinin kendini iyi hissettiği ve hiçbir şekilde belirti vermeyen bu süreç içerisinde hastalığın temelleri çoktan atılmış olabilmektedir.

AIDS Nedir?

AIDS, HIV (Human Immunodeficiency Virus – İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) adı verilen bir virüsün neden olduğu, kan yoluyla ve cinsel yolla bulaşan, bağışıklık sisteminin tamamen çökmesine neden olan, bulaşıcı bir hastalıktır. AIDS, İngilizcede Acquired Immune Deficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir sözcüktür.

HIV vücuda girdiğinde hastalıklara karşı direnç göstermemizi sağlayan bağışıklık sistemini yavaş yavaş yok eder ve soğuk algınlığı gibi hafif bir hastalığa bile direnç gösteremeyecek hale getirir.

Vücut enfeksiyonlara ve daha birçok hastalığa karşı korunamaz. Kadınlarda ve erkeklerde her yaşta ortaya çıkabilen AIDS ise HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır.

HIV virüsünün en kötü yanı vücuda girdikten sonra uzun yıllar bile belirti vermemesidir.

Kanında HIV taşıyan kişiye HIV pozitif denir ve HIV pozitif birinin 8-10 yıl bile AIDS’e yakalanmadığı görülmüştür.

Bu virüs vücuda girdikten sonra kişi kendini iyi hissedebilir, herhangi bir şikayet ve bulgu görülmez. Ancak yapılan kan tetkikleriyle virüsün vücutta olup olmadığı kesinleşebilir.

Bulaşmanın tahmin edildiği zamandan 3 ay sonrasında yapılan ELİSAtestleri bu konuda en doğru sonucu veren testtir.

Oldukça ciddi ve ölümcül seyreden AIDS vakalarının % 80’inde, hastalığa yakalanan kişi teşhis konulduktan sonraki 2 yıl içerisinde, eklenen başka bir enfeksiyon ve genellikle de kanser yüzünden hayatını kaybetmektedir. Hastalığın kuluçka dönemi çok uzun olduğu için teşhis edilmesi de zordur.

İlk olarak ABD’nin New York kentinde 1981’de ortaya çıkan AIDS ülkemizde 1985 yılından sonra görülmeye başlandı. Bilinen ilk AIDS vakalarında hastaların eşcinsel erkekler ve şırıngaları ortak kullanan uyuşturucu bağımlısı insanlar olduğu bilinmektedir.

Dünyadaki HIV pozitif vakalarının % 70’i Afrika’dadır. Birleşmiş Milletler’in 2004 raporuna göre ise dünyada HIV pozitif olan 38 milyon kişi bulunmakta ve her yıl 3 milyon kişi AIDS’ten hayatını kaybetmektedir.

1981-2008 yılları arasında AIDS’ten ölen insan sayısı ise 20 milyondur.

AIDS’in Nedenleri Nelerdir?

AIDS hastalığının etkeni olan HIV retrovirüs ailesine mensup bir lentivirüstür.

Bilim adamlarının ilk olarak Afrika’da rastlanan HIV vakalarından yola çıkarak yaptığı araştırmalar neticesinde, burada yaşayan şempanzelerde HIV’e çok benzeyen bir virüsün varlığı tespit edilmiştir.

Bugüne kadar virüsün maymunlarda herhangi bir hastalığa neden olduğu saptanmamıştır. Muhtemel varsayıma göre 20. yüzyılın başlarında maymun etlerinin avlanması sırasında insanlara geçtiği ve HIV virüsünün oluştuğu düşünülmektedir.

AIDS’in Belirtileri Nelerdir?

HIV’in bulaştıktan sonra hemen AIDS hastalığını oluşturmadığını ve uzun yıllar herhangi bir belirti vermediğini yazımızın giriş kısmında anlatmıştık.

Virüs bulaştıktan sonra kişinin vücut direncine, yaşam koşullarına bağlı olarak hastalık hemen de oluşabilir, birkaç yıl sonra da ortaya çıkabilir. Virüs vücuda girdiğinde ilk olarak kan hücrelerine yerleşir ve burada gittikçe çoğalır.

Zarar gören kan hücrelerinin sayısı azaldıkça vücudun bağışıklık sistemi ve savunma mekanizması tamamen çöker.

Bağışıklık sistemi çöken bir insan çok çabuk hasta olur ve en basit hastalıklarla bile mücadele edemeyecek hale gelir.

Lenf bezlerinde büyüme, akciğer hastalıkları, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, ağız ve çenede uçuk, yara ve lekeler; ishal, uzun süreli kırgınlık, halsizlik, öksürük, aşırı kilo kaybı ve gece terlemeleri AIDS’in bilinen en genel belirtileri arasında yer almaktadır.

Ek olarak pamukçuk, tüberküloz ve mantar hastalıkları gibi enfeksiyonların aynı anda görülmesi de AIDS’in varlığını düşündürmelidir. Kesin tanı ise ELİSA (anti-HIV) testi ile yapılabilmektedir.

AIDS’in Bulaşma Yolları Nelerdir?

Halk arasında genel olarak sadece cinsel yolla bulaştığına inanılan AIDS’in daha farklı bulaşma yolları da bulunmaktadır.

Öncelikle HIV’in çok hassas bir virüs olduğunu, havada uzun süre canlı kalamadığı için el sıkışmak, hapşırık, öksürük, deriye dokunma, gözyaşı, tükürük, idrar, dışkı ve aynı eşyaları kullanma ile bulaşmadığını söylememizde fayda var.

Çünkü toplumumuzda bu konuyu yanlış bilen insan sayısı küçümsenmeyecek kadar fazladır.

Şu ana kadar kayıtlara geçen milyonlarca AIDS vakasından sadece bir tanesinin öpüşme ile bulaştığı, onda da çiftlerin ikisinde de diş eti kanaması olduğu tespit edilmiştir. Yani bulaşma şekli tükürük değil kandır.

 HIV’in bulaşması için vücut sıvılarının doğrudan teması gerekmektedir.

Bunlar cinsel ilişki sırasında sperm veya cinsel sıvılar üzerinden, kan yoluyla ve anneden bebeğe süt yoluyla gerçekleşen bulaşma şekilleridir.

Genital bölgedeki hastalıklar, gonore (bel soğukluğu) ve klamidya gibi cinsel hastalıklar bu bölgelerde yaralara yol açtığı için HIV’in bulaşma riskini de artırmaktadırlar. Virüs anal, oral ve vajinal ilişki esnasında bulaşabilir.

Atlamamamız gereken önemli bir nokta da korunmasız anal ilişki esnasında HIV bulaşma riski, korunmasız vajinal ilişkiden daha yüksektir. Şu an dünyada HIV’in en yaygın bulaşma şeklinin homoseksüel cinsel ilişki olması da bu bilgiyi doğrulamaktadır.

AIDS’ten Korunma Yolları Nelerdir?

Bulaşma yollarını anlattığımız AIDS’in korunma yolları da buna paralel şekilde oluşmuş yöntemlerdir.

  • Kesinlikle korunmasız cinsel ilişkiye girilmemelidir. Prezervatifin güvenilir bir yöntem olmadığını bilmeli sağlam olmasına dikkat edilmelidir. Cinsel ilişki esnasında kayganlaştırıcı gibi prezervatife zarar veren maddeler kullanılmamalıdır.
  • Herhangi bir nedenle kan nakli yaptırmak zorundaysanız, AIDS testi yapılmamış, kontrolsüz kan kesinlikle kullanılmamalıdır.
  • HIV pozitif biri, test sonucunu gördükten sonra hiçbir şekilde kan bağışı yapmamalıdır.
  • Daha önce kullanılmış iğne, şırınga, makas, cerrahi alet, jilet, akupunktur ve diş hekimliği malzemeleri tekrar kullanılmamalıdır.
  • Güzellik merkezlerinde yaptırılan manikür ve pedikür benzeri işlemlerde kullanılan malzemelerin dezenfekte edildiğinden emin olunmalı; temizliğinden şüphe edilen yerlerde bu tarz işlemler yaptırılmamalıdır.

AIDS’in Tedavisi Nedir?

Günümüzde ilerlemiş tıpa ve gelişmiş teknolojiye rağmen AIDS için geliştirilmiş bir tedavi yöntemi veya aşı bulunmamaktadır. Uygulanan tedaviler ancak hastanın ömrünü uzatmak ve yaşam kalitesini yükseltmek yönündedir.

Genel olarak iki amaçlı tedavi yöntemi uygulanmaktadır.

Birincisi direkt HIV virüsü üzerinde etki eden ve virüsün çoğalmasını engellemeye yarayan ilaç tedavisi; ikincisi ise hastalık esnasında meydana gelen fırsatçı enfeksiyonlara ve kansere karşı mücadele eden ilaç tedavisidir.

AIDS Hakkında Genel Bilgiler

Birleşmiş Milletler’in 2002 yılında yayınladığı Türkiye HIV/AIDS Durum Analizi raporuna göre hastalığın ortaya çıkışından itibaren 7000-14000 insan AIDS hastalığına yakalanmıştır. T.C.

Sağlık Bakanlığı resmi rakamlarına göre ise 1985-2003 yılları arasında HIV/AIDS toplam vaka sayısı 1712’dir.

Genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde özellikle ergenlik dönemine yeni adım atmış gençler cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda bilinçlendirilmelidir.

Kayıtsız seks işçilerinin oldukça fazla olması ve ülkemize her yıl gelen 14 milyon civarındaki yabancı turistler HIV bulaştırma açısından büyük tehdit konumundadırlar. Tüm dünyada AIDS nedeniyle 1981-2008 yılları arasında 20 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Bu ciddi büyüklükteki rakamlar AIDS’in dünyanın en yıkıcı ve yaygın hastalık olduğunu göstermektedir.

Rota Virüsü Nedir? Hastalığın Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi Nelerdir?

HIV’in yayılması, AIDS hastalığına karşı bilincin artırılması, toplumdaki bilinen yanlışların, önyargıların yıkılması ve bu hastalıktan hayatını kaybedenlerin anılması adına 1 Aralık tarihi Dünya AIDS Günü olarak kabul edilmiştir. Her yıl 1 Aralıkta “AIDS öldürmez, Önyargı Öldürür” sloganıyla, AIDS hastalarının sesini duyurmak için etkinlikler ve kampanyalar yapılmaktadır.

Источник: https://bilgihanem.com/aids-nedir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.