Duygusal Yeme Alışkanlığından Kurtulmanın Yolları

Tırnak Yeme Alışkanlığından Nasıl Kurtulunur?

Duygusal Yeme Alışkanlığından Kurtulmanın Yolları

Haber güncelleme tarihi 16.04.2019 09:57

Tırnak Yemenin Nedenleri ve Tedavisi Hakkında Bilgi

Tırnak yeme alışkanlığı genellikle çocuklarda, gençlerde ve yetişkinlerde  sıklıkla görülmektedir. Bu durum ciddi bir rahatsızlık olmamakla birlikte bir kaç öneri ile önüne geçilebilmektedir.

Tırnak yeme problemi davranış bozukluğu ile nitelendirilmektedir. Genellikle aile tarafından azarlanan ve çevresiyle problemler yaşayan çocuklarda ve yetişkinlerde görülmektedir.

 Stresle doğru orantılı olarak artmakla birlikte bu dönemlerde tırnak yeme alışkanlığına daha çok rastlanmaktadır. Tırnak yeme alışkanlığı 3-4 yaşlarında başlayabileceği gibi genellikle ergenlik dönemi itibarı ile görülmektedir.

Ergenlik çağında başlayan değişim ve gelişimler, psikolojik durum, çevresel etkiler de tırnak yeme alışkanlığını tetiklemektedir.

Tırnak Yeme Alışkanlığına Sebep Olan Faktörler

  • Psikolojik sorunlar
  • Stres
  • Kaygı
  • Yalnızlık duygusu
  • Korku
  • Hayal kırıklığı
  • Sıkıntı
  • Anksiyete
  • Obsesif – kompulsif bozukluk
  • Meydan okuyan davranış bozukluğu
  • Dikkat eksikliği ve hiperaktivite
  • Ayrılma anksiyete bozukluğu

Anne ve Babayı Taklit Etme 

Tırnak yeme alışkanlığına sahip çocukların ve yetişkinlerin bu alışkanlığı aileden kaynaklı olarak edindiği belirtilmektedir. Tırnak yiyen çocukların ailelerinde tırnak yeme alışkanlığına rastlanılmaktadır. Bu durum çocukların anne ve babayı taklit etmesiyle ortaya çıkmaktadır.

 Ailenin çocuk üzerinde kurduğu baskı, ağır sorumluluklar, çevreden dışlanma, ergenlik dönemi, anne ve babanın geçimsizliği, evdeki baskıcı tutum ve kurallar ve yaşanan korkular tırnak yeme alışkanlığını tetiklemektedir.

 Tırnak yeme alışkanlığının önlenebilmesi için çocuklarda ve yetişkinlerde öncelikle rahatsızlığın altında yatan neden araştırılmalıdır.

Tırnak Yeme Alışkanlıklarının Yol Açtığı Sorunlar

Davranış bozukluğu olarak nitelendirilen tırnak yeme alışkanlığında stresli dönemlerde artış görülürken stresin azaldığı dönemlerde de tırnak yeme rahatsızlığının azaldığı görülmektedir. Peki tırnak yeme alışkanlığı hangi sorunlara yol açıyor?

  • Tırnak içlerinde bulunan bakteriler diş etlerine bulaşarak iltihaplanmaya neden olabilir.
  • Uzun süre tırnak yemek dişlerdeki kesici bölgelerin aşınmasına neden olabilir.
  • Tuvalet sonrası el yıkama alışkanlığı olmayan çocuklarda mikropların bağırsaklara kadar ulaşmasıyla birlikte enfeksiyon kapmasına  eden olur.
  • Dikkat bozukluğuna neden olur.
  • Tırnaklardan bulaşan bakteriler kalp kapakçıklarında tutanabilirler. Böylece kalp-damar rahatsızlıklarına sebep olmaktadır.
  • Tırnak yeme rahatsızlığı ellerin ve tırnakların genel yapısını bozmakla birlikte fiziksel sorunlarda yol açabilmektedir.

Tırnak Yeme Alışkanlıklarına Karşı Alınabilecek Önlemler

  • Küçük yaşta başlayabilen bu rahatsızlık aile tarafından ihmal edilmemelidir.
  • Öncelikle bu rahatsızlık anne ve babada mevcut ise çocuklarını  kendilerini örnek almamaları için tırnak yeme alışkanlığından uzaklaşmaları gerekmektedir.
  • Çocuklarında tırnak yeme alışkanlığı bulunan aileler öncelikle bu durumun hangi sebeple kaynaklandığını araştırmamalılardır.
  • Korku, şiddet ve baskı gibi durumlar çocuklarda tırnak yeme alışkanlığını tetiklemektedir.
  • Aynı şekilde korku ve şiddet içeren çizgi film, dizi ve sinema filmlerinden çocuklar uzak tutulmalıdır. Bu tür filmler çocukları psikolojik olarak kötü etkilemekle birlikte tırnak yeme alışkanlığınada sürükleyebilmektedir.
  • Geceleri uykuda tırnak yeme alışkanlığı edinmiş çocuklar için ince eldivenler kullanılmalıdır.
  • Çocuklara farklı uğraş alanları yaratabilir ve böylece dikkatlerinin farklı yönlere kaymasıyla birlikte kişisel gelişimlerinede katkıda bulunabilirsiniz.
  • Bu süreçte çocuklarınıza kesinlikle tırnak yemenin bir hastalık olduğunu ve çok kötü bir alışkanlık olduğunu sert bir dille vurgulamayın. Bunu daha düzgün ve yumuşak bir dille ifade edip uyarın. Olumlu gelişmelerde ise çocuklarınızı ödüllendirin.

Tırnak Yeme Alışkanlığı Nasıl Bırakılır?

Tırnak yemek sadece ellerin ve çirkin kötü görünümüne neden olan bir kötü alışkanlık değil aynı zamanda eğer devam edilirse tırnak, diş ve hatta diş etlerinizde de kalıcı hasarlar bırakabilen bir alışkanlıktır.

1- Tırnaklarınızı her zaman kısa kesin ve törpüleyin. Ellerinizin bakımına dikkat etmek, tırnak yeme alışkanlığını azaltarak sizi güzel ve bakımlı tırnaklara sahip olma konusunda cesaretlendirecektir.

2- Tırnak yeme alışkanlığınızı unutmak için tüm enerjinizi başka alışkanlıklara harcayın. Bazı insanlar için, bu ellerini meşgul tutmak anlamına geliyor.

Stres topuyla oynamak, tespih çekmek gibi başka bir tekrarlayan hareket, tırnak yemekten kurtulmanıza yardım edecektir.3- Stresli ya da endişeli olduğunuz zaman tırnaklarınızı yiyorsanız çözümün temeli stresi idare etmekte yatıyordur.

Birçok insan ne yaptığının farkında olmadan tırnaklarını yiyor; acı bir tadı olan özel ojeler sürülürse engel olunabilir.

4- Tırnaklarınızı temizleyin. Kirli olmaları da onları yemenin bir nedeni olabilir.

Önerilen İçerik;

► Neden Tırnaklarımızı Yeriz? Tırnak Yemek Hakkında Bilgi

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com / Sosyal Fayda

Источник: https://www.neoldu.com/tirnak-yeme-aliskanligindan-nasil-kurtulunur-1525h.htm

Kötü alışkanlıkları değiştirme yolları

Duygusal Yeme Alışkanlığından Kurtulmanın Yolları

Bilimsel bir makale, okuyan kişiye metottan yararlanma, bilimsel sonuçları ve gözlemleri değerlendirme olanağı sağlar. Peki, bilimsel bir makale nasıl okunmalıdır? Daha verimli okumanın bir yöntemi var mıdır? İşte www.medium.com sitesinden adım adım ipuçları…

Bir makaleyi nasıl okumalı?

Araştırma yapmaya başladığım ilk dönemde yaşadığım sorunlardan birisi ‘Nasıl makale okunur?’ idi. Başlarda varolan sırayla okunacağını düşünmüştüm. Yani, makaleler başlık, özet, giriş, … diye devam ediyordu ben de aynı şekilde kitap okur gibi okuyacağım zannettim.

Sonradan yok bu iş böyle olmaz bir tekniği olmalı diye bu konu üzerine araştırma yapma ihtiyacı duydum. O dönem bana ilaç gibi gelen bir kaynak pek kıymetli İsmail Arı tarafından Türkçe’ye de çevrilen S. Keshav’ın “How to Read a Paper” yazısı oldu. Srinivasan Keshav hocaya ve İsmail Arı’ya sonsuz teşekkürler.

Bu vesile ile İsmail Arı’yı da sevgiyle anıyorum.

Bu yazı S. Keshav’ın “How to Read a Paper” isimli çalışmasının İsmail Arı tarafından Türkçe’ye çevirisinin aynı haliyle buraya aktarılmasıdır. Daha fazla insana ulaşması ümidiyle.

Özetçe

Araştırmacılar, makale okumaya çok fazla zaman harcarlar.Lakin, bu beceri nadiren öğretilir, ve onca çaba boşa harcanır. Bu yazı,kullanışlı ve verimli bir üç-geçişli makale okuma yönteminin anahatlarınıvermektedir. Yazıda, bu yöntemin literatür taraması yapmak için nasılkullanılacağı da anlatılmaktadır.

Anahtar sözcükler: Bilimsel makale okuma, akademik makaleokuma, verimli okuma.

Giriş

Araştırmacılar çeşitli sebeplerle makale okurlar: Birkonferans veya ders için onları değerlendirmek, alanlarında güncel kalmak veyayeni bir alanın literatür taramasını yapmak. Tipik bir araştırmacı makaleokumaya her yıl yüzlerce saat harcar. Makaleyi verimli bir biçimde okumakkritik öneme sahip bir beceridir, fakat nadiren öğretilir.

Dolayısıyla, yenibaşlayan lisansüstü öğrencileri bunu kendi kendilerine deneye yanıla öğrenmekdurumunda kalır. Öğrenciler bu süreçte çok zaman harcarlar ve sıklıkla boşunauğraşmış olurlar. Verimli bir biçimde makale okumak için yılardır basit biryöntem kullanıyorum.

Bu yazı, ‘üç-geçişli’ yaklaşımı ve onun literatürtaramadaki kullanımını anlatmaktadır.

Üç-Geçişli Yaklaşım

Kilit fikir şu: Makaleyi baştan sona bir geçiştedetaylıca okumak yerine üç geçişte okumalısınız. Her geçiş belli hedefleritamamlar ve bir öncekinin üstüne inşa edilir. İlk geçiş makale hakkında genelbir fikir verir. İkinci geçiş makalenin içeriğini kavramanıza yardımcı olur,fakat ayrıntıları içermez. Üçüncü geçiş makaleyi derinlemesine anlamanızısağlar.

İlk Geçiş

İlk geçiş makalenin kuşbakışıyla hızlıca bir taranmasıdır.Sonraki geçişleri yapıp yapmaya da karar verebilirsiniz. Geçiş yaklaşık beş-ondakika kadar almalıdır ve şu adımları içerir:

Başlığı, özetçeyi ve girişi dikkatle okuyun

Kısım ve alt-kısım başlıklarını okuyun, fakat diğer herşeyi göz ardı edin

(Eğer varsa) matematiksel içeriğe altta yatan teoriktemelleri belirlemek için kabaca göz atın

Vargıları okuyun

Kaynakçaya kabaca göz atın, daha önceden okuduklarınızıaklınızdan işaretleyin

İlk geçişin sonunda beş C’ye cevap verebilir durumdaolmalısınız:

Kategori (Category): Bu makalenin türü nedir? Ölçümmakalesi mi? Mevcut bir sistemin analizi mi? Bir araştırma prototipininaçıklaması mı?

Bağlam (Context): Diğer hangi çalışmalarlabağlantılı? Problemin analizi için hangi teorik temeller kullanılmış?

Doğruluk (Correctness): Varsayımlar geçerli görünüyor mu?

Katkılar (Contributions): Makalenin ana katkıları neler?

Anlaşılırlık (Clarity): Makale iyi yazılmış mı?

Bu bilgiyi kullanarak daha fazla okumamayı seçebilirsiniz(ve boşuna çıktı almayarak ağaçları kurtarabilirsiniz).

Bunun sebeplerimakalenin ilginizi çekmemesi, makaleyi anlayabilmek için ilgili alanda yeterlibilgiye sahip olmamanız veya yazarların geçersiz varsayımlar yapmış olmasıolabilir. Araştırma alanınızda olmayan makaleler için ilk geçiş yeterlidir,fakat ileride bir gün ilginizi çekebilir.

Bu arada, bir makale yazarken çoğuhakemin (veya okurun) makaleniz üzerinde bir geçiş yapacağınıbekleyebilirsiniz. Kolayca anlaşılır ve uyumlu kısım ve alt-kısım başlıklarıkullanmaya özen gösterin, kısa ve kapsamlı özetçeler yazın.

Eğer bir hakem ilkgeçişte makalenin anafikrini alamazsa, makaleniz büyük ihtimallereddedilecektir; eğer bir okur makalenizin önemli noktalarını beş dakikasonunda anlayamamışsa makaleniz büyük ihtimalle hiç okunmayacaktır.

İkinci Geçiş

İkinci geçişte makaleyi büyük bir özenle okuyun, fakatispat gibi ayrıntıları göz ardı edin. Okurken kilit noktaların altını çizmekveya kenar boşluklarına notlar almak yardımcı olacaktır. Özellikle, AugsburgÜniversitesi’nden Dominik Grusemann’ın dediği gibi “anlamadığınız terimleriveya yazara sormak isteyeceğiniz soruları not etmek isteyebilirsiniz”.

Makaledeki şekillere, diagramlara ve çizimlere dikkatlicebakın. Grafiklere özel dikkat ayırın. Eksenler uygun olarak isimlendirilmiş mi?Sonuçlar hata çubukları ile gösterilmiş mi, dolayısıyla sonuçlar istatistikîolarak önemli mi? Bu tür yaygın hatalar aceleye getirilmiş, baştan savmaçalışmaları gerçekten dört dörtlük olanlardan ayıracaktır.

Önceden okumadığınız kaynakları daha sonra okumak üzereişaretlemek hatırınızda bulunsun (bu, makalenin arkaplanını daha iyi öğrenmekiçin iyi bir yoldur).

İkinci geçiş bir saat kadar alabilir. Bu geçişin ardındanmakalenin içeriğini kavramış olmalısınız. Makalenin asıl atılımını-destekleyici bulgularla- bir başkasına özetleyebilmelisiniz. Bu ayrıntıseviyesi uzmanlık alanınızda olmayıp da ilgi duyduğunuz bir makale içinuygundur.

Bir makaleyi bazen ikinci geçişin sonunda dahianlayamayacaksınız. Bunun sebebi, aşina olmadığınız terimler ve kısaltmalaryüzünden konuda yeni olmanız olabilir. Ya da yazarlar anlamadığınız bir ispatveya deneysel yöntem kullanmış olabilirler, böylece makale toptan anlaşılmaz.

Makale doğrulanmamış varsayımlar ve sayısız göndermelerle kötü yazılmışolabilir. Veya sadece gecenin geç vakti olmuştur ve yorgunsunuzdur.

Şu anda üçseçeneğiniz var: (a) kariyerinizde başarılı olmak için bu makaleyi anlamanızgerekmeyeceğini ümit ederek makaleyi bir kenara bırakın, (b) -belki de arkaplanbilgisini edindikten sonra- makaleye ileride tekrar dönün veya © azmedin veüçüncü geçişe devam edin.

Üçüncü geçiş

Bir makaleyi tümüyle anlamak için -özellikle hakemseniz-üçüncü bir geçiş gerekir. Üçüncü geçişin temeli makaleyi adeta sanal olarakyeniden gerçeklemektir.

Yani, yazarların varsayımlarını yaparak çalışmayıyeniden üretmektir.

Bu yeniden üretimi asıl çalışma ile karşılaştırarakmakalenin yeniliklerini kolayca görmekle kalmaz, gizli kalmış eksikliklerini vevarsayımlarını da tespit edebilirsiniz.

Bu geçiş ayrıntılara büyük dikkat gerektirir. Heraçıklamadaki her varsayımı saptayıp sorgulamalısınız. Üstelik, belirli birfikri kendinizin nasıl sunacağı hakkında düşünmelisiniz.

Gerçekteki ile yapılanbu karşılaştırma makaledeki kanıtlara ve sunum tekniklerine keskin bir kavrayışsağlar ve çok büyük ihtimalle araç repertuarınıza bu çalışmayı daekleyebilirsiniz.

Bu geçiş esnasında, gelecek çalışmalar için aklınıza gelenfikirleri de not etmelisiniz.

Yeni başlayanlar için bu geçiş dört ya da beş saat kadar,deneyimli bir okur için ise bir saat kadar sürer. Bu geçişin sonunda makalenintüm yapısını ezberden yapabilmeli, güçlü ve zayıf yanlarını tespitedebilmelisiniz. Özellikle üstü kapalı varsayımları, ilgili çalışmalara olaneksik kaynakları, deneysel ve analitik yöntemlerdeki sorunlarısaptayabilmelisiniz.

Geçişler arası zamanlama

Queen Mary Üniversitesi’nden Andrew Simpson’ın yazdığınagöre: “Süreç en iyi şekilde her aşama arasında yeterli zaman bırakıldığındaişler.

Örneğin, ben genellikle yüksek sayılarda makaleyi toplarım, okurum (10dakikalık hızlı ilk okuma) ve sonra belki haftalar sonra ikinci okuma içindönerim.

Son olarak, birkaç hafta ya da aylar sonra yeniden döner ve öncedenyapmadığım son yararlı kavrayışı yapabileceğimi bulurum.”

Bu yaklaşımla hemfikirim. Tabii, makale değerlendirme songünü yakınken çok da yararlı olmayabilir!

Literatür Taraması Yapmak

Makale okuma becerisi literatür taraması yaparken testedilir. Belki de size yabancı olan bir alanda onlarca makale okumanız gerekir.Hangi makaleleri okumalısınız? Yardımcı olması için üç-geçişli yaklaşımı nasılkullanabileceğinize bakalım.

Öncelikle Google Akademik veya CiteSeer gibi akademikarama motorlarını kullanın ve iyi seçilmiş anahtar sözcüklerle üç-beş arasımakale bulun.

Çalışma hakkında bir his edinmek için her makale üstünden bir kezgeçin ve ardından makalelerdeki ilgili çalışmalar bölümünü okuyun.

Yakınzamanda yapılan çalışmalar hakkında özet bilgi elde edeceksiniz, şanslıysanızbelki de yakın zamanlı bir inceleme (survey) makalesi bulursunuz. İncelemeyiokuyun ve şansınızdan dolayı kendinizi tebrik edin.

Aksi halde, ikinci adımda, ortak atıfları ve kaynakçadatekrarlanan yazar adlarını tespit edin. Bunlar o alandaki anahtar makaleler vearaştırmacılardır. Anahtar makaleleri indirin ve bir yana koyun.

Sonra anahtararaştırmacıların İnternet sitelerine gidin ve en son çalışmalarını neredeyayınladıklarına bir göz atın.

Bu sayede o alandaki en gözde konferanslarıöğrenebilirsiniz, çünkü en iyi araştırmacılar genellikle en gözde konferanslarıseçer.

Üçüncü adım bu gözde konferansların İnternet sitelerinegidip son makalelerin üstünden geçmek olacak. Hızlı bir tarama genellikle yakınzamanda yapılmış yüksek kaliteli ilgili makaleleri ortaya koyar.

Bu makaleler,kenara koyduğunuz önceki makalelerle birlikte incelemenizin ilk sürümünüoluşturur. Bu makaleler üstünde iki geçiş yapın. Hepsinin atıfta bulunduğuanahtar makale varsa onu okuyun.

Gerektikçe bu şekilde ilerleyin.

Yararları

Bu yaklaşımı geçtiğimiz 22 yıl boyunca konferansbildirilerini okurken, değerlendirme yazısı yazarken, arkaplan araştırmasıyaparken ve tartışma öncesi makaleleri hızlıca değerlendirirken kullandım.

Budisiplinli yaklaşım beni öncelikli yapılan bir kuşbakışı ile detaylar içindekaybolmaktan alıkoyuyor. Birtakım makaleleri ne kadar sürede okuyacağımı tahminetmemi sağlıyor.

Ek olarak, makaleyi ne kadar derinlemesine değerlendireceğimiihtiyacıma ve mevcut zamanıma göre ayarlayabiliyorum.

İlgili Çalışmalar

Değerlendirme amacıyla bir makale okuyorsanız TimothyRoscoe’nun “Writing reviews for systems conferences” isimli makalesini deokumalısınız [3].

Teknik bir makale yazmayı düşünüyorsanız Henning Schulzrinnekapsamlı İnternet sitesine [4] ve George Whitesides’ın tanıttığı sürecinmükemmel akışına [5] başvurabilirsiniz.

Son olarak, Simon Peyton Jones’ınaraştırma becerileri ile ilgili tüm spektrumu kapsayan sitesine bakabilirsiniz[2].

Psychology Inc’ten Iain H. McLean, deneysel psikolojialanındaki makaleler için üç-geçişli yaklaşım kullanmayı kolaylaştıranindirilebilir bir “değerlendirme matrisi“ sunmaktadır [1]. Başka alanlar içinde küçük değişikliklerle uygulanabilir.

Bir Rica

Gelen yorumlara göre güncelleyerek bu dokümanı yaşayanbir doküman olarak tutmak istiyorum. Bir dakikanızı ayırıp bana her türlü yorumveya önerilerizi gönderirseniz çok sevinirim.

Teşekkür

Bu dokümanın ilk taslağı öğrencilerim Hossein Falaki,Earl Oliver ve Sumair Ur Rahman tarafından hazırlandı. Kendilerine çok teşekkürederim. Ayrıca Christophe Diot’un zekice yorumlarından ve Nicole Keshav’ınkartal-gözlü düzeltilerinden çok yararlandım.

Yıllar içinde teşvik edici geri bildirimleriniesirgemeyen birçok kişiye teşekkür ederim.

Bu çalışma National Science and Engineering Council of Canada, the Canada Research Chair Program, Nortel Networks, Microsoft, Intel Corporation ve Sprint Corporation tarafından desteklenmektedir.

Kaynak: www.medium.com

Источник: https://www.kigem.com/kotu-aliskanliklari-degistirme-yollari.html

Duygusal bağımlılıktan kurtulmanın yolları

Duygusal Yeme Alışkanlığından Kurtulmanın Yolları

Aile içinde veya çift hayatında, işte veya arkadaşlıkta, duygusal bağımlılık diğeriyle sağlıklı ilişkiler kurmayı engelleyen bir fren. Hep diğerini memnun etmeye çalışırken, ne pahasına olursa olsun sevilmek isterken, çoğu kez kendimizi sevmeyi unutuyoruz. Bu durumun, hayatımızda ağır sonuçları olabilir.

Bütün psikoterapistlere göre, hepimiz duygusal bağımlılarız. “Hepimizin sevgiye ihtiyacı var, tıpkı suya, yiyeceğe veya yaşamak için güneşe ihtiyacımız olduğu gibi” diyor psikanaliste Virginie Megglé.1 “Bağımlılık, semptomatik değil” diye altını çiziyor.

“Ne zaman ki bu bağımlılık duygusal altüst oluşun, kabul edilmemenin, sevilmemenin, acının sebebi haline geliyor, işte o zaman problem başlıyor.” 

Bağımlılığının farkına varmak

“Nişanlımdan fiziken ayrı kalmaya katlanamıyorum” diyor 27 yaşındaki Marine. “Gerçekten ciddi bir sorun. Sevdiğim kişi hep benden önce geliyor. Çünkü bana göre birini sevmek, onu kendimden daha çok sevmek demek.

” Gerçek aşkın, diğerini kendinden daha çok sevmek olduğu fikri çok yaygın bir mit, özellikle edebiyatta ve sinemada. Ancak çoğu kez, bu illüzyona kapılan kişiler “duygusal bağımlı” gibi yaşamıyorlar.

Nitekim, psikoterapist Catherine Dupont’a2 göre “Duygusal açıdan bağımlı olmak, her şeyden önce bir seçim.” “Bağımlılık ilişkisi, bir boşluğu doldurmayı sağlayan güçlü bir adrenaline, bir tür sıtmaya sebep oluyor.

İşte bu yüzden bağlanıyoruz.” Bu tür bir ilişkiden çıkmanın ilk yolu, bu durumun farkına varmak ve bu sıtma halinden vazgeçmek.   

Bağımlılığın nereden geldiğini anlamak

Virginie Megglé’e göre, duygusal bağımlılık “erken ödip” dönemimizden geliyor, yani bütün küçüklük dönemimizden. Yenidoğan –tanım olarak– otonomiden tamamen yoksun, bağımlı bir varlıktır.

Duygusal bağımlılık, çoğu kez hayatımızın ilk döneminde yaşadığımız bir terk edilmeyle ortaya çıkar.

Bu fiziksel değil, meselâ depresif bir anneden veya şefkatten yoksun bir babadan kaynaklanan, daha ziyade duygusal bir terk ediliştir.

Bu noktada, şu soruyu sormak mümkün: Annem ve babam tarafından sevilmek için hangi özellikleri taşımalıyım? “Başkalarının bizi sevmek için bizden ne beklediklerine inanıyorsak, buna uygun davranışlar geliştiririz” diye açıklıyor Catherine Dupont.

“Aynı şekilde, hep ‘nazik ol’ denen bir küçük kız, sevilmek için hiç kızmaması gerektiğini, başkalarının isteklerini yerine getirmesi ve asla kimseye karşı gelmemesi gerektiğini düşünerek büyüyecek.

Duygusal bağımlılık, bir diğerine bağımlılık değil, içsel bir programlanma.”  

Diğerini bir “aşk bayii” olarak görmeyi bırakmak

Psikoterapist Sylvie Tenenbaum’a3 göre, “Duygusal bağımlılığı olan biri için aşk, uyuşturucu gibidir. Ne var ki bir insan, bir bardak şarap ya da eroin gibi bir uyuşturucu maddesi değildir.

Arzu, ihtiyaç haline gelirken, bağımlılık da tanımlanmış olur. Yani diğeri, bir ‘aşk bayii’ haline gelir.

Takıntılı davranışlarımız, –ayrıldığımız kişiye mesaj gönderme ihtiyacı gibi– içki içmemesi gerektiğini bilen ama buna engel olamayan bir alkoliğin davranışına benzer.” Nişanlısından ayrıldığı andan itibaren onu aramaktan vazgeçemeyen Marine’in durumu da aynı.

Sylvie Tenenbaum’un, bu bastırılamaz arama veya mesaj yazma arzusunun üstesinden gelmek için bir önerisi var: Kişinin, söylemek veya yazmak istediği her şeyi yazıp kendine e-posta olarak göndermesi, sonra da bu e-postayı silmesi! 

Yalancı nezaketten kaçınmak

Var olduğunu hissetmek için “bildik izler” aramak, duygusal bağımlılığın tipik özelliklerinden biri. Sylvie Tenenbaum, gerçek özveri ile “yalancı nezaket” arasında kalanları fark etmek gerektiğini söylüyor. Meselâ işyerinde aşırı çabadan kaçınmalı. Psikoterapist şöyle açıklıyor.

“Eğer bizden istenenden fazlasını yapıyorsak, bu çoğunlukla teşekkür veya tebrik beklediğimiz içindir. Ancak bu beklenti gerçekleşmediğinde, duyduğumuz hayal kırıklığı öfke doğurabilir.” Bu, arkadaşlık ve aşk ilişkileri için de geçerli. Zaman zaman “Senin için bütün yaptıklarımdan sonra” sözünü duyuyoruz.

Bu durumda kişi, kendine şunu sormalı: “Yaptıklarım için mi seviliyorum, yoksa olduğum kişi için mi?

Tek başına mutlu olmayı öğrenmek

“Ben seni tamamlayacak diğer yarın değilim. Sen de kendi yarından başka bir şey değilsin.? Kendin ol! Tam ol!” Psikoterapist Thomas d’Ansembourg, Femmes et hommes: Monde nouveau, Alliance nouvelle isimli konferansında4, duygusal bağımlılıktan çıkmak isteyen bir çiftin diyaloğunun başlangıcını bu şekilde hayal ediyor.

34 yaşındaki Bertrand, bu duruma bir örnek. Birlikte olduğu kişiyle yarattığı “balonun” içinden çıkamıyor. Diyor ki: “Artık neredeyse hiç tek başıma çıkmıyorum. Arkadaşlarımı eskiden olduğu gibi sık görmüyorum.

Onunla olmak için kendimi soyutladım, buranın en iyi hissettiğim yer olduğunu düşünüyorum.” Duygusal bağımlılık sorunu yaşayan çok sayıda kişi, bu deneyimi yaşıyor.

Ne var ki birlikte daha iyi vakit geçirebilmek için, onsuz bir şeyler yapmayı öğrenmek, kendine bir alan yaratmak gerekiyor.

Çeviren: Perihan Özcan  

Kaynak: lexpress.fr

Caroline Langlois’nın makalesi

  1. Les séparations douloureuses, Guérir de nos dépendances affectives, Ed Eyrolles, 2015 / Acı veren ayrılıklar, duygusal bağımlılıklarımızı iyileştirmek kitabının yazarı.
  2. Renoncer à la dépendance affective Ed. Josette Lyon, 2014/ Duygusal bağımlılıktan vazgeçmek
  3. Vaincre la dépendance affective (Ed. Albin Michel, 2010) / Duygusal bağımlılığı yenmek kitabının yazarı.
  4. Kadınlar ve Erkekler: Yeni Dünya, Yeni Birliktelik

Metindeki bu bölüm, konferansın 47.50 – 48.35. dakikaları arasında yer alıyor.

Источник: https://hthayat.haberturk.com/iliski/iliski-rehberi/haber/1065658-duygusal-bagimliliktan-kurtulmanin-yollari

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть