Düzenli Kullanılan İlaçlarla Geçmeyen Ağrılarda Son Çare: Girişimsel Ağrı Tedavisi

içerik

Sinirsel Agrilar

Düzenli Kullanılan İlaçlarla Geçmeyen Ağrılarda Son Çare: Girişimsel Ağrı Tedavisi

Sinirsel Agrilar Sinirsel Ağrılar Bu Çeşit Ağrılar – Bu makaledeki notlar: sinirsel ağrılar sinirsel agrilar sinirsel ağrılar..

Sinirsel ağrı olur mu?

Baş ağrısı, bel ağrısı,boyun ağrısı gibi insanın yaşam kalitesini bozan bir çok ağrı türü vardır.

Hekimin araştırması sonucunda bu ağrılara neden olabilecek etken bulunamazsa veya bu kadar ağrı yapmayacağı kanaatine varılırsa, hastaya ağrılarının nedeninin SİNİRSEL olduğu söylenir.

Hasta için esas kabus bu sözden sonra başlar. Hasta yakını, hastanın psikolojisinin bozuk oluğunu düşünür. Bazen de hastanın bu durumu kullandığını içinden geçirir ve hastanın şikayetlerine aldırmaz.

Fakat hastanın yaşadığı bir ağrı gerçeği vardır ve hastanın yaşam kalitesi bozulmuştur.

Ağrı sebebinin sinirsel olduğunun herkes tarafından söylenmesi, doktor doktor gezmek ve önemsenmemek var olan ağrıları daha da arttırmıştır .

Tüm tıp kitaplarında ve yayınlarında sinir sistemi ve ağrı ile ilgili bir çok kanıtlanmış bilgi vardır. Sinir sisteminin yıpranmış olması ağrıyı daha da arttırır.

Şunu bilmek gerekir ki, depresyon kalıcı bir ruh bozukluğu değildir. Sinir sisteminin, yaşanan kötü olaylar ,geçirilen hastalık..vs gibi etkenlerle biyokimyasının bozulmasıdır. Tedavi ile düzelir.

Panik atak, takıntı gibi durumlar da biyokimyasaldır ve uzun süren tedaviyi gerektirir.

İnsanlarda nasıl diğer organlar ve sistemlerin bozulması hastalıklara yol açar ise sinir sisteminin de hasar görmesi çeşitli hastalıklara yol açar.

Felç, sara hastalığı gibi depresyon ve panik atak vs de sinir sistemi hastalığıdır.Felç geçiren hastanın belirtileri güç kaybı,konuşma ve denge bozukluğu ….

vs depresyonun belirtisi ise huzursuzluk ,uykusuzluk, içe kapanma ….vs.dir.Özetle bu gibi durumlar bir ruh bozukluğu değildir.

Sinir sisteminin bozuk olması , tek başına ağrıya sebep olduğu gibi var alan ağrıyı daha da arttırır.Örneğin migreni olan bir hastanın gün için de gerginliği artarsa ağrısı tetiklenir.

Bel, boyun ve sırt ağrısının nedenleri arasında sinir sisteminin bozulması ile oluşan kas spazmları ön plandadır.Sinirlenince mideyi uyaran sinir fazla çalışır ve gastrit ,ülser gibi rahatsızlıklara yol açar.Bu gibi örnekleri çoğaltabiliriz.Ağrı çeken hastanın ızdırabı büyüktür .

Bu ağrıların sebebi sinir sisteminin bozukluğu da olabilir.Hekimin ve hasta yakınının bu durumu psikolojik rol yapma gibi algılaması ve önemsememesi çok yanlıştır.Hastanın ağrıya sebep olacak etkenleri ortadan kaldırıldıktan sonra mutlaka sinir sistemi de gözden geçirilip tedavi edilmelidir.

Aksi taktirde ağrı kronikleşir hasta ve hasta yakını sağlık sektörlerinde maddi kaybına uğradıkları gibi olumlu bir sonuçta alamazlar.

> Sinirsel Ağrılar Ve Hazımsızlık

sinirsel ağrılar Bu çeşit ağrılar, genelikle küt ağrı şeklindedir. Vücudun her yerinde hissedilebilir. Ama, çoğunlukla kalp çevresindeki ağrılardan şikayet edilir. Bazı kimseler de başlarını tıpkı bir çember gibi sıkan baş ağrılarından şikayet ederler. İşte bu çeşit ağrılar, bedeni bir arızadan kaynaklanmıyorsa, sinirsel ağrılardır.sinirsel hazımsızlık

sinir sisteminin düzenli, uyumlu çalışmasını kaybetmesi sonucu ortaya çıkar.

Ayrıca, alkol kullanmak, fazla sigara içmek, haddinden fazla çay, kahve veya süt içmek, çabuk ve gereği gibi çiğnemeden yemek yemek şikayetlerin artmasına neden olur.

Hastanın karnında ağırlık hissi vardır, midede gurultu, yanma veya ekşime görülebilir. Geğirir, gaz çıkarır. Yorgunluk, baş ağrısı, çarpıntı ve unutkanlıktan da şikayet edilir.

> Sinirsel Hastalıklar

sinirsel kusma sinir sistemindeki düzensizlikten kaynaklanan bir durumdur. Ağıza su gelmesi şeklinde de görülebilir. Herşeyden önce, sinirlenmemeyi, düzenli bir hayat sürmeyi alışkanlık haline getirmek tedavinin ilk şartıdır.abdüktörOrta çizgiden uzaklaştıran (genelde kas yada sinir bu işi yapar)afoniSes kaybı. Kısmi veya tam olabilir.

Afoni sebepleri, genellikle konuşma kaslarını kontrol eden sinirlerin hastalığı veya zedelenmesi, boğaz, gırtlak hastalıkları veya nörozdur. Histerik afoninin nedeni, şuuraltı, hiç konuşamamak veya özel bir durumda konuamfetaminMerkezi sinir sistemini aşırı uyaran bir ilaç.

anosmiKoku alamama, nezle grip gibi enfeksiyonlarda olabildiği gibi koku siniri ile ilgili beyin bölgesindeki patolojilerde de görülebilir.anus kaşıntısı Anus (şerç); yani sindirim kanalının doğrubağırsak denilen son kısmındaki çıkış deliği veya çevresinde (oturak yerinde) görülen kaşıntıların nedeni çeşitlidir.

Bunlar arasında; kılkurtları, sümüksü akıntı, basur, çatlak, ishal veya kabızlık, egzama (mayasıl), sinir bozukluğu veya yeteri kadar temizliğe dikkat edilmemesi sayılabilir.aşırı aybaşı kanaması Aybaşı görme arasındaki süre normaldir. Fakat kanama çoktur ve normal süresinden fazla devam eder.

Nedenleri çeşitlidir: rahimde ur, rahim çarpıklığı, yorgunluk, sinir bozukluğu, ateşli hastalıklar veya evlilik hayatındaki uyuşmazlıklardan kaynaklanabilir.aybaşı kanamasının gecikmesi Normal olarak zamanı geldiği halde aybaşı kanaması başlamazsa; gebelik, kansızlık, tiroid veya karaciğer hastalıkları akla gelebilir. Ayrıca yorgunluk, sinirlilik veya adetten kesilme de düşünülebilir.

aybaşı kanamasının uzun sürmesi Normal aybaşı kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

bağırsak gazı Bağırsaklarda hissedilen şişkinlik, bağırsak gazından kaynaklanır. Nedeni, bağırsakları besleyen bezlerin yeteri kadar çalışmaması, yemek yerken fazla hava yutma veya sinir bozukluğudur.barbitüratlarsinir sistemini uyuşturucu etkileri olan maddelerdir.barbitüratlar sinir sistemini uyuşturucu etkileri olan maddelerdir.

bel gevşekliği Cinsel ilişki sırasında, meninin vaktinden önce boşalmasına verilen isimdir. Halk arasında erken boşalma. Tıp dilinde ise ejakulasyon denir. Nedeni çoğunlukla ruhsaldır. Tedaviye sinirleri dinlendirmek, açık havada dolaşmak, sabah akşam ılık banyo yapmak ve hazmı kolay şeyler yemekle başlanır.bell paraliziYüz siniri felci.bell paraliziYüz siniri felcidir.

çarpıntı Tıp dilinde palpitasyon denilen çarpıntının nedenleri çeşitlidir. Bir kalp hastalığı söz konusu değilse; fazla sigara içmek, alkol, yorgunluk, sinirlenmek, kansızlık, hazımsızlık, çay, kahve veya zehirlenmelerden kaynaklanabilir.

damar sertliği Vücuttaki kan damarlarının bir kısmının veya tamamının sertleşmesi sonucu, esnekliklerini keybetmesine; halk arasında damar kireçlenmesi tıp dilinde ise Arterio Skleroz veya Atheremo denir. Nedeni, kan damarlarının iç kısımlardaki hücrelerin esnekliğini kaybedip, zayıflaması veya kandaki yağlı maddelerin birikinti yaparak, damarı darlaştırmasıdır.

Belirtileri baş dönmesi, baş ağrısı, titreme, yürürken sendeleme, düşünme ve öğrenme gücünde zayıflama, sinirlilik veya damarın sertleştiği bölgelerde ağrılar görülür. İlk belirtiler görüldüğünde önlem alınacak olursa, korkulacak bir şey yoktur. Hastanın neşe ve cesaretini kaybetmemesi ve doktorun tavsiyelerini yerine getirmesi iyileşmede atılacak ilk önemli adımdır.

Damar sertliği teşhisi konan kimse, perhiz yapmalı, alkol ve sigara gibi keyif verici maddeleri bırakmalı, yumurta, tereyağı ve benzeri yiyecekleri terk etmeli, tuzu da azaltmalıdır. Ayak damarlarında meydana gelebilecek herhangi bir hastalığı önlemek için de dar ayakkabı giymekten kaçınmalıdır.demiyelinizasyonsinir liflerinin etrafını saran myelin tabakasının kaybı.

dil felci sinir sistemindeki bir bozukluktan dolayı, dil gücünün kaybolmasıdır. Doktor tarafından tedavi edilmesi gerekir.dopaminMerkezi sinir sisteminde bulunan nöro aktarıcı.epilepsi Sara adıyla bilinen merkezi sinir sistemi ( MSS ) hastalığı.fasial paraliziYüz siniri felci, bu sinirin felcinde yüzün yarısı kısmen hareketsiz ve ifadesiz kalır.

Santral ve Periferik olmak üzere iki türlü olur.fazla terlemek Haddinden fazla terlemek; sinir bozukluğu, fazla sıcak, tiroid bezinin çalışmasında görülen bozukluk, tüberküloz, raşitizm veya iskorbütten kaynaklanır. Ergenlik yaşlarında da fazla terleme görülür. Bu nedenle terlemenin asıl nedenini bulmak gerekir.

felç sinir sisteminde meydana gelen bir bozukluktan dolayı, kas gücünün kaybolmasına felç, nüzül veya inme denir. Tıp dilinde ise paralizi veya serebral tromboz denir. Hafif ve ağır olmak üzere iki şekli vardır. Tedavinin ilk ve önemli şartı hastanın neşesini kaybetmemesi ve en kısa zamanda iyileşeceğine inanmasıdır.ganglionLenf yollarının yada sinirlerin oluşturduğu nodül şekilde oluşum.

geğirmek Çoğunlukla sinirli kimselerde görülür. Bunlar yemeklerde haddinden fazla hava yutarlar. Ayrıca geğirme mide veya safra kesesi hastalıklarının bir belirtisi olabilir. Bu nedenle esas nedeni tespit etmek gerekir.gevşek penis Erkeklik organının sertleşmemesi, sağlık durumunun bozukluğundan kaynaklanır. En önemli neden sinir bozukluğudur.

Kendine güvenememe, yorgunluk, içki, şeker hastalığı, uyuşturucu madde alışkanlığı da diğer nedenler arasında sayılabilir. Tedavinin ilk şartı; kötü alışkanlıkları bırakmak, kendine güvenmek, temiz havada dolaşmak ve yeterince gıda almaktır.havale Vücut kaslarının ani ve şiddetli olarak kasılması sonucu ortaya çıkan duruma havale denir.

Büyüklerde havale çoğunlukla sara nöbetleri sırasında görülür. Küçük çocuklarda görülen havale, sinir sisteminin değişik nedenler karşısında göstermiş olduğu bir tepkidir. Bu tepkiler de; kemik hastalıkları, yüksek ateş, boğmaca, devamlı hazımsızlık, bağırsak şeritleri veya diş çıkarmalardan kaynaklanabilir.

Ayrıca bu duruma sinir sistemi veya beyinde meydana gelen bir hastalık da neden olabilir. Havale geçiren çocuğun gözleri sabit bir noktaya çevrilir, çenesi de kenetlenir. Dudakları, yüz kasları, kol ve bacakları, önce şiddetli bir şekilde kasılır, sonra da çırpınmaya başlar. Ağzından da köpük gelir. Bütün bunlar bir iki dakika devam eder. Sonra bütün belirtiler kaybolup, uykuya dalar.

Hastalığın bir nedenini bulmak için mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Bu arada çocuğu sessiz, loş bir odaya yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmek faydalıdır.hazımsızlık Sindirimin normal şekilde olmaması ve bağırsakların seyrek çalışmasına; halk arasında hazımsızlık, tıp dilinde ise dispepsi denir. Nedenleri çeşitlidir.

Ağır yemekler, yemekleri gereği gibi çiğnememe, diş veya dişeti iltihapları, içki veya sigara içmek, çok miktarda çay veya kahve içmek, fazla miktarda şekerli veya unlu şeyler yemek, kansızlık, yorgunluk, sinir bozukluğu ve üzüntü hazımsızlığı doğuran nedenler arasında sayılabilir. Yemekten bir süre sonra; midede şişkinlik veya yanma hissi ortaya çıkar. Sık sık yemek ihtiyacı hissedilir.

Kabızlıktan şikayet edilir. Bazı kimselerde halsizlik, uykusuzluk, unutkanlık veya çarpıntı görülür. Tedavinin ilk şartı; sıkıntı ve üzüntülerden sıyrılmaktır. Zararlı şeyler terkedilir. Et yemekleri de mümkün olduğu kadar azaltılır. Haddinden fazla yemek yenmez. Yemeklerden sonra soğuk su içilmez. Yemek aralarında acıkınca süt ile birkaç galete yenir.

hıçkırık Solunum kasları ve özellikle diyaframın uyarılması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde singultus denir. Nedenleri çeşitlidir. Basit hıçkırıklar; çoğunlukla mide gazı, sıcak ve baharatlı yemekler, sinir bozukluğundan kaynaklanır. Ayrıca; bazı kalp, karaciğer, bağırsak ve pankreas hastalıkları, zatülcenp veya zatürreede de görülebilir.

3 saatten fazla süren hıçkırıklarda, doktora başvurmak gerekir.hilusOrganlarda büyük damar ve sinirlerin, akciğerlerde solunum yollarının giriş kapısı.idrar tutukluğu Mesane (idrar torbası) dolu olduğu halde idrar yapılamaz. Karnın alt bölgesi gerginleşmiştir. Bastırılınca ağrı hissedilir. Tıp dilinde akut retansiyon adı verilen bu durumun nedenleri çeşitlidir. Örneğin, böbreklerde taş, prostat büyümesi, idrar yollarının doğuştan kusurlu olması, fazla miktarda alkol içmek, mesane felci, belsoğukluğu, sinir hastalıkları veya üşütmek idrar tutukluğuna neden olabilir. İlk tedbir olarak hastanın karnına içinde sıcak su olan bir şişe konur. Sıcak su ile banyo yapılırken, idrar çıkarmaya çalışılır.iktidarsızlık Erkeklik organının (penisin) yeteri kadar sertleşmemesi sonucu, cinsel ilişkide bulunamamaya; halk arasında iktidarsızlık, tıp dilinde ise empotans denir. Kendine güvenememek, yorgunluk, tiksinti, sinir bozukluğu, alkolizm, şeker hastalığı, doğum kontrolü için uygulanan metotlar veya aşırı şişmanlıktan kaynaklanır. Ilık banyolar, açık havada dolaşmak ve dinlenmek başvurulacak ilk çarelerdir.iritabl duygudurum

Kolayca sinirlenen ve kışkırtılınca öfke gösteren.

Источник: https://www.notusta.com/sinirsel-agrilar-16892/

Kanser ağrısı nasıl tedavi edilir?

Düzenli Kullanılan İlaçlarla Geçmeyen Ağrılarda Son Çare: Girişimsel Ağrı Tedavisi

Yazı Boyutu:

Küçült

Sıfırla

Büyült

03.07.2018

Çoğu kanser hastasında ya da kanser geçmişi olan hastada ağrıyı etkili bir şekilde tedavi etmek mümkündür. Kanser kaynaklı ağrılar tamamen geçmese bile, tedavi kaynaklı ağrılar neredeyse bütün hastalarda giderilebilir.

Ağrıları ve diğer şikayetleri etkili bir şekilde geçirmek ya da hafifletmek hastalığın bütün evreleri sırasında yaşam kalitesini artırmaktadır. Hastalar ağrı hissedip hissetmediklerini doktorları veya hemşireleriyle paylaşmalılar.

Hastaların yaşayabilecekleri herhangi bir ağrı hakkında bilgi vermeleri önemlidir.

Ağrı Değerlendirmesi

Farklı kanser türleri, farklı kanser evreleri, hastaların ağrıya ve tedaviye verdikleri yanıtlar ve kişisel tercihler farklı olduğundan, kanser ağrı yönetimi hastaya özel uygulanmalıdır. Tüm hastalar ağrı olup olmadığı konusunda düzenli olarak taranmalıdır.

Ağrılar varsa, yatan hastalara daha sık sorulması ve hemşireye ya da doktora bildirmesi önerilir. Ağrı yoğunluğu 0 ila 10 arasında bir ölçekte değerlendirilir; 0 “ağrı yok” ve 10 “en kötü ağrı” arasındaki numaralarla belirtilebilir.

Hastalara yeterli analjezik (ağrı kesici) verilmesi gibi gereken müdahaleler yapılmalı ve ne zaman ağrıları olursa bu durumu hemşire ya da doktorlarına bildirmeleri için teşvik edilmelidirler.

– İlginizi çekebilir: Kanser ağrısı ve önemi

Ağrı Yönetimi

Moleküler biyoloji, sinir bilimi, farmakoloji ve anesteziyoloji alanlarındaki bilimsel gelişmeler sayesinde özellikle son otuz yıldır ağrıyı anlamaya ve tedavi etmeye yönelik çok fazla ilerleme kaydedilmiştir.

Araştırmacılar, ağrı reseptörlerini tespit etmişler ve ağrı sinyallerinin beyne iletilmesi sürecini açıklamışlardır.

Laboratuvardaki bu bulgular kanser hastalarının ağrılarının tedavilerinde daha etkili terapilere dönüşmüştür.

Kanser sebebiyle olan ağrılar şu yaklaşımlardan biri ya da birkaçı ile tedavi edilebilir:

• Ameliyat ile kanserin ortadan kaldırılması ya da tümörlerin mümkün olduğunca temizlenmesi, veya

• Radyoterapi, kemoterapi ve immünoterapi ile altta yatan kanseri kısmen veya tamamen tedavi ederek ağrı ile ilgili önemli miktarda rahatlama sağlanması,

• Direk ağrıya yönelik ilaçlar, girişimsel ve girişimsel olmayan tamamlayıcı yöntemler.

Palyatif Cerrahi / Radyasyon Tedavisi

Ağrı ve diğer şikayetleri azaltarak hastaların yaşam kalitesini sürdürebilmelerini sağlamak gibi palyatif amaçlarla radyoterapi kesinlikle yapılabilir.

Bağırsak tıkanıklığı, omurilik veya periferik (uç) sinirlerin sıkıştırılması veya organların sıkıştırılması gibi ağrıya sebep olan kanser komplikasyonlarını önlemek veya kontrol etmek için cerrahi müdahale yapılabilir.

Palyatif cerrahi ve radyoterapi hasta konforuna odaklanır ve çoğunlukla ileri evre kanserli hastalar bu yaklaşımlara ihtiyaç duyar.

Farmakolojik ve anestezi yaklaşımları

Ağrı kesici ilaçlar çeşitli kanserle ilgili ağrılar için verilebilir. Bu ilaçlar hastaların tercih ve bireysel seçimlerine göre verilir.

Bunlar arasında:

• Ağızdan hap şeklinde

• Transmukozal (ağızda emilerek kısaca tutulur)

• Rektal (makattan fitil)

• İntravenöz (serum şeklinde toplardamardan)

• Subkutanöz (cildin hemen altına enjeksiyon)

• Transdermal (deri yoluyla emilerek)

• Epidural olarak veya intratekal yolla (omuriliğin çevresindeki bölgeye)

Hafif ve orta şiddette ağrı

Aspirin ve ibuprofen gibi non-steroid anti-inflamatuvarlar ve parasetamol gibi opioid olmayan ağrı kesici ilaçlar, kas ve kemik ağrısı gibi ağrılar da dahil olmak üzere birçok hafif-orta şiddetli ağrıları kesmeye yardımcı olur.

Narkotik analjezik olarak da adlandırılan opioidler, kırmızı ve yeşil reçete ile satılan ve daha güçlü etkiye sahip ağrı kesicilerdir. Yukarıda saydığımız opioid olmayan analjezikler, daha şiddetli ağrıları kesmek için opioidler ve diğer tedaviler ile beraber verilebilir.

Şiddetli ağrı

Opioidler (morfin, fentanil, kodein, oksikodon, hidromorfon ve metadon gibi) kanser ağrılarını kesmede veya azalmada çok etkilidir. Bu grubun en iyi bilinen ilacı morfindir ve yaygın inanışın aksine morfin en güçlü opiod değildir.

Hastalar bu ilaçların bazen bağımlılık yapacağından korkmaktadır; ancak bu ilaçlar güvenlidir ve iyi tolere edilir. Biyoteknolojik yöntemlerle, keyif vericilikten ziyade ağrı kesici ve sıkıntı giderici kimyasallara dönüştürülmektedirler.

Opioidler uygun şekilde alındığında nadiren bağımlılık yapar.

İhtiyaca bağlı olarak opioidler, herhangi bir şiddetteki kanser ağrısında reçete edilebilir. Orta veya daha yüksek şiddette ağrıların tedavisinde, parasetamol veya steroid yapıda olmayan anti-inflamatuar ilaçlarla beraber veya ayrı verilebilir. Doktorunuz, kullanılan opiod miktarını ihtiyacınıza göre yakın takiple ayarlayacaktır.

Ani gelen şiddetli ağrılar (breakthrough pain)

Kanser hastalarının dönem dönem gün içinde ani başlayan şiddetli ağrılar çekebildikleri blinmektedir. Bu durumlar için hızlı etkili ve kolay uygulanabilir ağrı kesicilere ihtiyaç vardır.

Doktorunuz bu tarz ağrılar için ağızdan hap şeklinde alınan morfin gibi hızlı etkili bir analjezik verebilir. Bu kurtarma dozları hızla etki eder.

Genellikle rutin ağrı için düzenli olarak verilen ilaçlara ek olarak verilir.

Yardımcı analjezikler

Antidepresanlar, antikonvülzanlar ve steroidlerin başını çektiği bazı ilaçların, kanser ağrılarında faydalı olduğu bilinmektedir. Bu ilaçlar el ve ayk uçlarında karıncalanma, yanma hissi ve inflamasyonun neden olduğu ağrıların hafifletilmesine yardımcıdır.

– İlginizi çekebilir: Kemoterapiye bağlı Nöropatinin (sinir hasarı) teşhisi ve tedavisi

Sinir blokları

Akut (ani başlangıçlı) ve postoperatif (ameliyat sonrası) ağrı ile bazı kronik ağrı problemleri için, geçici sinir blokajları rahatlama sağlayabilir. Çoğunlukla sinirlerin çevresine bir lokal anestezi enjekte edilerek yapılır.

Anestezik ilaç beyine ağrı sinyalleri gönderilmesini keserek hızlı bir ağrı rahatlaması sağlar. Bu teknikler geçici veya kalıcı süreler planlanarak uygulanabilir.

Girişimsel radyologlar, anestezi veya algoloji uzmanları tarafından uygulanır.

Epidural ve intratekal pompalar: Çoğunlukla şiddetli, sürekli ağrı kesici ihtiyacı olan veya ağızdan alınan ağrı kesicilerle kontrol altına alınamayan durumlarda tercih edilir. Epidural veya intratekal pompalar bir kese içine taşınır ya da deri altına yerleştirilir. Bu sayede sürekli bir ilaç verilebilir.

Nörocerrahi Yaklaşımlar

Çoğu kanser ilişkili ağrılar ilaçlarla etkili bir şekilde yönetilebilir, fakat ilaç tedavisi yeteri kadar rahatlatmazsa veya yan etkileri bir sorun olmaya başladığında; farmakolojik olmayan yaklaşımlar genellikle etkindir.

Ağrının kontrol edilemediği durumlarda; omurilikte beynin ağrı uyarılarını iletmekten sorumlu olan sinirleri devre dışı bırakılarak nöroşirürji (beyin cerrahisi) teknikleri uygulanabilir.

Psikolojik yaklaşımlar

Kısa süreli psikoterapi, yapılandırılmış destek ve bilişsel-davranışçı terapi, hastaların baş etme becerilerini geliştirerek tedavilerin etkinliğini arttırmak mümkün olabilir. Kanser ve tedavisinin başlıca psikiyatrik komplikasyonlarının değerlendirilmesi ve iyileşme süreci için psikiyatrik destek alınabilir.

Tamamlayıcı tedaviler

Ağrı problemleri için tamamlayıcı yaklaşımlar, tedavinin herhangi bir aşamasında tedaviye dahil edilebilir. Bunlar arasında; gevşeme teknikleri, meditasyon, hareket terapileri, akupunktur, sanatsal tedaviler ve tıbbi ağrı kontrolü için masaj (refleksoloji) bulunur. Bu teknikler akut ağrıyı, akut süreç sonrası ağrı ve bazı kronik ağrı biçimlerini hafifletmeye yardımcı olabilir.

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.drozdogan.com/kanser-agrisi-nasil-tedavi-edilir/

Ağrı Kesicileri Doğru Kullanıyor Musunuz?

Düzenli Kullanılan İlaçlarla Geçmeyen Ağrılarda Son Çare: Girişimsel Ağrı Tedavisi
Uzm. Dr. Mehmet ÇELİK
Ağrı Polikliniği (Algoloji)
Memorial Şişli Hastanesi

“Bir ağrı kesici alayım da başımın ağrısı geçsin”

“Bu ilacın tadı kötü, ben iğne olayım”

“Komşuda fazla ağrı kesici var mı acaba?”

“Ağrımın şiddeti biraz daha artsın da hapı öyle alayım”

Ağrı sorunu yaşayan kimselerden sıkça duymaya alıştığımız ve ilk bakışta sıradan gibi algılanan bu cümleler aslında büyük bir yanılgıya işaret ediyor.

Ağrı kesicilerin bilinçsiz kullanımı ağrıyı dindirmediği gibi psikolojik anlamda etki etmekten öteye gidemiyor. Memorial Hastanesi Ağrı Kliniği’nden Uz. Dr.

Mehmet Çelik “Ağrı kesicilerin doğru kullanımı” hakkında bilgi verdi.

Ağrı kesiciler en fazla tüketilen ilaç gruplarının başında geliyor

Kimi zaman sıradan bir diş ağrısı için kimi zamansa uzun süredir devam eden kronik ağrılarımız için çok eski yıllardan beri pek çok ağrı kesici ilaç alıyoruz.

Bu ilaçların kullanımı çoğu kez hekim kontrolü olmadan kulaktan dolma bilgilerle eczaneden ilaç almak ya da konu komşunun artmış ilaçlarını kullanmak şeklinde gerçekleşiyor. Ancak son yıllarda tıbbın hızlı gelişimi ile birlikte ağrı kesiciler konusunda birçok geleneksel bilgi geride bırakılmış durumda.

Bugün edindiğimiz bilgi birikiminin ve deneyimlerin ışığında yeni görüşlere ve yeni bir anlayışa sahip durumdayız. Bu doğrultuda Dünya Sağlık Örgütü tarafından ağrı kesici ilaç kulanımı ile ilgili çeşitli ilkeler geliştirilmiştir.

Bu ilkelerin amacı, tüm dünyada ağrı kesici ilaç kullanımını belirli standartlara bağlamak ve ağrı hastalarının etkili ve yeterli ağrı tedavisine kavuşmalarını sağlarken ilaçların yan etkilerine maruz kalmalarını önlemektir.

Ağrı kesici kullanımında öncelikli olarak tercih edilmesi gereken yol ağız yoludur

Ağızdan ilaç kullanmak en ağrısız ve zahmetsiz yoldur. Bu nedenle mümkünse ağız yolundan kullanılan tablet ya da kapsüllerle ağrının kesilmesi yoluna gidilmelidir.

Oysa özellikle bizim toplumumuzda ağız yolundan kullanılan ilaçlar küçümsenmekte ve halk arasında kısaca “iğne” olarak tabir edilen kas içi ya da damar içi ilaçların daha etkili olduğu inancı yer almaktadır. Bu nedenle yanlış bir inanış olarak “iğne yazan doktor iyi doktordur” kanaati yaygındır.

Bugün ağızdan kullanılan pek çok ağrı kesici kas içi ya da damar içi kullanılan ilaçlardan çok daha etkilidir. Ağız yolu dışındaki ilaç uygulama yolları ise yutma zorluğu, kusma gibi ağızdan ilaç alımını engelleyen durumlar varsa kullanılır.

Ağrı kesici ilaç seçimi bir basamak sistemi içinde olmalıdır

Ağrı kesici ilaçlar etki güçlerine göre 3 gruba ayrılır. Hastanın bu basamakların hangisinden başlayacağına ağrının şiddetine göre karar verilir. Tedaviye başlandıktan sonra da hasta hekimi tarafından uygun aralıklarla yeniden değerlendirilmeli ve ilaçların etkileri, yan etkileri göz önüne alınarak ayarlamalar yapılmalıdır.

İlacın dozu kişiye göre değişir

Ağrı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “kişiye özgü hoş olmayan bir duyu” şeklinde tanımlanır. Ağrının bu kişiye özgü olması durumu tedavisinin de kişiye özgü olması zorunluluğunu doğurur. Bu nedenle her ağrı kesici için önerilen dozlar var olsa da bu dozlar kesin değildir. Ağrılı hasta hekimi tarafından düzenli aralıklarla değerlendirilerek etkin doz kişiye göre belirlenmelidir.

Ağrı kesiciler ağrı geldikçe almak şeklinde kullanılmamalı, düzenli aralıklarla alınmalıdır

Ağrı kesici ilaçların ağrı ortaya çıktığında kullanılması sık yapılan hatalardan biridir. Oysa özellikle kronik ağrılarda bu düzen uygunsuzdur.

Kronik ağrı hastaları o anda ağrının varlığına ya da yokluğuna aldırış etmeksizin düzenli aralıklarla ilaçlarını kullanmalıdır. Bu şekilde ilacın kan düzeyinin dalgalanma göstermesinin önüne geçilmiş olur ve tedavinin etkinliği artırılır.

İlacın düzenli kullanılmasını ve kan düzeyinin sabit kalmasını önleyen bir diğer hata ise öğünlere göre ilaç kullanmaktır.

Ağrı kesici ilaçlar sabah-öğlen-akşam gibi öğünlere bağımlı kalınarak kullanılmamalıdır

Çünkü öğün araları eşit değildir. Bunun yerine günlük ilaç dozuna göre belli saat aralıklarıyla ilaç kullanmak doğru olur. Ağrı kesiciler bu prensiplere uyularak kullanıldıklarında tüm kronik ağrıların yüzde85’inde etkili ve yeterli olabilmektedirler.

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/agri-kesicileri-dogru-kullaniyor-musunuz/

Kanser ağrısı yaşam kalitesini olumsuz etkiler: Mutlaka tedavi edilmelidir!

Düzenli Kullanılan İlaçlarla Geçmeyen Ağrılarda Son Çare: Girişimsel Ağrı Tedavisi

Prof. Dr. Avni Babacan: Kanser ağrısının özellikle ilerlemiş evrede görülme sıklığı %85-%90’lara ulaşmaktadır. Dolayısıyla kanser ağrısının gerçekten önemsenmesi gerekir.

Ayrıca kanser hastası, kanser olduğu andan itibaren ağrı ile karşılaşabileceğini bilmelidir.

Sadece hasta değil gerek onkoloji doktorları, gerek radyoterapi uzmanları, gerekse cerrahların yani kanserle uğraşan her branştan doktorun, hastanın kanser olduğu andan itibaren ağrısı olabileceğini bilip, ağrı ile de mücadele etmeleri gerektiğine inanmaları gerekir.

Doktorların bu konudaki farkındalık ve bilinç düzeyini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Prof. Dr. Avni Babacan: Başlangıçta ağrı gerçekten önemsenmiyordu. Hastanın kanseri tedavi edilmeye çalışılıyordu ama ağrısı üzerinde durulmuyordu. Hastalar şunu söylüyor; “Ağrım geçtiği zaman kanser olduğumu unutuyorum”.

Dolayısıyla hastanın önemsenmesi ağrı ile ilişkili. Bir başka açıdan baktığım zaman acaba kanserle uğraşan doktorlar “ağrıyı kestiğimiz zaman, hasta kanser olduğunu unutacak ve bize bir daha uğramayacak” gibi mi düşünüyorlar sorusunu sormadan edemiyorum.

Biraz ütopik bir düşünce belki ama aklıma gelmiyor değil. Çünkü hasta ağrısı olduğu zaman doktora müracaat ediyor.

Ağrıyı kesince, hasta gelmeyecek diye mi düşünüyorlar? Biz ağrının önemsenmesi gerektiğine inandığımız için hasta “ağrım var” diyorsa buna inanmalı, “senin ağrın psikolojik ağrıdır” deyip geçiştirmemeliyiz.

Prof. Dr. Avni Babacan: Kanser bazen dokuyu, bazen kemiği ve siniri tutar, bazen damarı, yumuşak dokuyu tutar. Dolayısıyla tuttuğu yerlere göre, ağrıya neden olur; siniri tuttuğu zaman olay çok ciddidir. Sinir ağrısı dediğimiz nöropatik ağrılar ortaya çıkar, bunlar çok ciddi ağrılardır.

Beyini tuttuğu zaman yine öyle çünkü beynin kafatasının içinde bulunduğu kısım içerisinde sıvıda bir artış ya da dokuda bir artış hemen kendisini kötü şeylerle belli eder, bu da bir işarettir. Bu işaretlerden bir tanesi de ağrıdır. Dolayısıyla geçmeyen bir baş ağrısı önemlidir.

Bunun altında kanser de yatabilir, başka nedenler de olabilir ama hep bunu ekarte etmek için uğraşmalıyız.

Algoloji Bilim Dalı’nın uğraştığı alan geçmeyen, kronik dediğimiz ağrılar. Kanser ağrısı da kronik bir ağrıdır. Ama kanser ağrısı kronik bir ağrı olmasına rağmen, akut alevlenmeleri, akut ağrı örnekleri de işin içine giriyor.

O zaman biz bir taraftan kronik ağrıyı tedavi ederken, bir taraftan akut atakları da tedavi etmeliyiz. Bunun adı; “breakthrough pain” yani ani ağrı, kaçak ağrısı, birdenbire ortaya çıkan ağrı anlamına geliyor.

Dolayısıyla bir taraftan kronik ağrı tedavisi yaparken bir taraftan da bunları hesaplamak durumundayız.

Dünya zaten bununla uğraşırken de yeni yeni şeyler ortaya çıkardı.

Hastanın ağrısını kontrol altına aldık ama ani gelen ağrıları kontrol altına alamıyoruz, böyle durumlar için kısa etkili, hemen etki yapan morfin tabletler, dil altındra eriyen tabletler gibi birkaç dakika içinde eriyip etkili olan ilaçlar piyasaya çıkardılar. Bütün bunları düşündüğümüz zaman kanser ağrısının önemsenmesi gerektiğini, ilerlemiş dönemde çok ciddi derecede karşımıza çıkabileceğini ve şiddetli olabileceğini bilmemiz çok önemli.

Prof. Dr. Avni Babacan: Hastanın ağrısız dönemini uzatmak önemli yani hasta ağrısız olmalı, rahat uyuyabilmeli, günlük aktivitesini yapabilmeli. Hedefimiz; ağrıyı sıfırlamak değil hasta dayanabileceği düzeyde ağrı ile yaşamalı ve yaşam kalitesini bozmamalı. Dolayısıyla istirahatte ve harekette ağrıyı da hissettirmemek hedefimiz.

Kanserli hastaların ağrılarının dindirilmesinde Algoloji’nin uyguladığı tedavi yöntemleri nelerdir?

Prof. Dr. Avni Babacan: Öncelikle “Ağrın varsa sesini duyur” sloganını yıllardır kullanıyorum. Bu, Dünya Ağrı Cemiyeti’nin ortaya koyduğu bir slogandır. Ağrıya çare var, bunları hep birer slogan şeklinde verdiğimiz zaman insanların gözlerine ve kulaklarına hitap ediyoruz.

Yani biz insanlara ağrıya çare var, ağrın varsa sesini duyur, yeter ki sessiz kalma, benim ağrım var de ve gece gündüz bunu haykır diyoruz. Bu haykırışlarını biz Algologlar, ağrı ile uğraşan uzmanlar zaten biliyoruz ve duyuyoruz ama diğer doktorların da duymasını istiyoruz.

Ağrı tedavisinde esas, hastayı ağrısız halde uzun süre tutmak, daha ağrısız yaşatmak, yaşam kalitesini yükseltmektir. Bunun için de öncelikle vücudun kendi endorfin sistemini yani kendi ağrı kesici sistemini aktive etmek lazım.

Oto hipnoz dediğimiz insanın kendi kendini telkin ederek ağrısını kesme metodları ki günümüzde tamamlayıcı tıp ya da alternatif tıp şeklinde lanse edilse de bunun içerisinde akapunktur var, hipnoz var, yoga var vs. tamamlayıcı yöntemler dediğimiz bu yöntemleri öncelikle insanlar kendi kendilerine hepsini kullanabilmeli.

İnsanlar kendi kendilerine bunu başaramadıkları dönemde doktora başvurmalıdır. Bu bilinci gerek doktorlara gerekse hastalara vermek lazım. Şu anda ağrı dersleri tıp fakültesi müfredatına girdi, tıp öğrencilerine ağrı dersi vermeye başladık. O bilinç yavaş yavaş yerleşiyor, bu da yeni bir uygulama. Halkı bilinçlendirmek çok önemli.

Ağrı tedavisinde birtakım ilkeler ortaya koymak lazım. Birinci olarak ilaçlarla bu işe başlamak gerekir. Özellikle ağızdan alınan yani oral ilaçlar dediğimiz ağrı kesici ilaçları başlangıçta kullanmak lazım ve bunları Dünya Sağlık Örgütü’nün ortaya koyduğu basamak sistemi dediğimiz sistemle başlamak durumundayız.

Basamak sistemi; ağrının şiddetine göre basit analjezikler dediğimiz birinci grupta kullanılan ilaçlar ki; Aspirin, Novalgin, Parasetamol grubu nonsteroid ajanlar dediğimiz yani Apranax, Majezik gibi ajanlar birinci basamakta yer alıyor, daha sonra ikinci basamakta ağrının şiddetlenmesine göre ve bunların yetmediği yerlerde ikinci basamaktaki Kodein ve Tramadol dediğimiz ilaçlar var.

Üçüncü basamakta da morfin ve türevi ajanlar var. Bunları ağrının şiddetine göre bilinçli bir şekilde kullanmak gerekir. Bazen üç basamaktaki ilaçları da beraber kullanabiliyoruz. Bazen ağrının şiddetine göre direkt üçüncü basamaktaki ilaçları kullanabiliyoruz. Bunun adına asansör sistemi diyoruz.

Basamak sistemi uygulanırken artık son yıllarda direkt ağrının şiddetine göre asansör sistemi uygulanarak üçüncü basamaktan da başlanabiliyor tedaviye.

Prof. Dr. Avni Babacan: Morfin, Türkiye’de üretilip de en az tüketilen bir ajan. Çünkü yıllarca bize tıp fakültesi eğitiminde morfin bağımlılık yapar, morfin solunumu durdurur korkusuyla bunlar öğretildiği için öncelikle doktorlar opiofobi yani opioidlerden korkma, morfinden korkma hastalığına yakalandılar. Tabii bu halka da zaman zaman yansıdı.

Çünkü doktorlar da konuşmalarında bunları dile getirince halk da bundan korktu. Dolayısıyla bugün, bu düşünceyi yıkmaya çalışıyoruz. Artık hekimlerin de hastaların da opiofobiden kurtulmaları ve daha bilinçli olmaları gerekiyor.

Eğer morfini bilinçli ve akılcı kullanırsak, yani düşük dozdan giderek yüksek doza doğru çıkarsak ve uygun endikasyonu doğru seçersek bence morfinden korkmaya gerek yok.

Çünkü bağımlılık ile ilgili yapılan istatistiki çalışmalarda onbinde bir oranında bağımlılığın olduğu söylenebiliyor. Bu da yine psikolojik olarak meyilli insanlarda görülüyor yani her insanda morfin bağımlılık yapar diye bir kural yok.

Fakat bir noktada parantez açmak istiyorum dolantin adıyla hastanelerde akut ağrıda kullanılan ameliyat sonrası ağrılarda anestezi doktorunun kullandığı ajanın kanser ağrısı tedavisinde kullanımında hiç yeri yoktur. Bunun altını çiziyorum çünkü bu ajan kısa sürede bağımlılık yapıyor.

Dolayısıyla biz doktorlar akut ağrı tedavisinde yani ani ağrılarda bunu kullanıyoruz ama bir veya iki defa kullanıyoruz. Kronik ağrıda kullanımı tamamen yasak.

Ağrıyı ilaçlarla kontrol altına alamadığınız durumlarda hangi yöntemleri uyguluyorsunuz?

Prof. Dr. Avni Babacan: İlaçlarla kontrol altına alamadığımız durumlarda algolojinin uyguladığı invaziv ağrı tedavisi yani girişimsel ağrı tedavi yöntemleri var. Bunlar özellikle kanser hastalarında önemli.

Ağrının sebebi sadece kanserin kendisi olmayabilir, kanserde uygulanan tedavi yöntemlerinin de ağrı nedeni olduğunu bilmek gerekir; ilaçların yan etkileri, radyoterapinin yan etkileri ve yapılan cerrahinin yan etkileri gibi. Bunlarda ağrı nedeni olabilir.

Radyoterapi özellikle sinirlerde ciddi problemler yaratıp, pleksopatilere yani sinirlerle ilgili ciddi ağrılara neden olabiliyor çünkü bazen sinirleri yakıyorlar. Kanser dokusunu yakalım derken sağlam doku da yakılabiliyor.

Ağrıların nedenleri böyle olunca, sadece ilaç değil ağrı tedavisinde girişimsel yöntemleri de beraberinde kullanmak zorundayız.

Dolayısıyla bir pankreas kanserinde, bir mide kanserinde bir kalınbarsak kanserinde hasta kanser teşhisi konulup da ağrısı başladığı zaman hemen ilaç tedavisi değil, beraberinde o ağrının neden olabileceği, ağrının taşındığı ilgili sinirlere nörolitik bloklar yapmak zorundayız yani o sinirin ağrı taşıma fonksiyonunu yok etme işlemi.

Ağrıyı taşıyan sinirler duyu sinirlerdir yani hareketi sağlayan sinirler değildir, sempatik kökenli ağrılar taşıyan sinirler de var ve bunların yerlerini biliyoruz. İç organ kanserlerinde belli sinirlerin tahrip edilmesi söz konusu.

Bir jinekolojik kanserde, mesane kanserinde, idrar yolları ile ilgili bir kanserde kuyruk sokumu bölgesinden ya da L5 dediğimiz omurganın L5’in önündeki bir siniri bloke ettiğimiz zaman ki bu blokajı birtakım ajanlarla, kimyasal maddelerle yapabiliyoruz ya da son yıllarda güncel olan radyofrekans dediğimiz yüksek frekanslı radyo dalgalarını kullanarak yapabiliyoruz.

Nörolitik yöntemler ve radyofrekans yöntemleri girişimsel ağrı tedavisine uyguladığımız yöntemlerdir.

Ağrıyı bunlarla da kontrol altına alamadığımız zaman hastaya omuriliğin geçtiği, omuriliğin üstünde yer alan sinirlerin çıkıp da ağrı yolaklarının geçtiği yol, beyine giden yolun olduğu kısımdaki belki epidural mesafe bunu doğumda da kullanıyoruz, ağrısız doğum yapmak için.

Epidural mesafe bir kateter koyarak, incecik bir hortum yerleştirerek ya da spinal kanal dediğimiz omurilik sıvısının olduğu epidural mesafenin altındaki yere spinal kanal içerisine ince bir hortum yerleştirerek böylece morfin pompaları dediğimiz pompa sistemini yerleştirebiliyoruz. Yani epidural ya da spinal aralığa morfin pompaları uygulayabiliyoruz.

Şöyle düşünürsek, birim olarak ağız yoluyla verdiğiniz ilaç 100 ise bunu kalçadan enjeksiyon şeklinde yaptığınız zaman 10 ama spinal kanal içerisine verdiğiniz zaman 1 oranda veriyorsunuz. Hatta epidural de 1 veriyorsunuz, spinal kanalda 0,1 veriyorsunuz, yani on kat daha aşağısı.

Çok az doz morfinle spinal kanaldan hastanın daha uzun süre ağrısını kesmek mümkünken niye 100 birimlik oral ilacı verelim. Ama yine de öncelikle ilke, ağızdan ilaçları vermektir çünkü hastanın bu ilaçları alımı kolay.

Son yıllarda yine bir yöntem daha gelişti, artık ağızdan alınan ilaçların yanı sıra hastanın cildine bir flaster yapıştırarak patc dediğimiz bir yöntem ortaya çıktı. Bu patchler devamlı bir şekilde üç gün hastanın üzerinde kalıyor yapıştırma flasterlerle, bu şekilde de hastanın ağrısını kesme şansımız var.

Noninvaziv dediğimiz yöntemlerle hastaya zarar vermeden, hastanın ilaç alımını kolaylaştırarak ağrısını kesebiliyoruz.

Kanser hastalarında hedeflenen başarı oranı nedir, yüzde kaçında başarılı ağrı kontrolü sağlanabilmektedir?

Prof. Dr. Avni Babacan: Ağrı tedavisinde %70 bizim için büyük başarıdır, %50’nin üzerinde başarı sağladığımız zaman kendimizi başarılı kabul ediyoruz. Dolayısıyla %50 hastanın ağrısının yarı yarıya azalması demektir.

Hiçbir zaman yüzde yüz başarı söz konusu değildir. Kişiden kişiye ağrı eşikleri değişir, ağrıyı algılama değişir. Yöntemler kişiye özel ağrı tedavisine doğru gidiyor.

Şu anda algoloji iyi bir ivme kazandı ve Türkiye ağrı uzmanı yetiştirmek için uğraşıyor.

Kanserde ağrı kontrolünün yeterince sağlanamadığı durumlar var mı? Bu yetersizliklerin nedenleri nelerdir?

Prof. Dr. Avni Babacan: Yetersizliklerin nedenlerini belki şöyle özetleyebiliriz, doktorların bilinçlendirilmesi gerekiyor. Her doktor ağrı tedavisi yapabilir ancak bilinçli yapmak zorunda, o nedenle doktorların eğitimi çok önemli.

İkincisi ülkemizde ağrı tedavisinin hala yetersiz olduğunu söyleyebiliriz, ilaçlar yeterince bulunmuyor. Morfini üretip de en az tüketen ve morfin bulunamayan bir ülkeyiz. Morfini çok ucuz olduğu için ilaç firmaları üretmiyor.

Diğer firmalar da pahalı malzemeler getiriyor, buna da Sağlık Bakanlığı çok fazla müsaade etmek istemiyor.

İnsanlar kanser olabilir ama ağrı çekerek kimse yaşamaz, yaşayamaz, ağrı ile yaşamak onun hakkı değil. Bir insanın ağrı çekerek yaşamasına müsaade etmek, insanlık suçu kabul ediliyor. Avrupa Ağrı Cemiyeti’nin bir deklarasyonu olarak yayınlandı bu zaten. O nedenle doktorlar bu konuda hakikaten sorumlu olacaklardır. Buna müsaade etmemek lazım.

Ağrınız varsa sesinizi duyurun sloganını bence halkın bilincine yerleştirmek zorundayız. İnsanlar ağrı çekerek yaşamasın, bununla ilgili artık ağrı klinikleri, ağrı bölümleri, algoloji üniteleri neredeyse üniversite hastanelerinin hepsinde var. Devlet hastanelerinin de çoğu yerinde, her şehirde neredeyse var.

Bu konuda hala eğitimlerimiz devam ediyor, insanları eğitiyoruz.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/kanser-agrisi-yasam-kalitesi-cok-etkiler-mutlaka-tedavi-edilmeli-morfin/

Ağrı Tedavisi Nedir? Bel, Bacak, Kalça, Sırt ve Boyun Ağrıları için Neler Yapılabilir?

Düzenli Kullanılan İlaçlarla Geçmeyen Ağrılarda Son Çare: Girişimsel Ağrı Tedavisi

Yıllar boyunca hastalara, ağrıları ile birlikte yaşamaları gerektiği söylenmiştir. Ancak, Ağrı Tedavisi Bilim Dalı’nın (Algoloji), özellikle son 20 yıl içerisinde kaydettiği gelişmeler sayesinde, günümüzde hiçbir hasta ağrıları ile yaşamaya mecbur değildir.

Ağrılar genel olarak; kas, eklem, kemik, sinir gibi vücut dokularının veya diğer organların, ani veya uzun süreli (kronik) zarar görmesiyle oluşur. Kronik ağrılar, zarar gören dokuların iyileşmesinden sonra da devam eden ağrılardır.

Uzun süre ağrı çeken kişilerde; ev ve iş hayatının olumsuz yönde etkilenmesi, genel durumlarının bozulması, giderek artan sıkıntı hali, hareketsizlik ve kilo alma, isteksizlik sık olarak rastlanan şikayetlerdir.

Bel, Bacak, Kalça, Sırt ve Boyun Ağrıları için Neler Yapılabilir?

Toplumun %80’i, hayatlarının bir döneminde; bel, sırt veya boyun bölgesinden kaynaklanan şiddetli ağrılardan yakınırlar. Başlangıçta ilaç tedavileri veya egzersizlerle hafifleyebilen bu ağrılar, daha sonra giderek şiddetlenebilirler. Yetersiz ve uygunsuz tedaviler nedeniyle, ağrılar, uzun süreli ve kalıcı hale gelebilir.

Bel ve boyun ağrılarının kaynakları; omurgayı (iskeletimizi) oluşturan kemikler, eklemler, bağlar, omurga kemikleri arasındaki yastıklar (diskler), kaslar, omurgadan çıkan sinir kökleri olabilir.

Özellikle sinirlerin üzerinde baskı olduğunda, kola veya bacağa yayılan ağrılar hissedilebilir.

Bu yapılardaki sıkışmalar ve zorlanmalar sonucunda; bel kayması, bel – boyun fıtıkları, omurilik kanalında daralma, ağrılı bel eklemi hastalıkları gibi birçok ağrılı durum ve rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bu rahatsızlıklarda özellikle erken dönemde müdehale etmek önemlidir.

Sık olarak uygulanan tedavilerden biri de epidural enjeksiyonlardır. Amerika Birleşik Devletlerinde, yılda 2 milyondan fazla hastaya, bel ağrıları için epidural ilaç enjeksiyonları uygulanmaktadır. Ağrının bulunduğu bölgeye yapılan bu enjeksiyon yöntemi sayesinde:

  • Ödem (şişlikler) ve baskı nedeniyle ağrı üreten sinirlerin bulunduğu alana ilaç yerleştirilmekte,
  • Tedavi edici ilacın, dolaylı olarak değil, doğrudan sinir sıkışmasının olduğu yere ulaşması sağlanmakta,
  • Sinir kökleri üzerindeki ödeme bağlı sıkışmalar kaybolmakta veya azalmakta,
  • Sinir sıkışmasına yanıt olarak oluşan ağrılı kas kasılmaları iyileşmektedir.
  • Omurgadaki eklemlerden kaynaklanan bel ve boyun ağrılarında da (Faset Eklem Hastalığı), eklem içine yapılan enjeksiyonlar sayesinde, iyileşme sağlanabilmektedir.

Uzun süren ve tekrarlayan bel, boyun ve sırt ağrılarının tedavisinde, Ağrı Tedavisi Kliniklerine başvurulması halinde:

  • Erken müdehale sonucu tedavi şansı artacak ve vücüdu güçlendirici egzersizlere hemen başlanabilecek,
  • Şikayetlerin tekrarlama olasılığı, diğer tedavilere kıyasla çok daha az olacak,
  • Tekrarlayan şikayetlere bağlı işgücü kayıpları ve masraflar ortadan kalkabilecektir (bel ağrısının, işgücü kaybı olarak A.B.D. ekonomisine verdiği zarar, yılda 60 milyar doların üzerindedir).

Bel veya Boyun Cerrahisi Sonrasında Geçmeyen ya da Şiddetlenen Ağrılar için Neler Yapılabilir?

Ağrı Tedavi Kliniklerinde takip edilen önemli hasta gruplarından biri de, bel veya boyun fıtığı veya kaymaları nedeniyle ameliyat olan, ancak bu ameliyatlardan sonra şiddetli ağrılar çeken hastalardır.

Bu hastalarda; geçirilen ameliyatın doğal bir sonucu olarak, sinir kökleri çevresinde yapışıklıklar ve iyileşme sırasında oluşan dokulara bağlı sıkışıklıklar olur.

Bunun sonucunda da, sinir kökü üzerinde sıkışma, baskı ve şiddetli ağrılar ortaya çıkabilir.

Yapışıklık olan bölgeye yönelik çeşitli tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Bunlardan biri de, özel enjeksiyon yöntemleri ile, ameliyatsız olarak, yapışıklıkların açılması ve sinir köklerinin rahatlatılmasıdır. Kateter denilen çok ince tüpler yardımıyla yapışıklık olan bölgeye ulaşılır ve ilaç enjeksiyonları ile tedavi uygulanır.

Kanser Ağrıları için Neler Yapılabilir?

Ağrı, kanserli hastalarda en sık karşılaşılan sorundur. Ucuz ve etkili ağrı tedavisi yöntemlerinin varlığına rağmen, kanser ağrılarının tedavisi ülkemizde yetersiz durumdadır.

Kanserli hastaların, %90’ında ağrı vardır ve hastalığın seyrine olumsuz etki edeceği gösterildiğinden, ağrı kesici tedaviye hemen başlanmalıdır.

Sıklıkla, kuvvetli ağrı kesicilerle, hastaların çoğunda, etkin ağrı tedavisi sağlanabilir.

İlaçların yetersiz kaldığı durumlarda ise, çeşitli enjeksiyonlarla sinirlerin uyuşturulması veya cilt altına yerleştirilen ince tüpler gibi yöntemlerle, çok şiddetli kanser ağrıları bile ortadan kaldırılabilir.

Zona ve Zona Sonrası Geçmeyen Ağrılarda Neler Yapılabilir

Su çiçeği hastalığına neden olan virüsün oluşturduğu, vücudun tek tarafındaki ağrılı döküntülerle seyreden hastalığa Zona adı verilir. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda (stres, şiddetli grip ve diğer hastalıklar, ameliyatlar veya kanser), vücutta bulunan virüs faaliyete geçer ve Zona hastalığı oluşur.

Yüz, boyun, kol, göğüs veya karın bölgesinde, tek taraflı, kırmızı döküntüler ve şiddetli ağrı ile seyreder. Ağrılarlar genellikle 3 hafta kadar sürer ve hastalık sonlanır. Döküntüler başladığında, Zona’ya yönelik kremler ve tedaviler uygulanır.

Ancak bu tedavi yeterli olmayabilir. Bu aşamada, Zona virüsünün yayıldığı sinirlerin çevresine, ilaç enjeksiyonu uygulanmalıdır.

Sinir kökünden yayılan ağrının baskılanması sayesinde, hastanın ağrısı geçer ve yalnız krem ile tedavi edilenlere göre hastalık çok daha hızlı iyileşir.

Bazı hastalarda, özellikle de ileri yaşlarda Zona geçirenlerde, hastalık sonlandığı halde şiddetli ağrılar kesilmez. Bu duruma Zona Sonrası Nevralji (Post Herpetik Nevralji) denir. Ellili yaşlardan sonra sık olarak görülür.

Gençlerde de görülebilir. Tedavisi güçtür. Bu nedenle Zona geçirirken önlem almak gerekmektedir. Zona ciddiye alınması gereken bir rahatsızlıktır.

Altmışbeş yaşın üzerindeki nüfusun, intihar nedenleri arasında, tedavi edilmemiş Zona ağrısı ilk sıralardadır.

Vücuttaki diğer nevrit ve nevraljilerde de (sinir dokusu ağrıları ve sinir ucu iltihapları) ağrı tedavisi olanakları vardır. Özellikle sık olan türü, yüzün tek tarafında çok şiddetli ağrılarla seyreden Trigeminal Nevralji’dir. Böyle durumlarda, özel ağrı ilaçları ve enjeksiyon teknikleri ile tedavi sağlanabilmektedir.

Kırık ve Kazalardan Sonra Oluşan ve Geçmeyen Kol, El ve Ayak Ağrıları için Neler Yapılabilir?

Kırıklardan sonra ortaya çıkan; el, kol veya ayaklarda çok şiddetli yanma, ağrılar ve şişmelerle seyredebilen şikayetlerde (Sudek Atrofisi, Refleks Sempatik Distrofi), erken dönemde, ağrı tedavisine başlanması gerekir. İlaç tedavileri ve Sempatik Sinir Blokajı ile başarılı sonuçlar alınmaktadır. Bu aşamadan sonra hastalar, el veya ayaklarına yönelik fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarını yaptırabilir hale gelmektedirler.

Ağrı Tedavisi girişimleri, kliniğimizde, C-kollu skopi cihazı ile görüntüleyerek ve ağrısız olarak yapılmakta, girişimsel uygulamaların emniyeti ve başarı oranı arttırılmaktadır.

Benzer birçok ağrılı durumun tedavisi, günümüzde olanaklı hale gelmiştir.

Özellikle toplumun büyük bir kısmını etkileyen bel ve boyun ağrılarının tedavisinde, Ağrı Tedavisi Klinikleri sayesinde, büyük ilerlemeler sağlanmıştır.

Ağrı Tedavisi Klinikleri, modern tıbbın önemli bilim dallarından biridir.

Ülkemizde de, bu alanda olumlu adımlar atılmıştır.

Источник: http://centralhospital.com/SaglikRehberi/A/agri-tedavisi-nedir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.