Eklem Aşınması Kader mi?

Eklem Kireçlenmesi

Eklem Aşınması Kader mi?

Eklem Kireçlenmesi (Osteoartrit)

Osteoartrit (kireçlenme) orta yaş üzerinde çok sık rastlanan bir sorundur. Daha çok diz eklemi olmak üzere vücutta birçok eklem etkilenir. Dizde olduğunda ağrı ve yürüme zorluğu ile günlük hayatı belirgin olarak etkiler. Ellili yaşlar sonrası herkeste olabilme ihtimali vardır.

Eskiden bu duruma birşey yapılamazken gelişen teknoloji ile birlikte öncelikle ilaçlar olmak üzere erken evrelerde diz içi enjeksiyonları ve yürüme iyice bozulduğunda cerrahi tedavi yapılabilmektedir. Vücudumuzdaki tüm eklemlerde olduğu gibi diz ekleminde de kemiğin yüzeyi kıkırdak ile kaplıdır. Dizkapağı kemiği de çok güçlü bir kasa bağlanarak dize hareket verir.

18-20 yaşlara kadar büyümesini tamamlayan eklem kıkırdağı daha sonra kendini yenileyemez ve bizimle birlikte o da yaşlanır.

Travma, menisküs yırtıkları gibi ekleme zarar veren durumlar bu süreci hızlandırarak eklem kıkırdağının aşınması ve sonunda kıkırdak altındaki kemiğin açığa çıkmasına sebep olur. Kemik yüzeyler birbirine sürtünmeye başlayınca ağrı ve yürüme bozukluğu daha da artar.

Dizde kireçlenme erken yaşlarda diz bağ, kıkırdak ve menisküs yaralanmaları, diz eklemi enfeksiyonları, eklem içi travmalara bağlı olarak gelişebilse de çoğunlukla genetik bir yatkınlığa bağlı olarak genlerimizde kodlanmış yaşlara geldiğinde kıkırdağın yaşlanma süreci başlar.

Saçımızdaki ağarma nasıl ki anne babamızdan birinden aldığımız gene bağlı olarak erken veya geç yaşta ağarıyorsa ve buna birşey yapamıyorsak eklemdeki bu yaşlanmanın genetik kökenine de birşey yapamıyoruz. Geçip giden yıllara da birşey yapamayız.

Bizim etki edebileceğimiz asıl etken dize binen yükleri azaltarak bu süreci yavaşlatmak. Bunu iki şekilde yapabiliriz. Birincisi kilolu olmama, ikincisi ise yere çömelme gibi diz üzerine binen aşırı kuvvetleri azaltma.

Yapılan bilimsel çalışmalarda vücut ağırlığının % 10‘unu vermek ağrılarda en az % 25 azalmaya sebep olmaktadır. İnanıldığının aksine aşırı hareketli olmak kireçlenmeyi önlemez aksine hızlandırır.

Diz kireçlenmesi yıllar içinde çok yavaş olarak ilerler. Sürecin son evreye varması 10 yıl gibi bir süre alacaktır. İlk yıllarda zaman zaman olan ağrı ilaçlarla kolayca geçtiği için bu dönemde ciddi bir sakatlık yaratan durum yoktur. Uzun yürüme veya alışık olmadık bir aktivite sonrası dizde ağrı ve şişlik olur.

Bir sonraki aşamada düz yol yürüme o kadar etkilenmese de yere çömelmede belirgin zorluk ve daha sonra çömelememe gelişir. Hastalık ilerlediğinde dizin daha çok iç tarafındaki kıkırdağın aşınması sonrası dizde dışa doğru eğilme ve hareket kısıtlılığı artar.

Geceleri de olan sızlayıcı ağrıların sıklığı daha çok artıp son evrede belirgin topallama, iki tarafa sallanarak yürüme, 200- 300 metre zor yürüme başlar.

Hekimler diz kireçlenmesinin varlığını hasta muayene odasına daha girerken yaşı, kilolu olması yürüyüş şekli ve dizlerinde gelişmiş olan eğrilikten şüphelenir. Hastanın uzun süreli hikayesi ve muayenede dizdeki sürtünme hissi tanıyı güçlendirir.

Ayakta çekilmiş iki yönlü diz grafisi ve diz kapağının filmi büyük çoğunlukla tanıyı koydurur.

Kıkırdakların korunduğu çok erken evre hastalıkta manyetik rezonans (MR) gerekli olsa da tanı koymada direkt grafiler yeterlidir ve MR’ın hiçbir faydası yoktur.

Tedaviyi kabaca üçe ayırabiliriz.

1.  İlaç tedavileri2.  Diz içi enjeksiyonları

3.  Cerrahi tedaviler

Başlamış olan bir kireçlenme sürecini döndürme şansımız yoktur. Tedaviler ağrıyı azaltmak ve hastalığın ilerlemesini azaltmak için yapılmaktadır.

Tedavide ilk yapabileceğimiz hastanın kilo vermesini sağlamaktır. Hastanın yaşı ilerlemiş ve zaten eklemdeki problemden dolayı aktivitesi azalmış olduğu için kilo verebilmek çok zor olduğu için kilo veremezseniz bunu bir hırs yapıp moralinizi bozmayın.

İkinci olarak aktivitelerinizi değiştirin. Örneğin engebeli arazilerde yürüme, yere çömelmeden vaz geçebilirsiniz.

İlaç tedavisi

Hastalığın başlangıcında zaman zaman olan dizde şişme ve bu dönemde geceleri de olan sızlama durumunda ekleme havlu sarılmış bir buz torbası ile günde birkaç kez soğuk uygulama ve eklemdeki sıvının eklem zarı tarafından emilmesini sağlamak için anti-enflamatuar ilaçlar kullanılacaktır. Bu ilaçlar sadece ağrı kesici olarak kullanılmadığı, eklem sıvısının normal miktarına dönmesini sağlamak için kullanıldığı için 2-3 hasta düzenli kullanmak gerekir. Bu arada bu ilaçlar midenize zarar vermemesi için bir mide koruyucu ilaç da almanız uygun olabilir.

Hastalık ilerledikçe daha çok ilaç kullanacağınız için ilaçlara bağlı yan etkiler daha fazla görülebilmektedir. İleri yaş hastaların bu ilaçlara bağlı problem yaşama riski nedeniyle daha çok asetaminofen vermekteyiz.

Eklem kıkırdağının tamamen aşınmadığı erken evre hastalarda etkinliği tartışmalı olsa da glukozamin ve kondroitin sülfat pahalı ve SGK ödemesi olmasa da hastalarda en az 3 ay gibi bir süre kullanma sonrası kısmi fayda sağlamaktadır.

Zaman zaman olan dizde şişmeler eğer ağızdan ilaç ve soğuk uygulamasına cevap vermiyorsa diz içine yapılacak bir veya iki kez steroid (kortizon) enjeksiyonunun inanılanın aksine dize bir zararı yoktur.

Kronik ağrılı daha ileriki evrelerde diz eklemi son aşamaya gelmemişse diz içine yapılacak hyaluronik asit enjeksiyonu hastaların gece ağrısın geçirir, yürüme mesafesini de kısmi olarak arttırabilir ama bu tedavide asıl amaç hastanın her gün ilaç almasını bir miktar azaltarak bu ilaçlara bağlı yan etkilerin görülmesini de azaltmaktır. Eklem kıkırdağının hiç kalmadığı ileri evrede bu enjeksiyonların hiçbir faydası olmadığı gibi devlet ödemesi olmadığı için bütçenize zarar ve eklem içine yapılan bir müdahale olması nedeniyle dizde düşük bir ihtimal de olsa enfeksiyona bile sebep olabileceği bilinmelidir.

Fizik Tedavi

Cerrahi dışı tedavide fizik tedavinin yeri vardır. Eklem hareket genişliğini koruma kasların güçlü kalmasını sağlamak için uygulanabilir. Buradaki bir yanlış inanış 15 gün tedavi sonrası ağrılar tekrar başladı diyerek hastalar şikayet etmektedir. Size uygulnan tedavi bir başlangıçtır. Siz de tedaviyi ev programı olarak kendiniz devam ettirmelisiniz.

Cerrahi

Cerrahi tedavi hastalığın ileri evrelerinde gerekli olmaktadır. Unutulmamalıdır ki kireçlenme geçici bir rahatsızlık değil her sene ufak dalgalanmalar olsa da daha kötüye gitmektedir.

Artroskopi

Diz osteoartritinin erken evrelerinde dizde bir menisküs yırtığı varsa takılma ve ağrıya sebep olabileceği için artroskopi düşünülebilse de dizin kireçlenmesindeki ilerlemeye herhangi bir faydası yoktur.

Bu cerrahi işlem sadece ağrı için yapılır ve sonuçta kireçlenme yine de ilerler.

Ciddi bir takılmaya bağlı ağrı olmadığı sürece diz kireçlenmesi ile birlikte dizde MR’da görülen menisküs yırtığı için artroskopi yapmak hastaya uzun süreli fayda sağlamaz.

Kısaca diz kireçlenmesine çok özel durumlar harici artroskopinin yeri yoktur.

Yüksek tibial osteotomi

İleri yaşlarda diz kireçlenmesi total diz protezi ile çözülebilmektedir. Diz kireçlenmesi çok erken yaşlarda geliştiğinde hastanın aktif olması nedeniyle diz protezini erken yaşta aşındırabileceği kaygısı ile diz protezi cerrahisinden uzak durmaya çalışılır.  Dizde düzeltici cerrahi 50-55 yaşından genç aktif hastalarda seçilebilecek bir cerrahidir.

Dizin daha çok iç kısmında hasar geliştiği, dizin dış taraf eklem yüzünün nispeten korunduğu belirtilmişti.

Bu cerrahi işlemde dizin alt tarafındaki tibia denen kemikte bir kesi yapılıp dizin yük binen dizilimi diz ekleminin korunmuş olan dış tarafına yönlendirilerek eklemin bir 10-15 yıl daha iş görmesi sonrası korunmuş olan diz kemiklerine ileri yaşlarda gerekli olursa diz protezi yapılabilmesi için şartların sağlanması planlanır.

Total diz protezi

Diz kireçlenmesinin ileri evresinde total diz protezi bugünün tıbbında nihai tedavi yöntemidir. 55-60 yaş öncesi total diz protezi çok özel durumlar dışında yapılmak istenmez ama bazı durumlarda ekleme yapacak başka bir tedavi kalmadığında ileride revizyon (yenileme) cerrahileri de hasta ile tartışılarak uygulanabilir.

Total Kalça Protezi

 

Ameliyat sonrası dönem ve Rehabilitasyon

Diz protezi cerrahisi sonrası rehabilitasyon ameliyatın ertesi günü başlar.

Hastanın cerrahide özel bir durumu olmadığı sürece hemen ağırlık vererek ayağa kaldırılması ve 3 gün içinde en az 90 derece diz bükülmesinin sağlanması amaçlanır. Genelde ameliyat sonrası dönemde 1.

gün hasta fizyoterapist yardımı ile odasından dışarı çıkarılacak duruma gelir. 2. gün hasta kendi başına ihtiyaçlarını görecek hale gelmektedir. 3. günde ise hasta evine gönderilebilir.

Dikişler 15. günde alınır. Hekimin önerdiği bir kan sulandırıcı ilaç varsa en az 3 hafta kullanılmalıdır.

Evde mümkün olduğunca her fırsatta yürümeye ve diz egzersizleri yapmaya çalışılmalıdır. Unutulmamalıdır ki dizin nihai bükülme miktarı ameliyat öncesi diz hareket genişliğinize ve ameliyat sonrası erken dönemde ne kadar diz hareketi yaptığınıza bağlıdır. Ameliyat öncesi 100 derece diz hareketiniz varsa bunun 140 derece olmasını beklemek hayalciliktir.

Genellikle ameliyat öncesi diz hareket genişliği ameliyat sonrası 1o derece kadar arttırılabilir. Ama hareket ettirilmezse diz bükülmesi ciddi derece kaybolabilir. İlk 2 haftada yeterli hareket sağlanmazsa daha sonra bu kaybı kazanmak imkansızdır.

Bazı diz protezi dizaynları ameliyat sonrası yere diz çökebilmeyi vaat etse de bu cerrahi işlem sonrası yere çömelebilmeyi fazla hedeflememek lazımdır.

Ameliyat sonrası genelde 3 hafta sonra ameliyat öncesi ağrılara kıyasla daha iyi duruma gelirsiniz. 6. hafta civarı rahatlıkla her tür işinizi yapabilirsiniz ama bu cerrahi işlemin yarattığı nihai rahatlık seviyesi ağır ağır gelişmek üzere 6 ayda ancak tamamlanır. Bu yüzden işlemden beklentilerinizi buna göre ayarlamanızda fayda vardır.

 

Источник: http://metinozalay.com/ortopedik-hastaliklar/eklem-kireclenmesi/

Diz Eklemi ve Kıkırdak

Eklem Aşınması Kader mi?
Ortopedi ve Travmatoloji
Memorial Şişli Hastanesi

Memorial Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü uzmanları diz eklemleri ve kıkırdak sorunları ile tedavi yöntemleri ve hastalara öneriler hakkında bilgi verdi.

Diz, vücudun en büyük ve harekette hayati önemde bir eklemdir. Dizin sabitliğini yan bağlar ve çapraz bağlar sağlar. Çapraz bağlar, diz ekleminin içinden uyluk (femur) ve kaval(tibia) kemiğini bağlar.

Bu bağlar kısa bir halat gibi bu iki kemiği sıkıca birbirine bağlar, diz bükülürken ve düzken gerekli olan sabitliği sağlarlar. Önde bulunana ön çapraz bağ (ACL), arkada olana arka çapraz bağ (PCL) denir.

Vücudun bütün yükünü taşıyan çok önemli bir organ olan dizdeki sorunlar, aşırı yük ile birlikte sporla da bazı problemlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Dize yük binmesi ile kıkırdak problemleri de oluşur.

Kıkırdak, eklem uçlarında iki kemiğin birleştiği yerde kemik uçlarını kaplayan kaygan ve parlak yapıdır. Alttaki kemikten ve eklem sıvısından beslenir.

Kıkırdak sorunlarının ortaya çıkması durumunda, hareket ve aktivasyonda problemler ortaya çıkar.

Eklem ağrılarından kurtulun

Aşırı hareket, çok az kilo ve ağırlığın bir tarafa yüklenmesi gibi nedenlerle ortaya çıkan eklem ağrıları yaşlılarda olduğu kadar gençlerde de görülüyor. Rahatsızlık başında fark edilirse spor ve egzersiz yapılarak düzeltilebiliyor. Eklemleri etkileyen hastalıklar, artrit ve artroz olmak üzere iki tipte görülüyor.

Artrit, iltihaplı eklem rahatsızlıkları için kullanılmakta, bir çok türü bulunmaktadır. En yaygın şekli ise 'romatoid artrit'dir. Artroz, iltihabi bir hastalık değildir. Kemiklerin aşınıp yıpranması sonucu oluşur.

60 yaşın üzerindekilerde sıklıkla görülen, 45 yaş altında nadiren görülen artroz hastalığını Türkiye’de yaklaşık 5 milyon kişiyi etkileyen, eklem yıpranmasına bağlı bir hastalıktır. Eklem ağrıları yaşam sevincini yok eder. Sportif hobilere imkan vermez ve bazen her adımı sıkıntılı yapar.

Ancak ağrılardan dolayı hareketlerini kısıtlayan, yani eklem ağrılarına teslim olan bir kimse kendine iyilik yapmaz. İltihabi olmayan bu eklem hastalığının nedenleri, aşırı kilo, çok az hareket, ağırlığın bir tarafa yüklenmesi, doğuştan ya da sonradan ortaya çıkan eklem kusurlarıdır.

Artrozda ortaya çıkan tablo nedir?

Artroz'da eklemlerdeki kemik uçlarını koruyan kıkırdak aşınmıştır. Normalde bu kemik uçlarında yumuşak, elastik bir kıkırdak kılıfı vardır. Sürekli yük, kıkırdakları pürüzlendirir, elastikiyetini azaltır. Kıkırdaklar giderek incelir ve kırılgan olur.

Kıkırdak tamamen aşınıp, kemikler birbirine sürtünmeye başlarsa artroz ağırlaşır. Ağrılar başlar ve eklem hareketlerinde azalma olur. İş bununla da kalmaz.

Kıkırdakların yıkımı ile iltihap uyarıcı maddeler eklem sıvısına karışarak, eklem kapsülünde şişme ve ağrılı iltihaba yol açar.

Eklemler için teh sürekli zorlanmadır.

Artroz en sık ömür boyu vücudun ağırlığını taşıyan bel, diz ve kalça eklemlerinde görülür. Ancak el, ayak, omuz ve dirsek eklemlerinde de oluşabilir. Hastalık riski gerçi yaşla birlikte artar ama artroz gençlerde de olabilir. Bazı meslek gruplarında aynı eklemlerde artroz sıkça görülür.

Kompresörle çalışan parçalayıcı makineleri kullananlarda dirsek eklemlerinde; seramik döşeyicilerinde diz eklemlerinde artroz'a sıkça rastlanır. Ayrıca sürekli sağlıksız ayakkabı giyenlerde, örneğin çok ince, yüksek ökçeli ayakkabı ile dolaşanlarda eklemlere olan baskı fazladır. Tek taraflı ağırlık taşımalardan da kaçınmak gerekir.

Kıkırdak bir kere bozuldu mu zararın tamiri mümkün olmaz. Çünkü kıkırdak yeniden oluşamaz.

Hastalığın tanısı nasıl konur?

Klinik bulgu, uygun kan tetkikleri ve röntgen çoğu kez tanıya götürür. Artroskopi ve biyopsi gerekebilir.

Artroz tedavisinde ana prensipler:

1. Egzersiz: Bilinçli egzersiz hastalığın seyrini yavaşlatabilir. “Fazla hareket fakat zorlama yok”. Çünkü hareket eklemin beslenmesini ve metabolizmasını destekleyen biyolojik uyarıdır. Eklem kıkırdağına olan hafif baskı damarları olmayan kıkırdak dokusunun besin almasını sağlayabilir.

Temposu, basıncı aynı kalan hareketler eklemlere ve eklem metabolizmasına yararlıdır. Tüm sıçrama ve mücadele biçimindeki sporlar eklemlere zarar verir. Eklem ağrıları olan kişiler için fazla güç gerektirmeyen, ritmik, akıcı ve yumuşak hareketler -örneğin yokuş olmayan yolda bisiklet kullanma, yüzme, yürüme, dans etme- yararlıdır.

Su, vücut ağırlığını taşıdığı için ve eklemlerin hareketini kolaylaştırdığı için, yüzme egzersizi özellikle idealdir. Tenis, basketbol, voleybol, futbol gibi ani ve yön değiştirici hareketlerle birlikte olan spor türleri eklem kıkırdağının aşınmasına yol açar.

Hedefli güçlendirme ve germe egzersizleri eklemleri koruyan kasların etkinliğini artırarak eklemleri güçlendirir.

2. Fizik tedavi: Hasta eklemlere yük bindirmeksizin yaptırılan özel hareketlerle eklem çevresindeki kaslar güçlendirilerek bunların destek fonksiyonları geliştirilir. Masaj, yerel kan dolaşımını iyileştirir.

Eklemlerin hareket yeteneğini azaltan kısılmaları giderir, gevşeme sağlar. Sıcak uygulamaları ya da aktif artrozda soğuk uygulamaları ağrıyı yatıştırır. Elektrik ve ultrasonik tedavileri, dolaşımı ve metabolizmayı iyileştirir.

3. Doğru beslenme: Kilo fazlalığı kıkırdak katilidir. Verilen her kilo eklemlerin yükünü azaltır.

Bol sebze, meyve, kuru baklagiller, haftada 2 kez balık, ölçülü miktarda kabuklu kuruyemiş (ceviz, fındık, badem, fıstık) ve yağsız süt ürünlerini içeren sağlıklı beslenme kalp-damar sağlığı için olduğu gibi, eklem sağlığı için de önemlidir.

Artroz'la birlikte eklemlerde iltihabi olay varsa, vitamin E, Omega 3 yağ asitleri, enzim ve midye ekstreleri alınması yararlı olur. Alkol, nikotin ve kafein gibi keyif maddeleri kemik metabolizmasını kötüleştirir.

4. İlaçla tedavi

5. Ameliyat Artroskopi; ucu dürbünlü bir ince boru ile hasta eklemin incelenmesidir.

Artroskopi sırasında kıkırdak hasarı giderilebilir ve rahatsızlık veren kıkırdak dokusu alınabilir ya da eklem boşluğuna iltihap önleyici madde (kortizon) verilebilir.

Bisiklete binme yüzme, yürüme, dans etme gibi sporlar eklem ağrılarına iyi gelirken, tenis, basketbol, voleybol, futbol gibi spor türleri ağrıları artırabilir.

Ergenlik döneminden ileri yaşta kireçlenme safhasına kadar hangi kıkırdak ve diz eklemi şikayetleri ortaya çıkmaktadır?

Ergenlik dönemine girişte genellikle aileler çocuklarında kıkırdak yumuşaması sorunu ile karşımıza gelmektedir. Diz ağrısı şikayetleri ile bize başvuran hastalarımızda öncelikle bu sorunun bir travmaya bağlı olarak ortaya çıkıp çıkmadığını kontrol ediyoruz.

Eğer düşme, çarpma ya da spor yaparken ortaya çıkmış bir sorun varsa, muayenelerimizi o yönde yapıyoruz. Herhangi bir travma yoksa bunun başka nedenlerine bakıyoruz. En önemli neden, yansıma ağrıları olabilir.

Bu da, bel fıtığı, kalça sorunu ya da genç erişkinde diz çevresinde ağrı yapan hastalıklardan kaynaklanabilir, dizin arkasında kist olabilir. Muayene aşamasında kıkırdak ile ilgili sorunları da araştırıyoruz. Menüsküs, kıkırdak ve bağlar ile ilgili sorunlara bakıyoruz.

Hastada, ayaklarını içe ya da dışa basma, düz tabanlık gibi sorunlar olabilir. Muayeneden sonra bize yardımcı olacak film ya da MR ile tomografi istiyoruz. Tüm bunların yanında çocukların kıkırdaklarında beslenme sorunları da ortaya çıkabiliyor.

Koşucu dizi

“Koşucu dizi” denilen diz yapısı ve bununla bereber gelen sorunlar ile karşı karşıya kalıyoruz. Dizde aşırı yüklenmeler, aşırı aktiviteler ile dizi açıp bükme gerektiren sporlar, koşu, step yapan, çok fazla merdiven inip çıkanlarda bu tür diz problemleri ortaya çıkmaktadır.

Spor yapmak, diz eklemi ve kıkırdak problemleri daha da artırabiliyor. Bu durumda hastalara neler tavsiye ediyorsunuz?

Kişilerin kıkırdak problemleri varsa, spor yapmalarında bazı sorunlar daha da belirginleşebilir. Biz bu kişilere diz adalelerini güçlendirmelerini öneriyoruz.

Dizinde şikayeti olanlarda, dizlerini çok fazla büküp açma gerektiren hareketlerden kaçınmalarını tavsiye ediyoruz.

Merdiveni daha az inip çıkmalarını, step yapma, kürek çekme gibi sporlardan uzak durmalarını, diz adalelerini kuvvetlendirdikten sonra düz yolda yürüyüş, koşu ve yüzme sporları öneriyoruz. Yüzmede kurbağalamadan kaçınmalarını da tavsiye ediyoruz.

Kıkırdak ve diz eklemi sorunlarında kıkırdak kuvvetlendirici ilaçlar var mı?

Kıkırdakları kuvvetlendirici ilaçlar yok. Hastalara bazı suplementler ve destek ürünleri kullanmalarını tavsiye ediyoruz. Kıkırdağa yönelik bir ilaç bulunmadığı için onlara önerilerimiz; kilo vermeleri, adalelerini kuvvetlendirmeleri, kıkırdaktaki semptomları artırıcı hareketlerden kaçınmalarını, tabanı düz ya da çok topuklu ayakkabılar giymekten kaçınmalarını öneriyoruz.

Futbolcular, basketbolcular ve voleybolcularda bu tür kıkırdak VE diz eklemi şikayetleri vardır ama bunlar adalelerini güçlendirerek sporlarına devam edebilmektedirler. Profesyonel sporcu olmayan ama diz eklemlerinde sorunları bulunan kişilere de, koşma, yürüyüş ve yüzme sporlarını öneriyoruz. Ancak dizi açıp kapanma gerektiren hareketlerden kaçınmaları konusunda da uyarıyoruz.

Sağlıklı beslenmenin diz eklemi ve kıkırdak hastalıkları üzerinde bir etkisi var mı?

Bu tür hastalıkların tedavisi için genel sağlıklı beslenme önerilerini biz de hastalarımıza tavsiye ediyoruz. Bol bol su içmeleri, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeleri, vitaminlere ve proteinlere önem vermeleri gerekiyor. Yani sağlıklı beslenmede neler tavsiye ediliyorsa, aynısı kıkırdak sağlığı için de geçerlidir.

Diz ekleminde ya da kıkırdakta meydana gelen sorunlar hasta için ne kadar tehlidir?

Diz eklemleri ve kıkırdak sorunu olanlar, artrit tehsi ile karşı karşıyadır. Bu da kıkırdak harabiyeti anlamına gelmektedir. Sonu, ameliyata kadar varabilmektedir. Bu basit bir kıkırdak nakli ameliyatından ileri derecedeki artritlerde diz protezlerine kadar gidebilir. Protez safhasına gelmemesi için diz sorunlarına önem verilmelidir.

Güncellenme Tarihi: 24 Aralık 2009Yayınlanma Tarihi: 24 Aralık 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/diz-eklemi-ve-kikirdak/

Eklem Ağrılarının Nedenleri ve Tedavisi

Eklem Aşınması Kader mi?

Eklem Ağrılarının Nedenleri ve Eklem Ağrıları Tedavisi.  Artroz ve artrit eklemleri etkileyen iki hastalık türüdür. Artroz kemiklerin aşınıp yıpranmasıyla meydana gelir ve iltihabi bir rahatsızlık değildir. İltihaplı eklem hastalığı olan artritin ise en çok bilinen türü romatoid artrit hastalığıdır.

Eklem Ağrıları Neden Olur? (Artroz)

Eklemlerdeki kemik uçlarını koruyan kıkırdağın aşınması artroz hastalığına yol açar. Kıkırdakların bütünüyle aşınıp, kemiklerin birbirine sürtünmeye başlaması artrozun ağırlaşmasına neden olur.

Bu da eklem hareketlerinde azalmaya ve ağrılara sebebiyet verir.

Kıkırdakların yıkımı sonucu iltihap uyarıcı maddeler eklem sıvısına karışmaya başlar ve bu durum, eklem kapsülünde şişmeye ve ağrılı iltihaba neden olur.

Kıkırdak bozulduktan sonra bir daha yeniden düzelmez. Eklem kıkırdağının yenilenme potansiyeli bulunmadığı için kıkırdak dokusunun harap olmasıyla eklem mesafesi daralır ve eklemi oluşturan kemikler birbirlerine yaklaşır.

Doğuştan gelen veya daha sonra oluşan eklem kusurları, kilo fazlalığı, hareket azlığı ve ağırlığın bir tarafa yüklenmesi gibi sebepler artroza yol açan unsurlardır.

Artroz en çok bel, kalça ve diz eklemlerinde ortaya çıkmakla birlikte el, ayak, dirsek ve omuz  eklemlerinde de meydana gelebilir. Artroz yaşlanmayla artar ancak bu rahatsızlık genç insanlarda da görülebilir.

Eklem Ağrıları İçin Ne Yapmalı? Eklem Ağrılarına Ne İyi Gelir?

• Aşırı kilolar kıkırdak için zararlıdır. Alınacak her kilo eklemlerin yükünü artırır. Bu yüzden kilo verilmesi bu hastalık için önem taşır.

• Doğru egzersizler artrozun gelişimini geciktirebilir. Eklem kıkırdağına hafif baskının olması, damarları olmayan kıkırdak dokusunun besin almasını gerçekleştirebilir.

Hareketlilik eklemin beslenmesini ve metabolizmasını desteklekler. Ancak bunun için yapılacak egzersizlerin doğru seçilmesi gerekir. En uygunu yüzmedir, yürüme ve dans etmekte faydalı olur.

Futbol, basktetbol ve tenis gibi sporlar eklem kıkırdağının aşınmasına neden olurlar.

• Eklemlere yüklenmeden yapılan fizik tedavi de eklem etrafındaki kasları güçlendirir ve bunların destek fonksiyonlarını geliştirir.

• Artrozla beraber eklemlerde iltihabi bir durum varsa  Omega 3 ve E vitamini alımı faydalı olabilir.

• Kıkırdak hücrelerinde kolajen oluşumunu destekleyici etkileri olduğu için Glukosamin ve Kondroitin sülfat tabletleri artrozda kullanılabilir.

• Kondroitin sülfat ve Glukozamin adlı maddeler eklem kıkırdağının yapı taşlarını oluşturur. Glukozamin ve Kondroitin sülfatın uzun süreli kullanımı artrozda görülen yakınmaları baskılayıcı etki gösterir.

• Kabuklu deniz hayvanlarının kıkırdaklarından elde edilen Glukozaminin uzun süreli kullanımı kıkırdak harabiyetini azaltıcı ve yeni kıkırdak oluşumunu kolaylaştırıcıdır. Üç aylık kullanım sonrasında ağrılarda ve eklem hareketliliğinde olumlu gelişmeler sağlayabilir.

• Glukozamin ve Kondroidin Sülfatın beraber kullanımı etkiyi daha da artırır. Kondroitin sülfat ve Glukozamin tablet olarak eczanelerde satılmaktadır.

Uyarı! Bu tür ürünlerin kan sulandırıcı ilaçlarla beraber kullanımında dikkatli olunması gerekir. Glukozamin deniz ürünlerine alerjisi olanlarda önemli alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Mide ağrısına, bulantıya, ekşimelere ve yanmaya sebep olabilir. Bu ürünler sadece doktor onayı ile kullanılmalıdır.

• Kollajen Hidrozalat diz eklemi proplemlerinin giderilmesinde etkili olan doğal bir üründür. Amerika ve Almanya’da büyük ilgi gören bu ürün özellikle kilo fazlası olan kişilerde romatizmal ağrıları önlemekte ve eklemi güçlendirmektedir. Oral yolla alındıktan sonra vücutta bir eklem tamircisi gibi görev yaptığı belirtilmektedir.

• Eklem içi Hyalüronik Asit enjeksiyonuyla 6-12 ay süresince rahatlama sağlanabilir. Hyalüronik asit uygulaması eklem kayganlığını artırıcı ve ağrıları azaltıcı etki göstermektedir.

• Ağrıların arttığı durumlarda steroidsiz antiromatizmal ilaçlar ağrı kesici ve iltihabı azaltıcı etki gösterir.

• Bazı durumlarda kortizon direkt olarak sorunlu ekleme şırınga edilir.

• Artroskopi eklem sorunlarının teşhisi ve tedavisinde kullanılan cerrahi bir uygulamadır. Ucu dürbünlü ince bir boruyla proplemli eklem incelenir.

• Artroskopi esnasında kıkırdak hasarı giderilebilir ve sorunlu kıkırdak dokusu alınabilir. Veya eklem boşluğuna kortizon verilebilir.

• Kalçada artroz oluşursa ve hastalık ilerleyip hasta yürüyemez duruma gelirse tek yapılacak şey protez ameliyatıdır.

• Tedavisi imkansız hale gelmiş eklemlerin yapay eklemlerle değiştirilmesinde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Eklem protezi ameliyatları diz ve kalça eklemlerinde başarılı bir şekilde gerçekleştirilmektedir.

Yukarıda yeralan metin haber ve bilgi amaçlı hazırlanmış olup, hekimin uygulayacağı teşhis ve tedavisinin yerine geçmez. Herhangi bir tedavi sürecine başlamadan önce mutlaka sağlık uzmanının görüş ve onayı alınmalıdır.

Источник: https://www.beslenmedestegi.com/hastaliklar/eklem-agrilarinin-nedenleri

Eklem İltihabı : Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Eklem Aşınması Kader mi?

Eklem iltihabı, osteoartrit olarak da adlandırılan romatizmal bir hastalıktır. Eklemleri hedef alıp, kemik ucundaki kıkırdak dokularda yıpranmaya sebep olur. Kendini en fazla yaşlılık döneminde gösteren bu rahatsızlık kadınlarda, erkeklere oranla daha çok görülür. 45 yaş ve üstündeki kişiler risk grubunda yer alır. Çoğunlukla ılıman bölgelerde yaşayan kişilerde rastlanır.

Hastalığın oluşmasına ağırlıklı olarak genetik faktörlerin etki ettiği düşünülüyor. Aynı zamanda eklem iltihabının oluşmasının en büyük nedeni olarak aşırı kilolar görülebilir. Çünkü aşırı kilo, eklemlerin aşınması neden olur ve hastalığa yakalanma riskini artırır.

Bu yüzden fazla kilolara dikkat edilmesi, hastalığın önlenmesi ve ilerlemesinin durdurulması için oldukça önemlidir. Eklem iltihabı; kalıcı hareket kayıplarına, eklem ağrılarına ve geçici kasılmalara sebep olabilir. Bunların yanı sıra şişlikler ve şiddeti gittikçe artan rahatsızlıklara kadar ilerleyebilen ve oldukça değişkenlik gösterebilen bir hastalıktır.

Vücudun herhangi bir ekleminde oluşabilir. En sık görülen yerler; boyun arkası, sırt alt bölgesi, diz, el ve parmak gibi bölgelerdir.

1. Genetik faktörler

Eklem ihtihabının oluşmasında ilk neden olarak, bağışıklık sisteminde bulunan hücrelerin savaşa uğraması ve bu duruma bağlı hücrelerin yok olması görülür. Ayrıca bir takım moleküller, eklem iltihabı bulunan hastalarda daha fazla görülür.

Bu da hastalığın genetik bir faktörden ötürü ortaya çıktığı tanısını ortaya koyar. Şayet eklemlerde meydana gelen iltihaplanma, darbe sonucu görülmüş ise bu tür iltihaplanmaya “travmatik artrit” denir. Genellikle diz ya da bileklerin üzerine düşme sonrası, bölgede oluşan incinmeler yüzünden olur.

El bileği, ayak bileği ve diz, iltihabın en çok görüldüğü alanlardır. Yaralanmadan 1-2 saat sonrasında hasar olan eklemde iltihaplanma oluşur. İlk aşamada görülen belirtiler şişlik ve ağrılardır. Tedavi uygulamasına geçmeden evvel kişiye röntgen çekilir.

Şayet röntgende kırık, çıkık gözlemlenmiyor ise hasarlı bölgeye bandaj sarılır. Ağrının dinmesi amacıyla doktor çeşitli ağrı kesici ilaçlar reçete edebilir.

2. Septik artrit

Eklem iltihaplarında “septik artrit” adı verilen ve mikropların sebep olduğu iltihaplanmalar, enfeksiyon sonucu kan yolu ile bulaşabilir. Eklem iltihapları diz bölgelerinde çok sık görülür. Buna rağmen büyük eklemlerde de görülme olasılığı fazladır. Bu rahatsızlığa hem yaşlılar hem de çocuklarda rastlanabilir.

Eklem iltihabı genellikle hiçbir belirti vermez, yavaş yavaş kendisini gösterir ve uzun yıllar içinde ilerleme gösterir. Genelde yaşlılık ile ilişkilendirilir, fakat çocukluk çağlarında da görülebilir. Belirtiler başka birçok hastalık ile karıştırılabilir veya iltihap eklem dışında bulunan organlara da geçebilir.

Böyle bir durumda teşhis konulması da zaman alabilir. Genelde ilk belirtiler, aşırı efor gereken fiziksel aktiviteler esnasında meydana gelen eklem ağrılarıdır. Ellerde rastlanan eklem iltihapları 50 yaşından sonra meydana gelebilir ve genede genetik olduğu düşünülür.

 Bu sebeple aile üyelerinden birinden kalıtsal olarak geçmiş de olabilir.

1. Eklem ağrıları ve şişlikler

Eklem iltihaplarının en tipik belirtilerindendir. Ağrılar genelde iltihabın ilk evresinde etkilenen bölgenin hareket ettirilmesi ile oluşur. Eklem iltihabı ağrıları, genelde ağır bir iş sonrasında yorulmaya bağlı gelişir ve özellikle 40’lı yaşların sonrasında görülür.

Bu durum rahatsızlığın ikinci evresidir. Ağrılar hem fiziksel aktivite hem de dinlenme esnasında devam eder. Diğer eklem ağrılarından farkı, dinlenme halinde ağrı azalmaz, tam tersi daha da fazlalaşır.

Eklem iltihabının sebep olduğu ağrılar uykudan uyandıracak kadar şiddetlenebilir.

Zamanla geçmeyen ağrıların süresi uzayabilir ve iltihap kalıcı rahatsızlıklara sebep olabilir. Aynı zamanda ağrılardan kaynaklı kasılma ile birlikte sertleşme meydana gelebilir.

Sertleşme bir müddet kıpırdamaya engel olacak kadar yoğun olabilir. Ağrılar genellikle sabahları daha çok hissedilir. Ağrıların yanı sıra eklemlerde ciddi derecede şişlikler oluşması da muhtemeldir.

Bu şişlikler eklem içerisindeki sıvı artışına bağlı, bölgede ödem oluşumunu meydana getirebilir.

2. Eklemlerde sertlik ve katılık hissi

Eklem ağrıları özellikle sabah saatlerinde, giyinmeyi dahi zorlaştıracak kadar hareket kısıtlılığına neden olabilir. Uzun süreli sabah tutulmaları, rahatsızlığın ayırt edici belirtilerinin başında gelir. Uzun süreli ağrılar ve beraberinde hareket etme zorlukları göz ardı edilmemelidir.

3. Deformasyon ve ısı artışı

Çok fazla ilerleyen iltihap vakalarında eklemler, hareket kabiliyetini kaybedebilir. İltihaplı hücrelerinin artması ile kıkırdakta kayıplar oluşabilir. Oluşan bu kayıplar kemik başlarının birbirine değmesi ve tahrip olmasına neden olur.

Bu şekilde deformasyonlar meydana gelebilir. Görülen deformasyonlara kemikli bölgeler, osteoartrit ve parmaklarda daha çok rastlanır. Aynı zamanda iltihapların doğası gereği, vücut doğal bir tepki verir ve eklem çevresinde ısı artışları olabilir.

4. Halsizlik ve hareket kaybı

Tedavisi gecikmiş iltihaplar hem eklem deformasyonuna, hem de hastanın ağrıdan çekinmesine bağlı olarak hareket kısıtlılığına ve hareket kayıplarına neden olabilir. Ağrıyan bölgelerin normal şekilde hareket ettirilmesi, eklem sertleşmesi sebebi ile engellenir. Böyle bir durumda zaman geçtikçe ağrılar artar.

Yoğun ve sürekli halsizlikler görülebilir. Eklem ağrılarının halsizlik gibi belirtiler sergilemesi gayet normaldir. Çünkü eklemler vücut ağırlığını taşıyan ve hareket etmeyi sağlayan bölümlerdir. Diz, el bileği, çene ve kalça eklemi gibi eklemlerde sorun yaşanırsa, hastanın halsizlik çekmesi normal bir sonuç olur.

Eklem İltihabı Teşhisi Nasıl Konur?

Eklemlerinizde iltihap varlığından şüphe ediyorsanız, ilk olarak doktora giderek muayene yaptırmanız gerekir.

Muayene esnasında bildirdiğiniz şikayetler arasında; vücutta şişlikler, ateş yüksekliği ve eklem hareketlerinde meydana gelen nodüller gibi bulgular varsa doktor sizden bazı kan testleri isteyebilir. Bu amaçla romatoid faktör adı verilen bir antikor aranır.

Bu testin pozitif çıkması eklem iltihabı olduğunu gösterir. Diğer iltihabi hastalıklardan ayrılması için de testler yapılır. Hastalık ilerledikçe röntgen filmleriyle rahatsızlığın kontrolü yapılmalıdır.

Teşhisin kolaylaştırılması için bazı kriterler vardır. Bu kriterlerden en az dört tanesinin görülmesi durumunda teşhis konulabilir. Kriterler;

  • Kanda RF antikoru bulunması,
  • Romatizma düğümü olması,
  • Aynı zamanda her iki eklem iltihabının görülmesi,
  • Üçten fazla eklemde şişlik hissedilmesi,
  • El ve ayak parmaklarında iltihap,
  • Sabahları yarım saatten çok eklem tutulması ve bunun 1.5 aydan çok sürmesi şeklinde ifade edilir.

Eklem İltihabı Tedavisi Nasıl Yapılır?

Eklem iltihabının erken teşhis edilmesi, uygulanacak tedavi açısından büyük önem taşır. Hastanın takip edilmesi ve iltihabın belirtileri, şikayetlerin ne ölçüde artış gösterdiği, tedavi biçiminin tercih edilmesi için önemlidir.

Tabii ki her hasta için aynı tedavi yöntemleri tercih edilmez. Tedavi için ilk olarak rahatsızlığın kronikleşme gösterip göstermediği tespit edilir.

Genellikle kronikleşme gösteren durumlarda rahatsızlığın iyileşme süreçleri ve tedavi aşamaları, normal eklem iltihaplarına göre daha fazla zaman alabilir.

Tedavi rahatsızlığı ortadan kaldırmak yerine ağrıları azaltmak, eklem deformitelerini geciktirmek, kas ve kemik kayıplarını engellemek amacıyla yapılır. Düzenli ve sürekli bir ilaç tedavisinin yanı sıra, egzersiz yapmayı da ihmal etmemek gerekir. Hastalığın teşhis, takip ve tedavisi, muhakkak bir romatoloji uzmanı tarafından yapılmalıdır.

1. İlaç tedavisi

Eklem iltihabı için ilaç tedavisi uygulanabilir. Hasta için ilaç tedavisi uygulanırken, şişliğin ve ağrının dinmesini sağlayan ilaçlar ön planda tutulur. Bu tür ilaçlar iltihabı etkiler ve yeniden oluşumunu önler. Bunun yanı sıra hastada görülen diğer bulguların ortadan kaldırılması için, kas gevşetici ve ilave olarak vitamin takviyeleri önerilebilir.

Şayet hastalığın olduğu dönemde tansiyonda oynamalar gözlenmiş ise, doktor tarafından uygun tansiyon ilaçları reçete edilebilir. Bu ilaçlar muhakkak bol su ile beraber içilmelidir. Eklem iltihaplanmasının yanı sıra herhangi bir rahatsızlığınız bulunuyorsa (hepatit, kalp rahatsızlığı, şeker hastalığı ve böbrek yetmezliği vs.

) ilaçları, verilen dozlarına dikkat ederek kullanmalısınız.

2. Fizik tedavi

Eklem iltihabı için, doktor kontrolü altında verilen birtakım ilaçlara ilave olarak fizik tedavi yöntemleri de uygulanabilir.

Bu yöntemler hastalığın ilerlemesini önler ve verdiği sızıyı dindirerek yaşamı kolaylaştırır. Fizik tedavi eklem rahatsızlıkları için ciddi ölçüde önemlidir.

Fizik tedavi ile eklemlerde iltihaplanma olan yerler düzeltilebilir ve kasların eski gücü geri gelebilir. Böylece günlük yapılacak işler kolaylaşabilir.

Eklem iltihaplanmalarında ameliyat yapılması tercih edilen diğer bir yöntemdir. Genellikle ameliyat yapılmasına uygun adaylar; eklemleri hasarlı olan, sakatlık durumundaki ve hareket güçlüğü çeken kişilerdir. Eklemlerde meydana gelen şişliklerin önlenmesi için lokal anestezi tercih edilir.

Böylece kişide fazla olan sıvı alınır ya da çeşitli iltihap giderici ilaçlar hastaya enjekte edilir ve şişkinlik giderilir. Hasta için ilk olarak doz ayarlamaları en alt seviyelerde tutulur. Verilen ilaca karşı hastaların vereceği tepkiye göre doktor tarafından sürekli bir gözlem yapılır.

Eklem İltihabı İçin Hangi Doktora Gidilir?

Eklem iltihabı için vakit kaybetmeden ortopedi doktoruna gidilmesi gerekir. Ortopedi alanına başvurulmasını gerektiren rahatsızlıklar şu şekildedir:

  • Tüm eklem ağrıları
  • Nemli havada hissedilen eklem ağrıları
  • Vücutta eklem yerlerindeki ağrılar
  • Düşmeye bağlı kol ve bacak ağrıları
  • Bağ ve lif kopmaları
  • Topuk dikeni
  • Ayak bileği burkulması
  • Fıtık çeşitleri
  • Siyatik ve kas ağrıları

Eklem İltihabına Ne İyi Gelir?

Eklem iltihaplarının genellikle ilaç tedavisi ile geçmesi beklenir. İlaçların yanı sıra eklem ağrılarının etkili bir biçimde geçmesini sağlayan bazı doğal iltihap sökücüler bulunur.

Fakat tabii ki ilk önce doktorunuz reçete ettiği ilaçlar kullanılmalıdır.

Şayet evde doğal yöntemleri tercih etmek isterseniz bazı bitkileri kullanarak, iltihabın vermiş olduğu rahatsızlıkları azaltabilir ve rahatlayabilirsiniz.

  • Biberiye: Yemeklere lezzet kattığı kadar doğal tedavide de kullanılan bir bitkidir. Doğal bir ağrı kesici görevi görür. Böylece her türlü eklem ağrısı için birebir ilaç gibi etki yapar. 2 bardak suyu kaynatıp içerisine 200 gr biberiye koyun. 20 dakika kaynatın. Hazırladığınız bu çayı günde 2 bardak olacak şekilde içebilirsiniz.
  • Atkuyruğu otu: En göze çarpan özelliği iyi ve doğal bir iltihap sökücü olmasıdır. Bunun yanı sıra temel vitamin ve mineral deposudur. Çay formunda da tüketilebilir. Bu otu aktarlardan temin edebilirsiniz.
  • Zerdeçal: Anavatanı Asya’dır. Bazı yemeklere kendine has bir koku verir. Eklem ağrılarına da iyi gelen bu ot; iltihap sökücü, ağrı kesici ve antioksidan özelliktedir. 3 bardak suyu kaynatın ve içine 1 yemek kaşığı öğütülmiş zerdeçal koyun. Altını kapatmadan 10 dakika kaynatın. Sonrasında dilerseniz çaya 3 yemek kaşığı bal da katabilirsiniz. Gün içinde bu çaydan bir bardak içebilirsiniz.
  • Zencefil: En iyi iltihap sökücü ilaçtır. Eklem ağrılarının tedavisi için son derece uygundur. 2 bardak su kaynatın ve içine 200 gr rendelenmiş zencefil kökü koyun. 20 dakika kaynatın ve 10 dakika demlendirin. İçine 2 yemek kaşığı bal da koyabilirsiniz. Bu çayı tüketmeniz ağrılarınızı hafifletebilir.
  • Keten tohumu: Doğal iltihap sökücü işlevi olan bu ot, eklem ağrılarına iyi gelir. Doğal omega-3 yağ asidi kaynağı bir bitkidir. Keten tohumu, bağışıklık sisteminin güçlenmesine ve eklemlerdeki enfeksiyonlar ile savaşmaya yardımcı olur. Her gün 2 yemek kaşığı kadar doğrudan ya da salatanıza ekleyerek tüketebilirsiniz. Fakat keten tohumunu aşırı pişirmemek gerekir. Yoksa fazla miktarda omega-3 kaybı olur ve yanlış şekilde sindirilebilir.

Eklem İltihabı Ve Süt

Eklem iltihabı rahatsızlığının belirtilerini azaltmak amacıyla, ilk yapılması gereken şey süt içmekten kaçınmanızdır. Eklemlerin sağlığı için süt içilmemesinin gerekmesi size biraz garip gelebilir. Süt, vücudunuza soktuğunuz alerjiye en çok sebep olan, bağırsağa zarar veren ve asit oluşumunun başrolü gıdadır.

Süt içmenin kemiklerinizi güçlendirdiği düşüncesi bu sebeple doğru değildir. Süt tam tersi eklem ağrılarına neden olan bir etkendir. Doktor Barnard’a göre; kazein yani sütteki protein maddesi, kemik iltihabını ve eklem ağrılarını tetikler. İnsanlar mandıra ürünlerini tüketmeyi bıraktıkları zaman bu ağrılar da ortadan kalkabilir.

Источник: https://sebboy.com/eklem-iltihabi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть