Engellilerin Türkiye Ve Dünyadaki Durumları

Engellerin Başarıya Engel Olmayacağının En Büyük Kanıtı 14 Büyük Kişilik

Engellilerin Türkiye Ve Dünyadaki Durumları

Engelli vatandaşlarımızın nüfusun %13’üne tekabül etmesine rağmen partilerin seçim bildirgelerinde 8,500,000 kişilik engelli vatandaşlarımızla alakalı somut vaatlere rastlamak çok güç.

Gündelik hayatımızda engelli vatandaşlarımıza çıkardığımız engeller ise zaten malumumuz…

Son olarak geçirdiği trafik kazası sonucu hayatına engelli olarak devam etmek zorunda bırakılan bale sanatçısı Bora isimli arkadaşımızın haklı isyanı, bu arkadaşlarımızın hayatlarına göstermemiz gereken ufacık özeni bile çok gördüğümüz utancını tekrar çarptı yüzlerimize.

Engelli vatandaşlarımız için uygulanması gereken pozitif ayrımcılık şöyle dursun, gündelik hayatlarına devam edebilmelerini bile lütuf olarak algıladığımız bu bireylerden çıkmış 14 başarı hikayesini konu alan listemizi, Bora’nın farkındalık yaratmak istediği haklı isyanına destek amaçlı derledik.

1. Ludvig van Beethoven

Almanya’nın Bonn şehrinde fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Beethoven’ın müzikle tanışması; alkolik ve sert bir eğitimi benimseyen müzisyen babasının, aile bütçesine katkıda bulunması için kilisede piyano çaldırmasıyla başlamış.

1792’de Viyana’ya giden Beethoven klasik müziğin ünlü bestecisi Joseph Haydn yanında çalışma imkanı bulmuş. Beethoven’ın üstün yeteneğini farkeden Haydn’ın el vermesiyle 19. yy sonlarına kadar yaşayan tüm bestecileri etkileyen Beethoven doğmuş.

1801’de işitme problemleri yaşamaya başlayan efsane 1817’de tamamen sağır olmuş ama bu durum müzik hayatını hiç mi hiç etkilememiş. Hatta dünyaca ünlü 9. Senfonisini sağırlık döneminde bestelemiştir.

1844 Amerika’sının Ohio eyaletinde 10 çocuklu bir ailenin son üyesi olarak dünyaya gelen Bowen, ayakları beline bitişik olarak doğmuş.

Ailesini geçindirebilmek için çiftliklerde çalışmaya başlayan Bowen ellerini kullanmakta o kadar usta olmuş ki, bir tesadüf sonucu karşılaştıkları ünlü sirk sahipleri Barnum ve Bailey Circus daha 13 yaşındayken onunla çalışmak istemişler.

“Bacaksız Akrobat” olarak Avrupa turnelerine katılan Bowen, çok kısa zaman içerisinde dünya çapında bir üne kavuşur ve Mayıs 1924’de hayatını kaybettiğinde dünyanın en ünlü akrobatı olarak anılmaktadır.

3. Eşref Armağan

Ankara’da yaşayan ve doğuştan görmeyen Eşref Armağan 41 yıldır resim yapıyor. Amerika ve Avrupa’da sergiler açan Armağan, Amerika eski Başkanlarından Clinton’ın da portresini yapmış.

Menajeri Joan Eroncel ile birlikte gittiği ülkelerde uluslararası ün kazanan Eşref Armağan’ın beyin yapısı Harvard Üniversitesi’nde incelenmiş ve görmediği halde nasıl resim yapabildiği bilimsel çalışmalara konu olmuş.

Dokunuşları ile gören Armağan Amerikalı bir hanım ile tanışır ve bu hanım sayesinde uluslar arası bir üne kavuşur.Türkiye’nin yetiştirdiği değerli yeteneklerimizdendir.

4. Jim Abbott

1967’de sağ eli olmadan doğan Jim, tutkuyla bağlı olduğu beyzbol kariyerine daha 10 yaşında profesyonel imzasını atmış.

Bu çağlarda eyalet turnuvasında çeyrek finale kadar çıkan Jim, 1986 olimpiyatlarında ülkesine altın madalya kazandırmış.

Amerika’nın en ünlü takımlarından California Angels, Chicago White Sox ve New York Yankees’de oynadıktan sonra emekli olarak mejaner olmuş.Hala Amerika’nın en sevilen beyzbolcularından biri olmayı sürdürüyor.

6 Yaşındayken geçirdiği çocuk felci yüzünden bir bacağı sakatlanan Frida, bu felç yüzünden hayatı boyunca sayısız ameliyat geçirmiş. Rahatsızlığı yüzünden “Tahta bacak Frida” olarak anılan ünlü ressamın resme bu rahatsızlığı sayesinde başladığı rivayet edilir.

6. Cemil Meriç

Ülkemizin en önemli yazın ve düşünce adamlarından olan Cemil Meriç, 38 Yaşında görme yeteneğini tamamen kaybetmiş. Yazarlık hayatının en üretken döneminin ise görme yetisini kaybettiği bu kazadan sonra yaşamıştır.

7. Mark Playle

İngilteren’in sevilen rock gruplarından Minnikin grubunda gitar çalan Mark Playle, doğuştan sol eli olmayan bir müzisyen.Geçen sene katıldığı Guitar İdol yarışmasında çeyrek finalde elense de bir çok müzik otoritesi tarafından geleceğin en büyük gitaristlerinden biri olarak görüldü.22 yaşındaki Mark Payle, hala konserlere çıkıyor

#8. Oscar Pistorius

11 Aylıkken bacaklarını kaybeden çita lakaplı ünlü atlet, atletizme gönül vermeden evvel; rugby, su topu ve tenis bile oynamış. Hayat boyu Engelsiz insanlara kafa tutabilmeyi amaç edinen atlet; Olimpiyatlarda koşan ilk engelli atlet olmanın yanında 100, 200 ve 400 metrelerde dünya şampiyonluğu yaşamıştır.

ABD’nin 32. Başkanı olan Roosevelt, 39 yaşında yakalandığı çocuk hastalığı nedeniyle yürüyemez hale gelmiş. Siyasi rakipleri engelini malzeme yaparak rekabet etmeye çalışsalar da tam 3 defa devlet başkanı seçilerek tarihte derin izler bırakmıştır.

10. Stephen Hawking

1942 yılında doğan Hawking Beyin Hücreleri Kainatın Gizemleri ile meşgul olan Astro Fizikçi olan Hawking ALS hastasıdır ve tedavisi mümkün olmayan bu hastalığına rağmen evrenin sırlarını anlatan kitaplara ve bilimsel çalışmalara imza atmıştır.

Bu hastalıkta beyin sağlam kalmasına rağmen bütün vücut çöker.

Genel başarıda ” Beynin sağlam ise vücudunun neresi engelli olursa olsun, başarıyı yakalarsın” genel inancı adeta Hawking de anlam bulur ve doktorların birkaç yıl ömür biçmesine rağmen elli yıla yakın zamandan beri yaşam mücadelesine bilimsel çalışmaları ile devam etmekte olan ünlü astrofizikçi birçok bilimsel başarının altına imza attı.

#11 Edison

Ampülü bulan adam olarak tanıdığımız Tomas Alva Edison da işitme engellidir. Umutsuzluğa düşmek yerine yalnızlığını sayısız deneyle telafi eden mucidin, sadece ampül için bile iki binin üstünde deney yaptığı rivayet edilir. 2500’e yakın buluşunsa patentini alacak kadar başarılı bir kariyeri olmuştur.

12. Erik Weilhenmayer

Daha 13 yaşındayken görme yetisini tamamen kaybeden Erik öğretmen ve güreş antrenörlüğü yapmaktaydı.

Onu Dünya çapında üne kavuşturan başarısı ise 2001’de 7 kıtanın en yüksek zirvesi Everest’e tırmanması oldu.

Dünya çapında bir sporcu kabul edilen Erik sayısız ödül alacağı tırmanışlarına devam etmiş ve maceralarını da “Touch the Top of the World” kitabında toplayarak sevenlerine ulaştırmıştır.

Dustin Carter, küçük yaşta yakalandığı bir kan hastalığı nedeniyle bacaklarını tamamen, ellerini ise kısmen kaybetmiş.Orta okul öğrencisiyken güreşle ilgilenmeye başlayan Dustin, 8. sınıfta beden eğitimi öğretmeni eşliğinde güreş müsabakalarına hazırlanmış. 2014’de katıldığı Ohio eyalet güreş şampiyonasında bütün rakiplerini eleyerek birinci olmayı başardı

14. Aşık Veysel Şatıroğlu

1894’de Sivas’ın Sivrialan Köyünde dünyaya gelmiş ve 6 yaşında yakalandığı çiçek hastalığı nedeniyle görme engelli olmuştur.

Babasının oyalansın diye aldığı sazı ile avunurken okuduğu şiirler ile ülkemizin en ünlü halk ozanlarından biri olmuştur.

Köy okullarında ve köy enstitülerinde türkü muallimliği de yapan Şatıroğlu 1973 yılında aramızdan ayrılmıştır ama şiir ve türküleri halen dillere pelesen olup yaşamaktadır.

Источник: https://listelist.com/engelli-basarili-insanlar/

Gelir adaletsizliği Türkiye’de ne boyuta geldi?

Engellilerin Türkiye Ve Dünyadaki Durumları

Amerika’da faaliyet gösteren Boston Consulting Group’un (BSC), sonuçlarını 2013 yılında paylaştığı raporda bakın neler yayımlanmış:

  • Dünyadaki toplam servet 135 trilyon dolar.
  • Tüm dünyadaki bu servetin 52.8 trilyon dolarına, dünya nüfusunun sadece binde biri olan bir zümre sahip.
  • Kısaca binde birlik bu seçilmiş zengin grup, tüm dünyanın servetinin % 39’una sahip.

Dünyadaki gelir adaletsizliğine bakarak Türkiye’ye doğru geleceğiz ve gelir dağılımındaki bu adaletsizliği gözler önüne serecek bir IMF verisi paylaşıyor olacağım sizlerle.

Peki dünyadaki bu seçkin zengin grup, servetlerine servet katarken, dünya ekonomisi neden büyüyemiyor acaba?

Cevabı tahmin edebileceğinizi düşünüyorum. Bu zengin küçük zümre, ekonomileri büyüterek zengin olma yoluna gitmiyor. Sadece başkalarının gelirlerinden pay alarak büyüyorlar.

Çünkü dünya ekonomisi büyüme anlamında bir tıkanma noktasında. Zenginlerin gelirleri devamlı büyürken, geri kalanların gelirleri devamlı küçülüyor ve dünya ekonomisi bu yüzden durgun.

Tam anlamıyla bir kalkınmadan bahsedilecekse, gelir adaletsizliğinin önlenmesi şart.

Ayrıca şunu da yeri gelmişken ifade etmek gerekir. Reel işler yaparak büyümek artık zenginlerin işi değil. Onlar hep paradan para kazanma düşüncesindeler.

Hal böyle olunca kurlar ile oynayarak, çeşitli manipülasyonlar yolu ile istikrarsız ortamlar yaratarak; savaş çıkararak, kaos yaratarak canım ülkemdeki insanların cebindeki paraları da değersizleştirip, kendi paralarını değerlendiriyorlar.

Böylece ekonomilerindeki büyümeler, yapılan reel işlerden dolayı değil, para oyunlarındaki gösterdikleri üstün başarılarla gerçekleşiyor. Sadece bizden çalınca da büyüme onlara artı, bize eksi yazıyor ve sonuçta dünya ekonomisi bir durgunluk halinde.

Türkiye’deki gelir adaletsizliğine bir bakalım

Credit Suisse’ın küresel servet raporunu bir inceleyelim. (2014)

  • 2013 yılında Türkiye’de 10.000 – 100.000 dolar serveti olan kişi sayısı nüfusun %30.3’ü.
  • 2014 yılında ise bu oran %22.8 olarak belirlendi.

Aynı raporda %10’luk zengin kesimin payına göz atacak olursak:

  • 2000 yılında zenginlerin toplam servetten aldığı pay %66.7
  • 2007 yılında %70.2
  • 2014 yılında %77.7

Bu da demek oluyor ki 2014 yılına kadar geçen süre içerisinde, Türkiye’de zenginler daha zengin olurken, geri kalanın serveti yıllar içerisinde azalmış.

Japonya’daki ve Türkiye’deki gelir dağılımı

İlk olarak iki ülkenin GSYH (gayri safi yurtiçi hasıla) düzeylerini inceleyelim. Aşağıda IMF verilerini görebileceğiniz grafiğe bir göz atalım.

  • 2014 yılı itibari ile grafikte gördüğünüz gibi Japonya’nın GSYH’si 6,21 trilyon dolar iken
  • Türkiye’nin GSYH’si 1,01 trilyon dolar.

2013 – 2014 yıllarında, 1 milyar doların üzerindeki milyarder sayıları ise aşağıdaki gibi:

Milyarder sayıları
20132014GSYH (Trilyon Dolar)
Japonya24246,21
Türkiye45601,01

Bu tablodan çıkan çarpıcı sonuç ise şöyle:

  • Japonya’nın GSYH’si Türkiye’nin GSYH’sinin tam 6 katıdır. Buna çoğumuz şaşırmadık, Japonya gibi teknoloji üreten bir ülkenin GSYH’si tabi ki kat ve kat yüksek olacaktır.
  • Şaşırılacak nokta, Japonya’daki milyarderlerin sayısında bir artış yokken, Türkiye’deki milyarder sayısındaki artış %33 oranında.

Yoksul halkın giderek daha da yoksullaştığı bir Türkiye tablosu

Yukarıdaki tablodan da anlaşılacağı gibi Türkiye’deki gelir adaletsizliği, olumsuz yönde artan bir trend içerisinde.

2014 yılı itibari ile Japonya’nın geliri bizden 6 kat fazla iken, milyarder sayısı bizim milyarder sayımızın yarısından daha azdır.

Yani geliri daha adaletli bölüşen bir Japonya varken, gelir artışının zenginlere kaydığı ve geriye kalan fakir halkın daha da yoksullaştığı bir Türkiye ile karşı karşıyayız.

Gelir adaletsizliği ile önümüzdeki 20 sene içerisinde savaşamazsak, dünyadaki zenginler kendi gelirlerini para oyunları ile katlamak için, kaos yaratmak suretiyle, bu yoksul halkları kullanarak, zenginliklerini daha da artırmanın yollarını arayacaklardır.

O yüzden Türkiye’nin bu duruma mahal vermeyecek ekonomik, sosyal ve kültürel önlemleri alması ve halkların yoksullaştırılmasına izin vermemesi gerekmektedir.

İnsan hakları var mı? Hakkınızdan vazgeçmiyorum!

Источник: https://indigodergisi.com/2016/02/turkiye-de-gelir-adaletsizligi-ne-boyuta-geldi/

Türkiye ve Dünya’da Engelliler

Engellilerin Türkiye Ve Dünyadaki Durumları

Engelliliğin dünyada,bireyler ve toplumlar üzerindeki etkilerini anlamamızı sağlayan araştırmalar ve bu konuda yapılan istatistikler ,raporlar, engelli insanların karşı karşıya kaldığı farklı yapısal ve davranışsal, alanlara dikkat çekmek amaçlı bu verileri sizlerle paylaşmanın önemli olduğunu düşünüyoruz.

Engelliliğe çözüm yolları üretmenin  öncelikli ihtiyaç olduğunu biliyoruz.

Toplumsal yaşama katılımın önündeki engelleri kaldırmak ve engelli insanların sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmak için yeterli kaynak ve uzmanlığı bu konuya yönlendirmek ahlaki sorumluluğumuzdur.

Sağlık, rehabilitasyon, destek, eğitim ve istihdama erişimleri ve başarılı olmaları için onlara şans tanımalı ve ortam düzenlemesi yapmamız gerekmektedir.

Dünyada 1 milyar engelli birey yaşıyor

  • OECD-AB ve Türkiye verilerine göre, dünya nüfusunun yaklaşık %15’i engelli bireylerden oluşuyor. Yani dünyada 1 milyar engelli var. Bu nedenle, dünyadaki “en büyük azınlık” olarak nitelendiriliyorlar. Türkiye’de ise Ulusal Engelli Veri Taban’ına göre engelli birey sayısı 1.559.222.

    (Ancak resmi olmayan rakamlara göre %13 düzeyinde, 9 milyon olduğu söyleniyor) Bunların %27’si 0-21 yaş, %36’sı 22-49 yaş, %37’siyse 50-64 yaş arasında… Yaşla birlikte engellilik oranı artıyor: OECD ülkelerinde 20-34 yaş arasındaki engelli birey oranı %6. Bu oran 35-49 yaş arasında iki katına çıkıyor.

    50-64+ yaş arasında ise %24’ü buluyor.

  • Avrupa Birliği’nde 15-64 yaş arası temel etkinlik problemi yaşayan engelli birey sayısı 44 milyonken, hayat boyu süren bir sağlık problemi nedeniyle kısıtlı çalışma imkanına sahip engelli birey sayısı 35 milyon.

  • Dört engelliden ancak 1’i yardım alabiliyor
  • AB ülkelerinde ilkokuldan sonra okulu bırakan engelli oranı %25.

    Bu oran İsveç’te %11’ken, Türkiye’de %60

  • AB’de engellilerin %29,9’u yoksulluk/sosyal dışlanmışlık riski altında, Türkiye’de bu oran %77,1
  • Birleşmiş Milletler Kalkınma Programına göre engellilerin %80’i gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.

İstihdama Katılım

  • 2000’li yılların sonuna doğru OECD ülkelerinde engelli nüfusun istihdam oranı %44 olarak ölçülmüş, bu oran engelli olmayanlar için %75. Aynı yıllar için işsizlik oranları ise engelliler için %14’ken, engelsiz nüfus için %7. İstihdam edilen engellilerin %22’si yarı zamanlı işlerde çalışıyor, bu oran engelli olmayan bireyler için %13.

  • AB’de 15-64 yaş arasındaki engelli olmayan bireylerin istihdamı ise %66.9 iken, bu oran engelli bireyler için %47.3… Bu oranlar Türkiye için sırasıyla %51 ile %41.1 olarak veriliyor. Engelliler için AB’de en yüksek istihdam oranı İsveç’te (yüzde 66.2), en düşük istihdam oranı ise Macaristan’da (yüzde 23.7).
  • Türkiye’de istihdam edilen 90.131 engelli bireyin 12.

    223’ü kamu, 77.908’I özel sektörde çalışıyor.

Kamu Yardımları

  • OECD ülkelerinde engellilere ayrılan kamu yardımı gayri safi milli hasılanın %2’sini oluşturuyor. Bu oran Norveç, Hollanda ve İsveç gibi ülkelerde %4-5’lere kadar yükseliyor. Türkiye’de ise 1990-2007 yılları arasında %0.1…
  • Çalışma yaşındaki nüfusun %6’sı bu kamu yardımlarıyla geçiniyor.

    Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, Kuzey ve Doğu Avrupa’daki bazı ülkelerde bu oran %10-12 arasında değişiyor.

  • Kamu harcamalarının %95’i doğrudan yardımlara gidiyor. Sadece Almanya, Norveç, Hollanda ve İsveç gibi ülkelerde bu miktarın %10’u istihdama kazandırma programlarına harcanıyor.

  • Ortalamada dört engelliden biri engelli yardımı alıyor. Akdeniz ülkelerinde ise engelli yardımından yararlanma oranı daha da düşük. Örneğin Yunanistan’da engellilerin %85’i yardım almıyorken, %22’si ne bir kamu yardımından faydalanabiliyor ne de istihdam ediliyor.

  • OECD ülkelerinde engellilere yönelik harcamalar yapılan sosyal harcamaların %10’una denk geliyor.
  • Türkiye’de 2012 yılı itibariyle yaklaşık 410 bin engelli birey engelli yardımlarından düzenli olarak yararlanıyor, bu oran kayıtlı bireylerin %38.4’ü demek.

    Kayıtlı olanların %27’si “özürlü aylığı”ndan, %11,2’si ise Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü’nün ayni ve nakdi yardımlarından düzenli olarak yararlandıklarını belirtiyor. Kayıtlı olanların %55,7’si ağır fiziksel iş ve güç gerektirmeyen işlerde çalışmayı istiyor.

Yoksulluk Ve Sosyal Dışlanmışlık

  • OECD ülkelerinde içinde engelli birey olan hanelerin %22’si yoksulluk sınırının altında gelire sahipken, bu oran engelli birey olmayan hanelerde %14. Üstelik engellilerin gelirleri ulusal ortalamalardan %15 daha düşük.
  • 2013’te AB’de 16 yaş üstü engellilerin %29.

    9’u yoksulluk ya da sosyal dışlanmışlık riski altındabulunmuş.  Engelli olmayanların ise %21.4’ü için bu riskler söz konusu. Risk altında bulunan en geniş engelli grubu Bulgaristan’da yüzde 63.7 olarak ölçülmüş. Bulgaristan’da engelli olmayanlar aynı riske yüzde 44.1 oranında maruz kalıyor.

    Engelli nüfus içinde risk altındakilerin oranı Doğu Avrupa ülkelerinde, AB’nin başkenti Belçika’da (%34.3) ve İngiltere’de de (%34.8) yüksek. Bu alanda 2007 yılından bu yana Türkiye verisi bulunmuyor. 2007 yılında Türkiye’deki engellilerin yoksulluk ve sosyal dışlanmışlık riski %77.1.

Eğitim

  • OECD ülkelerinde iş gücü nüfusunda düşük eğitimli (ortaokul ve öncesi) bireylerin nüfusa oranı engelliler için yaklaşık %40 iken, bu oran engelli olmayan bireyler için yaklaşık %20.
  • Avrupa Birliği ülkelerinde ilkokuldan sonra engelli bireylerin okulu bırakma oranı %25. Bu oran İsveç’te %11 iken, Türkiye’de %60.

  • 25-64 yaş arası çeşitli eğitim programlarına (yaşam boyu öğretim) katılım oranı engelli olmayan bireyler için %9.8 ken bu oran engelli bireyler için %6.9. Türkiye’de ise bu oranlar sırasıyla %4.1 ile 1.7…
  • 30-34 yaş arası engellilerin yüksek öğrenimi tamamlama oranı AB’de %22.1 iken bu oran Türkiye’de 6.8.

“Dünya Engellilik Raporu” Sonuçlarına Göre;Dünyada Ve Türkiye’de Engellilik Konusunda Yapılması Gereken Uygulamalar

Öncelik;

  • ihtiyacı olan herkesin EHS ile uyumlu, uygun, zamanında, maliyeti karşılanabilir ve yüksek kaliteli rehabilitasyon müdahalelerine erişiminin sağlanmasıdır.

  • Köklü rehabilitasyon hizmetleri bulunan orta gelirli ve yüksek gelirli ülkelerde, hizmetlerin kapsamının genişletilerek ve uygunluğu, kalitesi ve maliyetinin karşılanabilirliği iyileştirilerek etkinliğin ve etkililiğin iyileştirilmesine yoğunlaşılmalıdır.

  • Düşük gelirli ülkelerde ise, uygun maliyetli yaklaşımlar önceliklendirilerekrehabilitasyon hizmetlerinin başlatılmasına ve zamanda geliştirilmesine yoğunlaşılmalıdır.

    Çok çeşitli paydaşların bu konuda rolü bulunmaktadır:

  • Hükümetler, rehabilitasyon hizmetlerine yönelik politikalar, düzenleyici mekanizmalar ve standartlar geliştirmeli, uygulamalı ve bunların izlemesini yapmalıdır. Ayrıca, bu hizmetlere eşit erişim olması teşvik edilmelidir.
  • Hizmet sunucular en yüksek kalitede rehabilitasyon hizmetleri sunmalıdırlar.

  • Diğer paydaşlar (kullanıcılar, meslek örgütleri vb.) farkındalığı artırmalı, politika geliştirilmesine katılmalı ve bunların uygulanmasını izlemelidirler.
  • Uluslararası işbirliği iyi ve gelecek vadeden uygulamaların paylaşılmasına ve rehabilitasyon hizmetleri başlatan ve bunları genişleten ülkelere teknik yardım sağlamaya yardımcı olabilir.

  • Politikalar ve Düzenleyici Mekanizmalar hâlihazırdaki politikaların, sistemlerin, hizmetlerin ve düzenleyici mekanizmaların değerlendirilmesi, hizmet sunumunun iyileştirilmesi için boşluklar ve öncelikler tespit edilmelidir.

  • Mali açıdan sürdürülebilir bir şekilde, nüfus içerisindeki işlevin maksimum düzeye çıkarılması için durum analizine uygun biçimde, ulusal rehabilitasyon planları geliştirilmeli ya da halihazırdakiler gözden geçirilmelidir.
  • Politikaların mevcut olduğu durumlarda, EHS ile uyumluluğun sağlanması için gerekli değişiklikler yapılmalıdır.
  • Politikaların mevcut olmadığı durumlarda, ülkenin bağlamı ve EHS ile uyumlu politikalar, mevzuat ve düzenleyici mekanizmalar geliştirilmelidir. Minimum standartlar belirlenmeli ve bu standartların izlenmesi önceliklendirilmelidir. Finansman Sağlanması Kapsamın ve maliyeti karşılanabilir rehabilitasyon hizmetlerine erişimin artırılması için finansman sağlama mekanizmaları geliştirilmelidir.

Ülkerin Özel Koşullarına Bağlı Olarak Yapılması Gerekenler

  • Karşılanabilir rehabilitasyon hizmetlerinin kapsamının ve erişiminin artırılması için finansman mekanizmaları geliştirilmelidir.
  • Sağlık sigortası yoluyla rehabilitasyona eşit erişimin teşvik edilmesi.
  • Sosyal sigorta kapsamının genişletilmesi.
  • Hizmet sunumuna yönelik kamu özel ortaklığı.

  • Hâlihazırdaki kaynakların yeniden tahsis edilmesi ve yeniden dağıtılması.
  • İnsani krizi gibi durumlarda uluslararası işbirliğinin desteklenmesi. İnsan Kaynakları Rehabilitasyona yönelik insan kaynaklarının sayısı ve kapasitesi artırılmalıdır.

  • Uzman rehabilitasyon personeli eksikliğinin olduğu durumlarda, kariyer gelişimine ve düzeyler arasında eğitimin devam etmesine olanak sağlayacak rehabilitasyon personelinin farklı tiplerde ve düzeylerde eğitimine ilişkin standartlar geliştirilmelidir.

  • Ulusal rehabilitasyon planlarına uygun şekilde eğitim kapasitesinin geliştirilmesi için stratejiler hazırlanmalıdır.
  • Özellikle kırsal ve uzak bölgelerdeki personelin işte sürekliliğinin sağlanması için teşvikler sağlanmalı ve mekanizmalar belirlenmelidir.

  • Uzman olmayan sağlık profesyonelleri (doktorlar, hemşireler, birinci basamak sağlık hizmetleri çalışanları) kendi rolleri ve sorumluluklarıyla bağlantılı olarak engellilik ve rehabilitasyon konularında eğitilmelidir.

    Hizmet Sunumu Hizmetlerin bulunmadığı ya da sınırlı olduğu durumlarda, halihazırdaki sağlık hizmetleri ve sosyal hizmetler sunumu içerisinde minimum standartlar belirlenmelidir. Uygun stratejiler arasında şunlar yer almaktadır:

  • Halihazırdaki sağlık altyapısı içerisinde temel rehabilitasyon hizmetleri geliştirilmelidir.

  • Rehabilitasyon hizmetleri sunumu toplum temelli rehabilitasyon aracılığıyla güçlendirilmelidir.
  • Erken tanı ve müdahale stratejileri toplum çalışmacıları ve sağlık personeli kullanılarak önceliklendirilmelidir. Hizmetlerin mevcut olduğu durumlarda, hizmet kapsamı genişletilmeli ve hizmet kalitesi iyileştirilmelidir. Uygun stratejiler aşağıda verilmektedir:
  • Multidisipliner ve hizmet alan merkezli yaklaşımları teşvik eden hizmet sunum modelleri geliştirilmelidir.
  • Toplumda yüksek kaliteli hizmetlerin sunulabilirliği sağlanmalıdır.

Düzeyler ve Sektörler Arasında Koordinasyonun İyileştirilmesiyle Etkinlik Artırılmalıdır, Bütün Ortamlarda, Üç İlke Geçerlidir:

  • Hizmet alanların karar almaya dahil edilmesi.
  • Müdahalelerin araştırma kanıtlarına dayandırılması.
  • Sonuçların izlenmesi ve değerlendirilmesi. Teknoloji Uygun, sürdürülebilir, maliyeti karşılanabilir ve erişimin olduğu yardımcı teknolojilere erişim artırılmalıdır.

Engelliler ile İlgili Ülke  Politikaları Belirlerken İzlenecek Stratejiler

  • Yardımcı cihazlara yönelik hizmet sunumu.
  • Kullanıcıların eğitilmesi ve izlenmesi.
  • Yerel yönetimlerin ve üretimin teşvik edilmesi.
  • Gümrük vergisi ve ithalat vergisinin indirilmesi.
  • İhtiyaçlara dayalı ölçek ekonomilerinin iyileştirilmesi. Rehabilitasyon ölçümlerinin kapasitesinin, erişilebilirliğinin ve koordinasyonunun daha fazla geliştirilmesi için bilgi ve iletişim teknolojilerinin, telerehabilitasyonun kullanımı araştırılabilir. Araştırma ve Kanıta Dayalı Uygulamalar
  • Sunulan hizmetlere olan gereksinim, hizmetlerin tipi ve kalitesi ve karşılanmamış gereksinimler üzerine yapılan araştırmalar ve veriler (cinsiyete, yaşa ve ilgili sağlık durumuna göre ayrıştırılmış) artırılmalıdır.
  • Uygun maliyetli rehabilitasyon tedbirleri üzerine kanıta dayalı rehberlere erişim iyileştirilmelidir.
  • Rehabilitasyon hizmetlerine yapılan harcamalar üzerine veriler diğer sağlık hizmetlerinden ayrıştırılmalıdır.
  • Rehabilitasyon hizmetinin sonuçları ve ekonomik faydaları değerlendirilmelidir.

Источник: https://ey-der.com/ana-sayfa/turkiye-ve-dunyada-engelliler/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.