Erişkinlerde Üç Tip Kalp Ameliyatı Var

içerik

Açık Kalp Ameliyatı Sonrasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Erişkinlerde Üç Tip Kalp Ameliyatı Var

Geleneksel cerrahi sistem olarak da isimlendirilen açık kalp ameliyatları sonrası iyileşme sürecini kısaltmak hastanın kendi hayatına vereceği düzene bağlı olarak değişebilmektedir.

Açık Kalp Ameliyatları

Kalp kasında, kalp kapakçığında, damarlarda, kaslarda göğüs kısmı kesilerek uygulanan cerrahi tedavi yöntemine açık kalp ameliyatları ismi verilmektedir.

Günümüzde yapılmakta olan açık kalp ameliyatları arasında en sık rastlanılan by pass yöntemi kullanılarak yapılan operasyonlardır. Bu yöntem sırasında sorunlu olan damar iptal edilerek bağlanılır.

Bu damarlın yerine vücutta bulunan her hangi bir bölgeden veya bacaklardan alınan yeni damar bağlanan damarın yerine yerleştirerek o damarın işlevlerini sürdürmeye devam eder.

Açık kalp ameliyatları aynı zamanda geleneksel kalp ameliyatları olarak da isimlendirilmektedir. Günümüzde gelişen tıp teknolojisi göz önüne alındığında ve pek çok yeni teknik uygulanarak büyük kesikler yapmadan operasyonlar yapılmakta olduğunda açık kalp cerrahisi popülerliğini yitirmeye başlamıştır.

Kardiyolojik sistemde kullanılan açık kalp ameliyatının uygulandığı durumlara kısaca şu örnekleri verebiliriz:

  • Vücutta bulunan bütün organlara, dokulara ve hücrelere kan ve gerekli olan vitaminleri, mineralleri ve oksijeni kanla birlikte iletmekle görevli olan kalp kapakçıklarında oluşan sorunların onarılması veya kapakların değiştirilmesi
  • Kalp kasında zarar gören veya hasar alan bölümlerin onarılması
  • Kalp ritim sorunlarını dengeleyen özel araçlar takılması
  • Hasarlı olan ve çalışmakta zorlanan kalbi ölmüş bir hastadan alınan yeni bir kalple değiştirmek

Ameliyat Öncesi Hazırlık

  • Açık kalp ameliyatına girecek olan hasta; ameliyattan bir gün önce herhangi bir ilaç kullanmaması kullanılması konusunda bilinçlendirilir. Bu ilaç yasağının kapsamına vitaminler de girmektedir.
  • Ameliyat olacağı tarihten ortalama olarak iki hafta öncesinde hasta kullanıyorsa sigarayı bırakmalıdır.
  • Hasta yine yapılacak olan müdahaleden ortalama olarak iki iki hafta önceden aspirin tarzında kan sulandırmaya yarayan ilaçların kullanımını kesin olarak kesmelidir.
  • Açık kalp ameliyatına girecek olan hasta bir gün önce bakteri sabunu kullanarak yıkanmalıdır.
  • Bir gün sonra açık olarak cerrahi müdahale yapılacak hasta son gecesinden itibaren herhangi bir şey yememeli su dahi içmemelidir.

Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci

Kardiyolojik sistemden operasyon geçirecek olan hastanın ilk olarak narkozdan çıktığı zaman; göğüs bölgesine takılı olan iki veya üç tane tüp bulunmaktadır. Bu tüpler yardımıyla kalp kasının çevresinde toplanmış olan sıvılar vücuttan dışarı atılmaktadır. Hasta yoğun bakım odasına solunum cihazıyla birlikte getirilir.

Bu solunum makinesi yoğun bakım süreci dahilinde doktorunun kontrolü altında yapılmaktadır. Hasta aynı zamanda kalp ritimlerini kontrol eden ve gerekli olan ölçümleri gerçekleştiren ekstra bir cihaza daha bağlanmıştır.

Hastanın sorunu olması veya ihtiyaç duyması durumunda gerek hastanede yattığı süreç içinde herekse ameliyat sonrasında ki istirahat ve iyileşme sürecinde bir hemşire yanında bekleyebilmektedir.

Açık Kalp Ameliyatları

Yoğun bakım odasından çıkınca hasta direk olarak servis odasına alınır. Bu odada olduğu ameliyatın çeşidine göre; hasta beş ile yedi gün arasında iyileşme durumuna bağlı olarak hastaneden çıkabilmektedir.

Kardiyolojik nedenlerden ötürü ortaya çıkan rahatsızlığın tedavi eğer cerrahi müdahale ile yapılmışsa; hastanın hastanede çok fazla kalmaması bir an önce taburcu edilip evde dinlenmeye devam etmesi büyük önem taşımaktadır.

Hastane enfeksiyonlarından korunmak için hasta hastane ortamında ne kadar az barınırsa onun iyileşme süreci o kadar risksiz eve kısa olacaktır. Aksi durumda enfeksiyon kapma ihtimali oldukça fazla olmaktadır.

Açık kalp ameliyatlarında; cerrahı müdahale uygulanan kişinin iyileşme süreci ortalama olarak maksimum beş altı aydır. Bu sürecin kısalması hastanın kendi tedavisine verdiği destek sayesinde olmaktadır.

Komplikasyonları

Her ameliyatta bulunan riskler veya komplikasyınlar açık kalp kası ameliyatlarında diğerlerine oranla daha sık bir şekilde görülmektedir. Gerek kalp kapakçıklarının değiştirilmesi olsun, gerek kalp kasının veya damarların onarılması olsun; uygulanan ameliyatta ve ameliyat sonrasında oluşabilecek risklere şu şekilde örnekler verebiliriz:

  • Göğüste bulunan yaralarda enfeksiyon oluşma ihtimali
  • Kalp kası krizi veya kalp sıkışması yaşanması
  • Ritimde meydana gelen düzensizlikler
  • Akciğerlerde veya böbreklerde yetmezlik oluşması
  • Hafıza kaybı veya şuurun ve bilincin geçici olarak yitirilmesi
  • Göğüslerde oluşan ağrılar
  • Nefes alır verirken oluşan zorlanma ve oksijensiz kalma hissi
  • Kan da pıhtıların oluşumu
  • Aşırı derecede olan kanamaya bağlı yaşanan kanamalar
  • Hafıza da oluşan sorunlar
  • Bypass makinesinde yaşanan sıkıntılar

Ameliyat Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

Cerrahi müdahaleyle açık kalp ameliyatı olan kişilerin yapılan operasyon sonrasında dikkat etmesi gereken bir takım faktörler bulunmaktadır. Bunlara kısaca şu şekilde örnek verebiliriz:

  • Hasta beslenmesine dikkat etmelidir. Bol lifli sebzeler ve meyvelerle beslenmelidir.
  • İlaçlarını aksatmadan düzenli olarak kullanmalıdır.
  • Kontrollerine zamanında gitmelidir.
  • Alkol ve sigaradan uzak durmalıdır.
  • Hafif sporlar bu konuda oldukça önemli rol oynar.
  • Stresten ve psikolojik baskıdan uzak durmalıdır.

(Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading…

Источник: https://kalpritmi.com/acik-kalp-ameliyati-sonrasi.html

Kalp Tümörü Ameliyatı

Erişkinlerde Üç Tip Kalp Ameliyatı Var

Kalp tümörleri kalp veya kalp kapaklarındaki dokulardaki anormal büyüme durumlarıdır. Birçok farklı türü olmakla beraber, kalp tümörleri sık rastlanan bir hastalık değildir. Kalbin içinde oluşan ve kalp ile sınırlı kalan tümörler birincil tümörlerdir. Vücudun başka bir bölgesinde başlayıp kalbe sıçrayan tümörler ise ikincil tümörlerdir.

Tümörler kanserli veya iyi huylu olabilmektedir. Kalp tümörleri genellikle iyi huyludur. Ancak iyi huylu tümörler bile büyüklüğü ve yeri bakımından problem yaratabilir. Tümörlerin küçük bir parçası kana karışıp kan dolaşımına girebilir ve vücudun bir başka bölgesindeki küçük damarlarda tıkanmaya sebep olabilir.

Yetişkinlerde, kanserli olmayan birincil kalp tümörlerinin yaklaşık olarak yarısı miksomalardır. Miksomalar genellikle kalbin sol kulakçığında oluşur. Kalbin duvarının iç tabakasında bulunan embriyonik hücrelerden gelişebilir.Bebek ve çocuklarda en yaygın görülen iyi huylu kalp tümörü türü rabdomiyomdur.

Tipik olarak gruplar halinde oluşan rabdomiyomlar genellikle kalp duvarının içinde büyür ve kalp kası hücrelerinden oluşur.Bebek ve çocuklarda ikinci en çok görülen iyi huylu kalp tümörü türü de fibromadır. Tipik olarak tek bir tümör olarak büyüyen fibromalar kalp kası içinde büyür ve kalp liflerinden oluşur.

Kanserli olmayan tümörler, kalbin işleyişini bozacak şekilde büyürse kanserli tümörler kadar ölümcül olabilirler.

Kanserli kalp tümörleri sarkoma, mezotelyoma ve lenfomadır.

Sarkomlar bağ dokularından (kan damarları, sinirler, kemikler, yağ, kaslar ve kıkırdak) gelişen kanserlerdir. Sarkomlar, en sık görülen ikinci birincil kalp tümörü türüdür. Sağ kulakçıkta veya sol kulakçıkta gelişirler ve kalpteki kan akışını engellerler. Sağ kulakçıkta geliştiklerinde akciğerlere yayılabilir.

Mezotelyoma, kalbi kapsayan zar (perikardiyum) içerisinde gelişebilen nadir bir kanserdir, ancak çoğunlukla akciğerleri kaplayan zarda (plevra) gelişir. Perikardiyal mezotelyoma omurgaya ve beyne yayılabilir.

Lenfoma, lenfositler olarak bilinen beyaz kan hücrelerinin kanseridir. Lenfoma genellikle lenf düğümlerinde, dalakta veya kemik iliğinde gelişir. Kalpte gelişen lenfoma son derece nadirdir. Genellikle AIDS’li insanlarda oluşur ve hızla büyür.

Metastatik kalp tümörleri vücudun farklı bir kısmından (genellikle akciğerler, göğüsler, böbrekler, kan veya cilt) kaynaklanır ve daha sonra kalbe yayılır (metastaz yapar). Metastatik kanserler her zaman kötü huyludur. Metastatik yani ikincil kalp tümörleri birincil kalp tümörlerine göre 30 ila 40 kat daha yaygındır. Akciğer veya meme kanserinin yaklaşık %10’u kalbe metastaz yapar.

KALP TÜMÖRÜNÜN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Kalp tümörleri küçük semptomlara veya hayatı tehdit eden kalp bozukluğu belirtilerine neden olabilir. Başlıca semptomları şunlardır:

  • Kalp yetmezliği
  • Bacaklarda şişme
  • Nefes darlığı
  • Yorgunluk hissi
  • Anormal kalp ritimleri (çarpıntı)
  • Bayılma
  • Baş dönmesi
  • Düşük tansiyon olarak da bilinen hipotansiyon
  • Ateş
  • Eklem ağrısı
  • Derideki küçük kırmızı lekeler
  • Kalp hırıltısı

Kalp tümörleri, özellikle miksomalar parçalara ayrılıp kan dolaşımına karışabilirler ve küçük arterlere yerleşerek kan akışını engelleyebilir. Tıkanmanın olduğu bölgeye göre neden olduğu semptomlar farklılık gösterir.

KALP TÜMÖRLERİ NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Birincil kalp tümörlerini teşhis etmek zordur, çünkü nispeten nadirdirler ve semptomları diğer birçok kalp bozukluğunun belirtilerine benzemektedir.

Kalp sesindeki anormallikler, anormal kalp ritmi, açıklanamayan kalp yetmezliği belirtileri veya açıklanamayan ateş belirtilerine sahip olan insanlarda birincil kalp tümöründen şüphelenilebilir.

Sıklıkla kalp tümörleri, hastanın nefes darlığı gibi şikayetleri araştırılırken teşhis edilir.

Ekokardiyografi: Kalp tümöründen şüpheleniliyorsa, genellikle tanıyı doğrulamak için ekokardiyografi yapılır. Bu işlemde, ultrason dalgaları yayan bir cihaz göğüsün üzerinden geçer ve kalp yapılarının görüntüsünü oluşturur.

Bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans görüntüleme (MR): Kalp tümörleriyle ilgili ek bilgi sağlayabilir ve kanserli tümörlerin kansersiz tümörlerden ayırt edilmesine yardımcı olur.

Biyopsi: Vücudun diğer bölümlerinde görülen tümörlerin aksine, kalp biyopsisi nadir uygulanan bir işlemdir. Kalp biyopsisi, tümörün konumuna bağlı olarak tehli olabilir ve genellikle kansersiz ve kanserli kalp tümörleri arasındaki farkı anlamak için görüntüleme testlerinin sonuçları kullanılır.

KALP TÜMÖRLERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Rabdomiyomu (bebek ve çocuklarda en yaygın görülen iyi huylu kalp tümörü türü) olan bebeklerin çoğunda tümör tedavi gerektirmeden geriler, büyümez ve tedavi gerektirmez.

Bebekler ve çocuklarda karıncıklar arasındaki duvarı etkilemeyen fibroma (iyi huylu kalp tümörü türü) ameliyatla çıkarılabilir. Fakat bu duvarı etkileyen tümörler kalbin elektrik iletim sistemini de bozduğu için ameliyatla alınamaz.

Fibroma büyükse veya çevre dokulara doğru büyürse kalp nakli gerekebilir. Kalp nakli hem çocuklarda hem de yetişkinlerde nadiren uygulanmaktadır. Yetişkinlerdeki kalp tümörleri de uygunluğu olduğu takdirde ameliyatla çıkarılabilir.

Genelde birincil kötü huylu tümörlerde cerrahi uygulanmaz ve hastalığın ilerlemesini önlemek için kemoterapi ve radyasyon tedavisi uygulanabilir. Metastatik kanserin tedavisi de kanserin hangi organdan yayıldığına bağlı olarak değişir.

Kalp ameliyatlarında kullanılan cerrahi yöntemler şunlardır:

Источник: https://www.davincicerrahisi.com/kalp-tumoru-ameliyati

Kalp Ameliyatı Sonrası: Yeni Yaşantınızda Sizi Neler Bekliyor?

Erişkinlerde Üç Tip Kalp Ameliyatı Var

Kalp Ameliyatı Sonrası Hayat: Yeni Yaşantınızda Sizi Neler Bekliyor?

Tekrar merhaba. Kalp ameliyatı sonrası, hayat veya günlük yaşantım nasıl olacak sorusu, hastalarım tarafından sık olarak sorulan bir diğer sorudur. Bu sorunun aslında yanıtı, kalp ameliyatı sonrasında sıklıkla doktorunuz tarafından yanıtlanmıştır. Ancak; ameliyat süreci içerisindeki detaylar arasında unutulur, gider.

İşte, size sık sorulan bir soru olan kalp ameliyatı sonrası hayatım nasıl olacak, veya günlük yaşantı düzenimde bir değişiklik yapmalımıyım sorularına benim verdiğim yanıtları derledim.

Kalp Ameliyatı Sonrası Bir Hasta Olarak Benim Sorumluluklarım Nelerdir?

Evet, açık kalp ameliyatınını oldunuz. Bu ameliyat ister koroner bypass operasyonu veya ister kalp kapak ameliyatı (aort, mitral kapakları içeren) olsun hemen hepsi için geçerli olan ve bir hasta olarak, doktorunuzun sizden beklediği bazı konular mevcuttur. Bunları sırası ile özetleyecek olursak;

  1. Kalp ameliyatı veya işlem ile ilgili yaraların bakımı,
  2. Kalp ameliyatı sonrasında verilen ilaçların düzenli olarak kullanılması,
  3. Kalp ameliyatı sonrasında kilo kontrolü
  4. Kalp ameliyatı sonrasında kalp ve akciğer sağlığınızın iyileştirilmesi ve korunması,
  5. Kalp ameliyatı sonrasında günlük hayatınızda bazı değişikliklerin yapılması, önceden uyguladığınız alışkanlıkların değiştirilmesi veya yeniden düzenlenmesi

Evet, yukarıda saydıklarım birer hasta olarak sizlerin sorumluluklarıdır. Bir kalp ve damar cerrahı olarak; sizi sağlığınıza kavuşturmak adına riskli durumları da göz önüne alarak sizleri sağlığınıza kavuşturmak için uğraştım (veya diğer meslektaşlarım uğraştı). Ancak, sonrasında, yeni hayatınızda ve düzeninizde de sizlerin yapacaklarının basit bir listesi aslında bunlar.

Her hastama hep söylediğim bir şey vardır; her hastanın iyileşme süreci bir diğerinden farklı olup, standart bir uygulama söz konusu olamaz. Ancak, değişmeyen tek bir şey vardır ki; eğer size ben veya bir başka meslektaşımın verdiği önerilere uyarsanız, iyileşme süreciniz hem kısa hem de oldukça kolay olur.

Kalp Ameliyatı

Evinizde Kalp Ameliyatı Sonrası Düzenin Kurulması

Evet, kalp ameliyatı sonrasında yaklaşık 5 – 7 gün içerisinde hastaneden taburcu edilip evinizde yeni yaşantınıza başladınız. Bu arada, aklıma gelen bir konuyu da açıklamak istiyorum. Ben, kalp ve damar cerrahisine ilk başladığım dönemlerde; açık kalp ameliyatlarından sonra genellikle taburculuk süreleri 7 – 10 gün arasında değişmekte idi.

Türkiye’de uzmanlık eğitimim sonrasında, üst ihtisas için gittiğim Amerika’da durumun çok farklı olduğunu gördüm. Hastaların çoğu, hastaneye, ameliyat sabahı yatırılmakta idi. Tetkiklerinin çoğu, planlanan ameliyat tarihinden 2 – 3 gün önce, ayaktan (hastaneye yatırılmadan) yapılmakta idi. Sonradan bunun neden olduğunu sorarak öğrendim.

Farklı nedenleri var idi, ancak en önemlisi; hastaların ruhsal durumlarını korumaktı. Daha sonra da, gelişebilecek hastane enfeksiyon riskini daha da azalmayı amaçlayan bir durum idi. Ayaktan tetkikleri yapılan ve ameliyat için bir engeli olmayan hastalar; ameliyat sabahı veya ameliyattan bir gün önce yatırılıp ameliyat ediliyorlardı.

Her yönden iyi bir uygulama olduğuna inandığım bu uygulamayı, şimdi ben de hastalarıma uyguluyor, bir çok hastamı bir gün önce yatırıp, ameliyatını yapıyorum.

Eskiden, 7 – 20 gün olan hastanede kalış süresi, günümüzde gelişen teknolojiye bağlı olarak ameliyat sürelerininde kısalmasının sonucunda 5 – 7 günlere inmiştir. Bu sayede, hastalar daha erken toparlanmakta ve günlük hayata daha erken katılmaktadırlar. Bunu başardıklarını bilmek ve görmek hastalarımın moralini de yükseltmektedir.

Evet, şimdi dikkat edilecekler ve yapılacaklar listesi geliyor. Hepsi, sırası ile aşağıda.

1- Kalp ameliyatı sonrasında, evinize geldiğiniz ilk günlerde hastaneden size verilen bilgilendirme amaçlı dökümanları kolay ulaşılabilir bir yere koyunuz

Unutmayın ki, bu bilgilere sık sık gereksinim duyabilirsiniz. Bu bilgilere, çevrenizde size bakımınız ile ilgili olarak yardımcı olanların ulaşabilmesi de oldukça önemlidir.

2- Kalp ameliyatı sonrasında, erken dönemde kullanılmak üzere yazılan reçetenin örneğini yanınızda bulundurunuz

Eğer, ilaçlarınızı size birisi veriyorsa reçetenin fotokopi ile çoğaltılmasını sağlayınız. Kalp ameliyatı sonrasında verilen ilaçların doğru zamanda, doğru miktarda alınması oldukça önemlidir.

3- Kalp ameliyatı sonrasında, ilk kontrole gelene dek; herhangi bir durum karşısında hastane ile iletişime geçeceğiniz telefon numaralarını açık şekilde, kolay ulaşılabilir bir yere yazınız

Sizin dışınızda birisi, sizin için bu numaraları arayabileceğini unutmayın.

4- Kalp ameliyatı sonrasında, kalp ve damar cerrahisi polikliniğine ilk kontrol tarihini ve randevu saatini, takvime not ediniz

Kalp ameliyatı sonrasında, ilk kontrole gideceğiniz zaman sizi götürecek kişileri organize ediniz. İlk kontrolde sormak isteyeceğiniz soruları önceden not ediniz.

5- Kalp ameliyatı sonrasında, ameliyat yaralarına (genellikle göğüs kafesi ve bacak kesileri veya meme altı ve kasık kesileri) gereken özeni gösteriniz

Kalp ameliyatı yaralarının zamanında iyileşmesi önemlidir. Eğer, şeker hastalığınız varsa; kalp ameliyatı sonrasında yaralarınızın iyileşmesinde sorunlar yaşayabilirsiniz. Böyle bir durumda, mutlaka ameliyat eden cerrahi ekip ile temasa geçiniz. Bacak kesileri, göğüs kesilerine göre daha zor iyileşir. Temizlik ve yaraların antiseptik solüsyon ile temizliğine dikkat ediniz.

Kalp Ameliyatı Sonrası

6- Kalp ameliyatı sonrasında, banyo konusunda, size verilen tavsiyelere uyunuz

Artık bir çok kalp ve damar cerrahisi merkezi, kalp ameliyatlarından sonra banyo yapma konusunda herhangi bir kısıtlama koymamaktadırlar. Çoğu merkez, hastanede yatış süresi içerisinde kalp ameliyatı sonrasında genellikle 4.

günde ilk banyoyu hastanede, hasta odasında yaptırmaktadır. Ameliyat yaraları erken dönemde hassas oldukları için, yara üzerine kese veya lif yapmayınız. Temiz, bir kalıp sabunu sürmeniz ve sonrasında yıkayıp durulamanız yeterlidir.

Banyo sonrasında, yaralarınıza Povidone – İod (Betadin veya Battikon) sürünüz ve kurulayınız.

7- Kalp ameliyatı sonrasında, yaralarınızda herhangi bir renk değişimi, kızarıklık veya ağrı oluşursa cerrahi ekibe haber veriniz

Kalp ameliyatı sonrasında, ameliyat yaralarında oluşan değişiklikler erken dönemde ciddi sorunların başlangıcı olabilir. Bu nedenle, yaralar ve bakımı konusunda gerekli özeni gösteriniz.

Kalp ameliyatı sonrasında, bacaklarınızda yapılan kesilerin çevresine, doğrudan yara ile temas etmeyecek şekilde, nemlendirici krem sürebilirsiniz. Bu sayede, özellikle bacak kesileri daha çabuk iyileşecektir.

8- Göğüs kemiği kesilerek yapılan kalp ameliyatlarında, kalp ameliyatı sonrasında, yaklaşık olarak 4 – 6 hafta süre ile göğüs kemiği (sternum) stabilitesinin sağlanması oldukça önemlidir

Bypass ameliyatı sonrası, kesilen göğüs kemiği, daha sonrasında çelik teller ile birbirine tutturulmuştur. Kemik kaynamasının sağlanması açısından dikkat edilmesi gereken bir dönemdir. El ve kollar ile kaldırılması planlanan ağırlıkların 2.5 kilogram üzerinde olmaması gerekmektedir.

Bypass ameliyatı sonrası 1 – 1.5 aylık bu süreçte; kemik kaynamaması sorunları ile karşılaşmak istemiyorsanız dikkat edecekleriniz;

  • elleriniz ile yük kaldırmayın, herhangi bir şey taşımamaya dikkat edin.
  • kalp ameliyatı sonrası yatış şeklinizin bir önemi yok. Tek dikkat etmeniz gereken nokta, hangi yatış pozisyonunda yatıyorsanız yatın; sırt bölgesini yastıklar ile destekleyin. Bu destekler sayesinde, göğüs kemiğinin farklı ve uygun olmayan açılarda hareketi engellenmiş olur. Özet olarak; kalp ameliyatı sonrası yatış şeklinizi siz istediğiniz ve rahat ettiğiniz şekilde ayarlayabilirsiniz. Bunun göğüs kemiğinin kaynamaması ile doğrudan bir bağlantısı yok.
  • kalp ameliyatı sonrası dönemde, kemik kaynaması açısından göğüs korsesi kullanılması, 1 – 1.5 aylık dönemde faydalı olmaktadır. Ben, hastalarıma, özellikle de şişman ve diyabetik (şeker hastalığı) olanlara kesinlikle önermekteyim.

9- Kalp ameliyatı sonrasında, yaklaşık olarak 4 – 6 hafta süre ile araba kullanmayınız

Bu süre, yukarıda da bahsettiğim gibi göğüs kemiğinin kaynaması için gerekli olan süredir. Ayrıca, bu süre içerisinde basit bir trafik kazası ile göğüse alacağınız bir darbe ile göğüs kemiği stabilitesini de bozmuş olacaksınız.

Kalp ameliyatı sonrasında, elinizde, kolunuzda veya bacaklarınızda şişme olabilir. Bu durum, sık karşılaştığımız bir durum olup; genellikle ameliyat kesilerine bağlı olarak gelişen ve geçici olabilen bir durumdur.

Benzer şekilde, bacaklarınızda; bypass için çıkarılan ve kullanılan toplardamarın eksikliğinde de bacaklarda geçici bir süre gözlenebilmektedir. Bacaklarızın yeni, tek toplardamarlı, düzene alışması biraz zaman alacaktır.

Bu dönemde, şiş bacakları rahatlatmak adına yapabilecekleriniz;

  • bacaklarınızı kalp seviyesinden yukarıda tutunuz,
  • bacaklarınızdaki şişme ileri derecede ise ve yukarı kaldırmakla azalmıyorsa, doktorunuz tarafından verilen özel basınçlı çorap giyilebilir,

Hastaneden ayrılmadan hemen önce, doktorunuz tarafından size kalp ameliyatı sonrasında erken dönemde kullanacağınız ilaçlar ile ilgili bir reçete düzenlenip verilecektir. Bu reçetede, kullanacağınız ilaçlar ve kullanım zamanları size hemşireniz tarafından açıklanacaktır. Kullanacağınız ilaçlar ile ilgili sorularınız mevcutsa, lütfen hastaneden ayrılmadan sorunuz.

10- Kalp ameliyatı sonrasında, vücut ağırlığınızı yakından takip etmelisiniz

Özellikle, hastaneden ayrıldıktan sonra ki dönemde, eğer vücut ağırlığınızda ilk 2 – 3 gün içerisinde aniden, 1.5 – 2.0 kilogram artış mevcutsa, hemen sizi ameliyat eden doktoru arayınız. Erken dönemde, gözlenen bu artış; fazla miktarda biriken ekstra sıvıya bağlı olabilir. Biriken sıvının fazlasının, kalbiniz için ekstra bir yük olabileceğini unutmayın.

11- Kalp ameliyatı sonrasında, kademeli olarak yaptığınız günlük aktiviteleri veya egzersizleri arttırmanız gerekmektedir

Artan aktiviteler sayesinde, akciğerlerinizin tamamını kullanmaya başlayacaksınız. Bu her açıdan toplarlanma için oldukça önemli bir aşamadır. En önemlisi, bu sayede, ameliyat yaralarınız hızlı bir şekilde iyileşecektir.

12- Kalp ameliyatı sonrası erken dönemde, eğer yeteri kadar hareket etmezseniz, özellikle bacak toplardamarlarınızda pıhtı oluşma riski artmaktadır

Bu durum ciddi bir durum olup, erken tedavi yapılmazsa, çok daha ciddi sorunlara neden olur. Bu nedenle, kalp ameliyatı sonrasında, düzenli yürüyüş mükemmel bir egzersizdir. Bu egzersizi, erken dönemde düzenli yapmak oldukça önemlidir. Egzersizleri, gün içerisine yaymak ve yorulduğunuzda bırakmak dikkat edilmesi gereken hususlardandır.

Kalp ameliyatı sonrası yapmaya başladığınız bu düzenli egzersizleri; tek başınıza yapmamanız, egzersiz sırasında ailenizden birisinin yanınızda olması, herhangi bir olumsuz durum karşısında size yardımcı olabilecek birisinin olması açısından önemlidir. Bu egzersizler sırasında, merdiven çıkabilirsiniz.

Unutmayın, yorulduğunuzda durmanız ve dinlenmeniz gerekmektedir.

13- Kalp ameliyatı sonrasında, yeni yaşantınızda yapacağınız değişiklikler nelerdir?

Kalp ameliyatı öncesinde, risk faktörlerinizi değerlendirirken, doktorunuz size kalp ameliyatı sonrasında yeni yaşantınızdaki yapılması zorunlu değişiklikler konusunda da bilgi vermiştir. Bu değişiklikler arasında; sigaranın bırakılması, sağlıksız beslenmeden uzaklaşılması, ve stressinizi arttırıcı durumlardan uzak durulması bulunmaktadır.

14- Kalp ameliyatı sonrasında, cinsel hayatım nasıl olmalı?

Kalp ameliyatı sonrası, cinsel hayat ile ilgili sorular ve durumlar sık olarak üzerinde durulmadan kapatılan konulardandır. Çoğu hasta, bu konulara değinmek istemez, veya düşünmeden taburcu olur hastaneden.

Ancak, eğer doktorunuz tarafından size aksi belirtilmedikçe; genel bir kural olarak, kalp ameliyatı sonrasında, cinsel hayatınıza yaklaşık olarak 1.5 – 2 ay sonra başlayabilirsiniz. Bu sırada, göğüs kemiğinize dikkat etmeniz özellikle gerekmektedir.

Cinsel açıdan kafanızda mevcut olan soruları, göz ardı etmek bir çözüm olmaz. Bu nedenle, bu konuda, mutlaka doktorunuz ile görüşünüz.

Evet, yazımın sonuna geldim. Kalp ameliyatı sonrası yeni hayatınız ile ilgili umarım size yeterli bilgiler verebildim. Ancak, bu konuda eminim sizin de sormak istedikleriniz vardır. Bana sorularınız için buradan ulaşabilirsiniz. Sorularınızı sormadan önce, lütfen bu yazımı okuyunuz.

Sağlıkla kalın…

Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu

p.s.: Yazı, kapak resmi www.dailymail.co.uk adresinden alınmıştır.

Источник: https://mehmetergenoglu.com/kalp-ameliyati-sonrasi/

Kalp Ameliyatı • Prof.Dr. Cem ALHAN

Erişkinlerde Üç Tip Kalp Ameliyatı Var

Ameliyatların daha doğrusu cerrahinin geçmişi aslında bundan 17 bin sene öncesine dayanmaktadır.

İlk bilgilere baktığımızda milattan öce 15 bin yılında o zamanki ilkel cerrahi aletler ile insanların kafasında delik açıldığını ki buna trepenasyon diyoruz ama cerrahinin 17 bin senelik geçmişine rağmen kalp ameliyatlarının geçmişi sadece 60 yıl.
Yani ciltten kalbe olan 3 santimlik mesafeyi cerrahi 17 bin senede anca alabilmiş.

Kalp Ameliyatı Nedir ?

Kalp ameliyatı dolayısı ile doğuştan yada sonradan edinilen kalp hastalıklarının cerrahi yöntemler ile tedavisi anlamına gelmektedir.

Tabi bu eskiden büyük büyük kesiler ile yapılan ameliyatlar artık yerini giderek daha küçük kesiler ile yapılan hatta hiç kesi yapılmadan yapılan ameliyatlara bırakmaktadır
Bu tür ameliyatlara minimal invaziv cerrahi yada katater temelli cerrahi diyoruz.

Kalp Ameliyatı Öncesi Hazırlık Süreci

Kalp Ameliyatları kalpteki problemlerin cerrahi yöntemler ile çözülmesi amacı ile yapılan ameliyatlardır.

Kalp ameliyatları ameliyattan önce hastanın bu ameliyata hazırlanmasını gerektiren bir süreci de içerir
Bu süreç içerisinde hastanın ilave risk faktörlerinin olup olmadığının değerlendirilmelidir;

  • Şeker Hastalığı var mı?
  • Tansiyonu var mı ?
  • Solumun Egzersizleri
  • Solunum Kapasitesi Nasıl ?
  • Akciğerlerde Herhangi bir problem var mı?
  • Şah damarlarında tıkanıklık var mı?

gibi ilave problemlerin teşhis edilmesi ve ameliyat stratejisinin buna göre belirlenmesi amacı ile yapılır.

Kalp ameliyatı hazırlıklarının bir diğeri de hastanın ameliyat esnasında en düşük risk ile ameliyat olmasını sağlamaktır.
Burada bizi en çok tedirgin eden şey vücutta bir enfeksiyonun varlığıdır.

Bu da en çok kalp kapağı ameliyatlarında özellikle protez kullanılan ameliyatlarda bizim karşımıza sorun olarak çıkabileceği için bu tür ameliyatlara girecek olan hastalarda vücutta enfeksiyon odağı olmasını istemeyiz.

Vücuttaki enfeksiyon odağının gizli kalan enfeksiyon odaklarının en başında da diş ve ağız hastalıkları geliyor.

Onun için kalp ameliyatı olan hastalarda mutlaka hastanın bir diş hekimi tarafından değerlendirilip, Ağız içinde ve dişlerde bir enfeksiyonun olmadığından emin olmak istiyoruz.

Ameliyat hazırlıklarının bir diğer yönü de hastanın ameliyat esnasında ihtiyaç duyabileceği malzemelerin hazırlanmasıdır

  • Hastanın kan gurubunun önceden belirlenmesi
  • Kan ihtiyacına karşın hastaya uygun kanın temin edilmesi ve kanın saklanması

ameliyat hazırlıkları için gereklidir.
Genellikle ameliyattan bir gün önce hastalarımızı yatırıp bu hazırlıkları yapmaktayız.

Kalp Ameliyatı Ne Kadar Sürer?

Kalp ameliyatı ortalama üç, dört saat süren bir ameliyattır.

Tabi çok kısa süren ameliyatlar olduğu gibi çok uzun süren ameliyatlarda olabilir ama büyük bir oranda %70,80’i ortalama üç, dört saat süren ameliyatlardır. Bu ameliyatlarda hastalarımızı kalp akciğer makinelerine bağlayarak bu ameliyatları gerçekleştirebileceğimiz gibi hiç bu aletlere bağlamadan çalışan kalpte bu ameliyatların bir kısmını yapmaktayız.

Kalp Ameliyatlarında Karşılaşabileceğiniz Olası Riskler Nelerdir?

Hayatta hiç bir şey sıfır riskli değil. Sonuçta doğum Allah’ın emri. Doğumda da bebeğin ters geldiğini, bebeğin anne karnında kordon dolandığını, bebeğin yaşamı kaybettiği, annenin de ölebildiğini biliyoruz.

Bugün diş çekimi de sıfır riskli değil yada en ufak bir iğne yaptırıyorsunuz iğne üzerinden alerji gelişip problemler yaşatmaktadır.Dolayısı ile hayatta hiç bir şey sıfır riskli olmadığı gibi kalp ameliyatları da maalesef sıfır riskli değildir.

Kalp ameliyatlarını sıfır riskli olması aslında en çok isteyenler bizler kalp cerrahlarıyız.

Ama sonuçta her girişimin belli oranlarda riski var tabi burada göz önünde bulundurulması gereken şey şu hiçbirimiz sapasağlam bir insan alıp kalp ameliyatı yapmıyoruz orta da zaten ciddi bir problem var ve bu problemin kendisi başlı başına hasta için bir risk oluşturmaktadır

Bu bir estetik ameliyat gibi burnunun kaşını düzeltiyim gibi bir şey de değil.

Direk yaşamsal bir organdaki problemlerden bahsediyoruz.Dolayısı ile bir ameliyata karar verilir iken mevcut hastalığın riski ne bu yaşamı ne kadar tehdit ediyor bunun karşılığında ne kadar bir riski ben göz önüne almalıyım ameliyatta ve bu ikisini terazinin iki kefesine koyup tartıp buna göre ameliyat kararı veriyoruz.

Kalp ameliyatlarında risk standart bir risk değil

Sıfıra yakın riskli ameliyatlar olabileceği gibi %50 %60 a yakın riskli ameliyatlarda olabilir
Örneğin bugün çok yaptığımız koroner bypass ameliyatlarının riski Yaklaşık %1 civarında.

Çok sık yaptığımız kapak ameliyatlarının riski %1 civarında ama damarı yırtılmış ana damarı çatlamış bunun kanaması problemi acil servise gelen bir hastanın diseksiyon ameliyatı dediğimiz bir hastanın örneğin ameliyatının riski %20’lere %30 ‘lara çıkabilir.


Yada yine bir bypass ameliyatı ama hasta 90 küsur yaşında böbrek yetmezliği var karaciğer yetmezliği var ilave bir sürü sorunu var, bu hastada da koroner bypass ameliyatı yaptığımız zaman bu asla %1 değilBu hastanın belki ameliyatının riski %50’lere kadar çıkabilmektedir.

Dolayısı ile hastalığın yada ameliyatın riski değil ameliyat olacak insanın karşılaştığı riskten bahsediyoruz biz burada ve bu da maalesef standart değil

Takdir edeceğiniz gibi 20 yaşında doğum yapan bir insan ile 45 yaşında doğum yapan bir insanın doğum sırasında karşılaşacağı riskler nasıl bir değilse 40 yaşında bypass ameliyatı olacak 90 yaşında bypass ameliyatı olacak bir insanın ameliyatının riskleri de aynı değil.

Yapılış şekline göre Kalp Ameliyatları Nelerdir?

Kalp Ameliyatlarında en çok kullanılan yöntem; Sternum adı verilen iman tahtası kemiğinin kesilmesi ile yapılan klasik kalp ameliyatıdır.
Son 10 sene içerisinde gelişen teknoloji ile Minimal İnvaziv ( Küçük Kesi, Koltuk Altı Kalp Ameliyatı v.

s ) ve Da Vinci Robotik Cerrahi Kalp Kapakçığı Ameliyatları yüksek başarı oranları ile giderek artan sayılarda yapılmaktadır.

Bu tür ameliyatların en büyük avantajları; kemik kesilmemesi, daha az ağrı, daha hızlı iyileşme, küçük kesi nedeni ile daha kozmetik olması ve günlük yaşantıya daha çabuk dönülmesidir.

Kalp Ameliyatı Nasıl Yapılır ?

Kalp Ameliyatları genellikle; genel anestezi altında kalp – akciğer makinası desteği ile kalbi durdurarak veya çalışan kalpte yapılır.

Kalp Ameliyatı Sonrası Uyanma Süresi

Kalp Ameliyatı sonrasında hastalar ortalama 4 ila 6 saat içerisinde uyanıp solunum cihazından ayrılırlar.

Kalp Ameliyatı Sonrası Yoğun Bakım

Kalp Ameliyatı sonrasında; hastalar genellikle ortalama 24 saat yoğun bakımda takip edilirler. Bu süre sonunda servise çıkartılırlar. Ortalama 4 ila 5 gün içerisinde taburcu edilirler.

Hastalığa bağlı Kalp Ameliyatları Nelerdir ?

En sık yapılan kalp ameliyatı koroner bypass ameliyatıdır. Bunu sırası ile Aort ve Mitral Kapak hastalıkları, Aort Anevrizma ( Baloncuk Hastalığı ), kalbin doğuştan olan anomalileri ( Delik , Damarlarda daralma v.s) , ritim bozuklukları, damar yırtılmaları ve kalp yetersizliği nedeni ile yapılan destek cihazları ve kalp nakli takip eder.

Koroner Bypass Ameliyatı

Bypass Ameliyatı : Göğüsten, Koldan alınan atardamar veya bacaklardan alınan toplardamarların kalbin tıkanmış olan koroner damarına takılması işlemidir.Bu girişim sonrasında tıkalı damardan geçemeyen kan akışı yeni takılan damarlardan geçerek kalbi besler.

Kalp Kapağı Ameliyatları

Kalp Kapakçığı Ameliyatında en çok ameliyat edilen kapakçıklar aort ve mitral kapaktır. Bir Üçüncü olarak triküspid kapak da etkilenerek sorun çıkarabilir.

Aort Kapak Ameliyatı

Aort Kapak Ameliyatı : En sık yapılan aort kapak ameliyatları, kalsifik aort kapağı , romatizmal aort kapağı ve biküspid aort kapağı hastalıkları nedeni ile yapılmaktadır. Aort Kalp Kapağı ameliyatlarında öncelikli olarak kalp kapağının tamir edilmesi, tamire uygun değil ise protez kapak ile değiştirilmesi gerekmektedir.

Mitral Kapak Ameliyatı

Mitral Kapak Ameliyatı : Göğüsten, Koldan alınan atardamar veya bacaklardan alınan toplardamarların kalbin tıkanmış olan koroner damarına takılması işlemidir.Bu girişim sonrasında tıkalı damardan geçemeyen kan akışı yeni takılan damarlardan geçerek kalbi besler.

Triküspid Kapak Ameliyatı

Triküspid Kapak Ameliyatı : Sıklıkla romatizmal hastalık veya mitral kapak hastalığı sonucu kapakta darlık veya yetersizlik oluşur. Triküspid Kalp Kapağı ameliyatlarında öncelikli olarak kalp kapağının tamir edilmesi, tamire uygun değil ise protez kapak ile değiştirilmesi gerekmektedir.

Источник: https://cemalhan.com/kalp-ameliyati/

Kalp Deliği Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi – Sağlık Ocağım .NET

Erişkinlerde Üç Tip Kalp Ameliyatı Var

Akraba evlilikleri, genetik yatkınlık ve bazı faktörler bebeklerin doğuştan kalp hastalığı ile dünyaya gelmesine neden olur. Doğuştan kalp anomalilerinin en fazla görüleni kalp delikleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kalp deliği oluşmasının iki ayrı nedeni bulunup bunlardan birincisi konjenital yani doğumsal olarak meydana çıkar, ikincisi ise erişkinlik döneminde kalp krizi sonrasında meydana çıkabilir.

 Bunun önemli olanı doğuştan olan kalp delikleridir.

Kalp deliğinin farklı tipleri vardır. Bunlar; atriyal septal defekt, ventriküler septal defekt, patent duktus arteriozus gibi kalp deliği tipleridir ve bunlar da deliğin yerine ve şekline göre göre farklı tiplerde sınıflandırılır. 

Ventriküler septal defekt tipleri, belirtileri ve tedavisi

Ventriküler septal defekt (VSD), kalbin sağ ve sol ventriküllerini ayıran duvardaki bir veya daha fazla delik (defekt) için kullanılan bir terimdir. En sık karşılaşılan kalp defektlerinden biri olan ventriküler septal defekt tek başına ya da başka doğumsal hastalıklar ile birlikte görülebilir. 

Bu defekt sıklıkla Down sendromu ve diğer kalp defektleri ile birlikte oluşur. Ventriküler septal defekt genellikle doğumsaldır ve erişkinlerde nadir olarak gelişir.

Erişkinlerde ventriküler septal defektin en bilinen nedeni kalp krizidir.

Ventriküler septal defekt oluşumu, gebelik sırasında alkol kullanımı ve epilepsi tedavisinde ve psikolojik hastalıklar tedavisinde kullanılan bazı ilaçların kullanımı ile de ilişkilendirilmektedir.

Ventriküler septal defektin tipleri:

  • Perimembranöz defektler (subaortik, santral fibröz gövde üzerinde) olan defektler
  • Subarteryel defektler (aortik ve pulmoner kapaklar arasında) bulunan defektler 
  • Musküler defektler (tüm musküler septumda) oluşabilen defektler

Ventriküler septal defekt belirtileri:

Ventriküler septal defektli hastalarda belirtiler olmayabilir. Defektin büyük olduğu durumlarda da genellikle kalp yetmezliği belirtileri vardır.

  • Solunum kısalığı
  • Hızlı solunum
  • Nefes darlığı
  • Solukluk
  • Kilo alamama
  • Taşikardi (hızlı kalp atımı)
  • Beslenme sırasında terleme
  • Sık sık solunum yolu enfeksiyonları geçirme gibi belirtiler, ventriküler septal defektte görülebilen belirtilerdir.

Ventriküler septal defekt tedavisi: 

Ventriküler septal defekt tedavisi konservatif (koruyucu) tedavi ve cerrahi tedavi şeklinde yapılır. Eğer defekt küçük ve başka bir bozukluk ya da başka bir ek hastalık yok ise genellikle tedavi gerekmez ve belli aralıklar ile hasta kardiyolojik olarak takip edilir.

Kalp yetmezliği ile ilişkili belirtileri ve büyük VSD’si olan hastalarda şikayetleri kontrol altında tutmak için ilaç tedavisi ve/veya deliğin kapatılması için cerrahi yöntemlere gerek duyulabilir. Küçük kalp delikleri mutlaka belli aralıklarla kontrol edilmelidir. Büyük ve hastada şikayete neden olan kalp delikleri de doktorun kararına göre tedavi edilir.

Ventriküler septal defektin olası komplikasyonları: 

  • Kalp yetmezliği
  • Enfektif endokardit
  • Aortik yetmezlik
  • Kalp ritim bozuklukları
  • Pulmoner hipertansiyon gibi komplikayonlar ventriküler septal defektte oluşabilen komplikasyonlardır.

Ventriküler septal defekt tipleri

Atriyal septal defekt tipleri, belirtileri ve tedavisi

Atriyal septal defekt (ASD), atriyumları ayıran duvarın tam olarak kapanmamasındaki doğumsal bir kalp defektidir. Bu açıklık çoğunlukla bebeğin doğma zamanı gelene kadar kapanır. Atriyal septal defekt genellikle Ellis-van-Creveld sendromu ve Holt-Oram sendromu ile birlikte bulunur.

Atriyal septal defekt tipleri: 

Dört tip atriyal septal defekt vardır.

  • Ostium sekondum tip atriyal septal defekt, en sık görülen tipidir. Fossa ovaliste bulunur, MVP (mitral kapak prolapsusu) ile birliktedir.
  • Ostium primum tip atriyal septal defekt, ECD’nin bir parçasıdır. Cleft mitral ve triküspit valflarıyla birliktedir. Ventriküler septal defekt gibi kendini gösterir.
  • Sinüs venozus tip atriyal septal defekt, sağ üst pulmoner kapağın drenajıyla birliktedir.
  • Posterioinferior tip atriyal septal defekt, en nadir görülen tiptir. Koroner sinüsün yokluğuyla LA içine boşalan sol SVC ile birliktedir.

Atriyal septal defekt belirtileri: 

Küçük ASD’ler genellikle çok fazla soruna neden olmayabilir ve yaşamın ileri ki dönemlerinde teşhis edilebilir.

Deliğin geniş olduğu ilerlemiş ve şiddetli olgularda  kalbin sağ yanındaki artmış basınç kan akımının ters dönmesine neden olur.

Doğumsal başka bir bozukluk olmadığı durumlarda özellikle çocuklarda herhangi belirti olmayabilir. Belirtiler doğumdan sonra çocukluk döneminin herhangi bir döneminde ortaya çıkabilir.

  • Nefes darlığı
  • Çocuklarda sık solunum yolu enfeksiyonları
  • Eforla solunum kısalığı
  • Erişkinlerde palpitasyonlar (çarpıntı hisleri) gibi belirtiler atriyal septal defektli olgularda görülebilen belirtilerdir.

Atriyal septal defekt tedavisi: 

Atriyal septal defektli hastada çok az belirtiler varsa veya herhangi bir belirti yoksa ya da delik küçükse tedaviye genellikle gerek duyulmaz, ancak belli aralıklarla kardiyolojik takip gerekir.

Kalp deliği büyükse, kalp şişmiş ise veya belirtiler varsa deliğin cerrahi yöntemler ile kapatılmasına gerek duyulur.

 Deliğin kapatılma yöntemi açık cerrahi ya da kasıktan girilerek kateter yöntemi ile de yapılabilir.

Atriyal septal defektin olası komplikasyonları: 

  • Aritmiler (özellikle atriyal fibrilasyon)
  • Kalp yetmezliği
  • Pulmoner hipertansiyon
  • İnme gibi komplikasyonlar atriyal septal defekli hastalarda görülebilen komplikasyonlardır.

Atriyal septal defekt tipleri

Patent duktus areteriozus nedenleri, belirtileri ve tedavisi

Patent duktus arteriozus (PDA), bebekte doğumdan hemen sonra normal şartlarda kapanması gereken, aorta ile pulmoner arter sistemini bağlayan, duktus arteriozusun açık kalması (patent) durumudur. Bu durum kalpten kan taşıyan iki büyük damar olan (aorta ve pulmoenr arterler) arasında anormal bir kan akımına neden olur.

Bu açıklık anatomik olarak genellikle doğumdan sonra 2-3 hafta içinde kapanmasını tamamlar. Eğer bu açıklık kapanmaz ise kalp ve akciğerler arasında anormal bir dolaşım oluşur. Bu anatomik kapanma gerçekleşmediği taktirde bazı komplikasyonlara yol açar.

Bu durum Down sendromu ve gebelik sırasında annenin rubella (kızamıkçık) enfeksiyonu geçirmesi gibi durumlarda daha sık görülebilir. Duktus farklı biçimlerde olabilir.

Patent duktus arteriozus belirtileri: 

Küçük bir PDA herhangi bir şikayete neden olmayabilir. Bununla birlikte, bazı bebeklerde (özellikle açıklığın geniş olduğu durumlarda) belirtiler ortaya çıkabilir.

  • Bounding nabız (hacim ve gücü fazla olan nabız)
  • Takipne (hızlı solunum)
  • Kötü beslenme alışkanlığı
  • Solunum kısalığı
  • Beslenirken terleme
  • Çok kolay yorulma
  • Zayıf büyüme gibi belirtiler patent duktus arteriozus durumunda görülebilen belirtilerdir.

Patent duktus arteriozus tedavisi: 

Tedavide amaç, eğer dolaşımın geri kalanı normal ise veya normale yakın ise PDA’nın kapatılmasıdır. Diğer kalp sorunlarının (hipoplastik sol kalp sendromu gibi) varlığında, patent duktus arteriozus hayat kurtarıcı olabilir ve bunun kapanmasını önlemek için ilaç tedavisi uygulanabilir. Bazı hastalarda da bu açıklık kendiliğinden kapanabilir.

Erken doğan bebeklerde ilk bir yıl içinde PDA’nın kapanma şansı daha yüksektir. Eğer bu açıklık kendiliğinden kapanmaz veya ilaç tedavileri ile kapanmaz ise ya da bu işlemlerin kullanımı uygun değilse transkateter bir aygıtla kapatılması gerekebilir. Bu girişimsel işlemin de başarılı olmadığı durumlarda açık cerrahi işlem uygulanabilir.

Cerrahiye karar verilmeden önce olası riskleri gözden geçirilir.

Patent duktus arteriozus’un olası komplikasyonları: 

Eğer PDA kapanmaz ya da kapatılmaz ise hastada kalp yetmezliğine, pulmoner hipertansiyona veya enfektif endokardite neden olabilir.

Patent duktus areterozus nedir

Kalp deliğinin genel belirtileri

Kalp deliği doğuştan olduğu zaman genelde en fazla görüleni olup,belirtileri bebek doğduktan sonra da ortaya çıkabilir veya bebeklik döneminde belli olmayabilir ya da çocuk büyüdükçe meydana çıkabilir.

Bu durumda en fazla rastlanan belirtiler çocuk yürüyor ise çabuk yorulma, emerken erken bırakma ve kompleks anomalilerde sık nefes alıp verme, morarma,sık geçirilen akciğer enfeksiyonları, sık öksürük olarak bebeklik döneminde rastlanan belirtiler görülmektedir.

Yürümeye başlayan çocuklarda en çok görülen belirtiler hareket sırasında çabuk yorulma ve oturma ihtiyacı,koşup oynayamama ve genelde hareketsiz olma gibi belirtiler kalp deliği olan çocuklarda görülebilen genel belirtilerdir. Kalp deliğinin tipine ve derecesine göre belirtiler farklılık gösterebilir. 

Kalp deliği teşhisi ve teşhis için kullanılan yöntemler

Kalp deliği tanısında, doğumsal olan kalp deliği doğumdan sonra gerçekleştirilen fizik muayenede üfürüm olur ve bu üfürümlerden yola çıkan çocuk doktoru ileri testler yapılmasını isteyebilir.

Fakat çocukta bazen hiç belirti olmaz ve fizik muayenede kalp deliğine bağlı bir bulguya rastlanmaz ise bu çocuklar normal gibi görünebilir.

Bu çocuklarda ileri yaşlarda bazı problemler ve sıkıntılar görülmeye başladığında teşhis konulabilir.

Çocukların 2 yaşına gelmeden hiç bir rahatsızlıkları olmasa bile çocuk kardiyoloğu tarafından muayeneden geçmesi oldukça önemlidir. Kalp deliğinin tanısında çocuk önce fizik muayeneden geçirilir ve üfürüm duyulur ise incelenmesi için bazı testler istenir. 

Kalp delikleri için istenilen tetkikler: 

  • Göğüs radyografisi (CXR)
  • Elektrokardiyografi (EKG)
  • Ekokardiyografi (EKO)
  • Kardiyak katerizasyon
  • Kalp için kullanılan manyetik rezonans görüntüleme (MRG)
  • Koroner anjiyografi (35 yaş ve üstü hastalar için)
  • Kalbin doppler çalışması
  • Transözofageal ekokardiyografi (TEE) gibi tetkikler kalp deliklerinin tanısı için kullanılan tetkiklerdir.

Kalp deliğinde uygulanan genel tedavi yöntemleri

Doğuştan kalp deliği olan çocukların iyi incelenmeleri sonucu hastalığın tanısı konulduktan sonra kalp deliğinin bazı durumlarında hemen kapatılması gerekir iken, bazılarında ise çocuğun gösterdiği belirtilere göre takip sürecinde beklenir. Hemen kapatılması gereken deliklerin cerrahi işlemininhemen yapılması gerekmektedir.

Günümüzde bebeklerin sahip oldukları kalp anomalilerinde bebek doğduktan sonra da açık kalp ameliyatıyapılabilmektedir.

Yeni doğmuş veya bir yaşlarındaki bebeklerde de sorun çıkmadan kalp ameliyatı yapılmaktadır.

 Ameliyatta öncelikle çocuğun göğüs kafesi açılıp kalbe ulaşıldıktan sonra delik küçük ise direkt olarak dikilirveya delik büyük ise tipine uygun sentetik yama kullanılarak onarım yapılır.

Doğuştan kalp deliği olan ve acil tedavi gerektiren çocukların cerrahi işlemi geciktirildiği sürece başka sorunlar veya başka kalpanomalileri ortaya çıkabilir. Ameliyatın yapılması ya da geciktirilmesi kararı zaten çocuk kardiyoloğu ve kardiyoloji cerrahisi tarafından belirlenir. 

Ayrıca doğumsal kalp deliği olan çocuklarda açık kalp ameliyatları genelde ilk tercih edilen tedavi yöntemidir. Bunun dışında başka tedavi yöntemleri de uygulanabilir.

Bu yöntem invaziv kardiyoloji cerrahları tarafından yapılan anjiyobenzerikasık atardamarından girilerek kalpteki delikleri çeşitli teknik aletler ile kapatılması işlemi uygulanır, fakat bu yöntem çoğu durumlarda uygulanamayabilir. 

Bu Konu İle İlgili Forumdaki Sorular

Источник: https://www.saglikocagim.net/kalp-deligi-nedenleri-belirtileri-tedavisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.