Evinizi İlaçlarken Çocuğunuz Kanser Olmasın

içerik

Neden Kanser Oluyoruz? Ellerimizle Kendimizi Nasıl Hasta Ediyoruz?

Evinizi İlaçlarken Çocuğunuz Kanser Olmasın

Neden Kanser oluyoruz diye düşündünüz mü hiç? Teknoloji ve Tıp bu kadar ilerlemişken, neden hastalıklar bu kadar yaygınlaşıyor. Bu yazıyı okuduktan sonra kanserin asıl sebebinin ‘kendimiz’ olduğunu çok daha iyi anlayacaksınız.

Şeker bizi Kanser kanser yapıyor

  • Hayatında hep şeker oldu.
  • Çayı, kahveyi şekersiz içmedin.
  • Kahvaltıya reçelsiz ve çikolatasız oturmadın.
  • Beyaz pirinç ve ekmeğin şeker olduğunu unuttun.
  • İçinde yüksek oranda fruktoz bulunan meyve sularını kiloyla içtin.
  • İçinde glukoz ve aspartam olan ürünler tükettin.
  • Kolanın ve gazlı içeceklerin şeker ve zehir karışımı olduğunu bile bile içtin.
  • Önce insulin direncin başladı
  • sonra şeker hastası oldun ama durmadın.

Kötü yağlar bizi kanser yapıyor

  • Palm yağı içeren ürünleri kullandın.
  • Margarin içeren ürünleri kullandın.
  • Trans yağ içeren ürünleri kullandın.
  • Tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin.
  • Paketlenmiş hazır sıvı ve katı tüm ürünlerdeki koruyucu kimyasalların seni kanser edeceğini önemsemedin.
  • Salçanı, makarnanı, turşunu hatta limonu sıkıp limon suyunu bile kendin yapmadın.

Hazır gıdalar bizi kanser yapıyor

  • Hazır almak kolayına geldi.
  • Pazardan nohutunu, fasülyeni bile almadın.
  • Bunları konserve satın almak yemek basitti.

Kimyasal ve deterjanlar bizi kanser yapıyor

  • Sentetik diş fırçasını bile ağzına soktun.
  • O da yetmedi; bildiğimiz çamaşır deterjanının şeker ve naneyle karıştırılmış şekli olan diş macunu ile hayat boyu dişlerini fırçaladın
  • Bunun bir kısmını yuttuğunu göz ardı ettin.
  • Bal ve karbonatın dişlerini tartarlardan bile temizlediğini bilmedin
  • Dişleri de o macunlarla çürüttün.
  • Çamaşır deterjanının ve yumuşatıcının vücud ısısı ile deri tarafından emildiğini
  • Deri kanserinin en büyük nedeni olduğunu umursamadın.
  • Çamaşırlarını borax ve karbonat karışımı ile yıkayıp
  • Yumuşatıcı gözüne elma sirkesi koyarak muhteşem bir temizlik elde edeceğini umursamadın.
  • Bulaşık makinesine deterjan ve parlatıcı koyduğunda, o deterjanı ve parlatıcıyı yediğini fark etmedin.
  • Deterjan yerine karbonat
  • Parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hemde tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedin.
  • Gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabunlarla her sabah yüzünü bedenini yıkadın.
  • Her gün bu dahada iyi diye pazarlanan o şampuan duş jeli zehirleriyle saçını yıkadın.
  • Evini Arap Sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine,temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildin.
  • O su buharlaştıkça soludun akciğer kanseri oldun.

Böcek ilaçları bizi kanser yapıyor

  • Bastın böcek zehrini, o ağır kimyasalları soludun
  • Eşyaların üzerinden ellerinle ağzına soktun.
  • O kadar kandırıldın ki, böcek zehrine neden böcek ilacı dendiğini bile sormadın.
  • Yaşamını mahveden büyük şehirde egzos solumaya ve araba kullanmaya devam ettin.

Radyoaktif cihazlar bizi kanser yapıyor

  • Resmen radyoaktif olan cep telefonunu kulağına 2 saat yapıştırdın.
  • Radyoaktif olan wifi vericisini evin içine soktun
  • Radyoaktif olan alıcı bilgisayarı da kucağından indirmedin.

Kötü beslenme bizi kanser yapıyor

  • Doğal beslenmeyen hayvanları, sebzeleri, meyveleri ve tahılları yedin.
  • Kandırıldın ve adına da “doğal beslenme” dedin.
  • Yiyeceklerini cam ve toprak kaplarda saklamak ve pişirmek yerine çelik ve bilmediğin kaplamalar kaplı kaplarda pişirdin yedin.
  • En önemlisi mutfağının her yerine plastik, teflon ve alüminyum soktun ve çizildikçe onları yediğini unuttun.
  • Denize lağım ve fabrika atıkları boşaltırken o denizden çıkan balığı yedin
  • midyeleri yedin.
  • Fastfood un her aşamasının zehir ve ölümcül olduğu bas bas bağırılırken sen tepsi kadar pizzaları götürüyordun
  • 3 katlı burgerleri yuvarlıyordun.

Sentetik malzemeler ve doğadan uzaklaşmak bizi kanser yapıyor

  • Evine naylon torba, naylon kıyafet, sentetik ayakkabılar terlikler soktun.
  • kıyafetlerinde sadece pamuk, bambu lifi, keten tercih etmedin.
  • Sobayı attın evine klima soktun.
  • Sürekli üreyen mikropları soludun

Toprağa dokunmuyor ve stresten gülümsemeyi unutuyorsun.

Ve sonuç açık;Sene 2017 Sokaktaki her 10 kişiden 3 ü kanser.

E ne yapacağım deme bir yerlerden başla!

Kanser ile ilgili bu yazılarımız ilginizi çekebilir

[Toplam:86    Ortalama:4.3/5]

  • Etiketler
  • kanser
  • kanser nedenleri
  • kanserojen
  • neden kanser
  • toksit

Источник: https://www.mutluvesaglikli.com/neden-kanser-oluyoruz/

İlik Kanseri Tedavisi, Nasıl Geçer?

Evinizi İlaçlarken Çocuğunuz Kanser Olmasın

İlik kanseri, kan hücrelerinin özellikle de akyuvarların normalin üzerinde çoğalması ile kendini gösteren bir kanser türüdür. Kan hücrelerinin üretimini sağlayan kemik iliğini ve dolayısıyla da kanı etkiler. Oldukça yaygın görülebilen bir kanserdir. Kemik iliğinde üretilen kan hücreleri istem dışı bir büyüme gösterir. Bu da diğer bir adıyla lösemi hastalığını ortaya çıkartır.

Kan kanseri, kanser türleri arasında en yaygın görülen ve çocuklardan 10 kat daha fazla yetişkinleri etkileyen bir hastalıktır. Kan kanseri teşhisi konulan hastaların büyük bir çoğunluğu orta yaş diyebileceğimiz 55 yaş ve üzeri kişilerden oluşmaktadır. Farklı birçok türü de bulunan ilik kanserinin hastalığın türüne göre değişmeler gösteren birçok çeşidi de mevcuttur.

Hızlı ilerleyen kan kanserlerine Akut, yavaş ilerleyen ve yıllarca süren kan kanserlerine ise Kronik adı verilir.

İlik kanseri, lösemi hücrelerinin sayısının vücudun hangi kısmında yoğunlaştığına göre farklılık gösterir. Hastanede yapılan kan testleri sayesinde ilik kanserinin asıl nedeni kolaylıkla bilinebilmektedir.

  • Aşırı derecede radyasyona maruz kalmak
  • Kimyasal maddelerin etkisinde kalmak
  • Farklı kanser türünde kemoterapi görmek
  • Down sendromu
  • Sigara ve alkol gibi zararlı maddeler kullanmak
  • Genetik faktörlerin oluşumu
  • Daha faklı oluşan kan hastalıkları

İlik Kanseri Belirtileri Nelerdir?

  • Sık sık enfeksiyonlara yakalanmak
  • Halsizlik
  • Burun ve diş etlerinde kanamaların artması
  • Vücutta çürüklerin meydana gelmesi
  • Ciltte oluşan hissizlik
  • Böbrek şikayetleri
  • Tat duyusunun kaybolması
  • Bulantı ve kusma
  • Zihin bulanıklığı

Hastalık ilk evresinde kendini gizlemektedir. Nezle veya diğer basit hastalık şikayetleri (halsizlik, kemik ve eklem ağrıları, baş ağrıları, deri kızarıklığı gibi) ile benzerlik gösterdiğinden hasta bu bulguları ciddiye almaz ve genelde ileri ki seviye de detaylı bir tıbbi yardıma başvurur. Ne yazık ki bu bulgular ciddiye alınmadığı için hastalığın ilerleme riski çok fazladır.

Hastalığın ilerlemesi halinde; anormal bir durum gözlenen hücrelerin, kan yapımını sağlayan organlarda ki normal hücrelerin yapımını engellediği görülmektedir.

Normal durumdaki alyuvarların azalması halinde kansızlık, akyuvarların azalması halinde ise; enfeksiyon kapma oranında artış, mikrobik hastalıklar ve vücutta ateş ortaya çıkmaktadır.

Kanın pıhtılaşmasını sağlayan kan pulcuklarının eski haline göre azalması durumunda çeşitli kanamalara rastlamak mümkündür. (Burun kanaması, Diş eti kanamaları, Cilt altı kanaması gibi) En ufak bir kesik veya çizikte kanama şiddetini gösterir bunun yanı sıra ciltte çok fazla çürük oluşumuna da rastlanabilinmektedir.

Kemik iliği kanserinin bir çok bulgusu bulunmaktadır. Diğer bulguları ise habis hücreleri (kötü huylu kanser) ile alakalı olup bu hücrelerin sağlam olan organları işgal etmesiyle kimyevi madde salgıladığı görülmektedir. Oluşan bu hücre içi olaylar ile birlikte kilo kaybı ve terleme görülür.

İlik Kanseri Risk Faktörleri Nelerdir?

İlik kanseri tiplerinin gelişiminde rol oynadığı düşünülen bir takım risk faktörleri vardır. Bunlar hastalığa daha duyarlı yaklaşmamızı sağlar.

  • Daha önce kanser tedavisi almış olmak (bazı ilaç veya ışın tedavilerinden sonra gelişme olasılığı yüksektir)
  • Genetik hastalıklar (örneğin: Down Sendromu)
  • Bazı kan hastalıkları (örneğin: Miyelodisplastik sendromlu hastalar)
  • Yüksek düzeyde ışına maruz kalmak (örneğin: Nükleer reaktör kazalarından sağ kurtulanlar)
  • Bazı kimyasallara maruz kalmak
  • Sigara (AML riskini yükselttiği bilinmektedir.)
  • Ailede lösemi öyküsü

İlik Kanseri Teşhisi Nasıl Yapılır?

Lösemi tanısını koyabilmek için hastanın öykü ve muayenesinin dışında sofistike ileri incelemelerin yapılması gerekmektedir.

Muayene:

Lösemi şüphesi olan kişiye öncelikle iyi bir fiziki muayene yapılmalıdır. (lenf bezlerinde şişlik, karaciğer, dalak büyüklüğü yönünden değerlendirilmelidir.)

Uygun kan incelemeleri:

Kan sayımı ve gerekli biyokimyasal incelemeler yapılmalıdır.

Kemik iliği biyopsisi:

Kalça kemiğinden alınır. Kemik iliği biyopsisi ve kemik iliği sıvısının cam üzerine yayılarak patolojik incelenmesi yapılır.

Genetik incelemeler:

Kemik iliği veya kandan alınan numunelerden lösemi hücrelerinin genetik incelemeleri yapılır.

İlik Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?

Dünya genelinde tıbbi açıdan gelinen son durumu göz ardı etmek mümkün değildir. Fakat kemik iliği kanseri ve buna benzer kanser vakalarında esas sebeplerin henüz bilinememesinin vermiş olduğu imkansızlıktan dolayı sebebe yönelik tedavi yapılamaz.

Kanser tedavilerinde esas alınan habis hücrelerini (kötü huylu kanser) yok etmektir. Tedavinin evreleri kanser türüne göre ve gelinen tedavi aşamasına göre farklıdır. Son duruma bakılarak gidişat belirlenir ve tedavi yöntemine devam edilir veya daha farklı bir yol izlenir.

1. Radrasyon (şua) Tedavisi

Radyasyon tedavisinde tümörleri küçültmek ve kanser hücrelerini öldürmek amacıyla yüksek enerjili radyasyon kullanılır.

Radrasyon, vücudun dışındaki bir makineden veya vücudun içinde kanser hücrelerine yakın bir yere konan radyoaktif maddeden gelebilir. Kanser hücrelerini öldürmek için kanda dolaşan radyoaktif maddeler kullanılır.

Yapılan bu tedavi normal hücrelere de zarar vereceğinden yan etkilerin görülmesi kaçınılmazdır.

2. İlaç tedavisi

İlik kanseri tedavisinin esası miyeloma(genellikle 60 yaş üstünde görülen bir çeşit kemik iliği kanseri), ilaç tedavisine başlamadan önce hastaların kök hücre nakline uygun olup olmadığını tespit etmektir. Nakil adaylarına uygulanacak olan ilaç tedavisi kemik iliği hasarı yaratmayan indüksiyonlar ile başlar.

3. Bağışıklama (bağışıklık sistemini güçlendirme)

Vücudun dışarıdan alınan ilaç ve radrasyona karşı direnç göstermesi sağlanır.

4. Kemik iliği nakli

Hasta kriz evresini atlatır atlatmaz kendi hücresi veya ona en uygun olan herhangi bir vericiden alınan hücrenin hastaya verilmesi gerekmektedir.

İlik Kanserini Önleme Yolları

Kanserin oluşum evresinde kendi davet ettiğimiz tehler ön plandadır. Bilimsel açıdan kanıtlanmış bir diğer şey ise, kansere ve kanserli hücrelere ne kadar erken teşhis konulursa tedavisinde de o ölçüde gelişme görülmektedir.

  • Sigara kullanımı bırakmak
  • Beslenme şeklini değiştirmek ve dikkat etmek
  • Şişmanlamamak
  • Günlük kullanılan total yağ miktarını azaltmak
  • A ve C vitaminli besinler tüketmeye özen göstermek
  • Alkolü min. seviye de tüketmek ve ya hiç tüketmemek
  • Tuz ve işlenmiş besinlerden uzak durmak
  • Lahana ve karnabaharı fazla tüketmek

Bu gibi önlemler alarak riski makul bir seviyeye indirebiliriz. Ancak mutlaka medikal kontrollerimizi yaptırmalı ve buna dikkat etmeliyiz.

Источник: https://evdesifa.com/ilik-kanseri-tedavisi/

Çocuklarda Kanser – Kanserli Çocuklara Umut Vakfı

Evinizi İlaçlarken Çocuğunuz Kanser Olmasın

Türkiye’de ve dünyada çocukluk çağında görülen kanserlerin % 30’unu lösemi oluşturur.

Geri kalan % 70 içinde, ülkemizde ikinci sırada bezi kanserleri (Hodgkin ve Hodgkin-dışı lenfoma) yer almaktadır.

Bunları sırasıyla sinir sistemi tümörleri, nöroblastoma, Wilms tümörü ve yumuşak doku sarkomaları (rabdomiyosarkoma) izlemektedir. Kemik, deri, göz ve karaciğer tümörleri ise çocuklarda daha nadirdir.

İyileşme oranları

Çocuk kanserlerinin özelliklerinden biri, çok hızlı çoğalan ve büyüyen kanserler olmalarıdır. Birkaç hafta içinde hızla büyüyüp belirgin hale gelirler. Hızlı büyüdükleri için de ilaç tedavisi (kemoterapi) ve ışın tedavisine (radyoterapi) duyarlıdırlar.

Bu nedenle çocuk kanserlerinin üçte ikisi tamamen şifa bulmaktadır. Çocuk kanserlerinde genellikle cerrahi, ışın ve ilaç tedavileri birlikte kullanılır. Genellikle tedavinin kesilmesinden sonra 2-3 yıl geçmiş ve kanser tekrarlamamışsa hasta tamamen iyileşmiştir.

1960’lı yıllarda % 5’i iyileştirilebilen çocukluk çağı lösemilerinin günümüzde % 75-80’i şifa bulmaktadır. Bezelerin habis hastalığı olan Hodgkin hastalığı % 90, Hodgkin-dışı lenfoma hastalığı % 75 oranında iyileşmektedir. Kemik tümörü olan osteosarkoma ve Ewing sarkoma erken yakalanmışsa % 60, böbrek tümörü Wilms ise % 90 oranında iyileştirilebilir.

Çocukluk Çağı Kanserlerinde İyileşme Oranları

LALL(*) % 80-90 (standart risk)% 70-80 (orta risk)% 40-50 (yüksek risk)AML(**) % 35-55Hodgkin % 90Hodgkin-dışı lenfoma % 80Retinoblastoma % 90Nöroblastoma % 50Wilms tümörü % 90Osteosarkoma % 70Rabdomyosarkoma % 70 Ewing Sarkoma % 65(*) Akut lenfoblastik lösemiler (ALL) kemoterapi ile tedavi edilir. % 10’una kemik iliği transplantasyonu (KİT) uygulanır.

(**) Akut myeloblastik lösemilerin % 50’si kemoterapi ile tedavi olur, diğer % 50’de kemoterapiye ilave olarak kemik iliği transplantasyonu (KİT) uygulanır.

Nedenleri ve Korunma

Erişkin kanserlerinde olduğu gibi çocukluk kanserlerinde de yapısal ve çevresel nedenlerin rol oynadığı bilinmektedir. Ailevi yatkınlık, doğumsal hastalıklar, doğumsal anomaliler, gen bozuklukları, bağışıklık sistemi bozuklukları başlıca yapısal nedenlerdir.

Çevresel nedenler arasında ise; fizik (radyasyon), kimya (ilaç, endüstri tarım ürünleri), virüsler ve beslenme gibi faktörler yer almaktadır.

Akraba evlilikleri çocukluk çağı kanserlerinde önemli bir faktör olduğundan, korunmanın başlıca yollarından biri akraba evliliklerinin önlenmesidir.

Kanser ve yanı sıra pek çok hastalık açısından, doğum anından itibaren çocuğun güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olması için gereken tedbirlerin ihmal edilmemesi gerekir. Bunların başlıcaları doğru beslenme, temizlik ve çocukluk aşılarıdır.

Erken Teşhis

Erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da erken tanı çok önemlidir. Çocukta beze, kansızlık, karın şişliği, herhangi bir dokuda anormal bir büyüme fark edildiğinde derhal hekime başvurmalı ve nedeni araştırılmalıdır.

Hastada solukluk, deride nokta kanamalar veya morluklar, halsizlik, yorgunluk, kemik ağrısı gibi belirtiler varsa; dalağı ve karaciğeri, bezeleri büyümüşse akla öncelikle lösemi gelmelidir. Bu durumda hemen bir kan tetkiki ve kesin tanı için gerekiyorsa kemik iliği tetkiki yapılır.

Lenf bezi büyümelerine ateş, gece terlemeleri, halsizlik, kilo kaybı, kaşıntı gibi belirtiler eşlik ediyorsa, Hodgkin hastalığı düşünülmelidir. Tanıya, lenf bezinden biyopsi yapılarak gidilir.

Küçük çocuklarda ağrısız bir karın kitlesi, deri altında küçük şişlikler (nodül), öksürük veya ateş, solukluk, gözlerin tek veya çift taraflı öne fırlaması ve göz çevresinde morluk gibi belirtiler, kemik ağrıları varsa nöroblastoma adı verilen böbreküstü bezinden veya sempatik sinir sisteminden kaynaklanan bir tümör akla gelir.

Tanıya biyopsi veya kemik iliği tetkiki, idrarda vanil mandelik asit testi (VMA testi) ile gidilir.Ağrısız karın kitlesi veya nadiren karın ağrısı ve karında şişlik, idrarda kan, gözün renkli tabakası irisin yokluğu gibi belirtiler küçük bir çocukta böbrek tümörünü (Wilms tümörü) düşündürmelidir. Tanı, görüntüleme yöntemleri (MR veya BT) ve biyopsi ile konur.

Karaciğer bölgesinde şişlik, sarılık, bulantı, kusma, kilo kaybı gibi belirtiler ise karaciğer tümörünü akla getirmelidir. Bu durumda kanda alfa-fetoprotein (ALP) denen bir madde yükselmiş olarak saptanacaktır. Tanı biyopsi ile konur.

Tedavi

Cerrahi
Çocuk kanserlerinde cerrahi yöntemler genellikle tümör kaynaklandığı organ içinde sınırlı ise tümörün çıkarılması şeklindedir.

Ancak tümör çıkarılamayacak büyüklükte ise veya başka dokulara yayılma yapmış ise (metastaz) bu durumda tümörden biyopsi almakla yetinilir ve öncelikle kemoterapi uygulanarak tümör ve/veya metastazları bu yol ile yok edilmeye çalışılır.

Tümör küçülüp, metastazlar kaybolduktan sonra tümör kalıntısı cerrahi olarak çıkarılır.

KemoterapiKemoterapi belirli aralıklarla kemoterapi ilaçlarının ağız veya damar yolu ile verilmesiyle yapılır. Bazen ilaçlar omurilik içine ya da beyin-omurilik sıvısı içine de verilebilir; buna intratekal tedavi denir.

Kemoterapi süreleri uygulanan tedavi şemalarına göre farklılıklar gösterir. 2-3 günden 7-8 güne değişen sürelerde, blok halinde ilaçların birlikte kullanımı söz konusudur. Kemoterapinin süresi genellikle 6 ay ile 2 yıl arasında değişir.

Kemoterapide kullanılan ilaçların bazı yan etkileri olmaktadır ancak bu etkiler geçicidir ve bir takım ilaçlarla başarılı bir şekilde önlenebilmektedir. Kemoterapi döneminde çocuk oldukça halsiz olur, ayrıca bulantı, kusma, kemik ağrıları görülebilir.

Kemoterapinin dıştan fark edilen en belirgin yan etkisi ise saçların dökülmesidir. Çocuklara, tedavileri biter bitmez saçlarının hemen çıkmaya başlayacağı bilgisi verilmelidir.

Kemoterapinin bir etkisi olarak enfeksiyon riski arttığından bu dönemde hijyen çok önem kazanmaktadır. Genellikle okul çağı çocukların bir süreliğine okuldan uzak kalmasında yarar vardır. Ancak kemoterapi kürü hafif, çocuğu fazla sarsmayan bir tedavi ise okula gitmesine sakınca yoktur.

RadyoterapiRadyoterapi, tümörün bulunduğu alana doğrudan ışın verilmesi şeklinde uygulanan tedavi şeklidir. Radyoterapi çocuklarda mümkün olduğu kadar az kullanılır, özellikle büyüyen vücutlarda gelişme bozukluklarına yol açabileceğinden zorunlu durumlar dışında ilk tercih edilen tedavi değildir.

Okul saatleri ile uyum sağlandığı takdirde, radyoterapi döneminde sonra çocuğun okula gitmesinde bir sakınca yoktur.

Tedavi Sonrası TakipGenellikle tümörlerin büyük çoğunluğunda tedavi kesiminden sonraki 2-3 yıl nüks (tekrarlama) açısından riskli dönemdir. Bir nüksü erken yakalamak tedavisinde başarı şansını artırabilir. Bu dönemde, aylık veya 2-3 aylık aralar ile hekime görünmek, kan ve görüntüleme tetkiklerini yenilemek gerekir.

Ayrıca nüks riski geçtikten sonra tiroid bezi yetersizliği, boy kısalığı, adet düzensizlikleri, kalp kası, böbrekler, işitme sorunları ya da psikolojik bozukluklar gibi tedaviye bağlı olarak ortaya çıkabilen geç yan etkilerle savaşmak ve gerekirse bunları tedavi etmek için de takip gerekebilir.

Çevresel Faktörleri
Çevresel koşulların insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri bilinen bir gerçektir. Çevresel faktörlerin iyileştirilmesi hem bugünün çocuklarının hem de geleceğin yetişkinliklerinin daha sağlıklı bir yaşam sürmeleri ile doğrudan ilgilidir. Çözümlerin başında bireylerin çevrenin önemi hakkında bilinçlenmesi gelmektedir.

Change this in Theme Options

Change this in Theme Options

Источник: https://kacuv.org/bilgi-bankasi/cocularda-kanser/

Evinizi ilaçlarken çocuğunuz kanser olmasın!

Evinizi İlaçlarken Çocuğunuz Kanser Olmasın

Kapalı mekanlarda böcek ilaçlarına maruz kalan çocukların lösemiye yakalanma riski yüzde 47, lenfomaya yakalanma riski ise yüzde 43!

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, Harvard Üniversitesi’nde yapılan, aileleri yakından ilgilendiren bu önemli araştırma hakkında şu bilgileri verdi:

Çocuklarda lösemi ya da lenf kanserine neden oluyor

Araştırma kapsamında lösemi ya da lenfomaya yakalanmış çocuklarla, sağlıklı çocuklar üzerinde böcek ilacına maruz kalma seviyeleriyle ilgili daha önceden yapılmış 16 araştırmanın sonuçları karşılaştırıldı. Evde, bahçede ve evin diğer dış mekanlarında maruz kalınan böcek ilaçları ve ot öldürücülerin seviyeleri incelendi.

Kapalı mekanlarda böcek ilaçlarına maruz kalan çocukların lösemiye yakalanma riskinin yüzde 47, lenfomaya yakalanma risklerinin de yüzde 43 oranına yükseldiği sonucuna varıldı.

Bu kanserlerin ortaya çıkmasına ne ya da nelerin sebep olduğuyla ilgili bir belirsizlik var ama böcek ilaçları her zaman şüpheli konumda oldular. Araştırmayı yürüten Harvard Üniversitesi’ne bağlı Harvard T.H.

Chan School of Public Health ekibi “Bu araştırmanın sonuçları, böcek ilaçlarına maruz kalmanın çocukluk döneminde kişinin lösemi ve lenfomaya yakalanma riski üzerinde bir rol oynadığını, hem de önemli bir rol oynadığını doğruluyor” diyor.

Prostat ya da mesane kanserini de arttırabilir

Araştırma sonuçlarına göre böcek öldürücü ilaçlara maruz kalma ve kansere yakalanma riski arasındaki ilişki sadece lösemi ve lenfomayla sınırlı da değil. Böcek öldürücü ilaçlara maruz kalmak prostat ya da mesane kanseri gibi diğer kanser türlerinin gelişme riskini de arttırabilir.

Ayrıca böcek öldürücüler, evin her yerine püskürtüldüğü için ot öldürücülere göre daha zararlı.

Çocuklar böcek öldürücü ilaçlara onları nefes yoluyla alarak ya da yiyerek maruz kalabilirler.

Bu ilaçlara ait kimyevi kalıntılar çocukların oynadıkları ya da vakit geçirdikleri yüzeylerde uzun bir süre kalmaya devam ederler. Bu kimyasallar çocukların ellerine, oradan da ağızlarına bulaşabilir.

Genel olarak 12 yaşın altındaki grup, böcek ilaçlarının kansere sebep olan etkilerine karşı en çok hassasiyet taşıyan çocuklardır.

Onların çocukları da…

Yapılan başka araştırmada; çiftçilik gibi işlerde çalışıp yüksek miktarda böcek ilacına maruz kalan ebeveynlerde ve onların çocuklarında daha yüksek oranda lösemi ve lenfomaya yakalanma riskinde artış tespit edilmiş.

Kanser oranları, anne karnında böcek ilaçlarına maruz kalan çocuklarla, anneleri hamile kalmadan önce ebeveynleri en çok böcek ilacına maruz kalan çocuklar arasında da en yüksek seviyede.

Böcek öldürücülerin daha birçok sağlık probleminin ortaya çıkmasında rolü var.

Bu kimyasallara maruz kalmanın daha düşük IQ seviyesi ya da dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu gibi bazı nörolojik rahatsızlıklara sebep olduğuna dair gittikçe artan daha güçlü deliler var.

Yüksek dozlarda böcek ilacına maruz kalmak ani bebek ölümlerine dahi sebep olabiliyor.

Araştırmacılar tarafından İtalya’da yedi aylıkken uykusunda ölen bir kız bebek üzerinde yapılan otopside, bebeğin beyin dokusunda yüksek miktarda DBNP denilen böcek ilacına rastlanılmış.

Bu bebek ölmeden iki hafta önce, babasının evdeki sinekleri öldürmek için kullandığı böcek öldürücü spreydeki kimyasalları solumuş olabilir.

Evinizi ilaçlarken bunları mutlaka yapın

“Böcek öldürücü ilaçlar, bu ilaçlara ne kadar maruz kalındığına göre, bazı akut ve kronik sağlık problemlerinin gelişmesinde rol oynuyorlar” diyen Op. Dr. Betül Görgen, böcek ilaçlarının güvenli kullanımıyla ilgili vatandaşlara şu önerilerde bulunuyor:

  • Merdiven altı firmalar tarafından lisanssız ilaçlarla bilinçsizce yapılan ilaçlamalar tüm aile fertleri için faciayla sonuçlanabilir. Evinizi güvenilir firmalara ilaçlattırmalısınız.
  • İlacın etiketinde yazan miktardan fazlasını kullanmayınız.
  • Böcek öldürücü sprey kullanılmadan önce çocukların, ev hayvanlarının ve oyuncakların öncelikle başka bir yere alınması ve sprey kurumadan ilaçlanan yere ilacın etiketinde yazan süre boyunca girmemeleri gerekiyor.
  • Hamile olan ya da hamile kalmayı düşünen kadınların evde böcek ilacı kullanımından kaçınmaları gerekiyor.

Kimyasal dışındaki çözümler

Böcek ilaçlarına daha az maruz kalmak için atılacak en etkili adım öncelikle böceklerin ortaya çıkmasını engellemek. Bunun için de ortalığa saçılmış eski yemek artıklarını temizlemeli, eve böceklerin girmek için kullanacakları oyuk ve çatlakları tamir etmelisiniz.

Evinize böcekler zaten girmişse, öncelikle mesela yosun kumu gibi kimyevi olmayan maddelerle onlardan kurtulmaya çalışın. Fosilleşmiş topraktan elde edilen yosun kumu böceklerin dış iskeletlerini kurutuyor.

Ebeveynler böceklerden kurtulmak için mutlaka kimyasal maddeler kullanmaları gerektiğini düşünüyorlarsa, bütün her yere püskürtülen spreyler yerine, böcek kovucu bantları tercih etmeliler.

Kimyasal maddeyle çocuk parkı yapan konut projesine suçüstü!

Источник: https://indigodergisi.com/2016/11/evinizi-ilaclarken-dikkat/

Çocuğu kanser olan aileler ne yapmalı?

Evinizi İlaçlarken Çocuğunuz Kanser Olmasın

Çocuğun hastalığı ve tedavi süreciyle ilgili mutlaka bilgilendirilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, “Çocuklar yakın ilgi, şefkat ihtiyacı duyuyor, dinlenmek ve anlaşılmak istiyor.

Hastalığın seyri ve koşullarına uygun biçimde sosyal ilişkilerin devam ettirilmesi, sosyal gelişim duygusal gelişim çocuğun ruh sağlığı açısından son derece değerlidir” uyarısında bulunuyor.

Dünyada her yıl 200 bine yakın çocuk, Türkiye’de her yıl 3 bin çocuk kansere yakalanıyor. Dünya Çocukluk Çağı Kanser Günü’nde çocuk kanserleri hakkında farkındalık oluşturulması ve erken teşhisin önemine vurgu yapılıyor.

ÇOCUK KENDİNİ GÜVENDE HİSSETMELİDİR

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi’nden Uzman Psikolog Aynur Sayım, kanser teşhisi ve sonrasında aile psikolojisinin önemine işaret etti. Kanser teşhisinin ilk öğrenildiği dönemin hem hasta hem aile için çok yıkıcı ve yıpratıcı olduğunu söyleyen Uzman Psikolog Aynur Sayım, çocukların bu süreçte güvende olduklarını hissetmesinin çok önemli olduğunu vurguladı.

HASTALIK KABULLENİLMELİ VE ÇOCUĞA BİLGİ VERİLMELİDİR

Kayıplarda, hastalıkta ve diğer yaşam olaylarında sorunu tanımlayıp aile ve çocukların bilgilendirilmesi gerektiğine değinen Aynur Sayım, “Tüm hastalık ve kayıplarda birincil aşama, kabulün sağlanmasıdır. Hastalığın kabulünün sağlanması ilk çalışma olmalıdır.

Hastalığın adı nedir, seyri nedir, tedavi nasıl olacak, süreçte neler yaşanabilir açıklanmalıdır. Çocuğun yaş ve gelişim düzeyi yapılacak açıklamanın içeriğini belirler. Bunu doktor ve psikolog/ psikiyatristin yapması gereklidir. Hem çocuk hem de aile bilgilenmelidir.

Aile öncelikle bilinçlenecek, ne ile mücadele edecek, nasıl davranacak, onları nasıl bir sürecin beklediğini öğrenmelidir” dedi.

AİLE, TEDAVİ EKİBİ VE OKUL İŞBİRLİĞİ SAĞLANMALI

Tedavi sürecinde en önemli noktanın, aile-tedavi ekibi ve okul iş birliğinin olduğunu söyleyen Uzman Psikolog Aynur Sayım, “Tüm ailenin yaşadığı güçlük karşısında öncelikle çocuğun hastalığına veya yaşanılan duruma odaklanmaktansa, gereksinimlerine odaklanıp, bu alanda düzenlemeler yapmak gerekir. Aile bunu destek alarak yapabilir. Ev düzeni, yaşam düzeni, yaşanılan güçlüğe göre şekillenmeli, aynı zamanda nasıl bir davranış içinde olacakları da danışman tarafından yönlendirilmelidir. Evde bakım ve danışmanlık hizmeti çalışmaları da ülkemizde verilmektedir” şeklinde konuştu.

  HASTALIK, TÜM AİLENİN HAYAT DÜZENİNİ DEĞİŞTİRİYOR

“Hastalığın getirdiği şaşkınlık ile yaşam tarzı ve kalitesinin farklılaşması, yeni bir düzen, yaşam stili gerekliliği hem çocukları hem de tüm aile bireylerini etkiliyor” diyen Uzman Psikolog Aynur Sayım, çocukların bu süreçte en çok korunup kollandığını, ihtiyaçlarının karşılanacağını hissetmek istediğini söyledi.

GÜVENLİ BAĞLANMA OLUŞTURULMALI

Çocukların bakım veren kişiyle güvenli bir bağlanma oluşturması gerektiğini vurgulayan Uzman Psikolog Aynur Sayım, çocukların yakın ilgi, şefkat ihtiyacı duyuyor, onlar tarafından dinlenmek ve anlaşılmak istendiğini ifade etti.

Bu süreçte ailelerin yaşadığı güçlüklerin tüm bu süreçleri olumsuz etkilediğini belirten Sayım, “Çocuklar bu süreçte korkuyor, hem kendisi hem sevdikleri için kaygılanıyor, güvende hissetmiyor.

Bu nedenle çocukta depresyon, anksiyete bozukluğu, sosyal fobi gibi psikiyatrik rahatsızlıklar, okul başarısının düşmesi, uyum ve davranış sorunları, gelişimin duraklaması ve gerilemesi gibi etkiler görülebiliyor” diye konuştu.

KAYGI ÇOCUĞA YANSITILMAMALI

“Bazı aileler çocuğun hastalığı sürecinde tutum değişimine girip çok toleranslı ve korumacı olabiliyor. Bunlar yapılan tutum hataları.

Bu durumda çocukta kaygı yükseliyor, kişilik gelişimi negatif yönde etkileniyor.

Disiplin sorunları ortaya çıkıyor, sosyal ilişkileri olumsuz etkileniyor” diyen Sayım, ailenin yaşadığı kaygı ve bunu çocuğa yansıtmasının çocuğu olumsuz etkilediğini söyledi.

SOSYALLEŞMESİNE İMKAN TANIYIN

Çocukta süreğen hastalıklarda konuya iki yönden bakmak gerektiğini vurgulayan Uzman Psikolog Aynur Sayım, şu tavsiyelerde bulundu:

“Çocuğun yaşadığı zor yaşam olayı ve çocuğun genel gelişimi. Yaklaşımı belirleyen bu iki unsur olmalı.

Her ailenin yaşadığı sorun, hastalık, hastalığın derecesi, seyri, tedavi süreci, aile içi ilişkiler, sosyoekonomik düzey gibi etmenlerin birbirinden farklılık gösterdiğini göz önüne alırsak, o aileye yönelik rehabilitasyon programı yapılma zorunluluğu oluşmaktadır.

Hastalığın seyri ve koşullarına uygun biçimde sosyal ilişkilerin devam ettirilmesi, sosyal gelişim duygusal gelişim çocuğun ruh sağlığı açısından son derece değerlidir. Ailenin sosyalliğinin sıfırlanmaması, çocuğun yaşıtlarıyla görüştürülmesi için program yapılmalıdır.”

Источник: https://www.e-psikiyatri.com/cocugu-kanser-olan-aileler-ne-yapmali-64096

Kanser hakkında doğru bilinen yanlışlar – Anadolu Sağlık Merkezi

Evinizi İlaçlarken Çocuğunuz Kanser Olmasın

Stres ve üzüntünün kansere neden olduğunu gösteren bir çalışma bulunmuyor. Bağışıklık sistemi kanser gelişmesinde ve kanser tanısı konmuş hastaların tedavisinde önemlidir.

Ancak, birebir pozitif düşünerek kanserin yenilebileceği, tedavi edilebileceği; ya da tam tersi olarak, çok depresif, stresli olunduğunda ya da çok kötü hayat deneyimi yaşandığında bazı kanserlerin daha sık görüldüğü konusunda da bir kanıt bulunmuyor.  

2-      Biyopsi kanseri hızlandırır  

Biyopsiler, hastalığın tanısını koymak ve tedavisini planlamak için olmazsa olmaz girişimler. Hastalarda zaman zaman, biyopsi yapıldığında hastalığın sıçradığı, kötüleştiği ya da dağıldığına ilişkin korkular ortaya çıksa da, bu korkuları destekleyen bilimsel çalışmalar bulunmuyor. Yani bu korkular son derece yersiz.

Açık cerrahi yöntemle yapılan biyopsiler de iğneyle yapılan biyopsiler de kanserin yayılmasına ya da kötüleşmesine neden olmaz. Özellikle kanserin cerrahi tedavisinde, son yıllarda elde edilen gelişmeler ve yeni teknolojiler sayesinde, bugün artık kanserlere dokunarak, “bıçak değdirerek” daha da iyi sonuç elde edilebiliyor.

 

3-      Saç boyası, parfümler gibi dış etkenler kanser yapar.  

Her türlü toksik maddenin hücre ve DNA’mız üzerinde olumsuz etkisi olduğunu biliyoruz. Bu yüzden toksik maddelerden ne kadar uzak durursak, o kadar sağlıklı yaşayacağımız kesin. Bununla birlikte saç boyaları ve deodorantlar gibi kozmetik maddelerin birebir kanser türleriyle ilişkisi hiçbir araştırmada gösterilmiş değil.

Diğer taraftan, başta sigara olmak üzere, bazı kimyasal maddelerin kanser riskini artırdığını biliyoruz. Tütünün dışında bazı sanayi ürünlerinde kullanılan, başta asbest olmak üzere, bazı maddelerin ve petrol ürünlerinin kanser riskini artırdığını biliyoruz.

Ama ticari olarak satılan kozmetik malzemelerin kansere neden olduğu bilimsel olarak gösterilmiş değil.  

4-      Kanser olan hastalar mutlaka hastanede yatar ve tedavisi bu şekilde gerçekleşir.  

Kanser tedavisi uzun bir sürece yayılıyor. Kanser cerrahisi yapılan hastaların, mümkün olduğunca kısa süre hastanede kalması amaçlanıyor.

Hem cerrahi girişim uygulanan dokuların iyileşmesi, hem de hastanın ev koşullarında yaşayabilecek duruma gelmesi için belirli bir süre beklemek gerekiyor.

Son yıllarda uygulanan kanser ameliyatlarıyla, hastanede kalma süresi kısalıyor ve hasta eskiye nazaran daha çabuk günlük yaşamına dönebiliyor. Hastanın genel durumunda bir bozulma yoksa, hem radyoterapi hem de kemoterapi hastaneye yatmadan sürdürülebiliyor.

Radyoterapi tedavisi, hastaları yatırmadan, sadece günde bir kez radyoterapi merkezine gelip tedavi alıp eve dönecek şekilde planlanabiliyor. Hastalar, kemoterapi tedavisinin büyük bir kısmında yine hastaneye yatmadan tedavilerini alıp evlerine dönebiliyor.  

5-      Kanserden sonra iş yaşamına dönülemez.  

Artık birçok kanser hastasına, tedavi tamamlandıktan sonra, yaşıtları kadar yaşam beklentisi vaat edilebiliyor. Örneğin, meme kanserinde bazı koşullarla, tedavi tamamlandıktan sonra hastalığın geri gelmeme olasılığı son derece yüksek.

Nedir “bu bazı koşullar”: Özellikle erken evrede yakalanan meme kanserleri ve tümörü oldukça küçük ve koltuk altındaki lenf bezlerine yayılmadığı durumlar… Tiroid ve deri kanserinde tam anlamıyla tedavi sağlanabiliyor.

Ayrıca, son yıllarda geliştirilen hap şeklinde olan, yutulabilen kanser ilaçları sayesinde, hastalar günlük aktivitelerini kısıtlamadan, yaşam kalitelerini koruyarak işlerine devam edebiliyor. Bu nedenle pek çok kanser türünde hasta, hem özel hem de profesyonel yaşamını normal sürdürebiliyor.  

6-      Kanser tedavisinin başarılı olması için yurt dışına gidilmeli.  

Türkiye’de iyi bir kanser merkezinde, dünyanın gelişmiş ülke sınıfında olan ülkelerde nasıl tedavi planlanıyor ve gerçekleştiriliyor ise aynı etkinlikte ve aynı düşük yan etkiyle tedavi gerçekleştirilebiliyor.

Hatta yabancı ülkelerden hastalar tedavi için Türkiye’ye geliyor.

Buna ek olarak Türkiye’de bazı merkezler, uluslararası düzeyde yürütülen klinik araştırmalara katılıyor ve yeni geliştirilmekte olan ilaçlardan uygun hastaların yararlanmasına olanak sağlayabiliyor.  

7-      Kanser hastasının çocuğu da kanser olur.  

Bazı kanser türlerinin kalıtsal olduğu biliniyor. Bazı ailelerin soy ağacını izlendiğinde, aynı ya da benzer kanser türlerine rastlanabiliyor. Bunların içerisinde en çok bilineni meme kanseri.

Ancak, tüm meme kanserinin sadece yüzde 5 ile 8’i kalıtsal. 13 ile 14 meme kanseri hastasının sadece bir tanesinin soy ağacında meme kanserinin izlerine rastlanıyor.

Çok özel durumlar dışında, ebeveynin kanser olmasına bağlı olarak çocuklarında da kanser görüleceği yolunda bir kural bulunmuyor.  

8-      Pozitif düşünceyle kanseri yenmek mümkün.  

Kanser tedavisinde pozitif düşünce son derece önemli olsa da tek başına hastalığı yenmek için yeterli değil. Hastaların hem fiziksel, hem de ruhsal sağlıklarının bütünleşik olarak korunabilmesi gerekiyor. Özellikle ameliyat, ilaç tedavisi ve radyoterapi tedavisi sırasında hastanın psikolojisi iyi olduğunda, sonuçlar da çok daha iyi oluyor ve hastalar tedaviyi telore edebiliyor.  

9-      Kanser olduğu hastaya söylenmemeli.  

Hasta yakınlarının, “morali bozulur, daha kötü olur” inancıyla hastadan tanıyı saklamaya çalışması yanlış bir düşünce. Öncelikle hekim tarafından hastanın talep ettiği tüm bilgilerin aktarması gerekiyor.

Hastanın karar ve tercihleri büyük önem taşıyor. Hiç bir bilgiye sahip olmadan hastadan karar vermesini beklemek doğru değil.

Hasta hangi durumda olduğunu bilerek kendisi için en uygun olan tedavi seçeneğini seçme, bu kararı verme hakkına sahip.  

10-  Bıçak değdiği zaman kanser yayılır.  

Cerrahi, birçok kanser türünde en etkin tedavi seçeneği. Tedavide elimizdeki en büyük güçlerden biri olan ameliyat klinik sonuçları da olumlu yönde etkiliyor.

Hastalıklı organının ya da tümörünün çıkartılması, hastanın çok daha uzun süre yaşamasını ve hastalığın geri gelme riskinin anlamlı olarak azalmasını sağlıyor.

Bu nedenle “bıçak değince kanser yayılır” düşüncesinin tam tersine, “bıçak değince kanser hastası iyileşir” fikrine inanmak gerekiyor. Yeter ki hasta ameliyat ile hastalığın çıkarılabileceği bir evrede olsun.  

11-  Kanser bulaşıcı.  

“Kanser” enfeksiyon hastalıkları gibi bulaşıcı bir hastalık değil. Bu nedenle kanserli hasta ile günlük yakın temas kansere yakalanma açısından risk oluşturmuyor.

Bununla birlikte, virüslerin neden olduğu bazı kanser türleri de var. Bunların öncü örneği rahim ağzı kanseri.

Cinsel yolla bulaşan HPV virüsünün neden olduğu enfeksiyon sonucu riski artan rahim ağzı kanserlerinin görülme sıklığı, son yıllarda kullanılmaya başlayan aşı ile azalmaya başladı.

Источник: https://www.anadolusaglik.org/blog/kanser-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar

Çocuklarda Kanserin 8 Belirtisine Dikkat!

Evinizi İlaçlarken Çocuğunuz Kanser Olmasın

Çocuklarda en sık görülen ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alan kanserin belirtileri, birçok sıradan çocuk hastalığında da görülebiliyor.

Bu durum hastalığın erken dönemde teşhis ve tedavi edilmesini engellediği için belirtiler konusunda son derece dikkatli olunması gerekiyor. Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Onkolojisi Bölümü’nden Doç. Dr.

Ahmet Demir, “1-7 Nisan Kanser Haftası” öncesinde çocukluk çağı kanserleri ve belirtileri hakkında bilgi verdi.

Tümörlerde erken tanı çok önemli

Çocuklarda en sık görülen kanserler sırası ile; lösemiler, beyin tümörleri, lenfomalar, böbrek ve böbrek üstü bezi tümörleri, yumuşak doku tümörleri, kemik tümörleri, bazı organ tümörleri ve retinoblastom yani göz tümörleridir.

Toplumda lösemilerle ilgili farkındalık daha üst düzeylerdeyken, tüm çocukluk çağı tümörlerinin %75’ini oluşturan solid tümör ve lenfomalarda farkındalık daha düşük düzeydedir.

Üstelik bu tümörlerde erken tanı çok önemlidir ve bu nedenle toplumsal farkındalığı artırmak gerekmektedir.

Bu belirtilere dikkat!

Çocukluk çağında görülen kanserler açısından uyarıcı nitelikte olan belirti ve bulgularla karşılaşıldığında geç kalınmadan doktora başvurulmalıdır. Çocuklarda kanserlerin 8 uyarıcı belirtisi şu şekilde sıralanabilir:

1)    Çürüklerin kolay oluşması, diş etleri, burun ve ciltte tekrarlayan kanamaların görülmesi

2)    Nedeni henüz tespit edilememiş yorgunluk, bitkinlik ve halsizlik

3)    Baş ağrısı ve bu ağrıya sabahları mide bulantısı olmaksızın kusmanın eşlik etmesi

4)    Nedeni açıklanamayan ve uzun süreli ateş

5)    Diyet yapmaksızın son altı ayda %10’dan fazla kilo kaybetmesi

6)    Boyun, karın veya vücudun herhangi bir yerinde şişlik ortaya çıkması

7)    Kemik ve eklemlerde uzun süren ağrılar

8)    Bebek ve çocuklarda “lökokori” denilen kedigözü görüntüsünün ortaya çıkması. Günümüzde nerdeyse bebeğin her anının fotoğraflandığı dikkate alındığında bir göz tümörü olan retinoblastomun erken tanısı daha kolay olabilir. Fotoğraflarda bebeğin göz bebeği beyaz ise bu durum önemsenmeli ve mutlaka araştırılmalıdır.

Kanser belirtilerini çocuk hastalıklarının belirtileriyle karıştırmayın

Burada dikkat edilmesi gereken nokta çocuklarda görülen bazı semptom ve bulguların, sık görülen çocukluk çağı hastalıkların belirtileriyle karıştırılmamasıdır. Örneğin; boyunda bezelerin ortaya çıkması çoğunlukla üst solunum yolları enfeksiyonun bir belirtisidir.

Ancak makul bir sürede geçmiyorsa veya antibiyotiğe yanıt vermiyorsa bu tablo lösemi, lenfoma, nöroblastom, tiroit kanseri veya yumuşak doku tümörüne de işaret edebilir. Ateş de çoğunlukla çocuklarda enfeksiyonlara bağlıyken seyrine göre lösemi, lenfoma, Ewing sarkomu veya nöroblastoma da bağlı olarak da ortaya çıkabilir.

Sık görülen ve sıradan çocuk hastalıklarının belirtileriyle karıştırılan bulgulardan bir diğeri de kemik ağrılarıdır. Bu ağrılar, çoğunlukla büyüme ağrıları olarak görülse de özelliklerine göre kemik tümörü, lösemi, lenfoma veya nöroblastoma kaynaklı da olabilirler.

Burada en önemli nokta bu sık görülen belirtilerin olağandışı özelliklerinin tespit edilerek tedaviye zamanında başlanmasıdır.

Baş ağrısı ve karın şişliğini önemseyin

Çocukluk çağı kanserlerinin sık görülen bir diğer belirtisi baş ağrılarıdır. Tekrarlayan, sabahları yatar pozisyonda ortaya çıkan, şiddeti giderek artan ve uykudan uyandırabilecek nitelikteki baş ağrıları tümör varlığına işaret etmektedir.

Karında şişlik ile birlikte ağrı, ateş, küçük ve büyük tuvaleti yapamama, kanlı idrar, karın cildinde damarların belirgin hale gelmesi çocuğun yaşına göre farklı karın içi tümörlerin belirtisi olabilir.

Çocuklar, banyo yaptırılırken, kıyafetleri giydirilirken karın şişliği açısından gözlemlenmeli ve karın bölgesine dokunulurken ele herhangi bir sertlik gelir ise derhal hekime başvurulmalıdır.

Geç kalmadan çocuk onkoloğuna başvurulmalı

Çocuklarda kanserin semptom ve bulguları birçok sıradan çocukluk çağı hastalıklarında da görülebilir. Bu nedenle hemen kaygıyla yaklaşılmamalıdır. Ancak olağandışı seyir gösteren belirtilerin olması durumunda mutlaka bir çocuk onkoloğuna başvurulması gerekmektedir.

Hastalığın erken teşhis edilmesi, daha kısa sürede ve başarılı bir şekilde tedavi edilmesini sağlayacaktır. Çocukluk çağı kanserleri teşhis edildikleri andan itibaren aile ve çocuk için uzun soluklu bir sürecin başlangıcıdır.

Bu süreç tam teşekküllü bir onkoloji merkezinde, alanında deneyimli hekimler, psikologlar, sosyal gelişim uzmanları ve diğer çocuk hastalıkları branşlarının ortak çalışması sayesinde daha başarılı ve daha kolay yönetilebilir hale gelmektedir.

Güncellenme Tarihi: 31 Mart 2015Yayınlanma Tarihi: 31 Mart 2015

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/cocuklarda-kanserin-8-belirtisine-dikkat/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.