Gebelik Zehirlemesi (Preeklampsi) Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları

içerik

Doğum Sonrası Preeklampsi: Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Gebelik Zehirlemesi (Preeklampsi) Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları

Hamileyseniz ve doğumdan sonra karşılaşabileceğiniz çeşitli sağlık sorunları hakkında bilgi edinmek istiyorsanız, yazımızın devamında doğum sonrası preeklampsi hakkında detaylı bilgileri bulabilirsiniz.

Doğum Sonrası Preeklampsi Nedir?

Doğum sonrası preeklampsi nadir rastlanan tıbbi bir durumdur. Çoğunlukla yüksek tansiyondan muzdarip olan hamilelerde ve doğumdan sonra idrarda yüksek miktarda protein  bulunmasından kaynaklanır.

  • Doğum sonrası preeklampsi bebek doğduktan sonraki 48 saat içerisinde başlayabilir ve hatta doğumdan sonraki 6 hafta içerisinde de ortaya çıkabilir.
  • Doğum sonrası gebelik zehirlenmesi ciddi bir durumdur ve acil tıbbi tedavi gerektirir. Eğer bu durum zamanında tedavi edilmezse, geçirilen nöbet daha ciddi sağlık komplikasyonlarına yol açabilir.

Doğum Sonrası Preeklampsi Belirtileri:

Doğum sonrası preeklampsi belirtilerini tespit etmek için, herhangi bir tıbbi bilgi sahibi olmanız mümkün değildir.

 Çoğu durumda, doğum sonrası preeklampsi hastalığından muzdarip kadınlar hamilelik belirtileri ile benzer semptomlar sergiler. Belirtiler genelde doğum anında veya doğru zamanda ortaya çıkmayacaktır.

Belirtileri erken tespit etmek mümkün olmayabilir, ancak bazı işaretler durumun farkına varılmasına yardımcı olabilir. Doğum sonrası preeklampsi belirtileri şunlardır:

  • Hipertansiyon veya yüksek kan basıncı 140/90 mm Hg’den daha yüksekse
  • Ayrıca proteinüri olarak bilinen idrarda proteinin çok yüksek miktarda olması
  • Çok şiddetli ve ani baş ağrısı
  • Ayrıca, geçici görme kaybı yaşayabilirsiniz. Gözlerinizde hassasiyet ve görme bozuklukları ortaya çıkabilir.
  • Yüz veya bacaklarda şişme
  • Muhtemelen kaburgalarınızın sağ tarafının altında ve üst karın bölgesinde ağrı olabilir.
  • Sürekli mide bulantısı hissi veya kusma
  • İdrara çıkmanın azalması
  • Beklenmedik bir şekilde bir hafta içerisinde kilo almaya başlayabilirsiniz.

Eğer doğum yaptıktan sonra ya da doğumdan sonraki birkaç hafta veya bir ay içerisinde bile yukarıda yer alan belirtileri fark ederseniz, acil tıbbi yardıma başvurun.

Doğum Sonrası Preeklampsi Nedenleri:

Tıp dünyası henüz doğum sonrası hamilelik zehirlenmesi nedenlerini net bir şekilde anlamış değildir.  Doğum sonrası preeklampsi gebelik sırasında oluşur, ancak sadece bebek doğduktan sonra semptomlar ortaya çıkar.

Doğum Sonrası Preeklampsi İle İlişkili Risk Faktörleri:

Eğer yüksek kan basıncı veya hipertansiyon hastalığı tanısı varsa, doğum sonrası gebelik zehirlenmesi riski vardır.

  1. Doğum Sonrası Preeklampsi Öyküsü:

Eğer doğum sonrası preeklampsi olgusu olan bir aile bireyi varsa, sizler de risk altında olabilirsiniz.

Eğer kilolu iseniz, hamilelik sırasında çok fazla kilo aldıysanız veya obezite tanısı konulduysa, doğumdan sonra yüksek risk altında olabilirsiniz.

İkiz, üçüz ya da birden fazla bebek taşıyorsanız,  doğum sonrası preeklampsi hastalığına yakalanma riskinizi arttırır.

Eğer hamile iseniz ve 20 yaşından küçükseniz ya da yaşınız 40’ın üzerindeyse, doğum sonrası preeklampsi hastalığına yakalanma riskiniz vardır.

Doğum Sonrası Preeklampsi Tanısı:

Doktorunuzun doğum sonrası preeklampsi tanısı koymak için izleyeceği adımlar şunlardır:

Doktorunuz karaciğerin ve böbreklerin sağlıklı olup olmadığını kontrol etmek için bir dizi kan testi talep eder. Bu testler aynı zamanda karaciğer ve böbreklerin gerektiği şekilde çalışıp çalışmadığını da kontrol etmeye yardımcı olur.

Adından da anlaşılacağı gibi, idrar tahlili ile doktorunuz idrarınızdaki mevcut protein miktarı seviyelerini öğrenmek isteyecektir.

Doğum Sonrası Preeklampsi Tedavisi

Doktorunuz doğum sonrası preeklampsi için birkaç tedavi seçeneği önerebilir.

  1. Kan Basıncı Düzeylerini Düşürmek İçin Gerekli İlaçlar:

Doğum sonrası preeklampsi çoğu durumda, kan basıncının teh arz edecek derecede yüksek seviyelere çıkması ile birlikte daha yüksek bir risk ortaya çıkarabilir. Doktorunuz kan basıncı düzeylerini normale düşürmesi için reçete ile ilaç verebilir.

  1. Herhangi Bir Nöbeti Önlemek Veya Kontrol Etmeye Yardımcı İlaçlar:

Doğum sonrası preeklampsi hastası iseniz, herhangi bir nöbeti önlemek veya nöbetleri kontrol altına alabilmeniz için bazı ilaçları reçete ile verebilir.

Doğum sonrası preeklampsi yaşayan tanıdıklarınız varsa veya bu konuya dair kendi deneyimlerinizi aşağıda yer alan yorum bölümünden okuyucularımızla paylaşabilirsiniz.

Bir önceki araştırma konumuz olan; Hamilelikte Eklampsi başlıklı yazımızı da mutlaka okumanızı tavsiye ediyoruz.

Bu konuda daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki yorum bölümüne aklınıza takılanları yazınız!

Yorum yaptıktan sonra dilerseniz Hamilelik Belirtileri editörleri tarafından derlenmiş Hamilelik Sonrası Artrit Hakkında Bilmeniz Gerekenler başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Источник: https://www.hamilelikbelirtileri.co/dogum-sonrasi-preeklampsi/

Gebelik Zehirlenmesi – Preeklampsi

Gebelik Zehirlemesi (Preeklampsi) Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları
Makalelerimiz > Tüp Bebek Makaleler > Laparoskopi-Histeroskopi Makaleler > Jinekoloji Makaleler > Gebelik-Doğum Makaleler > Vajinismus Makaleler

Preeklampsi, halk arasında gebelik zehirlenmesi diye adlandırılmaktadır. Gebelikte protein kaçağı ile birlikte olan tansiyon yükselmesi belirtilerini ifade etmektedir. Hafif ve şiddetli olmak üzere 2 formu vardır.

Hafif preeklampsi: Tansiyon 140/90 veya üzerinde iken idrarda protein kaçağı şiddetli forma göre düşüktür. Günlük protein kaybı 300 mg. dan fazladır.

Şiddetli preeklampsi: Tansiyon 160/110 veya üzerindedir. İdrarda protein kaçağı 2 gramdan fazladır.

Beraberinde karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma, trombosit sayısında azalma, baş ağrısı, görme bozukluğu, şiddetli karın ağrısı gibi bulgular eşlik edebilir.

Eğer preeklampsi olan hastalarda tabloya havale geçirme durumuda eklenecek olursa artık hastalığın ismi eklampsi olacaktır. Bu hastanın ve hala doğum olmamış ise bebeğin risklerinin ileri derecede arttığını göstermektedir.

Kronik hipertansiyon ise gebelikten önce tansiyon yüksekliği olan yada ilk defa gebelikte çıkan ancak doğumdan 6 hafta sonra halen devam eden tansiyon yüksekliğidir. Gebelik öncesi tansiyon yüksekliği olanlarda da gebelik sırasında aynı zamanda preeklampsi oluşabilir.

Gebelik takibi sırasında düzenli olarak tansiyon ve kilo ölçümleri yapılmaktadır.

Yapılan ölçümlerde eğer tansiyon değerleri 140/90 ve üzerinde çıkacak olursa preeklampsi gelişiminin araştırılması gerekecektir. Dinlenmiş bir şekilde hastanın tansiyonu tekrar ölçülür.

Yine yüksek çıkacak olursa derhal idrarda protein testi ve kan testlerinin bakılır. Gebelikte protein kaçağı yaşayanlar sıkı takibe alınır.

Hamilelikte tansiyon kaç olmalıdır?

Hamilelikte tansiyon ilk 3 aylık dönemde hormonal değişimlere bağlı olarak oldukça düşüktür. Genellikle 90-60 civarındadır. Ancak 120-80 ve altındaki değerler normal sayılmaktadır.

Tansiyon ölçümü muhakkak hasta dinlendikten sonra yapılmalıdır. İkinci 3 aylık dönemden sonra damarlardaki sıvının artmasına bağlı olarak tansiyon değerleri bir miktar toparlar. Bundan sonra ciddi tansiyon düşüklüğü pek yaşanmaz.

Ancak gebelikte 140-90’ ın altındaki değerler normal kabul edilir.

Protein kaçağı nedir?

Normalde insanlarda idrarda protein atılımı olmaz. İdrarda protein kaçağı varsa bir şekilde böbreklerde hasar olduğunun göstergesidir. Bu nedenle idrarda 1+ bile protein olsa araştırmak ve takip etmekte fayda vardır.

Hamilelikte idrarda protein çıkması tehlimi?

Hamilelikte idrarda protein çıkması sadece preeklampside yaşanmaz. Özellikle böbrek enfeksiyonu geçirenlerde yada bazı böbrek hastalıklarında idrarda protein kaçağı yaşanır.

Bunun ayrımı dikkatli bir hikaye alma, muayene ve testlerle rahatlıkla yapılabilir.

Ancak preeklampsiye bağlı protein kaçağı olmasa bile diğer nedenler de gebelik için risk oluşturmaktadır.

Preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) kimlerde görülür?

Gebelik zehirlenmesinin daha sık görüldüğü hasta grupları şu şekildedir:- İlk gebelik- Önceki gebelikte gebelik zehirlenmesi geçirenler- Önceki gebelikte anne karnında bebek ölümü yada plasenta ayrılması (plasenta dekolmanı)- Gebelik öncesi tansiyon yüksekliği- İleri anne yaşı (>35)- Ailede preeklampsi öyküsü- Şeker hastalığı- Şişmanlık- Çoğul gebelik- Pıhtılaşma bozuklukları- Annede böbrek hastalığı- Mol hidatiform (üzüm gebeliği)

Preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) ne sıklıkta görülür?

Tüm gebeliklerin %5-10’unda preeklampsi gelişmektedir. Özellikle daha önce preeklampsi geçirmiş olmak tekrar bir sonraki gebelikte riski oldukça yükseltmektedir. Vakaların sadece %25’i şiddetli preeklampsi şeklindedir.

Preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) nedenleri nelerdir?

Gebelik zehirlenmesinin nedeni halen tam olarak anlaşılamamıştır.

Ancak altta yatan patoloji ilk 3 ayda plasenta gelişiminde meydana gelen bozukluklar ve buna bağlı olarak plasentadan anne dolaşımına salınan bazı maddelerin plasenta kan akımını azaltmasıdır.

Annenin kan dolaşımına geçen bu maddeler vücuttaki tüm organlarda kan damarlarında daralma yaparak kan akımının azalmasına ve organların hasarlanmasına neden olmaktadır. Aynı zamanda immünolojik yada genetik nedenlerde rol oynamaktadır.

Preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) belirtileri nelerdir?

Preeklampsi pek çok gebede gebelik takibi sırasında yapılan tansiyon ölçümleri ile tesbit edilirken bazı hastalarda aşırı ödem oluşması ile başlayabilir. Genellikle gebede herhangi bir belirti olmaz.

Ancak aniden aşırı kilo alan kadınlarda yada ellerde, yüzde ve ayaklarda aşırı şişlik oluşanlarda preeklampsi gelişiminden şüphelenmek ve araştırmak gereklidir.

Baş ağrısı, bulanık görme, nefes darlığı, ellerde ve yüzde ani şişme, karın ağrısı veya bilinç bulanıklığı olan gebelerde preeklampsi gelişimi açısından uyanık olmak gereklidir. Aslında preeklampsiye spesifik bir bulgu yoktur.

Preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) anne açısından riskli midir?

Hafif preeklampside genellikle anne ve bebek açısından mevcut riskler daha düşüktür. Ancak şiddetli preeklampside artık anne ve bebek açısından hayati öneme sahip riskler mevcuttur.

Tansiyon yüksekliğinin kontrol altına alınamadığı olgularda beyin kanaması yada beyin ödemi, konvülzyon geçirme (eklampsi), karaciğer ve böbrek yetmezliği, görme bozuklukları yada kaybı, erken doğum,plasentanın erken ayrılması (plasenta dekolmanı), HELLP Sendromu ve hatta anne ölümüne kadar gidebilen durumlar oluşabilir. Ayrıca gebelik zehirlenmesi yaşayanlarda yaşamın ileriki dönemlerinde hipertansiyon hastası olma riski de artmaktadır.

Preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) bebeğe zarar verirmi?

Şiddetli preeklampside bebek gelişimi genellikle geri kalmıştır. Hatta bazı bebeklerin anne karnında öldüğü durumlar bile yaşanabilir.

Bu noktada bebeğin risklerinin pek çoğu aslında erken doğumun getirdiği risklerdir. Erken doğuma bağlı bebekte kafa içi kanama, ağır bağırsak iltihabı (nekrotizan enterokolit), nörolojik hasar gelişebilir.

Uzun süreli yoğum bakım tedavisi gerekebilir.

Preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) nasıl anlaşılır?

Preeklampsi genellikle 20 haftanın üzerindeki gebelerde oluşan tansiyon yüksekliği ve protein kaybı ile karakterize bir hastalıktır. Gebelik öncesi tansiyon yüksekliği olmayan hastalarda 20 haftadan sonra gelişebilecek 140/90 ve üzerinde tansiyon yüksekliği veya vücutta değişik bölgelerde aşırı şişme bizi preeklampsi gelişimi açısından uyarmalıdır.

Bu hastalarda muhakkak idrarda protein kaçağını tesbit etmek için idrar testi yapılması gerekirse 24 saatlik idrar toplanması ve analiz edilmesi gerekecektir.

İdrar testinde protein kaçağının gösterilmesi ve tansiyon yüksekliğinin olması hastanın preeklamsi olduğunun göstergesidir. Bundan sonra yapılacak kan tahlilleri yardımı ile hastalığın şiddeti belirlenecektir.

Kan tahlillerinde karaciğer testlerinde bozulma yada trombosit değerlerindeki düşmeler hastalığın şiddetli olacağının bulgusu olabilir. Bu hastalar gerekirse hastaneye yatırılarak tedavi ve takip edilmelidir.

Preeklamsi (gebelik zehirlenmesi) tedavisi

Gebelik zehirlenmesinin tedavisi hastalığın şiddetine ve gebeliğin kaç hafta olduğuna göre değişmektedir. En önemli tedavi yöntemi doğumdur. Doğumdan sonra preeklampsi belirtileri dramatik bir şekilde düzelir. 37 hafta ve üstündeki gebeliklerde ağır preeklampsi mevcutsa hiç beklenmeden doğum yoluna gidilir.

37 haftanın altındaki gebeliklerde ağır preeklampsi durumunda bebeğin durumu değerlendirilir. 34 haftanın üzerindeki gebelerde yenidoğan yoğun bakımının olduğu hastanelerde doğum düşünülebilir. 34 haftanın altındaki gebeliklerde en azından bebeğin akciğer gelişimini hızlandırmak için steroid tedavisi için, vakit kazanılmaya çalışılır.

Anne ve bebekte sıkı takip ve hastanede yatış ile birlikte vakit kazanılabilecekse steroid tedavisi için 24-48 saat beklenmeye çalışılır. Ancak yapılan testlerde bebeğin anne karnında bekleyecek kadar iyi değilse yada annenin durumunun kötüleşmesinden korkuluyorsa o zaman aile ile görüşüp doğum yolu seçilebilir.

Hafif preeklampsi olan hastalarda ise genelde terme kadar beklenir. 37 haftanın üzerinde artık doğum düşünülmesi uygundur. Normal doğum yada sezeryan ameliyatı düşünülebilir. Takip esnasında gerekirse tansiyon düşürücü ilaçlar, havale geçirmeyi önleyen ilaçlar kullanılabilir.

Gebelik zehirlenmesi sonuçları günümüzde eskisine göre daha yüz güldürücüdür. Özellikle yenidoğan yoğum bakım şartlarının oldukça gelişmiş olması preeklampsiyi engelleyemesek yada tedavi edemesek bile bebeklerin yaşama şansını çok yüksek oranlara taşımıştır.

Preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) tekrarlar mı?

Pek çok hasta gebelik zehirlenmesi doğumdan sonra geçermi diye sormaktadır. Gebelik zehirlenmesi doğumdan sonra kendiliğinden düzelir.

Ancak bu hastalarda ikinci gebelikte preeklampsi riski %25-50 arasındadır.

Gebelik zehirlenmesi yaşayanlarda bir sonraki gebelikte daha yakın takip ve erken tanı ile bazen gebelik haftaları etkili bir şekilde uzatılabilmektedir.

Gebelikte preeklampsi nasıl önlenir?

Gebelikte preeklampsi gelişimini önlemenin herhangi bir yolu şu an için yoktur. Ancak preeklampsi riskini azalttığı söylenen ancak doğruluğu %100 olarak kanıtlanamayan tedaviler vardır.

Gebelikte kalsiyum ve magnezyum kullanımı, c vitamini yada bebek aspirini kullanımının gebelik zehirlenmesi riskini azalttığına dair çalışmalar olmakla birlikte desteklemeyen çalışmalarda oldukça çoktur.

Ankara Çankaya Çukurambar'daki muayenehanemizde gebelik takibi Ankara jinekolog Doç. Dr. Nermin Köşüş tarafından yapılmaktadır. Ankara gebelik takibi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Gebelik takibi Ankara, Doğum Ankara, Jinekolog Ankara, Doç. Dr. Nermin Köşüş

Etiketler

Aşağıdaki makalelerimizi de okuyabilirsiniz Nedir?

>>>Gebelik öncesi kontrol önemli midir?
>>>Gebelikte sık görülen şikayetler nelerdir?
>>>Gebelikte yapılan işlemler nelerdir?
>>>Gebelikte beslenme nasıl olmalıdır?
>>>Gebelikte İlk Üç Ay
>>>Her Bitkisel Çayı Gebelikte Tüketmeyin!
>>>Gebelikte kilo alımı nasıl olmalıdır?
>>>Gebelikte çiğ etle yapılan yiyecekler güvenli midir?
>>>Gebelikte ileri anne yaşı önemli midir?
>>>Gebelik Sırasında Beslenmeme Dikkat Etmeliyim!

Buradan gebelik hesaplama sayfamıza geçebilirsiniz.

Источник: https://www.drnerminkosus.com/gebelik-zehirlenmesi-preeklampsi.htm

Gebelik Zehirlenmesi (Preeklampsi) Nedir?

Gebelik Zehirlemesi (Preeklampsi) Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları

Gebelik esnasında anne ve bebeğin sağlığı açısından ciddi önem arz eden gebelik zehirlenmesi, kadınlarda sadece hamilelik dönemlerinde görülmekle birlikte, genellikle gebeliğin 20.

haftasından sonra gelişen ve tansiyonun birdenbire yükselmesi, ellerde, ayaklarda ve yüzde ciddi ödem (şişme) ve idrarda protein çıkması ile tanımlanan hastalıktır ve gerçek manada zehirlenme ile ilgili değildir. Literatürde preeklampsi ya da toksemi olarak geçer. Hastalığın, gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) olarak tanımlanabilmesi için, 20.

haftaya kadar gebeliği normal seyrenden bir kadında 20. gebelik haftasından sonra kan basıncının 140/90 mm/Hg ve üzeri olmasıyla ve 24 saatlik idrar örneğinde 300 mg/dl ve üzeri protein saptanması gerekir.

Preeklampsi, hamilelik sürecinde en sık rastlanan hastalıklardan biri olup, hamile kadınların %3 ila % 14’ünde görülmektedir.

Gebelik Zehirlenmesi (Preeklampsi) Neden Olur?

Gebelik zehirlenmesinin neden kaynaklandığı tam olarak netleştirilememiştir. Ancak yapılan araştırmalara göre çeşitli sebeplerden ileri geldiği öne sürülür. Bunlar:

  • Genetik faktörler: Hamile kadının annesi veya eşinin annesi gebeyken gebelik zehirlenmesi yaşamışsa onunda yaşama ihtimali artar.
  • Diş eti hastalıkları: Hamilelik boyunca diş eti problemleri olan kadınlarda preeklamsi yani gebelik zehirlenmesinin iki kat daha fazla olduğu saptanmıştır.
  • Damar Problemleri: Damarlarında genişleme yerine daralma olan kadınların gebeliklerinde böbrek ve karaciğere kan akışı azaldığı için gebelik zehirlenmesi görülebilir.
  • Bağışıklık sisteminin bebeği kabullenememesi: Vücudun bebeği ve plasentasını yabancı bir madde olarak algılaması da gebelik zehirlenmesi ihtimalini artırır.

Gebelik Zehirlenmesi (Preeklampsi) Kimlerde görülür? 

Gebelik zehirlenmesi:

  • Çoğul gebelik yaşayan kadınlarda,
  • Kronik tansiyon hastası olanlarda,
  • Kronik şeker hastası olan kadınlarda,
  • Böbrek hastası olan kadınlarda,
  • 40 yaş ve üzeri olan kadınlarda,
  • Fazla kilolu veya obez olan gebelerde,
  • Daha önceki gebeliklerde gebelik zehirlenmesi yaşayan kadınlarda,
  • Ailesinden (gebenin kendi annesi yahut kayın validesi) birinin preeklampsi geçmişi olan kadınlarda,
  • İlk gebeliklerde ya da farklı bir kişiden yaşanan ilk gebeliklerde,
  • İlk gebeliğinin üzerinden 10 yıl geçen kadınlarda  görülme oranı daha yüksektir.

Önceki gebeliklerde preeklampsi geçiren kadınların, daha sonraki hamileliklerinde tekrar geçirme ihtimali 3’te birdir.

Gebelik Zehirlenmesi (Preeklampsi) Belirtileri Nelerdir?

Gebelik zehirlenmesinin belirtileri arasında aşağıdakilerin hepsi veya birkaçı aynı anda görülebilir:

Gebelikte el ve ayakların şişmesi gebelik zehirlenmesi belirtisi olabilir.

  • Yüzde ve ellerde şişmeler,
  • Ayaklarda ve ayak bileklerinde istirahate rağmen geçmeyen şişmeler,
  • Yemeğe bağlı olmayan, aniden, haftada 0,9 kilogramdan fazla kilo alımı,
  • Şiddetli baş ağrısı (özellikle başın ön kısmında görülen ağrı),
  • Görme problemleri (bulanık ya da çift görmenin yanı sıra ışığa karşı duyarlılığın artması),
  • Baş dönmesi ile birlikte yaşanan bulantı ve kusmalar,
  • Özellikle üst karın bölgesinin orta kısmında hissedilen ağrı ve sancılar,
  • İdrarda protein çıkması,
  • Kalp atışında hızlanma,
  • İdrar miktarının azalması,
  • Aniden tansiyonun yükselmesi (daha önce tansiyon problemi yaşamamış kadınlarda tansiyonun 140/90 ve üzeri olması)
  • Aniden meydana gelen refleksler
  • Böbrek hastalıkları

Gebelik Zehirlenmesi (Preeklampsi) Tedavisi Nasıldır?

Preeklampsinin tedavisinde ve önlenmesinde erken tanı çok önemlidir. Erken tanı ise ancak düzenli gidilen doktor muayenelerinde belli olur. Gebelik zehirlenmesi tanısı konulan bir gebeyi doktoru yakından takip ederek anne adayını ve bebeği kontrol altında tutar. Doktorun belli aralıklarla isteyeceği kan ve idrar tahlillerinin sonucunda durumu fark etmesi kolaylaşır.

Preeklampsi teşhisi konulduğunda doktor gebe kadına evde ya da gebelik haftasına göre hastanede yatak istirahati verir. Bu esnada anne adayının tansiyonu ve bebeğin durumu sürekli takip altında tutulur.

Eğer gebelik zehirlenmesi ileri derecedeyse  bir an evvel doğumun başlatılması gerekebilir. Böyle durumlarda doğum genelde sezaryen ile gerçekleştirilir. Hastanın gidişatı kötüyse damardan magnezyum sülfat verilerek hastalığın ilerlemesi engellenir.

Preeklampsinin tam olarak önlenip önlenemeyeceği kesin olmasa da uzmanlar; sağlıklı beslenme, vitamin ve mineral alımının yeterli olması, magnezyum seviyesinin ideal olması ve ağız sağlığına dikkat ederek bu hastalığın yaşanma ihtimalinin azaltılabileceğini öne sürmektedirler.

Gebeliğinde preeklapsi geçiren kadınların %97’si doğumdan sonra sağlıklarına kavuşarak tansiyonları normale döner.

Sağlıcakla kalın…

Kaynaklar:

http://www.kocatepetipdergisi.aku.edu.tr/PDF/MAYIS2014/20.pdf

http://dergi.cumhuriyet.edu.tr/cumunuj/article/view/1008001412

Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler?

Boyut Yayınlarından çıkan Hamileyim kitabı

Источник: https://yenianneyim.com/gebelik-zehirlenmesi/

Preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) nedir? Belirtileri, nedenleri ve tedavisi

Gebelik Zehirlemesi (Preeklampsi) Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları

Gebeliğin 20. haftasından sonra tansiyonun 140/90 mmHg üzerinde seyretmesi ve idrarda protein çıkması ile kendini gösteren gebelik zehirlenmesine (preeklampsi), sıklıkla ödem de eşlik eder.

Tedavi edilmediği takdirde, hem siz hem de bebeğiniz için ciddi – hatta ölümcül – komplikasyonlara yol açabilir. Preeklampside tek tedavi bebeğinizin doğumudur.

Temelde yatan sorun; rahim yatağını döşeyen ince kıvrık arterlerin aşırı daralması ile plesantanın bebeği besleyememesidir.

Gebelik takiplerinde tansiyonu normal seyreden bir annenin 20. Gebelik haftasından sonra tansiyonu yükseliyorsa ve buna ödem ve idrarda protein kaybı eşlik ediyorsa rahatlıkla preeklampsiden şüphelenilebilir. Bu tabloya konvülziyon dediğimiz sara nöbetleri de eklenirse eklampsi denir.

Eğer gebeliğinizin erken haftalarında gebelik zehirlenmesi teşhisi koyulmuşsa ve doğum için daha erkense siz ve doktorunuz zorlu bir görevle karşı karşıya kalırsınız. Bebeğinizin olgunlaşmak için daha fazla zamana ihtiyacı vardır, ancak kendinizi veya bebeğinizi ciddi komplikasyon riskiyle karşı karşıya bırakmaktan kaçınmalısınız.

Hamilelikte asla yapmamanız gereken 8 beslenme hatası!

Gebelik zehirlenmesi neden olur?

  • Rahimde yetersiz kan akışı
  • Kan damarlarında hasar
  • Bağışıklık sistemi ile ilgili bir sorun
  • Belirli genler

Gebelik zehirlenmesinde kimler risk altındadır?

  • Aile öyküsünde gebelik zehirlenmesi olanlar
  • Kronik hipertansiyon hastaları
  • İlk gebelik
  • 18 yaş altı, 35 yaş üstü anne adayları
  • İkiz ya da üçüz gebelikler
  • Önceki gebeliğinde hipertansiyonu olan anneler
  • Gebelikte gebelik şekeri, gizli şeker çıkan anne adayları
  • Kronik böbrek hastası olan anneler
  • Otoimmün hastalığı (Lupus gibi) olanlar
  • Hidrops fetalis denilen bebekte su toplaması olan gebelikler
  • Dört ve üzerinde doğum yapan anneler
  • Obez anne adayları

Gebelik zehirlenmesi belirtileri

  • Gebelikte yüksek tansiyon
  • İdrarda protein kaybı
  • Ani kilo artışı,
  • Gebenin yüzüğünün dar gelmesi,
  • Yüzde şişlik, ödem
  • Halsizlik, bilinç bulanıklığı
  • Unutkanlık
  • Bebek hareketlerinin azalması
  • Karın ağrısı
  • Ani görme bozukluğu
  • Karaciğer bölgesinde ağrı
  • Bulantı, kusma
  • Az idrara çıkma

Gebeler için sağlıklı beslenme önerileri: Hamilelikte nasıl beslenmeli

Rutin gebelik takiplerinde tansiyon ölçümü ve kilo ölçümü çok önemlidir ve mutlaka kaydedilmelidir.

Gebelik zehirlenmesinin neden olduğu sorunlar

İdrarda protein kaybının artması, tansiyonun 160/100 mmHg olması, günlük idrar çıkışının azalması, görme bozukluğu, şiddetli mide ağrısı, kanda trombosit sayısının azalması ağır preeklampsi geliştiğinin bulgularıdır. Bu tabloya konvülziyonların (sara nöbetlerinin ) eklenmesine eklampsi denir. Artık beyin ödemi gelişmiş ve bu nöbetler başlamıştır.

Gebelik zehirlenmesine mutlaka dikkat edilmelidir

Gebede beyin kanaması, kalp yetmezliği, pıhtılaşma bozukluğu, akciğer ödemi, böbrek yetmezliği gelişir. Bebekte gelişme geriliği başlar, erken doğum hatta anne karnında bebeğin ölümüne neden olur.

Gebelik zehirlenmesi tedavisi

Gebelik zehirlenmesinin tek tedavisi bebeğin doğurtulmasıdır. Hafif preeklampsi durumunda bile anne ve bebek çok yakın takibe alınır, kan değerleri takip edilirken tansiyon düşürülür.

Doktor, bebeğin dış ortamda yaşayabileceği kanaatine varınca ve belirtiler ağırlaşınca doğum geciktirmeden yapılır. Ağır preeklampsi ve eklampsi gelişmemesi için anneye magnezyum tedavisi başlanır. Doğum sonrasında da annenin yoğun bakım ünitesinde ciddi takibi devam eder.

Hafif preeklampsinin tedavisi mümkün olabilir ama ağır preeklampsi ve eklampsi anne-bebeğin hayatına mal olan ciddi bir sorunudur

Gebelik zehirlenmesinde anne ve bebek ölümü

Küçük kılcal damarlar dediğimiz kapillerdamarlardaki direnç artışı, kapiller damardaki hasardan dolayı bebek ile anne arasındaki kan besin alışverişinin yapıldığı yerde (utero plesantal yatak) problem oluşur ve bebek için ciddi teh yaratır.

Hamilelik döneminde anneye yapılması gereken tüm önemli testler

Bebeğe az kan, az oksijen gider ve bu durum bebeği sıkıntıya sokar. Utero plesantal yatakta basınç artar, plesanta erken ayrılır ve bebek anne karnında kaybedilir.

Kapiller damardaki bozuklukta trombositler hasar görür, kanda trombosit sayısı azalır.

Bunun sonucunda vücudun pıhtılaşma faktörleri tükenir DIC (Dissemine İntravasküler Koagülasyon ) gelişir ve ölümle sonuçlanır.

Gebelik zehirlenmesi tekrarlar mı?

  • Gebelik süresinde preeklampsisi olan bir kadın, bir sonraki gebelikte preeklampsinin gelişmesi için yaklaşık % 10 risk taşır.
  • Şiddetli preeklampsisi olanlarda, sonraki gebeliklerde preeklampsi riski% 20 civarındadır.
  • Aynı babaya sahip ikinci bir hamilelik preeklampsi insidansını azaltırken, daha sonra farklı bir baba ile yapılan hamilelik preeklampsi riskini tekrar artırabilir.
  • Öncelikle anne adayı, preeklampsinin tekrarlamaması için kilo vermelidir.
  • İkiz gebelikler gebelik zehirlenmesinin tekrarlamasında önemli bir risk faktörüdür.
  • Gebeliğin ilk haftalarında yaşanan kilo artışı preeklampsinin tekrarlaması açısından risk faktörü değildir.
  • Dengeli ve düzenli beslenmeye özen göstermek, stresten uzak durmak, düzenli uyumak, normal sınırlarda kilo almak preeklampsinin tekrarlamasını önlemekte önemlidir.
  • Bir önceki gebeliğinde preeklampsi yaşamış gebelerin, özellikle tansiyon takibi ve kan tahlillerini düzenli yaptırması önemlidir.

Gebelik zehirlenmesi nasıl önlenir?

Gebelik zehirlenmesinden korunma yöntemleri çok belirgin değildir. Fakat konuyla ilgili çok sayıda çalışma yapılmaktadır.

Çok net olmasa da öncelikli olarak önerilen yöntemler, doğum öncesi gözetim, yaşam tarzı değişiklikleri, beslenme takviyesi ve farmakolojik tedavidir.

Gebelik zehirlenmesinin önlenmesine yönelik birçok çalışma, birincil müdahalelere dayanmaktadır.


Bunlar; yatak istirahati, aktivite kısıtlaması veya düzenli egzersiz, tuzu azaltmak veya C ve E vitamin takviyesi gibi beslenme önlemleri, sarımsak, deniz yağı gibi antioksidanlar. Yüksek risk grubu söz konusu olduğunda ise ikincil korunma devreye girer; diüretikler, progesteron, nitrik oksit, kalsiyum takviyesi ve aspirin gibi ilaçlar.

Gebelik zehirlenmesi bebeğe zarar verir mi?

Çoğu gebelik zehirlenmesi vakası olumlu sonuçlanmaktadır. Bazen tansiyon sorunu devam edebilir fakat doğumdan sonra da takibi yapılarak bu sorun da aşılabilmektedir. Bebeklerin çoğu gebelik zehirlenmesi sorunundan zarar görmezler. Erken doğmuş bebekler genellikle daha uzun süre hastanede kalırlar ve doktor kontrolünde izlenir.

Ne yazık ki, pek çok kadın ve bebek gebelik zehirlenmesi nedeniyle hayatı tehdit eden komplikasyonlar yaşamaktadır. Eklampsi (gebelikte veya doğum sonrası nöbetler veya koma) seyrek görülen bir komplikasyondur, ancak yaklaşık % 2’lik bir ölüm oranına sahiptir ve bebeğe ciddi zarar verebilir.

Kaynaklar1- Preeclampsia, 2- Prevention of Preeclampsia, 3- Preeclampsia Treatment

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/gebelik-zehirlenmesi-preeklampsi-nedir-belirtileri-nedenleri-ve-tedavisi/

Gebelik Zehirlemesi (Preeklampsi) Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları

Gebelik Zehirlemesi (Preeklampsi) Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları

Preeklampsi, gebelik zehirlenmesi olarak da bilinen bir tablodur. Gerçek anlamda bir zehirlenme değildir. Gebeliğin 20. Haftasından sonra tansiyonun yükselmesi ve idrardan protein kaybının başlamasıyla ortaya çıkar; damar içinde tutulması gereken sıvının büyük kısmı vücut boşluklarına kaçarak ödeme neden olur. Farkedilmediği taktirde anne ve bebeğin ölümüne yol açabilir.

Gebelik Zehirlenmesi (Preeklampsi) Belirtileri ve Nedeni

Gebelik zehirlenmesi, gebelik takipleri sırasında normal olmasına rağmen gebeliğin 20. haftasından sonra anne adayının tansiyonunun, 140/90 mmHg üzerinde seyretmesiyle kendini belli eder. Oluşum mekanizmasında damar yatağı bozukluğu söz konusudur.

Rahim yatağını döşeyen ince kıvrık arterlerin aşırı daralması ile plesantanın bebeği besleyememesi sonucu gelişir. Tansiyon yüksekliğine ödem ve idrarda protein kaçağı eşlik ederse preeklampsi’den söz edilir. Sara nöbetleri de tabloya eklenirse eklampsi adını alır.

Her iki durum da hem anne hem bebek açısından tehlidir. Tüm gebeliklerin yüzde 6’sında görülür.

İlk gebeliklerde, 18 yaş altı, 35 yaş üstü anne adaylarında, ikiz gebeliklerde, önceki gebeliğinde hipertansiyonu olan annelerde, gebelikte gebelik şekeri, gizli şeker çıkan anne adaylarında, kronik böbrek hastası olan annelerde, dört ve üzerinde doğum yapan annelerde, obez anne adaylarında görülme sıklığı fazladır. Gebelikte fazla kilo alımının ardından ödem ve hipertansiyon gelişir.

Vücutta aşırı su tutulumu söz konusudur. Preeklampsideki ödem, gebeliğin son aylarında el ve ayaklarda oluşan şişlik ile karıştırılmamalıdır.

Gebelik zehirlemesi tipi ödemde, diz ile ayak bileği arasında kalan bölgeye parmakla bastırıldığında iz kalır.

İdrarda protein kaybının artması, tansiyonun 160/100 mmHg olması, günlük idrar çıkışının azalması, görme bozukluğu, şiddetli mide ağrısı, kanda trombosit sayısının azalması ağır preeklampsi bulgularıdır.

Gebelik Zehirlenmesi (Preeklampsi) Tedavisi ve Teşhisi

Gebelik zehirlenmesi teşhisi zor bir tablo değildir. Daha önceden tansiyon yüksekliği olmayan bir kadında hamilelik sırasında tansiyon yükselmesi teşhise giden ilk adımdır. Tansiyon yüksekliğine ek olarak en önemli bulgu idrarda fazla miktarda protein atılmasıdır. Kan tahlilleri de gebelik zehirlenmesinin şiddetinin belirlenmesi için yapılır.

Buna göre hafif veya şiddetli preeklampsi teşhisi konur. Karaciğer enzimlerinde yükselme de preeklampsi göstergesi olabilir. Gebelik zehirlenmesi teşhisinde en önemli nokta dikkatli bir şekilde tansiyon ölçümü yapılmasıdır.

Tansiyon ölçümü haricinde idrar tahlilleri, idrarda protein düzeyi, kan tahlilleri tanıda uygulanır. Hafif preeklampside anne ve bebek yakın takibe alınır.

Kan değerleri takip edilirken tansiyon düşürücü başlanır. Bebeğin dış ortamda yaşayabileceği kanaatine varınca ve belirtiler ağırlaşınca doğum geciktirmeden yapılır. Çünkü tek tedavi doğumdur.

Ağır preeklampsi gelişmemesi için anneye magnezyum tedavisi başlanabilir.

Hafif preeklampside anne ve bebek yakın takibe alınır. Kan değerleri takip edilirken tansiyon düşürücü  başlanır. Bebeğin dış ortamda yaşayabileceği kanaatine varınca ve belirtiler ağırlaşınca doğum geciktirmeden yapılır. Çünkü bu hastalığın tek tedavisi bebeğin anne karnından uzaklaştırılmasıdır. Yani bebeğin dünyaya gelmesidir.

Gebelik Zehirlenmesi (Preeklampsi) Riski Taşıyanlar

  • Daha önce preeklampsi öyküsü olanlar
  • İlk defa hamile kalanlar
  • Kronik hipertansiyon hastaları
  • 35 yaş üstü ile 18 yaş altında hamile kalanlar
  • Çoğul gebelikler
  • Bir önceki gebeliğinde hipertansiyon öyküsü olanlar
  • Kronik böbrek hastaları
  • Gebelik şekeri olan anne adayları
  • Otoimün rahatsızlıkları olanlar
  • Hidrops fetalis gelişmesi ( bebeğin fetal dokularında ve vücut boşluklarında sıvı toplanması)
  • Dört üzerinde doğum yapan kadınlar
  • Aşırı kilolu kadınlar

Gebelik takibi esnasında gidilen muayenelerde rutin olarak tansiyon ve kilo ölçümü yapılması önem taşımaktadır.

Gebelikte aşır kilo alınırsa hipertansiyon ve ödem oluşur. Vücutta normalden fazla su tutulması söz konusu olur. Ayrıca damar yatağında meydana gelen bozukluk nedeni ile damar içindeki sıvı damar dışına kaçma eğilimi göstermektedir.

Preeklamside oluşan ödem gebelik döneminin son aylarında oluşan el ve ayaklarda şişmeler ile karıştırmaması son derece önemlidir.

Gebelik zehirlenmesi ödemlerinde diz ile ayak arasında kalan kısma el ile baskı uygulayınca iz bırakan özelliğe sahptir.

Gebelik Zehirlenmesi (Preeklampsi) de Anne ve Bebek Ölür mü?

Bebek için ciddi anlamda teh yaratan gebelik zehirlenmesi durumunda kılcal damarlar (kapiller) de direnç artışı olacaktır. Damarlara verilen hasar nedeni ile bebek ile anne arasında olan besin ve kan alışverişi olumsuz etkilenecektir.

Bunun anlamıysa bebeğe kan,oksijen ve besinlerin sınırlı sayıda gitmesidir ki buda bebeğin sağlığını ciddi oranda etkiler.

Basıncın arttığı yerse utero plesental yataktır ve plasenta yerinden koparak ayrılır ve bunun sonucunda maalesef bebek kaybedilir. Kanda trombosit sayılarında azalmalar olur ve tronbositler hasara uğrar. Bu nedenle pıhtılaşma olmaz ve Dissemine İntarvasküler olay gerçekleşerek ölüm ile sonuçlanır.

Gebelik Zehirlenmesi Önlenebilir mi?

Gebelik zehirlenmesi ile ilgili bir çok çalışma yapılsa da tam olarak preeklampsi için bir önlem bulunmamaktadır.

Genel olarak alınana önlemlerin başında gebelik takiplerinin yapılması, beslenme düzeni, hayat tarzında değişikliklere gidilmesi, ilaç tedavileri ile takviye edilmesidir.

Şu unutulmamalıdır ki gebelik zehirlenmesi vakalarının önüne geçmek için ilk müdahale ve erken teşhis önem kazanmaktadır.

Birincil korunma yollarına bakarsak; Düzenli egzersiz, ağır işlerden kaçınma, tuz tüketiminin azaltılması, C-E vitamin alımı-takviyesi, antioksidan kullanılmasıdır.

Gebelik zehirlenmesinde yüksek risk gurubundaysa ikincil korunma yöntemleri devreye alınır bunlarsa; progesteron, nitrik oksit, kalsiyum takviyeleri, aspirin, diüretiklerdir.

Gebelik Zehirlenmesi Bebeğime Olumsuz Etki Eder mi?

Gebelik zehirlenmesi özellikle çoğul gebeliklerde zarara uğramadan atlatılmaktadır. Bazı durumlarda tansiyon yüksekliği devam edebilir ancak takibi yapılarak sorunun üstesinden gelinebilinmektedir.

Anne karnındaki bebeklerin bir çoğu gebelik zehirlenmesi vakalarından etkilenmemektedirler.

Erken dünyaya gelen bebeklerin hastanede kalma süreleri daha uzundur ve doktor kontrolü altında tutularak gerekli tedavi uygulanır ve taburcu edilirler.

Bir sonraki yazımız hamilelik belirtileri nelerdir?

 Önerilen Branşlar: Aile Hekimliği, Kadın Hastalıkları ve Doğum

Источник: https://www.saglikk.com/gebelik-zehirlemesi-preeklampsi-nedir-belirtileri-ve-tedavi-yollari/

Preeklampsinin Belirtileri ve Tedavisi

Gebelik Zehirlemesi (Preeklampsi) Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları

Preeklampsi halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak bilinen ciddi bir hastalıktır. Bu zehirlenme normal gıda zehirlenmesi gibi bir durum değildir. Rahimdeki arterlerin fazla daralması nedeniyle plasentanın bebeği besleyememesi sonucu ortaya çıkar. Gebeliğin 20.

haftasından sonra ortaya çıkan preeklapsi, genelde idrarda aşırı miktarda protein atılımı, yüzde, el ve ayakta şişme, tansiyonun 140/90 mmHg üzerinde olması gibi belirtileri vardır. Preeklampsi tedavi edilmezse ciddi olarak anne ve bebek ölümlerine neden olabilmektedir.

Preeklampsi, gebeliklerin %6’sında görülür ve tüm organları, bebeğin gelişimini olumsuz olarak etkiler. Peki, Preeklampsinin Belirtileri ve Çözüm Yolları nelerdir.

Preeaklampsinin Sık Görüldüğü Durumlar

18 yaş altı ve 30 yaş üstündeki gebeler,

İlk gebelik deneyimi yaşayanlar,

Daha önce çok sayıda doğum yapmış gebeler,

Çoğul gebelik hikayesi olan gebeler,

Önceki gebeliğinde yüksek tansiyonu olan anneler,

Gizli şeker veya gebelik şekeri olan gebeler,

Kronik böbrek hastalığı olan gebeler,

Otoimmün hastalığı olan gebeler,

Amniyos sıvısının artması (Polihidramniyos) sorunu olanlar,

Kalp yetmezliğine bağlı olarak bebeğin tüm vücut boşluklarında sıvı birikmesi ve bebeğin şişmesi olarak bilinen hidrops fetalis gibi sorunu olanlar,

Obez gebeler

Preeklampsinin Belirtileri Nelerdir?

Preeklampsi bazı gebelerde herhangi bir belirti olmadan ortaya çıkabilir. Rutin kontrollerde yapılan testlerle preeklampsi olduğu anlaşılabilir. Ancak genel olarak preeklampsinin belirtileri şu şekildedir.

Bağ ağrısı

Nefes darlığı

Vücut, yüz, el ve ayaklarda şişlik, ödem oluşması

Halsizlik

Bilinç bulanıklığı

Bulanık görme

Karın ve mide ağrısı

Ani kilo artışı

Parmakta takılı olan yüzüğün dar gelmesi

Unutkanlık

Bebek hareketlerinin azalması

Ani görme bozukluğu

Bulantı, kusma

Karaciğer bölgesinde ağrı

Az idrara çıkma

Gebeliğin Kaçıncı Haftasında Ortaya Çıkar

Gebeliğin pek çok döneminde karşılaşılan belirtiler arasında yer alan belirtiler, bazen anne adaylarını preeklampsi olup olmadıkları konusunda ikilime düşürür. Bu nedenle teşhis edilmesi çoğu zaman daha geç olabilmektedir.

Gebelik döneminde şişkinlik ve ödemin olması normaldir ancak ödem hızla artıyor ve özellikle yüz ve ayak bölgesinde görülüyorsa o zaman preeklampsi şüphesi daha da artmaktadır. Gebeliğin 20.

Haftasından sonra görülen preeklapsi, genelde idrarda aşırı miktarda protein atılımı, yüzde, el ve ayakta şişme  ile tansiyonun yüksek seyretmesi olarak görülür. Gebelikte Ödem ve Şişlikle Baş Etmenin Yolları

PREEKLAMPSİNİN TEHLİKELERİ NELERDİR?

Preeklampsi gebelerde kapiller olarak adlandırılan damar bölgelerinde ortaya çıkan ciddi bir hastalıktır.  Kapillerler, toplardamarlarla atardamarların arasında yer alır.

Aynı zamanda organları için yaşamsal maddeyi götüren ve artık maddelerin de toplandığı en uçtaki ince damarlardır. Bu ince damarlar vücudun her yerinde bulunurlar.

Bu yüzden preeklampsi vücuttaki tüm organları etkiler.

PREEKLAMPSİ / EKLAMPSİ BELİRTİLERİ

Preeklampsi belirtileri, yapılan tahlillerde idrardaki protein kaybının artması, günlük idrar yapının azalması, tansiyonun 160/100 mmHg olması, şiddetli mide ağrısı, görmede bozukluk ve kanda trombosit miktarının azalması gibi bulgular ağır preeklampsinin olduğuna işaret eder.

Eğer bu bulgulara sara nöbetleri de eklenmişse bu duruma eklampsi adı verilir ve beyin ödeminin gelişmesi nedeniyle nöbetler başlamıştır. Preeklampsi nedeniyle anne adayında kalp yetmezliği, beyin kanaması, akciğer ödemi, böbrek yetmezliği ve pıhtılaşma bozukluğu ortaya çıkar.

Bebeğin gelişimi gerilemeye başlar bu da erken doğuma veya bebeğin ölümüne neden olur.

PREEKLAMPSİNİN TEDAVİ YÖNTEMİ

Eğer anne adayı preeklampsiyi hafif geçiriyorsa o zaman anne ve bebeği doktoru tarafından yakın takibe alınır.

 Düzenli olarak takip edilen kan değerlerinin yanı sıra tansiyonu düşürmeye yönelik tedaviye de başlanır.

Yapılan kontrollerde bebeğin dış ortamda yaşayabilmesi mümkünse ve preeklampsi belirtileri daha da ağırlaşmaya başlamışsa o zaman doğum gerçekleştirilir. Bebeğin doğumunun gerçekleştirilmesi tedavinin tek yoludur.

Preeklamsinin Gelişmemesi İçin Magnezyum Tedavisi Uygulanır

Anne adayında eklampsi ve ağır preeklampsinin gelişmemesi için gebeye magnezyum tedavisi uygulanır. Doğumdan sonra da yoğun bakım ünitesine alınan annenin takibi devam eder. Hafif preeklampsinin tedavisi mümkündür ancak ağır preeklampsi ve eklampsi annenin ve bebeğin ölümüne neden olan ciddi bir hastalıktır.

 Preeklampsinin tekrarlamaması için öncellikler anne adayının kilo vermesi gerekmektedir. Yüksek risk grubunda bulunan anne adaylarının beslenmesinde kalsiyum eksikliği olan hamilelere ilaveten kalsiyum vermenin faydalı olabileceği belirtiliyor.

Magnezyum takviyesi yapmak azımsanmayacak faydalar sağlıyadığı, hipertansiyonu ve ödemi azaltmakta ise, az tuzlu, bol proteinli diyetin işe yaradığı ifade ediliyor.

ÇOĞUL GEBELİKLER ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRÜDÜR

Preeklampsinin tekrarlamasında çoğul gebeliklerin (ikiz, üçüz… gebelikler) önemli bir risk faktörüdür.

Dengeli ve düzenli beslenmek, stresten uzak durmak, normal sınırlarda kilo almak ve düzenli uyumak preeklampsinin tekrarlanmamasında önemli rol oynar.

Bir önceki gebeliğinde preeklampsi hikayesi olan gebelerin kan tahlillerinin ve tansiyonun düzenli olarak takip edilmesi gerekmektedir. Preeklampsi Nedir?

Editörün Seçtikleri

Popüler Yazılar

Gebe Sözlüğü

Источник: https://www.gebe.com/preeklampsinin-belirtileri-ve-cozum-yollari-nelerdir/

gebelik zehirlenmesi belirtileri preeklampsi tedavi riskleri

Gebelik Zehirlemesi (Preeklampsi) Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları

Gebeliğin son üç ayında ve loğusalığın ilk günlerinde görülen tansiyon yükselmesi, ödem ve idrarda protein bulunması ile kendini gösteren duruma gebelik zehirlenmesi ya da gebelik toksemisi denilir. Bu duruma halk arasında “havale” denilen beden kasılmaları ile bilinç kaybı da katılırsa, durum “Eklampsi” olarak nitelendirilir.

Preeklampsi; halk arasında “gebelik zehirlenmesi” ya da “albümin hastalığı” olarak bilinir. Çoğunlukla ilk gebeliklerde ve gebeliğin 20. haftasından sonra görülür. Çoğul gebeliklerde daha sık şekilde ortaya çıkar. Hamileliklerin genelinde % 6-8, ilk hamileliklerde ise % 85 oranında görülür.

Gebeliğin 20. haftasından sonra vücutta şişme (ödem), idrarla protein kaybı ve tansiyon yükselmesi şeklinde ortaya çıkan bir durumdur. Tüm gebeliklerin % 5-10’unda görülür.Şiddetli formlarında nefes alma zorluğu, akciğerlerde su toplanması ve sara nöbetlerine benzer kasılmalara rastlanır. Bu krizlere eklampsi krizi denir.

Vücutta şişlik olmasına rağmen, damar içi sıvı hacmi azdır ve bu durumda bebeğe yeterli oksijen gitmemekte ve bebeğin beslenmesi bozulmaktadır.Anne ile bebek arasındaki damarlarda 20. haftadan sonra olması gereken genişleme gerçekleşmez; bebeğe giden kan akımı kısıtlanırsa, bebekte gelişme geriliği oluşur.

Preeklamptik gebelerde, plasentanın erken ayrılması sık görülür ve ciddi kanamalar meydana getirir. Annede ise yüksek tansiyona bağlı çeşitli organ hasarları ortaya çıkar.Ağır vak’alarda, bu rahatsızlığa; karaciğer, böbrek, beyin, pıhtılaşma sistemi ve tüm diğer organlarda fonksiyon bozukluğu eklenebilir.

Bu safhada hastanın durumu belirgin şekilde ağırlaşır.Daha ağır vakalarda körlük oluşabilir.Tedaviye cevap vermeyen vakalarda, bu durum, bebeğin veya annenin ölümü ile sonuçlanabilir. Preeklampsinin sebebi bilinememektedir. Fakat bazı durumlarda, görülme riskinin arttığı bilinmektedir.

Bu riskli durumlar şunlardır:

1) Annenin yaşının 20’den küçük veya 40’dan büyük olması2) Annede lupus, diyabet, kronik hipertansiyon, böbrek hastalığı3) Daha önce doğum yapmamış olmak

4) Ailede, preeklampsi geçiren akrabaların olması, vb.

Gebelik Zehirlenmesinin Görülme Sıklığını Arttıran Sebepler Nelerdir?

-Anne yaşının 20’nin altında veya 35’in üstünde olması;-Sosyo-ekonomik seviyenin düşük olması;-İlk hamilelik ya da 4. hamilelik ve sonrası;-Çoğul gebelik;-Amniyon sıvısının fazlalığı (bebeği çevreleyen sıvı);-Bebeğin vücut boşluklarının farklı sebeplerle sıvıyla dolması;-Müzmin hipertansiyon;-İyi kontrol edilememiş diyabet;

-Obezite.

Gebelik zehirlenmesi, sinsi seyredebilen ciddi bir hastalıktır. Çok ileri safhalara kadar dikkat çekmeyebilir. Hamilelikte düzenli tansiyon ölçülmesi, çok önemlidir.

Kontrollerin dışında da hamile kadın tansiyonunu ölçtürmelidir. Basit bir tansiyon ölçümünün ihmali, ciddi seyirli bir hastalık tablosuna sebebiyet verebilir.

Her hamilelikte önemli olan düzenli takip ve kontroller, riskli hamileliklerde daha büyük öneme sahiptir.

Hamileliğin 20. haftasından sonra; kısa sürede kilo artışı, bacak ön yüzde hissedilen kemiğin üzerine parmakla basıldığında hemen geçmeyen çukurluk oluşması (ödem) gebelik zehirlenmesinin önemli ilk habercilerindendir.

Ödemi fark ettiğinizde, en kısa sürede ve mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz. Yapılan idrar tetkiklerinde proteinin belirli bir seviyede çıkması, ödem ve hipertansiyon, gebelik zehirlenmesi teşhisini koymayı kolaylaştırır.

Bunun üzerine karın ağrısı, görme bozuklukları, kusma, baş ağrısı, idrarda azalma eklendiğinde tablo ağırlaşır. Sara nöbetine benzer şekilde bütün vücutta kasılmalar ortaya çıktığında, anne ve bebeğin hayatı tehde demektir.

Bu ağır tablonun, mutlaka hastahanede ve hatta bazen de yoğun bakımda tedavisi gerekmektedir. Kasılmalar; ortaya çıkmadan önlenmelidir.

Gebelik zehirlenmeleri, hafif, orta ve ağır vakalar olarak sınıflandırılıp bu vakalar çok sıkı takibe alınır.Özellikle tansiyon takipleri düzenli yapılmalı, tansiyon 140/90 ve üzerine çıkmışsa, hemen doktora haber verilmelidir.

Günümüzde krizli çeşidine az rastlanmakla birlikte, gebelik zehirlenmesi, hala birçok ülkede gebelik dönemi hastalıklarının ve düşüklerin etkenleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu zehirlenmenin klinik teşhisi için yukarıdaki üç durumdan (hipertansiyon, albüminüri ve ödem) ikisinin olması şarttır.

Gebeler, özellikle stres ve yorgunluktan uzak tutulmalı, ani üzücü haberler gebeden saklanmalıdır. Çünkü bazı psikolojik stresler, ufak münakaşalar bile bu gebelerde ani krizlere yol açar.

Preeklampsiden Korunulabilir mi?

Preeklampsi tablosunun meydana gelmesinde çeşitli tezler ileri sürülmekteyse de, kesin sebep bilinmemektedir. Bu yüzden mevcut bir korunma yöntemi de yoktur.
İyi bir hamilelik bakımı, düzenli takip, dikkatli yapılan muayene ve kontroller, erken teşhis, hastanın durumu ağırlaşmadan müdahale imkanı sağlamakta ve bu da şiddet ve komplikasyonları azaltmaktadır.

Tedavi

Gebelik zehirlenmesinde tedavi, hamilelik haftasına ve vak’anın ağırlığına göre değişmektedir.
Hafif şekillerde tedavi, genellikle evde ve ayakta yapılır. Hasta bilgilendirilir. Tuz kısıtlamasının faydası yoktur. Yatak istirahati bebek için önemlidir.

Mevcut durum ağırlaşıp karın ağrısı, baş ağrısı, göz önünde uçuşma belirtileri görüldüğünde anne adayı hemen hastaneye yatırılmalı, gerekli tahliller ve kan basıncı takibi yapılmalı, ultrasonografi ile bebeğin durumu değerlendirilmelidir.

Şiddetli vak’alarda, hasta sessiz ve loş bir odaya yatırılmalıdır. İdrar sondası takılarak idrar takibi yapılır. Kasılmaların önlenmesi için hastaya sakinleştirici ve gerekli ilaçlar verilir. Bu durumdaki hastaların kan basıncının kontrolü de oldukça önemlidir.

Bu hastalarda doğumun başlatılması, tek ve kesin tedavi yöntemidir. Erken doğumun bebeğe getireceği risklerle, gebeliğin devamı durumunda annenin maruz kalabileceği riskler karşılaştırılarak doğum kararı alınmalıdır.

37. haftasını dolduran hamileliklerde doğum gerçekleştirilmelidir. Zira hafif gebelik zehirlenmesi tabloları, aniden ağırlaşıp anne ve bebeğin hayatı tehye girebilir. 37. haftadan erken hamileliklerde bebeğin gelişimi değerlendirilir. Erken doğum gerekebileceğinden buna dair tedbirler alınır

ayak şişgebelik zehirlenmesihamilelikte şişlikhipertansiyonpreeklampsi

Önceki Gönderi

GEBELİKTE KANSER VE TEDAVİSİ

Sonraki Gönderi

GEBELİKTE GIDA ZEHİRLENMESİ

Webanne Anne, Bebek, Çocuk bilgi paylaşım platformu ile her zaman kaliteli, özgün ve doğru içerikleri siz değerli anneler ve anne adayları ile paylaşıyoruz. Pratik bilgiler, yemek tarifleri, güncel konular, tanıtımlar ve dahası için daima sizlere sağlıklı ve hızlı içerikler sağlamaya devam edeceğiz.

İletişim: webannecom@hotmail.com

Источник: https://www.webanne.com/gebelik-zehirlenmesi-preeklampsi-nedir.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.