Gebelikte Çalışma Hayatı

içerik

Gebelik Psikolojisi ve Etkileri

Gebelikte Çalışma Hayatı

Gebelik psikolojisi yaşayan anne adaylarına tavsiyeler. Gebelik depresyonu nasıl ortaya çıkar? Hamilelikte yapılan bazı testler ve psikolojik etkileri nelerdir? Gibi sorularınıza yanıtlar bulabilirsiniz.

Gebelik kadınların hayatında önemli ve farklı bir yer tutmaktadır. Gebelik dönemi kadınları psikolojik anlamda etkisi altına alan aynı zamanda fiziksel yönde de etkisi altına alan bir dönemdir. Gebelik kadınların hayatında kalıcı değişimlerin yaşandığı geri dönüşümlerin mümkün olmadığı bir süreçtir.

Çünkü bundan sonra gebeliğin sona ermesi ile kadın anne vasıflarını tamamen üstüne almış olacak ve bunu ömür boyu yaşamından çıkartmayacaktır. Bu kadar çok değişiklik arasından fizikselleri yok saysak dahi gebelik psikolojisi olarak kadınlar için önemli bir yer tutmaktadır.

Gebelik döneminde bebeğimin durumu nasıl, sağlıklı mı, doğum nasıl gerçekleşecek gibi bir çok soruyu anne adayı kafasında kurmaktadır.

Gebelik dönemini bazı kadınlar rahat geçirebilirken bazı kadınlar sorunlar ile geçirebilmektedir her kadın farklı biçimlerde ve farklı boyutlarda gebeliği yaşamaktadır ayrıca sadece anne adayı değil baba adayı da bu dönemde değişik etkenlerden etkilenebilmektedir.

Özellikle gebe kalan kadınlar gebelik dönemi boyunca daha önceye göre çevresinden, yakınlarından daha fazla ilgi, alaka ve anlayış beklemektedirler bunun nedeni anne adayı hassas duygular ve psikolojik değişimler ile birlikte fiziksel değişimler yaşamasıdır. Bilhassa baba adayını anne adayı kendisi ile bu dönemi aynı şekilde aynı hassasiyette yaşamasını bekler.

Gebelik depresyonu nasıl ortaya çıkar?

Kadınlar gebe kaldıklarını öğrendiklerinde büyük bir sevinç yaşarlar sadece kendisi değil aile fertleri  ve yakın çevresinde olanlarda mutlu olurlar ancak bu bakış açısı gebelik dönemini değerlendirmede çok yeterli bir açı değildir.

Normal olanı zaten bu olaydan sevinç ve mutluluk duymaktadır ancak anne adayı tarafından bakıldığında bir çok korku, stres ve kaygının yaşandığı bir dönem olarak karşımıza çıkar.

Bazen gebelik depresyonu ismi verilen bu kaygı ve korkuların çok fazla ortaya çıktığı durumlar yaşanmaktadır ve yapılan incelemeler ve araştırmalarda literatüre bakıldığında gebelik depresyonunun oldukça sık gözlemlendiği görülmüştür.

Çocuk sahibi olmaya karar vermenin gebelik psikolojisi tarafına etkileri nelerdir?

Özellikle gebe kalındığı zamanın şartları ve gereksinimleri de önem taşır çünkü hangi durum ve şartlarda çocuk kararı alınmıştır çiftler çok değişik nedenlerle bebek sahibi olmaya karar vermiş olabilmektedirler. Anne ve baba adayının çocuk sahibi olma kararlarını neden ve hangi koşullarda verdiği gebelik döneminde etkili bir rol oynayacaktır.

Gebelik döneminde birden fazla sıkıntı, gerginlik ve stres yaşanan durumlar olabilir bunların nedenden birisiyse gebelikte yaşanan belirsizlik durumları olacaktır.

Özellikle baba adayı ve yakın çevresi gebe kalan kadının duygu değişimlerinin ve hassas bir döneme girdiğinin açıkça farkında olmaları gerekmekte ve anne adayına karşı anlayışlı davranmaları gerekmektedir.

Özellikle hassasiyet sonucu anne adayı gerekli yere yada gereksiz yere ağladığı görülmektedir bu dönemde alınganlık seviyesi oldukça fazla biçimde artış göstermiştir. Gördükleri olaylar karşısında kötümser tavırlar sergileyebilirler işte bu durumda doğum gerçekleştikten sonra olacakları tam olarak bilmeme durumu rol oynamaktadır.

Anne adayının gebelikteki korku ve kaygılarını ayıracak olursak iki başlık altına toplayabiliriz birincisi doğumdan sonra bebeğine yeterli olabilecekmiyim bakımını yeteri kadar yapabilecekmiyim endişesini yaşarlar yani iyi benden iyi bir anne olur mu diye endişe içine girerler. İkinci olarak gebelik bittiğinde alınmış olan kiloları geri verebilir miyim ayrıca eşim eskisi kadar beni çekici bulur mu diye korkular yaşamaktadırlar.

Gebeliğin ilk 12 haftasında anne adayı bebeğini hissedemez çünkü daha çok küçüktür bu dönemde sıkıntılar psikolojikten çok fiziksel anlamda olmaktadır ancak anne adayı bebeğini hissedemediği için kendisini suçlayabilir. Özellikle ilk gebeliğini yaşayanlar deneyimsiz olduklarından neleri yapmak gerektiğini ve neleri yapmamak gerektiğini tam olarak bilemezler bu nedenle de kendisine aşırı boyutlara giden kısıtlamalar koyabilirler.

Hamilelikte yapılan bazı testler ve psikolojik etkileri nelerdir?

Gebeliğin 12-24 haftaları arasında gebelikte yapılan testler bulunmaktadır bu testler anne adayını bir etki altına sokacaktır ve stres, korku, kaygı yaşamasına neden olacaktır çünkü test sonuçlarının olumsuz çıkmasını düşünmesi bu duruma neden olacaktır.

Yapılan üçlü tarama testi veya dörtlü tarama testi sonucu riskli çıkar ve bunun sonucunda tanıyı kesinleştirmek için amniyosentez yapılır bebekte bir down sendromu yada başka bir kromozom bozukluğu ortaya çıkarsa anne adayı için çok zorlu bir süreç başlayacaktır bunun en önemli nedeniyse gebeliğin devam edip etmeyeceğine bir karar verilme zorunluluğu olabilir ve bu bir anne adayı için çok zor bir karar haline gelecektir.

Doğum yaklaştıkça artan heyecanın psikolojiye etkisi nelerdir?

Gebeliğin son 3 aylık dönemine girildiğinde doğum gittikçe yaklaşmaktadır ve anne adayı kendisine karşı korku, endişe yaşamaya başlar anne adayı kendisini tam olarak bir anne gibi görmeye başlayacaktır vücudu bebeği için hazırlıklarını tamamlamaya çalışır göğüsler süt üretmeye başlar bu dönemde göğüsten süt gelmesi olabilir. O güne kadar hayatının gayesinin değişime uğradığını gebe kalan kadın daha net bir biçimde algılamaya başlayacaktır. Bu durumsa cinsel kimliği yönünden değişimler olduğu hissini getirecektir ve korku, endişe de artış olacaktır artık ben bir kadın olarak çekici  değilim hissine kapılır

Gebelik psikolojisi yaşayan anne adaylarına tavsiyeler

İhtiyaç duyulursa yakın çevreden sosyal yardım alınmalıdır

Gebelik dönemi hakkında bilgi edinmek anne adayını rahatlatır

Baba adayı ile iyi biçimde iletişimde olmak

Sosyal çevreden uzaklaşmamak sosyal olmak

Daha öncede doğum yapmış deneyimli fertlerden bebek doğduktan sonra yapılacak hakkında bilgi almak yada bu konuda uzmandan yardım istemek

Gerek görüldüğü taktirde kesinlikle gebelik psikolojisi uzman bir doktor tarafından ele alınarak tedaviye gidilmelidir.

Bir önceki konumuz ileri yaşta hamilelik

Источник: https://gebelikse.com/gebelik-psikolojisi

Gebelik ve İş Yaşamı

Gebelikte Çalışma Hayatı

Tahmini Okuma Süresi: 4 Dakika 45 Saniye

Çocuk sahibi olmak bir çok kadının hayali iken bazı faktörler bu süreci geciktirmektedir. İş hayatı ve kariyer planlamaları bu süreyi geciktiren etkenlerin başında gelir.
Günümüzde çalışan kadınların sayısı her yıl giderek artmaktadır.

Bu da, özellikle kariyer hedeflenen işlerde çalışan kadınların çocuk sahibi olmayı ertelemelerine neden olmakta, ilk gebeliği ile bize başvuran gebelerin yaş ortalamaları da giderek daha ileri yaşlara doğru kaymaktadır.

Ayrıca bir yandan annenin uğrayabileceği gelir kaybı (ücretsiz izinler, işini kaybetme gibi nedenlerle) diğer yandan da bebeğin getireceği ek ekonomik sorunlar, aileleri sosyo-ekonomik yönden kaygılandırmakta ve gebelikler ertelenmektedir.

Sonuçta, birçok ülkede olduğu gibi biz de, son yıllarda, ciddi problemlere aday olan ileri yaş gebeliklerinde artma yaşamaktayız.

Çalışan ve Çalışmayan Bayanlarda Gebelik

Çalışan ve çalışmayan kadınların bebeklerinin doğum ağırlıkları arasında önemli bir fark olmadığı birçok araştırma ile gösterilmiştir.

Tabii şunu da unutmamak gerekir ki, çalışan kadınların pek çoğu sağlıklı kadınlar iken, ağır kronik hastalığı olanlar zaten çalışmamaktadır. Ayrıca iyi eğitim almış kadınlar çalışma hayatında daha çok yer almaktadırlar.

Yine de bu sosyobiyolojik farklılıkları göz ardı ederek yapılan değerlendirmeler dahi, çalışan kadınların genellikle daha iyi bir gebelik seyri gösterdiklerini ortaya koymuştur.

İş Yaşamında Gebelik

Gebelik ve iş yaşamını beraber yürüten anne adayı, gebeliği, yaşamının sağlıklı ve fizyolojik bir dönemi olarak görmelidir. Bu nedenle, düşük veya erken doğum riski bulunmadıkça, hem evde, hem de çalışıyorsa iş ortamında normal aktivitesini sürdürmesinde bir sakınca yoktur.

Yine de, çalışma ile ilgili görüş belirtirken, işin özelliğini, iş-ev arasındaki mesafeyi ve yol koşullarını, gebenin genel sağlık durumunu dikkate alırız. Her kadının gücü aynı değildir, gebelikten önceki sağlık durumu farklıdır, vücut yapısı ve egzersiz karşısındaki toleransı farklıdır.

Bir gebeyi zorlayacak iş koşulları, diğer bir gebe için sıradan günlük faaliyetlerdir.

Bununla birlikte, bir gebenin çok stresli ve yorucu, özellikle dış mekânda devamlı ayakta koşturduğu, gece nöbetleri tuttuğu veya gebeliğine zarar verecek kimyasallara ve radyasyona maruz kaldığı iş koşullarını onaylamak mümkün değildir.

Hatta bu tarz işlerde çalışan gebelerin, daha gebe kalmadan önce iş değişikliği veya işten ayrılmayı planlamaları doğru olacaktır. Aşırı ve biriken yorgunluğun erken doğum ve düşük ağırlıklı bebek risklerini de birlikte getirdiğini vurgulamalıyız.

Bu nedenle en iyi iş koşullarında bile son iki aylık dönemi istirahatle geçirmekte yarar vardır.

Gebe Kadınlar Kaç Haftaya Kadar Çalışabilir

Son yıllarda, kadınlarımız profesyonel iş yaşamında daha fazla yer aldıkça, miyada kadar çalışma eğilimi göstermektedirler. Oysa yasalarımız gebe kadınlara 32. gebelik haftasından itibaren yasal doğum izni hakkı tanımaktadır. Ancak yine aynı yasa, anne adayına, sağlık durumu elveriyorsa, doktorunun raporla belgeli onayını almak kaydıyla, 37.

haftaya kadar çalışmasına ve fazladan çalıştığı süreyi doğum sonrasına eklemesine olanak vermektedir. Birçok gebe de doğumdan sonra çocuğuyla birlikte daha fazla zaman geçirebilmek için bu son sınıra kadar çalışmayı tercih eder olmuştur.

Ancak bu son haftaların kararını anne adayı doktoruyla birlikte durumunu çok iyi değerlendirerek vermeli, son ana kadar çalışmak konusunda ısrarcı olmamalıdır.

Gebelikte işten kaynaklanan zararlı etkenler nelerdir?

Gebeliğin özellikle ilk haftalarında, anne karnındaki bebek embryogenez döneminden geçmekte olup, zararlı dış etkenlere son derece duyarlıdır.

Onun için anne adaylarının özellikle ilk üç ay radyasyon ve bazı kimyasallardan, viral hastalık geçiren kişilerden uzak durmaları bebek açısından hayati önem taşıyabilir.

Bu tür zararlı etkenlerle daha ileri gebelik haftalarındaki karşılaşma da bebeğin gelişmesinin durmasına ve rahim içi gelişme geriliğine sebep olabilir.

Kimyasal zararlılar:

Bugün sanayide kullanılan 30 000 kadar kimyasal mevcut olup, bunlara her yıl 3000 kadar yenisi eklenmektedir. Bunların hepsini hayvanlarda denemek mümkün olmadığı gibi, insanlardaki güvenilirlikleri ile ilgili bilgiler de geriye dönük kayıtlara dayanmaktadır. Ancak çok az kimyasalın anne karnındaki bebeğe zararlı olduğu kesin olarak kanıtlanmıştır  (Tablo 1).

Bir gebe iş yerinde bazı kimyasallara maruz kaldığından endişe eder ve bunu doktoruna danışırsa, çok bilinen bir madde olmadığında, doktor da, araştırsa bile net bir yanıt bulamayacaktır.

Bu durumda belki de en doğrusu, işverenden başka bir bölümde çalıştırılmayı talep etmek olacaktır. Hele zararlı olduğu kanıtlanmış bir kimyasal söz konusuysa, daha gebe kalmadan bir iş değişikliği düşünülmelidir.

Toksik kimyasalların anne sütüyle de bebeğe geçebileceği hatırda tutulmalı, emziren anneler de bu türlü maddelerden uzak tutulmalıdır.

Tablo 1. Gebelikte zararlı kimyasallar

Fiziksel  zararlılar:

Yine kritik ilk üç ayda fiziksel etkenler de ciddi anormalliklere yol açabilirler. X ışınları bunların başında gelir. Bir kadın röntgen filmi çektireceği zaman bile, eğer doğurganlık çağındaysa, gebe olmadığından kesin olarak emin olmak isteriz; olamıyorsak da beklenen adet tarihine 10 gün veya daha az  bir süre kalmışsa, film çekimini adet sonrasına erteleriz.

Durum böyleyken, radyasyon ortamlarında çalışan gebeler için ne yapılabilir? İyi düzenlenmiş, kurşun duvarlarla iyi korunmuş, çalışanlar için uygun önlemlerin alındığı radyoloji kliniklerinde x ışını riski oldukça düşüktür. Fakat bazı kadınlar laboratuarlarda radyoizotoplarla çalışmaktadır, bu riskli olabilir. Ancak bu iş yerlerinde de yine bazı emniyet tedbirleri uygulanmaktadır.

Asıl yeterli düzenlemelerin yapılmadığı yerler, güvenlik kontrollarının yapıldığı x ışını cihazlarıdır. Sistemden bir kez geçen bir ziyaretçi için çok önemli bir risk olmasa da, bu cihazlarla çalışan kişiler tekrar tekrar radyasyona maruz kalabilmektedirler.

Hava yolculuklarında yüksek seviyelerde maruz kalınabilecek kozmik radyasyon, bir iki yolculuk yapan bir gebe için ciddi bir sorun değildir, ancak uçuş görevlisi kadın çalışanlar, ya da iş gereği sürekli hava yolunu kullanmak zorunda olan gebeler için bu bir sorun olabilir. Bu durumda doktorunuzla konuşup, uçuş sayınızın sınırlanması veya hava yolu çalışanıysanız, yerde bir göreve verilmeniz ile ilgili bir rapor alabilirsiniz.

Ultrasona gelince, tıpta tanı amaçlı yıllardır yaygın olarak kullanılmakta olan ultrason, bugün sanayide de bazı alanlarda kullanıma girmiştir.

Bu nedenle daha çok sağlık çalışanları olmak üzere, bugün pek çok kadın ultrason cihazı bulunan ortamlarda çalışmaktadır. Hücre zararına neden olmadığı ve oldukça emniyetli olduğu da gösterilmiştir.

Yıllar içersinde toplam 60 milyon gebenin ilk 3 aylık dönemde ultrasonla muayene edildiği tahmin edilmektedir, bugüne kadar bununla ilgili hiçbir problem rapor edilmemiştir.

Gebelerin diğer bir endişe konusu da, bilgisayarlar ve monitörlerle çalışmanın sakıncalı olup olmadığıdır.

Bilgisayarların her türlü iş ortamına (ve aynı zamanda evlere de) girdiği günümüzde gebeler bu soruyu sıklıkla bize yöneltmektedirler.

Bir zamanlar düşük ve erken doğuma neden olduğu iddiaları ortaya atılmışsa da, bugün kabul edilen, monitörlerin gebeliğe herhangi bir zararı olmadığı yönündedir. Aksine iddiaların hiçbir bilimsel dayanağı bulunmamaktadır.

Tablo 2. Gebelikte zararlı fiziksel etkenler

Biyolojik zararlılar:

Kan ve vücut sıvılarıyla temas eden hemşireler, kadın doktorlar, biyokimya ve mikrobiyoloji laboratuar çalışanları, gebe kaldıklarında, önemli bir risk grubunu oluştururlar.

Ancak bu gibi çalışma ortamlarında, gebe olsun olmasın, çalışanlar için çok sıkı korunma önlemleri geliştirilmiş ve kişilerin uyması gereken kurallar net olarak belirlenmiştir.

Bu kurallara gebelerin özellikle ve dikkatle uyması gerekir.

Çiftlik çalışanları, süt sağarken, koyunların kuzulamalarına yardım ederken enfekte olmamak için önlem almalıdırlar. Bu kişiler klamidya ve trikomonas gibi düşük ve erken doğum nedeni olabilecek enfeksiyonlar alabilirler.

Bir gebenin alabileceği en tehli enfeksiyon kızamıkçık virüsüdür. Okul çocuklarında çok yaygın olan bu enfeksiyon, özellikle kendi çocukluğunda hastalığı geçirmemiş öğretmenler için ciddi bir risk oluşturur. Bu nedenle, öğretmen adayı bütün genç hanımlar, serum rubella antikor titresi baktırmalı, negatif çıkarsa aşılanmalıdırlar.

Tablo 3. Gebelikte zararlı biyolojik etkenler

İşle ilgili diğer zararlı etkenler:

Uzun süre ayakta hareket halinde olma: Gebenin işiyle ilgili yaptığı fizik aktivitenin ve koşturmacasının şiddetine göre ağırlığı değişmek üzere, kas-kemik sisteminde biriken kan miktarı artarken, iç organlara, örneğin böbrekler, barsaklar ve rahime giden kan miktarı azalır. Bacak kaslarına giden kan miktarı 20 kat artarsa, rahime giden yarı yarıya azalır. Bu da bebeğin rahim içindeki beslenmesini bozar.

İş stresi: Stres yeterince ağırsa, yine rahimin kan akımı azalabilir.

İşin monotonluğu: Sürekli aynı şeyin tekrarlandığı, arka planda tekdüze bir gürültünün sürdüğü, sıkıcı ve yorucu işlerde çalışan gebelerde erken doğum oranlarının arttığını gösteren bazı araştırmalar mevcuttur.

Çalışan gebenin ulaşım sorunu

Eğer bir gebe, ev dışında bir işi varsa, oraya bir şekilde gitmek zorundadır. Bu, sabahları ve akşamları kısa birer yürüyüşten ibaretse keyifli ve yararlı bile olabilir.

Oysa çalışan kadınların önemli bir kısmı büyük şehirlerde yaşamakta ve günde iki kez, her biri 1 veya 2 saati bulan, trafikte boğuşulan, yorucu, sıkıntılı, gürültülü, sıcak ve başkalarının sigara dumanlarına katlanmak zorunda kaldıkları bir yolculuğu göze almaktadırlar.

Stresli şehir trafiğinin erken doğumları arttırdığı gösterilmiştir. Bu durumda gebe işini veya evini değiştirmeli, olmuyorsa işi bırakmayı ciddi olarak düşünmeli, hiçbiri mümkün değilse işvereniyle çalışma saatlerini yeniden ayarlamayı düşünmelidir.

Örneğin çalışma koşullarına uygunsa, trafiğin henüz yoğunlaşmadığı erken saatlerde işe gelip, yine akşam trafiğinin başlamadığı bir saatte evine dönebilir.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, çok özel durumlar dışında, birçok iş koşulları anne ve bebeğe zarar verecek nitelikte değildir. Gebeliğin kadının yaşamında normal, sağlıklı ve fizyolojik bir dönem olduğu unutulmamalıdır. Evinde ve işinde normal günlük aktivitesine devam edebilmelidir.

Belki daha gebeliğe karar vermeden önce iş ve ulaşım koşulları ile ilgili bazı düzenlemelerin yapılması uygun olabilir. Ayrıca bir gebe, gebeliğiyle ilgili bazı sorunlar ortaya çıktığında kolaylıkla işini bırakabilecek koşulları hazırlaması gerektiğini bilmelidir. Sorunsuz geçen bir gebelikte ise işine son haftalara kadar rahatlıkla devam edebilir.

Ancak bu konuyu abartmamalı, doktoruna da danışarak durup oturması gereken zamana doğru karar vermelidir.

Источник: https://sevgilibebek.com/gebelik-ve-is-yasami/

Kadın İşçilerin Gebelik Süresinde Çalışma Koşulları

Gebelikte Çalışma Hayatı

Anayasamız kimsenin, yaşına, gücüne ve cinsiyetine uymayan işlerde çalıştırılamayacağını,  kadınlar, küçükler ile ruhsal ve bedensel açıdan  yetersizliği  olan çalışanların, çalışma şartları bakımından  özel olarak korunacağını hükme bağlamıştır.

Anayasada, yasalarda, ilgili tüzük ve yönetmeliklerde kadın işçiye pozitif  bir ayrıcalık tanınması, kadın işçinin  doğasından kaynaklanan sebeplerle kadının bazı işlerde çalıştırılmaması veya kadının öznel durumundan kaynaklanan nedenlerle kadına özel haklar tanınması eşit davranma ilkesini zedelemek bir yana, bu ilkenin daha etkin bir şekilde tesisine katkı sağlamaktadır. Bu durum Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile yapılan sözleşmelerde de korunmuş ve uygulamaya geçirilmiştir. Bu nedenle kadın işçilerin çalışma koşulları  hem iş kanununda hem de ilgili tüzük ve yönetmeliklerde ayrıntılı olarak düzenlemiştir.

Aşağıda sizlere kadın işçinin  gebelik süresinde çalışma koşulları, doğum izni hakkı ve süt izni sürelerinden yasal çerçeveler doğrultusunda bahsedeceğiz. Öncelikle yazımızda oldukça sık dile getireceğimiz “kadın işçi “kavramını açıklamakta fayda buluyoruz.

Kadın işçi: Medeni durumuna bakılmaksızın on sekiz yaşını doldurmuş kadın işçileri ifade etmektedir.

Kadın işçinin doğum izni ne kadardır?

Kadının Doğum ve Doğum Sonrası Çalışması Hakkında 183 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)  Sözleşmesi 4. madde ile kadınlara doğum nedeniyle  verilecek iznin 14 haftadan az olamayacağı hükmü getirilmiş, doğum  sonrası verilecek iznin ulusal mevzuat çerçevesinde belirleneceğini ancak  bu iznin de 6 haftadan az olamayacağı belirtilmiş; 8.

madde ile kadının  hamilelik nedeniyle ayrıldığı işine tekrar aynı pozisyonda dönebilmesi  imkanı getirilmiş; 10. madde ile kadının çalışma sırasında bir veya daha  fazla emzirme izni alması düzenlenmiştir.

Ayrıca sözleşmede doğum  sonrasında kadına hastalık yardımı yapılması ve kadınların hamilelik ve  doğum nedeniyle işten çıkarılmalarının yasaklanması gibi hükümler yer  almaktadır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici İş Göremezlik Ödeneği başlıklı 18.

Maddesi c bendindende Sigortalı kadının analığı halinde, doğumdan önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla, doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık sürede, çoğul gebelik halinde ise doğumdan önceki sekiz haftalık süreye iki haftalık süre ilave edilerek çalışmadığı her gün için geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Kanunun lafzından da anlaşılacağı üzere kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam on altı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde bu süreler doğumdan önce on, doğumdan sonra sekiz hafta olarak belirlenmiştir. Yazımızda kadın işçilerin çalışma koşullarını ele aldığımız için kadın işçinin hak ettiği geçici iş göremezlik ödeneğini başka bir yazı ile sizlere anlatacağız.

4857 Sayılı İş Kanununun Analık halinde çalışma ve süt izni başlıklı 74. Maddesinde de Kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam on altı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır.

Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir.

Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir ifadesi yer almaktadır.

Başka bir deyişle,  doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışan bir kadın işçi, doğum öncesi sekiz haftalık izin süresinin beş haftasını çalışarak geçirdiğinden, bu süreyi doğum sonrasına aktarabilecek ve böylece doğum sonrası sekiz haftalık izin süresine söz konusu beş haftanın da eklenmesi ile  toplam on üç hafta izin kullanabilecektir.

Kadın işçilerin doğumdan önce ve sonra sekizer haftalık sürelerde çalıştırılmaları yasak olduğu için  bu sürelerde işe gelmeyen  kadın işçinin hizmet akdi işverence feshedilemez. Yasa koyucu bu sayede doğum iznine ayrılmış işçinin işveren tarafından bu sebeple işten çıkarılmasının ve işveren tarafından haklı feshin önüne geçmiştir.

Doktor raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, gebe işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılabilir. Bu durumda ücretten indirim yapılmaz.

Başka bir işe geçiş yapılması teknik ve elverişli olarak mümkün değilse,  kadın işçinin güvenlik ve sağlığının  korunması için gerekli süre içinde, kadın işçinin de istemesi halinde ücretsiz izinli sayılması sağlanır. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkı hesabında dikkate alınmaz.

Yıllık ücretli izin hesaplanırken doğum izinleri dikkate alınır mı?

Kadın işçilerin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 74. Maddesi hükümleri uyarınca doğumdan önce ve sonra çalışmalarının yasak olduğu sekizer haftalık (çoğul gebeliklerde doğumdan önce on, doğumdan sonra sekiz haftalık) süreler, yıllık izin haklarının hesabında çalışılmış gibi sayılır.

Örneğin;

Источник: https://iskanunu.com/haberler/1785-kadin-iscilerin-gebelik-suresinde-calisma-kosullari/

Gebelikte Çalışma Hayatı: Yapılacaklar Ve Yapılmayacaklar

Gebelikte Çalışma Hayatı

Gebelikte çalışma her zaman kolay değildir. Bir taraftan işinizi yürütürken diğer taraftan belirtilerle mücadele etmeyi ve sağlıklı kalmayı öğrenin.

Çoğu kadın gebelik sırasında çalışmaya devam eder. Buna karşın, hamile olmak çalışma ortamında bazı zorluklar getirebilir. İşinizde sağlıklı ve üretken kalabilmek için, gebeliğin yaygın rahatsızlıklarını yatıştırmayı ve işinizin ne zaman gebeliğinizi tehye atabileceğini öğrenmelisiniz.

Bulantı ve Kusmayı Hafifletmek

“Sabah” bulantısı olarak adlandırılıyor olabilir ancak gebelik bulantısı herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir. İşteyken bulantıyı hafifletmek için şunları yapın:

  • Bulantı tetikleyicilerden kaçının. Hamilelikten önce içmeye can attığınız o duble latte veya ara verdiğinizde mikrodalgada yeniden ısıttığınız besinlerin kokusu midenizi şimdilerde altüst edebilir. Bulantıyı tetikleyen her şeyden kaçının.
  • Hafif atıştırmalıklar alın. Kraker ve diğer yumuşak besinler bulantı hissettiğinizde hayat kurtarıcı olabilir. İş yerinde kolayca atıştırmak için kendinize bir zula oluşturun. Zencefilli gazoz veya çayın da faydası olabilir.
  • Bol sıvı alın. Yeterince su almazsanız, bulantınız daha da kötüleşebilir. Masanızda ya da çalıştığınız yerde bir şişe bulundurun ve gün boyu aralıklarla için.
  • Sabahları yavaş hareket edin. Yataktan çıkmak ve işe hazırlanmak için kendinize fazladan zaman yaratın. Ortalıkta koşuşturmak bulantınızı artırabilir.

Yorgunluğun Üstesinden Gelmek

Vücudunuz hamileliğinize destek olmak için fazla mesai yaptıkça, siz de kendinizi yorgun hissedebilirsiniz ve iş günü boyunca dinlenmek zor olabilir. Şunları yapmak size yardımcı olacaktır:

  • Demir ve protein açısından zengin gıdalar alın. Halsizlik, demir eksikliği anemisinin bir belirtisi olabilir, ama beslenmeinizi buna göre ayarlamanın yardımı dokunabilir. Kırmızı et, tavuk eti, deniz ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllı kahvaltılık gevrek ve makarna, bezelye, ceviz ve tohumlar gibi gıdaları tercih edin.
  • Kısa ve sık aralar verin. Kalkıp birkaç dakika dolaşmak sizi canlandırabilir. Işıkları söndürüp birkaç dakika gözlerinizi kapatmak ve bacaklarınızı kaldırmak da toparlanmanıza yardımcı olacaktır.
  • Faaliyetlerinizi azaltın. İş gününüzden sonraki faaliyetlerin dozunu azaltma daha fazla dinlenmenize yardımcı olabilir. Alışverişinizi internet üzerinden yapmayı veya evi temizlemesi için ya da bahçeye bakım yapması için birini tutmayı düşünün.
  • Egzersiz rutininizi sürdürün. Uzun bir günün sonunda aklınızdaki en son gelen şey egzersiz yapmak olsa da, fiziksel faaliyetler enerji seviyenizin artmasına yardımcı olur, özellikle de bütün gün masa başında oturuyorsanız. İşten sonra yürüyün veya doktorunuzun onayladığı doğum öncesi fitness gruplarından birine katılın.
  • Erken yatın. Her gece yedi ila dokuz saat uyumayı amaç edinin. Sol yanınıza yatmak bebeğinize kan akışını artıracak ve vücudunuzun şişmesini önleyecektir. Bacaklarınız arasına ve göbeğinizin altına yastık yerleştirmek konforunuzu artırabilir.

Rahatlık

Hamileliğiniz ilerledikçe, oturma ve kalkma gibi günlük aktiviteler daha da rahatsız edici hale gelebilir. Yorgunlukla mücadele etmek için verdiğiniz o kısa ve sık araları hatırladınız mı? Birkaç saatte bir kalkıp dolaşmak da kas geriliminizi azaltır ve bacak ve ayaklarınızda sıvı tutulmasını önler. Şu stratejileri de deneyebilirsiniz:

iyi akşamlar hocam benim bir arkadaşım 2 yıl önce davranış bozukluğu sebebiyle doktora başvurdu baya testlerden sonra pad testı yapılarak demans teşhi… devamı

  • Oturmak. Ayarlanabilir dirseklikler, sert bir oturak, sırt yastıkları ve sırtınızın alt kısmına koyacağınız destekler, özellikle de kilonuz ve duruşunuz değiştikçe uzun saatler boyu oturmanızı daha kolay hale getirecektir. Eğer koltuğunuz ayarlanabilir cinsten değilse onu uygun hale getirin. Sırtınıza fazladan destek sağlaması için ufak bir yastık kullanabilirsiniz.
  • Ayakta durmak. Uzun süre ayakta kalmak, ağrı ya da baş dönmesine yol açacak şekilde bacaklarınızda kan birikmesine neden olabilir. Aynı zamanda sırtınıza da yük binecektir. Eğer uzun süreler boyu ayakta kalmanız gerekiyorsa ayaklarınızdan birini bir ayaklık, ufak tabure veya kutunun üzerine koyun. Ara sıra ayaklarınızı değiştirin ve sık sık ara verin. Sağlam tabanlı rahat ayakkabılar giyin. Destek çorapları da giyebilirsiniz.
  • Eğilme ve ağırlık kaldırma. Hafif bir şey kaldırıyor olsanız bile uygun duruş, belinizin korunmasına yardım eder. Belinizi değil, dizlerinizi bükerek eğilin. Yükü, sırtınızla değil, bacaklarınızla kaldıracak şekilde vücudunuza yakın tutun. Kaldırırken vücudunuzu bükmemeye dikkat edin. Ağır eşyalar kaldırırken yardım isteyin.

Stresi Kontrol Altında Tutmak

İşteki stres sizin için itici güç olabileceği gibi, aynı zamanda kendinize ve bebeğinize bakmak için ihtiyaç duyduğunuz enerjiyi de baltalayabilir. İş yeri stresini en aza indirmek için şunları yapabilirsiniz:

  • Kontrolü ele alın. Günlük yapacaklar listesi oluşturun ve görevlerinizi öncelik sırasına koyun. Bunlardan hangilerini başkasına ihale edebileceğinizi ya da iptal edebileceğinizi düşünün.
  • Sesli anlatın. Sıkıntılarınızı iş arkadaşlarınızla, dostlarınızla veya sevgilinizle konuşun.
  • Rahatlayın. Yavaş nefes alma veya kendinizi sakin bir yerde hayal etme gibi, rahatlama teknikleri uygulayın. Doktorunuzun da onay verdiği, doğum öncesi yoga kurslarından birine de yazılabilirsiniz.

Meslekle İlgili Uygun Tedbirleri Alma

Belirli çalışma koşulları, gebelik sırasında komplikasyon riskinizi artıracaktır, özellikle de prematüre (erken) doğum riski taşıyorsanız. Örneğin:

  • Zararlı maddelere maruz kalma
  • Aşırı çalışma saatleri
  • Uzun süre ayakta durma
  • Ağır kaldırma
  • Aşırı gürültü
  • Büyük makinelerin neden olduğu aşırı titreşim
  • Yüksek stres

Çeviklik ve denge isteyen faaliyetler de hamileliğin geç döneminde daha zor olacaktır.

Bu konulardan biri hakkında endişeleriniz varsa, bunu doktorunuza belirtin. Doktorunuzla birlikte özel bir önlem alıp almayacağınıza ya da gebeliğiniz boyunca işteki görevlerinizi değiştirip değiştirmeyeceğinize karar verebilirsiniz.

Источник: https://www.hemensaglik.com/makale/gebelikte-calisma-hayati-yapilacaklar-ve-yapilmayacaklar

Hamilelikte Çalışma Hayatı

Gebelikte Çalışma Hayatı

Sağlıklı bir şekilde devam eden hamileliklerde, anne adayının doğum zamanına kısa bir süre kalana kadar çalışmasında bir sakınca yoktur. Ancak anne adayı iş yerinde zararlı maddelere maruz kalmamalı ve yoğun stres altında bulunmamalıdır. Hamilelik süresince çalışmak isteyen anne adayları, mutlaka doktora danışarak onay almalıdırlar.

Hamilelikte Çalışmanın Riskli Olduğu Durumlar Nelerdir?

Anne adayında aşağıda belirtilen durumlardan biri görülüyorsa, çalışmak hem anne hem de bebek sağlığı açısından tehli olabilir.

  • Vajinal kanama
  • Erken doğum riski bulunması
  • Düşük tehsi olması
  • Önceki gebeliklerde erken doğum yapılması
  • Çoğul gebelik mevcutsa
  • Bebekte gelişme geriliği
  • Bebeğin normalden büyük veya küçük olması
  • Hipertansiyon (yüksek tansiyon)
  • Rahim ağzı yetersizliği veya rahim ağzında açılma

Annenin Çalışma Koşulları Bebeği Etkiler Mi?

Çoğu meslekteki iş koşulları, hamilelik süresince çalışmaya devam etmek için uygundur. Ancak bazı mesleklerdeki ağır çalışma şartları, hamilelik dönemi için uygun olmayabilir ve bebeğin sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Bu durumda, çalışma koşulları ve süresinde değişiklik yapmak gerekebilir.

Bebeğin olumsuz yönde etkilenmemesi için, hamilelik sürecinde çalışan anne adaylarının dikkat etmesi gereken bazı durumlar şu şekildedir.

  • İş koşullarınızdan doktorunuza bahsetmeli ve çalışmaya devam etmek için mutlaka doktorunuzdan onay almalısınız.
  • Hamileliğinizde riskli bir durum olmadığından emin olmalısınız.
  • İş yerinde bebek için tehli olabilecek zararlı maddelere direkt olarak veya dolaylı yoldan maruz kalmamalısınız.
  • Çalışma ortamında kullanılan bazı kimyasallar, radyasyon, ağır metaller ve hijyen ürünleri bebek için tehli olabilir. Hamilelik sürecinde bu kimyasallara doğrudan veya solunum yoluyla maruz kalmak, bebek üzerinde istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Koruyucu giysiler giymek, zararlı maddelerle temas etmeyeceğiniz başka bir departmanda çalışmak veya çalışma ortamının sık sık havalandırılması gibi tedbirler almak gerekebilir.
  • Anne adayları çok fazla fiziksel hareket gerektiren ağır işlerde çalışmamalıdırlar. Hamilelik döneminde ağır yük kaldırmak, eğilip kalkmak ve uzanmak gerektiren işlerde çalışmak tehlidir. Çok uzun çalışma saatleri ve yoğun tempolu işler anne adayları için uygun değildir.
  • İş hayatındaki aşırı stres ve yorgunluk, erken doğum görülme olasılığını artırabilir. Çalışan anne adayları, gün içinde mümkün olduğunca mola vermeli ve aşırı yorulmamaya özen göstermelidirler.

Hamilelikte Stres Bebek İçin Zararlı Olur Mu? Tıklayınız

Hamilelikte Halsizlik ve Yorgunluk Nasıl Geçer? Tıklayınız

  • Çalışma ortamının aşırı soğuk veya sıcak olması bebeği olumsuz yönde etkileyebilir. Yaz aylarında, aşırı yüksek sıcaklıkta çalışmak anne adayının vücut ısısının yükselmesine ve sıvı kaybetmesine neden olabilir. Aynı şekilde çok soğuk bir ortamda çalışmak da, anne adayının hastalanmasına zemin hazırlar ve bebek üzerinde istenmeyen sonuçlara yol açabilir.
  • Hamilelerin iş yerinde uzun süre aynı pozisyonda oturmamaları önerilir. Anne adayları bel, sırt ve boyun ağrılarını önlemek ve için saat başı ayağa kalkarak hareket etmeli ve sık sık pozisyon değiştirmelidirler. Ayrıca, ayaklarda şişkinlik ve varis oluşumunu engellemek ve kan dolaşımını hızlandırmak için, iş yerinde kısa süreli yürüyüş yapmak oldukça önemlidir.

Hamilelikte Yürüyüş Yapmanın Faydaları İçin Tıklayınız

Doğum Öncesi İzni Ne Zaman Alınabilir?

Anne adayları, hamileliğin 32. haftasından sonra yasal olarak doğum iznine ayrılabilirler. Çoğul gebeliklerde ise, yasal doğum izni 30. haftadan itibaren başlamaktadır.

İkiz Gebelik Hakkında Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız

Üçüz Gebelik Hakkında Bilgi Almak İçin Tıklayınız

İş Yerinde Sağlıklı Beslenmek

İş yerinde sağlıklı ve dengeli beslenmek anne adayları açısından zor olabilir.

Çalışan annelerin işe geç kalma telaşı ile sabah kahvaltısını atlaması, öğle yemeğinde sağlıklı seçenekler bulamaması ve hazır gıdalara yönelmesi beslenme düzeninin bozulmasına neden olur.

Sağlıksız ve düzensiz beslenmek ise bebeğin gelişimini olumsuz yönde etkiler. Yazımızın devamında iş yerinde sağlıklı beslenmek için önerileri bulabilirsiniz.

  • Kahvaltı yapmaya zaman bulamıyorsanız güne daha erken başlayın. Acele ile atıştırmak yerine mutlaka besleyici bir kahvaltı yapın. Kahvaltıda tam buğday ekmeği, peynir, yumurta ve yeşillik gibi sağlıklı seçimler yaparak dengeli beslendiğinizden emin olun.
  • Paketlenmiş, hazır gıdalardan uzak durun. Hazır gıdalar oldukça lezzetli ve güvenilir görünseler de, bu ürünlerin hazırlanma aşamasında eklenen katkı maddeleri ve koruyucular kanserojendir ve bebeğiniz için zararlıdır.
  • Beslenme programınızda mutlaka ara öğünlere yer verin. Ara öğünler, kan şekerinizin dengelenmesini sağlar ve uzun süre aç kalmanızı engeller.
  • Ara öğünlerde sağlıksız abur cuburlar tüketmek yerine, tercihinizi doğal ve sağlıklı atıştırmalıklardan yana kullanın. Taze meyveler, yoğurt, süt, kuru yemiş, salata, kurutulmuş meyveler, peynir, müsli ve yulaf ezmesi gibi hem lezzetli hem de besleyici yiyecekler tüketerek, sağlıklı ara öğünler oluşturabilirsiniz.
  • Çalışma ortamında öğle yemeği için sağlıklı seçenekler bulamıyorsanız, yemeğinizi evden götürün. İş yerindeki buzdolabında veya termos çantada muhafaza edebilirsiniz.
  • Akşam yemeğinde dondurulmuş gıdalar, pizza ve hamburger gibi hazır yiyecekler tüketmekten kaçının. İş dönüşünde kendinizi yorgun hissediyorsanız, yemek hazırlamak için eşinizden veya bir başkasından yardım alın.

Hamilelikte Sağlıklı Beslenme Listesi İçin Tıklayınız

Hamilelikte En Sık Yapılan Beslenme Hataları İçin Tıklayınız

Bu konuda daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki yorum bölümüne aklınıza takılanları yazınız!

Yorum yaptıktan sonra dilerseniz Hamilelik Belirtileri editörleri tarafından derlenmiş Hamilelikte Yüksek Kolesterol başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Hamilelik Belirtileri İçerik Editörü ve sağlıkçı yazar. Gebelik ve hamilelik üzerine en doğru bilgileri sizlere vermek amacıyla çıktığımız yolda ilerlemeye devam ediyoruz. Hamilelik belirtileri sitesinin verdiği bilgilerin tamamen bilgilendirici amacı olduğunu lütfen unutmayınız.

Источник: https://www.hamilelikbelirtileri.co/hamilelikte-calisma-hayati/

Hamilelikte Çalışmak ve İş Yaşamı

Gebelikte Çalışma Hayatı

Hamilelik keyifli olduğu kadar, sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek adına emek verilmesi gereken bir süreçtir. Özellikle çalışan anne adaylarının bu süreci ev ve iş düzenini bozmadan geçirmesi gerekir.

Çalışan anne adayları öncelikle yasal haklarını bilmeli ve hem iş yaşamını sekteye uğratmamak hem de sağlıklı bir hamilelik süreci geçirmek için neler yapmaları gerektiği hakkında bilgi sahibi olmaları gerekir. Aşağıdaki yazıda gebelik döneminde çalışmak konusunda en sık sorulan soruların cevaplarını bulacaksınız.

Çalışan bir kadın olarak hamileliğimi en fazla ne kadar erteleyebilirim?

Doğurganlığın azalmaya başladığı 35 yaşından sonra hamile kalmada zorlanma ortaya çıkma ihtimali olduğundan, çalışan anne adaylarının çocuk sahibi olma planlarını da mutlaka hesaba katmaları ve buna uygun hareket etmeleri gerekir. Hamilelik ertelendikçe hamile kalma yanında hamilelik esnasında da başka sorunların ortaya çıkma ihtimali artar.

İşyerimdeki çalışma koşullarının ağırlığının bebeğime zararlı olma ihtimali var mı?

İşyerinin çalışma koşulları ne kadar ağır olursa olsun, her anne adayının yasal sınırlar kapsamında çalışma süresi üst sınırı, yasal izin ve istirahat hakları vardır. Uygulamada bu hakların çok fazla gündeme getirilmediğini ve adeta bu hakların yok sayıldığını görmekteyiz.

Anne adaylarının mevzuatı araştırmaları ve haklarını iyi bilmeleri önemlidir.

Bunun yanında bedensel olarak yüksek performans gerektiren işler de dâhil olmak üzere çoğu mesleğin gerektirdiği iş yükü, hamileliği devam ettirmeye uygundur, ancak özellikle ruhsal stresi ve “koşuşturmacası” yüksek işler erken doğum riskini artırabilir.

Bu tür işlerde çalışan anne adaylarının doğum öncesi iznini doğum sonrasına erteleme hakkını kullanmadan direkt olarak zamanında doğum öncesi iznine ayrılmaları önemlidir.

Çalışan anne adayları en düzensiz beslenen grubu oluşturur. Bunun nedeni, sabah alelacele bir şeyler atıştırılarak güne başlanması, öğlen işyerinde çıkan yemeğin isteğe göre değiştirilmemesi, istenmeyen yemeği yemek yerine yine başka şeylerle öğünün geçiştirilmesi ve akşama yorgun argın eve gelindiğinde yine alelacele yemek pişirilmesidir.

İşyerimde hamile olduğumu ne zaman söylemeliyim?

Bazı anne adayları yeni başladıkları işlerinde sorun çıkmaması ve öncesinden (aslında yasalara uygun olmamasına rağmen) amirlerine belli bir süre hamile kalmama taahhütü verdiklerinden hamileliklerini söylemeye çekinirler. Bunun yanında özellikle hamileliğin ilk aylarında doktor istirahati gerektirecek durumlar söz konusu olabileceğinden amirin hamilelikten haberdar edilmesinde fayda görüyoruz.

İşyerinde çok sayıda bilgisayar ve diğer elektronik cihazlar var. Bunların olumsuz etkisi var mı?

Günümüzde kullanılan elektronik cihazların hamilelik üzerindeki olumsuz etkileriyle ilgili yapılan çalışmaların sonuçlarına göre günlük hayatta yer almayan bazı özel cihazlar hariç, tümünün hamilelik döneminde de güvenli olduğu saptanmıştır. Buna iş yerine girilirken altından geçilen arama cihazı da dâhildir.

Ancak yine de hayatımıza yeni giren bu cihazlar hakkında daha fazla veri toplanana kadar anne adaylarına bazı önlemler almalarını öneriyoruz. Bu önlemler arasında en önemli olanları cep telefonuyla gereksiz yere konuşmamak, cep telefonunu vücudunda taşımamak ve yatarken başucundan uzak yerde tutmaktır.

Yine bilgisayarlara takılan ekran filtreleri de alınabilecek diğer önlemler arasındadır.

Çalışırken beslenme konusunda nelere dikkat etmeliyim?

Çalışan anne adayları en düzensiz beslenen grubu oluşturur.

Bunun nedeni, sabah alelacele bir şeyler atıştırılarak güne başlanması, öğlen işyerinde çıkan yemeğin isteğe göre değiştirilememesi ve istenmeyen yemeği yemek yerine yine başka şeylerle öğünün geçiştirilmesi ve akşama yorgun argın eve gelindiğinde yine alelacele yemek pişirilmesidir.

“Sıkı” pazar kahvaltıları da dengesiz beslenmeye katkıda bulunur. Çözüm, hamilelikte beslenmeyi ciddiye almak, sabah daha erken kalkıp dengeli ve zengin bir kahvaltı yapmak, öğle yemeğini evden götürmek ve akşam yemeği için de eşten destek istemek olabilir. Her anne adayı çözümünü kendi üretmelidir.

İş yerinde istirahat etmem mümkün mü? Sürekli oturuyorum, neler yapmalıyım?

İşyerinde de istirahat etmek mümkündür. Mümkünse işe servisle gidip gelmek, öğle saatlerini “şekerleme” yapmak için kullanmak, işini bir an önce bitirip geri kalan zamanını istirahat için harcamak veya işyerinden erken çıkma seçeneğini kullanmak çözüm olabilir.

Sürekli oturarak çalışan anne adaylarının 2 saatte bir kalkıp 1 dakika ofis içinde dolaşmaları, dolaşım sistemlerini rahatlatmaları açısından önemlidir. Aksi durumlarda bacak krampları, varis oluşumu gibi istenmeyen durumlar ortaya çıkabilir.

Ne zamana kadar araba kullanabilirim?

İşyerine servisle ya da toplu ulaşım araçlarıyla veya eş tarafından kullanılan özel araçla gitmek en idealidir. Aracı kendiniz kullanıyorsanız hamileliğinizin her döneminde emniyet kemeri kullanımına ve diğer emniyet kurallarına özen göstermelisiniz.

Tansiyon ve kan şekeri düşme eğiliminin ortaya çıktığı, hamileliğin ikinci yarısı sonrası anne adaylarının araç kullanımında daha yavaş seyreden trafikleri tercih etmeleri önemlidir. 32. haftadan sonra kısa mesafeler hariç araç kullanımını önermiyoruz.

Doğum öncesi iznine ne zaman çıkabilirim?

Yasal doğum öncesi izni tekil hamilelerde 32. haftadan itibaren, ikiz hamileliklerde ise 30. haftadan itibaren başlar. Anne adayları doktorlarından onay alarak 32.-37.

hafta arasında çalışmaya devam ederek, çalıştıkları ek süreyi doğum sonrasına aktarabilirler. Bizim önerimiz bebeğin rahim içinde de bakıma ihtiyacı olduğu gerçeğini dikkate alarak doğum öncesi izninin zamanında kullanılmaya başlanmasıdır.

Yine erken doğum riski nispeten yüksek olan anne adayları doğum öncesi iznini ertelememelidirler.kadinca.net

Tekrar çalışmaya ne zaman başlamalıyım?

Doktorun önerisiyle sezaryen veya normal doğumda 6. haftanın sonunda yapılan muayenenin normal sonuçlanması sonrasında iş yaşamına tekrar geri dönülmesi mümkündür. Süt iznini toplu kullanan, doğum öncesinden alacağı izni olan ve yasal 6 ay ücretsiz izin hakkını kullanan anne adayları ise bu izinleri bitirdiklerinde tekrar çalışmaya başlarlar.

Gebelikte Egzersiz ve Spor

Источник: https://gebelik.org/tr/tibbi-bilgiler-hamilelikte-gunluk-yasam-hamilelikte-calismak-ve-is-yasami.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть