Gebelikte Diyabet Bebek İçin Riskli Mi?

içerik

Hamilelikte şeker takibi önemli!

Gebelikte Diyabet Bebek İçin Riskli Mi?

Yiyeceklerle alınan karbonhidrat gıdalar, vücutta glukoz olarak şekerlere dönüşür. Bu dengede en ufak bir bozulma çeşitli hastalıklara yol açabiliyor. Metabolik hastalık olarak bilinen bu hastalıklardan toplumda en sık görüleni diyabet.

Diyabet, farklı tiplerle, farklı dönemlerde, yaygın olarak görülen önemli sağlık sorunlarından biri. Ama gebelik döneminde ortaya çıkan diyabet, hem anneyi hem de bebeği etkilemesiyle, daha büyük bir problem haline gelebiliyor. Ancak sevindirici yanı da var; doğru zamanda ve doğru şekilde kontrol altına alınırsa, ne anneye ne bebeğe zarar vermiyor.

9 ayın istenmeyen sürprizi: Gebelik diyabeti

Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Başar Önal, erken teşhis için diyabete yönelik takiplerin, gebeliğin planlanmasıyla birlikte başlanması gerektiğine dikkat çekiyor.

Anne olmaya hazırlandığınız 9 ay süren o özel süreçte, daha önce hiç yaşamadığınız bazı durumlarla karşılaşmanız mümkün. Bunlardan biri, gebelik diyabeti. Bu sorunla karşılaşan anne adaylarının ortak özelliği ise gebe kalmadan önce diyabetle tanışmamış olmaları.

Yani bu anne adayları, ilk kez diyabet tanısı alıyorlar. Üstelik sayıları da az değil! Tüm gebelerin yüzde 5’i, gebelik diyabetiyle karşılaşıyor ve çoğunlukla da doğum sonrası diyabet sorunları ortadan kalkıyor.

Ancak gebelik döneminin hem anne hem de bebek açısından sıkıntısız tamamlanabilmesi için tanı alan anne adayının yakından takip edilmesi gerekiyor.Tanı konan gebelerin yarısında herhangi bir risk faktörü ya da belirtiye rastlanamadığına dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr.

Başar Önal, bu nedenle her gebede diyabet düşünülerek tarama yapılmasının önemli olduğunu söylüyor.

Gebelik diyabeti belirtileri nelerdir?

Gebelik diyabeti olan anne adaylarının yarısından belirti görülmese de, diğer yarısında birden fazla belirti ortaya çıkabiliyor. Bunlar arasında; çok yemek yemek, çok su içmek, idrar testinde glukoz görülmesi yer alıyor.

Önceden fazla kilolu olmak ya da gebelikte gereğinden fazla kilo almak, ileri yaşta gebe kalmak ya da birince derece yakınlarında diyabet varlığı sorunun ortaya çıkmasındaki en önemli faktörler arasında yer alıyor. Dr. Başar Önal, daha önce ölü veya anomalili doğum yapan, tekrarlayan idrar yolu ve genital mantar enfeksiyonu geçiren gebelerde de diyabetin araştırılması gerektiğine işaret ediyor.

Önemli riskleri var

Kontrol altına alınmamış gebelik diyabetinin, anne adayı ve özellikle de bebek için son derece önemli riskleri bulunuyor. Bebeğin suyunun ve kilosunun normalden fazla olması erken doğum riskini artırıyor.

Doğum sırasında da bebeğin aşırı kilolu olması vajinal doğum için engel teşkil edebiliyor.

Ayrıca yüksek şeker düzeyleri bebeğin oksijensiz kalmasına neden olabileceği gibi rahim içinde ani bebek ölümleri açısından da risk oluşturuyor.

Anne karnında uzun süre yüksek kan şekerine maruz kalmanın bebekte ileride obezite ve diyabet gelişme riskini artırdığına da dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr.

Başar Önal, “Kontrolsüz diyabeti olan gebelerin bebeklerindeki komplikasyon riskleri doğum sonrasında da devam ediyor.

Anneden ayrıldıktan sonra bebekte, hipoglisemi (kan şekeri düşmesi), hipokalsemi (kalsiyum düşüklüğü), hiperbilirubinemi (yenidoğan sarılığı), konvülzyonlar (havale) gelişebiliyor. Ayrıca, aldığı fazla ağırlığı hızla kaybeden bebek, emme problemi de yaşayabilir” diyor.

Hamilelikten önce hangi testler yapılmalı?

Gebelik diyabetinin önlenmesi için yapılması gerekenler nelerdir?

Diyabetin kontrol edilebilmesi için anne adayının gebelik öncesi muayenesinde, risk faktörlerinin sorgulanarak ilk etapta açlık kan şekeri ve son 3 aylık ortalama kan şekeri düzeyini veren testin istenmesi gerekiyor.

Test sonucunda risk belirlenenler, gebeliğin başlangıcından itibaren takibe alınıyor ve gerekli durumlarda bu testler tekrarlanıyor.

Açlık kan şekerleri yüksek olanlarda takiplerin dahiliye veya endokrinoloji uzmanı ve gebelik konusunda deneyimli bir diyetisyenle birlikte yapılması önem taşıyor.

Yüksek kiloyla gebeliğe başlanması ya da bu sürede fazla kilo alınmasının gebelik diyabetinin ortaya çıkmasında çok önemli bir faktör olduğunu hatırlatan Dr.

Başar Önal, anne adayının gebelik süresince 12-13 kg’dan fazla kilo almaması gerektiğini söylüyor.

Bu nedenle kan şekeri düzeyi normal olan, risk faktörleri taşımayan gebelerin de sağlıklı beslenmeye özendirilerek kontrollü kilo alımının sağlanması önem taşıyor.

Testler ihmal edilmemeli!

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Başar Önal, gebelik diyabetinde erken önlem alabilmek adına hiçbir şikayeti olmayan tüm gebelere risk faktörleri sorgulanmadan 24-28. haftalarda mutlaka oral glikoz tolerans testi uygulanması gerektiğini belirtiyor.

Bu testler sırasında verilen glikozun gebeye ya da fetüsa herhangi bir zararının olmadığının altını çizen Dr. Başar Önal, “Yüklenen şeker miktarının bir adet gofret veya 2 dilim hamur tatlısı veya bir kase sütlü tatlıdan fazla olmadığı bilinmeli ve bu konuda gereksiz endişeye kapılmamalı” diyor.

Glikoz tolerans testinden elde edilen sonuçlar öngörülen değerlerin altında kalırsa negatif olarak kabul ediliyor ve başka bir teste gerek kalmıyor.

Gebelik diyabetinin tedavisi nasıldır?

Yapılan kontrollerde kan şekerinin yüksek olduğu tespit edilen anne adayı dahiliye veya endokrinoloji uzmanı ve diyetisyen birlikteliği ile tedaviye alınıyor. Bu kişilerin öncelikle beslenme programı yeniden düzenleniyor ve uygun egzersizler planlanıyor.

Açlık ve tokluk kan şekerinin istenilen sevide tutulmasının amaçlandığı bu dönemde sık aralıklarda şeker takibi gerekiyor. Diyetini, egzersizini ve şeker takiplerini düzenli yapan gebelerin yüzde 85-90’ında kan şekerlerinin düzelmesini beklediklerini söyleyen Dr.

Başar Önal, “Takip ve diyete rağmen kan şekerleri istenen düzeye inmeyen anne adaylarında insülin tedavisi devreye giriyor.

Aynı zamanda bebeğin kilo alımı, amniotik su durumu ve rahim içindeki iyilik durumunun da kadın doğum hekimi tarafından yakın izlenmesi gerekiyor” diyor.

Kimler risk altında?

  • Birinci derece yakınlarında diyabet bulunanlar
  • Daha önce gebelik diyabeti geçirenler,
  • Yüksek kilo ile gebeliğe başlayanlar
  • Gebelik sürecinde fazla kilo alanlar,
  • Sağlıksız beslenen gebeler,
  • İleri yaşta gebe kalanlar,
  • Bebeğinin tahmini kilosu beklenenden yüksek olanlar,
  • Polihidramnioslu (suyu fazla olan) gebeler.

DİYABET GEBELİĞE ENGEL DEĞİL

Hamilelikte 6. aydan itibaren plesantadan salgılanan hormonların insülüne karşı direnç gösterdiğini söyleyen Op. Dr. Aslı Alay, bu nedenle gebelik şekerinin mutlaka teşhis edilmesi ve takibinin doğru yapılması gerektiğini belirtti.

Kadın Hastalıkları Ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslı Alay, konu hakkında bilgiler verdi. Gebelikte şeker takibinin önemli olduğuna değinen Op. Dr. Aslı Alay, şunları dile getirdi: “Yiyeceklerle aldığımız karbonhidrat olarak adlandırdığımız gıdalar vücutta glukoz olarak tanımlanan şekerlere dönüşür.

Glukoz yani karbonhidratların en küçük parçacıkları yaşamımızı devam ettirmemiz için gereken enerjiye dönüşür. Bu dengede en ufak bir bozulma çeşitli hastalıklara yol açar. Metabolik hastalık olarak bilinen bu hastalıklardan toplumda en sık görüleni diyabettir. Diyabet, kanda var olan şekeri hücrelerimizin kullanamamasından kaynaklanır. Kanda şeker yüksek ama işe yaramıyor.

Çünkü şekeri kullanmamızı sağlayan insülün ya vücutta yok yada etkisini gösterememektedir.

Gebelik şekeri bebeği de etkiliyor

Gestasyonel diyabet ise gebelikte tanı koyduğumuz şeker hastalığıdır. Görülme sıklığı %2-5 olup kadının sonraki gebeliklerinde tekrarlama ihtimali çok yüksektir. Gebelikte insülün salgısı artmakla beraber 6. aydan itibaren plesantadan salgılanan hormonlar insülüne karşı direnç gösterir.

Bu direnç diyabet açısından risk taşıyan kadınlarda kan şekerinin yükselmesine yol açar. Kontrolsüz yükselen kan şekeri fetüste de şekerin yükselmesine, artan insülün salınımına ve bu durumun yol açtığı sorunları beraberinde getirir.

Bu nedenle gebelik şekeri mutlaka teşhis edilmesi ve doğru takibi gereken bir hastalıktır.

Özellikle 35 yaş sonrası hamilelikler, kilolu kadınlar, 4000 gr dan fazla bebek doğuran ve diyabetik aile öyküsü olan gebelerde risk artmıştır. Tanı için gebeliğin 24-28. Haftaları arasında şeker yükleme testi yapılır.

Şeker yükleme testi tüm gebelere önerilmekte, eğer gebe yüksek risk grubunda ise gebelik tespit edilince bu test yapılmalıdır. Genel olarak tek aşamada yapılan 75 gr yükleme testi olarak uygulanır. Şeker yükleme testi öncesinde 3 gün gebenin normal diyetle beslenmesi önerilir.

8-12 saatlik açlık ardından sabah saatlerinde uygulanır. Öncelikle açlık kan şekerine bakılır. Ardından 75 gr şeker içeren solüsyon içirilir. Açlık kan şekeri ?93, 1.saat tokluk ?180 mg/dl, 2.saat tokluk ? 153 mg/dl değerlerden biri yüksek ise gebelik şekeri tanısı konur.

Detaylar için şeker yüklemesi kaçıncı hafta yapılır yazımıza da göz atabilirsiniz.

Beslenme düzenini değiştirmek şart

Gebelik şekeri tanısı konulan kadınlarda diyet düzenlenmeli, gerekli durumda insülün tedavisine geçilmelidir. Diyet hastanın kilosuna, boyuna, ek hastalık mevcudiyetine ve fiziksel aktivitesine göre değişir. Her gebe için hazırlanan diyet listesi farklı olup diyet kişiye özeldir.

Önemli olan karbonhidratın azaltılması, protein ve sebzenin artırılmasıdır. Karbonhidratlı gıdalar kan şekerini yükselttiği için tek seferde tüketilmemeli, gün içinde farklı öğünlerde küçük porsiyonlar şeklinde alınmalıdır.

Beyaz şeker, un ve ürünleri, yağ oranı yüksek yiyecekler kısıtlı miktarda tüketilmelidir. Gebelerde çok sık gördüğümüz tatlı isteği taze ve kuru meyveler ile karşılanmalıdır.

Ana ve ara öğünlerde hedef şeker düzeyini sağlayacak besin tüketilmesi, fiziksel aktivite planlanması, evde şeker takip sisteminin geliştirilmesi tedavinin amacıdır. Her kontrolde kilo artışı takip edilmelidir.

Doğum ile beraber gebelik şekeri kaybolur. Ancak tip 2 diyabet adayı olan bu kadınlar doğumdan 6 hafta sonra şeker yükleme testini tekrarlamalıdır. Normal çıktığı takdirde 3 yılda bir şeker yükleme yapılır.

Gebeliklerinde gebelik şekeri tanısı alan kadınlar doğum sonrasında da yaşam tarzını değiştirmeli, Akdeniz mutfağının hakim olduğu bir diyet ile beslenmeli, sigara içmemeli, hayatından sporu ve özellikle yürüyüşü eksik etmemelidir.”

DİYABET NEDİR?

Источник: https://hthayat.haberturk.com/hamilelik/haber/1034413-gebelik-sekeri-nedir

Gebelik diyabeti erken doğum sebebi

Gebelikte Diyabet Bebek İçin Riskli Mi?

Anne olmaya hazırlandığınız 9 ay süren o özel süreçte, daha önce hiç yaşamadığınız bazı durumlarla karşılaşmanız mümkün. Bunlardan biri, gebelik diyabeti. Bu sorunla karşılaşan anne adaylarının ortak özelliği ise gebe kalmadan önce diyabetle tanışmamış olmaları.

Yani bu anne adayları, ilk kez diyabet tanısı alıyorlar. Üstelik sayıları da az değil! Tüm gebelerin yüzde 5'i, gebelik diyabetiyle karşılaşıyor ve çoğunlukla da doğum sonrası diyabet sorunları ortadan kalkıyor.

Ancak gebelik döneminin hem anne hem de bebek açısından sıkıntısız tamamlanabilmesi için tanı alan anne adayının yakından takip edilmesi gerekiyor.

Tanı konan gebelerin yarısında herhangi bir risk faktörü ya da belirtiye rastlanamadığına dikkat çeken Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Başar Önal, bu nedenle her gebede diyabet düşünülerek tarama yapılmasının önemli olduğunu söylüyor.

Bazen belirti verebiliyor

Gebelik diyabeti olan anne adaylarının yarısından belirti görülmese de, diğer yarısında birden fazla belirti ortaya çıkabiliyor. Bunlar arasında; çok yemek yemek, çok su içmek, idrar testinde glukoz görülmesi yer alıyor.

Önceden fazla kilolu olmak ya da gebelikte gereğinden fazla kilo almak, ileri yaşta gebe kalmak ya da birince derece yakınlarında diyabet varlığı sorunun ortaya çıkmasındaki en önemli faktörler arasında yer alıyor. Dr.

Başar Önal, daha önce ölü veya anomalili doğum yapan, tekrarlayan idrar yolu ve genital mantar enfeksiyonu geçiren gebelerde de diyabetin araştırılması gerektiğine işaret ediyor.

Önemli riskleri var

Kontrol altına alınmamış gebelik diyabetinin, anne adayı ve özellikle de bebek için son derece önemli riskleri bulunuyor. Bebeğin suyunun ve kilosunun normalden fazla olması erken doğum riskini artırıyor.

Doğum sırasında da bebeğin aşırı kilolu olması vajinal doğum için engel teşkil edebiliyor.

Ayrıca yüksek şeker düzeyleri bebeğin oksijensiz kalmasına neden olabileceği gibi rahim içinde ani bebek ölümleri açısından da risk oluşturuyor.

Anne karnında uzun süre yüksek kan şekerine maruz kalmanın bebekte ileride obezite ve diyabet gelişme riskini artırdığına da dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr.

Başar Önal, “Kontrolsüz diyabeti olan gebelerin bebeklerindeki komplikasyon riskleri doğum sonrasında da devam ediyor.

Anneden ayrıldıktan sonra bebekte, hipoglisemi (kan şekeri düşmesi), hipokalsemi (kalsiyum düşüklüğü), hiperbilirubinemi (yenidoğan sarılığı), konvülzyonlar (havale) gelişebiliyor. Ayrıca, aldığı fazla ağırlığı hızla kaybeden bebek, emme problemi de yaşayabilir” diyor.

İlk kontrollere gebelik öncesinde başlanmalı

Diyabetin kontrol edilebilmesi için anne adayının gebelik öncesi muayenesinde, risk faktörlerinin sorgulanarak ilk etapta açlık kan şekeri ve son 3 aylık ortalama kan şekeri düzeyini veren testin istenmesi gerekiyor.

Test sonucunda risk belirlenenler, gebeliğin başlangıcından itibaren takibe alınıyor ve gerekli durumlarda bu testler tekrarlanıyor. Açlık kan şekerleri yüksek olanlarda takiplerin dahiliye veya endokrinoloji uzmanı ve gebelik konusunda deneyimli bir diyetisyenle birlikte yapılması önem taşıyor.

Yüksek kiloyla gebeliğe başlanması ya da bu sürede fazla kilo alınmasının gebelik diyabetinin ortaya çıkmasında çok önemli bir faktör olduğunu hatırlatan Dr. Başar Önal, anne adayının gebelik süresince 12-13 kg'dan fazla kilo almaması gerektiğini söylüyor.

Bu nedenle kan şekeri düzeyi normal olan, risk faktörleri taşımayan gebelerin de sağlıklı beslenmeye özendirilerek kontrollü kilo alımının sağlanması önem taşıyor.

Testler ihmal edilmemeli!

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Başar Önal, gebelik diyabetinde erken önlem alabilmek adına hiçbir şikayeti olmayan tüm gebelere risk faktörleri sorgulanmadan 24-28. haftalarda mutlaka oral glikoz tolerans testi uygulanması gerektiğini belirtiyor.

Bu testler sırasında verilen glikozun gebeye ya da fetüsa herhangi bir zararının olmadığının altını çizen Dr. Başar Önal, “Yüklenen şeker miktarının bir adet gofret veya 2 dilim hamur tatlısı veya bir kase sütlü tatlıdan fazla olmadığı bilinmeli ve bu konuda gereksiz endişeye kapılmamalı” diyor.

Glikoz tolerans testinden elde edilen sonuçlar öngörülen değerlerin altında kalırsa negatif olarak kabul ediliyor ve başka bir teste gerek kalmıyor.

Tedavinin üçayağı; beslenme, egzersiz ve insülin tedavisi

Yapılan kontrollerde kan şekerinin yüksek olduğu tespit edilen anne adayı dahiliye veya endokrinoloji uzmanı ve diyetisyen birlikteliği ile tedaviye alınıyor. Bu kişilerin öncelikle beslenme programı yeniden düzenleniyor ve uygun egzersizler planlanıyor. Açlık ve tokluk kan şekerinin istenilen sevide tutulmasının amaçlandığı bu dönemde sık aralıklarda şeker takibi gerekiyor.

Diyetini, egzersizini ve şeker takiplerini düzenli yapan gebelerin yüzde 85-90'ında kan şekerlerinin düzelmesi bekleniyor. Takip ve diyete rağmen kan şekerleri istenen düzeye inmeyen anne adaylarında insülin tedavisi devreye giriyor. Aynı zamanda bebeğin kilo alımı, amniotik su durumu ve rahim içindeki iyilik durumunun da kadın doğum hekimi tarafından yakın izlenmesi gerekiyor.

Источник: https://www.kadinvekadin.net/gebelik_diyabeti_erken_dogum_sebebi.html

Üçüz Gebelik ve Üçüz Bebekler Hakkında Herşey

Gebelikte Diyabet Bebek İçin Riskli Mi?

Gebelik dönemlerinde anne adayları genellikle tek bir bebeğe odaklanır. Ancak bazı durumlarda anne karnındaki bebek tek başına değildir, en az bir yol arkadaşı daha bulunur.

Anne rahminde en az iki bebeğin bulunmasına çoğul gebelik adı verilmektedir. İkiz gebeliklerin görülme oranı daha yüksektir. Üçüz gebelik, yaklaşık sekiz bin doğumda bir görülür.

Tüp bebek tedavisini tercih eden anne adaylarında üçüz gebeliğin görülme oranı artacaktır.

Üçüz gebeliklerin üç farklı yumurtadan oluşabileceği, aynı zamanda tek yumurtanın bölünmesiyle de oluşabileceği uzmanlar tarafından belirtilmektedir. Gebeliğin ilk dönemlerinde ultrasonda üçüz gebelik görülebilir, ancak hamilelik keselerinin daha sonradan düşmesi sonucu ikiz hamileliğine dönüşebilmektedir. Peki, üçüz gebelik belirtileri arasında neler yer alıyor?

İkiz gebelik yaklaşık her 80 gebelikten birinde görülürken, üçüz gebelik görülme oranı oldukça düşüktür. Ancak son yıllarda uygulanan tüp bebek tedavilerinin yaygınlaşması sonucunda, hem ikiz hem de üçüz gebeliklerin görülme oranı artmıştır. Üçüz gebelik, yaklaşık olarak 6000 hamilelikte bir görülmektedir.

Üçüz Gebelikler Nasıl Oluşur?

Üçüz gebelikler, genellikle üç farklı yumurtanın üç farklı sperm tarafından döllenmesi sonucunda oluşur. Özellikle tüp bebek tedavisi gören annelerde, birden çok embriyo transfer edilmesi sonucunda farklı yumurtalardan gelişen üçüz bebekler oluşur.

Ayrıca kendiliğinden meydana gelen (doğal yollarla oluşan) üçüz gebelikler de, genellikle farklı yumurtaların gelişmesi sonucunda oluşur.

Ancak tek yumurta ikizlerinde olduğu gibi, bir adet döllenmiş yumurtanın üçe bölünmesi sonucunda da üçüz hamilelik meydana gelebilir.

Hamileliğin ilk dönemlerinde yapılan ultrason taramalarında, üçüz bebek görüldükten sonra hamilelik keselerinden bazıları çeşitli nedenler sonucunda yok olabilir.

Bu durumun sonucunda, üçüz gebelik ikiz gebeliğe hatta tekli gebeliğe dönüşebilir. Özellikle hamileliğin 1.

trimesterında (hamileliğin ilk üç ayı) üçüz bebek izlenen gebelikler, ilerleyen zamanda ikiz veya tekli gebeliklere dönüşebilir.

Üçüz Gebelik  / Üçüz Bebek Belirtileri Nelerdir?

Üçüz bebek doğurma durumunu arttıran ve belirtileri olarak yorumlanabilecek durumlar şunlardır:

  • Ailede çoğu gebelik yaşamış olan bireyler varsa,
  • Anne adayı daha önceden çoğul hamilelik yaşadıysa,
  • Anne adayının yaşı 35’ten fazlaysa, (Bknz: İleri Yaşlarda Hamile Kalınır mı? Riskleri Nelerdir?)
  • Irksal özellikler bakımından farklılık varsa,
  • Doğum sayısı fazlaysa (özelikle dördüncü doğumdan sonrası),
  • Ovulasyon indüksüyon ilaçları kullanılıyorsa,
  • Tüp bebek tedavisi tercih ediliyorsa,
  • Bulantı ve kusmalar arttıysa,
  • Kasık ağrıları şiddetli bir hale geldiyse,
  • Karındaki büyüme gözle görülür bir şekilde fark edilebiliyorsa,
  • Gebelikte kilo alımı erken başladıysa,
  • Yorgunluk ve halsizlik arttıysa,(Hamilelikte Halsizlik ve Yorgunluk)
  • Rahimde büyüme meydana geliyorsa,

Yukarıdaki öncüller anne adaylarının ikiz veya üçüz bebek sahibi olabileceği ihtimalini arttıran unsurlardır. Üçüz hamilelik, bu belirtilerin daha şiddetli olarak yaşanabildiği bir dönemdir.

Bu tür gebelikler anne adaylarını sevindiren bir niteliğe sahiptir. Sonuç olarak herkesin yaşayamayacağı özel bir durum söz konusudur. Ancak üçüz gebeliğin taşıdığı riskler, tekiz hamileliğe göre çok daha fazladır.

Bu riskleri şöyle sıralayabiliriz:

Üçüz Gebeliğin Riskleri Nelerdir?

Üçüz bebeklerin görüldüğü gebeliklerde, hamilelik sürecinde ve doğum sırasında komplikasyon oluşma riski ikiz gebeliklere oranla daha fazladır.

  • Üçüz gebeliklerde, erken doğum ve düşük riski diğer gebeliklere oranla daha fazladır.
  • Anemi (kansızlık) görülme olasılığı daha yüksektir.
  • Şeker hastalığı (diyabet) ile preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) üçüz gebeliklerde daha sık görülür.
  • Yüksek tansiyon (hipertansiyon) görülme ihtimali daha fazladır.
  • Çoğul gebeliklerde, doğumsal anomali tehsi yüksektir.
  • Amniyon sıvısı anormallikleri daha fazla görülür.
  • Doğum sırasında aşırı kanama meydana gelebilir. Bunun sonucunda, doğumdan sonra rahim ameliyatı gerekli olabilir.
  • Üçüz gebeliklerde, sezaryen doğum oranı çok fazladır.
  • Servikal yetmezlik
  • Doğum esnasında yoğun kanama
  • Erken Düşük riski
  • Amnios sıvısında çoğalma
  • Doğumsal anomali

Üçüz veya dördüz hamileliklerde sezaryen doğum uzmanlar tarafından önerilmektedir. Anne adayının doğuma kadar yorulmaması, kendisini zorlamaması çok önemlidir. Rahimde taşınan canlı sayısı fazla olduğundan, doğal olarak beslenme metotlarına da dikkat edilmesi gerekecektir. Besin ve vitamin ihtiyacı artacaktır.

Üçüz Gebeliklerde Doğum Nasıl Olur?

Üçüz gebeliklerde, rahme en yakın olan bebeğin baş ile geldiği (düz geldiği) durumlarda normal doğum mümkün olabilir. Ancak, üçüz gebeliklerin birçoğu sezaryen doğumu gerektirmektedir ve genellikle sezaryen doğum gerçekleştirilir. Üçüz gebeliklerde hamilelik süresi, tekli gebeliklerde görüldüğü gibi 40 hafta sürmez. Genellikle 32. ile 36. haftalar arasında doğum gerçekleşir.

Üçüz Gebelikte Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Çoğul gebeliklerde vücudun besin ihtiyacı artış gösterecektir. Bu durumu daha fazla besin tüketmekle karıştırmamak gerekecektir. Bebeklerin gelişimlerini tamamlayabilmeleri için demir, protein, kalsiyum, folik asit, karbonhidrat gibi ihtiyaçların tüketim dozu arttırılmalıdır. Bol miktarda su içilmesi önerilmektedir.

  • Tahıl gevreklerini tüketerek folik asit alımını arttırabilirsiniz. Tahıl gevreklerinde bol miktarda folik asit bulunur. Böylece doğum anomalisi riskine karşı bir önlem alınmış olunacaktır.
  • Omega-3 desteği bulunan yumurtaların tüketilmesi önemlidir. Yumurtanın güçlü bir protein kaynağı olduğu unutulmamalıdır. Kahvaltı haricinde yumurtayı salatalara da ekleyebilirsiniz.
  • Ispanak tam bir besin ve vitamin deposudur. İçinde folik asit, C ve K vitamini, demir ve kalsiyum bulunur.
  • Kuruyemiş tüketebilirsiniz. Badem, fıstık, fındık, ceviz gibi kuruyemişlerde E vitamini, magnezyum, demir ve fosfor bulunur.
  • Süt ve yoğurt tüketerek kalsiyum desteği almış olacaksınız. Yağ oranı çok düşük veya hiç olmayan ürünleri tercih edin.
  • Üçüz gebelikte beslenme için tavukgöğsü tüketilebilir. Tavuğun yağlı olmaması önemlidir, ayrıca tavuğun tam olarak pişmiş olması gerekecektir.

Bu konuda daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki yorum bölümüne aklınıza takılanları yazınız!

Yorum yaptıktan sonra dilerseniz Hamilelik Belirtileri editörleri tarafından derlenmiş İkiz Gebelikte Kaç Kilo Alınır? başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Источник: https://www.hamilelikbelirtileri.co/ucuz-gebelik-hakkinda-hersey/

Hamilelik döneminde başlayan diyabetin riskleri ciddi

Gebelikte Diyabet Bebek İçin Riskli Mi?

Daha önceden diyabeti bulunmayan kadınların yaklaşık yüzde 3-5’inde gebelik sırasında diyabet gelişebiliyor.

Diyabet, genellikle bebeğin doğumuyla birlikte ortadan kalkmasına rağmen hem anne hem de bebeğin sağlığını etkileyebildiği için gebelikte dikkat edilmesi gereken sorunların başında geliyor. Acıbadem Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr.

Kıvanç Şahin, gebelik diyabetinin yaratabileceği olası komplikasyonların önüne geçmek için, gebelik boyunca alınan kiloya dikkat edilmesi gerektiğine işaret ederek gebelik diyabeti hakkında bilgi verdi.

Gebelik vücut yapısında önemli değişimlerin yaşandığı bir dönem. Özellikle hormon dengesindeki farklılıklar birçok hastalığın tetiklenmesine ya da ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Genellikle gebeliğin 24. haftasında görülen gebelik diyabeti (gestasyonel diyabet) de bunlardan biri.

Doğumla birlikte ortadan kalktığı için geçici diyabet olarak tanımlanıyor. Özellikle birinci derece yakınlarında tip 2 diyabet bulunan kişiler, vücut kitle indeksi 25’in üzerinde olan fazla kilolu kadınlar ve önceki gebeliklerinde diyabet tanısı alanlarda gebelik diyabetine daha sık rastlanıyor.

Ancak, gebelikte diyabet saptanan kadınların bir kısmında hastalık doğum sonrası da devam edebiliyor. Bu gruptaki kadınların doğum sonrası da sıkı takip edilmesi gerekiyor. Bu nedenle hem sıkıntısız bir gebelik sürmek, hem de hastalığın doğum sonrası da devam etmesinin önüne geçmek için çok iyi kontrol edilmesi gerekiyor.

Problemin tedavisinde öncelikle diyet ve egzersizden yararlanılıyor. İhtiyaç duyulduğunda insülin tedavisine de başvuruluyor.

 

Diyabet hastalığı olmayan tüm gebelere, 24-28. haftalar arasında 50 gram glikoz ile tarama testi ile tanı konuyor. Sonrasında gerekirse 100 gr şeker yüklemesi yapılarak gebelik tanısı kesinleşiyor.

Bazı kişilerde ise tek seferde 75 gr yükleme testi ile tanıya ulaşılabiliyor.

Tanı konulduktan sonraki hedef ise açlık kan şekerini 95 mg/dL’nin, tokluk birinci saat kan şekerini ise 130 mg/dL’nin altında tutmayı sağlamak oluyor.

Tedavi planı kişiye özel geliştiriliyor
Gebelik diyabeti konan kişilerde düzenli takipler, ara öğünlerin sayısının artırıldığı yeni bir beslenme düzeni ve günlük düzenli egzersizlerle kan şekeri kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Tedavi, her gebenin durumuna ve kan şekeri düzenine göre planlanıyor.

Düzenli takibin önemi büyük

Kişinin 3 haftalık periyodlarla gebelik muayeneleri ve ultrason takibiyle izlenmesi gerekiyor. Kontrolsüz diyabette zamanla bebekte irileşme ve annenin suyunda artma gözlenebilir. Kontrollerde eş zamanlı olarak NST ve tansiyon takipleri de yapılmalı.

Bununla birlikte, annenin suyunda artış olması durumunda bebeğin hareketleri da azaldığı için, evde bebek hareketlerinin takip edilmesi de önem taşıyor. Bu nedenle, akşam yemeğinden sonra bebeğin 2 saat içinde en az 10 defa hareket edip etmediğine dikkat edilmeli.

Aynı zamanda HbA1 c değerlerinin de takibe alınması, günlük kan şekeri değerlerinin glikometri ile ölçülerek kayıt altına alınması gerekiyor.

Egzersiz şart

Gebelik diyabeti olan anne adaylarının ara öğünden 30 dakika ve ana yemekten 60 dakika sonra egzersiz yapması önem taşıyor. Özellikle gebeliğe uygun olan yürüme, hafif bel ve kalça kaslarını çalıştıracak egzersizlere başlanması gerekiyor. Egzersizle birlikte fazla kilo alımının da önüne geçilebileceği için diyabeti kontrol etmede son derece önem taşıyor.

Diyet ve egzersize cevap alınamayan ve kan şekeri yüksekliği devam eden hastalarda insülin tedavisine geçiliyor. Kişinin kilosuna göre günde 4 kez kısa veya uzun etkili insülinlere başlanıyor. Ağızdan diyabet ilaçları gebelikte kullanılmıyor. Doğumdan sonra ise tedavi sonlanıyor.

Ancak doğum sonrası kontrollerde diyabetin devam ettiği belirlenirse ilaç veya insülin tedavisine başlanabiliyor.

Beslenme tedavisi
Diyabet tanısı alan gebelerde beslenme son derece önemli taşıyor. Ana öğünlere iki ara öğün daha ekleniyor. Yağsız bir bardak süt ve bir elma ara öğünlerde tercih edilebilir. Gebelik boyunca, kompleks karbonhidratlardan da uzak durmak önem taşıyor.

Bu nedenle çikolata, pasta, kek, tatlı, şekerleme, börek gibi karbonhidrat ve şeker oranı yüksek gıdaları tüketmemek gerekiyor.

Ayrıca, üzüm, incir, muz, kavun, karpuz, dut, hurma gibi şeker oranı yüksek meyveler belli miktarda tüketilmeli ve kişiler bu konuda daha ayrıntılı bilgiyi mutlaka hekimlerden öğrenmeliler.

Kimler risk grubunda?

  • 25 yaş üstündeki gebe kadınlar
  • Normalden fazla kilolu olan anne adayları (vücut kitle endeksi 25’in üstünde olanlar)
  • Birinci derece akrabalarında gebelik diyabeti olan veya Tip 2 diyabeti olanlar
  • Daha önceki gebeliklerinde gebelik diyabeti tanısı alanlar
  • Tansiyon hastaları
  • Daha önceki gebeliklerinde 4000 gramdan ağır bebek dünyaya getiren kadınlar

Video: İnsülin direnci diyabete dönüşür mü?

İlginizi çekebilir

İnsülin direncine karşı koymanın yolları

Doğru beslenerek diyabetle savaşın

Diyabetiniz varsa bu hastalıklara dikkat

Diyabete eğiliminizi 5 soruda öğrenin

Diyabetle ilgili doğru bilinen 5 yanlış

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/hamilelik-doneminde-baslayan-diyabetin-riskleri-ciddi

Gebelikte diyabet! Yarattığı riskler, belirtileri ve tedavisi..

Gebelikte Diyabet Bebek İçin Riskli Mi?

Vücudumuz, yediğimiz karbonhidratlı besinleri glukoz adını verdiğimiz şekere dönüştürür.

Şeker, vücudumuzun tüm aktivite gerektiren eylemlerinde (nefes alma, yürüme, koşma, okuma, uyuma gibi) kullandığı enerji kaynağıdır.

Diyabet (şeker hastalığı), vücudunuzun şekeri enerji olarak kullanmasını güçleştirir. Diyabetli kişiler, şeker yüksekliği sorunuyla karşı karşıyadır, ancak hücrelerinde enerji açlığı mevcuttur.

Normalde, şekeri kan damarlarımızdan alıp hücrelerimize taşımak için pankreas bezinde üretilen insülin hormonuna ihtiyaç vardır.

Diyabetli kişilerde pankreas tarafından ya yeterli insülin üretilmez ya da üretilen insülin etki gösteremez. İnsülin üretilemiyorsa tip 1 diyabet, insülin etki göstermiyorsa ise tip 2 diyabet söz konusudur.

Her iki durumda da kan glukozu (şekeri) yükselir. Bu duruma hiperglisemi adı verilir.

Gebelikte diyabet (şeker) hastalığının riskleri ve tedavisi

Hiperglisemi iyi tedavi edilmediğinde büyük ve küçük kan damarlarını bozarak göz, böbrek ve sinir dokusunda tahribata yol açar; kalp krizi ve inmeye (felç) neden olabilir.

Diyabeti olan bir kadın ne yapmalıdır?

Günümüzde gebeliğin iyi planlanması (yani kan şekerinin kontrol altında olması) ve modern gebelik takip yöntemleri sayesinde, diyabetli kadınlar da sağlıklı bir bebeğe sahip olabilir. Sadece biraz daha özverili olmaları gerekebilir.

Daha önceden diyabeti olan kadın gebe kaldığında pregestasyonel diyabet söz konusudur. Gebelik diyabeti (gestasyonel diyabet), daha önceden diyabeti bulunmayan bir kadında, gebelik sırasında ortaya çıkan ve bebeğin doğumu ile birlikte genellikle ortadan kaybolan, geçici bir diyabet şeklidir.

Gebelik diyabeti;

• Gebe kadınların yaklaşık olarak %2-4’ünde görülür.

• Gebeliğin genellikle 24-28. haftalarında ortaya çıkar.

• Daha sonraki gebeliklerde tekrarlayabilir.

• Bu tür diyabeti daha önce geçirmiş olan kadınlarda, daha sonraki yıllarda kalıcı tip 2 diyabet gelişme riski oldukça yüksektir. Bu nedenle, gebeliğinde diyabet gelişen annelerin gebelik sonrasında ideal kilolarına dönmeleri ve düzenli spor yapmaları hastalığın tekrarlamaması açısından çok önemlidir.

Gebelikte diyabet hangi sorunlara neden olur?

Gebelik diyabeti riski nasıl anlaşılır?

• Ailesinde diyabet hastalığı olan kişiler,

• Kilolu kişiler,

• 35 yaş üzerinde gebe olanlar,

• Daha önceki hamileliklerinde 4 kilogramın üzerinde bebek doğurmuş olanlar,

• Daha önceki gebelik sırasında gestasyonel diyabet olanlar gebelik diyabeti gelişmesi açısından risk altındadır. Gerekli testler için doktora danışmaları gerekir.

Gebelik şekeri tanısı konan anne adaylarının yarısında risk faktörlerinden hiçbiri bulunmaz. Bu nedenle hiçbir şikayeti olmasa bile tüm anne adayları 24-28. gebelik haftalarında, diyabet gelişme riskinin en yüksek olduğu dönemde şeker hastalığı tarama testine (oral glukoz tolerans testine) tabi tutulur.

Diyabetli hastaların gebelik öncesinde dikkat etmesi gerekenler

Kan şekerinin uzun süreli kontrolünü gösteren HbA1c (A1C) testinin normal aralıkta olması, eğer normal değilse normale değere gelinceye kadar (en az 2 ay süreyle) gebelikten kaçınılması gerekir. Gebelik, diyabetli anne adayında mevcut bazı sorunları ağırlaştırabilir.

Ayrıca bu sorunlar, anne karnındaki bebeğin sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Bundan dolayı, gebe kalmadan önce göz dibi muayenesi ile idrarda mikroalbuminüri ve kanda kreatinin gibi böbrek testlerinin yaptırılması, ayrıca kalp damar sağlığı yönünden gerekli muayenelerden geçilmesi uygun olur.

Gebelik öncesinde tiroid fonksiyon testlerinin de değerlendirilmesi önemlidir.

Kreatinin nedir? Neye yarar? Yüksekliği ve düşüklüğü neye yol açar?

Gebelik sırasında diyabet tedavisi değiştirilmeli midir?

Gebelik sırasında vücutta önemli fiziksel ve hormonal değişimler olur. Bir yandan hormon seviyelerinin değişmesi, diğer yandan karındaki bebeğin büyümesi nedeniyle insülin ihtiyacı değişir ve dikkat edilmezse, kan şekeri kontrolü bozulabilir.

Gebelik öncesinde tip 1 (insüline bağımlı) diyabeti olan hastanın, varsa insülin tedavisinin yoğunlaştırılması ve sık aralıklı (bazal-bolüs) insülin tedavisi programına alınması için doktoruna başvurması gerekir.

Gebelik diyabeti (hamilelik şekeri) nedir? Testi ve tedavisi

Günümüzde tip 2 (insüline bağımlı olmayan) diyabet giderek daha genç yaşlarda ortaya çıkar ve bu arada doğurganlık çağındaki kadınlarda da görülebilir.

Tip 2 diyabeti varsa ve bebek sahibi olma planlanıyorsa, ağızdan alınan haplar kesilerek insülin tedavisine geçilmesi gerekir.

Çünkü ağızdan alınan şeker düşürücü ilaçların, gebelik sırasında güvenle kullanılabileceğine dair yeterli kanıt yoktur.

İnsülin tedavisinin bebeğe etkisi nedir?

Anne adayları genellikle insülin tedavisinden korkar ve bebeklerinde de şeker hastalığı ortaya çıkacağı endişesi taşır.

Kan şekerlerini normale döndürerek, bebekte gebelik döneminde veya doğum sonrası ilk günlerde ortaya çıkması muhtemel durumların önüne geçilmesi açısından insülin tedavisi oldukça başarılıdır.

Bu nedenle, insülin tedavisi önerilen anne adaylarının bu tedaviyi korkmadan kabul etmeleri ve uygulamaları önemlidir.

Gebelik süresince iyi bir kan şekeri kontrolünü sürdürebilmek için, insülin dozlarının sık sık ayarlanması gerekir.

Gebeliğin özellikle ilk üç ayında görülen bulantı ve kusmalar, karbonhidratlı gıdaların alınımını zorlaştıracağından insülin ihtiyacı bu dönemde azalabilir.

Önlem alınmazsa ani kan şekeri düşüklüğü (hipoglisemi) nöbetlerine maruz kalınabilir. Gebeliğin ikinci üç ayından itibaren insülin ihtiyacı artmaya başlar ve doğum öncesinde en üst seviyeye ulaşır.

Gebelik süresince kontroller hangi sıklıkta olmalıdır?

Gebelik sırasında hastanın hem diyabetiyle ilgilenen doktorunu hem de jinekoloğunu sık sık görmesi gerekir. Böyle davranılması hem annenin kendisinin hem de bebeğinin sağlığını koruması bakımından çok önemlidir.

Gebelik sırasında oluşabilecek komplikasyonlar yönünden göz, böbrek gibi kontroller doktorun önerdiği aralıklarla tekrarlanmalıdır. Gebeliğin ikinci yarısında tiroid fonksiyonlarının da kontrol edilmesinde fayda vardır. Gebelik boyunca, toplam kilo alımı 10-13 kilogramı aşmamalıdır.

Gebelik süresince kan şekeri takibi nasıl yapılmalıdır?

İdeal açlık kan şekeri düzeyi 60-90mg/dl, tokluk kan şekeri düzeyi ise 120-130 mg/dl’dir. Kan şekeri düzeyleri açlık (ayrıca öğün öncesi), öğün sonrası tokluk (özellikle 1 saat) ve insülin kullananlarda gece 03.00 ölçümleri yapılmalıdır.

Anne babadaki diyabet çocuğa geçer mi?

Anne tip 1 diyabetli ise, çocuğunun tip 1 diyabetli olma riski yüzde 2 kadardır. Hem anne hem de baba tip 1 diyabetli ise bu risk yüzde 30’a kadar yükselir. Buna karşılık, annenin tip 2 diyabeti varsa, çocuğun tip 2 diyabetli olma riski yüzde 25 kadardır. Hem anne hem de baba tip 2 diyabetli ise bu risk yüzde 50’ye kadar yükselir.

Kontrol altına alınmamış gebelik şekerinde bebek için var olan tehler

• Kan şekerinin yüksek seyretmesi, gebeliğin tüm dönemlerinde bebeğin anne karnında aniden ölme riskini artırır.

• Bebeğin normalden iri olmasına, amniyos sıvısının artmasına neden olabilir.

• Bebeklerde antenatal dönemde, fetal distres ve bebekte oksijen azlığı gelişme riski normal gebeliklere göre çok daha fazladır.

• Bebeğin irileşmesine neden olabilir ve doğum problemleri gelişebilir.

• Bebek doğduktan sonra da özellikle doğum eyleminin hemen öncesinde ya da doğum eylemi esnasında, kan şekeri yüksek seyreden annelerin bebeklerinde başta hipoglisemi (kan şekeri düşmesi) gibi yenidoğan problemleri ortaya çıkabilir.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/gebelikte-diyabet-tedavisi/

Gebelikte Diyabet Hakkında Bilgi

Gebelikte Diyabet Bebek İçin Riskli Mi?

Gebelikte diyabet hakkında bilgi almak özellikle şeker hastası kadınlar için oldukça önemlidir. Diyabetli gebelik bebek açısından riske yol açabilir. 

Gebelik ya da hamilelik şekeri olarak bilinen gestasyonel diyabet, şeker hastalığı olmayan bir anne adayında da oluşabiliyor. Anne ve bebek sağlığı açısından risk yaratabilen bu durum, hamile kadınların yaklaşık yüzde 5’inde rastlanıyor. Ancak hamilelikte yaptırılan şeker yükleme testi ile anne ve bebekte oluşabilecek birçok sağlık problemi önceden tespit edilebiliyor.

Central Hospital’dan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Cengizhan Kolata, “Şeker yükleme testi sırasında vücuda şeker yüklenmesi, sağlıklı bünyelerde hem bebek hem de anne için sakınca teşkil etmez. Çünkü vücutta şeker testi sırasında yüklenen kan şekerini dengeleyen ve kısa sürede normal seviyeye düşüren bir mekanizma vardır” diyor.

Gebelikte Diyabet Dikkate Alınmalı

Gebelik şekeri; hamilelik öncesi şeker hastalığı bulunmayan bir anne adayının gebelik döneminde kanındaki glikoz (şeker) seviyesinde yükselme saptanmasıyla ortaya çıkar.

Gebelik şekeri, gebe kadınların yaklaşık yüzde 3-5’inde rastlanır. Yüzde 90’ı ise gebelik sırasında fark edilir. Hamilelik döneminin 24. ve 28. haftalarında yapılacak şeker yükleme testi ile gebelik şekeri tespit edilebilir.

Hamilelikte şeker yükleme testi yaptırmanın anne ve bebek sağlığı açısından zararlı olup olmadığı en çok merak edilen ve tartışılan konulardan biridir. Ancak gebelik süresince anne ve bebekte oluşabilecek herhangi bir sağlık probleminin önceden tespit edilebilmesi için şeker yükleme testinin yaptırılması gerekir.

Şeker yükleme testi sırasında vücuda şeker yüklenmesi, sağlıklı bünyelerde hem bebek hem de anne için sakınca teşkil etmez. Çünkü vücutta şeker testi sırasında yüklenen kan şekerini dengeleyen ve kısa sürede normal seviyeye düşüren bir mekanizma vardır.

Diyabetli Gebelik için Risk Grupları

Hamilelikte oluşabilecek gebelik şekeri yüksek riskli, riskli ve riskli olmayan grup olarak üçe ayrılır. Vücut kitle indeksi (BMI) yüzde 30’un üzerinde olan gebeler yüksek risk grubundadır. Tekrarlanan gebelik kayıpları, açıklanamayan bebek kayıpları ve kötü gebelik öyküsü olan kadınlar risk grubundadır.

Ayrıca iri bebek doğumu yapanlar, ailesinde diyabet öyküsü olanlar, polikistik over (yumurtalıklarda irileşme ve küçük kistler oluşması) hastaları, 25 yaş üzeri kadınlar, önceki gebeliğinde diyabet öyküsü olanlar ve zor doğum yaşayan (omuz takılması) kadınlar da bu grupta yer alır.

25 yaş aralığında olan kadınlar, ilk gebeliği olanlar ve ailesinde herhangi bir şeker hastalığı olmayan kişiler ise risk grubu dışındadır.

Diyabetli Gebelik için Tanı

Gebelik şekerinin tanısı için güncel yaklaşım olarak kabul edilen 75 gramlık şeker yükleme testi anne adayına uygulanır. Test sonuçlarında açlık kan şekeri 92 mg/dl, 1. saat kan şekeri 180 ml/dl, 2. saat kan şekeri 153 gr/ml altında ise bu değerler normal olarak kabul edilir. Ancak çıkan sonuçlardan herhangi bir değer yüksek ise anne adayı risk grubundadır.

Tanı testi yalnızca risk gruplarına yapıldığında gebelik şekerinin sadece yüzde 50’lik popülasyonuna tanı konulabilir. Diğer yüzde 50’lik bölüm ise göz ardı edilmemelidir.

Tanısı konan ve kan şekeri istenilen seviyede takip edilen gebelerde sağlıklı bir gebelik süreci ve doğum imkanı sağlanabilir. Bu taramanın yaptırılmaması halinde ise tanı koyulamayan yüzde 50’lik kısımdaki anne adayında ve bebekte bazı sağlık sorunları ortaya çıkabilir.

Gebelikte Diyabetin Bebeğe Zararları

Bebekte oluşabilecek sorunlar; organ anomalileri (omurga, kalp vb), büyüme gelişme geriliği, diyabet riski, zor doğuma bağlı doğum travmaları, yeni doğan döneminde uzamış sarılık, hipoglisemi (kan şekerinin normal seviyeden daha düşük olması), hipokalsemi (kandaki kalsiyumun aşırı derecede azalması), hipomagnezemi (kandaki magnezyum düzeyinin normalin altına inmesi) ve yeni doğan solunum problemleridir.

Gebelikte Diyabet Tedavisi

Tanı koyulduktan sonra kan şekerinin hedeflenen seviyelerde tutulabilmesi için anne adayına Diyet, egzersiz ve ilaç tedavisi planlanmalıdır.

Diyabet sistemik bir hastalık olduğundan ve vücuttaki tüm organları ilgilendirdiğinden; anne adayının kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, endokrinoloji uzmanı, beslenme ve diyet uzmanının da bulunduğu multidisipliner bir yaklaşımla yakın takibe alınması gerekir.

Unutulmamalıdır ki gebelik şekeri bir sonraki doğumda yüzde 60 oranında tekrarlar. Gebelik şekerlerinde ileriki dönemlerde diyabet olma oranı ise yüzde 26’dır.

Gebelikte Diyabet için Kimler Test Yaptırmalı?

Gebelik döneminde şeker yükleme testinin atlanmaması gerektiğini belirten Central Hospital’dan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Cengizhan Kolata, “Çeşitli sebeplerle test yaptırmak istemeyen gebeler ise, risk grubunda olmasalar bile düzenli olarak açlık kan şekeri testini yaptırmaları gerekir.

Gebelik süresince açlık kan şekeri 95 ml/dl’ı, tokluk kan şekeri de 140 ml/dl’ı aşmamalıdır. Hemoglobin A1c, yani glikozillenmiş hemoglobin kan tahlili de (HbA1C) yüzde 6’yı geçmemelidir” diyor.

Источник: https://cicicee.com/gebelikte-diyabet-hakkinda-bilgi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.