Gebelikte Diyabet Bebek İçin Riskli Mi?

içerik

Hamilelik döneminde başlayan diyabetin riskleri ciddi

Gebelikte Diyabet Bebek İçin Riskli Mi?

Daha önceden diyabeti bulunmayan kadınların yaklaşık yüzde 3-5’inde gebelik sırasında diyabet gelişebiliyor.

Diyabet, genellikle bebeğin doğumuyla birlikte ortadan kalkmasına rağmen hem anne hem de bebeğin sağlığını etkileyebildiği için gebelikte dikkat edilmesi gereken sorunların başında geliyor. Acıbadem Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr.

Kıvanç Şahin, gebelik diyabetinin yaratabileceği olası komplikasyonların önüne geçmek için, gebelik boyunca alınan kiloya dikkat edilmesi gerektiğine işaret ederek gebelik diyabeti hakkında bilgi verdi.

Gebelik vücut yapısında önemli değişimlerin yaşandığı bir dönem. Özellikle hormon dengesindeki farklılıklar birçok hastalığın tetiklenmesine ya da ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Genellikle gebeliğin 24. haftasında görülen gebelik diyabeti (gestasyonel diyabet) de bunlardan biri.

Doğumla birlikte ortadan kalktığı için geçici diyabet olarak tanımlanıyor. Özellikle birinci derece yakınlarında tip 2 diyabet bulunan kişiler, vücut kitle indeksi 25’in üzerinde olan fazla kilolu kadınlar ve önceki gebeliklerinde diyabet tanısı alanlarda gebelik diyabetine daha sık rastlanıyor.

Ancak, gebelikte diyabet saptanan kadınların bir kısmında hastalık doğum sonrası da devam edebiliyor. Bu gruptaki kadınların doğum sonrası da sıkı takip edilmesi gerekiyor. Bu nedenle hem sıkıntısız bir gebelik sürmek, hem de hastalığın doğum sonrası da devam etmesinin önüne geçmek için çok iyi kontrol edilmesi gerekiyor.

Problemin tedavisinde öncelikle diyet ve egzersizden yararlanılıyor. İhtiyaç duyulduğunda insülin tedavisine de başvuruluyor.

 

Diyabet hastalığı olmayan tüm gebelere, 24-28. haftalar arasında 50 gram glikoz ile tarama testi ile tanı konuyor. Sonrasında gerekirse 100 gr şeker yüklemesi yapılarak gebelik tanısı kesinleşiyor.

Bazı kişilerde ise tek seferde 75 gr yükleme testi ile tanıya ulaşılabiliyor.

Tanı konulduktan sonraki hedef ise açlık kan şekerini 95 mg/dL’nin, tokluk birinci saat kan şekerini ise 130 mg/dL’nin altında tutmayı sağlamak oluyor.

Tedavi planı kişiye özel geliştiriliyor
Gebelik diyabeti konan kişilerde düzenli takipler, ara öğünlerin sayısının artırıldığı yeni bir beslenme düzeni ve günlük düzenli egzersizlerle kan şekeri kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Tedavi, her gebenin durumuna ve kan şekeri düzenine göre planlanıyor.

Düzenli takibin önemi büyük

Kişinin 3 haftalık periyodlarla gebelik muayeneleri ve ultrason takibiyle izlenmesi gerekiyor. Kontrolsüz diyabette zamanla bebekte irileşme ve annenin suyunda artma gözlenebilir. Kontrollerde eş zamanlı olarak NST ve tansiyon takipleri de yapılmalı.

Bununla birlikte, annenin suyunda artış olması durumunda bebeğin hareketleri da azaldığı için, evde bebek hareketlerinin takip edilmesi de önem taşıyor. Bu nedenle, akşam yemeğinden sonra bebeğin 2 saat içinde en az 10 defa hareket edip etmediğine dikkat edilmeli.

Aynı zamanda HbA1 c değerlerinin de takibe alınması, günlük kan şekeri değerlerinin glikometri ile ölçülerek kayıt altına alınması gerekiyor.

Egzersiz şart

Gebelik diyabeti olan anne adaylarının ara öğünden 30 dakika ve ana yemekten 60 dakika sonra egzersiz yapması önem taşıyor. Özellikle gebeliğe uygun olan yürüme, hafif bel ve kalça kaslarını çalıştıracak egzersizlere başlanması gerekiyor. Egzersizle birlikte fazla kilo alımının da önüne geçilebileceği için diyabeti kontrol etmede son derece önem taşıyor.

Diyet ve egzersize cevap alınamayan ve kan şekeri yüksekliği devam eden hastalarda insülin tedavisine geçiliyor. Kişinin kilosuna göre günde 4 kez kısa veya uzun etkili insülinlere başlanıyor. Ağızdan diyabet ilaçları gebelikte kullanılmıyor. Doğumdan sonra ise tedavi sonlanıyor.

Ancak doğum sonrası kontrollerde diyabetin devam ettiği belirlenirse ilaç veya insülin tedavisine başlanabiliyor.

Beslenme tedavisi
Diyabet tanısı alan gebelerde beslenme son derece önemli taşıyor. Ana öğünlere iki ara öğün daha ekleniyor. Yağsız bir bardak süt ve bir elma ara öğünlerde tercih edilebilir. Gebelik boyunca, kompleks karbonhidratlardan da uzak durmak önem taşıyor.

Bu nedenle çikolata, pasta, kek, tatlı, şekerleme, börek gibi karbonhidrat ve şeker oranı yüksek gıdaları tüketmemek gerekiyor.

Ayrıca, üzüm, incir, muz, kavun, karpuz, dut, hurma gibi şeker oranı yüksek meyveler belli miktarda tüketilmeli ve kişiler bu konuda daha ayrıntılı bilgiyi mutlaka hekimlerden öğrenmeliler.

Kimler risk grubunda?

  • 25 yaş üstündeki gebe kadınlar
  • Normalden fazla kilolu olan anne adayları (vücut kitle endeksi 25’in üstünde olanlar)
  • Birinci derece akrabalarında gebelik diyabeti olan veya Tip 2 diyabeti olanlar
  • Daha önceki gebeliklerinde gebelik diyabeti tanısı alanlar
  • Tansiyon hastaları
  • Daha önceki gebeliklerinde 4000 gramdan ağır bebek dünyaya getiren kadınlar

Video: İnsülin direnci diyabete dönüşür mü?

İlginizi çekebilir

İnsülin direncine karşı koymanın yolları

Doğru beslenerek diyabetle savaşın

Diyabetiniz varsa bu hastalıklara dikkat

Diyabete eğiliminizi 5 soruda öğrenin

Diyabetle ilgili doğru bilinen 5 yanlış

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/hamilelik-doneminde-baslayan-diyabetin-riskleri-ciddi

Üçüz Gebelik ve Üçüz Bebekler Hakkında Herşey

Gebelikte Diyabet Bebek İçin Riskli Mi?

Gebelik dönemlerinde anne adayları genellikle tek bir bebeğe odaklanır. Ancak bazı durumlarda anne karnındaki bebek tek başına değildir, en az bir yol arkadaşı daha bulunur.

Anne rahminde en az iki bebeğin bulunmasına çoğul gebelik adı verilmektedir. İkiz gebeliklerin görülme oranı daha yüksektir. Üçüz gebelik, yaklaşık sekiz bin doğumda bir görülür.

Tüp bebek tedavisini tercih eden anne adaylarında üçüz gebeliğin görülme oranı artacaktır.

Üçüz gebeliklerin üç farklı yumurtadan oluşabileceği, aynı zamanda tek yumurtanın bölünmesiyle de oluşabileceği uzmanlar tarafından belirtilmektedir. Gebeliğin ilk dönemlerinde ultrasonda üçüz gebelik görülebilir, ancak hamilelik keselerinin daha sonradan düşmesi sonucu ikiz hamileliğine dönüşebilmektedir. Peki, üçüz gebelik belirtileri arasında neler yer alıyor?

İkiz gebelik yaklaşık her 80 gebelikten birinde görülürken, üçüz gebelik görülme oranı oldukça düşüktür. Ancak son yıllarda uygulanan tüp bebek tedavilerinin yaygınlaşması sonucunda, hem ikiz hem de üçüz gebeliklerin görülme oranı artmıştır. Üçüz gebelik, yaklaşık olarak 6000 hamilelikte bir görülmektedir.

Üçüz Gebelikler Nasıl Oluşur?

Üçüz gebelikler, genellikle üç farklı yumurtanın üç farklı sperm tarafından döllenmesi sonucunda oluşur. Özellikle tüp bebek tedavisi gören annelerde, birden çok embriyo transfer edilmesi sonucunda farklı yumurtalardan gelişen üçüz bebekler oluşur.

Ayrıca kendiliğinden meydana gelen (doğal yollarla oluşan) üçüz gebelikler de, genellikle farklı yumurtaların gelişmesi sonucunda oluşur.

Ancak tek yumurta ikizlerinde olduğu gibi, bir adet döllenmiş yumurtanın üçe bölünmesi sonucunda da üçüz hamilelik meydana gelebilir.

Hamileliğin ilk dönemlerinde yapılan ultrason taramalarında, üçüz bebek görüldükten sonra hamilelik keselerinden bazıları çeşitli nedenler sonucunda yok olabilir.

Bu durumun sonucunda, üçüz gebelik ikiz gebeliğe hatta tekli gebeliğe dönüşebilir. Özellikle hamileliğin 1.

trimesterında (hamileliğin ilk üç ayı) üçüz bebek izlenen gebelikler, ilerleyen zamanda ikiz veya tekli gebeliklere dönüşebilir.

Üçüz Gebelik  / Üçüz Bebek Belirtileri Nelerdir?

Üçüz bebek doğurma durumunu arttıran ve belirtileri olarak yorumlanabilecek durumlar şunlardır:

  • Ailede çoğu gebelik yaşamış olan bireyler varsa,
  • Anne adayı daha önceden çoğul hamilelik yaşadıysa,
  • Anne adayının yaşı 35’ten fazlaysa, (Bknz: İleri Yaşlarda Hamile Kalınır mı? Riskleri Nelerdir?)
  • Irksal özellikler bakımından farklılık varsa,
  • Doğum sayısı fazlaysa (özelikle dördüncü doğumdan sonrası),
  • Ovulasyon indüksüyon ilaçları kullanılıyorsa,
  • Tüp bebek tedavisi tercih ediliyorsa,
  • Bulantı ve kusmalar arttıysa,
  • Kasık ağrıları şiddetli bir hale geldiyse,
  • Karındaki büyüme gözle görülür bir şekilde fark edilebiliyorsa,
  • Gebelikte kilo alımı erken başladıysa,
  • Yorgunluk ve halsizlik arttıysa,(Hamilelikte Halsizlik ve Yorgunluk)
  • Rahimde büyüme meydana geliyorsa,

Yukarıdaki öncüller anne adaylarının ikiz veya üçüz bebek sahibi olabileceği ihtimalini arttıran unsurlardır. Üçüz hamilelik, bu belirtilerin daha şiddetli olarak yaşanabildiği bir dönemdir.

Bu tür gebelikler anne adaylarını sevindiren bir niteliğe sahiptir. Sonuç olarak herkesin yaşayamayacağı özel bir durum söz konusudur. Ancak üçüz gebeliğin taşıdığı riskler, tekiz hamileliğe göre çok daha fazladır.

Bu riskleri şöyle sıralayabiliriz:

Üçüz Gebeliğin Riskleri Nelerdir?

Üçüz bebeklerin görüldüğü gebeliklerde, hamilelik sürecinde ve doğum sırasında komplikasyon oluşma riski ikiz gebeliklere oranla daha fazladır.

  • Üçüz gebeliklerde, erken doğum ve düşük riski diğer gebeliklere oranla daha fazladır.
  • Anemi (kansızlık) görülme olasılığı daha yüksektir.
  • Şeker hastalığı (diyabet) ile preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) üçüz gebeliklerde daha sık görülür.
  • Yüksek tansiyon (hipertansiyon) görülme ihtimali daha fazladır.
  • Çoğul gebeliklerde, doğumsal anomali tehsi yüksektir.
  • Amniyon sıvısı anormallikleri daha fazla görülür.
  • Doğum sırasında aşırı kanama meydana gelebilir. Bunun sonucunda, doğumdan sonra rahim ameliyatı gerekli olabilir.
  • Üçüz gebeliklerde, sezaryen doğum oranı çok fazladır.
  • Servikal yetmezlik
  • Doğum esnasında yoğun kanama
  • Erken Düşük riski
  • Amnios sıvısında çoğalma
  • Doğumsal anomali

Üçüz veya dördüz hamileliklerde sezaryen doğum uzmanlar tarafından önerilmektedir. Anne adayının doğuma kadar yorulmaması, kendisini zorlamaması çok önemlidir. Rahimde taşınan canlı sayısı fazla olduğundan, doğal olarak beslenme metotlarına da dikkat edilmesi gerekecektir. Besin ve vitamin ihtiyacı artacaktır.

Üçüz Gebeliklerde Doğum Nasıl Olur?

Üçüz gebeliklerde, rahme en yakın olan bebeğin baş ile geldiği (düz geldiği) durumlarda normal doğum mümkün olabilir. Ancak, üçüz gebeliklerin birçoğu sezaryen doğumu gerektirmektedir ve genellikle sezaryen doğum gerçekleştirilir. Üçüz gebeliklerde hamilelik süresi, tekli gebeliklerde görüldüğü gibi 40 hafta sürmez. Genellikle 32. ile 36. haftalar arasında doğum gerçekleşir.

Üçüz Gebelikte Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Çoğul gebeliklerde vücudun besin ihtiyacı artış gösterecektir. Bu durumu daha fazla besin tüketmekle karıştırmamak gerekecektir. Bebeklerin gelişimlerini tamamlayabilmeleri için demir, protein, kalsiyum, folik asit, karbonhidrat gibi ihtiyaçların tüketim dozu arttırılmalıdır. Bol miktarda su içilmesi önerilmektedir.

  • Tahıl gevreklerini tüketerek folik asit alımını arttırabilirsiniz. Tahıl gevreklerinde bol miktarda folik asit bulunur. Böylece doğum anomalisi riskine karşı bir önlem alınmış olunacaktır.
  • Omega-3 desteği bulunan yumurtaların tüketilmesi önemlidir. Yumurtanın güçlü bir protein kaynağı olduğu unutulmamalıdır. Kahvaltı haricinde yumurtayı salatalara da ekleyebilirsiniz.
  • Ispanak tam bir besin ve vitamin deposudur. İçinde folik asit, C ve K vitamini, demir ve kalsiyum bulunur.
  • Kuruyemiş tüketebilirsiniz. Badem, fıstık, fındık, ceviz gibi kuruyemişlerde E vitamini, magnezyum, demir ve fosfor bulunur.
  • Süt ve yoğurt tüketerek kalsiyum desteği almış olacaksınız. Yağ oranı çok düşük veya hiç olmayan ürünleri tercih edin.
  • Üçüz gebelikte beslenme için tavukgöğsü tüketilebilir. Tavuğun yağlı olmaması önemlidir, ayrıca tavuğun tam olarak pişmiş olması gerekecektir.

Bu konuda daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki yorum bölümüne aklınıza takılanları yazınız!

Yorum yaptıktan sonra dilerseniz Hamilelik Belirtileri editörleri tarafından derlenmiş İkiz Gebelikte Kaç Kilo Alınır? başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Источник: https://www.hamilelikbelirtileri.co/ucuz-gebelik-hakkinda-hersey/

İleri yaşta hamilelik riskli mi?

Gebelikte Diyabet Bebek İçin Riskli Mi?

Yaş ilerlediğinde fark edilmiş yahut edilmemiş pelvik enfeksiyon geçirmiş olma olasılığı artmaktadır. Bu her enfeksiyon tüplerde bell…

İleri yaş gebeliği, 35 yaşından sonra olan gebeliklere denilmektedir. 40'lı yaşlarla beraber hamilelik olasılığı %50 oranında azalmaya başlar. Buna göre bu yaşlarda hamilelik planlıyorsanız genel sağlık durumunuzu göz önüne alarak hareket etmelisiniz.

İleri yaşta gebe kalan birçok kadın sağlıklı bebek dünyaya getirmesine karşın genç anne adaylarına göre riskleri daha fazladır. İleri yaş gebeliklerinde en fazla korkulan komplikasyon kromozom anomalili bebek dünyaya getirmektir. Bu anomaliliklerden devamlı görüleni Mongolizm dediğimiz Down Sendromu'dur.

Down Sendromu, zeka geriliğinin peşi sıra bazı kalp ve organ anomalileri içermektedir.

Bu anomalilik hamilelik esnasında yapılmış olan prenatal testler, bilhassa amniyosentez ve korion villus biyopsisi (anne ile bebek arasında iletimi sağlayan plasentadan ultrason kontrolü altında ince bir iğne ya da çubuk ile doku parçasının alınması) ile bu bebekler tanınabilir. 

Dış Gebelik

Yaş ilerlediğinde fark edilmiş yahut edilmemiş pelvik enfeksiyon geçirmiş olma olasılığı artmaktadır. Bu her enfeksiyon tüplerde belli bir hasar bıraktığından ve yine yaşla beraber tüplerin hareket etme potansiyeli azaldığından bu tür anne adaylarında dış hamilelik görülme riski daha fazladır.

Plasenta

İleri yaşla beraber Plasentanın önden gelmesi yani Plasenta Previa sıklığı artmaktadır. Dolayısı ile kanama daha çok görülmektedir.

Düşük

Gebeliklerde düşüklerin en büyük nedeninin kromozomal anomaliler olduğu saptanmıştır. Yaşla beraber bu anomaliliklerin görülme riski arttığından ileri yaş anne adaylarının düşük yapma riski genç anne adaylarına oranla 4 misli fazladır.

Erken Doğum

İleri yaşlarda dolaşım sistemini bozan tansiyon ve şeker hastalıklarının görülmesi annelerimizin bebeklerinde rahim içi gelişme geriliğine neden olur bu nedenden erken doğum gerçekleşebilir. 

Sezaryen

İleri yaş anne adaylarında daha sık komplikasyon görüldüğünden anne ve bebek hayatını kurtarmak için yapılmış olan sezaryen operasyonlarına 2-3 kat daha çok gereksinim duyulur.

İleri yaşta bir anne adayı olmayı planlıyorsanız şunlara dikkat etmelisiniz;

Kiloluysanız fazla kilolarınızdan kurtulun. Şişman kimselerin gebeliklerinde daha çok problem yaşama riski artmaktadır.

Folik asit içeren vitamin hapları alınması, bebekte gelişmesi olası sinir sistemi anomalilerin görülme sıklığını azaltacaktır.

Muhakkak perinataloji (yüksek riskli gebelikler) konusunda deneyimli bir jiekolog tarafından hamilelik izlemlerinize düzenli biçimde devam etmeniz önerilmektedir.

Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı gibi genel sağlık problemlerinizin kontrol altına alınmasını sağlayın. 

İleri yaşta anne olmak istiyor iseniz veyahut şu an ileri yaşta bir anne adayıysanız, unutmayın ki; bütün bu yaşanabilir sorunlara dikkatli olarak sağlığını daha yakından kontrol altına alan daha olgun bir kadın 20'li yaşlarındaki gebelere göre çok çok gerçekçi ve bebeğine daha çok bağlı olan bir anne adayı olabilecektir 

Anomali

Yaş ile beraber Down Sendromu başta olmak üzere kromozomal anomali riski artmaktadır. Fakat yarık damak, yarık dudak gibi genetik geçiş göstermeyen şekil anomalilerin görülme sıklığında artış olmaz.

Çoğul Gebelik

Anne yaşının artması ile beraber çoğul hamilelik riski de artmaktadır.

Gelişim Geriliği

 İleri yaş anne adaylarının bebeklerinde rahim içi gelişim geriliği daha sık görülmektedir 

İleri yaş anne adayları daha birçok durumla karşılaşabilirler. Bunlar;

Yaşla beraber kanserde dahil olmak üzere bir çok sistematik hastalığın görülme sıklığı artar ve bu hastalıklar gebeliği negatif yönde etkileyebilir. Bu hastalıklar gebeliği negatif yönde etkileyebildiği gibi hamilelikte bu hastalıkları negatif yönde etkileyebilir. İleri yaştaki gebelikler bu nedenlerden dolayı dikkatlice takibe alınmalıdırlar.

Hamilelik zamanında karşılaşılan bazı hastalıklar vardır. Devamlı görülebilen hastalıklar; şeker hastalığı ve hipertansiyondur. Diyabetin görülme sıklığı yaş ile beraber artar. Hassaten Tip 2 Diyabet gebelikte bazı durumları yanında getirebilir.

Diyabetik anne adayları hamilelik zehirlenmesi açısından diyabetik olmayan anne adaylarına göre daha çok risk taşırlar. Bu anne adaylarında düşükler, plasenta sorunları, erken doğum ve ölü doğumlar normalden daha çok görülmektedir. Diyabetik annelerden doğan bebeklerde, yeni doğan devrinde daha fazla probleme rastlanır.

Hamilelik öncesinde şeker hastalığı olmayan ileri yaştaki anne adayları ise Gestasyonel Diyabet ismiyle anılan gebeliğe bağlı şeker hastalığına karşı dikkatli olmalıdır. 

Diğer bir sık görülebilen hastalık olan yüksek tansiyonda yaşla beraber artmaktadır.

Hamileliğin öncesinde var olan veyahut hamilelik sırasında meydana gelen hiper tansiyon; ani bebek ölümlerine ve plasentanın erken ayrılmasına neden olarak hem annenin aynı zamanda bebeğimizin hayatını tehye sokan sonuçlar doğurabilmektedir. Yine bu hastalıkla hamilelik zehirlenmesi görülebilmektedir ve kalıcı hasar bırakan sinir sistemi bozuklukları oluşabilir. 

Nedir Nasıl Neden   25 Temmuz 2016  

Источник: https://nedirnasilneden.com/ileri-yasta-hamilelik-riskli-mi

Gebelik Diyabeti Düşük Riskini Artırıyor

Gebelikte Diyabet Bebek İçin Riskli Mi?
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Memorial Ataşehir Hastanesi

Hamilelik, özellikle diyabetik anne adayları için riskleri nedeniyle özel bir süreç. Gebelik diyabeti, düşük riskinden rahim içi bebek ölümlerine, erken doğumdan çeşitli enfeksiyon hastalıklarına kadar pek çok sağlık sorununa yol açabiliyor.

Önceden diyabet sorunu ile hiç karşılaşmamış anne adayları hamilelik sırasında gebelik diyabetiyle karşı karşıya kalabiliyor. Gebelik diyabeti olan anne adaylarının kan şekerini olabildiğince normal düzeylerde tutması ve sürekli kontrol altında olması gerekiyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr.

Ferhan Kulu, “Gebelik diyabeti” konusunda bilgi verdi.

Gebelik diyabeti nedir?

Gebelik sırasında başlayan veya daha önce anlaşılmayıp da ilk kez hamilelikle birlikte fark edilen; gebede normalin üstü kan şekeri ile seyreden karbonhidrat metabolizma bozukluğuna Gestasyonel Diyabetes Mellitus (GDM) denir. Hamileliklerin yaklaşık yüzde 7’sinde gebelik diyabeti görülür.

Gebelik Diyabeti Nasıl Ortaya Çıkar?

Gebeliğin 24. haftasından itibaren kan şekerini düzenleyen insüline bir direnç gelişir ve bu durum kan şekerinin yükselmesine neden olur. İnsülin salınımında problemi olan gebeler bu durumu kompanse edemezler ve kan şekeri yükselir. Gebenin kan şekeri artışı fetusta da hiperglisemiye ve insülin salgılanmasının artmasına yol açar ve sonuçta makrozomi (iri fetus) gelişir.

Gestasyonel diyabet riskini artıran faktörler nelerdir?

  • Şişmanlık
  • Önceki gebeliklerde GDM öyküsü
  • Daha önce iri bebek doğurmuş olmak
  • Önceki gebeliklerde doğumsal anomalili bebek dünyaya getirmiş olmak
  • Nedeni bilinmeyen ölü doğum yapmış olmak
  • 35 yaş üstü gebelik yaşanması
  • Ailede diyabet, yüksek tansiyon bulunması
  • Açlık kan şekerinin 105mg/dl’nin, tokluk şekerinin 120mg/dl’nin üzerinde olması. ( Her hangi bir dönemde 200mg/dl’nin üzerindeki kan şekeri değeri DİYABET olarak kabul edilmektedir.)

Yüksek kan şekeri düzeyininin gebeliğe etkileri:

  • Düşük( Abortus): Özellikle gebeliğin ilk 3 ayında kontrolsüz yüksek kan şekeri olan annelerde düşük oranı artabilir.
  • Rahim içi bebek ölümü: Uzun süreli ve kontrolsüz gebeliklerde bu risk yükselir.
  • Polihidramniyos: Bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısının normalden fazla olmasıdır. Diyabetli gebelerde yüzde 20 oranında görülür. Erken doğum, plasentanın erken ayrılması( Plasenta dekolmanı),geliş anomalileri riski artar.
  • Preeklamsi: Gebelikte tansiyon yükselmesidir. Diyabetik gebelerde risk artmaktadır.
  • Doğumsal anomaliler: Gebeliğin özellikle erken döneminde kan şekeri kontrolü iyi olmazsa kalp anomalileri, solunum ve bağırsak anomalilerinde artış olabilir.
  • İdrar yolu enfeksiyonları ve vajinal mantar enfeksiyonları daha çok görülmektedir.

Gestasyonel Diyabet Hastalarının Doğum ile İlgili Sorunları Nelerdir?

  • İri bebekten dolayı zor doğum( omuz takılması, fetal asfiksi, normal doğum sonu kanama ve yırtık olasılığının artması) görülebilir.
  • GDM hamilelerde, bebeğin akciğer gelişimi gecikebilir. Doğum sonu, bebek solunum sıkıntısı yaşayabilir ve yeni doğan yoğun bakımına daha çok ihtiyaç duyulur.
  • GDM tek başına sezaryen nedeni değildir. Fakat iri bebek ve zor doğum olasılığı yüzünden sezaryen girişimi geniş tutulmalıdır.
  • Doğum sonrası bebekte; hipoglisemi ( kan şekerinin normalin altında olması), hipokalsemi (kan kalsiyum miktarının düşmesi) , uzayan sarılık vb metabolik sorunlar gelişebilir.

Nasıl Anlaşılır?

İdeal olan gebelik planlandığında açlık ve tokluk kan şekerine bakılmasıdır. Eğer mümkün olmamışsa ilk gebelik muayenesinde risk değerlendirmesi yapılmalıdır.

Ülkemizde tüm gebelerde 24-28. haftalarda 50gr oral glukoz tolerans testi uygulanmaktadır. 50 gr.OGTT bir tarama testidir. Gebeye günün herhangi bir saatinde aç veya tok karna 50gr glikoz içeren sıvı içirilerek bir saat sonra kan şekeri ölçülür.

Bu testte kan şekeri yüksekliği saptanırsa (140mg/dl -190mg/dl arasında ise) veya hastada risk artışı bulunursa 100gr oral glikoz yükleme testi (100gr OGTT) yapılmaktadır.

Bu testte de gestasyonel diyabet için riskli bulunan gebeye aç karna 100gr glikoz içeren sıvı içirilir; birinci, ikinci ve üçüncü saatlerde kan şekeri ölçümü yapılır. En az iki değer normalin üzerinde ise gestasyonel diyabet tanısı konur.

Çıkması gereken normal değerler:

  • Açlik; 95mg/dl,
  • 1. saat;185mg/dl,
  • 2. saat;165mg/dl,
  • 3. saat;145mg/dl olmalıdır.

Son 3 aylık kan şekeri değişikliklerini kontrol etmek için Hg A1c tayini yapılabilmektedir.

Tedavi

Tüm GDM gebelerin yüzde 15-20’sinde insülin tedavisine ihtiyaç duyulurken hastaların büyük bir kısmında bir diyet uzmanı ile beraber düzenlenen diyet ve egzersiz yeterli olmaktadır. Diyetteki kalori ihtiyacı 35kcal/kg olarak hesaplanır.

Beslenme 3 ana, 3 ara öğün şeklinde az ve sık olmalıdır. Kan şekeri kontrolü için diyetin düzenlenmesi tek başına geçerli olmayıp psikolojik stres de kontrol altına alınmalıdır. Orta dereceli fiziksel egzersiz kan şekeri kontrolünde çok yarar sağlamaktadır.

Tüm bunlara ek olarak yürüyüş, yüzme ve yoga önerilebilir.

Tanı konulduktan sonra hedef açlık kan şekerini 95mg/dl, tokluk kan şekerini 1. saatte 140mg/dl altında tutmaktır. Bakımın en önemli unsuru periyodik kontrollerdir. Diyetin ayarlanmasını takiben bir hafta sonra kan şekeri değerlendirilir. İstenilen sonuca ulaşılamazsa insülin ihtiyacı gelişir.

Gestasyonel diyabetlilerde hangi tedavi şekli yapılırsa yapılsın, haftada bir kez kan şekeri ölçümü mutlaka yapılmalıdır. Gebelik takip sıklığı 32. haftadan sonra sıklaşmalı ve gestayonel diyabetli anne bebekleri iri fetus ve geç akciger gelişimi nedeniyle son haftalarda dikkatle gözlenmelidir.

Doğum sonrası:

Gestasyonel diyabetli annelerde doğum sonrası insülinle tadavi ihtiyacı genellikle ortadan kalksa da yaşantılarının ilerleyen döneminde diyabetle karşılaşma riskleri artmaktadır.

Bu nedenle doğumdan 6 hafta sonra glisemik durum yeniden değerlendirilmeli ve 75gr glikoz yüklemesi yapılmalı; normal çıkması halinde 3 yıllık aralarla tekrarlanmalıdır.

Bu kadınlar; hayat tarzlarında değişiklik yapmalı, insülin direncini azaltmak için ideal kiloya inmeli, sık ve az beslenerek egzersiz yapmalıdırlar.

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/gebelik-diyabeti-dusuk-riskini-artiriyor/

Gebelikte diyabet! Yarattığı riskler, belirtileri ve tedavisi..

Gebelikte Diyabet Bebek İçin Riskli Mi?

Vücudumuz, yediğimiz karbonhidratlı besinleri glukoz adını verdiğimiz şekere dönüştürür.

Şeker, vücudumuzun tüm aktivite gerektiren eylemlerinde (nefes alma, yürüme, koşma, okuma, uyuma gibi) kullandığı enerji kaynağıdır.

Diyabet (şeker hastalığı), vücudunuzun şekeri enerji olarak kullanmasını güçleştirir. Diyabetli kişiler, şeker yüksekliği sorunuyla karşı karşıyadır, ancak hücrelerinde enerji açlığı mevcuttur.

Normalde, şekeri kan damarlarımızdan alıp hücrelerimize taşımak için pankreas bezinde üretilen insülin hormonuna ihtiyaç vardır.

Diyabetli kişilerde pankreas tarafından ya yeterli insülin üretilmez ya da üretilen insülin etki gösteremez. İnsülin üretilemiyorsa tip 1 diyabet, insülin etki göstermiyorsa ise tip 2 diyabet söz konusudur.

Her iki durumda da kan glukozu (şekeri) yükselir. Bu duruma hiperglisemi adı verilir.

Gebelikte diyabet (şeker) hastalığının riskleri ve tedavisi

Hiperglisemi iyi tedavi edilmediğinde büyük ve küçük kan damarlarını bozarak göz, böbrek ve sinir dokusunda tahribata yol açar; kalp krizi ve inmeye (felç) neden olabilir.

Diyabeti olan bir kadın ne yapmalıdır?

Günümüzde gebeliğin iyi planlanması (yani kan şekerinin kontrol altında olması) ve modern gebelik takip yöntemleri sayesinde, diyabetli kadınlar da sağlıklı bir bebeğe sahip olabilir. Sadece biraz daha özverili olmaları gerekebilir.

Daha önceden diyabeti olan kadın gebe kaldığında pregestasyonel diyabet söz konusudur. Gebelik diyabeti (gestasyonel diyabet), daha önceden diyabeti bulunmayan bir kadında, gebelik sırasında ortaya çıkan ve bebeğin doğumu ile birlikte genellikle ortadan kaybolan, geçici bir diyabet şeklidir.

Gebelik diyabeti;

• Gebe kadınların yaklaşık olarak %2-4’ünde görülür.

• Gebeliğin genellikle 24-28. haftalarında ortaya çıkar.

• Daha sonraki gebeliklerde tekrarlayabilir.

• Bu tür diyabeti daha önce geçirmiş olan kadınlarda, daha sonraki yıllarda kalıcı tip 2 diyabet gelişme riski oldukça yüksektir. Bu nedenle, gebeliğinde diyabet gelişen annelerin gebelik sonrasında ideal kilolarına dönmeleri ve düzenli spor yapmaları hastalığın tekrarlamaması açısından çok önemlidir.

Gebelikte diyabet hangi sorunlara neden olur?

Gebelik diyabeti riski nasıl anlaşılır?

• Ailesinde diyabet hastalığı olan kişiler,

• Kilolu kişiler,

• 35 yaş üzerinde gebe olanlar,

• Daha önceki hamileliklerinde 4 kilogramın üzerinde bebek doğurmuş olanlar,

• Daha önceki gebelik sırasında gestasyonel diyabet olanlar gebelik diyabeti gelişmesi açısından risk altındadır. Gerekli testler için doktora danışmaları gerekir.

Gebelik şekeri tanısı konan anne adaylarının yarısında risk faktörlerinden hiçbiri bulunmaz. Bu nedenle hiçbir şikayeti olmasa bile tüm anne adayları 24-28. gebelik haftalarında, diyabet gelişme riskinin en yüksek olduğu dönemde şeker hastalığı tarama testine (oral glukoz tolerans testine) tabi tutulur.

Diyabetli hastaların gebelik öncesinde dikkat etmesi gerekenler

Kan şekerinin uzun süreli kontrolünü gösteren HbA1c (A1C) testinin normal aralıkta olması, eğer normal değilse normale değere gelinceye kadar (en az 2 ay süreyle) gebelikten kaçınılması gerekir. Gebelik, diyabetli anne adayında mevcut bazı sorunları ağırlaştırabilir.

Ayrıca bu sorunlar, anne karnındaki bebeğin sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Bundan dolayı, gebe kalmadan önce göz dibi muayenesi ile idrarda mikroalbuminüri ve kanda kreatinin gibi böbrek testlerinin yaptırılması, ayrıca kalp damar sağlığı yönünden gerekli muayenelerden geçilmesi uygun olur.

Gebelik öncesinde tiroid fonksiyon testlerinin de değerlendirilmesi önemlidir.

Kreatinin nedir? Neye yarar? Yüksekliği ve düşüklüğü neye yol açar?

Gebelik sırasında diyabet tedavisi değiştirilmeli midir?

Gebelik sırasında vücutta önemli fiziksel ve hormonal değişimler olur. Bir yandan hormon seviyelerinin değişmesi, diğer yandan karındaki bebeğin büyümesi nedeniyle insülin ihtiyacı değişir ve dikkat edilmezse, kan şekeri kontrolü bozulabilir.

Gebelik öncesinde tip 1 (insüline bağımlı) diyabeti olan hastanın, varsa insülin tedavisinin yoğunlaştırılması ve sık aralıklı (bazal-bolüs) insülin tedavisi programına alınması için doktoruna başvurması gerekir.

Gebelik diyabeti (hamilelik şekeri) nedir? Testi ve tedavisi

Günümüzde tip 2 (insüline bağımlı olmayan) diyabet giderek daha genç yaşlarda ortaya çıkar ve bu arada doğurganlık çağındaki kadınlarda da görülebilir.

Tip 2 diyabeti varsa ve bebek sahibi olma planlanıyorsa, ağızdan alınan haplar kesilerek insülin tedavisine geçilmesi gerekir.

Çünkü ağızdan alınan şeker düşürücü ilaçların, gebelik sırasında güvenle kullanılabileceğine dair yeterli kanıt yoktur.

İnsülin tedavisinin bebeğe etkisi nedir?

Anne adayları genellikle insülin tedavisinden korkar ve bebeklerinde de şeker hastalığı ortaya çıkacağı endişesi taşır.

Kan şekerlerini normale döndürerek, bebekte gebelik döneminde veya doğum sonrası ilk günlerde ortaya çıkması muhtemel durumların önüne geçilmesi açısından insülin tedavisi oldukça başarılıdır.

Bu nedenle, insülin tedavisi önerilen anne adaylarının bu tedaviyi korkmadan kabul etmeleri ve uygulamaları önemlidir.

Gebelik süresince iyi bir kan şekeri kontrolünü sürdürebilmek için, insülin dozlarının sık sık ayarlanması gerekir.

Gebeliğin özellikle ilk üç ayında görülen bulantı ve kusmalar, karbonhidratlı gıdaların alınımını zorlaştıracağından insülin ihtiyacı bu dönemde azalabilir.

Önlem alınmazsa ani kan şekeri düşüklüğü (hipoglisemi) nöbetlerine maruz kalınabilir. Gebeliğin ikinci üç ayından itibaren insülin ihtiyacı artmaya başlar ve doğum öncesinde en üst seviyeye ulaşır.

Gebelik süresince kontroller hangi sıklıkta olmalıdır?

Gebelik sırasında hastanın hem diyabetiyle ilgilenen doktorunu hem de jinekoloğunu sık sık görmesi gerekir. Böyle davranılması hem annenin kendisinin hem de bebeğinin sağlığını koruması bakımından çok önemlidir.

Gebelik sırasında oluşabilecek komplikasyonlar yönünden göz, böbrek gibi kontroller doktorun önerdiği aralıklarla tekrarlanmalıdır. Gebeliğin ikinci yarısında tiroid fonksiyonlarının da kontrol edilmesinde fayda vardır. Gebelik boyunca, toplam kilo alımı 10-13 kilogramı aşmamalıdır.

Gebelik süresince kan şekeri takibi nasıl yapılmalıdır?

İdeal açlık kan şekeri düzeyi 60-90mg/dl, tokluk kan şekeri düzeyi ise 120-130 mg/dl’dir. Kan şekeri düzeyleri açlık (ayrıca öğün öncesi), öğün sonrası tokluk (özellikle 1 saat) ve insülin kullananlarda gece 03.00 ölçümleri yapılmalıdır.

Anne babadaki diyabet çocuğa geçer mi?

Anne tip 1 diyabetli ise, çocuğunun tip 1 diyabetli olma riski yüzde 2 kadardır. Hem anne hem de baba tip 1 diyabetli ise bu risk yüzde 30’a kadar yükselir. Buna karşılık, annenin tip 2 diyabeti varsa, çocuğun tip 2 diyabetli olma riski yüzde 25 kadardır. Hem anne hem de baba tip 2 diyabetli ise bu risk yüzde 50’ye kadar yükselir.

Kontrol altına alınmamış gebelik şekerinde bebek için var olan tehler

• Kan şekerinin yüksek seyretmesi, gebeliğin tüm dönemlerinde bebeğin anne karnında aniden ölme riskini artırır.

• Bebeğin normalden iri olmasına, amniyos sıvısının artmasına neden olabilir.

• Bebeklerde antenatal dönemde, fetal distres ve bebekte oksijen azlığı gelişme riski normal gebeliklere göre çok daha fazladır.

• Bebeğin irileşmesine neden olabilir ve doğum problemleri gelişebilir.

• Bebek doğduktan sonra da özellikle doğum eyleminin hemen öncesinde ya da doğum eylemi esnasında, kan şekeri yüksek seyreden annelerin bebeklerinde başta hipoglisemi (kan şekeri düşmesi) gibi yenidoğan problemleri ortaya çıkabilir.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/gebelikte-diyabet-tedavisi/

Gebelikte Diyabet Hakkında Bilgi

Gebelikte Diyabet Bebek İçin Riskli Mi?

Gebelikte diyabet hakkında bilgi almak özellikle şeker hastası kadınlar için oldukça önemlidir. Diyabetli gebelik bebek açısından riske yol açabilir. 

Gebelik ya da hamilelik şekeri olarak bilinen gestasyonel diyabet, şeker hastalığı olmayan bir anne adayında da oluşabiliyor. Anne ve bebek sağlığı açısından risk yaratabilen bu durum, hamile kadınların yaklaşık yüzde 5’inde rastlanıyor. Ancak hamilelikte yaptırılan şeker yükleme testi ile anne ve bebekte oluşabilecek birçok sağlık problemi önceden tespit edilebiliyor.

Central Hospital’dan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Cengizhan Kolata, “Şeker yükleme testi sırasında vücuda şeker yüklenmesi, sağlıklı bünyelerde hem bebek hem de anne için sakınca teşkil etmez. Çünkü vücutta şeker testi sırasında yüklenen kan şekerini dengeleyen ve kısa sürede normal seviyeye düşüren bir mekanizma vardır” diyor.

Gebelikte Diyabet Dikkate Alınmalı

Gebelik şekeri; hamilelik öncesi şeker hastalığı bulunmayan bir anne adayının gebelik döneminde kanındaki glikoz (şeker) seviyesinde yükselme saptanmasıyla ortaya çıkar.

Gebelik şekeri, gebe kadınların yaklaşık yüzde 3-5’inde rastlanır. Yüzde 90’ı ise gebelik sırasında fark edilir. Hamilelik döneminin 24. ve 28. haftalarında yapılacak şeker yükleme testi ile gebelik şekeri tespit edilebilir.

Hamilelikte şeker yükleme testi yaptırmanın anne ve bebek sağlığı açısından zararlı olup olmadığı en çok merak edilen ve tartışılan konulardan biridir. Ancak gebelik süresince anne ve bebekte oluşabilecek herhangi bir sağlık probleminin önceden tespit edilebilmesi için şeker yükleme testinin yaptırılması gerekir.

Şeker yükleme testi sırasında vücuda şeker yüklenmesi, sağlıklı bünyelerde hem bebek hem de anne için sakınca teşkil etmez. Çünkü vücutta şeker testi sırasında yüklenen kan şekerini dengeleyen ve kısa sürede normal seviyeye düşüren bir mekanizma vardır.

Diyabetli Gebelik için Risk Grupları

Hamilelikte oluşabilecek gebelik şekeri yüksek riskli, riskli ve riskli olmayan grup olarak üçe ayrılır. Vücut kitle indeksi (BMI) yüzde 30’un üzerinde olan gebeler yüksek risk grubundadır. Tekrarlanan gebelik kayıpları, açıklanamayan bebek kayıpları ve kötü gebelik öyküsü olan kadınlar risk grubundadır.

Ayrıca iri bebek doğumu yapanlar, ailesinde diyabet öyküsü olanlar, polikistik over (yumurtalıklarda irileşme ve küçük kistler oluşması) hastaları, 25 yaş üzeri kadınlar, önceki gebeliğinde diyabet öyküsü olanlar ve zor doğum yaşayan (omuz takılması) kadınlar da bu grupta yer alır.

25 yaş aralığında olan kadınlar, ilk gebeliği olanlar ve ailesinde herhangi bir şeker hastalığı olmayan kişiler ise risk grubu dışındadır.

Diyabetli Gebelik için Tanı

Gebelik şekerinin tanısı için güncel yaklaşım olarak kabul edilen 75 gramlık şeker yükleme testi anne adayına uygulanır. Test sonuçlarında açlık kan şekeri 92 mg/dl, 1. saat kan şekeri 180 ml/dl, 2. saat kan şekeri 153 gr/ml altında ise bu değerler normal olarak kabul edilir. Ancak çıkan sonuçlardan herhangi bir değer yüksek ise anne adayı risk grubundadır.

Tanı testi yalnızca risk gruplarına yapıldığında gebelik şekerinin sadece yüzde 50’lik popülasyonuna tanı konulabilir. Diğer yüzde 50’lik bölüm ise göz ardı edilmemelidir.

Tanısı konan ve kan şekeri istenilen seviyede takip edilen gebelerde sağlıklı bir gebelik süreci ve doğum imkanı sağlanabilir. Bu taramanın yaptırılmaması halinde ise tanı koyulamayan yüzde 50’lik kısımdaki anne adayında ve bebekte bazı sağlık sorunları ortaya çıkabilir.

Gebelikte Diyabetin Bebeğe Zararları

Bebekte oluşabilecek sorunlar; organ anomalileri (omurga, kalp vb), büyüme gelişme geriliği, diyabet riski, zor doğuma bağlı doğum travmaları, yeni doğan döneminde uzamış sarılık, hipoglisemi (kan şekerinin normal seviyeden daha düşük olması), hipokalsemi (kandaki kalsiyumun aşırı derecede azalması), hipomagnezemi (kandaki magnezyum düzeyinin normalin altına inmesi) ve yeni doğan solunum problemleridir.

Gebelikte Diyabet Tedavisi

Tanı koyulduktan sonra kan şekerinin hedeflenen seviyelerde tutulabilmesi için anne adayına Diyet, egzersiz ve ilaç tedavisi planlanmalıdır.

Diyabet sistemik bir hastalık olduğundan ve vücuttaki tüm organları ilgilendirdiğinden; anne adayının kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, endokrinoloji uzmanı, beslenme ve diyet uzmanının da bulunduğu multidisipliner bir yaklaşımla yakın takibe alınması gerekir.

Unutulmamalıdır ki gebelik şekeri bir sonraki doğumda yüzde 60 oranında tekrarlar. Gebelik şekerlerinde ileriki dönemlerde diyabet olma oranı ise yüzde 26’dır.

Gebelikte Diyabet için Kimler Test Yaptırmalı?

Gebelik döneminde şeker yükleme testinin atlanmaması gerektiğini belirten Central Hospital’dan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Cengizhan Kolata, “Çeşitli sebeplerle test yaptırmak istemeyen gebeler ise, risk grubunda olmasalar bile düzenli olarak açlık kan şekeri testini yaptırmaları gerekir.

Gebelik süresince açlık kan şekeri 95 ml/dl’ı, tokluk kan şekeri de 140 ml/dl’ı aşmamalıdır. Hemoglobin A1c, yani glikozillenmiş hemoglobin kan tahlili de (HbA1C) yüzde 6’yı geçmemelidir” diyor.

Источник: https://cicicee.com/gebelikte-diyabet-hakkinda-bilgi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.