Gebelikte Fazla Kilo Alımı Çocukta Obezite Riskini Artırıyor

içerik

Hamilelikte fazla kilo sorunu çocuklarda obezite riskini artırıyor!

Gebelikte Fazla Kilo Alımı Çocukta Obezite Riskini Artırıyor
Hamilelikte fazla kilo sorunu çocuklarda obezite riskini artırıyor!

Ele avuca sığmaz, hareketli, fit çocukların yerini yavaş yavaş obezite teşhisi konulan ve ciddi sağlık problemleriyle mücadele eden nesiller alıyor.

Çocukların metabolik programı annenin gebelik döneminde uyguladığı beslenme şekline göre değişiyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Dr.

Elif Özsu, çocuklarda obezite ve alınması gereken önemler hakkında ailelere önerilerde bulundu.

Obezite vücut yağ dokusunun artması olarak tanımlanabilir. Bu yağ oranını doğrudan ölçmek mümkün olmadığı için vücut kitle indeksi kullanılmaktadır.

Vücut kitle indeks değerinin yaş ve cinsiyete göre yüzde 95 persentil üzerinde olması obezite olarak kabul edilmektedir.

2 yaş ve altı çocuklarda ise boya göre ağırlık değeri kullanılır ve eğer bu değer yüzde 97 – üzeri ise obezite tanısı konulur.

Gebelikte beslenme çocuğun geleceğini etkiliyor

Bebek-anne sağlığı paralellik gösterir. Annenin gebelikteki beslenme şekli ve kilo alımı doğrudan bebeği etkileyecektir. Eğer anne düzensiz beslenir ve aşırı kilo alırsa bebekteki genetik kodlama ile ileri yaşlarda bazı riskler oluşabilir. Ayrıca ilk 3 ay başta olmak üzere gebelik boyunca yeterli ve dengeli beslenmeyen anne adaylarının bebeklerinde insülin direnci artmaktadır.

Gebelikte fazla şeker tüketen annelerin bebekleri ise okul çağında yağlanma göstermektedirler. Kanada’da yapılan çalışmada 1 yaşında dahi yağlanma paterninin arttığı saptanmıştır.

Daha önce kilolu olup, gastrik bypass yapılıp sonrasında gebe kalan annelerin bebekleri opere olmayıp gebe kalabilenlere göre metabolik yönden daha şanslıdırlar.

Erken yaşta gebe kalınmasının da ileri yaş obezitesinde önemli rol oynadığını belirtelim.

Gebelikte 9-12 kg’dan fazla alınmamalı

Gebeliğin başlangıcından itibaren anne adayı beslenmesine büyük özen göstermelidir. Yanlış beslenme alışkanlıkları düzeltilerek, gebelik için gerekli besin öğelerini içeren dengeli bir diyet oluşturulmalı ve bu diyete sadık kalınmalıdır.

Gebelik süresince annenin doğum öncesi kilosu da göz önünde bulunarak 9-12 kg alımı yeterli kabul edilmektedir. Ancak doğum öncesi kilosu fazla olan annelerin daha az kilo alması önerilir.

Gebeliğin son 3 ayında yağ birikimini önlemeye yönelik enerji sınırlaması, fetüs büyümesini olumsuz yönde etkileyeceğinden sakıncalıdır.

0-1 yaş arası döneme dikkat!

Erken çocukluk dönemi ve 0-1 yaş arası infant dönem metabolik program açısından son derece kritik aşamalardır. Erken dönemde kilo alınması; vücut yağlanması, tansiyon ve kardiyovasküler hastalıklar açısından sadece ileri yaş değil, çocukluk dönemi için de risk teşkil eder.

Ayrıca bebeklerin gestasyon haftasına göre küçük doğmaları (SGA), büyük doğmaları (LGA)ya da ileri derece prematür olmaları ilerleyen yaşlarda metabolik sendrom yani insülin direnci, hipertansiyon, dislipidemi yani kandaki yağ oranında yükseliş ve bel çevresinde artma riski doğurur.

Bu bebekler daha çocukluk çağında obez olabilirler.

Çocuklara diyet önerilmiyor

Çocukların yaşına göre alması gereken enerji ve besin öğelerini kapsayan dengeli bir beslenme modeli olmalıdır. Gelişme çağında olan bir çocuğa enerjiyi kısıtlayan diyetler yaptırmak büyüme ve gelişmeyi olumsuz yönde etkiler. Anne sütünü erken kesmek ayrıca her ağladığında bebeği beslemek doğru kabul edilmez.

İlk 6 ay sadece anne sütü verilmeli, 2 yaşına kadar tamamlayıcı besinlerle birlikte anne sütü verilmeye devam edilmelidir. 6. aydan itibaren uygun tamamlayıcı besinlere azar azar başlanmalı, verilen tamamlayıcı besinler çocuğun ayına uygun olmalıdır.

İlk verilen ek besin tatlı olmamalı, süt, şeker-bal, reçel, bisküvi, muhallebi gibi besinlerin verilmesiyle enerji alımının artacağı unutulmamalıdır. Bebeğin tükettiği diğer besinlerin yaşına uygun miktarlarda verilmesi sağlanmalıdır.

Uzun süreli biberon kullanımı önlenmeli, anne biberon yerine kaşıkla beslenme yönünde teşvik edilmelidir.

Hamilelikte fazla kilo ve diyabet sorunu varsa dikkat!

Gebelikte diyabet olan anne adaylarının erkek bebekler ileri dönemde obez bireyler olabilirler. Gebelikte fizyolojik olmayan yeme davranışları, aşırı yeme, diyabet varlığı daha sonra obezite için risktir. Obez annelerin çocuklarının deri kıvrım kalınlıkları daha yüksektir.

Gebelikte alınan ağırlık 16 kg’ın üzerinde ise, çocukların 17 yaşında beden kitle indekslerinin 90 persentilin üzerinde olma olasılığı artmaktadır.

Annenin gebelikte preeklampsi yani gebelik zehirlenmesi yaşaması ileri dönemde hem kız hem erkek bebekleri etkileyerek obezite riskini arttırmaktadır.

Çocuğunuzu obeziteden korumak için almanız gereken 15 önlem

  • Hamilelikte fazla kilo varsa, kilo kontrolü sağlanmalıdır. Aşırı kilo almak da yetersiz kilo almak da bebeğinizin metabolik sürecini etkiler.
  • Gebelikte şekerden zengin ve katkılı ürünler tüketilmemelidir.
  • Gebelikte ara öğünler atlanmamalı, süt, yoğurt ve yumurta mutlaka yenilmelidir.
  • Asla sigara içilmemeli ve içilen ortamlarda bulunulmamalıdır.
  • 6 ayın altındaki bebeklere meyve suyu verilmemeli, 6. aydan sonra kısıtlı verilmelidir.Mümkünse meyve suyu yerine meyve tüketilmelidir. İlk 2 yıl sık meyve suyu tüketen bebekler 4 geldiğinde artış vücut kitle indeksine sahip olabilirler.
  • Düzenli uyku çok önemlidir. Bebeğin uykusuna çok dikkat edilmelidir.
  • Eve fast food ve basit şekerlerden oluşan atıştırmalıklar alınmamalıdır.
  • Bebeğin yoğurt tüketmesi sağlanmalıdır.
  • Doktora sormadan çocuğa antibiyotik verilmemelidir.
  • Çocuğun beslenmesine zaman ayrılmalı ve öğün atlanmamalıdır.
  • Yemekler ekran karşısında yenilmemelidir.
  • Kendi kendine yemesi ve sık sık su içmesi için teşvik edilmelidir.
  • Ödül olarak çocuklara besin grupları önerilmemelidir.
  • Çocuğun kilo ve persentili yakından takip edilmelidir.
  • Çocukta dikkat çeken bir kilo alımı söz konusuysa bunun ileri yaşlara etkisi düşünülmeli ve hangi nedenlerle kilo aldığı gözlenmelidir. Gerekirse ilgili testlerin yapılması için doktora gidilmelidir.

Gebelikte oruç tutmak bebeğe zarar verir mi?

Источник: //indigodergisi.com/2018/06/hamilelikte-fazla-kilo-cocuk-obezite/

Çok fazla Gebelik Kilo Alma, Çocuğun Obezite Riskini Arttırdı

Gebelikte Fazla Kilo Alımı Çocukta Obezite Riskini Artırıyor

Çalışması, Gebelik Ağırlığının Genetikten Bağımsız Çocukluk Çağı Obesitesine Katkıda Bulunmasını Sağlıyor

Son Gebelik Haberleri

  • Düşük Karbonlu Diyetler, Ciddi Bir Doğum Defecti İçin Artış Riskini Aştı
  • Bir Kadının Doğurganlığını Arttırmak İçin Bir Diyet?
  • Sağlık İpuçları: Gebelikte Enfeksiyonları Engellemek
  • ABD'li Moms-to-Be
  • 1 için İnme Trendini Sorguluyor 4 ABD Ölüm Yadigarları Önlenebilir
  • Daha Fazla Haber ister misiniz? MedicineNet Bültenlerine kaydolun!

Katrina Woznicki tarafından

WebMD Sağlık Haberleri

Yazan Laura J. Martin, MD

4 Ağustos 2010 – Hamilelik sırasında çok kilolu kadınlar doğum ağırlığı yüksek bir bebek sahibi olma riski altındadır ve bu da bebeğin doğum ağırlığını artırabiliraraştırmacıların raporunda çocuğun uzun vadeli obezite riski var.

Yüksek doğum ağırlığı vücut kütle indeksi( İ) yüksekliği ve ağırlığı – daha sonra yaşamda – bir ölçüyle ilişkilidir.

Bununla birlikte, araştırmacılar, gebelikte kilo almanın bir çocuğun genetikten bağımsız olarak obezite riskine katkıda bulunup bulunmadığından emin değiller.

Daha önce yapılan araştırmalar, anne ağırlıklarının baba kilosuna kıyasla çocuğun İ'siyle daha kuvvetli bir şekilde ilişkili olduğunu göstermektedir; bu da, sadece genetik değil, çocuğun ağırlığında önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir.

Boston'daki Çocuk Hastanesi ve New York'taki Columbia Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, annenin kilo almasının etkilerini değerlendirmek ve kilo alımının genetik bileşenlerden etkilenmesini önlemek için aynı annede birden fazla tek gebeliğe baktı.

Yazarlar hamilelikte kilo artışı ile daha büyük bebekler arasında tutarlı bir bağlantı buldu. 'nin 5 Ağustos sayısında yayınlanan bulgular arasında Lancet :

  • Bir anne( 1 kg = 2.2 lbs) kazanan her kilogramda( kg) bebeğin doğum ağırlığı 7.35 gram( 0.25 oz) arttı.
  • 8 kg ve 10 kg( 17,5 ve 22 lbs) arasında kazanılan kadınlarda doğan bebeklere kıyasla, gebelik sırasında 24 kg'dan( 52,5 lbs) fazla kazanan anneler doğan bebekler doğumda yaklaşık 150 gr( 5,3 oz) ağırdı.
  • Hamilelik sırasında 24 kg'dan fazla kazanan anneler, yalnızca 8 kg'dan 10 kg'a yükselmiş kadınlara kıyasla, 4.000 gram( 8 lbs 13 oz) ağırlığındaki bir bebeğin doğum oranının iki katından fazladır.

Bulgular Michigan ve New Jersey'deki doğum kayıt verilerine dayanmaktadır. Araştırmacılar, Ocak 1989 ile Aralık 2003 arasında doğan 513.501 kadın ve 1.164.750 çocuğa ilişkin bilgileri analiz ettiler.

37 haftadan kısa veya 41 haftadan fazla gebelikler, diyabetli kadınlar, 500 gramdan daha hafif veya 7.000 gram'dan fazla doğan bebekler ve kimse kayıpgebelik kilo alımı için veriler çalışma dışı bırakılmıştır.

Çalışma, Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından desteklendi.

Çocukluk Çağı Obezitesine Bakış

Çocukluk çağı obezitesi, CDC'ye göre son 30 yılda üç kat arttı.1980 ile 2008 yılları arasında 6 ila 11 yaş arasındaki çocuklar arasında obezite prevalansı% 6,5'den% 19,6'ya yükseldi;12-19 yaş grubunda ise bu rakamlar sırasıyla% 5'den% 18.1'e yükseldi.

Obesite, kardiyovasküler hastalık, kanser, hatta artrit dahil olmak üzere birçok kronik durum için önemli bir risk faktörüdür.

Obezite de dahil olmak üzere, hayatın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkan, cenin fetal kökeni üzerine giderek artan bir ilgi vardır.

Yazarlar, hamile kadınların çocuklarında kilo alma riskini azaltmaya yardımcı olmak için kilo kontrolü ve önleme stratejilerinden yararlanabileceğini önermektedir.

“Yüksek doğum ağırlığı yaşamın ilerleyen zamanlarında İ'yi öngördüğünden, bu bulgular hamilelikte aşırı kilo alımının çocuklarda obeziteye bağlı hastalığın uzun vadeli riskini artırabildiğini” yazarlar yazıyor.”Yüksek doğum ağırlığı, astım, atopi ve kanser de dahil olmak üzere hayatın ilerleyen dönemindeki diğer hastalıkların riskini de artırabilir.”

Los Angeles Kaliforniya Üniversitesi'ndeki Sağlıklı Çocuk Aileleri Toplulukları'ndan Neal Halfon ve Michael C.

Lu, eşlik eden bir editörde “gebelik haftasındaki kilo artışının gelişmekte olan fetus ve metabolik işlevsellik üzerindeki etkisinin daha iyi anlaşılmasına rağmendoğum öncesi yaştaki kadınlara yardımcı olmak ve hamilelik öncesinde ve sırasında sağlıklı bir kilo vermeye nasıl yardımcı olacağına acilen ihtiyaç duyulmaktadır Prekonsepsiyonel sağlık üzerine giderek daha fazla odaklanıldığında, kadınların gebe kalmasına yardımcı olacak etkili müdahaleler geliştirme fırsatı bulunmaktadırDaha sağlıklı yaşam boyu ağırlık yörüngeleri üretmek ve aşırı kilo alımının nesiller arası döngüsünü kesmek için daha etkin popülasyon tabanlı stratejilere ihtiyaç vardır “dedi.

  • Gebelik Evreleri Slayt Gösterisi Resimleri
  • Erken Gebelik Belirtileri Slayt gösterisi
  • Erken Gebelik Belirtileri Sınav

Источник: //medicaltipes.com/tr/posts/28733

Gebelikte Fazla Kilo Alımının Zararları ve Öneriler

Gebelikte Fazla Kilo Alımı Çocukta Obezite Riskini Artırıyor

Hamilelik süresince fizyolojik gereksinimleri sağlamak ve vücudun depolarını korumak için sağlıklı beslenmek gerekir. Ayrıca bebeğin büyüme ve gelişmesi, salgılanacak sütün besin ve kalori değerleri için de gıdalar yeterli alınmalıdır. Hamilelik döneminde kalori ve protein ihtiyacı artar.

Normalden yaklaşık 300 kalori daha fazla alınması gerekir. Özellikle hamilelik döneminde yeterli protein tüketilmelidir. Bu nedenle besin çeşitliliği ile yeterli protein alımı sağlanmalıdır.

Artan kalori ihtiyacının olması gerekenden fazla alınması ise gebelikte fazla kilo alımına sebep olmaktadır.

Bu yazımızda hamilelikte aşırı kilo alımının zararlarından ve gebelik süresince kilo kontrolü sağlanması için önerilerde bulunacağız.

Yetersiz Beslenme Durumunda

Gebelik döneminde, bebeğin büyüme ve gelişimi için günde 60-70 g kadar protein almak gerekir. Özellikle bebeğin beyin gelişimi için balık tüketmek oldukça önemlidir. Yetersiz kalori alımında vücut ihtiyacı olan enerji için proteinleri kullanır. Yeterli vitamin ve mineraller alınamaz.

Bu nedenle bütün besin gruplarını içeren yeterli ve dengeli bir beslenme programı alışkanlık haline getirilmelidir. Sadece yağ ağırlıklı beslenilirse gebelikte fazla kilo alımına sebep olur. Gerekenden az miktarda besin alımı ise gebelikte yetersiz kilo alımına sebep olur.

Folik asit yetersiz alınırsa düşük doğum ağırlıklı bebekler dünyaya gelebilir, annede magaloblastik anemi görülebilir. Bu nedenle pişirme yöntemlerine de dikkat ederek et, süt, yumurta ve koyu yeşil yapraklı sebzeler tüketilmelidir.( Ayrıntılı bilgi için bkz gebelikte folik asit kullanımı)

Kalsiyum; diş-kemik sağlığı, kas ve sinir sistemi ve kalbin normal hızda atmasında görev alır. Günlük kalsiyum ihtiyacı için süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, kuru incir, badem, barbunya ve bezelye tercih edebilirsiniz.

Süt ve süt ürünleri yeterli miktarda tüketilmez ise D vitamini eksikliği görülür. D vitamini, vücutta kalsiyum ve fosforun emilerek kullanılmasını sağlar. Ayrıca D vitamini için güneş ışığını da unutmamak gerekir.

Hamilelikte kalsiyum eksikliği anne ve bebeğin sağlığını tehdit eden bir husustur.

Demir, bebeğin gelişimi için oldukça önemlidir. Günlük alınması önerilen demir miktarı (RDA), hamileler için 27 mg’dır.

Yumurta, et ve et ürünleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru meyveler, pekmez, yer fıstığı ve tam taneli tahıllar demirin iyi kaynaklarıdır. Ancak bitkisel kaynaklar, hayvansal kaynaklar kadar iyi emilemez.

Bitkisel demir kaynaklarının yanında C vitamininden zengin limon, domates, portakal suyu gibi besinlerin tüketimi demirin emilimini arttırır.

Bağışıklık sistemini koruyan, beyin gelişimini sağlayan ve hücre büyümesini gerçekleştiren çinko için kırmızı et, yumurta, kuru baklagiller ve yağlı tohumlar tüketilmelidir.

DNA sentezini gerçekleştiren B12 vitamini sadece süt, yumurta, peynir, et gibi hayvansal besinlerde bulunur. Bu nedenle vegan hamilelerin doktora danışarak takviye alması gerekebilir.

Gebelikte fazla kilo alımı sınırı

Gebelik döneminde 9-12 kg arasında almak gerekir. Fazla kilolu annelerin ise 7-8 kg alması yeterli olur. İkiz bebek dünyaya getirecek annelerin 17-22 kg alması normaldir.Bu rakamların üzerinde kazanılan ağırlıklar gebelikte fazla kilo alımına işarettir.

Hamilelikte Aşırı Kilo Alımının Zararlı

Gebelik, kişinin beslenmesine en dikkat etmesi gereken dönemdir. Gebelik döneminde fazla kilo alımına dikkat etmek gerekir. Obezite hem anne hem de bebeğin sağlığı için zararlıdır. Gestasyonel diyabet riski artar.

Gebelik döneminde fazla kilo alınırsa sezeryan, doğum süresinin uzaması gibi riskler olabilir. Bu nedenle kişinin beslenme durumu saptanmalıdır.

Hipertansiyon, sezeryan, gestasyonel diyabet riskleri değerlendirilerek günlük 150-200 kalori ek yapılmalıdır.

İlk 3 ay yani II. Trimester döneminde kilo almadan geçmelidir. Kalori eklemesi yapmaya gerek yoktur. İhtiyaçtan fazla alınan her kalori gebelikte fazla kilo alımına sebep olur. II.

Trimester döneminde kalori ihtiyacı ve vücudun gereksinimleri artar. Bu dönemde bebek büyümeye başlar ve annede yağ birikimi artar.

Artan yağ dokusu ise emzirme döneminde süt salgısı için gereken kaloriyi karşılar.

III. Trimester döneminde kilo artmaya devam eder. Kabızlık, sık idrara gitme, el ve ayaklarda şişkinlik gibi şikayetleriniz artabilir. Bu durum normaldir. Bebeğin en hızlı büyüdüğü dönemdir ve bebek plasenta ile kalori besin ihtiyacını alır.

Fazla Kilo Alımını önlemek için Öneriler

Gebelik döneminde günlük alınması gereken kalori miktarı 2000-2500 kcal kadardır. Yani normal beslenme programına 300 kalori eklenebilir.

Kızartma ve yağ oranı yüksek besinler tüketilmemelidir. Izgara, haşlama ve buğulama yöntemlerini tercih etmelisiniz.

Beyaz ekmek yerine tam tahıllı veya çavdar ekmeğini alışkanlık haline getirmelisiniz. Hem besin değeri fazladır hem de kan şekeri dengesi sağlar.

Şekerli besinlerden uzak durmak gerekir. Böylece sindirim sisteminiz de rahatlamış olacaktır. Şekerli besinler yerine pekmez tüketebilirsiniz. Doğal şeker içerdiği için aşırı tüketilmediği sürece gebelikte fazla kilo alımına neden olmaz.

Diyabet riski varsa ara öğünleri yapmaya ve öğün atlamamaya dikkat etmek gerekir.

Gebelikte alkol kullanımından kaçınmalısınız.

Sebze ve meyve tüketmeye özen gösterin. Ancak iyi yıkanmış olmasına dikkat etmelisiniz.

Doktorunuza danışarak egzersiz de yapabilirsiniz. Yoga veya pilates deneyebilirsiniz.

Sonuç olarak hamilelik döneminde ihtiyaç duyulan kalori hamilelik öncesi kilosuna, yaşına, beslenme düzenine göre değişiklik gösterir. Anne ve bebeğin sağlıklı olması için bütün besin gruplarını içeren beslenme programı uygulaması oldukça önemlidir.

Gebelikte fazla kilo alımı anne ve bebeğin sağlığını tehye atabilecek önemli bir unsurdur. Bu nedenle gebeliğin her döneminde kilo kontrolü sağlanmalı ve  diyetisyen tarafından sürekli takip edilmelidir.

Unutmayınız ki sağlıklı beslenme hem anne hemde bebeğin sağlığı için büyük bir önem arzetmektedir.

İlgili aramalar:

Gebelikte aşırı kilo

Hamilelikte fazla kilo alma

Hamilelikte fazla kilo alınması zararlı mıdır?

Gebelikte aşırı ağırlık kazanımı

Yararlı Kaynaklar

//www.seslhd.health.nsw.gov.au/rhw/Patient_Leaflets/Antenatal/Weight%20Gain%20in%20Pregnancy.pdf

//www.babycentre.co.uk/a554810/weight-gain-in-pregnancy

//medlineplus.gov/ency/patientinstructions/000603.htm

//www.acog.org/Resources-And-Publications/Committee-Opinions/Committee-on-Obstetric-Practice/Weight-Gain-During-Pregnancy

Bu konuda daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki yorum bölümüne aklınıza takılanları yazınız!

Yorum yaptıktan sonra dilerseniz Beslenme Rehberim editörleri tarafından derlenmiş Vejetaryen Hamilelik Hakkında Herşey başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Источник: //www.beslenmerehberim.net/gebelikte-fazla-kilo/

Çocuklarda Obezite Neden Olur? — Hamileyim.net

Gebelikte Fazla Kilo Alımı Çocukta Obezite Riskini Artırıyor

Yeme alışkanlıklarımız hızla değişiyor. Ev yemekleri yerine tercih edilen fast-food yani hızlı atıştırma tarzı beslenmenin karşımıza çıkardığı en önemli sorun ise obezite. Yüksek tansiyon, kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık problemlerine yol açan obezitenin görülme yaşı giderek düşüyor.

Yapılan araştırmalara göre; kilo fazlalığı olan çocuk sayısı yüzde 12, obez çocuk sayısı ise yüzde 5. Çocuklarda obezite nedenleri, anne ve bebeğe ait faktörler, çocuklarda diyet ve bu diyetin onların psikolojisine yansımaları ile ilgili tüm detayları Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, Uz. Dr. Elif Özsu, Uz. Dyt. Eftal Geçgil ve Uz. Dr.

Leyla Alkaş ile birlikte hazırladığımız bu yazımızda bulabilirsiniz.

Obezite nedir?

Obezite, vücut yağ dokusunun artmasıdır. Hastanede vücut kitle endeksi ölçümleri yapılır. Yaş ve cinsiyet durumu göz önünde bulundurularak yapılan hesaplamalara göre eğer değerler yüzde 95’in üzerinde ise obez olarak kabul edilir.

2 yaş altı için yapılan hesaplamalar farklılık gösterir ve sınır yüzde 97’dir. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Elif Özsu, obezitenin temellerinin anne karnında atıldığını belirtiyor.

Özsu’ya göre anne adayının gebelikteki beslenme şekli ve kilo alımı önemli çünkü bebek, annenin gebelikte beslenme şeklinden doğrudan etkileniyor.

Gebelikte çok şekerli yemek çocukta yağlanma nedeni

Erken çocukluk ve infant dönemi metabolik açıdan son derece kritiktir. Düşük doğum ağırlığı, prematüre ve doğum kilosu yüksek olan bebeklerde insülin direnci, hipertansiyon, dislipidemi yani kanda yağlanma, bel çevresinde genişleme riski olur. Uz. Dr.

Özsu, “Bu bebekler çocukluk çağında obez bireyler olabilirler diyor ve ekliyor; gebeliğin ilk üç ayında daha belirgin olmak üzere gebelik boyunca yeterli ve düzenli beslenmeyen ve zayıf olan annelerin bebeklerinde de insülin direnci riski vardır. Gebelikte fazla şeker tüketen annelerin bebekleri okul çağında yağlanma sorunu yaşar.

Düşük doğum ağırlıklı bebekler yoğun beslenir ve abartılı büyümeyi yakalama yaşanırsa obezite riski artar.”

Aşırı kilolu anne adayları gastrik bypass olmalı mı?

Fazla kiloları nedeniyle gastrik bypass yapılıp sonrasında gebe kalan annelerin bebekleri aynı durumdaki diğer gebe kalabilenlere kıyasla metabolik yönden daha şanslıdırlar. Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var. Uz. Dr.

Özsu, bebeklerin ilk iki yıl anne sütü yerine devam sütü ile beslenmesinin yağlı vücut kitlesini değil, yağsız vücut kitlesini artırdığına dikkat çekiyor ve ekliyor; “Proteinden zengin beslenme de kilo alımını tetikler.

Yani ilk iki yıl anne sütüne devam etmek ileri dönem yağlı vücut kitlesinin artmasına engel önemli bir durumdur.”

Çocukta obezite riskini artıran faktörler

• Gebelik diyabeti olan anne adaylarının erkek bebekleri ileri dönemde obez olabilir.• Gebelikte aşırı yeme obezite için risk etmeni oluşturabilir.

• Gebelikte 16 kg ve üzeri alınırsa, çocuğun 17 yaşında beden kitle indeksinin 90’ın üzerinde olma olasılığı yüksektir.

• Anne adayının gebelik zehirlenmesi olarak da bilinen preeklampsi yaşaması ileri dönemde hem kız hem erkek bebekleri etkileyerek obezite riskini artırır.

• Erken yaşta gebe kalınması ve düşük sosyoekonomik durum da ileri yaş obezitesi için risktir.

Ne yapmalı?

Anne adayı gebeliğin başlangıcından itibaren gebelik için gerekli besin öğelerini içeren dengeli bir diyet uygulamalıdır. Gebelik süresince 9-12kg alımı yeterlidir.

Gebelik başlangıcında kilolu olan anne adayının fazla ağırlık kazanmasına gerek yoktur.

Gebeliğin son 3 ayında yağ birikimini önlemeye yönelik enerji sınırlaması, fetüs büyümesini olumsuz yönde etkileyeceğinden sakıncalıdır.

Bebeklik dönemine (0-1 yaş) özel beslenme

• Yaşına göre alması gereken enerji ve besin öğelerini sağlayacak dengeli bir diyet uygulanmalıdır.• Bu dönemde enerji kısıtlanması büyüme ve gelişme için uygun değildir. Her ağlamada besin verilmemelidir. Anne sütünü kesmek de uygun değildir.

• İlk 6 ay tek başına anne sütü verilmesi yönünde anne desteklenmeli, 2 yaşına kadar tamamlayıcı besinlerle birlikte anne sütü verilmeye devam edilmelidir.• Altıncı aydan itibaren uygun tamamlayıcı besinlere azar azar başlanmalı, verilen tamamlayıcı besinler çocuğun ayına uygun olmalıdır.

• İlk verilen ek besin tatlı olmamalı, süt, şeker-bal, reçel, bisküvi, muhallebi gibi besinlerin verilmesinin enerji alımını artıracağı unutulmamalıdır.• Bebeğin tükettiği diğer besinlerin yaşına uygun miktarlarda verilmesi sağlanmalıdır.

• Uzun süreli biberon kullanımı önlenmeli, anne biberon yerine kaşıkla beslenme yönünde teşvik edilmelidir.

Düzensiz uyku obezite nedeni

Çocukların son yıllarda yeme alışkanlıklarının hızla değiştiğine dikkat çeken Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Endokrinoloji ve Neonatoloji Bölümü’nden Prof. Dr.

Selim Kurtoğlu, çocukların kahvaltı öğününü atladığını ve ev yemekleri yerine sıklıkla dışarıdan yemek yemeye başladıklarına dikkat çekiyor. Bu beslenme tarzı, karbonhidrat, nişasta ve trans yağların vücuda girişinin artmasına neden oluyor.

Ayrıca düzensiz uyku obeziteye yol açan önemli risk faktörlerinden biri. 8 saatten az uyuyan çocuklarda iştah açıcı hormonu tetikleyip, aşırı miktarda yemek tüketilmesine yol açıyor.

Bilgisayar ve televizyon karşısından uzun saatler geçiren, hareket etmeyen ve sürekli atıştırma halinde olan çocukların da ortak problemi fazla kilo oluyor. Fruktozlu içecekler de karaciğerde yağlanmaya neden olarak obeziteye kapıyı aralıyor.

Hormonlar da obezitede etkili

Hormonlara vurgu yapan Prof. Dr. Kurtoğlu, “Hormonların rol oynadığı obezitede, eğer bir çocukta yağ dokusundan salgılanan leptin adlı hormonda eksiklik varsa veya leptine karşı dirençliyse çocukluktan itibaren kilo alımı başlar. Büyüme hormonu ve tiroit hormonu eksikliği olan çocuklarda göbek hattında yağlanma görülür” diyor.

Organlara zararı büyük

Obezitenin en çok etkilediği organların başında kalp geliyor. Kilo problemi olan çocuklarda ergenlik döneminde yüksek tansiyon görülebiliyor. Eğer çocukta damar sertliği de varsa kalp krizi geçirme riski artıyor. Prof. Dr.

Selim Kurtoğlu obezitenin organlara verdiği zararı şu şekilde sıralıyor: “Aşırı kilo, akciğerlerde solunum zorluğu yapıyor. Özellikle toraks adı verilen göğüs kafesini saran yağ büyük sıkıntı yaratıyor. Horlama, üst solunum yolu tıkanması sıklıkla görülen şikayetler arasında yer alıyor.

Beyinde yalancı su toplama yapabiliyor ve baş ağrısına yol açabiliyor. Kemikler zayıflarken D vitamini depolaması düşüyor. Karaciğer yağlanıyor. Pankreasın zorlanmasıyla şeker hastalığı gelişiyor. Reflü görülebiliyor. Çocuğun topluma uyumu ve psikolojik durumu etkileniyor.

Ergenlik dönemi erkeklerde gecikirken, kızlarda olması gerekenden daha erken zamanlarda başlıyor.”

Çocuklarda obezite cerrahisi çözüm mü?

Aşırı kilolu çocuklarda 16-18 yaş itibariyle obezite cerrahisi düşünülebilir ancak kesin bir çözüm olmadığı bilinmelidir. Bu sadece sıkıntıları azaltacaktır. Önemli olan hayat tarzında yapılacak değişiklikler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Selim Kurtoğlu’nun önerileri şöyle;

• Anne-baba beslenme eğitimi almalıdır.• Bebeğe ilk 6 ay sadece anne sütü verilmelidir.• Günde en az bir saat spor yapılmalıdır.• Porsiyonlar sınırlı tutulmalı ve sık yemek yenmelidir.• Dışarda fast-food tüketilmemelidir.

• İnsülinde sıkıntı çıkarsa doktor kontrolünde ilaçlara başvurulabilir.• İştah kesici ilaçlar bütün dünyada yasaklandı, kullanılmıyor. Başka ülkelerden gelen bitkisel ilaçlara bazı maddeler katıldığı için dikkat edilmelidir.

• Akdeniz mutfağından vazgeçilmemelidir.

Çocuklar diyet yapar mı?

Dyt. Eftal Geçgil’e göre “Diyet, çocuklar için kullanılacak doğru kelime değil. Sağlıklı beslenme, porsiyon miktarını ayarlama kullanılacak en doğru terimlerdir” diyor.

Aileler ne yapacağını bilmiyor

Çocukluk çağında alınan enerjinin yaklaşık yüzde 12’si büyüme ve gelişme için harcanır. Bu nedenle, öncelikle çocuğun gelişimini aksatmayacak şekilde yeterli ve dengeli beslenmesi gereklidir. Uz. Dyt.

Geçgil, “Çocuğunda kilo fazlalığı olması durumunda ailelerin farklı tutum sergilediklerini belirtiyor. Birincisi; kilo probleminin ilerleyen yaş ile birlikte kendiliğinden çözüleceğine inanıyorlar.

İkincisi; çocuğun beslenme alışkanlıklarını aynı şekilde devam ettirip, durumu görmezden geliyorlar. Üçüncüsü ise kısa zamanda sonuç aranan, düşük kalorili-sıkı diyetlere yöneliyorlar.”

Bütün aile çocuğun beslenme planını benimsemeli

Öncelikle hedef çocuğun kilo vermesi değil, kilo alımını engellemek olmalıdır diyen Uz. Dyt.

Eftal Geçgil, dikkat edilmesi gerekenleri şu şekilde sıralıyor: “Çocuklar büyüme ve gelişme çağında olduklarından yetişkinlere göre çok daha fazla vitamin ve minerale ihtiyaç duyarlar.

Çocuğun büyüme eğrisinde yaşına göre kilo fazlalığına eşlik eden hipertansiyon, şeker hastalığı, kalp hastalığı ve psikolojik sorunlar yoksa amaç yemek yeme davranışlarındaki bozukluğu düzeltmektir.

Sorun; fazla porsiyonlar, abur cuburlar, kalitesiz karbonhidratlar, aşırı yağlı gıdalar ve hareketsizlik olabilir. Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, boy ve kilo sonucundaki gelişmeler için hedefler tek tek ve net bir şekilde belirlenmelidir. Oluşturulan beslenme alışkanlıkları mutlaka bütün aile bireyleri tarafından benimsenmeli ve uygulanmalıdır.”

Hem doğru beslenme hem hareket

Çocuklar kalorisi düşük, sıkı diyetlerle kilo vermemelidirler. Büyümede kayıp yerine konulamayan ciddi bir durumdur.

Yapılması gereken, beslenme uzmanı eşliğinde yaşına uygun, sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırmayı hedef alan bir beslenme tedavisi oluşturmaktır.

Ayrıca boy uzamasına da katkı sağlayan yüzme, basketbol ve voleybol gibi aktivelerle bu süreç desteklenmelidir. Yemekler mümkün olduğunca aile masasında yenilmelidir. Böylelikle çocuğun öğünde alması gereken porsiyon kontrol edilebilir.

Obezite çocukların psikolojisini bozuyor

Obez çocuk demek ileride ciddi sorunlar yaşayacak yetişkin anlamına geliyor. Obezitenin çocuklar üzerinde ciddi bir yük olduğunu dile getiren Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uz. Dr.

Leyla Alkaş, bu sorunun gelişmesinde yapılan hatalar dizisinin bebeklikte başladığına dikkat çekiyor. Uz. Dr. Alkaş, “Yemek sadece vücudu değil, ruhu da doyuran, psikolojik rahatlama veren bir davranıştır.

Bu nedenle kilosu fazla olan, çabuk büyüyen bebek, anneler için iyi bakılmış bebek demektir.

Bebeğin her tür ağlama, üzülme, sıkıntı duyma davranışını anne yiyecekle gidermeye çalıştığında, kendisinde “yeterince yemiyor, sağlıklı beslenmiyor, iyi bir anne miyim” kaygısını dengelerken çocuğuna da yanlış bir duygusal sakinleşme alışkanlığı kazandırmış oluyor” diyor.

Tüm kişiliği değişiyor

Ergenlikte başlayan “güzel miyim, yakışıklı mıyım” sorgulamaları artık 6 yaşa kadar düştü. Bebeklikten bu yana sosyal medyada olmak da çocukları olumsuz yönde etkiliyor.

Kilolu çocukların oyunlara alınmaması, alay edilmesi, kilosu yüzünden isimler takılması, kendisinin de çabuk yorulup, hareketli oyunlarda beceriksiz olması, çocuğun yalnızlaşmasına neden oluyor. Kendine güvensizliği ve mutsuzluğu artıyor.

Her üzüntü ve can sıkıntısını özellikle karbonhidratlı yiyeceklerle giderme kısır döngüsü başlıyor. Çocuğun tüm kişiliğini, yaşam tarzını, kendini algılama tarzını değiştiriyor.

Tedavide bütüncül yaklaşım

Ergenlikte ağır, sağlıksız diyetler, anoreksia-bulimia gibi yeme bozukluklarına dönüşebilir. Ergen depresyonu, davranış bozuklukları, duygusal alınganlık, umursamaz davranışlar giderek tırmanır.

Obezite öncelikle koruyucu hekimlikle, sonrasında ise pediatrist, metabolizma–endokrin hastalıkları uzmanı, diyetisyen yanında çocuk-ergen psikiyatrisinin de içinde yer aldığı bir ekip tarafından tedavi edilmelidir.

Çocuğun yalnızlığı, mutsuzluğu, umursamaz davranışları ve hareketsizliği iyi okunmalı, “yeme, hareket et, hasta olacaksın, bak alay ediyorlar” gibi söylemlerin ötesinde çocuğu anlamak gereklidir.

Источник: //hamileyim.net/cocuklarda-obezite-neden-olur/

Obezite erken doğum riskini artırıyor

Gebelikte Fazla Kilo Alımı Çocukta Obezite Riskini Artırıyor

Dr. Nazan YARDIM, çocukluk ve bebeklik çağı obezitesinin gittikçe arttığına işaret ederek, 5 yaş altı çocukların yüzde 11’inin fazla kilolu veya şişman olduğunu kaydetti.

”Bir bebek doğduğunda, kabini bizlere ödünç verir.”diyen Prof. Dr.

Şükrü HATUN, bebekleri bekleyen risklerin başında yoksullukla birlikte gelen yetersiz beslenme olduğuna dikkat çekerek, obezitenin erken doğum riskini artırdığını kaydetti.

“4. Fetal Hayattan Çocukluğa “ilk 1000 gün” Gebe ve Çocuk Beslenmesi Kongresi 2’inci günü ikinci oturumunda konuşan, THSK Obezite Diyabet ve Metabolik Hastalıklar Daire BaşkanıDoç. Dr. Nazan YARDIM, Türkiye’deki obezite konusunda açıklamalarda bulundu.

Yardım,  bulaşıcı olmayan hastalıklardaki hızlı artışa dikkat çekti.

Obezite, kalp ve damar hastalıkları, diyabet, KOAH ve kanserli hasta sayılarındaki artışın ciddi bir hal aldığını belirten Yardım, çocukluk çağı obezitesinin erişkin yaşta daha yüksek obezite ihtimalini ortaya çıkardığını kaydetti.

Yardım şunları kaydetti: “Düşük ve orta gelir düzeyli ülkelerdeki çocuklar ne yazık ki besin değeri daha düşük gıdalara yöneliyor.

 Sağlık Bakanlığı okullarda sağlıklı beslenme ortamlarının yaratılması ve sağlık hizmetlerinde yeterli danışmalık hizmetlerinin verilmesi ve fiziksel aktive rehberleri gibi aktiviteleri var.

TNSA 2013 raporuna göre, 5 yaş altı çocukların yüzde 11’i fazla kilolu ve şişman bulundu. 0-84 ay gurubunda yapılan başka bir araştırmada ise çocuklardaki obezite oranlarının yüzde 5’lerden yüzde 15’lere kadar çıktığını gösteriyor.

Çocukluk ve bebeklik çağı obezitesi gittikçe artıyor. Bakanlık olarak çocukluk çağı obezitesi hatırı sayılır derecede ilgi alanımıza girmiş durumda. Burada sonuç olarak obezite sadece yetişkinlikteki bir problem değil, bebeklikte temelleri atılan bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Karışık ve yoğun enerjiyle beslenen çocuklarda obezite daha fazla görülüyor.

Bakanlığın programına bakıldığında birçok çalışma mevcut. Biz bakanlık olarak fiziksel aktiviteyi ön plana çıkaran bir yaşam çalışması ı yürütüyoruz. Gebeler için hazırlanan menülerimiz mevcut. Şimdilerde ANNE ve BEBEK TV ile bilgilendirme çalışmaları yürütmeyi hedefliyoruz.  Okullarda sağlık dostu okul ve kreşlerde sağlık dostu kreş programlarımız var.

Sektörün desteği olmadan bu işleri yapmak mümkün değil.”

Bebekleri bekleyen riskler neler?

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Endokrinolojisi Bölümü Prof. Dr. Şükrü HATUN, Türkiye’de çocukluk çağında obeziteyi önlemek için neler yapılması gerektiği noktasında açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin  doktor merkezli bir sağlık örgütlenmesine sahip olduğunun altını çizen Hatun, sahada çalışan sağlık personelinin bu alanda bilgilendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Sağlık bakanlığının bu alanda yürüttüğü çalışmaların geniş ve kapsamlı olduğuna değinen Hatun, ”Bir bebek doğduğunda, kabini bizlere ödünç verir.” dedi.

Bebekleri bekleyen risklerin başında yoksullukla birlikte gelen yetersiz beslenme olduğuna dikkat çeken Hatun,  çocuklarda boy, kilo, baş çevresinin yanı sıra bel çevresi ölçümlerinin de önemli olduğuna dikkat çekti. Hatun şunları kaydetti: “ Toplumdaki kronik hastalıklar artmakta. İnsülin direnci diye bir konumuz var şimdilerde.

Son 30 yılın sorunu gibi görünen obezite büyük ölçüde çevresel faktörlerle de ilişkili ancak geleceği tehdit ediyor.  Toplumda önce fazla kilolular sonra obezler ve sonra tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları baş gösterdi. Türkiye’deki araştırmalar obezite sıklığının yaş guruplarına ve yıllara göre değişkenlik gösterdiğini görüyoruz.

Bakıldığında önlenemeyen sebeplere bağlı gelişen obeziteler var.

Bunlardan biride prematüre doğumlar. Çocuklar şişman olmaktan rahatsızlık duyuyor. Peki, çocuklar şişman olmalarından kendileri mi sorumlu? Hedonik sinyallerin ağırlık kazanması,  besinlere olan ilginin ve alımın buna göre şekillenmesine neden oluyor.

Çocuklarda haz duygusu, aşırı yeme sendromu yaşanmasına neden oluyor.  Bir porsiyon bile bu etkiyi yapabilir. Obezite ilaç bağımlığı gibi hoşa giden besinlerin kompulsift tüketici davranışın bir formu.

Günümüzde birçok araştırmacı, çocuklardaki obezitenin nedenlerini araştırdığında, yağlı içeriğe sahip besinlerin fazla tüketildiğini tespit ediyor.

Aileler şişmanlığa neden olan sağlıksız beslenmede müsamahakâr davranıyor. Bireye yönelik ve aileye yönelik çabalar var. Aslına bakarsak topluma yönelik çabalar var. Önemli adımları programına koyan bir ülke olmamıza rağmen halen daha çalışmalar yeterli değil. Çocuklardaki obezite programının ayrı bir şekilde konumlandırılması gerekiyor.

Burada ailelere odaklanmak çok önemli.  Bunun için kilo aldıran gıdaların etkisini iletişim araçlarıyla daha iyi anlatmak önemli.  Ücretsiz ulusal okul yemeği programına ihtiyacımız var. Kreş ve anaokulları yemekhanelerinde sağlıklı beslenme bilinci sağlanması gerekiyor.

 Farkında olmalıyız ki Türkiye’de çocukların tükettikleri gıdalara hassasiyet gösterilmesi bir çocuk hakkı olarak karşımıza çıkıyor.”

Obezitenin gebelikteki riskleri neler?

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Prof. Dr. Feride SÖYLEMEZ, gebelikte obezite hakkında  bilgiler verdi.  Obeziteyi  çağın vebası olarak tanımlayan Söylemez,  obezitenin fetüs için bir risk oluşturduğunu kaydetti.

 Türkiye’deki kadınların yüzde 30’nun  fazla kilolu olduğuna dikkat çeken Söylemez,  bu oranın  her geçen gün arttığını belirtti. Söylemez şunları kaydetti: “Erkeklerde fazla kilo, kadınlarda ise obezite daha fazla görülüyor.

Obezitede artan gebelik komplikasyonlarına bakıldığında düşük riskinin arttığını görüyoruz.

Obez kadınlarda metabolik sendrom riski artıyor. Artan bir başka rahatsızlıkta uyku apnesi.  Ne kadar çok kilonuz varsa diyabet ve hipertansiyon riskinizde o kadar artıyor. Yapılan araştırmalar, obezitenin erken doğu oranını artırdığı yönünde.

Obeziteli gebelerde doğum evresinin de uzadığını görüyoruz. Obez hastalarda sezaryen ile doğumlarda geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı artıyor. Obez kişilerde emzirme süresi daha kısa olarak seyrediyor.  Fetal ölüm oranının obeziteli gebelerde daha sık rastlandığı gözlemlendi.

Gebelikte kilo alımı önerilen değerlerde olmalıdır.”

Bebeklerde doğum ağırlıklarına dikkat!

Ankara Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr.

Alev KESER, doğum ağırlığı ve obezite gelişimi arasındaki ilişkiyi şöyle anlattı: “Ülkemizde ulusal düzeyde yapılan çocukluk çağı araştırmalarda obezite ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Veriler Dünya genelinde obezitenin artması ve çocukluk çağına yansımasının bireyin gelecek yaşantısına etkilediği yönünde.  Burada, doğum ağırlığının, gelecekteki obeziteyle ilişkisi olduğunu görüyoruz.

DSÖ doğum ağırlığını sınıflandırarak, düşük ve yüksek doğum ağırlığının bebeklerin uzun sürede etkilerini inceledi. Buna göre, Dünya genelindeki doğumların yüzde 20’sinin düşük doğum ağırlığında olduğu ve bu durumun genellikle gelişmemiş ülkelerde yaşandığı gözlenmiş.

  Gelişmiş ülkelerde ise durum farklı bir seyir gösteriyor. Avrupa ülkelerinde yüksek doğum ağırlıklarında artış söz konusu.  Fetal dönemde maruz kalınan açlığın fetüsün büyüme ve gelişimine etkisi çok fazla.

Düşük doğumlu olarak doğan ve hızlı gelişen bebeklerde de obezite riski ileriki hayatında bir tehdit olarak kendini gösteriyor.”

Süt üretiminde anne beslenmesinin önemi

Hacettepe Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr.

Gülhan SAMUR, emzirme döneminde beslenme destekleri ve anne sütü üzerine etkileri noktasında yaptığı konuşmada, şunları aktardı:  “Biliyoruz ki emzirme dönemi gebelikte olduğu gibi beslenme yetersizliklerinden etkilenen önemli bir dönem. Genel olarak bakıldığında annenin yeterli ve dengeli beslenmesi hem anne hem de çocuk sağlığı açısından önem arz etmekte.

Emziren annelerin bebekleri incelendiğinde, beslenme yetersizliklerindeki bulgular gösteriyor ki, enerji ve beyin gelişimi ciddi oranda zarar görüyor. En az iki kadından birinde demir eksikliği görmekteyiz. Hayvansal kaynaklı besin yetersizliği bu durumun oluşmasına neden oluyor.

Beslenme yetersizlikleri anemileri, demir eksikliği B12, B6, folik asit eksiklikleri olarak tanımlayabiliriz. Anne ne yazık ki emzirme dönemine materyal eksiklikler ile başlıyor. Tüm dünya otoriteleri ilk 6 ay anne sütünü öneriyor.

Bu kadar değerli olan besin için anne beslenmesi ile anne sütü verimliliğini artırmak, süt üretimi için enerji ve besin öğeleri depolarını dengede tutmak bir o kadar önemli. Anne sütü ile yenidoğanın optimum büyüme ve gelişmesi de destekleniyor.

Bu demek oluyor ki sağlıklı süt üretimi açısından annenin beslenmesi çok önemli.

Anne açlık durumunda olsa bile süt üretebiliyor. Üretilen sütün bileşimi ve içeriği anne depolarına ve beslenmelerine göre farklılık göstermektedir. Anne sütünde bulunan yağ bellidir ve bunun üzerine çıkamıyorsunuz. Sütün içeriğinde bulunan yağ asidi ise anne beslenmesinin önemini ortaya koyuyor.

   Emzirme döneminde sıvı alımının artırılması önemli ölçüde süt verimliliğini etkiliyor. Annedeki kalori alımındaki düşüş ciddi boyutlara ulaştığında sütün içeriğindeki bileşenleri önemli ölçüde azaltıyor. Emzirme döneminde alınan kalori miktarının 300-500 kalori kadar artışı bebeğin günlük gereksinimini karşılıyor.

Hafif şişman ve şişman kategorisine bakıldığında annenin sağlığını da korumak açısından günde 1500 kalori alınmasını annenin öneriyoruz.”

Doç. Dr. Nazan YARDIM kimdir?

1969 yılında Yozgat Sorgun’da doğdu. 1993 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden mezun oldu. 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalından Halk Sağlığı Uzmanlığını aldı. 2012 yılında Halk Sağlığı Doçenti oldu.

Sağlık Bakanlığında 2002-2003 yılları arasında Sağlık Projesi Koordinatörlüğünde Halk Sağlığı Birim Sorumlusu; 2003-2008 yılları arasında Hıfzıssıhha Mektebi Müdürlüğünde Müdür Yardımcılığı, 2008-2012 yılları arasında Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünde Kronik Hastalıklar Daire Başkanlığı yaptı.

2012 yılından beri Türkiye Halk Sağlığı Kurumunda Obesite Diyabet Metabolik Hastalıklar Daire Başkanlığı görevini yürütmektedir.

   Sağlık Bakanlığının yürüttüğü çeşitli proje ve araştırmalarda sorumlu yönetici/sorumlu araştırmacı görevlerinde bulunmuş; ulusal programların ve stratejik planların geliştirilmesinde sorumluluklar üstlenmiştir.  Bilimsel dergilerde yayınlanmış ulusal uluslararası makeleleri; kitap bölümleri bulunmaktadır.

 Dr. Diyetisyen Alev Keser kimdir?

1996-2000 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra, 2000-2003 yılları arasında yine aynı bölümde “Farklı Sosyo-Ekonomik Düzeyde Yaşayan Yetişkin Bireylerin Diyet Örüntüleri ve Diyet Kalite İndekslerinin Belirlenmesi” üzerine yaptığı çalışma ile bilim uzmanlığını, 2003-2008 yılları arasında ise “Çocukluk Çağında Metabolik Sendrom ve Risk Faktörleri ile Beslenme Örüntüsü Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi” üzerine yaptığı çalışma ile doktorasını aldı. Aynı zamanda besin alerjileri, genetik modifikasyon, sebze ve meyvelerdeki fenolik bileşiklerin antioksidan aktiviteleri, diyetle yağ asit tüketiminin saptanması gibi konularla da ilgilendi ve bu konularda çeşitli makaleler yayınladı. 2000-2004 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak görev alan Keser, 2004 yılından bu yana Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde pediatri diyetisyeni olarak görev yapıyor.

Prof. Dr. Feride SÖYLEMEZ kimdir?

Gaziantep’te doğdu. İlk ve orta öğrenimimi orada tamamladım. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde tıp eğitimini aldı. Aynı fakültenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında asistanlığa başladı. Hala aynı Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak çalışmalarına devam etmektedir.

Prof. Dr. Şükrü HATUN kimdir?

Kütahya’nın Domaniç ilçesine bağlı Aksu köyünde 1959 yılında doğdu. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesini 1983 yılında bitirdikten sonra Adıyaman 2 Nolu Merkez Sağlık Ocağı’nda pratisyen hekim olarak zorunlu hizmet görevini yaptı. Sağlık Ocağı hekimliği sırasında Adıyaman Ağızdan Sıvı Tedavisi Eğitim Kampanyası ve 1985 Türkiye Aşı Kampanyası Adıyaman Sorumlusu olarak çalıştı.

Ankara’ya döndükten sonra Ankara Tabip Odası ve Türk Tabipleri Birliği Çalışmaları içinde aktif olarak yer aldı; 1992-1994 arasında Türk Tabipleri Birliği Genel Sekreteri, 1996-2004 arasında Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Dr.

Sami Ulus Çocuk Hastanesinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlık Eğitimi, Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastanesinde Çocuk Endokrinoloji Yan Dal Uzmanlık eğitimi aldıktan sonra 1994 yılında Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları doçenti, 1999 yılında profesör oldu.

Mesleki yaşamında en önemli yeri diyabetli çocukların eğitimi ve sosyal haklarının geliştirilmesine ayıran Hatun, 1996 yılından beri diyabetli çocuklar için kamp düzenleyen ekibin sorumlusudur , ayrıca diyabetli çocuklar ve aileler için çeşitli eğitim kitapları yazmış veya çevirmiştir. Halen Çocuk Endokrin ve Diyabet Derneği Çocuk Diyabet Grubu Başkanıdır.

Son yıllarda çabalarının D vitamini yetersizliğinin önlenmesi konusuna yoğunlaştırmış ve Sağlık Bakanlığı tarafından “Bebeklere ve gebelere ücretsiz D vitamini Programı” nın başlatılmasına katkıda bulunmuştur. Son olarak ise ülke çapında öğretmen ve öğrencilerin diyabet ve şişmanlık konularında eğitimini amaçlayan “Okulda Diyabet Programı”na liderlik etmiştir. Prof.

Hatun 1984 ve 1994 doğumlu iki kız çocuk babasıdır. Halen Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ve Çocuk Endokrinoloji-Diyabet Bilim Dalı başkanıdır. Son olarak 8 Ağustos 2012 1 Ocak 2015 tarihleri arasında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı olarak görev yapmıştır.

Doç. Dr. Gülhan SAMUR kimdir?

1967’de doğdu. Lisan eğitimini 1988’de, yüksek lisans eğitimini 1991’de ve doktora eğitimini 1997’de Beslenme ve Diyetetik üzerine Hacettepe Üniversitesin’de tamamladı.Doçentlik ünvanını 2011 yılında almıştır. Hacettepe Üniversitesin’de çalışmalarına devam etmektedir.

GIDAHATTI DERGİSİNİ ÜCRETSİZ İNDİRİN

Etiketler: Dr. Alev KESERDr. Nazan YARDIMilk 1000 Gün

Источник: //www.gidahatti.com/obezite-erken-dogum-riskini-artiriyor-44133/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.