Gebelikte Kafein Tüketimi Nasıl Olmalı

Gebelikte kafein tüketimine dikkat

Gebelikte Kafein Tüketimi Nasıl Olmalı

Kafein, günümüzde sürekli olarak tükettiğimiz kahve, çay, meşrubat ve kolalı pek çok içecekte, kakao ve çikolata içeren ürünlerde, ağrı kesici, sinir sistemi uyarıcı ve alerji ilaçları içinde de bulunan önemli bir madde.

Kan basıncını ve kalp atım hızını artıran kafein, vücuttan dopamin ve adrenalin hormonlarının salgılanmasıyla uyanıklığı sağlıyor ve enerjiyi artırıyor. Ancak birtakım sağlık sorunlarına yol açmaması açısından uyarıcı niteliği olan kafeinin doğru tüketim miktarının bilinmesi gerekiyor.

Özellikle gebe kadınların hem kendi hem de bebeğinin sağlığı için günde 1-2 fincandan fazla kafein tüketmesi önerilmiyor. Aksi takdirde fazla alınan kafein, erken doğum, anemi, düşük yapma gibi sorunları beraberinde getirebiliyor.

SİNDİRMESİ 2 SAAT ALABİLİR
Kafeinin etkisi ağızdan alındıktan 5-10 dakika sonra başlıyor. Sindirim sistemindeki emilimi 45 dakikada tamamlansa da tamamen sindirilmesi 2 saati bulabiliyor.

Diyetisyen Gözde Gence, kafeinin vücuttaki dolaşımını ve etkilerini şu sözlerle aktarıyor: “Kafein karaciğerde metabolize olarak basit difüzyon ile hücrelere taşınıyor. Beyin, testis, fetus dahil her dokuya kolayca ulaşabilen kafein, santral sinir sistemini uyarıyor.

Bu da kalbin daha hızlı atmasına neden olarak kalp kası fonksiyonlarını bozabiliyor, taşikardi ve ritm bozukluğuna yol açabiliyor. Kafein, günde 1 fincana eşdeğer 300 miligramdan fazla tüketildiğinde diüretik etki ile kalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum ve klor atımını da artırıyor.

Bu artış ise, osteoporoz, kas krampları, uyku bozuklukları, iştahsızlık ve barsak sistemi hastalıklarına sebep olabiliyor.”

DÜŞÜK RİSKİNİ ARTIRIYOR
Gebelerde kafein tüketim miktarının belli sınırlarda olması gerekiyor. Diyetisyen Gence, “Plasentadan doğrudan geçen kafein, fetüsün henüz gelişmemiş karaciğerinde metabolize edilemiyor.

Bu sebeple bebekte fetal büyüme geriliği, düşük doğum ağırlığı gibi sorunlara yol açabiliyor” diyor. Yapılan bazı araştırmalarda ilk 3 aylık dönemde kafeinin, fetüsün oluşmakta olan merkezi sinir sistemi üzerine baskılayıcı etkileri olduğu sonuçları bulunuyor.

Gebeliğin ilk 3 aylık döneminde düşük riskini artıran kafein, bebeğin kemik yoğunluğu ve kalsiyum içeriğine de zarar verebiliyor” dedi.

KALP RAHATSIZLIKLARINA YOL AÇABİLİYOR Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) verilerinde günlük kafein tüketiminin maksimum 300 miligram ile sınırlandırılması gerekiyor.

Amerikan Kadın Doğum Cemiyeti (ACOG) ise bu miktarın günde maksimum 200 miligram olması gerektiğini belirtiyor.

Diyetisyen Gözde Gence, bebeğin anne karnındaki kafeini metabolize edemediğinden dolayı önerilen miktardan fazla alınan kafeinin yol açtığı durumları şöyle sıralıyor:

“Düşük ağırlıklı doğumlar, ilk 3 ayda düşük riskinin artması, taşikardi ve artitmi gibi kalp rahatsızlıkları, erken doğum, demir, çinko gibi minerallerin emiliminde azalma, annede anemi riski, uyarıcı özelliği sebebiyle kan basıncı ve kalp atımında artma, diüretik etkisi nedeniyle vücuttan idrarla su atımında artma.”

İletişim teknolojileri, çağdaş bireyin iletişim kurma biçimlerinin yanı sıra yaşam tarzını, çalışma şartlarını da yeniden şekillendirmektedir. Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri de bu önemli konuyu 4. Uluslararası İletişim Öğrencileri Kongresi'nde (ICSC) masaya yatırdı.

İstanbul Marma Otel'de düzenlenen kongrenin daha önceki yıllarda olduğu gibi, bu yıl da yönetim ve destek komitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinden oluşuyor. Bu yılki kongrenin teması olan “İletişim, Teknoloji” geçen yıllarda gerçekleştirilen kongrelerdeki güncel tartışmalar ve İletişim Fakültesi öğrencilerinin incelemeye istekli olduğu konular dikkate alınarak seçildi.

14 farklı ülkeden gelen 24 öğrenci, kendi kültürel deneyimlerinden yola çıkarak, yeni etkileşim ortamlarının oluşturulmasında ve bireyin kendini ifade etme biçimlerinde farklılık unsurunu değerlendirecek.

Farklı ülkelerdeki iletişim teknolojisi kullanıcılarının olumlu ve olumsuz deneyimlerinin yanı sıra güncel yasal yaptırımlar da kongrenin diğer önemli konu başlıklarını oluşturmakta.

Bu yıl İletişim Fakültesi öğrencileri tarafından dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Öğrenci Kongresi'nin amacından bahseden Maltepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Belma Akşit, “Kongremize bu güne kadar 30 ülkeden 120 kişi geldi.

Şu anda salonumuzda 14 ülkeden 24 yabancı öğrenci var. İletişim açısından çok güzel bir şey. Öğrencilerimiz birbirleriyle iletişim kurup, dünyayı tartışıyorlar. Kongremizin adı da iletişim ve teknoloji. İnovasyondan da söz etmemiz gerekiyor.

Aslında asıl odaklanmamız gereken alan inovasyon. Özellikle iletişim, teknoloji, inovasyon, yenilikçilik dediğimiz şeyler birbirlerini besliyorlar ve dünyadaki sosyo-ekonomik, sosyo-demografik gelişmelere neden oluyor. Ülkeler ve ülkelerarası boyutta değişmelere neden oluyor.

Burada bütün bu ilişkiler tartışılacak” ifadelerini kullandı.

BİRÇOK ALANI İLGİLENDİREN KONULAR KONUŞULDU
Kongrede konuşulacak konunun sadece iletişim alanını değil farklı birçok alanı da ilgilendirdiğini belirten Prof. Dr. Belma Akşit, “Burada konuşulan konuların birçok boyutu var. Örneğin hukuk alanını da ilgilendiren şeyler konuşulacak.

Nitekim bu kongreye çok farklı alanlardan öğrenciler bildiri sunarak katılıyorlar. Burada sadece iletişimin alanını değil teknoloji, yenilik alanından da söz edeceğiz. Çok farklı alanlardan öğrenciler tartışacaklar. Kongrenin bir başka ilginç boyutu da Yunanlı bir gazeteci ve blogger olan bir arkadaş 'ta haberleri anlatacak.

Çok farklı disiplinlerden öğrencilerimiz hep birlikte dünyayı tartışacaklar” şeklinde konuştu.

“GENÇLERİN TEKNOLOJİYİ NASIL KULLANDIKLARINI ANLATACAĞIM” Polonya Warmia and Mazury Üniversitesi, Radyo, Televizyon, Film ve Yeni Medya Araştırmaları Grubu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr.

Szymon Zylinski ise, “Genel olarak yeni iletişim teknolojilerinden, Periskop ve Snapchat'ten bahsedeceğim. Kongrenin de başlığı zaten teknoloji ve iletişim. Gençlerin hayatında bütün bu teknolojilerin nasıl yer aldığı hakkında da konuşacağım.

Özellikle mobil telefonların günlük hayatımızın nasıl içine girdiğini ve gençlerin bunu nasıl kullandıkları hakkında konuşacağım. Bu konferansa davet edildiğim için gurur duyuyorum.

Bu tip uluslararası konferansların önemli bir özelliği de dünyanın farklı ülkelerinden gelen öğrencilerin birbirleriyle iletişim kurması. Ve buna olanak verdiği için bu konferansın başarılı olduğunu düşünüyorum” dedi.

SİNEM ERYILMAZ – UĞUR GÜLBOY

Page 3

  • Afyon
  • Aydın
  • Denizli
  • İzmir
  • Kütahya
  • Manisa
  • Muğla
  • Uşak
  • Adıyaman
  • Batman
  • Diyarbakır
  • Gaziantep
  • Kilis
  • Mardin
  • Siirt
  • ŞanlıUrfa
  • Şırnak
  • Adana
  • Antalya
  • Burdur
  • Hatay
  • Isparta
  • K.maraş
  • Mersin
  • Osmaniye

Источник: https://www.iha.com.tr/haber-gebelikte-kafein-tuketimine-dikkat-564841/

Hamilelikte Düzenli Kahve İçmek Bebeğin Doğum Kilosunu Düşürüyor

Gebelikte Kafein Tüketimi Nasıl Olmalı
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Memorial Ataşehir Hastanesi

Çay, kahve içmek ülkemizde pek çok kişi için büyük bir keyif; kimileri içinse vazgeçilmez bir alışkanlık.

Zinde kalmak, enerjiyi yüksek tutmak ya da sadece hoş bir sohbete eşlik etmek için hemen her gün içtiğimiz kahve ve çayın, içerdiği kafein nedeniyle bir o kadar ciddi zararları olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Özellikle gebelik sürecinde alınan aşırı kafeinin, bebeğinizin sağlığı açısından geri dönülmesi imkânsız sonuçlar doğurabileceğini hiç düşündünüz mü? Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü uzmanları kafeinin, gebelik sürecine olumsuz etkileri ve bu olumsuz etkileri ortadan kaldıracak önlemler konusunda bilgi verdi.

Kafein bebeğe geçiyor

Kafein, doğada en az 63 bitkinin tohumlarında ve yapraklarında bulunan bir maddedir. Neredeyse hemen her gün çay, kahve, kola gibi içeceklerle herkesin tükettiği bir maddedir.

Gebelik dönemlerinde de anne adayları tarafından kafein tüketimi, bilerek veya bilmeyerek içecekler, yiyecekler aracılığıyla alınmaktadır. Kafein içeceklerle alındığında hızla vücuda geçmekte ve plasenta aracılığı ile bebeğe gitmektedir.

Vücuda 200 mg kafein alındığında bebeğe kan gönderen plasentanın içindeki akım % 25 azalmakta ve kafein de bebeğe geçmektedir. Anne adaylarının göz ardı etmemesi gereken teh de burada başlamaktadır.

Anne adayının sahip olduğu kafein yıkımını sağlayan metabolizma, bebek ve plasentasında bulunmamaktadır. Bu yüzden de yıkımı sağlanamayan kafein, bebekte daha yüksek düzeylerde bulunabilmektedir.

Annenin metabolik özellikleri; bebeğe geçen kafein miktarını etkilemektedir, kafein metabolizması genetik ve çevresel faktörlerden(nikotin gibi) etkilenerek bireysel farklılıklar gösterebilmektedir. Kafeini hızlı bir şekilde metabolize ederek yıkan bir anne adayı ile geç metabolize eden bir anne adayı, aynı miktarda kafeini alsalar dahi, bebeklerine geçen kafein miktarı farklı olmaktadır.

Kafeinin her miligramı bebeğinizin kilosundan çalar

Uzun süre kafein alan anne adaylarının bebeklerinde, gelişme geriliği görüldüğü bilinmektedir. Alınan kafein miktarının, bebek gelişimini nasıl bir şekilde etkilediği ise cevaplanması zor bir sorudur. Annenin; bireysel, metabolik, çevresel ve genetik faktörlerinin değişken olması net bir cevap vermeyi zorlaştıran etkenlerdir.

Konu ile ilgili olarak yayınlanan bilimsel bir çalışmanın sonuçlarına göre; günde 200 mg kafein alındığında bebek kilosundaki azalma 60-70 gr olmaktadır.

Aynı araştırmada gebelik öncesi günde 300 mg kafein alan; ancak gebelik sürecinde bu miktarı günde 50 mg a düşüren anne adayları ile kafein miktarı alımını 300 mg de devam ettiren anne adaylarının bebeklerinin de ağırlıkları karşılaştırılmıştır. Kafein alımını azaltmayan anne adaylarının bebeklerinin ağırlıklarında 160 gr.

azalma saptanmıştır. Öne çıkan başka bir veri de kafein alımı arttıkça orantısal olarak bebekteki gelişme geriliğinin de artmasıdır; yani her mg kafein, bebek gelişimine olumsuz yönde etkili olmaktadır.

Bebeğin sağlıklı gelişiminin iki düşmanı: alkol ve kafein

Kafein alımı alkol alımına benzer şekilde bebekte gelişme geriliği yapmaktadır; hatta her ikisinin birlikte alınması bu olumsuz etkiyi kat kat artırmaktadır. Vücuttaki nikotin miktarı da bu süreçte, kafeinin bebek üzerindeki olumsuz etkilerini de adeta şiddetlendirmektedir.

(Nikotin miktarı sigara içimi ile direkt ilgili olduğu bilinmektedir.

) Toplumumuzda da sigara ile çay ve kahvenin sıklıkla birlikte tüketildiği düşünülürse; bu konu gebelik planlayan anne adaylarının dikkat etmesi gereken bir noktadır; çünkü bebeklerinin gelişimini etkileyecek olan bir riskle karşı karşıya kalabilirler.

Demir emilimini de bozuyor

Gebelikte bilindiği üzere demir ihtiyacı artmaktadır. Kafeinin olumsuz etkilerinden biri de burada ortaya çıkmaktadır; çünkü gebelikte demir emilimini %40’lara varan ölçülerde bozmaktadır. Kısacası bir anne adayının; demir ihtiyacını sağlamak amacıyla aldığı demir içeren gıda ve ilaçların sağlayacağı fayda, tüketilen kafein nedeniyle engellenmektedir.

Çay, çikolata ve asitli içeceklerin bilinmeyen yüzü

Kafein alımını sağlayan tek suçlu sanıldığının aksine kahve değildir. Günlük olarak alınan kafeinin ancak  %20-40’ını kahve sağlamaktadır. Özelikle ülkemizde, bu konuda masum gibi görünen suçluların başında çay gelmektedir. Çayı; 60 gramında 10-50 mg kafein yer alan çikolata, kola gibi kafeinli meşrubatlar takip etmektedir.

Yeşil çay da masum değil

Günlük olarak tükettiğimiz yiyecek ve içeceklerin kafein içeriğine bakmak en iyi yol olarak gözükmektedir. Bu yol ummadığımız içecek ve yiyeceklerde kafein miktarlarını da öğrenmemizi sağlamaktadır. Örneğin; “siyah çayda kafein var; yerine yeşil çay içeyim” diyen çoğu kişi yeşil çayın da azımsanmayacak oranda kafein içerdiğini bilmemektedir.

Bu açıdan bakıldığında her anne adayı kendi yeme içme alışkanlığını gözden geçirerek almakta olduğu günlük kafein miktarının farkına varmalıdır. Anne adayı, gebe kalmayı düşündüğü zaman kafeini mümkünse diyetinden kaldırmalı ya da en azından yarıya düşürmelidir.

İngiltere ve Amerika’da kadınların hamilelik planladıklarında ve hamileliklerinde günlük kafein alımını 300 mg altında tutmaları önerilmektedir.

Sonuç olarak kafein; gebelik sürecinde bebekte gelişme geriliği yapan ve tüketim miktarının artırılmasıyla da bebekte görülen olumsuz etkiyi de pekiştiren bir maddedir.

Gebelik öncesi ve sırasında kafeini, diyetinizde bulunan hangi yiyecek ve içeceklerle aldığınızın farkına vararak;  kafeini mümkün olduğunca en düşük miktarda tüketmek ve gebelikte bu alışkanlıklarınız üzerinde düzenlemeler yapmanız bebeğinizin gelişimi üzerinde olumlu etki yaratacaktır.

İşte bu konuda size yol gösterecek olan günlük yaşantımızdaki yiyecek ve içeceklere ait kafein oranları;

Kafein oranı
1 fincan filtre kahve135-200 mg
1 fincan espresso100 mg
1 fincan cappuccino100 mg
1 fincan türk kahvesi57 mg
150 cc hazır kahve57 mg
150 cc dekafeine kahve5 mg
175 cc demleme çay20 – 110 mg
330 cc buzlu çay70 mg
200 cc hazır çay30 mg
1 kutu kola30 – 56 mg
1 kutu diyet kola38 – 45 mg
1 kutu meşrubat50 mg civarı
1 kutu meyveli gazoz0 mg
1 bardak çay50 mg
1teneke kutu ‘enerji’ verici içecek80 mg
50 g ağırlığında çikolata50 mg
100 gr sütlü çikolata20 mg
Güncellenme Tarihi: 28 Temmuz 2010Yayınlanma Tarihi: 28 Temmuz 2010

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/hamilelikte-duzenli-kahve-icmek-bebegin-dogum-kilosunu-dusuruyor/

Gebelikte Beslenme Nasıl Olmalı?

Gebelikte Kafein Tüketimi Nasıl Olmalı

Gebelik dönemi her açıdan dikkat edilmesi gereken bir süreci kapsar. Bu süre içerisinde en önemli konulardan biri de beslenme olmaktadır.

Anne adayı kendi için yediği yemek kadar karnında büyüyen canlı içinde beslenmesine dikkat etmek zorundadır.

Gebelikte beslenme, sağlıklı ve dengeli olarak oturtulduğunda bebek ve anne için hem hastalıklardan korunmayı hem de sağlıklı bir gebelik süreci geçirmeyi sağlayacaktır.

Gebelikte Su Tüketimi Ne Kadar Olmalı?

Gebelikte Su Tüketimi

Normalde de su tüketimi oldukça önemlidir ancak gebelikte su tüketimi daha da artmaktadır. Annenin ve bebeğin gelişimi için su ihtiyacını karşılamak çok önemlidir.

Hamile bayanların gün içerisinde en az 10 bardak su içmeleri tavsiye edilmektedir. Kış aylarında vücuttan su atımı yaz aylarına göre daha azdır.

Yaz aylarında 10 bardağında üzerinde su tüketmek daha sağlıklı olacaktır.

Gebelikte Su İçmenin Faydaları

  • Bebeğin su içerisinde olduğu düşünülürse plasentada suyun azalması su içmekle önlenebilir.
  • Kabızlık, şişkinlik gibi sorunların önüne geçilmiş olur.
  • Mide yanması, mide ekşimesi ve bulantılar fazla su içildiğinde azalmaktadır.
  • İdrar yolu enfeksiyonlarının önlenmesinde de su çok önemlidir.
  • Yaz aylarında su içmek anneyi rahatlatacaktır.
  • Hamilelikte oluşan şişliklerin inmesi içinde su içmek faydalı olacaktır.
  • Rahimdeki kasılmaları ve sancıları engeller.

Gebelikte Az Su Tüketmenin Zararları

Gebelikte suya ihtiyaç duyan vücuda yeterli oranda su verilmemesi sonucu şunlar görülmektedir:

  • Bulantı, kusma
  • İdrar yolu enfeksiyonu
  • Rahimde kasılmalar ve sancılar
  • Baş dönmesi ve baş ağrısı
  • Az su içilmesinden dolayı idrar koyu sarı renklidir eğer koku da buna eşlik ediyorsa vücudunuzun suya ihtiyacı var demektir. Yanınızda mutlaka bir şişe su taşımalısınız.

Gebelikte Maden Suyu İçmek

Gebelikte Soda/ Maden Suyu İçmek

Gebelikte maden suyu içmek zararlı mı diye merak eden hamile bayanlar için katıksız ve doğal maden suları zararlı değildir. İçerisinde çeşitli katkı maddelerinin bulunduğu, meyveli, tatlandırıcılı ve ya farklı işlemlerden geçmiş olan maden suları sakıncalı olmakla birlikte katıksız ve doğal olan maden suları bir ve ya 2 taneye kadar tüketilmesinde bir sakınca bulunmamaktadır.

Gebelikte Bitkisel Çaylar İçilir Mi?

Gebelikte Bitkisel Çay İçmek

Gebelikte bitkisel çaylar içmek sakıncalı olabilir çünkü her bitkinin içerisinde farklı etkilere sahip maddeler bulunmaktadır.

Adını duymadığınız ya da etkisinde emin olmadığınız bitki çaylarını içmeniz rahimde kasılmaları artırabileceği gibi mide bulantısı, kusma, baş dönmesi gibi problemlere de neden olabilir.

Bu nedenle hamilelikte bitkisel çaylardan uzak durmalı ve yemeklerinizde kullanmamalısınız.

İlaç kullanımından uzak durmak adına soğuk algınlığı gibi durumlarda nane limon, ıhlamur gibi çayları doktorunuza danışarak tüketebilirsiniz.

Gebelikte Çikolata Nasıl Tüketilmeli?

Günlük hayatta çikolata tüketiminin faydalı olduğu açıklanmıştır.

Gebelikte çikolata tüketimi ile ilgili olarak yapılan araştırmalarda da çikolatanın anne ve bebek üzerinde olumlu etkileri olduğu gözlenmiştir.

Gebelikte yüksek tansiyon ve ya gebelik zehirlenmesi gibi durumlarda çikolata tüketen annelerin bu durumlara daha az yakalandığı ve bu sıkıntıların olduğu annelerin ise durumunda iyileşme olduğu kanıtlanmıştır.

Gebelikte çikolata tüketimi aşırıya kaçıldığında kahve ve ya çay gibi kafein etkisi yaparak düşüklere ve erken doğum gibi durumlara da sebebiyet vermektedir. Haftada en fazla 2-3 kere az miktarda çikolata tüketimi yapılabilir. Gebelikte fazla çikolata tüketimi aşırı kilo alımına da neden olmaktadır.

Gebelikte Çikolata Tüketimi

[wp_ad_camp_1]

Gebelikte Dondurma Yemek

Normalde herkesin çok severek yediği dondurma hamilelik döneminde de rahatlıkla yenebilir. Ancak gebelikte dondurma yeme alışkanlığı çok fazlaysa kilo almaya neden olur. Gebelikte dondurma yemenin herhangi bir zararı ya da yan etkisi bulunmamaktadır. Annenin yediği dondurma soğuk olarak değil vücut ısısıyla aynı sıcaklıkta bebeğe ulaşmaktadır.

Gebelikte Dondurma Yemek

Hamilelikte Dondurma Ne Kadar Tüketilmelidir?

  • Haftada en fazla 1 ve ya 2 kere dondurma tüketilmesi sağlıklı olacaktır.
  • Tek sefere 1-2 yemek kaşığı kadar dondurma tüketmek gerekir.
  • İçerisinde süt bulunduğu için dondurma tüketimi yanlıştır. Dondurma yerine süt, meyve suyu gibi ürünler tercih etmek daha sağlıklıdır.
  • Hijyen kurallarına uygun olarak üretilen dondurmalar almak ve son tüketim tarihine bakarak tüketmek besin zehirlenmelerini önleyecektir.
  • Yenmeyen dondurma buzlukta ev ya derin dondurucuda bekletildiğinde bakteri üremesine neden olacağı için hamileler beklemiş dondurma yememelidir.

Gebelikte Kafein Tüketimi Nasıl Olmalı?

Kafein maddesi hamile kalamamaya etki eden değerlerden biridir. Gebelikte kafein tüketimi günlük 200 mg geçtiğinde düşük riski, çeşitli anomaliler ve erken doğum gibi durumlara neden olabilmektedir.

Bu yüzden annelerin hamilelik döneminde kafeinli gıdalardan uzak durması daha sağlıklıdır. 200 mg kafein 1 ve ya 2 fincanlık kahve (neskafe, Türk kahvesi vs.

)ye denk geldiği gibi günlük 5-6 bardak çaya ve ya az miktardaki kola ve ya çikolataya da denk gelmektedir.

Gebelikte Kahve Tüketimi

Gebelikte Kahve İçmek

İçerisinde kafein bulunmasından dolayı hamilelikte kahve içmek zararlı mı değil mi sorularını gündeme getirmektedir. Ancak içerisindeki kafein miktarı günlük en fazla 200 mg değerinde olduğunda kahve ve ya çay içmek zararlı bir durum teşkil etmemektedir. Çay ve ya kahve tüketiminde tiryaki olan hamilelerin mümkün olduğunca kahve ve çay tüketimini azaltmaları gerekmektedir.

  • 1 fincanlık siyah çayda 40 mg
  • 1 fincan kadar yeşil çayda 20 mg
  • 1 fincanlık espressoda 100 mg
  • 1 fincanlık cappuccinoda 100 mg
  • 1 fincan Türk kahvesinin içinde 60 mg
  • 1 fincan filitrelenmiş kahvede 135-200 mg
  • Bir paket hazır kahvede 60 mg kafein bulunmaktadır.

Gebelikte Çay İçmek

Gebelikte Çay İçmek

İçerisinde kafein bulunmasından dolayı gebelikte çay tüketimine dikkat edilmelidir. 200 mg kafeinin üzerinden olmayacak şekilde çay tüketimi yapılabilir. Çay türleri içerisinde en fazla kafein siyah çayda bulunmaktadır. 40 mg kafeine sahip olan siyah çaydan sonra 20 mg ile yeşil çay gelmektedir. 5-10 mg kafein içeren beyaz çay ise en sağlıklı çay türüdür.

Hamilelikte Tatlandırıcı Kullanımı

Gebelikte Tatlandırıcı

Tatlandırıcıların içerisinde çoğu zaman gebelik döneminde sorun oluşturmayacak ürünler bulunmaktadır.

Aspartam içeren tatlandırıcılarda hamilelik sürecine anneye ve ya bebeğe zarar veren bir olgu bulunmamıştır.

Ancak sakkarin adı verilen tatlandırıcı türünde bebeğin mesanesine zarar verici etmenlerin bulunduğu belirtilmiştir. Hamilelikte tatlandırıcı kullanımından mümkün olduğunca uzak durmak en iyisidir.

Gebelikte Balık Tüketimi Nasıl Olmalıdır?

Gebelik döneminde haftalık olarak 1 ve ya 2 kere balık tüketilmesi oldukça sağlıklıdır. Ancak büyük balıklarda yüksek oranda civa bulunduğu için bu balıkların tüketilmesi hamilelikte zararlı olabilir.

Büyük balık olarak ton balığı içerisinde omega 3 ve doğmamış yağlar bulundurduğu için oldukça faydalıdır. Haftada 1-2 kerelik tüketimlerin dışında balık tüketimi yapmak hamilelik döneminde sakıncalıdır.

Büyük balıklar yerine orta boy ve küçük balıklar tercih edilmelidir.

Gebelikte Balık Yağı Tüketimi

Omega 3 vücut tarafından üretilemeyen doymamış yağ asitleri içerdiği için anne ve bebek için oldukça önemlidir. Omega 3 hamsi, ton balığı, ceviz, ay çiçeği ve yeşil sebzelerde bulunmaktadır.

Anne karnındaki bebek omega 3 ihtiyacını anneden karşılar ve annenin vücudundaki omega 3 ise beyinde bulunur.

Annelerin hamilelik döneminde önerilen ölçülerde balık tüketmesi ve doktor tavsiyesinde omega 3 almaları gerekir.

Hamileliğin son 3 ayında ve emzirme döneminde 3 ay boyunca omega 3 almak bebekte zihinsel gelişimi güçlendirdiği gibi ilerleyen yaşlarda da meme ve prostat kanseri gibi durumları da önlediği bilinmektedir.

Bebeklerde fiziksel gelişime de katkısı olan omega 3 piyasada eczanelerde satışa sunulmaktadır. Ancak hamileler üzerinde fihs body oil yazan omega 3 tabletlerini tercih etmelidirler.

Çünkü diğer omega 3 tabletlerinde A vitamini oranı fazla olduğun için bebeğe zarar verebilir.

Omega 3 ihtiyacını doğal yollardan karşılamak isteyenler için haftada 2 kere balık yemek ve ya 1-2 ceviz yemek ya da haftada 2 kere sebze yemeği yemek yeterli olacaktır.

Gebelikte Vejetaryenlik

Gebelik döneminde her gıdadan yeterli ölçüde yemek gerekir.

Ancak gebelikte vejetaryenlik söz konusu olduğunda vücudun ihtiyaç duyduğu demir, vitamin ve mineraller doktorun önerdiği haplarla alınabilir.

Et yenmediği için genellikle demir ihtiyacında artış olmaktadır. Bu nedenle gebelikte vejetaryen beslenme tarzını tercih eden kişiler sebze ve meyvelerden bu demir ihtiyacını karşılamalıdırlar.

Gebelikte beslenmenin püf noktaları konumuza da göz atmanızı tavsiye ederiz.

Источник: https://www.kadindenince.com/gebelikte-beslenme-nasil-olmali/

Hamilelikte Kahve Tüketimi

Gebelikte Kafein Tüketimi Nasıl Olmalı

Sevdiklerimizle birlikteyken veya tek başımızayken bizim için vazgeçilmez olan içeceklerin başında kahve gelir. Bazılarımız için kahve saatleri inanılmaz bir keyif, bazılarımız içinse bir ihtiyaç durumundadır.

Sohbetlerimize eşlik ettiğinden, yoğun tempomuzun içinde bir nefes aldırdığından ve çeşitli aromaları ile damak tadımıza uyduğundan kahveyi severek tüketiriz. Peki bu kadar severken ve hayatımızda bu kadar yer etmişken kahve tüketimine hamilelik döneminde ara vermek gerekir mi?

Hamilelikte kahve içmek sakıncalıdır görüşleri eskilerden beri söylenir. Bu süreçte ne gibi zararları olur sorusu anne adaylarının aklını kurcalayan sorulardandır. Hamilelik sürecinde hangi besinleri ne sıklıkla tüketmek gerektiğini iyi bilmek gerekir.

Hamilelikte Kahve Tüketmek Zararlı mı?

Anne adayları henüz hamile kalmadan, hamilelik sürecinde ve doğumdan sonra yiyecekleri ve içecekleri her şeye dikkat ederler.

Bebeğine zarar verebilecek her türlü şeyden uzak durmaya çalışırlar. Kahve tüketimi de dikkat ettikleri durumlardan biri olur. Kimi anne adayları hamilelik sürecinde hiç kahve içmez. Ancak siz, bu davranış gerekli midir diye düşünebilirsiniz. Hamilelikte kahve tüketimi nasıl olmalıdır sorusu da burada önemlidir.

  • Azaltmanın veya tamamen kesmenin nedeni kahvenin içine bulunan kafeinden kaynaklanır.

Kafein; uyarıcı ve keyif verici madde olarak bilinir ve kahvenin içinde bol miktarda bulunur. Tabii ki kafein maddesinin yalnızca kahvede bulunmadığını göz ardı etmemek gerekir.

  • Tükettiğimiz her şeyin aşırısından kaçınmak önemlidir. Hamilelik sürecinde de her şeyi dozunda tüketmek sağlıklı olan davranışlardan olacaktır.

Yapılan araştırmalara göre günde 200 mg’a kadar kafein tüketmenin anne ve bebek üzerinde bir zararı yoktur.

Bu nedenle de kahve keyiflerinize ara vermek zorunda kalmanıza gerek yoktur. Sadece ölçülü tüketmek ve abartıya kaçmamak gerekir.

Kafein içeren besinlerin tüketimini en aza indirerek bu dönemi sağlıkla atlatabilirsiniz.

Kahve Tüketiminin Bebeğe Ne Gibi Zararları Vardır?

Aşırı kahve tüketimi, yani vücuda alınan aşırı kafein gebelikte bebeğe değişik zararlar verebilir, hamilelik sürecini olumsuz etkileyebilir. Bebeğin gelişimini olumsuz etkilemesinin yanı sıra, ilk aylarda düşük vakalarına sebebiyet verebilir.

Dikkat etmeniz gereken nokta, eğer seviyorsanız ve vazgeçmek istemiyorsanız kafeini tamamen kesmek değil, vücuda alınan kafein miktarını azaltmak olmalıdır!

  • Uzun süre ve gereğinden fazla tüketilen kafein sebebi ile bebek, anne karnında gelişimsel gerilik yaşayabilir.

Yapılan araştırmalar sonucunda anne günde 200 mg kafein tükettiğinde bebeğin kilosunda 60-70 gram azalma görülmüştür.

Buradan da anlaşıldığı üzere kafein nedeni ile anne karnındaki bebeğin kilosunda azalma, düşük doğum ağırlığı riskinde artış görülebilir.

  • Bebeğin vücut gelişiminde olduğu gibi beyin gelişimini de olumsuz etkileyebilir.
  • Aşırı kafein tüketimi düşük doğum olmasına sebep olabilir.
  • Anne karnındaki bebeğin kafeini etkisiz hale getirebilmesi imkansızdır. Yüksek dozda vücuda giren kafein, bebekte uzuv bozukluklarına da neden olabilir.
  • Kansızlık sıkıntısı yaşayan anne adayının hamilelikte yorgunluk ve halsizlik hissiyatı artabilir. Demir emilimini de etkilediğinden, anne adayı her ne kadar içeriğinde demir olan besinler tüketse de kafein sağlayacağı faydayı en aza indirebilmektedir.
  • Kalsiyum eksikliği olanların, uyku problemi yaşayanların ve hipertroid hastalarının aşırı kahve tüketimi olumsuz durumların yaşanmasını beraberinde getirebilir.

Kısacası gebelikte kahve tüketimi aşırıya kaçıldığında nikotin etkisi, alkol etkisi gibi anne karnındaki bebeğe zarar verici olabilir. Aşırıya kaçtığınız her durum için sıkıntı yaşayabileceğinizi hiçbir zaman unutmamanız ve ona uygun davranmanız gerekmektedir.

Bebeğinizin henüz doğmadan, anne karnındayken her türlü uyarandan olumlu veya olumsuz etkilenebileceğini göz ardı etmemelisiniz.

Sağlıklı, huzurlu, mutlu gebelik dönemi ve sonrası için bunlar önemli detaylardandır  

Günlük Tükettiğimiz İçeceklerin Kafein Oranları Nasıldır?

Vücudunuza ne kadar oranda kafein aldığınızı ve gün içinde tükettiğiniz içeceklerin kafein oranlarını biliyor olmak, size tükettiğiniz içecekleri ayarlamanızda yol gösterici olabilir. Günlük aldığınız kafein miktarlarını tahmin etmek zor değildir.

Bu bilgileri biliyor olmanız işinize yarayacaktır:

  • 1 fincan filtre kahvede 135-200 mg kafein bulunur.
  • 1 fincan türk kahvesinde 67 mg kafein bulunur.
  • 1 fincan espresso içerisinde 212 mgkafein vardır.
  • 1 fincan cappuccino içerisinde 100 mg kafein vardır.
  • 150 cc lik hazır kahvede yaklaşık 70 mg kafein bulunur.

Kafein yalnızca kahvede bulunmaz.

  • 1 kutu kolada 30-56 mg kafein vardır.
  • 1 kutu diyet kolada 38-45 mg kafein vardır.
  • 200 cc hazır çayda 30 mg kafein vardır.
  • 1 fincan yeşil çayda 20 mg kafein vardır.
  • 100 gram çikolatada 20 mg kafein bulunur.

Sonuç olarak besinlerin kafein oranlarını bilmeniz tüketeceğiniz besinlerin oranında düzenleme yapmanızı sağlayacaktır.

Kafein miktarı kahvenin sertliği ile doğru orantılıdır!

Türk kahvesi de tıpkı çay gibi hayatımızda büyük yer edinmiştir. Bazılarımız için kahve saatleri alışkanlık haline gelmiştir. Gebelik sürecinde mümkün olduğunca bu alışkanlıklarınızı azaltmanızda ve kontrol altına almanızda fayda vardır.

Gebelikte türk kahvesi zamanlarınızın keyfine devam edebilirsiniz.

Tabii belirtttiğimiz gibi aşırıya kaçmadan…

Hamilelikte Kahve Sınırlamasını Nasıl Olmalıdır?

  • Kahvenizi büyük bir fincanda içmek yerine daha küçük fincanda içebilirsiniz.
  • Dolu bir kaşık kahve ile kahve hazırlamak yerine kaşıktaki kahve miktarını azaltabilirsiniz.
  • Hamilelikte türk kahvesi içtiğiniz zaman tükettiğiniz çay, asitli içecekler, çikolata gibi besinleri fazla tüketmemeye özen göstermelisiniz.

    Vücudunuza alacağınız kafein miktarını günlük tükettiğiniz yiyecek ve içecek durumuna göre ayarlamaya çalışabilirsiniz.

  • Kafeinsiz kahve içmeniz de bir başka çözüm yolu olabilir. Kafeinsiz türk kahvesi tüketebilirsiniz.
  • Rahatsız hissettiğinizde kahve tüketimini gün aşırı hale getirebilirsiniz.

  • Gebe kalmadan önce günlük kahve tüketimi oranınız fazlaysa artık büyük oranda kahve tüketmek yerine hoşunuza gidebilecek sağlıklı alternatif içecekler bulabilirsiniz.

Severek tükettiğiniz içecekleri hayatınızdan çıkarmanız gerekmez.

Keyifli anlarımıza eşlik eden, bizi rahatlatan, molalarımızın vazgeçilmezlerinden olan türk kahvesini tüketmeye devam edebilirsiniz.

Görüyorsunuz ki hamilelikte kahve sanıldığı kadar zarar verici değildir. Yapılan araştırmalarda ve kontrollü deneylerde günde bir bardak türk kahvesinin olumsuz etkisine rastlanmamıştır.

Araştırmacılar yüksek miktarda alınan kafeinin zararı konusunda hemfikirdir. Burada önemli olan kahve tüketiminden ziyade kafein tüketimidir. Tüketimin sınırı metabolizmaya göre değişir.

Yapmanız gereken şey; günlük kahve tüketiminde aşırıya kaçmamak ve kontrollü tüketmektir. Bu süreçte seçeceğiniz çözüm yolları tamamen size bağlıdır.

Источник: https://www.bebek.com/hamilelikte-kahve-tuketimi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.