Geçmeyen Ağrı Depresyona Neden Olur Mu?

Depresyon Nedir? Depresyon Belirtileri ve Tedavsi – Sağlık Ocağım .NET

Geçmeyen Ağrı Depresyona Neden Olur Mu?

Depresyon, toplumsal bir ruh sağlığı sorunudur ve toplum içinde son derece yaygın, çok az tanınan ve üzerinde çok fazla efsanenin döndüğü, yanlış bilgilerin çok yaygın olduğu çok kritik bir durumdur. Depresyon kelime anlamıyla duygu çöküntü hali demektir. Depresyon bir rahatsızlık, hem biyolojik, hem sosyal hem de bireyin kişisel özelliklerini ilgilendiren çok etmenli bir tablodur.

Depresyon duygu hali bir çöküntünün en önemli belirtisidir. Duygu hali çöküntüsü (ze alamama, genel isteksizlik ) şeklinde tanımlanabilir.

Aynı zamanda depresyon duygu hali çöküntüsünden başka düşünce yapısını ilgilendiren, bedensel biyolojik tabloları değiştiren ve davranışlar üzerinde etkisi olan bir rahatsızlıktır.

Depresyona en sık eşlik eden diğer bir duygu şekli de bunalımdır.

Depresyona neden olur?

Depresyontıbbi bir tablodur ve depresyon psikolojik bir görüntü, ilişkiler, yaşam ile çok bağlantılı olmakla beraber, beyin biyokimyasını ilgilendiren biyolojik bir ayağı olan da bir sorundur, bu nedenle bazı tıbbi ve kronik rahatsızlıklar, özellikle merkezi sinir sistemini ilgilendiren birçok rahatsızlık orta ve uzun dönemde depresyona neden olabilir.

Bu rahatsızlıkların içinde birçok biyokimyasal etkenler, endokrin sistemi ilgilendiren hastalıklar, ayrıca multisistem denilen vücudun birçok bölgesini tutan kronik ve sistemik hastalıklar iki boyutta depresyona sebep olabilir.

Birincisi, B12 vitamini eksikliği ya da tiroid hastalıklarına neden olarak depresyona yol açabilirler.

İkincisi ise, kronik ve zorlu hastalıklar çok ciddi işlev bozukluğu yarattığı için sosyal ve psikolojik olarak o birey üzerinde depresyonun gelişmesine neden olabilir. Bu durum çok önemli bir konudur.

Çünkü altta yatan ciddi bir hastalık eğer depresyona zemin hazırlamış ise bunlar çok iyi tespit edilmeli ve bunların da tedavisi yapılmalıdır.

Depresyon belirtileri

Depresyon toplumda sıkça kullanılan bir kelimedir. Birini moralsiz, keyifsiz gördüğümüzde depresyonda olup olmadığı sorulur fakat bahsedilen depresyon hastalık olan depresyondur. Hastalık olarak görülen depresyon en az iki hafta sürer.

Bu 2 hafta içerisinde birey umutsuz, karamsar, moralsiz ve kederli ise, hayattan ze almıyorsa, kişi eskiden sevdiği müzik dinlemeyi, eğlenmeyi, sinemayı gitmeyi, arkadaşları ile dışarı çıkmayı sevmiyorsa, çok sinirli ise, alıngan ise, yavaş yavaş herkesten uzaklaşmış ise, yalnız kalmak istiyorsa, kendisi ile ilgili suçluluk duyguları hissediyorsa, dalgın ve unutkan ise, çok kaygılıysa, intihar etmeyi düşünüyorsa bu kişinin depresyonda olduğu gözle görülür biçimde fark edilir, çünkü bu belirtiler depresyon belirtileridir.

Bunların dışında uyku bozukluğu, uykuya dalmakta zorlanma var ise, sabah kalktığında kişi kendini dinlenmiş hissetmiyor ya da çok erken uyanıyorsa, kişi kendine bakmıyorsa, koyu renk elbiseler giymeyi tercih ediyorsa, işe ve okula gitmek istemiyorsa, alkol ve madde kullanımına meyilli ise bunlarda depresyon belirtileri olabilir.

Depresyon belirtilerini sıralayacak olursak:

  • Umutsuzluk
  • Karamsarlık
  • Moralsiz ve üzüntülü olmak
  • Yaşamdan ze almamak
  • Daha önce ze alınan aktivitelerden ve hobilerden ze almamak
  • Arkadaşlarından ve çevresindeki insanlardan uzaklaşmak
  • Yalnız kalmayı istemek
  • Kendisini hep suçlu hissetmek
  • Dalgın ve unutkan olmak
  • Aşırı kaygılı olmak
  • İntihar etmeyi düşünmek
  • Uyku bozuklukları (erken uyanmak, uyandığında kişinin kendisini yorgun hissetmesi ya da uyuyamamak, uykuya dalmakta güçlük çekmek gibi)
  • Kişisel bakımı ihmal etmek
  • Genellikle koyu renk elbiseler giymeyi tercih etmek
  • İşe veya okula gitmek istememek
  • Alkol ve benzeri maddelere karşı meyilli olmak gibi belirtiler depresyon belirtileri olabilir.

Depresyon nasıl teşhis edilir?

Depresyonun diğer sıkıntılardan ayırt edilmesi oldukça önemlidir. Çünkü doğal hayatın içinde bir insanın geçici bir süre yaşamdan keyif alamaması, sıkıntılı ve isteksiz döneminin olması yaşamın bir özelliğidir. Bu durum her zaman depresyon olarak görülmemelidir.

Depresyonun diğer çöküntülerden ayrılmasında birkaç kritik özellikleri vardır. Bu özellikler, depresyon ve depresif duygu hali en az iki hafta sürer.

Ayrıca depresyonun diğer moral bozukluklarından farkı, işlevsel anlamda insanın mesleki ve sosyal ilişkiler anlamında belirgin zarar görmesi depresyon varlığını ayırt etmek için önemlidir.

Depresyon nasıl anlaşılır

Depresyonu tedavi etmek gerekir mi?

Günümüzde üzerimize düşen görevler çok fazla ve kent hayatı karmaşık ve hızlı yaşanmaktadır ve bu yaşamın içerisinde herkes birbirinden çok fazla bir şeyler beklemektedir, bu yüzden depresyonun önlenmesi ve tedavisi psikolojik, maddi ve manevi kayıpları önlemek için oldukça önemlidir.

Depresyonu çok geniş bir spektrum ile bakılmalıdır. Depresyon çok uç noktalara gider ve melankolik hale dönüşürse istenmeyen kötü sonuçlar ortaya çıkabilir, bu nedenle depresyon mutlaka tedavi edilmelidir.

Tedavi, bireyin depresyonu anlamasına engel değildir. Erken dönemde depresyon teşhisini koymak zordur. Hafif depresyonlar uzun süre devam ettiğinde bireyin yaşamını önemli ölçüde etkiler. Bu durum göz önünde bulundurularak, depresyon belirtilerini yaşayan birey ya da bunu fark eden yakınları erken dönemde iyi bir psikiyatri uzmanına başvurmalıdır.

Depresyon nasıl tedavi edilir?

Depresyon bir rahatsızlıktır. Depresyon hem sosyal, hem tıbbi, hem de bireyin kişilik özelliklerini ilgilendiren çok etmenli bir tablodur fakat mümkün olduğunca tedavisi yapılması gereken bir durumdur. Depresyonun temel olarak iki türlü tedavisi vardır. Bunlardan biri psikoterapi tedavisi, ikincisi ise biyolojik tedavidir.

  • Depresyon tedavisinde psikoterapi tedavisi nedir? Psikoterapi denilen bireysel ya da grup düzeyinde konuşma ile ve tedavi ilişkisi oluşturmaya yönelik tedavilerdir.
  • Depresyon tedavisinde biyolojik tedavi nedir? Biyolojik tedaviler ilaç tedavileri ve elektroşok tedavisidir. Sonuç olarak, depresyon tedavi edilmediği taktirde çok ciddi sosyal, mesleki ve işlevsel kayıplara yol açtığı için o birey adına geri dönüşümü olmayan daha zor tablolara sebep olabilir.

Depresyon tedavisi ne kadar sürer?

Depresyon tedavisi hem psikoterapilerle hem de ilaç tedavileri ile yapılır. İlaç tedavisi başladıktan sonra hastanın vereceği cevabın anlaşılması için 3-4 hafta kadar iyileşme için bir bekleme süresi vardır.

Depresyon tedavisinde ilaç tedavisinin süresi nedir? Depresyon ilaç tedavisi ile tamamen düzelse bile, başka zorlaştırıcı şartlar söz konusu değilse en az 6 ay kadar ilaç tedavisinin sürdürülmesi tekrar etmesini önlemek için çok önemlidir. Yani tekrar depresyon yaşanmaması ve kalıcı bir tedavi için en az 6 ay kadar ilaç tedavisi sürdürülmelidir fakat tekrarlayan tablolarda ve aile öyküsünde de bu tip sorunlar var ise bu tedavi süreci 12 ay veya 2 sene sürdürülebilir.

Depresyon tedavisinde psikoterapinin süresi nedir? Psikoterapi tedavisine gelince, psikoterapiler çok geniş bir kavramdır. Depresyonda etkinliği kanıtlanmış psikoterapi yöntemleri de vardır.

Psikoterapi tedavisi, kent insanının hızlı akan yaşamında bu hastalara çabuk etkili olabilecek bilişsel davranış terapileri denilen düşünce alışkanlıkları ve duygular üzerinde yönetim ve eğitim becerisi kazandırmaya yönelik psikoterapi tedavileri şeklinde yapılır.

Bu yöntemler terapist ile başvuran hasta arasındaki ilişkiye göre planlanır.

Depresyon tedavisinde hangi ilaçlar kullanılır?

Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar, son 20-25 yılda önemli derecede gelişme göstermiştir ve bu insanların çalışmasına, yaşamını sürdürmesine mani olmayacak, onların yaşamlarını devam ettirirken iyi işlev göstermelerine imkan sağlayacak depresyon ilaçları da geliştirilmiştir.

Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar iki ana grupta değerlendirilir. Birincisi trisiklik denilen antidepresanlar vardır ve bunlar biraz daha eski ilaçlardır fakat bu ilaçların etkinliği daha kuvvetlidir.

Depresyon tedavisinde bir de yeni kuşak prozac ile başlayan ve bundan sonra yeni molekülerin geliştirildiği bir grup antidepresan ilaçlar da vardır.

Depresyon tedavisinde verilecek olan ilaç seçimi hastanın şikayetlerine, hastanın öyküsüne, hastanın biyolojik tablosuna ve birçok faktöre bağlı olarak bir seçim yapılmasını gerektirir fakat bu ilaçların kulaktan dolma bilgilerle kullanılmaması gerekir. Bu ilaçları hastanın tanıdığı biri kullandı, bende kullanayım düşüncesiyle kullanmak hiç doğru olmaz. Depresyon ilaçları mutlaka bir psikiyatrist tarafından reçete edilmelidir.

Depresyon tedaviden sonra tekrarlar mı?

Depresyon, her zaman bir kökeni olan ve bir sebebi olan klinik bir belirti değildir. Birbirine hiç benzemeyen, hem beyin kimyasını ilgilendiren hem de sosyal hayatı, insan ilişkilerini ilgilendiren çok etmenli bir psikolojik hastalıktır. Hastalık çok etmenli olduğu için hastalığın seyri ve sonu da çok değişken olabilmektedir.

Bazı insanlar ailesel anlamda depresyona çok yatkındırlar. Depresyon bazı insanlarda genetik faktörlerden kaynaklanmaktadır. Bazı depresyon hastalarında durum beyin kimyası ile ilişkili olur iken, bazı insanlarda da direkt yaşamı ilgilendiren kayıplar, zorlanmalar ve karşısına çıkan engeller ile ortaya çıkmaktadır.

Hastanın genetik faktörü fazla ise depresyonun tekrar etme olasılığı daha fazladır. Bu durumda tedavi uzun süre devam ettirilmelidir fakat bazı depresif tablolar ise hayatın içindeki kayıplar ile ortaya çıkan ve reaktif depresyon denilen duruma bağlı ortaya çıkan depresyon şeklidir. Bu reaktif denilen depresyon tipinin tedaviden sonra tekrar etme olasılığı daha düşüktür.

Eğer hastayı zorlayıcı bir olay gelişmiş ise (ölüm, boşanma, iflas etme gibi ya da içinde yaşanan topluma bağlı tetikleyici faktörler gibi) bu etkenler düzelirse o bireyin hayatında depresyon tekrar etmeyebilir, ancak depresyonu tetikleyen beyinsel, metabolik veya genetik faktörler var ise hastalığın tekrar etme riski yüksektir. Bu tür durumlarda nasıl bir tedavi planı yapılması gerektiğini hastanın doktoru karar verecektir.

Depresyonun iş hayatına etkisi nedir?

Depresyon tedavisi gören bir bireyin tedavi gördüğünü iş yerine bildirmeli mi denildiğinde, bu durumu bireyin çalıştığı ortama, işverenin anlama biçimine, hastanın bu konuyu nasıl taşıyıp taşıyamamasına bağlı birçok faktörü göz önünde bulundurarak doktor ve hasta birlikte karar vermelidir.

Psikiyatride çok önemli damgalanma denilen bir durum söz konusudur. Türkiye’de bireyler psikiyatri uzmanına zor başvururlar, bu nedenle birey bu durumu iş yerine bildirip bildirmeyeceğini doktoru ile birlikte planlamalıdır.

Eğer iş yeri şartları çok zorlayıcı ve işveren bu durumu anlayabilecek ise, bu durum doğru bir dille iş yerine bildirildiğinde hasta açısından daha rahatlatıcı olabilir fakat hasta bu durumu taşımakta zorlanıyorsa iş yerine bildirmemesi daha doğru bir tercih olur. Bu durumda iş yerinin durumuna ve hastanın durumuna göre tercih yapılır.

Depresyon önlenebilir mi?

Depresyonda olan hastanın ve çevresindeki onu anlayabilecek kişilerin bu durumun düzelmesi için bazı önlemler almaları faydalı olur.

  • Egzersiz yapmak depresyonu atlatmada oldukça etkili yöntemdir.
  • Yaşam tarzını düzenlemek (sağlıklı beslenme, düzenli uyku, kişinin kendini kötü hissettiği çevreden ya da ortamlardan uzak durması gibi) gerekir.
  • Eğer ağır şartlarda çalışılıyor ise iş şartlarını dengelemek veya kolaylaştırmak faydalı olur.
  • Depresyonda olan bireyin alkol, madde, sigara kullanımı varsa bunlardan uzak durması ve ailesinin ya da arkadaşlarının bu konuda hastaya yardımcı olması gerekir.
  • Yalnız yaşayan bireylerin depresyon hastalığı sırasında ailelerinin onu yargılamadan, anlamaya çalışarak yanında olması gerekir.
  • Depresyon hastası olan kişilerle ailelerinin veya arkadaşlarının tartışmaya girmemesi ve onlara yardımcı olmaya çalışması önemlidir.
  • Depresyonda olan hastanın uyku düzenin sağlanması önemlidir (geç yatan ya da az uyuyan bireyler depresyona meyillidir).
  • Mümkünse kısa bir tatil yapmak depresyon riski altında olan kişilere faydalı olur.

Not: Bütün bu önlemlere rağmen bu durum aşılmaz ise mutlaka iyi bir psikiyatri uzmanına başvurmak ve gerekli tedaviyi almak hastalığın daha kötü sonuçlara varmaması için çok önemlidir.

Depresyon önlenebilir mi

Benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/depresyon-nedir-depresyon-belirtileri-ve-tedavisi/

Soğuk hava depresyona yol açabilir

Geçmeyen Ağrı Depresyona Neden Olur Mu?

Mevsimsel duygu durum bozukluğu birçok kişide görülebilen psikolojik bir rahatsızlık. Özellikle kış aylarında daha sık yaşanan ve kış depresyonu olarak da adlandırılan bu durum, kişilerin hayatını olumsuz yönde etkileyebiliyor.

Mutsuzluk, özgüven eksikliği, enerji kaybı gibi durumlar gözlemleniyor ve bu tarz belirtiler 2 haftadan uzun sürüyorsa hemen bir uzmana danışılması gerekiyor. Central Hospital’dan Uzman Psikolog Aycan Bulut, “Kış mevsiminin gelişiyle birlikte birçok kişide psikolojik değişimler başlayabilir.

Yaz mevsiminden sonra güneş ışınlarının azalmasıyla depresif durumlarda artışlar gözlemlenebilir. Özellikle havaların soğuması kişinin sosyalleşmesini engeller” diyor.

Depresyon hayat kalitesini düşürüyor

Depresyon sık görülen, tekrarlayan, kişinin psikolojisinde olumsuzluklara yol açan ve yaşamını zorlaştıran duygu durum bozukluğu olarak da kabul edilir. Yaşanan tüm belirtiler kişinin hayat kalitesini düşürebilir ve yaşamsal işlevselliği bozabilir. Özellikle bu kişiler kendilerini yoğun bir şekilde çaresiz ve yalnız hissederler.

Bu kadar yoğun duyguları ve düşünceleri olan kişiler bu dönemi hayatın akışına bırakarak çözemezler. Bir kişiye depresyon tanısının konulabilmesi için o kişinin daha önceki işlevsellik düzeyinde 2 haftadan fazla süren bir değişiklik olması gerekir.

Bunun yanı sıra yaşanan semptomların sayının fazla olması ve bu belirtilerin en az birinin depresif duygu durum, yapılan işe ilgi duymama ya da artık ze alamama gibi durumların olması şarttır.

Enerji kaybı, mutsuzluk ve dikkat eksikliği varsa…

Depresyon yoğun üzüntü, özgüven eksikliği, enerji kaybı, uykusuzluk, iştahsızlık, dikkat eksikliği, mutsuzluk, isteksizlik ve hayattan keyif alamama gibi kişinin hayatını olumsuz yönde etkileyen belirtilerin yoğun yaşandığı bir ruh bozukluğudur. Aynı zamanda kişide zihinsel, duygusal ve davranışsal olumsuz değişiklikler de gözlemlenebilir.

DEPRESYON NEDİR? DEPRESON BELİRTİLERİ NELERDİR VE KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Kış mevsiminde psikoloji değişebilir

Kış mevsiminin gelişiyle birlikte birçok kişide psikolojik değişimler başlayabilir. Yaz mevsiminden sonra güneş ışınlarının azalmasıyla depresif durumlarda artışlar gözlemlenebilir. Özellikle havaların soğuması kişinin sosyalleşmesini engeller. Örneğin dışarıda program yapmak yerine evde vakit geçirmeyi tercih eder.

Daha önceden depresyon tanısı almış ya da depresif duruma yatkınlığı olan kişilerde depresyonun şiddetli yaşanması ve tekrarlanması mümkündür.

Kış mevsiminde sorumlulukların daha da artması, yaşam hızına uyum sağlamaya çalışma, programlarda yoğunluk ve günlerin kısalığı gibi sebepler kış depresyonunun yaşanmasına zemin hazırlayabilir.

Her kişide farklı

Kişilerde kış depresyonun hissedilmesi ve şiddeti kişilik yapısına göre farklılıklar gösterebilir. Depresyon belirtileri 2 haftadan fazla bir süre kişinin bireysel, sosyal ve iş hayatını olumsuz etkiliyorsa ve buna ek olarak bedensel rahatsızlıklardan da söz ediliyorsa bir uzman ile görüşülmesi gerekir.

Bir insanın yaşamı boyunca depresyon geçirme olasılığı yüzde 25’dir. Özellikle bu durum kadınlarda daha fazla yaşanmaktadır. Mevsimsel depresyon yaşayan kişiler yaz aylarında kendilerini daha canlı ve hareketli hissederken kış aylarında daha enerjisiz hissedebilirler.

Ayrıca aşırı yeme isteği, az fiziksel aktivite, çok fazla kilo alma ve sürekli uyuma ihtiyacı gibi durumlar da gözlemlenebilir.

KARLI HAVA PANİK ATAĞA SEBEP OLABİLİR

Sosyalleşin!

Kış depresyonu yaşayan kişilerin açık havada vakit geçirmeye özen göstermeleri gerekir. Özellikle açık havada sabah 06.00-10.00 saatleri arasında spor yapmak fayda sağlayabilir.

Arkadaşlarla sosyalleşmek, farklı ve eğlenceli etkinliklere zaman ayırmak da bu durumu atlatmalarına yardımcı olabilir. Eskiden yapmaktan keyif alınan tüm aktiviteler yavaş yavaş tekrardan yapılmaya başlanmalıdır.

Bu kişilerin olumsuz düşünceleri ve kısıtlayıcı davranışları tespit ederek, pozitif düşüncelere odaklanması ve olumlu davranışlarını fazlalaştırmaları gerekir.

Olumsuz düşüncelere karşı psikoterapi

Kış depresyonunun tedavisinde sadece ilaçlar kullanılmaz. Kişilerin gerek bireysel gerekse kişiler arası sorunlarını çözmek ve hayatlarını pozitif yönde değiştirebilmek amacıyla psikoterapi teknikleri de uygulanmaktadır.

Psikoterapideki ilk amaç bu kişilerin hayata karşı olumsuz düşüncelerini ortadan kaldırmaktır.

Bunun yanı sıra kendilerine ve yaşama olan güven eksikliklerini tekrar kazandırabilme ve yıkıcı düşüncelerden kurtulabilmelerine yönelik hedefler de belirlenir.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

Источник: https://hthayat.haberturk.com/saglik/psikoloji/haber/1056636-soguk-hava-depresyona-neden-olur-mu

Depresyona ne iyi gelir?

Geçmeyen Ağrı Depresyona Neden Olur Mu?

Depresyon bir zihinsel sağlık bozukluğudur. Özellikle, duygu kusurlarından biri, üzüntü duygusu ve ilgi kaybı gibi sürekli olarak düşük ruh hali ile karakterizedir. Depresyon kalıcı bir sorundur ve geçmeyen bir problemdir. Depresif bir dönemin ortalama uzunluğu 6-8 aydır.

Depresyon, hepimizin normal ve sağlıklı yaşamın bir parçası olarak yaşadığı ruh halindeki dalgalanmalardan farklıdır. Gündelik hayatın zorluklarına geçici duygusal tepki depresyon teşkil etmez.

Aynı şekilde, bir kişinin ölümüyle sonuçlanan üzülme hissi bile ısrarcı değilse bu durum depresyon olarak görülmez. Ancak, depresyon bir ölümü takip ettiğinde bu durum psikologlara göre ”karmaşık yas” olarak tanımlanır. (1)

Depresyonun nedenleri

Depresyonun nedenleri hakkında 3 temel bakış açısı vardır. En yaygın olarak, depresyon bu üçünün bir kombinasyonu olarak görülmektedir:

  • Depresyon, nörokimyasal veya hormonal dengesizliğin yol açtığı tıbbi bir hastalıktır.
  • Depresyona bazı sabit ve saplantılı düşünceler neden olur.
  • Depresyon, talihsiz deneyimlerin bir sonucudur.

Bunların her biri şiddetli bir şekilde depresyonun bir nedeni olarak ele alınabilirken, her biri birçok önemli soruyu yanıtsız bırakmaktadır. Yüzeyde her biri güçlü bir vaka olsa da, bazen hiçbiri bize tam resmi veremeyebilir. İşte bazı önemli hususlar:

  • Depresyon fiziksel belirtilere neden olsa da ve nadir durumlarda fiziksel nedenleri varsa, bu bir hastalık değildir.
  • Depresyonun temel bir yönü düşüme tarzıdır, ancak karamsar olma kaçınılmaz olarak depresyona neden olur mu?
  • Travma, karışıklık ya da üzücü deneyimler depresyonu tetikler gibi görünebilir, ancak durumları benzer olan insanların bazıları depresyondan acı çekerken bazıları neden depresyondan acı çekmez?
  • Düşünme tarzınız depresyonun korkunç bedensel belirtilerine neden olabilir mi?

Ancak, depresyonu çevreleyen tüm yönleri göz önüne aldığımızda, parçaların nasıl bir araya geldiğini gerçekten görebiliriz, böylece depresyonun nedenlerini ve dolayısıyla onu yenmenin en iyi yolunu anlayabiliriz.

Depresyonun bu ‘nedenlerine’ ilişkin mevcut düşünceye bakarak, gerçek bir depresyon anlayışını bir araya getirebilir ve onu çevreleyen bazı efsaneleri devre dışı bırakabiliriz. (2)

Depresyonun belirtileri

Depresyon kişiden kişiye değişir, ancak bazı ortak belirtileri vardır. Bu semptomların hayatın normal düşüklüğünün bir parçası olabileceğini unutmamak önemlidir. Ancak sahip olduğunuz semptomlar ne kadar çoksa, semptomları ne kadar güçlüyse ve ne kadar uzun sürdüyse depresyon ile uğraşmanız o kadar olasıdır.

  • Çaresizlik ve umutsuzluk hissi: Umutsuz ve hiçbir şeyin iyiye gitmeyeceği düşüncesinin baskın olmasıdır. Kişi durumu iyileştirmek için yapabilecek hiçbir şey olmadığını düşünebilmektedir.
  • Günlük faaliyetlerde ilgi kaybı: Artık eski hobileri, eğlenceleri, sosyal faaliyetleri veya karşı cinsle olan ilişkileri umursamamak diğer bir belirtidir. Sevinç ve ze hissetme yeteneğini kaybetme durumudur.
  • İştah ve kiloda değişimler: Önemli kilo kayıpları veya kilo alımları (bir ayda vücut ağırlığının % 5’den fazlasının değişmesi) göze çarpabilmektedir.
  • Uyku düzeninde değişimler: Özellikle sabahın erken saatlerinde uyanmak uykusuzluğun belirtilerindendir.
  • Öfke veya sinirlilik: Kişi huzursuz ve şiddete meyilli olabilmektedir. Hoşgörü seviyesi düşmekte ve öfke seviyesi artmaktadır.
  • Enerji kaybı: Yorgun, halsiz ve fiziksel olarak bitmiş gibi hissetme durumudur. Bütün vücudunuzu ağır hissedebilir, küçük görevleri yorucu bulabilirsiniz. Alınan görevler normalden daha uzun sürede tamamlanır.
  • Kendinden nefret etme: Güçsüzlük ya da suçluluk hissi baskındır. Algılanan hatalar ve hatalar için kendinizi sertçe eleştirme durumu görülür.
  • Kayıtsız davranış: Madde bağımlılığı, kumar oynama alışkanlığı, dikkatsiz araç kullanma veya tehli spor gibi kaçak davranışlara meyilli olma durumudur.
  • Konsantrasyon sorunları: Odaklanma, karar verme veya bir şeyleri hatırlama sorunudur.
  • Açıklanamayan ağrı ve ağrılar: Baş ağrısı, sırt ağrısı, ağrıyan kaslar ve mide ağrısı gibi fiziksel şikâyetlerde artış görülebilmektedir. (3)

Depresyonun tedavisi

Depresyonunuzu tedavi etmek için doktorunuz ilaç, psikoterapi veya her ikisini birden reçete edebilir. Sizin için uygun bir kombinasyon bulmak zaman alabilir.

Tedavi çözümleri, depresyonun nedenleri ve semptomları değişebildiğinden sizin durumunuza göre uyarlanacaktır. Egzersiz, uyuşturucu ve alkolden kaçınılması ve bir rutine yapışılması, depresyonu kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir.

Etkili bir tedavi planı bulmak için belirtilerinizi doktorunuzla tartışın. (4)

Depresyon için tedavi yöntemleri

Sarı kantaron: Sarı kantaron hafif ila orta düzeyde depresyon için popüler bir bitkisel tedavidir.

Bir antidepresan gibi çalışan, serotonin ve serotonin reseptörlerinin tekrar alımını engelleyen hiperisin ve hiperforin gibi kimyasal bileşenleri bulundurmaktadır.

Bir veya iki yemek kaşığı kurutulmuş kantaronu bir bardak sıcak suya ekleyin ve 10 dakika kadar demleyin. Bu çayı günde iki kez içebilirsiniz.

Kakule: Kakule, bedeni ve hücreleri yenilemeye yardımcı olabildiği için ruh halinizi de iyileştirmenize destek olur ve depresyonu tedavi eder. Bir fincan ılık su veya süt için bir buçuk tatlı kaşığı kakule tozu ilave edin. Günde bir kez için. Banyo suyunuza birkaç damla kakule yağı ilave edebilirsiniz.

Balık yağı: Araştırmalar, depresyon hastalarının genellikle düşük omega-3 yağ asitlerine sahip oldukları bulmuştur. Balık yağları normal beyin fonksiyonları için gerekli omega-3 yağ asitleri bakımından yüksektir ve depresyon hastaları için önerilir. (5)

Elma: Günde bir elma depresyonu uzak tutmaktadır. Elma, eonlar için her türlü rahatsızlığı önleyen en iyi meyve olarak düşünülür. Depresyon için de aynı derecede etkilidir. İnce kıyılmış yarım elma ve 1-2 çay kaşığı balı bir bardak süte ekleyin. Her gün tüketin. Sütten hoşlanmıyorsanız elma suyu içebilirsiniz.

Safran: Safran, beyindeki serotonin düzeylerini artırır, böylece hafif depresyonu iyileştirir. Yemek için lezzetli bir baharattır. Düzenli olarak bir tutam alabilir veya yiyeceğinize ekleyebilirsiniz.

Gül yaprakları: 25-30 taze gül yapraklarını suyun içine koyun. 12-15 dakika kaynatın. Serinletin ve şeker ekleyin. Bu karışımı iki kez veya günde üç kez için. Bu evde çare sizi etkili bir şekilde depresyondan kurtarır.

Kahve: Bir fincan kahve ile güne tazeleyici bir başlangıç yapabilirsiniz. Kahve içinde bulunan kafein iyi bir duygu durum yükselticidir ve sizi daha iyi hissettirir. Günde 1-2 fincan kahve hafif depresyonu hafifletir. Ancak 2 bardaktan fazla tüketmeyin; Aksi takdirde, depresyonu artırabilir. (6)

Sarımsak: Bir çalışma, sarımsak özünün, serotonerjik, adrenerjik ve dopaminerjik sistem ile etkileşerek ve MAO-A ve MAO-B düzeylerini engelleyerek önemli antidepresan aktivite gösterdiğini kanıtlamaktadır. Sarımsak, kronik depresyon, uykusuzluk ve yorgunluğun üstesinden gelmek için en iyi ev ilaçlarından biridir, bu nedenle günlük diyetinize sarımsak ekleyin.

Yulaf ezmesi: Yulaf ezmesi, serotonin düzeylerini arttırarak ve stres hormonlarını düşürmektedir. Kaygı ve depresyonun üstesinden gelmeye yardımcı olur; bu, sakinlik hislerini tetikler. Bir fincan soya veya pirinç sütü alın ve üzerine 4-5 çay kaşığı yulaf ezmesi ekleyin. İyice pişirin. Bal ve kuru meyveleri ekleyin. Beyni rahatlattıkça her gün tüketin.

Kaju: Depresyon tedavisinde Niasin, B3 vitamini formunda kullanılır. Kaju fıstığı, B3 vitamini için iyi bir kaynaktır. Sekiz adet kajuyu alıp ezin. Bu tozu bir bardak süte ekleyin. Bunu düzenli olarak tüketin. (7)

Kereviz: Kerevizdeki potasyumla birlikte büyük miktarda folik asit depresyon semptomlarının önlenmesinde size çok yardımcı olacaktır. Her gün yaklaşık 2 bardak kerevizi çiğ veya pişmiş halde tüketebilirsiniz. 1 ila 2 hafta düzenli olarak yemelisiniz. Bu sorunun belirtilerini önlemede size yardımcı olacaktır. Ek olarak, bunun yerine soğan da kullanabilirsiniz.

Badem: Badem, depresyon için etkili ev ilaçlarından biri olarak görülebilen çinko ile birlikte B12 vitamini bakımından zengin.

Kuşkonmaz: Kuşkonmazdaki pek çok güçlü bileşik bu hastalığın çeşitli semptomlarıyla mücadelede size yardımcı olabilir.

Kuşkonmaz ayrıca E vitamini ile birlikte folat bakımından zengindir ve bu da beynin işleyişini artırıp iyi bir ruh hali elde etmede yardımcı olabilir.

Buna ek olarak kuşkonmaz, beyindeki serotonin üretiminden sorumlu olan triptofana da sahiptir. Dolayısıyla, ruh halinizi dengeye getirecektir.

Ispanak: Birçok çalışmaya göre depresyona neden olan başlıca sebeplerden biri folik asit eksikliğidir. Birçok bilim adamı, depresyondan muzdarip olanların normal insanlara oranla folik asit açısından düşük olduğunu keşfetmiştir.

Serotonin seviyeleri, folik asitten yoksun olduklarında düşecek ve depresyona neden olacaktır. Günlük gereksinimi karşılayan folik asidin en az 200 mikrogramını günde tüketmeniz yeterlidir.

Pişmiş halde 3/4 fincan ıspanak tüketmeniz, gereksinimi karşılamanıza yardımcı olabilir. (8)

Meyan kökü: Bu bitkinin ana faaliyeti, insan vücudunun “stres hormonu” olarak da bilinen kimyasal kortizol üzerine kuruludur. Meyan kökü, vücutta kortizol üretimini engelleyebilen bir kimyasal olan glisyrrizin içerir.

Bu olduğunda, depresyon semptomları da kaybolmaya başlar ve kişinin ruh hali sabitleşir. Bununla birlikte, meyan kökünün bazı ilaçlarla etkileşime girip vücutta komplikasyonlara neden olabileceğini söylemek önemlidir.

Bu nedenle bu bitkiyi kullanmaya başlamadan önce doktorunuza danışmanız önemlidir.

Papatya: Birçok depresyon vakasında belirgin düzelme sağlanmaktadır. Papatya etkili bir yatıştırıcıdır. Takviyeleri veya çayı şeklinde tüketilebilir. Bu bitkinin sıvı özütü her yerde kolaylıkla bulunur. Bununla birlikte, papatya bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara neden olabilir ve bu nedenle bu otun sadece bir tıp uzmanının rehberliğinde kullanılması önemlidir. (9)

Epsom tuzu: Yatıştırıcı sıcak banyolar her zaman yatıştırıcıdır ve vücudunuzun ısısını yükselterek ruh hali ve endişenizi düzenler. Ek avantajlar için, Epsom tuzlarına başvurun.

Tuzlardaki magnezyum sülfatın anksiyete ve tansiyonu düşürdüğü gösterilmiştir.

Ayrıca sakinleştirici kokuların faydalarını elde etmek için banyo suyunuza lavanta veya vanilyalı uçucu yağlar eklemeyi deneyebilirsiniz. (10)

Yeşil çay: Depresyon için en basit, ancak en etkili ev ilacı, yeşil çay alımının miktarını arttırmaktır.

Bazılarınız kahve içmeyi tercih edebilirsiniz, ancak aslında kahve, depresyonu kötüleştirebilecek en önemli katalizörlerden biridir.

L-theanine gibi birçok temel besin maddesi içeren yeşil çay, ruh halinizi iyileştirebilir ve yorgunluğunuzu giderebilir. Sonuçları en üst düzeye çıkarmak için, özellikle kahvaltıdan sonra günde birkaç kez yeşil çay içmelisiniz.

Muz: Muz sadece fiziksel gücünüz için değil aynı zamanda zihniniz için de iyidir. Magnezyum bakımından zengindir. Bu nedenle, muz depresyon için en iyi ev ilaçlarından biridir. Mutlu bir akıl sağlığı durumu için günde 2-3 muz yemelisiniz.

Kabak çekirdeği: Muz gibi, kabak çekirdeği de depresyonun ortadan kaldırılması için yararlı magnezyum bolluğu içerir. Balıklarda bulunan sağlıklı yağlar kabak çekirdeği olarak da sunulmaktadır. Bu sağlıklı özelliklerle kabak çekirdeği, depresyonun çabucak ve zahmetsizce atılmasına yardımcı olabilir. Lezzeti daha iyi hale getirmek için biraz tuz ilave edebilirsiniz. (11)

Источник: https://www.acil.net/depresyona-ne-iyi-gelir/

Kasık Ağrısı Neden Olur, Nasıl Geçer?

Geçmeyen Ağrı Depresyona Neden Olur Mu?

Kasık ağrısı neden olur, nasıl geçer? adlı bu yazımda kasık ve alt karın ağrısının sık görülen nedenleri, tanı testleri ve tedavileri hakkında ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.

Kasık Ağrısı Nedenleri

Kasık ve karnımızda birçok organ olduğu için kasık ağrısının birçok muhtemel sebebi vardır.

Yumurtlama ağrısı (Mittelschmerz)

Yumurtlama sırasında sıklıkla kasık ağrısı oluşur. Bu ağrıya mittelschmerz (Almanca “ortada oluşan ağrı” demektir) denir çünkü genellikle iki adet kanamasının ortasındaki olağan yumurtlama zamanına denk gelir.

 Yumurtlama ağrısı, genellikle kasıkta kramp tarzı hafif bir ağrı olarak hissedilir fakat bazı kadınlarda oldukça şiddetli olabilir. Yumurtlama ağrısının şiddeti aydan aya değişebilir, fakat genellikle beklenen adetten yaklaşık iki hafta önce olduğu için zamanı önceden bilinebilir.

Yumurtlama ağrısı genellikle bir-iki gün sürer. Yumurtlama tedavisi gören kadınlarda, yumurtlama ağrısı daha şiddetli olabilir.

Adet ağrısı (dismenore)

Adet ağrısı, kasık, alt karın, bel ve/veya üst bacaklarda aralıklı bir ağrı olarak hissedilir. Bazı  kadınlar, ağrının yanında ağırlık veya doluluk hissederler. Bu sırada vücudun tüm kaslarında ağrı hissedilebilir ve bulantı ve ishal görülmesi olağandışı değildir.

Bazı kadınlar ilk adetlerinden itibaren adet ağrısı çekerler (primer dismenore). Adet ağrısı aydan aya değişebilir, yaş ilerledikçe yada çocuk doğurduktan sonra azalır veya aynı kalır. Eğer adet ağrısı gittikçe şiddetlenirse, bu başka bir sorun olduğunu gösterir.

Bazı kadınlarda da ilk adetten bir süre sonra ortaya çıkan veya zaman geçtikçe şiddetlenen adet ağrısı vardır (sekonder dismenore). Bunun en sık nedeni endometriozistir. Diğer nedenler adenomyozis, myomlar, rahim polipleri, spiral, barsak hastalığı, enfeksiyon ya da karın içi yapışıklıklardır.

Myom

Myomlar basınç hissi veya kasık ağrısına neden olabilen, rahmin kas dokusundaki iyi huylu urlardır. Myomun şikayete neden olup olmaması büyüklüğüne ve rahimdeki yerleşimine bağlıdır.

Küçük myomlar hiçbir şikayet vermeyebilir fakat büyük myomlar idrar torbası yada barsak gibi komşu yapılara bası yapabilirler. Rahim boşluğu içinde yada yanında bulunan rahim myomları, sıklıkla fazla adet kanamasına yol açar ve adet ağrısını artırabilir.

Nadiren myomun içindeki doku dejenere olur ve ani, şiddetli kasık ağrısına yol açar.

Adenomyozis

Rahim iç zarının rahim kasının içinde bulunması durumuna adenomyozis denir. Adenomyozis adet ağrısı ve aşırı adet görmeye neden olabilir. Adenomiyozis teşhisi zordur ve kesin teşhis ancak rahmin alınıp incelenmesi ile konabilir. Ultrason ve MR bazen adenomiyozisi teşhis etmek için yararlı olabilir.

Rahim ve tüplerdeki enfeksiyon

Rahim ve tüplerdeki enfeksiyon genellikle aniden başlayan kasık ağrısı ve bazen ateşe neden olur.

Enfeksiyon tedavi edildikten sonra, tüpler ve yumurtalıklar etrafında oluşan yapışıklıklar, kronik (kalıcı) karın veya kasık ağrısına neden olabilir.

Tüpün uç kısmının tıkanması tüpün içinde sıvı toplanmasına (hidrosalpenks) neden olur. Ara sıra, hidrosalpenks burkulabilir ve kasık ağrısını daha da şiddetlendirebilir.

Yumurtalık kisti

Normalde her ay yumurtalıklardan birinde bir yumurta kesesi oluşur. Yumurtlama sonrası bazen bu kesenin içi kanla dolar ve kist oluşur. Bu kistler birkaç ay içinde kendiliğinden kaybolurlar. Ancak bazen kistten sıvı sızması nedeniyle kasık ağrısı görülebilir. Nadiren, kistin ağırlığı nedeniyle yumurtalık burkulur (torsiyon) ve ani, çok şiddetli kasık ağrısına neden olur.

Endometriozis

Endometriosis, normalde rahmin içinde bulunan dokunun (endometrium) kasık ve karındaki diğer organların yüzeyinde bulunmasıdır. Endometriozis, adet ağrısı veya adet döngüsünün diğer zamanlarında ortaya çıkan kasık ağrısına neden olabilir. İlişki sırasında ağrıya da neden olabilir.

Enteresan olarak, bu hastalığın yol açtığı kasık ağrısının şiddeti her zaman endometriozis şiddeti ile orantılı değildir. Bazen, çok hafif bir endometriozis şiddetli ağrıya sebep olurken şiddetli bir endometriozis hiç rahatsızlık vermeyebilir. Kesin teşhis için laparoskopi yapılır.

Karın içi yapışıklıklar

Alt karın bölgesindeki yapışıklıklar kasık ağrısına neden olabilirler. Yapışıklıkların nedeni endometriozis, geçirilmiş bir ameliyat veya enfeksiyon olabilir. Yapışıklıkları teşhis etmek için laparoskopi yapılır.

Diğer kasık ağrısı nedenleri

Bağırsak problemleri kasık ağrısına neden olabilir. İshal, kabızlık ve şişkinliğin (gaz) görüldüğü ve stresle alakalı olabilen bir hastalık olan “iritabl barsak sendromu” sık görülen problemlerden biridir.

Crohn’s hastalığı gibi enflamatuar barsak hastalıkları kasık ağrısına neden olabilir. Orta yaşlı kadınlarda, divertikülozis (barsak duvarının dışarı torbalaşması) kasık ağrısı yapabilir.

Bu divertiküller, iltihaplanabilir ve gittikçe şiddetlenen kasık ağrısına neden olabilir (divertikülit). Bazen fıtık  kasık ağrısı yapabilir.

İdrar yolları problemleri de kasık ağrısı nedeni olabilir. İdrar torbası enfeksiyonları (sistit) ve böbrek taşları genellikle idrar yaparken yanma, acıma ve sık idrara gitmeye neden olurlar. İntersitisyel sistit gibi kronik idrar yolları problemleri de kasık ağrısıyla birliktedir. Bazı kadınlarda, karın duvarındaki kas yaralanmaları ağrıya sebep olabilir.

Geçmişte suiistimal edilmiş yada cinsel saldırıya uğramış kadınların sonradan şiddetli kasık ağrıları yaşama ihtimali daha fazladır. Cinsel suiistimale  uğramış  olan  her  kadının  bu  bilgiyi  doktoru  ile paylaşması çok önemlidir.

Kasık Ağrısı İçin Tanı Testleri

Ayrıntılı bir hikaye kasık ağrısının nedenini saptamadaki ilk adımdır. Muayene sonrası kan testleri istenebilir ve kültür alınabilir.

 Ek testler

  • Ultrason
  • CT veya MR
  • İlaçlı bağırsak filmi veya kolonoskopi (kalın bağırsağın doğrudan görüntülenmesi)

Laparoskopi: Önceki testlerde kasık ağrısının nedeni bulunamadığında laparoskopi yapılır.  Laparoskopi ameliyatı sırasında, hekim laparoskop denilen küçük bir izleme aletini göbeğin yakınındaki bir kesiden karın boşluğuna yerleştirir ve karın içi organlar gözlenir. Laparoskopi sırasında bazı problemler tedavi de edilebilir.

Bazen, kasık ağrısı için hiçbir neden saptanamaz. Kasık ağrısının tam nedeninin belirlenememesi hastada hayal kırıklığı yaratabilir. Sevindirici olan, kasık ağrısının kesin bir nedeni belirlenemese bile, tedavisinin olmasıdır. Ağrı kesiciler, bilgilendirme ve diğer tedaviler, kasık ağrısının kaynağı açık olmadığında bile faydalı olabilirler.

Kasık Ağrısı Tedavisi

Kasık ağrısı tedavisi, kasık ağrısının nedenine bağlıdır. Neden bağırsak veya idrar yolları sorunu ise uygun şekilde tedavi edilir.

Kasık ağrısı için ilaç tedavisi

Adet ağrısı ve yumurtlama ağrısı ağrı kesicilerle tedavi edilir (Apranax, Brufen gibi).

Doğum kontrol hapları veya progestin ilaçları (hap veya iğne) adet ağrısı yada endometriozis nedenli kasık ağrısını azaltmak için kullanılabilir.

GnRH agonisleri, endometriozis nedenli kasık ağrısını kontrol etmek için 3-6 ay kullanılabilir. Kemik erimesini önlemek için beraberinde düşük doz öströjen ve/veya progestin verilebilir.

Kasık ağrısına depresyon eşlik ediyorsa, depresyon ilaçlarıyla birlikte uygulanan psikolojik danışma sıklıkla kasık ağrısına da iyi gelir.

Kasık ağrısı için diğer tedaviler

Kronik (uzun süreli) kasık ağrısından muzdarip kişiler, sinir bloğu, stres yönetim teknikleri, fizik tedavi, gevşeme yöntemleri ve biofeedbackten fayda görebilirler. Elektronik sinir uyarısı ve akupunktur denenebilir. Kronik ağrı ile baş etmeye yardımcı olması için grup terapisi yapılabilir.

Kasık ağrısının ameliyatla tedavisi

Laparoskopi sırasında yapışıklıklar açılabilir ve endometriozis alanları yakılarak yok edilebilir.

Rahim ve/veya yumurtalıkların alınması, diğer yöntemlerle tedavi edilemeyen kronik kasık ağrısı tedavisinde son seçenektir. Bazı hastalarda ameliyata rağmen kasık ağrısı geçmeyebilir.

İlgili Yazı Yok.

Источник: https://canersonmez.com/index/2011/11/kasik-agrisi-neden-olur-nasil-gecer/

Göz Ağrısı : Neden Olur, Nasıl Geçer?

Geçmeyen Ağrı Depresyona Neden Olur Mu?

Göz ağrısıyla birlikte görülen ilk belirti zonklama şeklindeki ağrıdır. Ağrıyı bıçak saplanır gibi keskin bir yanma ve sızlama takip eder. Ağrıların genel olarak sebebi gözlerin yorulması ve zorlanmasıdır. Bilgisayar karşısında uzun süre vakit geçirmek, uykusuzluk, aralıksız kitap okumak gibi aktiviteler gözleri yoran faktörlerdir.

Özellikle bilgisayar karşısında çalışırken dinlendirici gözlük kullanmak gözleri bilgisayar ekranının yaydığı zararlı ışınlardan korurken gözleri dinlendirmek de ağrıların oluşumunun önüne geçer. Gözde oluşan ağrı gözün yüzeyinde ya da daha iç kısımlarında olabilir.

Göz ağrılarının bir kısmı kolay tedavi yöntemleriyle geçebilirken, çok ciddi durumlarla da karşılaşılabilir.

Gözdeki ağrılar, gözün yüzeyinde ve iç kısmında gelişen bazı hastalıklar sebebiyle yaşanabilir. Gözün yüzeyindeki yani dış kısmındaki ağrılar çoğunlukla alerjik ya da iltihabik sebeplerden meydana gelir. İç kısımdaki ağrılar ise daha ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Tedavi edilmediği takdirde görme kayıplarına dahi neden olabilir.

1. Göz yüzeyinde oluşan ağrılar

Göz yüzeyinde oluşan ağrılar, genellikle en sık karşılaşılan ağrı şeklidir. Göze kaçan kirpik, makyaj malzemelerinin yaptığı alerjiler, toz ve temizlik maddeleri iritasyona yol açabilir.

Belirtileri arasında ise; sulanma, kızarma, kaşınma ve ağrı yer alır. Bu yüzeyde görülen göz ağrısına konjonktivit denir. Göz kapaklarının altının ve göz akının iltihaplanması durumudur. Alerjik ya da enfeksiyon kaynaklı olarak görülebilir.

Yüzeyde karşılaşılan bu ağrının başlıca nedenleri şunlardır:

  • Kontakt lens tahrişi: Kontakt lens kullanımı zor ve meşakkatlidir. Hijyeni çok önemlidir. Gece yatarken lenslerini çıkarmayan kişilerin genellikle gözlerinde tahrişe meydana gelir. Bu tahriş de gözde ağrı oluşmasına sebep olur.
  • Kornea abrazyonu: Gözü kaplayan saydam yüzeye kornea adı verilir. Kornea abrazyonunda kişi gözünde bir şey varmış hissi yaşar. Gözde batma, ağrı ve yanma hissedilir.
  • Yaralanma: Tahriş edici kimyasallara uzun süre maruz kalmak ve yanıklar gözde ağrıya neden olur. Çamaşır suyu, solaryum makinesi, güneş ışığını, kaynak makinesi gözde ağrı oluşmasının sebeplerindendir.
  • Blefarit: Göz kapağı iltihabıdır. Her yaşta görülebilen oldukça yaygın bir hastalıktır. Tedavi edilmezse kronik bir hal alabilir. Ön blefarit ve arka blefarit olarak ikiye ayrılır. Ön blefaritte göz kapağının dış kısmı ve kirpik dipleri etkilenir. Arka blefaritte ise göz kapağının iç kısmı etkilenir. Gözyaşı bezelerinin normal çalışamamasına neden olur. Belirtileri arasında; gözlerde yanma, batma, kızarma, sulanma ve gözde ağrı bulunur. Görme açısından bir sıkıntı yaratmaz. Ancak tedavi edilmezse ilerleyen safhalarda arpacık oluşmasına neden olabilir. Göz kapak ağrısı nasıl geçer? Bu konuda uygulanabilecek en iyi yöntem çay poşetlerini soğutarak ağrı olan bölgeye pansuman yapmaktır.
  • Arpacık: Göz kapağında oluşan şişlik ya da nodüle arpacık denir. Arpacık şişlik nedeniyle göz üstü ağrısına ve rahatsızlığa neden olur.
  • Göz nezlesi: Göz nezlesi, konjonktiva denilen göz kapaklarının iç kısmı ile göz akının bir kısmını örten ince zarın iltihaplanmasıdır. Genel sebebi ise alerjiler ve enfeksiyondur. İltihap kaşıntıya, kızarıklığa ve ağrıya neden olur.

2. Göz içinde oluşan ağrılar

Göz içinde yaşanan ağrılar, yüzeyinde yaşanan ağrılardan daha az görülür. Fakat daha ciddiye alınması gerekir. Görme bozukluğuna ve gözde kalıcı hasara neden olabilir. Göz içinde yaşanan ağrıların nedenleri şunlardır:

  • Glokom: Belirtisi gözün içerisinde hissedilen baskıdır. Göz tansiyonu olarak bilinen glokom, göz içi basıncın sıklıkla yükselmesi nedeniyle göz sinirlerinde hasara neden olur. Bu nedenle de görme alanı yavaş yavaş daralır. Sabahları belirgin baş ağrılarına, zaman zaman bulanık görmeye, özellikle televizyon izlerken göz çevresinde ağrıya neden olur.
  • Optik nörit: Optik sinir iltihap kaparsa görmede kayıp ve gözde ağrı yaşanabilir. Genellikle tek gözde ortaya çıkar. Bazı durumlarda iki gözde de karşılaşılan bir hastalıktır. Her iki gözde de görülen göz sinir iltihabı, multipl skleroz varlığının bir göstergesi olabilir.
  • Sinüzit: Sinüslerde oluşan enfeksiyon, gözlerin arkasında bir baskı hissedilmesine neden olur. Enfeksiyon tedavi edilmez ve ilerlerse, gözlerden birinde ya da ikisinde birden şiddetli ağrılar görülebilir.
  • Migren: Baş ağrısının yanı sıra gözlerde de ağrıya sebep olan migrene, göz migreni de denilir. Göz migreni genelde genç kadınlarda görülür. Ataklar sırasında baş ağrısı, göz ağrısı, mide bulantısı gibi şikayetler görülür. Migren ağrısı öncesinde hastalar, gözlerinin önünde ışıklı çizgiler ve ışık çakmaları görürler. Bunun hemen akabinde 10-15 dakika sonra migren atağı yaşanır. Bunun sebebi beyin damarlarında yaşanan daralmadır. Bazı göz migreni olan hastalarda, yarım baş ağrısı ve ağrının olduğu tarafta 1 saatten az süren geçici görme kaybı yaşanabilir. Bu durum nadir de olsa retina tabakasında kalıcı hasara ve kalıcı görme kaybına yol açabilir.

Göz ağrısını geçirmek için tıbbi birkaç yöntem mevcuttur. Göz ağrısının altında yatan neden çok ciddi değilse ve göz ağrısının sebebi biliniyorsa bazı oral yolla alınan ilaçlar ve bitkiler tedaviye yardımcı olabilir.

1. Tıbbi tedavi

Uygulanan bazı tıbbi yöntemler sayesinde yaşanan yanma, batma, kaşıntı ve ağrılardan kurtulmak mümkün. Gözde bir enfeksiyon varsa hekiminizin reçete ettiği ilaçları aksatmadan kullanmanız yararınıza olacaktır. İlerlemiş basit rahatsızlıklar görme kayıplarına kadar varabilir.

  • Antibiyotikler: Antibakteriyel göz damlaları, oral yolla alınan antibiyotikler enfeksiyon tedavisinde kullanılır. Gözde ağrıya neden olan göz nezlesi ve korneal abrezyon gibi enfeksiyon hastalıklarında kullanılır.
  • Antihistaminikler: Göz damlaları ve oral yolla alınan antihistaminikle, alerjiye bağlı oluşan göz rahatsızlıkları ve ağrılar tedavi edilir.
  • Göz damlaları: Göz tansiyonu olan kişilerde göz içindeki baskıyı azaltmak için göz damlaları kullanılır.

2. Bitkisel ve diğer tedavi yöntemleri

Gözde oluşan ağrıları azaltmak için ilaç tedavileri dışında evde basit yöntemler de uygulanabilir. Bu yöntemler de oldukça etkilidir. Göz içinde oluşan çok ciddi rahatsızlıkların tedavileri dışında, basit rahatsızlıklar için etkili olabilecek yöntemler şunlardır:

  • Soğuk kompres uygulaması: Blefariti ve arpacığı olan hastalarda, nemli havluyla göze kompres olarak uygulamak gözdeki ağrının giderilmesinde yardımcı olur. Bu yöntemle tıkalı yağ bezeleri temizlenmiş olur. Ayrıca gözde oluşan şişlik ve kızarıklığa da iyi gelir.
  • Papatya çayı: Bir bardak papatya çayını buzdolabına koyup soğutun ve soğutulan papatya çayından biraz pamuğa dökerek göz etrafını pamukla silin. Göz ağrılarını çok çabuk şekilde geçirecek bir yöntemdir.
  • Salatalık: Salatalığın içerisindeki mineraller ve vitaminler cilt için çok faydalıdır. Gözde oluşan şişlik, tahriş, kaşınma ve ağrıya iyi gelir. Salatalığı soyup yuvarlak şekilde doğrayarak gözlerinizin üzerinde 15 dakika bekletin. Ağrıların hafiflemesi için etkili bir yöntemdir.
  • Yeşil çay: Gözde bulunan iltihap ve kaşıntının iyileşme sürecini hızlandıran yeşil çay, gözde oluşan mikrop sorununa da iyi gelir. Yeşil çayı buz dolabında soğutun ve sonra pamuk yardımıyla göz çevrenizi silin. Haftada 4 gün, günde 2 kere uygulanabilir.

Источник: https://sebboy.com/goz-agrisi-neden-olur/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть